Umut Koçak paylaştı.

ID-COOLING Iceflow 240 VGA Sıvı Soğutma kiti Kullanıcı İncelemesi

ID-COOLING Iceflow 240 VGA Sıvı Soğutma kiti
Kullanıcı inceleme ve deneyimi:

Herkese merhaba.
Halihazırda kullanmakta olduğum ZOTAC RTX2060 AMP! mini modeli ekran kartım oyunlarda ortalama 80 derecelere kadar çıkan sıcaklığını düşürmek için ne yapabilirim diye bakınırken ID-COOLING firmasının bu ürüne denk geldim.

Daha önce hiç kullanmadığım bir marka olması nedeniyle kuşku ile yaklaştım fakat internette yabancı forumlarda olumlu çok geri dönüşü olan bir firma olduğunu görünce tercih ettim ve ürünü Gelbura.com üzerinden satın aldım. Ürünün distribütörü olan firna çok yardımcı oldular, uyumsuzluk sorunu olması durumunda iade alabilme opsiyonunu da belirttiler.

ID-COOLING 12-13 yıllık görece yeni bir firma olmasına karşın tıpkı asetek veya noctua gibi pc soğutma çözümleri üreten bir firma. Özellikle yurtdışında tanınıyor. Güzel ve kaliteli sıvı soğutma çözümleri var.

 

Gelelim aldığım ürüne,
Iceflow 240 Vga adından anlaşılacağı üzere 240lık radyatör ile donatılmış ekran kartları için bir sıvı soğutma çözümü.
Üründe sıvı soğutma pompası radyatör üzerinde. Ve 6500 devir/dak. hızında çalışıyor. Ve radyatör üzerinde iki adet ama yekpare tek parça fan kiti var. 2000rpm'e kadar çalışıyor. Fan kalitesi xigmatek ayarında. Bir Be quiet, corsair ya da noctua gibi değil ama pek çok markadan da iyi kalitede.

Ürün içerisinden, ekran kartı pcb'sine monte edilen gpu soğutma bloğu, 240mm radyatör, radyatör fanı ve uyumlu bağlantı aparatları çıkıyor.

 

Ürün aşağıdaki kartlar ile uyumlu olarak üretilmiş;

Nvidia
-RTX 3000 serisi (Kutusunda uyumlu bağlantı kiti yok, yakın zamanda ayrı olarak piyasaya çıkacak)
-RTX 2000 serisi
-GTX 1600 serisi
-GTX 1000 serisi
-GTX 900 serisi

AMD
-RX 400-500 serisi
-R9 200-300 serisi
-Vega64
-Vega56
-RX5000 Serisi
-RX 6000 serisi (Kutusunda uyumlu bağlantı kiti yok, yakın zamanda ayrı olarak piyasaya çıkacak)

 

Kurulum ve kullanım:
Ürün montajı oldukça basit. Uygun bağlantı kiti ile ekran kartının gpusuna monte ediyorsunuz. Ama burdaki hassas nokta ekrankartı gpuları işlemciler gibi üzeri soğutma kapağı ile gelmediğinden çipset açık ve kazalara gebe. Bu nedenle gpu soğutma bloğunu takarken dikkatli olmak gerekiyor. Ürün içinden termal macun çıkıyor fakat daha iyi bir macun kullanmanız daha iyi olur. Ben Arctic Mx4 termal macun kullandım. Bunun dışında ram modülleri vr VRMler için de soğutucu aluminyum pedler gelmekte. Onları da ram ve vrm üzerine yerleştirip oturmasını sağlıyorsunuz.

Fan ve pompa bağlantıları:
Ürün üzerinde toplam 3 adet fan var. Hepsi pwm kontrollü. Ben bütün fanları direk kasa fan kontrolcüsüne bağladım. Fan kontrolcüsü ise anakarta bağlı. Böylece anakart üzerinden bu üç fanın devir ve voltaj ayarını sağlamak çok daha kolay.
Rgb pek sevmediğim için ürünün kendi radyatör fanı yerine Be Quiet! 120mm Pure Wings Pwm fan kullandım. Hem daha sessiz hem de daha yüksek hava atımı ile statik basınca sahip.
Pompa ise yüksek devirli olduğundan anakart diğer pump girişine bağladım. Asus Crosshair viii hero kullanıyorum. Bu tip anakartlarda iki hatta üç pompa girişi oluyor. Custom sıvı soğutmalar için ekliyorlar. Ve böyle spesifik durumlarda çok işe yarıyor.

Deneyim:
Ürünü kasanın ön kısmına havayı dışarıdan temiz olarak alıp içeri atacak şekilde yerleştirdim. Hele ki benim gibi tepede 360lık radyatör kullanıyorsanız baska seceneğiniz kalmıyor. Fanlara biostan 1000rpm hız ayarı yaptım. Hem ses yapmıyorlar hemde etkili çalışıyor.

Gpu benchmark Valley testinde 1 saat boyunca aldığım ortalama sıcaklık değerleri aşağıdaki gibi;
Gpu sıcaklığı: 53 Derece
Hot Spot : 63 Derece

Stok kendi soğutucusu ile aldığım değerler:
Gpu sıcaklığı: 76-82 derece
Hot Spot: 85 derece

Sonuç:
Üründen oldukça memnun kaldım. Özellikle, montajın basit olması ve pek çok modeli desteklemesi çok iyi.
Bunun dışında görece yeni bir marka olmasına karşın ID-COOLING ürün kalitesi oldukça iyi. Beklediğimden çok daha iyi çıktığını söyleyebilirim.

Bu tip sıvı soğutma çözümleri her ne kadar biraz özel ürünler olsa da sıcaklığın ciddi şekilde düşmesi ve uzun süreli stabil kullanım açısından sistemine önem veren herkesin edinmesi gereken bir ürün. Üstelik ekran kartı upgrade işleminden sonra yeni aldığınız kartlar ile de kullanabilirsiniz.

#ID-COOLING
#ekrankartı
#SıvıSoğutmaKiti
#Ekrankartısıvısoğutma
#HazırSıvıSoğutma
#teknoseyir
#ÜrünTavsiyesi
#akış
#TümAkış

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 9 / 39
Umut Koçak paylaştı.

Akg K702 Referans Kulaklık ve FiiO K5 Pro Kulaklık Amfisi İncelemesi

Yıllardır iyi ses almaya ve kaliteli ekipmanla müzik dinlemeye ilgi duyan biri olarak görece kaliteli ürünler alıyor ve kullanıyordum. Kaliteli dediğim aslında öyle hifi falan denebilecek ürünler değil, daha çok üst sınıf son kullanıcı ürünleri; örneğin geçen yaz Sony WH1000xm3 model kulaklık almıştım ve hala dışarıda bu kulaklığı kullanıyorum, daha uzun yıllar da kullanırım herhalde. Her ne kadar dışarıda müzik dinlemek için son derece yeterli bir ürün olsa da bu kulaklığın ses profili, çözünürlüğü, içindeki dac ve amfisi evde gerçekten kaliteli, yüksek çözünürlüklü bir sistemin getireceği kalitenin yerini tutamıyordu. Zaten uzun zamandır bu tarz sistemlere ilgim de olduğu için özellikle analog ses konusunda araştırma yaparken kendime giriş seviyesi de olsa açık arkalı (open back) bir kulaklık ve bu kulaklığa uygun bir dac ve amfi almayı planladım, araştırmalarım sonucunda AKG K702 Pro model kulaklık ve FiiO K5 Pro model kulaklık amfisi ve dac'ı almaya karar verdim.

Bu kulaklık modelini seçmeden önce uzunca bir süre araştırma yaptığımı söyleyebilirim. Önce neden bir hoparlör sistemi yerine kulaklık tercih ettiğimi açıklamam yerinde olacaktır. Bütçem 4500 TL'yi aşamazdı, henüz lise son sınıfta öğrenciyim ve dolayısıyla paramı ancak harçlıklarımdan ve büyüklerimden arada topladığım paralardan biriktirebiliyorum, zaten birikmiş biraz param vardı, üstüne dedelerimin tamamlamasıyla 4000 TL'nin biraz üstüne çıkabileceğimi tahmin etmiştim. Malumunuz günümüzde dolar ve özellikle Türkiye'den ses alışverişi yaparken daha da önemli olan Avro kuruyla bu bütçelere giriş seviyesi de olsa kaliteli bir hoparlör ve bu hoparlörü idare edecek amfi, preamfi ve dac almak pek de mümkün değil, her ne kadar açık arkalı da olsa bir kulaklık asla hoparlör kadar başarılı soundstage (Türkçeye çevirecektim fakat sanırım İngilizcesini yazmam herkes için daha kolay olacaktır) sunabilecek olmasa ve sevdiklerimle birlikte müzik dinlememi mümkün kılmayacak olsa da sesin dengesi, çözünürlüğü, hızı ve sistemin dinamik aralığı bir kulaklık seçmem durumunda çok daha başarılı olacaktı. Tüm bu nedenlerden belki de daha önemlisi kulaklık ve kulaklık amfisinin taşınabilir ürünler olmasıydı, gelecek yıl yurt dışında bir üniversiteye gidiyorum, yılımın büyük kısmı bu üniversitede geçecek ve tabii buraya satın almış olduğum ekipmanları taşıyabilmek istiyorum, bu nedenlerle paramı bir kulaklık ve kulaklık amfisine harcamamın çok daha mantıklı olacağını düşündüm.

Açık arkalı bir kulaklık almaya karar verdikten sonra seçeneklerime bakmaya ve içlerinden bana en uygun olanını seçmeye karar verdim. Araştırmama başlarken tabii en büyük kısıtlayıcım bütçe ve Türkiye'de bulunulabilirlikti, bu tür ürünlerin pek alıcısı olmadığı için Türkiye'de çoğu markanın satışı olmuyor, olanların da çoğu fahiş fiyatlardan oluyor. Araştırmama başlamadan önce baktığım markalar zaten biliyor ve kullanmış olduğum Sennheiser ve Audio Technica'ydı. Bu markalardan Sennheiser'ın herhalde bu işin içindeki herkesin bildiği HD 600 ürünü cazip görünmüş olsa da hem ses profili (mid'leri öne çıkarması ve tizlerdeki zayıflığı) hem de Türkiye'de satıldığı fahiş fiyat nedeniyle aramalarıma başka markalarla devam ettim.

Önceliğim klasik müzik dinlemek olduğu için aradığım şeyler çok dengeli bir ses profili, yüksek dinamik aralık ve çok sayıda enstrümanı seçmemi sağlayan açıklık ve dengelilikti. İnternette özellikle klasik müzik için arama yaparken karşıma AKG'nin K702 ve Beyerdynamic'in DT 990 Pro modelleri çıktı, bu modeller hem istediğim kalite ve dayanıklılığa sahipti hem de Türkiye'de makul fiyatlara satılıyorlardı. Açıkçası özellikle Beyerdynamic'in satılıyor olmasına çok şaşırarak Youtube'da ve forumlarda bu iki modelin detaylı karşılaştırmalarına baktım, özellikle kendi dinlediğim tür için (evde otururken çoğunlukla klasik ve bazen progresif-saykodelik rock) K702'nin ideal model olduğuna karar verdim. Bu kararımda etkili olan bir videonun linkini yazının sonuna koyarım. Bu kulaklığı kullanacağım bilgisayarın dac (Digital to analog converter [dijital bilgiyi analog ses sinyaline çevirmeye yarayan alet, özellikle kalitesiz olanları elektrik kaynağından veya laptop içindeyse şarja takıldığı anda cızırtıya sebep oluyor]) ve amfisine de pek güvenmediğim için (gerçekten kalitesizler) kulaklığa uygun bir kulaklık amfisi ve dac da almam gerekiyordu, bu ürünler için maalesef ülkemizde pek bir alternatif yok, ben de kullanım şeklime, bütçeme ve beklentilerime uygun bir model olan FiiO K5 Pro modelini seçtim. Açıkçası bu ürünü satın almadan önce çok fazla araştırma yapmadım, Türkiye'de uygun olan zaten az sayıda kaliteli ürün var, Amerika veya Avrupa'da olsam kesinlikle schiit markasının ürünlerini almayı düşünürdüm fakat maalesef Türkiye'de bu mümkün değil.

 

 Kutu içeriği ve genel detaylar

Yanlış hatırlamıyorsam ürünleri Amazon'dan almıştım, birkaç gün içinde iyi paketlenmiş olarak geldiler. Öncelikle sistem çok düz bir şekilde kuruluyor, dac ve amfi zaten birbirine entegre, aynı ürünün içindeler, ürün bilgisayara USB ile bağlanıyor ve aslında ses ile ilgili oldukça fazla sorunuyla bilinen Gnu/Linux bile ürünü otomatik olarak tanıyor, en azından pulseaudio tanıdı benim durumumda. USB ile bağlandığında tabii dijital veri önce dac'a gidiyor fakat ürüne direkt analog veri göndermek istendiği zaman (tabii bu durumda yalnızca amfiden yararlanırsınız) Coaxial, optik, line in ve line out bağlantıları da mevcut, yani ürün pek çok iş için kullanılabiliyor, ürünün önünde bulunan şalter yardımıyla bu bağlantılar arasında geçiş yapılabiliyor. Kulaklığın ürüne bağlandığı kablonun bir ucu yanlış bilmiyorsam 6.3 mm kulaklık jakı, aslında bu jack standart 3.5 mm bir jack'ın üstüne geçen bir çevirici ile 6.3 mm olmuş fakat zaten neredeyse bütün kulaklık amfileri (K5 modeli de dahil olmak üzere) bu bağlantı türünü kullandığı için bilgisayarınıza doğrudan bağlayarak kullanmayı planlamıyorsanız adaptörü hiçbir zaman çıkarmanın biz lüzumu olmuyor, ben bilgisayarın amfisini de test etmek için çıkarıp kullanmayı denedim, çalıştığını onaylayabilirim; kablo kulaklığa xlr bağlantısıyla bağlanıyor, kablo oldukça standart bir kablo, bir temassızlık olması durumunda kolaylıkla yenisi bulunabilir. Kutudan çıkan kablonun boyu oldukça uzun, eğer yalnızca masa başında kullanacaksanız rahatsızlık verebilir, gerçekten de çok kez bir yere takılıp rahatsızlık verdi fakat ben bazen amfiden uzakta bulunan koltuğuma oturup da dinlediğim için kablonun uzunluğundan memnunum, muhtemelen çoğu kişi için de ideal uzunluktadır.

Malzeme kalitesi ve konfor

Kulaklığın malzeme kalitesinin kimse için sorun çıkaracağını sanmıyorum, ürün tamamen plastik ve hafif bir plastikten yapılmış ama uzun zamandır kullananlar son derece dayanıklı olduğunu söylüyor, kullanılan plastiğin ses kalitesi için iyi olduğunun iddia edildiği bir YouTube videosuna denk gelmiştim, pek anladığım bir konu olmadığı için yorum yapamam. Sürücünün olduğu yerin önündeki açıklık ve kafanın üstüne gelen bölüm dışında kulaklığın her yeri plastikten yapılmış, kafanın üstüne gelen bölüm deri, sürücünün arkasını kapa(ma)yan bölümse delikli bir metal, kulaklığın açık arkalı olmasını sağlayan da zaten bu. Bunun yanında kulaklık için söyleyebileceğim ilk şey kesinlikle hayatımda kullandığım en konforlu kulaklık olduğu. Daha önce kullandığım hiçbir kulaklıkla kesinlikle ama kesinlikle bu kadar rahat etmemiştim, saatlerce kulağınızda olsa bile asla bir kulaklık taktığınızı hatırlamıyorsunuz, bazen müzik durduğunda ve yeni bir şey açmadığınızda kulaklığın varlığını tamamen unutuyor, masadan kalkarken veya yeni bir müzik açacakken kulaklığı takıyor olduğunuzu hatırlayıp şaşırıyorsunuz, en azından bana ve şu ana kadar kulaklığa dair yorum yapan benim gördüğüm herkese göre durum bu. Kulaklığın pad'leri yumuşak bir süngerden yapılmış ve kulağa yumuşacık oturuyor, Sonny'nin kullandığım modelinde kullanılan deri malzeme ve kulaklığın kafaya yaptığı baskı nedeniyle bir süre sonra kulaklar gerçekten ağrıyabiliyor, bu ürünü kullandığım altı aydan uzun süredir hiçbir zaman böyle bir sorun yaşamadım, bazen saatlerce hiç durmadan müzik dinlediğim düşünülürse bu oldukça etkileyici, onlarca kez kulaklıkla gece müzik dinlerken koltukta uyuyakaldım ve uyandığımda hiçbir rahatsızlık hissetmedim. Şu ana kadar bir terleme sorunum da olmadı fakat bu yazın ilerleyen günlerinde çok daha iyi test edebileceğim bir şey, bugüne kadar hep sıcak günlerde klimalı ortamda kullandım.

Kulaklığın kafa şeklini almasını sağlayan düzenek ilginç, iki lastik ile tutturulmuş olan bir deri sayesinde kafaya uyum sağlıyor ve hiçbir ayarlamaya ihtiyaç duymuyor, bu da tabii bu fiyatta bir üründe sorun çıkarabilecek hareketli parçadan kaçınılmasını sağlıyor, bu sisteme gerçekten hayran kaldım, henüz deneyen hiçbir tanıdığımda sorun çıkmadı fakat benim endişem bu lastiğimsi malzemenin ileride kopması, oldukça sağlam duruyorlar fakat hiç belli olmaz, yıllar sonra bir gün koparsa şaşırmam. Kulaklık, bu fiyatta bir ürün için oldukça hafif fakat bu kesinlikle kötü değil, iyi bir şey, kulaklığın bu kadar rahat olmasının temel nedenlerinden biri. Rahatlık konusunda hiç düşünmeden 10/10 diyebileceğim bir model, çok sayıda referans kulaklığı denemiş insanlar da aynısını söylediği için bunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliyorum. Amfinin malzemesi oldukça sağlam bir his veren bir alüminyum, şalterler gayet sağlam ve tatmin edici bir his veriyor, ses şiddetini ayarlarken de prestijli bir ürün kullanıldığı hissediliyor. Bu noktada bir eleştirim ses şiddetini ayarlamaya yarayan anahtarın etrafındaki led göstergeye; bu gösterge sayesinde bağlantı durumu anlaşılıyor, mavi yanınca sorunsuzca kaynak cihaza bağlandığı anlaşılıyor, işte bu mavi led özellikle karanlıkta çok çok rahatsız edici, karanlıkta müzik dinlemek istediğimde mutlaka üstünü bir şeylerle kapatmam gerekiyor, ışık güçlü olduğu için kalın ve koyu renkte bir kumaşla sarmadığım sürece çok ışık sızıyor, gerçekten rahatsız edici, ürünün Çinli olduğunun en büyük göstergelerinden biri bu, ses kalitesi ve genel malzeme kalitesi açısından fiyatı için oldukça iyi olsa da bu tür küçük görünen bir kozmetik detay çok rahatsız edici olabiliyor, şu ana kadar deneyimlediğim kadarıyla ürünün, belki kulağa komik gelecek ama, en kötü yanı bu, oldukça rahatsız edici. Bunun dışında sağlam ve şık bir kulaklık amfisi, masa üstünde çok fazla yer kaplamıyor. Kulaklığın şık olduğunu söyleyemeyeceğim ama çirkin de sayılmaz, bence Sennheiser hd600 daha güzel bir model, yalnız evin bir odasında kullanılacak küçük bir ürün için ne kadar önemli bir kriter olduğu sizin takdirinize kalmış.

 

Ses Kalitesi

İncelemenin esas önemli yerine geldik, sonuçta bu ürünlerin ses kalitesi memnun etmiyorsa geriye kalan her şey hikaye. Bu bölümü aslında amfi kulaklık birlikte yazmam pek mantıklı değil, sonuçta iki bambaşka ürün fakat benim kulaklığı test edebileceğim alternatif bir amfim olmadığı için bu bölümde amfi ve kulaklık ayrımı yapamayacağım. Tahmin ediyorum ki bu incelemeyi okuyup bir fikir edinmek isteyecek kişiler zaten kendilerine Türkiye'den bir amfi alacaklardır ve aşağı yukarı benzer kalite sunan bir FiiO modeli dışında alternatifleri olmayacaktır, dolayısıyla umuyorum ki kulakığı farklı amfilerle deneyememiş olmam incelemeyi fazla etkilemez, zaten İngilizce bilenler için alta birkaç video linki koyacağım, bu videolardaki incelemeler benim yazıyor olduğumdan çok daha deneyimli kişilerin yorumlarını ve ölçümleri içeriyor, muhtemelen amfinin ses kalitesine olan etkisi konusunda kaygılı olacak kadar bu işin içinde olanlar bu incelemelerden faydalanacaklardır.

Ürünün verdiği sesi en iyi tarif edecek kelime herhalde tarafsız olur. Kaynağın verdiği sese hiç renk katmayan, her türlü detayı ve kusuru yansıtan, hiçbir frekansa öncelik vermeyen, dümdüz, soğuk da sıcak da denemeyecek, nötral ve gerçekçi bir ses veren bir ürün, sesi son derece açık veriyor fakat farklı seslerin geldiği farklı yerleri tespit etmek zor. Dediğimin yanlış anlaşılmasını istemem, sesler arası ayrım çok net, çok kalabalık bir orkestra ve koroda bile iyi bir kayıtsa her sesi seçmek mümkün oluyor fakat bu seslerin geldiği yerleri ayırt etmek pek mümkün değil, bu da oyuncular için büyük bir dezavantaj, müzikte benim için hiç dert değil, dert edenler olacağını tahmin ediyorum. Ayrıca sesteki netlik kayıttaki kusurların duyulmasını çok kolaylaştırıyor. Örneğin analogdan dijitale aktarılmış bir kaydı dinlerken, daha doğrusu plak'tan aktarılmış bir kaydı dinlerken plak ne kadar temiz olursa olsun en ufak bir tozda oluşan cızırtıyı duyabiliyorum, bu benim için büyük bir sorun değil, sesi en doğru haliyle duyuyorum sonuçta ama eski bir kaydın banttan mı plaktan mı aktarıldığını hemen anlamamı sağlıyor, ayrıca ileride bir phono preamp alıp bu kulaklık ve amfiyle kullanmayı düşündüğüm pikapta müzik dinlerken de herhalde çokça çıtırtıyı duymama neden olacak, tabii dediğim gibi bu bir kusur değil, özellik.

Ürünü çok farklı müzik türünü dinlemek için kullandım, dinlediğim başlıca türler klasik müzik, Türk sanat müziği, progresif rock ve farklı metal türleri oldu, arada jazz da dinledim fakat çok fazla olduğu söylenemez. Türk sanat müziğindeki performansı konusunda yorum yapmayacağım, taş plaktan eserler dinledim çoğunlukla, kaynak çok kötü olunca ürünün bir anlamı kalmıyor. Klasik müzik açık ara en çok dinlediğim türdü, özellikle barok dönemden çok sayıda eser dinlediğim için kalabalık orkestra ve koroların olduğu eserleri de yalnızca birkaç enstrümanın çaldığı eserleri de solo eserleri de uzun uzun dinledim, bütün bu türler sayesinde ürünün güçlü ve zayıf yanlarını görme imkanım oldu. Aslında zayıf yanları dedim fakat size çok sayıda zayıf yan söyleyemeyeceğim, bunun temel nedeni bu seviyede olan başka bir kulaklık denememiş olmam, şu an bu ürünü karşılaştırabileceğim kulaklık Sony Wh1000XM3 ve bu kulaklık bambaşka bir amaca hizmet ettiği için aslında ikisini karşılaştırmak pek mantıklı değil, AKG'nin ses kalitesi açıkça Sony'e üstün fakat tabii kendimce fark edebildiğim birkaç sorunu da belirteceğim, bunun yanında zaten buradaki esas amacım giriş seviyesi bir sistem kuracak insanların bu modelleri seçerse deneyimleyeceklerini az çok anlatmaya çalışmak olacak.

    Zaten daha önce de belirtmiş olduğum gibi, bu kulaklık oldukça gerçeğe sadık, dinlerken hiçbir "sıcaklık" hissetmiyorsunuz, ses sıcak veya parlak değil, gereğinden fazla soğuk da değil, tam olması gerektiği gibi diyeceğim fakat olması gereken derken ne kastettiğimi biraz açıklamam gerekir sanırım. Burada olması gereken derken çok güzel duyulduğunu, kulağa en hoş gelecek şekilde ayarlanmış olduğunu iddia etmiyorum, sesin muhtemelen müziği mix'leyen kişi tarafından duyulduğu haline oldukça benzer olduğunu söylemek istiyorum, kaynak neyi veriyorsa o şekilde duyuluyor. Bu birçok kişiyi biraz rahatsız edebilir, sonuçta tizlerin biraz fazla olması solo enstrümanda, midlere ağırlık verilmesi vokalin öne çıkmasında, baslara ağırlık verilmesi de çoğu bas ağırlıklı pop parçasında sesin daha hoş duyulmasını sağlayacaktır. Fakat benim gibi sesin gerçekçiliği ve doğallığına takıntılıysanız sanıyorum ki en azından bu paranın karşılığını aldığınızı düşüneceksinizdir, hiçbir frekansa ağırlık vermeyen, çok çok dengeli bir ürün. Yalnız şunu kesinlikle söylemem lazım ki baslar hiçbir şekilde vurucu olmuyor, açık arkalı kulaklıkların ortak sorunu zaten ama bası asla içinizde hissetmiyorsunuz, zaten bu kulaklığı bu tarz müzikler için almanızı tavsiye etmem fakat her ne kadar bas sesler her zaman duyulsa da tabiri caizse içinizi hoplatmıyor, her ne kadar basları da Sony'den çok daha net ve hızlı bir şekilde duyuruyor olsa da basın gücünü hissettirmede Sony daha başarılı. Eğer derdiniz bu bütçeyle bası gerçekten hissedebileceğiniz bir sistem kurmaksa düzgün bir subwoofer'ı olan bir hoparlör sistemi kurmanız yerinde olacaktır, diğer her alanda dezavantajlı olur ama baslarda hiçbir kulaklık subwoofer'ı olan bir hoparlör sistemiyle yarışamaz. Amacınız çokça bas duymaksa bu kulaklık ve kulaklık amfisi sizi tatmin etmez, açıkçası 30 000 dolarlık bir kulaklık sisteminin bile edeceğini pek sanmam.

Kurmuş olduğum bu sistem (dac-amfi-kulaklık) benim için yeterince hızlı, metal dışında dinlemiş olduğum türlerde hiçbir yavaşlığını veya hantallığını görmedim fakat özellikle hızlı metal parçalarında çok farklı sesler ve tonlar arası çok hızlı geçiş yapması gerektiğinde biraz yavaş kalabiliyor, kulaklığın en büyük zayıflıklarından biri sanırım çok hızlı olmaması, klasik müzikte bu pek sorun değil fakat metal gibi türler için sorun olabilir, önceliğiniz bu türleri dinlemekse muhtemelen bir şekilde yurt dışından uygun fiyata hd600 getirtmek daha mantıklı olacaktır. Sesin açıklığı Sony gibi dengeli ses verme iddiası olmayan ürünlerle kıyaslandığında gerçekten çok büyük bir artı. Örneğin içinde oldukça fazla sayıda enstrüman ve vokalist olan Münih Bach Orkestrasının Si Minör Missa kaydında (kayıtta arkaplan sesi çok olsa da fena olmayan bir kayıt, bence Missa'nın ses kalitesi bakımından olmasa da icra bakımından en iyi kaydı) neredeyse bütün sesleri ve enstrümanları ayrı ayrı seçmek mümkün oluyor, sesler açıklıkla kulağa geliyor. Bu Sony'e göre çok büyük bir avantaj, Sony'de sesler tamamen birbirine girip karışırken ve bir noktadan sonra baş ağrıtırken bu kulaklıkta asla böyle bir sorun olmadı, kulaklıktan her sesi hayranlık verici derecede açıklıkla duydum, bu durum da müzikten aldığım zevki kat kat artırdı, müzik beni asla yormaz oldu, gerçekten çok büyük bir fark, sırf bu nedenle bile bu ürünü iyi ki almışım diyorum. Bu açıklık solo enstrümanların olduğu müziklerde büyük bir kesinlik olmasını sağladı. Her bir notanın ne zaman başlayıp bittiğini, sesin tam olarak ne zaman alçalıp inceldiğini, kırıldığını anlamam yalnız kolaylaşmadı, aynı zamanda doğallaştı, bunlar üstüne hiç düşünmüyorken de tüm bu detayları duyuyorum ve bu detaylar müziğin doğallığını artırıyor, yakınımda gerçek insanlar tarafından, canlı olarak çalındığı hissini güçlendiriyor. Aynı şekilde örneğin The Wall gibi çok sayıda sesin birbirine girdiği, çok farklı enstrümanın ve efektin olduğu bir albümde bile her sesi rahatlıkla duydum, her dinlememde ayrı bir detay fark ettim, keyfim yerine geldi.

Müziğin açıklığının yanında bir diğer çok büyük fark da dinamik aralıkta oldu. Bu Türkiye'de pek konuşulmayan bir konu fakat bir sistemin dinamik aralığı o sistemde duyulabilen en şiddetli ve şiddetsiz ses arasındaki desibel farkı, bu özellikle benim en çok dinlediğim janrlarda çok önemli bir faktör, klasik müzikte çok çok sessiz bir enstrüman tek başına bir şey çaldıktan hemen sonra bütün orkestra bir anda çalmaya başlayabiliyor, bunun yarattığı etkiyi hissetmek için dinamik aralığın yüksek olması şart ve bu kulaklık ve amfi kesinlikle bu dinamik aralığı sağladı, çok şiddetli ve çok şiddetsiz bütün sesleri rahatlıkla duydum (özellikle 24 bit kayıpsız müziği arayıp bulmaya çalıştım, açıkça belli oluyordu dinamik aralıktaki fark), çok net ve temizlerdi. Bu noktada amfinin ve dac'ın performansından bahsetmek de yerinde olacaktır, benim bu cihazların performansını gerçekten anlayabileceğim iki alan var, kulaklığa verdikleri güç ve kulaklığa verdikleri sesin temizliği. Bu amfi kulaklık için yeterince güçlü, zaten 3 gain opsiyonu var, ben en düşükte kullandım sese en az müdahale olması için, standart gain'de mümkün olanın yaklaşık 2/3'ü kadar açılması yeterli oluyor, isteyen tabii daha az ve daha çok da açabilir ama şu kesin ki bu kulaklık için bu kulaklık amfisi yeterince güçlü, çok daha verimsiz kulaklıklarla da kullanılabilir ama tabii Planar Magnetic veya elektrostatik sürücü teknolojilerinin kullanıldığı kulaklıklar gibi çok çok fazla güç isteyen kulaklıklara yeteceğini sanmam, zaten bu tür kulaklıkları kullanmak isteyenlerin bu seviyede bir amfi alacaklarını veya hatta bu yazıyı okuyacaklarını sanmam. Gücünün yetmesinin yanında amfinin gürültüsüzlüğünden ve cızırtısızlığından son derece memnun kaldım, amfi bana ses konusunda hiçbir sorun yaşatmadı, bu kulaklık için son derece yeterliydi. Sesle gerçekten kafayı bozmuş insanlar tabii amfiler, dac'lar hatta bazıları kablolar konusunda çok hassas oluyor, sırf kabloya bile binlerce dolar veren manyaklar var fakat benim gibi başka amfilerle test etme şansı olmayan biri için önemli olan sesin güzel duyulması ve amfinin kulaklık için yeterli olması, bu amfi de bunları fazlasıyla karşıladı.

Amfi Gerçekten Gerekli mi?

Bu aslında biraz da elinizde olan ekipmana bağlı, yani dac'ına güvendiğiniz ve yeterince güçlü bir amfisi olan bir bilgisayara sahipseniz ve amfiye para harcamak istemiyorsanız bilgisayarınızın dac ve amfisini de kullanabilirsiniz. Yalnız ben bu yazıyı yazmadan önce deneme amaçlı bilgisayarıma bağlayıp birkaç parça dinlemeyi denedim, açıkçası benim Lenovo Thinkpad E495'de gerçekten büyük fark oldu, sesin kuvveti yetiyor fakat ses kalitesi amfiden aldığım kadar yüksek değil, üstüne belki en önemlisi bilgisayar şarj olurken rahatlıkla duyulur bir cızırtı var, yani ben bir kulaklık amfisi ve dac almanızı şiddetle tavsiye ederim fakat modeller oldukça pahalı, gücünüz yetmiyorsa tek başına kulaklık da büyük fark yaratacaktır kesinlikle.

Genel Deneyimim

Sanıyorum bu bölüm incelemenin en önemli noktası, sonuçta önemli olan bu kulaklığın bana hissttirdikleri, bu incelemede hiçbir grafik, bilimsel veri olmadığı düşünüldüğünde zaten temelde benim kendi deneyimim üstüne yazılıyor, bu bilimsel verilerin olduğu videoları bulup yazının sonuna koymaya çalışacağım. Gelelim genel deneyime, bu ürünlerin fiyatlarına deyip değmeyeceğine.

Bu ürünlerin bana sağladığı ses gerçekten, belki klişe olacak ama, önümde yeni bir dünya açtı. Gerçekten sesin kaliteli ve dengeli olmasının, kullanılan ekipman tarafından boğulmamasının etkisiyle müzik dinlemenin sandığımdan da güzel bir şey olduğunu anladım. Tabii ki bu kulaklık iyi bir klasik müzik konserine canlı gitmenin etkisini vermiyor, bunu yüz binlerce dolarlık ekipmanlar bile sağlayamıyor günümüzde, henüz ne kayıt teknolojileri ne de kulaklık, hoparlör gibi ürünler bu kadar gelişkin değil fakat evde, görece ucuz bir fiyata (biliyorum ülkemizin şartlarında toplam 4200 TL'den fazla tutan bir sisteme ucuz demek çok büyük bir şımarıklık ama aslında düşünüldüğünde gelişmiş ülke standartlarında hiç de pahalı olduğu söylenemez) dinlediğinizden aldığınız keyif kat kat artıyor, hem konfor hem de ses kalitesinin sağladığı artış gerçekten insanı çok mutlu ediyor. Hatta şöyle komik bir şey söyleyebilirim, bu sistemi çok yoğun çalışmam gereken dönemlerde de kullandım, bu çalışma dönemlerinde bu kulaklıkla dinlediğim müziğin bana verdiği keyif ve sistemin konforu sayesinde normalde oturamayacağım kadar uzun süre bilgisayar başında yazı yazabildim, bir şeyler okuyabildim, insana sevdiği müziği dinlemek öyle güzel hissettiriyor ki aslında sıkıcı olan bir işin bile başından kalkıp müziği durdurmak istemiyor. Yani anlayacağınız bu parayı verdiğime çok mutluyum, daha uzun süreler de ses sistemi için bir yatırım yapmayı düşünmem, zaten birçok güzel kayıt çok pahalı, onları edinmeye çalışırım bir şekilde Edinburgh ve Londra dükkanlarından :), artık kendi paramı kazanana kadar bu sistemle mutlu mesut yaşarım.

Kusura bakmayın yazı epey uzun oldu, çokça da tekrara düştüm, şimdi bir baştan sona okuyup bir kısmını düzeltirim herhalde ama yine de uzun bir yazı ve içinde hiç teknik detay yok. Uzun lafın kısası ben iyi ki biriktirmiş olduğum parayı bu kulaklık ve amfiye gömmüşüm diyorum, aldığım ürün beklentimi bütünüyle karşıladı, eğer bu meblağlarda harcayabileceğiniz paranız varsa ve sese ilgi duyuyorsanız kulaklık da amfi de kesinlikle tavsiye edeceğim ürünler, sanıyorum uzun yıllar kullanırsınız, ben bir aksilik olmazsa daha çok yıllar kullanacağım. Bu kadar yazıyı okuduğunuz için çok teşekkürler, yararlı olabileceğini düşündüğüm videoların linklerini bırakıyorum. İyi günler dilerim.

Video Linkleri:

 

 

 

 

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 16 / 18
  • memedeath @memedeath

    Her şeyden önce bu kadar uzun bir yazıyı bu kadar yanlışsız (yazı uzun olduğu için sonlara doğru dikkat edemesem de) ve okunabilir yazdığınız için tebrik ediyorum. Zaten insanların aradığı bilgi istatistik ya da sayılara boğulmadan kişisel deneyimleri öğrenmek. Çok güzel bir inceleme olmuş. Elinize sağlık.

  • zatisahaneleri @zatisahaneleri

    Ürünler hiç ilgimi çekmedi ama akıcı bir değerlendirme olmuş birden yazının yarısına gelmiş buldum kendimi.

  • Ekrem @huseyinekrem

    İsminde hifi yazmayan ama kaliteli olan bir hoparlör sistemi yok mu o paralara? Vay arkadaş. Ben cahilim bu konularda ama ses sonuçta hacim işi değil mi?

    • Sinan Namur @sinannamur

      Üstünde hifi yazmasının aslında neredeyse hiçbir değeri yok, hacim işin sadece bir bölümü, aynı derecede veya daha önemli birçok faktör var ses işinde. Maalesef bu paralara bu kalitelerde ses verecek hoparlör ve amfi bulmak çok zor, yurt dışında 2. elde çok iyi imkanlar çıkıyor ama maalesef Türkiye'de o da pek yok

    • reducto @protego

      @sinannamur Valla elimde bi 15 yıllık Logitech X540 5.1 ses sistemi var. Bilmiyorum ama benim elimden geçen tüm kulaklıklardan daha iyi 😁 Nazar değmesin gık demeden çalışıyor, bugün benzer kalitede bişey almak istesem 2000 liranın üstünde istiyorlar. Bi ara daha iyisiyle değiştireyim demiştim ama vazgeçtim fiyatları görünce hiç gerek yok zaten ses kalitesi olarak fazlasıyla iyi. İkinci el bi tane çalışan x540 bulursanız aslında güzel olur

  • reducto @protego

    Eline sağlık. Uzun süredir ben de kendi çapımda kulaklıkları deniyorum. Bu işte en iyisi ne istediğini bilmek. Her kulaklık veya referans kulaklık herkesi memnun etmez. Mesela ben bass seven biri olarak açık sürücülü kulaklık alamam, bana uymaz. Şarkıda hep bass olsun istemiyorum ama bass yeri gelip vurduğunda o yumruk hissini vermesi gerek. Ayrıca sevdiğim şeylerden biri hızlı sürücü. Yavaş sürücü, ses kalitesi çok iyi de olsa katlanabileceğim bişey değilmiş bunu fark ettim. Beni ses kalitesinden daha çok rahatsız ediyor yavaş sürücüler. Neodimyumlar biraz yavaş mesela. Grafen, karbon, pet bunlar daha hızlı. Dinamik aralığın da geniş olmasını severim.

    Son 6 ayda denediğim kulaküstü kulaklıklar:
    1more H1005
    1More H1007
    Cooler Master MH752(esasen özelleştirilmiş Takstar Pro 82, giriş seviyesi referans kulaklık)
    Hyperx Alpha S

    Bilin bakalım ses olarak bunlardan hangisi en iyisi? En ucuz olan h1005 😀 Orjinal haliyle mid'ler aşırı yüksek. EQ ile onları biraz kısmak ve tizleri artırmak gerekiyor. Ama gel gör ki EQ'ya çok güzel tepki veriyor. Çoğu kulaklığın aksine sese ne yapmak istersen hemen onu yapıyor. Peki bu kulaklığın özelliği ne? Çoook geniş bir sahnesi olması değil. Çoook detaylı ses vermesi değil. Ama sürücü hızlı be hocam. O kadar hızlı ki, low mid ve high hiçbiri birbirinin üstüne binmiyor. Hepsini ayrı ayrı duyuyorsun. İkinci özelliği bass. Standart halinde bass vurduğunda cup'lar kulağımda titriyor. Low frekanslara +5 +6 db verince tüm kulaklık kafamda zangır zangır titriyor. Kafama hoparlör bağlamış gibiyim. Bu durumda distortion olması beklenir. Ama olmuyor. Basslar da bozulmuyor, midlere de karışmıyor. Kulaklık bu kadar bass'ı verirken aynı anda mid ve high'ları hiç bozmadan vermeye devam edebiliyor. Bu halde müziği uzun süre dinlemek imkansız o bass'a yarım saatten fazla dayanılabileceğini düşünmüyorum. Ayrıca ses şiddeti çok fazla. Ben her kulaklığı en üst seste kullanırım ama bunu mümkün değil en üstte kullanmak aşırı fazla. Ayrıca hiçbir frekansta çatlama patlama yok. Tizlerde de yok, vokallerde de yok. Tek gereken EQ ile midleri biraz düşürüp azıcık high'ları artırmak. Yeterince detaylı bir sesi var. Sürücü hızından dolayı zaten ayrım çok iyi sesler birbirine binmiyor hiçbir zaman. "Hifi" kulaklık mıdır bass ve ayrım hariç belki değildir ama 400 liralık bu kulaklığın 1000-1500 seviyesindeki kulaklıkları ezdiğini de söylemem gerek

    h1005'ten sonra Alpha S'i kullandığımda resmen şarkılar yavaşlamış gibi hissettim. Sürücü yavaş ya yavaş 😀 Bu yüzden low'lar midlere midler highlara karışıyor biraz. Bass desen eh işte. Az ve son seste net değil. Bu arada bilmemne WHO sağlık sertifikası diye bir zıkkımı almak için kulaklığın sesini kısmışlar. daha doğru power limit vermişler. USB'den bağlayınca daha düşük ses ve çok daha kapalı bir ses veriyor. Muffled derler ya öyle. Alet EQ'ya bile tepki veremiyor. Gain veriyorsun gık yok. 3,5'tan anakarta takıyorum (S1220A SupremeFX ses çipi var) öyle bir durum yok. Ses aşırı yükseliyor, h1005 kadar oluyor(h1005'i 3,5'tan bağladığımda anakarttan o kadar ses şiddeti alamıyorum ama, h1005 32ohm alpha s 64ohm. Tam tersi olması gerekirdi garip) ses netleşiyor berraklaşıyor sürücü biraz hızlanıyor. Yani usb'den limitlemişler cihazı. Ama basslar h1005 gibi değil, yanına bile yaklaşamaz. Geri kalan kısımlarda da öyle aman aman bi fark yok. var tabi biraz sahne daha geniş enstrüman ayrımı biraz daha iyi tizleri biraz daha iyi ama sürücünün yavaş olması ve bassların iyi olmaması olayı bitiriyor. Gerçi oyunlarda iyi onun hakkını vereyim ama yine de iadeye gidecek

    Cooler Master mh752'ye gelince. Ses detayı olarak bunların arasında en iyisi. Vokal sesleri rüya gibi benim için. Ama sesi az. USB ile de 3,5 ile de. Ayrıca sanırım bana gelen ürün sorunluydu şimdi sizi o detaya boğmayayım ama şarkıların sakin kısımlarında bass güzel vururken şarkının uçuşa geçtiği yerlerde tamamen bozuk bir bass oluyordu. Sadece bass değil tüm frekanslar mahvoluyordu. %50 seste dinlerken sorun yoktu ama zaten max sesi yüksek değil yani kimse %50'de bişey dinlemez, %50'den sonraki ses bozukluğu da kabul edilemez. Bazı karmaşık şarkılar tamamen dinlenemeyecek haldeydi abartmıyorum. Ve bu flat EQ ile böyle yani oynanmamış halde. Çözüm ya %50 ses ya da 50-60hz frekanslarına -7-8 db vermekti. Eh öyle de kullanmanın anlamı yok ruhsuz bir ses. Bana gelen mi sorunluydu yoksa orjinal hali mi böyle bilmiyorum iade ettim. Ayrıca mikrofonunda cross talk problemi ve kablosunda hışırtı vardı. Ama ses detayı, sahnesi ve dinamik aralık olarak bunların arasında en iyisiydi onun hakkını vereyim. Ayrıca bundan daha rahat bir kulaklığın yer yüzünde olduğunu sanmıyorum. İddia ederim her türlü. Kafamda olduğunu unuttuğum oldu. Tebriği haketmişler bu konuda

    Şimdi ben bu kadar şeyi niye anlattım?(okuyan varsa hala 😀 ) Size uygun kulaklığı bulmanız lazım çünkü. Bu da çok lanet bir iş. 😀 Emin değilim ama benim denediğim şeylerden yola çıkarsak ben neodimyumların yavaş olduğunu düşünüyorum. H1005 gibi grafen + pet gibi çözümler veya karbon çözümler daha hızlı gibi. Elbette h1005'te çift sürücü olması da etkilidir(3 diyorlar aslında ama biri pasif sürücü 2'si aktif) Ayrıca padleri tutan kısım ile diyafram arasına silikon esnek ve oynar bir bağlantı yapmışlar. Kim akıl etti bunu bilemiyorum ama galiba bassların daha iyi hissedilmesini de bu sağlıyor. Bu kulaklığın da kötü yanı pad'leri ömrümde gördüğüm en rahatsız şeyler, mutlaka değişmesi lazım 😀 Bir de alalı 1 yıl oldu heralde artık biraz gacır gucur etmeye başladı takıp çıkarırken ama yani 400 liraya bu sesi alabildiğim için gıkımı çıkarmıyorum 🙂

    • Sinan Namur @sinannamur

      Yorumunuz için çok teşekkürler, dediğinizde kesinlikle haklısınız. Örneğin benim incelediğim bu kulaklığı çoğunlukla pop, alternatif gibi türler dinleyen biri kullansa pek de memnun kalmaz. Kulaklığın ses profili, iyi ve kötü olduğu alanlar gerçekten çok önem taşıyor alırken.

    • reducto @protego

      @sinannamur Ya aslında şöyle bi mağaza olsa tüm kulaklıkları bi deneyebilsek orda müthiş olacak 😀 Artık bazı şarkıların bazı yerlerinde kulaklıkların nasıl tepki verdiğini ve vermesi gerektiğini o kadar ezberledim ki nokta atışı olarak kulaklığın bana uygun olup olmadığını 5 dakika içinde anlayabilirim. Şu alttaki şarkı örneğin 40. saniyede başlayan bölümde bass, vokal ve arkada sentetik ses aynı anda giriyor. Bu kısımda mh752 ve alpha s mesela tüm seslerin birbirine karışmasına sebep oluyor vokal sesi hafif cızırtılı gibi geliyor. Biri 900 diğeri 1300 liralık kulaklık. Ama h1005'te böyle bir sorun yok tüm sesleri birbirinden tamamen ayrı tutmayı başarıyor. Bu mesela benim için bir kıstas ben bir kulaklıkta bu parçada bozuk vokal ses duyarsam ne yapayım öyle kulaklığı 🙂 Ama işte alıp tek tek denemek gerekiyor aletleri, kağıt üstünden baktığın bi halta yaramıyor 🙁

      https://youtu.be/bwmSjveL3Lc?t=39

    • Sinan Namur @sinannamur

      @protego Gerçekten keşke mümkün olsa bu, yurt dışında böyle deneyim merkezleri falan görmüştüm ama Türkiye için fazla niş fikirler bunlar, zaten toplasan kaç kişidr kim bilir bu tür ürünlerin müşterisi. Ama gerçekten gerekli böyle yerler, aslında denemeden almak büyük kumar. Ben çok şanslı çıktım, incelemelerden falan az çok bir şeyler alıp kullandığım üründen çok memnun kaldım ama tam tersinin olması da gayet mümkündü. Umarım bir gün diyelim 🙂

    • reducto @protego

      @sinannamur Param olsa alacağım kulaklık aslında Hyperx Orbit S, ki bu kulaklık esasen Audeze Mobius. Mobius'un üstüne hyperx logosu çakılmış 🙂 100mm sürücü var yani heralde müzik kulaklığının tepe noktası budur 😀 Orbit S 3000TL civarı satılıyor türkiye'de. Mobius ise 4500TL 😀 Orbit S almak çok mantıklı ama 3000 her halükarda beni aşıyor. Ama 100mm sürücüyü mutlaka bir gün denemek istiyorum

    • Sinan Namur @sinannamur

      @protego Herhale sınırsız param olsa https://eu.abyss-headphones.com/pages/abyss-ab-1266-phi-reference-headphone bunu alırdım, çok çok merak ediyorum nasıl bir şey olduğunu, şöyle birkaç bin dolarlık bir amfiyle de tamamlanınca mükemmel olur herhalde 🙂 Bir de Sennheiser'in bir modeli vardı yanlış hatırlamıyorsam 20 000 dolar mıydı neydi, o da merak ettiğim bir kulaklık çok. 100 mm kulaklık sürücüsü de çok ilginçmiş yalnız.

    • reducto @protego

      @sinannamur Ben yine hani insanların zar zor da olsa bi şekilde ulaşılabilecek modeller arasından baktım yani 5000 dolar 20.000 dolar falan nedir 😀 100mm sürücü bilmiyorum yani tamam her şey hacim değil ama mantıken 40-50mm sürücülü kulaklıkların alayını ezip geçmesi lazım

    • Sinan Namur @sinannamur

      @protego Yok ben sınırsız para deyince gerçekten sınırsız olduğunu düşündüm dfladsfj. 50 000 dolarmış zaten bahsettiğim sennheiser kulaklık, alan manyak var mıdır bilmiyorum ama milyarder olsam meraktan alırdım kesinlikle 🙂 Bildiğim kadarıyla sürücü boyutu esasen ses şiddetini etkiliyor, çok daha önemli birçok faktör var. https://earrockers.com/does-driver-size-matter-in-headphones/#:~:text=No%2C%20driver%20size%20in%20headphones,reviews%20to%20judge%20sound%20quality. Bu yazıda da benzer bir şey söylenmiş.

    • reducto @protego

      @sinannamur Bilemedim ya, ses şiddetini elbette etkiliyor ama ne bileyim yani şöyle düşünüyorum, 40-50mm sürücüler arasındaki fark çok az o yüzden pek yorum yapmak zor ama sen 10.000 dolarlık 8mm sürücülü kulak içi kulaklık da getirsen 200 dolarlık 50mm kulaküstünden daha iyi ses vermez. Elbette sürücü boyutundan daha önemli şeyler de var ama bi yerde tıkanıyor boyutu artırmadan daha doğrusu hacmi artırmadan kaliteyi artıramıyorsun. 30mm kulaküstü sürücüsü mesela getirelim en iyisini 50mm'nin en iyisiyle kapıştıralım sonuç belli baştan. Sürücü boyutu kesinlikle tek bakılması gereken veya öncelikli seçim kriteri olacak şey değil ama bazı şeyleri de gösteriyor yani

Umut Koçak paylaştı.

PNY 1 TB XLR8 CS3030 M2 SSD

Oyun oynadığım sistemde C diski olarak B450 anakartla kullanıyorum. Diskin yarısı dolu. Oyunları bu diskten çalıştırıyorum. Windows açılışı ve büyük dosyaları aktarımdayken de performansından memnunum. Ürünün kutusundan ekstra bir soğutucu parça çıkmıyor, üzerindeki etiketi soğutucu işlevi görüyor. Ürünü incehesap indirimlerinden 950 liraya almıştım.

Teknik Özellikler

Kapasite: 1 TB

Tür: PCIe 3.0 x4 / NVMe 1.3

Form: M.2 2280

Kontrolcü: Phison E12

Dram: LPDDR4

Nand: 3D

Memory: Toshiba 64L TLC

Hız: 3,500 MB/s - 3,000 MB/s

Tahmini Ömür: 1,665 TBW

MTBF: 2,000,000 Saat

Çalışma Sıcaklığı: 0°C ~ 70°C

Saklama Sıcaklığı: -40°C ~ 85°C

Ölçü ve Ağırlık: 22 x 80 x 4 mm - 6.6 gr

S.M.A.R.T ve TRIM desteği mevcut

Garanti: 5 YIL

 

Crystal DiskMark 1 GB testi

 

 

Crystal DiskMark 32 GB testi

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Umut Koçak paylaştı.

Huawei MateBook 14 2020 Kullanıcı Değerlendirmesi

Merhaba,

Öncelikle bu yazının inceleme değil de değerlendirme maksatlı yazıldığını baştan belirtmekte fayda görüyorum. İnceleme için internette bolca kaynak mevcut, TS videosu var misal: Huawei MateBook 14 2020 İncelemesi

Yine de yazının başında kolaylık olsun diye temel özelliklerini yazacağım:

İşlemci: AMD Ryzen 5 4600H

RAM: 16 GB DDR4, 2660 MHz (Çift kanal 2x8 gömülü), artırma imkânı yok

Disk: 512 GB (Western Digital SN730 NVMe SSD)

Ekran: 14 inç boyut, 3:2 oran, 2160x1440 çözünürlük, 60 Hz, IPS, parlak, dokunmatik yok

Grafik birimi: Dahili (AMD Radeon™ Graphics)

Kablosuz: Wi-Fi AC (Realtek 8822CE Wireless LAN 802.11ac), Bluetooth 5.0

Kasa: Büyük oranda metal, koyu gri

Klavye: Numerik tuşlar yok, parmak izi sensörü mevcut (güç tuşuna gömülü)

Portlar: 2 adet USB 3.2 GEN 1, 1 adet USB Type C (güç aktarımı mevcut), HDMI 2.0 (4K 60 Hz çıkış)

Ürünü madde madde ilerleyerek değerlendireceğim:

  • Ekran

Ekranı çözünürlük açısından çok iyi. boyutunu düşününce o çözünürlükte 100% ölçekte kullanmak birçok kişiyi yoracaktır tahminimce ama ben alışık olduğum için o ölçekte kullanıyorum. Eş zamanlı açıkken Excel, web tarayıcı, Visual Studio Code vs. pencereleri tek ekrana sığıyor benim kullanım senaryomda. Renkler çok iyi, yalnız ışık sızması mevcut. Onu göza alarak ve kabul ederek aldım. Beklediğim boyutta da çıkmadı. Fakat kesinlikle var. Benim monitörde sağ ve sol altlarda var. Özellikle sol alttaki belli oluyor. Ha rahatsız ediyor mu derseniz beni etmiyor. Zaten 21:9 LG monitörüm var, film dizi falan ondan izliyorum. Parlak kaplama olması biraz rahatsız edebiliyor ışıklı ortamda lâkin panel parlaklığı bayağı yüksek, daha önce de parlak kaplama panel kullanmış biri olarak, eş değer seviyede bi rahatsızlık yaşatmadı aynı ofis ortamında.

  • Performans

Benchmark vs. hiç bulaşmadım, internette gırla var zaten. Kendi senaryom üzerinden gideceğim yine. Benim için performansı bayağı bayağı iyi. YouTube'taki 8K 60 fps videoyu oynatıyor sorunsuz. Yazılımlar şak diye açılıyor. Tarayıcıdaki kasmalar vs. yok oldu gitti. Ha ama sınırları zorlayacak (render vb. gibi) işlere kalkışmadım henüz, o konuda ne desem yalan olur. CS: GO oynamayı denedim bir tek, onda da ayarları düşüğe alınca 60 fps üstünü sürekli veriyor. Panel zaten 60 Hz olduğu ve e-spor seviyesinde rekabetçi bi modda oynamadığım için bana yetiyor.

  • Isınma, Soğutma, Ses (fan)

Normal kullanımda kesinlikle ısınmıyor, onu baştan söyleyeyim. İşlemciyi zorlayınca fanı hafif çalışıyor, rahatsız edici gelmedi bana ama fanın çalıştığı da fark ediliyor. Yorucu işleri "uzun süreli" yaptırınca rahatsız edecek seviyede görmesem de ısındığını fark ediyorum. Oyuna girince keza ısınıyor aynı şekilde. Fan sesi biraz daha artıyor ama diğer senaryolara göre. Ha beni rahatsız etmedi o ayrı. Oyunda GPU 60-65 derecelerde seyir ediyor. Kasa metal, soğutma da çift fanlı olduğu için iş yükü ortadan kalktığı gibi soğuması yarım dakika bile sürmüyor.

  • Çevre Birimleri

Klayve arka aynınlatmalı (sadece beyaz ve 2 kademeli), numpad yok. Basış hissi çok iyi, hani über iyi diyecek kadar farklı klavye tecrübelerim yok ama bu iyi mi çok iyi. Onun dışında çok iyi başka özellikleri var: Mesela en çok hoşuma giden, "Fn" tuşu basılı tutma yerine "aç/kapa" şeklinde iki modlu çalışıyor ve üzerindeki ışık sayesinde mevcut modunu da görebiliyorsunuz. Misal eski/geleneksel "Fn" tuşlarında, onunla çalışan fonksiyon tuşlarını kullanmak için eş zamanlı hem "Fn" tuşuna hem de basacağınız tuşa basmanız gerekiyor. Bunda ona gerek kalmıyor, elinizi 10 cm açıp akrobasi yapmanıza gerek kalmıyor yani. Bir defa basıp aktif ediyorsunuz ve sonra üstteki basmak istediğiniz tuşa basıyorsunuz.

Bunun dışında mikrofon için bir tuş var ve o tuşta da ışık var. Kapatınca ışığı yanıyor. Bence muazzam ve ince düşünülmüş bir detay. Çok çok işime yaradığını söyleyebilirim. Kameraya değinmek istemiyorum. Ben kullanmadığım için dert etmedim lâkin özellikle iş/eğitim maksatlı kullanacakları üzer diye düşünüyorum konumundan dolayı (klavyeye gizlenmiş).

Güç tuşuna gömülü parmak izi okuyucusu var ki şahane bir şey. Saniye almıyor algılaması. Daha da bombasını söyleyeyim: Tahmin ettiğiniz gibi Windows açıldıktan sonra kilit ekranında kullanmıyorsunuz, daha ilk cihaza güç vermek için tuşa bastığınızda tanıyor ve ototmatik oturumu da açıyor. İlk başta buna ihtimal vermediğim için cihazın parolasını Windows kaldırıyor zannedip 2-3 defa pin oluşturmuştum. Onun dışında otorumu kitleyip kilit ekranındayken açmak isterseniz falan, diyorum ya şahane. Saniye bile almıyor açılması.

Touchpad'e gelirsek: O da iyi. Ne kadar iyi bilmiyorum, çok sık kullandığım bir çevre birimi değil. Ha bundaki işimi görecek kadar hassas, kolay, stabil ve hatasızdı. Ben sevmediğimden bir müddet sonra fareye geçtim ama.

Bunlar dışında, artık elektrik kaçağından mıdır topraklamadan mıdır; Kasaya adaptör takılıyken dokununca ve parmakları üzerinde kaydırınca garip bir his oluşuyor. sanki titriyormuş gibi. Yüzeyle falan alakalı bir şey değil, doğrudan elektrikle alakalı zira güç kablosunu çıkarınca ya da kasanın başka bir yerine elimin tamamıyla temas edince düzeliyor.

Kapağı açmak biraz zor, menteşeler biraz sert. Mac'lerdeki o tek elle kapağı açmak ve alttan kasanın alt kısmının yukarı kapakla beraber kalkmaması olayı bunda yok. Belki kullana kullana gevşedikçe olabilir ileride ama şu an zor. Bi elimle alt kasayı, bi elimle de üst kapağı tutup öyle açıyorum. Çok dert değil benim için ama dikkat eden çok insan oluyor diye belirteyim dedim.

Hoparlörler ses şiddeti olarak gayet iyi. Tizler iyi fakat baslarda bir boğulma var gibi. Sanki bas artınca seste veri kaybı oluyormuş gibi hissettiriyor. Yutuyor yani bazı sesleri. Biraz kısarak dinleyince nispeten düzeliyor. Ha çerezlik fim falan izlenir, kafa dağıtmak için müzik de dinlerim. Fakat azıcık ciddiyete bindireyim derseniz kulaklığa geçersiniz benim gibi muhtemelen. Günlük kullanımda (YouTube vs.) gayet iyi iş görüyor ama onu söyleyebilirim.

  • Batarya/Pil Ömrü

Hep güç adaptörüyle kullandığım için bu bölüme bir şey yazmamam daha hayırlı olur kimseyi yanıltmamak adına. İleride düzenleme yapıp eklerim belki.

Cihaza puanım 10 üzerinden 8.

2 puanı kırma sebebim: Işık sızması, USB 3.2 portların GEN 1 olması, yalnızca bir tane Type C port olması, RAM'lerın gömülü olması ve ek soket olmaması, kamera konumu.

Yazdıklarım dışında merak ettikleriniz, sormak istediğiniz sorular falan varsa yorumlarda belirtebilirsiniz.

Bu arada ürünü tavsiye eden @orcun'a (https://teknoseyir.com/durum/1411859#comment-5045431), HDMI çıkışın 4K 60 Hz destekleyip desteklemediğini deneyerek (https://teknoseyir.com/durum/1413459#comment-5051720) yardımcı olan @ahmeturan'a, fiyatı düşünce haber veren (https://teknoseyir.com/durum/1413293) @my_techno'ya teşekkürlerimi iletiyorum.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 10
Umut Koçak paylaştı.

Xbox Kablosuz Oyun Kumandası (Core 9. nesil, Series için tasarlanan controller)

PC de kullanmak için aldım.Hayatım boyunca ilk defa bir xbox ürünü aldım daha öncesinde ps4 kolunu kullanıyordum PC de fakat oyunların ve windowsun Xbox kolunu sorunsuz şekilde desteklediğini öğrenince kendime bir bayram hediyesi alayım dedim

Benim satın aldığım bu model ve beyaz renk. ilk olarak cihazı type c ile bağladım windows sorunsuz olarak tüm tuşları gördü ortadaki paylaşma tuşu hariç. Ardından cihazın pillerini takıp bluetooth ile bağlamaya çalıştım.

Pilleri takmaya çalışırken şu işaretleri göremediğim için pilleri ilk defasında yanlış taktım hatta kolda bir arıza var zannettim ama bu işaretleri görmem çok sürmedi

Ardından ortadaki xbox tuşuna batım tuşun etrafı yanıp sönmeye başladı fakat pc den bluetooth ile arama yapınca kolu bir türlü göremedim.1 2 saat internette nasıl bağlandığını aradım fakat bu gamepadin ismi  her yerde farklı farklı geçiyor o yüzden incelemenin başlığına ben de hepsini yazdım, core denilen web sitesi var sadece 9. nesil denen var series gamepad denen site var. Uğraşırken gamepadin yanlışlıkla şu alttaki fotoğrafta gördüğünüz tuşuna bastım ve bluetooth menüsünde cihaz görünür oldu tek tıklama ile de sorunsuzca bağlandı

Bunu daha çok inceleme gibi değil de rehber gibi yazmamın sebebi ilk defa bir xbox ürünü ile uğraştığım için baya acemilik çektim. Tecrübeli xbox kullanıcılarının bu incelemeye güldüğünü tahmin edebiliyorum

Gamepadin özelliklerine gelirsek Microsoft wireless protokolü, bluetooth ve arkasındaki type-c girişi ile bilgisayara, güncel android telefon ve tabletlere bağlanabiliyor. IOS desteği ise hala mevcut değil ama microsoft tüm dökümanlarında destekleneceğini vaadetmiş. Alt omuz tuşları ve stickler analog diğer tüm tuşlar ise dijital.
Gamepadin ön yüzü pürüssüz bir yüzeye sahip ama geriye kalan tüm yüzey pürüzlü tasarlanmış. Benim gibi elleri çok terliyen biriyseniz beyazını tavsiye etmiyorum çok kir tutuyor ve gösteriyor. Onun dışında benim acemiliklerim haricinde bir sorun ile karşılaşmadım tepki süresi gayet iyi. Dark souls 3 ve project wingman oyunlarında denedim bir gecikme ile karşılaşmadım benim gibi 1998 yılından beri playstation gamepadi kullanan birinin bile alışması çok uzun sürmüyor sadece analog stickler biraz küçük geldi o kadar.Pil ömrü için 40 saat demişler ama taktığım şarj edilebilir pilleri 5 saat oynadıktan sonra ölçümüme dayanarak 40 saati çıkartabileceğini düşünmüyorum.1 puanı da açıkçası kutudaki kullanım klavuzundan pcye nasıl bağlanabilir konusunda bir bilgi verilmemesinden ve analog sticklerin ufak olmasından dolayı kırıyorum. Ürünün microsoft sitesindeki adresini de aşağıya ekliyorum.
https://www.xbox.com/tr-TR/accessories/controllers/xbox-wireless-controller#

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Umut Koçak paylaştı.

Soundpeats Truecapsule 2 TWS Kulaklık İncelemesi

SOUNDPEATS TRUECAPSULE 2

  • Bluetooth Chip: QCC3020
  • Audio Codec: SBC, APTX
  • Teknolojileri: BT5.0, HSP, HFP, A2DP, AVRCP
  • Çekim Uzaklığı: 10m
  • Suya Dayanıklılık: IPX5
  • Batarya Kapasitesi: 600mAH (Kutu)
  • Batarya Kapasitesi: 55*2mAH(Kulaklıklar)
  • Şarj Süresi: 2 saat
  • Bekleme Süresi: 60 saat
  • Çalma Süresi: 40 saat

Soundpeats TrueCapsule2 Reklam Filmi

Kulaklığı bir süredir kullanmaktayım. Malzeme kalitesi iyi. Tarzını da beğeniyorum. Kutusu görece büyük, birazda kalın diyebilirim. Fakat pek sorun teşkil etmedi benim için. Daha önce TrueAir2 modelini deneyimleme fırsatım olmuştu. Kutusu daha ince daha küçüktü. Cepte kayboluyordu. Fakat o silikon olmayan tarzdaydı. Bir süre kullandıktan sonra kulağımı acıtıyordu. Bunda ise öyle bir sorun yaşamadım. Saatlerce kulağımda kaldı ciddi bir ağrı hissettirmedi. TrueAir2 ile arasında birde çip farkı var. Ondaki çip daha iyi. Ses yüksekliği olarak aralarında fark olduğunu söyleyebilirim. TrueAir2 modelinin ses yüksekliği daha fazlaydı bence. Yine de bu kulaklığın ses yüksekliği iyi seviyede. Daha önce Meizu EP52 ve Jabra Elite 25e kullanan birisi olarak onlardan çok daha iyi. Silikon pedli olmasının avantajıyla olsa gerek dış sesi tamamen kestiğini belirteyim. Bass performansını beğendim. Ses kalitesi gayet iyi hiç bozulma yaşanmıyor. Dip ses algılamadım.

Kulaklık başına 2 adet olmak üzere toplam 4 tane mikrofonu var. Qualcomm CVC Noise Cancellation teknolojisini barındırıyor. Telefon konuşmalarında TWS kulaklıktan beklemeyeceğim kadar başarılı. TrueAir2 modeli de böyle başarılıydı. Sesim gitmez az yüksek sesle konuşayım falan diye hissetmek zorunda kalmadım hiç. Gayet temiz ve net bir şekilde karşı tarafa iletiliyor.

Kulaklıkların bağlantı kalitesi iyi. Telefondan uzaklaştığımda araya 3-4 duvar girmesine rağmen sorun yaşamadım. Hele yakındayken hiç kopma vb. sorunlar yaşamadım. Daha önce Jabra Elite 25e kullanıyordum. Telefon cebimdeyken kopma sorunları yaşıyordum. Ayrıca TrueCapsule2'yi tek tek ya da ikili fark etmez istediğiniz gibi kullanabiliyorsunuz. Sağ sol fark etmez ikisi de tekli kullanılabiliyor.

Kulak içi algılayan sensörü var. Kulağıma taktığımda otomatik olarak ses başlatılıyor. Çıkardığımda ise otomatik olarak duruyor.

Dokunmatik kontrollü yapısı var. Farklı dokunma sayılarıyla kontroller ayarlanmış. Gayet kullanışlı.

Soundpeats TrueCapsule2 Videolu Kullanma Kılavuzu

Şarj süreleri gayet iyi düzeyde bence. Kutuya koymadan ortalama 5 saate kadar sürekli kullanabiliyorum. Kutuya koyduktan sonra şarj olma süresi 1.5 saat kadar. Kutusu 4 kere şarj edebiliyor. Kutunun kendisi 2 saatte tam şarj oluyor. Ayrıca tip c bağlantısı kullanılmış.

Kulaklığı #Aliexpress üzerinden satın aldım. 290₺ ücret ödedim. Vergisine ise 22₺ ödedim. Türkiye'de bu modelinin satışını bulamadım ama #TrueAir2 modeli #AmazonTR'de 530₺. TrueAir2 modeli Aliexpress'te bu üründen biraz daha ucuza satılıyor.

Soundpeats TrueCapsule2 Epey.com Sayfası

#Soundpeats #TrueCapsule2 #TWS #Kablosuz #Kulaklık #İnceleme

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Umut Koçak paylaştı.

Gamepower Ogre RGB Kırmızı Switch Mekanik Klavye İncelemesi

Gamepower Ogre RGB Mekanik Klavye

  • OUTEMU Kırmızı Switch (Mavi Switch versiyonu da var.)
  • 104 Tuş bulunuyor. Lazer basım karakterler (Silinmez)
  • Tuş başına 50 milyon basış ömrü
  • Anti-Ghosting
  • 1000Hz'e kadar yenileme hızı
  • Yazılım Desteği
  • Her tuşa özel aydınlatma
  • 16M Renk Paleti
  • 18 farklı efekt
  • Bilek Desteği

Temelde oyun oynarken kullanmayı hedef alarak klavye aramaya başlamıştım. Mekanik olmasında karar kıldım ve araştırmaya başladım. Karşıma bu klavye çıktı. 2 switch arasından kırmızı olan bana daha çok hitap ediyordu. Tuşa basımı, kullanımı hoş olsa da normal kullanım için tavsiye etmem. Sesli bir yapısı var haliyle. Öte yandan malzeme kalitesi iyi. Klavye alüminyum yüzeye sahip. Yanları da alüminyum, alt tarafı ise plastik. 1.5m örgü kablosu mevcut. Kalın ve sağlam. USB 2.0 bağlantı ucu var. Ayrıca parazit önleyicisi de bulunuyor. Klavyeden ayrı bir bilek desteği var. Mıknatıslı falan değil. Yumuşak, güçlü ve dayanıklı suni deri kaplama deniyor. Suni derisi ne kadar dayanıklıdır bilmem ama oldukça yumuşak, hissiyatı güzel ve gayet kullanışlı bir yapısı var. Mıknatıslı olmayışı bir sorun olmadı henüz.

RGB aydınlatması güzel. Fakat tuşlar üzerindeki sembollerin aydınlatması yok diyebiliriz. Orijinalinden gelen semboller yine az çok belli oluyor ama sonradan eklenmiş semboller ya da kısayollar hiç aydınlanmıyor.

Yazılımı basit sade bir tasarıma sahip. 18 efekt arasından klavye kısayolları ya da yazılım aracılığıyla geçiş yapabilirsiniz. Yazılım üzerinden her tuşa özel atama da yapabilirsiniz. 125Hz'den 1000Hz'e kadar yenileme hızı seçeneği mevcut. Makro desteği de var. 3 tane profil ayarını önceden yapıp daha sonra aralarında hızlıca geçiş yapabilirsiniz.

Yazılım klavye ile eş zamanlı olarak renkleri ve efektleri gösterebiliyor.

Oyunlara göre önceden tanımlı efektlerin yanı sıra siz de istediğiniz şekilde tuşlara renk ataması yapabilirsiniz.

Fiyat/Performans olarak başarılı bulduğum bir ürün oldu. Daha iyi bir seçenek olabilir tabi. Bu klavyeyi sorarsanız kesinlikle tavsiye ederim. Ben 1 ay önce 285₺ gibi bir fiyata aldım.

Dip Not: Piyasada bu klavyenin 2 tipi var. Daha doğrusu biri eski biri yeni denebilir gibi. Eskisinde Enter tuşu küçük, Türkçe karakterler sonradan basılmış. Birde sanırım kronik W tuşu sıkıntısı varmış. Ben almadan önce satıcıya sordum ve yeni versiyon olduğunu teyit edince sipariş geçmiştim.

#Gamepower #Ogre #RGB #Kırmızı #Red #Switch #Mekanik #Klavye

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Umut Koçak paylaştı.

MSI GE75 RAIDER / 10SF-286 Laptop İncelemesi

MSI GE75 RAIDER 10SX

Kutu Açılışı

İlk İzlenim

Forza Horizon 4 Açılış Süresi

GTA V Online Açılış Süresi

Kasa:
Ürün plastik kasa fakat malzeme kalitesi iyi. Ekran arkası kapak metal alaşımlı. Genel görünüm itibariyle ben beğeniyorum. Ekranın arka tarafındaki detaylar falan hoşuma gidiyor. Kenar çerçevelerin inceliği cidden iyi bir estetik katıyor. Kasa kalın ama eski oyun bilgisayarlarının yanında lafı bile olmaz. Estetik açıdan bu kalınlığı gözüme gelmiyor açıkçası. Soğutma anlamında gayet başarılı. USB girişlerinde led aydınlatma bulunuyor. Pek lüzum olmasa da olması hoş. Onun bile yazılımsal desteği ve farklı modları var. Tüm giriş çıkışlar sağ ve sol tarafa konumlandırılmış. Yeni bazı kasalarda arka tarafa alınan girişler var o kasaları da beğeniyorum ama bu tasarım da güzel.

Ekran:
Uzun yıllar boyunca masaüstünde 1440x900, laptopta 1366x768 çözünürlük kullanmış birisi olarak FHD ekrana geçmiş olmak bile çok etkileyici bir deneyim oldu. Ekran boyutunda ise 17.3" büyüklüğünde bir laptop almakta doğru karar vermişim dedim. Laptopun ekranı IPS Level diye geçiyor. IPS deneyimini tam olarak sunuyor. Yansıma sıkıntısı yok. Renk doygunluğu da gayet iyi. Ekran tazeleme hızı 240hz. Forza Horizon 4'e girmemle görüntü kalitesine hayran kalmam bir oldu. Oyunun görüntü kalitesi ekranın kalitesiyle birleşince çok beğendim.

Klavye:
SteelSeries klavyeye sahip. RGB aydınlatma mevcut ve her tuşa özel atama imkanı sunuyor. Klavye tuş derinliği iyi. Oldukça sessiz bir kullanıma da sahip. Hissiyatı falan hoşuma gitti. Klavye üzerinde tercih edilen yazı tipini de beğendim. Kasanın geniş olmasının verdiği imkanla numerik tuş takımı da bulunuyor.

Touchpad:
Kullandıkları malzemeyi beğendim, dokusu iyi kaydırma hissi falan güzel. Baya geniş tutmuşlar. Parmak kısayollarından bahsetmeye gerek yok sanki. Standart oldu zaten bu tarz şeyler.

Hoparlör:
"Giant Speakers 3W*2 + Subwoofer 3W *2" dynaudio ses sistemi bulunmakta. Benim şahit olduğum laptoplar içerisinde açık ara 1. sıraya koyarım kalitesiyle. Ses detayları vs. çok hoşuma gitti. Basslar konusunda illaki eksikleri var ama sunduğu da beni üzmedi. Ekstra hoparlör almaya ihtiyaç duymam mesela. Bir odyofil de değilim zaten. HiRes Audio desteği var. Ayrıca Nahimic 3 desteği ile geliyor. Çok beğendim bu Nahimic olayını da.

Kamera:
Kamera HD kalitede. Benim kullanımımda yeterli fakat ciddi bir işte yetmez haliyle. Günümüzdeki ihtiyaçları düşünürsek fazlasıyla yeter diye düşünüyorum. Nvidia'nın arka plan bulanıklaştırma ya da arka plana farklı görseller ekleme yazılımını denedim gayet iyi çalışıyor. Yayıncılara yetmese de toplantılar, görüşmeler vs. için iş görür vaziyette.

Mikrofon:
Günlük kullanımda gayet yeterli olacağını düşünüyorum. Ses kayıtları yaparak denemeler yaptım seste bozulma falan yok berrak bir kayıt mevcut. Yine Nvidia'nın yazılımıyla gürültü engelleme falan çok iyi oluyor zaten.

Depolama:
512GB NVMe SSD ile geliyor. Test sonuçlarını ekledim. Bu konuda yorumuma gerek yok diye düşünüyorum ama günümüzde hele ki oyun laptopu diye satılan bir bilgisayar için fazlasıyla yetersiz bir depolama. Ben 1TB NVMe SSD satın alıp, 1TB 2.5" HDD'de eski bir laptoptan sökerek bu bilgisayara ekleme yaptım. Böyle yeterli olacağını düşünüyorum kendim için.

Wifi:
Killer Wifi 6 AX ile geliyor. Kullanmaya başlamadan önce kendimi ethernet bağlantısıyla kullanmaya hazırlamıştım. Fakat deneyimleyince kabloyu bi kenara koydum, gerek yok dedim. Yazılımsal desteği ise çok iyi. Hatta oyun indirmeleri yaparken ya bi program bulsam da indirme sınırı koysam diyordum sonradan öğrendim ki yazılımsal olarak desteği varmış 🙂

Ram:
16GB 3200 Mhz DD4 ramler 8GBx2 şeklinde yerleştirilmiş. Lehimli değil. Günün birinde yetersiz gelebilir fakat bana uzun süre yeter diye düşünüyorum. Yetmediği yerde de değiştirme imkanımız var haliyle.

Pil:
Pilde kullanım deneyimim yok henüz. Edindiğim bilgilere göre 3-4 saat arası bir ömrü var pildeyken. Tabi bu oyun oynama süresi değil 🙂 Normal kullanımda bu değerlerde kaldığı söyleniyor.

İşlemci ve ekran kartı için yorum yapmama gerek yok diye düşünüyorum. Yine de bir test yapmıştım sonuçlarını ekledim.

Normal kullanımda fanlar çalışmadan tarayıcı da falan gezebiliyorsunuz. Ara ara çalışıyor sonra kısa sürede tekrar duruyor falan ama MSI Dragon Center'dan detaylı ayar yapabilirsiniz.

Yazılımsal olarak MSI desteğinin neler sunduğunu şuradan izleyebilirsiniz. Çoğu şeye benden daha güzel değinmişler zaten.

Technopat, MSI GE75 Raider İncelemesi

#MSI #Gaming #Laptop #Dizüstü #Bilgisayar #İnceleme #GE75Raider #10SF286 #Intel #10875H #Nvidia #RTX2070

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 14 / 27
Umut Koçak paylaştı.

Lenovo G27c-10 1080p 1ms VA 165hz Monitör İncelemesi

Öncelikle monitör ihtiyacım vardı ancak öyle artık 60 hz 75 hz vs istemiyordum. Çünkü 144 hz hatta 120 hz bir ekrana bakınca ve onu bilgisayardan kullanınca 60 hz 75 hz kasıyor takılıyor gibi geliyordu. Bunu da hiç denemeyenler farkedemiyorlar ama cidden bir yan yana denemek görmek lazım. Ve fark öyle böyle değil. Piyasayı araştırınca da en mantıklı kağıt üstünde bu model duruyordu. İşte va panel 165 hz birde curved olunca + amazon'da indirime girince aldım. Yaklaşık 1 aydır kullanıyorum. Kabaca inceleme + deneyimlerimi anlatacağım.

 

Monitörün kabaca teknik özellikleri şöyle;

-1920x1080 çözünürlük

-1500R kavis

-165 hz

-MPRT ile 1 ms

-350 nit parlaklık

-3000/1 kontrast

-Freesync premium destekli

-1*hdmi 2.0

-1* display port 1.2

-1* 3.5 mm ses çıkışı ( hdmi'dan gelen sesi 3.5mm ile iletmesi için )

Diğer bütün özelliklerine https://www.lenovo.com/tr/tr/monitors/g27c-10# buradan ulaşabilirsiniz.

Öncelikle ürün baya büyük bir kutuda geliyor. Bu iyi çünkü kutusu dayanıksız kötü olunca kırılma riski var. Kutu güzel, kutu içeriğinden hdmi 2.0 kablosu işte güç kablosu bunlar çıkıyor. Adaptörlü olması kimine göre daha iyi olabilir ama bence güç devresi içinde olması direkt prizden tek kablo gitmesi daha iyi. İçinden çıkan hdmi kabloyla da 165 hz görüntüyü alabiliyorsunuz. Ha ama ekran kartınız da hdmi 2.0 çıkış kesin olacak yoksa sıkıntı olur. Anakartınızdan apu vs onboard alacaksanız da anakartın üretici sitesinden modeline göre hdmi sürümüne mutlaka bakın. Çünkü bu konuda çok şikayet var. Adam almış monitörü taktım diyor 165 hz olmuyor. Halbuki sonra sorunca söylüyor ekran kartı 7 8 yıllık birşeymiş. E şimdi onun hdmi sürümü eskiyse cihaz ne yapsın ? almadan önce bunları kesin araştırmanız lazım.

 

Renkleri falan gayet hoş siyahları iyi, çünkü ips ekrana bakınca bunun muadili benzer fiyatlarda olan acer'a yönelmiştim onda mesela siyahlarda + siyah sahnelerde videolarda çok kötü görünüyordu.  Alt ve üst barlarda boşluklarda yani filmlerde dizilerde çok bariz belli oluyordu. VA panel almamın da en büyük sebebi budur. Ha tabi ki her VA böyle olacak veya her ips öyle olacak diye bir şart tabi ki yok.

 

Sağ sol üst ve alt açılardan görüntü pek bozulmuyor. Renklerde hafif soluklaşma oluyor ama öyle '' TN PANEL GİBİ NE YA BU '' durumu yok. Ha bir ips tabi ki değil. Ben monitörü tam karşıdan kullandığım için sorun etmedim.

 

Gece karanlıkta ve siyah ekranda parlaklıkta full açık ışık sızması böyle. Gözle tabi ki bu kadar görünmüyor ama curved ve va panel için oldukça güzel. Zaten film dizi vs izlerken alt üst barları da ips panel gibi görmüyorsunuz. Önemli olanda buydu benim için.

 

 

165hz'in etkisi tabi ki oyunlarda anında farkediyorsunuz. Hele fps değeri yüksek oyunlarsa daha iyi oluyor. Forza horizon 4 oynuyorum mesela bu oyunda bile farkedebiliyorum. Keza birkaç tane fps oyunu da denedim o keskinlik işte anında tepki vermesi çok iyi birşey. Oyunlarda özellikle bu yırtılma olayına çok gıcık oluyordum ve o yüzden çoğu oyunu vsync açık sabit 60 fps oynuyordum. Böyle olunca da haliyle ekran kartı daha performanslı olunca 90 100 120 fpsleri görse bile gücü yetse dahi yani e 60'a sabitleniyordu. Freesync bunu engelliyor vsync açmama gerek kalmıyor çünkü yırtılma efekti yok gibi birşey.

 

Ayakta ve en yüksek komunda masadan 15.5 cm'e yakın yükseliyor.

En düşükte 2.5 cm'e kadar ayak iniyor.

 

Bu monitörün bence en büyük fiziki artısı ayağının yukarı aşağı şekilde hareketli olması, ancak tabi ki pivot veya sağa sola dönüş imkanı yok, sadece yukarı ve aşağı fonksiyonu var.

Arkaya doğru monitör 22 derece kalkabiliyor. Öne doğru ise 5 derece inebiliyor.

 

Masanız benim gibi duvarın dibindeyse ve yer sıkıntınız biraz varsa ayağı ile duvardan 21 cm kadar öne geliyor. Almadan önce masanızı mutlaka ölçüp ona göre alın veya vesa bağlantısı var duvara monte de edebilirsiniz.

Şimdi bu curved 1500r olayına da değinelim. Merkez konumdan 21 cm ve en uç konumda ise 24 cm. Yani o curved etkisi beklediğiniz gibi değil. Ortadan yaklaşık köşeye kadar 3 cm sadece curved var o kadar. Çevrenizden saracak öyle oyunun içinde olacaksınız gibi bir etki için baya baya her halde ultrawide böyle 40 50 60 inçlik birşey lazım. Tabi biraz etkisi var ama o kadar çok değil. Ha tabi ki biraz daha bakışı merkezden kolaylaştırıyor ama öyle çok büyük bir etkisi yok.

 

Monitörü ben ortalama 40-50 cm aralığında kullanıyorum. İlk korkumsa ya 27 inç ekrana 1080p çözünürlük az gibi piksel saymayalım ? idi ama o da pek olmuyor. Tabi ki simgelerde kenarlarında tırtık vs oluyor ama yani o kadar abartılacak kadar '' BU NE LAN TÜPLÜ TELEVİZYON GİBİ YAAAA BÖYLE PİKSEL Mİ OLUR LAAAN '' gibi birşey yok. Öyle '' 27 İNÇ NE LA ÇOK BÖYÜKMÜŞ, İŞTE SAĞA SOLA BAKARKEN KAFANI ÇEVİRİYORSUN BOYUN TUTULUYOR '' gibi birşey de yok. Hiç kafa mı da çevirmiyorum bu arada gayet güzel mis gibi kullanıyorum. Belki 32 inç veya yukarısı için birşey diyemem ama 27 inç ve özellikle bu 40-50 cm aralığında takılacaksanız sıkıntı yok. 1080p yani kalender çözünürlüktür. Öyle çok donanımınızı yormaz zorlamaz. 2k gibi 4k gibi sistem düşmanı değildir. 2k monitör alacaksanız bunun muadili zaten 3 bin liralara yakın geziyor. ben bu monitörü ( nisan 2021 tarihi itibariyle )1755 liraya satın aldım öyle düşünün. Hani 2k'a geçeceksiniz eyvallah güzel daha iyi ama e donanım mı yeter ? şuan için oyunlarda öyle 2070 üstü falan takılmanız lazım ki 2k anca tatmin edebilsin. 2k çözünürlükte de 1080p oyun da güzel durmuyor açıkçası. Gene tabi şahsi tercihtir birşey diyemem ama bence 2k için hiç zorlanmayın derim.

 

Kabaca şekline şemal o şu bu değindim. 😀 Ama gelelim asıl olaya ? 165 hz ama nasıl 165 ? harbi 165 mi ? 1 ms demişler de MPRT diye hileyle hurdayla 1 ms imiş. E normali kaç ? meçhul.

Adem Helvacı @ademhelvaci abimiz sağolsun, onun sayesinde gaza gelip dedim ben monitörü açarım arkadaş. Ve açtım. Panelin kodunu öğrendim.

 

Tam model kodu görünüyor. LSM270hp09-t01 şimdi bu panelin özellikleri ne bakalım.

https://www.panelook.com/LSM270HP09_Samsung_27_CELL_overview_43027.html Panelook sitesinden bu özellikler zaten çıkıyor.

Lenovo'nun beyan ettiği gibi panel VA samsung üretimi ve 165 hz bunda bir sıkıntı yok. Ammaaaaaaaaaa Response Time 21 (Typ.)(G to G)

 

21 milisaniye grey to grey nedir arkadaş ? bunu da nasıl anladım ?

 

 

 

Videosunu çektim. Bakın siyahlardan açık yerlere geçişte gördüğünüz gibi böyle yıldız kayması efekti gibi bir efekt oluyor. Ben ilk başta bunu va panelin tipik özelliği sandım ama değilmiş. Hani tamam varmış ama bu kadar değilmiş. 21 milisaniye gecikme değeri mi olur arkadaş ? resmen bu kandırmaca. Tamam bunu noname etiket markası yapar anlarız, deriz ki ya zaten etiket firması kendi üretmiyor ki ? veya ürettirmiyor ki hazır barebone sisteme ekrana vs üstüne logo bastırıp alıyor hop satıyor.

Ama kardeşim bu lenovo, yapmaz dedik. Ama yapıyormuş. Tamam eyvallah panelden veya hz olayından çalmamış yazmış, neyse ama gecikme değerinde baya hile yapılmış. Birde 1 ms mprt diyor zaten orada anlamak lazım mprt ile 1 ms oluyorsa demek ki bunda bir iş var.

 

Neyse bunlar bir yana ben monitörden genel olarak memnunum muyum ? memnunum. Şu hile yüzünden de puanı kırıyorum. Onun harici almak isteyenler olursa önerebilirim.

 

 

 

 

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 14
Umut Koçak paylaştı.

(Kutu Açılışı ve İlk İzlenim) One by Wacom Grafik Tablet - CTL 672

#GrafikTablet #Wacom Arkadaşlar daha önce size danışmıştım çizim tabletleri ile ilgili: https://teknoseyir.com/durum/1407900 . Kararımı verdim ve One by Wacom Medium aldım. Ürünü yurtdışında ikamet ettiğim ülkede bir elektronik mağazısından 63 euroya aldım. Türkiye'de de benzer fiyatlara bulunabiliyor: https://www.trendyol.com/wacom/one-by-wacom-medium-grafik-tablet-ctl-672-n-p-4543328

Kutu içerisinden tabletin kendisi, 3 yedek uç ve kalem çıkıyor. Üründe herhangi bir pil bulunmuyor ne cihazın kendisinde ne de kaleminde. USB kablosu ile bilgisayara bağlar bağlamaz cihaz çalışıyor. Mac ve Windows için sitesinden kendi programını ve driver'ını çekebiliyorsunuz. Fakat buna ne kadar gerek var bilmiyorum. Çünkü ürün yorumlarında Linux Mint gibi resmi sürücüsünün olmadığı işletim sistemlerinde de çalıştığını belirten kullanıcılar olmuş.

Daha önce aynı markanın Intuous serisi modellerini düşünüyordum (https://www.wacom.com/en-us/products/pen-tablets/wacom-intuos):

Wacom Intuos S serisi kablolu versiyonu 70 euro civarı, bluetooth versiyonu 80 euro civarı. Fakat aktif yazım alanı çok küçük (15.2 x 9.5 cm). Eğer Medium versiyona geçiçek olursanız aktif yazım alanı 21.6 x 13.5 cm (yaklaşık A5 boyutlari) ve bir anda fiyat ikiye çıkıyor: Intuos M modeli 170 euro civarı. Aslında Intuos serisinin One serisinden temel iki farkı var. Birincisi bedavaya verilen lisans paketleri. İkincisi ise kalem basınç hassasiyetinin 2 katı hassas olması (Intuos serisi 4096 basınç noktası, one serisi 2048 basınç noktası). Fakat ben sadece tableti not almak ve pdf üzerinde çalışmak için alacaktım dolayısıyla One serisini tercih ettim, kalem hassaslığı ile ilgili bir beklentim yok. PDF üzerine not aldığım örnek ekran görüntüsünü resim olarak ekliyorum. Cihazın ilk izlenimi gerçekten güzel. Tuhaf bir şekilde sanki kağıda yazıyor hissi veriyor. Grafik tabletlerin bir kötü tarafı ekrana bakılarak yazılması gerektiği. Tabi biraz alışması zaman alacak gibi ama şimdiden ekrana bakarak yazmaya alıştım denilebilir. Hatta buna alışında mouse'u tamamen unutup, kalemi mouse gibi kullanan kullanıcılar da olmuş.

BeğenFavori PaylaşYorum yap