Smartphone Desktop Modu - Huawei P40 Pro

Belki aranızdan “hayırlı olsun mağaraya internet bağlatmışsın!” diyenleriniz çıkacaktır ancak bu tür bir aparatı yeni denediğim için çok heyecanlandım ve mutlu oldum açıkcası.

Nintendo Switch’in koca dock’unu, gittiğim yerlere yanımda taşımamak için amazondan şöyle bir alet almıştım:

https://www.amazon.de/dp/B07GQYTJ8G/ref=cm_sw_em_r_mt_dp_2Z12PT8NQFYJMHQCC3PA?_encoding=UTF8&psc=1

Bu zımbırtı Nintendo Switch’le işini gayet iyi gördüğü gibi, bugün bu aleti Huawei P40 Pro ile de denemeye karar verdim,

Zımbırtıyı, telefonu ve kabloları monitörün arkasına sakladım, usb’lerden birine Logitech touchpadli klavye bağladım, usb type c tarafına power kablosunu ve hdmi’dan da monitörü bağladım.

adamlar resmen cihazın içerisine desktop modu koymuşlar 🤭

hatta Xbox gamepad’ini BT ile telefona bağlayıp, Geforce Now’dan birkaç deneme dahi yaptım, dört dörtlük olmuş. Gayet de hızlı ve akıcı çalışıyor herşey. Basit işler için (Ms office, internet, youtube, Netflix vs) artık laptop taşımaya gerek yok resmen.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Asimov Külliyatı, Robot-İmparatorluk-Vakıf Serileri

Ekim ayında yaklaşık beş aylık bir Asimov  maratonuna girdim. End of Eternity den başlayarak robot-imparatorluk-Vakıf serisini biraz karışık bir okuma sırası ile dün itibari ile tamamlamış bulunmaktayım. Asimov'un yarattığı evren gerçekten muazzam. Bir iki kitap hariç bir biri ile güzelce birleştirilmiş fakat çok kasmadan neredeyse karışık şekilde okunabilir, örneğin önce imparatorluk serisinden başladıysanız çok hayıflanmayın sonrasında robot yada Vakıf serisine geçebilirsiniz. Ekşi sözlükte ve başka mecralarda çok güzel okuma sırası önerileri de mevcut.

Benim önereceğim sıralama ise şu şekilde;

1) End of Eternity (Sonsuzluğun Sonu)

Tüm hikaye ile olay örgüsü olarak hem hiç bağı olmayan hem de her şeyi tamamen birbirine bağlayan güzel bir kitap, ilk yarısı biraz daha akıcı olsa muhtemelen serininin en iyi kitabı da olurdu. Alternatif olarak en sonda okunabilir ama arası bence uygun değil.

2) i robot (Ben Robot)

Kısa kısa robot hikayeleri ile adım adım dünyadan galaksinin ucuna giden yolun taşları döşeniyor. Bu kitap ile hem robot serisinin temelini oluşturan hem de ileride Vakıf serisini etkileyecek olan üç robot yasasına tam olarak hakim olacaksınız. Vakıf serisinden sonra, robot serisinden öncede okunabilir ama bence ikinci sırada okunursa Asimov 'un genel kurgusu için Sonsuzluğun Sonu ile birlikte güzel bir altyapı oluşturacaktır.

 

3) 1. Vakıf serisi: The Foundation(Vakıf), Foundation and Empire(Vakıf ve İmparatorluk), Second Foundation(İkinci Vakıf)

Tüm hikayenin dönüp dolaşıp bağlandığı yer olan Hari Seldon'un meşhur vakfının kuruluşu ve ilk yükseliş dönemi uzun zaman atlamaları eşliğinde anlatılıyor. Özellikle ilk kitapta dizi olsa sezonlarca sürecek olaylar tek bölümde atlanarak hızlıca ilerliyor.

İkinci kitap iki bölümden oluşuyor, ilk bölüm birinci kitabın kronolojik bir parçası hatta aslında olması gereken sonu görevini üstleniyor fakat ikinci bölümden itibaren olay ve karakter örgüsü ilk kez iki kitaba birden yayılıyor. Bu sebeple Foundation and Empire ve  Second Foundation aslında tek kitap gibi düşünülmeli, biri biter bitmez hemen diğerine geçilmeli. Tüm Vakıf serisi araya başka kitaplar ve farklı zaman aralıkları serpiştirilerek okunabilir tabii ki ama benim önerim her koşulda bu iki kitabı tek parça olarak düşünmeniz.

 

4) robot serisi :   The Caves of Steel (Çelik Mağaralar), The Naked Sun (Çıplak Güneş),  The Robots of Dawn (Şafağın Robotları),  Robots and Empire (Kurtarıcı)

İlk Vakıf üçlemesi bitince kesinlikle dönülmesi gereken durak burası, Vakıftan önce de okunabilir, hatta en sonunda değineceğim ben birazda öyle yapmak zorunda kaldım.  Kitapların güncel basımları maalesef mevcut değil. Ya sahafları talan etmeniz lazım ya da e-kitap üzerinden okuyacaksınız. Açıkçası ben ilk Vakıf kitabından sonra ikinci kitabın siparişini beklerken, daha önce telefona indirdiğim Çelik Mağaralar kitabına göz atarken kendimi kaptırdım ve Vakıf ve İmparatorluk elime geçmeden robot serisine dalmış bulundum. Tüm seri çok güzel bir dedektiflik hikayesi olarak ilerliyor. Sadece Asimov evreninin değil belki de edebiyat dünyasının en sağlam ikililerinden biri olan ve tüm serilere etki eden Elijah Baley ve R Daneel Olivawın maceralarını takip ediyorsunuz. İlk iki kitap 50 li yıllarda diğerleri 80 lerde yazılmış ve Vakıf serisi ile bağlantılar daha çok o kitaplar aracılığı ile sağlanıyor. Robot serisi için söylenecek iki kesin husus var, kesinlikle Ben Robot tan sonra ve ikinci Vakıf serisinden önce okunmalı.

Not: Elijah Baley tüm serinin belki de bilim kurgu edebiyatının en sağlam karakteridir. Elijah reis olmasaydın olmazdık.

 

5) imparatorluk serisi : The Stars Like Dust (Toz Gibi Yıldızlar), The Currents of Space (Uzay Akımları), Pebble in The Sky(Gökteki Çakıl Taşı)

İmparatorluk hikayeleri, Robot serisi ile Vakıf serisi arasında geçen olayları anlatan birbirinden tamamen bağımsız kitaplardan oluşuyor. Kendi içinde hangisini önce okuduğunuz çok önemli değil bence ama kronolojik sıra tercih edilebilir. Güncel baskıları mevcut, kolayca temin edebilirsiniz. Her kitap ufak ayrıntılar ile Vakıf ve Robot serisine bağlanıyor. Benim önerim Asimov külliyatına dalmışken imparatorluk serisinin de okunması yönünde ama okunmaması durumunda genel ilerleyişten bir şey kaybetmezsiniz. Yine de en azından Pebble in The sky(gökteki çakıl taşı) kitabı bence muhakkak okunmalı.

Asimov bu kitaplarda teknolojik hikayelerden çok toplumsal gelişime daha çok dokunuyor, gelecekteki yeni nesil sınıf ayrımlarına vurgu yapıyor. Bunu daha çok The Currents of Space (uzay akımları) kitabında hissediyorsunuz. Binlerce yıl sonra insan toplumunun bir yandan yıldızlar arası yolculuk yapar hale gelirken sömürgeci alışkanlıklarından kurtulamadığını, toplumun bir kısmının bizim ortaçağımızdan daha karanlıkta kalabileceğini anlatması açısından kendi içinde özel bir yere sahip.

 

6) ikinci Vakıf serisi: Foundation’s Edge (Vakıf’ın sınırı), Foundation and Earth (ve dünya), Prelude to Foundation (Vakıf kurulurken),  Forward The Foundation (Vakıf ileri)

 

Ve artık Asimov evrenine tamamen adapte olduktan, her şeyi sindirdikten sonra külliyatı sonlandırabiliriz. Bu kitaplarda basılı olarak maalesef mevcut değil. 2000 lerin başında bir süre yayınlandığı için robot serisine göre bulması bir tık daha kolay olabilir ama ben açıkçası uğraşmadım ve bu 4 kitabı e-kitap olarak okudum. Asimov aslında bize iki ayrı final yaşatıyor. Foundation’s edge ve Foundation and Earth ikilisi ile kronolojik finali bize anlatıyor fakat Hari Seldon'un hayatını ve Vakıfın kuruluşunu anlatan Prelude to Foundation ve Forward The Foundation ikilisi ile eksik parçaları tamamlayarak her şeyi tastamam okuyucusuna teslim ediyor, bu sebeple bence nasıl bir sıralama izlenirse izlensin bu iki kitabın en son okunması gerekiyor.

Asimov 'un bu meşhur serilerini okudukça yazardaki mühendis ve bilim insanı bakış açısına  hayran olmamak elde değil. Kitaplarda anlatılan ve hayal ürünü olan ileri teknolojinin ayakları yere her zaman sağlam basmıyor tabii ama okunan her şey kendi içinde tutarlı ve mantığa uygun hareket ediyor.  "aslında olabilirmiş" hissiyatını pek kaybetmiyorsunuz.

Tabii ki okuduğum kitaplar kadarı ile yorum yapabilirim ama yazarın teknoloji gelişimini her zaman doğru tahmin ettiği pek söylenemez, önemlide değil zaten. Fakat Asimov’un ufkuna hayran olmamak elde değil. Bazen oluşturduğu karakterlerin günümüzden on binlerce yıl sonra koca kütüphanenin bir çubuk boyutundaki cihaza sığmasını şaşkınlıkla karşıladığını okuyoruz, yada yüz bin yıl sonra halen daha mikro filmden görüntüler izlenebiliyor günümüzde bile bunlar kalmadı artık, usb diskler de yazarımızın tahmininden çok daha önce hayatımıza girmiş durumda. Bu ve benzeri bazı küçük ayrıntılar günümüzde hafiften sırıtıyor ama Asimov 'a asıl gücü vizyonunda. Mesela tüm iletişim, enerji ve diğer altyapı hizmetlerinin kontrol edilmesi ile kriz anında düşmana karşı koz olarak kullanılabileceğini de öngörmüş, kitaplarında devletler (gezegenler) arası gücü bazen bu şekilde şekillendiriyor. Gelişmiş ülkelerin, küçük ülkeleri kucağına oturttuğu gibi güçlü gezegenler teknolojik atılım ile diğerlerini altyapı, iletişim v.b. Güçleri ile deviriyor, ele geçiriyor. Alt yapıyı kur, teslim et, o her şeyi kendinin zannetsin, zamanı gelince düşmanının her şeyini kilitleyerek sana muhtaç hale gelmesini sağla. Bu strateji Asimov  tarafından geçmiş yüzyılın ortasında ilmek ilmek işlenerek anlatılmış. Bizim gibi gelişmemiş ülkeleri yönetenler bu bakış açısına sahip olmadığı için şu anda tüm iletişim ve enerji altyapısını başka devletlerin eline teslim etmiş durumda. Neyse bu başka tartışmaların konusu.

Kısa sürede tüm kitapları peş peşe okuduğum için belli kısımlarda tekrara girdiği fark ediliyor, üç robot yasasını bir öğretmen edasıyla her denk geldiğinde güzel güzel derste anlatır açıklıyor. Tabii bu eserleri yazara paralel olarak uzun yıllar arasında okumuş olsaydım muhtemelen bunu fark etmez, üzerinde durmazdım. Yazar 30 yıl sonra seriye döndüğünde bazı şeyleri hem kendine hem de eski okurlarına hatırlatmak istemiş olabilir.

Kurguladığı gelecek dünya ve diğer gezegenlerin tasviri çok sağlam. Trantor, Solaria gibi gezegenlerin tasviri mükemmel. Türünün öncüsü olduğunu hissediyorsunuz. Sadece mimari olarak değil, kültürel olarak yaşanan değişimi hissediyorsunuz en önemlisi kabul ediyorsunuz.

Kendi adıma son birkaç aydır çok verimli bir kitap yolculuğu yaptığımı söyleyebilirim. Uzun zamandır düzenli kitap okuyamadığım için bir hedefi bahane ederek Asimov evrenine daldım, açıkçası çokta iyi yaptığımı düşünüyorum. Şimdi biraz tarz değiştirerek bilim kurgu serilerinden bir süre uzaklaşacağım ama sonrasında Frank Herbert’ın dune serisi ile bilim kurgu kitaplarına dönmeyi düşünüyorum.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 23

Nasıl kilo aldım

Bir süre önce açtığım kilo alma konusunda benim gibi sorun yaşayan bir çok arkadaş gördüğüm için deneyimlerimi aktardığım bir blog oluşturmanın faydalı olabileceğini düşündüm. Ne yiyorum ne içiyorum, gün içerisinde ne yapıyorum kilo almak için bunlardan bahsedeceğim kısaca.

Spor bu işin olmazsa olmazı öncelikle bunu söyleyelim. Bu süreçte düzenli olarak dilediğiniz gibi spor yapmalısınız. Koşu, kardiyo gibi çok enerji gerektiren sporlardan bence kaçının. Kilo almanızı oldukça zorlaştırıyor. Ben ağırlık kaldırmayı tercih ettim. Çok başlangıç seviyesi olduğum için oldukça ağırdan aldım, hafif başladım. Egzersizleri de youtube'dan bakarak çalıştım, aşağıda bazılarını paylaşacağım. Bunlar için yalnızca bir adet dambıl gerekiyor. Siz kendinize göre bir düzen oluşturarak bunlarla her gün 1-2 bölgeyi çalışabilirsiniz. Bu arada ekipmana gerek bile yok aslında. Eminim ki ekipmansız dahi tüm vücudu çalışabileceğiniz videolar rehberler bulabilirsiniz. 

Kol, Biceps, Triceps: https://youtu.be/DcrIg9riork

Karın, Ekipmansız: https://youtu.be/Msr9Lr10uWw

Tüm Vücut: https://youtu.be/tkv3PA9xNk0

Göğüs: https://youtu.be/xlsC1eoRumY

Sırt: https://youtu.be/juFVrZc1Bus

Omuz: https://www.youtube.com/watch?v=bOe9TMCLS-Y

Bacak: https://www.youtube.com/watch?v=Q4_t4WUpsWs

(Kanalın reklamı gibi oldu ama siz kendiniz de programınızı bulup çalışabilirsiniz dilediğiniz gibi. Ben bu adamın videolarını oldukça uygulanabilir bulmuştum yeni başlayanlar için. 

Bu şekilde bir süre devam ettikten sonra kolları daha etkili çalıştırır diye gidip Z bar aldım. Onunla bayağı güzel bir ilişkimiz oldu, çok güzel ve hızlı sonuçlar aldım kolları geliştirme konusunda. Hala da genellikle barla çalışıyorum evimde. Şu an yakın gelecekte başka bir alet eklemeyi düşünmüyorum. Barla yaptığım çalışmalardan da bahsedeyim. 

Bacak: https://youtu.be/TdgRqNxbHvE

Genel Z bar egzersizleri: https://youtu.be/gnKqYIPUgKs

Z bar + Dambıl egzersiz programı (Bu biraz zor olabilir.): https://www.youtube.com/watch?v=vti6beXC9Mo

Tüm vücut barbell: https://youtu.be/sUZRuW8e16I 

Bar ile yapılan çalışmalar biraz daha zorlayıcı olabiliyor kullandığınız ağırlığa göre. Ben daima hafiften başlayarak yukarı doğru çıktım. Şu an toplam 16 kilo ile yapıyorum hareketleri. 2 aydır hiç aksatmadan bunları uyguladıktan sonra aldığım sonuçlar gerçekten çok hoşuma gitmeye başladı. 

 

Gelelim beslenme kısmına. Öncelikle bu konunun ağırlık çalışmaktan daha zor olduğunu söylemek istiyorum. Hayatım boyu az yiyen biri olarak yemek ne kadar zormuş onu gördüm. Aylardır tokum desem? 😀 Yalnızca sabahları biraz acıkıyorum, onun dışında fazla yemekten hiç açlık hissetmiyorum… Zorlaya zorlaya yemek yiyorum sürekli, bu süreçte çok dirayetli olmanız lazım. Hiçbir öğünü aksatmamaya çalışın. Hep zorlayın karnınınız acıyasıya kadar. Öğrendim ki ben ne kadar çok yediğimi sansam da hep az yiyormuşum. Hep doyduğumu hissettiğim an bırakıyordum yemekleri. Artık zaten doyma, açlık gibi bir duygu hissetmediğimden patlayasıya kadar yemeye çalışıyorum. Bunu yapmanız lazım. Sporla birlikte bolca tavuk, kilo almak için patates, pilav, makarna gibi yiyecekler tükettim. Şekerden çok uzak duran biri olarak pek kaçınmamaya başladım. Çikolata, kola günde bir miktar tüketiyorum artık, ama bunlar dışında aburcubur hiç tüketmiyorum. Yalnızca bir miktar meyve. Meyve demişken muz dostunuz, gördüğünüz gibi tüketin. Ben günde 3-4 adet tüketiyorum sabahtan akşama kadar. Bunun dışında spordan 2 saat önce veya hemen sonra mixerde gidip muz, ceviz, çikolata kreması, yulaf, süt (Katı yağ eklemenizin de büyük faydası var.)  hazneyi fulleyip onu içiyorum. Bu içecek kalori olarak bayağı fazla oluyor. Ayrıca yapması ve tüketmesi de oldukça basit. Üstüne 2-3 saat sonra çok zor olabiliyor ama öğlen yemeği yenmesi lazım. Yine çatlayasıya kadar yemek yiyoruz. Akşam yemeğini çok fazla yemenizi tavsiye etmiyorum çünkü eritmesi zor oluyor akşam vakti. Full mideyle yatağı girmesi çok rahatsız edici. O yüzden yine normal yediğinizden fazla ama çok çok fazla yememeye dikkat edin. Gerekirse soda içip, yürüyüş yapın. 

Bu işe başladığımdan bu yana 3-4 ay geçti fakat son 2 ayda gerçekten üzerine düştüğümü hissediyorum. İlk birkaç ay alışmayla geçti çünkü kilom gerçekten çok azdı. 58-60 kiloyla başladım. Tüm ömrüm boyu bu kilolarda gezdim ve boyum da oldukça uzun. Bir yaştan sonra bilgisayar başında çok zaman geçirmenin hiç faydası olmadı. Sık sık boyun ağrıları, tutulmaları yaşar oldum. Amacım hem aşırıya kaçmadan sportif bir vücuda sahip olmak hem de azami kiloma ulaşmak anlayayacağınız. Şu an 66-67 kilo civarı gelmekteyim. Bu işe başladığımdan beri 7-8 kilo aldım. Spor da biraz işe yaradı. İlk ay ve son aylardaki halimi paylaştım aşağıda. Hala zayıfım ama son 1-2 ayda aktif olarak kilo almaya başladım. 

İlk ay: https://teknoseyir.com/wp-content/uploads/2021/03/9f5b715223f0222.jpg

Üçüncü ay: https://teknoseyir.com/wp-content/uploads/2021/03/8c253d961d4ac63.jpg

Benim anlatacaklarım, uyguladıklarım bunlardan ibaret. Tavsiyeleriniz varsa lütfen paylaşın, bu yaz kısa kollu giyince kollar ne olacak tribi yaşamak istemiyorum artık. :'( Herkese iyi şanslar, sağlıklı günler dilerim. @stroker @bitlikarinca @hsynn  @protego

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 9 / 14
  • arandur @arandur

    Postürün çok düzelmiş. İskelet gibiymişsin, iyi bir duruma gelmişsin. Böyle devam ✌️

  • Hüseyin H. @hsynn

    "Öğrendim ki ben ne kadar çok yediğimi sansam da hep az yiyormuşum"
    Şu cümle var ya tam benim işte.
    Yahu yiyorum. Resmen doymuşum ama sofradaki diğer insanlara bakıyorum benim yediğim yanlarında azıcık kalıyor.
    Yani en son ne zaman yedim bakın dün akşam 1 tabak patates kızartması. Sabahtan beri bir lokma yemedim. Üstüne bir de sigara içince iyice eridik be. Benim temel sorunum düzensizlik.
    Bende burada bir durum paylaşıp 1 2 aylık kilo alma sürecine niyetlenip yapamamıştım.
    Şu süreçte yine yapamam. Hem iş hem özel hayatım biraz sancılı.
    Yazı için teşekkürler. Bazen imkansız olduğunu düşünmeye başlıyor insan sizin gibi başaran arkadaşları gördükçe bu da yıkılıyor. Darısı başımıza inşallah.

    • cestlavie @cestlavie

      hocam bir günde olmuyor bu olay öncelikle onu söyliyim. yıllardır kilo almaya çalışıyorum ama hayat şartları en ileri gidebildiğim bu sene oldu. geçen sene de uğraşmıştım, koşu ve bisikletle ama tam düzeni oturtamadım ve aşırı enerji tüketen sporlar olduğu için 3-4 kilo alabilmiştim sonra yine düştük. bazen hayat şartları elvermiyor o yüzden anlayabiliyorum. yine de, şimdiden günde bu amaç uğruna elinden geldiğince bir kaç şey yapmanı öneririm. koyvermek de pek yaramıyor insana. imkansız değil ya, hatta oldukça kolay bir şey insanların diğer karşılaştıkları zorlukların yanında. zaten ben de yolun ortasındayım. umarım başarırız. 🙏

  • Yakup Yılmaz @yakup

    Gönlünüzce olsun diliyorum. Benim durumum tam tersi. Son 5 ay içinde 58 den 62 ye çıktım aşırı rahatsız ediyor kilolu olmak. Koronadan sonra iştahım çok açıldı ve devam ediyor... 🙁

Deji Pilinin İçini İnceliyoruz

Evet şimdi #deji pilinin de içini açalım. 😀 Bunlar kimmiş ? neyin nesiymiş ? etiket miymiş hepsi ortaya çıktı.

2 senesi dolan ve ömrünün haliyle yarısı giden bir iphone 6s plus piliydi. Hazır yenisini taktık eskisini dağıtayım dedim. Hani nedir ne değildir ? üstündeki voltaj zımbırtısına ufak kartına bakalım değil mi ?

Pilin dış yüzeyini marka modeli vs yazdığı bir folyo ile kaplanmış. Pilin tabi markası ıvır zıvırını https://shenzhen-huida.manufacturer.globalsources.com/si/6008835668461/Homepage.htm bunlar üretiyorlar. 2006 yılında kurulmuş bir pil firması. https://huidafa.en.alibaba.com/ alibaba'da satışları da var.

Pilin zaten etiketi çıkınca cell kısmında değerleri yazıyor. 13.72Whr E3349b9PV s215a43 0198 3.8V
Şimdi bu alet 13.72whr pile sahip bunu 3.8 volt gerilimde veriyormuş. Hesaplayınca 3610 mah gibi birşeye denk geliyor. Hatta https://www.rapidtables.com/calc/electric/wh-to-mah-calculator.html buradan sizde hesaplayabilirsiniz. Ama etikette 3300 mah diyor ve de 12.6whr olarak yazılmış. Şimdi bu nasıl oluyor ? etiket farklı içindeki cell'in üstünde yazan farklı ? Tamam etikette yazanı hesaplayınca 3298 küsür mah çıkıyor. Neyse...

Şimdi gelelim pilin üstündeki devresine. Voltajı vs dengeleyen şarjı deşarjı ayarlayan kart budur. üzerinde sağ kenarında PS-I8-c yazıyor. Aratınca tabi birşey çıkmıyor. Ama asıl olay üstündeki kontrolcüsü ne ? SS71A diye kontrolcü çıkıyor. http://us.100y.com.tw/viewproduct.asp?MNo=114356 http://images.100y.com.tw/pdf_file/32-INT-SS71A.pdf işte lityum piller için kontrolcü öyle çok adi değil. Zaten kapton bant ile de cell'den izole etmişler bunun yanı sıra da diyotlar ve kapasitörlerin de çevresini siyah uv ışıkla donan zımbırtıla izole etmişler bu da güzel. Çünkü o parçalar ısınabilir birşey olur pil ile dip dibe yani çok ısıtırsa eritir hop cell şişer bum yanar. 😀

Tahminimce sol taraftaki 3 tane lehim noktası var bunlar aslında tek tip cell olarak çıkıyorlar üstüne soketi lehimleniyor. İşte 6s plus'a 3300 mah diyelim, işte aynı cell ise 7 plus'a şunu yazalım soketi farklı lehimleriz vs üretim maliyetinden kısılıyor tahminimce. Ama genel kalitesi bana öyle '' ben adiyim beş para etmem '' diye bağırmıyor. Çünkü bu kartın olduğu kısmı da ekstra plastik parçayla izole etmişler ve bantlıydı. Kartından kontrolcüsünden çalmayan adam da zaten cell'den de pek çalmaz. Ha eğer karttan ondan bundan çalsaydı tahminimce çok kötü olurdu e kötü olsaydı bu kadar ülkemizde yan sanayi marka olarak pek tercih edilmeyecekti.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 8
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Anahtarlık Resmigeçidi 😂

Yeni anahtarlığım geldi, tamam bu sefer biraz abartmış olabilirim😂😂

 

Bu vesileyle öncekileri de koyayım;

İlk göz ağrım, 3DFX Voodoo2 çipim, daha fazla kullanırsam üzerindeki baskılar silinecekti, kıyamadım, erken emekliye ayırdım 😔

 

Xbox 360 GPU anahtarlık. Çipin çekirdeği parçalanınca bunu da emekliye ayırmak durumunda kaldım. 😆

 

sonrasında da Intel Xeon anahtarlığım. Xeon çok çizilince Ryzen 9'u reçine ile kaplatayım dedim, daha dayanıklı olur belki bu sayede.

 

ve son olarak da hepsi bir arada:

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Samsung Telefonlarda Parmak İzi Okuyucu Nasıl Hızlandırılır

Akılı telefonlarda artık güvenlik için kullanmaya parmak izi sensörünü kullanmaya alıştık. Daha önce kullandığımız desenle açmak, yada şifre girerek telefonu kitleme yöntemini artık parmak izi ile açıyoruz. Parmak izini kullanarak her türlü dosyamızı ve telefonumuzu güvence altına alabiliyoruz. Peki parmak izi sensörünün yavaş olduğunu düşünen Samsung akılı telefon kullanıcıları akılı telefon sensörünü hızlandırmanın bir yolu olduğunu biliyor musunuz ? Samsung akılı telefonlarda parmak izi sensörü nasıl hızlandırılır haberimizin detaylarında yer alıyor.

 

Samsung telefonlarda parmak izi okuycu nasil hizlandirilir

Parmak izi okuyucu artık tüm akılı telefonların vazgeçilmesi oldu. Artık o kadar gelişti ki ekrana entegre olarak bile karşımıza çıkıyor. Her geçen gün akılı telefon güvenliği açısından gelişmeler yaşanıyor. Artık retina okuyucular ile telefon kilitleri açılabiliyor. Her ne kadar retina okuyucular giderek akılı telefonlarda daha çok görmeye başlasak da vazgeçilmez güvenlik aracımız parmak izi okuyucu olmaya devam ediyor. Parmak izi okuyucu ile telefonlarımızı ve dosyalarımızı koruma altına alabiliyoruz. Evet parmak izi okuyucular o kadar gelişti ki artık sadece telefon güvenliğini değil telefonlarımız da ki dosyalarımızı da güvence altına alma imkanı bulabiliyoruz.

 

Akılı telefon deyince akılara gelen marka hiç kuşku yok ki Samsung markası oluyor. Ancak Samsung markasının bazı modelleri özellikle orta ve alt seviye telefonlarında donanım açısından üst seviye telefonlarına göre geride olması doğal olarak bazı sıkıntıları da beraberinde getiriyor. Samsung akılı telefonlarda üst seviye telefonlarında çok hızlı olan parmak izi okuyucular orta ve alt seviye telefonlarında kullanıcıya sıktılar yaşatabiliyor. Bu sıkıntıların başında hiç kuşku yok ki geç açılma sorunu yer alıyor. Parmak izi yeterince hızlı çalışmaması geç algılaması sorunları Samsung telefon kullananların canının sıkabiliyor.

Samsung Telefonlarda Parmak İzi Okuyucu Nasıl Daha Hızlı Çalışır

Samsung alt ve orta seviye telefonlarda yaşanan parmak izi okuyucunun yavaş olma problemi nasıl çözülür. Samsung telefonlarda parmak izi okuyucu sensörünün yavaş olmasına çözüm var mı ? sorularına cevap SamMobile cevap vermiş. Bizde sizlere bu çözüm yöntemini anlatık. Bu çözüm yöntemi Samsung Galaxy A7 modelinde son derece başarılı olmuş elbette sizde burada anlattığımız parmak izi okuyucu hızlandırma yöntemini kendi telefonunuzda deneyerek parmak izi okuyucu sönsörünün daha hızlı çalışmasını sağlayabilirsiniz.

 

Akili telefonlarda parmak izi sensoru hizlandirma yontemi

Evet geçelim Samsung akılı telefonlarda parmak izi okuyucu hızlandırma yönteminin anlatımına öncelikle bu yöntem için aşağıda ki adımları takip etmeniz gerekiyor.

  • İlk olarak Samsung telefonunuzda Ayarlar kısımından Uygulamalar bölümüne girmeniz gerekiyor.
  • Uygulamalar bölümüne girdikten sonra sağ üst köşede gördüğünüz üç noktaya tıklayın.
  • Açılan menüden “Sistem uygulamalarını göster” seçeneğini seçin.
  • Açılan sayfada “com.samsung.android.biometrics.app.settings” araması yapın ve bulun.
  • Karşınıza gelen “Pil / batarya kısımına giriş yapın.
  • Pil / Batarya kullanımını optimize et” seçeneğini seçiyoruz.
  • Daha sonra en üst kısımda yer alan ” Hepsi” seçeneğini seçtikten sonra burada “com.samsung.android.biometrics.app.settings” araması yapılarak burada seçeneğin kapatılması gerekiyor.

Tüm yapmanız gereken ayar bu kadar bu ayarları yaptıktan sonra telefonunuzu tekrar çalıştırın. SamMobile sitesinin Samsung telefonlarda parmak izi okuyucu hızlandırma yöntemi olarak tavsiye ettiği ve Galaxy A7 modelinde uygulandığında sonuç alınan işlem bu kadar. Bu işlemi sizde kendi Samsung akılı telefonunuzda uygulayarak parmak izi okuyucu hızını artırabilirsiniz. Elbette bu işlem tüm Samsung telefonlarda geçerli olmayabilir. Tüm modellerde işe yaramayabilir ancak parmak izi okuyucunun yavaş olduğundan şikayetçi olanlar bu yöntemi uygulayarak deneme yapabilir.

 

Not: Konu altındır.. Ancak ben içeriğin faydasını gördüm.. Daha fazla arkadaş faydalanabilir işine yarar diye konuyu burada paylaştım. Buna benzer faydalı olarak düşündüğüm konuları paylaşmak istiyorum. Umarım sizlerin de işine yarayan bir bilgi olur.

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Ali express gönderilerinin, PTT kargo ile takip etme

Ali express kargo takip numarısından, PTT takip kodunu elde etmek için çok başarılı bir site.

Canio'da görünmeyen kargomun PTT kargo takip numarasını bu kadar kolay olcağı aklıma gelmezdi. Canio'dan bilgi olarak gün sayısı da farklı. Bu birkaç ince ayrıntı şaşırttı. track.aftership.com

 

Canio alternatifi, Canio alternative, Ali express kargo takibi.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
BeğenFavori PaylaşYorum yap