Tüketici Hakem Heyeti Kararı Elime Ulaştı, Ne Yapmalıyım?

Selamlar, biraz önce akışta @ademhelvaci Bey'in "THH Kararını Uygulamayan Firmalara İcra İşlemi Nasıl Yapılır? (Awox'u İcraya Verdim.)" (https://www.youtube.com/watch?v=PnWmqEgGWgM) başlıklı videosunu görüp izledim, epey faydalı bir video. Altında da bilhassa bedel iadesi şeklinde değil de ayıpsız misli ile değişim şeklinde çıkan THH kararlarında nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair sorular var. Ben bunu da içine alacak şekilde genel itibariyle THH Kararından sonra nasıl hareket edilmesi gerektiğine dair kısa bir inceleme yazayım istedim.
Peşinen söyleyeyim, özellikle icra dairesindeki işlemler bu kuruma ilk defa adım atan kimseler için epey yorucu ve sinir harbi yaşatacak nitelikte olabilir. "Ürünün bedeli zaten ne kadar, 2000 liralık bir telefon için bir de avukata para mı verelim" demenizi de anlıyorum, ancak takibin başlatılmasıyla iş maalesef bitmiyor, bedelin ödenmediği durumlarda haciz ve diğer taraf işlemlerinin takibini sağlayabilmek, özellikle iş yoğunluğunun fazla olduğu Büyükşehirlerdeki icra dairelerinde oldukça zor olabilir. Bu sebeple ben varsa tanıdığınız, güvendiğiniz, hatrınızın geçtiği bir avukatın kapısını çalmanızda fayda olacağını belirterek başlayalım.
THH Kararı elinize ulaştı, talebiniz kabul edilmiş. Bedel iadesi mi istemiştiniz yoksa ayıpsız misli ile değişim mi? Her ikisinde de ilk yapılan hemen satıcı/sağlayıcının telefonu çevirerek kararın gereği konusunda ne yapacaklarını sormak. Satıcı diyor ki "karar bize ulaşmadı" veya "karar bize ulaştı ama biz Tüketici Mahkemesine itiraz edeceğiz, bu sebeple de paranızı ödemiyoruz/ ürününüzü vermiyoruz." Belirtmek gerekir ki, Tüketici Hakem Heyeti Kararlarının icrası için kesinleşmesi aranmaz. Dolayısıyla itiraz edilecek olması veya kararın ellerine ulaşmamış olması geçerli bir sebep olamaz. Hakem heyetinin karar vermiş olması yeterlidir. Ama yine de olumlu cevap vermiyorlarsa kafalarına silah dayararak bedeli alamayacağımız için elimizde tek seçenek cebri icra yoluna başvurmak oluyor.
Her iki durumda da (bedel iadesi veya ayıpsız misli ile değişim) doldurmamız gereken form takip talebidir. Word/PDF
Bedel iadesi için hazırladığım örnek takip talebi. Bunu verdiğinizde icra dairesi örnek 4-5 icra emri hazırlayıp borçluya gönderir.
Ayıpsız misli ile değişim için hazırladığım örnek takip talebi. Bunu verdiğinizde ise icra dairesi örnek 2 icra emri hazırlayıp borçluya gönderir.
İlaveten THH'den gelen kararın aslı ile ön/arka kimlik fotokopimiz icra müdürlüğüne vereceğimiz diğer evraklar.
Evrakları hazırlayıp İcra Müdürlüğüne gittiğinizde ilk uğramanız gereken yer muğlak. Bulunduğunuz yerde numaralı birden çok icra müdürlüğü varsa ve henüz pilot sisteme geçilmemişse, yapmanız gereken icra tevzi bürosuna giderek elinizdeki belgeleri vermek, sonrasında dosyanın tevzi edildiği icra dairesini ve dosyanın esas numarasını öğrenerek ilgili icra dairesinin yolunu tutmak. Ancak bulunduğunuz yerde pilot sisteme geçilmiş olabilir, tek bir icra müdürlüğü olabilir. Bu sebeple genellikle en sağlıklısı gördüğünüz bir güvenliğe "icra takibi başlatmak için nereye gitmeliyim" diye sormak olur diye düşünüyorum.
Bir şekilde hazırladığınız evrakları muhatabınıza teslim ettiniz, dosyanız esas numarası aldı. Hakem heyetine başvururken olduğu gibi bu sefer harç ve avanstan muaf değilsiniz, para vermeniz lazım. Elinizde bir vakıfbank bankamatik kartı ve içerisinde yeterince bakiye varsa icra memurunun size uzatacağı POS cihazından, kartınız yoksa internet bankacılığı aracılığıyla ya da tıpış tıpış vakıfbank şubesine giderek harç ve masraf yatırıyoruz ve takibin açılması için bizim yapacağımız başka bir işlem kalmıyor.
Sorun, gönderilen icra emri ve kesinleşen takibe rağmen borcunu ödemeyen borçluya karşı ne yapılacağı noktasında tekrar ortaya çıkıyor. Cevabı tek kelime: haciz. O da icra dairelerine verilecek talep ve -genellikle- masrafla oluyor. Uzun iş bilen birilerine sorun.
Ayıpsız misli ile değişim talebinde ayrıksı ama çok yaygın bir durum var. Fi tarihinde telefon aldınız, artık yenisi üretilmiyor. Ülkedeki enflasyondan haberdarsınız ve aynı paraya yenisini de bulamayacağınızı bildiğinizden THH'ye ayıpsız misli ile değişim talebinde bulunmuştunuz. Malı teslim almak için dükkana hacze gidildi satıcı diyor ki bu ürün artık üretilmiyor. "Ayıpsız misli, benzeri demek değil midir? Onu versin" diyebilir misiniz? Satıcıyla anlaşırsınız satıcı müşteri velinimettir der söylediğiniz modeli verir ve helalleşirsiniz . Ama satıcı buna yanaşmazsa ne olacak? İcra ve İflas Kanunu md. 24'te buna ilişkin düzenleme var. Yenisi olmayan malın icra takip tarihindeki değerinin hesaplanması gerekir. Yani takip konusu mal bugün satılsaydı kaç paraya satılırdı, bunun hesaplanması gerekir. Hesaplayacak kim? Bilirkişi. Hesaplatacak kişi kim? İcra Dairesi. İcra Dairesine taleple başvurup bilirkişi masrafını ödeyecek kişi kim? Siz. Tabi takibin başından sonuna ödediğiniz harç ve masraflar dosya alacağına eklendiğinden karşı taraftan talep edebilirsiniz. Yani yaygın olarak sorulan sorunun cevabı, evet ödediğiniz paraları karşı taraftan alabilirsiniz.
Sonuç olarak ne oldu, ürün teslimi para alacağına dönüştü ama bir farkla, ürün sizin aldığınız tarihten takip tarihine kadarki değerini koruyarak.
Olay bu, pratikte bu kadar kolay olmayabilir. İcra dairelerinde iş yaptırmak zordur, burada zaman geçirmek zorunda kalanlar için icra daireleri, Besim Tibuk'un Ankara'yı tanımladığı nitelikte bir yerdir. (https://www.youtube.com/watch?v=yVKePzDWgGk)

Aşağıya soru yazarsanız bazı sebeplerden cevaplayamayabilirim, soru sorarken yanıt gelir beklentiniz olmasın.
Sevgilerle.

 

 

 

 

 

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Yeni Acer Nitro 5 ile oyunseverler en hızlı mücadeleye hazır

Acer’ın, AMD Ryzen™ 5000 Serisi mobil işlemcilerle çalışan, GeForce RTX™ 30 Serisi GPU’lu dizüstü oyun bilgisayarı yeni Nitro 5, gelişmiş performans özellikleri ile dikkat çekiyor.

Gelişmiş performans özelliklerine sahip Acer Nitro 5 (AN515-45), AMD Ryzen™ 5000 Serisi mobil işlemcilerle çalışıyor ve bu sayede hız ve performans açısından üst düzey bir oyun deneyimi sunuyor. Sekiz çekirdeğe kadar işlem gücü sunan işlemcilerin yeni Nitro dizüstü bilgisayar için ideal kılan özelliği ise, düşük güç tüketimli geniş bant bellekleri güç tasarrufu özelliğiyle bir araya getirerek önceki nesil belleklerden iki kat daha hızlı veri işleyebilmeleri.

Nitro 5’te yer alan NVIDIA Ampere mimarisini taşıyan GeForce RTX™ 30 Serisi Dizüstü GPU’lar, enerji verimliliğini 2 kata kadar artırırken, performansı da önemli ölçüde yükseltiyor. Oyun tutkunları ve içerik üreticiler için üstün performans sunan GeForce RTX 30 Serisi Dizüstü GPU’lar, Cyberpunk 2077 ve oyuncuların en çok beğendiği oyunlar da dahil, en iyi yapımlarda çarpıcı ışın izlemeli grafikleri mümkün kılıyor. Öte yandan GPU hızlandırmalı yüzlerce uygulama sayesinde içerik üreticilerin de mükemmel içerikler üretebilmesini sağlıyor. Nitro 5, ayrıca en iyi performans ve verimlilik için bu GPU’larla desteklenen yeni 3. Nesil NVIDIA® Max-Q teknolojisini taşıyor. Bu teknoloji, dizüstü oyun bilgisayarlarını her zamankinden daha hızlı ve daha iyi hale getirmek için yapay zekayı ve yeni sistem optimizasyonlarını kullanıyor.

Acer Nitro 5 ile oyunu yaşayın

Acer Nitro 5, ince çerçeveleri sayesinde yüzde 80 ekran-gövde oranına sahip sade ve şık tasarımlı kasası ile dikkat çekiyor. Cihazın güçlü, CPU/GPU kombinasyonu, 1 TB SSD ve 32 GB’ye kadar arttırılabilen 16 GB DDR4 3200 RAM ile sahip olduğu bol depolama alanı, Killer E2600 desteğiyle güçlü ağ performansı ve Wi-Fi 6 ile tamamlanıyor.

15,6 inç büyüklüğünde IPS Full HD ekrana sahip olan cihaz, oyunculara en popüler oyunlarda sorunsuz bir oyun deneyimi için gerekli tüm gücü sağlıyor. Sahip olduğu 144 Hz yenileme hızı ile görüntüde bulanıklık olmadan, oyunların tadını akıcı bir şekilde çıkarabiliyorsunuz.

Nitro 5, sahip olduğu çift fan sistemi, Acer CoolBoost™ teknolojisi ve stratejik yerleştirilen dört hava çıkışı sayesinde hep serin kalıyor. Fan hızını gözlemleyen CoolBoost™ teknolojisi daha fazla gücün gerektiği durumlarda oyunculara performans sağlamak için fan hızını otomatik değiştiriyor. Isı yönetimini gerçek zamanlı olarak bizzat gözlemlemek ve yönetmek isteyen kullanıcılar ise NitroSense™ ile fan hızını ayarlayabiliyor.

Daha iyi bir performansa hazır olan kullanıcılar için geliştirildi

Nitro 5, sahip olduğu 2 W kapasiteli çift hoparlörü ile yüksek kalite sunan ses özellikleri ile hem rekabette avantaj sağlıyor hem de daha sürükleyici bir deneyim vadediyor. DTS:X® Ultra özelliği sayesinde sesler net şekilde, 3 boyutlu uzamsal ses düzeniyle iletiliyor. Böylece oyunda seslerin tam olarak nereden geldiğini ve de rakiplerinizin hareketlerini en ince ayrıntısına kadar duyabiliyorsunuz.

Cihazın 4 bölgeli RGB klavyesi ile ortama renk katmak mümkün. Ayrıca NitroSense tuşuna basarak dizüstü bilgisayarın dahili bileşenlerini de kontrol edebiliyorsunuz. WASD ve ok tuşlarının kolayca görülebilmesi için belirgin hale getirildiği cihazda, yalnızca 1,6 mm'lik hareket mesafesine sahip tuşlara bastığınızda anında yanıt alıyorsunuz.

Acer Nitro 5, özetle eğlenme ve hobi amaçlı oyun oynayan ve daha iyi bir performansa hazır olan kullanıcılar için geliştirilmiş, dengeli özelliklere sahip bir dizüstü bilgisayar serisi. Bu cihazlar, PC tutkunlarının en yeni oyunları keşfederken ve oynanış videolarını montajlarken duyacakları ihtiyaçlar doğrultusunda, titizlikle tasarlandı. Sahip olduğu tüm hız ve performans özellikleri ile Nitro 5, verdiği paranın karşılığını fazlasıyla almak isteyen oyuncular için performanstan ödün vermeyen zengin bir oyun deneyimi yaşamınızı sağlıyor.

Fiyat ve bulunabilirlik

Acer Nitro 5, Türkiye’de 15.999 TL fiyatla satışta.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 14

Superonline Fiber'den Vodafone Fiber'e geçiş sürecim.

Uzun süredir inceleme tarzı bir şey yazmıyordum, biraz Superonline hakkında rant yazdıktan sonra aralarındaki farklara da değineceğim. Yazı uzun o yüzden özet niteliğinde direkt sondaki resimli test sonuçlarına bakabilirsiniz.

2 yıla yakın bir süre Superonline Fiber 25mbit hızında ve 90₺ fiyatında paketi kullandıktan sonra aynı fiber altyapıyı kullanan Vodafone Fiber'e geçmek istedim.

Vodafone Fiber'e geçmek istememin tek nedeni Superonline'nın daha yüksek fiyatları değildi, benimle inatlaşıp istediğim ucuz pakete geçirmediler.

Çok uğraştım defalarca aradım ama "Sistem izin vermiyor" diyerek geçirmediler.
Superonline sitesinde ön planda olan sürekli göze sokulan "18:00 - 06:00 arası 100Mbit, normalde 25Mbit sadece 99₺" yazan diğer adı "Uçuran Fiber" olan paket.

En sonunda kapıya kadar gelen Superonline saha satış elemanından öğrendiğim kadarıyla, benim 99₺'lik fiyat performans paketine geçme hakkım yokmuş çünkü Superonline Fiber'e ilk abone olurken "İlk 4 ay bedava" kampanyasından yararlanmışım.

O istediğim fiyat performans paket yerine bana 50Mbit hız 130₺ fiyat ve yanında 1GB RAM'i olan hediye tablet önerdiler. "Tablet hiç bir işime yaramaz istemiyorum." dediğimde, tableti ikinci elde güzel bir fiyata satarak değerlendirebileceğim konusunda tavsiyede bulundu saha satış elemanı olan arkadaş.
🥰🥰🥰

Haliyle sinirlendim tabii ki, sanki en başta 4 ay bedava abone olurken beni uyarmışlar gibi şimdi uygun tarifeye geçirmiyorlar ve suçu bana atıyorlardı.

Abonelik cayma bedelinin 500₺ altına inmesini bekledim, bu sayede Vodafone'a geçebilecektim ve Vodafone cezayı karşılayacaktı.
Şuan cayma bedelini 600₺'ye kadar yükseltmiş güncellemiş Vodafone.

İptal süreci için bayram tatilinin geçmesini bekledim. Pazar günü Superonline'a iptal etmek istediğimi söyledim ve bana "İptal birimi tarafından aranacaksınız hangi kargo firmasına modemi teslim edeceğinizi ve hangi kod ile ücretsiz gönderim sağlanacağını söyleyecekler." dediler.

Pazar günü içerisinde aramadıkları için ben tekrar aradım ve kargo firmasına teslim etmek yerine şubeye gidip teslim edip edemeyeceğimi sordum. Teslim edebileceğimi söylediler.
Ertesi sabah Pazartesi günü erkenden modemi söküp paketledim ve Superonline şubesinin yolunu tuttum. Fakat şube çalışanı "Burada sadece yeni abonelik işlemi yapıyoruz, çağrı merkezi size hatalı bilgi vermiş." dedi...

Çağrı merkezini tekrar aradım ve iptal işlemlerini hızlandırmak istedim, gerilimli bir konuşma sonrasında karşımdaki görevli işlemleri hızlandıracaklarını söyledi ve dediği gibi de yaptılar. Yarım saat içerisinde iptal birimi dedikleri görevli aradı ve eğer istersem bana indirim yapabileceklerini söyledi. 🥰🥰

Teklif için teşekkür edip, fiber sinyalimin kesilmesini istedim. İptal biriminin söylediği şekilde dilekçe yazdım,


İnternetten bulduğum bu taslağa uygun şekilde yazdım. Bu taslağa ek olarak üye olunan paket ismini de ekledim.
Mail'i gönderdikten sonra 5dk sürmedi aboneliğimin iptal işlemine dair mesaj aldım ve kargo firması ve ücretsiz gönderim kodunu alıp kargonun yolunu tuttum.

Pazartesi öğlen Superonline firması ile ilişkim kesilmiş oldu. Şimdi Vodafone'dan modemi almak kalmıştı. Vodafone sürekli yoğun olduklarından bahsetti, sadece modeme ihtiyacım olduğunu belirttiğim halde, aralarında yaşanan iletişim kopukluğu yüzünden olsa gerek, Çarşamba günü öğlen vaktinde Superonline üniformalı iki teknik eleman, ellerinde matkap, merdiven, fiber kablo makarası ve modem ile geldiler.

Kapıyı açıp onları öyle görünce şaşırdım ve "Montaj yok sadece modem lazım bana dedim."
Şaşırdılar ve emin olmak istediler, eve girip boşta duran fiber kablo ucunu görünce sevindiler.
Modemi prize takıp aktivasyon yapmaları 2 dakika sürmedi ve internetim gelmiş oldu.

Gelen Vodafone modemi, sanırım Superonline altyapısı kullandığım için, üzerine "Vodafone" sticker'ı yapıştırılmış ve ikinci el izlenimi veren biraz kirli bir Turkcell modemiydi.

Açıkçası modem önemli değil, router üzerinden eve internet dağıttığım için modem'in wi-fi özelliği kapalı oluyor, asıl işi Asus RT-AC59U router yapıyor.

İlk Vodafone fiber'e abone olurken çağrı merkezine şunu sormuştum:
"Sizin modemlerinizde Superonline modemi gibi mi çalışıyor yani daireye kadar fiber kablo geliyor küçük bir kutuya giriyor, o küçük kutudan bir ethernet kablosu modeme giriyor şeklinde mi?" dediğimde "Hayır, bizim modemlerde direkt olarak fiber kablo modeme bağlanıyor." demişti. Yanlış bilgilendirme yapılmış.

Şimdi DNS karşılaştırması ile başlayayım, ağ üzerinde Raspberry Pi Zero üzerinde Pi-hole server kurulu.

Superonline DNS testi:

Vodafone DNS testi:

Vodafone hız testi, speedof.me üzerinden:

Hız testleri için bu siteyi kullanıyorum, Avrupa üzerinden bağlandığı için daha gerçekçi internet kullanım hız sonuçları verdiğini düşünüyorum. Yaklaşık 10 adet ve seed seviyeleri ortalama olan torrent dosyası denedim ve indirme hızı bu test hızında gözüktüğü gibiydi, şimdilik torrent'te 100Mbps seviyelerini göremedim.

Ookla sitesi sonuçları:

Bu sonuçları Steam'den oyun indirirken görebildim.

Ücretsiz sunulan Vodafone TV servisine de üyelik girişi ile kontrol ettim ve pek tatmin olmadım açıkçası, sıradan kanallar vardı ve servisin tarayıcı tarafındaki arayüzü genel olarak akıcı gelmedi.
Fatura gönderimi için mail adresimi değiştirmek istediğimde hata aldım.

Bunlara rağmen aldığım hızdan çok memnunum, umarım 2 yıl boyunca sorunsuz sıkıntısız kullanmaya devam ederim.

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap

TASARRUF ÜZERİNE

Geçtiğimiz ay, hayatımdaki gereksizlerden kurtulacağım diye kendimce karar aldım. İlk iş gereksiz limitli ve sayıdaki kredi kartlarından kurtulmak oldu. Kayboldu diyerek kolayca kapattırdım ama banka hesabı kapattırmak için anlaşılan bankaya gitmek gerekiyor, onlarıda kapattıracağım.

Yeni sekmede birikenlere zaten yeni yıla girerken başlamıştım ve azaltmıştım onlardan da tamamıyla kurtuldum. Sadece hafta sonuna kadar tutuyor ve pazar günü karar veriyorum. Bunun yanında harika yer imlerimin artık çalışmayan içeriği ve değişen sitelerden dolayı tutmanın anlamsız olduğunu düşünerek gerekli servislerin linklerini kısayol olarak dosyalamaya ve tüm makale, bilgi veya kesitlerin ssini kaydetmeye başladım. Yer imleride temizlendi diyebilirim. Bundan sonra güncel ve sık kullandıklarım olarak 50'yi geçirmeyeceğim.

Kitaplığımda duran ve kaynakça olarak kullanamayacağım kitaplarıda daha önce satışa çıkardığımı beklemediğim boyutta para ettiklerini söylemiştim. O parayı da bu yıl sitelerimin yıllık masraflarında ve bir kaç farklı yıllık abonelikli servislerde kullandım ve 2-3 yıllık masraflarda tasarruf etmiş oldum. İnanın tozlanmasındansa bir öğrencide eskimesini yeğlerim. Tabiki değerini bilen ve parasını veren birinde.

Tüm gerekli evrakları taratıp terslerini gündelik yazdirmalarda kullanmak için istifledim ofiste ve tarattıklarım inanın google drive ve dropbox'a ikili yedeklediğimde bile ücretsiz alanlarda yer arttı. Son 3 haftada giden 3 kilo yağla birlikte 178cm-70kg olarak kendimi oldukça hafiflemiş hissediyorum.

Basitlik, simple, sadelik, minimalizm ne derseniz işte hayatıma yaymayı ve tasarruflarıma tasarruf katmayı hedefliyorum. Pintilik değil, gerçekten bu istifleme ve biriktirme hastalık arkadaşlar. İçinde iken farketmiyorsunuz, boşa çıkan kitaplıkla da ofise ikinci el mini buzdolabı almam beni bu konuda yarar sağlamada kesin olarak görüşlerimi değiştiren son şey oldu.

Bir gün umarım çekmecelerimi gözden geçirecek kadar gözümü karartıp üst mertebeye ulaşırım. Eğer o mertebeye ulaşırsam işte o zaman korkun benden 😄

Not: Bu arada ciddi tasarruf fikri olanlar gerçekten ilginç fikirler çıkabilir, burada paylaşalım. Komşum eski saray koltuklarının yüzlerini yeniletip ve eskitme ile boyatıp hatrı sayılır paraya sattı, ha tatilde parayı yemeyi seçti ama sonuçta tatil masrafından tasarruf etmiş oldu. Oto lastikçim erimemiş eski lastikleri ayırıp cafe/bistro/publara daha iyi fiyata satıyor. Hatta teras veya bahçesine alan bile var. Sizin için gerçekten gereksiz olan farklı bir sunum/fikirle başkasının ihtiyacı olabilir. Ya da sizin için belki ileride lazım olacak olan size şuan için acil tasarruflara bile gebe olabilir. 😉

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Rainmeter otomatik kapatma scripti

#rainmeter ve #Nvidia kullanıcıları için otomatik oyuna girdiğinizde rainmeteri kapatacak script. bir ps1 dosyasına kaydedip başlangıçta çalışacak şekilde ayarlamanız yeterli.

<Kullanıcı> yı değiştirmeyi unutmayın.

DO {
timeout 10
$l = Get-Content "C:\Users\<Kullanıcı>\AppData\Local\NVIDIA Corporation\NVIDIA Share\console.log" | select -Last 50
IF (($l | Select-String -Pattern 'onGameAppStarted') -like "*onGameAppStarted*") {
$l | Select-String -Pattern '"startedAppPID":\s([0-9]*)' | ForEach-Object{$d=$_.Matches.Groups[1].Value}
$p = $d -replace ".*: "
$gn = (Get-Process -Id $p).ProcessName
echo $gn
IF ($gn -ne "TextInputHost" -And $gn -ne "EpicWebHelper" -And $gn -ne "powershell_ise" -And $gn -ne "" -And $p -ne $op) {
##########################################################
$op = $p
taskkill /IM "Rainmeter.exe" /F
echo "Found Game $p $gn"
####################
Wait-Process -Id $p
####################
echo "Game Closed"
Start-Process "C:\Program Files\Rainmeter\Rainmeter.exe"
##########################################################
} ELSE {
echo "Ignoring $p $gn"
}
} ELSE {
echo "Waiting for Game Start"
}
} While (1)

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Güneş Enerjisi Sistemi Projem, Baştan sona tecrübelerim.

Merhabalar. 2 aylık projemin sonuna gelmiş bulunuyorum. Bu bağlamda uzun bir yazı olacağını zaten belirtmeme gerek kalmayacak görüldüğü üzere.

 

KAFAMDAKİ PROJE NASIL BAŞLADI?

Aslında bu işe başlama sebebim elektirik faturaları değil tamamiyle çocukluğumdan beri var olan elektronik ilgim diyebilirim. güneş panelleri de ayrıca ilgimi çekiyordu. bir kaç kez bu projeye girmeye yeltendim ama hiç bir yardım almadan sadece internet kaynağından bu işe başlamak dipsiz kuyu gibi geldi ve vazgeçtim. Yine bir gün bir cesaretle 200w lık hiç aklımda olmayan büyük bir panelle siparişimi vermiş bulundum. 50w bir panelle sadece telefon şarjları için kullanmayı düşündüğüm bu projenin ilk ayağı neden 200w oldu derseniz watt/tl dengesi içerisinde 200w ı daha mantıklı buldum.

İkinci ayağı olan usb şarj devrelerini de satın aldım. ancak attığım ilk adıma göre küçük kalan bu ikinci ayağı inverter ile güçlendirmek istedim. 150wlık modifiye sinüs inverter aldım. fiyatı da uygundu tabi.

bu proje ile bilgi dağarcığımı genişletirken 3. ayağı olan bataryaları da ister istemez öğrenmiş oldum. lifepo4 bataryalardan haberim olmuş oldu. tabi beni ikna eden güneş panellerinin ışık şiddetine göre bariz performans dalgalanmaları yaşadığı gerçeğini öğrenmem oldu diyebilirim. Ayrıca ışık olmadığında bile güneş enerjisinden faydalanma fikri de mantıklı geldi. Dolayısı ile bir adet lifepo4 20amperlik bir akü sipariş geçtim...

bu zincirleme reaksiyonun kaçınılmaz ürünü olan solar şarj kontrol cihazını da es geçemezdim tabi. kafamdaki ilk projeme yani düşük maliyetle deneysel başladığım projeme sadık kalmak amaçlı pwm  solar şarj kontrol cihazı aldım.

 

Sonuç olarak ürünler elime geçince ilk deneyimleri elde etmiş oldum. Bu deneyimlere geçmeden bazı kavramları üstün körü bilgileri açıklamak isterim.

şarj kontrol cihazları genel olarak ikiye ayrılır. pwm şarj kontrol cihazı ve mppt şarj kontrol cihazı

PWM şarj kontrol cihazları panelden gelen amper değerini aküye doğrudan iletirken voltajı aküye uygun şarj voltajına düşürür. paneliniz örneğin 20v 10amper ise  yani Watt =Volt x Amper den 200w lık bir paneliniz vardır. pwm şarj kontrol cihazı tam güneşte aküye 10 amper verir şarj voltajı da 14v ise 14V x 10A = 140Watt enerji almış olursunuz panelden. burada 60wattlık bir enerji buharlaşmış olur.

MPPT Şarj kontrol cihazları ise panelden gelen  voltajı akünün şarj voltajına düşürken amper değerini panelin toplam gücüne eşitleyecek şekilde yükseltir. yani panelden gelen voltaj 20v ise bunu 14v a düşürür. 14Voltu panelin toplam gücü olan 200watta eşitlemek için yaklaşık 14amper aküye güç verir. böylece voltaj düşümü sebebiyle meydana gelen güç kaybı telafi edilmiş olur.

Tabi ki bunu sadece panelden tam verim alabilmek için değil de özellikle kapalı havalarda zaten meydana gelen kayıpları da telafi ettiğini unutmamak gerekir. kapalı hava güneş enerjisinin bir numaralı sıkıntısıdır. öyle ki güneşin önüne gelen bir parça bulut bile bu sistemin verimliliğini önemli ölçüde düşürüyor.Yine panelin herhangi bir hücresinin ışık alamaması da panelin performansını önemli ölçüde etkiliyor. hazır bu noktaya değinmişken bu sistemi balkona kurmak gibi fantazilere de girmeyin. güneşin önüne gelen bir parça buluttan bahsetmişken balkon gibi güneşi sadece belli açılardan alan bir ortamda güneş panelinden verim almak çok olası değil. üstüne balkonu kaplayan koca panel ve kabloların size yaratacağı sıkıntıları saymıyorum bile.

 

İkinci olarak değinmek istediğim konu ise inverterler üzerine.Pek çok çeşiti olmakla beraber genel olarak iki çeşittir.

Modifiye Sinüs İnverter ve Tam Sinüs İnverter

Modifiye sinüs inverterleri kısaca açıklamak gerekirse alternatif akımın yapacağı dalganın kare dalga olmasına modifiye sinüs yani modifiye dalga diyoruz.Normalde evlerde kullandığımız şebeke elektiriğinden farklı bir dalga olmasına rağmen üretilme sebebi bu tür cihazların çok daha ucuz olması denilebilir. ancak yukarıda bahsettiğim 150wattlık inverter ile edindiğim tecrübelerime göre hassas cihazlarda içinde elektronik kart bulunan cihazlarda cihazınıza zarar verme ihtimali olan inverterler. yani bir taraftan ucuza alırsınız ama bir taraftan daha pahalıya maal olabilir. bu tür cihazları ampül gibi belli işlerde kullanacaksanız olabilir. onun dışında şahsen modifiye sinüs inverteri evinize bile sokmayın derim. benim başıma gelen mesela watt ölçerimin içindeki bir drenci yaktı. zamanında çıkarmasaydım bozulabilirdi de... aynı şekilde televizyon bağlasam her türlü arıza çıkarma potansiyeline sahip inverterler. ayrıca motorlu cihazlarda motorun daha fazla ısınmasına yol açtığını okudum bazı kaynaklarda. o yüzden modifiye sinüs inverterleri asla önermiyorum.

 

Tam sinüs inverterler ise bizim halihazırda evde kullandığımız şebeke elektiriği dalgasında elektirik dönüştüren aygıtlar diye tanımlayabiliriz. evinizde kullandığınız her türlü cihazı bağlayabilirsiniz. burada sizi sınırlandıracak olan şey akünüzün verebileceği amper değeri inverterinizin gücüdür.tam sinür inverterler daha pahalı olmasına rağmen kesinlikle tam sinüs inverter almasınızı öneririm.

 

hazır inverter konusuna değinmişken tam sinüs inverter seçerken dikkat etmeniz gerekenlerden de bahsedeyim. öncelikle güvenilir yorumları güzel mağazalardan alışveriş yapınız. çünkü başıma gelenlerden yola çıkarak size tam sinüs diye daha ucuz olan modifiye sinüs aynı marka benzer bir model gönderebiliyorlar. eğer bu konuda acemiyseniz bunu anlamayabilirsiniz. bir de çinden tam sinüs inverter alacaksanız yine yorumları bol olan güvenilir mağazaları tercih edin. çünkü çinliler tarafında da gerek pwm mppt şarj kontrol cihazları gerekse tam- modifiye sinüs inverterler konusunda sizi kandırmaya çalışabiliyorlar. tabi ki bir diğer önemli nokta ise evde kullanacağınız için fanı sadece ısındığında aktif olan mümkünse sessiz olduğunu beyan eden inverterler tercih ediniz. çünkü inverter fanları ile saç kurutma makinasının fanı arasında çok az desibel fark var. böylesine cihazları aynı ortamda kullanmanız pek olası değil.

bir diğer konu olan inverter konusunda birşeyler söylemek gerekirse;  bunların hem inverter hem de şarj kontrol cihazı olan akıllı olanları var. bu tür cihazlar extreme olduğu için üzerinde durmayacağım zaten bildiğim bir alan değil. genelde evin tamamına yakın elektiriğini yüklenecek projelerde kullanılıyor. Bunun haricinde aküsüz sistemler denilen gündüz üretilen elektiriğin sisteme verilip gece şebekeden kullanılarak bi anlamda gündüz ürettiğin elektiriği devlete satarak dönüşümlü sistemlerde de kullanılıyor. tabi birebir araştırmadım ama son 2 yıldır bunun da bir anlamı kalmadığını öğrendiğim bir kaç kaynak gördüm. brokrasisi dağıtım bedeli vs...

 

Kavramsal olarak son olarak panel çeşitlerine değinelim. Genel olarak Monokristal ve polikristal diye ikiye ayrılan paneller satılmakta ve bunlarında kendi içinde çeşitli varvasyonları bulunmakta. monokristallerin düşük ışıkta daha verimli olduğu söylense de izlediğim videolardan anladığım kadarıyla çok az bir fark olduğunu gördüm. bu bağlamda fiyat farkı uçuk olmadığı sürece monokristal alınabilir ancak şarttır diyemem. bir nokta daha var ki bunu şahsi olarak algılamayın. sadece bu sistemlerle kurmuş kişilerin yazdıklarından yola çıkarak genelde yabancı üretim panelleri öneren yazılar okudum. tercih sizin tabi ki...

 

Gelelim incelemenin Özüne: bu kadar bilgi dağarcığından sonra kişisel olarak subjektif verilerle birazcık objektif verilerle yoğurarak aktaracağım.

 

3 tane 20amper/saat akümü paralel bağladığım bir sistem kurmaya karar verdim. ancak tek aküyle bu işi yapmak daha mantıklı olabilirdi. çok planlı bir şey olmadığı için sonucunda illaki şöyle olsaydı dediğim çok şey oldu.

 

bu paralel bağlı akülere mppt den gelen elektiriği görmek amaçlı bir ampermetre ekledim. resimde görüldüğü üzere mavi ekranlı olan ampermetre. tabi bir çok şeyi daha gösterebiliyor.

bu aküleri sadece elektirikle şarj edebilmek amaçlı lityum destekli pwm solar cihazımı değerlendirmeye karar verdim. sisteme eklemiş olsam da henüz verimli kullanamadım çünkü uygun bir adaptör bulamadım. şöyle en azından 20v ve yukarısı bir adaptör ve güçlü bir amper değeri olması lazım diye düşünüyorum. tabi bu solar şarj kontrol cihazını bir anahtarla aküden bağlantısını kesip açabiliyorum. çok elzem bişey değil ama solar cihazı kapatmam gerekirse diye ekledim. yanına da solar cihazın aydınlatma çıkışlarını  bir nevi aküden doğrudan enerji almak maksatlı iki kutup soket ekledim.

 

En üstte görülen şey ise çinden aldığım boost ve buck voltaj regülatörü. yanlış hatırlamıyorsam 0-35v ve 0-5amper e kadar destekliyor. kumandalı ve uygulamalı bir şey ama uygulama kısmını yapamadım. kumandası işlevsel olduğu için de çok üzerinde durmadım. bir gün bunu da hallederim diye düşünüyorum.

 

tabi bir de 2 adet usb çıkışı da ekledim. çıkışlardan biri hızlı şarj destekli diğeri 3 ampere kadar destek sunuyor. bunun da kapatıp açılabilir olması açısından bir anahtar ekledim.

 

 

 

tabi bir de çatıya paneli nasıl koyduğum ile ilgili görseller ekleyecek olursak kabloları bacadan almak üzere :

paneli kremitlere karbonat ve japon yapıştırıcısı ile tuttturdum. ben herşeyde olduğu gibi buna da deneysel yaklaştım. yani tavsiye edebileceğim bir yöntem olarak bakmayın. mazallah uçar muçar rüzgarda bizim evin etrafı müsait olduğu için sıkıntı olarak görmedim.

 

 

 

SONUÇ:

 

Aylık 10kw civarında ortalama bir kullanım ettim üçbuçuk ayda. şimdiye kadar 32kw civarında bir kullanımım oldu. bu da kw başına zamlı tarifeyle kw  0.90 ise 28-29 lira ediyor. kısaca külli zarar bir proje oldu ki zaten kar amaçlı girişilecek bir şey olmadığını ufak bir araştırmayla anlıyorsunuz.

incelemenin sonları biraz üstün körü oldu. sizin sorularınızla bu incelemeyi biraz daha iyileştirebilirim.

 

#güneşpaneli

 

 

 

 

 

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 10
  • eskod @eskodd

    Karavan için ideal olabilirmiş

    • Höşelek @benvaryaben

      zaten gerçekten elektiriğin olmadığı yerde değeri olabilecek bir sistem. elektirik varken mantıklı değil. ben 600wlık inverterin fanını iptal ettim fazla yüklenmediğim için bir sorun olmadı. ama fan sesi çekilecek gibi değil. ev tipi akıllı inverterleri de bir dolabın içinde ve mümkünse evin dışında montajlamak lazım.

  • Noisecash @noisecash

    İnverterde en önemli.konu olan on grid ve off grid özellikleri var burası hayati bir konu ,şebeke ceyrani olmadan.bir çok inverter çalışmıyor ,on yada off grid inverterler seçim yapılırken önemli misal dağ veya bağ evinde yanlış inverter alırsanız sistem çalışmaz..
    Birde çift taraflı paneller var bunların altında kasa yok panelin hem üstü hem altı yansıtıcı levha ile güneşten enerji sağlıyor yansıma ile..

  • ofis @ofis

    Çift taraflı saat olsa kaç paralık elekttik satardınız acaba, hem kullanım hem satış yapınca biraz toparlayabilir ama çift taraflı saatte ucuz değil. Apartman ortak kullanımı için düşünülebilir masraf bölüşülür.

  • Hamit ÖZLÜ @hamitozlu

    güneş panellerin altından rüzgar geçmeli aşırı ısındığı için performans kaybı olur diyorlar. bir de ben olsam kiremitlere değilde bacaya monte ederdim daha güvenli olur.

    • Höşelek @benvaryaben

      Bacaya bağlama işi için panelin çıtasına bir kaç delik açmak icap ediyordu. Bunu yaparken paneli kırma riski var sonuçta tamperli cam. Deneyimim olsa neyse. Bu şekilde de bir sorun yaşamadım şimdilik. Rüzgarlı havalarda bişey olmadı şimdilik. Sıcaklık konusunda performans illaki düşer.ancak benim senaryomda bu şekilde daha pratik olduğu için bu uyduruk yöntemi seçtim.

Ufak bir Minecraft Serüveni

Baktım ki son zamanlarda #Minecraft ile ilgili paylaşımlar çoğaldı bari bende yaptıklarımızdan ufak bir kesit göstereyim dedim 😛

Aslında temelde 2013-2014'den beri oynuyorum oyunu ama en son kombat güncellemesinden sonra baya salmıştım 2017 yılında falandı sanırım.O zamandan beri oynamıyordum, 1.16 sürümüne başlayalım dedik kuzenimle survival oynamak için bir server açtık.Tamamen el emeği bu arada yaratıcı mod falan kullanılmadı 🙂 Bilmediğimiz çok şey gelmiş oyuna ama öğrendik güzelde şeyler yaptık 🙂 Oyunu bitirdik baya baya, End Dragon ve Wither öldü tabi ki.Elimizden geldiğince çoğu farmı otomatikleştirmeye çalıştık.

Şimdi de 1.17 sürümü çıkmış canım sıkılıyor belki onun içinde ayrı bir dünya açar oynarım 🙂 Java sürümündeyiz tabi ki.

Duruma kaç tane fotoğraf eklenebiliyordu unuttum o yüzden fazla gelebilir diye blog olarak paylaşıyorum.

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Filtre @kahve

    Sürekli aklımda olan bi oyun. Kafa dağıtmalık için almak istiyorum ama o kadar para vermek bilemedim 🙂

    • KRAK3NN @passenoir

      Yediden yetmişe hitap edebilen bir oyun gerçekten.Xbox var salonda gamepass ile Bedrock sürümü oynanabiliyor.Açtım mesela anneme veriyorum çiftçilik yapıyor, kardeşime veriyorum ev-dekor falan yapıyor.Bizim gibilerde full survival oynuyor her daldan 😂 Kesinlikle herkesin denemesi gereken oyunlardan biri, ha oyunun şöyle bir olayı var neredeyse hiç yardımcı olmuyor.Neyi nerede bulursun nerede yapılır falan bunlar için internette wiki sayfası var oradan okuyup öğrenmek gerekiyor.Birde bu oyunun iki adet sürümü var biri Bedrock diğeri de Java.Aslında temelde ikisi de aynı fakat Bedrock olan mobil versiyonunun bilgisayara uyarlanmış hali gibi bazı şeyler daha basit falan.Bana kalırsa asıl oynanacak sürüm bilgisayardaki Java sürümüdür, biz yıllardır onu oynarız ama tabi herkes kendi bilir.

      Hepsinden bağımsız olarak fiyat konusuna gelirsek; evet kesinlikle 230 liraya değecek bir oyun değil o kadar para verilmez.Zaten sıkıntı şurda döviz üstünden satıyorlar (23 euro-dolar) Blizzard gibi, yerel fiyatlandırma yapsalar daha iyi olacak.

      Şöyle ki ben 2014'ün başlarında Forum DH'den ikinci el kısmında orijinal Minecraft Premium hesap satan birini bulmuştum.Hesapların tanesini 15 liraya satıyorlardı o zaman, iki tane aldım işte biri bana biri kuzenime totalde 2 hesap 30 liraya patladı 🙂 Bütün bilgiler vs. bize ait tamamen satıcıya değil.Aynı hesapları zaten hala da kullanıyoruz 2014'den beri.

    • ad33p @ad33p

      Ben plati.ru sitesinden 2-3 dolara windows 10 (bedrock) versiyonu keyi almıştım, hesabıma ekledim hala sorunsuz kullanıyorum. Java yerine bedrock aldım çünkü yeğenlerim de oynamak istiyor benle bazen, onların tabletiyle ancak bedrock olunca oynayabiliyorsun.

    • KRAK3NN @passenoir

      @ad33p Java sürümüne sahip olanlara bedava vermişti Microsoft bu Bedrock sürümünü ilk çıktığında 😀 Bende de var bu Bedrock sürümü, bir kaç kere girip denedim ama yok yani olmuyor alışmışım Java'ya.Temelde her ne kadar aynı gözükselerde aslında oynanış kısmında baya farklar var.Bende anca kardeşim ile ara sıra konsoldan oynayayım diye Bedrock sürümüne giriyorum ama pek oynayasım gelmiyor onda 😀

    • ad33p @ad33p

      @passenoir Evet Java sürümü daha hoş, özellikle modl desteği vs ama güncellemeler ile Bedrock versiyonu da güzelleşti bayağı.

    • KRAK3NN @passenoir

      @ad33p Bedrock sürümünün avantajları; Neredeyse her platformda olması, ve kolay oynanışı.Misal Bedrock sürümünde kombat güncellemesi yok 😀 Java'ya ilk geldiğinde hiç alışamamıştım, artık spamlayamıyorsun mesela Java'da vururken bir cooldown geldi o dolmadan vurursan baya düşük hasar veriyorsun falan.Gerçi artık dediğime bakma baya oldu bu kombat güncellemesi geleli.Sende biliyorsundur da yine de anlatayım dedim 🙂

      Bedrock'da da her şeyi parayla satıyorlar ya.Skin atayım falan bir tek bilgisayarda oluyor o olay,konsoldan skin değiştireyim dedim direkt mağazadan satın alman gerekiyor 😀 Saçma sapan işler.

    • ad33p @ad33p

      @passenoir Evet o dövüş mekaniğini bende yeğenlerime spamlamayın, kritik atabilirsiniz falan diye anlatmaya çalışıyordum ama meğer yokmuş bedrock versiyonda. 😀
      Skin var ya içeri aktar diye bölüm var mobil ve pc tarafında, konsolu bilmiyorum, oradan png skinleri import edebiliyorsun

    • KRAK3NN @passenoir

      @ad33p Evet işte bu lanet içeri aktar olayı sanırım sadece konsolda yok 🙂 Neyse bedavalardan buldum bir tane kardeşime onunla takılıyor 😀

    • ad33p @ad33p

      @passenoir Evet daha fazla kısmında paralı olanlar setlerde bile bir tane falan ücretsiz karakter oluyor. 🙂

  • Thomas Aquinas @thomasaquinas

    Minecraft'a karşı önyargılıydım önceden. Ama üniversite bittikten sonra boşluğa düşünce bir denemek istedim. Saatlerce oynadım ve hala en sevdiğim oyunlar arasında yer alıyor. Oyunu en değerli kılan kısım ise kesinlikle müzikleri, C418 - Sweden dinlemek insanı bir noktada ağlatabilir bile. 😀 Bazen YouTube'da longplay videoları oluyor, adam çiftlik yaparken onu izliyorum ve inanılmaz rahatlatıyor.

  • Alpi Atansay @alpi350

    2014'de oynamıştım en son. Bayılmıştım, resmen. Benimde aklımda kaldı fakat görüntülere bakınca, pek içim açılmadı. Üzerinden kaç oyun geçti artık Minecraft sarar mı beni? 🙂 Eski güzel anılarda bırakayım en iyisi.

    • KRAK3NN @passenoir

      Siz yine de hakkını yemeyin bu oyunun 🙂 Evet o zamanlar tadı çok başkaydı, evet bende bunun üzerinden çok oyun oynadım ama gerçekten bu oyunun yeri ayrı.Kare diyip geçmemek lazım yani.Aynı eski GTA oyunları gibi oynamaktan sıkılmayacağın türden bir oyun aslında.Ha belki oyun sana komple hitap etmiyordur orası ayrı 🙂

      Ayrıca görüntüler nasıl içini açmadı yaw 😀 O kadar Shader modu ile çektik güzel gözüksün diye. 🙂

    • Alpi Atansay @alpi350

      @passenoir Fotoğraflar güzel canım. Tanıtım resimleri gibi olmuş adeta. 🙂

      Benim içimi karartan oyunun kendi texture kalitesi oldu. Yüksek çözünürlüklü ve detaylı kaplamlara gözüm alıştığından bunlar pek cezbetmedi beni. Ben biliyorum kendimi iyiyi görünce daha düşüğünü istemiyorum hiç. Sırf bu yüzden kendi yaptığım Yılın oyunları listemde 98 yılından başladım. Hatta paylaşmıştım, gerçi hatırlarsın, çokça yazdım burada. 😄 98 yılın grafikleriyle ilerlememe 2008 yılına kadar geldim. 2004 öncesi oyunlar artık gözüme eskisi kadar iyi gözükmemeye başladı. 2013'e geçtiğimde de 2008 oyunları gözüme kötü gelmeye başlayacak. Kendimi bildiğim için söylüyorum. 😄 San Andreas öncesini artık oynayabileceğimi pek sanmıyorum. Gerçi bunların suyunun suyunu çıkardım o da büyük bir etken, Tekrar Unreal oynama isteğim bile yok oldu. Ki o grafikleriyle beni büyülemişti. Şimdi cık. 😛

    • KRAK3NN @passenoir

      @alpi350 Bunlar tabi oyunun stok texture paketi.İstersen kendin dışarıdan custom texture pack yükleyebiliyorsun, bu tarz realistik HD texture paketleri de var yani ama tabi oyun sarmıyorsa bu da pek bir şey değiştirmeyebilir 😀 Benim grafik takıntım olmadığı için her türlü oynarım ki stok texture pakedini de çok severim 😛

      Ha birde bu tarz grafik modları bilgisayara daha çok yükleniyor doğal olarak.

      https://resourcepack.net/luna-hd-resource-pack/

      https://youtu.be/zl_I_4aYq6Q

    • Alpi Atansay @alpi350

      @passenoir İşte bundan söz ediyorum. 🤠

      32X olanı ücretsizmiş en azından 128X yüklemek gerekecek. 😔

    • KRAK3NN @passenoir

      @alpi350 Bu siteye bakın mutlaka vardır başka çeşitlerde 🙂 Yalnız o videodaki kadar HD olması için en kötü 256x falan lazım 😀 Oyunun kendi texture'ları zaten 16x, o yüzden 32x ne kadar fark edebilir ki 😛

Yurt dışında çalışmak çok mu parlak bir gelecek sunuyor?

Son yıllarda yurt dışında eğitim almak, çalışmak ve yaşamak çok büyük ilgi görüyor. Bu bir kaçış mı yoksa bir hedef mi olmalı? En önemli nokta ise, aslında gerçekler hayal edildiği gibi mi oluyor? Yurt dışına gitmek isteyenler neleri bilmeli?

Yurt dışında gitmek parlak bir gelecek mi sunuyor? Ne gibi zorluklarla karşılıyor? Kimler gitmeli? Yurt dışında yaşamanın bilinmeyen yönlerini hem orada yaşayanlarla hem de bir süre yaşadıktan sonra dönüş kararı alan bilim insanları ve uzmanlarla konuştuk.

"Yurtdışına gitmek her zaman en iyi seçenek olmayabilir"

Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun olan Mert Emin Kalender, 2013 yılında Microsoft'ta yazılım mühendisi olarak işe başlayıp devamında Microsoft'ta bir süre çalıştıktan sonra Apple ve ardından şimdi Google'da çalışmalarını sürdürüyor.

"Yurtdışına gitmek parlak bir gelecek sunabilir ama bu her zaman da doğru olmayabilir" diyen Kalender, "Çalışacağınız sektör, şirket, sunulan imkanlar; yaşayacağınız şehir, o şehrin kültürü gibi birçok faktör geleceğinizi direk olarak etkiliyor. Yurtdışına gitmek her zaman en iyi seçenek olmayabilir. Yaptığınız işi düşünürseniz, vize durumundan, müdürünüze, yapacağınız işe ve şirketin çalışanlarına yaklaşımı, hayatınızı olumlu ya da olumsuz şekilde etkileyebilir. Mesela yazılım dünyasında, sık sık takımlar arasında organizasyon değişikliği olur. Bu değişikler sırasında projeler iptal edilebilir, takımlar dağılabilir ve insanların işten çıkarılma durumları söz konusu olabilir. Örneğin işten çıkarılırsanız, vize durumunuza bağlı olarak, en geç 2 hafta içinde yeni bir iş bulmak zorunda olabilirsiniz. Teoride bu mümkün gözükse de pratikte bunu yapmak çok zor. Benzer şekilde iş haricinde de yaşadığınız ülkenin, şehrin şartları yine direk olarak hayat kalitenizi etkiler" diyor.

"Konuştuğunuz dil, görünümünüz ve birçok başka durumdan dolayı ayrımcılıkla karşılaşmak mümkün"

Yaşadığınız yerdeki insanların diğer kültürlerden gelen insanlara olan bakış açısının önemini vurgulayan Kalender, şunları anlatıyor:

"Yaşadığınız ülkenin dilini ne derece iyi konuştuğunuz gibi birçok durum sizi doğrudan etkiler. Mesela yurtdışından alınan tekliflerde maaşlar sık sık Türkiye şartlarına göre değerlendiriliyor ve abartılıyor. Halbuki, çalışılacak olan yerin pahalılığı ve diğer durumlar göz önünde bulundurunca bu tekliflerin bazılarının çok da parlak seçenekler olmadığı anlaşılabilir. New York gibi bir şehirde yüksek gibi görünen bir maaşla tek başınıza yaşamanız mümkün olmayabilir. Yaşayacağınız yerin pahalılığına bağlı olarak hayat kalitenizi düşürmenizi gerektirecek durumlar arasında, her gün en az 3 saati ofis ve ev arasında yolda harcamak gibi ya da tek odalı daire paylaşmak olabilir. Alışık olduğunuz kültür ve insan grubundan, ailenizden uzakta olmak da yine hayatınızı direk olarak etkileyecek faktörlerdir. Örneğin, Amerika'nın batı yakasında yaşayan insanların Türkiye ile sağlıklı bir iletişim kurması çok zor. Aradaki 10 saat farktan dolayı, iki taraftaki insanların görüşmesi günün sadece birkaç saatinde mümkün olabiliyor. Yaşadığınız yerdeki insanların diğer kültürden gelenleri nasıl gördükleri de çok önemli. Konuştuğunuz dil, görünümünüz ve birçok başka durumdan dolayı ayrımcılıkla karşılaşmak çok mümkün."

"Gelecekte nereden çalışıp ne iş yaptığınız değil de, ne iş yaptığınız daha çok önem kazanırsa, yurtdışı ya da yurtiçi gibi ayrımların ortadan kalkacağını düşünüyorum"

En temel zorluğun entegrasyon olduğunu söyleyen Kalender, "Konuştuğunuz dil, görünümünüz ve birçok başka durumdan dolayı ayrımcılıkla karşılaşmak çok mümkün. Yurtdışında nereye giderseniz gidin, siz isteseniz bile tam entegre olmak zor diye düşünüyorum. Dili çok iyi konuşsanız, hayata tam adapte olmaya çalışsanız ve diyelim ki vatandaşlık alsanız dahi yaşadığınız yere tam entegre olamayabilirsiniz. Geride bıraktığınız aile fertleri, arkadaşlıklar, iletişim zorluğu sizi sürekli olarak rahatsız edecek durumlar olabilir. Günün sonunda görmek isteyip de göremediğiniz bir aile ferdi ya da arkadaş, yemek isteyip de yiyemediğiniz bir yemek tüm moral ve motivasyonunuzu etkileyebilir. Örneğin, yazılım sektörü pandemiyle beraber yoğun olarak evden çalışmaya başladı ve bununla beraber yurtdışında yaşayan birçok insan Türkiye'den çalışmak üzere oraya gitti. İnsanlara nereden çalışacakları konusunda verilecek özgürlükler dinamikleri ciddi anlamda değiştirebilir. Gelecekte nereden çalışıp ne iş yaptığınız değil de direk olarak ne iş yaptığınız daha çok önem kazanırsa, yurtdışı ya da yurtiçi gibi ayrımların ortadan kalkacağını düşünüyorum. En azından yazılım sektöründe. O zaman iş, şirket ve sunulan imkanlar, yerin önüne geçecek" diye yorum yapıyor.

"Yurtdışı tecrübesinden pişman olan birçok insan var"

İnsanların fırsatları makul çerçeveler içinde değerlendirip ona göre karar vermesinin daha mantıklı olacağını dile getiren Kalender, "Yurtdışındaki her fırsat iyi diye bir kaide yok. Yurtdışına gidip de birçok zorluk yaşadıktan sonra geri dönen ve yurtdışı tecrübesinden pişman olan birçok insan var. Artı ve eksileri iyi değerlendirmek lazım" uyarısında bulunuyor.

"Şu anda olan Türkiye'nin kaçılması gereken ve yurt dışının ne pahasına olursa olsun "kapağın atılması" gereken bir yer olduğu algısı"

Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliğinde lisans ve yüksek lisansını tamamladıktan sonra Georgia Tech'te doktora yapan Semih Şahin, doktorasını tamamladıktan sonra, 2019 yılından bu yana Google'da yazılım mühendisi olarak çalışıyor.

Türkiye'deki öğrencilerle çeşitli vesilelerle sık sık görüştüğünü söyleyen Şahin, "Ayrıca sosyal medyada gözlemlediğim kadarıyla bu konuda; şu anda olan Türkiye'nin kaçılması gereken ve yurt dışının ne pahasına olursa olsun "kapağın atılması" gereken bir yer olduğu algısı var. Ancak çoğu kişinin konuyu ele alış biçimi oldukça yüzeysel, objektiflikten uzak ve zaman zaman siyasi sosa bulanmış karamsarlık veya iyimserlikle iç içe geçmiş durumda" diyor.

"Beklenmedik bir durum olduğunda onu kontrol altına alacak maddi imkânınız yoksa burada yaşadığınız düşüş çok daha sert oluyor"

Kariyer ve ekonomik boyutta ele alan Şahin, "Burada yurt dışının size sunduğu imkanlar Türkiye'den çıkarken hangi durumda çıktığınızla alakalı olarak değişiyor. Yani elit eğitim almış, akademik ve iş hayatında üst seviyelerde yer etmiş veya etme potansiyeline sahip biriyseniz, kariyer fırsatları ve aldığınız maaşlar söz konusu olduğunda, Amerika'da da orta-üst seviye bir beyaz yaka standardını yakalayabiliyorsunuz. Fakat şunu da belirtmekte fayda var, çalıştığınız şirket için siz hala işçi statüsündesiniz ve Amerika sizin işsiz bir şekilde ülkesinde bulunmanıza izin vermiyor, bu da haliyle üzerinizde stres oluşturuyor. Ekonomik anlamda bir diğer mesele de Amerikan kapitalizmin bir sonucu olarak eğitim, sağlık ve alacağınız her türlü servis ve isçiliğin bizim alışkın olmadığımız şekilde pahalı olması. Bu nedenle beklenmedik bir durum olduğunda onu kontrol altına alacak maddi imkânınız yoksa burada yaşadığınız düşüş çok daha sert oluyor. Kendi adıma konuşacak olursam kariyer ve ekonomik durum benim pozitif anlamda sayabileceğim tek şey. O yüzden diğer noktaları zorluklar altında değerlendireceğim" yorumunda bulunuyor.

"Ortak bir geçmişinizin olmadığı insanlarla aynı frekansı yakalamak zor"

Yurtdışında sisteme entegre olurken sorun yaşandığını söyleyen Şahin, "Hiçbir referansınız olmadan banka hesabı açıp, kredi kartı almaya çalışmak tutun da yine aynı şekilde ev tutmaya, vergi sistemine dahil olup, elektrik, gaz bağlatmaya kadar en temel ama Türkiye'dekinden farklı şekilde işleyen konularda yol yordam öğrenmeniz gerekiyor. Fakat en büyük zorlukla sosyal hayata entegre olmakta yaşanıyor. Burada bahsettiğim şey, hiçbir sosyal aktiviteye dahil edilmemek, tek başına kalmak değil. Samimi bir ilişki kurmaktan bahsediyorum daha çok. Özel hayat kavramı Amerika'da çok dikkat edilen ve bir o kadar da insanların arasına mesafe koyan bir konu. Ortak bir geçmişinizin olmadığı, büyürken sizin izlediğinizden farklı çizgi filmler izlemiş, oyunlar oynamış, ailesinde, lise hayatında, üniversitede sizinkinden farklı dertleri olmuş insanlarla aynı frekansı yakalamak zaten zorken, özel hayata dair bu çekingen yaklaşımları samimi ilişkiler kurmanızı oldukça zorlaştırıyor" şeklinde konuşuyor.

Her şey yolunda giderken bile saat farkından dolayı, aile ve arkadaşlarına istediği an ulaşmanın her zaman mümkün olmadığını söyleyen Şahin, acil bir durumda ulaşamama endişesi yaşadığını ekliyor.

"Kariyerimizde edindiğimiz tecrübeyi ülkeye getirmek bilim, teknoloji, sanayi ve ekonomide ilerlememizi sağlayacaktır"

"Doğru beklentiyi oluşturup, gerçekçi bir şekilde konuyu değerlendirdikten sonra kalmak için sebebi olmayan ve imkânı olan herkes bence belli bir süre için gitmeli" diyen Şahin, sözlerini şöyle sürdürüyor:

"O belli süreyi geçirdikten sonra da dönmemek için sebebi olmayan herkes de dönmeli. Ben bu tarz kararların insanın kişisel gelişimine ve bütün toplumumuza oldukça katkıda bulunacağına inananlardanım. Kariyerimizde edindiğimiz tecrübeyi ülkeye getirmek bilim, teknoloji, sanayi ve ekonomide ilerlememizi sağlayacaktır. Daha önemli bir konu da yurt dışında farklı milletten, farklı kültürden gelmiş birisi olarak yaşayıp tecrübe ettiklerimiz, bizim kendi içimizdeki farklılıklar karşısında daha kolay empati kurup, ortak bir zeminde buluşmaya çalışmamıza yardımcı olacak. O yüzden belirli bir bilinçle imkânı varsa herkes gitmeli. Giden herkes imkânı varsa dönmeli."

Türkiye'ye dönenler ne söylüyor?

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü'nden mezun olduktan sonra, aynı yıl Uluslararası Max Planck Araştırma Okulu Moleküler Biyoloji Programı'ndan kabul alarak Almanya'nın Göttingen kentine giden Güneş Özhan, Göttingen Georg August Üniversitesi'nde yüksek lisans çalışmalarını tamamladı. Max Planck Gelişim Biyolojisi Enstitüsü Tübingen Eberhard Karls Üniversitesi'nden doktorasını yaptıktan sonra, Dresden Teknoloji Üniversitesi Biyoteknoloji Merkezi ile Rejeneratif Terapi Merkezi'nde doktora sonrası çalışmalarını yaptıktan sonra 2014 yılında Türkiye'ye dönüş yapan Doç. Dr. Güneş Özhan, Dokuz Eylül Üniversitesi İzmir Uluslararası Biyotıp ve Genom Enstitüsü Müdür Yardımcısı olarak çalışmalarını sürdürüyor.

"Yurtdışına gitmek, kariyerine aktif bir araştırmacı olarak devam etmek isteyen bilim insanları için önemli bir fırsat"

Yurtdışına gitmenin, kariyerine aktif bir araştırmacı olarak devam etmek isteyen bilim insanları için önemli fırsatlar sunan bir seçenek olduğunu söyleyen Özhan, "Ancak burada aktif araştırma hayatının altını önemle çizmek isterim. Akademide kalıp yalnızca ders vermeyi düşünen biri için bir avantaj sağlayacağını düşünmüyorum" diyor.

"Zaman zaman kültürel ve sosyal düzeyde yalnızlık duygusuyla karşı karşıya kalınabiliyor"

"En önemli zorluklar yurtdışında hangi ülkede olursanız olun "yabancı" olarak karşılanmak ile ilgili" diyen Özhan, "Gittiğiniz ülkenin dilini bilmiyorsanız bu da önemli bir sorun teşkil ediyor. O nedenle ülkenin dilini öğrenmeyi çok önemsiyorum ve gitmeyi düşünen kişilere de öğrenmelerini tavsiye ediyorum. Bunun dışında zaman zaman kültürel ve sosyal düzeyde yalnızlık duygusuyla karşı karşıya kalınabiliyor. Bunu da benzer amaçlarla kendi ülkenizden yurtdışına gitmiş olan insanlarla tanışarak hafifletmek mümkün. Bu ayrıca gelecekte de bilimsel işbirlikleri açısından önemli açılımlar sağlayabiliyor" şeklinde konuşuyor.

"Aktif araştırmacı olmak isteyen bilim insanları mutlaka yurtdışı tecrübesi edinmeli"

Kariyerine aktif bir araştırmacı olarak devam etmek isteyen bilim insanlarının mutlaka bir yurtdışı tecrübesi edinmesinin önemini vurgulayan Özhan, şu önerilerde bulunuyor: "Bu hem bilimsel deneyimin artması, hem evrensel bilim etiğinin kavranması hem de farklı ülkelerde bilime bakış açılarının öğrenilmesi ve ileride uygulanabilmesi açılarından önem arz ediyor."

"Yurtdışına gitmek otomatik olarak parlak bir gelecek sunmaz, sizin gittiğiniz yerde nasıl bir performans gösterdiğiniz geleceğinizi belirler"

Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü'nden dereceyle mezun olduktan sonra Carnegie Mellon Üniversitesinde yüksek lisans çalışmalarını tamamlayan Bora Akgün, aynı üniversitede doktora programı kapsamında CERN'de araştırmacı olarak çalışmaya başladı. Doktora sonrası araştırmalarına CERN'de devam eden Akgün CERN'de geçirdiği 12 yılın ardından TÜBİTAK desteğiyle Boğaziçi Üniversitesi'nde CERN ile ortak projeler gerçekleştirecek bir laboratuvar kurmak için Türkiye'ye döndü.

"Yurtdışına gitmek otomatik olarak parlak bir gelecek sunmaz, sizin gittiğiniz yerde nasıl bir performans gösterdiğiniz geleceğinizi belirler" diyen Dr. Bora Akgün, "Akademik çalışmalarım için önce Carnegie Mellon Üniversitesine sonra da CERN'e gitmenin kariyerimi ilerleten bir etki yaptığını söyleyebilirim. Bunun öncelikli sebebi ne yapmak istediğimi doğru belirleyip bu yolda kendimi geliştirmiş olmam diyebilirim. Özellikle CERN'de geçirdiğim 12 yıl boyunca bir araştırmacı olarak zor ve bir o kadar da keyifli sorumluluklarım oldu. İşler öyle bir noktaya geldi ki ben bir CERN araştırmacısı olarak çalışmaya devam etmektense, kendi alanımda ülkemin bilimsel altyapısını güçlendirmeye katkı vermek hedefiyle akademik yolculuğuma başladığım Boğaziçi Üniversitesine döndüm. Burada yapacaklarımla fark yaratabilmeyi umuyorum" diyor.

"Türkiye'de de uluslararası işbirliklerine dahil olmak mümkün"

Yurtdışında uzun süre çalışmanın kendisine çok şey kattığını ve şimdi bu birikimi Türkiye'ye aktarma zamanı geldiğini söyleyen Akgün, "Ancak bu yurtdışına gitmenin her zaman ve herkes için iyi sonuçlanacağı anlamına gelmez. Gittiğiniz yerde kişisel olarak mutlu olup olmamanızı belirleyen birçok faktör var. Mesela, yaşadığınız yerin dilini ne kadar iyi konuştuğunuz, yaşadığınız yerdeki insanların orada doğup büyümemiş insanlara nasıl yaklaştığı gibi önemli noktalar var. Ama belki de en önemlisi, gittiğiniz üniversitenin veya firmanın size Türkiye'de kalsaydınız, çalışacağınız yerden daha fazla ne sunuyor olduğu. Bu sorunun somut bir cevabı varsa ve siz bunu kendinizi geliştirmek için kullanabilecekseniz, o zaman gitmeye değer. Uluslararası bir deneyim kazanmak çok önemli ama, bu deneyimi kazanmak için illa yurtdışına gitmeniz gerekmez. Türkiye'de de uluslararası işbirliklerine dahil olmak mümkün. Nasıl ki Boğaziçi'ndeki araştırma grubumdaki öğrenciler bir CERN projesi dahilinde çalışıyor ve gerektiğinde CERN'e gidip çalışmalarına devam ediyorsa birçok üniversite ve firma da uluslararası işbirlikleri dahilinde çalışmalar yürütüyor. Böyle işbirlikleri çalışkan gençlerimize kendilerini geliştirebilecekleri bir ortam sağlıyor" şeklinde konuşuyor.

https://www.indyturk.com/node/390686/haber/yurt-d%C4%B1%C5%9F%C4%B1nda-%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fmak-%C3%A7ok-mu-parlak-bir-gelecek-sunuyor

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 8
  • BoJack Horseman @bojack

    Bu ne abi röportajı yapan kişi başlığı 'yurt dışının olumsuz yanları' diye değiştirsin. Genel değerlendirme gibi sunmuşlar da baya taraflı olmuş. Kimse kusura bakmasın ekonomisini, insanlarını, hayat kalitesini falan geçtim sadece başınıza bir şey gelse hakkınızı arayabileceğiniz düzgün çalışan bi adalet sistemi bile yokken şurada yazılanların çoğunu gram umursamam. Bu bile yeterli bir sebep.

  • Murat Gamsız @gamsizm

    Bu kadar destan yazılara gerek yok konu hakkında. Söylenecek tek cümle var. Kişiye göre değişir. Koca koca futbolcuların milyon dolarlar aldıkları kulüplerden Türkiye'ye dönenlerini de gördük kariyerini noktalayıp geleni de. Bazı insan yapar bazısı yapamaz. Yapamayana zor gelen şeyler başkasına şaka gibi gelir.

    Bana sorduklarında, herkes için söylenebilecek tek şey 'dert takası'. TR'deki dertlerini gittiğin ülkedekilerle değiştiriyorsun. Daha katlanılabilir dertler ise kardasın.

  • seda @seda

    @gamsizm, @benvaryaben, @makineci, @merpheus, @bojack

    @gamsizm : (1) "Bana sorduklarında, herkes için söylenebilecek tek şey 'dert takası'. TR'deki dertlerini gittiğin ülkedekilerle değiştiriyorsun. Daha katlanılabilir dertler ise kardasın." görüşünüze katılıyorum
    (2) "Bu kadar destan yazılara gerek yok konu hakkında" görüşünüze ise kesinlikle katılmıyorum.
    Bence bu yazı kısa ve eksik.

    Eksiklik 1: sizin (1) deki görüşünüz ve başka ekleyebilecekleriniz
    Eksiklik 2 : Benim deneyimlerim

    -Yaşantımın yarısından fazlası( 10+ yıl) dışarda geçti. (Dışardaki iş hayatım dışında) yurt dışında eğitimime ücretsiz eğitim ve kütüphane araştırma olanakları sağlandı.
    Örneğin buradaki pek çok gelişmiş kütüphanenin kitaplar/araştırma olanaklarından fazlasının sunan yurt dışındaki mahalle kütüphanemin müdürü müracaatta halka hizmet sunarken bir kitap sormuştum. Bizde yok dedi ve sadece o kitabı değil, o serideki tüm kitaplar satın alınıp kütüphaneye eklendi)
    -Pandemi öncesi yılda 4 ay yurt dışındaydım. 120+ ülkeye "hoşgeldiniz sizi beklettiğimiz için özür dileriz, lütfen buyrun" olarak sorgusuz sualsiz, vizesiz girdim. Pasaportumun olduğu ülkeye giriş yaptığım andan itibaren iş /ev bulana kadar sosyal yardım mümkündü.

    -Dezavantajları da yok değil:
    Seçeneklerin artması seçim yapmayı zorlaştırıyor. Ama bugünkü seçiminizi yarın değiştirebilme olanağı var, Pandemi biter bitmez tabii ki

    • Murat Gamsız @gamsizm

      Bence bir kişi sadece gittiği ülkelerdeki prosedürler, hayat tarzı mutfak gibi konularda genel bilgilendirme yapabilir. O kişi ailesinden hayatı boyunca 15 gün dahi ayrılmadıysa, yurt dışında yaşayacağı psikolojik sorun onun kendi sorunudur. Yurt dışında yaşayınca aileni özlüyorsun diye bir şey yazarsa geçersizdir çünkü kendisini bağlar. Demek istediğim oydu.

  • ozennakliyat @ozennakliyat

    Türkiye'de masa başı iş arayanlar çoğaldı diyenler var ama üniversite bitirip marketlerde kasiyerlik yapan gençlerimiz iş bulamıyor

Konsollardaki twitch yayın çıkışını yerel rtmp sunucusuna yönlendirme

Konsollardan görüntü almak için "hdmi capture card" kullanılabilir ama henüz alacak bütçeniz yoksa ve obs üzerinden yayın yapmak istiyorsanız remote play uygulamalarının ekranını yakalayıp kullanabilirsiniz.

Yalnız remote play uygulamalarında uzaktan oturum açınca konsola bağlı olan kontrolcü kapanır. Dolayısıyla siz oyunu o pencere oynarken arada bir lag olacaktır.

 

Bildiğiniz üzere xbox ve playstation konsollarında twitch'e doğrudan yayın imkanı var. Twitch'e yayın gönderme olayı RTMP protokolü üzerinden gerçekleşmekte ve bu protokol şifrelenmemiş bir bağlantı kullandığı için biz araya girip bu yayını kendi rtmp sunucumuza yönlendirebiliriz.

 

Bu yöntemin avantajı yayında düşük gecikme olması ve oynarken kendi ekranımızdan gecikmesiz oynama imkanı.

 

Nasıl oluyor peki?

Yerel ağda konsol DNS sorgusunu bizim kendi DNS sunucumuza gönderir, biz de ona twitch'in ip adresi yerine yerel ağdaki veya doğrudan bilgisayarda çalıştırdığımız nginx rtmp sunucusunun ip adresini veririz, konsol yayını bu ip adresine gönderecektir.

Daha sonra,
- isterseniz obs'in medya kaynağına rtmp linkini ekleyip yayını alırsınız, gecikme yaklaşık 2-3sn.
- isterseniz ffplay ile çok düşük geçikme ile oynatıp obs ile bu pencerenin kaydını alırsınız, gecikme yaklaşık 300-400ms.

 

Önce size en yakın twitch ingest sunucusunu bulun, bana yakın olan Avusturya sunucusuymuş.

rtmp://vie.contribute.live-video.net/app/{stream_key}
rtmp://vie02.contribute.live-video.net/app/{stream_key}

 

 

Konsol hangi sunucuya bağlanıyor?

Daha sonra konsolunuzdan 1-2 dakikalık yayın yaptığınızda inspector sayfasında bağlandığı sunucuyu da görebilirsiniz. Konsol yayını beklediğim gibi Avusturya VIE sunucusuna göndermiş.

Konsolun bağlandığı sunucuyu artık biliyoruz. 

Yerel ağda DNS sunucusu olarak ben Pi.hole kullanıyorum, pi.hole'da yerel dns kaydı ekledim. Böylece konsol Avusturya sunucusu için DNS sorgusu gönderdiğinde pi.hole cevap olarak RTMP sunucusu çalışan bilgisayarımın ip adresini gönderecek.

(pi.hole yazılımı evdeki ağa bağlı olan raspberry pi üzerinde çalışıyor, onun kurulumu vs ayrı bir konu, internette aratıp bulursunuz veya ccproxy yöntemini kaynak kısmında verdiğim youtube linkinde bulabilirsiniz.)

Kendi bilgisayarımın yerel ağdaki ip adresini kullandım.
vie.contribute.live-video.net    ----> 192.168.1.15
vie02.contribute.live-video.net  --> 192.168.1.15

Sırada yerel RTMP sunucusu olayı var,

Bunun için red5 kullananlar da gördüm ama Nginx RTMP sunucu gayet basit ve hızlı bir seçenek olduğu için Nginx RTMP sunucusu kullanacağım.

Linkteki zip dosyasında windows'ta çalışan bir nginx ve rtmp için gereken config dosyası var.
Mega.nz Nginx RTMP Server
Zip dosyasını istediğiniz yere çıkarın, start_nginx.bat ile nginx'i çalıştırın, arkaplanda çalışacaktır.
Artık konsolda twitch yayını başlatabilirsiniz, yayın yerel sunucuya gidecek.

 

Şimdi obs'te ortam kaynağı olarak kullanacağımız rtmp linkini oluşturalım.

Standart twitch rtmp push linki,
rtmp://vie.contribute.live-video.net/app/{stream_key}
Bizim kullanacağımız linkte sunucu adresi olarak rtmp sunucusu çalışan bilgisayarın yerel ip adresini veya nginx ve obs aynı bilgisayarda çalışıyorsa 127.0.0.1 kullanacağız.

"stream_key" ise twitch arayüzünden ulaşabileceğiniz yayın anahtarı oluyor. hem yayın gönderirken hem de sunucumudaki yayına ulaşırken aynı "stream_key" değişkeni kullanılır.

Sonuçta yayını nginx sunucumuzdan almak için kullanacağımız link böyle olacak,
rtmp://127.0.0.1/app/yayın_anahtari

Yöntem 1: rtmp kaynağını OBS'te ortam kaynağı olarak eklemek,

(not: başta da bahsettiğim gibi bu yöntemde 2-3sn kadar gecikme oluyor.)

Kaynağı görünür yapın, 1-2 sn içinde obs yayını almaya başlayacak.

Yöntem 2: rtmp yayınını ffplay ile gecikmesiz oynatıp pencereyi yakalamak.

Windows için hazırlanmış ffmpeg paketini linkten indirin, bize "bin" klasöründeki ffplay.exe dosyası lazım.

ffmpeg statik windows dosyası

Zip dosyasını istediğiniz yere çıkartın, sonra "bin" klasörüne gidin, sağ "shift" tuşuna basarken fare ile klasör içinde sağ tık yapın, cmd (veya powershell) penceresini burada aç deyin.

Yayını gecikmesiz olarak oynatmak için ffplay'i şu şekilde çalıştırın,

ffplay -fflags nobuffer rtmp://127.0.0.1/app/yayın_anahtari

Daha sonra açılan oynatıcı (tam ekran açılır) penceresini kapatmayın, alt+tab veya windows tuşu ile obs penceresine geçin, ffplay penceresini obs'e ekleyin.

Artık görüntü yakalama kartı olmadan konsolunuzdaki rtmp çıkışını OBS üzerinde kullanabilirsiniz.
İlk resimde 1. yöntemdeki gecikmeyi göstermeye çalıştım, gecikme yaklaşık 2200ms.
Bu resimde de 2. yöntemdeki gecikmeyi göstermeye çalıştım, yaklaşık 300ms.
Kaynaklar:
red5 ve cproxy dns yöntemi https://www.youtube.com/watch?v=KXcNR2agCe0
nginx rtmp sunucusu https://www.youtube.com/watch?v=n-EdUHNK9UI
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Nubation F1 2020 Ligi Başlıyor

!!! ŞAMPİYONA TEKRAR AKTİFTİR. YENİ LİG KODU VE AYRINTILAR AŞAĞIDA MEVCUT !!!

 

Herkese açık F1 2020 ligine davetlisiniz. İster yarışçı ister izleyici olarak bu eğlenceye ortak olmak için yazıyı okumaya devam edin.

Her hafta Pazar günü 21:00'da toplam 5 yarıştan oluşacak ve 5 hafta sürecek.

  • Practice     - 30dk     - 21:00
  • Qualify       - 18dk     - 21:30
  • Race          - %25      - 21:48

*Antreman turlarına katılmak zorunlu değil. İsterseniz direkt sıralama turlarına ya da yarışa katılabilirsiniz.

Haftada bir yapılacak olan yarışların ilki 11.07.2021 tarihinde yapıldı. Sonraki yarışlar için yerinizi almayı unutmayın.

Reduced Damage ile yarıştan DNF olmadan ama kanat hasarı gibi olaylara dikkat ederek sürmek gerekecek. Tüm asistler açık, isteyen istediği kadarını kullanarak sürebilir. Amaç eğlenceden ödün vermeden ciddi bir yarış yapmak.

AI Driver yok. O hafta yarışa katılmayan kişi puan alamıyor haliyle. Genel ayrıntılar böyle.

Lige katılmak için Steam'den arkadaş ekleyebilirsiniz.
Steam ID: https://steamcommunity.com/id/zisegneD/

F1 2020 üzerinden League Access Code ile lige katılabilirsiniz
League Access Code: CM#_86X88VJ

Toplanma yerimiz Nubation Discord ayrıca başka ayrıntılar ve sesli iletişim de oradan olacak.
Nubation Discord: https://discord.gg/pJ8uJVm

Yarışları istemek isteyenler için Twitch yayın adresi zisegneD Kanalı
Twitch: https://www.twitch.tv/zisegneD

Ligin daha çok kişiye ulşaması için paylaşmayı unutmayın. 👍

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 10 / 22