Yazın başından bu yana oyun oynamak olsun kitap okumak olsun yaptığım bir işi yüksek konsantrasyonla yapabiliyordum. Kendimi eserin dünyasına verebiliyor ve bundan keyif de alabiliyordum. 4-5 beş gün önce üzücü bir haber aldım. Bütün keyfim kaçtı. Şuan ruhsuz bir vaziyette, 4-5 gün öncesine kadar keyifle oynadığım oyuna 5dk tahammül edemiyor, kapatıyorum. İzlemek için açtığım bir videoya konsantre olamıyor, melankolik ve nihilist duygularla sonunu getiremiyorum. Sanırım içinde hikaye ve düşünce niteliği olan eserler benim için hiçbir zaman bir kaçış nesnesi olamayacak, yani içimde bulunduğum durumu unutmak için yöneldiğim bir "painkiller" olmayacak çünkü çoğu zaman işe yaramıyor. Belki bazen unuttursa da bazı şeyleri durumu düzeltmek için çakabileceğim ufak bir kıvılcımı dahi beraberinde götürebiliyor. Oyunlar ya da diğer kültür ürünleri birer kaçış nesnesi değil, ancak özneyi bir yönüyle gerçekliğe sevk eden, hayatın farklı bir yönünü daha iyi fark etmesini sağlayan bir düşünce ürünü olduğunda şahsımda bir kıymeti harbiyesi oluyor. Böylelikle bazen oradan aldığın bir ilhamla da güç bulabiliyor ve kendi gerçekliğine yön verebiliyorsun. O yüzden normal zamanlarda salt eğlence ürünü olan film ve oyunlara yönelemiyorum. Onun dışında kişinin gerçeklik algısının dumura uğradığı kötü zamanlarında da çok az kültür ürünü, depresif hislere merhem olabiliyor. Aklımda kalan geçmişte yaşadığım karanlık dönemlerde gene dram yönüyle öne çıkan bazı film ve oyunlar bana kendimi iyi hissettirmiştir. Onu da kısaca "hayat işte böyle bir yer, çok da anlam arama burada, kasvetin ve neşenin zamansız ayan olabildiği, anlamsızlık ve acılarla dolu bir serüven hayat" temasını aşılayarak...


ddr5 5600 mhz cl46 1,1v 2x8 gb ramli victus 16'da, aaa oyunlarda ram kullanımı hep %95 seviyelerinde seyrediyordu, sanırsam yediğim droplar hep bu yüzdendi. aldığımdan bu yana ramleri yükseltmek istiyordum. malum ekonomik durumlardan ötürü 1 adet 16 gb ram sipariş edebildim. 10 gündür çantada duruyordu. gece gece uyku tutmayınca operasyonu yapayım dedim. bana 11 bin tlye mal oldu. pcyi ise zamanında 50 bin tlye almıştım. 1/5 fiyatı şaka gibi.. bu işlemi geçen yıl haziran gibi yapsaydım yaklaşık aynı fiyata 64 gblık bir yükseltme yapabilirdim. neyse artık buna da şükür, 24 gb de beni bir süre götürür zannımca...
ek olarak yükseltmeden önce, 16 + 8'li sistemlerde çift kanal kullanılabiliyor mu diye araştırdığımda; 16'lık ram 8 gblik bölümünü tahsis ederek diğer 8'lik ramle senronize çift kanal olarak çalışabiliyormuş.. kalan 8'lik kısmı da sistem ihtiyaç duyduğunda, çift kanala göre daha düşük bir bant hızında devreye sokabiliyormuş, böylelikle oyunlarda ramdan kaynaklanan darboğaz ve droplar sona erebiliyormuş, doğru mudur bu arkadaşlar, konuya vakıf olan arkadaşlarımız aydınlatırsa sevinirim

yaz boyunca rdr2 oynuyordum, oyunu olabildiğince her bir karışı irdeleyerek ve yan görevleri yaparak oynamaya gayret ettim, 100 saati aşkın bir mesai harcadım, hala oyunun daha yüzde 60'larında falanım. ee haliyle uzun süre açık dünya oynamak beni yordu, rdr2'ye bir süre ara verdim. değişiklik olması açısından, hall sensör vakasıyla yarım kalan the last of us 2'ye başlayayım dedim. iki haftadır oynuyorum, 35 saatimi almış, sanırım oyunun sonlarına yaklaştım. ben oyuna başladığım sırada erraen de oyuna başlamış, seriyi daha yeni oynuyormuş, bir yandan da ondan takip ediyorum, reaksiyonlarını görmek ve yorumlarını dinlemek hoş oluyor. birçok kesim açısından beğenilmemiş olsa da senaryo bana makul geldi açıkçası. bazı çetrefilli duyguları oyuncuya daha iyi geçiriyor. her ne kadar duygusal bağ kurduğumuz bazı karakterlere üzülsek de geniş kapsamlı ve mantıksal düşündüğümüzde oyuncuyu bir adalet muhasebesi yapmaya sevk ediyor. intikam ve şiddet döngüsünün bir çözüm olmadığını hissettiriyor yakinen.. açık dünyadan sonra LoU2'nin lineer ve postapokaliptik dünyası beni bir nebzede olsa dinlendirdi, gerçi şu arada çıkan kıkırdayanlar biraz geriyor ama sorun yok. bu bitince rdr2'ye kaldığım yerden devam edeceğim.

eski laptopun termal macun bakımlarını yapacaktım, ancak iki vida yalama olduğundan ötürü sökemedim, çözümlere baktım; vidayla tornavida arasına bant veya lastik koyarak sökenleri gördüm ama ben beceremedim o yöntemi.. vidalar çok sıkı olduğu için çıkmadı. en temizi lehim aletiyle yapılan bir yöntem var ancak elimde lehim aleti olmadığı için onu da deneyemedim. tavsiye edeceğiniz bir yöntem var mıdır?
victus 16'nın hall sensör arızasından kaynaklı servis süreçlerinden sonra f/p ürünü olarak aldığım 2560 x 1440p Fazeon monitör ile setup tamamlandı, performans testleri yapıldı. Rdr2 2k çözünürlükte özelleştirilmiş ultra ayarlarda stabil 70 fps veriyor. böylelilikle aşırı fan gürültüsüne maruz kalmadan güzel bir oyun deneyimi sunuyor cihaz. cpu ve gpu yeri geldiğinde tam watt çalışıyor. cpu yeri geldiğinde 55 watta kadar çıkıyor, sıcaklık değerleri ise 80'i geçmiyor genellikle. sanırım serviste sorunu çözmüşler. tekrar aynı arızayla karşılaşmadığım sürece şimdilik pc'nin performansından memnunum.
edit: rdr2 ultra ayarlarda açıkken cpu ve gpu'nun değerlerini de gönderiye ekledim, sizce bir anormallik var mıdır, anlayan abilerim ve arkadaşlarım bilgilendirirse müteşekkir olurum 🙂
(Ayrıca, Hp Omen Gaming Hub üzerinden Grafics Switcher ayarını "Discrete" yaparak GPU'nun işlemciyle entegre çalışma seçeneğini kaldırdım, bütün yükü ekran kartına verdim ancak FPS anlamında pek de dikkate değer bir artış göremedim)
HP Victus 16 s0 Ryzen 7 7840Hs ve RTX 4070 model laptopumda yaşadığım Hall Sensör arızası sonucu garanti-servis sürecinde yaşadıklarımı paylaşmak istiyorum. Aşağı yukarı 4-5 aydır bu sorun bilgisayarımda vardı. Cihazı aldığımdan yaklaşık olarak 1 yıl sonra meydana geldi. Tabii bu süre zarfında cihazı gerek oyun için gerekse de iş için olsun çok kullandım. İlk olarak Last of Us 2 oynarken başıma gelmişti. Sorunu yaşadıktan sonra cihaz oyun oynamaya izin vermiyordu. İşlemci ısınınca cihaz ekran karatmaya başlıyordu. Ancak sınavlarım olduğu için garantiye göndermeyi bir süre ertelemiştim. Normal kullanımda pek sorun çıkartmıyordu. Ancak son süreçte Chrome'da birden fazla sekme dahi açamaz hale gelmiştim. Sınavlarım bitince garanti süreçlerini başlattım. İlk olarak Hp Support üzerinden, global canlı destek ekibiyle iletişime geçtim. Kendilerine sorunun donanımsal olduğunu söylememe rağmen prosedür gereği bazı yazılımsal işlemlerin yapılması gerektiğini söylediler. (bios reset/güncelleme, driver güncellemeleri gibi) Bunlar yapıldıktan sonra arıza kaydı oluşturdular ve söyledikleri kargo şirketiyle cihazı göndermem gerektiğini belirttiler. Kargoyu gönderirken bütün güvenlik tedbirleri kullanıcı sorumluluğunda. Ben de cihazı orijinal kutusuna koyup, kutuyu da baloncuklu plastik koruyuculara iyice sarmalayarak 6 Temmuzda İstanbul Maltepe'deki BDH Bilişim servisine cihazı kargoladım. Fotoğraflarda görüldüğü üzere cihazın onarımı 1 hafta sürdü. Ayın 16'sındada cihaz elime ulaştı. Şunu belirtmeliyim ki cihazı kargolarken benim gösterdiğim özenin yarısını bile göstermemişler. Kutuyu ekstra hiçbir koruyucu önlem almadan direk postalamışlar. Servis bilgi formunda; anakart onarımının yapıldığı, termal macun yenileme ve fan temizliği işlemlerinin gerçekleştirildiği yazıyor. Cihazı aldıktan sonra temiz bir format attım ve gerekli tüm günlecellemeleri de yerine getirdim. Açıkçası cihazda Hall Sensör problemi ortadan kalkmış duruyor. Ancak cihazın performansında beni işkillendiren bir şey var, sanki cihaz oyunlarda çok stabil çalışmıyor. RDR2 oyununda 1080p'de ve varsayılan ayarlarda DLSS kapalıyken ortalama 65-70 arası bir FPS değeri alıyorum. Bazı sekanslarda ise aralıklı olarak 30 fps'lere düştüğünü gözlemliyorum. Sizce bu donanımda bu değerler normal mi arkadaşlar, yapmam gereken farklı işlemler varsa tavsiyelerinizi bekliyorum?
#hp #victus @leventp @huseyinekrem @orcunfix @protego

Nokron City | Lands Between
#Oyun #EldenRing
Bir süredir Elden Ring oynuyorum. Oynanış mekanikleri ve atmosferi çok övüldüğü için nice zamandır da oynamak istiyordum. Souls türüne yabancıydım, daha önce ne From Software oyunu oynadım ne de herhangi bir Souls-Like türünü deneyimledim. Bu yabancılık oyunun içine girme konusunda beni epeyli zorladı. The Witcher 3'de de (aşina olmamaktan kaynaklı) benzer bir alışma süreci yaşamıştım. İlk 25 saatim oyunun mekaniklerini oturtmakla, envanter ve build sistemini öğrenmekle geçti zira çok fazla item ve gelişebileceğiniz yol var.. Tabii bu deryanın içinde kaybolmamak adına biraz da rehber izleyip karakterimi çabuk geliştirmeye çalıştım. Zira acemiliğin de etkisiyle gelen geçenden dayak yiyordum. Oyun 25 saatten sonra kendini açmaya başladı. Mekanikleri öğrenip reflekslerimi iyice geliştirdim. Yani ilk 25-30 saatte sabırsız bir insanın, hele ki benim gibi Souls türüne yabancıysa, oyundan soğuması içten bile değil. Ama sonrasında oyun size gerçekten güzel bir deneyim yaşatıyor. Elden Ring'in sanat tasarımını ve atmosferini beğendim. O kasvetli ortamları, fantastik ve renkli açık dünyasını çok iyi tasarlamışlar. Oynanış konusundaki zenginlik, zor bosslarla yapılan mücadeleler ve oyunun verdiği keşif hissi de tatmin edici. Şuan yaklaşık 80 saati geride bıraktım, tabi bunun bir 30-35 saatini yaptığım tercümelere, araştırmalara ve izlediğim yayınlara ayırmışımdır. Bir yandan da Pintipanda'nın serüvenini izliyorum, eşgüdümlü ilerlemek keyifli oluyor. Oyunlarda hikayeyi takip etmeyi önemserim, hatta hikaye benim için oyunun en başat unsurlarından bir tanesidir, o yüzden diyalogları da mümkün mertebe okumaya ve anlamaya çalışıyorum. Her ne kadar Elden Ring'in satırlarca okunması gereken bir senaryo metni olmasa da genel olarak zor bir İngilizcesi var. Zaten "elden" kelimesi de pek bilinen bir kelime değil, kadim İngilizcede gene "kadim/eski/yaşlı" manasında kullanılıyormuş. Oyunda çevreyi iyice keşfederek biraz ağır ilerliyorum.. Ana hikayede Radahn boss'una kadar geldim. Karakterim 71 level oldu, Samuray türünde yakın dövüş odaklı bir build yaptım. +15 Katanam bossların korkulu rüyası haline geldi. Bu seviyeden itibaren ana hikayeyi bitirmek çok sürmez diye düşünüyorum, zaten karakterimin oyunun bu aşamasında biraz over-level kaldığı bile söylenebilir.
#oyun #eldenring

Memleketim Kahramanmaraş'taki okul saldırısında vücudunu öğrencilerine siper ederek kahramanca şehit olan Ayla Kara hocamız benim de zamanında matematik öğretmenimdi. Ortaokulda ben de aynı sıralarda ders gördüm, bahçesinde doyasıya futbol oynadığımız, koridorlarında neşeli seslerin yankılandığı, iyi bir eğitim alarak arkadaşlarımla çok güzel vakit geçirdiğim o güzelim okulumu böyle elim bir hadiseyle tekrar hatırlamak beni derinden üzdü. Bizler öğretmenlerimize karşı saygılı ve birbirimize karşı şefkatliydik, arkadaşlarımızla tenefüste "simit" oynarken dahi birbirimizi çok fazla incitmemeye çalışırdık. Aradan çeken 15 yılda nesillerimiz ne ara bu kadar saygısız ve nefret dolu hale geldi kabullenmekte güçlük çekiyorum! Ne söylesem kifayetsiz kalacak ama biraz içimi dökmek istiyorum:
Ahmet Minguzi olayından beri neredeyse her hafta bir cinayet haberi aldık. Cezai yaptırımların uygulanmamasının, hukuğun işlevsiz hale getirilmesinin, okullarda disiplinin kaldırılıp eğitimin bir oyalanma sistemine dönüştürülmesinin sonuçlarını yaşıyoruz aslında. Önlem almadıkça yaşamaya da devam edeceğiz gibi gözüküyor! İşlerin bu raddeye geleceği belliydi aslında! Medyada sürekli şahit olduğumuz cinayetler genellikle örgütlü olmaktan ziyade fevri işleniyor, câni merhametten yoksun bir ortamda yetişmiş, ceza alacağını da düşünmediği için her türlü kahpeliği yapıyor, bunu da hak biliyor! Toplumda hala böyle "suça süreklenme potansiyeline" sahip birçok pimi çekilmemiş bomba mevcut. Bir şeylerin düzeltilmesi için daha kaç masumu kaybetmemiz gerekiyor acaba! Zaten melankolik bir insanım, bir de sürekli bu olaylara şahit olmak insanın iyice psikolojisini bozuyor. Ben bu haldeysem, bu kayıpları yaşayan ailelerin halini düşünemiyorum. Vefat eden öğretmenimize ve öğrencilerimize Allah'tan rahmet ve ailelerine sabır diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun.

🙁