HP Elite X3 Lapdock

Az önce elime HP’nin iş dünyası için çıkardığı son Windows Phone olan HP Elite X3 için aksesuar sınıfında ürettiği Lapdock cihazı geçti. 12 inch full HD mat ekranı B&O hoparlörleri ve premium malzeme kalitesi ile gerçekten üst seviye bir lapdock olmuş. Daha önce incelediğim Lapdock’dan farklı olarak bu cihazda kablosuz bağlanma opsiyonu da var ama dokunmatik ekran yok. Hemen Huawei P40 Pro’yu kablosuz olarak bağladım. Desktop modu şahane. Seslerde sorun yok, hızda da bir sorun yok. Apple Music’den birkaç şarkı açtım. YouTube’da gezindim. Kablosuz modda klavye ve touchpad çalışmıyor ama hoparlörler çalışıyor. Birde Netflix yada Disney+ da ses olsa da görüntü yok.

Kabloyla bağladığımda ise klavye ve touchpad kullanılabiliyor ve Netflix’deki problem de ortadan kalkıyor ancak cihazın hoperlörleri kullanılamıyor. Okuduğum kadarıyla Samsunglarda bu hoparlör problemi yokmuş.

Ben Steamdeck ile bazı denemeler için bu aleti edinsem de, kablosuz Dex moduyla Huawei veya Samsung cihazlarda da efsane bir alet olmuş diyebilirim. Bu tarz bir telefonu olanın basit işlerde laptopa gereksinimi kalmıyor.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

AMD Opteron 8435: Kod Adı İstanbul

 

İşlemci koleksiyonuma az önce dahil olan bu arkadaşı kısaca size de tanıtmak istedim. Tozlu rafların bugünkü konuğu AMD Opteron 8435 server işlemcisi. Ancak bu işlemciyi bizim açımızdan özel yapan husus, AMD’nin bu server işlemci ailesine verdiği ad olan “İstanbul”

Sanıyorum birkaç ay önce @fx57 de bir videosunda bu işlemci ailesinden ve geçmişinden de bahsetmişti. Elimdeki CPU bu ailenin en büyük ve en pahalı üyesi.

CPU 2.6GHz saat hızında çalışan 6 çekirdekten oluşuyor ve 75W Average CPU Power ile geliyor. O dönemki fiyat etiketi ise $2.649 imiş.

@fx57 daha detaylı bahsetmişti ama kısaca değinmem gerekirse Intel’in Nehalem tabanlı Xeon'ları, nispeten mütevazı güç tüketimi ile performans zirvesine ulaştığı sırada AMD'nin buna verdiği tepki Kod adı İstanbul olan en yeni Opteron serisi işlemcileri oldu. Tek bir kalıpta dört değil altı çekirdek toplayarak performans potansiyelinde önemli bir artış sağlamayı da başardılar.

Genel olarak İstanbul, esasen işlemciye eklenen iki ek çekirdek ile, bir önceki işlemci ailesi olan dört çekirdekli bir “Shanghai” işlemcisidir de diyebiliriz. Bu sebeple de İstanbul, mevcut Soket F altyapısıyla uyumluymuş, bu da mevcut sunucular için kolay bir yükseltme çözümü olmasını sağlamış.

Daha önceki Şanghay gibi, İstanbul da GlobalFoundries tarafından 45nm SOI üretim sürecinde üretilmiş. İstanbul, 904 milyon transistör sayısına ve altı çekirdekli kalıbı ile 346 mm² bir alana sahip. Bunu 758 milyon transistör ve 258 mm² yüzey alana sahip Şangay ile karşılaştırdığımızda, İstanbul, çekirdek sayısını dörtten altıya çıkarmasına rağmen transistör artışı %50 seviyelerinde değil, çünkü 6MB L3 önbellek her iki yonganın da büyük bir bölümünü kaplıyormuş. Intel'in Nehalem Xeon'ları da 45nm yongalar ve 263 mm²'lik bir yüzey alanında kabaca 751 milyon transistör ile Şanghay'a çok benzer boyutlara sahipler. Yani AMD, Nehalem'i İstanbul ile eşleştirse bile, bunu çok daha büyük bir çiple yapması demek oluyor.

Son olarak, elimdeki diğer Opteron işlemcisi olan 2 adet, 8 çekirdekli Opteron 6136 ile olan boyut olarak kıyaslamaları da şöyle;

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 8

Hibelik Verilecek Ekipmanlar Vol. 3.0

Selamlar herkese ve iyi bayramlar,

Yeni bir Hibelik Verilecek Ekipmanlar serisi ile karşınızdayım 🙂

Eylül’ün ilk haftası gibi kısmet olursa 2 haftalığına Türkiye’de olacağım. Hazır gelmişken de artık ihtiyacım olmayan, ancak birilerinin de ihtiyacını karşılayacağını düşündüğüm bazı teknolojik ekipmanları yanımda getirip ihtiyacı olabilecek arkadaşlara ufak birer hibe/hediye olarak vermeyi düşünüyorum.

Yalnız vereceğim ekipmanlar görece değerli ürünler olabileceklerinden ve valiz kilo hakkımdan feragat ederek taşıyacağım için gerçekten ihtiyacı olan ve de bu aletleri kullanabilecek arkadaşlara vermeyi isterim. O yüzden birazdan belirteceğim ön şartları sağlayabildiğini gösterebilen arkadaşlara bu cihazları kargosu da benden olacak şekilde hediye edeceğim.

Alacak arkadaşların bu ürünleri kullanmalarını tercih etsem de maddi gereksinimleri doğrultusunda satmalarına da karşı çıkmayacağım.

Yalnız bu sefer “ilk yazan alır” şeklinde değil de “hakeden alır” tarzı bir yol seçmeyi düşündüm. Teknoseyir, her ne kadar hepimizin keyif aldığı sosyal bir platform olsa da, kullanıcı incelemeleri ve blog bölümleri ile aslında güzel bir kaynak olma imkanı da sağlıyor. Bu sebeple en temel ön şart olarak, paylaşacağım ürünlere talip olan arkadaşlar arasından 09.07.2022 itibariyle kullanıcı incelemeleri + blog alanında en fazla paylaşımı yapmış olan arkadaşlara bu ürünleri hediye etmeyi planlıyorum. Kısaca: Sitede inceleme+blog sayısı en fazla olan arkadaş bu hediyeyi almış olacak.  Bu sayede bunca süredir başkalarını da düşünerek paylaşım yapmış olan kullanıcılara ufak birer teşekkür hediyesi gibi de olmuş olacak.

Ön Şartlar:

* En az 2 senedir Teknoseyir üyesi olmak. Liyakat önemli 🙂

* Bir önceki Hibe/Hediye Vol. 1.0 ve Vol 2.0’dan herhangi birşey almamış olmak. Başka kullanıcıları da düşünmek gerek 🙂

* Her kullanıcı sadece 1 adet ürün alabilir

* Hediye kendisine ulaştıktan sonra ürünle ilgili bir inceleme yazısını (yada dilerse video çekip) Teknoseyir’de inceleme bölümünde paylaşmayı taahhüt etmek.

* 16.07.2022 cumartesi gününe kadar, bu blog yazısına mesaj ile hangi ürünü talep ettiğini yazmak.

* Aynı ürünü isteyip inceleme+blog sayısı aynı olan kullanıcılar arasından, 16.07.2022 itibariyle mesaj sayısı fazla olan arkadaş bu hediyeyi haketmiş olacak.

17.07.2022 pazar günü yukarda paylaştığım ana kritere göre burada bu mesaj dizisinde hediyeye hak kazanan arkadaşları belirteceğim.

 

Gelelim ürünlere:

1- Sennheiser HD 250BT Bluetooth Headphone: Bana hediye geldi ancak ihtiyacım olmadığı için kutusunu dahi açmadım. Youtube ve internette bolca incelemesi var. BT 5.0 destekliyor, type c ile şarj oluyor. Şarj süresi gayet yüksek. Her ne kadar Sennheiser’in giriş seviye bir ürünü olsa da ses performansı çoğu kullanıcı tarafından takdir toplamış bir kulaklık.

https://www.hepsiburada.com/sennheiser-hd-250bt-bluetooth-kulak-st-kulaklik-p-HBCV000001SYDZ?magaza=Orange+Tree&url_src=ios-product-detail

 

İkinci ürün iki farklı ürünün birleşimi olduğundan ikiye bölüp iki ayrı kullanıcıya hediye etmeye karar verdim. Bu sayede daha fazla arkadaşı mutlu etmiş veya işini görmüş olacağım.

2- Google Stadia Premiere Edition Controller: Sanıyorum Türkiye’de olmayan bir ürün. Google’in Stadia platformu için geliştirdiği bu controller normalde kablosuz bağlantı ile TV’ye yada Google Chrome aygıtına bağlansa da şuan kimsenin bu cihazı Stadia için aldığını sanmam. Bu controllerin güzel tarafı içinden çıkan Type C kablosu ile bilgisayara bağlarsanız, Steam oyunlarında kullanılabiliyor olması. Şuan kablosuz bir çözüm mümkün olmasa da bu şekilde kablolu performansı da gayet tatminkar. Controller, Type C kablosu ve Şarj Cihazı şeklinde hediye edeceğim.

https://store.google.com/product/stadia_controller?pli=1&hl=de

 

 

3- Google Stadia Premiere Edition Chromecast Ultra: Stadia Premiere Edition kutusundan çıkan Google Chromecast Ultra cihazı. Akılsız TV’nizi akıllıya çevirip, telefonunuzdaki youtube, netflix, amazon prime vs gibi içerikleri kolayca yansıtmaya yarıyor. 4K ve HDR destekliyor. İhtiyacım olmadığı için hiç kullanmadım. Cihaz ve adaptörü şeklinde hediye edeceğim.

https://store.google.com/nz/product/chromecast_ultra?hl=en-GB

4- Nokia Monster Purity On Ear Headphone: Sanıyorum 2013 gibi siyah modelini kendime, mavi rengini de eşime aldığım, Nokia’nın o dönemde Monster’a yaptırdığı efsane kulaklık. 3,5mm girişe sahip bir model. İçerisinden iki adet mikrofonlu kablosu da beraberinde geliyor. Eşim bu kulaklığı bir kere bile kullanmadı. Evde yer kaplıyor. O yüzden kullanmak isteyen bir arkadaşa vermek istedim. Hiç kullanılmasa da bu tarz kulaklıkların genel sorunu olarak zamanla kulaklık süngerlerinin iç taraflarında hafif bir sökülme gördüm. Kullanıma etki etmese de yazayım dedim. Ses kalitesinin oldukça iyi olduğunu ve siyah modelini halen ara ara kullandığımı da yazayım.

https://gadgetmac.com/reviews/monster-nokia-purity-hd-headset-headphones-review.html

 

Tekrardan cümleten mutlu ve neşeli bayramlar.

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 19 / 70

LEGO Gibi Ekran Kartı - Hercules Stingray 128/3D

Başlığa Lego dedim ama başka bir açıdan da kaçak kat çıkılmış gibi duran bir ekran kartı olan Hercules Stingray 128/3D bugünkü “Tozlu Raflar” serimin konuğu.

Hobisi bilgisayarlar ve bilgisayar donanımları olan herkes, yaşı yetsin yada yetmesin, 1990’ların ortaları ve sonlarında fırtınalar estiren 3DFX firmasını mutlaka duymuştur. Yaşı yetip de o yıllarda bir 3DFX ekran kartı kullanabilmiş kişiler ise o günlerini hep mutlulukla hatırlar. Üstad LP’nin bile sıklıkla tekrarladığı üzere, bilgisayar donanım dünyasında 3DFX’in insanlara yaşattığı “vayyy beee!” hissini çok az firma ve donanım gerçekleştirebilmiştir.

3D kavramının isim olarak bilindiği ve hemen herkes tarafından kullanılan ve aslında 3D hızlandıramama işlemi gören S3 Trio ve S3 Virge ekran kartlarının olduğu dönemlerde, piyasaların tartışmasız kralı 3DFX firmasıydı. Firmanın alameti farikası olan Voodoo Graphics ekran kartları aslında sadece 3D hızlandırma işlemi gören ve 2D’de bir çözüm sunamayan kartlardı. Bu sebeple de “add on” kart olarak adlandırılıp, ilave olarak başka bir ekran kartı kullanmanıza ihtiyaç duyarlardı. Bu sayede 2D işlemlerde (Windows, MS Office vs) kendi ekran kartınızı kullanırken, 3D bir oyun açtığınızda ekranda dönen 3DFX logosu ile anlardınız ki artık kumanda Voodoo ekran kartına geçmiştir. Daha öncesinde kendi ekran kartınızda göremediğiniz netlik, hız, doku ve kaplamalar, 3DFX’in Glide API’si ile bir göz ziyafeti sunardı.

Her ne kadar bir 3D şölen gerçekleştirse de 3DFX Voodoo Graphics kartların handikapı, biraz önce de bahsettiğim gibi, tek başlarına çalışamayıp, yardımcı kart gibi kullanılmalarıydı. Bu sebeple 3DFX, Ağustos 1997'de, Voodoo çipini aynı devre kartı üzerinde bulunan 2D çip ile birleştirerek ayrı bir VGA kartına olan ihtiyacı ortadan kaldıran Voodoo Rush yonga setini piyasaya sürdü. Düşünülen mantık son derece doğruydu. Bu sayede hem 2 PCI slotu harcanmayacak, hem de güç ve fiyat anlamında tasarruflu bir çözüm açıpa çıkacaktı. Kartlar Alliance Semiconductor AT25/AT3D 2D bileşeni ile yapıldı.

Voodoo Rush, Voodoo Graphics ile aynı özelliklere sahipti, ancak Rush yonga seti, 2D yonganın bellek bant genişliğini de paylaşmak zorunda olduğu için pek de iyi performans göstermedi. Tipik performans artışı, Voodoo Graphics ile karşılaştırıldığında yer yer %10 civarındaydı ve pencere modunda daha da kötüydü, hatta çoğu oyunda Voodoo Graphics daha iyi bir başarı sergiliyordu. Daha sonra, bu performans açığını kapatmak için Hercules tarafından 8 MB VRAM ve %10 daha yüksek saat hızına sahip Rush kartları piyasaya sürüldü. Ancak konumuz Rev. B olan bu kart değil, Rev A olan, lego misali PCB üzeri PCB yapıdaki Voodoo Rush.

Normalde Voodoo Rush’lar hem 2D hem 3D yonga setleri sebebiyle amiyane tabirle Fırıncı Küreği gibi kartlar olsalar da Hercüles’in bu iki katlı kart çözümü kart boyutunun %30-%40 civarında küçülmesini sağlamıştı.

 

6 mb edo VRAM’e sahip bu kartların sergiledikleri nisbeten düşük performans sebebiyle satışları çok zayıftı ve kartlar bir yıl içinde üretimden çekildiler. Şirket, 1998'in sonlarına doğru Voodoo Banshee'nin piyasaya sürülmesine kadar başka bir 2D/3D çözümü denemeyecekti.

Her ne kadar performansı beklenen etkiyi sağlayamasa da ekran kartı piyasasında birden çok çipset kullanan ilk örneklerden biri olması ve de bu tarz sökülebilir bir PCB ile gelmesi sebebiyle Hercules Stingray 128/3D ikonik bir koleksiyon objesi olmuştur dersek hata yapmış olmayız.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

İlk Dual GPU’lu Ekran Kartlarından: ATI Rage Fury MAXX

Mademki @leventp artık pek #TozluRaflar videosu paylaşmıyor, video olmasa da yazı şeklinde kendi #TozluRaflar içeriklerimizi paylaşalım diyerek bu yazıyı kaleme aldım. Şayet üstad @leventp isterse de bu kartı kendisine de seve seve ulaştırmak isterim.

Buradaki çoğu arkadaşımız gibi, teknoloji benim de hobim ve zamanında ikonik öneme ulaşmış bazı donanımları bütçem ve evimdeki yer durumum elverdiği sürece toplamaya çalışıyorum. #TeknoSeyir ‘in ilk dönemlerinde de @leventp ‘ye birkaç Cyrix CPU ve Casio Databank ulaştırarak #TozluRaflar ‘a da ufacık katkı sağlamaya çalışmıştım. Bugün, koleksiyonumdan paylaşacağım kart ise çoğunuzun belki de hiç duymadığı, duyanların ise tahmin ediyorum ki hiç görmedikleri bir ekran kartı. 1990’ların sonları. Ekran kartı piyasasının oldukça hareketli olduğu yıllar. Nvidia Riva TNT2 kartları ile 32bit’de şahane performanslar sergilerken, 3dfx Voodoo2 ve ardından ilk düzgün 2D/3D kartı olan Voodoo Banshee’den sonra çıkardığı Voodoo3 3000, Voodoo4 4500 ve çift GPU’lu çözümü Voodoo5 5500 ile 32 bit’de olmasa da 16 bit’de kralım iddalarında bulunduğu dönemler. S3 tarafında S3Trio ve S3 Virge gibi 3D hezimeti kartlardan sonra çıkan S3 Savage 2000 ile 3D anlamında yüzler biraz olsun gülmeye başlarken, Nvidia öyle bir ürün çıkardı ki bu savaşta S3 ve 3DFX gibi firmaların zaman içerisinde yok oluşuna giden sürecin de fitilini yakmış oldu. Bu kart Geforce 256 idi. Bu ekran kartı ile daha önce CPU’nun yaptığı ve ciddi performans isteyen Transform & Lightning efektleri artık ekran kartı tarafından yapılabilir olmuştu ki bu o dönem için bir devrimdi. Kelimenin doğru anlamı olarak da ilk GPU terimi de Geforce 256’dır diyebiliriz. Ancak bugünkü konumuz Geforce 256 değil.

Grafik kartı pazarının başka bir tanınmış aktörü de, şimdilerde AMD bünyesinde olan ATI idi. ATI o dönemde Rage 128 Pro GPU’lu kartlar ile boy göstermeye çalışsa da güzel 2D başarımı olan bu kartların yeterli 3D başarımı olmaması sebebiyle vasat bir seviyede konumlanıyordu. ATI, hem 3dfx’in Voodoo5 5500’üne, hemde hemde Nvidia’ın Geforce 256’sına kafa tutabilecek bir ürün çıkarmalıydı. Ancak ATI tarafının hepimizce bilinen ilk T&L çözümü olan RV1 kod adlı Radeon çipleri henüz hazır değildi ve pazar kaybı ciddi seviyelere ulaşmıştı. Bu sebeple 1999 yılında ATI, rakibi 3dfx’in duyurup da henüz çıkarmadığı çift VSA-100 GPU’lu çözümü olan Voodoo5 5500’e benzer bir ürünü, ondan daha önce piyasaya sürebilmeyi başardı. Bu kart, benim koleksiyonumda da yer alan ATI Rage Fury MAXX idi.

Bu kart aslında teorik olarak iki adet 32mb ramli ATI Rage 128 Pro’un tek bir kartta birleştirilmiş haliydi. AGP veriyolunu kullanan bu 64mb’lık kart, o dönemki işletim sistemlerinin multi GPU tanıyamama sorunları sebebiyle sadece Windows 98’de verimli çalışabiliyordu. Çıkış fiyatı 299 Dolardı ve rakibi Geforce 256’dan 20 dolar daha pahalı olup daha havalı dursa da ondan çok daha düşük performans sergileyebiliyordu.

Ati bu kartta her ne kadar 3D başarımına oynasa da, rakibi karşısında istediği sonucu alamamıştı. 3D’ye o kadar odaklanmışkardı ki, o dönem en iyi yaptıkları Video in / Video out çözümleri ve Ati Rage Theater çipini bu karta koymamışlardı. Düşük 3D başarımının yanında bu da bir dezavantaj oluşturmuştu.

Bende AGP slotlu bir test sistemi olmadığı için kartı bir arkadaşıma yolladım. O da sağolsun hem fanlarını temizleyip termal macunları yeniledi hemde kendi sistemine takıp benle bazı testleri paylaştı.

Kart windows tarafından sanki iki adet ekran kartı takılmış gibi algılanıyor. O dönemin popüler testi olan 3D Mark99  ve 3D Mark 2000 sonuçları ise şöyle:

fikir vermesi açısından, aynı test sistemi olmasa da rakibi olan Voodoo5 5500’ün internette bulduğum sonucu ise şöyleymiş.

Genel test tablolarına bakıldığında ise bu fark daha da dramatikleşiyor. Anandtech’in o dönemde yapıp yayınladığı test tablolarına göre, rakiplerinden özellikle de Geforce serisinden geride kalıyor. (Grafikler Voodoo5 5500 için olsa da Ati Rage Fury MAXX’de tablolarda var)

Her ne kadar fiyatına kıyasla vadettiği başarıyı gerçekleştiremese de, çift GPU’lu kartlar denildiğinde ilk akla gelen örneklerden biri olan bu kart, bu sebeple ikonik bir bilgisayar parçası olmayı hakedip donanım koleksiyonerlerince aranan bir parça oluyor. Benim kartım da #TozluRaflar da artık emekliliğinin tadını çıkarıyor 🙂

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Steam Deck ile Harici Depolama Kullanmak

Bildiginiz üzere Steam Deck 3 ayri depolama opsiyonu ile cikmisti (64gb - 256gb - 512gb) bendeki cihaz orta model olan 256gb SSD'li versiyon. Ancak temel sorun oyunlarin boyutlari itibariyle 512gb versiyonunu bile tercih etseniz kütüphanenizi yaninizda tasimak icin yeterli yeriniz olmuyor. Stem bu sorunu cihaza microsd kart yuvasi ekleyerek cözmüs olsa da günümüzdeki en hizli microsd kartlar dahi yeterince hizli okuma özellikle de yazma hizlarina ulasamadiklari icin bu bir handikap olusturuyor. Ayrica yüksek kapasiteli (512gb - 1tb gibi) microsd kartlar halen pahalilar. Bulundugum ülkede 1tb microsd kart icin yaklasik 180-200 Euro ayirmam gerekli. Bu sebeple ben de 3. bir opsiyon olarak harici disk noktasina egildim ve gectigimiz sene eski laptopumdan cikan 256gb m2 sata ssd yi kullanmak icin aliexpress'den aldigim m2 SATA to USB kutusunu bu ise tahsis ettim. Yalniz 256gb ssd yeterli gelmeyecegi icin 82 Euro fiyat etiketi ile satilan Intenso M.2 Sata SSD yi de satin aldim.

Bu bir SATA SSD oldugu icin hizi NVMe modellerine göre daha düsük, maksimum 6gbps destegi var. Ancak Steam Deck'deki usb/sarj portu da bilgidim kadariyla USB 3.1 Gen1 yani 5Gbps yapida oldugundan zaten SATA SSD harici cözümler hiz noktasinda bir katki saglayamayacakllari icin bu cözüm gayet yeterli ve görece uygun fiyatli olacakti.

SSD dün geldi, öncelikle windows 10 altinda bir hiz testi yaptim. Hiz seviyeleri benim acimdan yeterli gözükmekte.

Akabinde de SSD'yi usb kutusuna yerlestirdim. Ugreen'in bu cözümü gercekten cok kaliteli. Full aluminyum gövdesi ile isinma derdi olmadan kullanma imkani sagliyor.

Bu disk Steam Deck tarafindan görülebilse de ilk etapta oyun yükleme maksadiyla malesef kullanilamiyor. Steam Deck sadece kendi SSD'si ve SD Card yuvasina takacaginiz SD Karta oyun kurabilme izni veriyor. Bu asamada sizin Steam Desk'in desktop moduna gecerek, Linux konsolunda birkac satir kod yazmaniz ve diski uygun bir sekilde formatlamaniz gerekiyor. Ancak gözünüz kormasin, hic bilmeyen birisi bile, youtubedaki herhangi bir videoda belirtilen adimlari takip ederek 15 dakikada bu isi halledebilir.

Gerekli formatlama ve tanitma süreclerinin ardindan diskimiz artik Steam Deck tarafindan görülüp oyun yüklenebilir hale geldi. RDR2, Doom eternal, Witcher 3, Cyberpunk 2077, F1 2020, Dirt Rally, AC Origins ve daha bircok AAA oyun kurulumunun ardindan diskte hala 250 gb üzerinde bos alan da kalmis oldu.

Tamam iyi güzel de, oyun oynama noktasinda yeterince hizli mi dediginizi duyar gibiyim, performansinin sd carttan cok daha iyi hatta mevcut harddiski seviyesinde oldugunu rahatlikla söyleyebilirim. F1 2020 ve RDR2 de aldigim birkac ekran görüntüsü söyle;

Bu sekilde bir harici disk cözümünü, benim kullandigim gibi ufak esnek bir 5gbps kablo ile cift tarafli bant kullanarak cihazin arka yüzeyine yapistirarak kullanirsaniz hicbir engel teskil etmeden kullanmaya devam edebiliyorsunuz ancak tek sikinti, bu diski kullandiginiz sürece cihazinizi haliyle sarj edemiyorsunuz. Bu asama da elimdeki benzer fakat daha gelismis bir SSD kutusu/dockunu denedim. Bu da Ugreen üretimi ama ilk modele göre 3 usb 3.1 cikis, 1 hdmi cikis 1 type c güc girisi ve 1 harici usb power girisi ile aslinda bir SATA SSD kutusu da barindiran bir dock. Bu Dock ile ayni SSD yi kullandigimda artik ayni anda sarj da edebilmekteyim ancak bu kutu/dock da yeterince tasinabilir bir cözüm degil gibi.

 

Son olarak, Steam Deck linux yüklü ve Proton sayesinde bircok windows uygulamasina da destek saglayabilen ve gelisime oldukca acik cok güclü bir mini PC. Fiyati ile kiyasladigimizda benzer özelliklerdeki cogu laptoptan sorunsuzca siyrilmayi basariyor. Türkiye'ye geldigi vakit, eger cok ucuk bir fiyati olmazsa bu tarz bir cihaz düsünen herkese rahatlikla tavsiye ederim. Özellikle 64gb versiyonunu bu sekilde 1tb harici ssd ile kullanmak, benzer teknik özellikteki rakiplerine göre oldukca ucuz ve pratik olacaktir.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 19 / 32

Ecdad Emanetleri Serisi

Ara ara sizlerle paylaştığım, arayıp bulmaktan keyif aldığım “Ecdad Emanetleri” koleksiyonumun, benim açımdan kalan son eksik parçası da bugün ulaştı ve benim için bu ufak koleksiyon, “şimdilik” tamamlandı.

Listede eksik olup bugün ulaşan parçadan biraz bahsedeyim. İlk olarak Avusturya üretimi Osmanlı 15. Kolordu Rozeti.

15. Kolordu ilk olarak Çanakkale Cephesinde savaşmış ve büyük başarılar elde etmiş. Bu rozet de bunu simgeliyor. Türk sancağını dalgalandıran bir mehmetçiğin ayaklarının altında yatan bir ayı detayı, Çanakkale’de bozguna uğratılan itilaf devletlerini, arka tarafta güneş detayı içerisindeki camii detayı da kurtarılan İstanbul’u simgelemiş. 15. Kolordu akabinde İttifak devletleri için Galiçya’da, daha sonrasında da farklı cephelerde savaştıktan sonra en son olarak Kazım Karabekir Paşa komutasında Doğu Cephesi olarak milli mücadeleye destek vermiş Rozet Viyana’da üretilmiş.

 

İkinci parça; Osmanlı İmparatorluğu Savaş Pilotu Brövesi.

 

Şaşıranlarınız belki olabilir ama 1. dünya savaşı cephelerinde, akabinde de Kurtuluş Savaşı sürecinde savaşan savaş pilotlarımız vardı. Bu bröve işte o pilotlarımızın ve bizle birlikte savaşan Alman pilotlarına verdiğimiz bröve.

Birkaç farklı çeşidi üretilmiş. Benim elimdeki Alman Meybaurer üretimi bir model. Muhtemelen de Türk bir pilota değil de Alman bir pilota verilenlerden.

Bu bröveyi takan pilot subaylar, aynı zamanda Çanakkale, Süveyş, Hicaz, Kutül Amare gibi farklı cephelerde de savaştıkları için hemen hepsinde Osmanlı Harp Madalyası (Eiserner Halbmond) da takdim edilmiş.

 

Bugün ulaşan ve Ecdad Emanetleri adını verdiğim koleksiyonumun en değerli parçası ise İstiklal Madalyası.

Kurtuluş Savaşının ardından, TBMM tarafından savaşta direkt katkısı olan tüm subay ve erat için verilmiş olan bu İstiklal Madalyası kendinden önce çıkartılmış tüm madalyaları geçersiz kılıp tek başına gururla taşınması gereken bir madalya olmuştur. Madalya’nın ön yüzünde eski meclis binası ve Ankara silüetinin güneş gibi ışıması ile yeni kurulun devletimizi, hemen önündeki dünya, orak, dişli çark, palet yeni kurulan ülkenin bilim, sanat, üretime verdiği önemi, en öndeki mühimmat taşıyan kağnı ve köylü detayı da Kurtuluş Savaşı ile sembolleşen topyekün tüm halkın katkısını sembolize etmekte.

Madalyanın arka yüzünde ise Ay Yıldız motifi arasında Ankara’dan çıkıp Misak’ı Milli içerisindeki şehirlere ( Edirne, Bursa, İzmir, Konya, Adana, Musul ve Kars) ulaşan oklar resmedilmiş. Atatürk biraz daha yaşasaydı, Musul’un da ülke topraklarına katılması gerçekleşebilirdi.

Madalyanın şerit rengine göre kimlere verildiği anlaşılabilmekte.

kırmızı madalya : bizzat savaşa katılıp, cephede savaşanlara
yeşil madalya : savaş zamanı mecliste bulunanlara
beyaz madalya : savaş anında cephe gerisinde yardımı bulunanlara
kırmızı-yeşil madalya : savaş anında mecliste bulunup cephede savaşanlara verilir.

Aslında kurdelesi daha yeni olan yada yeni kurdele bağlanmış olan İstiklal Madalyalarını piyasada görmek mümkün olsa da ben bilhassa bu madalyayı koleksiyonuma katmak istedim. Madalya, uzun yıllar boyunca gazimizin göğsünde gururla taşınmış ve zaman içerisinde yıpransa da asaletini hiç kaybetmemiş.

Listenin son eksik parçasının da ulaşmasının ardından kitaplığımda sergilediğim bu ufak kokeksiyonun son halini de sizlerle paylaşayım istiyorum.

Birinci sırada, Avusturya üretimi, o dönemler kep rozeti olarak tasarlanıp 1. Dünya Savaşında propapaganda faaliyeti amacıyla İttifak Devletleri halklarınca taşınan ufak bir rozet. Rozette, ittifaka katılan ülkelerin kralları işlenmiş. Altında da Latince Viribus Unitis 1915 yani Birleşik Kuvvetler 1915 yazılmış.

İkinci sıradaki rozet ise, daha öncesinde sizlerle paylaştığım, oldukça nadir bulunan bir propaganda kep rozeti. Üzerinde Enver Paşa, Cevat Paşa ve Otto Liman von Sanders Paşanın tabloları bulunan, Osmanlıca ve Almanca “Çanakkale Nöbeti” yazılı bir bir boğaz silüeti resmedilmiş.

3. Sırada şanlı İstiklal Madalyamız

4. sırada, ekibe yeni katılan Osmanlı Savaş Pilot Brövesi var. 5. Mehmet tuğralı. Altında da Osmanlı’nın kuruluş yılına ithafen 699 yazılmış (hicri yıl)

5. sırada, genellikle “Gallipoli Star” olarak bilinen ve sanılanın aksine sadeve Çanakkale cephesinde değil, tüm cephelerde savaşan üst ve alt rütbeli subay ve erlere verilen “Harp Madalyası” var. Bu madalyadan Atamızda da vardı. Bendeki model Almanya üretimi. Üzerinde mine kaplaması olmayan Türk üretimi versiyonları da var. Yine 5. Mehmet tuğralı.

Son sırada da Osmanlı 15. Kolordu Çanakkale Rozeti

Tüm bu madalya ve rozetleri de 1:1250 ölçekli Osmanlı-Türk Gemi modellerimin olduğu standa sergilemeyi tercih ettim, bence yakıştılar.

Son olarak da aralarında dünyanın ilk zenci (Afrikalı) pilotunun da bulunduğu Osmanlı-Türk Savaş Pilotlarımızın karizmatik bir fotografını da ekleyeyim., Emekleri ve özverileri ile vatanımızın kurtuluşuna olan katkılarından dolayı herbirini saygıyla ve minnetle anıyoruz.

(soldan itibaren: YZB. Murat Bey, ÜTĞM. İsmail Bey (Gökgezen), YAB. Kamil Bey (Bursalı Kamil), YZB. Savmi Bey, YZB. Necmi Bey (ilk Deniz Tay. Mektebi Müdürü), YZB. Sami Bey (Bahriyeli), YZB. Cemal Bey, ÜTĞM. Mehmet Ali Bey (Bahriyeli), ÜTĞM. Tahsin Bey, YZB. Ahmet Bey (Arap Ahmet), YZB. Yahya Bey (Sarhoş Yahya), ÜTĞM. Abdurrahim Bey)

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Harici Kasa Soğutma’da Baseus Otomobil Fanı Çözümü 😆

Hatırlayanlarınız olacaktır, sitede de bir incelemesini paylaştığım Zotac Magnus One Barebone PC kullanıyorum. ( https://teknoseyir.com/inceleme/atom-karinca-zotac-magnus-one-barebone-pc )

Bu PC, i7 10700 ve tam boy bir RTX 3070 barındıran oldukça kompakt yapıda bir canavar olsa da ufak bir soba misali ciddi miktarda ısı üretebiliyor. Karşıdan bakıldığında sağ tarafta işlemci, sol tarafta da 2 fanlı rtx 3070'in yarattığı ısıyı, kasanın üzerindeki 2 eksoz fanı tahliye ediyor. Kasanın üzeri ve yanları mesh yapıda olduğundan hava almada problem yok ama hava soğutma kapasitesi mevcut fanları ile bir yere kadar ancak. Kasanın form faktörü sebebiyle ilave fan takacak ya da fanları değiştirebilecek pek bir imkan da yok. Kasayı kesip biçmek de istemediğim için, kasanın dışından ama hem ekran kartına hem de CPU'ya gelecek şekilde takviye hava verme fikri üzerinde düşünüp şu arkadaşı buldum 😆

 

Bu arkadaş aslında yukarıdaki fotoğraftaki gibi, araç koltuğunun baş destek kısmının demirlerine sabitlenip size sağ ve soldan hava vermeye yarayan bir fan. 2 adet fanı 5V usb akımı ile çalışabiliyor ve 2 hız kademesi var. Fanlar, esnek ve şekil verilebilen ahtapot kollar ile gövdeye bağlılar. Dün bu arkadaş geldi ve sıcağı sıcağına denemelere başladım.

Ahtapot kolları, birisi direkt CPU fanı tarafına, birisi de ikran kartı fanlarının üzerine gelecek şekilde konumlandırdım. Denemelerin sonuçlarını da oldukça tatmin edici buldum açıkcası.

Fanlar çalışmazken durum:

fanları çalıştırdığımda:

Bu çözüm beni fazlasıyla tatmin etti. İlk kademe fan hızında sıcaklık düşüşü bu kadar fazla değil, en fazla 3-4 derece civarıydı ama 2. fan devrinde bu fark oluştu.

Gelelim gürültü noktasına. Sonuçta 2 adet harici fan, hiç ses yapmıyor diyemem ama ses seviyesi beklentimin altında kaldı. Bu haliyle rahatlıkla kullanabilirim bu çözümü.

Düşünen varsa da aliexpress’den aldığım yerin linki şu:

https://star.aliexpress.com/share/share.htm?image=Ub2c3195198404e8c9719d257fa6f0889W.jpg&businessType=ProductDetail&title=%E2%82%AC%2022%2C96%20%2037%EF%BC%85%20Off%20%7C%20Baseus%20Car%20Fan%20Air%20Cooler%20Flexible%20360%20Degree%20Rotation%2012V%20Two-headed%20Fan%20Cooling%20For%20Front%20Back%20Seat%201.5m%20Cable%20Car%20Accessories&platform=AE&redirectUrl=https%3A%2F%2Fwww.aliexpress.com%2Fitem%2F1005002619014029.html%3F%26srcSns%3Dsns_Copy%26tid%3Dwhite_backgroup_101%26mb%3Dnj3oGRAnvo0w5Dy%26businessType%3DProductDetail%26spreadType%3DsocialShare

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 11

34 inch Monitörde Huawei Desktop Deneyimi

Geçtiğimiz çarşamba Teknoseyir Sohbet yayınında bir arkadaş Samsung DEX in normal bilgisayar gibi kullanılabilip kullanılamayacağını sormuştu. Bende Samsung olmasa da Huawei P40 Pro var ve bu telefonda da Samsung’un DEX çözümüne benzer Huawei Desktop çözümü var.

Öncelikle telefonuma BT üzerinden Logitech MX Keys klavyemi ve Logitech MX Master 3 mousemi bağladım. Kullandığım Gigabyte M34WQ model 34 inch monitörümde type C giriş de olduğundan, Type C Kablo ile telefonu monitöre bağladığımda Desktop modu aktif oluyor.

Denemelerim ise şöyle

Youtube, Vanced üzerinden tam ekran olarak çok verimli deneyimlenebiliyor. 4K yada 1440P kalite çözümleri aktif

MS Office365 tam ekran ve gayet performanslı çalışıyor, Excel’de denemeler yaptım.

TV olarak Vodafone TV appini kullanıyorum. Seçtiğim TV kanalı 34 inch ekranda boşluk yapmadan tam ekran ve gayet kaliteli izlenebiliyor.


Oyun noktasında GeForce Now ile denemeler yaptım. İnternet bağlantı hızım 100mbit ve ücretsiz üyelik üzerinden Cyberpunk 2077 yeterince akıcı oynanabiliyor.

Netflix’de de denemeler yaptım. Netflix Huawei P40 Pro’yu Widevine L1 lisansı olsa da L3 gördüğü için stream kalitesini HD yapmıyor. Ancak download edersem HD ye dönüyor. Fakat bu durum dışında içerikler boşluksuz tam ekran izlenebiliyor.

Son olarak Firefox ile internette surf de gayet rahat yapılabiliyor.

Son olarak, bu kısa deneyimleme turumun ardından, gündelik basit işler için Samsung DEX yada Huawei Desktop modunu gayet yeterli bulduğumu ve basit işler için bilgisayarı aratmayacağını rahatlıkla söyleyebilirim.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 12 / 24
  • Omer @omerf97

    3.5 yillik bir huawei kullancisi olarak bir iki kere denemek disinda hic kullanmadim. bu ozellik bana hep fazla kasinti gelmistir 😀 bu kadar ekstra donanimi olan adamin zaten baska bir cozumu vardir diye dusunuyorum 😀 telefonu desktop modunda kullanmak icin ekran klavye mouse almaz kimse bence

    • Coppermine @coppermine

      zaten almadım, olanları kullandım bende 😊 telefon eldeki çözümlere adapte oldu aslında bir nevi 🙂 Sonuçta burada demeye çalıştığım, basit gündelik işler için bu desktop modu şunu da yapamıyormuş demedim. Desktop PC oldu da çalışmadı diyelim, telefon ekranından bişeyleri halletmeye çalışmak yerine bu mod gayet değerlendirilebilir bir çözüm bence.

  • Tai per Dog Un @alipektas

    Hocam elinize sağlık. Fakat gözüme direkt çarpan bir sorunu yazmam gerekiyor: Görüntü 21:9 değil, monitör strech (yani germe/yayma) yapıyor. Çerçeve oranı bozuluyor yani, çok bariz zaten deforme var görüntülerde. Telefon sanırım 16:9 (1920x1080) çözünürlükte veriyor görüntüyü lâkin monitör onu ekrana sığdırıyor. Monitör ayarlarından kurcalayıp "aspect ratio" ayarını çerçeve oranını koruyacak şekilde ayarlarsanız orijinal görüntüyü verecektir. Muhtemelen kenarlarda siyah barlar oluşacak ama görüntünün bozulmasından iyidir fikrimce. Veyahut (ihtimal vermiyorum ama) telefonda çözünürlük seçme seçeneği varsa çerçeve oranı uyacak bir çözünürlük seçmeyi deneyin. En ideali öyle olur zaten oluyorsa.

    • Coppermine @coppermine

      haklısınız, monitörde muhakkak var bu ayar, gördüğümü hatırlıyorum. Telefonda böyle bir ayar olduğunu da sanmam. Bu mod genelde 16:9 ekranlar düşünülerek yapıldığı için sanıyorum ki telefon da buna göre çıkış veriyordur. İlave olarak, görüntüdeki bu deformasyon beni çok rahatsız etmediği için, siyah barlar görmek yerine böyle bir çözümü tercih ediyorum şahsen. Bu tabiiki tamamen kişisel bir tercih.

    • Tai per Dog Un @alipektas

      @coppermine Rahatsız etmiyorsa hiçbir problem etmez tabi hocam, ben nedense fark edildiğinde rahatsız eder kesin şeklinde şartlandım istemsiz. 😅

  • Alptekin @alptekinck

    geforce nowda fare sağ tuşu çalışıyor mu?

  • Coppermine @coppermine

    @unicornknight Samsung S22 Ultra çok daha güçlü donanıma sahip ama DEX modunu 4K verebiliyor mu bir araştırın isterseniz. Ben Vodafone TV den önce Turkcell TV+ kullanıyordum, saçma bir zam yaptıkları için Vodafone'a geçtim. Her ikisi de bu DEX modunda tam ekran çalışıyor. Yalnız ilginç gelen durum, Netflix kablolu DEX modunda çalışırken, kablosuz DEX modunda içeriği ekrana yansıtmıyor. Bir tür kopya koruma durumu sanırsam.

Son Dönem Osmanlı İmparatorluğu ile Erken Dönem Türkiye Cumhuriyeti Pullarından Birkaç Esinti

Sanıyorum bir Romanya turu esnasında, antikacı demeye dilimin pek varamadığı ufak bir eskici dükkanında görüp satın aldığım, sanıyorsam bir zamanlar titiz bir Fransız koleksiyonerin koleksiyon parçası olduğunu düşündüğüm Osmanlı’nın son dönemi ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk dönemlerini kapsayan pul koleksiyonumdan, seçtiğim birkaç ilginç pulu sizlerle paylaşayım istedim.

bir müddet, sanıyorum ülkeler arası yazışmalarda kullanılmak üzere, genelinde de Osmanlı İmparatorluk Hanedanının sembolleri, yada tahttaki padişahın tuğrasının ön planda olduğu pullar kullanılmış. 1800’lü yılların sonları. Bu dönemde ara ara hilal yada Ay Yıldız temaları da görülmekte

Daha sonrasında, pulların bir tanıtım göstergesi olabileceği de anlaşılmış ve ülkeyi tanıtabilecek bazı modeller pullarda kullanılmış

 

Sonra 1. Dünya Savaşı patlak vermiş, diğer ülkelerinde kullandıkları savaş/asker konulu pullar, bizim de tarihimizde yer almışlar;

 

Nihayetinde, bir imparatorluğun devri bitmiş ve onun küllerinden yepyeni bir cumhuriyet kurulmuş. Cumhuriyet, temel dayanak olarak kendine seçtiği bazı figürleri (kurt mesela) bu dönemde pullarda işlemiş. Yapılan bazı önemli olaylar da pullarda işlenmişler

Harf inkilabının sanıyorumki yeni yapıldığı dönemler, pullar bile bir eski bir yeni harflerle basılıyorlar.

 

Hilali Ahmer (Kızılay) ile Çocuk Esirgeme Kurumu pullarını da unutmamak gerekli tabiiki.

 

Ve tabiiki Milli Şef İsmet İnönü dönemi. Bu dönemde artık pullarımız ülkemizde basılmaya başlanabilmiş.

Aslında elimde daha çok var ama aralarında bakmaktan keyif aldığım birkaç pulu burada sizlerle de paylaşayım istedim.

BeğenFavori PaylaşYorum yap