gerek pc oyunlarından gerekse zamanında xda gibi forumlardan dosyalar çekmek için oluşan gereklilikten hatrı sayılır bir ingilizce temelim vardı.

lise ve üniversite döneminde neredeyse hiçbir şey katmadım, üniversite sonrası da komple saldım zaten.

şimdi tekrardan başlamak istiyorum ki bu isteğin sebebi temelin sağlam olduğunu geçen sene farketmem. iş yerinde inguşetya lı genç bir iş arkadaşım vardı, anlaşamadığımız konuları ya da başka bir dilde bilmediğimiz garip şakaları ingilizce ile çözmeye çalışıyorduk.

öyle böyle derken 8 - 10 ayda bu temelin üzerine çok fazla şey ekledim ki bunu sadece günlük konuşmaların vesilesiyle başardım.

garip olansa gramer hariç oldukça iyi denilebilecek temelim varmış ve ben bunu hiçbir zaman farketmedim. geçmişte len ben bunu öğrenirim diyip birkaç heves denemesi yaptım fakat biz türklerde olan hastalıklı derecede detaylı öğrenme şeysi yüzünden bırakmıştım.

özellikle türk arkadaşlarla geliştirmeye çalışırken bir sorun farkettim; çoğu kişi sadece hatalarınıza odaklanıyordu. standart bir insandan kimse çok çok iyi konuşmasını beklemezken biz türklerde anlam veremediğim öyle bir beklenti vardı.

birkaç ecnebi ülkeye gittim, özellikle turistik yerlerde günlük hayatta kullandığınız pek çok cümle ile ciddi anlamda işlerimi halledebildiğimi gördüm.

ama karşımdaki bir türkse bu şey kolay kolay olmuyordu. galiba biraz fazla kasıyoruz.

neyse, konuya geleyim;
ulen ben bu ingilizce zıkkımını hafif öğrenmeye başladığımda bilgi kaynaklarının hayvani derecede çoğaldığını farkettim, yt kısa videolardan tutun da okuduğunuz herhangi bir kitaba kadar çok ciddi bir bilgi havuzu buluyorsunuz.

bunu görünce yaş da geç olmadan len neden b2 ya da daha uzak bir ihtimal olan c1 e kadar gitmiyorsun dedim. bu konuda herhangi bir tavsiyesi olan var mı?

seviye olarak galiba basit bir dille yazılan kitapların çoğunu rahatlıkla anlayabilirim, kelimelerle de aram iyi. şu anda ana eksiklik gramer olarak görünüyor fakat ben hem anlama, hem okuma hem de yazma olarak en azından b1 hedefliyorum.

okuma, yazma vs olarak muhtemel b1, gramer olarak muhtemelen bu seviye değil.

ha altyazılar olmadan film vs de izleyebilirim ve hatrı sayılır bir kısmını oldukça iyi anlayabilirim.

özellikle ingilizce için herhangi bir tavsiyesi olan var mı? bana sanki gramer konusunu çözersem gerisi çok ama çok kolay olabilecek gibi geliyor, en azından günlük hayatı tamamen kurtarabilirmişim gibi geliyor.

ayrıca ortalama bir insan için hangi seviye yeterli olur? bu kaynak bolluğu konusu çok ama çok ilgimi çekti açıkçası. mesela 22 yaşından sonra gittiğim ülkenin dilini öğrendim fakat hiçbir zaman küçüklükten temelini attığım ingilizce gibi değil.

mesela bir metni okuduğum zaman kafamda çevirme ihtiyacı duyuyorum fakat ingilizce olayında bu çok daha sorunsuz çalışıyor. aynı şekilde düşünme olayı da, kafamda türkçeden ingilizceye geçiş çok daha çetrefilsiz. nasıl anlatayım bilmiyorum, 12 - 13 yaşlarında bir şeyle düzenli olarak karşılaşınca onu o kadar da yabancılamıyorsunuz.

ha bu arada samsung galaxy young s5360 a rom yüklemek için xda dan çeviri olmadan sözlükte vs rom çekmeye çalışıyordum, hey gidi günler hey. 😀

acelem yok, 1 - 1.5 senede ne çözersem kar benim için.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Faruk @talebekedi

    aramızda dilci bir arkadaşımız var @huseyinekrem ben de bu konuda onun yorumlarını merak ediyorum 🙂 belli bir seviyeye geldikten sonra, ortalama üstü seviyelere (Upper-Intermediate / B2) çıkması daha zor oluyor sanki, ben de ingilizce üzerine sistematik bir şekilde çalışmadım hiçbir zaman, genelde kısmi maruziyet üzerinden öğrendim ne öğrendiysem, ama sistemli çalışma olmayınca dile maruz kalma yöntemi de ancak halk seviyesinde ortalama bir noktaya getirebiliyor insanı, sistemli ve devamlı çalışma elzem görünüyor sanki..

    • Ekrem @huseyinekrem

      Zorunda kalmazsan dil öğrenmek çok zor oluyor bir seviyeden sonra. O kadar zor ki onunla uğraşmak yerine yeni bir dili B1 yaparsın, kolay dillerdense birkaç tanesini 😀

      Bundan sonra ne kadar iyi öğrenirseniz öğrenin küçükken öğrendiğiniz gibi olmayacak, mümkün değil zaten. Çünkü beyin daha gelişim aşamasında her şeyi sünger gibi çekerken bir kaç yabancı dili bile rahatlıkla öğrenebilirsiniz. Ana dil gibi olur. 20 küsür yaşından sonra çok zor.

    • awacs7n @pesatalim

      hocam ilk ülke dışına çıktığımda ilk sene neredeyse sıfır seviye öğrendim, başlangıçta maruz kalarak öğreneceğimi düşünüp neredeyse sıfır çalıştım.

      hatta aynısı ikinci sene de devam etti, sonra bu yanlışı görüp yöntem değiştirdim.

      galiba küçük de olsa düzenli adımlar şart.

    • awacs7n @pesatalim

      @huseyinekrem kesinlikle öyle hocam, 20 li yaşların başında deneyimlemiştim bu olayı.

      diyorum ya ngilizce bana hiç yabancı gelmiyor daha küçük yaşlarda deneyimlediğim için, hazır elimde böyle bir fırsat varken gramer olayını çözüp devam edeyim diyorum.

      ha bu arada ana dil seviyesinde konuşmanın yaşı en fazla 17 - 18 deniyordu, ne kadar doğru bilmiyorum. zaten belli bir yaştan sonra aksan oturmuyor pek.

  • gio @gio

    tandem’den bayan (ya da kimden hoşlanıyorsan artık) bul bol bol sesli mesaj veya aramayla konuşmaya çalış. duy ve sen de konuş bu sayede kafanda çevirmeye vaktin olmayacak dil daha doğal akacak. bu yüzden film izlemek çok faydalı ben voscreen tavsiye ediyorum ingilizce sınavında onun çok faydası olmuştu.

    kelime hazinesi için en iyisi kitap ve metin okumak. dil kuralları için zaten hoşuna giden seviyene uygun düzgün herhangi bir gramer kitabı iş görür, düzensiz fiiller phrasal verbs yaygın tenseleri çözdükten sonra gerisi akar…eğer o dilde flörtleşebiliyorsan çözmüşsündür demektir. bak rusya’ya inşaat işine giden elemanlarımız nasıl çözüyorlardı zamanında 6 ayda kiril alfabesiyle yazılan takır tukur diye ses çıkaran dili 🙂

    not: çeviri için google translate kullanma context.reverso gibi siteleri kullan, oralarda bir kelimeyi bağlam örnekleriyle görebiliyorsun. özellikle deyimlerde vs işe yarıyor ama dikkatli ol saçmalayabiliyor. başka bir iyi çeviri uygulaması deepl cümle çevirilerinde çok iyi çalışıyor hatta pdf’i atıyorsun çevirirken pdf’deki fontu vs koruyarak sana tekrar çıktı verebiliyor.

    • awacs7n @pesatalim

      çeviri tavsiyesi için çok teşekkür ederim hocam.

      başlangıçta müziklerin vs daha çok yardımcı olduğunu düşünüyordum fakat kullanılan dili anlamanın hem tempodan hem de kelimelerden dolayı çok daha zor olduğunu farkettim.

      bazı yetenekli arkadaşlar var, gittikleri yerde gerçekten 5 - 6 ayda çözüyorlar.

      film olayını geçenlerde denedim kendi seviyemi merak ettiğim için, kulak çok daha çabuk alışıyor. ben çeçen arkadaşla güzel geliştiriyordum fakat şirketten ayrılınca kaldık öyle.

  • Ekrem @huseyinekrem

    Çok klasik olacak ama herkes gibi kitap okuyarak yapabilirsiniz. Sevdiğiniz bir türde, hatta bildiğiniz bir filmin kitabını ingilizce okumak, biknediğiniz kelimeleri çıkarıp ara ara çalışmak benim için ilerletme konusunda en iyi yöntem oldu. Tabi konu konuşma olunca bir işe yaramıyor ama onu da zaten tek başınıza halletmeniz zor.

    • awacs7n @pesatalim

      iş yerinde afrikalı vs arkadaşlar var hocam, günlük hayatta öyle bir imkanım var yani pratik için.

      bununla ilgili bir yöntem buldum, geçenlerde türkçesini okuyup başlangıç sayfalarını da biraz ezberlediğim yeraltından notların ngilizcesini buldum. başlangıç cümleleri vs ezberimde oldupu için gramer direk aklıma giriyordu bazı yerlerde. zaten kelime haznem de fena değilmiş.

"Asla yapamam, başaramam, bunu uçuranlar insan değil" dediğim FPV drone pilotajını öğrendim. Bunun için simülatörde yaklaşık 70 saat eğitim, gerçek dünyada da 20 saat civarı uçuş yaptım.

Ama işin en kötü kısmı, Dji Avata 2 artık benim pilotajımın altından kalkamıyor. Uçmayı öğrendikçe hep daha ileri gitmek, daha agresif uçmak, çarpma riski barındıran manevralar yapmak, ciddi ve sınırları zorlayan akrobatik hareketler yapmak istiyorsunuz. Ama Dji Avata 2, bu manevralarda propwash (drone'un kendi yarattığı hava türbülansı içinde anlık olarak havaya tutunamaması ve anlık irtifa kaybetmesi), hissedilir titreşim ve motorda anlık senkron kaybına uğruyor. Sayısız kez drone düşmek üzereyken son anda manevra yaparak kurtardım.

Ama şunu anladım. Dji Avata 2 kesinlikle agresif freestyle için üretilmemiş. FPV modda daha çok sinematik tek plan çekimleri için üretilmiş. Sinematik tek plan çekimlerinde ise kelimenin tam anlamıyla mükemmel iş çıkartıyor.

Bundan sonraki ilk hedefim gerçek bir FPV drone toplamak ya da anlayan birine toplatmak. O zaman ustalaşırım iyice diye düşünüyorum. FPV dünyasına girmek isteyenler için rehber amaçlı yazdım.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
BeğenFavori PaylaşYorum yap

2 haftadır düzenli şekilde spor yapıyorum ve kalori takibi yaparak düzenli besleniyorum. Rafine şekeri ve sağlıksız yağlı beslenmeyi tamamen bıraktım. Bu arada hayatım boyunca spor yapmamış değilim, ama uzun zamandır bırakmıştım.

-Açlık krizlerim kesildi
-Kendimi inanılmaz dinç hissediyorum
-Mental olarak sebepsiz yere daha mutluyum
-Genel kondisyonum arttı
-Asansörsüz apartmanlara merdiven kullanarak çıkarken yanımdaki 20-28 yaş aralığındaki genç ekip arkadaşlarım tıkanıp kalırken, ben mola vermeden ve nefes nefese kalmadan çıkabiliyorum. 34 yaşındayım.
-Hasta taşırken ya da kurtarma yaparken kaslarım çok daha güçlü hissettirdiği için çok daha az zorlanıyorum.
-1 buçuk kilo verdim. Yağ dokusu azalırken kas dokusunda artış meydana geldi.

Özellikle benim gibi 34 yaşlarına geldiyseniz (kalp atış hızınızı çok artırmadan) spor yapmayı ihmal etmeyin.

Not: Eğer 30 yaş üstündeyseniz ve uzun yıllar boyu kondisyonunuzu koruyacak şekilde spor yapmadıysanız lütfen halı saha maçı, yarı maraton-maraton koşusu, depar gibi kalp hızınızı çok artıran spor dallarından ve grup sporlarından uzak durun. Kalp atış hızınızı 180-190'lara çıkarmak marifet değildir! Bireysel ve kalbi yormadan spor yapın. Bu hafta yine halı sahada maç yaparken kalp krizi geçirme (32 yaş) vakasına gittim.

Not 2: Genç yaşta kalp krizlerinin Covid aşısı ile alakası yok, daha Covid yokken bile çatır çatır halı sahada kalp krizi vakasına giderdim bundan 10-15 sene önce de. Sadece sosyal medya bu kadar yaygın olmadığı için normal vatandaş bunları duymazdı hepsi bu kadar.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 12 / 20

Kıyafet alışverişi yapmam lazım. 32 yaşıma kadar bir şekilde idare ettim ama artık daha dikkat etmem gereken durumlar var o yüzden tavsiye istiyorum.

Uzun, oversize ve kalın pamuklu kumaş düz renk tişört ihtiyacım var. Daha önce grimelance kullandım bır süre ama artık eski kalitesi yok son aldığım seri komple çekti göbeğime gelecek biraz daha zorlasam.

Gömlek almıştım lufiandan keten ama bunarda çok karışıyor. Hava alan güzel kumaşlı öneriler varsa açığım. Pantolon dışında kullanıyorum genelde.

Birde güzel pantolonlar lazım en son igs den aldım fena değillerdi. Yıkana yıkana soldu.

Kıyafet ve mode uzmanlarını göreve davet ediyorum.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 5
  • Fatih @fatihy

    Yakın zamanda m/s den pantolon aldım, fiyatlar makul ve kalitesi güzel gibi,
    Tişört konusunda ise yine yakın zamanda tanesi 400-500 liraya h/m den aldım, pamuklu ve tek renk, desensiz idi. İncecik değil aksine giyince üzerine güzel oturuyor hafif kalın, ben çok sevdim ve 6 tane falan aldım.

    Ayrıca iş için de yakın zaman da Söke yolundaki outlet mağazalarından bir kaç tane ceket ve gömlek aldım. Kampanya yapmışlar, ceketler 2500 liraya geliyor ve gömlekler de 500 ile 1000 lira arasına düşüyor ama minimum harcama tutarı da 4000 lira idi galiba

  • yah erşeyim yah içim @sormadunyamnebicim

    40 beden üstü düzgün modeli olan jean satan yer önerilerine açığım ben de.

  • OrcunFix @orcunfix

    İyi marka kaliteli vs onlar bitti artık. LCW'den ucuzu varsa yapıştır geç. En kötü parçalansa da atarsın gider. Gidip kaliteliden 2 tane alacağına adisinden 10 tane al değiştir değiştir devam et.

  • Emrah Öztürk @emrah-ozturk

    Zara. Uzun süre direnip bir şey almamıştım. Kalın kumaşlı tişörtleri çok düzgün duruyor. Yalnız arada sağından solundan iplik çıkabiliyor, onları almak gerekiyor. Pantolon da aldım geçen sene, o da çok iyi. Gömlekleri de Altınyıldız'dan alıyorum.

Özellikle 17-25 yaş arası erkekler çok yaşlı duruyorlar.Dikkat ettimde büyük bölümü kel yüzleri 35-40 yaşındaki adamlardan bile daha kötü duruyor.Arkadaşımın kardeşi var mesela 19 yaşında kafada saç kalmamış gören 40 yaşında der.32 yaşındayım gerek enerji gerekse dış görünüş olarak çoğundan daha diri duruyorum.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 26

bu 8bitdo ultimate 2 modeli, gamesir t3 ten buna geçince arada bu kadar hız farkı beklemiyordum. tepkileri çok hızlı kolun ve tmr destekli sensörü var yanlış hatırlamıyorsam.

ha bu arada bundan yaklaşık bir hafta önce ultimate 2c almıştım, aradaki ciddi gün farkına rağmen kargolar aynı gün gelince 2c yi açmadan 2 ye bakayım dedim ve şarj istasyonu konusunu beğenince 2c nin kutuyu hiç açmadan ek olarak siyah bir tane ultimate 2 siparişi verdim.

2c yi de yabana atmayalım, bütçeyi geçtim güncel en hızlı kollar listesinde de çok iyi bir konumda diye hatırlıyorum. hazır konuya girmişken gamesir ve diğer koldan da bahsedeyim;

gamesir t3 modeli, fiyat için gayet iyi fakat şu anda piyasada yok galiba. yaklaşık 3 sene dayandı fakat en son masanın üzerine düşünce bozuldu. bir ara içi açılıp uğraşıldı vs bir şekilde çalışır hale geldi.

diğer kolun markasını vs hatırlamıyorum, öyle r l tuşlarında mesafe vs yok. gamesir t3 de var, bayağı da düzgün çalışıyor. ha bu arada ultimate 2 de bayağı bağlantı seçeneği var ve güncelleme ile switch 2 desteği de geldi diye hatırlıyorum.

arkadaki mekanik anahtardan r l taşlarının ayarını değiştirebiliyorsunuz, direk tuş gibi tık şeklinde basabildiğimiz bir ayarı da var.

ultimate 2 ile ilgili şimdilik sağdaki tuşların basma hassasiyetini sevmiyorum, bir de sol joyistiğin aşağıda olmasını tercih ederdim.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Eşim, doğum günüm için şöyle bir el tipi elektrikli süpürge almış. Aynı zamanda basınçlı hava püskürtme özelliği de var. Elim ayağım oldu resmen. Uzun zamandır bu kadar nokta atış, işime yarayan bir ürünüm olmamıştı diyebilirim.

Hazır gelmişken oğlumun ekran kartını da temizleyeyim dedim, gerçekten işimi çok kolaylaştırdı. 🙂 Teknoseyir kullanıcıları gibi teknoloji ile haşır neşir insanlar için bence herkeste olması gereken bir ürün. Bozulursa mutlaka yenisi alınacak ürünlerim arasına girdi.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 11 / 17

Nasıl kas kütlesi kaybetmeden ve spor yapmadan 16 kilo verdim yazısı. Belki birinin işine yarar.

76 kiloydum. Askere gittiğimde hem oradaki yemek koşullarından hem de zatürre geçirdiğim için 61 kiloyla döndüm. Geri geldiğimde 3-4 ay içinde 88 kiloya çıktım. Baktım artış durmuyor, haftalar süren araştırmalar sonucu ortalıkta dolaşan kulaktan dolma yanlış bilgileri ve popüler olduğu için tık getiren palavraları eleyerek kendime bir süreç yarattım. Günde 50 gram şundan yiyin kibrit kutusu kadar bundan yiyin, günde bir öğün yiyin bir tabak yiyin vs. şeklindeki palavra diyetler yerine uzun süreli düzgün beslenmeyi seçtim. Diyet işi kalıcı değil. Yemek miktarını aşırı azaltmak da yetersiz lif, vitamin, mineral, protein aminoasit vs. alımı yüzünden bağırsaklar ve organlar için iyi değil. Bu yazdıklarımın bazıları size "olur mu öyle şey yaaa" diye gelebilir ancak tekrar ediyorum yazdıklarımın hepsi hem kilo hem sağlık açıdan çok uzun akademik literatür taraması ile vardığım sonuçlar. Hiçbiri haber sitelerinden veya tiktoktan edinilmiş bilgiler değil. Hepsini akademik araştırmalar ve alanında uzman olan doktorların bilgilerinden derledim. (ayda 1 kitap çıkaran sosyal medya doktorları değil). Katılmadığınız kısımları kendiniz de araştırabilirsiniz. AI'lar çok güzel literatür taraması yapabiliyor artık.

-İlk olarak paketli abur cuburu kestim bitter çikolata hariç. Hem tamamen kesmek kalıcı olmuyor hem de bir miktar şekere ihtiyacımız var. Şekeri sıfırlamak yanlış bir iş. Ona da vücudun ihtiyacı var, özellikle beynin. Buna istinaden meyve miktarını azalttım ama sıfırlamadım. Günde 1 porsiyon, max 2 porsiyon. Porsiyon dediğimiz şey kabaca 1 portakal 1 porsiyondur. Meyve şekeri çok da sağlıklı değil. Yazın güzel meyveler çıktığı için aştığım oluyor. Genel olarak dikkat etmeye çalışıyorum ama canım çok isterse de kısıtlamıyorum. Arada ev yapımı tatlı aşırdığım da oluyor, ama arada. Aslında paketli aburcuburların da görece zararsız olanları var ama fiyatları çok uçuk. İçinde süt yağı, egzotik yağ ve modifiye nişasta bulunmayan protein bar gibi şeyler yenebilir. -Modifiye nişasta paketli gıdalara hacim ve ağırlık eklemek için kullanılan besin değeri sıfır, bomboş ve sıkıntılı bir şey-

-Ekmeği sıfırlamadım, tam buğday ekmeği ve normal beyaz ekmeği dengeleyerek günde 4-5 dilim olarak ortalama bir miktar belirledim. Azı veya fazlası oluyor. Çok da dikkat etmiyorum.

-Önce süt yağı içeren her şeyi kestim. İşin en önemli kısmı burası. Doymuş yağ içeren her şeyi bıraktım. Tereyağı ve egzotik yağlar(palm, hindistan cevizi). Bunlardaki doymuş yağ aşırı yüksek. Hem kilo açısından, hem kalp damar sağlığı açısından bu iş kritik. Kalp damar hastalıklarının tamamı doymuş yağ ve kolesterol kaynaklıdır. Süt yağı tamamen kesilecek. Yemeklere zeytinyağı veya herhangi bir başka sıvıyağ konabilir. Ardından yemeklerdeki yağı azalttım. Yiyeceklerde protein, yağ ve karbonhidrat dengeli olarak var. Ama nedense her yemeğe kepçeyle yağ basma ihtiyacı hissediyoruz. Neden? Açıklaması yok. Yiyeceklerde hep yağ mı eksik ki yağ ekliyoruz hep? Yiyeceklere daha fazla yağ koyma gibi bir ihtiyacımız yok. Zaten oldukları halde dengeliler. Tat diyeceksiniz, onu da şöyle söyleyeyim, hiç şekerli çay içip sonra bırakanınız varsa eğer o şekeri atmayı kestiğinizde bir iki ay sonra tekrar şekerli çay içtiğinizde tadının berbat olduğunu farkedip "nasıl içmişim ben bunu yıllarca bu şekilde" demişsinizdir. Tam olarak aynısı oluyor. Az yağa alıştığınızda eski şekilde yağlı bir yemek yediğinizde o aşırı yağ tadından yiyemeyip bırakıyorsunuz. Örnek veriyorum, 2 bardak pirinçten yapılan pilava 1-1,5 kaşık zeytinyağı koyuyorum en fazla. Eskiden dolu dolu 3+ kaşık tereyağı giriyordu. Tüm yemeklere bunu uygulayabilirsiniz. Başta "yavan" gelebilir ama inanın alıştıktan sonra eski yağlı halinde yiyeceklerin hiç tadının gelmediğini sadece yağ tadı aldığınızı fark edeceksiniz. Buna ek olarak zamanla önce kırmızı eti, sonra beyaz eti de bıraktım. Doymuş yağ ve kolesterol içeren hiçbir şey yok. Bu kısım zor mu zor evet. Belki en zor kısım burası. Alışkanlıkları bırakmak hiç kolay değil. Ama sadece kilo olarak değil sağlık açısından da faydalı. Hayvanlardan alıp bitkisel kökenli alamayacağınız hiçbir mineral, vitamin, aminoasit ve protein çeşidi yok. Broscience onlar artık. O yediğiniz hayvanlar da bitki yiyor. Onlar ottan protein yapabiliyorlarsa siz de yapabilirsiniz. Onların sindirimi farklı falan diyecekler oluyor hemen, değil. Aynı. Yoktan bir şey var etmiyorlar. Sebze, baklagil vs'den alamadığımız hiçbir protein, aminoasit çeşidi veya miktarı yok. İşin kökeni her zaman dönüp dolaşıp bitkisele bağlanır çünkü esas kaynak zaten onlardır. Bu konuda hararetli şekilde tartışıp etin "yararları"nı savunan olacak biliyorum. Et yemeyi haklı göstermek için savunmaya geçiyor hemen insanlar, çünkü bilinç altlarında içten içe et yemekten vicdan azabı duydukları için biri onu işaret ettiğinde hemen savunmaya geçerek kendilerine et yemek için bir neden yaratıp o nedeni öne sürüp sorumluluğu kendilerinden atarak vicdanlarını rahatlatıyorlar. Bu dediğim fazla psikoloji irdelemesi gibi gelmiş olabilir ama söylediğim doğru. İnsanlara şekeri bırak dendiğinde, yağı azalt dendiğinde, abur cubur yeme dendiğinde tepki göstermemeleri ama iş hayvansal ürünlere geldiğinde birdenbire dünya yıkılacakmış gibi savunmaya geçip hararetli tartışmaya girmelerinin nedeni bu. Ben de o yollardan geçtim 🙂 Burada dediğim gibi, kendi araştırmanızı bilimsel kaynaklardan yapmanızı öneririm. Bana inanmak zorunda değilsiniz. Dünyada vegan profesyonel sporcular da çok. Olabiliyormuş demek ki. Yarım bardak (çiğ) mercimekte 100 gram tavuk etine denk 26 gram protein var. Protein için et yemek Amerika'daki trilyon dolarlık et endüstrisinin on yıllardır söylediği ve reklamını yaptığı "erkek adam et yer, güçlü olmak için et yiyin" şeklindeki yalanlarından ibaret. Zamanında Amerikan televizyonundaki sigara reklamlarından hiçbir farkı yok. Cowspiracy, Christspiracy, The Game Changers, Food Inc gibi belgeselleri izleyerek ilk araştırmalarına başlayabilirsiniz. Türkiye'den Fonksiyonel Tıp Akademisi de sağlıklı yaşam açısından iyi bir kaynak. Tabi bunlarla sınırlı kalmayın, ne kadar çok kaynak varsa o kadar iyi. Öte yandan soya ve pirincin sağlık üzerine ve uzun yaşam üzerine ne kadar olumlu katkısı olduğu asya ülkelerindeki birçok araştırma ve meta analiz ile kanıtlanmış durumda. Ancak hiçbir bilimsel araştırmada etin faydalı, yararlı ve gerekli olduğuna dair bir sonuç yok. Sağlıklı yaşamak için doymuş yağ, kolesterol ve inflamatuar yapıcı şeylerden uzak durmak gerekiyor. Söylediğim gibi, burada yazdığım her şeyi, hem sağlık hem kilo verme açısından çapraz eşleme ile araştırdım. İtirazı olan ciddi ciddi kendi araştırmasını yapabilir, hatta bana inanmayın zaten, kendi araştırmanızı yapın. Yapın ama 🙂

-Peki o zaman ne yiyorum? Özet olarak sınırsız sebze. Sınırsız baklagil. Baklagilin yanında pilav olur her zaman, hiç kısıtlamam. Kuruyemiş. Birkaç dilim ekmek. Arada makarna. Günde bir iki porsiyon meyve. Çikolata. İstisnai hayvansal ürün olarak yağsız yoğurt. Bağırsak için yoğurt faydalı bir şey. Günde 2-4 kaşık yenebilir. Bu kadar mı dediğinizi duyar gibiyim evet bu kadar 🙂 Söyleyince az geliyor ama inanın değil. Kıstığımız aslında çok az şey var, hayvansal ürünler, abur cubur ve fazlalık yağ. Bu kadar. Ne kadar yediğimi hiç kısıtlamıyorum, acıktıkça yiyorum. Günde 5-6 tabak yemek yediğim de oluyor. Arada kaçırılan ufak tefek kuruyemiş falan onlar da ekstra.

-Bunlara ek olarak protein alımını desteklemek için soya sütü. Günde 3-4 kupa filtre kahve içiyorum. Her kahveye soya sütü katarım. Soya sütünü evde yapıyorum. Dışarıda hazır satılanlardaki soya oranı o kadar az ki yok gibi bir şey. Soyaya karşı garip garip inanışlar var, meme çıkarırmış içinde östrojen varmış falan diye. Yok öyle bir şey. Soyada fitoöstrojen var. Normal östrojenden 100 kat daha güçsüz. Fitoöstrojen vücudumuzun ürettiği normal östrojenin bağlanacağı reseptörlere bağlanır ve normal östrojenin bağlanmasını engeller. Yani östrojeni artırması zaten mümkün değil. Soyada GDO var diyenler oluyor. Türkiye'de GDO'lu ürünlerin insanlar için üretilmesi ve ithalatı yasak. Piyasada satılanlar gdo'suz yerli üretimler. GDO'luların hepsi hayvanlara gidiyor. Çünkü protein miktarı çok yüksek. Gerçi GDO'nun da 20 senedir kanıtlanmış hiçbir zararı yok, her şey medyadaki boş korkutmacadan ibaret, zaten gdo'nun yöntemini düşünürsek bir zararı olması da pek olası değil ama artık o araştırmayı AI yardımıyla kendiniz yapabilirsiniz. Böyle kanıtsız şeylere sırf korktuğu için inananları konuşarak ikna etmek hiçbir zaman mümkün değil, o yüzden itirazınız varsa kendiniz araştırın. Soyayı protein alımımı desteklemek için kullanıyorum, her gün her gün baklagil de yenmiyor çünkü her zaman. Soya sütü iyi destek oluyor. Günde 2 bardak civarı içiyorumdur kahvenin içinde. Nasıl yapılacağını öğrenmek isteyen varsa yazsın, ayrıca anlatırım.

Sonuç olarak şöyle oldu, 88 kilodan 72 kiloya düştüm. Göbek gitti. Enerjim hiç olmadığı kadar yüksek. Eskiden yemek yedikten sonra öyle bir ağırlık çökerdi ki gözümü açamazdım, uyuyup kalırdım. Artık tıka basa yesem de o olmuyor, ki yiyorum da. Gün içinde enerjiğim, uykum da gelmiyor. Totomu hiç kaldırmıyorum onu söyleyeyim. Spor yaptığım falan yok. Çok az hareket ediyorum. Vücuttaki kas oranım kilo vermeye başlamadan öncekine göre daha yüksek. Kas miktarı aynı, belki birazcık daha yüksek. Benim amacım zaten kilo verip kas kütlesini korumaktı. O işe yaradı. 16 kilo verdim, kas miktarım azalmadı(oranı arttı. Miktarı ise aynı sayılır). Benim yaptıklarıma ek spor eklerseniz kas da yaparsınız. Tekrarlamak istiyorum bunları bir günde yapmadım, alıştıra alıştıra yayarak kademe kademe yaptım. Bunları diyet mantığıyla değil, klişe olacak ama yaşam tarzı olarak uygularsanız sonuç alırsınız. Bırakmazsınız da. Çünkü dediğim gibi, az yağa alıştığınızda zaten bir daha yağlı yiyemiyorsunuz. Aburcuburu bıraktığınızda içlerindeki şeker oranı aşırı fazla gelmeye başlıyor bir daha yiyince. Benzer şekilde et yememeye alıştığınızda da bir süre sonra et kokusu dahi rahatsız etmeye başlıyor. Bunların hepsi alışkanlıktan ibaret şeyler. 1 senelik bir serüven sonucunda yaptıklarımın herhangi bir eksikliğe neden olup olmadığını anlamak için tahlil verdim. Doktor sonucu eline alır almaz anında vegan mısın diye sordu, yoğurt hariç hayvansal ürün yemediğimi belirttim, her şey olması gerektiği gibi boşuna tahlil vermişsin dedi, biraz da ne yaptığımı ne yediğimi yemediğimi irdeledi ve konu kapandı 🙂 Yaptıklarımın işe yaradığını ben zaten gün içindeki enerjimin artmasından ve yemek yedikten sonraki uyku çökmesinin kaybolmasından anlıyordum ama içim tamamen rahat oldu. Bir de söylemeyi unuttum sanırım, eskiden 9 saat falan uyuyup uykulu kalkıyordum, uzun süre sersem gibi dolaşıyordum. Şu an 7 saat civarında uyanıyorum ve hemen ayılıyorum. Bu da son ekleme olsun.

Not: Aldığım takviyeler Biotin ve D vitamini/magnezyum kompleksi. Biri saç için diğeri güneş ışığına maruz kalmadığım için.

Not 2: Değinmeyi unutmuşum. Çok az yemek yiyen arkadaşlara söylemek isterim; bağırsak sağlığınız için az yemek yemekten kaçının. Her gün belli bir miktar life ihtiyacınız var. Günde 1 tabak yemek yiyerek hiçbir şeyi çözemezsiniz, tersine zarar verirsiniz. Organlar dinlensin mantığı palavradan ibaret. Miktar olarak az mı çok mu yediğinizi anlamanın ve dengelemenin çok basit bir yolu var. Her gün aynı saatte düzenli bir şekilde büyük tuvalete çıkabiliyorsanız ve zorlanmadan yapabiliyorsanız doğru yoldasınız. 2-3 günde bir çıkıyorsanız, tuvalette zorlanıyorsanız az yiyorsunuz, yediğiniz yemek miktarını özellikle sebze tüketimini artırın. Sebzenin kalori olarak neredeyse hiçbir değeri yok ancak lif, vitamin, mineral vs. şeyler açısından çok zengin. 10 tabak bile yiyebilirsiniz.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 11 / 32
  • kolcu @kolcu

    Ben de farklı bir hikaye yazayım, konu zenginleşsin. Bir buçuk sene önce 82 kiloydum. Yağ oranı 25 ve viseral yağlanması fazla obez biriydim. Boy 1.78.

    Bu süreçte kalori takibi ile 71 kiloya indim. Bu arada ağırlık antremanlarına başladım bir yıl oluyor. Protein tozu, tavuk göğsü ve kreatin hemen hemen her gün tükettiğim besinler. Kan değerlerim harika, üç ayda bir takipteyim. Doktorlar hayran kaldı, kendileri de tavsiye aşıyor sürecim işe ilgili. Şu an mevcut kilom 77. Fit ve atletik bir vücudum var. Viseral yağ ya da göbek diye bir şey kalmadı, karın kasları vb tam plaj vücudu.

  • 2GB DDR3 64BIT @gt710gaming

    Sağlıklı beslenmek, kilo vermek için iyi bir yöntemdir. Siz de bunu yapmışsınız gibi. Uzun süredir böyle bişey denemek istiyodum ben de zaten. Çikolatayı hiç yememek değil de, günde 1 gofret, ekmek bir kaç dilim + şekersiz az yağlı ve sağlıklı besinler ile kilo verilebileceğine inanıyordum ben de. Yazı için teşekkürler güzel bir blog olmuş.

  • Mafyasus @bobrekus

    Hocam biotin için hangi ürünü kullanıyorsunuz, bir de işe yarıyor mu sizce?

    • protego @protego

      Eczacıbaşı Dynavit. Eğer ki hayal görmüyorsam biraz işe yarıyor ama Clear Men Scalp Pro sprey de kullanıyorum. Saçım çok aslında ama ön saç çizgisinin sağ ve soldan biraz girmeye başladığını farkedince kullanmaya başladım. Saçın olmadığı yerlerde biraz saç görmeye başladım, az da olsa bi işe yarıyor ikisi birden.

    • Mafyasus @bobrekus

      @protego Aynı şekilde ben de sağdan soldan gerilediğini görüp gerilmeye başladım hocam, o yüzden sordum. Cildiyeye gidersem saç çıkarıcı ilaçlardan yazar mı bilmiyorum, ona da gitmek istiyorum bir yandan da. Can sıkıcı durumlar 😀 Saç ektirmek çok uğraştırıcı geliyor şu anlık öyle bir durum olmasa da can sıkar 😀

  • Hybrid @hybrid

    Hocam proteinli bir yemek önerisi yapabilir misin? Kolay hazırlana bilen yüksek kaloriye sahip olmayan tadının da güzel olması lazım. Sizin öneriniz ile biraz bakliyat aldım eve ama ne yapacağımı pek bilmiyorum.

HERKESİN YAPMASI GEREKEN HAYATİ ÖNEM TAŞIYAN AYARLAR

• Kimliğinizi yılda 1 kez yenileyin. Seri numarası değişmiş olur.

• Yemek ve market platformlarında gerçek ad–soyadınızı kullanmak zorunda değilsiniz. Takma isim tercih edin.

• İkinci bir GSM hattı alın.

Dandik–dundik yerlere, alış veriş yaptığınız işyerlerine, marketlere vs. üyelikler ve SMS doğrulamaları için bu hattı kullanın.

Yemek ve market sitelerinde de bu hat kayıtlı olsun. Sipariş gelirken ve gerçekten gerektiğinde açarsınız.

• Resmî evrakları kaçırmamak ve 7 günlük süreleri geçirmemek için

(tatilde olabilirsiniz ya da tebligat eski adresinize gelebilir):

• UETS (PTT e-Tebligat Sistemi)’ne mutlaka kayıt olun. Ücretsizdir ve bu sorunu tamamen çözer.

• UYAP SMS Bilgi Sistemi’ne kayıt olun.

• e-Devlet arama bölümüne “ortak olamaz” yazın.

Şirketlere ortak olamaz / yetkili olamaz seçeneğini işaretleyin.

Böylece adınıza şirket açılamaz.

• e-Devlet > SGK bölümünden güncel telefon numaranızı mutlaka girin.

• Web Tapu sistemine güncel telefon numaranızı ekleyin ve

MUTLAKA AMA MUTLAKA tüm tapularınız için “işlem yapılamaz” beyanı verin.

Siz bizzat gitmeden tapunuzla ilgili kimse işlem yapamasın.

*

* ⸻

+ Banka & finans güvenliği

• Tüm bankalarda işlem bildirimi (push + SMS) açık olsun

• İnternet bankacılığı için günlük/tek işlem limiti düşür

• Kartlar için online alışveriş kapalı dursun, gerektiğinde aç

• Kullanmadığın kredi kartlarını iptal et, dondurma yetmez

⸻

+ GSM hattı

• Hat için SIM kart PIN aktif et

• Operatörden “hat devri / kopya SIM” için ekstra güvenlik şifresi tanımlat

• Müşteri hizmetleriyle işlem yapılmasını sözlü şifreye bağlat

⸻

+ e-Devlet kritik ayarları

• e-Devlet > İletişim bilgilerim → e-posta + 2. telefon ekle

• 2 aşamalı doğrulama (SMS + uygulama) aç

• e-Devlet’te “Benim adıma yapılan sorgular”ı ara ara kontrol et

⸻

+ Adres & tebligat

• e-Devlet > Yerleşim yeri adresi mutlaka güncel olsun

• Apartman/site yönetimine “eski adresime gelen tebligatlar bana bildirilsin” diye not bırak

• Muhtarlıkla iletişim kur (özellikle taşınma sonrası)

⸻

+ Tapu & taşınmaz

• Web Tapu’dan yaptığın ayara ek olarak:

• Satış / ipotek / vekâlet işlemleri için SMS onayı zorunlu olsun

• Noterden genel vekâlet varsa iptal et, yoksa “vekalet yoktur” teyidi al

⸻

+ Noter işlemleri

• Noterler Birliği sisteminden:

• Adına vekalet düzenlenip düzenlenmediğini sorgula

• E-posta bildirimini aç

⸻

+ Kargo & teslimat

• Kargo firmalarında:

• TC kimliksiz teslim kapalı

• Başkasına teslim kapalı

• Kapıcı / komşu teslimini iptal et

⸻

+ Dijital temizlik

• Eski forumlar, ilan siteleri, alışveriş siteleri:

• Profil sil / numara gizle

• Google’da ad-soyad + numara arat → çıkan yerleri tek tek temizle

⸻

+ Sosyal medya

• Doğum tarihi gizli

• Telefon numarasıyla bulunabilirlik kapalı

• “Beni tanıyor olabileceğin kişiler” = telefon rehberi kapalı

⸻

+ E-posta

• Resmi işler için tek ve temiz bir e-posta

• Market, kampanya, üyelikler için ayrı e-posta

• Resmi e-postada 2FA zorunlu

⸻

+ Kredi & borç takibi

• Findeks / KKB:

• Kredi bildirimleri açık olsun

• Adına kredi sorgusu yapılınca anında haber gelsin

⸻

+ Fiziksel evrak

• Kimlik, tapu, ruhsat fotokopilerinin üstüne:

• “… işlemi için verilmiştir – tarih” yaz

• Çöpe evrak atma, mutlaka parçala

⸻

+ Altın kural

“Kolaylık = risk”

* Bir yerde “hiçbir şeye gerek yok, hızlıca halledelim” deniyorsa orada dur.

Bu ayarların tamamı ücretsizdir.

Lütfen üşenmeden hepsini yapın.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 11