Umut Koçak paylaştı.

Honor Band 4

Yaklaşık bir aydır (9 kasım) Honor Band 4 kullanıyorum. Bileklikle ilgili deneyimlerimi paylaşmak istiyorum.

+ Ekranı renkli oled olduğu için gün ışığında görülmeme gibi bir durumu yok. Bu konuda Mi band 3'ten çok daha iyi. Ve 3 kademeli parlaklık ayarları var.
+ Ekran çizilmeye karşı dayanıklı https://youtu.be/ThMe1_6Of74?t=127
+ Türkçe karakterlerde sorunsuz (Telefon Tükçe yapınca bileklik Çince oluyor ama Türkçe karakterler yine sorunsuz ama ben telefonu İngilizce kullanıyorum)
+ Ekran açıkken bilek hareketi ile fonksiyonlar arasında geçiş yapabiliyorsunuz.
+ Bağlantı koptuğunda uyarıyor.
+ Kordonu gövdeye 2 parça ile takıldığı için düşmesi çok zor.

= Hava durumu, Kronometre, geri sayım ve telefonu bul özellikleri var.
= Üç adet saat yüzü var. -Kişisel saat yüzü oluşturma şimdilik yok. Hey+'da var.
= Uyku takibine önem verenler için TruSleep özelliğini açabilirsiniz.
= Çin'de kullanım için AliPay var. AliPay uygulamasına bağladıktan sonra bileklikte QR ve barkod çıkıyor ödeme o kodu okutarak gerçekleştiriliyor. Kullandığım modelde NFC yok.
= Pil 12-16 gün gidiyor.
= Huawei ve Honor telefonlarda kamera açınca bileklikten deklanşör fonksiyonu çıkıyormuş. Benim deneme şansım olmadı.

- Alarm limiti 6 adet. Bir tanesi akıllı alarm.
- Bildirim limiti 10 adet. Keşke aynı uygulamadan gelen bildirimleri birleştirse.
- Bildirimler arttıkça aralarında gezinmek çok gecikmeli oluyor. *En beğenmediğim tarafı. Yazılım güncellemesi ile giderilir umarım.
- Uygulamanın gelişmesi gerekiyor.
- Bileklik kordonu üstündeki desen ve materyal güzel ama kaba duruyor.

Ekran açısından Xiaomi Hey+ modeline çok benziyor. Hey+ çok pahalı olduğu için Honor band 4'ü denemek istedim. Hey+, Mijia özellikleri ile kendi akıllı ev sistemlerini kontrol etme getirecek bu açıdan Hey+ daha gelişmiş.

Özellikleri: https://teknoseyir.com/blog/honor-band-4-tanitildi

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 17
Umut Koçak paylaştı.

Huawei Honor Smart Band 4 Kullanım Deneyimim

 

Herkese merhaba. Bir süredir akıllı band satın almayı düşünüyordum. Bazen mesaj geliyor telefonu cepten çıkarmak bakmak gerekiyordu. Önemsiz reklam mesajı için çıkar bak kapat angarya oluyor. Araştırmalarım sonucu Honor Band 4 de karar verdim.

Kutusundan çıkanlar şu video da: https://www.youtube.com/watch?v=nrsvLmsRZEg

Cihaz Çin versiyonu. Global sürüm var mı araştırmak lazım. Satın aldığım günden bugüne hep kullanıyorum oldukça memnunum.

Ekranı, 0,95 inç AMOLED yüksek çözünürlüklü renkli ekran ile oldukça keyifli oluyor kullanması.

Güneş altın da çok net gözüküyor. Ayrıca parlaklık ayarı ile daha da net gözüküyor. 

Görünmemesi gibi durum kesinlikle yoktur. 

6 eksenli akselerometre yanında kızılötesi sensör ile takılıp takılmadığını da algılayabiliyor. Oldukça güzel özellik.

NFC ile Huawei Pay ödeme sistemine uyumlu imiş ama şimdilik ülkemizde kullanılmıyor.

Türkçe karakter de sorun yaşamadım şuana kadar. 

 

Pil konusuna gelince tamamen kullanıma göre çok değişiyor. Şöyle ki; Huawei TruSleep 2.0 idinamik spektrumu kullanarak daha gelişmiş uyku analizi yapıyor ve kullanıcıya tavsiyelerde bulunuyor ve pil çabuk bitiyor. Uyku analizi mükemmel sonuçlar veriyor. Nefes alma REM uyku gibi oldukça detaylı analiz yapıyor bu sayede. İçerisin de 100mAh kapasiteli batarya var. 

Ayrıca sürekli nabız izleme seçeneği de var. Bu saye de daha sağlıklı nabız ölçümü mümkün kılıyor. 

Band arayüz Çince. Huawei Sağlık diye uygulaması tamamen Türkçe. Ekran kalitesi çok  iyi memnun kaldım. Severek kullanıyorum.

Peki kimler almalı artı ve eksi yönleri neler: 

+Ekran kalite ve parlaklığı oldukça başarılı

+Uyku analizi tam detaylı 

+Renkli ekran olması büyük keyifli oluyor

Eksi olarak en azından İngilizce dil seçeneği olmasını isterdim. Belki uğraşmak gerek ama vaktimi onla geçiremem. 

Kimler almalı: Kalabalık iş yerinde çok sesli ortam da olanlar tercih edebilir. Renkli ekran ve 

parlak ekranı sayesin de her ortam da ekran çok kolay gözüküyor. Spor yapan ve uykusuna önem verenler için de biçilmiş kaftan.

Yazımı okuyan dostlara teşekkür ederim. 🙂 Daha fazla uzatmak da istemiyorum. Aklınıza takılan soru varsa yorum yazın lütfen. Umarım satın almayı düşünenler için rehber olur. Çok fazla özellik detayına değinmedim. Meraklısı zaten araştırır bilir. Ben sadece kullanım deneyimimi paylaşmak istedim. 

Başka bir inceleme de görüşmek üzere...

Lütfen kendinize dikkat edin, yüzünüz hep gülsün. 🙂

Görüşmek üzere...

#huawei #honorband4

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 13 / 94

Omron M2 Intellisense Serisi Tansiyon Aleti İncelemesi | Ekonomik Çözüm

 

Bu yazı alışılmış teknolojik ürünlerin haricinde sağlık teknolojileri ile ilgili bir ürünün incelemesini içerecek. İncelememizin konuğu ise hemen hemen her tansiyon hastasının vazgeçilmez ve mecburi aracı haline gelen tansiyon aletlerinden biri olacak.

Bu tip sağlık ölçüm cihazları ve sensör sistemlerinin saygın markalarından Omron olacak. Omron, Japonya merkezli elektronik üreticisi ünvanı ile işlerini yürütüyor. Ticari hayatına başta hesap makinesi gibi basit ürünler üreterek başlamış olsa da günümüzde sağlık sektörü ve sensör sistemleri ile oldukça özleşmiş saygın bir firma haline geldiğini belirtmek isterim.

 

 

Omron markasının incelememize konu olan kan basıncı ölçüm aleti başka bir deyişle tansiyon aleti ise firmanın güncelliğini yitirmiş eski seri M2 ailesinden olacak. Omron firmasının güncel en alt segment kan basıncı ölçüm cihazı ailesi artık M3 serisi olmuştur ve yeni bir ölçüm sistemi izlemektedir.

İncelediğimiz modelin Hem-7121-E dahili hafızalı çözüm olduğunu hatırlatmak isterim. Bu model geriye dönük 30 ölçümü kayıt altına alabiliyor. Çünkü aynı cihazın Basic serisi altında manşet kalitesi kırpılmış ve depolaması bulunmayan nispeten ekonomik bir çözümü olan
HEM-7120-E modeli de bulunuyor. Geriye dönük verilerinizin saklanması ve her ölçümde log alamıyorsanız size kayıt alabilen model daha mantıklı olacaktır.

 

 

Ürünün detaylarına girmeden bu tip kan basıncı ölçüm cihazlarının iki ölçüm formu bulunuyor. Bilekten ve koldan olmak üzere ikiye ayrılıyorlar. Bilekten ölçüm cihazları çok uygun fiyatlara bulunabilse bile doğruluk oranları sıradan bir koldan ölçüm cihazına göre bile oldukça düşük kalıyor. Koldan ölçüm cihazları genel olarak daha tutarlı ve doğruya yakın sonuçlar verme eğiliminde bir çizgiye sahipler. Tabii bu tip cihazları alırken ucuz diye ne idiği belirsiz çözümlere kaçmamanızı şiddetle öneririm. Sağlık konusunun tasarrufu olmaz. Ama inceleme konuğumuz ise bu işin iyi firmalarından biri olan Omron'un piyasada bulunabilen ekonomik çözümlerinden biri olacak.

 

 

Omron M2 Intellisense Hem-7121-E otomatik üst koldan kan basınç ölçüm cihazının kutu içeriği bölge ve sunulduğu pazarın dinamiklerine göre değişim gösterebiliyor. İncelediğim ürünün kutu içeriğini saymak gerekirse ölçüm cihazı, manşet, saklama çantası, dörtlü kalem pil seti, kan basıncı günlüğünün yanı sıra bazı işinize yarayacak kullanım kılavuzları ve dokümanlar yer alıyor.

 

 

Kutu içeriğinin detaylarına eğildiğimizde ise 22-32cm arasında ayarlanabilen orta boy bir manşet içeriyor. Eğer iri bir bireyseniz bu manşetin genişliği sizin için önem arz edecektir. Alırken bunun büyüklüğüne dikkat etmenizi öneririm. Bu tip ürünlerde bazen piller kutu içeriğine dahil edilmeyebiliyor. Omron'un bu çözümünde ise hemşehrisi olan başka bir Japon şirketi Mitsubishi'nin dört adet kalem pili kutu içeriğine dahil edilmiş. Ayrıca ölçüm kayıtlarınızı not edebilmeniz için ise bir günlük/takvim koyulması ihmal edilmemiş. Belkide en büyük garipliği ise kutu içerisinden çıkan saklama çantası tam anlamıyla kalitesiz bir obje nasıl olur sorusunun aynası niteliğinde olmuş. Naylon ve çok ince yapısıyla güven ve memnuniyet kırıcı bir aksesuar olduğunu düşünüyorum.

 

 

Ölçüm cihazının tasarım detaylarına bakarsak oturaklı ve gacır gucur etmeyen bir yapısı olduğunu belirtmek lazım. Ürün montajının çok intizamlı yapılmamış ve boşluklu yapıda olduğunu aktarmak istiyorum. Bu benim için ürünün değerini azaltan bir etmen olarak eklendi. Ürünün hortumla bağlantısı pek güven vermiyor contalı bir yapıya sahip takıldığında ise sabitlenmiyor. Oynak bir yapı hakim oluyor ama denemelerine göre bağlantı siz kuvvet uygulamadıkça kolayca çıkacak bir durumda değil. Dert edilecek bir konu değil ama insanda güven telkin etmediğini atlamamak lazım. Hortum uzunluğu ise fazla değil ürün masa üzerinde kullanılacak ise fazla yakın durmak gerekiyor. Ben açıkçası genelde elde duracak şekilde sonuç ölçümü aldım.

 

 

Ürünün alt tarafında destek, sabitleme ve yükseltme süngerleri bulunuyor. Bende zamanla düşecekmiş hissi uyandırdı. Pil kapağı ise vidasız tırnaklı bir yapıda çok aç kapa yapılırsa o mandal zamanla bozulabilir. Ama normal bir insana pilinin aylarca gideceğini düşünürsek kırk yılda bir pil değiştirmekten de arıza yapacağını sanmıyorum.

 

 

Ürünün ekran ön kaplamasında kullanılan plastik ise üstüne biraz baskı yapılması halinde çok rahat kırılabilir dikkat etmek lazım. Ekran kalitesi ise iş görür okunaklı ve basit, cicili bicili şeylerden kaçınılmış. Ekranın kenarlarında ise bazı değerlerinin neyi ifade ettiği kısa bir şekilde açıklanmış. Ekranın arka aydınlatması olmadığı için düşük ışıklı ortamlarda kullanılmaya pek uygun değil.

 

 

Cihazın iki tip çalışma şekli bulunuyor. Bunlarda biri kutu içeriğinde yer almayan harici bir adaptör satın alarak sürekli çalışır konuma getirmek. Diğer yöntem ise dört tane kalem pil ile çalıştırıp portatif bir yapıya bürümek. Ürünü pilini bitirecek kadar bir kullanım süreci yaşamadım. Bu süreçte size firmanın sunduğu yaklaşık ömrü paylaşacağım. Firma bu ürün için yaklaşık bin ölçüm sonra pilinin biteceğini vaad etmiş. Bu sayı ciddi bir rakam sürekli pil değiştirmeniz gerekmeyecek diye düşünüyorum. Bana göre ise bu iki metod arasında pil ile kullanmak çok daha mantıklı bir çözüm...

 

 

Ürünü aslında benzer fiyatlı rakiplerinden ayıran en büyük noktası doğruluk oranı olarak gösterilebilir. Benzer fiyatlara hatta daha ucuza satılan ne sonuç verdiği belli olmayan tutarsız ürünlere göre tüm detayları belli şekilde ölçüm yapabiliyor. Kan basıncı ve nabız ölçümü konusunda maksimum hata payı %5 olarak belirtilmiş. Bu değerin belli olması ürün adına güven veren bir unsur.

 

 

Ürün alınır mı konusuna gelirsek aslında çok basit tansiyon hastası iseniz alsanız iyi olur. Ama tansiyon aleti olarak alınır mı sorusuna ise bence bu sorunun cevabı evet olur. Çok para harcamayım ama tutarlı sonuçlar veren düzgün bir ürün alacağım diyenler için makul tercihlerin başında geliyor. Hatta sizin için sonuç kayıt özelliği çok mühim değilse Basic versiyonunu bir miktar daha ucuza alabilirsiniz. Sonuç olarak kan basıncı ölçüm cihazına çok para harcamadan işimi görecek bir cihaz arıyorum derseniz Omron M2 serisi sizin içi biçilmiş bir kaftan olacaktır. Omron M2 serisi cihazları pek çok mecrada 200TL altında fiyatlara bulabilirsiniz.

 

 

Ürünün aslında bahsedilmesi gereken çok daha fazla detayı olduğunu düşünüyorum ama şu haliyle bile baya dolu bir inceleme oldu. Daha fazla uzatırsam küçük çaplı bir kitaba dönüşecek. 🙂 Sizler için pek çok yerde bulamayacağınız ürünün teknik detaylarını aşağıda kısaca yazdım. Bahsedemediğim detaylara tablodan bakarak yanıt bulabileceğinizi düşünüyorum.

 

Omron M2 Intellisense Hem-7121-E Teknik Detayları

- Ürün kategorisi: Elektronik Sfigmomanometreler
- Ürün tanımı: Otomatik Üst Kol Kan Basıncı Ölçüm Cihazı
- Dikey satırlı renksiz LCD dijital ekran
- Ölçüm metodu: Osilometrik metod
- Ölçüm aralığı: O ila 299 mmHg arasında
- Kan basıncı ölçüm aralığı: 20 ila 280 mmHg arası
- Nabız: 40 ila 180 atış/dk arası
- Kan basıncı doğruluk oranı: +/- %3 mmHg
- Nabız: Görüntülenen değerin +/- %5
- Manşet şişmesi: Elektrik pompası fuzzy-logic
- Manşet sönmesi: Otomatik basınç tahliye valfi
- DC 6V 4W adaptörlü çalışma (Adaptör ayrıca satılır)
- 4 adet AA pil 1,5V kalem pil ile çalışma
- Pil ömrü: Yaklaşık değer 1000 ölçüm (Pil)
- Teorik ürün ömrü: Ölçüm cihazı 5yıl, manşet: 1yıl, AC adaptör 5 yıl
- Elektrik çarpma koruması Dahili ME pil, ME II adaptör
- IP20 yabancı madde çarpmalarına ve su damlalarına dayanıklılık
- Çalışma koşulları +10°C ila +40°C; %30-85 Bağıl nem; 700-1060 hPa
- Manşet/boru materyali: Naylon, polyester, polivinil klorür imali

 

 

 

Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim....

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 11
Umut Koçak paylaştı.

Braun Series 7 799cc-7 Traş Makinası

Hep jilet ile traş olurdum ama bir süredir traş makinası almayı düşünüyordum. Yüzümdeki tahriş olma durumu artınca ve 760 modelinin en alınası makina olduğuna dair bir yazı okuyunca almaya karar verdim. Hepsiburada’da 799 modelini gördüm ve 760’dan ucuzdu. Bir de ıslak kullanım özelliği var ek olarak, o yüzden 590 TL’ye bunu aldım.

Çoğu kişi bilir, iki tip başlık vardır. Biri Philips’in üçlü başlığı, diğeri Braun ve diğerleri tarafından kullanılan folyo (foil) tip başlık. Bu folyo tipi top sakal kenarları gibi ince düzeltme isteyen bölgeler için daha kullanışlı denmiş. Ben de top sakallı olduğum için bu zaten işime geldi.

Öncelikle şunu söyleyeyim de belki bazı kişiler incelemenin tamamı ile vakit kaybetmez. Bu makina ile çene altı bölgesinde jilet kadar temiz (sinek kaydı) bir traş elde edemedim. Jilet dediğim Gillette markasının 3-5 bıçaklı ürünleri. Benim sakalım baya serttir, o da sebep olabilir çünkü incelemelerde hemen hemen herkes çok temiz traş ediyor demiş. Bu arada ben sabah duştan çıkınca yüzüm islakken traş olurum, ona rağmen mükemmel traş etmedi. Ama başlığını ıslatınca ve sakalın çıkma yönünün tersine hareket edince daha iyi alıyor. Zamanla alıştıkça daha iyi sonuç alır oldum ve bu hali ile üründen memnunum çünkü neredeyse hiç tahriş etmiyor.

Cihazın bir kaidesi var, hem şarj ediyor hem de otomatik temizleme yapiyor. Bu kaide içine baş aşağı yerleştiriliyor ve hafif sola yatık duruyor. Bu sola yatık konum temizleme sıvısının akışını kolaylaştırmak için olmalı. Temizleme sıvısı için bir kartuşu var, 30 kere temizleme yaptığı söyleniyor ama ben daha o kadar kullanmadım. İkili paketler 20-25 TL’ye satılıyor. Cihazın kirlilik düzeyini ölçüyor ve ona göre temizlik programi uyguluyor. Bu temizlik esnasında makina da ara sıra kısa kısa çalışıyor. Temizlik duruma göre 45 dakikaya kadar sürebiliyor. Bir de 25 saniyelik hızlı temizleme seçeneği var. Ama bu sistemi ve dolayısıyla da temizlik sıvısını kullanmak şart değil. Kılavuzunda su ile de temizleme yapılabilir ama haftada bir tek damla makina yağı damlatın denmiş. Yalnız kendi sıvısı sterilizasyon da yapıyor ve limon kokusu veriyor. Şarj etmek için bu kaide şart değil, adaptörün kablosu doğrudan cihaza da takılıyor. Seyahatlerde bu şekilde şarj edilebilir. Sadece makinayı içine koymak için güzel bir kılıf da geliyor kutuda. Keşke artık bu tip ürünlerde de Micro USB falan olsa, bir de onun adaptörünü taşımak gerekmezdi. 1 saatte şarj olur, 50 dakika çalışır demiş Braun. Okuduğum incelemelerde 1 saatten fazla çalıştığı yazılmış, firma biraz temkinli konuşmuş sanırım. Ben bunu deneyemedim, çünkü temizlik için kaideye koyunca şarj ediyor mutlaka.

Makinanın alt tarafında LED ışıklı iki gösterge var. Biri batarya durumunu, diğeri hijyen durumunu gösteriyor. Ön tarafında açma kapama butonunun iki yanındaki butonlarla yoğunluk (intensity) ayarlaniyor. Açma kapama butonunun ortasındaki led ışık yoğunluğa göre açık mavi, koyu mavi ve yeşil olarak renk değiştiriyor. Ürün biraz gürültülü ama can sıkacak kadar değil, folyo tip cihazlarda daha fazla ses oluyormuş. Bir de her traş makinesinde olduğu gibi düzeltme ucu var, güç butonunun üstündeki kısmı yukarı kaydırınca açılıyor. Makina iri olduğu için bazı açılarda nereyi traş ettiğinizi çok iyi göremiyorsunuz ama başka nereye koyabilirlerdi bilmiyorum. Ama iş görüyor, düzgün kesiyor.

Artıları:
Otomatik temizleme
Islak kullanım imkanı

Eksileri:
Bazı bölgeleri çok temiz traş etmiyor (kişiye göre durum daha iyi veya kötü olabilir)
Trim başlığı bazen ergonomik olmuyor.
Temizleme sıvısı ek bir masraf (zorunlu değil)

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Erkan Avvuran @erkanavvuran

    İnceleme ayrıntılı ve güzel olmuş. Ben 2 yıldır 790cc-4 serisini kullanıyorum ve ürünün şarjını bitirebilmiş değilim. Öyle 50 dk da felan mümkün değil şarj bitmiyor 🙂 . Temizleme sıvısını hijyen durumu sıfırladığında kullanır ve makina temizlenip yağlaması yapıldıktan sonra sıvının kapağını yeniden kapatırsanız 6-8 ay kadar başka temizleme sıvısına ihtiyaç duymazsınız. Yani Makine gerçekten ideal. Traş bıçaklarına göre daha net kesim yapıyor. Ancak bu bütçeye değer mi bilemem. Sonuçta makine bıçaklarının da değişmesi gerekiyor 18 ay sonunda (110 tl). Taktir tercih edecek arkadaşların...

    • Emrah Öztürk @emrah-ozturk

      Temizleme sıvısı konusundaki ipucu çok iyi. Ben içinden çıkanın kapağını attım ama bir dahakinde böyle yapabilirim. Gerçi çok da bir masraf değil. Makinayı almayı düşünenler maliyet açısından avantaj yaşamak için düşünmemeli derim. Belki kendini amorti eder ama 4-5 yılda falan. Hijyen ve tahriş etmemesi benim için avantajları.

  • Anıl Akyıldız @akyildiz6

    @emrah-ozturk hocam bende bir süredir aynı ürünü kullanıyorum da bir sorum olacaktı. ürün 2 3 dakika çalıştıktan sonra elek kısmında hafif bir ısınma oluyor mu sizde de ? benim eski makinemde böyle bir durum yoktu bunda olunca normal bir şey mi merak ettim.

Umut Koçak paylaştı.

Timex Expedition Grid Shock Titreşimli Kol Saati (TW4B025009J)

Geçen sene bir süre Pebble saat kullandım. Sonrasında aklımda kalan en güzel özelliği titreşimli alarmdı. Sabahları hiç gürültü yapmadan uyanmak güzel bir şey, özellikle benim gibi karşı odada bebeği uyuyanlar için 🙂 Akıllı saatler halen yeterince ilgimi çekmiyor, gerçek bir yarar göremiyorum. Sonra birden titreşimli normal saat de vardır herhalde dedim ve aradım. Casio’nun bazı modelleri var ama tasarımları bana göre değil. Timex’in bu modelini buldum.

Saatin gövdesi genel olarak plastik, sadece ön yüzdeki çerçeve paslanmaz çelikten. Camı da plastik (akrilik). Saat çizilmelere karşı ne kadar dayanıklıdır bilmiyorum, henüz 3 gündür kullanıyorum, ama akrilik camların çok dayanıklı olmadığını okudum. Oldukça büyük bir saat, fotoğraflarda görebilirsiniz. Kayışı değiştirilebilir ama standart değil, aynısından almak gerekir. Butonlar da büyük ve kolay basılıyor. Solda 2, sağda 3 buton var. Sağda ortadaki buton sadece ışığı yakmak için kullanılıyor. Timex’in Indiglo dediği, benzeri başka üreticilerde de olan güzel bir aydınlatma. Ekrandaki yazılar renk değiştirmiş gibi oluyor, gece çok rahat okunuyor.

Saatte kronometre, geri sayım, ve Hydra denen spor esnasında su içmeyi hatırlatmaya odaklanmış bir ek geri sayım var. 3 ayrı saat ve 3 ayrı alarm kurulabiliyor. 3 ayrı saat özelliği farklı zaman dilimlerini de görmek amaçlı. Hangi zaman dilimi olduğunu seçemiyorsunuz, sadece normal zamandan başka T2 ve T3 olarak ayarlıyorsunuz. Yine de benim gibi farklı ülkelerdeki insanlarla sürekli iletişim kuran kişilerin biraz işine yarar. Uyarı tonu olarak titreşim, ses veya ikisi beraber seçebiliyorsunuz. Saatin herhangi bir ayarını yapmak çok kolay, ayar yaparken ekranda butonların karşısına gelen yerde butonun o anki fonksiyonu yazıyor, +, -, Done gibi. 12/24 saat ve tarih formatı (gün/ay veya ay/gün) olarak ayarı var.

Alma nedenim olan titreşimli alarmdan bahsedeyim. Titreşim yeterince güçlü, hissetmeme imkanı pek yok. Ama uykusu çok ağır olan birini belki uyandırmaz. Alarm vakti gelince 7 kere (20 saniye) titreyip duruyor ve 5 dakika sonra bir kere daha aynı şeyi yapıyor. Çalarken sağ üst butona basarsanız alarm kapanıyor, 5 dakika sonra da çalmıyor. Erteleme özelliği yok ama buna ihtiyaç duyanlar 3 adet alarm ayarlayabilir. Ben sadece titreşim kullanıyorum. Bu durumda Hydra gibi şeyler de sadece titreşimle uyarıyor. Saatin sesi de bildiğimiz dijital saat sesi, özel bir yanı yok. Ekranın sol alt tarafında uyarı tipi Vibe, Combo veya Tone olarak gösteriliyor.

Saat beklentimi tam olarak karşıladığı için çok beğendim, ekranı dayanıklı cam olsaydı 9 yıldız, erteleme özelliği de olsaydı 10 yıldız verirdim.

Türkiye fiyatı 430-440 TL civarı (az önce 330 TL’ye ilan gördüm ama ben alırken yoktu). Ben Amerika’dan ziyarete gelen bir arkadaşıma rica ettim Amazon’dan alıp gelirken getirdi, bana 90 dolara mal oldu. Amazon Türkiye’ye göndermiyor bu ürünü.
#akış

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 20
  • daldiy @daldiy

    Timex saatlerin birçok modelini kullandım hepsindede kordon sorunu var.En son timex 150 lap aldım ve 3 ay içinde kordon kurudu ve koptu tabiki yedek parça yok.

  • Emre Akar @zurrani

    hocam madem pebble time da kullandın, ikisinin titreşimlerini kıyaslar mısın? ben de bir ara casio'nun bir modeline sarmıştım ama 20 sn snooze olmadan titriyor diye bırakmıştım. insan öyle saat yapar da 5 alarm koymaz mı? şu an casio'nun solar bir modeli var bende de 120 liralık. 5 alarm var, 1'i snooze özellikli. alarm benim için de önemli 🙂

    bu ara pebble time'a aşeriyorum ama nasip bakalım. türkiyede resmi olarak satılsa keşke. akıllı olmasından dolayı onda sınırsıza yakın alarm tanımlanabilir tahminen.

    • Emrah Öztürk @emrah-ozturk

      Titreşim kuvveti diyorsan bu saat biraz daha kuvvetli geldi, ama ikisinin arasında baya zaman geçti çok emin değilim. Çoğu zaman bir tuşa dokunup erteliyorum, yani kolayca uyandırıyor. Pebble'da alarm sınırsız değildi ama uygulama kurarak olur belki.

  • Emre Akar @zurrani

    Teknoloji bazen yavas, bazen hizli ilerliyor 🙂

    2 senedir mi band 2 kullaniyorum, bozulunca mi band 3 ya da daha ust bir modele guncelleyecegim.

    Kolda titresimli ve telefonla baglantili bir cihaz olmasi guzel bir sey.

Umut Koçak paylaştı.

Sennheiser PXC 550 Bluetooth Kulaklık

Kablosuz ve gürültü engellemeli kulağı saran bir kulaklık almaya karar verince çok popüler olan Bose QC35 almayı düşünmüştüm ama bir mağazada görünce buna yöneldim.

Verdiğim puanı daha çok kullanım kolaylığı ve özellikleri açısından dikkate alın çünkü ses kalitesi hakkında detaylı yorum yapacak hassasiyetim yok. İyi sesi severim ama audophile değilim.

Yine de ses kalitesinden bahsedecek olursam, çok iyi 🙂 Ses kaynağından yapılan her ayarlamaya iyi tepki veriyor, yani vokal öne çıkarılırsa veya bas artırılırsa kulaklık da bunun hakkını çok güzel veriyor.

Kafayı saran sap kısmının temel parçaları metal, sağlam görünüyor. Plastik kısımları da bu seviyede bir kulaklığa yakışır kalitede.

Pil performansı da oldukça iyi, resmi verisinde 30 saat deniyor. Özellikle süre tutmadım ama kullanım süresi çok çok uzun.

 

 

 

Cihazın fark yaratan tarafı aslında kullanım kolaylığı ve akıllıca düşünülmüş ek özellikleri. Sağ kulaklığın dış yüzeyi dokunmatik bir panel olarak çalışıyor. Ama görünüş olarak diğerinden hiç farkı yok. Parmak kaydırma ve dokunuşlar ile yapılabilenler:

 

  • Ses açma/kısma
  • Şarkı değiştirme
  • İleri/geri sarma
  • Şarkıyı durdurma/çalma
  • Dış sesi dinleme modunu açma.

 

Bu sonuncu ilginç, internette şöyle bir baktım ve rakiplerinde pek yaygın olan bir özellik değil anladığım kadarıyla. Dokunmatik panele çift tık yapınca müziği (yada oynatılan herhangi bir medyayı) durduruyor ve mikrofonlardan alınan dış sesi kulağa veriyor. Bununla kalmayıp insan sesini öne çıkaran bir filtre uyguluyor anladığım kadarıyla, çünkü örneğin uçak içinde insanların sesini normalden daha net duyuyorum. Gürültü engellemek için bulunan donanımın çok akıllıca bir kullanımı ve çok beğendim.

 

Bir özelliği de kulaklığı çıkarınca müziği kendiliğinden durdurması, takınca devam etmesi. Yalnız bundan pek memnun kalmadım ve kapattım, fazla hassas ve bazı kafa hareketlerini yanlış algılayıp müziği durdurup başlatıyor.

 

Kulaklığı kapatmak için üzerindeki anahtarı kullanmak şart değil. Resimdeki gibi kulağa gelen kısımları düz hale getirince kendisi kapanıyor, takılacak şekilde çevirince de açılıyor.

Çift cihaz desteği var, hangisi bağlanırsa sesli olarak anons ediyor. Cihazlara Phone 1 ve Phone 2 şeklinde isim veriyor, değiştirme imkanı yok. Ben önce telefonlarımdan birini ve tableti bağlamıştım. Sonra tablet yerine diğer telefonu bağladım. Şimdi ikisine de Phone 1 diyor 🙂

Micro USB kablo ile şarj ediliyor. Kutusundan şarj kablosu, üzerinde buton olan ses kablosu (BT yerine direk bağlamak için), uçaklardaki çift pin jak için adaptor, 6.3mm jak adaptörü ve taşıma çantası çıkıyor. Kablolar falan çok kaliteli duruyor ama taşıma çantası baya uyduruk duruyor. Kulaklık katlanarak konuluyor tabi bunun içine.

 

 

 

 

 

Captune adında bir uygulaması var, hem bir müzik oynatıcısı hem de kulaklığı yönetmek için kullanılıyor. Pil seviyesini gösteriyor, gürültü engelleme özelliğinin şiddetini, ses efektinin ayarlarını falan yapmak mümkün.

 

 

Fiyatı 400 $, bu tipteki en popüler kulaklık olan Bose QC35’den 50$ daha pahalı. Bence sunduğu ek özellikler buna değer.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Umut Koçak paylaştı.

Staedtler 925-65 Mekanik Kalem

  • Uzun süredir ara vermiş olduğum mekanik kalemlere renkli bir dönüş yapmak benim için keyif verici oldu, umarım sizin için de olacaktır. Kalemler ile uğraşıp (veya uğraşmadan) Staedtler ile yolunuzun kesişmemesi pek mümkün değil. Özellikle Avrupa çıkışlı olması ve firmanın bir kısmının Japonya'da faaliyet göstermesi kendilerini daha uluslararası bir kırtasiye malzemesi üreticisi olmasında önemli etkenlerden. Bir de firmanın köklerinin 17. Yüzyıla dek dayanmış olması bende kesinlikle bu markaya karşı büyük merak uyandırıyor. Firmanın büyük bir kısmı Almanya'da üretime devam ediyor. Çok büyük ürün yelpazesinin olmasına şaşmamalı zira resmî olarak 183 senedir ayakta. Bütün ürünlerinden tek bir incelemede bahsetmek epeyce zor. Yine de Staedtler'in hakkını vermeye çalışmak lâzım. 925-65 Color serisinin ise güzel bir başlangıç olacağına inanıyorum.

 

  • Bildiğimiz 925-65'e nazaran yalnızca 0.5mm uç seçeneği ile gelmekte. Margaret Pembesi, Gökyüzü Mavisi, Limon Yeşili ve incelemede bulunan Havuç Turuncusu renkleri Color Series ailesini yaratan renkler. Fotoğraflarından gördüğüm kadarıyla turuncu dışındaki renkler fazla pastelimsi ve soluk gözüktü gözüme, bundan dolayı turuncuda karar kıldım, renginden de oldukça memnun kaldım.

 

  • Plastik gövdesi, metal ucu ve klipsi ile 11 gram gibi makul bir ağırlık oluşturuyor. 13.9 cm uzunluk ile de gayet iyi dengelenmiş. Yazı yazarken ne çok ağır, ne de çok hafif bir kalem tuttuğunuzu hissettiriyor. Uç kısmının bir miktarının gövde ile buluşması iyi düşünülmüş bir detay çünkü hem yekpare bir hissiyat veriyor, hem de gövdeye sıkı bir şekilde oturduğu için zaman zaman gevşemiyor. Manşonun hemen altında 'Lead Grade Indicator' denen uç yoğunluğu göstergesi yer alıyor. Bu araç hakkında daha önceki incelemelerde çok fazla bahsetmedim sanırım çünkü birkaç yerde insanların bu aracın ne işe yaradığı ile ilgili 'farklı' sorularını gördüm. Elbette bu gösterge ile kalemin ucunu değiştirmiyorsunuz, böyle bir şey yok. Ancak sürekli farklı uç kullanan birisi iseniz (meselâ bu kalemde 3H, 2H, H, HB, B, 2B göstergeleri yer almakta.) taktığınız ucu hatırlamak için kullanabilirsiniz. Çizim yapanlar da dahil çoğu kişinin ihtiyaç duymadığının farkındayım; ancak ihtiyaç duyulduğunda kalemde tasarımı zedelemeden durması zaman zaman oldukça kullanışlı olabiliyor.

 

  • Bu kalemde en çok hoşuma giden ve takdîr ettiğim şeylerin başında gövdenin mekanizma ile su götürmez şekilde birleşmesi ve silginin arkasına konulan uç sıkışmalarına karşı iş görecek olan iğne. Bu tip detaylara bu kalemde şaşırmamda yaklaşık $5 olan fiyat etiketi yer almakta. Mekanizması birden çok ucu rahat bir şekilde kullanabiliyor. Uç kırılmaları da yazı yazdığım sürece karşılaşmadığım bir durum olunca fazlasıyla memnun kaldım. Manşonun yüzeyinde .5 ifadesi yer almakta. Ayrıca metal klipsinde de zarifçe yerleştirilmiş Staedtler logosu yer alıyor. Tasarım genel olarak oldukça sade ve bitmiş bir ürün hissiyatı vermekte.

 

  • Kalemde en çok aradığım ve yazı deneyimimi baltalayan şey grip. Bir süredir Rotring 600 ve Tombow Zoom kullanmamdan mıdır bilmiyorum ama, parmakları sabit tutan bir grip yazı yazmayı ve bir şeyler çizmeyi bence çok daha keyifli bir hâle getiriyor. Bu kalemde kauçuk bir grip kullanmak çok daha iyi olabilirdi bence. Gövdenin halka şeklinde olması tutuş için yardımcı olsa da pek yeterli gelmedi bana. Genel olarak yazı deneyimi oldukça tatmin edici. Uzun soluklu yazılarda dahi çok memnun kaldım; ama yine de grip için farklı bir çözüm denenmesini isterdim.

 

  • Staedtler yalnızca kendisi ile yetinmeyip zamanla Mars ve Noris markalarını da yarattı. Avrupa'nın en büyük tahta kalem üreticisi olması bir yana, Noris isimli klasik kurşun kalemi Birleşik Krallık'taki okullarda çok yaygın imiş. Mars silgisi ve ucu kesinlikle ortalamanın üzerinde bir performans sergiliyor. Silgisi "dust catch" dediğimiz etrafa az toz bırakan cinsten ve iyi siliyor. Tombow ve Ain-Stein ile karşılatırıldığında biraz altta kalsa da hayâl kırıklığına uğratmıyor. Uç için de aynı şeyleri söyleyebilirim. Ben yine her zamanki gibi Pentel Ain-Stein 2B uçlarını önereceğim.

 

  • Kendisini etrafımda bulamadığım için eBay'den satın aldım. Yazının ortalarında bahsettiğim gibi fiyatı yaklaşık $5. Kargosu ile birlikle €9 civarına mâl oldu. Bu durumda ürünün fiyatını daha çok seçtiğiniz kargo cinsi belirliyor. Türkiye'de online olarak ₺30 civarında birkaç mağazada gördüm. Bence günümüz koşullarında hiç de fena bir fiyat değil. Kalem yapması gereken her şeyi yapıp, bir de üstüne ekstra araçlar ve temiz işçilik ile fazlasını koyuyor. Ufak tefek denebilecek eksikleri de fazla değil ve yazım deneyimini baltalamıyor. Dışarıdan da fazlasıyla mütevazi görünmesinin avantajını kullanarak çok iyi bir okul kalemi olmaya hak kazanmış durumda.

 

#Staedtler #92565 #Kalem #İnceleme

Bu rehberdeki her şey (yazı, görsel vb.) bana aittir. Kaynak gösterdiğiniz sürece kullanıma açıktır.

Soru ve yorumlarınız için TeknoSeyir'e üye olmayı unutmayınız!

e-posta üzerinden sorular için: ee.mcan.dogan@gmail.com

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 17 / 19
Umut Koçak paylaştı.

Zindan ve Ejderha RPG Oyunu

 

 

Her zaman oynamak istediğim, elimde yıllardır duran ancak bir türlü oynayacak arkadaş grubu bulamadığımdan dolayı oynayamadığım oyunu, Zindan ve Ejderha RPG oyununu anlatacağım. Bazı figürler ve kartlar eksilmiş malesef misafir çocuğuna verilmiş kıymetlimiss, ancak bir taş hariç oyunu bozan belirgin bir durum yok. Onun da yerini doldurdum, resimlerde gösterdim.

Oyunun kutu içeriği çok zengin. Oyun tahtası beş parçadan oluşuyor. Bu parçalar arkalı önlü olup her yönü farklı yollara dönüşebiliyor.

 

Her yaratık türünün ayrı figürü mevcut

 

 

 

Kahramanların figürleri ve güçlerinin, kullandığı silahların, kalan canının belirtildiği kartlar mevcut. Malesef kahraman figürlerinden birisi kayıp. Onun yerine benzer renkte bir parça bulabildim (Jozan figürü kayıp). 

 

Oyunda 3 boyutlu ağaç ve kolon parçalarının yanı sıra oynanış sırasında açılan veya kapalı olan kapıların , hazinelerin ve tuzakların belirtilmesi için parçalar mevcut.

 

 

Canavarların gücünü, levelini belirten, iksir ve silah gibi kahramanların kullanacağı kartlar, büyüler, hazine kartları bolca var.

 

 

 

İki kitapçık bulunuyor. Birisi Zindanın efendisinin kitabı, diğeri ise kahramanların özellikleri ve oyunun genel kurallarını anlatan kitabımız.

 

 

 

Ve tabiki de RPG oyunların olmazsa olmazı çeşit çeşit zarlarımız.

 

 

 

Oyunumuz 5 kişilik bir oyun, daha az kişiyle de oynanabilse de gerçek zevki 5 kişiyle çıkacaktır.
Birbirlerinden farklı güç ve özellikleri olan 4 kahramanımız ve 1 zindan efendimiz olmalı oyunda. Kahramanların hepsinin gücü farklı ve oyunun oynanması için hepsine ihtiyaç var. Bir kişi iki karakter olarak oynadığında eğlencesi kalmayacağı için beş kişi oynanmalı oyunumuz. Adı üstünde rol oyunu, karaktere bürünmeli insan.

 

Oyunu Zindan Efendisi kurar. İsterse kendi bir hikaye yazar, isterse de hazır olan hikayeleri okuyarak gider aşağıdaki gibi.

 

Bu Zindan Efendisi kitapçığından bir görev, bu kitapçığa hiçbir kahraman bakamaz. Resimde gördüğünüz yerlerin hiçbirini görmemeli kahramanlarımız. Odalar açıldıkça, Zindan Efendisi düşmanları yerleştirir. Onun dışında nerede ne var o hariç kimse bilemez. Tuzakların yerini de sadece o bilir, kahramanlar özelliklerine göre tuzakları bulup yok etmelidirler.

 

Zindan efendisi hikayeyi okur, kahramanların görevlerini anlatır. Kahramanlar da istedikleri karakterlere bürünüp yapacaklarını söyleyerek zar atarlar. Zindan efendisi de atılan zara göre olanı kahramanlara anlatır. Bir oda açılmışsa ve içerisinde yaratıklar varsa, bu yaratıklar Zindan Efendisinin kontrolündedir. İstediği gibi saldırı yapma, hareket ettirme hakkına sahiptir, tabi yine atacağı zara göre.

 

Bunların dışında hiç kart, figür vb kullanmadan da çok eğlenceli hikayeler yapılabilir. Sadece zarlar gerekli olanlar. Gerisi sizin yaratıcılığınıza kalmış.

 

Ben de umarım bir gün bu tarz bir oyun oynayabileceğim bir ekip bulurum. Çok eğlenceli oynaması gerçekten. Oyunda herhangi bir sınır yok. İsterseniz Cyberpunk evreni yaratın, isterseniz Orta Dünyada takılın. Cyberpunk evrenine ışınlanan ilkel insanların bile hikayesini yazabilirsiniz. Yapacağınız hamlelerin de sınırı yok, ne kadar zor hamle yapmak isterseniz ona göre zarların da zorluk dereceleri değişiyor.

 

Umarım beğenmişsinizdir. Görmüşken bunu anlatayım dedim herkesin haberi olsun böyle oyunlardan. Emin olun şu oyunlar herhangi bir bilgisayar oyunundan kat kat eğlenceli. Ancak cıvıtmadan oynayacak, oynamak isteyecek insanlar bulması çok zor. Okuduğunuz için teşekkür ederim.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Umut Koçak paylaştı.

DIY Mini Arcade - Final Fight

 

 

Merhabalar,

 

Evde bos gecirdigim zamanlarda ufak bir DIY projesine giristim. Mini arcade machine adi altinda satilan icinde lisanssiz oyunlarin bulundugu berbat bir minik arcade makinasi hediye gelmisti bana zamaninda, ancak hic ama hic guzel bir urun degildi. Dolayisiyla bunu biraz degistirmeye karar verdim.

Kullandigim Malzemeler

3.5 Composite 5v LCD

Raspberry Pi Zero

Urunun orjinal hali icin;

https://s1.thcdn.com/productimg/1600/1600/11276239-2214421091297462.jpg

Oncelikle Icini acip neler yapabiliriz diye baktim. Ekran ve devre karti tumlesik. Joystick ve tuslar ise ayri bir pcb uzerinde Ide kablosu gibi ince bir kablo ile anakarta lehimli. Bu lehimleri sokup hangi kablonun hangi tusa komut verdigini multimetrenin test modu ile tespit edip bir kenara not ettim.

Sonrasinda 3.5 inch Composite input olan bir LCD yi icine yerlestirdim ve sicak silikon ile tutturdum. Ekran boyutu plastik kasanin cercevesine gore buyuk ama goruntuyu config.txt dosyasindan yeniden olcekleyip tam ekrana sigacak sekilde ayarlardim.

Joystick kablolarini Raspberry pi zero'nun GPIO pinlerine lehimledim ve gereken driverlari kurup GPIO portlarindan joystick kullanimi devreye soktum. Ayni zamanda GPIO pinlerinden aldigim 5V cikistan ekranin gucunu sagladim.

Cihazin kasasinda kendinden bir minik hoparlor mevcut ancak raspberry pi zero'da bir audio modulu bulunmadigi icin simdilik ses ekleyemedim. PAM adinda kucuk bir amfi modulu ile bunu saglayacagim ancak urun kargoda 🙂

Guc konusu ise su sekilde. Orjinal urun 4 aded AA Kalem pil ile calisiyordu. Benim ihtiyacim olan 5V bu sekilde sagladim.

Son olarak da urunun disindaki cirkin etiketlerden kurtulup (ki tahmin ettigimden cok daha zor oldu) Final Fight temasini sectigim icin orjinal kabinin etiketlerini bastim. (daha kaliteli etiket kagitlari kargoda)

Sonuc video'da gordugunuz gibi.

Video

Zaman ayirip okudugunuz ve izlediginiz icin tesekkurler.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Umut Koçak paylaştı.

Stanley Classic 1L - Stanley Adventure 0,47L

Selamlar

Bir süredir sahip olup, farklı şartlarda deneme fırsatı bulduğum termoslar ile ilgili deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Büyük olan termos Stanley Classic serisinden Stanley markasının 1913 yılından bu zamana kadar neredeyse değiştirmeden ürettiği 1 litrelik termos. Küçük olan ise Stanley Adventure serisine dahil olan 0,47 litrelik seyahat bardağı.

 

Ürün Serileri

Eminim ilk bölümü okurken "Nedir bu seri olayı?" diye içinden geçirenler olmuştur. O nedenle öncelikle bu seri kavramını açıklamakta fayda var.

Stanley 1913 yılında, darbeye dayanıksız cam yüzeyli termoslara alternatif olarak doğdu. İlk modeller iki yüzey paslanmaz çelik plakanın arasına kömür tozu sıkıştırarak üretildi. Sağlamlığı, yalıtım becerisi ve klasik yeşil rengi ile gün geçtikçe daha popüler hale geldi.

İlerleyen yıllarda, piyasadaki ihtiyaçtan mıdır yoksa ticari bir strateji midir bilinmez, seri kavramı ortaya çıktı. Bugün, Stanley 5 farklı seri altında üretim yapıyor.

1. Classic Serisi

Bu seri adından da anlaşılabileceği gibi artık ikonik hale gelmiş klasik tasarıma sahip termoslar. Günümüzde Classic serisinden modellerin renk seçenekleri ve tasarımları geçmişteki modellerle aynı olsa da üretim teknolojisi konusunda eski modellerle farklılıkları bulunuyor.

2. Adventure Serisi

Adventure, Classic serisine göre daha modern tasarımlara sahip denilebilecek, ürün çeşitliliği yüksek bir seri. Stanley bu seriyi sağlamlıkla öne çıkarmakta fakat elimdeki iki termosu karşılaştırdığımda materyal ve sağlamlık hissi bakımından herhangi bir fark göremiyorum. O nedenle Classic serisine göre bu serinin farkı sadece ürün çeşitliliği ve modern tasarımlar denilebilir.

3. Mountain Serisi

Mountain serisi kamp meraklılarına, dağcılara ve gezmeyi sevenlere yönelik bir seri. Ürün çeşitliliği adventure serisi kadar fazla değil ama tüm ürünler birden fazla işe yarayacak şekilde tasarlanmış. Mesela termosunuzu kahve presi ve cezve olarak kullanabilir veya yemek saklama kabınızı ateşin üstüne koyup içinde yemek pişirebilirsiniz. Daha sonra da ürünleri matruşka gibi iç içe geçirip çantanızda minimum alan kaplayacak hale getirebilirsiniz.

Açıkçası bu seriden herhangi bir ürünü deneme fırsatım olmadı ama kamp koşullarında faydalı olabilir diye düşünüyorum.

4. Go Serisi

Go'ların özelliği iç yüzeylerinde çelik yerine seramik kullanılması. Bu da dayanıklılık ve izolasyon konularında dezavantaj yaratmasına rağmen içeceğinize çelik tadının geçmemesini sağlıyor, termosunuzu bulaşık makinesinde yıkanabilir hale getiriyor.

Uzun süredir yoğun sekilde kullandığım çelik termosumla içtiğim herhangi bir içecekte şu ana kadar çelik tadı almadım. Tat alma duyusu oldukça hassas insanlar için iyi bir tercih olabilir ama böyle bir iddianız yoksa sağlamlıktan ödün vermek mantıklı olmaz diye düşünüyorum.

5. Master Serisi

Alınabilecek en pahalı Stanley termoslar. Bu modeller dayanıklıklık, saklama süresi ve fiyat konusunda çığır açmış durumda. Klasik termos bile dededen toruna kalabilecek kadar sağlamken, bu seri daha dayanıklı şekilde üretildi. Sıcak tutma süresi 40 saat, buz saklama süresi 160 saat, fiyatlarına değinmeyi tercih etmiyorum.

Şehir veya kamp hayatında bu kadarına ihtiyaç duyar mısınız bilmem ama Dünya'nın merkezine ya da Güneş Sistemi ötesine doğru yolculuk planlarınız varsa Stanley Master serisi bir termos iyi bir yol arkadaşı olabilir.

 

İnceleme

İki termosu ayrı ayrı değerlendirmeden önce ortak özelliklerinden bahsetmek istiyorum. Kendi deneyimimden ve kullanan arkadaşlarımın deneyimlerinden yola çıkarak söylüyorum ki Stanley termosların etiketlerinde verilen sıcak, soğuk ve buz için saklama süreleri tutarlı oluyor. Elimdeki iki termos için de değerleri test ettim, fazlasıyla tutarlı olduğunu gördüm.

Termosu elinize aldığınızda sağlam olduğunu çok rahat bir şekilde hissediyorsunuz. Metal kısımları da plastik kapak kısımları da uzun ömürlü olmak için üretilmiş.

Termosun içinde koku tutmayan bir materyal tercih edilmiş. Kapağı bir süre açık bıraktığınız takdirde içeceklerin tadı ve kokusu birbirine karışmıyor.

 

Stanley Classic 1L Termos

Etiketinde yazan rakamlara göre sıcak ve soğuk içecekleri 24 saat, buzu 120 saat koruyor. Ev ortamında yaptığım testlerde 24 saat iddiasını çok net bir biçimde tutturdu. Buzdolabından aldığım su 24 saat geçtiğinde, bir dikişte içtiğim takdirde başımı ağrıtabilecek kadar soğuktu. Sıcak suyu ise elime dökerek test etmek gibi bir hata yaptım ve gözle görülebilecek şekilde elimi yaktım.

Daha zor koşullarda o kadar uzun vadeli test etme imkanım olmadı ama kış kampında sıcak suyun geceden sabaha kadar sıcak kaldığına şahit oldum. Soğuk suyun da yazın 4-5 saat güneşin altında kalan arabanın içinde buzdolabı seviyesinde kaldığını gördüm.

 

Boyut olarak termosun dışarıdan göründüğünden daha az iç hacminin olduğunu söyleyebilirim. İzolasyonu sağlayabilmek için iki çelik plaka arasında kalan boşluk oldukça fazla. Aynı formda alabileceğiniz 0.47L, 0.75L, 1L ve 1.9L olmak üzere 4 farklı hacim seçeneği var. 1.9 L ile 1L boy olarak yaklaşık aynı ebatlarda fakat 1.9L sırt çantasında taşınamayacak kadar kalın. O nedenle 1L'lik modeli tercih ettim.

Termosun kapağı iki parçadan oluşuyor. Dış kapak aynı zamanda bardak olarak kullanılabilen izolasyon olarak pek faydası bulunmayan bir parça. Korumayı sağlayan kısım üzerinde conta bulunan kapak. Oldukça sert ve dayanıklı hissettiren bir malzemeden yapılmış. Kesinlikle sızdırma yapmıyor. İçiniz rahat şekilde arabanızın bagajına ya da çantanıza atabilirsiniz.

 

Stanley Adventure Seyahat Bardağı 0,47L

Bunun bir günlük termos olduğunu etiketindeki rakamlardan da kolayca anlayabiliyoruz. Sıcak ve soğuk içecekleri 3 saat, buzu 20 saat koruma iddiasında. Ev ve ofis koşullarında bu iddasını fazlasıyla gerçekleştirebiliyor. Bu termosun sınırlarını sıcak tutma konusunda zorladığımda, çayımı dış ortamda kardan yaptığım bardaklık içinde 2 saate yakın içilebilir sıcaklıkta tutmayı başardı. Soğuk içecekleri ise sahilde güneşin altında gün boyu tuttuğumda, buz gibi olmasa da serin kaldığını söyleyebilirim.

Bu formdaki adventure serisi termosları 3 farklı tipte bulabiliyoruz. Elimizdeki model 0.47 litrelik ince uzun formdaki termos. Ayı hacimde daha kısa ve tombul olan modeli de almak mümkün. Ayrıca 0.35 litrelik, bu termosla aynı kalınlıkta fakat biraz daha kısa olan model de bulunuyor. 0.47 litre hacim olarak genelde kahve dükkanlarının orta boyuna denk geliyor. Elimdeki termosu sırt çantamın şişe koyma bölümünde rahatlıkla taşıyabiliyorum. Standart çantalara tam olarak oturuyor ve düşme riski olmadan taşınabiliyor.

Bu termosu farklı kapak yapılarıyla almak mümkün, sabit kapak, düğmeye basıldığında açılan kapak ve fotoğraftaki gibi geçmeli şekilde açılıp kapanan kapak. Arabada içmek için düğmeli kapak oldukça pratik fakat düğmeli kapağa sahip modellerde kulp bulunmuyor. Ofiste ya da evde kapağı tamamen çıkararak kupa şeklinde kullanmak isteyenler için en uygun kapak tipi bu şekilde çalışan kapak. Saklama süresi en uzun olan ise sabit kapağa sahip modeller.

Sonuç

Stanley termosların fiyatları özellikle Türk Lirası'nın değer kaybetmesiyle beraber oldukça yükseldi. Piyasada yarı fiyatına satılan alternatifleri mevcut fakat Stanley termoslar gerçekten uzun ömürlü ve işlerini iyi yapan ürünler. Ömür boyu garanti sunduklarını da düşünürsek, oldukça popüler olan kahve dükkanı termoslarındansa, taksit sayısını birkaç ay daha artırıp Stanley termos tercih etmek mantıklı olacaktır diye düşünüyorum.

BeğenFavori PaylaşYorum yap