Havit TW970 2.4Ghz Kulakiçi Kulaklık Öninceleme

İndirimli değil, normal fiyatı ama bu Havit TW970 kulakiçi kulaklığı kesinlikle öneriyorum çünkü normal fiyatının bu olması bile saçma. Önermenin esas nedeni 1300 liraya 2.4ghz bağlantısı sunması. Yazın bilgisayarda kulaküstü kulaklık takmaya dayanamadığımdan düşük gecikme sağlayacak 2.4ghz kulakiçi kulaklık arayışına girdim. Steelseries'ten JBL'e kadar hepsinde şikayet çok. "Birkaç ayda tek tarafı bozuldu" diyen çok fazla satış sayısı az olmasına rağmen. O yüzden 10K gibi fiyatlar vermek istemedim. 4-5K aralığında olanların sesinden çok şikayet vardı. Zaten toplamda 10 tane bile model yok Türkiye'de. Ben de gözden çıkarılabilecek bir para verip geçmek istedim. Zaten TWS'lerin malum bataryaları çabuk ölüyor.  Amacım oyunda düşük gecikme sunmasıydı, müzik için ayrı kulaklığım var. 200ms+ gecikme veren bt kulakiçi yerine 20ms gecikme veren kulakiçi oyunlar için şart.

Kulaklık birkaç saat önce kadar elime geçti, henüz yalnızca 2.4ghz dongle'ı bağlayarak denedim. BT veya mikrofon denemesi yapmadım. O yüzden öninceleme.

1300TL'den beklenmeyecek bir ses kalitesi var. Sakın gidip Sony, Samsung ses kalitesi beklemeyin. Ama 1300TL'den de fazla edeceği fazlasıyla ortada. Bu paraya bu kulaklık nasıl oluyor onu bile anlamış değilim.

Her yeri plastik elbette ama kalitesiz de hissettirmiyor. Soundpeats modellerini alanlar olmuştu buradan. Onlardan daha kaliteli hissettiriyor öyle diyeyim.

Bu kulaklığı equalizer ayarı olmayan bir cihaza bağlamak için ALMAYIN. Konsollarda çalışır mı bilmiyorum herhalde çalışıyordur ama equalizer'a dikkar. Kulaklık rekabetçi oyun kafasıyla oyunlardaki adım sesini öne çıkartmak için ayarlanmış. Ses kutudan çıktığı haliyle çok çok boğuk ve düşük. Ama equalizer'a çok güzel cevap veriyor. Equalizer ayarı şart, yoksa tek bir müzik parçası bile dinleyemezsiniz sesi o kadar boğuk. Oyunda da zevk vermez. PC'de Dolby Access'de brirkaç dakika uğraşarak hızlıca görseldeki ayarları yaptım. Tizler yerine geldi. Böyle müzik dinlenir. Bu haliyle son sesi de çok yükseldi, son seste dinleyemedim hatta, bu agresif equalizer'a rağmen seste çatlama yok, bass'lar güçlü tok (çok punchy ve yumuşak değil, flat ve güçlü bir bass var, bu fiyata fazlasıyla normal). Sesi bu kadar yüksek seste bozmaması ilginç. Ama 10 band equalizer'dan daha fazla ince ayar istiyor, oyunlardaki ayak seslerini öne çıkarmak için aletin tonunu çok bozmuşlar. Yine de bunu yüksek çözünürlüklü muhteşem müzik keyfi gibi bir amaçla almayın. Onun için 10K'ya çıkmanız gerek. Equalizer'la müzik dinlenir mi dinlenir evet, fiyat aralığındaki çoğu kulaklığı geçebilir de. Ama birinci amacınız düşük gecikme olsun.

"Şu kulaklıktan iyi midir" gibi sorularınızı bana yöneltmeyin lütfen, elimden onlarca kulaklık geçmedi, kulaklık gurusu Umut, ona sorabilirsiniz 🙂 Ses açısından Soundpeats Capsule 3 Pro'dan birazcık daha iyi gibi geldi bana. Engine 4'ten de aynı şekilde. Ama en azından 50-100 saat kullanmadan kulaklığın sesi oturmaz, o yüzden konuşmak için erken. Ses yüksekliği ve bass gücü olarak Samsung Buds 2 Pro'dan daha iyi ama çözünürlük, tonlama, enstrüman ayrımı, vokal gibi konularda Samsung'la yarışması mümkün değil. Bass'lar biraz daha yumuşak olsaydı iyiymiş ama 1300 liraya bunu söylemem bile anlamsız. Driver'lar oturdukça değişebilir. Tizleri, spesifik olmak gerekirse kadın vokalleri diğer tizlerden ve mid'lerden ayırıp tam oturtamadım özellikle karmaşık şarkılarda. Detaylı equalizer istiyor ona, bakacağım ama çok enstrüman olan veya çok farklı sesler olan şarkılarda ayrımı net yapamıyor o belli. 13mm driver'lar güçlerini belli ediyor, equalizer'dan ayarlayınca yüksek sesle birlikte bass'ı güzel çakıyor, hatta bu kadar güçlü bass verebilen kulaklık sayılıdır, equalizer'dan bu bass'ı versen çamura döner çoğunda ses. Ama çözünürlük, enstrüman ayrımı ve ton bambaşka bir konu. Bu kulaklığın onlar için yapılmadığı aşikar. Bass'lar +8db vermeme rağmen mid'lere karışmıyor ama midler biraz tizlere sızıyor. Equalizer'la düzeldiği kadar artık. Yine tekrar ediyorum, Samsung, Sony klasmanlarıyla karşılaştırmayın sakın, inanılmaz müzik keyfi gibi bir amaçla almayın. Bu fiyata onlar yok. 1300 liraya rahatlıkla fiyatının üstünde denebilecek sesle birlikte hem BT hem 2.4ghz veriyor, onun için alın. Enstrüman ayrımı iyi değil falan dedim de bunu 10K'lık kulaklıklara göre karşılaştırarak söylüyorum elbette. Fiyatı segmentinde olması gerekenden daha iyi her konuda. Soundpeats'lere bir daha elimi sürmeye gerek görmüyorum öyle diyeyim. Bataryası kısa sürede ölür mü bilmiyorum, ölürse de çok üzülmem bu fiyata. Bu fiyata tamamen çöp olması gereken ürünken kaçırılmayacak ürün olmuş.

Dongle'ı type c ve yatay. Bilgisayardaki diğer usb portlarıyla çakışıyor. Bir tane usb-a type-c dönüştürücü alıp boyunu uzatarak diğer usb'lerle çakışmasını engelleyeceğim. Sizin de başınıza gelir muhtemelen.

Telefona 2.4ghz dongle'ı bağladığımda da sorunsuz çalıştı. Benzer ses kalitesini de aldım. Hatta belki birazcık daha iyi olabilir, belli belirsiz. Yine equalizer gerekiyor elbette. Telefon Samsung S24FE. Ses yüksekliği bilgisayardaki kadar yüksek değil ama, telefon biraz kısıyor sanırım. Dolby atmos'u açınca biraz yükseldi, bilgisayara yaklaştı, son seste uzun süre dinlenmez. Telefonda da bilgisayarda da kullanırken tek bir kopma sorunu dahi yaşamadım. 2.4ghz için konuşuyorum tabi. Yalnız ufak bir uyarı, Spigen şeffaf kılıf varken dongle type-c portuna oturmadı bir türlü, kılıfı çıkarınca oturdu anca. Benzer durum başınıza gelebilir.

NOT: Kulaklığın yorumlarında şarjı 2 saat gidiyor diyenler var. Aldırmayın. Rgb'leri kapatmayı düşünememiş insanlar mevcut.

https://www.hepsiburada.com/havit-tw970-tws-rgb-gaming-bluetooth-kulaklik-pm-HBC00006L77RJ
https://www.trendyol.com/havit/tw970-tws-rgb-gaming-bluetooth-kulaklik-2-4ghz-ve-bluetooth-modu-p-838209812
https://www.amazon.com.tr/dp/B0D844PPR9?th=1

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Mini İnceleme: Kiwi Buz Makinesi (Kim-4792)

Geçmişte kırk çeşit buz kalıbı almama rağmen hiçbiri tam memnun etmedi. Açık yapıda olanlar koku yapıyor, kapalı olanlardan buzu çıkartmak eziyet. Buz poşetleri iyi sayılır ama doldurması biraz zor geliyor, bir de ne kadar dikkat etsenizde bardağa ufak naylon parçaları gidiyor gibi geliyor bana.

Geçen kış bu makineyi nispeten uygun fiyatla görünce almıştım, ancak denemek kısmet oldu.

Kullanım kılavuzu vs. oldukça yetersiz, gerçi makinenin pek bir karmaşıklığı da yok. Suyu doldurup düğmeye basıyorsunuz, 10 dakika kadar sonra ilk buzlar sepete düşüyor. Ürettiği buzlar ufak, yüksük büyüklüğünde. BÜYÜK / KÜÇÜK diye ayar koymuşlar hesapta ama ikisinde de hemen hemen aynı buz üretiliyor. Buzlar ufak olunca içeceğin içinde hızla eriyor, içeceği de sulandırıyor tabii.

Makine çalıştığı sürece sürekli buz yapıp sepete atıyor. Soğutma işlevi yok, kapatırsanız buzlar eriyor. Parti vs. bir ortamda sürekli taze buz üretmesi işe yarayabilir de, evde tek başınaysanız bir içecek için makineyle buz üretmek pek mantıklı ya da hesaplı değil. Yaz sıcağından delirmişken 10 dakika buz beklemek de olacak iş değil. 1kg falan buz ürettirip, poşetlere koyup buzluğa kaldırmak mümkün ama, bilmiyorum ne kadar pratik kabul edilir bu. Ben açıkçası normal buz poşetine dönmeye kadar verdim, mutfakta böyle bir makine tutmanın benim kullanım şeklimde bir anlamı yok.

Çok fazla mekanik hareket içeren bir cihaz, tüm parçalar da ince plastikten üretilmiş, yoğun kullanımda ömrü fazla olmayacaktır tahmin ediyorum. Ben 2000TL gibi bir fiyatla almıştım, şimdi 8000-9000 olmuş ki bence çok fazla.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 13

fiat 500 cabrio aldim

internette turkce bir kaynak bulamadigim icin ben yazmaya karar verdim.

bendeki 1.4 100 hp otomatik lounge paket.

piyasada genelde 1.2 69 beygir olanlari var. kesinlikle tavsiye etmem. alabilirseniz 100 beygirlik olanini alin.
1.4 fire 100 hp motoru diger 1.4 fire motorlardan farkli. bu 16v ve devir cevirmeyi seven performans odakli bi motor. 1.4 egealardaki gibi tasarruf odakli degil.
gidisi devirlenisi keyifli. capina gore hizli. son hiz 220 ve 220ye kadar tikanmiyor keyifli cikiyor.

ortalama 10 lt yakiyor. lpgye tam uyumlu bir motor, bagajdan yer calmiyor ve yakit neredeyse yari yariya dusuyor. ben taktirmadim ama dusunulebilir.

disaridan ufak duruyor ama ici sasirtici bir sekilde cooper r56dan, 5 kapi fiestadan falan genis. bagajı güzel. 3 kisi sirt cantalariyla tatile gidebilir.

sanzimani robotize manuel. tamamen manuel bir linea sanzimani dusunun onun ustune robot koyup otomatige cevrilmis gibi. dusunuldugu kadar keyifsiz ve konforsuz degil. yokuslarda biraz kafayi yiyor. ya gazi ezmeniz gerekiyor ya da manuele cekmeniz gerekiyor.
100 bin kmde bir basiniza kritik bir is acacak bir sanziman. otomatik sart degilse manuelini tavsiye ederim. ben aldigim hafta sikinti yasadik. sanzimani robotu aktutaoru vs. revize edildi yenilendi. 100k gozden cikarmaniz gerekiyor.

farlari dehset kotu. yol mol gidilmez. makyajli abarth fari takilabilir, guzel ampullerle degistirilebilir veya biled projektor montaji yapilabilir. son secenek en iyisi. bugunun parasi on 2 far biled 20bin lira civari.

daha once hic cabrio aracim olmamisti. dehset bir trip. kediler ustune cikiyor tirmik atiyor, insanlar balkondan sigara atarsa yanar araba diye gozunuzden ayiramiyorsunuz. ben kapali otoparkta brandayla birakiyorum. tentesinin cikmasi bugun 100-150 bin lira.

direksiyon acisi dehset dar. hayatınızda gördüğünüz en dar direksiyondan daha dar. motosikletim de var. motorun donus acisi daha genis buyuk ihtimal.

icinin malzeme kalitesi tuhaf. bazi yerler kaliteli bazi yerler fiorino ile ayni. anahtari doblo anahtari mesela. yalitim 0. 80-100le bile yola gitseniz cok ses var arabanin icinde. yalitim yaptiracagim.

enteresan bir kitlesi var. varlikli bir ailenin cocugu degilim, her seyimi tek basima yapmaya calisiyorum. bu aracin kitlesi de tam tersi. araba hakkinda yuzde 90nin 0 bilgisi var. degisen boya bilmeyenler mi, yakitindan haberi olmayanlar mi, hic parca almamis olanlar mi vs. gorustugum biri ogluna unv hediye almis. simdi satiyorlardi. ogluna g30 aldigi icin. oradan bicin. pazarlik yapmaya cok musait bir arac.

ben 3. aracim olarak aldim. daha once almadigima pisman oldum. tente tribi ve otomatik sanzimani haric hicbir derdi yok. aldiginizda cebinizde 100k olsun, her seyini yaptirin rahat rahat binin. motor parcalari vs ucuz.
gunluk aracim audi ve bunun kadar kullanisli degil. bunun 20 tane cebi gozu var, saga sola gittigimde motorlarin yanina parkedip koyabiliyorum.

piyasasina gelirsek. ben manuel sevmeme ragmen otomatik tercih ettim. cunku bu arabayi alacak kitle belli ve o kitleye manuel bi fiat 500 satmaniz zor ama bu kombinasyondaki bi fiat 500u illaki biri gelir kizina karisina alir. sizde bunu degerlendirerek arac bakin. zaten keyfi araclarda kar edilmiyor, harcadiginiz zarara yaziliyor. daha da buyuk zarar etmenize elinizde kalmasina gerek yok parayi kolay kazanmiyoruz.

alinabilir araclar 800liradan basliyor 1500 liraya kadar gidiyor. sahsi gorusum bin liranin ustunu hakeden bir arac degil.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 20

Turkcell 5G Evde İnternet Deneyimlerim

ADSL ile başladığımız evdeki internet zamanında 1mbit hız ve 4gb kotalı ile kullanıyorduk.

Gel zaman git zaman kotalar arttı ama kotanın kendisi protesto edildi. sonrasında AKN çıktı. AKN de protesto edildi tamamen sınırsız paketler geldi. VDSL ile hızlar arttı.

Lakin bu işin oluru fiberden başkası değildi. Turktelekom için zamanında açılan başlıklar vardı.

mesela https://eksisozluk.com/telekoma-kafam-girsin--1052408?p=1

Tabi kimden ne bekliyorsun. Bir de üstüne özelleştirildi satıldı iyice şeye sardı.

 

En son alabildiğim hız 50-60mbit hız artık canıma tak etti. yani stabil olsa yine gam yemeyecem. Yok bakım var yok arıza var yok bilmem ne var diye diye çat kapı internetiniz kesiliyor. Müşteri hizmetleri başlangıçta iyi olan netspeed bile bozunca 5G nin kotalı olmasına rağmen avantajları beni cezbetti diyebilirim. Şimdi avantajlarından bahsedelim

 

İnternet hızım 50-60tan 1200mbite kadar arttı. Artık siz hesaplarsınız kaç kat olduğunu. Upload hızım 14-15mbitten 120-130 mbite çıktı.

 

Sorun yaşadım mı elbette yaşadım. Bir kez evde olmadığım zamanda telefonuma mesaj geldi. İnternetinizi başka bir yerde kullandığınız için hızınızı kısıtladık diye. Müşteri hizmetlerini aradım reset atmam gerektiği söylendi ve yaptığım gibi düzeldi.

 

Turkcelli müşteri hizmetleri konusundan en azından şimdilik tebrik ederim. Ne bi bilgisayar ne başka bir yönlendirme şak diye müşteri hizmetlerine bağlanabiliyorum. Sadece ilk açılışta bilgisayar soruyor ne konuda yardım istiyorsunuz diye superbox için 3e basıyorum bu kadar.

 

Netspeedde bir sorun yaşadığımda arıyorum direkt kapanıyordu. Kopmuş bir internetle çaresiz beklemekten başka bir seçeneceğiniz kalmıyordu. Özellikle internet konusunda gerçekten müşteri hizmetleri çok ama çok önemli. Bilgisayar yapay zeka vs kullanıcı uğraşsın dursun mantığı ile kendi iş yükünü azaltmaya çalışan firmalardan nefret ediyorum.  Müşteri hizmetleri yoksa en baba interneti verseler geçilmez.

 

Neyse bu serzenişten sonra söyleyeceğim şey kesinlikle 5G internet benim için bir hayali gerçek yaptı diyebilirim. En fazla 3 ay olmak üzere internetinize mobilite ek paket alarak (300tl) kotanızı başka bir yerde de kullanabilirsiniz. Verdikleri modem de fena değil. her ne kadar keenetic markasını özlesem de... Sadece ethernet bağlantıyla ilgili bir sıkıntı var sanırım. Modem ile birlikte bilgisayarı açınca internet gelmiyor bilgisayara. Önce modem açılcak sonra bilgisayara bağlayacaksın veya modemi hiç kapatmayacaksın.

 

 

 

Bu arada 250gb kotalı olanı da çıkmış. fiyatı daha ucuz olsa da (790tl) aradaki fark kotayı yarıya indirmeye hiç değmez.

 

sanırım yaz aylarında netspeed zam yapıp 800 liralara çıkarcakmış. Bu bağlamda kendi bölgenizde 5g performansını test edip 5g evde internet almamanız için hiç bir sebep yok açıkcası.

 

 

 

Son olarak herşeyi söylemek adına şunları da pas geçmeyeyim. Ping süresi ethernet bağlantıyla 15-20ms gibi bir şey çıkıyor. evet bu işin ideali fiber internet doğru ama yok yani ona yapacak bir şey yok. Online oyun oynamadığım için beni çok ilgilendirmiyor.

 

Bir diğer konu Turkcell 5G ye geçtiğimde abidik kubidik SMS ler gelmeye de başladı. Belki tesadüf bilelem artık. Gerçi daha önce zaten 2 numaram vardı türkcellde.

 

başka bir konu da netspeed ile sadece DNS ile girebildiğim yerlere Turkcell de VPN açmak zorunda kalıyorum. hatta discord netspeed de dns ile çalışıyordu. Turkcell de VPN ile bile açılmadı. Sanırım en memnuniyetsizliğim budur.

 

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Acer Nitro V 16 AI AMD - 180Hz Ekranlı Oyun Bilgisayarı!

Acer, oyun bilgisayarları alanında Nitro serisini uzunca bir süredir devam ettiren bir marka. Firmanın Nitro V 16 AI AMD modeli, AMD’nin yapay zeka destekli güncel AMD Ryzen™ 7 260 işlemcisiyle, NVIDIA’nın RTX 5070 grafik işlemcisini bir araya getiriyor.

En kalın noktasında 2.45cm kalınlığında olan Nitro V 16, 2.44kg ağırlığa sahip. Bilgisayar, 16” büyüklüğünde ve 180Hz yenileme hızında bir IPS ekranla geliyor. Ekran mat kaplamaya ve 2560x1600 piksel çözünürlüğe sahip. 16:10 orantıya sahip ekran Windows’un Dinamik Yenileme Hızı özelliğini destekliyor, oyuncular içinse VRR desteği sağlanmış. Harici monitör bağlamak isteyenler içinse HDMI çıkışı bulunmakta.

Sistem, AMD’nin güncel Ryzen™ 7 260 işlemcisiyle donatılmış. Zen 4 (Hawk Point) mimarisine sahip olan ve 4nm FinFET üretim teknolo bu işlemci 8 çekirdekli. 16 iş dizisi çalıştırabilen işlemcide toplam 16MB L3 cache var. İşlemcinin 3.8GHz baz saat hızı, iş yüküne göre 5.1GHz’e kadar çıkabiliyor.

Varsayılan olarak 45 Watt güç tüketimine sahip Ryzen™ 7 260 işlemci, laptop üreticileri tarafından 35 Watt - 54 Watt arası cTDP değerine ayarlanabiliyor.

İşlemciye dahili olarak gelen Radeon 780M grafik çekirdeği, RDNA 3 mimarisine sahip. Çalışma hızı 2700MHz'e kadar çıkabilen grafik işlemcisi video tarafında AV1, H.264 ve H.265 codec'leri destekliyor. Grafik işlemcisi, sunduğu FSR desteği sayesinde harici ekran kartına geçiş yapmadan da bir çok oyunu 1080p çözünürlükte oynatabilir yetenekte.

AMD Ryzen™ 260 işlemcisi yapay zeka konusunda 16 TOPS kapasiteli Ryzen AI çekirdeğini içeriyor. İşlemcideki CPU + GPU + NPU birimlerinin tümü kullanıldığındaysa 38 TOPS işlemci gücü elde edilmekte.

Sistem 32GB DDR5-5600 bellekle donatılmış durumda.

Sistemin grafik gücü, NVIDIA’nın RTX 5070 (95 Watt) yongasından sağlanıyor. Kendine özel 8GB GDDR7 bellek bulunduran yonga, sisteme PCIe 4.0 arabirimiyle bağlı. Grafik işlemcisi NVIDIA’nın RTX 5000 serisinden olduğundan, NVIDIA’nın sunduğu DLSS 4.5, çoklu kare oluşturma ve Broadcast, Canvas, Reflex gibi teknolojilerin hepsi kullanılabiliyor.

Depolamada 1TB kapasiteli, PCIe 4.0 bağlantılı SSD kullanan Nitro V, testlerde saniyede 6.3GB okuma, 5.5GB yazma performansı göstermekte.

Dış dünyayla bağlantısını 6GHz destekli WiFi 6E kartıyla sağlayan sistem, Bluetooth 5.3 destekliyor. Kablolu bağlantı tercih edenler için 1Gbit hızında Ethernet portu bulunmakta. USB portlarıysa 3 adet A tipi, 1 adet de Type-C portu olarak düzenlenmiş. Type-C port, USB4 standartında, 40Gbit’e kadar hız destekliyor.

Sistemin üzerinde ayrıca kart okuyucu ve kulaklık-mikrofon bağlantısı mevcut.

Acer Nitro V, 76 Watt-saat kapasiteli bir pille donatılmış. Yaptığımız PC Mark 10 pil testinde, 8 saat 23 dakika gibi bir pil ömrü elde ettik ki, 16” ekranlı bir oyun bilgisayarı için iyi bir sonuç.

Windows 11 Home sürümü yüklü olarak gelen Nitro V’de sistemin kontrolü ve çeşitli performans modları arasında geçiş, Acer’in NitroSense yazılımıyla sağlanıyor. Sistem ayrıca ses konusunda hem DTS Unbound, hem de DTS X yazılımlarına sahip.

Yaptığımız testlerde, Acer Nitro V’i Turbo modunda çalıştırmamıza rağmen işlemcinin ısınıp kendini frenlemesi sorununu gözlemedik. Sistem Forza Horizon 6 oyununu Extreme ayarlarda 55 kare civarında hızlarda, Doom the Dark Ages’i ise Ultra Nightmare ayarlarda saniyede 80 kare civarında çalıştırdı, üstelik Frame Generation sistemini kullanmadan.

76bin TL civarında fiyatla satışa sunulan Acer Nitro V 16 AI AMD modelinin, hem oyun bilgisayarlarına giriş, hem de genel olarak yüksek performanslı bir dizüstü olarak dikkate değer bir model olduğunu düşünüyoruz.

BeğenFavori Paylaş

Babalar Günü İçin Saat Hediye Rehberi: Hangi Baba İçin Hangi Saat?

Babalar Günü, babalarımıza onları ne kadar önemsediğimizi göstermenin en özel zamanlarından biridir. Hediye seçimi yapılırken hem kullanışlı hem de uzun yıllar hatırlanacak alternatifler ön plana çıkar. Bu nedenle saatler, her yıl en çok tercih edilen babalar günü hediyeleri arasında yer almayı sürdürmektedir. Farklı tarzlara, yaş gruplarına ve kullanım alışkanlıklarına hitap eden geniş model seçenekleri sayesinde her baba için uygun bir saat bulmak mümkündür.

İş Hayatında Klasik Şıklığı Tercih Eden Babalar

Klasik giyim tarzını benimseyen babalar için zarif detaylara sahip saatler öne çıkar. Takım elbiselerle uyum sağlayan metal kordonlu veya deri kayışlı modeller, profesyonel görünümü tamamlayan önemli aksesuarlardan biridir.

Zamansız tasarımları sayesinde uzun yıllar kullanılabilen bu modeller, anlamlı bir babalar günü hediyesi arayanlar için güçlü alternatifler arasında yer alır. Özellikle sade ve şık detaylardan hoşlanan babalar için klasik saatler her dönemde tercih edilmeye devam etmektedir.

Aktif Yaşamı Seven Babalar İçin

Spor yapan, yürüyüşe çıkan veya hafta sonlarını açık havada geçirmeyi seven babalar için dayanıklılık ön planda olabilir. Bu noktada güçlü kasa yapısına, su geçirmezlik özelliğine ve farklı fonksiyonlara sahip modeller dikkat çeker.

Günlük kullanımın yanı sıra hareketli yaşam tarzına da uyum sağlayan erkek saat seçenekleri arasında spor odaklı modeller önemli bir yer tutar. Sağlam yapıları ve pratik kullanımları sayesinde bu saatler, aktif kullanıcılar tarafından sıklıkla tercih edilmektedir.

Teknolojiye Yakın Babalar İçin Modern Modeller

Yeni teknolojileri takip eden babalar için gelişmiş özellikler sunan saatler iyi bir seçenek olabilir. Dünya saati, alarm, bağlantı özellikleri ve farklı kullanım fonksiyonları sunan modeller günlük yaşamı kolaylaştıran detaylara sahiptir.

Teknolojiyi hayatının bir parçası haline getiren kullanıcılar için bu modeller, dikkat çeken babalar günü hediye önerileri arasında bulunur.

Sadelikten Vazgeçmeyen Babalar

Gösterişli tasarımlar yerine kullanım kolaylığına önem veren babalar için sade kadranlı ve rahat kullanımlı saatler öne çıkar. Okunabilir ekranlar, hafif yapılar ve pratik kullanım özellikleri günlük hayatta büyük avantaj sağlar.

Bu nedenle sade tasarımlı saatler, tercih edilen babalar günü için hediyeler arasında yer almaktadır. Her ortamda rahatlıkla kullanılabilmeleri de bu modelleri daha cazip hale getirir.

Saat Meraklıları İçin Özel Alternatifler

Saatlere ilgi duyan ve farklı modelleri yakından takip eden babalar için mekanik detaylarıyla öne çıkan saatler değerlendirilebilir. Mekanizma yapısı, işçilik kalitesi ve tasarım detayları bu saatleri yalnızca bir aksesuar olmaktan çıkarır.

Saat kültürüne ilgi duyan kullanıcılar için tercih edilen bu modeller, daha özel bir babalar günü hediye seçeneği olarak öne çıkmaktadır.

Saat Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?

Doğru saat seçimi yapabilmek için öncelikle babanızın yaşam tarzını değerlendirmek gerekir. Günlük kullanım alışkanlıkları, giyim tarzı ve kişisel tercihleri seçim sürecinde belirleyici olabilir.

Kasa çapı, kordon tipi, mekanizma yapısı ve kullanım amacı gibi detaylar da doğru modele ulaşmayı kolaylaştıran unsurlar arasında yer alır.

Babalar Günü Dönemindeki Fırsatları Takip Edin

Babalar Günü öncesinde birçok marka özel kampanyalar ve avantajlı alışveriş fırsatları sunmaktadır. Bu dönemlerde yapılan alışverişler, daha geniş ürün seçeneklerine ulaşma ve çeşitli babalar günü indirimleri fırsatlarından yararlanma imkânı sağlayabilir.

Saatler; klasik, sportif, teknolojik veya sade tasarımlarıyla farklı beklentilere hitap eden nadir aksesuarlar arasında yer alır. Bu nedenle babalar günü saat hediyesi arayışında olanlar için saatler, işlevselliği ve uzun süreli kullanım avantajıyla öne çıkan seçeneklerden biri olmaya devam etmektedir.

BeğenFavori Paylaş

Private Cloud Nedir? Kurumsal Altyapılarda Neden Öne Çıkar?

Dijital dönüşüm süreçlerinde işletmeler teknoloji altyapılarını optimize ederken güvenlik, maliyet ve performans dengesini kurmak zorunda kalıyor. Bulut bilişim çözümleri arasında bulunan private cloud çözümleri özellikle kurumsal düzeyde faaliyet gösteren şirketler için kritik bir seçenek olarak öne çıkıyor. Peki, özel bulut tam olarak nedir ve neden bu kadar tercih ediliyor?

Private Cloud Nedir?

Private cloud nedir sorusunun yanıtı, tek bir kuruluşa özel olarak tahsis edilmiş bulut yönetim altyapısı şeklinde verilebilir. Bu modelde tüm donanım, yazılım ve ağ kaynakları yalnızca bir işletmenin kullanımına sunulur. Başka bir deyişle, işletme kendi özel sunucularına, depolama alanlarına ve ağ altyapısına sahip olur ve bu kaynakları kimseyle paylaşmaz. Cloud private yapısı, geleneksel veri merkezlerinin kontrol avantajlarını bulut bilişimin esnekliğiyle birleştirir. İşletmeler bu sayede hem kaynaklarını ihtiyaçlarına göre ölçeklendirebilir hem de verilerinin güvenliğini maksimum düzeyde koruyabilir. Bu sistem özellikle hassas bilgilerle çalışan finans, sağlık, kamu ve savunma sektörlerinde özel bulut çözümleri vazgeçilmez hale gelmiştir.

Private Cloud Nasıl Çalışır?

Özel bulut mimarisi, sanallaştırma teknolojileri üzerine kurulur. Fiziksel sunucular üzerinde çalışan hipervizör yazılımları, donanım kaynaklarını izole sanal makineler halinde sunar. Bu sanal makineler üzerinde işletmenin ihtiyaç duyduğu tüm uygulamalar güvenli bir şekilde çalıştırılır. Bulut yönetim panelleri aracılığıyla işletmeler, CPU, RAM, disk alanı ve ağ kaynaklarını anlık olarak izleyebilir ve yönetebilir. Güvenlik duvarları, erişim kontrol listeleri ve şifreleme protokolleri de tamamen işletmenin kendi politikalarına göre yapılandırılabilir. 

Private Cloud Services Türleri

Özel bulut çözümleri, barındırma yöntemlerine göre farklı türlerde sunulabilir:

  • On-Premise Private Cloud: İşletmenin kendi veri merkezinde barındırdığı özel bulut modelidir. Tüm donanım ve yazılım kaynakları işletmenin fiziksel kontrolü altındadır. Hosted Private Cloud: Üçüncü taraf bir sağlayıcının veri merkezinde barındırılan ancak yine de tek bir işletmeye özel tahsis edilen bulut modelidir. İşletme, donanım yatırımı yapmadan özel bulutun avantajlarından yararlanır. 
  • Managed Private Cloud: Tamamen yönetilen bir özel bulut çözümüdür. Üçüncü taraf sağlayıcı hem donanım hem de yazılım yönetiminden sorumludur. İşletme, teknik detaylarla uğraşmadan iş süreçlerine odaklanabilir.
  • Virtual Private Cloud: Genel bulut altyapısı içinde oluşturulan izole bir özel bulut ortamıdır. İşletme genel bulutun ölçeklenebilirliğinden yararlanırken özel ağ yapılandırması sayesinde güvenliğini de korur.

Private Cloud Avantajları

Özel bulutun kurumsal altyapılarda öne çıkmasını sağlayan temel avantajlar şunlardır:

  • Üst Düzey Güvenlik: Kaynakların başka kullanıcılarla paylaşılmaması, veri güvenliğini maksimum düzeye çıkarır. İşletme, kendi güvenlik politikalarını uygulayabilir ve erişim kontrollerini tam anlamıyla yönetebilir. 
  • Tam Kontrol ve Özelleştirme: İşletmeler, donanım seçiminden yazılım yapılandırmasına kadar her aşamada söz sahibidir. Sistem mimarisi, iş ihtiyaçlarına göre özelleştirilebilir. Bu esneklik, özel gereksinimleri olan işletmeler için hayati önem taşır.
  • Performans Kararlılığı: Kaynak paylaşımı olmadığı için performans dalgalanmaları yaşanmamaktadır. İşletme garantili kaynak kapasitesine sahip olur ve yüksek performans gerektiren uygulamaları kesintisiz çalıştırabilir.
  • Veri Egemenliği: Veriler, işletmenin belirlediği coğrafi konumlarda saklanır. Bu özellik veri lokalizasyonu gerektiren ülkelerde faaliyet gösteren şirketler için kritik önem taşır.

Özel Bulut Kimler İçin Uygundur?

Özel bulut çözümleri aşağıdaki özelliklere sahip işletmeler için özellikle öne çıkar:

  • Hassas müşteri verileriyle çalışan finans kurumları
  • Hasta bilgilerini koruması gereken sağlık kuruluşları
  • Kritik altyapı yöneten kamu kurumları
  • Yüksek güvenlik gerektiren savunma sanayii şirketleri
  • Fikri mülkiyet değeri yüksek teknoloji firmaları
  • Sıkı regülasyonlara tabi sigorta şirketleri
BeğenFavori Paylaş

GPD Win 4 ile Oculink Üzerinden EGPU Denemeleri

 

Öncelikle henüz kablo düzenleme işine girişemediğim için kablo dağınıklığını mazur görün. Bu ufak masa hem iş bilgisayarı ve iş ekipmanlarını (sol taraf) hemde kişisel oyun/tüketim ekipmanlarını (sağ taraf) barındırıyor. Monitör, klavye, mouse da ortak. Daha öncesinde bu sağ arka tarafta Asus Rog Ally ve ona bağlı XG Mobile 3080 ünitesi vardı. Ancak Asus’un temel handikapı olan tek portla gelmesi ve harici ekran kartı için kendi özel çözümünü zorunlu kılması sebebiyle artık bir değişikliğe gitmeye karar verdim.

Asus Rog Ally, GPD Win 4 ve en altta da PS Vita görülmekte. GPD Win 4 tasarım dilinde PS Vita’dan bir hayli esinlenmiş.

 

Sağ taraftaki ufaklık işte bu amaçla geldi. GPD Win 4 isimli bu handheld PC, AMD Ryzen 7 8840U işkemci, 32GB LPDDR5 ram ve 2TB WD Blue 2280 SSD ile geliyor. Güzel olan tarafı ise cihazın üst tarafında bir adet USB 4, 1 adet de Oculink portları var.

 

Alt tarafında da type c USB 3.1 Gen 2 portuyla da kendi dockuna bağlanabiliyor bu sayede de hdmi, gigabit ethernet, ikave usb 3.1 Gen2 portlarına da kavuşmuş oluyor. 65W adaptörü ile yine bu tip c portundan yada dockundan şarj olabiliyor. Aslında sağladığı güç Asus Rog Ally ile aynı ancak daha minimal yapıda olması, daha fazla ramle gelmesi ve daha fazla port ile değişik çözüm senaryoları sunması sebebiyle bu değişikliğe gittim.

Cihazın bu üstteki 2 portu işte harici ekrankartına uygun. USB 4 olan teoride 40Gbps desteklerken Oculink 64Gbps veriyolu desteği sunuyor. Bu da oculinki daha performanslı yapıyor. Ancak oculinkin en büyük dezavantajı kabloyu takma/çıkarma durumunda hem egpu h3mde bilgisayarın kapalı olması zorunlu. Yoksa cihazlara zarar verebiliyor. USB 4 de bu sorun yok, istenildiği zaman klasik plug&play desteği mevcut.

Harici ekran kartı olarak elimde şimdilik boşta duran MSI RTX 3060 TI ile denemeler yapmaya karar verdim. Bu noktada da Aoostar AG02 isimli EGPU Dockunu kullandım. Bu dock, diğer çözümlere göre çok daha iyi ve derli toplu. Altında 800W server tipi psu var ve arka tarafındaki 3 adet 8 pin çıkışı ile en baba ekran kartlarını bile destekliyor. Önünde bir tane usb 4 bir tane de oculink girişi ile her iki standartı da destekliyor. Tüm kablolar kutu içinden çıkıyır ve kurup kullanmak çocuk oyuncağı.

İlk olarak GPD’nin kendi APU’su acaba 34” de ne sonuç verecek diyerek Cyberpunk’da AMD oyuncakları da (FSR, FG vs) açık şekilde test ettim. Tüm testlerde GPD’de 12W TDP (30W’a da çıkıyor ama performansta çok belirgin fark göremeyince düşük çalıştırmayı tercih ettim) ve 53% sabit fan devrinde kullandım. Neden 53% çinkü oturduğum yerden rahatsızlık vermeyecek fan sesi bu devirde oluyor 😄

Cihazın APU’su bu testte resmen bayıldı. CPU sıcaklığı 98 derecelere çıktı, FPS ise ortalama 13,50 ile süründü. Ancak zaten bu el kadar cihazdan da mucize beklemediğimiz için ve 34" değil de kendi ekranındaki başarımı daha makul seviyelerde olduğu için bu durumu mazur görebiliriz. Oyun haricinde ofis işleri, YouTube, web vs için bu cihazı tip c monitör yada docku üzerinden HDMI ile bağlayarak basit bir Desktop deneyimi de yaşamak gayet makul olurdu bu arada.

Oculink ile rtx 3060 ti bağlandıktan sonra işler farklılaşmaya başladı ama.ayarları hiç değiştirmeden ama bu sefer de Nvidia oyuncaklarını (DLSS vs) açarak aynı testi tekrar yaptım. Bu sefer sıcaklık 65 derecelerde gezinirken FPS 77'lere çıkmış oldu.

Son olarak ben oculinkin sağlamış olduğu bu çözümü beğendiğimi ve handheld’ini desktop olarak kullanmak isteyenlerin rahatlıkla düşünebileceği bir çözüm olarak görüyorum. Kolay tak/çıkar a uygun olmayan yapısı bir handikap tabiiki. İlerde TB 5 ve sundacağı 80Gbps ile de bu sorunun yavaş yavaş aşılacağını düşünüyorum.

Denememi istediğiniz başka bir test varsa yardımcı olmaya çalışırım.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Roborock s8 Pro Plus Deneyimlerim

Ürünü alalı çok fazla olmasa da ürünün başına bişey gelmeden bozulmadan bir şeyler yazayım dedim. Zira bu ürünü alıp çeşitli sorun yaşayanlar varmış. Neyse bende henüz sorun yok

 

Öncelikle baştan söyleyeyim üründen çok memnunum. Hatta niye daha önceleri almamışım ki diyorum. Yani bulaşık makinasından daha pratik diyebilirim. Bulaşık makinası için dizme kaba kirleri varsa önce suya tutma pervaneler dönüyor mu diye bakma lego gibi boş kalan alanlara bişeyleri yerleştirme su tutmaması için doğru açıya getirme gibi problemleri olan bir makina. yıllardır kullanıyoruz ama hala diyorum elde yıkarım daha iyi... bir de yıkadıktan sonra çıkarıp dizmesi var.

 

Neyse konuya dönecek olursak bu akıllı süpürgeler hayatımızda yıllardır var ancak ben bizim 2200wlık makina kadar iş yapmayacağını sırf gösteriş olsun diye çıkardıklarını felan düşünüyordum.

yıllar geçti ama elektirikli kablolu makinanın çok zor durumda kalmadıkça kullanmadığımı farkettim. kablosuz modeller var ama sırf kablo yok diye 10dk çalışma süresi vs hiç işime gelmiyordu.bi de o sürede benim acele etmem lazım. büyük bir temizlik yapılacaksa zaten yetmeyecek bir de yeniden şarj süresi beklemem lazım. sonuç itibariyle evdeki kablolu cihazı da ekarte edemeyecektim. oldu mu sana kalabalık..

En azından toz sorununu çözmek için bi ara hava temizleyicisi de aldım. Ancak toz temizlemek noktasında çok bir etkisi olduğunu söyleyemem. Esas toz yerlerde ve her yerde ayrıca  toz temizliği süreklilik arz ediyor.

 

geriye zaten bir tek akıllı süpürgeler kalıyor. alayımmı almayım mı diye düşünedurdum. bir ara alacaktım vazgeçtim vs derken amaaan bi deneyeyim dedim. araştırdım ettim ve s8pro modelini gözüme kestirdim. bir de plus modeli varmış tozunu kendi emiyormuş vs dedim pişman olacaksam hepten olayım. plus modelini aldım geçtim.

 

Cihaz geldi vs o kadar bilmiyorum ki neyse ev de leş yani. ilk süpürdü etti haznesi o kadar dolmuş ki kendi istasyonu bunu çekemedi. el ile müdahale etmem gerekti. kendi istasyonu da uçak motoru gibi çalışıyor muhtelemen çok daha güçlü bir vakum sistemi var. yani bi anlamda ikinci bir süpürge makinası almış oluyorsunuz.

 

Cihazın çalışma mekanizması için şunları söyleyebilirim

Cihaz halıları güzel tanıyor. bir sıkıntı yok. paspasını kendi kaldırıyor. mop performansı bence gayet iyi. yani bir parkenin veya yüzeyin silindiği belli oluyor. böyle absürt şeyler mesela ketçap döküp moplatanlar var. olur mu olur ama ben en son ne zaman ketçap döktüm yere hatırlamıyorum. 40 yılda bir... Yani döner moplu vs modeller de var ama cihazı alıp kullanınca özellikle bizim ev gibi halı kullanılıyorsa geriye kalan yüzde 20lik alan için koca istasyonu bir evin köşesinde durması hiç mantıklı değil. Bu cihazın istasyonu gerçekten kibar salona koydum ve hiç sırıtmıyor. Diğer taraftan bakarsak ben zaten mop performansından da memnun kaldım. cırt cırtlı söküp temizlenebilir. kendi yıkayamıyor.

cihazın halılardaki performansı da gayet iyi. bir güzel süpürüyor. iş bittikten sonra buralar süpürülmüş diyorsunuz yani. yön bulma konusunda fena değil ama geliştirilmesi lazım. istasyonu bulma konusunda hiç bir sorun yaşamadım

Bizim banyo eşiğinden geçebiliyor. eşik 2cm kalınlığında bir mermer parça. biraz zorlansa da üzerinden atladı şaşırmadım değil. 😁

Yazılımı fena değil hemen hemen aradığınız tüm ayarlar var. haritalandırma bence gayet başarılı. ilk defa haritalandırma yapacaksanız tüm odaların kapısı açık olmalı ve her yeri taramalı. sonradan da tarama yapıp ekleme yapıyor ama ekleme yaptığı yerlere pek girmiyor

 

Şimdi gelelim olumsuz gördüğüm taraflara

 

-Haritalamayı ilk yaptığımda odaları ayırma konusunda çok sıkıntı yaşadım hata verip duruyordu.haritayı silip tekrar harita oluşturunca düzeldi

 

-Cihaz bazı alanlara takılabiliyor. ancak takılı kaldığı alanda defalarca deneme yapsa da farklı bir hamle ile o alanı geçebiliyor. hata verip kaldığı olmadı.

-Uzun halı püsküllerine takılabiliyor. görece orta boyuttaki püsküllere takılmadı. kısa boylu halılar mesela banyodaki paspasları da sağa sola kıvırıp dağıtabiliyor.

-Cihazın su haznesi doluyken cihazı ters çevirirseniz kapağından su sızdırıyor.vidalı bir kapak değil bir tıpa yapmışlar. haliyle sonuç kaçınılmaz.

-sadece moplama özelliği var ancak nedense bu modda halının üzerine çıkıp geçiyor gereksiz zaman kaybediyor. bu özellik geliştirilmeli

-bazıları ciddi şekilde halı üzerinde zıplama sorunları yaşamış. bende de var ancak minimal düzeyde. halının tersine geldiğinde yapıyor bunu. halı cinsine göre değişebilir

-cihazın istasyonu bazen hazneyi boşaltamıyor. yazılımından bir kaç defa manuel boşaltma yapabiliyor olsanız da çok çok dolmuşsa elle müdahale gerekebilir. bu arada nedense yazılımdan boşalt seçeneği sonsuz değil. bir kaç defadan sonra boşaltmanıza izin vermiyor daha sonra deneyin diyor.  sanırım motoru uzun süreli çalışmaya elverişli bir motor değil.

-Cihazın haritalandırma konusunda odaları otomatik olarak pek başarılı ayıramıyor. Neyseki yazılımda ayır birleştir gibi seçenekler mevcut.

-Cihazın bir kaç ay sonrasında düzgün çalışmadığı anormal çalıştığı ile ilgili şikayetler de gördüm. bende henüz bir problem yok. umarım olmaz çünkü çok memnunum.

SONUÇ:

Cihazı aldığıma gerçekten mutlu oldum. evin her yeri şuan süpürülmüş duruyor. istersem kafama göre oda bazlı bölge bazlı veya full olarak çalıştırabiliyorum. 96m2 evi muhtemelen 1 saat sürede temizler diye düşünüyorum. bir kaç odayı 40dk da temizledi. bir oda bir salon bir mutfak bir ara bir de banyo . üzerine 2 oda daha eklersek sanırım max 1 saat yapar. şarj süresi dengeli modda muhtelemen rahat yeter.

 

Cihazın giremediği yerler de oluyor elbet. Oraları manuel olarak temizledim. Ancak bazı yerler var ki manuel olarak eşya taşımadan çekmeden temizleyemeyeceğin yerleri bu süpürge temizleyebiliyor. özellikle yatak altları...

 

Fırçası süpürgesi yedek toz torbası vs paket olarak yaklaşık bin liraya yedeklerini aldım bir siteden.Belki ilerde değişim gerekirse ve zamandan ötürü bulamazsam diye yani. umarım o yedek parçaları kullanacak kadar kullanım ömrü olur diyelim. Günün sonunda Alın aldırtın. Gerçekten işe yarıyor.

 

EKLEME:

1: Cihazla ilgili fırça kapağının kronik olarak kırıldığını söyleyenler var. benimkisi henüz sağlam ancak belirteyim dedim. fırça kapağının kırılması nedeniyle halıda zıplama yaşandığını söyleniyor. Bununla ilgili roborock garanti dışı işlem yapıyormuş. Basit bir kapak için böyle bir şey yapması bence olumsuz bir marka algısı yaratır roborock açısından. Umarım başıma böyle bir şey gelmez.

2: Cihazın süpürdüğü alanda bıraktığı kırıntılar ile ilgili şunu söyleyebilirim. yüzde 100 olarak temizliyor diyemem. geriye bir kaç kırıntı kalabiliyor. özellikle halı ile yüzey arasındaki çizgide ve fırçanın uzanamadığı yerlerde kırıntı kalabiliyor.

 

 

 

 

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Bir Fiber Hikayesi :D

THE END

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap