#MortalKombat #FilmTavsiyesi DEĞİLDİR!!!
Merhaba
Etiketlerden de anlaşılacağı üzere malum filmi izledim...
BEĞENMEDİM.
not: spoiler yok
Ben Street Fighter'cı birisi olarak Sub-Zero'yu ve Scorpion'u beğenen biri olduğum için evrene uzak değilim (olaylara ikisi tarafından da bakınca aslında aynı durumda kalıyor insan... özetle dehşet verici; kendime iksinin de yerinde olmak istemezdim diyorum) ama yani bu kadar da içine edilmez bir film adına...
Net söylüyorum ben filmler hakkında kötü yorum yapan birisi değilim çünkü genelde filmleri salt içerik olarak görürüm ve her zaman içinden alınabilecek birşeyler olduğunu düşünürüm...
Buna rağmen bu film ile Mortal Kombat evreni ile tanışmış olmayı istemezdim doğrusu...
Tabiki fan-service bişeyler var ama yanlış şekilde var... benim gibi 1-2 karakterin fanı olan insanlı geçtim külliyatını yemiş yutmuş insanlar bence hiç beğenmeyeceklerdir resmen katletmişler...
Bu arada Street Fighter'ı daha önce tanıdığım için o taraftayım ama Mortal Kombat 2 ve 3'ü çok oynadım...
Okuduğunuz için çok teşekkürler...

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Tarık KAYA (35) @tarikkaya

    Ben de TKDB listeme almadım görmezden geldim. OK gibi de değil ama başlangıç filmi olması sebebiyle soğudum bende. Beğenilirse 2. filmde devam ederiz kafası soğutuyor beni.

    • Ahmet Erdoğan #123+ #180+ @aerdogan17

      çok spoiler vermeden bazı olaylara yanlış yerden başladığı için devam da hep yanlış gelecek... Mortal Kombat karakterleri ile inşa edilmiş bir evren tamam bir olay örgüsü yada bir mücadele sebebi var ama en özünde karakterler var ki; dövüş oyunlarının hepsi böyledir... sen bu karakterleri kafana göre servis ediyorsun neden belli kafada bir plan var ona uysun diye... bunu her oturmuş evrende yapmaya başladı siname sektörü bu kötü bişey ve devamı da hiç azımsanmaya şekilde gelecek bu benim ufaktan canımı sıkmaya başladı... (ki ben bu işlere pek kafa yormam ona rağmen yani...)

Harika yorum 🤣.
https://youtu.be/37j4UShZW54

Bill Gates Çip Koyabilse Avradına Koyar

Azerbaycan Televizyonunda Bill Gates Yorumu: 'Çip Koyabilse, Avradına Koyar'Gates ailesinin ayrılığına Azerbaycanlı sunucunun yaptığı yorum gündem oldu. O y...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

#HalfLife #BlackMesa #Belgesel #GordonFreeman #makine
Gerçekten çok kaliteli işlere imza atan Makine ekibinden belki de tarihin gelmiş-geçmiş en iyi lore belgeseli... (çok iddalı olmuş olabilir ama yeni bitirdim izlemeyi mazur görün)
Özellikle akış diyagramı açısından ve konuya izleyiciyi çekmesi açısından gerçekten ders niteliğinde bir içerik üretilmiş...

Benim lore hakkındaki yorumum şu; Boyutlar arası portal açmayı bir kenara bırakırsak... Uzaylı tabir ettiğimiz varlıklar eğer varsalar ve dost değillerse biz onlarla nasıl mücadele edebiliriz... En yakın galaksinin 4 ışık yılı kadar uzakta olduğunu düşünürsek, ışığın bile 4 yılda aldığı yolu aşmış ve bir şekilde kızmış bir varlığa karşı elimizde silahlar gerçekten etkisiz olacaktır. Bu Half-Life lore'nun bence düşündürdüğü ilk soru... 7 saatte yenilen insanlık toparlanmak için 20 yıl harcıyor... bu mümkün olabilir zira biz insanlığın en büyük zaafı sosyal canlılar oluşumuzda gizliyken yine bu yönümüz bizim en büyük silahımız... elimizdeki tüm silahlar etkisiz bile kalsa sosyal bir canlı oluşumuz bizi tekrar kurtarabilir mi? bu da bence Half-Life lore'unun sorduğu diyer bir soru...
Tabiki bunlar bana ait çıkarımlar ve kişisel bir görüş oyunla yada lore ile alakası olmadığını da düşünebilirsiniz... Eksik yada hatalı olduğumu da düşünebilirsiniz sonuçra benim görüşüm bir şekilde kısıtlı kalmış olabilr bunu kabul ediyorum...
dip not: belgesel'de portal serisinin hikayesine deyinilmemiş ki bence de doğru tercih çünkü bence portal serisi biraz yapay zeka üzerinden yürüyen bir seri her ne kadar portal cihazı olarak half-life ile dirsek temasında olsa da bence oradaki asıl ortak payda yapay-zeka...
https://www.youtube.com/watch?v=y7n6-Qgn2BQ

HALF-LIFE BELGESELİ: ÖNGÖRÜLEMEYEN SONUÇLAR

Belgesel Half-Life lore'unu anlatmakta. Yazması da, seslendirmesi de ayrı keyifliydi. Sizin de izlerken aynı keyfi almanız dileğiyle. Yeterli ilgi görürse, ...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

#DiziTavsiyesi #dizi #Yabancıdizi #Personofinterest
Person of Interest
Birazcık geç olmuş olabilir ama ben yeni izledim diziyi ve kesinlikle tavsiye ederim...
Daha çok ekmek çıkarmış ama izlenme oranlarının düşmesi anlaşılabiliyor...
Eleştirilebilecek çok nokta var tabiki ama bence zamanının ötesinde bir iş çıkartmış olmaları nedeniyle bence mazur görülebilir şeyler var...
Bazı klişelere farklı açıdan yaklaşmış olmaları benim takdirimi topladı...
Bolca göndermenin bulunduğu dizi eğer azıcık araştırılırsa kafa açıcı bile olabiliyor...
En çok beğendiğim gönderme rakibin ismi oldu... (diziyi izleyenler bilir)
En çok beğendiğim karakter Sam... (sorun bende)
En çok beğendiğim bölüm oyun konsollarının olduğu bölüm... (çok ufak farkla)
ilk sezonlardaki klişeler beni çok eğlendirdi aslında ama son sezonlarda asıl konuya daha iyi odaklandıklarını düşünüyorum...

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • reducto @protego

    Hakkaten geç olmuş 😀 Teknolojiyle az çok ilgilenen herkesin izlemesi gereken bir yapım.

    Konsolları birbirine bağladıkları bölüm bir de ihtimaller yüzünden aynı yeri başa sardıkları bi bölüm var, ikisi benim favori bölümlerim 🙂 Aslında öyle bitti ki yani isteseler devam ettirebilirler de. Dizi bitince baya boşluğa düşmüştüm keşke devamı gelse bi şekilde(düzgün olmak kaydıyla tabi )

    Ya canım çekti şimdi, bi ara boşluk bulursam tekrar izleyeyim şunu 😀

  • johan @johan28

    Ben en çok bear ın oyunculuğunu beğeniyordum 😀 çok harika bir dizidir hafızamsan silinse keike dediğim liste de ilk on içinde

  • lterlemez :) @lterlemez

    PoI çok güzel başlayan bir diziydi ama sezonlar geçtikçe esrarını kaybetmeye başlayınca AI'yi çiftlediler ve bir anda AI'lerin ve sahiplerinin savaşına döndü iş. Sıradan insanları kurtarıyorlardı
    bir anda işler başka yöne gitti.

    • Ahmet Erdoğan #123+ #180+ @aerdogan17

      master plan bence zaten yapay zeka'nın iyi ve kötü taraflarını göstermekti o yüzden ben asıl senaryonun geç bile açıldığını düşünüyorum... ama ilk sezonların tadı da ayrı tabiki...

    • lterlemez :) @lterlemez

      @aerdogan17; Dediğiniz gibi aslında ama bir değil de iki tane AI olunca sır biraz bozuldu. Çünkü, birisinin mutlaka iyi diğerinin de mutlaka kötü olacağı ortaya çıktı. Bence, yaratılan tek bir AI'nin kararlarını ele almış olsalardı çok daha iyi ve uzun soluklu bir hikaye çıkardı. Çünkü, bir kere Harold daha fazla hikayenin içinde olurdu, neler olduğunu çözebilmek adına (mesela, önce AI'nin verdiği bir karar olup olmadığı, fark edildikten sonra neden böyle kararlar verdiği, neden etkilenerek verdiği vb bir sürü soru cevaplanabilirdi.) Ama izlediğimiz hali ile çatışma içerikli bir aksiyon dizisine dönüştü.

    • Ahmet Erdoğan #123+ #180+ @aerdogan17

      @lterlemez bencebdentek AI’ye odaklanabilirlerdi ama bu durumda da bir yerden sonra insan-makine ayrımı tatsızlqşırdı çünkü en nihayetinde senaryoyu insanlar yazıyor 😉

    • lterlemez :) @lterlemez

      @aerdogan17; Ama tek AI'nin aldığı iyi ve kötü kararları maruz kalan insanlar üzerinden anlatsalardı, o ayrım sorun yaratmazdı. Neden, çünkü olay AI değildi aslında, AI'nin seçtiği masum insanlardı ama iki AI'ye geçince hikaye değişti işte.

    • Ahmet Erdoğan #123+ #180+ @aerdogan17

      @lterlemez olabilirdi aslında ama o kadar beyin fırtınasını herkes kaldıramıyor işte 😉

    • Ahmet Erdoğan #123+ #180+ @aerdogan17

      @lterlemez aksiyon olunca hem taraf tutmak da daha kolay oluyor

    • reducto @protego

      @lterlemez Hayır, konu en başından beri AI'dı ve 2 AI'ın karşılaşmasının sonuçlarıydı. Dizi en başından itibaren her bölüm bir kişinin kurtarılmasını göstermekle birlikte ufak bilgi kırıntıları veriyor ve yavaş yavaş senaryoyu açıyor. Her bölüm bir kişinin kurtarılmasını göstermek hem hazırlık, hem de zaman doldurma. Bunu anlamak için Amerikan dizi endüstrisinin çarklarını bilmek gerekiyor.

      İnternet dizileriyle birlikte sektör tek bir sezonu bir kerede izleyiciye vermeye başladı. Bölümler 6-13 arası. Senaryo hazırlanır, dizi çekilir biter ve hepsi yayına verilir. Sonraki sezon diğer yıla kalır. Ancak bundan önce TV sektöründe durum farklıydı. Dizi yapımcıları kanallara ellerinde "başı sonu belli olan" bir taslak senaryoyla giderler ve kanal scripti beğenirse bir deneme bölümü sipariş eder. Kanal deneme bölümünden memnun kalırsa yapımcılarla 12-13 bölüm için anlaşırlar. Yapımcılar ellerindeki kaba hatları belli olan senaryonun küçük bir kısmından 12-13 bölümlük sezonun senaryosunu yazarlar, çekilir ve dizi TV'de başlar. Birkaç bölümden sonra dizi tutarsa kanal o sezon için bi 12-13 bölüm daha sipariş eder ve proje büyükse 7 sezonluk anlaşma imzalanır. Bu 7 sezon her zaman 7 sezondur. Mini diziler hariç kanallar her zaman 7 sezona göre senaryo yazılmasını ister ve 7 sezonluk anlaşma imzalarlar. Dizinin geleceğinden şüphelilerse sezon sezon sipariş verirler ama yine 7 sezonluk senaryonun en azından taslak halinin belli olmasını isterler. Her sezon bu 12-13 + 12-13 bölümlük anlaşmalar sezonun reytinglerine göre devam eder. Aynı bizde yapıldığı gibi bölümler yayımlanırken çekimleri yapılır. Formül genel olarak budur.

      Burada saçma bir durum ortaya çıkar: Bir sezonluk senaryo 12-13 bölümdür. Ama kanal sonradan, dizinin birkaç bölümü yayımlanmışken 13 bölüm daha sipariş eder. Peki hazır olan senaryoya bu 13 bölüm nasıl eklenebilir? Elbette aralara ana senaryoyu hiçbir şekilde etkilemeyecek "sezon doldurma" bölümleri koyarak. Lost, Fringe, Battlestar Galactica, Person of Interest, X-Files, Prison Break... eskilerden 22-26 bölümlük hangi dizi varsa hepsinin formülü budur. Bu yüzden bu dizilerin hepsinde, 22-26 bölümlük sezonlardaki bölümlerin yarısı ana konudan tamamen bağımsızdır. O bölümler olmadığında ana konu hiçbir şekilde etkilenmez. Amerikanlar buna rubbish episodes derler genelde. POI'de olan da tam olarak bu. Konu en başından beri AI ancak arada o kadar çok rubbish bölüm var ki, o bölümlerin hepsi tamamen ana konudan bağımsız ve sadece birilerini kurtarmakla ilgili olduğundan sanki o gerçek konuymuş gibi hissettiriyor. Ama tam tersi, onlar sadece doldurma bölümleri. POI dahil tüm bu dizilerin hepsinde; sezon başındaki bölümler, sezon ortasında verilen aranın öncesindeki ve sonrasındaki 2-3 bölüm ve sezon sonundaki bölümler genelde ana bölümler olur ve ana konuyla direkt ilgili olurlar. Bunların dışında kalanlar ise doldurma bölümler olurlar. POI'ye ve yukarıda saydığım dizilerden hangisine bakarsan bak tam olarak bu formülün işletildiğini görebilirsin. Yani ana konuyu görmek için, sezon başına ortasına ve sonuna bakmak gerekiyor. Oralarda ne işlendiyse ana konu odur. POI'de de bu bölümlerde her zaman konu AI'dır ve alakasız birilerini kurtarmakla ilgili hiçbir şey olmaz. Olursa dahi bölüm sonunda bir şekilde ana konuya bağlanır.

      POI'de son sezonlarda konunun eskisinin aksine tamamen AI'da dönmesinin sebebi ise, reytingler düştüğünden dolayı kanalın 7 sezonluk siparişi iptal edip 5. sezonda bitirmeye karar vermesiydi. 7 sezonluk hazır olan senaryo birden 5 sezona inince ve 5. sezon da 13 bölüm olunca mecburen senaryo yeniden düzenlendi, çöp bölümler tamamen atıldı ve hazır olan 5-6-7. sezonların senaryolarından birçok yer kesilerek tamamen ana konuya yani AI'a odaklı 13 bölümlük tek bir sezon çıkartıldı. Bu yüzden dizinin 5. sezonu ve 4. sezonunun büyük bir kısmı tamamen AI'ya odaklanılmış ve hızlandırılmış hissi verir. Aynı şey Fringe'de de yaşanmıştı. Yani olay senin dediğinin tam tersi, reytingler düştüğü için aksiyona geçilmedi veya konu AI'a geçtiği için reytingler düşmedi, reytingler düştüğü için rubbish bölümler çıkartılıp tamamen ana konuya odaklanılarak dizi bitirildi. Bu da hızlandırılmış aksiyon hissi verdi. Dizi 7 sezon sürseydi, aynı eski sezonlar gibi ilerleyecekti. Ana konu ve rubbish bölümler birlikte yedirileceğinden hızlanma hissi olmayacaktı. POI'nın son 1,5 sezonunda gördüğümüz aslında rubbish bölümlerden ve gereksiz kısımlardan arındırılmış saf ana senaryo temelleri.

      POI'de rubbish bölümler tamamen birilerini kurtarmaya yönelik bölümlerdi. Bu bölümlerde ana konuyla yani AI'la ilgili hiçbir şey göremezsin. Hatta ana karakterler hakkında da bir şey göremezsin. Çünkü bu bölümler sonradan eklendiği için karakterlerle ilgili verilecek herhangi bir bilgi senaryosu hazır olan bölümlerle çakışabilir. Dizinin yapımcıları da bu bölümlerin hangi sırayla yayımlanacağını bilmezler, kanal karar verir. Bu yüzden o bölümlerde geçen diyalogların ve olayların ana senaryoya etkisi sıfır olacak şekilde yazılır. Fringe'deki rubbish bölümler ana konudan bağımsız olarak her rubbish bölümde bir olağanüstü olayın incelenmesiydi. Lost'takiler yine ana senaryoyu etkilemeyecek şekilde yan karakterlerin geçmişleri, yaşadıkları gündelik olaylardı. X-Files'ta da alakasız olağanüstü olaylardı. BSG'dekiler ise ana senaryoda işlenen olaylardan ötürü önemli olmayan birilerinin yaşadığı travmaların anlatılmasıydı. Bunların hepsinin ortak noktası; ana konuyu ve ana karakterleri etkileyecek tek bir diyalog ve olay dahi içermemeleri. O bölümleri silsen dizinin ana senaryosuna, karakterlere ve karakterlerin ilişkilerine tek bir etkisi dahi olmaz. "Ya bu bölüm tamam güzeldi de, bunun diziye katkısı ne oldu ki niye bunları anlattılar?" hissiyatı yaşatır. Hatta bezen o bölümlerde yaşanan bir şeyin bir sonraki bölümde hiçbir etkisi olmadığını, sanki o bölümde yaşananlar yokmuş gibi davranıldığını görürsün. Eski dizilerin bazen bölümler arası geçişlerde kopukluk hissettirmesinin sebebi de budur. Yenilerden mesela Lucifer buna güzel bir örnek. İlk sezon tuttuktan sonra 2. ve 3. sezon tamamen rubbish bölümlerle dolduruldu ve bölüm sayısı 26'ya kadar çıktı. Reytingler rubbish bölümler yüzünden çöp olunca tekrar bölüm sayıları düşürüldü. Formül hep aynı, şekli değişik. Reytingler yüksekse rubbish bölümlerle doldurulmuş 22-26 bölümlük sezon, reyting düşerse 12-13 bölümlük saf ana senaryo. İşin özü, "her bölüm bir olay" şeklindeki ana senaryoya hiçbir etkisi olmayan bölümlerin tek amacı sezonları 22-26 bölüme tamamlamak. Baya uzun oldu ama net şekilde anlatabildim heralde

    • Ahmet Erdoğan #123+ #180+ @aerdogan17

      @protego ben bu formülü poi’de anladım ama poi’ye özel bişey sanıyordum 😱 lost’u bitermefiğim için anlayamamıştım ama bu rubish bölümler orada gündelik olaylardan oluşuyordu sen yazınca hatırladım 😉 yayıncılar ve yapımcılar arası duello gibi duruyor 🤣

    • reducto @protego

      @aerdogan17 Evet yapış şekli değişir(kiminde her bölüm bir olay olur kiminde geçmişi anlatır kiminde alakasız yan karakterlere odaklanır) ama Amerikan tv sektöründe 20+ bölüm ne görürsen anlarsın ki yarısı doldurma bölümleridir. Bu rubbish işi esasen Amerikanların en nefret ettikleri şeylerden biri. Reytingi yüksek her diziye bunu yapıyorlar. HBO'nun Amerika'da kanal olarak öne çıkma sebebi de mesela rubbish bölüm işini bi kenara bırakmasıydı. Muhtemelen internet dizilerinin bir anda patlama yapma sebebi de bu. İnternet dizilerine rubbish bölümleri çakamıyorlar 🙂

    • Ahmet Erdoğan #123+ #180+ @aerdogan17

      @protego doğru internete millet zaten bu gibi şeyler yüzünden kaçtı 😀

#MustafaKemalATATÜRK

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 9 / 10

#bim #Matchbox
Bu kadarcık bulabilmişler bizimkiler 😱
Favorim 1948 Jeep 🌟

BeğenFavori PaylaşYorum yap

#TeknoYardım #ASPNET #CSharp
ASP.NET C# ile kişisel ve amatör bir çalışma yapıyordum uzun süre ara verince geri dönüşte bir yerde tıkandım nasıl çözüm arayacağımıda bulamadım... (MVC değil bildiğimiz old scholl Web API)
Sorun şu ki;
Benim bir Method'dum ile dinamik web form elamanları oluşturdum PlaceHolder'ı içine Paneller onun içine de string bişeyler vs. vs.
Çalışma zamanı sırasında başka bir Method'dan bu runtime'da oluşturduğum Panel'lere erişmek istiyorum...
Panel'in ID değerleri olsun hangi PlaceHolder'ın içinde olduğu vs. hepsi tamam ancak nasıl bir kod ile çağıracağımı bilmiyorum...
Panel bir_panel = new Panel(); ile yeni nesneler oluşturup PlaceHolder'ın içine vs. koymakta sorun yok ama bu nesneleri nasıl geri çağıracağımı bilmiyorum... Web Form'a runtime dışında koyduğum nesneleri çağırmaktan farklı olduğu kesin kaçırdığım bişeyler var ama nedir bilemedim...
Bu konuda bana yol gösterebilecek arkadaşlara şimdiden teşekkür ederim...

BeğenFavori PaylaşYorum yap