Meizu 16th Uzun Kullanım Değerlendirmesi

Neredeyse 1 senedir Meizu 16th kullanıyorum, son bir kez stoğa girecekmiş Ekim'de, bunun şerefine ufak bir uzun kullanım testi yazmak istedim, inceleme tarzında olmayacak, zaten TS'de incelemesi yapıldı. Uzun kullanımda neleri sevip neleri sevmedim onu söyleyeceğim artılar ve eksiler şeklinde. Sormak istediğiniz sorular varsa yorumlara yazabilirsiniz

+Çok hafif ve ince. Bu telefondan önce bu iki kriteri önemsemezdim ama şimdi anladım önemli olduğunu, eski telefonum Sony Z2'yi arada bir alıyorum elime çok ağır ve kaba geliyor. Annem Huawei Mate 20 Lite kullanıyor, o daha da ağır resmen yük taşıyormuş gibi.

+Telefonun içinde birçok şey dahili olarak geliyor. Arama engelleme, sms engelleme, ekran video kaydı, dosyalarınızı kasa diye birşeyin içine kilitleyip başkalarının görmesini engelleyebilme, donanım bilgilerini anlık izleme (MSI Afterburner gibi), üst barda download ve upload değerlerini anlık izleyebilme, yazılımların arkaplanda çalışmasını engelleme(Greenify ile aynı işi yapıyor kısaca) Bunların dahili olarak gelmesi çok iyi, hem telefona zibilyon tane izin isteyen yazılım kurmamış oluyorsunuz hem de tüm özellikler sorunsuz çalışıyor.

+Telefonun mavi rengi çok şık. Ben buradayım diyor resmen, öyle ergen işi cafcaflı bişey gibi düşünebilirsiniz ama değil, hoş bir premium hissi veriyor. Telefonun geri kalanı da çok şık zaten, çentik mentik yok incecik telefon. Çok kişi görüp sordu bu nedir diye

+Aletin hoparlörlerindeki(stereo) ses çıkış gücü ve kalitesi muazzam. İnanılmaz iyi. Kulaklık çıkışı da aynı. Sony Z2'de son ses bile az geliyordu. Avrupa'da ses yüksekliği kısıtlaması var, Sony bunu abartanlardan biri. Mp4 çalarlarında da aynı durum vardı. 16th'de en yüksek ses kulağımı acıtıyor ki daha önce hiç bir telefonda başıma gelmemişti. Kulaklık olarak Xiaomi hybrid pro hd kullanıyorum. Şöyle diyeyim, sanki başka bir kulaklık takmışım gibi oldu Sony'den 16th'ye geçince. İnanılmaz iyi. Sadece ses modları konusunda biraz daha geliştirilmesi lazım. Equalizer'ı tam istediğim gibi ayarlayamadım, tizler fazla geliyor, tizi azalttığımda ses boğuklaşıyor bir türlü dengeyi kuramadım ama bu benim beceriksizliğim de olabilir 🙂

+3,5 kulaklık jack'ı yerinde duruyor. Demek ki telefonun incelmesini jack'ın kaldırılmasına bağlayanlara güvenmiyormuşuz.

+Flyme arayüzü çok güzel. Aynı anda hem sade hem çok kullanışlı şeyler var. Güzel yapmışlar. Arayüze diyebileceğim kötü bir şey yok. Kasması yok donması yok yağ gibi akıyor sorunsuz.

+GPS'i baya iyi çalışıyor, Wifi çekim alanı Sony Z2'den çok daha iyi. Şebeke çekimi de biraz daha iyi

+Klasik Android tuşları kaldırıp jestlerle telefonu kontrol edebiliyorsunuz. Telefonu aldığım günden beri böyle kullanıyorum, hiçbir sorun yok kontrolde, tuşlar gittiği için ekran alanı da büyüyor. Çok sevdim bu özelliği.

+Şarj olması gerçekten hızlı, süresini hiç ölçmedim ama hızlı 😀 Sadece 3 defa niyeyse telefonu usb'den bilgisayara bağlamışım gibi tepki verip yavaş şarj etti. Niye olduğunu anlamadım ama neredeyse 1 yılda 3 defa olduğu için sorun edilecek bir şey değil.

*****Pil. Bunu - olarak mı yazsam + olarak mı bilemedim. 3000mah bir pile göre çok iyi. Bu net şekilde ortada. Ama yeterli mi? Bilemedim. Bende 2 günü çıkartıyor. Çok yoğun kullanırsam 1 gün. Ama hiç eve gidene kadar pilin bittiği olmadı. Tek diyebileceğim, durduğu yerde Sony Z2'den daha fazla pil harcıyor. Çok değil, alım kararını etkilemez, ama Sony'den fazla. Ki Sony Z2'yi gece şarjdan %100 halde çıkarıp sabah yine %99 bulmuşluğum olmuştu ilk aldığım zamanlar. Sony belki de fazla iyi bir örnek karşılaştırmak için bilemiyorum. Bulunduğum odadan telefonun düzgün çekmemesi de pili etkiliyordur. Bazen sinyal komple gidiyor, evin arkası orman benim oda da ormana bakıyor 🙂 Pilin 3000mah olması telefonun bu kadar ince ve hafif olmasını sağladığı için buna bir eksi diyemiyorum. Zaten 3000mah'e göre iyi iş çıkartıyor. 4000mah bataryaya alıştıysanız yetersiz bulabilirsiniz belki ama onun dışında kimsenin dert edineceğini sanmıyorum.

***** Güncelleme meselesi. Evet Meizu'lara genelde Android güncellemesi gelmez ama flyme güncellemesiyle Android'e gelen yeni özellikleri veriyorlar. O yüzden ben şahsen çok takmıyorum. Yukarıda telefonun içinde dahili olarak geldiğini söylediğim özelliklerin çoğu diğer markalarda yok. Her şey Android güncellemesi değil demek istiyorum. Telefonu bir şekilde güncel tutuyorlarsa yeni özellikler getiriyorlarsa gerisi benim için önemli değil. Tabi yine de sizin bileceğiniz iş.

Şimdi gelelim eksilere;

-Telefonu çift tıklama ile uyandırma var ancak çift tıkla kilitleme yok. Ana ekrana simge ekleyebiliyorsunuz ekranı kapatmak için ama çift tıkla kapatma daha iyi olurdu. Çoğu telefonda bu özellik zaten yok sanırım ama Sony Z2'de vardı.

-Bu telefon ekrandan parmak izi okuyan ilk cihazlardan. Ama okumasından hiç memnun değilim. Bazen çok hızlı, bazen inatla okumuyor. İnsanların yanında ekrandan açmaya çalışıp rezil olabiliyorsunuz 😀 Yüz tanımada bir sorun yok o da kullanılabilir ama parmak izinin böyle olmaması lazımdı. Yeni gelecek Flyme güncellemesi ile düzelir belki, düzelirse yazarım tekrar. Parlak güneş ışığı altında çok dikkatli bakarsanız parmak izi okuyucu ekranın altında görülebiliyor evet. Ama ben bunu internette okuyana kadar hiç farketmemiştim. Kesinlikle kafaya takılacak bir şey değil. Özellikle bakmazsanız görmezsiniz.

-Telefonun kılıfıdır bilmemnesidir bulmak kolay değil. Daha doğrusu kalitelisini bulmak kolay değil. Ben hala telefonun kutusundan çıkan şeffaf plastik arkakapağı kullanıyorum. Aslında oldukça ince ve iyi bir şey koymuşlar ama niyeyse kutudan çizik içinde çıktı anlamadım olayı nedir.

-Telefonun klavyesini hiç beğenmedim. Güncelleme geldi GPS izni falan istedi geçen gün. Touchpal diye bir şey. Sistem yazılımı belirlemişler kaldırılmıyor da. Yazım hızıma yetişemiyor klavye. Sezgiselliği sıfır tahminleri çok başarısız. GPS izni vermeyince devredışı kaldı, Meizu'nun kendi dandik bir klavyesi geldi yerine, Türkçe yazım seçeneği yok. Sony'nin Xpreia klavyesinden çok memnundum onu yükleyeyim dedim yüklenmedi.

-Şarj aletinin beyaz olması

-Sony'de dahili telesekreter vardı bunda yok, varsa da ben bulamadım şimdiye kadar 😀

-Bildirim ışığı tek renk. Can sıkıcı

Sonuç olarak F/P olarak en iyi ürünlerden biri, eksiler içinde sizin için bir "kırmızı çizgi" yoksa gönül rahatlığıyla alabilirsiniz

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 13 / 20

The Divison 2

Division 2'yi yaklaşık 40 saat kadar oynadım, ufak bir değerlendirme yazmak istedim, oyunu almayı düşünenlere bir fikir verebilir, almak aklında olmayanlar da almak isteyebilir 🙂 Ama öncelikle ilk oyunu yaklaşık 100 saat kadar oynadığımı ve sonrasında bıraktığımı belirtmeliyim. Yani Division fanı sayılmam. Almak aklımda bile yoktu, alpha ve betayı oynayana kadar. İlk oyuna göre neler değişmiş, ne farklılıklar var onları da anlatacağım, söylemeliyim ki ilk oyunla çok farklı bir yapıya sahip, sadece video izleyerek "ilk oyunun aynısı" diyenleri ciddiye almayın.

İlk oyunu arkadaşlarla 100 saat oynadığımızda herşeyi bitirmiştik. Çok zevkliydi ancak başka yapacak birşey yoktu. PVE içeriği bitmişti, PVP yapılacak Dark Zone kalmıştı ancak çok kendini tekrar ediyordu. O yüzden bıraktık. Aradan 2 yıl kadar geçtiğinde Ubisoft oyunu olması gereken hale getirmiş, çok kişiden duyduk bunu ve tekrar denedik. Oyun ilk halinin 5 katı içeriğe sahipti fakat uzun süre oynamadığımızdan adapte olamadık, herkes çok güçlenmişti ve ne yapacağımızı da bilmiyorduk, sonuç olarak orada bıraktık. Şimdi gelelim ikinci oyuna:

Division 2 ilk bakışta aynı oyun gibi görünebilir, ancak alakası yok. Ubisoft ilk oyunun en iyi olduğu halini almış(çıktıktan 2 yıl sonraki hali), kötü kısımları değiştirmiş ve üstüne yeni mekanikler eklemiş. Oyun bildiğiniz üzere looter shooter. Yani loot yap, ekipmanlarını geliştir, düşmanları vur üzerine kurulu. Ancak ilk oyundakinin aksine bu sefer tamamen geliştiğinizi hissediyorsunuz. Sürekli görev ve loot yaparak geliştirdiğiniz ekipmanınız, yeni bulduğunuz silah ve zırhlar, bunlara eklediğiniz eklentiler ve modlar, silah ve zırhları rekalibre etmek, yeni açtığınız skiller, skillere eklediğiniz modlar, geliştirdiğiniz perkler, ve ilk oyunda olmayan, 30 level'dan sonra açılan specialization'lar (sınıflar, sınıf seçimi tamamen size kalmış, şu an için 3 sınıf var ve istediğinizden başlayıp sıkılırsanız diğerine geçebilirsiniz.) adım adım size güçlendiğinizi hissettiriyor. Bu da sizin oyundan sıkılmamanızı garanti altına alan şey. Yeni görev çeşitleri, perk puanı toplamak için SHD Tech ararken size ufak bulmacalar çözdürtmesi, gerçek anlamda yaşayan dünya... Evet bu oyunun dünyası gerçekten yaşıyor, yolda giderken hem faction'lar arası çatışmalara hem de dostlarınızla faction'lar arasındaki çatışmalara denk gelebiliyorsunuz. Yolda giderken düşman kontrol noktasını basmaya giden müttefiklerinize rastlayıp onlarla kontrol noktasına koşturup o noktayı ele geçirebiliyorsunuz. Harita devamlı olarak bir hareket içinde, bölgeler bir elden diğerine geçip duruyor, düşmanı haritadan tamamen temizlemek için yapmanız gereken baskın görevleri var, bunları yapmadığınız zaman örneğin düşman sizin güvenli yerleşkelerinizden birine giden yolları kesip ablukaya alabiliyor. Yerleşkeye gitmek için önce ablukayı temizlemeniz gerekiyor.

Oyunda çeşit çeşit silah, çeşit çeşit zırh parçaları, onlarca farklı skill yeteneği var. Ortalıktan topladığınız silah ve zırhları kullanabilir, görev yaptıkça kendi ekipmanlarınızı üretebilir, ekipmanlarınızın sevmediğiniz özelliklerini değiştirebilir, silahların şarjöründen namlusuna herşeyini değiştirebilir, hem silahları hem zırhları modlayarak yeni özellikler kazandırabilir, sınıfınızın perklerini geliştirebilir, skillerinize bile mod ekleyebilirsiniz. Kısaca oyunda yapılacak güçlendirmeler bitmiyor 😀 Tabi düşmanlar da zamanla size farklı farklı güçlendirmelerle geliyorlar 🙂

Düşmanlardan bahsetmişken yapay zekanın ilk oyuna göre oldukça zorladığını söylemeliyim. Sizin etrafınızı sarmaya çalışıyorlar ve yararlanabilecekleri her türlü stratejiden yararlanıyorlar. Siper aldığınız yerde duran patlayıcılara ateş ediyorlar, sakin sakin dururlarken aynı anda üstünüze yardırabiliyorlar. Özellikle 30 level olup World Tier'lar açıldıktan sonra oyunun zorlaştığını çok net hissediyorsunuz. Drone ve robotlarla gelmeye başlıyorlar. Solo oynayanlar için çok zorlu olabilir. Oyun aslında co-op oynanmak için yapılmış. Arkadaşlarınızla oynamanız gerek. Ama hiç arkadaşınız yoksa görevlerdeki matchmaking sistemi çok rahat bir sistem ve çok hızlı. Ama tekrar belirteyim solo oynanmaz bu oyun. Dark Zone'da 4 kişi takılanlara karşı zaten solo olarak şansınız yok. Ama bir clan'a girip onlarla da takılabilirsiniz. Ben solo oynamayı seviyorum diyenlerin oyunu bu oyun değil.

Oyunda bir senaryo var, ister takip edersiniz ister etmezsiniz. Ubisoft'un öyle "mükemmel senaryom var" dediği hiç olmadı, hatta senaryoyu hiç konuşmadılar bile, ama yine de fena olmayan bir senaryo işleniyor. Senaryonun detaylarını öğrenmek isterseniz toplanabilr ses kayıtları ve olay kayıtlarını toplamanız gerekiyor. Bunlardan çok şey öğreniyorsunuz, ki bazıları yuh dedirtebilecek şeyler, ama tabi bunları önemsemezseniz de bir cezası yok.

Dark Zone'lar ise bu oyunda ikiye ayrılmış. İlk dark zone'da herkesin seviyesi eşitleniyor ve denk bir şekilde pvp yapabiliyorsunuz. Diğer dark zone'a ise kendi gear seviyelerinizle giriyorsunuz. Ubisoft bu şekilde herkesi memnun etmenin yolunu bulmuş diyebilirim.

Grafikler şaheser. Bu kadar detaylı ve bu kadar özenilerek uğraşılmış başka bir oyun yoktur sanırım. Şehir detayları aşırı fazla. Her yerde alabildiğince obje dolu ve hemen herşeyle etkileşime girilebiliyor. Fizik motoru inanılmaz, gönül rahatlığıyla iddia edebilirim ki bugüne kadarki en gelişmiş fizik motoru bu oyunda (Belki R6 rakip olabilir). Bir köşeyi dönüyorsunuz, bir köpek sizden korkup kaçıyor ve koşarken kutulara çöplere çarpıp onları sağa sola fırlatarak gidiyor. Bir görevi yaparken mekanda kasa kasa sebze meyve olduğunu farkediyorsunuz ve ateş ettiğinizde etrafa saçılıyorlar. Ki her oyunda bunlar yapıştırmadır. Fizik motoru inanılmaz işler çıkartıyor. Bu grafikleri bu fizikleri nasıl bu optimizasyonla yapabilmişler hayret etmemek elde değil.

Oyunun hiç mi kötü kısmı yok? Ufak tefek bir iki bug'ını gördüm, hiçbiri oyunu etkileyecek şeyler değil. Beni tek sıkıntıya sokan şey bazen GPS'in sapıtması oldu. Bunun dışında ciddi bir sorunla karşılaşmadım. Bir kez duvarın içinden geçebilidim falan. Memory leak var oyunda, Ubisoft üstünde çalıştığını söyledi. Ben kendi adıma 4-5 saat kesintisiz oynadıktan sonra memory leak'in kendini hissettirdiğini gördüm. 30 level olup ana görevleri bitirdiğinizde world tier 1 evresi açılıyor, siz geliştikçe harita da sizinle gelişiyor(world tier 4'e kadar) Ama bu sadece düşmanların armorlarının artması şeklinde değil, Black Tusk faction'ı geliyor ve hem size hem diğer faction'lara kök söktürüyor, helikopter ve quadcopter'lerle geliyorlar 😀 Yine de level sisteminden gear sistemine geçip world tier 1'a geçtiğinizde harita karışıyor ve daha önce yaptığınız bazı görevleri tekrar yapmanız gerekiyor. Birebir aynı görevi yapmıyorsunuz, bazı kısımları yeni duruma göre değiştirilmiş oluyor, mekan dizaynı değişikliğe uğramış oluyor ama temel olarak aynı mekanlar. Buna rağmen ben sıkılmadım, ki aynı şeyleri yapmaktan inanılmaz sıkılan biri olarak ben sıkılmadıysam kimse sıkılmaz sanırım 🙂 Çünkü bölüm tasarımları çok güzel ve üzerinde çok düşünülmüş.

Oyunda mikro ödemeler var, sadece kozmetik. Kozmetik dışında gerçek parayla birşey satılmıyor. Yani para veren sizin önünüze geçemiyor. R6'dan beri Ubisoft bu strateji izliyor. Zaten daha önce oyun yapısını etkileyecek mikro ödemelerin gelmeyeceğini söylemişlerdi, bu konuda endişe etmenize gerek yok.

Sonuç olarak eğer bir arkadaş grubunuz varsa bu oyunu alın. Şu an çok pahalı biliyorum. Ben de zaten ekran kartı kampanyasıyla aldım. İnternetten daha ucuza bulunabiliyor, 240 lira civarına gördüğümü hatırlıyorum. Eğer bütçeniz varsa, uzun süre sizi götürecek bir oyun arıyorsanız, arkadaş grubunuz varsa ve looter shooter'dan hoşlanıyorsanız bu oyun sizin oyununuz.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 10
protego paylaştı.

13 Reasons Why 1. Sezon İncelemesi

(Durumu deneme amaçlı incelemeye dönüştür, geri alınamıyor sitede şu anda. İnceleme değildir, görüş bildirir.)

 

13 Reasons Why dizisini izledim, bitirdim. Düşüncelerimi aktarmak istiyorum. Çok az spoiler içerebilir.

Şu ana kadar komedi türünün dışında dizi izlemeyen birisi olarak az bölüm sayısı ilgimi çekti. Tabii Facebook'ta gördüğüm yüzlerce reklam da yavaş yavaş tohum ekmiş oldu.

İlk bölümü 15 dakika izleyip 2 saat sonra devam ettim. Daha sonra ilk bölümden aldığım gaz ile bir hafta içinde tüm bölümleri izledim. Bu benim için çok büyük bir olay, çünkü aylardır klibini beklediğim bir sanatçının 3-4 dakikalık videosundan bile keyif almama rağmen sıkılıyorum.

Hikayesinden çok bana yaşattıklarına değinmek istiyorum. Çünkü ben bu yazıyı yazarken 4 gün önce bitirmiştim ve hala etkisindeyim. Ara ara açıp aklımdan çıkmayan sahneleri izliyorum. Aynı acıları yaşıyorum.

Hannah'ya yapılanlara gerçek olmamasına rağmen gerçekten üzüldüm. Her kasette sanki ben onun arkadaşıyım, ona yardım etmek istiyorum ama edemiyorum, olanları uzaktan izliyorum gibi hissettim. Son sahnede de ne olacağını bilsem bile sahnedeki ölüm sessizliği beni biraz daha etkiledi. Ulan birşey olsun, vazgeçsin, birisi girsin eve dedim kendi kendime.

Dizideki kötü karakterler bile oldukça gerçekçi. Dizinin genelikle bu karakterlerin aile yaşamlarına da değinildiği ve yaşım da onlara yakın olduğundan arkadaşlarım gibi hissettim. (Kötü arkadaşlar) Biterken okullar tatile giriyormuş gibi oldum. 🙂

Herkese tavsiye edemeyeceğim bir dizi çünkü gerçekten uygunsuz sahneler var. Ama herkese izletmek, o karakterlerin ne yaşadığına şahit olmasını da istiyorum bir yandan. Kitabını alıp okuyacağım. Dizide kitabın tamamını anlatmışlar. 2. sezonda olabilecekler ile ilgili birkaç fikrim var ama ne olursa olsun ilk sezon gibi etkileyici olamaz bence. 2. sezonu yine de heyecanla bekliyorum.
Okuduğunuz için teşekkür ederim.
#13ReasonsWhy #Dizi

BeğenFavori PaylaşYorum yap
protego paylaştı.

Mekanik Klavye Switch Rehberi - Cherry MX ve Razer Switch Özellikleri - Hangi Switch Daha İyi?

Mekanik Klavye Switchleri – Hangi Switch Daha İyi?

İnceleme Videosu: https://www.youtube.com/watch?v=ry-3OaFih5U

Mekanik klavyeler hakkında anlatılacak yazılacak çok şey var. Benim amacım en popüler olan switchlere göz atmak olacak yoksa 6 taneden çok fazla klavye switchi mevcut. O zaman başlayalım.

Bir mekanik klavyeyi tanımlayan en büyük farkı her tuşa ait bir anahtarının yani switchin bulunmasıdır ve bu tuşların her birinde bulunan mekanizmada bir taban (Keycap), bir yay ve birde sap vardır. Sapın şekline bağlı olarak, bu tür klavyelerin çeşitli harekete geçirme ve hareket mesafeleri vardır.

Herhangi bir anahtarın (Switch) davranışı üç kategoriye ayrılabilir:

Doğrusal (Linear):  Tuşun hareketi tutarlı ve sorunsuzdur.

Dokunsal (Tactile): Genellikle harekete geçirme noktasında, seyahatin (Travel) ortasında darbe (Bump) hissedilir.

Tıklanabilir (Clicky): Darbe hissedildiği zaman seyahatin (Travel) ortasında keskin bir "tık" sesi duyulur.

Seçtiğiniz anahtar türü ne olursa olsun, mekanik klavyeler PC oyunları oynamak için çok uygundur çünkü bastığınızda hatasız geribildirim sunar. Bununla birlikte, mekanik klavyelerin eğlenceli bir parçası, ihtiyaçlarınıza en uygun olanı almanız gerekiyor ve bunun için, anahtarlara (Switch) sizin için göz atacağım.

Dokunsal ve Klik türünde ki switchlerde her tıklama esnasında bir onay alırsınız ve geri bildirim veya aktivasyon noktasında geldiğinde çarpışma hissi verir. Kullanıcılar sonuna kadar basmadan belli bir nokta da tuş aktive olduğu için daha hızlı yazmaya uygundur. Gerçek zamanlı strateji yani RTS oyuncuları için uygun olabilir. Yazı yazmaya daha uygun olsa da oyun oynayanlarda tercih edebilirler ama bana göre ilk tercihleri bu tarz klavyeler olmasın.

FPS (First Person Shooter) gibi daha hızlı tempolu oyun türlerine girdiyseniz, doğrusal switchler size bir avantaj sağlayabilir. Memran klavyelerdeki gibi sıkıştırılacak bir kubbe (dome) veya Dokunsal ve Klik türü anahtarlarda ki gibi darbe tıklaması olmadığı için, tuştakımıza hızlı basabilir ve daha hızlı olabilirsiniz.

Mekanik klavyeler aynı zamanda “Rubber Dome” tür klavyelere göre çok daha dayanıklıdır. Örneğin, Cherry MX anahtarları anahtar türüne bağlı olarak 20-50 milyon tuş vuruşu ömrü vardır. “Rubber Dome” klavyeleri ise 5 milyona yakın.

Cherry MX

İlk kez 1983'te piyasaya sürülen Cherry MX anahtar ailesi tartışmasız şimdiye kadar yapılmış en başarılı klavye anahtarlarından biridir. Serideki her anahtar tipi, özelliklerini yansıtacak şekilde ayrı bir renkle işaretlenmiştir.

Cherry MX Red

Davranış: Doğrusal

Hissiyat: Hafif, Yumuşak

Hareket Kuvveti: 45g

Harekete Geçirme Noktası: 2mm

Toplam Yolculuk Mesafesi: 4mm

Ses Seviyesi: Sessiz

Ömrü: Anahtar başına 50 milyon tuş vuruşu

Kuvvet Eğrisi:

Öneri - Tavsiyeler: Minimum dirençle hızlı hareket arayan oyuncular için önerebilirim. Tuşun orta kısmında darbe hissiyatı olmaması oyunlar için önemli. Ancak bu nedenden dolayı Cherry MX Red, dokunsal geri bildirimden yoksun olduğu için yazı yazanlar için ideal olmayabilir.

Cherry MX Black

Davranış: Doğrusal

Hissiyat: Ağır

Hareket Kuvveti: 60g

Harekete Geçirme Noktası: 2mm

Toplam Yolculuk Mesafesi: 4mm

Ses Seviyesi: Sessiz

Ömrü: Anahtar başına 50 milyon tuş vuruşu

Kuvvet Eğrisi:

Öneri - Tavsiyeler: Daha hızlı tempolu oyunlarda özellikle FTP oyuncuları için. Basım için gerekli olan kuvveti hazla olduğu için yazı yazmaya en az uygun anahtar türüdür.

Cherry MX Blue

Davranış: Tıklama

Hissiyat: Ağır

Hareket Kuvveti: 50g – Zirve Gücü: 60g

Harekete Geçirme Noktası: 2.2mm

Toplam Yolculuk Mesafesi: 4mm

Ses Seviyesi: Yüksek Sesli

Ömrü: Anahtar başına 50 milyon tuş vuruşu

Kuvvet Eğrisi:

Öneri - Tavsiyeler: Öncelikle yazı yazanlar için. Yazarlar, Editörler, Gazateciler vb. için çok uygun. Cherry MX Blue, çalışma noktanın ötesine bastığında farklı bir "tık" sesi verir, bu da Cherry MX ailesindeki en yüksek düğmeyi oluşturuyor. Cherry MX Blue'nın ayrık sürgülü yapısı da tüm Cherry MX anahtarlarından en yüksek dokunmatik geribildirimine sahiptir.

Cherry MX Brown

Davranış: Dokunsal

Hissiyat: Orta

Hareket Kuvveti: 45g - Zirve Gücü: 55g

Harekete Geçirme Noktası: 2mm

Toplam Yolculuk Mesafesi: 4mm

Ses Seviyesi: Sessiz

Ömrü: Anahtar başına 50 milyon tuş vuruşu

Kuvvet Eğrisi:

Öneri - Tavsiyeler: Yazı yazmaya ve oyun oynamaya uygun. Cherry MX Brown, en iyi "orta halli" anahtar olarak yaygın olarak kabul edilmektedir.

Razer

Oyuncu ekipmanı ararken Razer ürünlerine rastlamadan oyuncu ekipmanına alışverişi yapmanız neredeyse imkansız. 2014 yılında Razer, Razer mekanik anahtarlarını geliştirmek için Kaihua Firmasıyla işbirliği yaparak Razer BlackWidow mekanik klavyelerini geliştirdi. Bu birlikteliğin sonucunda Razer, kendine özgü switchlerini ve kendi üretim hatlarını geliştirdi; bunları üreten birden fazla üretici, Kaihua, Greetech ve muhtemelen farklı firmalar daha. Razer Green, Razer Orange ve Razer Yellow türünde anahtarlara sahipler.

Razer Green

Davranış: Tıklama

Hissiyat: Ağır

Hareket Kuvveti: 50g - Zirve Gücü: 55g

Harekete Geçirme Noktası: 1.9mm

Toplam Yolculuk Mesafesi: 4mm

Ses Seviyesi: Yüksek Sesli

Ömrü: Anahtar başına 60 milyon tuş vuruşu

Kuvvet Eğrisi:

Öneri - Tavsiyeler: Öncelikle yazı işleri ve oyun. Aktive etme noktası Cherry MX Blue ve Kailh Blue’dan daha yüksektir. Bunun dışında, davranışları Cherry MX Blue ve Kailh Blue ile neredeyse aynı. Razer, normalde 0.7mm olan harekete geçme ve sıfırlama noktaları arasındaki mesafeyi 0.4 mm'ye kısaltan gecikmeyi başardığını iddia ediyor.

Razer Turuncu

Davranış: Dokunsal

Hissiyat: Orta

Hareket Kuvveti: 45g - Zirve Gücü: 55g

Harekete Geçirme Noktası: 1.9mm

Toplam Yolculuk Mesafesi: 4mm

Ses Seviyesi: Sessiz

Ömrü: Anahtar başına 60 milyon tuş vuruşu

Kuvvet Eğrisi:

Öneri - Tavsiyeler: Yazı yazmaya ve oyun oynamaya uygun. Razer Orange, Kailh Brown'un neredeyse bir kopyası. Sessiz bir dokunsal darbe ve tek parçalı bir kaydırıcı tasarımı bulunuyor.

Mekanik Klavyelerin Artıları ve Eksileri

Konumuz mekanik klavyelere detaylı olarak incelemek değil ama artı eksilerine bakmadan geçmek olmazdı yinede.

Mekanik klavyeler "rubber dome"lu klavyelere oranla daha uzun ömürlüdür. Bunun temel sebebi klavyelerde bulunan ortalama 104 tuşunda kendisine ait bir anahtarı bulunması.

Her tuşun ayrı switch mekanizmasının olması ağırlık anlamında klavyeye negatiflik kattığını söyleyebilirim. Ağırlık taşıma konusunda sıkıntı çıkartsa da masadan kayma konusunda çok büyük yardımları oluyor.

Mekanik klavyenin basım hissi açısında da oldukça büyük bir artısı bulunuyor. Kullandığımız rubber dome yani membran klavyelerde bir tuşa basabilmek için 4mm lik basım ve 60 cN - 75 cN luk bir güç uygulamanız gerekirken mekanik klavyelerde 2mm lik basım ve 45 cN - 60 cN luk güç uygulamanız yeterli olacaktır. Bu farklar iki klavye türü arasındaki tepki sürelerini farklarına neden olan faktör.

Seçenek konusunda da oldukça çeşitli. Yani yukarıda saydığım ve sayamadığım bir çok switch yapısında bir klavye alabilirsiniz. IBM'ın ünlü "buckling spring" anahtarları, Topre'nin elektrostatik anahtarları veya Razer'ın kendi üretmiş olduğu yeşil switchleri belkide size daha uygundur. IBM'ın kini şu günlerde bulmak oldukça güç gerçi ama neyse.

Basım hissi, basım hassasiyeti dedik ve aslında kullanıcıların pek dikkat etmediği ama en büyük fark basım ömrü. Normal bir klavyede bir tuşa biçilen ömür ortalama 5 milyonken mekanik bir klavyede 40 ile 80 milyon arasında değişiklik göstermektedir.

Özellikle multiplayer oyuncularının korkulu rüyası ghosting anlamında da mekanik klavye fark yaratıyor. Öncelikle ghosting nedir onu bi açıklayalım. Ghosting; monitörler de hayalet efekti olarak bilinen temel olarak tepki süresinin uzunluğundan kaynaklı bir durumdur. Klavyelerde ise ghosting, yakın çevrede basmış olduğunuz 2 tuşa komşu olan 3. tuşun istemsiz şekilde basılıyormuş gibi etkilenmesi durumudur. Membran klavyelerde karşılaşabileceğiniz bu durum mekanik klavyelerde görmeniz sizin basmanız dışında imkansızdır.

Negatif hanesine fiyatını yazmak istemezdim ama gerçek anlamda ünlü markaların mekanik klavyeleri oldukça pahalı. Verilen paranın hakkını veriyorlardır muhakkak fakat herkesin o paraları klavyeye vermesini bekleyemeyiz.

Neyse bu konudan da bu kadar. İllaki bilgi eksikliğim veya hatam olmuştur şimdiden affola. Yorumlar kısmına yanlış gördüğünüz yerleri belirtirseniz düzeltirim.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • protego @protego

    Şöyle bir eklemeye yapayım. Farklı mekanik klavyeleri kısa süreli deneme şansım oldu ve gidip Mx Blue switch'li bir klavye aldım. Evet bu yazı yazmak için uygun diye geçiyor ama, ben oyun için de kullanıyorum. Kesinlikle blue switch oyunlar için de en iyisi. Normalde klavyelerde bazen tuşa basarsın tuş yarım gider basıp basmadığını anlamazsın. Ama burda öyle değil, basma işlevini kontrol eden ayrı bir mekanizma var. Tuşun yarısına kadar bastırınca bir direnç noktası var. Orayı geçince tuş kendini dibe atıyor ve klik sesi çıkıyor. Bastım mı basmadım mı derdi olmuyor.

    • UmuTzn @umutzn

      Aynen basım hissi anlamında kesinlikle en iyisi. hangi tür oyun oynadığına göre değişir ama dediğiniz şey. Örneğin en çok oynadığım oyun FİFA 17 şuan. Pas atmak için ya şut için çok küçük bir basım yeterli oluyor Linear özellikli switchler için.
      Yinede her switch kendi kullanıcısına sahip ve bu türlerin en popüleri Blue olanı..

  • Maxim Tsigalko @maximtsigalko

    Tüm incelemelerini izliyorum kanallarınızdan. Bu sorunun muhatabı sensin diye düşünüyorum. Razer Green sesine en yakın klavye var mı bildiğin? Ucuz ve o ses deneyimini yaşatacak bir klavye var mı?

  • handeg @handeg

    Biryerde okumuştum razer blackwidow klavyesinin switchleri bozuluyormuş diye ve banada denk geldi m 3 ve 0 tuşlarım bozuk sinir krizleri geçiriyorum paramla rezil oldum resmen klavyeyi çöpede atmak istemiyorum ama ne yapıcağımıda bilmiyorum klavyeye benzer birşey alın ama razerı kesinlikle önermiyorum.

protego paylaştı.

MeeGoPad T07 Çubuk PC İncelemesi + Performans Mod Anlatımı (Ölüyü Diriltme)

 

Merhabalar,

Bugün sizlere AliExpress'ten aldığım çubuk Pc MeeGoPad T07'yi inceleyecek, Performansını artırmak için (olması gereken seviye) üzerinde nasıl modifikasyonlar yapılması gerektiğini gösterecek ve satın alma sürecinden bahsedeceğim. Sizleri uzun bir inceleme bekliyor, uyarmak isterim 🙂 İsteyen en sondaki özeti okuyabilir 🙂

İlk önce ürün nedir ondan bahsedeyim ondan sonra detaylara geçerim. Ürün üzerinde Windows 10 çalıştıran flash diskten hallice, sigara paketi boyutlarında bir mini çubuk bilgisayar.

MeeGoPad T07 ve Boyutları

Ne işe yarar? Ev ve ofis ortamında herhangi bir hdmi destekleyen televizyon veya monitöre bağlayıp günlük internet, ofis, medya oynatma ihtiyaçlarınızı karşılamaya yarıyor. Üzerinde windows 10 olduğu için masaüstü bilgisayarınızda veya dizüstü bilgisayarınızda ne yapabiliyorsanız bunda da aynısı yapabiliyorsunuz.

Normal bilgisayara göre avantajı, aşırı küçük olmasından dolayı tv'nin arkasında yok edebilmeniz, cebinizde taşıyıp istediğiniz yere götürebilmeniz. Normal bilgisayarlara göre çok daha az ses çıkarıyor ve çok çok daha az güç tüketiyor.

 

Ürünün teknik detaylarını ve ayrıntıları yazının devamına saklıyorum.

 

SATIN ALMA SÜRECİ

 

Ürünü AliExpress'ten 113.73 dolara satın aldım. Ürün tabiki farklı farklı satıcılardan, farklı farklı fiyatlara satılıyor. Bunlardan biride meegopad'in kendisi.  Ben en uygun fiyatı aşağıdaki satıcıdan gördüğüm için oradan sipariş verdim. Linki ekliyorum kendinizde bakabilirsiniz.

http://www.aliexpress.com/item/2016-Meegopad-T07-MINI-PC-Official-Licensed-Cherry-Trail-Windows10-2GB-4GB-RAM-Intel-Quad-Core/32600508253.html

Ürün 4 farklı paket türü ile satılıyor. Bunlar;

1 - 2gb ramli model + aktifleştirilmemiş Windows 10  / 90.24 dolar /

2- 2gb ramli model + aktifleştirilmiş orjinal Windows 10  / 104.49 dolar /

3- 4gb ramli model + aktifleştirilmemiş Windows 10  / 114.94 /

4- 4gb ramli model + aktifleştirilmiş orjinal Windows 10  / 129.19 /

 

Ben 3. paket olan 4gb ramli ve aktifleştirilmemiş olan windows 10 paketini aldım. Elimdeki lisanla kendim aktifleştirdim.

Ürün sizinde farkedebileceğiniz gibi 70 doların üzerinde. Yani gümrüğe takılması olası.

O yüzden benim gibi ilk önce satıcı ile konuşup ürünü gift olarak yollamasını ve fiyatını 70 doların altında göstermesini rica edersek en azından önlem almış oluruz.

Benim ürünüm gümrüğe takılmadı. 6 martta verdiğim sipariş 4 nisanda elime geçti. Yani aşağı yukarı 1 ay sürmüş gelmesi.

 

Artık yavaş yavaş teknik detaylarla başlayıp hikayenin asıl kısımlarına geçelim.

 

Ürünün Teknik Özellikleri

İşlemci:  İntel Atom X5-z8300 stok 1.44 GHz, Turbo ile 1,8 Ghz

Ekran Kartı : Intel 8. Jenerasyon HD Graphics

Ram : 4 gb LPDDR3-1600

Depolama: 32 gb eMMC 5.0 flash

Görüntü Çıkışı: HDMI 1.4 Erkek

Ses Çıkışı: HDMI, 3.5mm jack

Usb Girişi : 2 adet tam boy usb 2.0

Depolama Arttırma : 64 gb'a kadar destekleyen micro SD kart girişi (128 gb gördüğü söyleniyor)

Kablosuz : 802.11 b/g/n Wi-Fi (AC ve Dual Band yok),  Bluetooth 4.0

Güç : 5V/2A adaptör , micro USB portu

Ölçüler : 106 x 53 x 13.5 mm

Ağırlık : 50 gram

MeeGoPad T07 Fiziki Özellikleri

 

Ürünün özellikleri ilk başka bakıldığında gerçekten tatmin edici gözüküyor. Ürün özellikle 4gb rami ile dikkat çekiyor. Benim elimde bunun bir küçük kardeşi sayılacak Z3735 işlemcili, 2gb ramli bir windows tablet var. Yani alırken en azından minimum performans olarak kafamda ne olduğuna dair bir fikir vardı. Elimdeki tablet ile normal bir bilgisayar deneyimi elde edilebiliyor. Sadece aşırı çoklu sekme ve aşırı çoklu görevlerde 2gb ram'e takılanabiliyordu. Hatta bu yüzden Z3735 işlemcili 2gb ramli modeller yerine (T02 vb) üzerine kayda değer bir para vererek T07 aldım. T02 vb cihazlar 60-70 dolar civarına bulunabiliyorlar.

Ürün elime ulaştı. Paket ve içeriğini resim olarak ekliyorum. Uzun uzun yazıcak bir içeriği yok. (Avrupa fişi isterseniz gönderiyorlar)

MeeGoPad T07 Kutu İçeriği

 

 

Ürünü bir hevesle kutudan çıkartıp salondaki televizyona bağladım. Ürün windows temel ayar ekranı ile başladı. Ancak üründe bir yavaşlık sezdim. Ürün yeni başlıyor arkaplanda bir ton işlem yapılıyor bu yüzdendir dedim. Ancak ürünü kullanmaya devam ettiğimde bunun normal bir durum olmadığını ürünün bariz şekilde yavaş çalıştığını fark ettim. Tabi hemen bunun sebebini anlamaya çalıştım. Hemen görev yöneticisini açtım. İşlemci kullanımı %38'lerde, Ram kullanımı %32 lerdeydi. Ancak Disk kullanımı %90-99 seviyesindeydi. O sırada driver kurulumu vs oluyordu. Bu yüzden olabilir dedim ancak aklıma Levent abinin İntel Computer Stick incelemesinde eMMC testleri ve söyledikleri geldi. Levent abi'de eMMC'nin yavaşlığından yakınıyordu. Hemen Crystal Disk Mark test programını indirdim ve arkaplanda hiç bir işlem yapılmadığına emin olduktan sonra test yaptım.

MeeGoPad T07 Disk Performansı

 

Sonuçlar ortada. Disk'in hız değerleri çok düşük. Ürün kullanılamayacak derece yavaş. Windows 95 kullanıyormuş gibi. En basit görevleri bile yerine getiremiyordu. Youtube'tan video izlemek hayaldi. Bariz bir takılma vardı. 113$ dolar'ın karşılığı bu olamaz dedim kendime ve hemen AliExpress'te Dispute Açtım.

 

AliExpress Dispute ve Para İade Süreci

 

Ürünün vadedilen performansı vermediğini, aşırı yavaş çalıştığını ve bunun disk performansı yüzünden olduğunu söyledim. Kanıt olarak yukarıdaki disk testini koydum. Tam para iadesi istedim.

 

Satıcıdan cevap beklemeye başladım. Ancak kafamı birşey kurcalıyordu. Daha önce yavaş diskli bilgisayar kullanmıştım ve performans bununkine benzemiyordu. Aynı zamanda Levent abi'de incelemede ürünün genel performansında bir sorundan söz etmiyordu. Teoride bu ürün ondan daha hızlı olmalıydı. Ürünü bir daha kullandım ve inceledim. Görev yöneticisinden baktığımda disk kullanımı %1 civarına inmişti ancak ürün hala inanılmaz yavaştı. Ürünü internetten daha önce araştırmıştım ancak adam akıllı bir inceleme ve yoruma rastlayamamıştım. Yinede bir daha araştırmak istedim ve üreticinin forumunu buldum.

http://forum.x86pad.com/c/t04

Forumda da bir çok konuda ürünün yavaşlığından şikayet vardı ancak dikkatimi çeken kimse diskin yavaşlığından şikayet etmiyordu, yavaşlığın kaynağı olarak işlemci gösteriliyordu. CpuZ  vb programlardan koyulan ss' larda ürünün 85 derece ve 480 mhz civarında gezdiği gösteriliyordu.

Görev yöneticisindeyken işlemci kullanımını %38 civarında gördüğüm için sorunun işlemci kaynaklı olduğu hiç aklıma gelmemişti. Bende aidata64, cpuid gibi programlar indirip duruma kendim baktım. Durum aynı söylenen gibiydi. İşlemci aşırı ısınıyor ve işlemci çekirdekleri youtube'tan video izlerken bile %100'e dayanıyordu. Saat frekansıda gerçekten 480 mhz deydi. Yani cpu throttling yapıyordu. Beni yanıltan görev yöneticisindeki bilgiler oldu.

Youtube'tan video izlerken İşlemcinin durumu

Bu sırada satıcıdan cevap geldi. Hafızayı arttırabileceğimi söylüyordu 😀 Bende ona ürünün depolama kapasitesinden değil , depolama biriminin yavaşlığından şikayet ettiğimi ve ürünün yavaşlığının sadece bundan kaynaklanmadığını işlemcinin yavaş çalıştığını vs söyledim. Üreticinin kendi forumundaki konuların linklerini vs attım.

Bana ürünü kendilerine yollamamı ve tam para iadesi yapacaklarını söylediler. Açıkçası ürünü kendilerine yollamak istemedim. Bunun sebebi ürünün burdan oraya gitmesi yine 1-2 ay sürecek. Adam bakacak kabul edecekte bana parayı iade edecek. Pek olası bir senaryo gelmedi. İnternette bununla ilgili sorun yaşayan insanlarda görmüştüm. Ayrıca kargo bana ait olacaktı. Ürünü birde güvenlik açısından takip sistemi ile yollamam gerekiyordu. (Satıcı air mail dışında kargolama kabul etmem dedi) Satıcı kargo parasını karşılamayı kabul etse bile yollayamazdım çünkü postane görevlileri böyle bir sistem olmasına karşı işlerine gelmediği için karşı ödemeli kargo yok diyorlar. Bu ve benzeri sebepten dolayı durumu satıcıyada anlattım ve ürünü yollayamacağımı söyledim. Bundan sonra haliyle satıcı ile amansız bir pazarlığımız ve savaşımız başladı 🙂

Bana ilk önce 10 dolar ödemeyi teklif etti. Bende 10 doların çok az olduğunu ve benim mağduriyetimi gidermeyeceğini söyledim. Tam ödeme olmasa bile en azından 70 dolar civarı bir ödeme yapmasını, bu sayede benim işimi görmek için t02 alabileceğimi söyledim.

Satıcı 70 doların çok olduğunu bunu kabul edemeyeceğini söyledi ancak yeni bir teklifte yapmadı. Ben ürünün sorunlu bir ürün olduğunu, 113 doları bu performans için vermediğimi vb şeyler söyledim. Bana yardımcı olursa herşeye rağmen 5 yıldız ve olumlu yorum yazacağımı vs söyledim.

 

Satıcı bana ürünün normal çalıştığını bir sorununun olmadığını söyledi. Bu açıkçası beni çok sinirlendirdi. Benim sorunu kanıtlarıyla ortaya koymama rağmen hala bir sorunu olmadığını söylüyordu. Durumu satıcıyla çözemeyeceğimi anlayınca hakem olarak AliExpress'i devreye soktum. Durumu açıkladım. Ürünü geri gönderemeyeceğimi söyledim. Ancak satıcıyada zarar vermek istemediğimden tam para iadesinden vazgeçtimi söyledim. Sorunuda resimlerle ve video ile kanıtladım. Sorunun virüs, arkaplanda çalışan bir uygulama veya internet hızından kaynaklanmadığınıda ortaya koydum.

 

https://youtu.be/08zFF6TBau0

Bu sürecin de bir gün sürmediğini belirtiyim. Günler hatta haftalar sürüyor. AliExpress birkaç gün incelemenin ve satıcının cevabının ardından(ben göremiyorum) kararını söyledi ve teklifini yaptı. Karar kanıtlarım ve ileri sürdüğüm sorunlar kabul görülmüş. Teklif;

  1. seçenek: Ürünün geri göndermek yok. 90.99 dolar para iadesi.
  2. seçenek: Ürünü geri yollarsam tam para iadesi.
  3. Taraflar anlaşamaması halinde otomatikman 1.seçenek uygulanır.

Satıcı 4 tane mesaj atmış bana ve hepsi aynı. Ürünü yolla ve tam para iadesi yapalım.

Ürünü geri yollayamacağımı benim zarara gireceğimi vs tekrar açıkladım. Aliexpress'in 1.çözümünün benim için ideal olduğunu söyledim. Zamanında ona daha makul bir teklif sunduğumu ve eğer kabul etseydi söylediğim gibi yorumumun olumlu olacağını hatırlattım. 1. çözümü seçtiğimi söyledim.

Bana 56.5 dolar ödeme yapmayı sundu. Ben 90.99 dolar varken 56,5 doları kabul etmeyeceğimi söyledim. 1. çözümü istediğimi belirttim. Bu sefer satıcı beni suçlamaya başladı. Koyduğum disk testini kanıt göstererek Hafızayı çok doldurduğumu ürünün yavaşlığının bundan kaynaklandığını söylüyordu. Bende çok basit şekilde sorunun bundan kaynaklanamayacağı, ürünün zaten bu dolulukta bana geldiğini vs söyleyip iddalarını savuşturdum. Ben kararımı ısrarla belirtmeme rağmen olay bir türlü çözüme kavuşmuyordu. AliExpress tekrar tekrar bize söz hakkı veriyordu. Böyle böyle baya bir gün geçti. Bu süre zarfında satıcı sürekli 56,5 dolar teklif etti. Bende ısrarla 1. çözümü istediğimi belirttim.

Sonra bir anda AliExpress teklifi değiştirdi. Büyük ihtimalle satıcı ile AliExpress arkaplanda konuştu ve ikiside Çinli olduğundan satıcıyı çok mağdur etmemeye karar verdi AliExpress. Yeni teklif;

  1. seçenek: Ürünün geri göndermek yok. 56,5 dolar para iadesi.
  2. seçenek: Ürünü geri yollarsam tam para iadesi.
  3. Taraflar anlaşamaması halinde otomatikman 1.seçenek uygulanır.

Başka çarem kalmamıştı. 56,5 doları kabul ettim. Param gerçekten 1 hafta içerisinde yattı. Yorum olarakta 1 yıldız verdim ve tüm açıklığıyla durumu anllatım. Ürünü ve satıcıyı tavsiye etmediğimi bildirdim.

Not: Geçen gün satıcı bana ulaştı ve hediye gönderme karşılığında yorumumu değiştirmemi teklif etti. İlk başta yanaşmadım ancak sonradan kabul ettim (gurur duymuyorum ama yaptım 🙂 ) 4 sayfa yazıştık resmen canını okudum diyebilirim 🙂 Çok yalvardı yorumumu değiştirmezsem patronunun onu kovacağından bahsetti. İlk başlarda t02 veya bir android box karşılığında yorumu değiştirebeleceğimi söylemiştim ancak daha sonra kovulma meselesini açınca açıkçası dayanamayıp teklif ettiği bluetooth klavyeyi kabul ettim ve yorumumu değiştirdim. İsteği üzerine birşey yazmadım sadece verdiğim yıldız sayısını değiştirdim.

Hediye gönderilen klavye.

http://www.aliexpress.com/item/2015-New-Arrival-V9-Russian-English-Portugal-Ultra-Slim-Wireless-Bluetooth-Keyboard-For-PC-Ipad-Laptop/32261000064.html

 

Bu kısmı ayrı bir başlıkta yazmak istediğimden yukarıda bahsetmedim. Ürünü geri göndermeme sebeplerimden biride üreticinin kendi forumlarında harici soğutma çözümleri ve benzeri yöntemlerle performansın düzeldiği iddasıydı. Eğer ürünün performansını düzeltebilirsem ürün bana t02'den bile ucuza (190 tl ) mal olacaktı.

 

Performans modifikasyonu (Ölüyü Canlandırdım)

İlk önce forumlardaki basit bir çözüm önerisini denedim. (Bu süreç dispute süreci ile eş zamanlı olmaktaydı)

 

1- Toz Filtrelerinin sökülmesi

Ürünün hava alması için koyulan hava delikleri toz filtreleriyle kapatılmıştı ve bu flitreler aşırı sık dokulu olduğu için ürünün hava almasını engelliyordu. Bu filtreleri söktüm.

Toz Filtrelerinin Sökülmesi

 

Bunu öneren arkadaş sorunun çözüldüğünü söylüyordu ancak bende bir peformans düzelmesi olmadı. Belki sıcaklık değerlerinde 1-2 derecelik düzelme olmuştur ama ben farketmedim. Ancak mantık olarak illaki bir katkısı olmuştur/olacaktır.

 

2- Ürünün kapağının açık bırakılması, Usb fan ile içeriye hava Üflenilmesi

Bu tarz bir çözüm öneriside vardı. Bunuda sadece performansın düzelip düzelmediğini merak ettiğimden denedim. Çünkü kullanımı pratik bir yol değil. Ben bu ürünü duvara asılı bir tvde kullanıyorum. Bu şekilde sürekli çalıştırmam çok zor olurdu.

 

Usb fan işe yaramadı ancak elimde soğuk üfleme özelliği olan profesyonel bir kurutma makinası var. Bunu işlemcinin üzerine tuttuğumda sıcaklık değerlerinin düştüğünü ve anlık performansın düzelir gibi olduğunu gördüm. Tabiki bu kesin çözüm olmaktan uzaktı.

 

3- Temiz sistem Kurma

Üretici peformans sorununa çözüm olarak temiz bir windows 10 sürümü yayınlamış.  İddalarıda şu; yüklü gelen windows 10 ile emülatör ve 1000 oyun vs geliyor. Arkaplanda belki yoracak hizmetler olabilir. Bu sürümü deneyin. Ancak kesin düzelir gibi bir açıklama yapmıyorlardı. Kuranlardan da böyle bir yorum gelmedi. Bana da sorunu çözmekle yakından uzaktan alakası olduğu izlenimi vermedi. Ayrıca yavaş bir diski vardı driver vs derken bu çözümü uygulamak hiç içimden gelmedi ve uygulamadım.

 

Kesin Çözümler

 

4-Harici Fan Takımı

Aşağıdaki resimde gördüğünüz gibi ürünün çok ufak ve yetersiz bir fanı var. Elimi fana götürdüğümde üflediği havayı hissedemiyorum bile. Mikroskopla bakmadan çalışıp çalışmadığını anlamak çok zor 🙂 Resmen laf olsun diye konulmuş.

 

MeeGoPad T07 İç yapısı

 

Forumlarda da en çok bu çözüm üzerinde durulmuştu. Daha önce bu çözümü uygulayanların tavsiyesi üzerine yine AliExpress'ten aşağıdaki fanı sipariş verdim. İnce işler elimden gelmediği için yedek olsun diye 2 tane sipariş verdim. İyi ki de vermişim!

http://www.aliexpress.com/item/1pcs-5V-2pin-High-Speed-30x7mm-30mm-x-30mm-x-7mm-Small-Equipment-Brushless-DC-Cooling/32240193185.html

 

Bu fanlarda aşağı yukarı 1 ay içerisinde elime ulaştı. Gelir gelmez işe koyuldum. İlk önce kendi fanını söktüm ve fana yakın bir yerden kablolarını kestim.

Sipariş verdiğim fanlar ürünün içindeki fana göre daha yüksek profilliydi. Yani içerisine takamazdım. Forumlarda bu çözümü uygulayanlarda fanı dışardan takmışlardı ancak buda bana mantıklı gelmiyordu çünkü fanın hava akışının ürününün hava deliklerinden %100 olarak geçmesi mümkün değildi. Buda soğutma performansı aşırı düşürecekti. Zaten resimde gördüğünüz gibi ürünün soğutma tasarımında bir hata mevcut!

 

Ürünün işlemcisi, fan sığsın diye kaydırılan soğutma bloğunun ve fanın konumları bir biriyle alakasız. Üretici resmen bir mühendislik felaketi yapmış. İşlemci ve çiplerin üzerine metal bir plaka yerleştirmişler fan bu plakaya üflüyor o plaka fanın konumu yüzünden işlemcinin üzerine tam denk gelmeyen soğutma bloğunu soğutuyor oda güya işlemciyi soğutuyor.

 

Bu manzarada işlemcinin throttling yapmaması mucize olurdu zaten.

 

Neyse efendim ben soğutma performansı düşmesin diye fanın denk geldiği hava deliklerini tornavida ve çekiç yardımı ile biraz da aşağıya işlemciye doğru kıra kıra açtım. Ancak dikkatsizliğimden ötürü fanın olduğu kısmı değil aşağıdaki diğer hava deliklerinin olduğu kısmı açmışım 🙂 Bir an ne yapacağım orası anlamsız şekilde delikmi kalacak diye düşürken Allah'tan ikinci fanı sipariş verdiğimi hatırladım. Asıl fanın denk geleceği yeride kırdım. Tabi rezalet bir görüntü oluştu ancak ben görüntünün değil performansın peşindeyim. Biraz da kırdığım kenarları zımpara ile törpüledim. Fanları japon yapıştırıcısı ile kapağa yapıştırdım. (Tabi ince işleri beceremediğimden yapıştırıcı kapağa iyice aktı ve iğrenç bir görüntü daha oluştu 😀 ) Asıl fanın kablosunu sistemin kendi fan kablosuna bağladım. İkinci fanıda kestiğim bir usb ucuna bağlayıp usb girişine taktım.

 

Ürünü çalıştırdım. Usb'ye bağlı olan fan çalışmadı. Allem ettim kallem ettim çalıştıramadım.

İşlemci üzerine koyduğum fan çalıştı. Sıcaklık değerlerinde düşmede oldu, biraz performans düzelmeside oldu ancak asıl beklediğim performans düzelmesini elde edememiştim. Ayrıca fanın kablosu mecburen fana çok yakın olduğu için fana deyiyordu. Kablo fana değmeden kapağı kapatmak imkansızdı. Biraz daha dikkatli incelediğimde (forumlarada baktım) fanları ters taktığımı fark ettim 🙂 Japon yapıtşırıcısı ile yapıtşrımıştım fanları ve çıkarmak çok zordu. Nihayet çıkardım ancak fanların bir kısmı kapakta kaldı 😀 Üstüne üstük bir fanın kablosu da kapağı yapışmıştı ve çıkartırken kablonun kılıfı kapakta kaldı. Neyse çıplak kalan kabloyu elektirik bantı ile sarıp, bu sefer fanları düzgün taraftan kapağa yaptıştırdım. Bu sayede kablonun fana değmesinden de kurtuldum. Ayrıca bu sefer iki fanıda sistem fan kablosunu bağladım. Tabi bu japon yapıştırıcısını dökmem. Sökmem takmam neticesinde ultra triple bir iğrenç görüntü oluştu.

Harici fan yerleşimi

Mod sonrası ürünün dıştan görünümü 🙂

 

Ürünün kapağını kapattım ve çalıştırdım. İki fanda çalışıyordu. Evet sıcaklık değerleri düşmüştü. Ancak işlemci hala 480 mhz'de çalışıyordu. Çok büyük hayal kırıklığına uğradım. Moralim bozuldu. Yapılacak herşeyi yaptım sıcaklıkta düştü ürün niye hala yavaş çalışıyor diye düşünüyordum. Forumları gezerken ilk başlarda gördüğüm ve tek uygulamadığım mini bir çözüm önerisini atladığımı farkettim.

Oda şuydu yine çok muhterem akıllı üreticimiz işlemcinin üzerine termal pad koymuş onun üzerine işlemci açık kalacak şekilde metal ince bir plaka komuş. Onun üzerinede  ince bir yapışkanlı lifli bir pad gibi bir bezle soğutma bloğunu yapıştırmış.

Çözümü sunan arkadaş bu yapışkanlı bezin soğutmayı engellediğini ve kendisinin işlemciye denk gelen kısmını kesip öyle yapıştırdığını söylemiş. Performans sorununun bu şekilde çözüldüğünü söylüyordu.

Termal Pad

 

Bende o yapışkanlı bezi komple attım. Açıp kapatmaktan yamulttuğum artık adam akıllı durmayan ve işede yaramadığını düşündüğü ince metal plakayıda attım. Termal padi işlemcinin üzerine güzel birşekilde yerleştirdim. Bunun üzerinede mümkün olduğunca hem fana hem işlemciye denk gelecek şekilde soğutma bloğunu termal padin üzerine yerleştirdim. (fanlar dışarıdan olduğu için soğutma bloğunu yerleştirmede özgürdüm)

 

 

Sonuç ?

 

Müthişş!!

 

Kapağı kapatıp ürünü çalıştırdım ve sıcaklık değerlerinde müthiş bir düşüş oldu. Performans tamamen düzeldi. Ürün yük altındayken bile takılma yavaşlama yaşamıyordu. (sıcaklık tabiki artıyor ancak kesinlikle bir yavaşlama söz konusu değil) Saat frekansı vaad edildiği üzere 1.8 ghz'e çıkıyordu.

İşlemci Boştayken sıcaklık ve performans değerleri

 

 

Artık ürün asıl performansına kavuşmuştu. Bende ürünü inceleyebilirdim.

 

Asıl Performans İncelemesi

Benchmark

Benchmark sonuçlarını pek umursamadığım için yapmadım. Benim için kullanım deneyimi önemli. İsteyen aşağıdaki hali hazırda yapılmış benchmark sonuçlarını bakabilir.

 

http://www.notebookcheck.net/Intel-Atom-x5-Z8300-SoC.146643.0.html

 

İnternetten gezinme (Çoklu Sekme)

Hiç bir sorun yok. 4 gb ram burda farkını gösteriyor. Zorlamak isterseniz tabiki sınırsız değil ama normal bir insanın çok sekmeli internet ihtiyacını hertürlü karşılar.

 

İnternetten video izleme

İnternetten full hd video izlerken performans ve sıcaklık değerleri

720p ve altı sorunsuz. Normal 1080p'de sorunsuz. Yüksek bitrate'li 1080p videolarda çok nadir saliselik takılmalar var ancak rahatsız etmiyor gayet izlenebilir. 4k videoları sağlıklı oynatamıyor. Takılmalar mevcut. 15-20 fps gibi hissettiriyor.

Dosya üzerinden video izleme

720p video : sorunsuz izleniyor

1080p h264 ve h265 : sorunsuz izleniyor

4k h264 video: izlenmiyor

4k h265 video : Windowsun kendi media playerında ve fotoğraflar ve filmler player'ında sorunsuz izleniyor. hiç bir atlama vs yok. Ama bsplayer ve media player clasic'te izlenmiyor. Codec vs de kurdum ancak ben beceremedim heralde. Yani windows media player'da izlendiğine göre gücü yetiyor sadece adam akıllı uğraşıp düzgün ayar yapmak gerek sanırım.

 

Adobe Photoshop ve Adobe Illustrator

Grafik tasarımcı olduğum için bu konu benim için çok önemliydi özellikle test ettim. Normalde çok büyük çözünürlükte ve boyutta dosyalar üzerinde çalıştığım ve çizim  yaptığım için 16gb ram bile yetmiyor aslında.

Ancak burda küçük ve orta boyuttaki işler için konuşmak gerekirse sorunsuz. Çok büyük projeler üzerinde çalışamazsınız ancak gündelik işlerinizi karşılar. Resimde de 3000 pixell seviyelerindeki bir resim ile test yapıyordum görüldüğü üzere işlemci en düşük saat frekansıyla çalışıyor ve sorun yok. Altından çok rahat kalkıyor.

 

Oyun

Herkesin asıl merak ettiği kısımdır tahmin ediyorum 🙂

Şöyle söyliyim. Windows marketindeki uygulamaları hertürlü kaldırıyor. Performans'ta en ufak sorun yok.

Eski oyunları (Call of Duty 2, San Andreas gibi) full hd'de yüksek ayarlarda, bazen medium high arası ayarlarda 30 fps üstü çalıştırıyor. Rahat oynanıyor yani.

 

Benim asıl merak ettiğim daha yakın tarihli oyunlardı.

 

Bioshock 

Full HD + en yüksek ayarlar: Mümkün değil 🙂 5-6 fps

720p + en yüksek ayarlar : 10-13 fps gibi.

720p + düşük ayarlar(kaplamalar yüksek)  : 18-30 fps arası

 

Şöyleki ilk başta ani fps düşmeleri yüzünden oynanmaz diyorsunuz ancak sonra biraz devam ettiğinizde kendinizi kaptırdığınızı farkediyorsunuz. Yani tabi içeride gtx970'niz varsa bununla bioshock oynamazsınız ancak başka alternatifiniz yoksa yada çocuğa idare etmelik oynaması için alınacaksa bence olur. Yani birde bioshock çok optimize bir oyun değil. Son 5-6 sene içerisinde yapılan bunun üzerinde oynanacak oyun ve ayarlar bulunabilir.

 

Benim arkadaş çocuğu için düşünüyordu. Çocuk bilgisayar diye çok tutturmuş. Bence alınabilir. Salondaki büyük telivizyonda çocuğu tatmin edecek oyun deneyimi sunulabilir.

 

Dota 2 vs 

Denemedim ama en yüksek ayarlarda olmasa bile rahat kaldırır gibime geliyor. O tarz oyunlar için ideal bence.

 

Counter Strike G.O 

Multide kapışılmaz ama botlarla düşük ayarlada ve 720p'de oynanabilir.

 

Steam Ev içi Yayın

 

En merak ettiğim konuydu . Hemen test ettim. İçeride gtx970'li pc'im var. İnternete Ethernet ile bağlı. Ev içi internet kurulumum iyidir. AC Router'ım var. Tabi ürün AC wifi desteklemiyor. Ama ürün ile modem arasında 1 metre var. Direk görüyorlar bir birlerini.

 

Sonuç:

Düşük kalitede belki idare edilebilir ama tatmin edicilikten uzak.

 

Ürünün üzerinde Ethernet girişi yok. Ama ben usb'den ethernet dönüştürücü parça aldım. Denedim orta kalitede oynanabilir.

 

Benim modem kapının üzerinde asılı. Oradan havada bir kablo çek, onu  usb ethernet dönüştürücüsüne bağla, onuda ürüne bağla. Çok çirkin ve kullanışsız bir deneyim oldu benim için. Yani kablo kanalıyla uğraşılıp gizlenebilinir ama üşendim açıkçası.

 

Salonda 55" Tv de pratik şekilde oyun oynama istediğim vardı ama artık 20 seneden sonra doygunluk mu diyim, yaşlandımda ondan mı oluyor diyim ne diyim artık oyunları açasım gelmiyor yani. O yüzden şuanlık çok uğraşmadım. Ama uğraşacak adam için bu ürün tam çözüm bence. Steam linkten daha mantıklı.

 

Ama ısrarla söylüyorum bu iş wifi ile olmaz. Kablo şart!!!

 

Remix OS

 

Evet remix os'ta denedim. Usb3.0 bir belleğe kurdum. Tabi üründe usb 3.0 girişi yok ama bu sayede en azından usb 2.0'ın tavan performansında kullandım. Hem misafir hem kalıcı modda kullandım.

 

Açılış kapanışlar tabi bir windows hızında değil. Ancak işletim sistemi içindeki deneyim tatmin edici bence. Ben birtek wifi ve bluetooth'u gösteremedim. Driver problemidir belki.

Çokta uğraşmadım. İhtiyacım yok çünkü. Yani ihtiyacı olan kullanabilir.

 

Android

Remix os dışında direk dual boot olarak düz andorid kurulmuyormuş. Direk üreticiye sordum. Niye bilmiyorum. İşlemci kaynaklı galiba. Z3735 işlemcili t02 cihazlara kuruluyor ancak buna niye kurulmuyor anlayamadım. Denemedimde açıkçası. Belki ilerde halledilir.

 

Özet

Yani ürün size gelen performansı ile 113 dolar etmiyor. Hatta bence 50 dolar filanda etmez.

Bu ürünü, hatta bence T02 vs alacak arkadaşlarda, ürünün soğutma sistemini modlamıycaklarsa almasınlar. Eğer ürünü modlayacaksanız süper bir ürün.

 

Ben üzerine para iadesi aldım ürün bana 190 tl gibi bir fiyata geldi.

Son haliyle fiyat performans oranı tavan bir ürün.

Ama ilk haliyle de fiyat performans oranı taban bir ürün 🙂

 

Yani ürünü alıp sonrada para iadesi alma riskine girebilirsiniz. Bu ne kadar etik ne kadar değil orasını size bırakıyorum. Ama adamlar bile bile sorunlu bir ürünü 113 dolardan satıyorlar orasınıda es geçmemek lazım. Üreticisi bile sorunu kabul ediyor. Ama bu şekilde satmaya devam ediyorlar.

 

Ben ürünü bluetooth fare ve bluetooth klavye ile kullanıyorum. (Klavye daha gelmedi onun yerine şuan wifi klavye var)

Çok rahat. 2 usb portuda boşta bu sayede. Gerek olursa diyede 4lü usb hub'ıda bu cihazın yanında tutuyorum.

 

55" bir bilgisayarım olmuş oldu. TV tamamen akıllı hale geldi. LG webos 2 olmasına rağmen bilgisayarda internet deneyimini tam vermiyordu. Bu sayede bu sorunu çözmüş oldum. Üründe tv'nin arkasında kaldığı için gözükmüyor.

 

9 puanı ürünün bana gelen haline değil, ben modladıktan sonra performansı düzelmiş haline veriyorum. 1 puanı'da disk performansından kesiyorum. Ona malesef çare yok.

 

Yaptıpım mod %100 soğutuyormu bence hayır dahada iyi hale getirilebilir performans çok daha stabil hale sokulabilir bence. Ama şuanki hali gayet tatmin edici.

 

Çok uzun bir inceleme oldu farkındayım.  Okuyanlara teşekkür ediyorum. Heralde şuanda internetteki en kapsamlı MeeGoPad T07 incelemesi oldu. Stick pcleri merak eden arkadaşlara umarım yardımcı olur.

Sorusu olan arkadaşlar yorumda belirtebilir, her türlü yardımcı olmaya çalışırım.

 

#akış #Windows10 #stickpc #minipc @protego @huseyinekrem @arandur @apollo @fsh77 @alatriste46 @mertdg @gokalp-k

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 88
  • ulgoray @ulgoray

    @serhanhepsen Ya stick pc alma niyetim vardı. Tüm hevesimi kaçırdınız hocam. Benim amacım film, youtube internette gezinme içindi. Benim aklımda Z83S adlı bir ürünü almak vardı. Içinde Z8350 işlemci var. Ama 2GB ram barındırıyor. 75 dolara buldum. Box’larda hemen hemen aynı demişsiniz. E o zaman ben ne alacağım.? 300 liraya işi çözecektim ne güzel.

    • serhanhepsen @serhanhepsen

      Yani çok mecbursanız 2 gb ramde yeter ama mümkün mertebe 4 gb lık bir model alın. Çünkü 2gblık bir tablet var elimde 2gb kafadan doluyor. Yani 3 olsa al kullan derim. 2 tam sınır.

      Z8350 işlemci vb işlemciler sorun değil, sorun olan bunları yeterli derecede soğutabilmek. Soğutma tasarımı iyiyse üründe iyi. 1. kriteriniz bu olsun. Çünkü işlemci soğutulamadığı zaman frenleme yapıyor ve o ürün çöp haline geliyor isterse 10 gb rami olsun. 50 -100 liralık tabletlerden daha kötü hale geliyor.

      Bence almaktan vazgeçmeyin sadece 4 şeye dikkat edin.

      1- Soğutma tasarımı nasıl. Ürünün yorumlarında bu tarz sorunlardan bahsediliyormu. Forumları vs de gezin. Aşağı yukarı aynı boyutlarda box tipi ürünleri alırsanız yer daha fazla olduğu için bu sorunla karşılaşma olasılığınız daha düşük olacaktır.

      2- 4 gb ramli olmasına dikkat edin.

      3- Usb soketlerinin sayısı, tipi (micro/tam boy vs) ve usb 3.0 olup olmaması. Şart değil ama tercih sebebi olur.

      4- Depolama biriminin hızı. Bendekinin düşük mesela ve performansa etkisi oluyor. Standart olması kafi yeterki düşük olmasın.

  • ulgoray @ulgoray

    @serhanhepsen Hocam benim Z83S ürününün incelemesinde 126mb okuma 50 civarı yazma alıyordu. Ama ram seçeneği olarak tek 2GB var. Ama 4 şart diyorsan ona bir bakayım. Aynı zamanda Asus, Lenovo, Intel, Meegopad, Morefine, Bben, Pipo, Beelink gibi bir çok markaya baktım. Hepsinin stick pclerinde ısınma sorunu var. İçindeki incecik fan yeterli gelmiyor. Boştayken minimum 50 derecede geziyorlar. O yüzden ben Stick pc almayıda çok yanaşmak istemiyorum artık. Box'lara bakacağım. İçlerindeki soğutma blokları daha büyük.

  • Ufkabakan @ufkabakan

    Amaç sadece multimedia player ise, Windows yerine çok daha ucuz olan vede desteği çok yaygın olan Android TV Box almak en mantıklısı. Ama illa Windows olsun ve az yer kaplasın diyorsanız Intel CPU lu mini PC lere yönelmek gerekiyor. Diyer bir alternatif de monitörü kırık/sorunlu ikinci el I3, I5 CPU 'lu laptop alıp bunu media player olarak kullanmak.

  • fatihpc @fatihpc

    t07 ve t08 pro diye bişey var şimdide. Bunlarda da aynı sorunlar var mı acaba?

Wallhaven.cc

Ufak bir yazımız var bugün 🙂 Wallpaper sitesi önerisi. Eminim çoğu kişi biliyordur ama bilmeyenler de bilsin isterim.. 🙂

Bu siteyi uzun zamandır biliyorum. En çok kullandığım sitedir. Diğer sitelerden büyük farklarla ayrılıyor. Öncelikle bulamayacağınız içerik yok gibi. Ve herşey kaliteli. Amatör resimler pek yok. İstediğiniz gibi resimleri sıralayabilir ve filtreleyebilirsiniz. Bir arama yaptığınızda o arama ile ilgili etiketler görülür. O etiketlerle daha detaylı arama yapmak da mümkün.

Öncelikle sitede bir üyelik oluşturun. 1 dakikanızı almaz. Üyelik oluşturun diyorum çünkü getirdiği avantajlar çok.. Üyelik oluşturduğunuzda daha önce baktığınız resimlerin üzerinde "SEEN" yazısını görürsünüz. Böylece aynı resme bir daha denk gelirseniz hemen o resmi atlayabilirsiniz. Profil kısmınızda favoriler kısmı vardır. Resimleri favorilerinize ekleyebilirsiniz. Dahası, favoriler kısmında kendinize göre kategoriler oluşturabilirsiniz kolaylıkla. Doğa resimleri, araç resimleri vs.. kafanıza göre.. Sitenin üst kısmında SFW, Sketchy, NSFW olmak üzere 3 filtre çeşidi var. SFW genel türde resimler, tıkladığınızda yeşil yanar. Sketchy'ye tıkladığınızda sarı yanar, +13 diye tabir edilebilecek resimler. NSFW'ye tıkladığınızda ise kırmızı yanar ve +18 içerik mevcuttur. İsteğinize göre birini veya istediklerinizi aktif ederek ona göre arama yapabilirsiniz. Bu üçünün toplamı 277 bin resim kadar ediyor.

Site hâlen alpha aşamasında. Yakında renklere göre arama seçeneği de gelecek

http://alpha.wallhaven.cc/random

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Jessica Jones (Dizi)

#JessicaJones'u bitirdim sonunda 😀 Çok iyiydi. Özellikle dövüş sahneleri. Çoğu yapımdaki herkesin dövüş ustası olması durumu yoktu. Kavga edenler aşırı güçlü olmalarına rağmen mahalle dövüşü gibiydi tabiri caizse. Kesinlikle çok daha gerçekçi ve izlemesi zevkli. Konu için süper kahramanlığı bırakmış bir detektifin maceraları dediklerinde daha farklı düşünmüştüm. Bildiğimiz detektif hikayesi sanmıştım ama çok daha iyisi çıktı. Tarz olarak Daredevil'e yakın. Zaten sezon finalinde daredevil'deki hemşire hatun konuya dahil oldu 🙂 Bunun dışında Marvel geneliyle çok ilişkisi yok. Bir yerde "Uzaylılar New York'a inmişti herşey mümkün" tarzı bir cümle vardı sadece. Atmosfer çoğu zaman karanlık, bazen güzel ve esprili.. Daredevil'in atmosferinin aynısı. Bu arada dizideki Luke Cage karakterinin kendi dizisi de olacak -Dizinin adı da Luke Cage olacak-. Tarihi değişmezse Nisan 2016'da

2. sezon hakkında bir açıklama yok sanırım henüz. Varsa da ben göremedim. Sezon finali devamı gelecek şeklinde bitti gerçi, bu reyting ve puanlardan sonra zaten kesin devamı gelir ama zamanı belli değil. Netflix dizilerinin bir anda tüm sezonu yayımlaması iyi mi kötü mü karar veremedim hâlâ 😀 Hafta hafta bölüm beklemiyoruz ama diğer sezon için tam 1 yıl beklemiş oluyoruz 🙂 Umarım 2. sezon için çok bekletmezler.. #akış #dizi

http://www.imdb.com/title/tt2357547

Marvel's Jessica Jones - Official Trailer 2 - Netflix [HD]

After a tragic ending to her short-lived Super Hero stint, Jessica Jones is rebuilding her personal life and career as a private detective in Hell's Kitchen. It's time the world knew her name......
BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 16
  • YusufFKR - (UYKUSUZ) @yusuffkr

    Daredevil ı beğendiğim için 2 defa izlemiş ve çok büyük beklentiyle başlamış biri olarak bu diziyi sevemedim. 4. bölümün yarısında bıraktım.

  • Rj0lnir @rj0lnir

    Eğer Daredevil'in yarısı kadar bile iyiyse kesinlikle izlemeye değer bir dizi olmuştur. Marvel film ayağında olduğu kadar dizi ayağında da çok başarılı gidiyor. Bunda en etkili faktörün para kazanmak yerine hayranları tatmin etmeye yönelik çalışmaları olduğunu düşünüyorum. Çok belli çünkü, sadece para kazanmak için yapsalar ortaya Hobbit 😛 gibi tırt işler çıkardı. İlk fırsatta izleyeceğim Jessica Jones'ı. Beni engelleyen tek şey tüm bölümleri arka arkaya izlemek istemem fakat bunun için vaktimin olmaması.

  • kamajikaciya @kamajikaciya

    Prodüksiyon bir tık daha iyi/maliyetli olabilirmiş. Ama fena değil. En azından sıradan "süper insan, müthiş deha, adalet simgesi" bir süper kahramanımız yok.

    Geekyapar'daki kişisel eleştiriyi ben de okudum. Orada özellikle purple man'in yetersiz "kötülük" hedefinden bahsedilmiş. Ancak purple man zaten muhteşem bir süper kötü değil. Kendisinin limitleri belli. Basit bir genel anestezi ilacı ile adamı tamamen etkisiz hale getirebiliyorsunuz. Yani öyle dünyaya hükmetmek, gezegeni yok etmek, herkesi kölesi yapmak gibi hedefleri olamaz. Olmamalı da zaten. Her süper kötü ya da süper kahramanın hayali bir gün dünyayı kurtarmak/ele geçirmek olmasın artık. Biraz da kişisel sapkınlıklarını görelim. Mesela purple man gibi istediği kişiye istediğini yaptırabilen bir karakter bir kadının tamamen kişisel tercihiyle kendisini sevmesini isteyebilir. Zira adamın kendi çapında bir dünyası var ve oranın kralı olmak ona yetiyor olabilir.

    Ben açıkçası beğendim. İdare eder. İkinci sezonda (olacak mı bilmiyorum ama) prodüksiyona biraz daha para harcayıp daha başarılı bir hale getirilebilir.

  • Ozan Ozkan @noirbluu

    Ben de izledim sevdim fakat kesinlikle 2.sezon erken çıkmalı daha karakterleri bile doğru düzgün tanıyamadık

protego paylaştı.

ELITE : DANGEROUS İNCELEME

işte bu yüzden seviyorum bilgisayar oyunlarını, çoğu insanın çocuk işi diyerek küçümsemesine rağmen. Özellikle de simülasyonlar için oyun demek neredeyse hakaret sayılır bence. Kah yolcu uçağı kullandık uçsuz bucaksız göklerde, kah tanklarımızı sürdük ikinci dünya savaşının buhranlı atmosferinde. Bazen bir denizaltıyla daldık derinlere bazen de bir tirenin kokpitinde bulduk kendimizi. Ancak ilkini Amiga da oynayıp hayran kaldığımı Elite serisinin son oyunu Elite: Dangerous (ki kendisi halen geliştirme aşamasında) öyle bir şey yaptı ki artık ölsem de gözüm açık gitmem sanırım. Uzay geminize atlayıp gidebileceğiniz tamı tamına 400 Milyar güneş sistemi var oyunda. Evet yanlış duymadınız 400 Milyar dedim. Yani tüm işi gücü bırakıp bir galaksi turuna çıksanız tüm haritayı gezmeye ömrünüz vefa etmez. Bunların 150 Bin tanesi birebir keşfedilmiş sistemler ve tüm veriler gerçek zamanlı olarak Nasa dan alınmış. Diğerleri ise olasılıklara en yakın ihtimallerle hazırlanmış. Ve oyundaki mesafelerse tamamen gerçek. Şöyle bir örnek vermem gerekirse: Diyelim uzay geminizi uzakta gördüğünüz nokta kadar bir yıldıza kilitlediniz ve oraya doğru gidiyorsunuz normal hızda. Ekranda da bu yıldıza 1 yıllık mesafede olduğunuz ve mevcut hızınızla gittiğiniz takdirde yıldıza ulaşmanızın tam bir yıl süreceği yazıyor. Eğer bilgisayrınızı ve oyunu kapatmazsanız gerçekten de geminizin o yıldıza ulaşması bir yıl sürecektir. Allah'tan hyper drive (ağız alışkanlığı işte frameshift drive diyecektim) ınız var da evreni bükerek bu mesafeleri kısa sürede kat edebiliyoruz.

Oyunun anlatacak o kadar çok özelliği var ki: Ticaret, savaş, korsanlık, politik mücadeleler, madencilik, gemi alıp satmak ve ona parçalar ekleyip sökmek bunlardan sedece bir kaçı. Ve oyun halen gelişim sürecinde yakında oyuna eklenecek özellikler arasında gezegenler iniş yapabilme ve fps modu da bulunuyor.

Uzay simülasyonu sevin yada sevmeyin bence bilgisayar oyunlarına az biraz ilgisi olan herkesin bu oyundan bir şekilde haberdar olması gerekiyor. Yeni bir yazıda buluşuncaya kadar şimdilik hoşça kalın. Ben galakside kaybolmaya gidiyorum.

Commander Khan out.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 9

SOMA

#SOMA'yı bitirdim -oyun- Saf korku bekleyenler yanaşmasın. Gerilim ağırlıklı. Aşırı fazla canavar falan yok. Frictional Games her zamanki yaptığını yapmış. Bazı bölümlerde ufak tefekler var ama hemen geçiyorsunuz. Senaryo ağırlıklı. Grafikler iyi fakat öyle ekstrem değil. Deniz dibi görüntüleri çok güzel. Ama kapalı alanlarda o kadar sistem istemesine şaşırdım. Alien Isolation'dan daha iyi grafikleri yok ama daha çok sistem istiyor. Deniz dibini kabul ederim de, kapalı alanlarda olmamış o iş. Tamam aşırı bir sistem istediği yok ama, GTX765M ve i7 4700 ile Alien'i full ayarlarda 50 fps'de oynuyordum. Bunu 28-30'da oynuyorum hem de full ayarlarda değil. Bariz optimizasyon sorunu var. Oyun bazen donuyor. 2-3 saniye. Bu benden kaynaklı değil. Tüm incelemelerde bu söyleniyor. Hem PC hem konsol sürümlerinde var bu sorun. Düzeltilmedi henüz. Türkçe yama da çıktı. Gayet iyi bir çeviri. Tansel Altınel diye aratırsanız google'da bulursunuz.

Simon adlı birini oynuyoruz. Simon'ın başına bir kaza gelmiş karısını falan kaybetmiş. Spoiler sayılmaz çünkü en başı zaten. Kazadan sonra bazı sorunları var tabi. Bir doktora gidiyor yeni tedaviler deneyen. Bir makineye giriyor. Sonra uyandığında 2015'ten 2103 senesine gelmiş oluyor. Dünya'ya bir kuyrukluyıldız çarpmış. Nüfusun %99'u ölmüş. Geri kalanlar da okyanus altına sığınmışlar. Robotlar falan kol geziyor. Önce olayları anlamaya çalışıyoruz. Daha sonra bir amacımız olacak. İnsanlığı kurtarmak. Daha fazla detay vermiyorum spoiler'a girmesin.

Dediğim gibi saf korku değil. Tam benim istediğim gibi. Ben gerilim seviyorum korku değil. Sağdan soldan gizli kapılardan korkunçlu abla gif'i gibi öğreler barındıran oyunları sevmiyorum. Bu oyun da tam bana göre bu yüzden. Alien'in başlarını hatırlattı biraz. alien daha gelmeden önceki kısımları 😀 Hikaye zenginliği güzel. Hiçbir esnekliği yok oyunun. Görev talimatlarına uyuyorsunuz sadece. Bulmacalar yoğun. Alien gibi. Genelde çözümler kolay "onu açmak için şunu bul" tarzında ama bazen çok iyi gizlenmiş şeyler oluyor. Senaryosu için oynanır. Öyle yılın oyunu falan diyecek halim yok ama pişman olmazsınız. Tavsiye ederim. #Oyun #akış

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Curse Voice

Çok kısa bir inceleme olacak ama, yine de buna değer kesinlike. Curse Voice adlı bir programla tanıştım. Şunu söylemeliyimki Skype halt etmiş. Curse'un arayüzü Türkçe, çok güzel, pratik ve kullanışlı. En güzel yanı Skype ve Steam hesaplarınızdan arkadaşlarınızı otomatik olarak bulup size eklemek ister misiniz diye soruyor. Geçen bende Skype sorun çıkardı. Şu harici ses kartını alıp sisteme 3. ses kaynağını eklediğimden beri böyle. Ben de Barış Abi'ye dedimki abi Curse'ü yükle. Mesaj attı yükledim hesap açtım diye saniyesinde bana da mesaj geldi "bir arkadaşınız artık Curse kullanıyor" diye. bu özellik çok yararlı.

İkinci sevdiğim özellik. Bir konuşma grubu oluşturabilirsiniz. Mesela biz ETS2 yapıyoruz arada multi. Skype sorun oluyor. Yok onu ekledim o kabul ettimi aramaya cevap vermedi bilmemne. Curse'de ise bir grup oluşturuyorsunuz. -tek tıklamayla- size bir url veriyor. Sizde gruba katılmasını istediğiniz kişilere url'yi gönderiyorsunuz bu kadar. Çok basit herşey. Ayrıca LoL, Smite gibi oyunlarda oyun içi arayüz yani overlay mevcut. Ses kalitesine gelecek olursak kesinlikle Skype'tan daha iyi. Net olarak söyleyebilirim. Server'ları çok iyi anladığım kadarıyla. Ses kesildi koptu bilmemne oldu durumu yok. Sistemi de yormuyor Skype gibi. Mobil sürümleri de var programın.

Curse yeni bir program zaten hala Beta. Bir hatasını görmedim gerçi. Yeni özellikle geleceğinden dolayı beta sanırım. Kesinlikle tavsiye ederim. bundan sonra ETS2 konvoy yaparsak da şimdiden söyleyeyim Curse üzerinden olacak konuşma sistemi. Skype resmen eziyet.

http://tr.cursevoice.com/

http://beta.cursevoice.com/ #akış

BeğenFavori PaylaşYorum yap