Rj0lnir paylaştı.

Geçen gün bir üye sormuştu yanıt yazamadım şimdi aklıma geldi yazayım. Gözünüz korkmasın, kolay okunacak şekilde yazdım bitince bu kadar şeyi ne zaman okudum diyeceksiniz 🙂

TS içerikleri eskiden daha iyiydi diye bir eleştiri var. Sonradan gelen gençler muhtemelen anlam veremiyordur hep böyleydi zaten diye. Ama değildi.
TS’nin üç tane versiyonu var. Sitenin V2.0 olmasından bahsetmiyorum o ayrı.
İlki kuruluş dönemi. Büyükçekmece ofisi.
İçerik üreten kadro şöyle. Sunucu değil, içerik üreten yani ürün inceleme yapan ya da dosya konusu hazırlayan.

TS1
1-LP
2-MG
3-Özkan Erden
4- Emirhan Döngel
https://vimeo.com/20409602

Bu kurucu kadro. Macid kısa süre sonra video çekebildiği de anlaşılınca oyun editörü olarak katıldı. PC Labs yazarı idi. Yine kısa süre sonra Can’ın kamera önünde de konuşabildiği fark edildi ve kadroya eklendi. Böylece her gün 10 dakika, haftada 5 video ve bir gündem üretmek için elde tam 6 kişilik bir kadro oluştu.
İlk zamanlar açık olan PC Labs kadrosundan, gündemde haber taramasında işimizi hızlandıran Erdem Gükrer ve arka planda çekimler dışında testler konusunda da yardımcı olma kapasitesi olan Serkan Levent de vardı. Videoları o zaman da Gökhan Aslan montajlıyordu. Tüm TS içeriği sadece cuma günü çalışılarak çekiliyordu, gündem dahil. Herkese sadece bir konu düşüyor ve bunu hazırlamak için tam bir hafta zamanı oluyordu.

Sonra Suadiye dönemi başladı. TS2 diyebiliriz. Yükseliş ve yıkılış dönemi.
https://www.youtube.com/watch?v=VmOvPptXCK8

Kadro aynı. PC Labs’ın kapanma süreci olduğundan yazarlar birer birer gidiyor. TS’ye de etkisi Emirhan Döngel’in ayrılması oluyor. Ama yeni isimler var. Çağrı Dinçer, o zaman OtoSeyir ve BasÇek edergi projeleri için grafiker olarak katılıp daha sonra kamera önüne de geçiyor. Yunus Emre Şahin de test ekibine katılıp hem test yükünü hafifletiyor hem de kamera önüne çıkıyor. Serkan Levent de yine geride destek olmaya devam ediyor. Selim Güney, prodüksiyon kadrosuna giriyor ve kamera önüne de çıkabiliyor. Mono kedi kadrosundan kadraja giriyor. Meriç Türkbıkmaz’ın katılımı ile Can, OtoSeyir için destek buluyor. Değişik değişik isimler zaman zaman kadroya süreli içerikler üretmek için katılıyor. Burak Akmenek, Salih Çelen ve Barış Özkök gibi.

Özkan Erden içerik üretmiyor eskisi gibi ama tüm yönetim ve pazarlama işinden sorumlu. Macid de onunla beraber muhasebeyi idare ediyor. Reklam ve pazarlama işlerinde Özkan’a yardımcı oluyor. Kalan kadro sadece içerikle ilgileniyor. TS’nin sosyal medyası ile Serkan Levent ilgileniyor. İçerikler düzenli olarak paylaşılıyor.

Kadro ve zaman zenginliği ile teknolojinin gelişmesi, 10 dakika sınırını kaldırıyor. Artık yeri geldiğinde belgesel uzunluğunda video da çekiliyor. Teknik olarak tüm sorunlar aşılıyor. İlk TS’nin tek planlı jaluzisinden göze en hoş gelen TS’ye geçiliyor. Artık sadece cuma çalışılarak içerik üretilmiyor. Ofisin taşınması ve merkezi konuma gelmesi ile her gün çekim yapılabiliyor, gündemin önemli olayları o gün değerlendirilebiliyor. Ayrıca ekip çalışması mümkün oluyor. Gerçek bir iş ortamı sağlanıyor. Reytingler ve TS’nin tüm rakamsal değerleri eskiye oranla fark atarak gelişiyor.

‘ikinci içerik’ denen içerik türü başlıyor. Yüksek adette üretilen içerik nedeni ile günde bazen iki bazen üç video girişi yapılıyor. Sponsorlu içerikler yanında mutlaka bir asıl içerik giriliyor.
Sonunda tesadüf değildir ki teknoloji yayınları içinde 100.000 abone barajını ilk aşan kanal TS oluyor.

PCL komple kapanıyor.

Daha sonra TS’nin bağlı bulunduğu şirketin geçmişten getirdiği yükleri TS’nin gelirlerinin karşılamaması ve Özkan’ın da SkyPro yatırımına yoğunlaşıp TS’nin ömrünü biraz daha uzatması ile çareler aranıyor. Hamdi yeni bir fikirle aramıza katılıyor. TS’nin sosyal ağa dönüşmesi ve Plus fikri üzerinde çalışılıyor.

Ama çare olmayınca TS’nin bağlı bulunduğu firma dayanamayıp kapanıyor.
Özkan kendinde bulunan tüm hakları MG-LP-HK’ya devrederek yayıncılıktan çıkıyor.
Rakip kanallar çoğalıyor. Youtube’ta kanal patlaması yaşanıyor. Oyun kanalları her yeri sarıyor ve aşırı büyüyor. YouTube’un kurallarına göre oynayan kanallar kazanmaya başlıyor. İçerik kalitesi düşüyor. Tüm dünyada YouTube’ta ilk yayınlayan olmanın yarışı yaşanıyor. Kamera ile çekip düzenleme, yerini cep telefonları ile çekip hemen yayınlamaya bırakıyor. Klasik yayıncıların büyümesi yavaşlıyor. Kurumsallık kalkıyor ve fenomenler devri başlıyor.
Bireylerin, kurumları hem reytingte hem gelirde geçtiği dönem başlıyor. Reklam harcamaları fenomenlere kaydırılıyor. Önce Twitter fenomenleri, daha sonra YouTube fenomenleri geliyor. Twitter’ın ciddi güç kaybı sonrası, yerine Instagram fenomenleri geçiyor. Espor Türkiye’de de ciddi güç kazanıyor. Kurumsal yayınların da beslendiği donanım camiası, bütçeleri espor takımlarına kaydırıyor. Reşit olmayan, 18 yaş altı, kitle yeni dönemin yüksek izlenme rakamlarının kaynağı ve gözdesi oluyor. Not: TS’de 13-17 yaş arası takipçi % 3.5, 18-44 arası %84.

İçerik üretenlere kullanıcı üzerinden para desteği sağlayan yabancı uygulamalar büyük ilgi görüyor. Bireysel yayıncılara maddi güç sağlıyor.
Yayıncılık kökten değişiyor.

TS3
TS, Ataşehir’de yeni firması ile borçsuz harçsız yeniden başlıyor.
https://www.youtube.com/watch?v=JQI9b2h6unQ

Ama içerik üreten kadro;
1-LP
2-MG
3-HK
4- Can

olarak kalıyor.

Hamdi yazılımcı olarak girdiği işte kamera önüne de geçmek zorunda kalıyor. İzleyiciler tarafından seviliyor ve düzenli olarak kamera karşısına geçiyor. TS sosyali açıyor. Forum mantığı terk ediliyor.
Arka planda yardımcı olan ekibin tamamı SkyPro’ya geçiyor. Yunus Emre Şahin kendi yoluna gidiyor.

Bir tek Gökhan Aslan video montaj yanında ürün çekim işlerini de üstlenip kalıyor. Daha sonra dışarıya yapılan prodüksiyon işleri için İsmail Telli kadroya giriyor.
Ancak kadronun küçülmesine rağmen, her gün içerik girilme sözü yine süre sınırı belirtmeden tutulmaya devam ediyor.

Kadroya Cantuğ Şahiner giriyor ve oyun kanalı deneniyor. Olmayınca ısrar edilmiyor. OtoSeyir kanalı ayrılıyor. Üstüne sitesi açılıyor. Can ve Meriç OtoSeyir kanalından sorumlu hale geliyor. Rakamlar iyi olsa da maddi karşılık gelmiyor ve o proje de devam etmiyor. Can işe girip TS kadrosundan çıkıyor. Konuk olarak sürekli olmasa da Bilim Gündemi’ne geliyor.
Aktif içerik üreten kişi sayısı üçe düşüyor. Bu üç kişi aynı zamanda giden kişilerin idari sorumluluklarını yükleniyor.

İkinci içerikler kalkıyor. Zaman zaman üretilen sponsorlu videolar, TP-Link ürünleri gibi, başka video üretilemediğinden asıl video olarak giriyor.
Advertorial video yayınlanmaya başlıyor. Bu videolar için özel intro ve oyuncu kullanımına gidiliyor.

Mazağa açılıyor. İlk defa eşya satışı başlıyor. İlgi büyük olmasına rağmen TS’ye gelen gelir, satışın üçte biri ile sınırlı kalıyor. Her yıl bir kez yapılıyor.
Efaturaya geçiliyor.

Kamera altyapısı yenileniyor. Canlı yayın kabiliyetine geçilip deneniyor. Ancak internet altyapısının yetersizliği ile devam edilemiyor.
Konuk sayısı TS3’te eskisine oranla artıyor. TS de farklı yayınlara konuk oluyor.
Sponsor sayısı azalıyor. Bkz. Espor yatırımları.
Gündem videolu hale gelip TS’nin en çok izlenen bölümü oluyor. (dakika cinsinden izlenme süresi)

Donanım ürünlerinin reytingleri tüm yayınlarda olduğu gibi TS’de de azalıyor.
Telefon incelemeleri en çok izlenen incelemeler haline geliyor. (Apple ve Samsung başı çekiyor)
İçerik üreten kişilerin azalması, içerik çeşitliliğini azaltıyor.
Youtube için MCN ile çalışılıyor. Ancak en ufak katkısı olmuyor ve bırakılıyor.
Youtube gelirleri 2000-2500 TL bandında kalıyor. Site reklamları ise engellendiğinden Google adsense ile bu rakam 3000 TL civarına çıkıyor. (Kira ve personel gideri artışının çok altında) 2017’de İlk kez kira gideri YouTube gelirini aşıyor.

TS için üretilmeyen videolar kazancın çoğunluğuna ulaşıyor. TS’nin video üretim gücü de bu kısımla paylaşılıyor.

100.000 aboneye ilk ulaşan TS, 200.000’i rakiplerinden sonra geçiyor. 300.000 de 2018’e kalıyor.

YouTube için özel olarak üretilen kanallar milyon aboneye ve video başına milyon izlenmeye ulaşırken, teknoloji kanalları için 500.000 civarı abone ve video başına en fazla birkaç yüz bin izlenme tavan değer oluyor.

Sonuç olarak TS3, TS1’den bile daha az kadro ile, TS2’nin şartlarını sürdürmeye çalışıyor. Doğal olarak içeriklere bir hafta zaman ayrıldığı dönem bitiyor, bir iki gün zaman ayrılması ya da içeriklerin geç girilmesi sonucu doğuyor.
İzlenme rakamları toplamda düşmese de artış duruyor. Yeni abone kazanımı diğer gelişmelere de paralel olarak yavaşlıyor.
Unuttuğum şeyler de vardır ama kabaca böyle.

Bitirirken bir de denklem sorusu:
TS1, 6 kişi ile 1 saat gündem ve 10’ar dakikalık 5 bölüm üretiyorsa, TS3, üç kişi ile kaç dakika ve kaç içerik üretmeli?

TeknoSeyir

This is "TeknoSeyir" by teknoseyir on Vimeo, the home for high quality videos and the people who love them.
BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 150
  • FIRAT KÜÇÜK @firatku

    Plus üyelik isteyenler zaten genelde eksta içerik istemiyor, tek amaç Teknoseyir'e destek olmak ve devam edebilmesini sağlamak. Bir an önce ne yapılacaksa yapılsın ki destek olalım. Teknoseyir ailesi, bu güzel adamları yalnız bırakmayacaktır ki zaten hiç bırakmadı 🙂

  • Ufkabakan @ufkabakan

    @gamsizm @damsizm O montaj tesisi kapandı (Tarih olarak da 2015 sonuydu sanırım)

  • teknociger @teknociger

    @teknostil Twitch'de aylik uyelikler genelde 5dolar, 15 lira plus bedeli olsa en azindan kira bedelini cikarir vergilerden sonra

  • Ufkabakan @ufkabakan

    Bu fikrinizi benden çok beğendim. Nasıl özel konuşmacılar ücret karşılığı bir yere gidip konuşuyorsa, bu ekipde deneyimini ve muhabbetini bu şekilde pazarlıya bilir.
    Örneğin:
    Gündüz saatlerinde TeknoSeyir Kahveli Sohbet 45TL
    Akşam saatlerinde TeknoSeyir Yemekli Sohbet 95TL
    Akşamın ilerleyen saatlerinde TeknoSeyir Özel Sohbet (Alkollü mekanda) 175TL
    Bu özel buluşmalarda bilete dahil olan fix bir menü + isteyen olursa kendi ekstra tüketimini öder.
    TeknoSeyir, Bilet satışından ve kendi topluluğu ile buluşmasından dolayı kitlesiyle bağlılığını artırır, hizmet sağlayan, mekan sahibi firma ise hem reklam yapmış olur hemde bilet fiyatından maliyetin az üstünde bir komisyon alarak kazançlı çıkar.

"Doktora yapanlar bilmez" 🙂
Dün temizlik yaparken tesadüfen bir kutunun içinde buldum. Niye sakladığımı bile hatırlamıyorum ama muhtemelen nostalji amaçlıdır. Epey de temiz saklamışım, muhtemelen hala çalışıyordur ama bu zamanda seri port nereden bulacaksın 😉
#TozluRaflar #Mouse #Nostalji

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Artık böyle oyunlar yapmıyorlar. https://youtu.be/ty0hP53rDLY #RedAlert3 #OhSnap #FMV

Red Alert 3 Oh Snap Remix

EA Official Remix for Red Alert 3
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Paranoyaklık derecesinde dikkat ettiğim halde uçaktan iner inmez kredi kartım kullanılarak alışveriş yapıldığına dair bir mesaj geldi. Hemen arayıp kartı iptal ettirdim. Nasıl oldu aklım almıyor. İşin garibi yapılan alışveriş hakkında elimdeki tek bilgi JAPON YENİ (35.600) olarak ve çok dallı bir Japon firmasından yapıldığı. İnternet şubesinden hareketlere baktığımda açık provizyon olarak iki hareket görünüyor, birisi 3 Liralık bir işlem ve hemen 40 saniye ardından da 900 Liralık ikinci bir işlem. (Sanırım banka otomatik olarak Türk Lirasına çevirmiş).
Yarın sabah şubeme gidip ne yapmam gerektiği hakkında detaylı bilgi alıp gerekeni de yapacağım. Ayrıca neden bu harcama ile ilgili onay vermeden önce beni SMS ile bilgilendirmediklerini de soracağım. Eşimin ve annemin kartlarında tüm işlemler için SMS ile onay istiyorlar.
Biraz araştırdığım kadarıyla çok yüksek ihtimalle bu tutarı ödemem gerekecek. Daha sonra itirazım değerlendirilip haklı görülürsem (yaklaşık 3-6 ay arasında sürebilirmiş) tutar iade edilirmiş. Çok şanslı değilimdir ama umarım en azından bu sefer çok fazla uğraşmama gerek kalmaz. Bundan sonra da paranoyaklık seviyemi iki katına çıkartırım! Ben bile bu halimle bu duruma maruz kalıyorsam başkalarının başına neler geliyordur kimbilir.
#akış #kredikartı #bankacılık #dolandırıcılık #konudışı

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 15
  • Rj0lnir @rj0lnir

    Yorumlar için teşekkürler. Kart Garanti Bankasının Bonus kartı. 2008'den beri aktif. Ama Ondan önce de yine bonus ek kart kullanıyordum, nereden baksanız 15 yıldır kullanıcısıyım.
    Ben de mümkün olan yerde 3D Secure kullanıyorum ama bugüne kadar 3D Secure seçeneği sunan siteler hariç hiçbir yerden ödeme onay SMS'i gelmedi.
    Normalde Internet açık Telefon kapalı şekilde kullanıyorum ama Sigorta şirketi için Telefon ile alışverişe de açık son 4 yıldır ve ilk defa böyle bir sorun yaşadım.
    Aslında ilk başlarda ben de sanal kart kullanıyordum internet alışverişlerinde fakat son yıllarda sanal kartı kabul etmeyen sitelere denk gelmeye başladım, o yüzden asıl kart kullanımı alışkanlık oldu. Epey de aktif olarak kullanıyorum kartı internetten bir şeyler alırken, bunca yılda ilk defa başıma böyle bir iş geldi.
    Birazdan şubeye gideceğim, bakalım neler olacak...

  • Fatih @fatihy

    itiaz sonrasında eğer karşı tarafta şifre kullanılmadan bir işlem yapılmış ise iade yapılır.
    sonuçta ödeme alan tarafta parayı bir süre elinde tutuyor

  • Rj0lnir @rj0lnir

    Sabah şubeye gidip durumu anlattım, dilekçe yazdırdılar, şu ve şu harcamalar tarafımdan yapılmadığından iptalini rica ederim filan falan... birkaç AY içinde çözümlenirmiş. Tabi ki o sırada bu meblağı ödemem gerekiyormuş. Eğer lehime çözümlenmezse (yani banka beni haksız (!) bulursa) yasal yollara başvurabilirmişim. Şimdilik başka da yapabileceğim bir şey yokmuş. Ben yine de durumu haklı müşteri hattına da bildirdim e-posta ile. Bakalım ne olacak.

  • kizilsakal @kizilsakal

    Sonuç ne oldu kardeş merak ettim 🙂

    • Rj0lnir @rj0lnir

      Sonuç olarak herhangi bir ekstra ödeme yapmam gerekmedi. Önce tutarı açık provizyona düşürdüler, sonra kart kesim tarihi gelince de direkt silindi. Ama ne aradılar ne sordular. "Sizin böyle bir durum vardı, şu şekilde hallettik" filan demediler yani. Artık çok daha dikkatli kullanıyorum, gerekmedikçe internet ve telefon kullanımına açmıyorum kartı. Gerektiğinde internet veya cep şubesinden girip kullanıma açıp gereken ödemeyi yaptıktan sonra hemen kapatıyorum. Veya mümkün olduğunda sanal kartı kullanarak ödeme yapıyorum.

    • kizilsakal @kizilsakal

      @rj0lnir hatta ininal kart al yıllık en fazla 12 tl gider ama en azından aklın kalmaz ben öyle yapıyorum gerçi paypal kullanıyordum kapancağıniçin ininal e geçtim ama en azından bir katman daha güvenlik oluyor

Rj0lnir paylaştı.

Çağımızın sorunu obezite. #akış #otoseyir

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Neden bu kadar gürültü sever bir milletiz biz? Gündüz ayrı, gece ayrı gürültü peşindeyiz. Sevincimiz de,üzüntümüz de gürültülü. Kafa dinlemek için sessiz, sakin bir yer bulmak (özellikle büyük şehirlerde) neredeyse imkansız. Sizler ne yapıyorsunuz kafa dinlemek, gürültüden uzaklaşmak istediğiniz zaman?
#akış #konudışı #gürültü #türkiye #yaşam

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 7
Rj0lnir paylaştı.

YERLİ ÜRETİMDE KORUMACILIK

Arkadaşlar merhaba,

Bugün gündem konumuz olan #yenivergiler konusunda bir yazı hazırlamak istedim.Konuyu bir inceleme olarak değil ama durum olarak paylaşacağım.

#vestelvergisi diye tabir ettiğimiz konu aslında ülkemiz için yeni bir konu değil.Daha önce beyaz eşya, otomotiv, tekstil vb pek çok üründe devlet tarafından “yerli üreticinin” korunmasını amaçlayan düzenlemeler yapılmıştır.Bunlardaki amaç ülkenin üretim kapasitesinin artırılması ve yerli üreticinin rekabetçiliğinin sürdürüle bilmesiydi.Peki gerçekten de bu düzenlemeler istenilen sonuca ulaşabildi mi?

Öncelikle bir #antidamping konusu var.Antidamping en basit terminoloji ile ;bir piyasada rakip iki firmadan birinin fiyatlarını diğerinin rekabet edemeyeceği şekilde düzenlemesidir.Bu düzenleme genelde ilk firmanın bür süre zarar etmesi, diğer firmanın ise iflası ile sonuçlanabilir

Örnek, mahllenizde bir bakkalınız var.Kendi halinde bir çırağı olan küçük esnaf.Ve bir süre sonra mağazanıza bir süpermarketin bayisi açıldı.10 çalışanı ve bakkalın 10 katı büyüklükte yeri var.Temel olarak marketin giderleri daha fazla.Ve ürünlerdeki kar marjı daha düşük.Dolayısı ile sabit giderleri daha az olan bakkalın rekabette şansı daha fazla olmalı.Ama bu market finansal olarak merkezden desteklenip 6 ay yada bir yıl zararına satış yaparsa bakkal bu süre içerisinde fiyatlarını daha fazla düşüremeyeceği için satışları azalacak ve bir süre sonra kapanacaktır.Market bakkal kapandıktan sonra ilk dönemdeki zararını çıkarmak için fiyatlarını tekrar yükselterek karını artıracaktır.

Bu mantık küresel ekonomiler içinde geçerlidir.Çok yakından şahit olduğum bir örnekte, Türkiye’den 55$ a alınan ham mermeri Çin’de işleyerek Türkiye’ye tekrar 50$ a satan Çin firmasını görmüştüm.Bu olay anti dampingdir.Ve uluslararası ticaret kurallarına köre kontrol edilmesi, düzenlenmesi gereken konudur.
Şimdi diğer konu devletin yerli üreticiyi koruması.Koruma iki şekilde gerçekleşir.

1-Teşvik (yatırım, arge, SGK, Makine alımı vb..)
2-Rakiplerin fiyat ayarlaması

Her ülke belirli sınırlar içerisinde kendi üreticisini koruyacak düzenlemeler yapar.Yunanistan yıllar boyunca defalarca davalık olmasına rağmen kendi çiftçisine AB ortalamasının çok üzerinde sübvansiyon (destek) sağlamış, AB içerisindeki diğer çiftçilere göre haksız rekabete neden olmuştur.

Teşvik kesinlikle kabul edilen arge ve yenilikçilik temelinde üretim artışı için gereklidir.
Ancak bir diğer konu ise haksız rekabettir.Buna örnek türkiyedeki Tofaşın kuş serisidir.Kuş serisinde üretilen Serçe, Şahin, Doğan , Kartal hepsi temel altyapı ve motor seçenekleri ile birbirlerine çok yakın olup, zamanındaki emsallerinin çok gerisinde olan araçlardır.Ancak devletin aşırı korumacılığı nedeniyle uzun süre boyunca ülkemizde aynı teknolojisi eski olan bu modeller Toyota , Honda, Hyundai gibi araçların satış fiyatları ile satılabilmiştir.
Bu döngüyü kısmen Toyota’nın ülkemize girişi kırmıştır.

Üretilen modeller FIAT 124 ve ardılları olan 131 ve Regata'dan türetilmiş, motor ve aktarma organlarını İtalyan FIAT ve Lancia'dan almıştır.

• Tofaş Doğan S
• Tofaş Doğan 1.6.
• Tofaş Doğan SLX
• Tofaş Doğan L
• Tofaş Doğan SLX 1.6. i.e.
• Tofaş Doğan 1.6. i.e.
• Murat 131 Kartal
• Tofaş Kartal
• Tofaş Kartal L (ön camlar elektrikli, merkezi kilit, farklı döşeme, bir kısmı klimalı üretilmiştir)
• Tofaş Kartal SL (tempra motorlu versiyon)
• Tofaş Kartal SLX (hidrolik direksiyon, alaşım jantlar, bir kısmı klimalı üretilmiştir)
• Tofaş Kartal S (slx altyapısı sl donanımı ucuz versiyon)
• Tofaş Kartal 1.6 ie. (enjeksiyonlu motor, bir kısmı klimalı üretilmiştir)

Şimdi yaklaşın 30 yıl boyunca rekabetten korunmuş olan ve çok ciddi olarak teşvik görmüş olan türk otomotiv üreticilerine baktığımızda hala Türkiye için uygun fiyatlı Dünyada rekabet edebilir, bir marka, modelin olmadığını görüyoruz.

Japonya örneğini incelediğimiz zaman Japon hükümeti kendi üreticilerini korumak için , Amerikalı yada Avrupalı rakiplerinin üretim tecrübesi yada altyapısının olamadığı bir alanda kendi üreticilerine ciddi bir teşvik sağlamıştır.Bunlar #Keicar olarak bir grupta toplanır.
Nedir bu keicar? Maksimum 660cc motoru olan, uzunluğu ve iz genişliği sınırlı küçük hafif araçlardır. Suzuki Alto, Daihatsu Hi-jet gibi araçlar bu sınıftadır.

Peki bu araçlar nasıl desteklendi?Yabancı üreticilerin araçlarına ilave vergi mi konuldu?
AB ve Amerikalı üreticilerin küçük hacimli motor üretimi için yüksek kapasiteli altyapıları yoktu.Bu nedenle Japonya ülke içi ihalelerinde 1000cc altı şartını koyduğunda, yada kirliliğin yüksek olduğu yerleşimlerinde 1000 cc altı araç kullanımı zorunlu tutulduğunda uluslararası ticaret hukuku anlamında bir zorlukla karşılaşmadan kendi üreticisine ciddi bir teşvik sağlamış oldu.Aynı şekilde bizdeki motor hacmine göre vergilendirme gibi bir vergi sistemi bu araçlara fiyat avantajı sağlamış oldu.

Şimdi gelelim bizim “yerli “telefon üreticilerine.Aslında söylenecek çok söz var ama bunların büyük kısmı zaten söylendi.Karşılarında tüm altyapısını tamamlamış, arge çalışmalarına çok yüksek yatırılmlar yapan ve bu yatırımları finanse etmiş olan firmalara karşı antidamping koruması kabul edilebilir.Ancak burada önemli olan yerli üreticinin yenilikçiliği olacaktır.Bir defa korumaya alındıktan onra ve 1000 tl altı pazarda tekel olduğunda burada yıllarca kasa değiştirip aynı ürünü satacaklar veya teknolojiyi 5 yıl geriden takip edeceklerse (ki böyle olacağına nerdeyse eminiz) bırakalım kendi hallerinde kalsınlar.

“Yerli telefon “ üreticilerinin yerlilik iddaaları ve arge yatırılmları hakkında konuşmadan önce #Aselsan ın cep telefonu üretme ve Nokia ya rağmen satmaya çalışması sürecini bir incelemeleri gerekli.Aselsan tamamen kendi tasarımları olan ve tüm altyapısı kendilerine ait olarak cep telefonlarını üretti.Devletten bir teşvik yada korumaları olmadan Nokia ile rekabete girdiler ve Nokianın “bir şekilde “ baskısı ile üretimden çıktılar.Ürettikleri 1919 ve 1920 telefonları emsalleri ile hem fiyat hemde teknik olarak rekabet edebilir hatta 1920 telefonunda pek çok yönden geçer özellikleri olmasına rağmen üretimi, durdurmak zorunda kaldılar.
Neyse yazı ekine tek bir fotoğraf ekliyorum.Devlet korumacılığı ve rekabetin engellenmesine en güzel örnek bence.

Not:Konu otomobil olunca #otoseyir (@lawnmower , @can ,@meric ) ekibine bir selam gönderiyorum.Hatalarım varsa düzeltirler.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Herkese selam. Geçenlerde #Uydunet modemim ile ilgili sorunumu dile getirmiştim (bkz: http://teknoseyir.com/durum/312233). Problemin modemden kaynaklandığını 2 farklı kaynaktan (uydunet teknik servis ve Netmaster teknik servis) duyunca arkadaşım kendisinin kullanmadığı aynı marka/model kablo modemini gönderdi denemem için. Fakat o modem bana gelene kadar benim bağlantının 25 dakikada bir reset olması sorunum "kendi kendine" ortadan kalktı.
Şimdi bana sorun modemde deyip yeni modem aldırtmaya çalışan Uydunet'e mi kızayım yoksa teknik servis diye geçinen ama aslında hiçbir şey bilmeyen Uydunet Teknik Ekibine mi kızayım?
Kimbilir sorun neydi, neden kaynaklanıyordu ama 2 gün sürdü ve düzeldi. O arada gelen, uğraşan 2 farklı teknik ekip ve Çağrı Merkezi çalışanları da sorunu çözemedi ve modemin arızalı olduğunu, değiştirmem gerektiğini, istersem taahhütümü bozup ayda faturama 6 lira ek ile yeni modem alabileceğimi söylediler.
İşin acı tarafı "Türkiye işte" deyip geçmek gerekmesi zira bu konuda nereye başvurursam başvurayım herhangi bir cevap veya sonuç alamayacağımı da biliyorum. Lanet olsun böyle düzene (düzülenden ötürü)! #akış

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Merih @merih

    Uydunet bağlantı sorunlarının çoğu kendilerinden kaynaklanıyor. Benzer durum benim de başıma geldi, mecburen arıza kaydı yaptırdım, hatta istemediğim halde kapıya teknik servis geldi ama onlar gelene kadar sorun kendiliğinden hallolmuştu.

    • Rj0lnir @rj0lnir

      Genellikle benim de standart bağlantı sorunum olduğunda arıza kaydı bırakmamdan 15-20 dakika içinde bağlantım düzeliyor. Ama bu sefer durum farklı, sabit aralıklar ile bağlantı kopması, bunun modem yüzünden olduğunun söylenmesi, yeni modem verilmeye çalışılması, sonra sorunun kendi kendine geçmesi... Fakat bugün itibariyle yeniden peydah oldu galiba, ama bu sefer sabit aralıklar ile değil, rastgele kopmaya başladı bağlantı. Diğer modemi takınca da Power ışığı yanıp sönüyor ve bağlantı sağlanmıyor. Arayıp sordum, sinyal alamıyor, offline görünüyor dediler. Ya modemleri her hatta bağlıyorlar, başka modem kullanamıyorsunuz (ki saçma, belki ben dışardan modem alacağım) ya da başka bir sorun var, çözemedim.

    • Merih @merih

      Modemi kapatıp bir süre bekleyip tekrar bağlanmayı denediniz mi? Belki tesadüftür ama genelde ben böyle çözüyorum sorunu.

    • Rj0lnir @rj0lnir

      Valla modemi kapatnak, reset atmak, vs. Aklıma gelen her şeyi yapıyorum ama bazen işe yarıyor, bazen yaramıyor. Bugünkü arıza kaydıma cevaben arayan teknik servis elemanı bugünlerde bölgemde bir çalışma yapıldığını, birkaç gün daha kesintiler olabileceğini söyledi, ona da eyvallah dedim. Yapacak bir şey yok çünkü. Ne diyim...