gerek pc oyunlarından gerekse zamanında xda gibi forumlardan dosyalar çekmek için oluşan gereklilikten hatrı sayılır bir ingilizce temelim vardı.

lise ve üniversite döneminde neredeyse hiçbir şey katmadım, üniversite sonrası da komple saldım zaten.

şimdi tekrardan başlamak istiyorum ki bu isteğin sebebi temelin sağlam olduğunu geçen sene farketmem. iş yerinde inguşetya lı genç bir iş arkadaşım vardı, anlaşamadığımız konuları ya da başka bir dilde bilmediğimiz garip şakaları ingilizce ile çözmeye çalışıyorduk.

öyle böyle derken 8 - 10 ayda bu temelin üzerine çok fazla şey ekledim ki bunu sadece günlük konuşmaların vesilesiyle başardım.

garip olansa gramer hariç oldukça iyi denilebilecek temelim varmış ve ben bunu hiçbir zaman farketmedim. geçmişte len ben bunu öğrenirim diyip birkaç heves denemesi yaptım fakat biz türklerde olan hastalıklı derecede detaylı öğrenme şeysi yüzünden bırakmıştım.

özellikle türk arkadaşlarla geliştirmeye çalışırken bir sorun farkettim; çoğu kişi sadece hatalarınıza odaklanıyordu. standart bir insandan kimse çok çok iyi konuşmasını beklemezken biz türklerde anlam veremediğim öyle bir beklenti vardı.

birkaç ecnebi ülkeye gittim, özellikle turistik yerlerde günlük hayatta kullandığınız pek çok cümle ile ciddi anlamda işlerimi halledebildiğimi gördüm.

ama karşımdaki bir türkse bu şey kolay kolay olmuyordu. galiba biraz fazla kasıyoruz.

neyse, konuya geleyim;
ulen ben bu ingilizce zıkkımını hafif öğrenmeye başladığımda bilgi kaynaklarının hayvani derecede çoğaldığını farkettim, yt kısa videolardan tutun da okuduğunuz herhangi bir kitaba kadar çok ciddi bir bilgi havuzu buluyorsunuz.

bunu görünce yaş da geç olmadan len neden b2 ya da daha uzak bir ihtimal olan c1 e kadar gitmiyorsun dedim. bu konuda herhangi bir tavsiyesi olan var mı?

seviye olarak galiba basit bir dille yazılan kitapların çoğunu rahatlıkla anlayabilirim, kelimelerle de aram iyi. şu anda ana eksiklik gramer olarak görünüyor fakat ben hem anlama, hem okuma hem de yazma olarak en azından b1 hedefliyorum.

okuma, yazma vs olarak muhtemel b1, gramer olarak muhtemelen bu seviye değil.

ha altyazılar olmadan film vs de izleyebilirim ve hatrı sayılır bir kısmını oldukça iyi anlayabilirim.

özellikle ingilizce için herhangi bir tavsiyesi olan var mı? bana sanki gramer konusunu çözersem gerisi çok ama çok kolay olabilecek gibi geliyor, en azından günlük hayatı tamamen kurtarabilirmişim gibi geliyor.

ayrıca ortalama bir insan için hangi seviye yeterli olur? bu kaynak bolluğu konusu çok ama çok ilgimi çekti açıkçası. mesela 22 yaşından sonra gittiğim ülkenin dilini öğrendim fakat hiçbir zaman küçüklükten temelini attığım ingilizce gibi değil.

mesela bir metni okuduğum zaman kafamda çevirme ihtiyacı duyuyorum fakat ingilizce olayında bu çok daha sorunsuz çalışıyor. aynı şekilde düşünme olayı da, kafamda türkçeden ingilizceye geçiş çok daha çetrefilsiz. nasıl anlatayım bilmiyorum, 12 - 13 yaşlarında bir şeyle düzenli olarak karşılaşınca onu o kadar da yabancılamıyorsunuz.

ha bu arada samsung galaxy young s5360 a rom yüklemek için xda dan çeviri olmadan sözlükte vs rom çekmeye çalışıyordum, hey gidi günler hey. 😀

acelem yok, 1 - 1.5 senede ne çözersem kar benim için.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Faruk @talebekedi

    aramızda dilci bir arkadaşımız var @huseyinekrem ben de bu konuda onun yorumlarını merak ediyorum 🙂 belli bir seviyeye geldikten sonra, ortalama üstü seviyelere (Upper-Intermediate / B2) çıkması daha zor oluyor sanki, ben de ingilizce üzerine sistematik bir şekilde çalışmadım hiçbir zaman, genelde kısmi maruziyet üzerinden öğrendim ne öğrendiysem, ama sistemli çalışma olmayınca dile maruz kalma yöntemi de ancak halk seviyesinde ortalama bir noktaya getirebiliyor insanı, sistemli ve devamlı çalışma elzem görünüyor sanki..

    • Ekrem @huseyinekrem

      Zorunda kalmazsan dil öğrenmek çok zor oluyor bir seviyeden sonra. O kadar zor ki onunla uğraşmak yerine yeni bir dili B1 yaparsın, kolay dillerdense birkaç tanesini 😀

      Bundan sonra ne kadar iyi öğrenirseniz öğrenin küçükken öğrendiğiniz gibi olmayacak, mümkün değil zaten. Çünkü beyin daha gelişim aşamasında her şeyi sünger gibi çekerken bir kaç yabancı dili bile rahatlıkla öğrenebilirsiniz. Ana dil gibi olur. 20 küsür yaşından sonra çok zor.

    • awacs7n @pesatalim

      hocam ilk ülke dışına çıktığımda ilk sene neredeyse sıfır seviye öğrendim, başlangıçta maruz kalarak öğreneceğimi düşünüp neredeyse sıfır çalıştım.

      hatta aynısı ikinci sene de devam etti, sonra bu yanlışı görüp yöntem değiştirdim.

      galiba küçük de olsa düzenli adımlar şart.

    • awacs7n @pesatalim

      @huseyinekrem kesinlikle öyle hocam, 20 li yaşların başında deneyimlemiştim bu olayı.

      diyorum ya ngilizce bana hiç yabancı gelmiyor daha küçük yaşlarda deneyimlediğim için, hazır elimde böyle bir fırsat varken gramer olayını çözüp devam edeyim diyorum.

      ha bu arada ana dil seviyesinde konuşmanın yaşı en fazla 17 - 18 deniyordu, ne kadar doğru bilmiyorum. zaten belli bir yaştan sonra aksan oturmuyor pek.

  • gio @gio

    tandem’den bayan (ya da kimden hoşlanıyorsan artık) bul bol bol sesli mesaj veya aramayla konuşmaya çalış. duy ve sen de konuş bu sayede kafanda çevirmeye vaktin olmayacak dil daha doğal akacak. bu yüzden film izlemek çok faydalı ben voscreen tavsiye ediyorum ingilizce sınavında onun çok faydası olmuştu.

    kelime hazinesi için en iyisi kitap ve metin okumak. dil kuralları için zaten hoşuna giden seviyene uygun düzgün herhangi bir gramer kitabı iş görür, düzensiz fiiller phrasal verbs yaygın tenseleri çözdükten sonra gerisi akar…eğer o dilde flörtleşebiliyorsan çözmüşsündür demektir. bak rusya’ya inşaat işine giden elemanlarımız nasıl çözüyorlardı zamanında 6 ayda kiril alfabesiyle yazılan takır tukur diye ses çıkaran dili 🙂

    not: çeviri için google translate kullanma context.reverso gibi siteleri kullan, oralarda bir kelimeyi bağlam örnekleriyle görebiliyorsun. özellikle deyimlerde vs işe yarıyor ama dikkatli ol saçmalayabiliyor. başka bir iyi çeviri uygulaması deepl cümle çevirilerinde çok iyi çalışıyor hatta pdf’i atıyorsun çevirirken pdf’deki fontu vs koruyarak sana tekrar çıktı verebiliyor.

    • awacs7n @pesatalim

      çeviri tavsiyesi için çok teşekkür ederim hocam.

      başlangıçta müziklerin vs daha çok yardımcı olduğunu düşünüyordum fakat kullanılan dili anlamanın hem tempodan hem de kelimelerden dolayı çok daha zor olduğunu farkettim.

      bazı yetenekli arkadaşlar var, gittikleri yerde gerçekten 5 - 6 ayda çözüyorlar.

      film olayını geçenlerde denedim kendi seviyemi merak ettiğim için, kulak çok daha çabuk alışıyor. ben çeçen arkadaşla güzel geliştiriyordum fakat şirketten ayrılınca kaldık öyle.

  • Ekrem @huseyinekrem

    Çok klasik olacak ama herkes gibi kitap okuyarak yapabilirsiniz. Sevdiğiniz bir türde, hatta bildiğiniz bir filmin kitabını ingilizce okumak, biknediğiniz kelimeleri çıkarıp ara ara çalışmak benim için ilerletme konusunda en iyi yöntem oldu. Tabi konu konuşma olunca bir işe yaramıyor ama onu da zaten tek başınıza halletmeniz zor.

    • awacs7n @pesatalim

      iş yerinde afrikalı vs arkadaşlar var hocam, günlük hayatta öyle bir imkanım var yani pratik için.

      bununla ilgili bir yöntem buldum, geçenlerde türkçesini okuyup başlangıç sayfalarını da biraz ezberlediğim yeraltından notların ngilizcesini buldum. başlangıç cümleleri vs ezberimde oldupu için gramer direk aklıma giriyordu bazı yerlerde. zaten kelime haznem de fena değilmiş.

çok yetenekli bir öğrenci idim, en azından öyle söylüyorlardı. ülke çapında bir yerlere geleceğim düşünülüyordu ki arada eski lise ya da üniversite arkadaşlarımla görüşürüm ve hala çok yetenekli olduğumu ve şu anda ne iş yaptığımı sorarlar; her seferinde de cevaba şaşırırlar ki ben de her seferinde o devasa potansiyeli nasıl harcadığıma üzülürüm.

neyse, konuya geleyim;
üniversite bitene kadar yazılım, donanım vs işlerini o kadar seviyordum ki çevremde bu tarz şeylerin sorunlarıyla karşılaşan ne kadar insan varsa genellikle akıllarına gelen isim ben olurdum.

üniversite bitti ve çok ama çok sevdiğim şeyler bir uğraş ya da sevgi duyulan herhangi bir şeyden çok günlük yapmam gereken bir işe dönüşmeye başlayınca yazılım işinden nefret etmeye başladım.

açıkçası işin sonunda o kadar tiksindim ki yaklaşık 10 yıldır 1 tane bile kod yazmayıp hiç alakası bile olmayan başka nir meslekten devam ettim.

kişisel deneyim olarak sevdiğiniz işi yapın diyen insan görünce ya çok ama çok istisna bir örnek olduğumu düşünüyorum ya da karşımdakinin çok ama çok iyi şartlarda ve kendi işinde çalıştığını düşünüyorum.

bilemiyorum, sevdiğin işi yapma fikri bende tutmadı. ha belki de ben gerekli motivasyonu bulamadım fakat bir şey yapılması zorunlu olan şeye dönüşünce ona karşı olan heyecanımın bitmeye başladığını farketmem geç olmadı.

yazılımla hiçbir ilgisi olmayan başka bir dala atladım, işin garibi orada da başarılı denebilecek bir profilim var. tam yazılım olmasa da iş yerinde bir teknisyenin ya da yazılımcının oldukça basit yapabileceği işler oluyor, ona bile elimi sürmek istemiyorum artık ne kadar soğuduysam.

farklı sektörde olunca yazılımdaki kadar herhangi bir motivasyona da ihtiyaç duymuyorum garip bir şekilde.

insan sevdiği işi neden yapamaz? ya da yapmak istemez? halbuki hepimizin hayali bu değil miydi?

sadece mesleki olarak da değil, pek çok farklı uğraşma da aynı şeyi gördüm. mesela eskiden kulaklıklara gerçekten çok ilgim vardı, ne zaman inceleme yazmaya başladım ve bunu düzenli olarak yayınlamak zorunda kaldım işte o zaman işin tadı kaçtı.

artık eskisi gibi zevk almıyorum gibi duruyor. temelinde yatan duygu nedir acaba?

benim gibi ya da tam zıttı bir deneyim yaşayan arkadaşlar var mı aramızda?

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 13 / 15
  • Alptekin @alptekinck

    "çok yetenekli bir öğrenci idim, en azından öyle söylüyorlardı. ülke çapında bir yerlere geleceğim düşünülüyordu ki arada eski lise ya da üniversite arkadaşlarımla görüşürüm ve hala çok yetenekli olduğumu ve şu anda ne iş yaptığımı sorarlar; her seferinde de cevaba şaşırırlar ki ben de her seferinde o devasa potansiyeli nasıl harcadığıma üzülürüm."
    - her dehb insanının gördüğü çocukluk muamelesi 😀
    üzülme neye üzülüyorsun?

    • awacs7n @pesatalim

      bu hedonik adaptasyonun yeteri kadar açıklayabileceği bir şey değil sanki hocam, yani bunun amacı, nedenleri ve sonuçları az çok belli.

      şimdi çok da ilgimin olmadığı bir işi yapıyorum, nispeten başarılıyım ve bunun için motivasyona da ihtiyaç duymuyorum.

      bu bambaşka bir şey sanki.

  • Hybrid @hybrid

    Hocam aynı durumları yaşayan insan sayısı çok fazla belki yüzde 70 üzeridir. O yeteneklisin lafı iyi bir laf olsa da eğer kendini geliştirmeye yada hayatını yönlendirmeye bir çaban yoksa yanlış bir inanca sokuyor insanı. Eksiğini fark etmiyorsun zaten çalışsam yaparım kafasın giriyor çoğu insan. Aynı kafaya bende girdim olabileceğim yerde değilim kesinlikle. Kendimi geliştirmeye çok zaman harcıyordum ama bunu verimli ve doğru şekilde yapmıyordum. Yol haritası belli olmasına rağmen utangaçlıktan çekinmekten yardım istememekten ortalama bir insana dönüştüm diyebilirim. Sanırım 30 lu yaşların başındasınız. Dünya 1-2 sene içinde büyük değişim yaşayacak bundan sonra iyi yaşayabilirsiniz hocam pişmanlıklara takılıp kalmayın. Hatta ömrünüzün belki yüzde 10 unu yaşamadınız diyebiliriz eğer fast takeoff yaşarsak.

    • awacs7n @pesatalim

      hocam dönemi için heves, yetenek, istek, çaba vs herşey vardı. aslında bu süreç ta çocukluğuma dayanıyordu, taa ilkokul - ortaokul dönemlerinde okuldaki öğretmenlerim durumu farkedip beni yönlendirmeye çalışmışlardı.

      lisede, üniversitede de benzer durumlar oldu. ha benim işin peşini bırakmam üniversite döneminde oldu, sebebini her zaman merak etmişimdir.

      birkaç haftaya 30 olacağım ama hep içimde kocaman bir soru işareti olarak kalacak gibi duruyor.

      şimdi sorun şu; sadece 4 - 5 sene öncesine kadar hala yetenekli çocuk muamelesi görüyordum. şimdi eski arkadaşlarla vs karşılaşıyoruz, ne zaman denk gelsek bana bir şekilde aynı konuyu hatırlatıyorlar.

      len diyorum ya doğru düzgün yönlendirilseydim acaba nerede olurdum.

    • Hybrid @hybrid

      @pesatalim Şuan önünüzde bir engel yok hocam mesela borsada 20 yaşında olup ayda 30 bin dolar kazanan insanlar tanıyorum. 2 sene önce oturup yemek yedik beraber benden tek farkı çekinmeyip sürekli çevre edinip yeni fikirler mantıklar kazanmaya uğraşıyordu çabalaya çabalaya başardı. Sizde aynı başarıyı gösterebilirsiniz yaş sadece bir sayı hocam 18 sonrasında. Her şey iyi gitse arayıp gene bir şey bulurlardı. Başarılı olurdunuz bu seferde başka bir şey sizi sıkıntıya sokardı hocam sonu yok bunun önünüze bakmanız lazım.

    • awacs7n @pesatalim

      @hybrid hocam bahsettiğiniz durumu ben de gözlemledim, nasip işi. çevremde hatrı sayılır derecede zengin insanlar da var.

      benim motivasyonum para değil ki, parayla ilgili çok şükür ciddi bir sorunum yok. ben yetenek kısmındayım, yani içimdeki o boşluğu para dolduramıyor. başlangıçta paranın da etkisi var zannediyordum fakat zamanla bunun öyle olmadığını anladım.

      galiba bir şeyler olacaksa bir şeyler de bahane oluyor.

  • cgdincer @cgdincer

    yeterince karşılığı olan para kazanamıyorsundur yada kazansan da onu paylaşacak kimse yok çevrende

1 saatlik halı saha maçı ne kadar efor istiyormuş öyle?
halı sahanın ertesi günü bisiklet sğreyim dedim ve maçın fiziksel olarak içimden geçtiğini idrak edeli çok olmadı.

normalde bu gün için yaklaşık 150 km bisiklet sürüşü planlamıştım fakat halı saha olduğunu unutunca arkadaşlara söz verdiğimden geri vites yapamadım.

normalde kalede olmayı sevdiğim için 120 küsür nabız ortalamalarıyla maçı bitirip ertesi gün bisiklet sürebiliyordum rahatça.

kaleden çıkıp oynayınca en fazla 190, ortalama nabız ise 145 civarı idi. maç saat 21 - 22 tabi, aklıma sıra ertesi sabah 6 buçukta kalkıp 7 de yola çıkacağım.

bu saatte uyandım falat hala bacaklarım ağrıyor, sonra 10 da çıkarım dedim fakat gene olmadı ki kendimi dinlenmiş hissetmiyorum. öyleydi böyleydi derken 70 km atar gelirim gidip 14:30 civarı yola çıktım.

yanımda 70, patlarsam diye de yaklaşık 100 km götürecek karbonhidrat vs vardı. ulen evden çıktım bşr gariplik var; 130 lu nabızlarla çıktığım yokuşta nabzım yaklaşık 140 civarı.

daha 500 metre ya oldu ya olmadı, nabız normalde 10 - 14 yüksek ki bu bölgeler arası geçişe yakın. neyse devam ediyorum hızım 19 - 20 ama nabız düz yolda 128 - 129 lara dayanıyor; benim zone 2 üst sınırım zaten 133.

öyleydi böyleydi derken bir yerde durmam gerekti birkaç dakika, devam ederken bir baktım ufacık durmalarda bile yola devam ederken bacaklarımda bir ağırlık var. birkaç dakika sürünce düzeliyor fakat en ufak durmada yorgunluk hissi geri geliyor.

neyse, bu böyle olmayacak diyip sürüşü 30 km ye düşürüp bitirdim. özellikle son 2 km de birkaç yokuş vardı ve 9 - 12 km arası hızlarda nabzım 150 lere dayanıyordu.

sorun şu; uzun mesafelerde ikinci bölge nabzı geçtiğiniz zaman vücudun enerji ihtiyacını sağlayan kaynaklar değişiyor ve en hızlı nasıl enerji sağlarıma geliyor olay.

115 - 133 arası saatlerce sürebiliyorum fakat nabız 150 lere gelince vücut en kısa yoldan enerjiye saldırıyor ve ortalama bir insanın saatte yakabileceği kalori belli olduğu için bu durumu en fazla birkaç saat tolere edebiliyorsunuz ve sonrası çöküş başlıyor.

vücudunuzda 5b bir miktar enerji olduğunu düşünün ve siz saatte en fazla 1b alabiliyorsunuz diyelim. saatte 2 - 2.5b enerji harcarsanız onu birkaç saat sonra artık yerine koyamıyorsunuz.

şimdi başlığa gelecek olursak ben sadece 1 saat tempolu halı sahanın bu kadar ciddi yük bindirmesine bayağı şaşırdım doğrusu. normalde sadece depolarım doluyken ai karnıma 30 - 40 km rahatlıkla sürebilirim galiba ki sürdüğüm de oldu.

ama bu halı saha olayı nasıl bir illetse beni daha ilk kilometrelerden zora soktu.

sadece 1 saatlik bir efor insanı nasıl bu kadar etkileyebiliyor acaba? tamam antrenmasızdım genel olarak da 19 - 20 km h bisiklet hızlarının beni 3. bölge nabıza dayandırması garibime gitti.

acaba beden mi alışkın değil? bisikleti de yüksek tempoda sürmem genellikle, %80 den fazla ikinci bölge nabızda kalıyorum. bazen daha tempolu sürsem de uzun yıllardır 140 üzeri ortalama nabızla bitirdiğim sürüş yok.

ha bu arada sürüş ortalama hızı da yaklaşık 20 km h idi, yani sadece 2. bölgede kalmaya çalıştım ama onda bile zorlandım. sebebi ne olabilir?

normalde 50 - 70 - 100 vs sürüyordum fakat bu 1 saatlik sporun yaptığı yorgunluk olmuyordu bende.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 10 / 12
  • nineleven @nineleven

    Basket sahası boyutunda olunca futsal mı diyorlardı.. Neyse onlar iyi de. Daha büyüklerinde oynamak harbiden çok yoruyor.

  • Ponce @ponce

    kendini dinlemek çok iyi ve önemli bi şey. ve çok güzel yapmışsın tebrik ediyorum.

  • Alpi Ironside @alpi350

    Bisikletin kondisyonu ile koşunun kondisyonu bir değil hocam. Vücut alışkın değilse afallar. Kardiyo için koşu ve bisiklet, üzerine bir de eliptik yapın diye boşuna söylemiyorlar. Yoksa günlerce pedal çevire durun, o kondisyonu sağlamazsınız.

    • awacs7n @pesatalim

      vücut hiç alışkın değildi hocam, arada gidiyordum fakat kalede olduğumdan nabzım çok yükselmiyordu.

      evet, düşük nabız sürüyorum genellikle bisikleti. muhtemelen 190 nabzı ömrümün son 5 senesinde görmemiştim.

  • lterlemez :) :\ :( @lterlemez

    İki sporun kullandığı bazı kas grupları farklı ve aynı olanlarda da grubun gelişimini farklı yönde etkiler. Bu tabi ki birbirlerine faydası olmayacağı anlamına da gelmiyor ama ikisinin arasında kalmanıza neden olur.

    • awacs7n @pesatalim

      hocam ikinci bölge nabızda yaklaşık 7.5 saat kesintisiz pedal çevirdiğim oldu, benim şaşırdığım durum sadece 1 saatlik eforun toparlanmasının birkaç güne yayılması idi.

      7.5 saat bisiklet sürüyorum kesintisiz mesela ve ertesi gün benzer kilometrelere yaklaşabilecek kadar enerjim oluyor.

      tahminimce vücut yağ yakma bölgesini sağlam aşınca direk glikojene abandı ki bu da farklı nabızların farklı yakıt kullanımı demek.

      bisiklete çıkınca da depolar dolu değildi muhtemelen, gerçi yarım olsa yine hemen tğkenmemem gerekir.

    • lterlemez :) :\ :( @lterlemez

      @pesatalim Söyledikleriniz ile birlikte bisikletin kullandığı vücut kısmı ile kullanma şekli de etkili olur (mesela futbolda anlık ve yüksek enerji atakları gerekir iken bisiklette belli bir seviyede sürekli enerji talebi gerekebilir gibi ya da tam tersi). Ne kadar alışık olduğunuz da etkili olur. Ayrıca, futbolda vücudun kendisi araç iken bisiklette araç olmaktan çıkıyor. Bisikletin görece kolaylaştırıcı özelliklere sahip, vs, vs, vs.
      Kısaca söylediğimiz herşey geçerli olacaktır.

    • awacs7n @pesatalim

      @lterlemez hocam dün akşam gene maça gittim, 2 gün bisiklet olayını bırakmayı düşünüyorum tamamen dinlenene kadar.

      bugün yorgunluğum çok daha azdı fakat bacaklar halen tam dolu değil gibi. demekki fazla antrenman yorgunluğu dedikleri şey gerçekten bayağı sert imiş.

arkadaşlar hem telefon ekran sürem düşsün hem de gereksiz hayat sorgulamalarına bir süre geri döneyim diye e kitap olayına gireyim diyorum.

xteınk x4 pro dikkatimi çekti boyutuyla ki burada da xteınk kullanan arkadaşlar var, tavsiye eder misiniz?

kullanım kolaylığı vs nasıl? ayrıca kitap bulması zor mu?

özellikle talınabilir bir cihaz bakıyorum, öyle 7 - 8 inç olmasına gerek yok. böyle ceketin cebine atıp çıkayım, atıyorum 1 saatlik iş molasında vs çıkarır okurum.

öyle çok fazla kitap okumuyorum, en fazla okuyacağım ayda bir falandır normal şartlarda.

varsa başka model tavsiyelerinizi de dinlemek isterim?

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 16 / 28

ortada hiçbir sebep yokken arada aklıma gelir açar dinlerim, hatta herhangi bir yerde ya da herhangi bir işi yaparken bir anda söylemeye başladığım da oluyor.

ilginç bir aurası var, videoyu buraya bırakıyorum. muhtemelen bir köy nişanında çekilmiş eski bir video, saz çalan abi de farklı bir seviyede. soldaki arkadaş kendi çapında az çok bilinen birisi oldu diye biliyorum, diğer arkadaşlarla ilgili pek bir bilgim yok.

geçen bir video yorumunda da zurna çalan abinin vefat ettiğini yazan birisi vardı, doğruysa mekanı cennet olsun.

https://m.youtube.com/watch?v=AW2FxlWGiB8&list=RDAW2FxlWGiB8&start_radio=1&pp=ygUaa8SxeiBzZW5pbiBkZXJkaW4gbmUgc2VuaW6gBwE%3D

Kız Senin Ne derdin var senin

Sevdiğiniz videoların ve müziklerin keyfini çıkarın, orijinal içerik yükleyin ve tümünü YouTube'da arkadaşlarınızla, ailenizle ve dünyayla paylaşın.
BeğenFavori PaylaşYorum yap

bundan birkaç yıl öncesine kadar huawei yi diğer markaların çoğundan bir tık önde tutardım; abidik gubidik influencer reklam stratejileri sağolsun, antipatik marka listesine ekledim.

eskiden huawei bazı konularda rakiplerinden gerçekten ilerde idi. atıyorum malzeme kalitesi, çeşitli görsel yenilikler, bazı kullanım kolaylıkları vs vs diye gider liste.

olayı birkaç soru ile basitleştirelim;

- güncel huawei telefonların işlemcileri herhangi bir güncel diğer amiral gemilerinin işlemcileri ile rekabet edebilir mi?
- cevap kocaman bir hayır.

- günlük hayatta ihtiyacım olan herhangi bir uygulamayı senkronizasyon sorunu olmadan sorunsuzca kullanabilecek miyim?
- muhtemelen hayır ki wp üzerinden konum gönderme gibi temel özelliklerin bile düzgün çalışmadığından bahsediliyor.

bakın, daha temel 2 şeyde huawei rakiplerinin birkaç nesil gerisinde. işin garibi rakipleri için istenilen fiyat bu cihazlara da isteniyor.

yapı kalitesi ve kamera dışında güncel cihazlardan oldukça geride. güncelliğin oldukça önemli olduğu bir sektörde hala senkronizasyon sorunlarıyla boğuşan ve işlemci olarak birkaç nesil geriden gelen cihazı savunmanın da pek bir mantığı yok.

işlemci, oyun performansı, yazılım, temel gerekli uygulamaların saç baş yolduran senkronizasyon sorunları vs gibi konularda tonlarca eksiklik varken 2026 daki huawei ye 2017- 2019 daki gibi bakmak bana pek mantıklı gelmiyor.

ha honor başka mesela, huawei nin bütün boşluklarını az çok kapatıyor. acaba dönemi için piyasanın sektör liderlerine yeni bir rakip gelmesinden dolayı oluşan bir bağ mı insanlardaki?

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Distor @distor

    Çin markalarının hiçbir şeyine güven olmuyor. Satış sonrası kültürleri yok

    • awacs7n @pesatalim

      geçmiş yıllarda garanti kapsamında robot süpürgeyi göndermiştik, garantisi olduğu halde ciddi bir ücret talep etmişlerdi.

      aslında ben xioami gibi firmaların küresel boyutlarda iş yapmaya başladıktan somra diğer markalar gibi olacağını düşünüyordum destek vs konusunda, galiba onun için daha çok zaman var.

    • lterlemez :) :\ :( @lterlemez

      @pesatalim Salsalardı olacaklardı ama Huawei'ye yapılanlardan sonra olmazlar, artık. Değmeyeceğini biliyorlar çünkü. Bugün Tayvan çip üretim üssü ve Çin de büyük bir pazar olmamış olsaydı, şu an ABD Çin'e çoktan İran ambargosunu dayamıştı. Çin eskisi gibi tamamen kendi içine kapandığı an ABD gelirinin büyük bir kısmı göçer, üretim maliyetleri aşırı artar ve kendi borçlarını ödeyemez duruma düşerdi.

    • awacs7n @pesatalim

      @lterlemez hocam dediğiniz gibi, çin iç pazarında da hayvani derecede güçlü. küçük bir ülke olsa çoktan sindirilmişti.

      zaten ambargoya vs direk karşılık verebiliyor ki üretim de orada.

    • lterlemez :) :\ :( @lterlemez

      @pesatalim Çok uç bir örnek ama ben olsam, Amerika üretimin tamamını kovalar. Diğer ülkelere görece ucuz ve daha kaliteli üretim garantisi verip, ülke içine çekerdim.

    • lterlemez :) :\ :( @lterlemez

      @pesatalim İran olayı bile sırf seçim için yavaşlıyor ise şu an Dünyanın Amerika'yı yerden yere vurması gerekirdi, eğer gerçekten bu kadar tehlikeli bir ülke ise Dünya için.

    • awacs7n @pesatalim

      @lterlemez hocam bir şeyi orada üretmenin maliyeti ciddi miktarlarda ki diğer ülkeler de bunu istemez.

      iran da mesele petrol, devrim öncesi iran petrollerini diğer yamyamlar satıyordu. iranda çok ciddi anlamda petrol var, devrim sonrası batılılar sömüremiypr o bölgeyi. biz yemiyorsak sen de yeme diyorlar, nükleer de var tabi ama orası başka mevzu.

    • Distor @distor

      @pesatalim Maliyet yalnızca anlık maliyet değildir. Çin’in kendi üzerinde çok fazla kontrol sahibi olmasını da istemezler ki kullanır Çin bu avantajı

    • awacs7n @pesatalim

      @distor hocam çin çok ciddi bir pazar, öyle elinizi kolunuzu sallayarak kontrol edebileceğiniz bir ülke değil. aynı şekilde bunlar iki farklı kutup, hiçbiri karşı tarafa bir kontrol bırakmaz.

      bilemiyorum, abd çin rekabetinin abd sscb rekabetinden çok daha farklı boyutlara gidebileceğini düşünüyorum.

      bu arada başta bahsettiğiniz durum abd nin kontrol sapığı olmasından da kaynaklı biraz.

    • lterlemez :) :\ :( @lterlemez

      @pesatalim ABD burada aslında, 2. Dünya Savaşı ekonomisini kaybetmek istemiyor. Çünkü ihtiyacı olan basit şeyler kolay geliyor. O etki kaybolduğunda o kadar kolay gelmeyecek ...

    • awacs7n @pesatalim

      @lterlemez orası da var elbet, karşılıksız para basma olayını kim bırakmak ister hocam?

      petrol - altın - dolar vs gibi şeyleri birbirine sabitlediler savaş sonrası.

bir defasında sabah hafif soğuk olunca - len monta gerek yok, yağmurlukla da bisiklet sürülür - diyip uzun mesafe bisiklet sürmeye çıkmıştım ve yağmurluğu sürüş boyunca hiç çıkarmadım. sonra da hava normal sıcaklığına dönmüştü ki zaman zaman 20 li derecelerin sonlarına yaklaşmıştı.

bir ara nabzımın düz asfalt yolda 13 - 14 km hızla giderken 150 lere çıktığını hatırlıyorum. ben bunu yaklaşık 1 yıldan daha fazla süre o anın beslenme düzeni ile olduğunu zannetmiştim.

daha sonra farkettim ki herhangi bir insan glikojen depolarını o kadar kısa sürede ve o tempoyla tüketemezmiş.

daha 10. kilometrede bir anda evde kesilen elektrik gibi bacaklarımda enerji tükenmişti ve sorun bunun bir anda olmasıydı. ha bendeki yağmurluk düzgün hava alabilen bir model değildi ve kalındı, teri de bir türlü dışarı atamadığım için vücut ısım hayvani derecede yükseliyor ve onunla birlikte nabız da yükseliyordu.

hayatımın en zor 50 km si idi desem yanılmam galiba. bir arada düz yolda 9 - 10 km hızlarda zone 3 lerde takılıyordum.

daha sonra biraz araştırdıktan sonra bu durumun özellikle ekstrem sporlarda ciddi bir sorun olduğunu ve giyinmenin de aşırısının iyi olmadığını öğrendim.

öyle ki vücutta gereğinden fazla ısı tutan ekipmanlar yüzünden hipotermi tehlikesi bile olabiliyormuş ekstrem sporlarda.

yani incecik yağmurluğun beni soktuğu o durumu görünce bende bir aydınlanma oldu ve asla eskisi kadar kalın giysiler tercih etmemeye başladım.

ha bu arada soğuk havalarda bisiklet sürerken sizi ne üşütecek ne de fazla ısıtacak kıyafetler tercih edililiyormuş; ilk dışarı çıktığınızda hafif üşüseniz de bir süre sonra ısınıyorsunuz.

çok ekstrem koşullarda sürmüyorsanız gayet yeterli oluyor. ben zor yoldan öğrendim. 🙂

he bu arada kış giyimi için tüyolarınız var mı?

genellikle kaç kat giyiniyorsunuz üşümemek için?

BeğenFavori PaylaşYorum yap

ben niye bunu yeni görüyorum acaba? uzun süredir mi böyle?

forumda hata mesajı gördüğünüzde karşınıza hamdi kellecioğlu efsanesi çıkıyor. 😀

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 12 / 15

Samsung S26 Ultra'mı BİLGİSAYARA Çevirdim!

Ben Furkan Akman. Samsung Galaxy S26 Ultra'mı bilgisayara çevirdim, sevdiğim ve çok bilinmeyen özelliklerini gösterdim. Keyifli seyirler!⬇️ ÜRÜNÜN LİNKİ ⬇️✅ ...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

geçmişte eşyalarla güçlü bağ kurabiliyordum, yıllar içerisinde bu özelliğimi ciddi anlamda yitirdim.

galiba bazı şeyler kağıt üzerinde mantıksız olsa da oldukça gerekli, insan bazen tutunabilecek herhangi bir vesile arıyor.

ne bileyim; 2015 te falan bisikletimi çok seviyordum. sürerken sanki yakın arkadaşımla geziyormuş gibi hissediyordum ya da arabama karşı içimde bir bağ vardı.

aradan 10 - 12 yıl geçmesine rağmen aşağı yukarı hala benzer uğraşlarım var fakat artık eşyalarla eskisi gibi bir bağ kuramıyorum.

galiba bir şeylere körü körüne bağlanmak insanı mutlu edebiliyor. şimdi önemli olan soruya gelelim;

önemli olan insanın bir şekilde mutlu olması mı yoksa bazı gerçekleri bazı duygulardan hafiften mahrum bir şekilde kabul etmesi mi?

kağıt üzerinde bakarsak ortalama bir insanın 4 lastikli bir teneke yığını ile bağ kurması mantıklı görünmüyor fakat insanın da rasyonel bir varlık olmadığını düşünürsek işin içine duygular girince oldukça mantıklı olarak da düşünülebiliyor.

haydi çık işin içinden çıkabiliyorsan.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • memedeath @memedeath

    Sanırım yaş arttıkça eşyaya atfedilen anlam azalıyor.

  • Afsinyus @ufo

    ben sadece kıymetsel bir değer olarak görüyor ve "bozulmasa bari" "yırtılmasa, eskimese" şeklinde bakıyorum (mecburen)

  • oniki @oniki

    Aslında cansız eşyalarla bağ kurabilmek yüksek empati gerektiren bir olay. Herkes yapamaz, sürdüremez. İnsanın önce kendi benzerleriyle (aile, millet), sonra benzemezleriyle (başka milletler, başka ırklar) ama yine insanlarla empati kurması 'doğal'. Ötesinde diğer canlılarla, önce yine kendine benzer memeli hayvanlar, en başta kedi köpek, sonra diğer hayvanlar, bazen hayvanlar bazı nedenlerle atlanarak daha sonra bitkilerle empati kurulması da görece sık görülüyor. (Diğer hayvan türleriyle empati kuranlar vegan oluyor, tüm canlılarla empati kuranlar besin tüketirken kesinlikle ısraf etmiyorlar, 'tabaklarında tek pirinç tanesi' bırakmıyorlar, 20 yıllık bir ağaç kesilirken içleri acıyor vb.). İşte bunların da ötesinde cansız nesnelere empati duymak, empati yapabilmek var ki bu en zoru. Bu da elbette ilk adım olarak kendi 'sahip' olduğunuz, size fayda veren, beraber vakit geçirdiğiniz eşyalarla başlıyor (Kedi köpek sevenler de sevmeye önce kendi kedi köpeğiyle başlar, daha sonra tüm kedi ve köpekleri sever olur). Bu tür bir empati ve bilince sahip birisi eşyalarını hor kullanmaz mesela.

    Bu arada, bu süreçlerde, siz mutlu oluyorsanız, daha ne olsun, güzel. Ancak bu şekilde 'fazla hassas' olmak size çoğu zaman mutsuzluk getirme potansiyeline de sahip. (Binlerce km uzaklıkta bir felakette ölen dili dini rengi farklı insanlara üzülmeyen insanın hayatı daha 'kolay olur. Aynı felakette ölen hayvanları düşünmeyeninki daha kolay).

    • awacs7n @pesatalim

      empati konusuyla cansız eşyaya duyulan ilgiyi kafa kafaya düşünmek bence biraz yanlış olur; yanlışlıktan ziyade elle tutulamayan bşr varsayımın ötesine geçmez galiba ki en azından kişisel olarak empati ile ilgili herhangi bir sorunum olmadı bugüne kadar.

      belki de gerek olmayan yoğunlukta bir empati ile yaşadım hep. ee hayvan sevgisi de var. bilemiyorum, acaba zamanla mı olan bir şey?

      özellikle 24 - 25 sonrası belirgin bir azalma gördüm galiba.