Bloglar

çift xeonlu workstation kurdum

uzun zamandır masaüstü tarafında mac pro kullanıyordum. mac pro’larda ekran kartı meseleleri biraz sıkıntı olduğundan bir pc toplamaya karar verdim. mac promu kablolarından ayırıp, temizliğini yapıp önce yatağımın altına daha sonra da ilana koydum.

 

sistem toplarken önce kullanacağım soketi, daha sonra anakartımı belirliyorum. 1366 soketten gayet memnun olduğumdan bir workstation/server anakartı aramaya giriştim. kafamda asus z8na var idi. 6 ram slotundan dolayı benim için en son seçenekti. bir gece yatakta uyumadan önce internette gezinirken intel s5520sc’ye denk geldim. üzerinde iki adet x5560’da var idi. arkadaşla yazıştım. ücreti yolladım, kargoladı. anakart elime ulaştı. elimde soğutucu olmadığından intel 1150 stok soğutucusunu elimle bastırarak anakartı açtık. çalıştığına emin olduktan sonra kalan parçaları sipariş vermeye başladım.

işlemci tarafında 1366 soketin en üstünde x5690 var. bir altında da x5680 var. x5690 en tepe olduğundan fiyatı nerdeyse x5680nin iki katı. aralarında da tahmin edeceğiniz gibi bir performans farkı yok. geekbench’te 1k bile zor oynuyor. iki tane x5680 sipariş verdim. elimde gerçek 12 sanal 24 çekirdekli toplam tdpleri 260w olan bir işlem gücü olacaktı.

sonra kafama bir konu takıldı. mac pro’da da aynı işlemciden kullanıyordum ama mp full aliminyüm kasa ve sayısız fanla doldurulduğundan soğutma konusunda bir şikayetim yoktu. bu yüzden ilk başta normal 1366 soğutucusu düşünürken 2 tane intelin kendi sıvı soğutucularından sipariş verdim.

ram kısmında z8na’yı seçmememin sebebi udimm’de 24 gb ram desteklemesiydi. aldığım anakartta toplam 12 slot var ve 192 gb ram destekliyor. gayet yeteceğini düşündüğümden 6×16 96 gb ecc ram aldım.

ekran kartı konusunda kafamda 750 ti vardı. istediğim zaman dont starve oynatması, sessiz olması benim için yeterli olduğundan onu alacaktım. daha sonra gözüm 1070’lere kaydı. halen daha sistemde kullanacağım bir ekran kartı yok. görüntü vermesi için 780 takılı. büyük ihtimal 1070 alacağım. (aldığım zaman güncellerim yazıyı da.)

disk konusunda 500 gb ssd benim işimi görüyor olduğundan onu aldım. m2 toplarına hiç girmedim, düşünmedim bile. çünkü vereceği 3000mb/s hızlar benim bir işime yaramayacak. workstation/server anakartı kullanacağım nihayetinde. zaten dünyanın en hızlı ssdsini de taksam boota geçene kadar 30 saniye gidecek. dosya kopyalama v.s de yapmadığımdan sata 3 bana uygundu. hdd konusunda da elimde 4 tb hdd vardı. onları kullanmaya karar verdim.

şimdi sıkıntılar bu paragrafta başladı. bu anakart atx değil, e-atx. kasa olarak ebayden 2. dünya savaşında kullanmış ikinci el tanklara bakmaya başladım. özellikler kısmında destekleyip desteklemediğine dair bir şey bulamadığımdan cm’nin , corsair’in v.s kasalarına bakmaya başladım. bir kaç adet buldum ama onların da sıfır fiyatları 1700-1800 tl idi. yer mi ula karadeniz çocuğu diyerek ikinci el ilanlara girdim. aerocool xpredator’e denk geldim. öğrenci bir arkadaş satıyor idi. kendisiyle yazıştım. anakartın burdan boyutunu ölçüp ona boyutlarını yolladım. sığacağını söyledi. sorunsuz bir şekilde kargolattım. (şurayı atlamayayım. kasayı normal kargoyla değil turizm firmasıyla yollattım. gece 12 gibi otogardan alıp eve getirdim. odama koyup kutusundan çıkardığımda oda toz kir içinde kaldı.mecburen tüm elektronik kısımları söküp yan sokağımdaki oto yıkamacıya götürmek zorunda kaldım.)

ikinci bir sıkıntı şurada çıktı.anakart işlemcilere 8+8 pin güç istiyor. normal powerların hiçbirinde bu özelliği bulamadım. (en az 2 gün psu aradım diyebilirim.) çevirici ile kullanabilirdim ama böyle bir sistem kurarken çevirici falan toplarına girmek istemedim. yapmışken en iyisi olsun diye düşündüğümden zalmanın 1200w psuları önüme geldi. genelde miningcilerin kullandığı bir psu. anakartın da manualinde min. 670w istiyor. hesaplamamı yaptım. 1200w’a ihtiyacım olmadığına kanaat getirdim. internette bu anakartla kurulan sistem videolarına bakmaya başladım. genelde evganın bir kaç modelini kullandılarını gördüm. tr’de evga psuların sıfır satışını bulamadım. yine ikinci el aramaya giriştim. etilerde bir arkadaşta buldum. amazondan aldığını garantisinin hala daha devam ettiğini, kutu içeriğinin eksiksiz olduğunu söyledi. akşam uygun musun diye sordum. bir planı olduğunu, gece gelip gelemeyeceğimi sordu. gelebileceğimi söyledim. gece 12’ye sözleştik. herşey hazır iken şanssızlığım dolayısıyla çıkan sorunlardan gece 1:30’da orada olabildim. arkadaş ben gelemeden satmaktan vazgeçti, banane ya eve gidiyom ben, üşüdüm dondum dedi. zar zor ikna ettik. psu’yu da aksiyonlu bir şekilde aldıktan sonra eve geldim ve montaj kısmı başladı.

montaj sıvı soğutmalardan ötürü biraz uzun sürdü. dürüst olmak gerekirse tek başıma ikisini takmaya çalışırken kafayı yedim. herşey usülüne uygun yapıldı ama 2. işlemcide bir sıkıntı çıktı. onu da çözdükten sonra sistem tam istediğim gibi olacak.

sonradan edit: şunu da belirteyim. bu sistem teknoloji olarak eski bir sistem. dolar kuru ve onu bahane eden firmalar yüzünden yeni nesile, ddr4’e yaklaşamadım. sadece 96 gb ddr4 ram kullanmak için bir anakart alsam sırf anakarta bi 10 bin lira verirdim herhalde. kendimce en mantıklısını topladım.

bu da kardeşiyle beraber:)

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Klasik Kek ve Trileçe tarifi

Son 5 günde 3 trileçe 3 kek yaptım. Öğrendiklerimi, püf noktalarını aktarayım hemen 🙂

*Yumurtanın beyazıyla sarı ayrı çırpılmalı, ikisini ayrı ayrı çırpmaya üşenirseniz en azından beyazı ayrı bir şekilde çırpıldıktan sonra sarısını ona ekleyebilirsiniz. Beyaz kısmı çırpılarak kar kıvamına getirilmeli.

*Tüm malzemeler oda sıcaklığında olmalı, özellikle yumurta ve süt.

*Unu direkt dökmek yerine süzgeç yardımıyla süzerek dökerseniz daha iyi kabarır.

*İlk 20 dakika boyunca fırın kesinlikle açılmamalı. İlk 10dk 180 derecede, son 10-15 dakikada ise ısı 160 dereceye düşürülünce daha iyi sonuç elde ediliyor.

Trileçe’yi ilk başlarda Dr Oetker’in setiyle yapıyorduk, sonra seti bırakıp tamamen kendimiz yapmaya başladık ama set de fena değil onu da önerebilirim.

Normal kek’i pişirdikten sonra süt ve kremayı karıştırıp keke döküp, dolapta 2-3 saat bekledikten sonra üzerine karamel koyunca da trileçe oluyor, gayet kolay.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Elephone PX Duyuruldu [En Ucuz PopUp Kameralı Telefon]

• 6.34inç 18:9 HD+ IPS ekran
• Mediatek Helio P22 işlemci
• 3/32GB ve 4/64GB | RAM ve Depolama
• 16MP + 2MP çift arka kamera
• 13MP + 2MP çift ön kamera
• Pop Up ön kamera aksamı
• Lazer otofokus sensörü
• 3500mah batarya / Micro USB
• Parmak izi okuyucu (arkada)
• Android 8.1 Oreo işletim sistemi

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Vodafone’dan Geçiş Kabusu

Mayıs sonu Türk.net’e onay verip ev interneti için Vodafone.net’den geçiş için belgeleri imzaladım. Ertesi ay Vodafondan fatura geldi. Sözleşmem 2 ay sonra bitiyordu herhalde sözleşme sonuna kadar gönderirler dedim. Haziran ve Temmuz’da fatura göndermeye devam ettiler. Eyvallah dedik. Ağustos ayına geldik o da nesi, karşımda 114 TLlik bir fatura. Normal üyeliğim ayda 75 TL iken. Herhalde dedim modemin de parasını istiyorlar. İtiraz ettim. Yok bu parayı ödeyeceksiniz diyorlar. Zaten o sonuçlar da 10 günde çıkıyor. Bu arada faks çekip üyeliğimi yazılı olarak bitirmem gerektiği söylendi. Türk.Net’e geçiş yaparken zaten ben neyin onayını verdim ki?

Faksı gönderdim. Derken Eylül ayında paaaat bir Vodafone.net faturası daha. Hadi ona şikayet buna şikayet. Sonuç yok. Müşteri ilişkilerini aradığınızda o gün karşınıza çıkan kız hangi tarafından kalkmışsa ona göre geçen diyaloglar. Bir gün biri diyor ki faksı yeniden çekin, diğeri ertesi gün diyor ki hat sizin ama Türk.Net’in bildirmesi gerek. Sizin başvurunuz işe yaramaz. Bir başka gün diyorlar ki sizinki sabit telefon işi, 0850 210 05 42’yi arayın biz bakmıyoruz diyor. Orayı arıyorsunuz: Şu an size hizmet veremiyoruz deyip kapanan bir telefon.

Meğer geçiş yaparken interneti geçirmişler ama evdeki sabit hattı geçirmedikleri gibi tarifesiz bırakmışlar. Konuşmadığım telefon hattına benden ayda 114 TL alarak havadan ne güzel paralar kazanıyorlar düşünsenize. Kurumsal olmak demek soygunu resmi yapıyoruz demek. Türkiye’de bunu artık herkesin bilmesi lazım.

Bir arkadaş Vodafone bayine git oradan kapat dedi. Bağdat Caddesindeki Vodafone’a gittim, biz karışamayız deyip yolladılar iyi mi? Meğerse onların Hat Kapatma Talep Formu doldurmaları gerekiyormuş. Müşteri İlişkileri bana onları telefonla şikayet etmem gerektiğini söyledi. Yani artık hattımın kapatılması ve borçlarımın silinmesinden geçtim bir de Vodafone’un iç işlerinin düzelmesini de sağlayacağım.

Bu arada Vodafon’un bulunduğu Maslak’la ilgilenen Sarıyer Tüketici Heyetine başvurdum ama galiba sonuç da 3 aydan önce çıkmazmış.

Haa tabi bu arada Türk.Net de çok mu iyi sanki? Geçtiğime pişman oluyorum. Sık sık kesinlen hatlar, otomatik sistemde karşına konuşacak biri çıkmaz, yazdığın şikayetlerden hiç bir sonuç çıkmaz. Bu arada geri dönmek istesen Vodafone’da sabit hatlı hizmet de kalmamış. Tam bir bataklık ülkesi.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Veri ihlalinin Türk vatandaşlarına etkisi incelenecek

Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Faruk Bilir, Facebook ile ilgili başlatılan incelemenin, bazı yeni “veri güvenliği ihlali” iddiaları üzerine genişletildiğini bildirdi.

7 Nisan 2016’da yürürlüğe giren Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile kurulan kurumun, 12 Ocak 2017’den itibaren görevine başladığını anımsatan Bilir, kurumun karar organı Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun, şikayet üzerine veya ihlal iddiasının öğrenildiği andan itibaren resen inceleme yapma yetkisine sahip olduğunu belirtti.

Facebook’un, veri sorumlusu olarak Türk vatandaşlarına ait kişisel verileri Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na uygun işleyip işlemediği, veri işleme konusunda vatandaşları yeterince bilgilendirip bilgilendirmediğiyle ilgili Kurul tarafından daha önceden ön inceleme başlatıldığını hatırlatan Bilir, bu sürecin devam ettiğine dikkati çekti.,

FACEBOOK İTİRAF ETMİŞTİ

Sosyal paylaşım sitesi Facebook, platformundaki bir güvenlik açığı nedeniyle hackerların 29 milyon kullanıcının bilgilerine sızdığını geçen hafta doğrulamıştı. Geçen ay ortaya çıkan güvenklik açığı nedeniyle Facebook, aralarında Türkiye’den de kullanıcıların olduğu toplamda 90 milyondan fazla hesabın erişimlerini sıfırlamak zorunda kalmıştı.

Bilir, şöyle konuştu: “Ancak son günlerde basına yansıyan Facebook’la ilgili bazı yeni veri güvenliği ihlali iddiaları nedeniyle söz konusu incelemenin kapsamı bu iddiaları da kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Türk vatandaşlarının kişisel verilerinin siber ortamlarda korunması ve güvenliğinin sağlanması için gerekli çalışmalar Kişisel Verileri Koruma Kurulunca hassasiyetle yürütülmektedir.

İDARİ YAPTIRIM UYGULANABİLİR

Konunun takipçisi olduklarını vurgulayan Bilir, herhangi bir veri işleme usulsüzlüğü veya veri istismarı tespit edildiğinde gerekli yaptırımların uygulanacağını kaydetti.

Bilir, “Siber ortamda Türk vatandaşlarının kişisel verisi uluslararası standartlara uygun olarak korunmaktadır. İnceleme kapsamında vatandaşlarımızın kişisel verilerinin işlenmesinde hukuka uygun olmayan durumları tespit etmemiz halinde kanundaki yaptırımlar uygulanacaktır” ifadesini kullandı.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu, kanun hükümleri gereğince hukuka uygun olmayan veri işleme faaliyeti tespit etmesi durumunda idari para cezası, Türkiye’deki veri işleme faaliyetlerinin durdurulması gibi işlem ve yaptırımlar uygulayabiliyor. Yasal düzenmelemeye göre düzenleyici kuruluş, kanuna aykırı hareket eden şirketlere 1 milyon TL’ye kadar idari para cezası kesebiliyor.

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap

AB’den Microsoft’un GitHub’ı almasına onay

AB, Microsoft’un, yaklaşık 7,5 milyar dolar karşılığında yazılım geliştirme platformu GitHub’ı satın almasını onayladı.

Avrupa Birliği (AB), Microsoft’un, yaklaşık 7,5 milyar dolar karşılığında yazılım geliştirme platformu GitHub’ı satın almasına onay verdi.

AB Komisyonu’ndan yapılan açıklamada, teknoloji ve yazılım alanlarında faaliyet gösteren ABD şirketi Microsoft’un, GitHub firmasını satın alma teklifine yönelik rekabet incelemesinin tamamlandığı belirtildi.

Yapılan inceleme sonucu söz konusu satın almanın rekabete olumsuz etkisinin olmayacağı yönünde karara varıldığı belirtilen açıklamada, Microsoft ve GitHub’ın birleşmesinin ardından söz konusu piyasada rekabet ortamının devam edeceği kaydedildi.

Avrupa’da faaliyet gösteren büyük ölçekli şirketlerde birleşme ve satın almaları denetlemek AB Komisyonu’nun yetkileri dahilinde bulunuyor. AB Komisyonu, bunun için yürüttüğü inceleme ve soruşturmalarda rekabete aykırı bir durum olup olmadığını değerlendiriyor. Rekabete aykırı durumların tespit edilmesi halinde AB Komisyonu, birleşme veya satın almaları engelleyebiliyor.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Facebook’a Dolandırıcılık Davası Açıldı

Facebook, uzun süredir video istatistikleri hatası hakkında yalan söylemekle suçlanıyor. Sosyal ağ devi ise bu iddiaları reddediyor!

Açılan yeni bir davaya göre Facebook, reklam verenlere yalan söylemekle suçlanıyor. 2016 yılında, online pazarlama ajansı Crowd Siren, metrikleri şişirdiği için sosyal ağı dava etti. Pazarlama ajansı ayrıca bu hafta açılan bir başka davada da dolandırıcılık iddiasında bulunarak cezai tazminat talebinde bulundu.

Her şey Facebook’un video reklamlarının ortalama görüntüleme süresi bildirimi ile alakalı. Yapılan araştırma sırasında şirketin “görüntülenen ortalama video süresi” metriğini hesaplarken yalnızca üç saniyeden uzun süren video görüntülemelerini hesaba kattığı tespit edildi. Üç saniyenin altındaki görünümler hesaba katılmamış olması ortalama uzunluğunun şişirilmesini sağlamış. Facebook, konuyu “son zamanlarda keşfettiği” iddiasını 2016’da açıklamıştı.

Mahkemeye delil olarak sunulan 80.000 sayfalık dahili Facebook kayıtlarını inceleyen Crowd Siren, Facebook’un bir yıldan uzun süredir konu hakkında bilgi sahibi olmasının yanı sıra, yanlış hesapları büyük ölçüde göz ardı ettiğini iddia ediyor. Şirket ayrıca reklamverenlere videolarının ortalama izlenme süresinin %60’tan %80’e varan oranlarda şişirilerek aktarıldığını da iddialarına ekliyor. Ancak bazı davacılar, rakamın çok daha büyük olduğuna ve ortalama görüntüleme metriklerinin %900’e kadar şişirildiğine inanıyor.

Facebook, iddiaların asılsız olduğunu söyledi ve dolandırıcılık iddiasını reddetmekle yetindi. Yapılan açıklamada sözcü, “Bu konuyu partnerlerimizden gizlediğimize yönelik iddialar asılsızdır” şeklinde konuştu.

Davanın sonucundan bağımsız olarak, bu iddialar Facebook’un reklamveren kitlesini kötü şekilde etkileyecek. Video reklamlar şirket gelirlerinin büyük bir bölümünü oluşturduğu için Facebook onları mutlu etmelidir.  National Advertisers Derneğinin ticaret grubu, metriklerinin bağımsız olarak doğrulanmasını sağlamak için Facebook’u denetlemeyi teklif etmişti. Sosyal ağ, üçüncü taraf ölçüm şirketlerinin verilerini doğrulamasına izin vermişti. Ancak, Facebook’un buna rağmen kasten verileri çarpıttığı tespit edilirse, reklamverenlerin Facebook’a yeniden güvenmeleri olası gözükmüyor.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Samsung Galaxy Book 2 Tanıtıldı

• 2-in-1 ürün konsepti
• 12inç QHD+ Samoled ekran
• Qualcomm Snapdragon 850 işlemci
• Dahili klavye, dahili S Pen ve desteği
• 4GB RAM / 128GB depolama
• Snapdragon X20 LTE Modem
• Cat.18 5CA, 4X4 MIMO LTE modem aksamı
• Wi-Fi 802.11ac, VHT80 MIMO, Bluetooth 5
• AKG ses sistemi, Dolby Atmos
• Parmak izi okuyucu, Windows Hello
• 8MP arka / 5MP ön kamera
• 2x USB Type-C port, microSD, 3.5mm jak
• 20 saat pil ömrü, sürekli veri bağlantısı
• Satış fiyatı $1000

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 12

Zopo 6309 ve 609 Duyuruldu [Tasarım Odaklı Ekonomik Telefon]

Zopo 6309

• 6.39inç 19.5:9 FHD+ Amoled ekran
• Mediatek Helio P70 işlemci
• 6/128GB ve 4/64GB | RAM ve Depolama
• 16MP + 5MP IMX499 çift arka kamera
• 8MP kasaya gömülü ön kamera
• 96MP fotoğraf çekim modu
• Ekrandan parmak izi okuyucu
• 3520mah batarya / USB type-c
• Android 9 Pie işletim sistemi
• Cihaz ölçüleri 158.7×74.1×8.6mm

Zopo 609

• 6inç 18:9 FHD+ IPS ekran
• Mediatek Helio P23 işlemci
• 4GB RAM / 64GB depolama
• 13MP + 2MP IMX214 çift arka kamera
• 8MP kasaya gömülü ön kamera
• 65MP fotoğraf çekim modu
• 3330mah batarya / USB type-c
• Android 9 Pie işletim sistemi
• Cihaz ölçüleri 158.7×74.1×8.9mm

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 17 / 23

Bay E (Film)

Filmi ilk kanal d de bir gece yarısı çok kısa şekilde izlemiştim ve hiçbir bok anlamamıştım ama dün gece tamamını izleme fırsatım oldu. Film kesinlikle yerden yere vurulduğu kadar kötü değil ve filmin havası bana çok çekici geldi. Tabi bunun en büyük nedenlerinden biride bu tip “yol hikayesi” filmlerine özel ilgi göstermemdir.

Bay e izleyiciye mesaj kaygısı verme uğruna bazı kısımlarına özenilmemiş bir film bence. Bay e nin bir tarafı gerçek dünyada geçerken bir tarafıda dejavu tv isimli kanalın yayınlandığı ütopik bir dünyada geçiyor. Sinan Çetin Bay e nin bu ütopik dünyaya girişini filmin başındaki benzinlik sahnesindeki rüzgardan, kurgudan vs. anlatmaya çalışıyor. Tabi bunu çok dikkatli izlemeyen birisi anlamayabilir ve tüm bu saçma olayların gerçek dünyada yaşandığını sanıp mantığına uymadığı için filme saçma diyebilir. Benzinlik sahnesindeki ağaçların rüzgardan deli gibi sallanması, ilk 30-40 dakika duyulan deli gibi rüzgar uğultu sesleri, filmin kasvetli bir ortamda geçmesi, benzinlikte kameranın tepeden çekerkenki renk değişimi ve ortada bir garip yaşamın olduğunun gösterilmesi Bay e nin ütopik dünyaya girişinin mesajını veriyor. Bu film izleyiciye televizyonun insanlar üzerindeki ağır etkisini, tvnin insanları nasıl programlanmış zombiye çevirdiğini, insanların tamamen senaryolar ve abartılar üzerine kurulu tv reality şovlarını nasılda her noktası gerçekmişçesine izlediğini, anadolu insanının nasılda kolayca manipüle edilebildiğini, 2 şey öğrenince kendini hayatın anlamını bulmuş sanan budalaları, kısacası televizyonun insanların beynini nasıl yıkadığını, medya dünyasının insan üzerindeki etkilerini anlatıyor. Tabi bu arada insanlardaki bastırılmış cinsel açlığada değinilen birkaç sahne var. Ama bu anlatımda yer yer gereksiz saçmalamalarda oluyor.

Mesela başına gelen herşeyi yoksayıp ne olursa olsun tüm zorluklara katlanıp karısının peşinden gidecek bir adamın karısına olan bu tutkusunu anlatmak için filmin başında sevişme sahneleri kullanılmış. Ama bu o kadar abartılmışki bay e, boktan amerikan gençlik filmlerindeki “film çok yavan oldu, araya sevişme koyalımda 3-5 abaza tav olur” klişesinden nasibini alıyor ve filmin büyüsünü bozuyor. Bunun dışında leyla karakteri neden filmin ilk 1,5 saati 5 yıllık kocasının kendini ikna etmesi için 1 cümlesini bile dinlemiyor. Hadi onu geçtim, leyla benzinlikte dejavu tvnin sahibi kötü karakteri nerden tanıyor, hemen nasıl kaynaşıyorda 5 yıllık kocasına 1 söz hakkı bile vermeden bu adamın arabasına sorgusuz sualsiz atlayıp bilinmeyene doğru gidebiliyor? Buraya getirebileceğim tek mantıklı açıklama kocasıyla tartışan leyla benzinlik binasına girince tvde açık olan dejavu tv kanalına kendini kaptırıyor ve yine benzinlikte tesadüfen bulunan dejavu tv sahibinin hipnozuna giriyor. tabi bu biraz aşırı zorlama bir cevap oldu. Bence bu sahneyede biraz değinilmeliydi. Tabi benzinlikte leyla araçtan indikten sonra kısmen ütopik dünyada geçen farklı bir evrene girildiğini unutmamalı.

Bu filmi henüz izlememişlere veya izleyipte bir bok anlamamışlara önerim filmi kesinlikle sakin kafayla ve filmin yarı gerçek yarı ütopik bir dünyada geçtiğini unutmamaları. Bay e ye şaheser diyemesemde boktan bir filmde diyemem. Senaryo ve kurgu üzerinde biraz daha çalışılsaymış ortaya kendini daha iyi anlatan ve bazı basit hatalardan arınmış daha dişe dokunur bir film çıkabilirmiş. Yol hikayesi etiketli filmleri sevenlere sakin kafayla izlemeleri şartıyla öneririm. Film “kısmen ütopik” bir dünyada geçen yine “kısmen fantastik” bir film. Tamamen gerçek dünyayla karşılaştırılırsa çöp denebilir ama kendi iç dünyasıyla karşılaştırıldığında ortalama üstü eğlenceli bir filmdir Bay e.

Şunuda unutmadan koyayım: https://www.youtube.com/watch?v=5hkVJ2I3IUI

BeğenFavori PaylaşYorum yap