Umut Koçak paylaştı.

Philips 10000mAh Type-c Powerbank İncelemesi

Philips powerbank'in tam modeli DLP17100CW olarak geçiyor.

 

Kutu üstünde ürünün özelliklerini belirten detaylar yer alıyor.

 

İçinde gayet basit anlatımda olan bir kullanım kitapçığı çıkıyor. Birde 25 cm uzunluğunda micro usb kablosu çıkıyor.

Ürünün yanına 1 adet AA tipte kalem pil koydum kabaca boyutlarını irdelemeniz için yardımcı olacaktır. Çok büyük ve kalın değil tasarımı hoş üstünde çizgili örgülü bir iz var ama çokta hani detaylı görünmüyor. 1 adet açma kapatma tuşu ve içindeki pilinin şarj durumunu gösterdiği 4 adet mavi led ışık var.

Ürünün sol tarafında type-c girişi, giriş diyorum çünkü sadece powerbank'i şarj etmek için kullanılıyor. Yani oradan herhangi bir type-c to type-c kablo ile cihaz şarj edemezsiniz.

Type-c yanında ise 2 adet usb çıkışı ve de micro usb şarj portu var.

Ürünün kabaca tasarımı ve özellikleri bunlar. Kutunun yanında max 2.1 ampere kadar destekli demiş.

Ancak benim testlerime göre usb çıkışından max 1.6 amper güç alabildim. Sağ veya sol usb portu farketmiyor.

Eğer aynı anda 2 tane cihaz şarj edecekseniz 1.6 amper 1.2 ampere düşüyor. Diğer porttan da 0.80 amper güç verebiliyor. Yani bu hesapla da max 2 porttan 2 amper güç verebiliyor.

 

Powerbank'i ise şarj etmek istediğinizde micro usb veya type-c farketmiyor max 2 amper ile kendini şarj ediyor.

Bunların yanı sıra yaptığım testlerde ise 3500 mah dahili bataryalı telefonu tam 2 kere tam şarj edebildi. 2 tam şarjdan sonra da powerbank'i 1 tane led'i yanıp sönüyordu.

Powerbank ise 5v 2 amper ile kendisini 5 saat civarı bir sürede tamamen şarj edebiliyor.

Akıllı saat işte mi band türevi çok az akım çeken cihazlar var. Bunları da alet şarj edebiliyor. Kimi powerbanklerde bu olay yok çok az akım çektikleri için alet anlamayıp kendini kapatıyorken bunda o sorun yok.

 

Şimdi inceleme okey powerbank sonuçta. Ha ama arkadaşım içindeki pilin kalitesi ne ? şarj devresi ne ? lehim kalitesi nasıl ? asıl merak edilen şeyler bunlar. İçinde boktan dandik pil varsa ürün çöp olur birkaç ay sonra vs. veya şarj devresi dandikse ısınır ısınır yanar gider. O yüzden ben içini açıyorum. 😀

 

 

İçi tahmin edebileceğiniz gibi büyük bir bölümü sadece pil. 🙂

 

Powerbank'in pilini ise sadece çift taraflı bant ile kasaya tutturmuşlar. Ve altında da 1260110 3.7V 10000mah 37Wh değerleri yazıyor. https://www.globalsources.com/Lithium-ion-battery/10000mAh-1260110-lipo-battery-1168973151p.htm çok detay yok ama en azından çok dandik bir pil gibi durmuyor. Pil bu arada 1 cm kalınlıkta ağır yani ama işte zamanla kullandıkça kalitesi ortaya çıkacak. Çok adiyse zaten ne adam gibi şarj tutacak ne de ömrü iyi olacak.

 

Şimdi geldik en önemli kısma, şarj kontrol entegresi olarak ip5306 modeli üstünde var.

http://www.injoinic.com/wwwroot/uploads/files/20200221/0405f23c247a34d3990ae100c8b20a27.pdf Buradan datasheet'e ulaşabilirsiniz hani çok kötü değil ama gene de işte idare eder kafasında bir entegre. PCB'nin usblerin vs lehim kalitesi fena değil. Pilden gelen + - lehimi biraz kötü kablo da ince bu arada, pcb üzerinde ise DLP1710-5306 yazıyor. Üretim tarihi ise 2020-04-13 v2.3 imiş. En azından pcb'i üretimi yeni sayılır.

Ürün bu arada şok marketlerde 69.90 liraya satılıyor. Benzeri bu fiyatlarda neler var diye bakındım ama en yakın biraz güven veren birtek xiaomi redmi type-c destekli powerbank'i bulabildim. O da bu fiyat civarında geziyor. Çok ikisi arası ahım şahım fark yok. Hani fiyatına göre fena değil, almayı düşünüyorsanız alabilirsiniz.

 

 

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 12
Umut Koçak paylaştı.

A4 Tech FG35 Kablosuz Fare Kısa İnceleme

Yeni aldığım A4 Tech FG35 kablosuz fare elime ulaştı.

İlk izlenimlerime göre malzeme kalitesi orta. Ucuz farelerden üstün ama 300-500 TLlik Logitechlerle karşılaştırılmamalı. Tuşlar tamamen sessiz değil biraz sesli. A4 Tech bu fare için 4mA pil harcıyor demiş. Yani yazan değer doğruysa fare aşırı derecede düşük güç tüketiyor demektir. Kutudan bir tane alkalin pil çıkıyor ve fare 1 ade AA pille çalışıyor. Farenin birde FB35 kodlu bluetooth modeli var. O modelde fareyi aynı anda nano usb alıcıyla bilgisayara ve bluetooth ile 3 farklı cihaza bağlayabildiğiniz söyleniyor.

Gelelim FG35in ergonomisine. Farenin sağ tuşu alışılmış tasarımlardan farklı olarak soldan daha uzun tasarlanmış. Almadan önce bu tasarım biraz çekindirsede şuan gayet sorunsuz geldi. Bana göre şuanki tek sorun farenin sağ kenarı yayık değil dik tasarlandığı için büyük ellerde serçe parmağı biraz boş kalabiliyor. El demişken fare çok büyük ve şişman ellilere göre değil gibi görünüyor.

 

A4 Tech bu fare için kullanılmazsa 20 saniyede hafif tasarrufa geçtiğini söylemiş. 8 dakika kullanılmazsada uykuya geçiyor demiş. 4mA pil tüketimi gerçekse alkalin bir pilin çok rahat 4-5 ay gideceğini düşünüyorum. Normalde kullandığım İnca 500GL(pil tüketim detayı yazmıyor ama az harcıyor) farede Bim pili günlük en az 12 saat aktif kullanımda 2-3 ay gidiyordu.

 

Gelelim çekim kuvvetine. A4 Tech FG35 kablosuz fare için 10-15 metre çekim mesafesi demiş. Kendi yaptığım testte az bile söylemişler dedim. Evde bilgisayardan uzak 3 farklı noktada denedim ve sıfır lagla sorunsuz çekti. Bu mesafelerde araya giren duvarlarda dahil. İnca 500GLde bu konuda çok iyiydi ama A4 Techin bu faresi kat kat daha uzaktan çekebiliyor. Birde A4 Tech bu fare için kablosuz parazitlerden çekimi etkilenmesin diye otomatik farklı kanallarda çalışabiliyor diyor. Yani bir arıza olmadığı sürece kullanıcıyı çekim olarak her türlü memnun edecektir.

 

Son olarak farenin üstünde bir DPI tuşu bulunuyor ve fare 1000-1600-2000 DPIda çalışabiliyor. Masaüstü yazılımıyla sağ tık ve ileri geri tuşlarına farklı işlevler atanabiliyor ama masaüstü yazılımı bana çok kısıtlı geldi. Keşke Logitechteki gibi pil detaylarına kadar gösteren daha işlevsel bir program olsaydı. Koskoca A4 Tech yapa yapa bunumu yapabilmiş dedim. Eski farem olan İnca 500GLden 5 yıldır çok memnundum. A4 Tech FG35 kablosuz faredende uzun yıllar memnun kalmayı ümit ediyorum.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Umut Koçak paylaştı.

64 GB'ların Savaşı! Piyasadaki yaygın 64 GB Micro SD ve Flash Belleklere bir bakış...

Samsung sd adaptör kendi kartı yerine Sandisk kart ile daha uyumlu (:

Yeni bir flash bellek veya micro sd kart alırken modellere baktığımda, çoğu zaman hiçbir teknik veri göremiyorum. Sadece 100 mb'a kadar hız gibi muallak ifadeler geçiyor.

Bende elimde çeşitli ürünler olduğu için hepsine topluca göz atıp sizlere sunayım istedim.

Başlamadan eskileri de bir yad edelim. (: 64 mb'tan 64 gb'a...

 

ADATA uv350 64 GB Flash Bellek

Testimde 122/84 mb bir hız verdi. Malzeme kalitesi de oldukça güzel, metalik bir görünüme sahip, ince ve kibar bir model. Amazon üzerinden 55 liraya aldığımı da düşünürsek oldukça memnunum.

Toshiba u365 64 GB Flash Bellek

Testimde 219/21 mb bir hız verdi. Okuma olarak Adata'nın neredeyse 2 katı ancak yazmada oldukça geride. Malzeme kalitesi de zayıf, plastik sürgülü sahip ayrıca biraz kaba ve büyük. Kolay kaybolur bir yapısı da yok. Okuma konusunda memnunum yazmayı da öğretselermiş çok iyi bir ürün olabilirmiş.

Toshiba u301 64 GB Flash Bellek

Testimde 136/14 mb bir hız verdi. Okuma olarak Adata gibi ancak yazmada her iki modelden de geride. Görünüş olarak bu kasa yıllardır Toshiba adıyla usb 2.0 olarak piyasada olduğu için tanıdık gelmiştir.  Kioxia adını aldığında da kendisini pek geliştirmiş sayılmaz. Malzeme kalitesi de zayıf, beyaz plastik ucuz bir görünüme sahip ayrıca biraz kaba ve büyük. Arka tarafta Made in Japan ifadesi dikkat çekiyor. Yine bu üründe de okuması iyi ama yazmayı öğretmemişler maalesef. (:

KIOXIA Exceria 64 GB micro SD Kart

Testimde 96/36 mb bir hız verdi. Amazon üzerinden yakın zamanda 46 liraya aldığımı da düşünürsek f/p olarak oldukça memnunum. SD Adaptörle birlikte geliyor.

SANDISK Ultra 64 GB micro SD Kart (Kırmızı)

Testimde 47/14 mb bir hız verdi. Çok yaygın satılan bir model ama hız olarak çok başarılı değil. Sürekli okuma yazma yapılmayan cihazlarda kullanmak için uygun. SD Adaptörle birlikte geliyor. 

SANDISK Ultra 64 GB micro SD Kart (Beyaz)

Testimde 97/12 mb bir hız verdi. Çok yaygın satılan bir model (kırmızıyla karışabiliyor) okuma hızı kırmızıya göre çok daha iyi bir sonuç verdi bende ama yazma hızı olarak yine başarılı değil. SD Adaptör çıkmıyor kutusundan. (Neden?) Yine amazon üzerinden kampanya ile 40 lira civarına almıştım fiyatına göre tatmin edici. Kırmızıyla benzer fiyatlarda satılıyor genelde.

SAMSUNG Evo Plus 64 GB micro SD Kart

Testimde 97/69 mb bir hız verdi. Kullandığım micro sd kartlar arasında en başarılı olanı. 50 lira civarına bir kaç tane almıştım yakın zamanda. Sandisk ve Kioxia ile arasında bariz fiyat farkı yoksa buna yönelmenizi öneririm. SD Adaptörle birlikte geliyor. 

Farklı modeller aklıma gelirse buraya güncelleme olarak ekleyebilirim belki. Şimdilik bu kadar.

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 10
Umut Koçak paylaştı.

Rotring 600 Tükenmez Kalem [Kırmızı]

  • Herkese şimdiden mutlu ve sağlıklı bir yeni yıl dilerim! Her yeni yılın simgesi olan kırmızının en sevdiğim kalemlerden birinde kullanılmış olması beni çok sevindirdi. Rotring 600'ün mavi versatil 0.5 ve gümüş versatil 0.7 modellerinin incelemesini daha önce yazmış olduğum için açıkçası tükenmez modeli adına yazılacak şeyler pek fazla değil. Bu yazıda, Rotring 600'ün bir tükenmez kalem olarak nasıl bir deneyim sunduğuna bakacağız. Biraz da tükenmez kalemlerin refill'leri (kartuşları) hakkında bilgi edinip, rengi hakkında yorum yapacağız.

 

  • Tükenmez ve versatil arasındaki herhangi bir görsel fark yok. Uç yoğunluğu göstergesi ve versatil metal uç haricinde aslında aynı kalem. Boyut ve ağırlık olarak da herhangi bir fark yok. Tükenmez kalemlerde genelde arka kapağın mekanik tasarımına önem veririm. Kullanımı kolay ve sağlam gözüküyor. Çekip de çıkarma gibi bir özelliği olmadığından dolayı kaybolmayacak şekilde tasarlanmış, bu detay da hoşuma gitti.

 

  • Öte yandan serinin diğer kalemlerinde olduğu gibi grip ile gövdenin birleştiği kısımdan kalemi açıp refill değiştirmek mümkün. Rotring 600, "G2 Style" veya "Parker Style" denen refill'lerden kullanıyor. G2 Style ismi açıkçası biraz kafa karıştırıcı olabilir çünkü Pilot G2 Gel kalemleri ile benzer bir ismi taşıyor. Aslında ikisi de farklı şeyler, birisi refill ismi; diğeri ise bir kalem ismi. Rotring 600 veya diğer Parker Style refill kullanan kalemler için yedek refill alırken bu nüansa dikkat etmek gerekiyor. Ben yedek olarak Parker Quink Gel refill aldım. Henüz kullanmadım çünkü Rotring'in kendi refill'i çok hoşuma gitti. Gel değil ama yazarken mürekkebi yağ gibi akıyor ve "break in" denilen mürekkebin anlık kesilmesi gibi tatsız olaylar yaşanmıyor. Bir müddet daha Rotring mürekkebini kullandıktan sonra Parker'ı da deneyeceğim.

 

  • Renk konusuna gelecek olursak, kırmızı rengi zamanla daha çok hoşuma gitmeye başladı. Çok fazla kırmızı üzerine kırmızı gibi görünse de zaman geçtikçe gözüm alışmaya başladı. Rotring yazısı ve arka kapağın altındaki kırmızı yüzük (der rote Ring) gövdeye nazaran daha parlak bir renge sahip. Kalemin geri kalanı da daha koyu metalik renkte olduğu için güzel bir kontrast yakalanmış. Bu noktalarda Rotring 800 veya Rapid Pro benzeri tasarımlar da tercih edilebilirdi ancak bu estetik yaklaşım da gayet hoş olmuş.

 

  • Sonuç olarak favori versatil kalemlerimden birisi olan Rotring 600'ün tükenmez versiyonuna da böyle bir güzel renkle sahip olmak beni çok memnun etti. Hem günlük kullanıma çok uygun, hem de göz alıcı nefis bir tasarımı var. Bu iki önemli detayın bir araya geldiği kalemleri bulmak pek kolay değil. Kalemin genel malzeme ve mürekkep kalitesinden dolayı tükenmez kalemler arasında da favorilerim arasına şimdiden girmiş oldu.

 

#Rotring #600 #Tükenmez #Kalem #İnceleme #Ballpoint #Pen #Review

Bu rehberdeki her şey (yazı, görsel vb.) bana aittir. Kaynak gösterdiğiniz sürece kullanıma açıktır.

Soru ve yorumlarınız için TeknoSeyir'e üye olmayı unutmayınız!

e-posta üzerinden sorular için: ee.mcan.dogan@gmail.com

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • CanSimit @cansimit

    Teşekkürler. Bir küçük de eleştirim olacak, hiç fiyattan bahsetmemişsiniz, o zaman tabi fiyat performans durumundan da bahsedilmemiş oluyor.

    • M.Can @dogan_mcan

      Bunu soracak birini arıyordum 🙂 Eleştirinizde kesinlikle haklısınız ama fiyat belirtmememin birkaç sebebi var. Son zamanlarda fiyattan bahsetmemeye karar verdim çünkü neredeyse her $10 üzerindeki kalemler incelediğimde hedef gösteriliyorum. İlla birisi gelip, "Bir kaleme bu kadar para vermem", "Bu kadar kalemi ne yapacaksın ki?" veya "Şş, hayat çok mu güzel lan?" tarzında yorumlar yapıyor.

      Öncelikle ben zaten Türkiye'de yaşamıyorum ve kalemleri Euro ile alıyorum. Benim için burada 20€ olan bir kalem Türkiye'de çok rahat 250₺'yi geçiyor. Fiyat konusunda yorum yapmaya çalışırken, kime neyi anlatıyorum diye kendimi sorguluyorum sürekli. Şunun da farkındayım ki benim yaşadığım yerde de herkes bir kaleme rahatlıkla 20€ vermiyor ama etraftan rahat bir şekilde görüyorum ki insanlar Caran d'Ache gibi markaların farkındalar ve çok daha rahat bir şekilde satın alabiliyorlar.

      Diğer bir neden ise zaten ben Rotring 600'ün incelemesini çok önceden yazmıştım ve fiyat ve kutusu hakkında yorum yapmıştım. Mavi renkli modelinin incelemesinde de fiyatının aynı kaldığından ve bundan memnun olduğumdan bahsetmiştim.

      Bir de adı lâzım değil bir şizofren arkadaş vardı burada. Benim kalem incelemerinde e-posta adresimi yazmamdan şikayetçi idi ve beni kafasında kalem satıcısı olarak kodlamış. Gidip kendi cebimden ödeyerek aldığım kalemleri sattığımı iddia ediyordu. Bu arkadaş aynı zamanda kendine bir blog sitesi açıp CS:GO oyununda mikrofon hangi tuşla aktive edilir diye rehber hazırlamıştı 😀 Technopat görse secde eder o derece. Kalem satacak olsam neden Teknoseyir'e inceleme yazayım orası ayrı konu. E-posta adresimi de zaten yalnızca sorular için veriyorum. Olur da TS'ye üye olmak istemeyen birisi soru sormak isterse; veya herhangi bir şekilde TS dışında soru sormak vs. isterse ekstra bir seçenek olsun diye e-posta adresimi verdiğimi defalarca söylemiştim. Bazı insanlar sanırım hater olmak için doğmuş. Onları anlamak ve onlara anlatmak mümkün değil.

      Hoş, benim fiyattan bahsetmemem beni hedef gösteren yorumları azaltır mı bilmiyorum ama son iki incelemede biraz faydasını gördüm gibi. Olur da kendime bir blog tarzı site açarsam fiyat konusunda da yorum yaparım ama şu an böyle bir planım yok. Bir üniversite öğrencisi olarak kalemler hakkında fikirlerimi hâlâ TS'de paylaşmayı ve bunun üzerinden herhangi bir gelir elde etmeme konusunda kararlıyım. Zaten çok niş bir hobi olduğu için kimseden sponsorluk teklifi falan da almadım 😀 Burada çok kıymetli insanlar da var, onların hatırına incelemeleri devam ettiriyorum. Sizin de güzel sorularınızdan dolayı incelemeler çok sık olmasa da devam edecek 🙂 Şu sıralar ciddi bir yoğunluk var, herkes noel tatiline girmişken inceleme yazmak için güzel bir fırsat oldu.

    • CanSimit @cansimit

      @dogan_mcan Bu cevaba sadece 'beğen'mek yetmez, o nedenle tekrar teşekkür ediyorum 🙂

    • M.Can @dogan_mcan

      @cansimit Rica ederim, olabildiğince açıklayıcı yazmaya çalışırken biraz da dert yanmış gibi oldum. Yapıcı eleştiriniz için teşekkürler 🙂

  • M.Can @dogan_mcan

    Aliexpress'ten şimdiye kadar herhangi bir kırtasiye ürünü almadım. Ürün görselleri, model ismi vs. kalemin kendi sitesiyle eşleşiyorsa bir sıkıntı olmaz diye düşünüyorum.

Umut Koçak paylaştı.

Philips 50” 50PUS8505/62 incelemesi

Televizyon seçim kriterleri görecedir. Dolayısıyla benim taleplerime uygun olan bu tv başkası için hayal kırıklığı olabilir. Değerlendirmem kişiseldir.

Önceki televizyonum 12 yıllık 50” Samsung plazma bir televizyondu. Açıkçası ilk LED tv deneyimim oluyor. Maalesef gerek satın almadan önce okuduklarım gerek aldıktan sonra gördüklerim beklentimi yüksek tutmamayı öğretti. Plazma teknolojisi karşılaştırmak haksızlık olacak ama elimde olan televizyonlar arasındaki farkı görmeyi istiyorum.

İncelemenin ilk kısmından televizyonun genel özelliklerinden, içerdği hayranlık duyduğum yeni teknolojilerden bahsedeceğim. Vaktim olursa ikinci kısımda plazma ile karşılaştırma yapmayı planlıyorum. 

Genel Özellikler:

Model Kodlaması: Önce isimlendirmeden bahsetmek isterim. Öndeki ilk sayı tv nin inç olarak büyüklüğünü gösteriyor. PUS; Ambilight destekli led tv olduğunu gösteriyor. 8; 85.nesil yani android işletim sistemli serisinin adı. 05; üretim yılını gösteriyor. (2020 için kullanılan sayı) /62 ise Türkiye’de satılan model olduğunu gösteriyor. Avrupa sürümünün kodu /12. İnternette aralarında küçük de olsa farklılıklar olduğuna rastladım.

Panel: Mühendislik anlamında bakıldığında iyi bir ürün ortaya konmuş.Yalnız bu ürün tam olarak 50” değil 49.5” büyüklüğe sahip MVA bir panel kullanılmış. Bu panel tipi hem akıcı hem yan açılardan fazla bozulmadan görüntü verebiliyor. Aynı seride 43”, 58”, 65” boyutlarında ürünler mevcut. 43” ve 65” IPS panel kullanılmış. 50 ve 58” olanlarda ise MVA panel kullanılıyor.  

Ayrıca tv’de bence önemli özelliklerden birisi Direct Led aydınlatması kullanılması. Böylece görüntü ardında daha dengeli ve homojen dağılmış ayrıca daha parlak nit değerlerini yakalayabilir hale gelmiş.

https://www.displayspecifications.com/en/model/b2611ca9

Ambilight: Özellikle seçim yaparken beni etkileyen en önemli özelliği Ambilight teknolojisi. TV’nin arkasında bulunan renkli ledlerle görüntünün devamı şeklinde duvarı renklendirmesidir. Yalnızca Philips’te olan bu patent diğer firmalara açılmıyor. Bu özellik televizyona bambaşka bir boyut katıyor. Gerçekten almamdaki en büyük etkenlerden birisiydi.Ambilight ın verimli çalışması için tv’nin arkasında düz ve tercihen beyaz duvar,stand olması gerek.Beyaz olmasa da olabilir fakat bu sefer menüden duvar rengini ayarlamnız gerekiyor. Böylece doğru renkleri üretebilecektir. Bu ve birçok modelde 3 taraflı ambians ışığı kullanılıyor. Üst ve yanlarda. TV’yi konumlandırırken kenarlardan ve üstten 15cm boşluğun bulunması öneriliyor. İzlediğiniz videoya genişleme katıyor sanki televizyon daha büyükmüş izlenimi veriyor. Aksiyon filmleri, oyunlar, belgeseller için muazam bir efekt. Hatta bir sonraki aşamada Philips Hue Bridge ile Philips Hue ev aydınlatma ürünlerini de tv’nizle senkron çalıştırabiliyorsunuz. 

Çözünürlük: Artık sıradan olan 4k UltraHD yi destekliyor. Ben FullHD çözünürlükten gelen birisi olarak bu yeni özelliğe bayıldım. Panelimiz bu konuda oldukça başarılı. Yüksek çözünürlüklü fotoğraflardan bir animasyon izliyormuşsunuz kalitesinde video izliyorsunuz. Detaylar çok iyi. Tabii burada içerik çok önemli. Netflix’te üst paket, Amazon Prime Video ve Yotube’da birçok 4k içerik mevcut. Ama HD uydu alıcınızdan gelen fullHD bile olmayan bitrate’i düşük tv yayınlarını izliyorsanız fark hissetmeyeceksiniz. Hatta panel 4k olduğu için gelen yayın upscale edilerek gösterilir. Bu konuda yeterince başarılı bulmadığımı belirteyim. Belki yayınların band genişliğinin düşük olmasından kaynaklı bir durumda olabilir. Zira Netflix’in orta seviye paketinde FullHD çözünürlüğünde yayın geliyor ve upscale ediliyor. Fakat gayet başarılı ve izlenebilir. Yine de alacağınız tüm tv’ler artık 4k panel ile gelecektir. 

 

HDR teknolojiler: Neredeyse adı geçen her teknoloji bu tv’de mevcut. HDR, HDR10+, HLG, Dolby Vision ve Dolby Atmos. Bu teknolojiler kağıt üstünde harika görünüyor. Olması ve desteklenmesi güzel fakat aman aman izleme zevkinizde bir etki göstermiyor. 4K’ya geçince duyduğum heyecanı HDR teknolojilerinde duymadım. Youtube ve Netflix’te bu teknolojiler destekleniyor. Amazon Prime Video birkaç hafta öncesine kadar HDR sinyali veriyordu. Sanrıım anlaşmasıyla ilgili problemler sonrası artık HDR sinyali alamıyoruz ve son güncelleme sonrası film künyelerinde HDR yazısı görünmüyor. Netflix’te HDR özelliğinin devreye girmesi için full paket abenliğiniz olmalı.

Dolby Atmos ise 2li hoparlör sistemi ile surround çevresel ses etkisindeki son teknoloji. Televizyonun hoparlörleri sıradan olduğu için ben kullanmayıp optik kablo ile soundbar 2.1 ses sistemine bağlıyorum. En basit soundbar (woofer’lı olan) bile woofer içermeyen tv hoparlörlerinden iyidir. Fakat şu ayrıntıyı atlamayalım. Mevcut elimdeki soundbar’lar Dolby Digital ve DTS desteklemesine rağmen Atmos’u desteklemiyordu. Dolayısıyla optik kablo ile gelen atmos dijital verisini çözümleyemez. Yani bu tv’yi soundbar ile kullanacak ve atmos efektini istiyorsanız, tv yerine Atmos çözen bir soundbar olması gerek. Tv hoparlöleri ile yetinecek kaliteye razıysanız zaten Atmos’la çok ilgilenmezsiniz. Ya da tersiyle ifade edecek olursak, Atmos’la ilgileniyorsanız evinizde mutlaka ayrı bir ses sistemi vardır.

 

Android: Android 9 ile geliyor. Yazılanların aksine ben menü tasarımını beğendim. Android olmasının en büyük avantajı üçüncü parti uygulamalara açık ve geliştirilebiliyor. Hatta TV için geliştirilmemiş uygulamaları bile çeşitli yöntemlerle yükleyebilirsiniz. Bazıları çalışabiliyor. Android olunca Google Asistan ve Alexa desteği geliyor. Asistan beklentilerimi tam karşılamadı. Telefonda daha yetenekli. Tv’de özellikle tv fonksiyonlarını da yönetebilmesini beklerdim. Maalesef oldukça kısıtlı. Yapabildiklerini sayarsak; hava durumu bildirebiliyor, hesap makinesi gibi hesaplayabiliyor, ingilizce çeviri yapabiliyor, youtube’da arama yapabiliyor, tv’de yüklü bir uygulamayı açabiliyor. 

Burada önemli bir ayrıntı vereyim. Tv’yi ingilizce kurarsanız Asistanın yetenekleri artıyor. Hatta kurulum menülerinde fazladan bazı onaylar alıyor bizden. İngilizce kurduğumda daha fazlası olmasına rağmen benim tespit edebildiklerim; Google home’a bağlı tüm cihazları yönetebilmeye başlıyor. (ingilizce komutları vermeniz gerekiyor) Bundan başka randevularınızı hatırlatıp, ilgilendiğiniz bir konuda haberleri aktarabiliyor. Bu arada halen türkçede desteklenen komutlarınızı algılayabiliyor. Oldukça akıcı menüler var. Kullanırken bir olumsuzluk yaşamadım, telefon gibi akıcı ve rahattı.

 

Kumanda: Kaliteli bir işçilik ve fırçalanmış alüminyum kullanılmış. Genel tasarımını beğenmedim. Gereksiz uzun geldi bence. Ayrıca en çok kullanılan tuşlar arasında fiziksel ayırıcı kullanılmamış. Bakmadan kullanmaya çalıştığımda hatalı tuşa bastığım oluyor. Halbuki en çok kullanılan video tuşları fiziksel ayrılmalıydı. Renk tuşları, uydu kanal tuşları ve sayılar at onları hepsini en alta. Üst tarafta fala gereksiz tuş eklenmiş. Örneğin, ülkemizde daha yayın hayatına başlamamış Rakuten Tv’ye gerek yoktu. Ayrıca kelebek simgeli tuş Philips kolesiyonlarına bağlanıyor tamamen gereksiz bir çalışma olmuş. Tv tuşunun neye yaradığını ise hiç anlayamadım. Kumandanız aynı zamanda mikrofon görevini görüyor. Böylece asistanı kullanabiliyor ya da arama yaparken söylediklerinizi yazdırabiliyorsunuz.

Bağlantılar

Wi-fi, ethernet (100Mbit), 4 adet HDMI 2.0 (ARC destekli), 2 USB (biri 3.0) . Bağlantı açısından güzel bir cihaz. Wi-fi konusunda uyarayım yabancı sitelerden de araştırdım. Dokümanlarında Dual band ve MIMO desteği olduğundan bahsediyor. Fakat 5GHz desteklemiyor. Dokümanlara göre destekleyeceğini anlıyorsunuz fakat kimse bağlanamadı. 2.4GHz ağdan bağlantı kuracak.

https://www.philips.com.tr/c-p/50PUS8505_12/8500-series-ambilight-3-tarafli-4k-uhd-led-android-tv?_ga=2.253904776.1605766787.1607976498-835801628.1607976498

Bunun yanında ağınızda medya yayını destekleyen NAS cihazı, modeme bağlı usb disk varsa onlarıda tarayıp videoları oynatabiliyor. Bluetooth bağlantı desteğiyle herhangi bir marka bluetooth hoparlör, kulaklık cihazınıza bağlanabiliyor.

Ram ve dahili bellek ile dokümantasyonda yine bir sıkıntı var. Sitede 16GB olduğu yazıyor. Hatta biraz derinlemesine araştırınca 3GB ram olduğu da yazıyordu.

Fakat sanırım bu Avrupa için üretilen modellerde böyle. 3/16 GB .  Türkiye’de satılan model 2/8GB. Hatta dahili hafızamım 3 GB’ında android ve uygulamalar var. 5GB dahili bellek kullanımınıza kalacak. Benim için problem olmadı. Uygulamlarıma yetti. Fakat birçok oyun gördüm markette. Onları yüklerseniz sıkıntı yaşanabilir.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 20 / 26
  • KorkutSA @korkutsa

    Evet bende bunu gözlemledim. Bazen koyu gri ya da siyaha yakın bir bölgede ışığı kısıkta olsa mavimsi bir tonda yakıyor. Önce duvar rengi yanlış ayarlanmış diye düşündüm fakat doğru renk seçimi yapmıştım. Fakat şu konuda hak vermek gerek, tepki süresi çok hızlı. Ambilight ı alternatif çözümlerle eklediğimizde en büyük problem tepki sürelerinin yavaşlığı oluyor. Star wars film ya da dizilerinde bir lazer ışığı geçtiğinde çok hızlı tepkiyle ambilight üzerinden geçiyormuş gibi oluyor.

  • huseyin/azuren @hegemen

    MVA ile ips arasındaki fark ne ?
    Cahillik başa bela.
    Elinize sağlık güzel bir inceleme olmuş.

    • KorkutSA @korkutsa

      İkisinin de kendi aralarında üstünlükleri var. (Siyahlar, izleme açısı v.s.) Konu uzun olduğu için kısaca burada link vereyim. Link çıkar mı bilmiyorum ama burada konu enine boyuna tartışılmış ve Adem Bey'in üstünlükleri gösteren videoları var.
      https://tavsiyeforumu.com/konu/va-panel-mi-yoksa-ips-panel-mi-yeni-video-eklendi.4544/

    • huseyin/azuren @hegemen

      @korkutsa MVA dedikleri ne Va biliyorum da az çok MVA yı anlamamıştım.

    • KorkutSA @korkutsa

      @hegemen Kısaca bahsedecek olursak; VA (Vertical Alignment), daha derin siyahlar, yüksek kontrast oranı, daha fazla parlaklık sunarlar, uygun fiyat, birçok üretici tarafından destek. Dezavantajları ise; kötü izleme açısı, açı kaymalarında renk bozulması, yavaşlık sebebiyle gölgelenme.
      MVA (Multi-domain Vertical Allignment); VA ile benzer fakat görüş açısı daha iyileştirilmiş ve tepki süreleri düşürülmüş teknolojidir.
      IPS, daha doğru ve canlı renkler, izleme açısı genişliği sunar. Buna nispeten, siyahlar o kadar iyi değildir. film izlerken altyazı çıktığında siyah sinema şeriterinde de kısmen aydınlanma olur.
      Amacınıza göre seçmeniz gereken panel değişir.

  • Batuhan @achfighter

    HDMI 2.2 ne zaman çıktı? 1080p'ye alınca ekran 120Hz'e çıkıyor mu? 4K'da ekranın tazeleme hızı nedir?

  • Ufkabakan @ufkabakan

    İnceleme için teşekkürler. Bende de Panasonic Plazma var, bazen bozulsun da yenisini alayım diye düşünüyorum ama Plazmadaki görüntü kalitesini ve upscale rahatlığını başka cihazda bulur muyum bilemiyorum.

    Her şey iyi güzel de Android TV yapmışsın madem, dünya fiyata satıyorsun "2/8GB" ne arkadaş? İleriye dönük olsun azıcık 8GB Ram 64GB depolama koy. Sonra WiFi 6 olsun artık 2020 üretimi cihazda dimi?

    • KorkutSA @korkutsa

      Samsung plazma halen duruyor. Bir gün bu incelemenin devam ı niteliğinde ikisinden görüntüler eklerim. Takipte kal. Fakat Plazma gerçekten süper bir teknolojiymiş zamanına göre. Bir box alıp akıllandırıp kullanmaya devam etmeyi düşündürecek kadar iyiler. Yeni aldığım led tv'de plazmaya karşı heyecanlandıran en önemli fark; 4K çözünürlük (muazzam bir şey), Ambilight (müthiş keyifli) ve google asistan desteği ile evdeki tüm cihazları kumandadan kontrol edebilmek. Gerçi bu son özellik anroid box alsaydım yine de gelecekti. Ve yeni alacağın hiçbir cihaz elindeki plazma kadar uzun süre sana hizmet edemeyecek. Bunu düşün.

    • Ufkabakan @ufkabakan

      @korkutsa Ben 2 sene evvel Android TV BOX aldım ve Plazma baya akıllı hatta bu sene Android Boxımı da Mi Box ile güncelledim, her şey çok rahat o tarafta. 4K konusunda ise, halen içeriklerin çoğunluğu 4K servis edilmiyor, hatta FHD hizmet veremeyen media sağlayıcılar bile bulunurken, sadece 4K için TV değiştirmek mantıklı gelmiyor bana. Plazma gittiği yere kadar götürsün beni.

    • KorkutSA @korkutsa

      @ufkabakan Toplam tv izleme süremin neredeyse tamamı Netflix, Prime Video, Youtube içeriklerinden oluşuyor. Bu 3 platformda da artık 4k sıradanlaşmış durumda diyebiliriz. Eski filmler FHD oluyor. Çoğunlukla uydu yayınları izliyorsanız haklısınız, en mantıklısı FHD bir plazmayı akıllandırıp bozulana kadar devam etmek.

Umut Koçak paylaştı.

Hakii Time Bluetooth TWS Kulaklık Değerlendirmem

 

Genel Özellikler

300TL fiyat

10mm sürücü

BT 5.0

20+ saat Kutu Pili

~5 saat müzik çalma süresi

Type C şarj girişi

4 led pil göstergesi

2-2:30 saatte pilinin dolması

 

Yorumlarım

Bundan önce Haylou GT1 Plus modelini kullanıyordum. O da 160 lira civarında fiyatı olan bir TWS kulaklık. Onunla biraz kıyaslayarak giderek fiyat farkının neler içerdiğini anlatmak istiyorum.

-Bir kere kutu tasarımı var, gayet güzel kutulamışlar. 40 dolarlık bir üründen görmeyi beklemeyeceğiniz kadar iyi. Eskisiyse standart karton renginde ucuz bir şeyle gelmişti.

-Kutusu biraz tombikçe, baya öbüründen büyük.

-Önceki kulaklığımda bass diye bir şey yoktu. Genel olarak sesler temizdi ama hem ses yüksekliği, hem bass şiddeti açısından ucuz kulaklık olduğunu hissettiriyordu. Bunda son seste herkes müzik dinleyemez, bassları da ucuz TWS'lerden çok daha iyi. Qcy T5 ve Haylou gt1 plus kullandım, ikisinden de çok taha iyi.

-Pil süresi Qualcomm chipseti sayesinde yine bununla kafa kafayaydı.

-Bu sefer bilerek qualcomm olmayan bir şey seçmek istedim çünkü o chipseti olan kulaklıklar niye bilmiyorum benim note 9s cihazımda düzgün çalışmıyor. Ses seviyesini 4 kademe açınca direk fullüyor ve geri kalan seviye göstergesi işe yaramıyor. Bunda o sorunu yaşamadım. O kulaklık diğer telefonlarda düzgün çalışıyor bu arada.

-Çekim mesafeleri aynı, arada engel yokken 10mt sorunsuz. Arada tek duvar varken 5-6mt'de kopma olmuyor.

-EQ ayarlamalarına eski kulaklığım neredeyse hiç tepki vermiyordu. Bunda aradaki fark bariz hissediliyor.

-Mikrofonu görüşme yapmak için yeterli. Bu fiyat seviyesinde en iyilerden diyebilirim. Dışarıda olsun, evde olsun normal konuşuyormuşsunuz gibi iletiyor telefon görüşmelerinde. Ama niye bilmiyorum Discord - Skype - oyunların dahili iletişim sistemleri gibi yazılımlarda pek başarılı çalışmıyor. Onların kendi ses işleme yazılımlarıyla çakıştığını düşünüyorum.

-İkisinde de seste bariz gecikme var. Bunda AAC codec'ini devre dışı bırakırsanız gecikme baya azalıyor ama oyun modu olan kulaklıklar gibi de değil.

-İkisi de kutudan çıkarınca direk bağlanıyorlar, kutuya koyunca müzik çalmayı kesiyorlar. Hakii time 1-2 saniye kadar daha geç bağlanıyor.

-Denemedim ama çoklu BT cihaz desteği yok denmişti izlediğim incelemelerde.

-Kulakta çok daha iyi duruyor. Yapısı gereği pıt diye düşer bu demiştim ama terleyen bir kulağım olduğu halde eski kulaklıktan daha iyi oturuyor. Tombul bünyesiyle kulağın ortasına oturuyor bildiğin.

-kutusuna tam olarak nasıl koyacağınızı anladığınızda bıraktığınız an oturuyor ve şarj olmamazlık yapmıyor. Öncekinde üstüne azcık bir kuvvet uyguluyordum ne olur ne olmaz diye.

-Bel hizasından düşürdüm hemen fırladılar kutudan. Eskisinde yerinde duruyorlar aynı şekilde düşünce. Düşürmemeye dikkat.

-Tam performans almak için EQ ile biraz oynamak gerekiyor. Kutudan çıktığı hali bana biraz sade geldi.

-Elektronik ve synthwave müzikte şahane, ama TS metalcilerine pek önermem. Her türü dinleyen benim gibiler için ise biçilmiş kaftan. Özellikle modlara alışınca her kulaklıkta arıyorsunuz.

Modlar

-Kulaklığın asıl olayı 300 liraya pahalı kulaklıklarda olan özelliklerin benzerlerini içeriyor olması. Önemli 2 özelliği şunlar:

ANC = Active Noise Cancelling = Gürültü engelleme
transparan = Mikrofonlarından dışarıdaki sesi alıp kulaklığı kulaktan çıkarmadan dışarıyı duyabilmek.

-ANC özelliği çok başarılı değil ama en azından çok düşük seviyeli rahatsız edici sesleri siliyor veya gürültüyü ince bir ses halinde kulağa iletiyor ki gürültünün kendi sesine kıyasla ben daha az rahatsız oldum bu ince sesten.

-Transparan mod hayal ettiğimden çok çok daha başarılı çıktı, şaşırdım. Yansıttığı sesin kalitesi neredeyse kendi kulağımla duyduğum gibi geliyordu. Ben yolda giderken kullanıyorum. Müziği kısık sesle açıp bu özelliği aktif edersem gelen giden arabaları duyabiliyorum, güven verici. Bir diğer faydası da TWS kulaklıkları kablolular gibi boyunda sarkıtamadığımız için özellikle ellerimiz doluysa kulakta kalmak zorunda kalıyorlar. Kulaktan çıkarmadan dışarıyı duyabilmek iyi oluyor. Kulaklığı kutusundan çıkarıp taktığımızda ANC ve Transparan mod kapalı oluyor her zaman. Tekrar elle açmak gerekiyor.

Dokunmatik Tuşlar

-5 saniye basılı tutmak kulaklığı kapatıyor. Tek tek kullanılabiliyorlar.

-Kulaklığın sırtındaki logonun olduğu küçük yuvarlak yere dokunabiliyoruz. Buraya 3 saniye basılı tutarsak bu modlar arasında geçiş yapabiliyoruz. ANC açarken İngilizce "ANC on" diyor bir abla. Sonra 3 saniye daha basılı tutarsak transparan moda geçiyor. Bip sesi çıkarıyor moda geçerken. Tekrar 3 saniye basılı tutarsak kapatıyor.

-3 kere hızlıca dokunursanız şarkı değiştirilebiliyor.

-1 kere dokunmak çağrıyı yanıtlıyor, müziği oynatıp durduruyor.

-2 kere dokunmak sesli asistanı açıyor.

-Genel olarak ses kalitesi beklediğimden çok daha iyi çıktı. Kablolu KZ ATE kulaklığımdan daha iyi ses veriyor. Aynı seviyelerde gezmesini bekliyordum ama beklediğimden daha iyi çıktı.

Fiyat

Ürün şimdilik N11'de, bir tek cynbilisim tarafından ithal edilip 300TL fiyata satılıyor. Kargolama Amazon kadar iyi, o yönden firmayı tebrik ediyorum. Yurt dışında Black Friday kampanyalarında en düşük 38 doları görmüş. Güncel kurla TL fiyatı ediyor. Tabi 10 dolarlık kargo ücretini saymazsak 🙂 Havit ismiyle Aliexpress'te 40 dolar + 10 dolar kargo, kendi sitesindeyse 70 dolara satılıyor. Birde filipinlerde satış yapan bir siteden baktığım fiyata göre yaklaşık 550 liraya geliyor ki bu da zaten 70 dolara tekabul ediyor. Fiyat olarak bu seviyenin iyi kulaklıklarından olduğunu rahatça söyleyebilirim.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Umut Koçak paylaştı.

Lamy AL-star Dolma Kalem

  • Dolma kalem incelemerinde ikinci konuğumuz Lamy AL-star. Bir önceki inceleme olan Kaweco Sport'a nazaran çok daha farklı bir kalem olması nedeniyle incelemelerde iyi bir çeşitlilik yaratacağını umuyorum. Yine bir Alman markası olmasına karşın çok farklı bir kalem gibi görünebilir. Aslında Lamy Safari ve Vista kullanıcıları bu tasarıma uzun süredir hem versatil hem de tükenmez kalemler sayesinde aşinadır. Uzun lafın kısası, Lamy kullanıcıları için küçük; ilk defa Lamy kullanacaklar için büyük bir adım...

 

  • Tasarım ve malzeme kalitesi bu kalemin en önemli yapı taşları. Gövdesi alüminyum, ucu çelik ve grip kısmı plastik. Bendeki rengi bronz. Dikkat ederseniz birçok göz alıcı renkleri satılmakta. Mor ve yeşil renkleri de oldukça iddialı görünüyorlar. Bazı televizyon programlarında vb. mecralarda çok büyük ihtimalle görmüş olduğunuz bir kalem bu aslında. Renginin parlaklığı ve klips ile oluşan kontrast sayesinde tüm ilgiyi üzerine çekmeyi amaçlıyor kesinlikle.

 

  • Üçgen grip yapısı ve ucun gövdeden ayrı konumlandırılmış olmasından dolayı dolma kalemlere giriş yapmaya oldukça müsait. Parmağınıza mürekkep bulaşması bir hayli zor. Lamy M uçla da gayet rahat bir şekilde yazı yazabilmek mümkün. İsterseyene EF, F, B ve italik uçlar da sunuluyor. Uç tasarımı kalemin tasarımına uygun olsun diye bayağı sade yapılmış belli ki. Bu uç tasarımı çok hoşuma gitmese de kalemin de çok metalik ve endüstriyel tasarımına uygun. Yazarken herhangi bir şikayetim de olmadı. Akıcı ve deftere zarar vermeden yazabildiğim için uç tasarımını çok da kafaya takmadım.

 

  • Kalemin kapağını çıkarıp yazarken oldukça hafif ve dengeli bir geri dönüş alıyorsunuz. Kapağı arkaya takıp yazarken daha çok zorlanabilirsiniz. Bu nedenle tavsiyem kapağını çıkararak yazı yazılması yönünde. Tabii ağır kalem sevenlerin de her zaman kapağı takarak yazma imkanı var. Şimdiye kadar yalnızca Lamy'nin kendi bronz mürekkep kartuşunu kullandım. Fiyatı uygun ve rengi canlı. Pilot marka mürekkepler kadar iddialı olmasa da bence yazması keyifli bir renge sahip. Bir yandan da kalemin grip kısmı hafif şeffaf olmasa damak olduğunu bile unutturacak cinsten bir yapısı var. Kartuşlu damak da fazlasıyla korunaklı bir şekilde grip içinde yer alıyor. Bu nedenle çok büyük problemler yaşamak da pek mümkün değil. Kalemin birçok noktasında kullanıcının elinden tuttuğu imgelerini edinmek mümkün.

 

  • Bazı dolma kalem kullanıcılarının hiç sevmeyeceği noktaları da barındırmıyor değil. Tasarımın çok sade olması ve otantik olmaması, gövdedeki mürekkep penceresi nedeniyle eyedropper desteğinin olmaması ve plastik grip herkesin hoşuna gitmeyecektir. Aslında dolma kalemler ile uğraşmak istemeyen, mürekkep kartuşunu (veya converter) takıp direkt kullanmak isteyen son kullanıcı için ideal denebilecek bir kalem; ancak meraklısı için çok çekici değil. Özellikle Safari tasarımını baz alması nedeniyle zaten Safari'den hazzetmeyenler için pek de bir şey ifade etmiyor. Yine de uzun süredir piyasada olan, kendini kabul ettirmiş ve Lamy ile özdeşleşmiş bir tasarım olması nedeniye akıllıca bir seçim olduğu kesin. Tartışmasız kalem dünyasındaki en başarılı ve meşhur tasarımlardan birini kullanıyor. Bunun için Wolfgang Fabian'a tekrar teşekkür etmek gerek.

 

  • Fiyat konusunu çok kafaya takmayan, dolma kalemler içinde kaliteli ve "bitmiş bir ürün" isteyen, bir yandan da masabaşında metalik rengini sergilemek isteyenler için çok iyi bir seçim olacaktır. Hediye kalem almak isteyenler için de mürekkep, kartuş ve piston ile set olarak satılıyor. Bence ister kendine, ister hediyelik almak isteyenler için en iyi seçenek set halinde almak. Lamy'nin sunumu güzel ve kutu içeriği zengin. Lamy'nin sektördeki tecrübesinin gövde bulmuş halinden birisi, AL-star.

 

#Lamy #ALstar #DolmaKalem #İnceleme #FountainPen #Review

Bu rehberdeki her şey (yazı, görsel vb.) bana aittir. Kaynak gösterdiğiniz sürece kullanıma açıktır.

Soru ve yorumlarınız için TeknoSeyir'e üye olmayı unutmayınız!

e-posta üzerinden sorular için: ee.mcan.dogan@gmail.com

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 14 / 18
Umut Koçak paylaştı.

Kaweco Classic Sport Dolma Kalem

  • Bundan tam dört sene önce, Kaweco Special ile birlikte kalemler hakkında daha çok şey öğrenmek ve yazmak istedim. Yazdığım ilk inceleme değildi ancak bazı kalemlerin yalnızca satın alınıp kullanılmasının yanı sıra hikayelerinin ve teknik başarımlarının da paylaşılması gerektiği konusunda fikrimi güçlendiren bir üründü. Benzer bir duyguya bu sefer aynı markanın köklü bir dolma kalemini kullanırken sahip olmak da güzel bir deneyim oldu benim için. Aynı zamanda yazacağım ilk dolma kalem incelemesi olması kişisel olarak bir başka heyecan uyandırıyor bende. Uzun süredir planladığım ve deneyim elde etmek için kendime zaman tanıdığım bir ürün kategorisiydi. Mekanik ve tükenmez kalemlerden çok daha farklı dinamiklere sahip olması dolma kalemleri özel kılıyor. Böyle özel bir kalemi hediye ederek incelemesini yazmamı sağlayan @raist'e çok teşekkürler.

 

  • Sport ismi aslında Kaweco'nun içinde ayrı bir marka. Çok uzun zamandır bulunan ve ürün yelpazesi çok geniş bir alt marka. Classic Sport ise isminden anlaşılacağı üzere Kaweco'nun klasik dolma kalem serisi. İnceleme konuğu olan şeffaf rengi çok yaygın bulunmasa da diğer renkleri çok daha rahat bulunabilir durumda. Bildiğim kadarıyla da rengi dışında herhangi bir teknik özelliği de farklı değil.

 

  • Kalemin işçilik kısmı her zamanki gibi Kaweco seviyesinde. Sadeliği ve birkaç zarif detayı sayesinde Alman kalemi olduğunu anlamak çok zor değil. Şeffaf gövdesine rağmen kendini gösterebilen kaligrafik Kaweco Sport yazısı, kapağındaki klasik sembolün altın rengiyle bir başka seviyeye ulaşması, bir de bunların üstüne altın kaplamalı çelik ucun üzerindeki nefis desenlerle birlikte bence minimalistik olmasına rağmen çok da kendini iddialı bir şekilde ortaya koyan bir kalem. Kaweco kalemlerden alıştığımız üzere klips ayrıca satılıyor. Bunun nedenini tam olarak anlamamakla birlikte klips ihtiyacı da duymadım şahsen. Kapağı sekizgen olduğu için masada herhangi bir şekilde oynayıp yere düşme derdi olmuyor ancak benim gibi kapağı çıkararak kullanacaklar için durum aynı değil. Kapaksız kullanım senaryosunda dikkatli olunmasını tavsiye ederim.

 

  • Öte yandan da Kaweco'nun çok başarılı bir servis kalitesi var. Kalemin herhangi bir parçası herhangi bir nedenle zarar gördüğü vakit serviste değişim yapılıyor. Kalemi ilk kullandığım zamanlarda arka kapağına aseton ile müdahale etme gibi bir hata yaptım ve anında şeffaf rengi beyaza döndü. Yakınımdaki Kaweco anlaşmalı kalem mağazasına giderek destek aldım ve gövdeyi yenisiyle değiştirdiler. Kaleminizle alakalı herhangi bir sorun olduğunda mutlaka ilk önce servise başvurmayı unutmayın.

 

  • Dolma kalem kullanmaya yeni başlayanlar için önerilen uç çeşitleri M (medium/orta) ve B (bold/kalın) olsa da EF (extra fine/ekstra ince) uç ile yazmak beni daha mutlu etti. Versatil kalemlerde 0.5 mm kalınlığa denk gelmesi nedeniyle ince uçla yazmak daha doğal bir his uyandırdı bende. Tabii Kaweco'dan istenilen uç edinilip değiştirilebilir. En uç kısmı ise toplu iğne yapısında. İtalik olanlar daha çok kaligrafide kullanıldığı için günlük kullanımda iğne uç benim için daha rahat bir seçenek oldu.

 

  • Klasik kartuşlar dışında kendi mürekkebinizi kullanmanız için piston ve eyedropper desteği var. Yani eyedropper sayesinde kalemin arka kapağını mürekkep haznesine dönüştürebilmek mümkün. Ben çok fazla elimde mürekkep izleriyle uğraşmak istemediğim için pistonu daha kolay ve kullanışlı buluyorum. Aynı zamanda kalemi temizlemek istediğiniz zaman bu pistona kaleme takılıyken su doldurup boşaltmak daha zahmetsiz oluyor.

 

  • Mürekkep ise fazla subjektif bir konu. Çok çeşit mürekkep kullanmamış birisi olarak Pilot Iroshizuku mürekkepleri çok beğeniyorum ve Iroshizuku dışında yalnızca kalemlerin kendi mürekkeplerini kullanıyorum. Mürekkep çok daha farklı ve geniş bir konu olduğu için burada pek değinmeyi düşünmüyorum. Sport Classic, kısacası Kaweco ve Iroshizuku mürekkepleri ile çok tatlı bir şekilde kullanılabilen bir kalem.

 

  • Belki de en önemli konu ise yazım deneyimi. Öncelikle dolma kalemle yazmaya yeni başlayacaklar için bence çok güzel bir fırsat Sport. Grip kısmı tutuşu güçlendirecek herhangi bir kaplamaya sahip değil ama kalemin aşırı hafif olması nedeniyle denge konusunda bir sıkıntı yaşamak mümkün değil. Kalemin kontrolünün sizde olduğunu hissediyorsunuz. Dahası, kalemin kapağını arkaya takınca da ağırlıkta ciddi bir değişim hissedilmiyor ve yine çok rahat bir yazım deneyimi elde ediliyor. Nedendir bilmiyorum ancak bu kalemin ucu iğne uçlu bir jel kalem gibi akıyor. Yazarken eli korkak alıştırmaya gerek yok. Yine de şimdiye kadar her dolma kalemde gördüğüm kadarıyla yazı yazarken mürekkep doğal olarak pençelere de bulaşıyor ama şimdiye kadar herhangi bir mürekkep sızıntısı veya damak çatlağı gibi bir durumla karşılaşmadım. Minimal form faktörü nedeniyle piston veya kartuşla ortalama bir dolma kaleme göre daha küçük bir mürekkep haznesi var. Bu durum, mürekkeple çok uğraşmayı sevmeyen birisi olarak benim çok hoşuma gitmese de olabildiğince kompakt bir kalemde belli başlı kısımlardan taviz verilmesi gerektiğini gösteriyor.

 

  • Fiyat konusunda çok net bir bilgi sahibi değilim lâkin günümüz ekonomik durumunda dahi çok astronomik bir düzeyde değil. Kişisel kullanım veya hediye niyetine alınmaya çok müsait. Bazı mağazalarda klips dahil olarak satıldığı da oluyor. Çok zarif ve sağlam bir zanaatkârlık örneği olması bir kenara; 1911'den bu güne gelmeyi başarmış bir isim olarak Sport, türünün nadir örneklerinden.

 

#Kaweco #Classic #Sport #DolmaKalem #İnceleme #FountainPen #Review

Bu rehberdeki her şey (yazı, görsel vb.) bana aittir. Kaynak gösterdiğiniz sürece kullanıma açıktır.

Soru ve yorumlarınız için TeknoSeyir'e üye olmayı unutmayınız!

e-posta üzerinden sorular için: ee.mcan.dogan@gmail.com

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 10
  • sayit seyhan @seyhansayit

    Güzel bir yazı. Elinize sağlık. Üstelik almayı düşündüğüm kalem 🙂 iyi denk geldi.

  • Galip Onur Demirel @gonurdemirel

    Gerçekten çok güzel bir kalem. Geçen sene aldığım Sport’u ne yazık ki kaybettim. Hala unutamadım kendisini. Tasarımı çok güzel, yazması çok keyifli bir kalem. Lamy Safari’ye göre çok daha zevkle kullanmıştım.

  • Raistlin @raist

    Eline sağlık, gene keyifle okunacak bir inceleme olmuş.

  • Supermaniac @supermaniac

    Defter de önerebilir misin. Dolma kalemle normal deftere yazmak hiç keyif vermiyor.

    • M.Can @dogan_mcan

      Defterlerde GSM (grams per square meter veya g/m² ) değerine göre almak gerekiyor. Bu değer arttıkça defterin yaprak kalınlığı artmış oluyor ve daha kaliteli bir yazım deneyimi sunuyor. Her defterde ise bu değer belirtilmiyor. Kaç gsm olduğunu bilmediğiniz bir defteri dolma kalemle kullanmak için almanızı tavsiye etmem. 90 gsm ideal değerdir ancak 80 gsm de oldukça yeterli bir kalınlık sunar. Leuchtturm1917, Moleskine, Clairefontaine, Rhodia ve Oxford gibi markalar gsm kriterlerini karşılamakla birlikte genel olarak yüksek bir malzeme kalitesine sahipler. Bir yandan da bazı online kırtasiyelerde dolma kalem uyumlu defter kategorisi de bulunuyor, oralardan da bakabilirsiniz. Kalın yapraklı defter kullandıktan bir süre sonra zaten kırtasiyeden yeni defter alırken ince ve kalın olanını gsm değerini bilmeden de el ile anlamak çok kolaylaşıyor. İnce yapraklı defterleri bir süre sonra almak istemiyorsunuz. Kalın defterlerin her türlü kalemle kullanılmaya daha müsait ve ergonomik olması nedeniyle biraz daha pahalı olduğunun farkındayım ama sunulan kaliteden dolayı bu fiyata değer denen ürünler var. Tüm çeşitlerini kullandığım için rahatlıkla Clairefontaine tavsiye edebilirim. Diğer markalar da kalite olarak çok farklı değiller.

    • Supermaniac @supermaniac

      @dogan_mcan Teşekkür ederim verdiğin bilgiler için. Bu defterler genel olarak çizim için falan olsa da not tutmak için de uygun bir defter bulabilirim diye düşünüyorum.

    • M.Can @dogan_mcan

      @supermaniac Yazmış olduğum markalar çizim için değil aksine not almak için tasarlanan defterler ürteiyor. Clairefontaine çok geniş bir yelpazede üretim yapıyor ama en meşhur defterleri bildiğimiz not alma defterleri. Leuchtturm1917 zaten ajanda ve kompakt not defteri alanında lider. Moleskine de yine ajanda kategorisinde meşhur. Oxford ve Rhodia ise hem günlük kullanıma, hem de okul için kullanıma müsait. Eğer sırf dolma kalem için üretilmiş elegant bir defter istiyorsanız Graf von Faber Castell, Apica Premium ve Traveler's Company markalarına bakmanız gerekiyor.

Umut Koçak paylaştı.

Sessiz Şampiyon? Sony WH-1000XM3 Detaylı İnceleme ve Sennheiser HD 4.40 ile Bir Miktar Kıyaslama

 

Evet yeni bir incelemede buluşmak nasip oldu sevgili Teknoseyir sakinleri. Daha önce ses ekipmanları üzerine bir iki bir şey yazdım burada. İlgi gösterenler oldu, sorular sordunuz, elimden geldiğince cevaplamaya çalıştım. Benim için de güzel bir hobi oldu bu olay. Bugün bu incelemede yine bir ses ekipmanı üzerine konuşacağım. Baştan uyarayım çok uzun ve detaylı bir yazı olacak, şu karantina günlerinde umarım severek okursunuz.

 

*****Ürünü kullanmaya başladıktan 3 gün sonra menteşe bölümlerinden çıtır çıtır sesler gelmeye başladı. İlklerde normal görsem de 2. haftadan sonra bu sesler çok şiddetlenmeye başladı. Ürünü satın almış olduğum Hepsiburada'ya iade etmek istediğimde kulaklık ve benzeri cihazların hijyenik sebeplerle iade edilemeyeceğini öğrendikten sonra Sony servisine verdim. Servisten değişim/iade onay belgesi istedim. Lakin bu seslerin kullanıma etkisi olmadığı için cihaz arızalı olarak görülmedi ve herhangi bir işlem yapılmadan 1 hatalık süreç sonunda bana olduğu gibi teslim edildi. Bunu ön plana çıkararak yazıyorum ki ürün değil Sony servisi hakkında biraz bilgi sahibi olmanız için. Şu anda tüketici hakem heyeti süreci işliyor. Sonuç gelince yazıya ekleyeceğim. O yüzden bu konuya ve bu cihaza ait kronik sorunlara yazının sonunda değineceğim. Keyifli okumalar******

 

SENNHEISER HD 4.40BT'YE NE OLDU?

Şu sıralar 3 yaşına yaklaşan cep telefonumla eski bir hobim olan custom rom-kernel işleri ile uğraşıyorum. Geçenlerde çok güzel bir kernel  buldum. Bu kernel telefonun kulaklık çıkışını güçlendiren amfinin seviyeleriyle oynamanıza izin veren bir kernel. Ben de bir aptallık ederek çok fazla seviye seçeneği yok diyerek en son seviyeye getirdim bu seçeneği. Ve tekrar tam bir aptal gibi başka kulaklık yokmuş gibi HD 4.40'ı kablolu olarak telefona bağladım. Bir parça açtım ki o da ne kulaklık yerinde zıpladı sanki. Kulaklık o anda sıradan bir bilgisayar hoparlörü kadar ses üretmeye başlayınca telaşa kapılıp kablosunu çektim ama neye yarar iş işten geçmişti.

 

Her şeyi sıfırladım sesi kıstım bir parça açtım ve hüzünlü an. Sol kulaklığın sesi sağ kulaklığa oranı işittiğim ve bir takım db metre ölçümleri sonucunda %20 civarında azalmıştı.Sesin dengesi sağ kulaklığa kaymıştı. Hayır sanki kulaklık tamirinden çok anlıyormuşum gibi bir de kulaklığı söktüm. Sürücünün diyaframına minik tornavida darbeleriyle masaj yaptım, sürücü de tornavidanın izleri kaldı filan derken işler  daha da berbat bir hal aldı. Sonra Sennheiser'ın distribütörü olan Bircom'a ulaştım. Sağ olsunlar hızlıca geri döndüler. Ürünü ücretsiz olarak onlara göndermemi inceleme sonucunda karar verileceği bilgisi verildi. Bunun üzerine düşündüm. Ben bu kulaklığı bir buçuk sene kullandım eksik yanları olsa da cidden sınıfında tepe modellerden biriydi ve sesi çok güzeldi. Sennheiser'ın ses imzasını güzel taşıyan bir kulaklıktı. Fakat eksi yanları kafamda aniden büyüdükçe ve bir süredir içimde ukde kalmış olan Sony WH-1000XM3'ü satın almaya karar verdim. Biraz fazla uzattım ama kulaklığı satın almamdaki amaç budur.

 

NEDEN SONY?

 

Evet neden Almanları bırakıp Japolara yöneldim? Buradaki tercihimi etkileyen daha çok ses imzası, kulaklığın tasarım, özellikleri ve konforu oldu. Az sonra detaylıca değineceğim, fakat biraz bahsetmek gerekirse Sennheiserın  neredeyse tüm modellerinde (tv kulaklıkları hariç diye biliyorum) detaya yönelik ses üreten kulaklıklar. HD 4.40 da sesi parlağa yakın, üst midlere çok tepkili, her enstürmanı tek tek sayabileceğiniz bir ses üreten kulaklık bu. Ama bu ses karakteristiği bir süre sonra insanın kulağını ve başını yoruyor. Evet sıcak ve hafif karanlık sesten uzağa doğru gittikçe uzun kullanımlarda o ses insanı yoruyor en azından beni yoruyor.

 

Daha öncesinde uzun süreyle Sony kulaklık kullanmıştım. Teknoloji mağazalarında bir kaç modelini de denemiş olduğum kulaklıkları da vardı. Sony'nin ses imzasını biliyorum yani. Hakkında hiç bir yazı okumasam bile bu kulaklığın sesini tahmin edebiliyordum. Tabi ki yine de ürüne ait incelemeleri okudum, izledim. Bu arada kulaklığın Teknoseyir de incelemesi mevcut. Hakkında detaylı yazılar okudum ve artık karar verdim. Ses yönüne okey vermiştim kafamda. Konfor ve tasarım çok önemliydi. Bunlara başlıklarında değineceğim.

 

Ve en önemli kriterlerden birisi de günde 80 km kadar otobüs yolculuğu yaptığım gerçeği. Bu yolculuklarda otobüsün ve o otobüsün klimasının uğultusundan yoruluyorum bazen. Bu gürültüyü yok edecek aktif gürültü engelleme sistemine sahip bir kulaklık arayışına girmiştim.

 

KUTU İÇERİĞİ VE SUNUMU

 

Ürün güzel ve şık bir kutuda geliyor. Kutunun üzerinden kulaklığın kendi ebadı kadar bir görseli bulunmakta. Kutunun ön tarafında kulaklığın "WHAT HI-FI" adlı derginin incelemesinden aldığı 5 yıldız kırmızı renklerle büyükçe belirtilmiş. Bu dergi bu sektördeki sayılı ve köklü dergilerden. Bu daha kulaklığı denemeden epey güven veren bir logo. Altında ise Google Asistan, Amazon Alexa Hi-Res ve pil ömrüne ait bir takım logolar bulunmakta. Kutunun arka tarafında ise bir çok dilde (Türkçe yok) ürünün başlıca ve öne çıkan özellikleri yazılmış. Sahip olduğu codeclerin lisans logoları basılmış. Bu kutu kesinlikle herhangi bir teknoloji mağazasının kulaklık reyonunu gezerken bu ürüne ön plana çıkaracak şekilde tasarlanmış. Ben beğendim.

 

 

Kutunun içinden siyah renkte bir kutu daha çıkıyor. Ve önünüze kolay kurulum kılavuzu çıkıyor. Burada kulaklığın uygulamasını indirebilmeniz adına QR kod bulunmakta. Kılavuzun altında ise premium bir kulaklığa yakışır taşıma çantası ve kullanım kılavuzu vb. belgeler çıkıyor. Kulaklık ve diğer aksesuarları bu çantanın içerisinde geliyor.

Taşıma çantası sert bir yapıda. Ufak darbelere karşı kulaklığı koruyacak gibi duruyor. Seyahatlerde valizinizden çok yer çalmayacak bir yapıda.  Elinizde taşıyabilmeniz adına ufak bir sapı da mevcut. Üzerinde herhangi bir marka logosu yok. Sadece fermuarı kulaklığın logosu ile aynı renkte ve üzerinde Sony yazıyor. Çantanın bir yüzünde file var ama buraya ne koyulur bilemiyorum. Çok dar ve işlevsiz bir yer.  Çantanın içerisinde kulaklık yarı katlı olarak geliyor. Ve kulaklığı çıkarıp bir daha yerine koymak istediğinizde nasıl yerleştirmeniz gerektiği hakkında güzel bir görsel var. Çanta güzel ve dayanıklı. Sony burada ucuza kaçmamış. Hd 4.40'ın yanında gelen kumaş keseden sonra çok iyi hissettirdiği bir gerçek. Seyahatlerde böyle taşımakta yarar var.

 

 

Kulaklığın fazla bir aksesuarı yok. Sonuçta bu bir kulaklık 🙂 Kesinlikle çok kısa bulduğum ve bu sebeple kullanamadığım bir Usb Tip-C formunda şarj kablosu geliyor. Kablo muhtemelen 10 cm kadar bir şey. Bu kabloda da Sony logosu var.

Kulaklığı kablolu olarak kullanmanıza imkan tanıyan yaklaşık 120 cm uzuluğunda her iki tarafında 3,5 mm altın jacka sahip ses kablosu geliyor. Kablonun kalitesi ehhh işte kıvamında. Pek beğenmedim işin gerçeği. Çünkü kablo üretiminde muhtemelen çok fazla geri dönüştürülmüş malzeme kullanılmış olmalı ki hem ele verdiği hissiyat hem de kokusunda bir gariplik var. Ne kulaklığın kendisi ne de diğer aksesuarlarda herhangi bir koku bulunmazken bu kablo baya fabrika gibi kokuyor. Ama işini iyi yapıyor. Parazit, dip ses, çıtırdama vs. durumlarıyla karşılaşmadım. En güzel yanı her 2 tarafı da 3,5 mm olduğu için istediğiniz kalitede, uzunlukta bir kabloyu kendiniz alıp bu kulaklıkta kullanabilesiniz. Yanında gelen kablonun üzerinde mikrofon yok bu sebeple kablolu kullanımda kulaklığın mikrofon özelliği çalışmıyor. (Piyasada mikrofonlu kablolar çokça bulunmakta) Hd 4.40'da bu sorunu çektim işin gerçeği. Bir tarafı 3,5 diğer tarafı 2,5 mm olduğu için kablo bulmak çok zor ve çok maliyetli oluyordu. Kabloya vereceğiniz parayla giriş seviyesi bir kulaklık alabilirsin hatta. Fiyatalar o kadar saçmaydı.

 

Son aksesuar ise uçak adaptörü. Bu adaptörlere modern yolcu uçaklarında hala ihtiyaç duyuluyor mu bilmiyorum ama Sony bu kulaklığı gürültü engelleme özelliğine çok güvendiği ve uçakta kullanmak için çok ön plana çıkardığı için kutuya bu adaptörü de eklemeyi unutmamış. Bolca uçak yolculuğu yapan iş insanlarına yönelik şık bir hareket bence. Belki ederi 0.5 Dolar bile değildir ama kutudan çıkması bile yüz güldüren bir ayrıntı.

 

Tüm bu aksesuarlar ve kulaklığın kendisi taşıma çantasına hızlıca yerleştirebiliyor. Bu konuda epey başarılı buldum.

 

 

TASARIM VE ERGONOMİ

 

Bu kulaklığın 2 rengi mevcut. Biri bendeki gibi siyah ve diğeri ise şampanya rengine yakın bir gümüş rengi. Ben siyah rengi tercih ettim. Bu tip aksesuarlarda açık renklerden pek hoşlanmıyorum. Ayrıca gümüş olan 100 TL daha pahalı sebebini bilmediğim bir şekilde. Bir de Türkiye'de her ne kadar olmasa da bu kulaklık için renk/desen etiketleri satılmakta. Böylece kulaklığın rengini deseninin zevkinize göre şekillendirebiliyorsunuz.

 

Renk Seçenekleri (Fotoğraf alıntıdır)

 

(Skin denilen etiket örneği)

 

 

Ürünün tasarımı bence kafa üstü bir kulaklık için güzel görünüyor. Kulaklık kapsülleri içeriden dışarıya doğru inceltilmiş bir yapıda bu yüzden kulağınızda kaba durmuyor. Kafa üstü kulaklıklar son dönemde büyük kaba olmaya başladı. Bunda öyle bir durum yok. Çok dikkat çekmiyor. Dışarıda kullanmaktan çekinelecek türden bir kulaklık değil. Premium bir kulaklık imajı sergiliyor. Kuklalık pedleri de ince olduğu için dışarıdan bakıldığında pedler neredeyse belli olmuyor. Hd 4.40 Bt de pedler çok kaba idi. Kulağınızın üstünde ayan beyan belli oluyorlardı.

 

Her iki kapsülünde menteşe bölümünde Rose Gold renginde Sony logosu bulunmakta. Aynı şekilde kapsüllerde de mikrofon çevrelerinde elips biçiminde rose gold renginde açıklıklar bulunmakta. Bu iki ufak tasarım oyunu kuklalığı çok albenili kılıyor.

 

Kafa bandında benim çok sevdiğim bir özellik var. Sony buna "Micky Mouse" etkisi diye belirtmiş. Malum her kafa üstü kulaklıkta bir şekilde yükseklik ayarı var. Kulaklıklar genelde yükseklik ayarı en kısa konumdayken çok şık görünür. Hatta tüm reklam görselleri bu şekilde çekilir. Çünkü o yükseklik ayarını açtığınızda istisna kulaklıklar hariç kafa içerideki o plastik/metal parça kafa bandının geri kalanına göre ince ve çelimsiz görünür. Sony bu işi büyük oranda çözmüş. İçeride kalan parçayı olduğunca kalın tutmuş ve metal ile desteklemiş. Ayrıca bir şekilde o plastiği daha kısa tutmuş. Ama bu kısalık yükseklik ayarını etkilemiyor. Kulaklık her kafa yapısına uyuyor. Bu sayede kulaklığın kafa bandını sonuna kadar açtığınızda sırıtmıyor. Hd 4.40 da bu görüntü kötü duruyordu.

Mickey Mouse Etkisi (Soldaki kulaklık: Sennheiser HD 4.40BT)

 

Tasarımda diğer bir konu ise kulaklığın her yeri yumuşacık. Öncelikle kafanızın üstüne gelen bölümden bahsedeyim. Baya kocaman bir yastık var bu bölgede. Ve yumuşaklığı çok güzel. Saçınız uzun kısa fark etmeksizin bu bölge çok rahat. Hatta Sony süngeri ve suni deriyi bol bulmuşken bu malzemeleri kafa bandının ütüsüne de taşımış. Kulaklığın üst bölümünde yumuşak yani. Alt taraftaki gibi kalın bir yastık tabakası yok ama sert metalin üstü bu malzeme ile örtülüp üzerini güzel bir suni deri ile kapatmışlar.  Ve bu deri kesinlikle çok şık, premium duruyor. Üzerinde kılcal çatlaklar var ve zamanla bu çatlaklar artacak cinsten. Bu görsel deriyi çok kaliteli gösteriyor. Ortasındaki dikiş ise gayet güzel. Kafa bandı hem çok şık hem de çok konforlu.

 

Diğer yumuşak bölge ise tabi ki de kulaklık pedleri. Bunlar hayatımda gördüğüm en güzel kulaklık pedleri olabilir. O kadar doğal, güzel bir yumuşaklıkları var ki cidden bir süre sonra bunları ellemek bir fetiş haline gelebilir. Kulağınızda vücut ısınızla beraber daha da yumuşak bir hale geliyorlar. İçerisinde nasıl bir sünger varsa bu süngerden bir yatak boyutunda alıp üzerine yatmak istiyorum 🙂 Hd 4.40 Bt de kalın etli pedlar vardı ama bu kalitenin yanından bile geçemez. Pedler soğukta sertleşiyor bu arada. Bu durum kullanılan malzeme gereği ne yazık ki böyle. Vücut ısınızı aldıkça tekrar konforlu olmaya başlıyorlar.

 

(Fotoğraf Alıntıdır)

 

Pedler çok kaliteli bir suni deri ile kaplı. Pedlerin kulağımızı içine aldığı bölüm epey bir geniş. Kulağınız içeride işkence çekmiyor kesinlikle. Benim kulaklarım hallice büyük olmasına rağmen en ufak bir sorun yaşamadım. Kulağınız ile sürücü arasında ise yine yumuşak ve konforlu hissettiren kalın bir sünger koymuş Sony. Böylece kulağınızın üst bölümü içeriye temas ettiğinde rahat ediyor. Şu karantina günlerinde kulaklık neredeyse ben uyanık olduğum süre boyunca kulağımda takılı olmasına rağmen şikayetim olmadı. Saatlerce kullanıma müsait. Yalıtımdan ayrı bir başlıkta bahsedeceğim ama kulağınızın tam şeklini alarak kulağınızı tam kapatıyor. Bu sebeple yalıtım çok çok iyi.  Bazı incelemelerde uzun süre sonunda kulaklarda terleme yaptığı söylense de ben bunu yaşamadım. Belki havalar ısındıkça terleme başlayacaktır. Ter ile ilgili probleminiz varsa bu yorumu da göz ardı etmeyin derim.

 

 

 

 

Kafa bandı ise daha çok ev dışında kullanım için tasarlanmış bir kuklalık için kafanızı çok sıkmıyor. Çok gevşek de bırakmıyor ki yürürken hatta koşarken kafanızdan kayıp gitmesin. Tatlı bir ayarı var. Kaliteli pedler sayesinde bu sıkılık tam kıvamında diyorsunuz. Ayrıca dışarıdan her ne kadar ağır bir kulaklık gibi dursa da çok hafif bir kulaklık. Ağırlık yönünden endişeniz olmasın

 

Sanırım bu kulaklığın bir önceki kullandığımın üzerine kattığı en güze olay konfor. Bt 4.40'ın pedleri dışarıdan büyük gözükse de kulağınızın gireceği bölüm ufak ve dardı. Kulağınız içeride bir süre sonra rahatsız oluyordu. Ayrıca onun kafa bandı insanın kafasını epey bir ısırıyordu. Bir yerden sonra kulak ve çenenin başlangıç bölümünde ağrılara sebep olabiliyordu. Bu kulaklıkta onların hiç birini yaşamadım. Mobil bir cihaz için ergonomi olarak epey başarılı.

 

Tasarımdan biraz daha bahsetmek gerekirse sol kulaklığın alt bölümünde 2 adet buton ve aux ses girişi bulunmakta. Bu butonlar açma kapatma butonu ve ANC/Ambiyans (Ya da isteğe göre Google Asistan/Amazon Alexa) butonu. Aynı zamanda sol kulaklıkta 3 adet minik delik var. Bu 3 ü ya da sadece bir tanesi telefon çağrılarında kullanılan mikrofon açıklığı. (Mikrofon sayısını net ifade eden bir kaynak bulamadım) Yan tarafta ise Nfc bölümü bulunmakta. Aynı zamanda gürültü engelleme ve ambiyans sesin kaynak mikrofonun birisi de burada. Yan taraflara doğru bakıldığında ise 2 tane bass portu görülmekte.

 

 

Sağ kulaklıkta ise fiziksel herhangi bir tuş bulunmamakta. Alt kısımda sadece Şarj girişi bulunmakta. Yan tarafta ise anc/ambiyans mikrofonu ve touchpad yer almakta. Touchpadden az sonra detaylıca bahsedeceğim.  Bass portları bu kulaklık haznesinde bulunmakta. Telefon çağrıları için bu kapsüle mikrofon koyulmamış. Kulaklık kapsüllerinin iç kısmında R-L harfleri Bir Sony klasiği olarak R yani sağ kulaklık kırmızı renkte ve göze kolay görülecek şekilde ifade edişmiş. Ufak ama şık bir detay.

 

Ürünün kulaklık kapsülleri içeri doğru kırılabiliyor ve göğsünüze bakacak şekilde içeri dönebiliyor. Bu şekilde taşıması çok kolaylaşıyor. Taşıma kabı olmadan çantanızda ya da valizinide taşımak istediğinizde neredeyse düz bir hal alabiliyor. Taşıması kolay bir kulaklık. Yalnız bana göre bir dezavantajı var. Kulaklığı kulağınıza takmak istemediğiniz zaman boynunuzda çevirerek kullanabiliyorsunuz. Lakin ped kısımları yukarı değil de aşağıya bakıyor. Ürünün sağ kulaklığı touchaped olduğu için istenmeyen işlevlere sebep olabiliyor bu tasarım. Aniden şarkı çalabiliyor ya da asistan size bir şeyler söyleyebiliyor.

 

(Fotoğraf alıntıdır)

 

Ürünün malzeme kalitesine çok değinmeye gerek yok (işçilik konusunu en sonda anlatacağım) çünkü malzeme kalitesi epey iyi. Ürün genel yapı itibariyle tamamen plastik malzemeden üretilmiş. Sadece kafa bandının iskeletinde metal bir plaka var. Gerisi plastik ve suni deri. Fakat bu plastik iyi bir plastik kırılacak hissi yaşatmıyor. Elde çok iyi hissettiren iyi bir plastik seçilmiş. Suni deriden ve süngerdense üstte yeterince bahsettiğimi düşünüyorum.

 

KULLANIM ÖZELLİKLERİ 

 

Ürün bir bluetooth kulaklık için epey özelliğe sahip diyebilirim. Ios ve Android telefonlar için uygulama desteğine sahip. Uygulama üzerinde işe yarar ve yaramaz bir takım özellikler var. O yüzden uygulamayı da burada incelemek gerektiğini düşünüyorum.

 

1-UYGULAMA

 

Ürünü daha efektif kullanabilmeniz adına bir uygulamaya sahip. Bu uygulama cihazın kutusu üzerine belgelerine vs. kolaylıkla ulaşabilmeniz adına qr kod olarak işlenmiş. Kameranıza bu kodu göstererek rahatlıkla uygulamaya ulaşabiliyorsunuz. Uygulamanın ismi "Sony Headphones Connect"  Öncelikle uygulama ilk açtığınız andan itibaren kulaklığın kendi içerisindeki yazılımı (kulaklığın içerisindeki işletim sistemi) güncelliğini kontrol ediyor. Eğer güncelleme var ise sizi uyarıyor ve yüklemek istediğinizde yazılımı telefona İnternetten indirip bluetooth bağlantısı üzerinden kulaklığa yazılımı aktarıyor. Fakat yazılım güncelleme notlarında bu güncelleme işleminin 1 saat sürdüğü yazıyor. Ben yazılım güncellemesi yapamadım. Çünkü bu konuda yabancı forumlarda epey bir eleştiri var. Son güncelleme ile aktif gürültü engelleme özelliğinin eskisi kadar iyi çalışmadığı yönünde epey bir eleştiri okudum. Size de yapmamanızı tavsiye ederim. Şu anda kulaklığımın yazılım sürümü 4.1.1 ve güncel sürüm 4.2.2. Güncel sürümün getirdiği tek özellik touchpadi devre dışı bırakabilme özelliği. Ben şimdilik ihtiyaç duymadım yapmayı da düşünmüyorum dediğim gibi. Touchapedin neden devre dışı bırakılması yönünde özellik geldiğini yazının sonunda bahsedeceğim.

 

Biraz uygulamadan bahsetmek gerekirse kulaklığı nfc ya da bluetooh menüsünden eşleştirdiğiniz zaman uygulama kuklalığı hemen tanıyor. Üstten aşağıya doğru sırasıyla Kulaklığın fotoğrafının, model isminin, pil durumunun ve en önemlisi bağlı olduğu cihaza hangi codec üzerinden bağlı olduğunu gösteren bir ekran var.

 

Sonraki seçenek ise uyarlanabilir ses kontrol ekranı. Bu özellik sizin hareketlerinize göre kulaklığın gürültü engelleme ya da ortam sesi moduna otomatik geçmesini sağlıyor.

4 farklı senaryo var. Durma pozisyonunda Ortam sesini sona alıyor fakat sese odaklan modunda açıyor.

***Sese odaklanma dediği gürültü engelleme çalışıyor, evde çalışan klima vs makinelerin gürültüsünü susturuyor fakat  duymanız gereken kapı zili ya da size seslenen birini vb. duymanız için de ortam sesini de kulağınıza iletiyor diyelim kısaca.

Yürüme modunda ise ortam sesini 12 ye alıyor. Böylece dışarıda yürüdüğünüzde müziğinizi çok etkilenmeden dışarıdan gelen korna vb. yüksek sesleri kulağınıza iletiyor.

Koşma modunda ise sese odaklanmayı kapatıyor ve ortam sesini 20 ye kadar çekiyor. Böylece koşarken dışarıdan gelen seslerin neredeyse hepsini duyuyorsunuz.

Son olarak taşıt modunda ise saf gürültü engelleme uyguluyor. Otobüs tren uçak vs seslerini sönümlüyor. Ortam sesi devre dışı kalıyor: Sizi dünyadan soyutluyor.

Bu 4 senaryodaki seviyeleri kendiniz değiştirebiliyorsunuz. Gözlemlerime göre senaryo geçişlerini anlamak için kulaklığın üzerinde herhangi bir ivme ölçer ya da benzeri bir sensör bulunmuyor. Uygulama telefonunuzun sensörlerinden yararlanarak anlıyor bu geçişleri. Son olarak bu senaryo geçişlerinin hızlı mı yoksa biraz daha mı yavaş olmasını istediğinize dair bir seçenek de mevcut. Ben şahsen bu özelliği kullanmıyorum. Çünkü ihtiyaç duymadım. Pek efektif çalıştığını da söyleyemeyeceğim. Üzerindeki tuş yardımı ya da uygulamadan anc/ortam sesini açıp kapatmayı tercih ediyorum. Senaryo geçişlerinde bir de anaons sesi duyuyorsunuz.

 

Sonraki ekran ise ortam sesi kontrol ekranı. Bu ekran bu kulaklığı diğerlerinden ayıran yanı aslında. Bu ekranda kulaklık takan bir model; önünde ise insanlar, arabalar ve bir şehir görüntüsü var. Sony gürültü engelleme ve ortam sesi özelliğini çok basitçe özetlemiş bu ekranda. Buradan kulaklığın gürültü engelleme seviyesini 2 kademe olarak, ortam sesi özelliğini ise 20 kademe olarak değiştirebiliyorsunuz.

 

Kaydırma çubuğunu en sola getirirseniz saf gürültü engellemeyi açıyor. Bir sağ konumda ise rüzgar gürültüsü kesme dediği özelliği aktif ediyor. Burada aslında gürültü engellemeyi biraz daha yumuşak bir şekilde yapıyor. Sağa doğru kaydıkça ortam sesini 20 kademe olarak açabiliyorsunuz. Daha demin bahsettiğim sese odaklan modu burada da bulunuyor. Aktif gürültü engelleme ve ortam sesi özelliğine ana bir başlık açacağım şimdilik geçiyorum.

 

Sonraki ekran ise Gürültü Önleme İyileştiricisi ekranı. Bu ekran aktif gürültü engellemeyi tam performansında kullanmak adına önemli bir ekran. Özellikle kadınlarda ya da saçı uzun erkeklerde saç şeklinde değişiklik oldu ise, kulaklığı kapüşon, türban vs bir şeyin üzerinde kullanıyor  ve en önemlisi uçakta yolculuk yapıyorsanız bu ekrana bu değişikliklerden girin.  Başlata bastığınızda kulaklık optimizer başladı diyerek anons yaptıktan sonra kulağınıza bir takım sesler gönderiyor. Daha sonra ise hava basıncını ölçüyor. Bu sayede uçakta olup olmadığınız vs. anlıyor. (Kulaklığın kendi içerisinde baromotre olduğunu okudum) Ona göre gürültü engelleme özelliğinde ayarlamalar yapıyor. Bu arada bu özelliğin bir kısayolu var. Sol kulaklıkta bulunan NC/AMBİENT butonuna uzunca bastığınızda anons yaparak aynı işlemi yapıyor.

 

 

Bir sonraki ekran ise Ses Konumu Kontrolü. Bu özellik bana kalırsa biraz oyuncak bir özellik ama işini iyi yapan bir oyuncak. Dinlediğiniz sesin konumunu sanal olarak sol-sağ ön-arka vs olarak değiştiriyor. Bu tip özellikler müziğin doğallığını bozduğundan kullanmayı tercih etmiyorum. Ama dediğim gibi işini iyi yapıyor. Özellikle sesi arka tarafa aldığınızda ses baya arkaya kayıyor. Bu konuda bilgi sahibi arkadaşlar bu işin ne kadar kolay gözükse de zor bir iş olduğunu bilir. Ses kartına sahip bir çok cihaz böyle özelliklere sahip. Ama işini emin olun bu kulaklık kadar iyi yapmıyorlar. Sony mühendisleri her ne kadar kullanılmayacak bir özellik olsa da bu işe kafa yormuşlar belli. Bu arada bu olay bir Dsp yani ses işleme. Ve bu ses işlemeyi telefona kurduğunuz uygulama değil kulaklığın içerisindeki QN1 işlemcisi yapıyor. Yani uygulamadan açtıktan sonra hangi cihaza bağlarsanız bağlayın sesin konumunu istediğiniz şekilde değiştiriyor.  Uygulama sadece kumanda gibi davranıyor. Bu da Selefi XM2 harici herhangi bir kulaklıkta olmayan bir özellik diye biliyorum. Bu özellik Ldac, Aptx-Hd, Aptx kodeklerinde çalışmıyor. Sadece Sbc ve Aac kodeklerinde çalışıyor.

 

Sonraki ekran ise Surround (VPT) ekranı. Bu da ses konumu gibi kulaklığın ses işlemcisi QN1 tarafından işlenen bir özellik. Konser Salonu, Arena, Stüdyo vb. ortamların yankısını taklit ediyor. Ses konumu gibi bu da bir oyuncak ve müziğin doğallığını bozuyor. Bu işlerden hoşlanıyorsanız bu da işini iyi yapıyor. Aynı şekilde Sadece Sbs  ve aac kodeklerinde çalışıyor.

 

Bir sonraki ekran ise Ekolayzır ekranı. Burası diğerleri kadar oyuncak bir ekran değil hatta olması bu kulaklığa ciddi bir artı katan bir özellik. Ses konumu ve Surround (VPT) gibi bu da sesi kulaklığın dahili işlemcisi QN1 tarafından işlenen bir özellik. Bu da yapılan ekolayzır ayarının bağlı cihaz tarafında değil de kulaklık tarafında yapıldığını gösteriyor. Bunun önemi ne peki?

 

Günümüzde her telefonda iyi bir ekolayzır uygulaması yok malumunuz. Bir çok müzik stream servisinin de kendine ait bir ekolayzır uygulaması yok. En çok kullanılan Spotify'ın ayarlarında ekolayzır seçeneğine dokunduğunuzda sizi telefonunuzun ekolayzır menüsüne yönlendiriyor. Ekolayzır yok ise o seçenek görülmüyor. Telefonların kendilerine ait ekolayzırları iyi değil çoğu zaman. Android tarafında 3. parti ekolayzır uygulamalarının başarılı olmadığı büyük bir gerçek. Başarılı olanlar (ileride değineceğim) root izni istiyor.

Ekolayzır ise ses işinin tuzu baharatıdır. Kişisel zevkinize göre ya da ben gibi kulaklığın frenkans tepkilerindeki artılarını eksilerini bilerek buna uygun bir düzenleme ile daha doğal bir ses elde etmenizi sağlar. O yüzden kulaklığın kendi içerisinde bir ekolayzır olması bence çok iyi. Bir kaç tane hazır ayar yanında 3 tane de manuel seçeneğiniz var. Bu seçenler kulaklığın hafızasına yükleniyor. Bu sebeple kulaklığınızı telefonunuz ile değil de bilgisayarınız ya da oyun konsolunuz ile kullanmak istediğinde de bu ayarlar aynı şekilde devam ediyor. Özetle ekolayzır ekranı da diğerleri gibi sadece kumanda özelliği taşıyor.

Ekolayzır ise 5+1 band diyebiliriz. Oldukça basit ve ilkel bir ekolayzır aslında. Fakat Samsung'un sound alive ekolayzırı gibi bir frenkansı arttırken diğerlerini bastırdığını görmüyoruz bu ekolayzırda. İlkel ama işini iyi yapıyor özetle. Cleen bass da +1 dediğim kanal. Hangi frenkans bandına ya da bantlarına etki ettiği belli olmasa da bass seviyesini çok sırıtmadan arttırmasına yardımcı oluyor.

 

 

 

Diğerlerindeki codec kısıtlama saçmalığı burada da var. Bu durumu anlamak güç. Madem bu kulaklığa piyasadaki en iyi codeclerinden bile lisans satın aldınız bunu tam verimli kullanabilmeli. Ekolayzar ayarı yapmak istediğinizde kaliteli ses akışıını kesip en temel kodeklere dönüyor. Burası çok saçma geldi bana. İleride detaylıca değineceğim bu konuya.

 

Sonraki ekran ise Şimdi Çalan ismindeki ekran. Bu ekranda kulaklıkta o esnada çalan medya bilgisine erişebiliyorsunuz. Günümüz modern otomobil teyplerinin bluetooh ekranı gibi. AVRCP profili üzerinden kullandığınız medya uygulaması kulaklığa şarkı, sanatçı ve albüm isimi gibi bilgileri iletiyor. Ayrıca burada başlat/durdur sonraki şarkı önceki şarkı ve kulaklığın kendi ses seviyesi gibi ayarlarını yapmak mümkün. Kulaklığınız medya oynatıcı olarak bilgisayara bağlı çağrılar içinse telefona bağlı olduğunda o an bilgisayarındaki medya uygulamasında ne çaldığını bu ekrandan görebiliyorsunuz. Çok bir işlevi olmasa da düşünülmesi güzel.

 

 

Bir sonraki ekran ise 360 Reality Audio Kurulumu ekranı. Üzerinde çok durmak istemiyorum çünkü Tidal ile işbirliğine gidilerek üretilmiş bir oyuncak bu. Kulak şeklini analiz et dediğinizde her iki kulağınızın da fotoğrafını çekip Sony sunucularında kulak şeklinizin işleneceği ve size uygun 360 derece ses işleyeceğini iddia ediyor Sony. Her uygulama ile çalışmıyor. Tidal doğrudan destekliyor bu özelliği. Denemek için Tidal'e master kalitesinde üye oldum 360 Relaty Audio'ya özel çalma listelerini dinledim. Tidal cihaz kurulumunu vs tamamladı. Alınan sonuç bildiğiniz Binaural ses. Kayıt ortamına stereo mikrofon kurulumu yapılmış. Sözde kendinizi orada hissetmeniz için. İşe yaramayan bir oyuncak. Bence boşuna kulaklarınızın fotoğrafını çekip göndermeyin. Sanal surround işi sesin doğallığını öldürüp geçiyor. Hiç bir cihazda sanal surround kullanmanızı tavsiye etmem.

 

 

Bir sonraki ekran ise Ses Kalitesi Modu ekranı. Burada aslında kulklığın cihaza bağlanacağı codeci seçiyorsunuz. İki seçeneğiniz var. İlki ses kalitesine öncelik. Bu seçeneği seçtiğiniz zaman bağlı olunan cihaz destekliyorsa kulaklık cihaza Ldac, Aptx Hd ya da Aptx olarak bağlanıyor. Bu seçimde az evvel açıkladığım ses efektleri çalışmıyor.

İkinci seçenek ise kararlı bağlantıya öncelik seçeneği. Bu seçeneği seçtiğiniz zaman düşük bitrate ile Sbc codeci üzerinden ses aktarımı sağlanıyor. Sony sık sık ses atlaması, kopması yaşıyorsanız bu seçeneği seçin demiş. Codec konusuna ileride detaylıca değineceğim.

 

 

Bir sonraki ekranda ise DSEE HX seçeneği karşımıza çıkıyor. Bu Sony'nin lisanslı bir teknolojisi. Bir dönem akıllı telefonlarında ve modern Walkmanlerinde de kullanıyordu. Bu seçenek açık olsa da yüksek kalitede aktarım yapan kodekler de çalışmadığını göreceksiniz. Sadece Sbc modunda ve emin olmamakla beraber aac codecinde çalışıyor. Çalıştığını kulaklığın durum ekranında görüyorsunuz. Sbc DSEE HX diye bir logo beliriyor. Bu teknoloji kulaklığa gelen sesin dinamik aralığını iyeleştirdiğini ses kalitesini geliştirdğini iddia ediyor. Ben şahsen böyle bir şeyin düzgünce yapılacağına inanmıyorum. Açıp kattığınızda bir fark hissettirdiğini söylemek zor zaten. Dikkatli dinlediğinizde tizler biraz daha parlıyor öne çıkıyor gibi geldi bana. Bence bunu kullanmak yerine yüksek kalitede aktarım yapan codecleri kullanmakta yarar var.

 

 

Bir sonraki ekran ise [NC/AMBIENT] düğm. işlevini değiştir ekranı. Burası biraz önemli. Bu kulaklık Google asistan ve Amazon Alexa'nın doğrudan destek verdiği bir kulaklık. Amazon Alexa ülkemizde çalışmasa da Google Asistan bir süredir sorunsuz bir şeklide çalışıyor. Bu yüzden bu özelliği kullanmak isteyenler olacaktır.

Üstte de bahsettiğim gibi sol kulaklıkta NC/AMBIENT adında fiziksel bir tuş bulunmakta. Bu tuş normalde aktif gürültü engelleme veya ortam sesi arasındaki geçisi sağlayan bir tuş. Fakat uygulama üzerinden buna Google Asistan ve Amazon Alex'a kısayoldan erişmek için kısayol atamak mümkün.

Uygulamayı kurup kulaklığı bağladığınızda telefonunuzda Google uygulaması yüklü ise Google Asistan uygulaması bir bildirim penceresi açarak asistan kulaklığı asistan ile ilişkilendirmek isteyip istenmediğinizi soruyor. Etkinleştir derseniz çok hızlı bir şekilde asistan ile kulaklığınız eşleşiyor.

 

Kulaklığınız asistan ile eşleştirdiğiniz zaman asistan çok daha seri ve yetenekli bir hale bürünüyor. NC/AMBIENT tuşuna bir kere basıp bırakırsanız asistan hızla tepki vererek saati söylüyor. Telefonunuzda bildirim varsa o bildirimleri size okuyor. Ama en güzel yanı ise whatsapp ile entegrasyonu. Telefon cebinizde whatsapp üzerinden bir mesaj aldığınızda dinlediğiniz müziğin sesini hafif kısarak Levent adlı kişiden mesaj: Levent Diyor ki: Bugün yayın mayın yok. Şeklinde çok güzel bir Türkçe ile mesajı size seri bir şekilde okuyor. Mesajın sonunda ise Levent'e cevap vermek istersen kulaklığında bulunan asistan tuşuna bir kere bas diyor. Bastığınız an sizi dinliyor ve cevabınızı iletiyor.Normalde tuşa kısa basıp bırakırsanız saati söyleyip bildirim varsa bildirimlerden bahsediyor. Uzun bastığınızda ise asistanla iletişime geçiyorsunuz. Tuşa basılı tutarak bugün Samsun'da yağmur yağacak mı diye sordurduktan sonra tuşu bıraktığınızda sorunun işlendiğine dair sağdan sola kayan bir çan sesi duyuyorsunuz. Sonrasında ise asistan hızlıca sorunuza cevap veriyor. Kesinlikle iyi çalışan ve hayatı kolaylaştıran bir teknoloji. Bu kulaklıkta en beğendiğim özelliklerden birisi de bu oldu. Yalnız nadiren asistan İngilizce konuşuyor. Bu genelde söylediğinizi anlamadığı zaman yaşanıyor.

 

Bu tuş işlevi seçmede ciddi bir problemim olduğunu belirtmeliyim. Kulaklık her  çalıştırmadan sonra varsayılan olarak gürültü kesme modunda açılıyor. Gürültü engelleme sürekli kullanılacak bir özellik değil. Bu sebeple açar açmaz kulaklık üzerindeki NC/AMBIENT tuşu ile gürültü engellemeyi kapatıyorum. Fakat bu tuşa Google asistan özelliğini atadığınızda gürültü engellemeyi kuklalık üzerinden kapatamıyorsunuz. Kulaklığı her açtığınızda uygulamaya girip uygulamadan kapatmanız gerekiyor. Zor bir şey değil ama buna dair bir ayar sunmalıydı. Ya da gürültü engellemenin varsayılan açık olup olmayacağına dair bir ayar olmalıydı. Az sonra Touchpad bölümünde bahsedeceğim ama normalde NC/AMBIENT tuşu ortam sesi kısayolu iken touchpade uzun süreli basarsanız google asistan yine çalışıyor ama sadece kısayol olarak çalışıyor ve özel tuş kadar etkili ve hızlı çalışmıyor. Bir çok asistan özelliği devre dışı kalıyor. Sony en azından bunu akıl edip NC/AMBIENT tuşuna asistanı atadığımda touchpade uzunca bastığımda gürültü engellemeyi kapatabilmeliydi. Bence çok saçma bir eksik bu. Bu sebeple bir süredir asistan olayını devre dışı bıraktım. NC/AMBIENT tuşu ortam sesi seçici olarak çalışıyor.

 

 

Sonraki ekran ise Otomatik güç kapatma ekranı. Kulaklık bluetooth bağlantısı sağlayamazsa ya da bluetooh bağlantısı koparsa veya geri bağlanamazssa kulaklık varsayılan olarak 5 dakika içerisinde kendini kapatıyor. Bu 5 dakikalık süreyi 30 dakika, 1 saat veya 3 saat olarak ayarlayabiliyorsunuz. Ya da otomatik kapanma özelliğini devre dışı bırakabiliyorsunuz. Pil ömrü açısından 5 dakikaya ayarlı kalmasını yani varsayılan ayarda kalmasını tavsiye ederim.

 

 

Uygulamadaki son ekran ise Bildirim ve Sesli Kılavuz ekranı. Bu kulaklığın içerisinde size olan biteni anlatabilmek adına bir sesli asistan var. Bu asistan kulaklığın gücünün açıldığını, kapandığını, bluettoh bağlantısı sağladığını veya bağlantının koptuğunu size sesli olarak bildiriyor. Ayrıca güç tuşuna bir kere basarsınız pil durumunu size yüzdelik olarak söylüyor. Ya da NC/AMBIENT tuşuna bastığınızda Gürültü kesme, ortam sesi veya ortam sesi kontrolü kapalı olarak sesli olarak söylüyor. Bu asistan varsayılan olarak kutudan İngilizce olarak çıkıyor. Uyugulama üzerinden bu asistanın dilini değiştirebiliyorsunuz. 15 Farklı dil seçeneği var. Sony uzun süredir dilimizi önemsiyor bunu Playstation oyunlarına Türkçe altyazı yanılmıyorsam bazılarına da Türkçe dublaj eklemelerinden iyi biliyoruz. Sağ olsunlar burada da bizi unutmamışlar. Türkçeyi de eklemişler. Bu 15 dilin 15'i de kulaklığa yüklü değil. Sadece İngilizce yüklü olarak geliyor. Diğer dil seçeneklerini kulaklığın hafızasına yüklemek gerekiyor. Türkçeyi seçtikten sonra uygulama kulaklığın şarj durumunu kontrol ediyor ve bu işlemin uzun sürebileceğini ve bu süreçte kuklalığı kullanmayacağınızı uyarıyor. Sonrasında bluetooth üzerinden ses dosyalarını kulaklığa yüklemeye başlıyor. Bu işlem 15 dakika kadar sürüyor. Yükledikten sonra güzel sesli bir hanım ablamız duru Türkçesi ile size her şeyi sesli olarak iletiyor. Son olarak isterseniz sesli kılavuzu tamamen de kapatabilirsiniz. Türkçeyi bu 15 dil arasına koyduğu için Sony'e teşekkürler.

 

2-NFC

 

Sony'nin NFC işini oldu olası seviyor. Her ürününde mümkünse NFC özelliğini kullanmayı tercih ediyor. NFC hayatı kolaylaştıran bir teknoloji. Kullandığınız cep telefonu ya da medya oynatıcısında NFC özelliği var ise Bluetooh eşleştirme işlemleri çok kolaylaşıyor. Kulakalığn sol tarafında NFC logosu var. Oraya NFC destekli telefonunuzun arkasını dokundurduğunuzda kapalı durumda olan kulaklık hemen uyanarak eşleşme moduna geçiyor ve telefonunuza bağlanıyor. Bu işlem saniyeler içerisinde gerçekleşiyor. Diğer güzel yanı ise kulaklığı kulağınıza taktıktan sonra açma tuşuna basmaya gerek olmadan telefonu bir kere dokundurursanız hemen telefona bağlanıyor. Böylece tuşun bozulma riski azlıyor.

 

 

3-TOUCHPAD

 

Kulaklığın sağ kapsülünün yüzeyi işlevsiz dursa da aslında orası bir dokunmatik yüzey ve bir çok işlevi barındırıyor. Alttaki şemada da görülebildiği üzere şarkı durdurup başlatma, ses açıp kapatma, sonraki önceki şarkı, şarkıyı ileri, geri sarma, çağrılara cevap verme ve asistan kısayolu olarak işlev görüyor. Kullanımı oldukça basit ve bana kalırsa hızlı. Bu özelliği beğenmeyip fiziksel tuşu yeğleyenler olsa da ben tam tersine bu özelliği beğendim biraz farklı ve fütüristik durduğu da bir gerçek. Parmak hareketlerinizi doğru ve eksiksiz olarak iletiyor cep telefonunuza.

Sesi %3 kademe arttırmak için tek parmağınızla yukarı kaydırma hareketi yapıyorsunuz. Sesi kısmak içinse parmağınızı aşağıya doğru sürüklüyorsunuz. Sesi dilimler halinde değil de hızlıca arttırıp kısmak içinse parmağınızı yukarı ya da aşağı kaydırıp bir süre öylece sabit tutarsanız sesi sonuna kadar ya da tamamen sessiz olana kadar hızlıca değiştiriyor. %3 lük dilim olayı bence güzel. Bir çok Bluettoh kulaklık sesi %6 olarak arttırır ya da kısar. Bu da daha dar bir seçenek anlamına geliyor. Bu kulaklıkta istediğiniz ses seviyesini yakalamak daha rahat. Bu arada ses seviyesi bağlı olan cihazla eşleniyor. Bunun önemini anlatmak gerekirse kulaklığın sesi ayrı bağlı cihazın sesi ayrı olmuyor. Bir tane ses seviyesi oluyor. Böylece kulaklığın sesi kısık mı kaldı. Yoksa telefonun sesi mi kısık kaldı gibi bir derdiniz olmuyor. Telefondan da kulaklıktan da aynı sesi yönetiyorsunuz. Kulaklıktan sesi kıstığınızda telefonda ses ekranı beliriyor zaten.

 

Dokunmatik yüzeyin ortasına hızlıca çift tıkladığınızda ise dinlediğiniz müziği duraklatıyor ya da başlatıyor. Bu işlem de gayet hızlı bir biçimde gerçekleşiyor. Ayrıca telefonunuz çağrı aldığında ise kulaklık bir zil sesi çalarak sizi uyarıyor.  Kulaklık Google asistan ile entegre ise çağrının kimden geldiğini sesli olarak okuyor. Bu esnada dokunmatik yüzeyin ortasına çift tıklarsanız çağrıya cevap veriyor. Tek parmağınızla uzun süre 2 saniye basılı tutarsanız çağrıyı reddediyor.

NC/AMBIENT tuşu ortam sesini ayarlayacak şekilde ayarlı ise dokunmatik yüzeyin ortasına uzunca bastığınızda 3 saniye içerisinde Google asistan çalışıyor ve çalan şarkıyı durdurarak sizi dinlemeye başlıyor. Bu 3 saniyelik süre için gerçeği biraz uzun. Ve NC/AMBIENT tuşuna atanabilen Google asistan kadar hızlı tepki vermiyor. Çok kullanışlı bulamadığımı söylemem gerek.

 

Parmağınızı sağa ya da sola hareket ettirdiğinizde ise önceki sonraki şarkıya geçme işlevinin yerine getiriyor. Kulaklık kafanızda iken parmağınızı yüzünüze doğru (öne) hareket ettiridğinizde sonraki şarkıya sırtınıza doğru hareket ettirdiğinizde ise önceki şarkıya geçiyor. Şarkıyı ya da izlediğiniz filmi ileri geri almak istediğinizde ise parmağınızı ileri geri yaptıktan sonra basılı bırakıyorsunuz böylece parmağınızı bırakana kadar ileri ya da geri sarma işlemi gerçekleşiyor. Bu özellik her uygulamada çalışmıyor. Mx player adlı video oynatıcısında çalışıyor. Kullanmış olduğum Samsung Galaxy Note 8 ile birlikte Spotify'da çalışmasa da Samsung Galaxy S3 ile Spotify üzerinde ileri geri sarma işlevi çalıştı. Bilgisayarda (Windows 10) ise Groove müzik player destekliyor.

 

Bu kulaklığın en sevdiğim özelliklerinden biri ise size biri bir şey sorduğunda ya da o anda kulaklığı kulağınızdan çıkarmayıp dışarıda olup biteni duymak istediğiniz zaman dokunmatik yüzeyi avuç içiniz ile kapatırsanız o an çalan şarkını sesini kısıyor ve üzerindeki mikrofonlar yardımı ile dışarıdaki sesi içeriye alıyor. Böylece örneğin biri sizi adres sorduğunda kulaklığı kafanızdan çıkarmadan, avucunuzu dokunmatik yüzeye koyarak karşıdakini duyabiliyorsunuz. Çok basit ama hayatı kolaylaştıran bir özellik. Her gün sıkça kullanıyorum. Çok beğendim.

 

Kulaklığa ait kronik sorunlardan birinin ise soğuk havalarda özellikle kış aylarında dış mekan kullanımlarında touchpadin kendi kendine şarkı değiştirmesi asistanı açması vs. olarak söylenmiş. Ben bu sorunu yaşamadım ama redditte yaşayanlar var. Sony bu şikayeti epey şiddetlice duymuş olacak ki kulaklığın son yazılım güncellemesinde uygulamadan touchpadi devredışı bırakma özelliği getirilmiş. Bu sorunu kışın muhtemelen yaşayacağım. Şimdilik bir şey diyemiyorum.

 

4-ŞARJ VE PİL

 

Kulaklığın içerisinde 1108 Mah değerinde bir Lityum-İyon pil bulunmakta. Pil Sony'nin kendi üretimi değil. Cameron Sino adlı firmaya ürettirilmiş bir pil. Ürünü 2 seneye yaklaşmış sürelerde kullanan kullanıcılar hala pilden memnun olduklarını söylüyorlar. Uzun süreler hizmet edebilecek gibi duran bir pil. Pil değişimi mümkün amazon ebay vs. yerlerde pil bulunuyor ama amatör bir kullanıcının yapabileceği kadar basit bir iş değil. Muhtemelen 5 yıldan daha uzun süre böyle bir işleme ihtiyaç duymayacaksınızıdır.

(Ifixit Adlı Siteden alıntıdır)

 

Sony kullanım sürelerini detaylı bir şekilde bir tablo olarak belirtmiş. Ben bu süreleri pek yakaladığımı söyleyemem. Karantina sürecinde evden dışarı pek çıkamadığımızdan gürültü engelleme veya ortam sesi kapalı olduğu halde 5 gün kadar anca kullanabiliyorum. Sennheiser Hd 4.40' ın pili tam 1 hafta yetiyordu ve 25 saatlik bir süre vaat ediyordu.  Ama sürekli evde olduğum için neredeyse kulağımdan düşmediği için muhtemelen kullanım sürem arttı. Hd 4.40'ı işe giderken gelirken ve akşamları evde kullanıyordum. Gündüzleri yatıyordu. Sony ise geceleri hariç neredeyse sürekli kulağımda. Rutin hayatım normale döndüğünde bu pil durumu da muhtemelen 1 haftayı geçecektir. Gürültü engelleme özeliğinin pilinin ömrünün çok da fazla kısaltmaması çok güzel.

 

 

Kulaklık malum kablo ile de kullanabiliyor. Fakat bu kulaklığı diğer kulaklıklardan ayıran bir özelliği var. Kablo ile de kullansanız gürültü engelleme veya ortam sesi özelliği çalışabiliyor. Bunun içinse kulaklık elbetteki pile muhtaç oluyor. Bu sebeple Sony kablolu kullanımdaki pil verilerine de sitesine eklemiş. Kablolu kullanımda iki senaryo mevcut. Sony bunları aktif ve pasif olarak isimlendirmiş. Aktif dediği kablo takılı ama gelen sesi QN1 işlemcinin kablodan gelen sesi işlediği, Bluetoothdan duyduğunuz sese yakın renklerde bir ses aldığınız, ayrıca isterseniz Gürültü engellemeyi de kullanabildiğiniz aktif mod. Diğeri ise pasif mod denilen kulaklığın tamamen kapandığı kablodan gelen sesin doğrudan sürücüye iletildiği mod. Bu mod acil durumlarda hayat kurtarabilir. Uzun bir seyahatte kulaklığın şarjı bitse bile bu sayede müzik dinleyebiliyorsunuz. Fakat gürültü kesme vs özelliklerden yararlanamıyorsunuz. Ayırca sesin rengi epey değişiyor. Ses bölümünde bundan detaylıca bahsedeceğim.

 

Kulaklığın diğer bir güzel yanı ise modern bir şarj bağlantı tipi olan Usb Type C ye kullanıyor olması. Böylece akıllı telefonlarımızı şarj ettiğimiz adaptör kablo ile birlikte kulaklığımızı şarj edebiliyoruz. Tip C portunun yanında şarj durumunu belli eden bir led bulunmakta. Bu led kulaklık şarj halinde iken kırmızı yanıyor. Şarj bittiğinde ise sönüyor. Bence yeşil yanarak şarjın sona erdiğini belirtmeliydi. Sony şarj süresinin ortalama 3 saat sürdüğünü (1.5 amper şarj cihazı ile) söylemiş. Kendim süreyi ölçmedim ama çok uzun olmadığını söylemeliyim.

 

Ayrıca kulaklık acil kullanımlar için hızlı şarj destekliyor. 1.5 Amper veya üzerinde güç çıkışı sağlayabilen bir adaptör ile 5 dakika şarj edildiğinde 5 saatlik müzik performansı verdiği söylenmiş. Bunu da deneyemedim fakat bu özelliğin olması iyidir. Telefonların kutusundan çıkan neredeyse tüm Type C şarj adaptörleri 5 voltta 2 ampere yakın çıkış veriyor. Yani hızlı şarj için telefonunuzun adaptörünü kullanmanız yeterli. (Şarj cihazınızın 2,3,5 amper olması önemli değil 1.5 üstü versin yeter)

 

(Trusted Reviews adlı siteden alıntıdır)

 

5- Birden Fazla Cihaza Bağlanma

 

Evet gelelim bu kulaklığın en önemli kusuruna. Bu kulaklık artık her bluetooh kulaklıkta olan bir özelliği desteklemiyor. Multipoint connection denilen birden çok bağlanma özelliği bu kulaklıkta yok. Ve satın almadan önce bu durum beni epey bir korkutmuştu. Hatta sırf bunun için 1000 Tl fazla ödeyip sevmediğim ses karakteri olan Sennheiser Momentum 3' e terfi etmeyi bile düşündüm. Sonra Sennheiser tercih etmek istemediğimi iyice düşünerek bu dezavantajı göze aldım.

 

Günümüzde neredeyse tüm Bluettoh kulaklıklar aynı anda en az 2 cihaza bağlanabiliyor. Bu kulaklıktan önce kullanmış olduğum Sennheiser Hd 4.40 8 cihaza aynı anda bağlanabiliyordu. Peki ne işe yarıyor bu aynı nada birden çok cihaza bağlanma özelliği?

 

Günlük yaşamımızda sadece cep telefonları yok. Bilgisayarlar, tabletler, televizyonlar vb. bir çok cihaz kullanıyoruz. Ve artık neredeyse bu cihazların hepsinde Bluettoh teknolojisi var. Kulaklığımız notebook bilgisayarımıza bluetooh üzerinden bağlı iken müzik dinleyip bir yandan bir şeyler yazıyoruz diyelim. Ve bu esnada telefonunuza bir arkadaşınız video attı diyelim. Ve bu videonun sesini kulaklıktan duymak istiyoruz diyelim. Bir çok bluettoh kulaklıkta sadece bilgisayarda çalan şarkıyı durdurmanız yeterli olacaktır. Şarkı durduktan 1-2 saniye sonra telefondaki videoyu açtığınızda videonun sesi kulaklıktan gelmeli. Ama gel gel gelim Sony tepe modeline bu özelliği ekleyememiş. Daha doğrusu eklemiş ama tam olarak bizim aradığımız şekilde ekleyememiş. Sony'nin tercihi şu şekilde olmuş:

 

Bilgisayarınız ses (müzik) çıkış cihazı, telefonunuza ise sadece çağrı cihazı olarak bağlanıyor. Bu sayede iki cihaza aynı anda bağlanabiliyor. Bu senaryoda bilgisayarınızdan bir şeyler dinlerken ya da izlerken biri telefonunuzu  biri aradığında bilgisayarda çalan şarkı kulaklık tarafından durduruluyor ve çağrıya cevap vermeniz bekleniyor. Çağrıya cevap verip konuşma sona erdikten sonra hiç bir tuşa basmaya gerek kalmadan müzik kaldığı yerden devam ediyor. Bu senaryo zaten tüm kulaklarda var. Bu kulaklıkta olmayan ise bilgisayardan müzik dinlerken müziği durduğunuzda telefondaki video sesinin kulaklıktan duyamamanız. Duyabilmek için  bilgisayarınızın Bluettoh bağlantısını kesip telefonu ayrıca ses çalar olarak eşleştirmek gerekiyor. Bu da pratikliği yok eden bir şey. İşin gerçeği tamamen saçmalık hatta.

 

Bilgisayar ve telefon arası ses geçişi için kendimce bir kısayol geliştirdim. Siz de bu şekilde bu süreci daha efektif bir şekilde gerçekleştirebilirsiniz.

 

Öncelikle kulaklığı bilgisayara bağlı ise bağlantısını tamamen kesiyoruz. Ardından telefonumuz ile bağlantısını gerçekleştiriyoruz. Daha sonra ise Google Playden linkteki uygulamayı indirip kuruyoruz.

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.jojoagogogo.bts&hl=tr

 

Uygulamanın ismi Japonca fakat bu sizi korkutmasın. Zaten çok basit bir işlevi var. Kurduktan sonra uygulama çekmecenize BT Shortcut adlı bir uygulama gelecek. Bu uygulama sizi bluettoh aygıtlar menüsüne kısayoldan yönlendiren bir uygulama. O yüzden mümkünse ana ekranınıza kolay ulaşabileceğiniz bir yere eklemekte fayda var.

 

Sonrasında Wh-1000XM3 ya da LE_Wh-1000XM3 adlı cihazı bulup yanındaki çark işaretine tıklıyoruz. Ses tuşunun yanındaki tiki kaldırıyoruz. Sadece çağrı kalacak şekilde bırakıyoruz.

 

 

Bilgisayarımızda ise (windows 10) windows tuşu ve A tuşuna bastığımızda bluetooh düğmesine basıyoruz. (Kulaklık daha öncesinde bilgisayar ile eşlenmiş olmalı) böylece bilgisayarımız ses çıkışı olarak telefonumuz ise çağrı cihazı olarak kulaklığa bağlanmış oluyor.

 

 

Sesi telefondan duymak istediğimizde tekrar win+a tuşlarına basarak bluettoh tuşuna basıp bilgisayar ile kulaklığın bağlantısını kesiyoruz. Telefondaki kısayol uygulaması üzerinden sesi de aktif ediyoruz. Süreç bu şekilde biraz daha hızlı bir hale geliyor.

 

6- Yalıtım

 

Kulaklığın pedlerinden tasarım bölümünde epeyce bahsettim fakat yalıtım için ayrı bir başlık açma gereği duydum. Kulaklıkta aktif gürültü engelleme özelliği var. Fakat burada onu anlatmayacağım. Kulaklığın pedleri ile yaptığı pasif gürültü engellemeden bahsedeceğim.

 

Pedler değdim gibi tatlı bir sıkılıkta kulağınızı tam olarak örtüyor. Bu sebeple dışarıdaki sesi epey bir kesiyor. Çok hafif bir müzik bile açsanız dışarıdaki ses tamamen yok oluyor. Pedler cidden çok başarılı.

 

Aynı şekilde toplu taşıma da ya da kütüphane gibi sessiz olunması, yanındaki insanın rahatsız edilmemesi gereken yerlerde dinlediğiniz müziği yandakinin duymaması önemli. Bu kulaklık bu konuda da başarılı sayılır. %60-70 Seslere kadar ki bu yüksek bir ses bu kulaklık için dışarıdan kimse ne dinlediğinizi duyamaz. Sonrasında ise yavaş yavaş duyulmaya başlıyor. Kuklalık ürettiği ses şiddetine göre bence dış yalıtımda iyi iş çıkarıyor.

 

7-Gürültü Engelleme ve Ortam Sesi Özelliği

 

Evet bu kulaklığın can alıcı noktası onu albenili kılan en büyük özelliği piyasada en iyi gürültü engelleme özelliğine sahip kulaklık olması. Bu konuda tek bir rakibi var o da Bose Quietcomfort 35 II. Bir çok aktif gürültü engelleme özelliğine sahip kulaklık var ama hiç biri bu ikisi kadar bu işi iyi yapamıyor. Bose Quietcomfort 35 II'yi deneme fırsatım olmadı lakin bir çok eleştirmen ve teknoloji editörü gürültü kesmede Sony'nin bir tık daha ileride olduğunu söylüyor. Öncelikle aktif gürültü engelleme nedir ne değildir bundan biraz bahsetmek gerek. Çünkü hakkında doğru bilinen çok yanlış bilgiler var.

 

Aktif gürültü engelleme yeni bir teknoloji değil aslında. Bildiğim kadarı ile havacılık ve askeri teknoloji olarak icat ediliyor bu teknoloji. Daha sonrasında biz sıradan kullanıcılara kadar ulaşıyor. Gürültü engelleme özellikle süreğen motor sesleri, klima uğultusu, ya da kalabalık şehirlerin, ofislerin uğultusunu, kesmede çok işe yarıyor. Hatta bu kulaklık işi bir tık ile ileri götürerek yan odadan gelen boğuk insan seslerini vs. de kesiyor.

 

 

Kulaklık kulağınızı tamamen kapattığı için zaten pasif olarak bir çok sesi kesiyor. Rahatsız edici tiz sesler çınlamalar pasif olarak susturuluyor. Fakat pasif gürültü kesme uğultu seslerine çözüm olamıyor. Bunun için bir takım ses işleme işlemleri gerekiyor. Çok teknik detaylara girmeden aktif gürültü engellemenin nasıl çalıştığından bahsetmek gerekirse

 

Kuklalık üzerindeki bir çok mikrofon sayesinde dışarıdaki süreğen uğultu seslerini topluyor. Ve içerisinde QN1 adlı işlemci bu seslerin tam tersi frenkansta bir frenkans üreterek bu ters frenkasnı kulağınıza iletiyor. Bu sesler üst üste bindiğinde uğultu sesi yok oluyor. Olay aslında bu kadar basit. Fakat bu kulaklığı iyi yapan bu frenkasnları çok hızlı üretebilmesi. Dışarıdaki gürültü değişikliklerine çok iyi adapte olabilmesi. Böylece her daim sessiz bir konfor sağlaması.

 

Ürünü otobüste ve tramvayda kullanma şansı yakaladım. Şunu söyleyeyim ki cidden aktif gürültü engelleme bir mucize gibi bir şey. Otobüsün uğultusunu, yol sesini, motor sesinin resmen yok ediyor. Sadece bozuk yollarda otobüsün plastik aksanlarından gelen takırtı çıtırtı seslerini biraz duyuyorsunuz. Onu da dinlediğiniz müzik rahatlıkla bastırıyor zaten. Çok ama çok başarılı. Uçak da deneme fırsatım olursa onu da ekleyeceğim buraya.

 

Biraz garip ve yanlış gelebilir fakat müsait bir yolda araba kullanırken kulaklığı takmayı denedim. Yüksek hızlarda oluşan rahatsız edici yol&tekerlek sesinin adeta yok ediyor. Hatta keşke bu teknolojiyi bir şekilde araçlara da entegre etseler (bazı araçlarda olduğunu öğrendim) diye düşündüm. Araba aniden Rolls&Royce a dönünce şok oluyorsunuz 🙂

 

Yaya olarak gürültü engellemeye açtığımda ise size şu kadarını söyleyeyim, sizi dünyadan soyutluyor. Hatta araç trafiğinin olduğu bir yerdeyseniz kesinlikle gürültü engellemeyi çalıştırmayın. Arabaların ve çevrenin sesini tamamen yok ediyor. Boşlukta yürüyormuş hissiyatı oluşuyor. Kulaklık kulağınızda müzik dinlemez iken sesleri dinleyip gürültü engellemeyi açınca bir şok ve korku yaşıyorsunuz. Kulaklık gürültü engelleme konusunda o kadar başarılı aşırı iyi hatta. Başka bir şey diyemiyorum.

 

Dışarıda gürültü engellemeyi açtığınızda ise kesinlikle bir farkındalık yaşıyorsunuz. Şehirlerde çok fazla gürültü kirliliği var. Sürekli bir uğultu sürekli uzaklardan gelen araç sesleri vs derken kulağımız o kadar alışmış ki bu seslere bir anda yok olunca şaşırıyorsunuz.

 

Ofis ortamında deneme fırsatı yakaladım. Eğer kalabalık bir ofis ise insan seslerinin uğultusunu epey bir kesiyor. Hatta yanınızdaki kişinin sesini de bir miktar kesebiliyor. Gayet başarılı. Telefon vb. cihazların sesini ise müziğinizin sesi çok açık değilse duyabiliyorsunuz. Bu tip gürültüleri şu anda engelleyebilen bir kulaklık yok zaten.

 

Alışık olmayanlar için gürültü engelleme alışana kadar kulakta ve başınızda basınç hissiyat oluşturabilir. 5-6 kez çalıştırıp alıştıktan sonra bu hissiyat zayıflayarak kayboluyor.

 

Gürültü engelleme modu açık iken özellikle ev gibi çok sessiz bir yerdeyseniz kesinlikle bir dip gürültü oluşuyor. Mikrofonlardan gelen tısssss sesini duyabiliyorsunuz. Bu konuda tamamen sessiz bir kulaklık olduğunu sanmıyorum. Bu sebeple gürültü engellemeyi sadece gürültülü ortamlarda kullanmakta yarar olduğunu düşünüyorum. Çünkü sadece dip ses değil çalan müziğin sesini de biraz bozuyor. Özellikle 50-60 hz bandındaki basslar anlamsız bir şekilde güçleniyor. Sesi dengeli olan bu kulaklık bir anda extra bass bir kulaklığa dönüşüyor sessiz ortamlarda.  Gürültülü ortamlarda ses değişimi daha az yaşanıyor ya da hissedilemiyor.

 

Bir de bu kulaklık kronik sorunları olan bir kulaklık. Bir kronik sorununu bir gece yaşadım. Kulaklık ilk çalıştırmada varsayılan gürültü engelleme açık bir şekilde çalışıyor. Kulağıma taktığımda da telefonda herhangi bir ses çalmamasına rağmen sağ kulaklıktan çat çıt diye parazit sesleri gelmeye başladı. Ses bir ara iyice şiddetlendi. Bu sorunu kulaklığı satın almadan evvel öğrendiğim için çözümünü de öğrenmiştim. Söylediğim çözüm şaka değil baştan söyleyeyim. Parazit sesi hangi taraftan geliyorsa kulaklığın o bölümüne sağlam bir tokat atmak gerekiyor ve evet anında çözüm sağlıyor. O geceden sonra bir daha yaşamadım. Bir daha yaşarsam doğru servise yollayacağım zaten. Sony çok güzel bir kulaklık yapmış fakat bu sorunları tamamen saçmalık.

 

Gürültü engelleme için gördüğüm kadarı ile 4 mikrofon kullanmış Sony. İki tanesini dışarıdaki sesi toplamak üzere kulaklıkların dışında buluyor. Diğer iki tanesi ise sürücünün hemen önünde duruyor. Tam emin değilim fakat muhtemelen ürettiği sesi de dinleyip düzeltene kadar tekrar işliyor. Muhtemelen gürültü engelleme özelliği bu yüzden bu kadarı başarılı zaten.

 

Kulaklık gürültü engelleme özelliğine sahip olduğu gibi bunun tam zıttı ortam sesi özelliğine de sahip. Ben bu özelliği şimdiye dek gürültü kesme özelliğinden daha sık kullandım. Bu özellik uygulama bölümünde de bahsettiğimi gibi 20 kademeye sahip. Kulaklığın pedleri kulağınız tam kavradığı için aktif gürültü engellemeden önce pasif olarak sesi epey bir kesiyor.  Ortam sesi ise dışarıda olup biteni daha rahat duyabilmeniz adına önemli bir özellik. Özellikle gece yürüyüşlerinde bu özelliği 20. kademeye kadar getiriyorum. Böylece sanki kulağımda bir kulaklık yokmuş gibi rahatlıkla ve çok doğal bir ses ile dışarıda olup biteni duyuyorum. Bu ses o kadar doğal geliyor ki sanki ses mikrofonlardan kulağına aktarılıyormuş gibi değil de doğrudan kendi kulağınızla duyuyormuşsunuz gibi. Ses şiddeti ise 20. kademe neredeyse kendi kulağınızla duyduğunuz ses kadar diyebilirim.

 

Ortam sesi açık iken dışarıda anormal bir gürültü olursa örneğin patlama sesleri ya da yakınınızdan geçen yüksek sesli bir motosiklet sesi gibi kulak sağlığınızı korumak adına o gürültü geçene kadar otomatik olarak devre dışı kalıyor. Kesinlikle bu olayı çok sevdim. Japonlar iyi kafa patlatmış bu bu işe.

 

Ortam sesi gürültü engelleme gibi kulakta ya da başta basınç hissi oluşturmuyor. Ya da dinlediğiniz müziğin sesinde hissedilir herhangi bir fark yaratmıyor.

 

8-Ses Hakkında Her Şey

 

Bu bölümde anlatacaklarım tamamen kişisel deneyime dayandığı için satın alma kararınızda etkisinin çok yüksek olmamasını rica ediyorum sizlerden. Çok defa yazdım, söyledim. Ses işi tamamen şahsi bir konudur, zevkler ve renkler konusudur. Bir kulaklığı, hoparlörü, stüdyo monitörünü ya da kayıt ekipmanını rakamlara, teknik verilere bakarak satın almak kullanıcıyı çok üzebilir. Mümkünse böyle cihazlar satın almadan evvel mutlaka dinlenilmeli, test edilmeli; imkan yok ise de hakkındaki incelemeleri bir kaç kaynaktan okunması gerektiğine inanıyorum.

 

İncelmesini yazdığım ürün bir Bluettoh kulaklık. Okurken bunu hatırlamakta yarar var. Bu ürünler bir çok parametre düşünülerek üretilmiş ürünler. Stüdyoda mix ya da mastering yapmak için tasarlanmamışlar. Ya da Hi-Fi katogerisinde satılan açık yapıda yüksek ohm'lu odyofil kulaklığı değil. Bunu unutmamak lazım. Değerlendirmelerini kendi sınıfındaki rakiplerine göre yapmakta yarar olduğuna inanıyorum.

 

 

 

A) Basslar: Günümüzde Beats sayesinde midir bilemiyorum fakat bir çok kullanıcı kullandığı kulaklıktan çok şiddetli basslar bekliyor. Basslar çok doygun olsun gerisi o kadar da önemli değil gözüyle bakıyor. Buradaki ana etken sanırım bass ağırlıklık EDM müziklerin gün geçtikçe popülerleşmesi.

 

Bu kulaklık bassları ile ön palana çıkan bir kulaklık değil kesinlikle. Hatta bass head kullanıcıları biraz üzebilir bile. Sub bass dediğimiz çok alt frenkastaki bassları duyurmakta zorlanabiliyor. Eq ile biraz ayarlansa da 50 Hz altı biraz sağır kalıyor. Bu da özellikle subwoofer ile dinlenmek üzere mix edilmiş hip-hop benzeri şarkılarda bir tatsızlık hissettiriyor. Ayrıca metal türevi şarkılarda kick drumun sesi o kadar da ön plana çıkmıyor. Ama 40 hz üstü basslar dengeli bir yapıdaki kulaklık için yeterince doyurucu. Ses şiddeti arttıkça kulağınızı titretecek kadar kuvvetlenebiliyorlar.

Kulaklığın sıcak bir ses yapısı olmasına rağmen basslar ilginç bir şekilde bana yapay geldi. Özellikle 80-120 hz bandı epey bir yapay. Bu durumun kapsülün yapısıyla alakası olabilir. Bluettoh kulaklıkların kapsüllerinin içerisi, sürücü dışında anakart pil vb. ekipmanlarla dolu olduğu için sürücüler aslında içeride ayrı ufak bir kapsülde çalışıyor. Bu da akustiği, sahneyi etkilediği gibi bassların yapısını da etkilemişe benziyor. Bu yapaylık çok enstrümanlı parçalarda daha hissedilir oluyor. Bu frekans bandında hafiften bir çamurlaşma seziliyor.

 

Sırdan bir kullanıcı için basslar biraz eksik ama ses şiddeti artıkça tatlanan bir hale gelecektir. Bunun dışında özellikle enstürmanlanların çok olmadığı daha jazz, rnb vb. türlerde basslar lezzeti ve sıcak hissettiriyor. Karanlık bir ortamda gözünüzü kapayıp kritik bir dinleme yaptığınızda basslar hafiften yapay olsa da sizi üzmüyor rahat hissettiriyor. Bluettoh bir kulaklıkta kaliteli müzik dinlemek için basslar iyi diyebilirim. 10 üzerinden bir puan vermek gerekirse 8 verebilirim.

 

B)Midler

 

Bu kulaklıkta oyun hamuru gibi bir sürücü var. Her şekle giriyor benim gözümde. Fabrikadan çıktığı haliyle kesinlikle karanlık bir ses üreten yapıda. Fakat 8 Khz ve üstü bandları eq yardımı ile biraz arttırınca kulaklık sanki karakter değiştiriyor. Daha öncesinde bluetooth bir kulaklıkta bu kadar tepkili bir sürücü görmemiştim. Sony neden fabrika çıkışında bu kadar karanlık bir ses üretecek şekilde bırakmış anlaması güç cidden.

 

Dediğim gibi özellikle 7-8 khz bandını hafif arttırsanız bile midler epey detaylı bir hale geliyor.Fabrika çıkışı hali ile çok da detaylı midlere sahip değil kanımca.

 

Ama bir kesinlikle midlerini çok beğendim. Benim için ses kalitesinde detaydan, çözünürlükten evvel ses ekipmanının doğala yakın bir ses üretmesi önemli. Çıplak kulakla dinlediğim gitar sesini bana elinden geldiğince taklit edebilmeli. İşte Sony'i burada tebrik etmek lazım. Çünkü midler çok doğal. Hele ki vokaller çok ama çok başarılı. Özellikle bariton erkek vokaller çok doğal geliyor kulağa. Sanki adam kulağınızı iki yanında canlı söylüyormuş hissi yaşatıyor. Hele hele parçada çok fazla enstrüman yoksa vokale odaklanmış bir parça ise sizi çok güzel dinlemeler bekliyor diyebilirim.

 

Midlerin detayı ise kesinlikle bir Sennheiser değil. Bunu gönül rahatlığı ile söyleyebileyim. Sennheiser da enstrümanları ayırt etmek çok daha kolay. Bu da bu kulaklığı hard rock ya da daha hızlı seri parçalarda, metal ve alt metal türlerinde zevksiz kılıyor. Sennheiser Hd 4.40 ile dinlediğim bir çok metal parçadan bu kulaklık ile kesinlikle aynı tadı alamadım. Bu kulaklık daha hantal bir kulaklık iken Sennheiser kesinlikle çok daha dinamik bir kulaklık. Çok bok atmak gibi olmasın elbette alt segment bir kulaklıktan buna terfi edecek kullanıcıları kesinlikle mutlu edecektir. Özellikle rock türevi dışında enstürman sayısın biraz daha fazla olduğu sanatçıları dinlemeye çalıştığımda (Yanni, Chris Spheeris vb.) beni fazlasıyla tatmin etti. Enstürmanları tek tek sayabildiğimi hissettim. Ses o kadar doğal ki müziğin keyfinde akıp gidiyorsunuz zaten. Sennheiser kulaklıklar evet daha detaylı bir dinleme imkanı sunuyor olabilir ama bu kuklalık kadar konforlu ve huzurlu bir dinleme imkanı sunmuyor. Bana bugün sorsalar Sennheiser momentum 3 mü yoksa Sony Wh 1000-Xm3 mi diye kesinlike Sony derim. Tabii dediğimi gibi zevkler, renkler meselesi siz özellikle metal ve daha hızlı parçalar dinlemeyi seven bir insansanız bence önce Sennheiser tarafında yönelmelisiniz.

 

Midlerin bana kalırsa en büyük sorunu 160-250 hz banındanki baskınlık. Sony fabrika çıkısında bu band aralığını tam dengeleyememiş olmalı ki bu frenkanstaan gelen sesler beni rahatsız etti. Bu şekilde müzik dinlediğinizde boğukluk hissi yaşıyorsunuz. Bu frenkans aralığını kısmazssanız alt midlerde bir çamurlaşama oluyor. Bu konuda kulağım beni yanıltmadı Rtings.com'un kulaklığın frekans tepkilerini çıkardığı grafikte bu bölümde bir şişiklik olduğu görülmekte.

 

Ben bu baskıyı gidermek adına Windows ortamında Equalizer apo adlı uygulmayı kullanıyorum. Size de tavsiye ederim. Hatta merak eden varsa hakkında detaylı bir blog yazabilirim. Dediğim gibi sürücü oyun hamuru gibi olduğu için eq da çok uç ayarlar yapmanıza gerek yok. Midlerin bu doğallığını öldürmemek adına ve kulak zevkime göre şu şekilde bir ayarlama yaptım.

 

 

Ben bu şekilde bu kulaklıktan bluettoh modunda hem detaylı, hem doğal ve baş ağrıtmayan bir profilde ses yakalamayı başardım. Tizler size biraz fazla gelebilir, benim kulaklarım yaşıtlarıma göre tizlere pek hassas olmadığı için ben biraz tiz açmayı severim. O yüzden böyle bir profil oluşturdum.

 

C)Tizler:

 

Mid bölümünde de yazdığım gibi benim kulaklarım 16 khz üstü seslerde hafiften bitiyor. 17 den sonrası hiç yok hatta. Yaşım 25 fakat kulaklarım tiz konusunda biraz daha sağır. O yüzden kullandığım her kulaklıkta tizler bir miktar arrtırmayı severim.

 

Bu kulaklıkta ise mid bölümündeki frenkas tepki grafiğinden de görülebileceği gibi 8 khz bandını arttırmak yetiyor aslında. Sonrası işin biraz tuzun biberi. 8K da yapılacak hafif bir artış ses detaylarını çok arttırıyor. Tizler bence kafa üstü bir bluettoh bir kuklalık için başarılı.

 

Mideler kadar olmasa da doğal hissettiriyor. Kulakiçi kulaklıklar gibi çın çın kulağınızı rahatsız eden tipte değil kesinlikle. Yumuşak ve rafine tizlere sahip.Yalnız biraz arttırmaya ihtiyaç duyuyorlar benim kulağıma göre. Arttırdığınız anda midlerin önüne geçmeden güzel güzel çalıyorlar.

 

Elektronik parçalarda özellikle Trance müziklerde tizlerden çok memenun kaldım. Tizler çok yapay gelmiyor kulağa.

 

Eq apo uygulamasındaki High Pass Filtresi ile müzik içinde duyulması zor olan 14 khz sesleri ön plana aldım. Daha doğrusu 14 khz altı sesleri yok ettim. Tizler üstlere çıktıkça şiddetinden çok bir şey kaybetmiyor. Ve baya keskin şekilde kulağınıza iletilmeye devam ediyorlar. Dediğim gibi sürücü çok başarılı fakat fabrika çıkışında bana göre iyi tune edilmemiş. Benim düşünceme göre bu da bir pazarlama stratejisi. Xm2 de aynı sürücü vardı. Xm4 de de aynı sürücü olacak. Ama ses profilinde muhtemelen değişim olacaktır. Bunu yakında göreceğiz. Türkiye'ye gelir gelmez bulduğum ilk mağazada denemeye çalışacağım.

 

 

D)Ses Şiddeti

 

Bu konuyu çok uzatma ihtiyacı duymuyorum. Kulaklığı Android İşletim sistemli bir kaç farklı telefonda, iPhone telefonlarda ve windows bilgisayarlarda kullandım. Kablosuz kullanımda ses şiddeti epey bir yüksek. Öyle ki şarkının bassları çok kuvvetli ise son seslerde kulak memelerinizde titreşimi hissediyorsunuz.

 

Aynı durum hatta daha kullandığınız kaynağa göre kablolu kullanımda ses şiddeti daha da artıyor. Ses şiddeti tepe noktaya doğru çıktığında ufak ufak detay kayıpları hafiften çamurlaşan mid-tiz dağılımı baş ağrıtmaya başlıyor. Edm müzüklerde ses şiddetinin zevkiyle bunu anlamak zorlaşssa da kritik dinlemeye yaatkın müziklerde rahatsızlık veriyor. Son sese çıkmaya hiç gerek yok. %60 ses bile fazla fazla yeterli gelecektir.

 

Karşılaştırmak gerekirse bu konuda Sennheiser HD 4.40 B den 1-2 adım daha ileride diyebilirim.

 

 

E)Sürücü Hakkında

 

Kulaklığın içerisindeki sürücü 40 nm çapında bir sürücü. Malumunuz sürücü boyutu sesi etkileyen önemli bir unsur. Sürücü büyüdükçe kulaklığın daha doğal sesler üretmeye potansiyeli olduğu anlamını çıkarabiliriz. (Büyük sürücülü her kulaklık doğal ses üretmez)  40 Nm blutooth bir kulaklık için orta büyüklükte sayılabilecek bir boyut.

 

Sürücü hakkındaki en net tespitim oyun hamuru gibi bir sürücü. Çok ufak tunelara bile hissedilir tepkiler vererek karakterini değiştirebiliyor. Fabrikadan çıktığı hali ile karanlık ve sıcak bir yapıda ses üretecek şekilde tasarlanmış.

 

Bu kulaklıkta kablolu kullanımda 2 farklı seçeneğiniz var demiştik. Birincisi aktif kullanım ikincisi ise pasif kullanım. Pasif kullanımda ses kablosundan geçen elektrik akımı doğrudan sürücülere iletilirken, aktif modda ses kulaklığın işlemcisi tarafından işleniyor. Sürücünün asıl karakterini duymak için kritik dinleme zamanlarında pasif modda kullandım. Bu kulaklığı aktif modda kablo ile ya da bluetooh üzerinden dinlerken duyduğunuz ses ile pasif kullanımda duyduğunuz sesin yakından uzaktan alakası yok. Pasif moda geçince ses berbat geliyor. Cidden berbat geliyor. Sanki bir hoparlörü uzun bir borunun ucuna koymuşlar da siz de kulağınızı orunun diğer ucuna dayamışssınız gibi bir ses.

 

Sürücünün 160-250 hertz arasında bir baskınlık durumu var. Bu frenkas aralığında bir tıkanıklık var. O tıkanıklığı gidermek için Equalizerin başında biraz zaman geçirmeniz gerekebilir. Bir şekilde bu bu tıkanıklık giderildiğinde sanki bir referans kulaklıktan dinlermişcesine ruhsuz bir yapıya bürünüyor. Sürücüde bir takım inişler çıkışlar olsa da kesinlikle başarılı bir sürücü. Çok dinamik değil bbiraz hantal fakat doğal ses üretme konusunda çok başarılı. Pasif kullanımda bunu daha çok fark ediyorsunuz. Fakat dediğim gibi Equalizerin başında saatler geçirmeniz gerekebilir. Kablolu kullancaksanız da daima aktif modda kullanın.

 

F)Bluetooth Bağlantısı Ses Kalitesi

 

Ürünü başarılı kılan yanlarından birisi de kesinlikle burası. Ürünün içresinde kullanılan Bluettoh modülü çok kaliteli. Ses sanki kablo ile aktarılıyormuşcasına parazitten, dip sesten uzak temiz bir ses. Rakibi bir çok bluetooth kulaklık da dip ses oluşurken bu kulaklıkta en ufak bir dip ses sorunu yaşamadım. Bu konuda çok memnun kaldım.

 

Hd 4.40 Da şarkı durduktan sonra 1 saniye ya da şarkının sesi çok kısık olduğunda fısss diye kötü bir dip ses duyardım. Bu kaliteyi çok baltalıyordu. Bu kulaklıkta böyle sorunlar yok.

 

Diğer bir konu ise LDAC codeci. LDAC destekleyen telefon üreticisi çok fazla değil ne yazık ki. LDAC teknolojisi ilk duyurulduğunda sadece Sony cep teelefonları ve Walkmanlar destekliyordu. Sonrasında Sony bu özelliği açık kaynak haline getirdi. Dev markalardan Samsung bu özelliği değerlendirmeyi başardı. Son 4-5 yıllık telefonlarının (tepe modeller daha çok olmak üzere) bir çoğunda LDAC desteği var.

 

Nedir Bu LDAC derseniz çok detaya girmeden anlatmak gerekirse bluetooth teknolojisinin bant genişliği epey bir düşük. Yüksek kaliteli sesi iletmekte güçlük çekiyor. Bunun için sesi çeşitli yönetmelerle sıkıştırma gereği duyuyor. Sıkıştırma teknolojilerin en iyisi şu anda LDAC. Hatta o kadar iyi ki stabil bir bağlantı varsa 24 Bit 96 Khz ses aktarımı yapabiliyor. Bu değerleri bırakın kablosuzda yakalamayı bu şekilde kayıt altına alınmış müzikleri bile bulmak zor. Tidal'in master kalitesini kullanıyorsanız ya da elinizde gerçek flac arşiviniz varsa Ldac'ın önemi o zaman anlaşılıyor.

 

9-Telefon ve Çağrılar:

Kulaklığın üzerinden bir çok mikrofon olduğunu belirtmiştim. Bunların 1 ya da daha fazlasını telefon görüşmeleri için kullanıyor. Telefon görüşmeleri fena değil. Günü kurtaracak kadar iş görüyor. Sürekli telefon ahizesinden konuştuğunuz bir insan sesinizdeki değişikliği hemen fark ediyor. Ne yazık ki hiç bir kafa üstü bluetooth kulaklık gibi telefon çağrıları konusunda o kadar başarılı olamıyor. Ama onun dışında dışarıda trafiğin şiddetli bir şekilde aktığı anayolda yürürken bile görüşme yapabildim. Çok fazla bağırmama gerek kalmadı. Bir şekilde sesimi yakaladı. Telefonlardaki gürültü engelleme sistemi kadar dış gürültüyü bastıramıyor ne yazık ki. Dış gürültüyü karşı tarafa biraz iletiyor.

 

Siz de karşıdaki kişi sessiz bir yerde değilse ahizeye geçme ihtiyacı duyabiliyorsunuz çünkü ahize kadar sesinizi net ve şiddetli iletmiyor. Onun dışında ben akşam yürüyüşlerinde kullanıyorum. Arkadaşlarımla uzun süreler dahi görüştüğümde çok fazla şikayet edilmedi.

 

Telefonunuzu birisi aradığında telefonunuz sessizde dahi olsa kulaklıktan bir zil sesi duyuluyor. Touchpade çift tıkladığınızda çağrıya cevap veriyor. Uzun basarsanız çağrıyı ret ediyor. Keşke kimin aradığını robotik bir sesle de olsa söyleyebilseydi. Xm4'de bekliyorum bu özelliği.

 

10-Kimlere Tavsiye Ederim:

 

Bu kulaklığın en büyük öne çıkan özelliği aktif gürültü engelleme özelliği. Buna ihtiyaç duymuyorsanız bence boşuna bu kadar para vermeyin derim.

 

Özellikle sürekli uçak seyahati yapıyorsanız ve uçağın motor sesinden rahatsız oluyorsanız başka hiç bir kulaklığa bakmayın kesinlikle alın geçin. Aktif gürültü engelleme konusunda tek rakibi Bose Quietcomfort 35 II. O kulaklık da ses kalitesi olarak bundan geride kalıyor. Toplam bir paket olarak baktığınızda XM3 daha mantıklı duruyor.

 

Ben gibi sürekli otobüs, tren seyahati yapıyorsanız ve ses kalitesi konusunda belirli bir standarda ulaştıysanız bu kulaklığa mutlaka bir göz atın. Seyahatlerde aktif gürültü engelleme size konfor katarken, eve geldiğinizde kaliteli müziğin tadını çıkarabiliyorsunuz. Kafa üstü bluetooth bir kulaklıkta iyi denecek ses kalitelerini yakalamak epey zor. Ses kalitesi için cüzdanı epey açmak gerekebiliyor.

 

Son olarak ürünün fiyatından bahsetmek gerekirse 2020 nin mayıs ayında Hepsiburada'dan 2300 TL ye satın aldım. Fiyat konusu kulaklıktan ne beklediğinize, bütçenize, önceliklerinize göre yoruma açık bir konu. Bu konuda fazla bir yorum yapmayı düşünmüyorum. Ama iyi bir kulaklık arıyorsanız mutlaka göz atın.

 

Ürüne dair anlatacaklarım şimdilik bu kadar. Aklıma bir şeyler gelirse yazıya eklerim. Merak ettiğiniz bir şey var mutlaka sorun. Buraaya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Başka bir incelemede görüşmek üzere.

 

TÜKETİCİ HAKEM HEYETİ SÜRECİ

 

-Ürün şu anda bilirkişide. 28.07.2020 tarihi itibariyle teslim alacağım. Mahkeme muhtemelen 1 ay içerisinde sonuca varacak. Sonuçlandığında güncelleme yapacağım.

 

Üründeki çıtırdama sesini detaylandırmak gerekirse menteşe bölümlerinde iki plastiğin birleştiği noktada ufak kumaş bir yastık var. Redditte yazan bir kullanıcının gözlemine göre bir kaç parti üretimde bu kumaş parça fabrikada kötü işçilik sonucu yanlış yerleştirilmiş. Ve kullandıkça yerinden kayıyormuş. Aradaki kumaş kaydıkça iki plastik birbirine değdikçe ses yapmaya başlıyor.

 

İşçilik hatası olabilir. Bunu sorun etmiyorum. Her üründe sorun çıkabilir. Ama marka ürünün arkasında durmalı. Müşteriyi baştan savmamalı.

 

Türkiye'de bu sorunu yaşayan kimseyi görmedim, duymadım. Ama Reddit de ve Sony'nin kendi Avrupa forumlarına yazılmış. Sony böyle bir hata olduğunu biliyor yani.

 

Bu kulaklığı alırken bu konuyu da göz önünde bulundurmanızı tavsiye ederim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 9 / 12
Umut Koçak paylaştı.

1More Quad Driver E1010 Kulaklık İncelemesi

Bir süre önce tease ettiğim 1More Quad-Driver E1010 kulaklığın incelemesini sonunda yapabiliyorum 🙂

En baştan audiophile falan olmadığımı söyleyeyim. Elimden onlarca yüzlerce kulaklık geçmedi. Ancak günde birkaç saatimi müziğe ayırdığımı ve dışarı çıktığımda  kulaklığı kulağımdan çıkartmadığımı söyleyebilirim. Yani çok müzik dinliyorum ve buna göre yorum yapacağım.

1More ülkemizde pek duyulmamış bir marka. Bundan dolayı satışları düşük. Ancak buna rağmen Türkiye'de agresif bir fiyat politikası izliyorlar. Yurtdışında 150-170 dolar arası satılan bu kulaklık Türkiye'de 699TL. Evet sonda söyleyeceğimi başta söylemiş oldum, ancak bu kulaklığı alırken kararımı etkileyen şey bu özel fiyatlandırma oldu. İthal ürünlerin fiyatlarını hesaplarken doları 10 olarak almaya başladığımız bu dönemde bu markanın izlediği politika gerçekten beni mutlu etti. Ve aynı zamanda ülkedeki pahalılığın sadece kur ve vergiyle de açıklanamayacağını gösterdi. Kulaklığı satın almadan önce okuduğum incelemelerde; Türk audiophile forumlarında bu kulaklığın 1000 liranın üstündeki rakiplerini eze eze geçtiği yorumlarını gördüm. Yabancı forumlarda da 200-250 dolar bandındaki kulaklıklarla yarıştığına dair yorumlar okudum. Gördüğüm her şey bu ürünün US fiyatıyla dahi bir F/P kulaklığı olduğunu söylüyordu ki TR'ye geldiğinde F/P oranı 2-3 katına falan çıkıyor fiyatlandırmasından dolayı. Açıkçası bu fiyatta bir kulaklık almayı hiç düşünmüyordum ancak F/P oranının bu kadar yüksek olması bütçemi çok fazla aşıp satın alma kararı vermemi sağladı.

İncelemeye geçmeden önce satın aldığım yeri de söyleyeyim. Miuimarket'ten aldım. Kargo sürecinde bir sıkıntı yaşamadım. Oldukça hızlıydı. Pakete sağlam koruma yapmışlar, birkaç tane de kahve eklemişler sağolsunlar 🙂 https://market.miuiturkiye.net/one-more-E1010

  • Frekans Aralığı: 20-40.000 Hz
  • Hassasiyet: 99dB
  • Empedans: 32Ω
  • Sürücü Sayısı: 4 Driver - Diamond-like Carbon
  • Bağlantı: 3.5mm Gold Plated
  • Kablo: 1.25m Oxgyen Free Copper
  • Ağırlık: 18.5g
  • Rated Power: 5 mW
  • Hi-Res: Certified

1More E1010'un kaliteli bir şey çıkacağını daha kutusunu gördüğünüzde anlıyorsunuz. Gerçekten özenilmiş ve hiçbir şey eksik bırakılmamış bir kutu. Mıknatıslı kapağı var.

Kapağı açınca sol tarafta çizimler sağ tarafta ise kulaklık ve aksesuarlar bizi karşılıyor.

Kulaklığın kendisine ek olarak deri kılıf, uçak yolculukları için aparat, 3,5mm jack'tan 2,5'a dönüştürücü aparat ve kulaklığın kablosunu kıyafete tutturabilmek için klips çıkıyor. Deri kılıf gerçekten çok başarılı. Oldukça sert bir yapıda, dayanıklı olduğunu belli ediyor ve hiç kokusu yok.

Kulaklığın üstünde 1 çift silikon kulaklık başlığı mevcut ve buna ek olarak 8 çift yedek başlık daha geliyor. Bunlardan 3 tanesi foam, 5 tanesi silikon. Silikon olanların ortalarında fotoğrafta görebileceğiniz üzere koruma için ek kısım var. Bir kulaklıkta ilk defa gördüm ancak mantıklıymış. Kulaklığın içinin kirlenmemesi için güzel bir detay. Foam olanlarda yok

 

Son olarak kutudan kullanım kılavuzları ve bir adet 1More çıkartması çıkıyor.

Kulaklığın jack'ı altın kaplama ve L şeklinde. Kulaklığın üstünde 3 tuşa sahip kontrol kumandası mevcut. Bu tuşlara üst ve alttaki tuşlar ses artırma/azaltma işlevine sahip. Ortadaki tuş tek basış için durdurma/oynatma, çift basış için sonraki şarkıya geçme ve 3 basış için bir önceki şarkıya dönme işlevlerine sahip. Aynı zamanda bu tuşla gelen aramaları da cevaplamayı sağlıyor. Kulaklığın mikrofonu da var.

Fotoğraflarda ne kadar gözüküyor bilmiyorum ancak kablosu yarı saydam. İçindeki kablolar gözüküyor. Hoş bir bordo/lacivert rengi var. Kablonun bir garip olduğunu söylemeliyim. Şu ana kadar kullandığım hiçbir kulaklığa benzemiyor. Aldığı şekli kaybetmemek için direnen bir kablo 🙂 Yine de pek fazla dolaşmıyor, kabloyu çözmeye uğraşmıyorsunuz. Bu ikisi aynı anda nasıl oluyor anlamadım şahsen. 1More kabloyu Oxygen-Free Copper olarak belirtmiş.

Kulaklığın kendisi, kontrol kumandası, jack'ı tamamen metal malzemeden. Alüminyum olabilir emin değilim ancak kaliteli olduğunu bağırıyor. Ve kulaklığın biraz ağır olduğunu söyleyebilirim.

Ses deneyimlerine geçmeden önce son olarak kulaklık başlıklarına değinmek istiyorum. Burada ilginç bir durum mevcut. Bugüne kadar kullandığım kulaklıkların hepsinin başlıkları benzerdi. Ancak bu kulaklıkta farklı. Buna sebep olan şey ise kulaklığın ses çıkış kısmının çok büyük olması. Aşağıdaki fotoğrafa bakınca sanırım ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Ve aşağıdaki fotoğrafta da Xiaomi Hybrid Pro HD modeli ile yan yana karşılaştırması var. (Bu fotoğrafta foam uçlar takılı ve foam'lara ortamdaki tüm toz resmen yapışıyor)

Gördüğünüz üzere ses çıkış ızgarası anormal diyebileceğimiz seviyede. Aslında kulaklığın ses çıkış şiddetini görünce neden böyle yapıldığını anlıyorsunuz ancak bu durum bende şöyle bir şeye sebep oldu, foam uçlar kulağımı ağrıttı. Silikon uçlarda böyle bir rahatsızlık durumu yok ancak foam'larda rahat edemedim. Fazla büyük kaldılar. İlk başta rahatsız etmiyor ancak 1 saat gibi bir süre taktığımda ağrıtmaya başlıyor. Merak edenler için foam uçları kullandığımda seste belirgin bir değişiklik fark etmedim. Zar zor hissedilebilecek şekilde tizleri biraz emiyorlar ve basslar azıcık daha fazla gibi ancak bunu normalde fark etmek pek mümkün değil. İki başlıkla da ardarda denemeler yaptığınızda ancak fark edilebiliyor ve varla yok arasında diyebilirim.

Uzunca bir yazı olacak olan ses kalitesi kısmına geçmeden önce son olarak Xiaomi Hybrid Pro HD ile yan yana fotoğrafları:

Kulaklığı ilk takıp müziği başlattığımda "bu nedir?" şeklinde tepki verdim. Hiç de bu para edecek kulaklık değil gibiydi. Ses seviyesi ve ses kalitesi olarak önceki kulaklığımdan farkı yok gibiydi. Ancak almadan önce bolca inceleme okuduğum için buna hazırlıklıydım. Bu kulaklığın burn-in'e ihtiyacı var. Daha önce hiçbir kulaklıkta görmediğim kadar. Çünkü şimdiye kadarki kulaklıklarımda burn-in'in çok az etkisini görmüştüm ancak bu çok farklı çıktı. -Burn-in'in ne olduğunu bilmeyenler için kısaca, kulaklıkların tam performansına ulaşması için bir süre çalışmaları gerekir. Bu sürece burn-in deniyor-

Burn-in yapmam gerektiğine hazırlıklıydım ancak bu kadar yapılması gerektiğini tahmin etmemiştim. Toplamda 50 saat kadar burn-in yaptım. Tabi 50 saat kesintisiz müzik çalmak kulaklık için pek sağlıklı olmadığından dolayı 1-2 saatlik aralıklarda kulaklığı 15 dakika kadar dinlendirdim. İlk önce daha düşük ses şiddetinde başladım ve süreç ilerledikçe ses seviyesini yükselttim. Toplamda 1 haftamı aldı bu süreç. Ve her aşamasında kulaklıktaki değişimi gördüm. Şöyle desem yalan olmaz, kulaklığı ilk kullandığımda benim için 200 liralık bir kulaklıktı, şu an ise parasının çok üstünde bir yerde 🙂

Kulaklığın ses performansı tek kelime ile inanılmaz. Ses profili tam dengeli. Ne bass'lar önde, ne tizler önde, ne midler önde. Her şey olması gerektiği gibi. Bunda muhtemelen 1 adet Dinamik Diamond-like Carbon sürücü ve 3 adet dengeli armatür olmak üzere toplam 4 sürücülü olması da etkili, Quad-Driver ismi de buradan geliyor. Hiçbir şey geride kalmıyor. Özellikle test için kullandığım bir parça var, maalesef kime ait olduğunu bilemiyorum çünkü Track 17 diye ismi var 🙂  Shazam falan da bulamadı. Her neyse, bu parçanın özelliği her şeyi içinde barındırması. Aşırı tiz, aşırı bass ve en önemlisi aşırı hızlı olması. Bu parçayı 1More ile dinlerken şunu fark ettim, Xiaomi bu parçayı çalamıyormuş. Şarkının bir yerinde ardarda ve gittikçe hızlanarak vuran bass sekansı var. İki kulaklığı ardarda takarak o sekansı dinlediğimde şunu fark ettim, 1More o sekansı 1x hızında geçiyorsa Xiaomi o sekansı 0.75x hızında geçiyor. Ve Xiaomi'de o yavaşlığa rağmen bas vuruşları birbirine karışırken 1More'da hepsi tek tek vuruyor. Yani Xiaomi'nin sürücüleri yeterince hızlı değilmiş. Elbette bunu 1More'u deneyene kadar anlamamıştım.

Bu bir bass kulaklığı değil. Ancak bassları yetersiz değil. Bazı şarkılarda kulaklığın titrediğini söylesem sanırım anlaşılır bass seviyesi. Ancak bu bass'ı sadece gerektiğinde veriyor. Şarkı bunu gerektiriyorsa. Her şarkıyı dinlerken kesintisiz gümbür gümbür bass beklemeyin, bu kulaklıkta hormonlu bass yok, ki öyle olması zaten tercih edilmez çünkü bass'lar, mid ve tizleri yok eder. 1More E1010'da her şey dengeli ve tamamen şarkıya göre. Ancak; şarkıda bass'ın ortalığı dağıtması istenmişse evet o bass'ı kafanıza kafanıza vuruyor. Bunu da tizleri ezmeden yapıyor. Taylor Swift'in Look What You Made Me Do parçasında basslar vururken sanki biri beynimi dürtüklüyormuş gibi hissettim. Bir yerde kulaklık öyle bir titredi ki kulağımdan dışarı doğru kaydı... Aynısı tiz için de geçerli. Şarkıda tizin ortalığı dağıtması istenmişse bu sefer kulağınızı çınlatacak kadar o tizi bir çakıyor ki sesi azaltma isteği duyuyorsunuz. Yellow Claw'ın DJ Turn It Up parçası da güzel bir test parçası oldu. Bir ara verdiği tiz yüzünden kulaklığın sürücüsü falan patladı sandım. Bunu yaparken bass'ı da gümbürdetebilmesi ayrı bir meziyet. E1010 şarkı ne istiyorsa o tarafa rahatça gidebilen bir kulaklık.

Bu kulaklığın bir incelemesinde şöyle bir cümle okumuştum, ki kulaklığı kullanmaya başlayınca hak verdim. "Bass, mid ve tiz'i yürüyen insan olarak düşünürsek, bugüne kadar kullandığım kulaklıklarda hepsi arka arkaya yürüyordu. Örneğin en önde yürüyen bass, arkasında tiz, en arkada ise mid var. 1More E1010'da ise bu 3 adam da yan yana yürüyor sanki. Bass, mid ve tizlerin aynı anda kulağıma geldiğini hissediyorum." Bu yoruma daha fazla katılamazdım. Kulaklıkta her şey mükemmel ve hiçbir şey birbirinin üstünde değil. Müzik keyfimi en çok artıran şeylerden biri de bu oldu. Bu arada 1More bu kulaklığın tune'unu Grammy ödüllü Lucas Bignardi'ye yaptırmış. Ses kayıt mühendisi.

Eğer gümbür gümbür bass isterseniz equalizer ile bunu kolayca yapabilirsiniz. Equalizer'a çok müsait, esnek bir kulaklık. Güzel tepki veriyor, nereye çekerseniz oraya hiç nazlanmadan gidiyor, ancak bunu da burn-in'den sonra yapıyor, belirteyim. Elbette buradan değinilmesi gereken en önemli konuya geliyoruz. Bu kulaklığı sürmek her cihazın harcı değil.

Ses performansı için çift dac'a sahip olan Meizu 16th telefonum var. Kulaklığı sürebildi. Hatta şunu söylemeliyim, normalde hep son ses dinlediğim ve ses seviyesi yetersiz gelen müzikleri bu kulaklıkla son seste dinleyemedim. Ses şiddeti çok yüksek. Kesinlikle memnun kalırsınız. Ancak Meizu 16th bu kulaklığı sürebilse de net şekilde sınırda olduğunu hissettiriyor. Özel bir ses çözümüne sahip olmayan bir telefon bu kulaklığı süremez.

Kulaklığı bilgisayara bağladığımda ses seviyesinin çok daha yüksek olduğunu ve bassların da daha yüksek olduğunu gördüm. Son seste değil bir altında bile dinlemek mümkün değildi. Adamı sağır eder. Yine de o seste dahi basslarda bozulma yoktu. Ama Meizu'da equalizer ile ekstra bass verince son seste bass bozulması duyuluyor. Aynı şekilde eğer ses seviyesi(Zaten fazla yüksek olmasına rağmen) daha da artırmak isterseniz sesler bozuluyor. Ancak PC'deki ses seviyesi bundan çok daha yüksek olmasına rağmen bozulma yok.

Bu tabloya göre Meizu kulaklığı süremiyor diyebilirdik ancak Meizu'da dahi son seste birkaç dakikadan fazla dinlemek mümkün olmadığı için Meizu sürebiliyor diyebilirim. Ancak tekrar vurgulamak istiyorum, sınırda. Ya Meizu gibi ya da LG gibi özel bir ses çözümüne sahip telefonunuz yoksa bu kulaklık size göre değil. Ya da harici dac ile kullanmanız gerekir. Şahsen LG v60 gibi bir telefonum olsa bu kulaklıktan daha çok performans alacağımı hissediyorum ancak bu hali de tamamen yeterli son seste zaten dinlemek mümkün olmadığı için... Bu arada bilgisayarımda Asus ROG Strix X570-F anakart var ve özel ses çözümü var. Standart Realtek çipi değil. Okuduğum bazı incelemelerde standart dizüstü bilgisayarların bu kulaklığa yetersiz geldiğini yazmışlardı.

E1010'da beni en çok şaşırtan şey açıkçası ses şiddeti oldu. 99dB, 32 ohm ve 5mW çıkış gücü olduğu belirtilmiş teknik özelliklerinde. Ve bu değerler önceki kulaklığım olan Xiaomi Hybrid Pro HD ile kağıt üzerinde aynı. Hatta ses frekans aralığı bile aynı. Ancak ses şiddeti arasında dağlar var diyebilirim. Audiophile değilim, teknik özellikleri aynı gözükmesine rağmen bu fark niye mevcut hiçbir fikrim yok ancak teknik özelliklerin çok da bir şey ifade etmediğini anlamamı sağladı. Xiaomi ile Spotify'da müzik dinlerken ses şiddeti az gelirdi. Yükseltmenin yollarını arardım, equalizer bile çok etki etmezdi. Bunda ise -daha önce on kez dediğim gibi- son seste dinletmeyecek kadar yüksek.

Spotify'da böyle bir fark oluşmasına şaşırdım çünkü Xiaomi ile harici bir player'la (Jet Audio ve Poweramp) dinlerken ses seviyesi düşük gelmiyordu, sadece Spotify yetersizdi ve ben bunu doğal olarak Spotify'a bağlıyordum. Ama demek ki kulaklıktanmış. Bu bağlamda harici player'lardan ziyade Spotify'daki müzik kalitesinin daha çok arttığını söylemem yanlış olmaz. Çünkü -hazır olun- Spotify'daki ses seviyesi şu an harici player'lardan daha fazla. Yani Xiaomi ile olanın tam tersi bir durum oluştu. Spotify'ın kulaklığın değerlerini algılayıp ona göre ses verdiğinden şüphelenmeye başladım. Teknik açıklamasını ben de çok merak ediyorum.

Yazının son kısmına doğru gelirken bu kulaklığın aslında eksi olmayan bir dezavantajını söylemek istiyorum. Eskilerden gelen bir mp3 müzik arşiviniz varsa durum kötü demektir. Kulaklık müzikteki her bir detayı sonuna kadar veriyor. Daha önce duymadığınız notaları, duymadığınız enstrümanları duymanızı sağlıyor. Ancak eğer ki şarkı dosyası kötüyse, onun da her bir detayını veriyor. Böyle birkaç parçam vardı, 128-192kbps mp3'ler. Xiaomi ile bir sorun olmazken bu kulaklıkta kalitesizliği iliklerinizde hissediyorsunuz. Özellik kasabın elinden çıkma bir şekilde bilgisizce 128kbps'ye downgrade edilmiş parçalarınız varsa bunları en kısa zamanda değiştirmelisiniz. Her bir bozulmayı kulaklık size aktarıyor. Düzgün 320kbps mp3'lerde hiçbir sorun yok ama. Evet bu kulaklığın hakkı flac şarkılar olabilir ancak bu kesinlikle "mp3 veya Spotify dinlenmez" demek değil. Eğer mp3'leriniz kaliteliyse hiç sorun yok. Eğer benim gibi eskilerden kalma 128-160-192kbps biçilmiş mp3'leriniz varsa en azından 320kbps olanlarıyla değiştirmelisiniz veya Spotify'a geçirmelisiniz. Flac şarkılarınız varsa onları da elden geçirmeniz gerekebilir. Benim bazı flac şarkılarım vinyl yani plak kayıttandı. Xiaomi'de bir sorun yoktu ama bunda plak'ın dönme sesine çok benzeyen bir dip ses duymaya başladım 🙂 Onları da dijital olanlarla değişeceğim mecburen.

Sanırım kulaklık hakkında söylenebilecek her şeyi söyledim. Gerçekten beni çok memnun eden bir ürün oldu. Kırdığım tek puanı kablosunun değişmemesinden kırıyorum. Ancak değişen kabloya sahip kulaklıklarda da kontrol çubuğu ve mikrofon genelde olmuyor. Bana da kesinlikle gereken bir şey kontrol kısmı. Çünkü kulaklığı çoğunlukla otobüste ayakta veya yolda giderken kullanıyorum, ki şarkıları değiştirebilmek için habire telefonu çıkarmak zorunda kalmak eziyet gibi. Zaten bu kalitede bu fiyat seviyesinde olup çıkarılabilen kablolu kulaklık da yok. Yine de çıkarılabilir olmayan kablo bir eksiklik midir evet.

Bu kulaklığı kimlere tavsiye ederim?

  • Müziğin hayatınızda önemli bir yeri varsa
  • LG V60 veya Meizu 16th gibi özel ses çözümüne sahip telefonunuz varsa
  • Böyle bir telefonunuz yoksa, eğer harici DAC alıp kullanabileceksiniz
  • Bilgisayarda kullanma niyetindeyseniz, PC'nizin veya laptop'ınızın iyi bir ses kartı varsa. (Laptop kısmında özellikle dikkat edin, bu kulaklığı süremeyen laptoplar olduğunu okudum)
  • 699TL bütçeniz varsa (Xbox Gamepad'in 600TL, bir oyunun 500TL olduğu şu günlerde bir kulaklık için 699TL pahalı sayılmaz kimse kusura bakmasın)

Sorularınız varsa alabilirim.

Dipnot: Kulaklıklar söz konusu olduğunda hifi forumlarında özellikle kulaklığın karakteristiği tartışma konusu olur ve kulaklığı alacak insanlar için bir kriterdir. İncelemede kulaklığın karakterine özellikle değinmedim, ancak dikkat ederseniz üstüne basa basa denge kulaklığı olduğunu belirttim. Buna değinmeme sebebim şu; "kulaklığın başarılı ve başarısız olduğu türler" şeklinde bir ayrımı bu kulaklıkta yapmak çok zor. Her şeyde başarılı ve ağır bastığı bir müzik türü yok. Esnek bir karakteri var ve parça neyi istiyorsa o tarafa doğru hemen kayan bir kulaklık.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 11 / 35
  • Muhammet Aktaş @muhammet-aktas

    Emeğine sağlık ve güle güle kullan 😎🖐🏻

  • Ali Poscu @ali-poscu

    Mikrofon ses kalitesi nasıl ? Burn-in hakkında bilgi verir misiniz almayı düşünüyorum ama o kadar saat açık mı kalacak siz 2 saat de 1 mola verdim vs yazmışsınız gece falan kalkıp onla mı ugraşacaz ? (Bu arada kulaklığı sipariş ettim yazınızdan sonra)

    • reducto @protego

      Mikrofonunu hala denemiş değilim 🙂 Covid sağolsun dışarı çıkmayınca mikrofonu da kullanamadık 😀 Burn-in'in nasıl yapılacağını çok kafaya takmaya gerek yok öyle keskin bir "yapılması gereken" listesi yok aslında. Gece bırakmaya da gerek yok gündüz yapın. Kendi programıyla da olur kendi şarkılarınızla da. Önemli olan 40-50 saat boyunca, kısık sesle başlayarak yavaş yavaş sesi artırarak şarkı çaldırmanız. Aynı şarkı da olmasın bi liste açın çalsın dursun. %20-%30 seste başlayabilirsiniz. 1-2 saat çaldıktan sonra biraz dinlendirmek iyi olur. İlk 10 saat %20 seste, ikinci 10 saat %40 seste, üçüncü 10 saat %60 seste... şeklinde gidebilirsiniz. Yaklaşık 1 hafta böyle burn-in'e gider

  • Ali Poscu @ali-poscu

    İyide burda önemli olan süreklilik degil mi? Gece kapatsam bu sefer sabah tekrar parçalar sogumuş olacak ve baştan başlamış oluncak.. bilmiyorum ben yav nette falan da bulamadım bişey ilk defa duydum 😂
    Mikrofonu da pubg için çok önemli benim için umarım iyidir

  • Ali Poscu @ali-poscu

    Tamam işte bakır yansın diye uzun çalıştırmak gerekmez mi gece dursam sabaha gene sogur. Yada aynı şekilde esneme tam olması için.. mikrofon nasıl bozuk mu hala mı denemedin😂