GPD Win 4 ile Oculink Üzerinden EGPU Denemeleri

 

Öncelikle henüz kablo düzenleme işine girişemediğim için kablo dağınıklığını mazur görün. Bu ufak masa hem iş bilgisayarı ve iş ekipmanlarını (sol taraf) hemde kişisel oyun/tüketim ekipmanlarını (sağ taraf) barındırıyor. Monitör, klavye, mouse da ortak. Daha öncesinde bu sağ arka tarafta Asus Rog Ally ve ona bağlı XG Mobile 3080 ünitesi vardı. Ancak Asus’un temel handikapı olan tek portla gelmesi ve harici ekran kartı için kendi özel çözümünü zorunlu kılması sebebiyle artık bir değişikliğe gitmeye karar verdim.

Asus Rog Ally, GPD Win 4 ve en altta da PS Vita görülmekte. GPD Win 4 tasarım dilinde PS Vita’dan bir hayli esinlenmiş.

 

Sağ taraftaki ufaklık işte bu amaçla geldi. GPD Win 4 isimli bu handheld PC, AMD Ryzen 7 8840U işkemci, 32GB LPDDR5 ram ve 2TB WD Blue 2280 SSD ile geliyor. Güzel olan tarafı ise cihazın üst tarafında bir adet USB 4, 1 adet de Oculink portları var.

 

Alt tarafında da type c USB 3.1 Gen 2 portuyla da kendi dockuna bağlanabiliyor bu sayede de hdmi, gigabit ethernet, ikave usb 3.1 Gen2 portlarına da kavuşmuş oluyor. 65W adaptörü ile yine bu tip c portundan yada dockundan şarj olabiliyor. Aslında sağladığı güç Asus Rog Ally ile aynı ancak daha minimal yapıda olması, daha fazla ramle gelmesi ve daha fazla port ile değişik çözüm senaryoları sunması sebebiyle bu değişikliğe gittim.

Cihazın bu üstteki 2 portu işte harici ekrankartına uygun. USB 4 olan teoride 40Gbps desteklerken Oculink 64Gbps veriyolu desteği sunuyor. Bu da oculinki daha performanslı yapıyor. Ancak oculinkin en büyük dezavantajı kabloyu takma/çıkarma durumunda hem egpu h3mde bilgisayarın kapalı olması zorunlu. Yoksa cihazlara zarar verebiliyor. USB 4 de bu sorun yok, istenildiği zaman klasik plug&play desteği mevcut.

Harici ekran kartı olarak elimde şimdilik boşta duran MSI RTX 3060 TI ile denemeler yapmaya karar verdim. Bu noktada da Aoostar AG02 isimli EGPU Dockunu kullandım. Bu dock, diğer çözümlere göre çok daha iyi ve derli toplu. Altında 800W server tipi psu var ve arka tarafındaki 3 adet 8 pin çıkışı ile en baba ekran kartlarını bile destekliyor. Önünde bir tane usb 4 bir tane de oculink girişi ile her iki standartı da destekliyor. Tüm kablolar kutu içinden çıkıyır ve kurup kullanmak çocuk oyuncağı.

İlk olarak GPD’nin kendi APU’su acaba 34” de ne sonuç verecek diyerek Cyberpunk’da AMD oyuncakları da (FSR, FG vs) açık şekilde test ettim. Tüm testlerde GPD’de 12W TDP (30W’a da çıkıyor ama performansta çok belirgin fark göremeyince düşük çalıştırmayı tercih ettim) ve 53% sabit fan devrinde kullandım. Neden 53% çinkü oturduğum yerden rahatsızlık vermeyecek fan sesi bu devirde oluyor 😄

Cihazın APU’su bu testte resmen bayıldı. CPU sıcaklığı 98 derecelere çıktı, FPS ise ortalama 13,50 ile süründü. Ancak zaten bu el kadar cihazdan da mucize beklemediğimiz için ve 34" değil de kendi ekranındaki başarımı daha makul seviyelerde olduğu için bu durumu mazur görebiliriz. Oyun haricinde ofis işleri, YouTube, web vs için bu cihazı tip c monitör yada docku üzerinden HDMI ile bağlayarak basit bir Desktop deneyimi de yaşamak gayet makul olurdu bu arada.

Oculink ile rtx 3060 ti bağlandıktan sonra işler farklılaşmaya başladı ama.ayarları hiç değiştirmeden ama bu sefer de Nvidia oyuncaklarını (DLSS vs) açarak aynı testi tekrar yaptım. Bu sefer sıcaklık 65 derecelerde gezinirken FPS 77'lere çıkmış oldu.

Son olarak ben oculinkin sağlamış olduğu bu çözümü beğendiğimi ve handheld’ini desktop olarak kullanmak isteyenlerin rahatlıkla düşünebileceği bir çözüm olarak görüyorum. Kolay tak/çıkar a uygun olmayan yapısı bir handikap tabiiki. İlerde TB 5 ve sundacağı 80Gbps ile de bu sorunun yavaş yavaş aşılacağını düşünüyorum.

Denememi istediğiniz başka bir test varsa yardımcı olmaya çalışırım.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Dünyanin En Ince Kasetcalar Walkman'i Sanyo ES-P7 Espera

Kalinligi kutusundaki bir kasetten daha ince olan bu tasinabilir kasetcalar Sanyo'nun 1980'lerin sonlarina dogru ürettigi Sanyo ES-P7 yada daha bilinen ismiyle ESPERA. Daha öncesinde en kücük tasinabilir kasetcalar olan Toshiba KT-AS10 hakkinda da birkac sey yazmistim (https://teknoseyir.com/blog/en-aykiri-walkman-toshiba-kt-as10 ). O model bir kasetten daha ufak yapida olsa da kalin ve agir bir cihaz oldugu icin bu ufak olmanin hakkini verebilir bir cihaz degildi pek. Ancak bu walkman (walkman, Sony'nin kendi tasinabilir müzik cihazlari icin kullandigi patentli isim olsa da biz artik bu ismi evrensellestirdigimiz icin böyle yazayim dedim) disardan bakildiginda bir sigara tabakasi sekil ve ebatlarindaki yapisiyla yaninizda rahatlikla tasiyabileceginiz bir model

Cihazin alameti farkikasi, basta da yazdigim gibi kalinligi. 111.3 x 96.7 x 18 mm (194 cm³) ölcülerinde ve 190 gr agirliginda. Bir kasetten bir miktar daha kalin sadece. Bu sebeple de cihaz üzerinde neredeyse hicbir dügme bulunmuyor ve bu da uzaktan kumandasini elzem kiliyor. Kumandasi kaybolursa yada bozulursa cihazi kullanabilmek malesef mümkün degil.

 

 

Cihaz, kendine has 1,2V ciklet pili (Sony'nin ciklet pillerine göre 2 kaz kalinlikta ama ayni boyda) yada 1,5V adaptör ile calisabiliyor.

Komple metal gövdesi, cihaza premium bir his kazandiriyor.

Tabii, aradan gecen 30 küsür yilin bir etkisi de artik cürüyüp kopan kayisi. Cihaz, calisiyor olsa da yeni kayis takmadan kullanabilmek malesef mümkün degil.

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Asus Rog Ally 74mWh Pil ve JSAUX Şeffaf Arka Kapak Revizyonu

2 Yila yakindir Asus Rog Ally'i hem Laptop/Handheld ihtiyaclari hemde Desktop olarak (Asus XG Mobile rtx 3080 ünitesi ve 34 inch monitör ile birlikte) kullaniyorum ve gayet memnunum. Ancak temelde de bazi handikaplari yok degil. Benim sayabilecegim negatif taraflari;

  • Kullanilan SSD 2230 formunda 512GB kapasitede. Bu boyutta en büyük ssd de 2TB. Onu da alip degistirmistim ama ben daha fazla kapasite istedigim icin 2280 SSD takabilmek gerekliydi
  • Sahip oldugu pil 40mWh kapasitede ve iyi bir oyun acinca 1,5 saat civari ancak yetiyor.

Her iki sorunu da Asus Rog Ally X ile düzelttiler ve hatta rami de 24GB'a cikardi ve ilave bir type c port da koydu Asus ancak onun da benim acimdan en büyük problemi XG Mobule portundan artik vaz gecmeleriydi. Onu alirsam masa üstü RXT 3080 ünitesini kullanamayacaktim ki ben bu üniteyle kullanmayi da oldukca seviyorum.

Bu sebeple önceki günlerde bir takim revizyonlarla bu problemleri kendimce gidermistim.

Son olarak artik bataryayi da elden gecirmye karar verdim. Mevcut pilin durumu su sekilde. 2 yil gecmis olmasina ragmen pil sagligi hala %90'larda. Yani kapasitesi yeterli olsa degistirmeye gerek duymacagimiz bir pil yapmis Asus.

Pil olarak, Youtube ile Reddit'de sayisiz incelemesi ve olumlu yorumu bulunan Cin üretimi 74mWh bataryaya gecmeye karar verdim ve aliexpress'den siparisini verdim.

Pil, icinde gerekli tüm ekipmanlari (tornavidalar, kapak acma aparati ve yan keski) ile geliyor. Yan keskiyi, bu pili takarken kasadaki pazi plastik destekleri kesmede kullaniyoruz. Pil, kargo dahil 50-60 Euro seviyelerine bulunabiliyor.

Hazir elim degmisken, gerek 2280 SSD gerekse de büyüyen pil sebebiyle icerdeki ufak alani büyütecek bir cözüm aradim ve JSAUX üretimi, seffaf ve RGB'li arka kapak ile ilerlemeye karar verdim. RGB ünitesini takmadigim senaryoda bana icerde yeterince bosluk birakacak ve hava sirkülasyonu da bu sayede artacakti. Bu kit de gerekli tüm parcalar ile geliyor. Bunu  Amazon.de'den siparis verdim. Bu da yaklasik 25-30 Euro araliginda bulunabilen bir kapak cözümü.

Her iki parca gelince de ise giristim. Önce Rog Ally'deki SSD ve eski pili söküp, yeni pil icin plastik desteklerin kesim islerini yaptim

Yeni pili taktiktan sonra da arka kapak degisimi icin orjinal kapaktaki tetik dügmelerini sökerek Jsaux'a aktardim.

Tüm islemler yaklasik 30 dakika kadar sürdü. Zorluk seviyesi kolay-orta arasi bir islem diyebilirim. Eline tornavida alabilen ve bilgisayar toplayabilen herkes rahatlikla halledebilir. Sonucta ortaya cikan cözüm beni gayet memnun etti. Icerde istedigim yeterli bosluk da olusmus oldu.

 

Montaj tamamlandiktan sonra yeni degerleri kontrol ettim. Hersey olmasi gerektigi gibi gözüyükor ve pil kapasitesi de yaklasik 2 katina cikmis oldu.

Sicaklik degerleri de gayet makul sinirlara gelmis oldular.

Gerek bu kapagi gerekse de revize pili begendigimi söyleyebilirim.

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Transparan Sony Kasetçalar Walkman Projesi - Bağcılar Doğan SLX Edition

Evet, başlıktaki fikir aklıma düştü bir kere. Neden mi? Çünkü neden olmasın ki? Ama madem bu işe giriştim, sadece walkman'in şeffaf olması değil, pilinden kasedine tüm yancılarının da mümkün mertebe şeffaf olması gerekliydi. Bunların modlanmasını ben yapmasam da bulmak dahi biraz vakit alacaktı, aldı da.

İlk adım, uygun bir walkman bulup onu tekrar hayata döndürmek. Gerek boyutları gerekse de uygun kapak bulabileceğim için Sony WM EX672'de karar kıldım.

Yaşının verdiği yorgunluk cihaza yansımış, içindeki kayış erimiş, kafası kirlenmiş, yer yer korozyon belirtileri de başlamıştı. İlk olarak kapaklar sökülüp temizliğe giriştim ve uygun ölçülerde kayış taktım.

Sonra sırayla pilini, hoperlörünü ve takıma uygun kasedini buldum.

Kapaklar da takıldıktan sonra ortaya çıkan görsel gayet güzel oldu. Çalışırken izlemesi gayet keyifli bir walkmane dönüştü 😎

Walkman, transparan kapaklar, pil, kaset, hoperlör eBay ve Aliexpress'den toparlandı. Kayış ise başka bir proje sebebiyle Türkiye'den alınmıştı.

Ufak bir de video ekleyeyim 🙂

BeğenFavori PaylaşYorum yap

En Aykiri Walkman: Toshiba KT-AS10

4 yil kadar önce Teknoseyir'de yayinlanan "Walkman 40 Yasinda" videosunda @leventp 'nin de bahsettigi gibi, #Walkman aslinda Sony'nin bir ticari markasi ve ilk olarak tasinabilir kasetcalar modelleri icin kullandigi bu isim, zaman icerisinde diger tasinabilir medya oynaticilari (cd player, minidisc player, atrac/mp3 player, DVD player hatta cep telefonlari da bu siniftalar) icin de kullanmis. Ancak ayni "Selpak" gibi Walkman'de öyle cok benimsenmis ki, özel isimlikten cikip, tasinabilir kastecalar piyasasinin genel adina dönüsmüs. Aiwa'nin da, Panasonic'in de, Sanyo'nun da tasinabilir kasetcalarlarina walkman diyip gecmisiz.

 

Tasinabilir kasetcalar piyasasi o dönemler Japonlarin domine ettigi bir market, haliyle bilindik üreticiler de (Sony, Aiwa, Sanyo, Panasonic, JVC vs) degisik degisik teknolojik modeller cikariyorlar. Her biri en ufak, yada en hafif yada en fazla fonksiyonlu olma cabasinda ilerleyen tatli bir rekabet. Iste bu asamada, simdi bahsedecegim baska bir Japon firmasi #Toshiba 'da kendi tasinabilir kasetcalar serisi üzerine yogunlasmis ve bu seriyi de "Walky" diye adlandirmis. Toshiba'nin #Walky serisinde yer alan bir model ise, dün koleksiyonuma sonunda dahil edebildigim ve Toshiba'nin Sony'e o dönemler "hadi becerebiliyorsan daha kücügünü yap da görelim" dedigi bir model olan #KT-AS10

 

Leven Pekcan'in o videoda bahsettigi gibi, rekabet öyle ilerlemis ki, firmalar daha da ufak modeller üretmeye calismislar ve zaman icerisinde kaset kutusu kadar kasetcalarlar bile üretilmis. Ancak bu bahsedecegim model, bir kasetten de daha ufak bir kasetcalar 😀 Kaseti taktiginizda kasetin bir miktari disarda kaliyor hatta 😀 Bu cihazin 1985'de üretildigini yani su anda 40'li yaslarina yaklastigini da unutmayin lütfen 🙂

Cihaz sadece kasetcalar degil, ayni zamanda FM/AM alicisi da var. Ancak zaten alan yeterince ufak oldugu icin Toshiba bu aliciyi yarim bir kaset seklinde gelistirip cihaza dahil etmis ve baglantisini üzerindeki pinler araciligiyla saglamis 🙂

Tuner tekeri, AM/FM yada Mono/Stereo secimi iste bu ufak aparat üzerinden saglaniyor.

Cihaz, yasina göre gayet geliskin bir cihaz, auto reverse var, 2 tane AAA pille calisiyor (o dönemlerde kalem pil bulup almak bile dertken AAA pil nasil bulunuyordu bilemiyorum)

Cihaz, yasinin verdigi yorgunlugu tasiyor olsa da halen calisiyor. Radyosu gayet iyi ve güzel cekiyor. Motoru da dönüyor ancak zaman icinde kayislar eriyip kopmuslar, kayis operasyonuna gitmek gerekli. Bu konuda da @orcun bana destek olacaktir diye umuyorum. 🙂

Umarim pazar sabahinizi neselendiren, keyifli bir tozluraflar incelemesi/blogu olmustur. Bir cogunuzun daha önceden bilmedigi/görmedigini düsündügüm böyle bir tasinabilir kasetcalari da burada paylasayim istedim 🙂

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Sony D-VE7000S DVD Walkman

#walkman koleksiyonumun son misafiri #Sony #DVE7000S . Walkman diyince aklınıza hemen kasetçalar gelmesin. Sony tüm taşınabilir multimedya cihazlarını bu marka altında topluyor. Benim de böyle “aykırı” walkman modellerine karşı bir ilgim olunca yolumuz kesişmiş oldu 🙂 Bu aslında biraz gelişkin taşınabilir bir DVD/Divx CD çalar. Walkman isminin hakkını verecek şekilde Sony burada taşınabilirlik kavramı üzerinde durmuş. Cihaz, kendinden ekranlı ve 1 DVD kutusu boyunda, 2 DVD kutusu kalınlığında gayet taşınabilir bir walkman. Yani DVD rafınıza dik koysanız arada sırıtmaz 🙂 Güzel tarafı, cihazın kutusundan stereo hoperlörleri olan bir şarj standı da çıkıyor. Denediğim orjinal (Dune) ve kopya (Eric the Viking) dvdleri hiç sıkıntı çıkarmadan okudu. Hoperlörlü standı güzel bir ses kalitesi sunsa da cihazın üzerinde kendi hoperlörü olmaması eksi gördüğüm bir konu oldu. Ancak yine de Sony cihaza 2 kulaklık çıkışı ve ufak bir kickstand da koyarak 2 kişinin aynı anda eğlenebilmesine olanak tanımış. Başka ilginç gelen konu da, cihazın üzerindeki Video ve Audio (optik) çıkışlarını aynı zamanda giriş olarak da kullanma imkanı olması. Cihaz 2. bölge (Avrupa) DVD bölge codu ile geliyor ve bu kodu değiştirme/kaldırma imkanı malesef yok. Yakın zamanda koleksiyonumdaki ilginç multimedya cihazları inceleyeceğim bir youtube vlogu yapma düşüncem var. Üzerimdeki ölü toprağını atıp bu işe giriştiğimde daha fazla kurcalama işini o vlogda yaparım artık

#tozluraflar

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 9

Sony DVP F25 CD/DVD Player

Ufak Multimedya-Müzik ekibime yeni katılan ihtiyar delikanlıyla tanıştırayım sizi. Kendime retro müzik-video alanı olarak, Logitech Z5500'ün, gerek boyu gerekse de verdiği sesi ile şahi topuna benzeyen subwoofer'inin üzerini seçmiştim. Burada üst üste şekilde 1980 model Sony'nin taşınabilir betamax videorecorderi Sony SL-F1E ve onun yancısı, timer cihazı Sony TT-F1EC ve onların da üzerinde Sony'nin yine 1980 küsür model ama tam otomatik ve ufak plakçaları Sony PS-Q3 konumlanmıştı. Onlara eşlik eden ve videorecorderin hemen yanında duran ufaklık Sony MZ-RH1 de Sony tarafından üretilen en gelişmiş ve en son model Hi-MD player olarak ekibe dahil olmuştu. Ancak ekipde bir eksik vardı. CD player yoktu.
Bana
-Sony üretimi
-Metalik gri
-Made in Japan olan (bu konuda hassasım)
-Eski/Retro ama temiz ve düzgün çalışan
-belirttiğim alana sığabilecek

Bir CD player gerekliydi. Alan sınırlı olduğu için mümkünse yatay değil dikey de kullanılabilen bir model olmalıydı. Bunlarla kafa yorarken körün istediği bir göz Allah verdi iki göz misali hem CD hemde DVD player olan Sony'nin 2000'li yıllarda ürettiği DVP-F25'ini buldum. Gerek boyutu gerekse de yukarıdaki kriterleri karşılaması ile tam biçilmiş kaftandı. Ebay açık arttırması olan 10 Euro ile yarışa katıldım. Şans bu ya, kimse arttırmadı ve bu yakışıklı delikanlı 10 Euro+kargoya bugün benim çetenin bir parçası olmuş oldu.

Bu arada Logitech Z5500'ün kontrol panelinin altında da Pikap ve MD playerin bağlı olduğu ufak lambalı amfi göz kırpıyor 🙂

Bu halleri içime sindi gibi 🧿 Alırım bir hayırlı olsununuzu 😄

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 7

LEGO Gibi Ekran Kartı - Hercules Stingray 128/3D

Başlığa Lego dedim ama başka bir açıdan da kaçak kat çıkılmış gibi duran bir ekran kartı olan Hercules Stingray 128/3D bugünkü “Tozlu Raflar” serimin konuğu.

Hobisi bilgisayarlar ve bilgisayar donanımları olan herkes, yaşı yetsin yada yetmesin, 1990’ların ortaları ve sonlarında fırtınalar estiren 3DFX firmasını mutlaka duymuştur. Yaşı yetip de o yıllarda bir 3DFX ekran kartı kullanabilmiş kişiler ise o günlerini hep mutlulukla hatırlar. Üstad LP’nin bile sıklıkla tekrarladığı üzere, bilgisayar donanım dünyasında 3DFX’in insanlara yaşattığı “vayyy beee!” hissini çok az firma ve donanım gerçekleştirebilmiştir.

3D kavramının isim olarak bilindiği ve hemen herkes tarafından kullanılan ve aslında 3D hızlandıramama işlemi gören S3 Trio ve S3 Virge ekran kartlarının olduğu dönemlerde, piyasaların tartışmasız kralı 3DFX firmasıydı. Firmanın alameti farikası olan Voodoo Graphics ekran kartları aslında sadece 3D hızlandırma işlemi gören ve 2D’de bir çözüm sunamayan kartlardı. Bu sebeple de “add on” kart olarak adlandırılıp, ilave olarak başka bir ekran kartı kullanmanıza ihtiyaç duyarlardı. Bu sayede 2D işlemlerde (Windows, MS Office vs) kendi ekran kartınızı kullanırken, 3D bir oyun açtığınızda ekranda dönen 3DFX logosu ile anlardınız ki artık kumanda Voodoo ekran kartına geçmiştir. Daha öncesinde kendi ekran kartınızda göremediğiniz netlik, hız, doku ve kaplamalar, 3DFX’in Glide API’si ile bir göz ziyafeti sunardı.

Her ne kadar bir 3D şölen gerçekleştirse de 3DFX Voodoo Graphics kartların handikapı, biraz önce de bahsettiğim gibi, tek başlarına çalışamayıp, yardımcı kart gibi kullanılmalarıydı. Bu sebeple 3DFX, Ağustos 1997'de, Voodoo çipini aynı devre kartı üzerinde bulunan 2D çip ile birleştirerek ayrı bir VGA kartına olan ihtiyacı ortadan kaldıran Voodoo Rush yonga setini piyasaya sürdü. Düşünülen mantık son derece doğruydu. Bu sayede hem 2 PCI slotu harcanmayacak, hem de güç ve fiyat anlamında tasarruflu bir çözüm açıpa çıkacaktı. Kartlar Alliance Semiconductor AT25/AT3D 2D bileşeni ile yapıldı.

Voodoo Rush, Voodoo Graphics ile aynı özelliklere sahipti, ancak Rush yonga seti, 2D yonganın bellek bant genişliğini de paylaşmak zorunda olduğu için pek de iyi performans göstermedi. Tipik performans artışı, Voodoo Graphics ile karşılaştırıldığında yer yer %10 civarındaydı ve pencere modunda daha da kötüydü, hatta çoğu oyunda Voodoo Graphics daha iyi bir başarı sergiliyordu. Daha sonra, bu performans açığını kapatmak için Hercules tarafından 8 MB VRAM ve %10 daha yüksek saat hızına sahip Rush kartları piyasaya sürüldü. Ancak konumuz Rev. B olan bu kart değil, Rev A olan, lego misali PCB üzeri PCB yapıdaki Voodoo Rush.

Normalde Voodoo Rush’lar hem 2D hem 3D yonga setleri sebebiyle amiyane tabirle Fırıncı Küreği gibi kartlar olsalar da Hercüles’in bu iki katlı kart çözümü kart boyutunun %30-%40 civarında küçülmesini sağlamıştı.

 

6 mb edo VRAM’e sahip bu kartların sergiledikleri nisbeten düşük performans sebebiyle satışları çok zayıftı ve kartlar bir yıl içinde üretimden çekildiler. Şirket, 1998'in sonlarına doğru Voodoo Banshee'nin piyasaya sürülmesine kadar başka bir 2D/3D çözümü denemeyecekti.

Her ne kadar performansı beklenen etkiyi sağlayamasa da ekran kartı piyasasında birden çok çipset kullanan ilk örneklerden biri olması ve de bu tarz sökülebilir bir PCB ile gelmesi sebebiyle Hercules Stingray 128/3D ikonik bir koleksiyon objesi olmuştur dersek hata yapmış olmayız.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Hiçbirisi Yokken O Vardı! Sony Tablet P - Katlanabilir Tablet

#tozluraflar da bugünkü misafirim ağır toplardan. Sony'nin 2011 gibi piyasaya sürdüğü ve Nvidia Tegra 2 platformu kullanan 1GHz çift çekirdekli işlemci, 1Gb ram ve 4Gb hafızaya sahip, micro SD ve sim card girişleri de olan Android 3.2 ile gelip sonrasında Android 4.0.4 e güncellenen Sony Tablet P isimli (diğer adı Sony S2) 372 g ağırlığa sahip taşınabilirliği muhteşem bir katlanabilir tablet.

Sony diğer teknolojik ürünlerinde olduğu gibi bu cihazı için de desteğini sonlandırıp kendi PS marketini kapatmış. Üzerine Google da Android 4 desteğini kesince Google hesabıma dahi giremedim. Aslında oldukça akıcı bir arayüzü olsa da YouTube veya diğer Stream pkatformları da bu yüzden çalışmıyor. Bu haliyle aslında şekilli bir Casio Databank'dan farkız gibi.

Benim satın aldığım kişi neredeyse hiç kullanmamış. Sıfır kadar temizdi. Üzerine de hiç kullanılmamış beyaz renk kapağını da (ambalajını ben açtım) verince çok mükemmel oldu. Çünkü "Sony'nin Ölü Gelinleri" ismini verdiğim ufak bir koleksiyonum var. Bunlar, döneminde ikonik olup Sony'nin öldürdüğü bazı elektronik cihazların beyaz renkli olanları sadece. Bir de tabii fazla büyük olmayan cihazlar. Kocaman bir PS3'ü eklemedim mesela 😄

 

Cihazın alameti fabrikalarından birisi Sony PlayStation logosu ile gelmesi. İçinde Sony PS Market de var ama tabii market kapalı. Benden önceki kullanıcı sanırım Crash Bandicot'u yüklemiş. O hala çalışıyor.

Cihazda çalışan applere hızlıca baktım. Google maps gayet iyi çalışıyor. Ayrıca Sony'nin Walkman appi de gayet iyi çalışıyor. Mono bir hoperlörle dinlemek keyifli değil gerçi. 😄

 

Son olarak @Orcun yada bilen diğer arkadaşlara sorum; bu cihaza USB üzerinden Android 4'de çalışan APK'ları atıp çalıştırabilmek mümkün mü? Yoksa böyle databank gibi kalmaya devam mı etsin? 😂

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 18 / 31

Sony Vaio VGN-P11Z UMPC

Oldukça yaşlı olsa da #TozluRaflar a ait diyemeyeceğim kadar güzel ve estetik, nurtopu bir laptopum oldu bugün 😍 Sony Vaio serisi dönemlerinden, Sony Vaio VGN-P11Z olarak UMPC konsepti ile ürettiği oldukça estetik bir cihaz. Boyutu anlayabilmeniz adına yanında Xbox controlleri de koydum.
Cihaz her ne kadar çok estetik dursa da özellikleri hiç de matah değil. Intel Atom Z520 1,33 GHz çift çekirdekli 32bit işlemci, 2GB ram ve 60 GB ufacık bir PATA HDD ile geliyor. HDD sanırım zamanında iPod'larda da kullanılan ufak modellerden. Bu kötü donanımla birlikte bir de Windows Vista gibi garabet bir işletim sistemi ile geliyorken Allah'tan sonradan Windows 7 desteği de almış. Yüklü işletim sistemi Windows 7 Home Premium. En son güncelleme 2012 de yapılmış, ben dün kalan tüm güncellemelerini kurdum 🙂 Logitech T630 beyaz mouse ile birlikte muhteşem bir takım oldular.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 20