Arşivci arkadaşlar Teknoseyirin Önemli serilerinin Archive.org yedeklerine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

https://archive.org/details/tozlu-raflar (Kendi Uploadım)
https://archive.org/details/ts-gundem (tsopenteam)
https://archive.org/details/ts-bilim (tsopenteam)

https://teknoseyir.com/durum/1597378

#TSv3

Tozlu Raflar 2011-2022 : Teknoseyir : Free Download, Borrow, and Streaming :...

Teknoseyir'in 2011-2022 arasında yayınladığı tüm Tozlu Raflar bölümlerinin arşivi.Aşağıdaki playlistten...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Deprem Hakkında

Merhaba arkadaşlar, ilk ağızdan bir inşaat mühendisi olarak sizlere biraz bildiklerimi aktarmak istiyorum. Yazım hatalarıma lütfen aldırış etmeyin.

Öncelikle herkesin ağzında olan ve yüksek katlı binaların kötü olduğu hakkında zeminden, zemin altından  ve zemin üstünden başlayarak tasarım hakkında bilgi vereceğim. Bazı noktalarda sinirleneceğim sebebi ise parası kıymetli müteahhit ve ev sahipleriyle yaşadığım deneyimler. Bazı noktalarda ülkemi eleştireceğim ekonomik zorlukların getirdiği çaresizlikler yüzünden yaşadığım deneyimler yüzünden.

  • Bir bina yapmak istediğinizde öncelikle sizden zemin etüd raporu istenir. Bu rapor sayesinde o zeminin yüksek kata mı, alçak kata mı uygun olduğuunu görmenizi sağlarız. Eğer zemin altında belli derinliklerde yumuşak katmanlar var ise size burada yüksek kat yapmanıza izin verilir. Ancak buradaki önemli detay kazık sistemiyle zemini güçlendirerek. Bu gibi deprem esnasında kendini tutamayan bir zeminde düşük katlı bina yeteri kadar zemine basınç uygulayamacak ve zeminin binayı daha hızlı titreşime sokacağını söyleyebilirim. Kısaca özetleyecek olursam aynı parsel içerisinde bazı bölgelerde 3 kata kadar bazı zeminlerde 5-7 kata izin verilme sebebi budur. Sinirlendiğim nokta burada, zemin etütçü dediğimiz adamların sondajı parsel üzerinde çok az noktaya yaparak fason raporlar oluşturması ve müteahhit ve projeci inşaat mühendisini kandırmış olmasıdır. Burada inşaat mühendisi fason projeye göre tasarım yapar müteahhit de bunu uygular. Burada müteahhidin suçu ise ucuza yapan etütçüyü seçmiş olmasıdır.
  • Zemin kısmına geldiğimde burada hafriyat yanlışları başlar. Bir zemin minimum kabartma yapılarak kazılmalıdır. Eğer ki siz kazı esnasında yanlış kotta derin kazıp doldurursanız geçmiş olsun bir önceki maddede anlattığım zayıf zemine ulaştınız. Eğer yanlış kazı yaptınız derine indiyseniz o noktadan temeli yukselterek kotu yakalamanız gerekiyor. Burada müteahhitin fazla beton korkusu , hafriyatçıya fazla para ödeme korkusu ve kalıpçı işgüzarlıkları devreye giriyor.
  • Bu maddede ise en başından itibaren denetim görevi üstlenen şantiye şefi meslektaşlarım , devlet ve yapı denetim görevlilerine isyanlarım olacak. Malesef ki inşaat sektörünün en önemli kontrol kalemi olan yapı denetim firmaları çok küçük rakamlarla çok fazla şantiyeye yetişmeye çalışıyor. Buda personel yetersizliğine sebep oluyor. Bu durum şöyle sonuçlanıyor en tecrübesiz inşaat mühendisleri çoğunlukla yapı denetim firmalarında proje okumayı öğrenerek büyük inşaatları kontrol ettiğini sanıyorlar. Kesinlikle yapı denetim firmalarında en az 5 yıl şantiye tecrübesi olan mühendisler çalıştırılmalı ki şantiyede neyi kontrol edeceğini bilebilsin. Şantiye şefi görevi üstlenmiş arkadaşlarımızında yapı kontrol nasılsa bakar diyerek sahayı boşlayıp kalıpçıya top atmaması gerekiyor. Devlet ise bu sorunları bildiği halde harekete geçmeyerek hatalı. odalarımızda defalarca söylüyoruz toplanıyoruz herkes kendi koltuğunun derdinde.
  • bu maddede izalatörler hakkında bilgi vermek istiyorum. Binalarda deprem izalatörleri kullanmak inanılmaz bir maddi külfet getiriyor ancak bu sorun hızlıca çözülebilir. Arz talep meselesi eğer talep artarsa arz artar rekabet olur ucuzlar. İnsanların yüksek katlı binalardan korktuğunu biliyorum ancak doğru tasarım ile yapılan binalar yıkılmaz mühendislikte imkansız yoktur yeteri kadar bütçe vardır. O bütçeler içerisinde maksimum fayda hesaplanır. Devlet bir yönetmelik getirse ve 6 kat üstündeki tüm binalar fore kazık ve izalatör zorunludur dese inanın ülkede yıkılan bina kalmaz . Jet grout denen sistemi herkes yalan yanlış uyguluyor( jet grout demirsiz kazık gibi düşünün) Jet grout zemini iyileştirmek için yapılır ama sıklığı önemlidir. Burada yine etütçüler işten kaçıyor kazık sayısını azaltıyor müteahhitten iş alabilmek için.
  • Yazımı kısaltma kararı aldım . Burada son olarak şundan bahsetmek istiyorum. Hepimizin içinde olan hırsın azaltılması için ekonomik iyileşme gerekiyor. Bunun müteahhitlik yada mühendislikle alakası yok. Bu tamamen insanın kendi içinde çözebileceği bir konu. ev satın alırken nasıl mutfağına bakıyorsanız , seramiğine bakıyorsanız yanınıza bir bilirkişi alıp kolaylıkla bazı konularda evinizi test edebilirsiniz.hırs uğruna dükkan için kolon kesmek , bu kolonun kesildiğini görmesine rağmen sesini çıkarmamak suçtur. Vebaldir. Çok zor değil bunu kontrol etmek. Eğer binanızın altına bir dükkan açılacaksa bakın nasıl bir tadilat içindeler. Fırın açılacaksa bakın nasıl önlem alıyorlar. Kendi sistemimi eleştirdim şimdi ev sahipleri ve ülke durumunu eleştireyim. Canlı canlı yaşadığım örnekler üzerinden gideyim. Bir binaya karot testi için laboratuar getiriyorsunuz test ediyorsunuz ve bina hasarlı çıkıyor inanın o binada yöneticiler bu raporu bildirmemesi için laboratuarlara para veriyor ki bina yıkılmasın. Çünkü bina yıkılırsa yerine yapılacak ev için para ödeyecekler . İşte tam olarak burada hem vatandaşın suçlunu olduğu hemde devletin kötü ekonomisi ve doğru insanlara kulak vermemesini eleştiriyorum. İnanın çoğu insan evinin durumunu bile bile deprem olmasın duasıyla çaresizlikten yaşıyor o evlerde. Bunları çoğu müteahhit ve devlet yetkiliside biliyor ancak bir çözüm üretemiyorlar.

Beni bilirkişi olarak kabul etmeyin kısa kısa biraz bilgi vermek istedim en azından ilahiyatçıdan değil bir mühendisden işin iç yüzünü öğrenebilelim diye anlattım . kafanızdaki yüksek katlı bina korkusunu yenmeniz doğru yapılaşmanın doğru tasarım ve işinin hakkını veren insanlarla olacağından korkmamanız ve öncelikle bir hayatın vebalinden korkmanız için yazdım bunları. Umarım ülkemde birşeyler değişir. Deprem değil, ekonomi öldürür.

Hasan AĞAOĞLU

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Tarık @xahve

    Bölgede yıkılan binaların büyük çoğunluğunun herhangi bir mühendis desteği aldığını düşünmüyorum, bir çoğu ameleler tarafından kafasına göre yapılmıştır, 2 katlı bina nasıl yapılıyorsa aynı şekilde yukarıya doğru 10 kat çıkınca binanın 10 katlı olacağını düşünen ilkokul mezunu bile olmayan işçilerin yaptığı binalar

    • steelfiist @steelfiist

      malesef çoğu zaman durum bu oluyor. yada 2 kurua çalışan mühendis geçimi düşündüğünden yaptığı işi düşünemiyor ve müteahhitin yanında söz sahibi olamıyor. kalıpçının söylediği mühendisten değerli sayılıyor

  • ALPOLIC_FR @alpolic_fr

    Hocam güzel anlatmışsın. Biz de 5 sene önce evi müteahhite verip yaptırdık ama, umarım dediğin şekillerde yapmamıştır evi. Depreme karşı tek güvencemiz evimiz yeni demek.
    Konu dışı bir şey sormak istiyorum, hep aklıma takılmıştır. Yüksek katlı binaların en alttaki kolonları tüm binanın yükünü patlamadan nasıl çekiyor açıklayabilir misin.

    • steelfiist @steelfiist

      içindeki demir ve beton yoğunluğu yukarı çıktıkça azalır. örneğin en alt katta 16 lık 16 adet demir kullanılıyorsa yukarı çıktıkça 16 lık 14 e düşebilir. ayrıca kolon yönleri de mukavemeti belirler. hesap yapılırken kolon kalınlığı burada devreye giriyor. kolonlara bakarsanız bazı kolonlar çok kalın oluyor işte bu cm2 ye kaç newton yük taşıyacağının hesabıyla belirleniyor.

      bir diğer çok çok önemli nokta. binanın ağırlık merkezi ile rijitlik merkezinin mümkün olduğunca çakıştırmak. böylece binanın dönmesi engellenmeye çalışılır. bazı binaların fazla dönmesi deprem esnasında bundan kaynaklıdır.

    • steelfiist @steelfiist

      umarım binanızı yaptırırken bir mühendisten bağımsız olarak yapım aşamalarını kontrol ettirmişsinizdir. böylece birşeylerden kaçılıp kaçılmadığını daha iyi kontrol edebilirsiniz

    • civilization @civilization

      @steelfiist yukarı çıktıkça azalmı görmedim hatta en üst katta süreksizliktem dolayı daha çok donatı ihtiyacı olduğunu da gördüm.

    • steelfiist @steelfiist

      @civilization kat sayısına göre değişir. Hesaplara bakarak konuşmak lazım

    • civilization @civilization

      @steelfiist 2 katllı da da 12 katlıda da bu durumu gözlemledim. kalıp planı da önemli bir faktör tabi

  • çöküş @noisecash

    Öncelikle bu bilgileri bizimle paylaştığıniz için sağolun.
    Yazıdan anladığım sizin sektördeki kişiler , görevli bürokratlar,mimarlar , müteahhitler,ilgili odalar ,tuğla işçisine kadar ,
    Herkes biliyor, geminin su aldığını. Herkes biliyor, kaptanın yalan söylediğini. Ve herkes biliyor, zarların hileli olduğunu.
    Leonard Cohen

    • steelfiist @steelfiist

      ve malesef ki en baştan en alta kadar çaresiz bir şekilde uğraşanlar var ancak çok girit bir durum ve çözüme kimse yanaşmıyor. şahsi adıma yaptığım her binada herşeyi en ince düşünüyorum. ancak bunların hepsi maliyet olarak geri dönüyor buda müşteriye yansıyor. en azından kafam rahat uyuyorum. çok basit bir örnek elektriçiler çoğu zaman kolon kirişleri delerek kablo borusu geçirir. bunu bir mimar mühendis baştan tasarlasa ve müteahhit bunu doğru uygulasa bir adım atılmış olur ama dikkat edilmiyor. bir delik ne kadar sorun olabilir diyorlar. halbuki bir cisim en azıyf olduğu nokta kadar güçlüdür.

    • steelfiist @steelfiist

      size bir bilgi daha vereyim. çok basit bir konu. başıma geldi. bir müteahhit olarak belediyeye şu teklifte bulundum. Herkesin derdi olan alt yapı konusunu müteahhitlere zorla yaptırın yükünüz azalsın. örneğin planlama kuruluyla ortak çalışma olsun müteahhit bir site yaptığında parsel çevresi uzunluğunda alt yapı çalışması yapsın dedim . askinin işine karışmayın dediler . halbuki zaten inşaat esnasında heryer kazılıyorken rahatlıkla ekipman ordayken bina çevresinde büyük altyapı boruları yerleştirilebilir ve parsel direnajı sağlanabilir. kuru zemin her zaman yaş zemine göre sağlamdır

    • çöküş @noisecash

      @steelfiist kimse rantı bozulsun istemiyor gibi

    • steelfiist @steelfiist

      @noisecash bozulursa belediyelere yapılan bağışlar azalır çünkü

  • imperio @imperio

    İzolatör, perde duvar, radye temel... Bunlar yerine hale iki demiri kıvırıp kolon yaparak duvarlara da dandik tuğlalar döşeyerek bina yapılıyor sonra da dairelere 2-3 milyon lira isteniyor ya ne diyeyim. Öyle çok da pahalı işler değil. Neden zorunlu yapılmıyor anlamıyorum

    • steelfiist @steelfiist

      Perde duvar değil perde kolon ve radye temel yüzde 90 yapılıyor artık. Perde kolon her projede olmayabilir projeye bağlı. İzalatör de öyle ucuz bişey değil malesef sorun burda. 2-3 milyon maliyetinden dolayı malesef keşke maliyet kısmını bilseniz. İnanın eskisi gibi değil eskiden haklıydınız ama şuan çok pahalı.

    • imperio @imperio

      @steelfiist Perde duvar olsa iş farklı olacak işte. Tüm yük kolonlara binmeyecek. Tüm duvarlar kolon olacak. Yer döşemeleri de kiriş olacak. Biliyorum demir ve beton pahalı ancak tamamen perde duvardan yapılan bina yok da değil. Örnek videoda olduğu üzere. https://www.youtube.com/watch?v=wGHPZZyg6AQ Adam tek bir tuğla kullanmamış. İşte bu bina yıkılmaz. Pahalı mahalı her neyse artık 1. derece deprem bölgelerinde bunlar zorunlu tutulmalı. İnsan canından kıymetli değil. Çok pahalı gelen insanlar 1. derece deprem bölgesinde oturmasın yapacak bir şey yok. Ya da bu kadar üst önlemler kullanılmıyorsa 3 kattan fazla bina yapamazsın dersin, o şekilde de halledersin. 3 kattan yükseklere zorunlu tutarsın. Yaparsın bir şekilde

      Hocam bu iş arza bakar. Piyasada tek tük kullanılan bir şeyse elbette pahalı olur. Arttıkça ucuzlar dünyadaki herşeyde bu mantık geçerli. İzolatör kullandıkça ucuzlar. Ki sonradan da takılabiliyor kolonları kesip yerleştiriyorlar. Aynı sağlamlıkta olur mu onu bilemiyorum ama ucuzlar kullanıldıkça. Japonya'da tüm evler sağlam hiçbiri de alınmayacak seviyede pahalı değil. Hallediliyor bir şekilde. Hatta tersine, ahşap binaların 25, beton binaların 37 yıl içinde değeri sıfırlanıyor yasalara göre. O binalarda kimse oturmuyor yenisine geçiyorlar. O yüzden Japonya'da 8 milyon boş bina var. O kadar pahalı olsa sağlam ev yapmak bu iş böyle olmazdı. Evet ekonomi farklı biliyorum ama 7-8 katlı bina yapıp daire başına 3 milyon TL istiyorsan bundan daha pahalıya da gelmez zaten. Türkiye'de ev fiyatları fazlasıyla suni şekilde şişirilmiş halde maliyetle falan ilgisi kalmadı artık

      Bak hocam, yepyeni bina, 2 gıdım beton döküp temel yaptıklarını sanmışlar. Nerede radye temel? Benim olduğum bölgede çevremde yeni yapılaşma çok var, radye temel kendi oturduğumuz bina hariç yapıldığını görmedim. Ki bizim bina 15 senelik, o kadar senede radye temel görmedim. 1. derece deprem bölgesindeyim. Daha temel atılmamışken satın aldık evi. Tamamen deprem kaygısıyla seçtik, içi falan nasıl olacak derdinde değildik, temelin radye olması, zeminin kayalık olması ve kolon sağlamlığı, kullanılacak demir beton, yeni yönetmeliklere uygunluk vs. gibi şeyleri göz önünde bulundurduk alırken. https://twitter.com/aysekarahasan/status/1623767921758461953

    • steelfiist @steelfiist

      @protego hocam haklı olduğunuz konular kadar , eksik ve yanlış bilgilerde var yazdıklarınızda. öncelikle son gönderdiğiniz yatan binada temel 1.5 mt reye yakın radye temel. olması gerektiği gibi. bahsettiğim gibi yazımda zemin etüt raporu düzgün olsaydı buradaki sıvılaşma giderilirdi zemin iyileştirme yapılırdı ve bu bina yapılırdı yada yanlış kat yüksekliği yerine bu binaya 3 kat daha verirlerdi bina zemini kendi ağırlığıyla sıkılaştırırdı ve sorun olmazdı çünkü tasarımda değişirdi.

      3milyona satılan daireler konusunda haksızsısınız bunu açıkça söyleyeyim. 10 daire yaparsanız bunun 5 dairesi arsa sahibine gidiyor. 5 daire parasına 10 daire yapmanız gerekiyor ve bunun içine karda koymalısınız. kimse bedava yapmıyor satılmama riskine artan fiyat riskine karşı cebimizden 50-60 milyon para koyuyoruz yeri geliyor satılmıyor paranın değeri kalmıyor. bunlar işin iç yüzü ancak hiçbiri sağlamlıktan kaçmak demek değil. inanın müteahhitler binanın sağlamlığından %90 kaçmıyor artık sorun yanlış denetimler bilgisiz mühendisler kontrolsüzlükler.

      perde duvar konusunda ise tamamen perde duvar yapmak inanılmaz maliyetli ve kolay bir iş değil 3milyonluk ev 5 milyon olunca bu sefer müteahhit 5 milyona satıyor diceksiniz. tokiler perde duvar yapılıyor. çünkü devlet destekli. bu tarz tasarımlar afet anlarında ayakta kalması gereken önemli binalarda tasarımlanır. yer döşemesi kiriş dediğiniz asmolen döşeme bu da her binaya uygun olmuyor malesef . her zemine her tasarım uygun değildir.

    • imperio @imperio

      @steelfiist Benim bildiğim radye temelde inanılmaz miktarda demir kullanılır ki görselde demir göremiyorum, daha çok tabliye beton dökülüp bırakılmış gibi görünüyor yanlışsam düzelt belki de radyedir bilemiyorum, ki toprağın kendisinde göçük olması dışında radye temelin bir binanın yan devrilmesine izin vereceğini bilemiyorum. Yeterince derine inilmemiş temelde. Binanın kendisi sağlam ona bir şey dediğim yok da, zemin etüdüne uygun temel yapılmamış gibi geliyor bana

      Hocam nolur yanlış anlama, müteahhitler binanın sağlamlığından %90 kaçmıyor olsaydı, Hatay dümdüz olmazdı. Tamamına yakını ya yıkılmış ya ya yarı yıkılmış ya da ağır hasarlı oturulamayacak durumda. Yok zemin kötü yok deprem şiddetli bunları geçiniz. Ya binada, ya zemin etüdünde ya denetim birşeylerde sorun var ama var. Elin Japonyasında Tayvan'ında 9'luk deprem olup (tsunami vurmadığında) binaların %99'u ayakta kalıyorsa bizde bir sıkıntı olduğu daha ne kadar açık olabilir bilemiyorum. Japonya'da ya da Tayvan'da evler alınamayacak kadar mı pahalı? Alakası bile yok. İki ülkenin ekonomisi farklı bunun farkındayım ancak iş "biz fakir ülkeyiz sağlam ev yaparsak pahalı olur" sonucuna da varmasın nolur ya. Yanlış nerdeyse düzeltilmeli ki bunu ben değil devlet düşünmeli. Bir de depremde yıkılmayan ama kullanılamayacak kadar ağır hasar almış binalara bazıları "görevini yapmış" diyor ona ayrı ayar oluyorum. Tokyo'da 1970 yıllarında yapılıp onlarca 7 üzerinde, 8-9'luk deprem görmüş binalar hala ayakta Japonya'da. Bizde tek bir 7 küsürlük depremde ağır hasar alınca görevini yapmış oluyor. İlginç ülkeyiz. Noldu şimdi kâr mı ettik? Bu yıkımın maliyeti ne oldu bize?

      3 milyonluk ev 5 milyon olabilir. 1. derece deprem bölgesinde bu tip katı önlemler zorunlu olsun zaten. Böylelikle deprem bölgesindeki yapılaşmalar da azalır nüfus deprem bölgesi olmayan yerlere kayar. Bunda kötü bir şey göremiyorum. İlginç şekilde ülkedeki nüfus çoğunlukla 1. derece deprem bölgelerinde yoğunlaşıyor

    • steelfiist @steelfiist

      @protego dediklerinize katılıyorum bende zaten daha sağlam yapılmasını önlem alınmasını istiyorum ama benim yaptığım binayı denetime gelen yapı denetim firması benden tecrübesiz ve zayıf kalıyor diyorum en basit örnek olarak. burada işte devlet el atacak sorun belli çözüm belli bu konuda. devlet kendi jeofizik raporlarını oluştursun özel olmasın buda diğer çözüm diyorum ben. ozaman fason raporlar olmaz. inanın müteahhitler ne demir ne beton gerekiyorsa onu yapıyor ancak müteahhitler mühendis değil bilemez burada denetim gerekli demek istediğim bu işte.

      radye temel konusunda ise eğer herhangi bir betonda demir görünüyorsa zaten sorun var demektir. şimdi size bir fotoğraf paylaşıyorum dün çektim. kuşadasında yıkılması %100 olan bir bina ama şikayetime rağmen sen karışma dendi. ben ne yapayım söyleyin. biz ne yapalım baştan çözüm olmuyor. adamlar kolon kiriş arasına tuğla koymuş. binanın ana taşıyıcısı boşta duruyor. bunun yanına yeni inşaat yapılacak kazı yapılmış. bu eski bina yeni binayı da yıkacak düzgün yapılsa bile ve bu durumda yeni bina yıkıldı denecek. tam olarak anlatmak istediğim bu malesef.

    • ALPOLIC_FR @alpolic_fr

      @steelfiist Hocam konu ışı bir şey sormak istiyorum. Şimdi evdeki bir kaç yıkılma riski olan dolabı duvara sabitlemek istiyorum. Yalnız biri kolona denk geliyor, yer kaydırması da zor. Bu kolona bir tane Ø8 elmas matkap ile delik delsem, bu kolon bir tane delik bile olsa hasar almış olur mu ?

    • steelfiist @steelfiist

      @alpolic_fr binadan 15cm çapında karot deliği açılıyor test için tekrar tamir harcıya doluyor sorun olmuyor.

    • steelfiist @steelfiist

      @alpolic_fr çok doğru bir iş yapıyorsunuz sağlamlıyarak

    • ALPOLIC_FR @alpolic_fr

      @steelfiist Meslek olarak yan yana çalışıyoruz diyebiliriz.

    • ALPOLIC_FR @alpolic_fr

      @steelfiist Yok biz giydirme cephe yapıyoruz.

    • ALPOLIC_FR @alpolic_fr

      @steelfiist İstanbul, Çekmeköy. Sen neredesin hocam?

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 21

#BirazMüzik
Yazik adamlar bizim milletten bikmis olacak ki yorumlari kapamislar 😀

japoncada suki yo = I like you demekmis

https://youtu.be/x54qFafpfpc

Suki Yo

Provided to YouTube by Universal Music GroupSuki Yo · Saori YukiYou, Night And Music -Saori Yuki No Miryoku-℗ 1987 EMI Music Japan Inc.Released on: 2012-05-3...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

'Dolar 10 TL Olur' Dedikleri İçin Yargılanıyorlardı, Dolar 11'i Geçti...

Merkez Bankası'nın faiz indirimi kararının ardından dolar/TL kuru 11'i seviyesini aştı. Üç yıl önce, doların 10 TL olabileceği yönünde haber ve paylaşım yapa...
BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 8

Google Cloud takımında çalışan Ahmet Alp Balkan, bugün YouTube kanalında yaptığı canlı yayında [1] herkese root erişim izinleri veren, içerisinde çeşitli araçların kurulu olduğu bir sandbox ortamı hazırladı. Bu ortamda yapmaya çalışacağınız şey bu sandbox içerisinden çıkıp, hesapdaki diğer container'lere ve hatta yapabiliyorsanız Google'ın kendi alt yapısına erişmek. Burdaki amaç Google Cloud'un ne kadar güvenilir olduğunu göstermekmiş. sudo rm -rf / gibi komutlarla o anki container'a zarar verebiliyorsunuz ama konu o değil, o yüzden gerek yok. Zaten F5 yapınca yeni bir container'a geçiyor.

Kendine güvenen arkadaşlar için linki şuraya bırakıyorum: https://escape-the-sandbox-2wvlk7vg3a-uc.a.run.app/

Eğer açık bulursanız kendisine twitter üzerinden yazabilir [2] ya da hacklediğinizden eminseniz Google'ın ödül programına başvurabilirsiniz [3].

[1]: https://www.youtube.com/watch?v=zGZ9usJQjpM
[2]: https://twitter.com/ahmetb
[3]: https://www.google.com/about/appsecurity/reward-program/

BeğenFavori PaylaşYorum yap

1More Quad Driver E1010 Kulaklık İncelemesi

Bir süre önce tease ettiğim 1More Quad-Driver E1010 kulaklığın incelemesini sonunda yapabiliyorum 🙂

En baştan audiophile falan olmadığımı söyleyeyim. Elimden onlarca yüzlerce kulaklık geçmedi. Ancak günde birkaç saatimi müziğe ayırdığımı ve dışarı çıktığımda  kulaklığı kulağımdan çıkartmadığımı söyleyebilirim. Yani çok müzik dinliyorum ve buna göre yorum yapacağım.

1More ülkemizde pek duyulmamış bir marka. Bundan dolayı satışları düşük. Ancak buna rağmen Türkiye'de agresif bir fiyat politikası izliyorlar. Yurtdışında 150-170 dolar arası satılan bu kulaklık Türkiye'de 699TL. Evet sonda söyleyeceğimi başta söylemiş oldum, ancak bu kulaklığı alırken kararımı etkileyen şey bu özel fiyatlandırma oldu. İthal ürünlerin fiyatlarını hesaplarken doları 10 olarak almaya başladığımız bu dönemde bu markanın izlediği politika gerçekten beni mutlu etti. Ve aynı zamanda ülkedeki pahalılığın sadece kur ve vergiyle de açıklanamayacağını gösterdi. Elbette bu geçici bir indirim dönemi veya markanın Türkiye çıkışı için süreli özel fiyatlandırma da olabilir. Kulaklığı satın almadan önce okuduğum incelemelerde; Türk audiophile forumlarında bu kulaklığın 1000 liranın üstündeki rakiplerini eze eze geçtiği yorumlarını gördüm. Yabancı forumlarda da 200-250 dolar bandındaki kulaklıklarla yarıştığına dair yorumlar okudum. Gördüğüm her şey bu ürünün US fiyatıyla dahi bir F/P kulaklığı olduğunu söylüyordu ki TR'ye geldiğinde F/P oranı 2-3 katına falan çıkıyor fiyatlandırmasından dolayı. Açıkçası bu fiyatta bir kulaklık almayı hiç düşünmüyordum ancak F/P oranının bu kadar yüksek olması bütçemi çok fazla aşıp satın alma kararı vermemi sağladı.

İncelemeye geçmeden önce satın aldığım yeri de söyleyeyim. Miuimarket'ten aldım. Kargo sürecinde bir sıkıntı yaşamadım. Oldukça hızlıydı. Pakete sağlam koruma yapmışlar, birkaç tane de kahve eklemişler sağolsunlar 🙂 https://market.miuiturkiye.net/one-more-E1010

  • Frekans Aralığı: 20-40.000 Hz
  • Hassasiyet: 99dB
  • Empedans: 32Ω
  • Sürücü Sayısı: 4 Driver - Diamond-like Carbon
  • Bağlantı: 3.5mm Gold Plated
  • Kablo: 1.25m Oxgyen Free Copper
  • Ağırlık: 18.5g
  • Rated Power: 5 mW
  • Hi-Res: Certified

1More E1010'un kaliteli bir şey çıkacağını daha kutusunu gördüğünüzde anlıyorsunuz. Gerçekten özenilmiş ve hiçbir şey eksik bırakılmamış bir kutu. Mıknatıslı kapağı var.

Kapağı açınca sol tarafta çizimler sağ tarafta ise kulaklık ve aksesuarlar bizi karşılıyor.

Kulaklığın kendisine ek olarak deri kılıf, uçak yolculukları için aparat, 3,5mm jack'tan 2,5'a dönüştürücü aparat ve kulaklığın kablosunu kıyafete tutturabilmek için klips çıkıyor. Deri kılıf gerçekten çok başarılı. Oldukça sert bir yapıda, dayanıklı olduğunu belli ediyor ve hiç kokusu yok.

Kulaklığın üstünde 1 çift silikon kulaklık başlığı mevcut ve buna ek olarak 8 çift yedek başlık daha geliyor. Bunlardan 3 tanesi foam, 5 tanesi silikon. Silikon olanların ortalarında fotoğrafta görebileceğiniz üzere koruma için ek kısım var. Bir kulaklıkta ilk defa gördüm ancak mantıklıymış. Kulaklığın içinin kirlenmemesi için güzel bir detay. Foam olanlarda yok

 

Son olarak kutudan kullanım kılavuzları ve bir adet 1More çıkartması çıkıyor.

Kulaklığın jack'ı altın kaplama ve L şeklinde. Kulaklığın üstünde 3 tuşa sahip kontrol kumandası mevcut. Bu tuşlara üst ve alttaki tuşlar ses artırma/azaltma işlevine sahip. Ortadaki tuş tek basış için durdurma/oynatma, çift basış için sonraki şarkıya geçme ve 3 basış için bir önceki şarkıya dönme işlevlerine sahip. Aynı zamanda bu tuşla gelen aramaları da cevaplamayı sağlıyor. Kulaklığın mikrofonu da var.

Fotoğraflarda ne kadar gözüküyor bilmiyorum ancak kablosu yarı saydam. İçindeki kablolar gözüküyor. Hoş bir bordo/lacivert rengi var. Kablonun bir garip olduğunu söylemeliyim. Şu ana kadar kullandığım hiçbir kulaklığa benzemiyor. Aldığı şekli kaybetmemek için direnen bir kablo 🙂 Yine de pek fazla dolaşmıyor, kabloyu çözmeye uğraşmıyorsunuz. Bu ikisi aynı anda nasıl oluyor anlamadım şahsen. 1More kabloyu Oxygen-Free Copper olarak belirtmiş.

Kulaklığın kendisi, kontrol kumandası, jack'ı tamamen metal malzemeden. Alüminyum olabilir emin değilim ancak kaliteli olduğunu bağırıyor. Ve kulaklığın biraz ağır olduğunu söyleyebilirim.

Ses deneyimlerine geçmeden önce son olarak kulaklık başlıklarına değinmek istiyorum. Burada ilginç bir durum mevcut. Bugüne kadar kullandığım kulaklıkların hepsinin başlıkları benzerdi. Ancak bu kulaklıkta farklı. Buna sebep olan şey ise kulaklığın ses çıkış kısmının çok büyük olması. Aşağıdaki fotoğrafa bakınca sanırım ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Ve aşağıdaki fotoğrafta da Xiaomi Hybrid Pro HD modeli ile yan yana karşılaştırması var. (Bu fotoğrafta foam uçlar takılı ve foam'lara ortamdaki tüm toz resmen yapışıyor)

Gördüğünüz üzere ses çıkış ızgarası anormal diyebileceğimiz seviyede. Aslında kulaklığın ses çıkış şiddetini görünce neden böyle yapıldığını anlıyorsunuz ancak bu durum bende şöyle bir şeye sebep oldu, foam uçlar kulağımı ağrıttı. Silikon uçlarda böyle bir rahatsızlık durumu yok ancak foam'larda rahat edemedim. Fazla büyük kaldılar. İlk başta rahatsız etmiyor ancak 1 saat gibi bir süre taktığımda ağrıtmaya başlıyor. Merak edenler için foam uçları kullandığımda seste belirgin bir değişiklik fark etmedim. Zar zor hissedilebilecek şekilde tizleri biraz emiyorlar ve basslar azıcık daha fazla gibi ancak bunu normalde fark etmek pek mümkün değil. İki başlıkla da ardarda denemeler yaptığınızda ancak fark edilebiliyor ve varla yok arasında diyebilirim.

Uzunca bir yazı olacak olan ses kalitesi kısmına geçmeden önce son olarak Xiaomi Hybrid Pro HD ile yan yana fotoğrafları:

Kulaklığı ilk takıp müziği başlattığımda "bu nedir?" şeklinde tepki verdim. Hiç de bu para edecek kulaklık değil gibiydi. Ses seviyesi ve ses kalitesi olarak önceki kulaklığımdan farkı yok gibiydi. Ancak almadan önce bolca inceleme okuduğum için buna hazırlıklıydım. Bu kulaklığın burn-in'e ihtiyacı var. Daha önce hiçbir kulaklıkta görmediğim kadar. Çünkü şimdiye kadarki kulaklıklarımda burn-in'in çok az etkisini görmüştüm ancak bu çok farklı çıktı. -Burn-in'in ne olduğunu bilmeyenler için kısaca, kulaklıkların tam performansına ulaşması için bir süre çalışmaları gerekir. Bu sürece burn-in deniyor-

Burn-in yapmam gerektiğine hazırlıklıydım ancak bu kadar yapılması gerektiğini tahmin etmemiştim. Toplamda 50 saat kadar burn-in yaptım. Tabi 50 saat kesintisiz müzik çalmak kulaklık için pek sağlıklı olmadığından dolayı 1-2 saatlik aralıklarda kulaklığı 15 dakika kadar dinlendirdim. İlk önce daha düşük ses şiddetinde başladım ve süreç ilerledikçe ses seviyesini yükselttim. Toplamda 1 haftamı aldı bu süreç. Ve her aşamasında kulaklıktaki değişimi gördüm. Şöyle desem yalan olmaz, kulaklığı ilk kullandığımda benim için 200 liralık bir kulaklıktı, şu an ise parasının çok üstünde bir yerde 🙂

Kulaklığın ses performansı tek kelime ile inanılmaz. Ses profili tam dengeli. Ne bass'lar önde, ne tizler önde, ne midler önde. Her şey olması gerektiği gibi. Bunda muhtemelen 1 adet Dinamik Diamond-like Carbon sürücü ve 3 adet dengeli armatür olmak üzere toplam 4 sürücülü olması da etkili, Quad-Driver ismi de buradan geliyor. Hiçbir şey geride kalmıyor. Özellikle test için kullandığım bir parça var, maalesef kime ait olduğunu bilemiyorum çünkü Track 17 diye ismi var 🙂  Shazam falan da bulamadı. Her neyse, bu parçanın özelliği her şeyi içinde barındırması. Aşırı tiz, aşırı bass ve en önemlisi aşırı hızlı olması. Bu parçayı 1More ile dinlerken şunu fark ettim, Xiaomi bu parçayı çalamıyormuş. Şarkının bir yerinde ardarda ve gittikçe hızlanarak vuran bass sekansı var. İki kulaklığı ardarda takarak o sekansı dinlediğimde şunu fark ettim, 1More o sekansı 1x hızında geçiyorsa Xiaomi o sekansı 0.75x hızında geçiyor. Ve Xiaomi'de o yavaşlığa rağmen bas vuruşları birbirine karışırken 1More'da hepsi tek tek vuruyor. Yani Xiaomi'nin sürücüleri yeterince hızlı değilmiş. Elbette bunu 1More'u deneyene kadar anlamamıştım.

Bu bir bass kulaklığı değil. Ancak bassları yetersiz değil. Bazı şarkılarda kulaklığın titrediğini söylesem sanırım anlaşılır bass seviyesi. Ancak bu bass'ı sadece gerektiğinde veriyor. Şarkı bunu gerektiriyorsa. Her şarkıyı dinlerken kesintisiz gümbür gümbür bass beklemeyin, bu kulaklıkta hormonlu bass yok, ki öyle olması zaten tercih edilmez çünkü bass'lar, mid ve tizleri yok eder. 1More E1010'da her şey dengeli ve tamamen şarkıya göre. Ancak; şarkıda bass'ın ortalığı dağıtması istenmişse evet o bass'ı kafanıza kafanıza vuruyor. Bunu da tizleri ezmeden yapıyor. Taylor Swift'in Look What You Made Me Do parçasında basslar vururken sanki biri beynimi dürtüklüyormuş gibi hissettim. Bir yerde kulaklık öyle bir titredi ki kulağımdan dışarı doğru kaydı... Aynısı tiz için de geçerli. Şarkıda tizin ortalığı dağıtması istenmişse bu sefer kulağınızı çınlatacak kadar o tizi bir çakıyor ki sesi azaltma isteği duyuyorsunuz. Yellow Claw'ın DJ Turn It Up parçası da güzel bir test parçası oldu. Bir ara verdiği tiz yüzünden kulaklığın sürücüsü falan patladı sandım. Bunu yaparken bass'ı da gümbürdetebilmesi ayrı bir meziyet. E1010 şarkı ne istiyorsa o tarafa rahatça gidebilen bir kulaklık.

Bu kulaklığın bir incelemesinde şöyle bir cümle okumuştum, ki kulaklığı kullanmaya başlayınca hak verdim. "Bass, mid ve tiz'i yürüyen insan olarak düşünürsek, bugüne kadar kullandığım kulaklıklarda hepsi arka arkaya yürüyordu. Örneğin en önde yürüyen bass, arkasında tiz, en arkada ise mid var. 1More E1010'da ise bu 3 adam da yan yana yürüyor sanki. Bass, mid ve tizlerin aynı anda kulağıma geldiğini hissediyorum." Bu yoruma daha fazla katılamazdım. Kulaklıkta her şey mükemmel ve hiçbir şey birbirinin üstünde değil. Müzik keyfimi en çok artıran şeylerden biri de bu oldu. Bu arada 1More bu kulaklığın tune'unu Grammy ödüllü Lucas Bignardi'ye yaptırmış. Ses kayıt mühendisi.

Eğer gümbür gümbür bass isterseniz equalizer ile bunu kolayca yapabilirsiniz. Equalizer'a çok müsait, esnek bir kulaklık. Güzel tepki veriyor, nereye çekerseniz oraya hiç nazlanmadan gidiyor, ancak bunu da burn-in'den sonra yapıyor, belirteyim. Elbette buradan değinilmesi gereken en önemli konuya geliyoruz. Bu kulaklığı sürmek her cihazın harcı değil.

Ses performansı için çift dac'a sahip olan Meizu 16th telefonum var. Kulaklığı sürebildi. Hatta şunu söylemeliyim, normalde hep son ses dinlediğim ve ses seviyesi yetersiz gelen müzikleri bu kulaklıkla son seste dinleyemedim. Ses şiddeti çok yüksek. Kesinlikle memnun kalırsınız. Ancak Meizu 16th bu kulaklığı sürebilse de net şekilde sınırda olduğunu hissettiriyor. Özel bir ses çözümüne sahip olmayan bir telefon bu kulaklığı süremez.

Kulaklığı bilgisayara bağladığımda ses seviyesinin çok daha yüksek olduğunu ve bassların da daha yüksek olduğunu gördüm. Son seste değil bir altında bile dinlemek mümkün değildi. Adamı sağır eder. Yine de o seste dahi basslarda bozulma yoktu. Ama Meizu'da equalizer ile ekstra bass verince son seste bass bozulması duyuluyor. Aynı şekilde eğer ses seviyesi(Zaten fazla yüksek olmasına rağmen) daha da artırmak isterseniz sesler bozuluyor. Ancak PC'deki ses seviyesi bundan çok daha yüksek olmasına rağmen bozulma yok.

Bu tabloya göre Meizu kulaklığı süremiyor diyebilirdik ancak Meizu'da dahi son seste birkaç dakikadan fazla dinlemek mümkün olmadığı için Meizu sürebiliyor diyebilirim. Ancak tekrar vurgulamak istiyorum, sınırda. Ya Meizu gibi ya da LG gibi özel bir ses çözümüne sahip telefonunuz yoksa bu kulaklık size göre değil. Ya da harici dac ile kullanmanız gerekir. Şahsen LG v60 gibi bir telefonum olsa bu kulaklıktan daha çok performans alacağımı hissediyorum ancak bu hali de tamamen yeterli son seste zaten dinlemek mümkün olmadığı için... Bu arada bilgisayarımda Asus ROG Strix X570-F anakart var ve özel ses çözümü var. Standart Realtek çipi değil. Okuduğum bazı incelemelerde standart dizüstü bilgisayarların bu kulaklığa yetersiz geldiğini yazmışlardı.

E1010'da beni en çok şaşırtan şey açıkçası ses şiddeti oldu. 99dB, 32 ohm ve 5mW çıkış gücü olduğu belirtilmiş teknik özelliklerinde. Ve bu değerler önceki kulaklığım olan Xiaomi Hybrid Pro HD ile kağıt üzerinde aynı. Hatta ses frekans aralığı bile aynı. Ancak ses şiddeti arasında dağlar var diyebilirim. Audiophile değilim, teknik özellikleri aynı gözükmesine rağmen bu fark niye mevcut hiçbir fikrim yok ancak teknik özelliklerin çok da bir şey ifade etmediğini anlamamı sağladı. Xiaomi ile Spotify'da müzik dinlerken ses şiddeti az gelirdi. Yükseltmenin yollarını arardım, equalizer bile çok etki etmezdi. Bunda ise -daha önce on kez dediğim gibi- son seste dinletmeyecek kadar yüksek.

Spotify'da böyle bir fark oluşmasına şaşırdım çünkü Xiaomi ile harici bir player'la (Jet Audio ve Poweramp) dinlerken ses seviyesi düşük gelmiyordu, sadece Spotify yetersizdi ve ben bunu doğal olarak Spotify'a bağlıyordum. Ama demek ki kulaklıktanmış. Bu bağlamda harici player'lardan ziyade Spotify'daki müzik kalitesinin daha çok arttığını söylemem yanlış olmaz. Çünkü -hazır olun- Spotify'daki ses seviyesi şu an harici player'lardan daha fazla. Yani Xiaomi ile olanın tam tersi bir durum oluştu. Spotify'ın kulaklığın değerlerini algılayıp ona göre ses verdiğinden şüphelenmeye başladım. Teknik açıklamasını ben de çok merak ediyorum.

Yazının son kısmına doğru gelirken bu kulaklığın aslında eksi olmayan bir dezavantajını söylemek istiyorum. Eskilerden gelen bir mp3 müzik arşiviniz varsa durum kötü demektir. Kulaklık müzikteki her bir detayı sonuna kadar veriyor. Daha önce duymadığınız notaları, duymadığınız enstrümanları duymanızı sağlıyor. Ancak eğer ki şarkı dosyası kötüyse, onun da her bir detayını veriyor. Böyle birkaç parçam vardı, 128-192kbps mp3'ler. Xiaomi ile bir sorun olmazken bu kulaklıkta kalitesizliği iliklerinizde hissediyorsunuz. Özellik kasabın elinden çıkma bir şekilde bilgisizce 128kbps'ye downgrade edilmiş parçalarınız varsa bunları en kısa zamanda değiştirmelisiniz. Her bir bozulmayı kulaklık size aktarıyor. Düzgün 320kbps mp3'lerde hiçbir sorun yok ama. Evet bu kulaklığın hakkı flac şarkılar olabilir ancak bu kesinlikle "mp3 veya Spotify dinlenmez" demek değil. Eğer mp3'leriniz kaliteliyse hiç sorun yok. Eğer benim gibi eskilerden kalma 128-160-192kbps biçilmiş mp3'leriniz varsa en azından 320kbps olanlarıyla değiştirmelisiniz veya Spotify'a geçirmelisiniz. Flac şarkılarınız varsa onları da elden geçirmeniz gerekebilir. Benim bazı flac şarkılarım vinyl yani plak kayıttandı. Xiaomi'de bir sorun yoktu ama bunda plak'ın dönme sesine çok benzeyen bir dip ses duymaya başladım 🙂 Onları da dijital olanlarla değişeceğim mecburen.

Sanırım kulaklık hakkında söylenebilecek her şeyi söyledim. Gerçekten beni çok memnun eden bir ürün oldu. Kırdığım tek puanı kablosunun değişmemesinden kırıyorum. Ancak değişen kabloya sahip kulaklıklarda da kontrol çubuğu ve mikrofon genelde olmuyor. Bana da kesinlikle gereken bir şey kontrol kısmı. Çünkü kulaklığı çoğunlukla otobüste ayakta veya yolda giderken kullanıyorum, ki şarkıları değiştirebilmek için habire telefonu çıkarmak zorunda kalmak eziyet gibi. Zaten bu kalitede bu fiyat seviyesinde olup çıkarılabilen kablolu kulaklık da yok. Yine de çıkarılabilir olmayan kablo bir eksiklik midir evet.

Bu kulaklığı kimlere tavsiye ederim?

  • Müziğin hayatınızda önemli bir yeri varsa
  • LG V60 veya Meizu 16th gibi özel ses çözümüne sahip telefonunuz varsa
  • Böyle bir telefonunuz yoksa, eğer harici DAC alıp kullanabileceksiniz
  • Bilgisayarda kullanma niyetindeyseniz, PC'nizin veya laptop'ınızın iyi bir ses kartı varsa. (Laptop kısmında özellikle dikkat edin, bu kulaklığı süremeyen laptoplar olduğunu okudum)

Sorularınız varsa alabilirim.

Dipnot: Kulaklıklar söz konusu olduğunda hifi forumlarında özellikle kulaklığın karakteristiği tartışma konusu olur ve kulaklığı alacak insanlar için bir kriterdir. İncelemede kulaklığın karakterine özellikle değinmedim, ancak dikkat ederseniz üstüne basa basa denge kulaklığı olduğunu belirttim. Buna değinmeme sebebim şu; "kulaklığın başarılı ve başarısız olduğu türler" şeklinde bir ayrımı bu kulaklıkta yapmak çok zor. Dengeli bir kulaklık ve ağır bastığı bir müzik türü yok. Esnek bir karakteri var ve parça neyi istiyorsa o tarafa doğru hemen kayan bir kulaklık.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 26

Son gündemde konuşulan eski gündem podcastlerin bulunmaması hakkında; Tüm gündemleri bulabilirsiniz.
Maalesef görmeyen sayısı çok olduğu için tekrar paylaşma gereği duyuyorum.

https://tsopenteam.github.io/gundem/

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Lazer Göz Operasyonum - iLasik Ameliyatı Hakkında Herşey

Lazer Göz Operasyonum - iLasik Ameliyatı Hakkında Herşey

 

 

Merhaba arkadaşlar,

 

Not: Uzman değilim. Her rahatsızlık, her göz tipi benimle aynı değil. Bu nedenle uzmanına danışın lütfen. Ben sadece deneyimlerimi anlatıyorum. Başınızdan geçecekler veya olacaklar benimle aynı olmayabilir.

 

Bundan tam 5-6 sene önce kafaya takmaya başladığım uzağı bulanık görme sorunumdan dolayı çeşitli arayışlar içerisine girdim. Göz muayenesi oldum ve ardından gözlük kullanmaya başladım. Gözlük bileceğiniz üzere çok sıkıntı, sürekli buğulanma, tozlanma ve temas ettiğinizde parmak izi gibi şeyler yüzünden sık sık sıkıntı çektiğiniz bir araç. Kullananlar bilir. Bazı yerlerde de takmanız mümkün değildir. (Lunapark, havuz, spor vs) Aşağıdaki raporum 2017 ye ait fakat ondan 2 sene önce de yani 2015 yılındaki raporum da aynıydı. Yani göz derecemde ilerleme yok. 2017 de aynı raporu alınca lens kullanayım dedim. Fiyatı bana göre pahalı olmasa da ara sıra herkes maddi zorluklar vs yaşayabiliyor. Paramın olduğu zamanlarda "Acuvue OASYS" ve "Biofinty" lensleri kullanıyordum. Aylık kullanım olarak satın alıyordum.  Fakat benim iki gözümde ufaktan farklı değerlere sahipti ve bu nedenle 1 kutu yerine 2 kutu almak zorunda kalıyordum. Buda 1 kutuyu 3 ay yerine 6 ay kullanmam demekti. (Kutuda 6 lens var). Kutudaki lenslerin değerleri farklı olduğu için sağ ve solu sürekli ayrı ayrı muhafaza etmem gerekiyordu. Derece aynı olsaydı emin değilim ama sağ sol farketmeyecekti sanırım.

 

2017 deki Rapor:

 

Her neyse, Durumu şöyle özetleyeyim hem astigmat (bulanık) var hem de miyop (uzakta sıkıntı) var. Şöyle özetleyeyim; Değerlerim düşük daha kötü olanlar var ama astigmat işi fazlasıyla bozuyor. Bu oyunlarda blur efekti var ya onun gibi. Baktığınız yer double gözüküyor ve açısıda gözünüzün bozukluğuna göre değiştiği için netlik olmuyor. 20 metreden bir aracın plakasını bile okuyamıyordum. Ya da 100 metreden bile yoldaki tabelaları seçemezdim. Hatta pc de  ortalama 1 metre geriden standart windows 10 düzenindeki simgelerin isimlerini bile okuyamazdım.

 

Operasyona nasıl karar verdim? (20 Ocak 2020 de ameliyat oldum)

Youtube dan onlarca video izledim. Hemen hemen tedavi yöntemlerinin hepsinin artılarını eksilerini gördüm ve baktım bankada param da var (Çok şükür) dedim bir sene de telefonlara para vermeyeyim. Gittim Gözle ilgili bir hastahaneye.Yanımda bir tane arkadaşımla gittik.

 

Ameliyat öncesi ne yapılıyor? Ne yaptım?

Girişte hemen gişe var ve dakika bir muayene ücretini geçiriyorlar. Bu yukarıdaki göz raporumun dijitalini 2 makinayla size sunuyorlar ve siz bu rapor ile randevu aldığınız doktora gözüküyorsunuz. Doktorun yanına gidiyorsunuz size harfleri okutmaya çalışıyor. İşte net olanları vs söylüyorsunuz ona göre size birşeyler söylüyor.

 

Ameliyat günü aldığım göz raporum:

Resime tıklayıp büyütebilirsiniz.

Doktora sordum göz operasyonu olmak istiyorum. iLasik için uygunsam hemen başlayalım dedim. O da beni Lazer ameliyatına uygun olup olmadığımı anlamak için iki farklı cihaza yönlendirdi. Makinelerin adını bilmiyorum ama çanak anten gibi bir alete çenenizi koyuyorsunuz ve içinden kırmızı ışık veriyorlar. Sizden gözlerinizi kırpmamanızı istiyorlar. Her iki göz içinde yapıyorsunuz. Sonra tekrar doktora gidiyorsunuz. Operasyon için tarih ayarlamanız gerek fakat ben bir kaç kere ısrar ettim hemen olmak istiyorum dedim. O da gitti konuştu. Müsaitlik var şuan hemen halledelim dedi ve beni muhasebeye yönlendirdi. Orda direk işte şu kadar fiyat normalde kampanyamız var vs vs diyorlar. Neyse ödemeyi yaptık. Ameliyat odasının önüne geçtik. Orda ameliyat kıyafeti giydirdiler bone verdiler. Çekyata oturdum, bir şey damlattılar gözlerime. Biraz uyuşturdu gibi oldu vs. Tam emin değilim. Sonra vakit geldi ve geçtik ameliyat yatağına.

 

Gözleri açmak için bir aparat var. Adını bilmiyorum ama aklınıza gelir. Gözün üst ve alt kapağını tutuyor ve kapatamıyorsunuz. Acıtmıyor. Ama değişik hissediyorsunuz. Gözünüze bir şeyler sürüyorlar ve bir makine yaklaştırıyorlar. Dünyanın uydusu olan Ayın kaba taslat tüm evrelerini hayal edin. Bu gözünüze yaklaştırdıkları makinada sanki onun resimleri var. Onu görüyorsunuz ve daha sonra göz kapaklarını açtıkları aletin ortasına plastik(galiba) ortası delik birşey yerleştirmeye çalışıyorlar. Benim gözler küçük. Gözün üstündeki kemikle altındaki kemik arası gerçekten ufak. Bu plastiği sağ göze yerleştirdiler ama nasıl acı çekiyorum. Gözlerimden yaş geldi. (sizde olmayabilir tamamiyle benim göz yapımla alakalı.) Sağ göz biraz uğraştırdı sonunda yerleştirdiler. Sanırım öndeki saydam tabakayı burda kesiyorlar. Sürekli birşeyler sürüp döktüler bu arada. Plastiği yerleştirdiler ve kestiler. Az önce dediğim Ayın evreleri falan filan herşey yalan oldu. Hiçbir şey göremiyorum. Bir ara bembeyaz oldu ve sonra hiçbirşey yok. Renkler yok, beyazlık yok, her şey yok oldu.(Sol gözümü kapalı tutuyorum) Doktor söylüyor zaten hiçbir şey göremiyceksin korkma diye sürekli söyleniyor. Rahat ol. Gözünü zorlama, Kapakları zorlama vs. Sağ gözün işi bitti.(Lazer ameliyat diğer odada. Şuan hazırlık)

Neyse sıra geldi sol göze. Sol göze ne yaptı ne etti o plastik malzemeyi koyamadı. Bastırıyor da bastıyor canım çok yanıyor. Ellerim göbek üstüne kendimi sıkıyorum da sıkıyorum. Doktor bir şeyler söylüyor da duyamıyorum algılayamıyorum 😀
Bu acıyı nasıl tarif edeyim size: Gözün üstündeki kemik var ya heh oraya parmağınızı bastırın dayanabildiğiniz kadar. Okadar acıyor ama bunu sert bir cisimle yaptığı için elinizin verdiği acıdan daha fazla olacaktır. Bir de ben sabırlıyımdır, umurumda olmaz fakat göz yaşım çabuk gelir. Sonuçta canım yanıyor. Azı çoğu yok. Bir daha söylüyorum benim gözlerim ufak. Etrafımdaki insanların 100 de 80 daha büyük gözlere sahiptir yani.

Neyse plastik aleti bıraktı ve risk aldı sanırım. Direk ışığa bak dedi ve beni yönlendirdi az aşağı az yukarı vs bak diyip diyip durdu. Acı olmayınca çabuk anlıyorum. Makine zaten göz hizalanmadığında işlemi otomatik bırakıyor. Yani ters birşey olması çok düşük ihtimal .

Bu işlem bitti. Gözlerin önündeki saydam tabakayı kestiler biçtiler. Sıra geldi diğer odaya...

 

Diğer odaya geçtik aynı şekil yattım ve gözlerde zaten alet var ve sürekli açık. He bu arada önceki odadan buraya geçerken herşeyi görmeye başladım ama daha da bulanıktı. Oyunlarda sanki 100 hp den 10 hpye düşersiniz de etraf bulanır ya o anı yaşıyorum.

 

Yattık uzandık soyunduk 😛 Şaka şaka.

 

Gözlerimin önündeki tabaka kesik ve şöyle diyip acı vs yok tek acıtan şey gözleri açtıktan sonra plastik yuvarlar birşey koymaya çalışmaları. Ama şu var saydam tabakanın kesik olduğunu hafiften anlıyorsunuz. Nasıl ki parmağınızla birşeye dokunursunuz hissedersiniz ya gözün o tabakası da aynı. Acı yok ama rüzgarı ve havayı hissettiriyor. Orada açık bir yara var gibi algılıyorsunuz. Parmağınız kesildi ve yara kabuk bağladı. Bu kabuk üstünde parmak gezdirince ne hissediyorsanız onu hissettiriyor. Acı yok elbette. Lazeri yaklaştırdı. Rengi hatırlamıyorum kırmızı ve yeşil renk yanıyor. İkisinden biri. Sabit bir tanesi yanıyor ve göz bebeğine netleyince doktor kımıldama, kımıldatma gözleri diyor ve ardından rengin içinde diğer renk yanıyor. Bu arada yanık et kokusu geliyor hafiften. Acı yine yok. Diğer göze de aynı. Acı yine yok. Oldu bitti gitti. Doktor ve kızlar şakalaşıyor arada işte rapor vs veriyor birbirine. Normalde 8-10 dakika sürüyormuş ama benim ilk odadaki durumlar zorlayınca 15 dakika falan sürmüş.

Ameliyattan çıkıyoruz. Bir 10 dakika bekletiliyoruz. Bir makinada daha bakıyor gözlere. Başarılı geçti diyor. Gözlük veriyorlar. Rapor/Reçeteleri veriyorlar yallah gidebilirsiniz diyorlar.

 

Asıl olay burdan sonra başlıyor

Acaba kaç saat acı çekeceğim. Kaç gün sürecek. vs vs... iLasik yöntemi operasyondan sonra 5 saat acı çekmenizi garanti ediyor. Youtube videoların dan anladığım operasyon şekline göre farklı uzunlukta acı çekebiliyorsunuz. 12 saat - 24 saat - 48 saat vs vs... Tam net bilmiyorum elbette.

Ameliyat sonrası neler oldu? 

İstanbul Bakırköyden Atladık taksiye Kapalıçarşı tarafına gidiyoruz. Ara ara gözleri açıyorum ve sürekli göz yaşı geldiği için her yer salya sümük. Etrafa bakıyorum şuan pek acı yok. Gözler kapalıyken gün ışığı pek etkilemedi açıkçası. Gün ışığına bile isyan edenler vardı. Taksici dayı avrasya tünel yoluna girdi trafik vardı 10-15 dakika orada oyalandık. 20 dakika sürecek yol 40 dakika falan sürdü Ve eve geldim. İlaçları aldırttım. 4 kutu damla var. Bunları saat başı damlatıcam. Bitene kadar da kullanmam gerektiği söylendi.

Eve girdim. Nekadar perde ışık vs varsa kapadım. Fakat kardeşim izinli ve pcde oyun oynuyor. Pc benim odada. Evdekiler de ameliyat olduğumu bilmiyor (hala da bilmiyorlar, kardeşim hariç) Bu yüzden diğer odalarda yatamıyorum. Ev disko gibi. Bütün donanımlar RGB nasıl kopuyor ev var ya anlatamam. Gözlerim kapalı ne oluyor ne bitiyor herşeyi görüyorum. O derece.

PC bu şekilde ve sürekli ışıklar vs yer değiştiriyor. Pc yi kapattıramadım. Girdim yorganın altına. Ocak ayındayız soba vs açık değil. Yaz kış farketmez vantilatörle yatarım ve sürekli odamda açıktır. Ev sıcak değil fakat kapalıyken ben sıcak hissediyorum. Yorgan altına girdim. Bacaklar yorgan dışında zaten klasik. Gözler bir yanıyor bir yanıyor üfff. Sürekli göz yaşım geliyor. 5 dk kapalı tutuyorum gözleri bir açıyorum çeşme gibi akıyor. Gözünüze toz kaçar ya o kadar ağrıyor. Rahatsız ediyor. He çok mu acıyor? hayır fakat açamıyorsunuz ki gözleri. Uyuyacağım uyuyamıyorum. Sıcak basıyor yorgan dışı aydınlanma yaşıyorum pcden dolayı. Saati soruyorum zırt pırt. Neyse arada dalmışım uyumuşum Allahtan. 5. saate girdik. Yani bitti bitecek. Gözleri açmaya başlıyorum. Tuvalete vs gidip geliyorum. Işık yine rahatsız ediyor. Göz yaşı yok ama hafif yanma var. Gözleri elbette sürekli açık tutamıyorum. Uykudan kalkarsınız da tek gözle bakmaya çalışırsınız ya heh işte o vaziyetteyim. Neyse yemek yiycez. La gözlerin ikisini aynı anda açmaya başladım. Ama bir türlü aynı yere baktıramıyorum. Uyuz oldum. Abi biri yukarı bakıyor biri aşşağı. Deli oldum. Terslik var dedim. Strese girdim. Allahtan o da düzeldi bir saate. Damlaları vs dökmeye devam ettim. Bu arada gözlerim kan toplamış. Evdekiler deli gibi soruyor ne oldu ne oldu. Hastahaneye gidelim vs. Yav yok diyorum bir şey. Az daha hastahaneye gidecektik akşam akşam. Gözlerimin resmi aşşağıdaki gibi. (Normal bir durum. Yabancı ve Türkçe kaynaklarda sıkıntılı bir durum olmadığı söylenmiş ve doktor da söylemişti.)

 

İki gözümde hemen hemen resimdeki gibi oldu. Ertesi gün kontrole gittim. 15 saniye göze baktı tamam olumsuz hiçbir şey yok dedi. Bol bol su iç 2-3 haftaya geçer dedi. 1 hafta sürdü. Neden? Bol bol su içmedim diye.

Şuan herşey çok güzel. Elbette astigmat olayım bitmedi. Fakat göremediğim herşeyi daha net görüyorum. 100 metreden tabela okuyabiliyorum. 15-20 metreden plakaları görebiliyorum. 1-1.5 metreden pcnin ekranını artık rahat görüyorum. Yazılara daha uzaktan bakıyorum. Evdeki tvnin alt yazıları dahi seçemezdim fakat şimdi hepsi çok net. Elbette istediğim sonucu vermedi. Tabi bu benim için öyle. Yani 100 metreden de plakayı okumak isterdim.

 

Gelelim kıs kısa cevaplara: 

Neden gözleri farklı günlerde tedavi ettirmedim?

izinli olduğum gündü. Ertesi gün işe gitmem gerekiyordu ve bu sebeple hemen olsun bitsin istedim ve yukarıda anlattığım gibi gözümün ortasına birşey tepmeye çalışırken çektiğim acıyı ayrı ayrı günlerde çekmek zorunda kalsaydım muhtemelen ertesi gün gitmezdim. Bir de üşengecim dir. Yani birini tedavi ettirsem bile diğerine kim bilir nezaman giderdim.

Neden iLasik oldum?

Çok farklı yöntemlerle tedavi şekli vardı fakat hem operasyon süresi hemde iyileşme süreci diğerlerinden çok daha kısaydı. Operasyona uygunluğunuz var ise 10 dakika sürüyor. (Muayene vs hariç) Ardından iyileşme süreci ortalama 5 saat ki ertesi gün işe gitmem gerektiği için benim için büyük bir şans demekti.

Ameliyat acıtıyor mu?

Normal de benim kadar acı çekmeyeceğinize eminim. Fakat gözdeki saydam tabakayı kesmek istediklerinde göz kapaklarınızı kapatmayın diye bir alet kullanıp bir de ortasına gözün yuvarlağını belirlemek için bir cisim yerleştirmeye çalışınca üstüne benim gözlerin etrafındaki kemiklerin aralığı ufak olunca acı çekmeniz normal. Bu plastik cisimi göze bastırıp oturtmak zorundaydılar ama bir gözümde zor da olsa takıp diğerinde daha fazla acı çektiğimi doktor gördü ve bunsuz yapmayı risk alarak başardı.Etik midir bilmem ama çok şükür sıkıntı olmadı.

Ameliyat kaç dakika sürüyor?

Normalde 8-10 dakika arasında bitiyor.

Ameliyat sonrası ne kadar acıyor?

iLasik yöntemi ile ameliyattan çıktıktan sonra 5-6 saat içinde büyük oranda gözdeki ağrı sızı bitiyor. Kendim için söyliyeyim toz kaçması gibi birşey fakat 5-6 saat boyunca bunu hissediyorsunuz ve sürekli gözleriniz sulanıyor. Ahhh demeyeceğiniz bir ağrı. Ancak çok sıkıcı geçiyor. Hiç birşeyle uğraşamıyorsunuz. Uyuyamayacaksınız büyük ihtimalle. 5 saat bir oyana bir buyana kıvrılacaksınız. Ortam nekadar karanlık ise okadar rahat hissedeceksiniz.

Ameliyat sonrası gözler ışığa hassaslaşıyor mu?

Önceden ne ise şuan da o. Benim için durum böyle. Şöyle birşey var akşamları gözler aşırı bulanık gördüğü için sokak lambaları vs baş ağrıtabiliyor du. Şuan çok şükür geceleri daha iyi hissediyorum.

Ameliyat göz derecemi sıfırladı mı?

Yukarıda göz raporlarım var. Çok yüksek değiller fakat astigmat işi bozuyor. Uzağı görmem düzeldi. Operasyon astigmatı biraz daha düzeltti yada diğer kusurlar örtüldüğü için ben öyle algılıyorum. Fakat hala astigmatlığım var. Şuan operasyon sonrası göz muayenesi olmadım çünkü 5-6 ay geçmesini bekliyorum. O zaman ne oldu ne bitti anlayacağız.Astigmat var ve diğer kusurlarım düzeldi ise toric lens deneyeceğim ve bakalım daha da güzel etki edecek mi.

Ameliyat sonrası iş/yaşam nasıl?

20 ocak pazartesi 16:00 da randevum vardı. 16:30 gibi muayene ve operasyona girdim. 17:00 gibi çıktık sanırım. Ertesi günü yani salı 15:00-23:00 arası çalışmam gerekiyor. Ameliyat sonrası 5-6 saat geçtikten sonra herşey düzeldiği için normal yaşamıma geri dönmeye başladım. Gece uyumamda sıkıntı olmadı. Sabah uyandığımda göz damlalarını damlattım ve onlar da daha rahat hareket etmemi sağladı. Tüm gün operasyon geçirip geçirmediğimi bile hatırlamadım. Zaten hayatın kendisi öyle. Derdin varsa sürekli durur ve birgün o dert biter hatırlamazsın bile. Otelde uzaktan okuyamadığım herşeyi okudum. Misafirler kahvaltı yaparken yüzlerini bile seçemezdim ve onlar bile artık daha anlaşılır ve tanınır hale geldi. Gözlerimdeki kanlanma dışında herhangi birşey yoktu. Bu kan olayını da gözde çok ufak bir tuhaflık var gibi hissettim gibi birşey. Fakat hiç rahatsızlık vermedi.

 

Ameliyat olmak isteyenlere ne tavsiye ederim?

Göz dereceniz ilerlemiyor ise (son 2-3 sene içinde farklı muayene raporlarına dayanarak) Bir uzmana danışın. Muayene olun. Mümkünse iLasik dışında bir ameliyat olmayın. Bazıları operasyon sonrası 24 saat gibi bir süre vermiş ve  benim 5 saatte yaşadığımı 24 saat çekenler olmuş. Yanınızda mutlaka bir arkadaş olsun. Millet gibi cümbür cemaat gitmeyin. Gereksiz hastahaneyi kalabalık yaptırmayın. Biri vardı 7-8 kişi gelmişti. Çoğu gelenler de böyleydi. 3-5 kişiler hep. iLasik olun diyorum ama elbette araştırmanızı yapın. Muayene sonucunuza göre doktorunuza sürekli soru sorun. Ben soruları vs sevmem. O yüzden muayene oldum. Doktora gözüktüm ve ilasik olcam dedim. Diğer muayenelerin ardından uygun olunca da hadi olayım diye tutturdum. Başka hiçbirşey sormadım/istemedim. Doktorun kim olduğunun pek önemli olduğunu sanmıyorum. Sonuçta cihazlar yapıyor. Doktorluk birşey yok. Kalkıp ta o doktor iyi mi bu doktor şöyle mi vs olaylarını iLasik için pas geçebilirsiniz. (bana göre). Siz sadece aklınızdaki soruları sorun, astigmatım var geçer mi? Miyopum geçer mi? Acır mı? Ağrır mı? Nekadar acıycak? Kaç güne geçer vs vs... Sizi muhasebeye yönlendirdiklerinde pazarlık yapın. Ben direk tamam dedim. Ya olurmu youtube da gördüm bir tanesi ... tlye olmuş vs deyin (1000-1500 tl altını söyleyin.

Ameliyat sonrası mutlaka mutlaka sıfır ışık olan bir yerde kalın ve serin olsun. Gözlerinizi arada bir açın ve oksijen almasını sağlayın. Damlaları 1 saatte bir dökün. Yanınızda kimse yoksa bile dökebilirsiniz. Çok basit. Ortam ışığını açın yada telefon flashı açın. Damlayı gözün üstüne getirin ve tersi yöne bakarak damlatın. Sıkıntı olmayacaktır.

iLasik ameliyat fiyatı nekadar? iLasik Fiyatları.

Bunun cevabını vericem fakat bu milletin yaptıklarına gerçekten uyuz oluyorum. Abi adam youtube da vs her yerde bilmem ne ameliyatı olmuş vs vs paylaşmış fiyat? fiyat yok? neymiş sizle ben aynı değilmişiz. Olum muhasebe bilmiyor ki ne olcak ne olmayacak? Doktor asistanlara sizi yönlendiriyor. Asistanlar muhasebeye gidiyor iLasik olcak diyor. Muhasebe fiyat söylüyor. Yav arkadaş tama organ nakli olursun, karnını deşerler, biçerler vs vs fiyat farklı olabilir de Lazer ameliyat  neyine göre fark alcak? Benim gözümle sizin gözünüz bir değil. Yav nasıl değil. Aynısını yapıyor. Sana canon lens takıp bana nikon lens takmayacak ki 😀 E söyle gitsin işte. Neyse ben söyliyeyim. Muayeneye 380 tl gibi birşey verdim. Lazer ameliyata da 6800 verdim. Totalde de 7180 tl gibi bir para çıktı. Yani sen de gitsen en fazla vereceğin para bu. Çünkü ben muhasebeye ağlamadım ay şukadar yap, nolur bukadar olsun vs ayakları yapmadım. (Ağlamadım kısmını yanlış anlamayın rol kesmedim yani 😀 ) He yapsaydım 5500-6000 e kadar inerlerdi eminim. O an olsun bitsin modundaydım. Sorularla vs zaman harcayacak vaktim yoktu.

 

Biraz fazla uzun oldu farkındayım ama o günkü heyecan ile yazmak istedim. 26 Şubat 2020 tarihi itibariyle hiçbir sorunum şikayetim yok. Astigmat dışında herşey çok iyi.O da biraz azaldı gibi fakat bitmiş değil. Allah'tan derecesi düşük. Sormak istedikleriniz varsa seve seve yardımcı olurum. Teşekkürler.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 12
  • Vizuvv @vizuvv

    5 derece Düzensiz Astigmati olan biri olarak gözlüksüz ben yaşıyorum ama çevremdekiler yaşayamıyor 🙂

  • Hamdi @hamdi

    Teşekkürler zaman ayırıp, böyle güzel bir yazı hazırladığınız için. Çok iyi oldu bu yazıyı okumam. Bu arada uzun araştırmalar sonucunda bende iLasik olmanın mantıklı olduğunu düşünüyorum. No Touch felan pek önerilmiyor nedense. Biraz daha zahmetli ama daha garanti gibi görünüyor.

  • Yunus Emre Arslan @yunusemre

    7.5 derece gibi yüksek bi değerde miyop olan biri olarak gözlük kullanmaya bayılıyorum 😀
    bende bir sıkıntı var galiba 😀 Geçmiş olsun 🙂

  • Höşelek @benvaryaben

    işin arka tarafında bir dönem bulunmuş biri olarak hiç bir kuvvet beni o yatağa yatıramaz 😀
    belki burnumun ucunu göremeyecek kadar olursam başka.
    şimdilik gözlük forever.

    • Fırat Duran @firat_duran

      İşin arka tarafinda ne var 😂 arkadas yanimdaydi zaten ne olabilir. Kesti, lazer yaptı güle güle dedi 😂 yoksa bunu yapan coronalilar mi 😯

    • Höşelek @benvaryaben

      @firat_duran " Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak"
      gerçi diğer göz ameliyatlarına göre daha az riskli sayılabilir. ama sonuçta işin ucunda görmek veya görememek var. gözlük numaram 1 astigmatım 0.5 şimdilik idare ediyorum.

      bir de kimse bu netliğin kalıcı olduğunu garanti edemez. ilerde göz numaran hala değişebilir. özellikle genç kesime hiç önermiyorum. belki çok ileri derecede olursa o zaman düşünülebilir.

      bir de böyle çok araştırmayın. sadece yorumları okuyun. ameliyat videoları izlemek sizi vazgeçirebilir.
      zaten incecik bir tabaka halinde olan korneanın kesilmesi vs. gerçekten düşüncesi bile riskli :))
      gerçi ameliyat öncesi kornea kalınlığı veya şekil bozukluğu (keratokonus) gibi parametreler inceleniyor.yine de riskli 🙂

      ameliyat sonrası göz derecesi kaç oldu. yazı çok uzun olduğu için kaçırmış olabilirim. ama anlattıklarınızdan yola çıkarak en fazla 0.5 gibi birşey olmuş. bu da başarılı bir operasyonu gösterir.

Yazılım Gündemi - 2020/07

< Önceki Gündem   |   10-16 Şubat 2020   |   Sonraki Gündem >

Yazılım Gündemi ile ilgili gelişmeler hakkında bildirim almak için bu adresdeki konuya bakabilirsiniz. Yazılım Gündemine katkı sağlamak için yazılımın herhangi bir alanıyla ilgili karşılaştığınız haberleri sosyalde #YazılımGündemineMalzeme etiketi ile paylaşabilirsiniz.

GitHub komut satırı aracının beta programını tanıttı

Komut satırı araçları biz geliştiriciler için olmazsa olmazlardan birisi. Elbette aramızda pek komut satırı kullanmaktan hoşlanmayanlar da olabilir fakat mutlaka en az 1 ya da 2 tane komut satırı aracı kullanmak durumundadır. GitHub da kendi hizmetleri için bir komut satırı aracı çıkardı. Henüz beta programında olan bu komut satırı aracı ile şunları yapabilmekteyiz:

  • Issue'leri listeleme ve filtreleme
  • Issue sayfasını tarayıcı ile açtırma
  • Pull Request oluşturma
  • Pull Request durumunu yazdırma
  • Pull Request'i bilgisayara checkout yapma

Şu an beta programında olduğu için çok stabil çalışmasını beklemek yersiz fakat ben yine de yazıya birkaç görüntü ekleyebilmek için denedim.

Bu sayfadan işletim sisteminize göre olan kurulum dosyasını indirip, kuruyorsunuz. Ben Linux için olanı kurdum (sudo dpkg --install gh-0.5.5-linux-amd64.deb). Sonrasında bilgisayarınızdaki bir git dizininin içine giriyorsunuz (elbette remote'lar arasında github olmak zorunda) ve gh issue list komutunu çalıştırıyorsunuz. Bu komutu ilk kez çalıştırdığınızda size "tarayıcınızda github'ı açıp izin vermek için enter tuşuna basın" diyor. Enter'e bastığınızda ise şöyle bir sayfa açılıyor:

Görüldüğü gibi bayağı bir izin istiyor ama uygulama zaten GitHub'ın kendine ait olduğu için sıkıntı yok

GitHub CLI uygulamasına hesabınızın tüm izinlerini verdikten sonra işlem başarılı olmuşsa sizden bir kere daha Enter tuşuna basmanızı isteyecek ve bastığınız ise ilgili github deponuzdaki bütün issue girişlerinin listesini verecek.

Ben kendi depomda denedim.

Komut satırı aracında bulduğunuz hataları bildirmek ya da özellik talebinde bulunmak için bu github deposunu ziyaret edebilir ya da bu formu doldurabilirsiniz.

Ayrıca bu hafta içerisinde GitHub, Microsoft for Startups hizmeti ile birlikte GitHub Enterprise çözümünün ücretsiz sunulacağını da duyurdu.

Tembel resim yükleme (lazy-loading) özelliği HTML standardı oldu

Türkçeye çevirince biraz komik bir ifade oldu ama İngilizcesinden anlaşıldığı üzere bu özellik sayesinde artık bir web sayfasını açtığınızda tüm resimler aynı anda yüklenmeyecek resimin konumuna göre sayfa scroll edildikte yüklenecekler. Böylece gereksiz trafik oluşturmaktan kurtulacağız. Hali hazırda bu özelliği zaten birçok web sitesinde görmüşsünüzdür fakat artık bunun için ekstra bir kütüphane ya da araça gerek kalmayacak, doğrudan tarayıcı tarafından desteklenecek.

Bu özelliği kullanmak için HTML kodlarımızı bu şekilde düzenlememiz yeterli olacak:

<img loading=lazy src="img/teknoseyir.png">

Özellik hakkında detaylı bilgi almak için şu blog yazısını okuyabilirsiniz.

Özelliğin HTML standardı olduğunu duyuran Google Chrome çalışanının tweeti:

https://twitter.com/addyosmani/status/1227619409625174016?s=21

Windows Terminal Preview v0.9 yayınlandı

Microsoft'un yaklaşık bir yıldır geliştirmeye devam ettiği yeni Windows Terminal uygulamasının v0.9 Önizleme sürümü bu hafta içerisinde duyuruldu.

Bu sürüm ile birlikte artık komut satırından da yeni bir Windows Terminal penceresi oluşturabiliyoruz. Üstelik oluşturulan bu yeni terminal penceresini yeni sekme, bölümlenmiş ekran gibi özelliklerle birlikte de oluşturabiliyoruz. Yani tek bir komut ile terminal sekmesini istediğiniz parçalara bölüp o parçalarda istediğiniz uygulamaları çalıştırabilirsiniz.

Örneğin önce sekmeyi ortadan ikiye dikey bölüp, sonra da sağ tarafı ortadan ikiye yatay bölmek için şöyle bir komut çalıştırabilirsiniz:

wt -d C:\Users\cinnamon\GitHub\WindowsTerminal ; split-pane -p "Command Prompt" ; split-pane -p "Ubuntu" -d \\wsl$\Ubuntu\home\cinnak -H

Bu komutun çıktısı ise şu şekilde:

Tam ekran görüntülemek için üzerine tıklayın

Ayrıca bir terminal penceresini kapatmak istediğinizde her zaman "tüm sekmeler kapatılsın mı" sorusunu sormasın istiyorsanız bunun için de bir ayar eklendi. Bunu etkinleştirmek için Windows Terminal ayarlarına şu satırı eklemeniz yeterli:

"confirmCloseAllTabs": "true"

Böylece terminal penceresini kapatmak istediğinizde tüm sekmeler de hemen kapatılacak.

Qt 5.15 Alpha sürümü yayınlandı

C++ ile platformlar-arası uygulama geliştirmeye yarayan framework Qt'nin 5.15 Alpha sürümü bu hafta içerisinde yayınlandı. Henüz Alpha seviyesinde olması nedeniyle çalışan uygulamalarınızı bu sürüme yükseltmeniz tavsiye edilmiyor ama farklı projelerde kullanıp, bulduğunuz hataları Qt takımına raporlayabilirsiniz. Bu sürüm ile birlikte gelen yeni özellikler için bu wiki sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Ayrıca Qt 5.14.0 sürümüyle birlikte artık "yeniden konumlandırılabilir" oldu. Ben de ilgili blog yazısının başlığını okuyunca anlamamıştım ama yazıyı okuyunca fark ettim ki aslında kast edilen: Qt'nin kurulduğunu dizini değiştebilirsiniz. Böyle bir ihtiyacınız varsa bu blog yazısını okuyabilirsiniz.

Son olarak da KDAB geçtiğimiz sene düzenlediği Qt World Summit 2019 etkinliğinin tüm videolarını bu hafta içerisinde paylaşmış. İlgili duyuru yazısı için buraya tıklayabilirsiniz.

Yaklaşan Etkinlikler

Etkinlik İsmi Yeri Tarihi
Azure Serverless Architecture İstanbul 17 Şubat 19:00
Fuat Beşer ile "Yapay Zekâda Öncü Olmak" İstanbul 18 Şubat 14:00
Let The Machine Learn İstanbul 18 Şubat 17:00
Firebase Study Jam İzmir 18 Şubat 18:00
Selenium ve Robot Framework ile UI Test Otomasyonuna Giriş İstanbul 19 Şubat 12:30
Yapay Zeka ile Dokümanlarınızı Analiz Edin! İstanbul 20 Şubat 19:00
Çoklu Cluster Ortamında CI/CD Pipeline ile Uygulama Yönetimi İstanbul 21 Şubat 18:30
IEEE Turkey 2nd ComSoc Conference İstanbul 22 Şubat 09:30
Deep Learning Fundamentals workshop Ankara 23 Şubat 10:00
Shiny Paketi ile Dashboard Hazirlama İstanbul 23 Şubat 12:30
Microservice with Azure Kubernetes Service and Azure Devops İzmir 25 Şubat 13:00
RDTech Solid & Unit Testing İstanbul 26 Şubat 18:00
JAMstack Istanbul İstanbul 26 Şubat 19:00
Kotlin ve Java'nın Yeni Versiyonları İstanbul 26 Şubat 19:00
TestDefence: Yüksek Kaliteli, Güvenilir Savunma Sistemleri ve Yazılımları Nasıl Geliştirilir? Ankara 27 Şubat 13:00
Microservice with Azure Kubernetes Service and Azure Devops Ankara 27 Şubat 13:00
Code.YapıKredi Vol 4: Ses Teknolojilerinin Yarattığı Değişim ve Podcast İstanbul 27 Şubat 19:00
Siber Güvenlikte Yapay Zeka Ankara 27 Şubat 19:00
Hepsiburada Micro Frontends Dönüşümü İstanbul 27 Şubat 19:00
JS Ankara Şubat 2020 Etkinliği Ankara 27 Şubat 19:00
The Future of Real-time - Offline - Data İstanbul 28 Şubat 18:30
GeekDay 2020 Kocaeli 29 Şubat 09:00
Tensor Flow Study Jam Kocaeli 29 Şubat 13:00
freeCodeCamp İstanbul Tanıtım Etkinliği İstanbul 29 Şubat 14:00
TensorFlow Fest (TensorFlow Turkey) Ankara 1 Mart 10:00
Firebase Study Jam Manisa 3 Mart 12:00
Prometheus ve Grafana ile Metrik Oluşturma ve Görüntüleme İstanbul 4 Mart 18:30
Microservice with Azure Kubernetes Service and Azure Devops İstanbul 5 Mart 13:00
Kuantum Programlamaya Giriş Atölyesi İstanbul 7 Mart 09:00
WTM Tekirdağ IWD 2020 Tekirdağ 7 Mart 10:00
Google Cloud Run Workshop İstanbul 7 Mart 14:00
GCP Projects, Service Account And Billing & Intro to Computing in GCP İzmir 8 Mart 13:00

Diğer Haberler

BeğenFavori PaylaşYorum yap