MWC 2017’de Tanıtılacak Telefonlar #Son Yılların En Aktif MWC’si#

Xiaomi

  • Xiaomi’nin kendi işlemcisi olan Pinecone nu kullanan ilk telefonu tanıtıcak cihazın ise Mi5c olması bekleniyor.

Lenovo Motorola

  • Moto G5 ve G5 Plus modellerini de MWC’de göreceğiz.

 

 

Huawei

  • P10 ve P10 Plus amiral gemi Huawei telefonlarda fuarda olacak.
  • Huawei Watch 2 nin de tanıtılacağı ciddi iddalar arasında.

Asus

  • Zenfone 3 go da fuarda tanıtılacaklar arasında yer alıyor.
  • Zenfone 4 serisini mayısta göreceğiz yüksek ihtimal.

Nokia

  • Nokia 3–5—8 modellerinin gelmesi bekleniyor(ama gelmeme olasılığı son günlerdeki haberler ile yüksek gibi)
  • Nokia 3310 benzeri bir telefon

Oppo

  • 5X kamera teknolojisine sahip kamerada oldukça iddalı bir telefon tanıtacak.

ZTE

  • 5G destekli ilk telefonu tanıtacaklar.
  • Android Wear 2.0 lı bir akıllı saatte gelmesi oldukça olası.

Nubia (ZTE Alt Markası)

  • Üst seviye bir cihaz geleceği kesin gibi ama Nubia verdiği ipucunda bütün olasıklara açık olun diyor 🙂

Gionee

  • A1 ve A1 Plus adında iki model tanıtmaları bekleniyor (Casper elini ovuşturmaya başlamış durumda 😀 )

Samsung

  • Galaxy S8 burda değil ayrı bir etkinlik ile tanıtılacak ama bu kongre de kısa bir teaser yayınlamaları bekleniyor cihazla ilgili ipuçları içeren.
  • Bu fuarda ama Tab S3 tanıtılacak.

LG

  • LG G6 tanıtılacak.

Sony

  • Bu kongrede beş ve üzeri telefon tanıtmaları bekleniyor bu cihazlar içinde giriş seviyeden en üst seviyeye kadar cihazlar yer alıyor.

HTC

  • Snapdragon 835 li bir cihaz bu fuarda gelmeyecek.
  • HTC X10 yada ismi ne olursa orta sınıf bir cihaz tanıtılacak.

Not: Büyük markalara yer verdim yoksa bir sürü ufak firmada telefon tanıtacak onları listeye eklemedim fazla uzamasın diye ama talep ediyorsanız ayrı bir yazıda onlarıda yazabilirim 🙂

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 16

TeknoSeyir iOS Uygulaması v1 Part 3 Son Part

#iOSProgramlama #Swift

Normal de son part olmayacaktı ama uygulamanın yeni versiyonuna başlayacağımdan dolayı. Şuan (24.02.2017) de AppStore da olan uygulamanın kaynak kodlarını github üzerinden paylaşıyorum. Sorusu olanlar bu blog altına yorum yazabilirler. Yada Skype: miragessee ekleyebilirler.

https://github.com/miragessee/TeknoSeyiriOSv1

Önceki Partlar:

https://teknoseyir.com/blog/teknoseyir-ios-uygulamasi-v1-part-2-soldan-menu-tableviewcelllerin-ayarlanmasi

https://teknoseyir.com/blog/teknoseyir-ios-uygulamasi-v1-part-1-soldan-menu-yapimi

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Müşteri Hizmetlerine En Kısa Yoldan Bağlanmak İçin Tuşlama Kısayolları

Müşteri hizmetlerini arayıp telefonda masal dinlemek istemeyenler için gerekli kısa yollar.

Bankalar
akbank: 08502222525 4+2
albaraka türk: 4445666 0
bank asya: 4444888 2+2+4
burgan bank: 08502228222 0
cepteteb: 08502220929 0
denizbank: 08502220800 3+0
enpara: 08502223663 (herhangi bir tuşlama gerekmiyor)
finansbank: 08502222900 3+2+6+2
garanti: 4440333 1+3+5
halkbank: 4440401 0
hsbc: 08502110111 1+4+5
ing bank: 08502220600 3+0
iş bankası: 08507240724 5+6+1
kuveyt türk: 4440123 5
şekerbank: 4447878 (herhangi bir tuşlama gerekmiyor)
yapı kredi: 4440440
teb: 08502000666- 4440666 3+2+2
türkiye finans bankası: 4442444 (bu kadar)
vakıfbank: 08502220724 3 + 0
ziraat bankası: 4440000 2+1+kart şifresi+0

Mobil Operatörler :

avea: 444 1 444 1 + 6 + 0
bimcell: 4444551 0
turkcell: 05325320000 sesli yanıt sistemi ( “müşteri temsilcisine bağlanmak istiyorum” diyorsun. önce bağlamıyor, “ne istiyorsanız buraya söyleyin” diyor. tekrar “müşteri temsilcisine bağlanmak istiyorum” dediğinde bağlanıyorsun.) *
vodafone: 4440542 1+0

Online Alışveriş :

n11: 08503330011 1+1+0 (siparişleriniz hakkında)

Diğer :
digiturk: 02124737373 0
tivibu: 4440375 4
ttnet: 4440375 1+6 (teknik destek)
superonline internet: 08502220222 2 + 1 + 6 + 0 (şifresiz), 2 + 1 + 6 (şifreli)
superonline arıza yardımla alakalı 3+4+0
vodafone süpernet: 08505420542 1+5+6
yurtiçi kargo: 4449999 2+8
aras kargo: 4442552 6
mng kargo: 4440606 1+0 *
sürat kargo: 4440127 0
PTT çağrı merkezi: 08502221788 8+1
passolig: 08507243344 önce tc kimlik numaranızı tuşlayın. mevcut banka kartınız ile devam etmek için 1’e basınız. (başvuruyu yeni yaptınız fakat kartınız size ulaşmadıysa 9’a basın) daha sonra aralarda iki saniye bekleyecek şekilde 2 -- 4 -- 3 -- 4 numaralarını tuşlayınız.
erikli: 4440222 2

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 7

Rus Savaş Pilotunun Sovyetler’den Trabzon’a Kaçış Hikayesi

 

Sovyet havacılık sanayi, efsane Mig serisinde adeta Nirvana’ya Mig-29 tasarımı ile ulaşmıştı. Uçağın müthiş akrobasi yeteneğinin yanı sıra pilot kaska monteli atış sistemi ile çok ileri teknolojiye sahipti. Bu uçağa karşı akıllara hemen ‘ABD nasıl bir cevap verecek?’ sorusu geliyordu.

Bu uçağın kullanan Sovyet Hava Kuvvetleri filolarından biri de Batum yakınlarındaki Tskhakaya Hava Üssü’nde konuşlanmış 34’üncü Filo’ydu. Bu filoda görev yapan pilotlardan biri de 28 yaşındaki Yüzbaşı Alexander M. Zuyev’di. Üs komutanının kızıyla evli Zuyev, Sovyet askeri kaynaklarına göre disiplinsiz bir pilottu. Bir dönem Test Pilotu Okulu’na başvuran Zuyev, sicilinin kötü olması nedeniyle kabul edilmemişti.

İddialara göre Zuyev ailevi sorunlar yaşıyordu. Son dönemde sık sık üsse alkollü gelmesi nedeniyle uçuştan kesilmişti. Üstleri onu pilotluktan ayırmayı planlıyordu. Ancak üs komutanının kızıyla evli olması, bu kararın gecikmesine neden oluyordu. Zuyev’le ilgili iddialar bunla da sınırlı değildi. Son aylarda iltica etmeyi aklına koyduğu istihbarat raporlarına yansımıştı. Ancak bu iddialardan bir bölümünün iltica sonrasında abartıldığı da gerçekler arasındaydı.

Zuyev, günlerce kafasında kurduğu planlarla kaçışını Türkiye üzerinden yapmaya karar verdi. Planına göre acil durumlarda hemen havalanmak üzere hazırlanan Mig-29’lardan birini alacak ve Türkiye’ye kaçacaktı. En yakın uçuş noktası olarak sivil amaçlı kullanılan Trabzon Havalimanı’ydı.

PLANINI HAYATA GEÇİRİYOR

Tarihler 20 Mayıs 1989’u gösterirken, içine uyuşturucu eklediği kekle birlikte votkaları aldı ve üsse girdi. Doğrudan alarm uçaklarının bulunduğu koruganlara geçti. Nöbetteki pilot ve teknisyen arkadaşları ile birlikte içkiler açıldı. Bir kaç saat içinde ekip sızmıştı.

Zuyev her şeyden emin olmak istiyordu. Önce alarm merkezine gelen telefon kablolarını kesti. Sonra uçuş tulumunu giydi ve kaskını taktı. Uçak başı yapıp hazırlıklara girişti.

Tam bu sırada yeni gelen bir nöbetçi (onbaşı Chomayev) durumu fark etti. Normalde bu hazırlıkların teknisyenler tarafından yapılması gerekiyordu. Pilotun yaptığı bu hazırlık onu kuşkulandırmıştı. Nöbetçi onbaşı Zuyev’e bağırıp yanına doğru koşmaya başladı. Zuyev tabancasını çekti ve nöbetçinin üzerine yürüdü. Tam bu sırada iki farklı silahtan mermiler çıkmaya başladı. Pilot nöbetçiyi vurmuş ama sol kolundan yaralanmıştı…

Motorlara güç vermek için hamle yaptı fakat hiçbir şey olmadı. Hava üssünde alarma geçilmesi belki de an meselesiydi. Motorları çalıştırmayı iki defa daha denedi ve yine hiçbir şey olmadı. Panikledi ve sonunun geldiğini düşündü. Ardından pilotaj hocasının vaktinde kendisine söylediği sözler aklına geldi: “Bir sistem çalışmıyorsa mutlaka bir sebebi vardır Zuyev. İyi bir pilot panik yapmaz.” Ardından bir kere daha denedi ve o zaman yaptığı basit hatanın farkına vardı. Gaz kolu kilitli pozisyondaydı. Zuyev, çaylak bir öğrenciymiş gibi yapılabilecek en büyük hatalardan bir tanesini yapmıştı. Böylece sorununu çözdükten sonra motorlara güç verdi ve harekete başlamış oldu.

Yüzbaşı çok az zamanının kaldığını anlamıştı. Uçağı havadan havaya füzeleri taşıyordu. Başlıklarını çıkarmadan hemen kokpite oturdu ve motorları çalıştırdı. Hızlı bir şekilde taksi yaptı ve havalandı. Ama aklına ‘Ya arkada kalanlar onu yakalarsa’ sorusu geliyordu. Mig-29 ile geri döndü. Alarm uçaklarının bulunduğu alanı 30 milimetrelik topla taradı…

Bundan sonraki rotası Trabzon olacaktı. Yaptığı hesaba göre çok alçaktan bir kaç dakika içinde Trabzon’a ulaşabilecekti. Oradaki sivil havalimanına inmesi kurtulması anlamına geliyordu.

Zuyev, uçağı Türkiye’ye kaçırmayı planlamıştı. Çünkü Türkiye, Şili ve İsrail ile birlikte devletlerin hava korsanlarını ülkelerine teslim edeceğini garanti eden uluslararası havacılık antlaşmasına imza atmayan üç ülkeden bir tanesiydi. Ve tabi bu üçü arasında menziline giren tek ülkeydi. Zuyev 630 knot (1166 km/s) hızla birlikte 10 dakikalık uçuşla Trabzon’a varmayı planlamıştı.

Sovyetlerin toparlanması kısa sürdü. Hemen bir pilot üsteki diğer Mig-29’un motorlarını çalıştırdı ve Zuyev’in peşine düştü. Yakınlarda bulunan bir diğer hava üssüne de alarm verilmiştir. İki Mig-29 da oradan havalandı. Yerdeki tüm hava savunma sistemleri de alarma geçti. Herkes kaçak Mig-29’u arıyordu. Sovyet Hava Kuvvetleri uçağı düşürme emri vermişti.

Artık önündeki en büyük  engel Sovyet ve Türk radarlarıydı ve bu sorunu aşmak için çok düşük irtifada uçmak zorunda kaldı. Yolcu uçaklarının ortalama 30.000 feet (9000 metre) irtifada uçtuğunu söyleyebiliriz. Zuyev ise savaş jetiyle 600 feet (182 metre) ve 3000 feet (914 metre) arası irtifada büyük tehlike teşkil eden hızda uçtu. Olayın Trabzon’daki bazı tanıkları evlerinin camlarının kırıldığını iddia ettiler.

DİPLOMATİK KRİZ

Zuyev uçaktan indiğinde yaralıydı. Kulenin önündeki aprona uçağı park etti. Kanopiyi açtı ve atlayarak Mig-29’dan indi. O saatlerde uçuş olmadığı için havalimanında kimse yoktu. Zuyev yürüyerek havalimanından çıktı ve yoldan geçen taksiyi çevirip kolunu gösterdi. Bir kaç dakika içinde hastaneye gelmişti. Ancak Türkiye ve Sovyetler Birliği arasında büyük bir diplomatik kriz yaşanıyordu.

Trabzon’daki nöbetçi meydan sorumlusu hemen Ankara Esenboğa Havalimanı’ndaki Hava Savunma Bildirim Merkezi’ni aradı. Tüm trafik bilgileri bu merkeze ulaşıyordu. Telefonda heyecanlı konuşan meydan sorumlusu ‘Burada bir Rus uçağı var! Askeri bir savaş uçağı!‘ sözleri olayın ne kadar önemli olduğunu bir kere daha ortaya koyuyordu!

Moskova’da çok gizli olan bir uçağın hem de bir pilot tarafından kaçırılıp Türkiye’ye götürülmesi nedeniyle ciddi bir panik meydana gelmişti. Hemen nota verildi ve uçağın iadesi istendi. Moskova’daki Türk Büyükelçi Volkan Vural da Sovyet Dışişleri Bakanlığı’na çağırıldı.

Herkesin gözü uçaktaydı. Mig-29 hemen güvenlik çemberi altına alındı. Yapılan incelemede, kokpitte pilota ait bir tabancı bulundu. Konuyu araştırmak üzere bir savcı da hastaneye gönderildi. İlk müdahalesi yapılan Zuyev, savcıya verdiği ifadede olayı anlattı ve ABD’ye iltica etmek istediğini bildirdi.

ABD MİG-29’U İNCELEMEK İSTİYOR

Amerikalılar ise Mig29’u incelemek istiyordu. Merakla bekledikleri uçak, ayaklarına kadar gelmişti. İki süper güç arasında kalan Türkiye ise hızlı karar vermek zorundaydı. Eskişehir’deki 1. Hava İkmal Bakım Merkezi’nde görevli askeri mühendislerden oluşan bir ekip kuruldu ve Trabzon’a acil gönderildi. Bu ekip, Mig29’u detaylı olarak inceledi. Aynı şekilde incelemeler için Diyarbakır üssünden de bir ekip Trabzon’a gitti.

Pazarlıklar sürerken, ABD’lilerin ise uçağı incelemelerine izin verilmedi. Bu karar muhtemel SSCB’nin talebi üzerine alınmıştı. Pilotu ABD alacak, uçak ise geri gidecek şeklinde üç ülke arasında bir anlaşma yapılması muhtemel senaryolardandı.

Görüşmeler tamamlandıktan sonra uçağın iadesine karar verilirken Pilot Zuyev’in ise ABD’ye ilticasına yeşil ışık yakıldı. Ertesi gün ise Sovyet Hava Kuvvetleri’ne ait bir İlyushin 76 tipi nakliye uçağı bakım ekibi ve pilotla Trabzon’a indi. Ancak Rusların uçağı almasına önce izin verilmedi. Bir kaç saat içinde izin Ankara’dan çıktı ve uçağın iadesine karar verildi.

Sovyet ekibi, Mig-29′ bakımdan geçirdi, silahlarını uluslararası kurallar gereği söktü. Türk Hava Kuvvetleri’ne ait uçaklar eşliğinde Sovyetler Birliği’ne geri döndü.

 

Zuyev’in ifadesi alındıktan sonra Amerikalılar Sovyet Pilotu ülkelerine götürdü. Mig-29’un sırları, Zuyev tarafından Amerikalılara anlatıldı. Bu teknolojiler arasında Kaska Monteli Görüş ile nişan ve ateş olanakları, radar kullanmaksızın 10-15 mil mesafeye kadar hedef tespit ve izleme olanağı sağlayan Kızılötesi Arama ve İzleme/Lazer Arama gibi sistemler yer alıyordu.

 

Zuyev, Birinci Körfez Savaşı’nın ardından Mig-29’ları düşüren iki Amerikalı pilotla bir araya geldi. Zuyev’in verdiği sırlar, Amerikalı pilotların Mig-29’ları düşürmesinde önemli bir role sahipti.

SIRLAR ORTAYA ÇIKIYOR

Zuyev yalnız MiG-29 hakında değil, Kore Hava Yolları uçağının düşürülüşü ile Vietnam’da yakalanan USAF pilotları hakkında da çok detaylı bilgiler vermiştir.

KGB devamlı Zuyev’i aradı. Öldürmek için değil, geri götürebilmek için. Ama çok yoğun bir CIA koruması altındaydı; değil görüşmek yanına yaklaşmak dahi mümkün değildi.

İddialara göre, Birinci Körfez Savaşı sırasında Zuyev’in anlattıkları, Amerikan Pilotlar tarafından uygulandı. Irak Hava Kuvvetleri’nin etkisiz hale getirilmesinde Mig-29’un sırlarının çözülmesinde Zuyev’in anlattıkları önemli bir ipucu olmuştu.

Soğuk Savaşın bitmesiyle birlikte Zuyev daha rahattı. KGB’nin dağılmasıyla birlikte Zuyev’in etrafındaki CIA koruması da gevşetilmişti. Zuyev, başından geçen tüm macerayı bir kitapta anlattı. Bu arada sivil pilot lisansı aldı ve öğretmen pilotluğa başladı.

Ancak pilotluk kariyeri ne yazık ki 2001’de feci bir kaza ile son buldu. Tarihler 14 Haziran 2001’i gösterirken kaçışının üzerinden 12 yıl sonra Yak-52 tipi akrobasi uçağı ile uçuyordu. Öğrencisi Jerry Warren ile uçarken Yak-52 anormal duruma girdi. Ancak Zayev uçağını kurtaramadı. Ne yazık ki düşen uçakta her ikisi de hayatını kaybetti.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Zenfone 3 Ekran Görüntüsü (screenshot) nasıl alınır?

ZenUI 3.0 arayüzünü kullanan Asus Zenfone 3 modelinde ekran görüntüsü (screenshot) nasıl alınır? En kolay yöntem hangisidir? Detayları burada yer alıyor.

Zenfone 3’te ekran görüntüsü almanın bir kaç farklı yöntemi bulunmakta bunları zordan kolya doğru sıralayalım.
1 --  Adnroid’in kılasik yöntemi
Ses kısma tuşu ve Açma kapama tuşuna basarak ekran görüntüsü alabilirsiniz.
2 -- Bildirim menüsünden dokunma yöntemi
Ayarlar’dan ASUS özelleştirilmiş ayarlar kısmına gelin ve Zenfone’ü 3 yakala ayarını aktif edin. Sonra ekran görüntüsü almak için bildirim panelindeki tuşu kullanabilirsin.
3 -- En kolay yöntem seçenek tuşu
Zenfone 3’te ekran görüntüsü almanın en kolay yöntemi ise cihazın alt tarafında bulunan navigasyon tuşlarından sağdaki “seçenek” (son uygulamalar) tuşuna uzun dokunmak. Zenfone 3’te benim gördüğüm en kolay yöntem budur.
Farklı yöntemler biliyorsanız sizde yorumlarda paylaşabilirsiniz.
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Linux ile 1 Ay

Not: İlk blog yazım hatalarım varsa lütfen bildirin ve hoş görüyle karşılayın 🙂

Not 2: Uzun bir blog yazısı olacak ve lafı dolandıracağım. 1. paragrafta neden Linux kullanmaya başladığımı anlattım. Eğer ilgilenmiyorsanız ve direkt konuya girmek istiyorsanız 1. paragrafı atlayabilirsiiz.

 

Aslında Linux’u 3-4 yıldır merak ediyordum ve bu merakım Hamdi Kellecioğlu Linux deneyimlerini aktarınca iyice arttı. Bu deneyimleri aktardığı sırada o zaman kullandığım Mac’imde Linux’u iki’nci işletim sistemim olarak kurmaya çalışmıştım ve Mac’i silerek bu denememi sonlandırmıştım. (Sonra O Mac’i tekrar yüklemek için az çekmedim 🙂 ) Bu hüsrandan sonra 2 yıl Linux’la ilgilenmedim. Mac Os x ile gayet memnundum. Fakat 2 yıl sonra içimde tekrar Linux deneme isteği doğdu. Teknoseyir’in videolarını tekrar tekrrar izledim ve ingilizce bir rehber ile Linux Ubuntu’yu sonra da Linux Mint’i kurdum. 2 işletim sistemini de 1-2 gün kullandım ve tekrar Mac’e geçtim. Yaklaşık 2 hafta sonra Ubuntu Gnome hakkında bir video görüp çok beğendim ve Mac’e kurdum. Bir kaç extension ve tema ile tam istediğim görünüme kavuşturdum ve  kullanmaya başladım. Çok mutluyken büyük bir sorunla karşılaştım. Bilgisayar günde en az 4-5 kere donup kalıyordu. Bu sorunun kaynağının Swap alanım olmaması ve benim kullandığım Macbook Air’ın raminin 4 Gb olmasından kaynaklanabileceğini örendim fakat Swap alanı eklemek de pek işime yaramadı. Ben de tekrar Mac’e döndüm. Fakat yeni bir bilgisayar alınca (Asus Zenbook Ux 310 UQ) içine Linux yüklemeye karar verdim (aslında almadan önce de karar vermiştim) ve Ubuntu Gnome yükledim.

 

Ubuntu Gnome: Kendime 1 ay dağıtımları tanıma ve risk alma süresi koydum. Bu 1 ayın sonunda da en sevdiğim dağıtımı, en sevdiğim masaüstü ortamı ile kullanacaktım ve deneyeceğim dağıtımlara 1 hafta süre verecektim. İlk denediğim dağıtım Ubuntu Gnome oldu. Ubuntu Gnome’u kendime göre kişiselleştirdim. İstediğim programları ve Mac’te kullanıp da Linux’da olmayan uygulamaların alternatiflerini kurdum. Birkaç temel komut öğrendim. 1 haftanın sonunda Ubuntu Gnome’u çok sevdim fakat yeni bir dağıtım denemeye karar verdim.

 

Linux Mint Cinnamon: Linux Mint’i kullandğım pek söylenemez. Kuruğum zaman sadece 600p kullanma imkanı veriyordu ve bunun araştırıp uyguladığım çözümlerin hiç biri işe yaramadı. Ben de Linux Mint’e veda ettim.

 

Antergos: Başta çok ön yargıyla yaklaştığım Kde’yi denemeye karar verdim ve Kde ile Antergos kurdum. Başta dağıtımdan oldukça memnundum. Gayet stabil ve hızlı çalışıyordu. Fakat zaman geçtikçe bazı zorluklarla karşılaştım. Tar.gz’den yazılım kurmakta ve driver zorlandım ve 3 gün sonra daha çok deneyim kazanınca tekrar geri dönmek üzere Antergos’a veda ettim.

 

Solus: Başlarda her ne kadar her dağıtımda yaptığım gibi kapalı kaynak kodlu ekran kartı sürücüsü yükleyip işletim sistemini çökertsem de dağıtım en sevdiğim 2 dağıtımdan biri oldu. Kullanımı çok kolaydı, kendi repo neredeyse bütün yazılımlar çok stabil ve hızlıydı, işletim sistemi çok çok hızlı açılıyordu ve çok güzel bir masaüstü ortamı vardı (Budgie). Bu dağıtımın benim bilgisayarımda tek bir sorunu var o da bir program başlattığım zaman program açldıktan sonra birkaç saniye bilgisayar donuyor. Ben de çok mutlu bir şekilde 1 hafta kullandım.

 

OpenSuse: OpenSuse’yi de büyük umutlarla aslında Kde’yi ve Rpm’i denemek için kurdum. Fakat kurduğum zaman Linux Mint’te karşılaştığım sorunla karşılaştım. Ekran çözünürlüğü çok düşüktü ve çok yavaş çalışıyordu. Ben de haliyle kullanamadım.

 

Manjaro: Manjaro’yu çok büyük umutlarla indirdim fakat Usb’den boot bile etmedi. Bu sorun ortak bir sorunmuş ve sanırım şimdilik bir çözümü yok.

 

Kde Neon: Kde Neon da en memnun kaldığım 2 dağıtımdan 2’ncisi. Aslında daha Linux hakkında çok şey bilmediğim için bu dağıtımı kullanmam saçmaydı fakat ben kendimi tutamayıp yükledim ve bayıldım. Bir kaç yazılım indirip Ubuntu kadar kolay kullanılır bir dağıtım haline getirdim ve Ubuntu’dan çok daha hafifti. İstemediğim programlar içinden çıkmıyordu ve işletim sistemini kendime göre özelleştirebiliyordum. Ubuntu temelli bir dağıtım olduğu için bazı temel komutları biliyordum ve Kde’yi çok sevmiştim. Fakat bazen programlar çöküyor (Discover gibi) ve çok uzun sürede açılıp kapanıyordu. Bunlar dağıtımda karşılaştığım 2 temel sorun diyebilirim. Onun dışında gayet stabildi ve Kde’yi hiç beklemediğim kadar çok sevdim. Aynı zamanda sistem kaynaklarını da çok tüketmiyordu.

 

Linux’da genel olarak karşılştığım sorunlar: Linux’da genel olarak 2 sorunla karşılaştım. Bunlardan en önemlisi ekran kartı sürücü problemi. Bütün dağıtımlardaki sürücü yükleme merkezinden indirdiğim sürücüler işletim sisteminin kullanıcı arayüzünün açılması engelliyor. Sanırım yanlış sürücüyü algılıyor. Şimdilik de internetten indirdiğim sürücüyü elle kurmayı beceremiyorum. İkinci ve pek de önemli olmayan problemse bilgisayarı uyku modunda çıkardıkta sonra birkaç saniye donup kalıyor. Bu ara sıra insanı sinir ediyor.

 

Linux’un bana kattıkları:

  1. Linux sayesinde işletim sisteminin genel yapısını anladım. Bunda Linux hakkında izlediğim onlarca videonun da payı büyük.
  2. İşletim sistemim bana özelmiş gibi hissediyorum. Sanki onu kendi ihtiyaçlarıma göre şekillendirmişim gibi geliyor.
  3. İşletim sistemine güveniyorum. Sonuçta açık kaynak kodlu olduğu için bana Windows ya da Mac Os’e göre çok daha güvenilir geliyor

 

Sonuç: Sonuçta 2 dağıtıma karar kıldım: Solus ve Kde Neon. Ayda bir ya da 2 ayda bir dağıtımımı bu ikisi arasında değiştireceğim. Eğer sabredip yazıyı baştan sona okuduysanız çok teşekkür ederim. Ayrıca Cmlds, günter, alinux ve birçok üyeye bana yardım ettikleri için teşekkür ederim. Sonuçta onlar benden kat kat deneyimliler. Ben her ay bu tarz blog yazılarıyla deneyimlerii aktarmayı düşünüyorum. Lütfen hatalarımı yazın. Okuduğunuz ve zaman ayırdığınız için teşekkürler. 🙂

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Hoşgeldin Yeni Çocuk ! Cagabi Dosyası Açılıyor

Cagabi Two

  • 5.5inç kavisli gorilla glass 4 lü ekran
  • Aliminyum çerçeve, 3D gorilla glass cam arka
  • 13mp çift flaşlı kamera / 8mp ön kamera flaş destekli
  • 2GB RAM / 16GB depolama
  • 3000mah pil hızlı şarj desteği
  • Tanıtım tarihi Nisan
  • Fiyat 80dolar altı

Cagabi One

  • 5inç LG ips 720p gorilla glass 4 destekli 2.5d ekran
  • Metal çerçeve
  • 8mp OV arka / 5mp OV ön flaş destekli kamera
  • 1GB Ram/8Gb -- 2GB Ram/16GB depolama seçeneği
  • 2500mah li-po pil
  • Lansman tarihi Mart
  • Fiyat 60dolar altı

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Mac Os X` ten Windows` a geçiş deneyimi ve Alienware yorumları

Merhabalar,

İki sistem arasındaki geçiş tecrübesini merak edenler edenler için, gözlemlerimi paylaşmak istedim.

İlk olarak, yeni sistem tercihim ile ilgili sorduğum sorulara sabırla cevap veren TeknoSeyir okuyucularına teşekkür ederim.

2006 yılından günümüze kadar, beyaz kasa Macbook` tan beri Apple kullanıyorum. En son mid 2014 aluminyum Macbook Pro kullandım. Apple ürünlerinin yükselen fiyatı, adaptör kablosunun sık bozulması ve pahalı olması, icine erişim olmaması (son kullandığım kasada bellekler dahil sabitti, telefon gibi) ve daha güçlü bir sistem istemem sebebi ile Alienware 15 r3 ile Windows ortamına geçtim. sistemimin özellikleri;

-i7 7700 2.80 (max 3.80) işlemci

-16 gb 2400 mhz bellek

-Nvidia 1060 6gb ekran karti

-killer 5ghz destekli wi-fi

giriş çıkışlar ise; 2 adet Usb 3, 1 adet 3.1 destekli Usb Type c, 1 adet hi-power Usb Type c, hdm, thunderbolt, ethernet ve alienware grafik kartı portu. Evet ben de kart okuyucu isterdim.

son kullandığım macbook pro` da 2 adet Usb 3.0, hdmi, kart okuyucu ve 2 adet thunderbolt portu vardi.

Tasarım olarak kıyaslama fazlaca subjektif kalır lakin işcilik anlamında söylenebilecek sabit noktalar var zannediyorum. İki urun de kesinlikle titizlikle hazırlanmış, keskin hatlı, sağında solunda çatırdama, esneme olmadan (alienware` in klavye ortası hariç), boşluklar ve birleşim yerleri düzgün, jilet gibi üretilmişler. bu konuya bilhassa dikkat ettigim icin rahatça yazabiliyorum. Tasarım ve üretim kalitesine takılmazsanız daha ucuza başka bir marka bulmak mümkün olabiliyor Windows tarafında. Diğer bir nokta, Macbook yekpare aluminyum gövde olarak tasarlanmış, bendeki Alienware ise alt ve üst kisim gunmetal renkte magnezyum, kasa iç kısmı bakir (Dell isiyi iyi dağıttığını söylüyor) klavye ve ekran kısmı ise yumuşak plastik. kaliteli ve güzel bir his veriyor iki urun de.

Oyun bilgisayarı olunca Alienfx` e de değinmek gerekli olacak sanırım. Kasanın iki yanında altta ve üstte olmak üzere 4 adet, ekranın altında Alienware yazısı, klavyenin üst tarafında alienware logosu (şarj göstergesi olarak renk değiştirebiliyor) klavyede 5 farklı bölge ve trackpad aydınlatmaları var. Kapak uzerinde ise Macbook gibi aydınlatmalı ayrıca renk değiştirebilen bir Alienware logosu mevcut. Seveni vardır elbette ama ben yalnızca klavye ve dış taraftaki logoyu açık olarak kullanıyorum. Destekli oyunlarda ise ışıklar oyun tepkilerine göre renk değiştiriyor. Mesela saklandığınızda her yer sari oluyor, yara aldığınızda bilgisayar kırmızıya donup kalp ritmi ile atmaya başlıyor gibi.

Oyun icin elbette ki kıyas yapmayacağım ama genel kullanım karşılaştırmasına gelirsek; benim ilk eksikliğini duydugum trackpad oldu. Apple kesinlikle bu konuda çok ustun. gerek dokunma hissi, gerek gesture kullanımı açısından windows` un epeyce eksikleri var ama zaten oyun bilgisayarı olduğu icin cogunlukla mouse tercih ediliyor. Yine de sistem kullanımını oldukça etkilediğini gözlemledim. Yeri gelmişken bahsetmek isterim Apple tarafında Magic Mouse çok ince tasarlandığı icin, büyük elleriniz varsa avuç icinizi ağırtıyor, ergonomisi zayıf.

Klavyeye de alışmak biraz zaman alıyor, @ işaretini bulup ta elimin buna alışması bile zaman aldı. Windows default olarak F tuşları aktif geliyormuş. Macbook’ tan alıştığım gibi multimedya tuşları atanmış olarak kullanmak için bios’ tan ayarlamam gerekti.

Sistemin icine erişim konusunda windows daha basarili. Terminal ile bir sekilde ulaşmanız mümkün olsa da Apple çok ta sisteme müdahale etmenizi istemiyor. Normal bir kullanıcı pek farketmese de TeknoSeyir izleyicisi icin bu konu onemli olabilir diye düşünüyorum.

Uygulama konusuna gelecek olursak, benim başladığım tarihlerden beri büyük gelişme göstermiş olsa da hala cogu uygulama Mac Os uzerinde olmayabiliyor ya  da eksik özellikleri olan alternatifleri olabiliyor. Ancak bu her zaman kotu demek degil, Mac Os uzerinde olan uygulamaların hem görsel olarak çözünürlükle uyumu, hem sistemle olan uyumu çok üst düzeyde oluyor. Mesela  o kadar yıl Apple` da yaşamadığım çökmeyi 1 haftada Windows yaşattı sağolsun. (kullandığım uygulamalar lisanslıdır. Kırılmış uygulama kullanılırsa çökme normal karşılanabilir.) Görsel kısma gelirsek, hep böyle mi yoksa benim bir hatam mi var bilmiyorum ancak iki sistem uzerindeki ayni uygulama olan steam uygulamasında bile bir dengesizlik var Windows` ta. Ayar kısmındaki yazılar keskin çıkmıyor mesela.(ayarı vardır da henüz benim bilmiyor olmam da muhtemel)  Bunun gibi bir çok uygulamada denk geldim. Apple kesinlikle çözünürlük uygulama konusunda basarili. Windows` ta is nerelere geldi bilmiyorum ama çekinip bir Avg ücretsiz surum antivirüs kurma gereği hissettim. Os X` te hiç virüs sorunu yaşamadım koruma yüklemediğim halde. Belki burada da olmayacak ama önyargı neticesi, kurdum. Windows o güveni veremedi bana.

Benim icin yine onemli bir nokta olan ses konusuna gelirsek. Mac Os` ta Amarra adli uygulamayı kullanıyordum ve çok memnundum. Windows uzerinde Foobar2000 yine güzel gibi gorunuyor şimdilik. Fiziki degisime gelince, hi-fi giriş seviyesi, 32 ohm üzeri olup ta besleme gerektirmeyen bir kulaklıkla (Akg reference series, Sennheiser HD, Grado v.b.) Macbook iyi iş çıkarıyor, bunun anlamı ise icindeki dac seçiminin yerinde olduğu. Alienware` e kesinlikle bir dac ya da harici ses kartı şart. Mp3 ya da spotify, apple music dinliyorsanız bunu çok ta hissetmezsiniz. Uzerlerindeki hoparlörlere gelince Macbook kesinlikle onde. Yükeklik olarak benzer seviyede olsa da detay konusunda 1 degil 2 gömlek ustun. Yine Alienware 15` e özel olarak hopalrlörler on tarafta olduğu icin, oyun esnasında kollarınız sesi biraz boğuyor. Oyun kulaklığı iyi bir çözüm. (plantronics Gamecom 788 tercih ettim.) yine Murat Bey` in incelemede bahsettigi fan sesinden söz edecek olursam, Alienware yeni havalandırma tasarımı ve sanırım bakirin da yardimi ile bu olayı bir nebze çözmüş. başka sistemler ile tecrübem olmamasına rağmen Murat Bey` in bahsettigi bilgisayarlardaki gibi ortalığı ayağa kaldırmıyor diyebilirim, hatta oyun oynarken kulaklık takayım da sesi keseyim demiyorsunuz. Gta v 1080p ultra ayarlarda oynadım ama 4k bir oyunda ne olur onu bilemiyorum. Isı testi yapan bir kaç inceleme muadil markalar arasında Alienware` in 10 derece daha serin kaldığını eklemiş.

Iphone kullanmadığım icin o kısmı değerlendiremiyorum ancak tahmin ediyorum ki’ ekosistem uzerinde o başka bir deneyim ve kullanıcıları kendilerine göre büyük eksiklikler yaşayacaklardir.

Sonuc olarak iki ekosistem arasında büyük farklar var ama alışılmayacak gibi degil. Mac Os` un daha hafif ve daha hızlı tepkiler veren stabil ve uyumlu bir sistem olduguna kanaat getirdim ancak Windows 10 da korktuğum gibi kotu degil. Günlük, genel bir kullanım seviyesi icin ikisi de çileden çıkarmadan işinizi goruyor. Windows` a daha da alıştıkça ekleme yapabilirim, yahut atladığım, bilmediğim, sizin sormak istediğiniz bir şey olursa cevaplamaya çalışırım dilim döndüğünce.

Sürç-i lisan ettiysem affola…

BeğenFavori PaylaşYorum yap

iPhonelarda 2G-3G-4G Seçim Probleminin Çözümü

4G varken 2G’ye ne gerek var dediğinizi duyar gibiyim. Şehir içinde problem yok ama kırsalda genelde 2G çektiği için iPhone inatla 3G veya 4G’ye bağlanmaya çalışıyor ve zırt pırt şebeke değiştiği için hem bataryayı sömürüyor hemde aramalarda hattan düşmenizi neden oluyor.

Bu olay şuanda sadece Turkcell ve Vodafone kullanıcıları için var. Türk Telekom kullanıcılarının bir şey yapmasına gerek yok zira TT’de iPhonelara Volte desteği yok.

Başlat->Çalıştır> CMD’yi açın
“C:\Program Files\iTunes\iTunes.exe” /setPrefInt carrier-testing 1
Komutunu girin. Sonra iTunes’u açıp Güncelle butonuna Shift ile basıp dosya uzantısından iPhone/iPad operatör konfigürasyonu ipcc’yi seçip indirdiğiniz dosyayı seçip güncelleyin.

Turkcell 24.2 :

http://appldnld.apple.com/iOS9.3/carrierbundles/031-62796-20160520-329B9FA0-1DEC-11E6-96BD-51275529DBDF/Turkcell_tr_iPhone.ipcc

Vodafone 24.1 :

http://appldnld.apple.com/iOS9.3/carrierbundles/031-33624-20160321-8B8D91A8-EBE8-11E5-A7DD-4701BE379832/Vodafone_tr_iPhone.ipcc

BeğenFavori PaylaşYorum yap