Crucial X6 ve Crucial X8 ile Taşınabilir SSD Dünyası

SSD'lerin hayatımızdaki yerleri artık yadsınamaz bir gerçek olsa da, birim kapasite başına maliyet dengeleri yer yer yüksek kaldığı için uzun bir süre taşınabilir depolama çözümlerine mesafe ile yaklaşmaktaydım. Ancak gelişen teknoloji ve üretim miktarları akabinde fiyatların Dolar bazında düşmesi neticesinde artık taşınabilir SSD'ler, özellikle vadettikleri yüksek hızlı veri transferleri sebebiyle radarıma girmişlerdi. Bu noktada farklı markaların farklı çözümleri bulunsa da ben seçimimi uygun fiyata bulmam sebebiyle Crucial ürünlerinden yana oldu.

Bu ufak incelememde Crucial'ın 2 farklı taşınabilir ssd çözümünü kısaca anlatmaya çalışacağım. Aslında amacım 1 adet satın almak almak olsa da, geçtiğimiz hafta sitede de paylaştığım ebay kampanyası (yada hatalı fiyat uygulanması) sebebiyle 2. ssd'yi de aldığım için, her iki ssd'yi de pozitif ve negatif yanları ile kıyaslayabilecek duruma geldim.

 

 

 

İlk model, daha düşük fiyat skalasında konumlandırılan Crucial X6 modeli. 4TB'a kadar değişik boyutlarda kapasiteler sunan bu model grubu, ufak, hafif ve görece hızlı data transfderi ile aslında çoğu kişinin beklentilerini karşılayabilecek seviyede. 2TB ve 4TB modelleri 800MB/s varan hızlarla geliyor olsa da daha düşük kapasiteli modeller 550MB/s hızlarına cıkabiliyorlar. Şayet bilgisayarınızın portlarında USB 3.1 Gen2 özelliklerini sağlayabilen yani teorik olarak 10Gbps hızlara ulaşabilen bir port yoksa bu hızlar sizin için de gayet yeterli olacaktır.

Pozitif tarafları:

  • Daha ufak ve kompakt boyutta
  • Daha hafif
  • Hızı çoğu kişi için yeterli

Negatif tarafları:

  • Kutudan sadece type c to type c kablo çıkıyor
  • Type A adaptörü harici satılıyor
  • Cihazın kasası plastik

 

İkinci model ise, Crucial'in daha premium sınıf için ürettiği ve daha yüksek okuma/yazma hızlarına ulaşan Crucial X8 modeli. Kardeşi gibi bu model de 4TB kapasiteye kadar piyasada bulunabiliyor. Yine ufak ve hafif bir yapıda olsa da kardeşi ile kıyaslayınca daha büyük kalıyor. Ayrıca metal gövde tasarımı da ağırlığını arttırmış. Ancak bu metal gövde ısınan cihazın soğumasına da yardımcı oluyor. Uzun dosya transfer süreçlerinde cihazın ısındığını hissedebiliyorsunuz. Ancak bu sıcaklık çok yüksek değil ve cihazın performansına etki etmiyor.

Pozitif tarafları:

  • Hızı Usb 3.1 Gen2 portunun sağladığı değerlere ulaşabiliyor
  • Kardeşi kadar olmasa da ufak ve hafif
  • Kutusundan hem type c kablo hemde USB 3.1 Gen2 USB A adaptörü çıkıyor.

Negatif tarafları

  • Daha büyük ve ağır yapıda
  • Metal gövdesi ısındığını belli ediyor

Her iki cihazda da begenmedigim hususlar ise, kutularindan koruyucu bir kilif canta cikmasini tercih ederdim. Ayrica SSD'lerin üzerinde herhangi bir led yok. Calisip calismadiklarini anlamaniz pek mümkün degil.

Son olarak, her iki cihaz da vadettikleri hızları sağlayabilmeleri sebebiyle benim takdirimi kazandılar. İçlerinden seçim yapmam gerekirse de, her ne kadar x8 modeli daha hızlı bir ssd olsa da,  X6 modeli daha ufak ve daha hafif yapısı ve görece pek düşük sayılmayacak veri hızları sebebiyle kendisinden daha pahalı konumlandırılan x8 modelinden daha avantajlı duruyor diyebilirim.

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Philips Picopix Max One ile Taşınabilir Projeksiyonlara Bakış

Herkese selamlar,

Baştan uyarayım, bu biraz uzun bir yazı olacak. Projeksiyon cihazı, özellikle taşınabilir olan modelleri düşünenler için bir kaynak olsun istedim. O yüzden özet bekleyen arkadaşlar sayfanın sonlarına doğru yer alan Sonuç bölümüne bakabilirler.

İncelemeye başlamadan önce taşınabilir projeksiyon cihazı kavramını açmamın daha doğru olacağını düşündüm. Bu sınıftaki projeksiyon cihazları, normal projeksiyon cihazlarından çok daha ufak, hafif ve çoğunda bulunan dahili pil çözümleri ile mobilitenin gerekli olabildiği durumlar için tasarlanmışlar. Gerek ufak ve hafif olması, gerekse de az güç tüketmesi sebebiyle ışık kaynağı olarak led tercih edilmekte. Bazı modellerde lazer kullanılıyor olsa da bu ürünler fiyat olarak led kullanan projeksiyon cihazlarından hala yüksekler. O sebeple şimdilik led sistemi üzerinden devam edelim.

(foto kaynak: https://panasonic.net/cns/projector/products/lrz35/what_is_RGB_LED/ )

Işık kaynağı olarak led sistemi kullanan projeksiyon cihazlarının genel avantajlar:

* Çok daha uzun lamba ömrü sunmaları (20.000 yada 30.000 saat seviyelerinde)

* Daha düşük enerji ihtiyacına sahip olmaları, hatta dahili/harici bataryalarla bile çalışabilmeleri

* Daha az ısı üretmeleri sebebiyle nisbeten az fan gürültüsüne sahip olmaları

* Büyük bir lamba tertibatı olmadığı için daha ufak ve hafif çözümler üretilebilmesine olanak sağlanması

Bunun yanında led sistemli projeksiyonların en temel dezavantajları ise ışık şiddetinin (lümen, Ansi Lümen vs diye gördüğünüz tabirler) lambalı projeksiyonlara kıyasla çok daha düşük seviyelerde kalması. Bu sebeple de aydınlık yada gündüz vakitlerinde projeksiyon cihazını kullandığınızda görüş keskinliğinde düşme yada net görünmeme gibi problemler görülmekte.

Bir diğer negatif husus ise çözünürlük seviyelerinin hala yeterli seviyede olamaması. 1080P ve üzeri olan taşınabilir led projeksiyon cihazları fazla yoklar ve olanlarda halen çok pahalılar.

 

Bu iki negatif etki sebebiyle, taşınabilir projeksiyon cihazlarının reklamlarına bakarsanız gece yada karanlık ortamlarda, film izleme yada youtube’da takılma gibi kavramlar üzerinde durduklarını görürsünüz. Bu cihazlar film, video vs için yeterli olabilselerde, çözünürlük ve düşük ışık şiddeti sorunlarından dolayı işyerlerinde bir sunum projeksiyonu gibi işlerde fazla verimli değiller.

 

Bu genel girizgahtan sonra gelelim benim inceleyeceğim Philips Picopix Max One projeksiyon cihazına, özelliklerine ve neden bu cihazı tercih ettiğime.

Yatak odamda yer kısıtı sebebiyle TV koyabilecek güzel bir nokta bulunmuyor. Ancak yatağımın karşısında büyük beyaz bir duvar var. Uyku öncesi uzandığım yerden ufak bir dizi izlemek, youtube da bir videoya bakmak (teknoseyir haftalık gündemi izlerken uyumak 😂) yada ufak bir oyunu uzanarak oynamak keyifli olabiliyor. Bu sebeplerle taşınabilir projeksiyon cihazı araştırmasına girişip ilk olaran Anker Nebula Capsule cihazını satın aldım.

(foto kaynak: https://www.lifewire.com/anker-nebula-capsule-review-4682546

Boyut olarak kutu kola kadar olan bu cihaz, 360 derece hoperlörü, bluetooth, wifi ve Android 7.1 bulundurması ile tam bir all in one çözümüydü. İçine netflix, amazon prime, Turkcell TV+ ve Youtube kurabiliyor ve içerisinde bluetooth olduğundan bt kulaklığımla eşleyip sessizce de kullanabiliyordum. Pili 2,5 saat civarı gidebildiği için bir filmi yada birkaç bölüm diziyi rahatlıkla izletebiliyordu. Ancak bu cihazın 2 temel handikapı vardı.

- Çözünürlüğü 480P ve bu yeterince keskin değil

- Işık gücü 100 Ansi Lümen, ortam ancak çok karanlıksa verimli.

- HDMI bağlantı portu olsa da USB çıkış portu bulundurmaması

Bu sebeple biraz daha üst sınıfta yer alan projeksiyon cihazlarına bakmaya başladım. Ufak ve taşınabilir olmaları önemli olduğundan Xiaomi Wanbo gibi belli boyuttaki ürünleri skalamın dışında tuttum. Nisbeten ufak, taşınabilir ve daha güçlü sınıfta yer alan cihazlar şunlar:

- Anker Nebula Capsule II: 

(foto kaynak: http://tekititos.com/reviews/anker-nebula-capsule-ii-review/ )

Boyut olarak yukarıda özetlediğim Capsule I modelinden biraz daha büyük ve ağır ancak bazı avantajlarla geliyor. Bunlar;

* Android TV 9.0 ile gelmesi

* Daha yüksek çözünürlük

* Daha kuvvetli hoperlör (8W)

* İlave USB portuna sahip olması

Ancak:

-Yeterince yüksek olmayan (720P) çözünürlük

-Azalan pil süresi

-200 Ansi lümen gibi hala düşük olan ışık şiddeti

-Daha büyük ve ağır yapı

gibi negatif yanları sebebiyle bu cihazı listeden çıkardım.

 

- Anker Nebula Solar:

Boyut ve şekil olarak Mac Mini bilgisayarın beyazı gibi durmakta. Ondan biraz daha kalın. Nebula Capsule çözümleri kadar ufak olmasa da yukarda saydığım dezavantajları düzeltmişler. Bu cihaz:

* 1080P native çözünürlük ile geliyor

* 2x3W hoperlöre sahip

* Dahili bataryalı versiyonu var

* 400 Ansi Lümen ışık gücü var

* Android TV 9.0 ile geliyor.

Ancak benim açımdan:

- ışık gücü 400 ansi lümen olsa da hala yetersiz

- boyutu benim taşınabilir projeksiyon cihazı beklentimin bir tık üzerinde

- Dahili bataryalı modeli pahalı (600-700 Euro bandında, bazen kampanya ile 500 Euro seviyelerine düşebiliyor)

- Xgimi Mogo Pro: 

boyut olarak Anker capsule II’den biraz daha büyük. Android 9.0 ile geliyor ve native 1080P çözünürlük ile 2x3W Harman Kardon hoperlörleri var. 3D desteğine de sahip. Dezavantajları ise ışık gücü 300 Ansi lümen, boyutları biraz büyük ve tuğla gibi adaptörü ile yeterince taşınabilir değil. Fiyatı da görece yüksek (550 Euro seviyelerinde)

-Xgimi Elfin

(foto kaynak: https://www.gaming-grounds.de/xgimi-elfin-test-so-schlaegt-sich-der-kleine-led-beamer/)

içime en fazla sinen modellerden biri. Şekil olarak Anker Nebula Solar’a benzese de daha ince ve kibar. Native 1080P, Android TV, 800 Lümen ışık gücü gibi aradığım özellikleri taşıyor olsa da en temel eksikliği dahili bataryasının olmayışı. Fiyatı da yüksek, 650 Euro seviyelerinde.

-Philips Picopix Max:

Tüm seçenekler içerisinde aklıma en fazla yatan model bu oldu. Avuç içinden biraz büyük yapı, Native 1080P çözünürlük, 800 Ansi lümen ışık gücü, Android 9.0, wifi/bt, 2x4W dahili hoperlör, 3 saat civarı pil ömrü, type c’den şarj, ilave type c görüntü desteği, sd kart okuyucu, usb port, hdmi portu, touchpad olarak da kullanılabilen full dokunmatik yüzey gibi gerçekten Max bir çözüm. Ancak fiyatı 750 Euro seviyesinde ve kullanıcılar dahili android sisteminin performansından memnun kalmamışlar. O yüzden bu kadar parayı bu cihaza vermeye ikna olmadım.

- Philips Picopix Max One

Bu noktada radarıma başka bir Philips projeksiyon cihazı daha takıldı. 2021 yılında duyrulan bu modelin adı Philips Picopix Max One. Yukarıda paylaştığım modelin smart fonksiyonları (android, wifi, bt) çıkartılmış light bir versiyonu. Bu sayede hem pil süresi bir miktar artmış (3,5 saat civarı) hemde belirttiklerine göre daha performanslı hoperlörler ekleyip, hdmi lag problemlerini de gidermişler. Üstelik fiyatı da daha rekabetçi seviyeler olan 400 Euro bandına inmiş.

 

Ne gibi eksiklikleri var dersek;

-Belirttiğim üzere smart bir cihaz değil, sizin harici bir kaynak cihaz bağlamanız lazım

-Dahili wifi yada Bt yok

-Otomatik keystone var ama otomatik netleme yok. Elektronik netleme var

-Şarj portu type c değil ancak adaptörü 20V 3,25W ile standart 65W’lık bir model.

Ben bu modeli geçtiğimiz hafta Mediamarkt’ın refurbished reyonunda tüm kutu içeriği ile birlikte 230 Euro’ya satın aldım. İncelemenin kalanına bu cihaz özelinde devam edeceğim. Cihaz smart olmadığı için de bu cihaza smart özelliklerini katmak için yanında Google Chromecast’ın 4K ve Android TV yüklü modelini tercih ettim. (Fiyatı 60 Euroydu)

Öncelikle projeksiyondan biraz bahsedeyim. Özellikleri şöyle;

Kutu içeriğinde de, cihazın kendisi, kullanım kılavuzu, uzaktan kumandası ve 2 adet AAA kalem pil, USA tipi adaptör ve bu adaptörün UK ve EU çevirici başlıkları ile bez bir taşıma çantası çıkıyor.

Adaptörü çok büyük değil ancak 65W gibi usb type c standartını destekleyen bir güç sunsa da, usb type c olmayışı bence negatif bir nokta olmuş.

Cihazın boyutları gerçekten ufak, avuç içinden biraz büyük.

Xiaomi 20.000 mah powerbank ile olan kalınlık ve boyut kıyaslaması şöyle.

Cihazın giriş portları ise, HDMI gririşi, USB type A girişi, Type C girişi (sadece görüntü transferi için), güç ve şarj girişi ile 3,5mm kulaklık çıkışı şeklinde. Cihazın altında da tripod bağlamak için vida yeri de mevcut.

Cihazın üzerinde yer alan dokunmatik tuşlar ile kullanımı kolay olduğundan cihazın kumandasını kutusuna koyup kaldırdım. Zaten az sonra belirteceğim Chromecast kumandası, cihazı kapatmaya ve ses seviyesi işlemine de destek sunduğundan kendi kumandasına hiç ihtiyacım olmuyor. Cihazın yüzeyi mat siyah kaplama olsa da parmak iziniz kalabiliyor. Bunların dışında cihazın fan gürültüsünün, kullandığım diğer tüm projeksiyon cihazlarından daha düşük seviyede olduğunu ve fanın da cihazın ön tarafında yer alması sebebiyle fan gürültüsünün izleyiciye direkt yönlendirilmediğini farkettim. Bu gerçekten güzel bir detay olmuş.

Birazda cihazın yanında satın aldığım Google TV yüklü Chromecast’a değinmek istiyorum çünkü bence açıkara bu boyuttaki TV boxlar içerisinde en başarılı çözümlerden birisi.

kutu içeriğinden cihazın kendisi, kumandası, type c şarj kablosu ve adaptörü çıkıyor. Kumanda da TV yada projeksiyonunuzu da kontrol edebilecek şekilde ses açıp kısma ve cihazı kapatma tuşları da bulunuyor. Bu tuşlar Philips Picopix Max One ile de sorunsuz çalışmakta.

Google Chromecast özellikleri de şöyle;

Açıkcası, harici bir usb portunun daha olmasını (usb otg destekli dense de ben bu özelliğini çalıştıramadım) ve 8gb’dan daha fazla depolamaya sahip olmasını tercih ederdim. Onun dışında boyut, hız, projeksiyon cihazının usb’sinden aldığı güç ile çalışması gibi sebeplerle bu ikili, 700 Euro seviyesinde satılan büyük abi Philips Picopix Max’den çok daha performanslı oldular. Bu ikili, Netflix, Amazon Prime, Disney+ ve Apple TV+ gibi tüm stream platformlarının yanı sıra Vodafone TV, BluTV gibi IP TV platformlarını ve Youtube’u rahatlıkla izlememi sağladığı gibi, bluetooth üzerinden bağladığım DS4 Controller ile de Geforce Now üzerinden büyük bir ekranda oyun oynamama da destek oldu. Bu açılardan Google Chromecast’ın bu çözümü, android tv box arayanlar için oldukça pratik bir çözüm olmuş diyebilirim. Ayrıca Android veya Apple telefonlar için kablosuz ekran yansıtma çözümü de mevcut.

Google Chromecast, Google TV 10.0 ile geliyor ve bu sınırlamalar dahilinde tüm Google TV uyumlu apk’lar ile sorunsuz çalışıyor. Bu noktada projeksiyonun diğer görüntü giriş portu olan Type C portundan da bahsetmek istiyorum.

Type C Portu vadettiği kadar efektif değil:

Bu cihazda beni en çok heyecanlandıran hususlardan birisi de type c görüntü girişini desteklemesiydi. Nisbeten yeni bir standart olduğu için ve hdmi gibi kalın bir kablo ile geniş bir yuva olmadığı ve görüntü haricinde data ve enerji de taşıyabildiği için type c görüntü çözümünü çok daha efektif buluyorum.

Bu özelliği ilk olarak Huawei P40 Pro telefonum ile denedim. Type C üzerinden hem ekran yansıtma hemde DeX modu sorunsuz çalıştı. Ayrıca DeX modunda Netflix gibi streaming platformları da sorunsuz çalışmakta. Yani aslında Google Chromecast olmadan da direkt telefonumu bağlayarak da tüm medya tüketim ihtiyaçlarımı karşılayabilirmişim. Bu özelliği oldukça başarılı.

İkinci olarak Ipad pro ile denemeler yaptım. İpad Pro’da aynı Huawei P40 Pro gibi sorunsuzca type c üzerinden görüntü verebildi. Apple bilgisayarım olmadığı için deneyemedim ama kullananlar Macbook Air yada Pro cihazların da type c üzerinden sorunsuz çalıştığını ve görüntü verebildiğini yazmışlar.

Ancak projeksiyon cihazındaki Type C çözümü malesef bu kadar sorunsuz çalışan bir yuva değil. Nintendo Switch ve Type C görüntü çıkışı destekli Lenovo X13 model laptopumla type c üzerinden görüntü çıkışı alamadım. Bunun sebebi de projeksiyon cihazındaki type c portun yeterli güç iletimi desteğinin olmayışı.

Nintendo Switch’i yukarıdaki gibi bir kablo kullanarak projeksiyona HDMI üzerinden bağlarsam sorunsuzca görüntü desteğini sağlayabildiğini farkettim. Bu kabloda boşta kalan type c power kısmını brojeksiyon cihazındaki usb type a portu ile bağladığımda Nintendo Switch çalıştı. Demekki asıl problem projeksiyon cihazının type c portunun yeterli güç sağlayamıyor oluşu.

SONUÇ:

Taşınabilir projeksiyon cihazları pahalı birer oyuncaklar ve halen ışık gücü ve çözünürlükleri bu fiyatın hakkını verebilecek seviyede değiller. Ancak bu bütçeleri ayırabilecek kişiler için, ev dışında, kampta, yolculukta, otel odasında yada arkadaşlarla buluşmalarda son derece keyifli anlar paylaşmanıza olanak sunuyorlar. Philips Picopix Max One projeksiyon cihazı da;

* Neredeyse avuç içi kadar ufak ve 800 gram civarında ağırlık

* 1080P çözünürlük

* 4K cihaz desteği

* 800 lümen parlaklık

* 2x4W hoperlör

* 4 saat civarı pil ömrü

* Type C görüntü giriş desteği

* Nisbeten makul fiyat

* Düşük fan gürültüsü

ile rakiplerinden sıyrılmayı başarıyor. Ancak dezavantajları da yok değil;

- Smart bir projeksiyon değil

- Type C portu her cihaz ile uyumlu değil

- Güç girişi type c değil

Bu tarz bir cihaz arıyorsanız ve bu dezavantajlar sizin için sıkıntı teşkil etmeyecekse, bu projeksiyon cihazını kesinlikle tavsiye ederim.

Son olarak cihazın mobilite yönünü gösterebilmek için evdeki ıvır zıvırlarla şöyle bir “taşınabilir multimedya çantası” topladım.

Çantanın boyutları 24cmx25cmx9,5cm yani gayet makul boyutlarda.

çantanın içindekiler de şöyle;

-Philips Picopix Max One

-Motorola EQ7 taşınabilir speaker (JBL üretimi 4 sürücü)

-Playstation Vita TV

-DS4 controller

-Google Chromecast ve kumandası

-Windows 10 ve MS office yüklü PC stick ve touchpadli klavyesi

-mini tripod

-Tüm bu cihazları şarj eden yada çalıştıran Baseus 65W adaptör

-Tüm gerekli HDMI, Type C, Micro Usb kablolar.

Bu set ile windows, oyun, film, tv gibi tüm multimedya ihtiyaçlarını ufacık bir çantada taşıyabilmek mümkün. Projeksiyonun kendi hoperlörleri gayet yeterli olsa da JBL’in bu çözümü ile ses seviyesi oyunlarda ve filmlerde çağ atlamış gibi oldu. Aşağıdaki fotografları öğleden sonra saat 15:00’de güneşli bir havada ve perdeler açık şekilde çektim. Bu haliyle bile bence çok başarılı ki gece performansının bundan kat kat daha başarılı olduğunu söylememe gerek yok zaten.

Şimdilik bu kadar diyelim. Denememi istediğiniz bir ayar, cihaz yada kullanım şekli varsa yazarsanız yardımcı olmaya çalışırım.

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 21 / 25

Taşınabilir Şarj 4.0 - Baseus Şarj Çözümleri ile 65W Deneyimi

Uzun süredir elimdeki 5W yada 10W çıkış ve giriş kapasiteli şarj cihazlarım ile powerbanklerimi daha güncel ve hızlı modeller ile yenilemeyi düşünmekteydim. Bu aşamada da öncelikle markaya karar vermem gerekiyordu. İlk etapda ufak bir araştırma sonucunda Baseus’un prizden şarj olabilen ve Gan2 teknoloisini destekleyen 10.000mah 45W powerbankini satın alarak denemelere başladım. Bu powerbankin gerek kalitesinden gerekse de hızından çok memnun kaldığım için de bu güncelleme sürecini tamamen Baseus markası ile yapmaya karar verdim ve farklı zamanlarda satın alarak mevcuttaki setimi artık tamamladım, sette şuan:

 

 

1 adet 120W destekli Gan2 Şarj adaptörü (1 usb type A ve 2 type c çıkışlı)

1 adet 65W destekli Gan2 Şarj Adaptörü (1 usb type A ve 1 type c çıkışlı)

2 adet 45W destekli Gan2 teknoloili 10.000mah powerbank (birisi 1er adet type A ve C, diğeri 2 adet type c çıkış destekli)

1 adet 65W destekli 20.000mah powerbank (2 type A, 1 type C, 1 micro usb)

1m type c to type c  ve 2m type A to type c 100W destekli 2 adet kablo bulunmakta.

 

Ancak şuan 65W şarj çözümleri özelinde 65W destekli Baseus adaptör ve 20.000mah powerbank’ten bahsedeceğim.

Anlatacaklarıma başlamadan önce, kullandığım cihazlar ve neden 65W geçişini istediğimden bahsedeyim: pandemi öncesinde işim gereği farklı ülkelerdeki farklı ofisleri ziyaret etmem gerekiyordu. Bu vesliyle de mobilite ve hız benim açımdan oldukça önem arzetmekte. Eğer koşullar elverişli olursa bu seyahatler önümüzdeki sene tekrar başlayacak, o yüzden de hazırlıklı olmak istedim. Kullanacağım cihazlar:

Lenovo Thinkad x13 65W şarj destekli Laptop

Ipad Pro M1 11 inch

Iphone XR

Huawei P40 pro

Seyahatlerde kafa dağıtmalık Nintendo Switch oyun konsolu 🙂

 

Denemelerimi benim bir profesyonel yada poweruser değil, normal bir kullanıcı olarak yaptığımı, bu sebeple de teknik bilgi yada teknolojinin detayları değil de gündelik kullanımdaki etkileri üzerine değineceğimi en baştan belirteyim.

Şarj süreçlerine başlamadan önce powerbankden bahsedeyim. Dış yüzeyi tamamen mat alüminyum kaplı ve premium bir hissiyata sahip. Halen kullanmakta olduğum Xiaomi 20.000 mah powerbank ile boyut kıyaslaması yaparsak, xiaomiden daha uzun ve daha kalın ancak daha ince. Ağırlığı ise çok fark edecek seviyede gelmedi bana.

Powerbankin yanındaki düğmeye 1 kere basınca içindeki şarj yüzdesini, 2. basışta giriş yada çıkış gerilimini Volt cinsinden ve 3. basışta da giriş yada çıkış akımını amper cinsinden göstermekte.

 

65W Gan2 şarj adatörü ise oldukça ufak. Bu adaptörle hem bu powerbanki şarj edebilme, hemde laptop dahil yukarda saydığım tüm cihazlarımla kullanabilme fikri beni oldukça etkiledi.

Powerbank kutusundan %83 şarj ile çıktı ve ilk denememi ipad pro ile yaptım

Şarj süreci 31-32W ile başladı ve pil dolmaya yakın zaman içerisinde azaldı.

Ipad Pro %9 şarj seviyesinden %56 seviyesine 44 dakikada, %100 seviyesine ise 2 saatte ulaştı. Ipad pro şarj olduktan sonra powerbank de %17 şarj kalmıştı. Kabaca ipad proyu 1,5 kez şarj edebileceğini düşünüyorum.

Powerbanki tüketip şarja takmak için de %19 şarj seviyesindeki Huawei P40 Proyu şarja taktım ve 56 dakika sonra P40 Pro %77 şarj seviyesine ulaştığında powerbankin pili tükenmiş oldu. Buradan P40 Proyu kabaca 4 kere şarj edebileceğini düşünmekteyim.

Powerbanki 12:03 de 65w’lık adaptörü ile şarja taktım ve 12:49 da %50 seviyesine ulaştı. Tam şarj süresi ise 2,5 saat civarı sürdü. Bu süre benim için oldukça iyi ve hızlı diyebilirim.

Powerbank %100 şarja ulaştıktan sonra artık laptop ile denemelere başlayabilirim dedim ve %75 şarj seviyesindeki lenovo latopu powerbanke bağladım

15:15 da başlayan şarj süresi 16:18 de %100 e ulaştı ancak aynı ipadde olduğu gibi laptop şarj olmaya yakın verilen amper miktarında azalma olduğunu da belirtmek isterim.

Bu noktada Powerbank’de kalan enerji ise %72 seviyesindeydi. Bu kısa denemeden laptopu en azından 1 kere şarj edebileceğini varsayıyorum.

Bundan sonraki denememi Iphone XR ile yaptım. Elimde noname type c to lightning kablosu ile demeler yaptım ama bu kablo sanıyorum 5V 2A üzerine çıkamadığı için 10W ile şarj işlemini gerçekleştirebildim.

Iphone %38 şarj seviyesinden %100 şarj seviyesine 2 saat 20 dakikada ulaştı ancak bu noktada kablonun kalitesizliği büyük etken. En kısa sürede orjinal bir kablo edinmeye karar verdim.

Powerbank’de ise kalan şarj miktarı %53 idi. Sanıyorum iphone XR’ı da 4 defa civarında şarj edebilecektir.

Son testi de Nintendo Switch ile gerçekleştirdim:

15V ve 1A ile 15W üzerinden Nintendo Switch %22 şarj’dan %100 şarja yaklaşık 2,5 saatte ulaştı. Bu benim için yeterli bir süre. Şarj esnasındda ekranın çoğunlukla açık ve oyunlarda da güncelleme yaptığımı da belirtmeliyim.

Son olarak, güncel dolar kurunun etkisi ile gerek powerbank gerekse de 65W adaptör oldukça tuzlu seviyelerde bulunuyor olsalar da, iş modeli benim gibi olup hızlı, pratik ve görece hafif şarj çözümleri arayanlara bu ikiliyi tavsiye edebilirim. İlk intibam oldukça olumlu ve benim tüm beklentilerimi karşıladılar.

Sizin de denememi istediğiniz başka bir test olursa söylerseniz yapıp bilgi vermeye gayert ederim.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Atom Karınca Zotac Magnus One Barebone PC

Herkese selamlar,

Geçtiğimiz hafta perşembe günü sitede sosyal üzerinden de paylaşmıştım. Kullanmakta olduğum PS4 ve Xbox One X oyun konsollarımı, artık yaşlarını doldurmaları sebebiyle emekliye ayırmıştım. Ancak yeni oyun konsolları halen oldukça büyük ve görece güçsüz oldukları için de yeni bir konsol almak yerine bu konsolların daha ufak ve pro modelleri çıkana kadar orta-güçlü arası bir pc ile yoluma devam etmeye karar verdim. Sonuçta bu PC aynı konsol misali TV yanına konulacak bir kasa olacağından da büyük ve hantal bir kasa şeklinde olmaması gerekiyordu. Araştırmalarım sonucunda Zotac’ın bu amaçlarla ürettiği barebone PC Zotac Magnus One’da karar kıldım. Tabiiki bir itx anakart ve kasa alıp kendim de tolayabilirdim ancak derli tolu dertsiz bir sistem olması ve de ufak ve güçlü bir güç kaynağı bulmanın zorluğu sebebiyle Zotac Magnus One benim ihtiyaçlarım için biçilmiş bir kaftan oldu.

Bu PC’den iki versiyon var, ilk versyon Intel i5 10400 işlemci ve RTX 3060’lı versiyon. Bu versiyonu yaklaşık 1.000 EUR seviyelerinde bulabiliyorsunuz. Ben daha uzun ömürlü olabilsin diye bir üst versiyon olan i7 10700 işlemci ve RTX 3070’li seçeneği seçtim. Kasada Ram ve SSD/HDD hariç herşey var ve kurulu şekilde geliyor. Yani bu PC’yi aldığınızda RAM ve SSD ve tabiiki Windows işletim sistemi lisansı da almanız gerekli. Anakart Sodimm ramlari (Laptop rami) destekliyor. 2 ram slotu var ve veriyolu hızı da 2.666/2.933 mhz arası. Bu sebele de ben Corsair’in Vengance 2.933 mhz 16x2 ddr4 ram setini tercih ettim. Cihazda 2 NVME ssd bir de 2,5 inch sata ssd/hdd yuvası var. Şimdilik daha da pahalıya kaçmamak için 1tb Crucial 2 NVME SSD ile kurulumu yatım. Okuma hızı 2400 mbs kadar olan mütevazi bir ssd bu. Ekran kartı bölümü ise kasanın diğer tarafında ve orası bütünüyle RTX 3070’e ayrılmış. Boyut itibariyle Zotac’ın bu alanda uzmanlaştığı 2 fanlı mini versiyon bir RTX 3070 olsa da piyasadaki normal RTX 3070’ler ile tamamen aynı özelliklerde.

 

Cihaz boyut olarak hayli ufak. Xbox one x’den kalınlık olarak fazla olsa da en ve boyu daha ufak. 1 lt kola şişesi ve evdeki diğer PC olan Ryzen 9 5900x ve RTX 3060 TI olan kasa ile boyut kıyaslamaları da şöyle.

 

Bu boyutta ve bu güçte bir cihazı soğutmak da başlı başına bir dert. Zotac bu amaçla kasanın 3 tarafını mesh ızgaralı kapaklarla tasalrlamış. Buralardan sıcak hava tahliyesi yapılırken bir yandan da kasanın üzerindeki 2 adet egsoz fanı da ısınıp yükselen havanın tahliyesine yardımcı oluyor.

 

Bu PC’de en sevmediğim ve bu sebele de 2 yıldız kırdığım tek husus ise oldukça gürültülü bir CPU fanına sahip olması. Hatta kendisine bir isim de verdim: “Huzur S.ken” sıkıntı şu ki, bu arkadaş bu özel dizayn itx anakart için neredeyse sıfıra sıfır tasarlanmış bir yapıda olduğundan, piyasadaki başka bir fan ile ikamesi malesef çok zor. Gerek üstten kasa kapağı ile olan mesafesi, gerekse de VRM’ler ile olan yakınlığı sebebiyle bu tür değişikliğe pek izin vermiyor. Yapı itibariyle cpu fanı ısı borulu bir soğutucu olmasa da bakır bir yüzeye sahip olması yine de sevindirici.

 

Cihazın beğendiğim tarafı ise ekran kartının değişime açık bir yapıda olması. İlerde yine mini model ve 500W PSU’nun yeteceği bir ekran kartı le upgrade edeilmek mümkün gibi durmakta.

 

Gelelim oyun testlerimize. Gerek boyut kıyaslaması olsun, gerekse de 4k sonuçlarını görebilelim diye PC’yi geçici olarak TV’nin hemen yanına kurdum. TV 50 inch Philips 50PUS8804 model 4k android TV. HDR10, HLG, Dolby Vision ve Dolby Atmos desteği ile Bowers & Wilkins 2+1 dahili ses sistemi var. Tek sıkıntı 60hz bir tv ancak zaten yeni konsollar da 4k 60 fps için ölçeklendirildiğinden benim için fazla bir fark yaratmıyor.

 

Diğer oyunlarda 4k 60 fps’i kolay yakalayacağımı düşündüğm için 3 adet AAA oyun belirledim. Bunları sırayla göstermeye çalışacağım. İlk oyunumuz RDR2. 4K çözünürlükte ayarlar ekranındaki tüm ayarlar en sonda olacak şekilde durum şöyle:

 

 

35 fps pek oynanabilir olmadığından ayarları biraz kısmak gerekti. Diğer tüm ayarlar en sonda fakat  advanced graphic kısmını Vulcan yapıp buradaki ayarları default’a getirince 50-55 fpsleri buluyor. Bu haliyle bence oynanabilir bir hale geliyor.

 

İkinci oyunumuz AC Valhala. Yine tüm ayarlar olabilecek en full ve 4k çözünürlüğe getirdim ancak 38 fps ile oynanabilirlik zor bir noktada.

Sadece ayarlar kısmından ultra high olan tüm ayarları high yaptığımda ise FPS 44-45 aralığında, bence yine düşük

 

Çözünürlüğü 4k’dan 2k’ya düşürüp tüm ayarları yine en sona dayadım, bu haliyle 50-55 fps leri gördü. Bu oyunda bu kasa ile ya 4k medium yada 2k High-ultra arası akıcı olarak oynanabilir diyebiliriz.

 

Son oyunumuz ise sistem katili ve olmazsa olmaz Cyberpunk 2077. Bu oyun zaten en baştan 4k’da düzgün bir hızda çalışmaz diyerek denemelerimi 2K’da yaptım. 2K ve tüm ayarlar en sonda, Ray Tracing açık ve DLSS kalite modunda şekilde 51-55 fps arası ve bence yeterli bir akıcılıkta. Bu oyun için 4K ancak 3080 TI veya 3090’ın harcı gibi.

 

Son olarak cihaz yurtdışında 1.350 Euro, Türkiye’de ise 17.000-20.000 TL bandında bulunabilmekte, yani kabaca hem xbox series x hemde ps5 alsanız dahi bu seviyelere ulaşamazsınız. O yüzden sadece oyun amaçlı düşünürsek bu kasa fazla lüks bir konsol olsa da gerek boyutu gerekse de oyun harici kullanım kabiliyetleri ile benim beklentilerimi oldukça karşıladı. Olumsuz olarak sayabileceğim CPU fan gürültüsü ve kasanın her yanının delikli olması sebebiyle ilerde yaşanabilecek toz sıkıntısını bir kenara bırakırsak bence oldukça güçlü ve kibar bir kasa olmuş diyebilirim.  Bütçesi yeten ve böyle bir PC arayan tüm arkadaşlara önerebilirim.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 8

Laptop Gibi Olup Laptop Olmayan Cihaz: EVICIV Lapdock

Herkese selamlar,

Huawei P40 Pro telefonumu satin alip EUMI Desktop modunu da gordukten sonra, telefonun bu ozelligini acaba daha verimli kullanabilir miyim diye dusunmeye baslamistim. Bu donemde de MS Ofis, Internet, youtube gibi basit ihtiyaclarimi karsilayabilecek bir laptop arayisindaydim ve sonra acaba telefonumu bu ihtiyaclarimi karsilayabilmek amaciyla da kullanabilir miyim dusuncesiyle arayisa girerek bu cihazi kesfettim ve aliexpress den satin adlim. Cihazin aliexpres linkini asagida paylasiyorum.

https://de.aliexpress.com/item/1005001761528858.html?trace=wwwdetail2mobilesitedetail&algo_pvid=cbfeb169-a894-4c1b-9d23-51efb15194ae&algo_expid=cbfeb169-a894-4c1b-9d23-51efb15194ae-0&btsid=2100bde716156559923081737ea96e&ws_ab_test=searchweb0_0,searchweb201602_,searchweb201603_

Cihaz aslinda gorunus itibariyle 13,3 inc boyutlarinda bir laptopdan farksiz. Ancak aslinda klavyesi ve touchpadi olan tasinabilir bir ekran diyebiliriz. Saticinin Almanya'daki deposundan benim adresime ulasmasi toplamda 3 gun surdu ve aliexpress kupon, kampanya, jeton vs kombosuyla bana maliyeti 150 Euro oldu.

Cihazin kutusu genel itibariyle oldukca sade tutulmus. Hatta oldukca az bilgi icerdigini de soylemeliyim.

Kutu icerigine baktigimizda kullanim kilavuzu ve garanti kagitlarinin haricinde cihazin kendisi ve zengin bir kablo icerigi dahil edilmis. Kutudan cihazla birlikte 2 adet Type C to Type C usb kablosu, 1 adet Type C to Type A usb kablosu, 1 adet de HDMI cikisli cihazlari baglayabilmek icin Mini HDMI to HDMI kablosu cikiyor. Kablo uzunluklari fazla degil, yaklasik1 metre civarinda. Kutudan ayrica 18A guc cikisli bir adaptor de cikiyor. Bu adaptorle lapdocku sarj edebiliyorsunuz. Henuz sarj etmedigim icin ne kadar surede sarj oldugu ve sarjinin ne kadar sure dayandigi hakkinda yorum yapamiyorum. Ilerde bu konuda da bilgi verebilirim.

Cihazin kendisinin 13,3 inc boyutlarinda bir laptoptan farksiz gorundugunu belirtmistim. Tumuyle aluminyum alasimli metal malzemeden uretilmis ve oldukca ince bir yapisi var. Gorunus itibariyle Macbook yada o siniftaki premium laptoplar gibi gorunuyor. Ekran 180 derece donebiliyor ve ihtiyaciniz dogrultusunda laptop, cadir modu yada tablet modunda kullanilabiliyor. Cihazdaki klavyede harf boyutlari ve harf araliklari yeterli tutulmus, kaliteli bir yazma hissi veriyor. Ayrica 3 seviye klavye isiklandirmasi da bulunuyor. Secilen isik rengi ise beyaz. Touchpad ise boyutlari itibariyle yeterince genis. Kalite hissiyati bir macbook gibi olmasa da isini gayet iyi yapiyor. ve coklu dokunmatik destegi de var. Cihazin en zayif tarafi ise uzerindeki 2 adet stereo hoperloru. Ses siddetini oldukca az buldugumu soyleyebilirim, hatta telefonunuzun hoperlorunu kullanmaniz daha iyi bir ses kalitesi almanizi bile saglayacaktir.

Cihazda 10.000 Mah dahili batarya var ve bu batarya hem cihazin elektrik ihtiyacini karsiliyor hemde telefonunuzu sarj edebiliyor.

Cihaz genel itibariyle ince ve hafif bir yapida. Metal olmasi sebeiyle hem saglam hemde kaliteli bir hissiyata sahip. Sol tarafinda telefonunuzu baglayacaginiz type c girisi ve altinda da mini hdmi girisi bulunuyor. Sag tarafinda ise 3,5 inclik kulaklik cikisi, microsd kart okuyucu, type c seklinde guc girisi ve acma kapatma tusu bulunuyor.

Cihazda 13,3 inch fullHD IPS ve 10 noktali dokunmatik ozelligine sahip bir ekran bulunuyor. Ekranin ozelliklerini yukarda paylastigim urun linkinden de gorebilirsiniz. Gorus acisi ve isik siddeti itibariyle beklentilerimin oldukca uzerinde oldugunu soyleyebilirim. Isik sizmasi yada olu piksel gibi bir sorunla da karsilasmadim.Dokunmatik hassasiyeti de yeterince iyi.

Ekranin ayarlar menusune sag alt tarafina iki parmakla dokunup cekerek ulasabiliyorsunuz.

Telefonunuzu baglayip desktop moduna gectiginizde de normal bir laptopdan farksiz oluyor. Gerek tablet modunda, gerekse de laptop modunda gayet keyifli bir kullanim imkani sagliyor.

 

Cihazin uzerindeki microsd kart okuyucuya 200 gb sdcard takarak denedim, kart icerisine rahatlikla ulasabiliyor ve kaydettiginiz film, muzik yada fotograf dosylarinizi acabiliyorsunuz.

 

Son olarak, bu cihazi benim gibi Huawei P yada Mate serisi yada Samsung'un DEX uygulamasina sahip herhangi bir S serisi telefonunu kullanan ve basit ihtiyaclari icin basit bir laptop arayan herkese gonul rahatligiyla tavsiye edebirim. Suanki fiyati biraz yuksek, kampanyalari takip ederek satin alirsaniz fiyatina gore iyi bir rakama ulasabilirsiniz.

 

Siralayabilecegim olumlu ozellikler:

+ Premium gorunus ve hissiyat

+ Sorunsuz ve kolay bir baglanti ve kaliteli bir dokunmatik IPS ekran

+ Lapdop, Cadir ve Tablet mdounu destekleyen 180 derece acili ekran

+ isikli ve rahat bir yazim hissiyati sunan bir klavye

+ Microsd kart okuyucu ve kulaklik cikisi

+ 10.000 mah kapasiteli guclu bir pil

+ Fan sesi vs olmadan laptop tadinda bir deneyim

+ %100 sRGB ekran

+ Diger cihazlariniz icin (nintendo switch, xbox, playstation, android box vs) de kullanabileceginiz tasinabilir ve az guc tuketen bir ekran

 

Eksi Yonleri:

-- Dusuk kalite hoperlorler

-- Orta kalite bir touchpad

-- Gorece az tutulmus usb girisler

-- 4k olmayan yada yuksek tazeleme imkani sunmayan bir ekran (1080p ve 60hz)

-- parlak ekran (mat ekran tercih ediyorum)

 

Son olarak verdigim paraya degdigini ve oldukca memnun kaldigimi soyleyebilirim. Bu seviyelerde bir fiyata bulursaniz ve ihtiyaciniz da varsa kesinlikle tavsiye ederim.

 

İLAVE İÇERİK:

Bu sabah bu cihazı, Windows 10 stick PC ile denedim. Stick PC 5V 3A güç ile çalışıyor. Lapdock'a HDMI üzerinden bağlayıp USB kablosu ile de bağlandığında (klavye, touchpad, dokunmatik ekran aktivasyonu için) kablo salatasını dönse de gayet iyi bir şekilde çalıştı. Dokunmatik ekranı, touchpadi, klavyesi ve SD kart okuyucusu düzgün şekilde çalışıyor. Dokunmatik ekranlı premium görünüşlü bir Windows PC yapmış oldum. Daha kısa kablolar ve PC stick için de bir powerbank ile gayet taşınabilir bir çözüme dönüşebilir.

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 8