Üniversite'de çalışarak para biriktirip aldığım ilk discmandi. MP3, WMA, normal CD'nin yanı sıra radyosu da vardı. Firmware update edilebiliyordu (güncel firmware'yi CD ye yazıp discmane takıyordunuz) bu sayede yeni özellikler, yeni codecler hatta yılan oyunu bile gelmişti zaman içinde. Çıktığı dönem olan 2000'lerin en ince ve hafif discmaniydi. Beni o yıllarda çok mutlu eden bir discmandi. Böyle kutulu ve eksiksiz bulunca hemen satın aldım. Hasret giderdik, gençliğimizi andık. Biraz bakım yapmamı istedi. Sonra da bir hafta bile durmadan yeni sahibine kavuşmak üzere İspanya'ya yola çıktı. Güle güle eski dost #iriver #imp350 #SlimX bakalım ilerde tekrar karşılaşacak mıyız...

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 10

Belki aranızda duyanlarınız da vardır, Kahramanmaraş yada Kahraman Kazan gibi kentlerimize eklenen Kahraman sıfatı, yanlış bilmiyorsam ilk olarak Rus işgaline canhıraş biçimde son noktasına kadar direndiğinden, Osmanlı zamanında Kars için verilmiş. Hatta daha önceki bir paylaşımımda da Kars'ın bu kahramanlığı sebebiyle basılmış olan madalyayı da paylaşmıştım burada. ( https://teknoseyir.com/durum/1669405 )

Geçen hafta, acaba bu konuya dair başka birşeyler daha bulabilirmiyim diye araştırırken Münih'de bir sahafta şu baskı resme denk geldim ve gözlerime inanamayarak hemen satın aldım. Bu baskı resim 1850-1900 arası Fransa'da yayımlanmış bir dergiden alınma. Muhtemelen "Le Monde Illustré" yada "L'Journal Universel" olabilir. Kars'ın Rus işgaline karşı direnmesini gösteren bir resim. O kadar destansı bir direniş olmuş ki İngilizler ve Fransızlar bile bu olayı resmetmek istemişler. Baskının orjinali British Museum'da. Bu baskı da o orjinalden Fransız Litograf/Kartograf Gillot tarafından kendi adıyla geliştirdiği patentli tekniği ile dergiye eklenmiş. O dönemlerdeki adresi bile duruyor hatta üzerinde. Detaylar ve kalite, üzerinden onca yıl geçmiş olsa bile muazzam. Çerçevesi dahi 1800'lerin sonlarından hatta. Kim neden bu resmi çerçeveletmiş bilmesem de şuan bu emanet artık bende ve çok mutluyum. 🙂

İlerde bunu Kars'da bir müzeye (şehir müzesi vs varsa) bağışlamayı düşünüyorum hatta.

Herkese şeker tadında mutlu bayramlar.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Son hobisel tamirat/temizlik ve ekonomiye kazandırma konuğum, Kenwood HM-381MD mikro müzik seti. Evet, minyatür bir Pentium 200 MMX kasasına benzeyen bu ufaklık bir mikro müzik seti. Boyunu da üzerindeki kulaklıkla kıyaslamak mümkün. Bu ufak turşu kavanozunda Kasetçalar, CD, Minidisc ve Radyo bir arada. Ayrıca kontrol paneli de 180 derece dönerek otomatik açılıp kapanabiliyor. Sadece kargo ücreti (10 Euro) ödeyerek Münih'te çöpe atacak birinden aldım. Ben aldığımda,
-CD bölmesi çalışmıyordu
-Panel kısmı sıkışmıştı ve dönmüyordu.
-MD okuyucu atlama yapıyordu.

3 günlük hobisel uğraşlarım ve YouTube tamir videolarının yardımı ile;

-Kontrol bölmesinin dönmesini engelleyen sıkışıklık sorununu çözebildim.
-Artık CD'leri okuyabiliyor ama hala tam randımanlı değil gibi, biraz daha zaman geçireceğim.
-MD player ve CD'den MD'ye kayıt gayet iyi çalışıyor.
-Elimde kaset olmadığı için kasetçaları deneyemedim ama çalışıyor gibi duruyor.

Aliexpress'den satın aldığım ufak Bluetooth transmitter ve bir bluetooth kulaklık ile kombinleyip satılık ilanı vereceğim 😄

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Bu seferki Minidisc çalar, Sony dışında bir marka olan JVC'den gelsin. Komple metal kasa olan bu cihaz sadece player olarak üretilmiş modellerden. Yani kayıt etme özelliği yok. Üzerinde bir ekranı yok ama kablolu kumandasında ufak ve arkadan aydınlatmalı bir LCD ekrana sahip. Ciklet pil diye tabir edilen 1.2 V pille çalışabildiği gibi ayrıca takılan kalem pil adaptörü ile de kullanılabiliyor. İşin garip yanı, cihazda herhangi bir adaptör girişi yok ama kalem pil takılan o pil kutusunda var. Adaptörünü o kutuya bağlayarak elektrikle kullanabiliyor yada ciklet pili şarj edebiliyorsunuz.

Sesi de muazzam. MD'ler dönemlerinde de pahalı cihazlar olduklarından, hangi marka olurlarsa olsunlar, kalitesiz bir MD player hiç üretilmedi. Tabiri caizse CD yada kasetli walkmanler gibi ayağa düşmeden sessizce yok oldular.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Boba Fett @bobafett

    MD'ler fantezi ürünü olarak miras kalmış. Acaba maliyetinden dolayı mı, yayılamadı?
    Kontrolcüdeki "jog mode" etkisi nasıl acaba ?

    • Coppermine @coppermine

      Disklerin de playerların da fiyatı yüksekti. Orjinal MD albümler sınırlı çıkmıştı ve Japonya, Avrupa ve Amerika dışında pek yoktu. Kaydedilebilir bir disk alsanız bile buna iyi bir kaynaktan müzik aktarmanız gerekliydi bu da optik kabloyla mümkündü. Yani uğraş gerektiriyordu. MP3 cd'si yada normal CD/kaset alıp dinledim gibi kolay değildi. Bu da sadece ilgisi olanın bağlandığı bir teknoloji olmasına yol açtı.

      Jog dial gayet iyi, basınca sol sağ ses açıp kapama, tekrar basınca da şarkı ileri geri oluyor. 1990-2000 ler için gayet iyi bir teknoloji.

    • Boba Fett @bobafett

      @coppermine Baya zahmetli ve meraklı olanın uğraşacağı türmüş. Albüm çeşitliği olmayınca ortama yayılamamış. Zamanında Walkmen'ler ile baya zaman geçirmemize rağmen CD player'a ulaşmamız, maliyetinden dolayı zorlu olsa da ve hızlıca dijital versiyonlara adapte olmuştum. MD'yi o zamanlar öğrensem de ulaşamayacak ve hayal olacakmış.

Ufak bir #TozluRaflar esintisi olarak, şuan dinlediğim #MiniDisc albümler. Radiohead'in bu albümü gerçekten şahaneydi bu arada

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Hasan ilker Com @ilkercom

    ilk defa basılı MD albüm gördüm. orjinal mi home brew mi ?

  • Hasan ilker Com @ilkercom

    Çok iyiymiş. Ben yıllarca MD kullandım. Hatta 90 lı yıllardan itibaren takip ederdim. Basılı albüm olduğunu geçen sene öğrendim 😀 TR ye bildiğim hiç gelmedi yasal olarak.

    Ben PC veya CD playerden optik kablo ile kendim kayıt yapıyordum.

    Düşününce en mantıklısı şu anki teknoloji. İyi bir müzik çalar olacak oradan flac veya dsd çalacaksın. Deezer veya tidal den steam. BT kulaklıkla telefon da pratik ama güç olmuyor.
    CD de güzeldi ama taşıması yazın sıkıntıydı. Piller de çabuk biterdi. Dandik pillerin tek şarkıda bittiğini hatırlarım.

    • Coppermine @coppermine

      Ben biraz eski kafaliyim, sevdigim sanatcilarin sevdigim albümlerine fiziksel olarak da sahip olmayi seviyorum. Bu tabiiki bazi durumlarda ve medyanin cinsine göre pahali da bir ugras. Ayrica yer de dert. O sebeple cok ucmamaya gayret ediyorum. Sizin cözümünüze benzer sekilde Apple Music aboneligim ve LDAC kulakliklarim bana da genel itibariyle yetiyorlar. Ama bunlar gibi albümler de beni eski günlere tasimakta yardimci oluyorlar 🙂 Üniversitedeyken MD playerim olmadi, Radyolu CD playerim vardi. MD playeri olanlara imerinirdim, uzaydan gelmis bir teknoloji gibiydi. Ama yurtta kalan bir ögrenci icin MD'ye digital kayit yapabilmek de pek ihtimal degildi tabiiki. Kismet bu günlereymis. Acisini cikariyorum bende 😀

    • Hasan ilker Com @ilkercom

      @coppermine Ben de fiziksel olarak sahip olmayı seviyorum. O yüzden CD koleksiyonum var. Ama artık hem külfetli oldu hem gereksiz.

      Belli albümlerde CD değilde 24/192 flac vs bakıyorum. arşivcilik o yöne kaydı.

      DAP kullandıktan sonra da aslında hiç MD vs uğraşamam. Fiio x5iii dinledikten sonra 20mw güçler bana komik geliyor.

      Evde basit bir dac var. Bir de Sağlam kulaklık amfisi. Cidden çok keyifli. Arkası açık kulaklık vs.

      Ama yolda otobüste filan telefon + BT kulaklık optimum nokta. Sony MDR1RBT ve MDR1ABT kullanmıştım. Cidden çok başarılıydı. Sadece gücü bi tık az gelirdi.

      Ben portatif MD çalar kullanan hiç görmedim. Sadece düğünlerde vs MD üzerinden mi-di veya ritm çalındığını gördüm 😀

      Senin yine etrafında varmış.

Bu uzaydan gelmiş bir obje gibi duran arkadaş, #DAP koleksiyonuma bugün dahil olan, özellikle bu temizlikte bulunması bir hayli zor bir ATRAC player. #ATRAC diyorum çünkü Sony o dönemler MP3 değil de inatla kendi formatı olan #ATRAC3 ve #ATRAC3Plus 'ı kullandırtmaya zorluyordu. Evet, bu bir Sony üretimi Walkman. Hatta Sony'nin ikonik walkman serilerinden de birisi bu.

Tam model ismi #Sony NW #MS70D. Sony'nin hafıza kartı destekli üst seviye müzikçaları. Dock ünitesi ile şarj olup, bilgisayara yine docku üzerinden bağlanabiliyor. Kendisinden 256mb kapasiteye sahip ve bu kapasite yine Sony'nin memory stick Pro Duo kartları ile arttırılabiliyor. 2003'de piyasada olan bir model bu. O dönemler dünyanın en küçük ve hafif DAP'i olmasıyla meşhur. Boyutunu kıyaslayabilmeniz için günümüzdeki bir TWS kulaklıkla da yan tana fotoğrafladım. Cihaz titanyum malzeme ile üretilmiş. Bu da onu son derece hafif, sağlam ve tabiiki pahalı yapıyor. Çıktığı dönemdeki fiyatı 15GB kapasiteli Apple İpod'dan fazlaymış 😲 tabii ne kadar ufak, hafif ve pahalı malzemeye sahip olsa da hiç şansı olmamış. Bunun bir de büyük kardeşi olan #MS90D var, o bunun siyah kasalısı ve 512MB internal hafızalı modeli. Henüz onu bulmayı bırakın canlı şekilde de göremedim. Bu iki pkayer o kadar az üretilmişler ki Youtube'da eski yada yeni herhangi bir video bile bulamadım bunlarla ilgili. Kimbilir belki ilk videoyu ben çekerim 😄

Yine de döneminde az satılmış olması, bu cihazın ikonik olma özelliğini yok etmiyor. Cihaz hala bulunması gayet zor ve koleksiyonerlerce aranan bir DAP olmayı sürdürüyor. Bu arkadaşla birlikte elimdeki ikonik DAP'lar da yavaştan fazlalaşmaya başladılar 😎

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Eve doğru gelirken bir duvarda gördüm bu ilanı ve çocukluğuma gittim resmen...

BeğenFavori PaylaşYorum yap

18 Mart sebebiyle, koleksiyonumdaki şu ufak kep rozetini tekrar paylaşayım dedim. Rozette Osmanlıca ve Almanca olarak “Boğazın Gözcüleri” yada "Boğaz Nöbeti" (Dardanellenwacht) anlamında bir yazı yazılarak bir boğaz silüeti üzerinde 3 adet portreye yer verilmiş. Ortadaki portrede “Enver Pascha” yazılı. Dönemin Harbiye Nazırı yani genel kurmay başkanı olması sebebiyle Enver Paşa bu rozette yer almış. Sol taraftaki portre de “Sanders Pascha” yazılmış. Çanakkale grubundan sorumlu Osmanlı 5. Ordu komutanı General Liman von Sanders. Sağ taraftaki portrede ise “Schewad Pascha” yazılmış. Çanakkale Takviye Kuvvetleri komutanı ve Osmanlı 14. Ordu Komutanı General Cevat Çobanlı. Gönül Mustafa Kemal Paşa’yı da görmek isterdi ama Atamız Çanakkale savaşında Albay (Miralay) rütbesi ile savaştığından bu rozete eklenmemiş olmalı. Rozet G. Greinl firması tarafından Viyana’da yaptırılmış.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Pazar günü boşboş yatmak olmaz, bitik bataryaları değiştirme vakti. #H140 ın pil bağlantısını dizayn eden #iriver mühendisini de ailesine kadar uzanan sevgilerimle andım 😄
#iriver
#H140
#H340

BeğenFavori PaylaşYorum yap