Erhan M. paylaştı.
BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 10 / 24

İçme Suyu için Deniz Arıtması Kullanan Ülkeler

NTV haberinde gördüğüm bu görseli merak edip Gemini’ya sordum.

Evet, görseldeki oranlar genel olarak doğru ve güncel uluslararası raporlarla uyuşuyor. Özellikle Ortadoğu ve Körfez bölgesi, tatlı su kaynaklarının yetersizliği nedeniyle içme ve kullanma suyunun çok büyük bir kısmını deniz suyunu arıtarak (desalinasyon) karşılıyor.

Görseldeki verilerin detaylarına bakacak olursak:

  • Kuveyt ve Bahreyn gibi tatlı su kaynağı neredeyse hiç olmayan ülkelerde içme suyunun %90'ından fazlası deniz suyundan elde ediliyor.

  • Umman (%86), Suudi Arabistan (%70) ve Katar da (içme suyunun neredeyse tamamı) büyük ölçüde bu teknolojiye bağımlı. Üstelik Suudi Arabistan, dünyada en fazla deniz suyu arıtan ülke konumunda.

  • Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) toplam kentsel su ihtiyacının yaklaşık %42'sini (sadece içme suyu baz alındığında çok daha büyük bir kısmını) bu yolla sağlıyor.

  • İsrail de kurduğu dev "ters osmoz" tesisleriyle içme suyu ihtiyacının yaklaşık %50'si ile %80'i arasındaki bir miktarını Akdeniz'den temin ediyor.

Dünyada bu durumda olan başka ülkeler de var mı?

Evet, sadece Körfez ülkeleri değil, dünyanın farklı bölgelerinde de su sıkıntısı çeken veya su güvenliğini sağlamak isteyen birçok ülke deniz suyuna yönelmiş durumda:

  1. Avustralya: Yaşadığı uzun süreli kuraklıklar (Milenyum Kuraklığı) sonrası deniz kenarındaki büyük şehirlerine dev tesisler kurdu. Örneğin Perth şehri, içme suyunun neredeyse yarısını Hint Okyanusu'ndan arıtarak sağlıyor.

  2. Singapur: Su konusunda dışa (özellikle Malezya'ya) bağımlılığını bitirmek için teknolojiye büyük yatırım yapan Singapur, günümüzde su ihtiyacının yaklaşık %30'unu deniz suyunu arıtarak karşılıyor.

  3. Kuzey Afrika Ülkeleri (Cezayir, Fas, Mısır): Özellikle Cezayir, Akdeniz havzasında en çok arıtma yapan ülkelerden biri. Mevcut durumda ülkenin içme suyunun yaklaşık %17'si denizden karşılanıyor ve inşa halindeki yeni tesislerle bu oranın 2030'da %60'a çıkarılması hedefleniyor.

  4. Akdeniz Ada Ülkeleri (Malta ve Kıbrıs): Yeraltı tatlı su kaynakları son derece kısıtlı olan Malta, su ihtiyacının yarısından fazlasını desalinasyon ile karşılıyor. Kıbrıs adası da benzer şekilde büyük ölçüde bu tesislere bağımlı.

  5. İspanya: Avrupa'da deniz suyu arıtımında açık ara lider konumda. Özellikle kurak güney kesimlerinin ve o bölgedeki tarım alanlarının su ihtiyacını karşılamak için onlarca aktif tesisi bulunuyor.

  6. Amerika Birleşik Devletleri ve Şili: ABD'de özellikle Kaliforniya eyaleti kuraklıkla mücadele için okyanus suyunu arıtırken; Şili, dünyanın en kurak yeri olan Atacama Çölü'ndeki madencilik faaliyetleri ve kıyı şehirleri için deniz suyunu kullanıyor.

Özetle; teknolojinin gelişmesi ve suyu arıtırken harcanan enerji maliyetlerinin geçmiş yıllara göre düşmesiyle birlikte, deniz suyu tüm dünyada giderek artan bir oranda temel içme suyu kaynağı olarak kullanılıyor.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Death Stranding

Kojima'nın son oyunu, benimse ilk Kojima oyunum.

Kasım 2019'da Play Station için çıkan oyun daha sonra Temmuz 2020'de bilgisayar için de yayınlandı. Epic Game sayesinde oyunu bedava almıştım. 65 TL gibi cüzi bir ücret ile de Director's Cut sürümüne yükselttim.

Oyun için kargo simülasyonu yakıştırmalarını benim gibi çokça duymuşsunuzdur. Bu sebepten oyunu oynamayı hiç düşünmüyordum ta ki bir ay öncesine kadar... Neden bilmiyorum bir anda oyunu oynamaya karar verdim. İlk 5 saatinde gerçekten merak ederek oynadım. Daha sonra kargo taşımaktan sıkılmaya başladım ve 20. saatlerde bırakmayı düşündüm. Ama bir kaç gün boyunca şunu fark ettim ki günün belli zamanlarında oyun aklıma geliyor ve yalnız Sam ile Lou'yu düşünüyorum. Yani hikayesinin beni çok etkilediğini fark ettim. Bu düşüncelerle daha fazla baş başa kalmamak için kısa bir aradan sonra oyuna kaldığım yerden devam ettim. İyi ki devam etmişim çünkü o saatlerden sonra gelişen yetenek ve araç - gereçler sayesinde oyun ızdırap olmaktan çıkıyor ve artık daha önce hiç yaşamadığım bir deneyime dönüşüyor. Tabi Director Cut's sürümü ile iyileştiren geliştirilen şeyler olmuş. Oyunu hemen değil daha sonra oynamanın faydası 🙂

Bir çok arkadaşın dediği gibi koca Amerika kıtasını bir araya getirdiğini söyleyen oyun bunu gerçek bir ölçekte yapamadığı için gerçekçilik hissi oluşmuyor. Yani kıtanın bir ucundan diğer uca gidiyoruz ama gerçekte 300-500 km gidiyoruz. Ben bunu çok dert etmediğim.

Oyunun çok farklı bir kafayla yapıldığı açık. Temelde 2 araç kullanabiliyoruz, 3 tekerlekli motosiklet ve kamyon. Yalnız ikisinin de sürüş dinamikleri fecaat. Bilerek mi böyle bir tercih yapıldı bilmiyorum ama Half Life 2 deki araç sürüşü ne kadar berbatsa bu da öyleydi. Ama Half Life da kalbimizde, tahtında hep :))

Bugüne kadar böyle farklı bir oyun yapıldı mı bilmiyorum. Oyunun sonu 2 saat sürdü. Kojima farkını göstermiş, hikayenin detaylarını sana anlatırken aynı zamanda da yapanların isimlerini akıtıyor... Tam bitti derken oyun boyunca parça parça gösterilen hikayenin geçmişini eksik parça kalmayacak şekilde bir bütün olarak izletiyor. Yıllardır bir sinema filmi yapmak istediğini bildiğimiz Kojima bu isteğine çok yaklaşmış. Oyunun sonunda açıkta kalan, anlaşılmayan bir şey kalmadı benim için.

Oyunun hikayesi orijinal, sunum mükemmel. Müzikler ise şahane, gün içinde ara ara dinliyorum. Oyunda dünyaca ünlü aktör ve aktrislerin oynaması da çok daha gerçekçi hissettirmiş. Kojima'nın yıllardır yapmayı planladığı sinema filmine bu oyunda çok yaklaşmış. Hatta bu hikayeyi 3 bölümlük bir film serisi bile yapabilir belki de çalışıyordur...

Yakın zamanda duyurulan 2.oyunu sabırsızlıkla bekliyorum. Tabi yine çıkar çıkmaz oynamayıp 3-5 ay boyunca varsa sorunların giderilmesini bekleyeceğim. Umarım Sony'nin yeni stratejisi gereği bu oyun da tüm platformlarda aynı anda çıkar da bilgisayar için 1 sene beklemeyiz.

2. oyun tanıtım videosu:
Death Stranding 2 On The Beach - State of Play Announce Trailer | PS5 Games (youtube.com)
NOT: Bu yazıyı 21 Nisan 2024'te kendi blogumda yazmıştım. Oyunu özleyince burada paylaştım ki belki oynamamış arkadaşların ilgisini çeker.:)
BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 11
Erhan M. paylaştı.

Silinen Dosyaları Kurtarmak EaseUS Data Recovery Wizard Professional ile İmkansız Değil

Sponsorlu İçerik

Aktif olarak bilgisayar kullanan herkesin en azından bir kere başına gelmiştir. İhtiyacı olan dosyalara ulaşamadığı gibi; bilgisayarın hiçbir yerinde bulamadığınız zamanlarda da büyük problem yaşadığınızı ve çaresizlik hissini tatmışsınızdır.

Özellikle bu dosyalar, özel günlerinizden kalma fotoğraflar, videolar veya diğer evraklarsa; üzüntünüz bir kat daha artacaktır. Teknoloji hep olumlu yönde geliştiği için, tamamen silmiş olsanız; Geri Dönüşüm kutusundan kaldırmış olsanız dahi, sildiğiniz dosyalar ulaşmak, artık daha kolay. EaseUS programı sayesinde, sizlerde sildiğiniz ve kaybettiğimiz tüm dosyaları Windows işletim sistemine sahip bilgisayarınızdan sorunsuz olarak kurtarabilir, yedek almadan yok ettiğiniz bilinçli veya bilinçsiz dosyalarınıza kavuşabilirsiniz.

Tamamen ücretsiz kullanım şansını sunan, eğer yüksek boyuttaki dosyaları da kurtarmak isterseniz satın alabileceğiniz bir yapıya sahip olan EaseUS Data Recovery Wizard Professional Veri Kurtarma Programı sayesinde, sorunsuz dosyalarınıza ulaşmanız mümkündür. Rahat kurulum, anlaşılır basit bir ara yüz ve ihtiyaç duyduğunuz hıza kavuşmak için, sizlerde programı kullanabilirsiniz.

Nereden İndirebilirim?

İlk olarak programı indirebilmek için https://www.easeus.com/datarecoverywizardpro/ adresine tıklamanız gerekecektir.

Siteye girdikten sonra, karşınıza çıkan ekranda yer alan “Buy Now” ya da “Free Trial” sekmesine tıklayarak, direkt ücretsiz indirme işlemini yapabilirsiniz. Daha sonra, Türkçe kullanım sağlayabileceğiniz EaseUS Data Recovery Wizard Professional dosya kurtarma programını edinmiş olacaksınız.

Programın Mantığı Nedir? Nasıl Kullanabilirim?

Programın temel mantığı, bilgisayarınızda bulunan dahili veya harici bütün disklerinizin içerisinde daha önceden bir dönem bulunmuş olan ve herhangi bir sebepten dolayı silinmiş olan dosyalarınızın listelenerek, aralarından seçeceğiniz dosyanın kurtarma işleminin sağlanmasıyla son bulacaktır.

 

Tamamen Türkçe dil desteğine sahip olan yapısıyla birlikte, kolayca anlayabileceğiniz bir tasarıma sahip olan EaseUS veri kurtarma programını kullanmanız için ilk olarak belirlediğiniz harici veya dahili diski seçmeniz gerekecektir. Yukarıdaki resim gördüğünüz gibi, istediğiniz sürücüyü seçerek, ‘’Tara’’ kısmına tıklamanız gerekecektir. Tara butonuna bastığınız andan itibaren, programın sol alt kısmında bir süre belirecek ve ortalama sürücünün silinen tüm dosyalarını bulması için geçecek süreyi sizlere verecektir. İhtiyacınız olan tüm silinmiş dosyalara ulaştıktan sonra, karşınıza aşağıdaki resimdeki gibi ekran belirecektir.

Süre olarak belirlenen zaman geçtikten sonra, dosyaların liste şeklinde sizlere sunulmasıyla, istediğiniz dosyayı seçerek, ‘’Kurtar’’ butonuna basmanızla birlikte, son sildiğiniz alanda program veya verileriniz tekrardan belirecektir. Program öncelikle hızlı tarama yapmaktadır, isterseniz derin tarama işlemi yapıp daha uzun süre tarayarak daha fazla dosya bulunmasını ve nihayetinde kurtarılmasını sağlayabilirsiniz.

Bu sayede, daha önceden kaybettiğiniz tüm dosyaları aynı ekranda görerek, sizin hatırlamamış olacağınız anlık ihtiyaç duyacağınız bütün verilere de erişmeniz mümkün olacaktır. EaseUS, tamamen stabil çalışma mantığı, düşük boyutu ve doğru sonuç vermesiyle birlikte, ihtiyaç duyduğunuz en iyi sonuçları sizlerle buluşturmaktadır. Hayal olan veri kurtarma işini, gerçek mantıkta yapması da cabası! Profesyonel olarak çalışabileceğiniz, ilk etapta toplamda 500 MB veriyi ücretsiz olarak kurtarabileceğiniz gibi; PRO sürümüne geçtikten sonra, istediğiniz kadar veriyi sorunsuz olarak kurtarabilirsiniz.

BeğenFavori Paylaş
Erhan M. paylaştı.

Youtuber ve Vergi Konusu Hakkında

Mesut Çevik kanalında bu konuyu izleyince bir hukukçu olarak bu konuda bir yazı kaleme almak istedim. 2012 yılında hukuk fakültesinden mezun oldum. Bir kamu kurumunda son 4 yıldır avukatlık yaptığımı ancak burada danışmanlık hizmetimi vermediğimi, sadece kendi yaklaşımımla konuyu açıklamaya çalıştığımı belirtmek isterim. Konunun ayrıntılı ve karmaşık olduğunu, bu yazıya ya da bir videoya bakarak mali konularda karar almanın sizi zarara uğratabileceğini de belirtmek isterim. YouTube'dan gelir elde ediyorsanız bunun vergilendirilmesi konusunda bu konuda "yetkili" kişilerden yardım ya da hizmet satın almanızı öneririm. Başlamadan önce konuya ilişkin uzmanlık bilgisi olan üyelerimiz yorumlarıyla katkı verirse çok memnun olurum.

Para kazanıyorsanız bu vergilendirilmeli, bu kural. Vergilendirmek ne demek? Gelirinizi beyan edip, bu gelirin devlet eliyle incelenmesi ve sonucunda belli bir oranda ödenmesi demek. Arızi kazanç durumunda belli bir tutara kadar beyan da gerekmiyor, bu beyan vermenin istisnası. Yazının ilerleyen kısımlarında buna da değineceğim. Öncelikle genel bir açıklama yapmak çok zor. Çünkü gelir elde eden kişiyi bilmiyoruz. Geliri elde eden kişi önemli ama biz önce burada vergi açısından "Gelir" nedir diye kanundaki tanıma bakalım. Çünkü gelirin çeşidi de çok önemli.

Gelir Vergisi Kanunu Madde 1:

"Gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır."

Gelir Vergisi Kanunu Madde 2:

"Gelire giren kazanç ve iratlar şunlardır :
1. Ticarî kazançlar,
2. Ziraî kazançlar,
3. Ücretler,
4. Serbest meslek kazançları,
5. Gayrimenkul sermaye iratları,
6. Menkul sermaye iratları,
7. Diğer kazanç ve iratlar. "

Gördüğünüz gibi, emeğiniz karşılığı bir kazanç elde edebilirsiniz ya da paradan para kazanırsınız. İki durumda da gelir söz konusu oluyor. Ama kanun 2. maddesinde de bu gelirleri çeşitlendiriyor. 2-3-5-6 ile şimdilik ilgilenmeyeceğiz.

Bu kanuni bilgilerden sonra kişiyi kategorize etmek için geliri elde eden kişiyi ve faaliyetinden elde ettiği gelirin çeşidini bilmemiz gerekiyor. Kategorize etmemiz gerekiyor çünkü vergi ödemek için birden fazla yol var, istisnalar var, teşvikler var... Yani vergi konusu o kadar ayrıntılı bir konu ki, youtube'dan gelir elde eden herkese "bu gelir ticari gelirdir, şirket açmak zorundasın, al bu da şirket açabileceğin site!" demek bana kalırsa hatalı bir söylem.

Bu temel bilgileri fakültede aldığım eğitimden ve uygulamadan biliyorum ama işin ayrıntısını öğrenmek için YouTube'un sahibi Google'ı kullandım. İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasının düzenli olarak çıkardığı hakemli bir dergide yayınlanmış iki vergi müfettişinin konuya ilişkin makalesine ulaştım. Makaleyi baştan sona okuyunca Mesut Çevik'in verdiği hatalı bilginin ne kadar kötü sonuçlara sebep olabileceğini düşünerek önce twitterda ve sonra burada tepki gösterdim ama clickbait başlığı değiştirmek dışında bir değişiklik olmadı.

Yazıya devam etmeden önce gelin Mesut Çevik'in bilgisinin ve videosunun kaynağı olan mukkelef.co'da yazılan blog yazısına bakalım. Yazı "Vergisel Konular" kategorisinde yazılmış.

Yazının linki: https://blog.mukellef.co/youtube-gelirlerinin-vergilendirilmesi/

Bu neden önemli? Şimdi yazıyı hazırlayan kişiyi takdim ediyorum size. Yazıyı yazan kişinin linkedin profiline girdiğimizde istanbul Gelişim Üniversitesi "Gastronomi" mezunu "Dijital Marketing Manager" bir profil karşılıyor bizi. Gastronomi mezunu birine "vergisel konular" kategorisinde "youtube gelirlerinin vergilendirilmesi" konulu yazı yazdırılmış. İnanılmaz. Site o kadar mali müşavirle çalışıyor ama vergisel konuları gastronomi mezunu birine yazdırıyor. Gerçekten inanılmaz. Videosunun temel dayanağı bu yazı, ama sorsak gazete haberi falan gösterir. Biz de videoda kullandığı cümleler ile mukellef.co'daki yazının neredeyse aynı olduğunu fark etmemiş oluruz.

Yazı sahibinin LinkedIn profili: https://tr.linkedin.com/in/eren-dikba%C5%9F-71068b1a1

Konumuza dönelim. Gelirleri "Ticari Kazanç, Serbest Meslek Kazancı ve Diğer Kazanç ve İratlar" özelinde incelememiz gerekiyor. Çünkü ben kendi adıma ve hesabıma youtube videosu çeken, başka bir kişi çalıştırmayan, başka bir mesleği olan ya da olmayan biriyim. Yukarıda ne demiştik, kim olduğumuz, nasıl video çektiğimiz çok çok önemli.

Eğer ben videolarımı çekerken başka bir kişiyi para karşılığında çalıştırıyorsam (kurgu, sosyal medya, kamera, ışık vs. fark etmez) artık buradaki kazancımız serbest meslek kazancı ya da arızi kazanç olmayacak "ticari kazanç" olacak ancak çektiğim videolar;

Sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanıyorsa, ticari mahiyette değilse, bir işverene bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk altındaysa ve bu videolardan gelir elde ediyorsam başka bir mesleğimin olup olmamasına göre ya serbest meslek kazancı ya da arızi kazanç olacak değerlendirilmesi gerekecek. Yani gördüğünüz gibi, elde edilen gelirin sizin durumunuzla -vergiledirme açısından- çok ilgisi var.

İzlediğim kanalların birinden makaledeki açıklamalar çerçevesinde örnek vermem gerekirse;

Murat Şen kanalını örnek alıyorum. 259 bin abonesi var, ayda 350 bin video görüntülemesi mevcut, para kazanması açık, ücretli abonelik açık. Mesut Çevik'e göre şirket kurması zorunlu Murat Şen'in. 2 vergi müfettişinin hazırlamış olduğu makaleye ve benim hukuk bilgime göre cevap verecek olursam. "BİLEMEYİZ". 

Neden bilemeyiz? Kamera karşında belli olmuyor ama videoları çektikten sonra belki maaşlı işçisine video kurgulatıyor, sosyal medya hesaplarını yönettiriyor... O zaman deriz ki bu faaliyetten elde edilen gelir ticari kazanç çünkü ortada bir organizasyon var, şahsi mesaisi olduğu kadar başkalarının mesaisiyle elde edilen bir gelir var. Şirket açmalısın.

Videoların tüm her şeyiyle kendisinin ilgilendiği senaryoda Murat Şen'in başka bir mesleğinden kazancının olup olmamasına göre ayrım yapmak gerekecek bu sefer de. Bildiğim kadarıyla mesleği endüstriyel fotoğrafçılık. Bu mesleğini sürdürdüğünü ve esas mesleğininin fotoğrafçılık olduğunu varsayalım. Bu durumda YouTube'dan elde ettiği geliri arızi kazanç kategorisine sokmak gerekecek. Bu durumda bağkur primi ödemesine gerek yok. Çünkü burada elde ettiği gelir arızi bir gelir, esas mesleği fotoğrafçılık ve sigorta primleri o meslekten elde ettiği gelirler üzerinden ödeniyor ve belli bir tutara kadar beyanname vermesine gerek yok.

Murat Şen'in fotoğrafçılığı bırakıp sadece youtube'a video çektiğini düşünelim, bu durumda artık bu videolardan elde ettiği gelir serbest meslek kazancı, kendisi de serbest meslek erbabı olacaktır. Bu durumda sigorta primi ödeyecek ama bu ödediği primlerin verdiği gelir beyannemesinde indirilmesini sağlayabilecektir. İster serbest meslek kazancı olsun ister arızi kazanç artık burada şirket açmasına gerek yok. Çünkü sermayeden ziyade şahsi mesai var, ticari mahiyette değil, bir işverene bağlı değil, işçi çalıştırmıyor.

Vergilendirme boyutuna uzmanlık alanım olmadığı için çok değinmek istemiyorum. Hatalı bilgi verme olasılığım yüksek. Burada esas değinmek istediğim nokta youtuberları vergi konusunda genellemek çok doğru değil. Makalenin linkini aşağıya bırakıyorum. Vergilendirme örneklerine makalede yer verilmiş. Uzmanlık alanım olmadığı için bu konuyu iki vergi müfettişine bırakmak daha doğru olacaktır. Ama net bir şey söyleyebiliriz, vergilendirme kişiye ve kişinin elde ettiği gelirin türüne göre farklılık gösterir.

Sonuç olarak YouTube'a hobi olarak başlayıp, bir süre sonra milyon izlenip çok gelir elde ettikten sonra işinden istifa ederek youtube'u işi haline getiren pek çok kişi var. Ya da işinden istifa etmeyip ayda 3-4 video atıp hobi olarak ilgilenen para kazanması aktif olsa da çok kazanmayan, youtube'dan elde ettiği geliri hayır kurumlarına bağışlayan ya da mikrofon, kamera gibi daha kaliteli video çekmek için ekipman alanlar var. Ne olursa olsun bu süreçte insanlar para kazanmayı aktif hale getiriyor çünkü belki bu şekilde motive oluyor. Belki gelire göre geleceğine karar verecek. Bu insanları kimsenin telaşlandırmasına, korkutmasına hakkı yok. İnsanları korkutarak reklamı yapılan siteye yönlendirmek ya da para kazanmasını engellemek çok yanlış bana göre.

Mesut Çevik'in videosu youtube'da para kazanması aktif insanların endişeye kapılarak para kazanmayı kapatmasına neden olacak ve belki de videoda amaçlandığı şekilde insanları reklamı yapılan siteden şirket kurup müşavirlik hizmeti almasını düşündürtecek. Elde edilen gelirin ve kişinin kategorisi burada önem arz etmektedir. Yazımın başında bahsettiğim Vergi Usul Kanunu 1961 tarihli. Bir kanunun eski tarihli olması çağ dışı olduğu anlamına gelmiyor elbette ama teknolojinin hızla ilerlediği, internet sektörünün her geçen gün katlanarak büyüdüğü, sınırların ortadan kalktığı böyle bir dönemde kanunlarımızda bu gibi konuların net cevabının olmadığını, bu gibi gri alanlarda yorum yaparak kanunlarımızı uyguladığımızı bilmek gerekiyor. Böyle bir durumda net ifadelerle "Youtube'dan gelir elde ediyorsanız bir şirket kurmanız gerekli ve sonrasında ödemeniz gereken vergiler belki de sizi bu işten caydıracak!" açıklamasıyla video yayınlamak belki bugün çok izlenmenizi, para kazanmanızı sağlayacak ama...

Dergi Linki (Mart - Nisan 2020 Sayısı) Makale 265. sayfada başlıyor: https://issuu.com/istanbulsmmmodasi/docs/malicozum158?ff

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 64
  • maddow morning @saruhanyasar4

    @pof sayin prof ben 205 bin lira gelir elde ettim asgari ucretle calisiyordum adamlar bana 250 bin lira ceza kesti ne yapmam gerek

  • Ekrem Clkz @ekrem-clkz

    GENÇ GİRİŞİMCİ YOUTUBER VE İÇERİK ÜRETİCİLERİ VERGİ SORUNUNA ÇÖZÜM BEKLİYOR.

    Maliye Bakanlığı genç Youtuber, Bilgisayar Programcısı ve İçerik Üreticilerini fahiş vergi cezaları ile cezalandırıyor, şirket kurma zorunluğu getiriyor. Birçok genç girişimci Türkiye’yi bu nedenlerle terk etmek istiyor.

    Türkiye’de son yıllarda özellikle genç girişimciler başta Youtube gibi platformlar olmak üzere internet üzerinden içerik üretmektedirler. Bu içerikler başta Türkiye olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinden izlenmektedir. Bu içerikler Türkiye’nin yurtdışında tanıtılmasına da katkı sunmaktadırlar. Örneğin Youtube da Türkiye’nin turistik bölgelerini anlatan video içerik üreticilerinin videoları yurtdışında milyonlarca izleyici tarafından izlenmektedir.

    Bilgisayar programcıları ve yazılımcılar da yeni uygulamalar geliştirmekte ve yeni web sayfaları tasarlamaktadırlar. İçerik üreticilerinin en önemli gelirleri arasında kendi uygulamaları ya da web sayfalarında Google ve diğer arama motorları ile yapmış oldukları anlaşmalar sonucunda elde ettikleri reklam paylaşım gelirleri yer almaktadır.
    Özellikle İletişim Fakültesi öğrencileri ve mezunları arasında çok sayıda yeni girişimci Youtube ve benzeri platformlar üzerinden içerik üreterek yayın yapmaktadırlar. Bir örnek vermek gerekirse Türkiye’de birçok içerik üreticisi Youtube ‘a içerik üretmekte ve Youtube üzerinden açmış olduğu kanallara yüklemiş oldukları içerikler tüm dünyaya servis edilmektedir. Bunun karşılığı olarak da Youtube kanalında yayınlanan reklam gelirlerini Youtube içerik üreticileri ile paylaşmaktadır. Türkiye kökenli birçok Youtube kanalı Türkiye dışından da izlenmektedir. Bu kanalların sahipleri olan Türkiye’de yerleşik içerik üreticileri yurtdışından da Türkiye’ye döviz girişi yapılmasına katkı sunmaktadırlar.
    Ancak son dönemde Youtube ve diğer platformlara içerik üretenlerin başı Maliye Bakanlığı ile dertte. Maliye bakanlığı, Youtube kanalı olan kişileri banka hesapları yoluyla takip etmekte ve bu kişilere şirket kurmadıkları gerekçeleri ile fahiş vergi cezaları kesmektedirler. Youtube üzerinden yapılan ödemeler Google İrlanda şirketi tarafından içerik üreticisinin kişisel banka hesabına yapılmaktadır. Maliye bakanlığı da bu banka hesaplarını kontrol ederek ilgili kişilere vergi cezaları göndermektedir.
    Youtuberlik ve İçerik Üretmek Serbest Meslek mi Ticari Faaliyet mi?
    Youtube ve benzeri platformlar da içerik üretilerek yapılan yayınlardan elde edilen gelirlerin reklam geliri mi olduğu yoksa serbest meslek kazancı mı olduğu konusunda da vergi dairelerinin farklı görüşleri bulunmaktadır. Bazı vergi daireleri bu gelirlerin doğrudan ticari kazanç içeren bir reklam geliri olduğunu iddia ederek bu kişilere şirket kurma zorunluluğu getirmekte ve bu kişileri vergi mükellefi yaparak vergilendirmeye çalışmaktadır.
    Ancak diğer bir görüşe göre ise gelir vergisi kanununa göre bu kişiler 27 Mayıs 2020 tarihinde yayınlanan Gelir Vergisi tebliğinin 3.maddesi b fıkrası gereğince yıllık 600 .000 TL’ye kadar olan gelirlerinde gelir vergisinden muaftırlar. b) İstisna kapsamına; şiir, hikâye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserler ile ihtira beratları girmektedir. (https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/05/20200527-10.htm)
    Cumhurbaşkanlığının 1 Ocak 2019 tarihli 476 sayılı kararına göre internet reklam gelirlerinden %15 oranında vergi kesileceği karara bağlanmıştır.
    İnternet ortamında reklam hizmeti veren veya bu hizmetlerin verilmesine aracılık eden tam ve dar mükellef gerçek kişilere yapılan ödemelerde vergi kesintisi oranının %15 olarak uygulanması
    Youtube gibi platformlara içerik üreterek ve bu içeriklere Google tarafından reklam yayını yapılarak elde edilen kazancın ticari bir faaliyet konusu olduğu tartışmalıdır. Bu içerik üreticileri Google ve diğer arama motorlarından gelen reklamları otomatik olarak kendi kanal ya da platformlarında yayınlayarak aslında reklam yayınlanmasına sadece aracılık etmektedirler. Doğrudan kendileri sponsor ya da doğrudan tanıtım içeren reklam alsalar bu ticari faaliyet olarak değerlendirilebilir. Ancak genellikle bu kişiler reklamların yayınlanmasına sadece aracılık etmektedirler.
    Özellikle Youtube gibi platformlara içerik üreten kişilerin yıllık 600.000 TL’ye kadar olan gelirleri, serbest meslek erbabı olarak değerlendirilerek bu kişilere şirket kurma zorunluluğu getirilmesinden vazgeçilmesi kanaatimce daha uygun olacaktır.
    ŞİRKET KURMA ZORUNLUĞU İÇERİK ÜRETİCİLERİNİ CAYDIRIYOR
    Birçok genç girişimci, şirket kurma zorunluğu getirilmesi, vergi cezaları vb nedenlerle hayata yeni başladığı bir dönemde ülkesine küsmekte ve yurtdışına giderek ya da içerik üretmekten vazgeçerek umutsuzluğa kapılmaktadır. Hayata yeni başlayan genç girişimci içerik üreticileri ve bilgisayar programcılarının ülkelerine küsmelerini önlemek adına bir dizi tedbir acil olarak hayata geçirilebilir. Birçok genç girişimci şirket kurma maliyetleri, %40’a varan oranlarda gelir vergisi mükellefiyeti ve yüzde 18 oranında KDV, damga vergisi ve stopaj, muhasebeci giderleri gibi nedenlerle şirket kurmanın çok maliyetli olduğunu ve elde ettikleri gelirlerin bu giderleri karşılamayacağını düşünmektedirler.
    İÇERİK ÜRETİCİLERİ %15 YA DA %20 SABİT BİR VERGİ ÖDEYEBİLİRLER
    Çözüm önerisi olarak Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığı daha önce yayınlanan Cumhurbaşkanlığı genelgesi kapsamında Örnek olarak yıllık geliri 50.000 TL ve üzeri olan genç girişimcilerden sabit olarak şirket kurulmasına gerek olmadan %15 ya da %20 oranında bir gelir vergisi keserek bu genç girişimcileri teşvik edebilirler.
    Bu konuda Cumhurbaşkanlığını, Maliye Bakanlığını, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığını İletişim Fakültesinde çalışan bir akademisyen olarak harekete geçmeye davet ediyorum. Genç girişimci içerik üreticileri ve bilgisayar programcıları konu hakkında devlet büyüklerimizden yardım talep ediyorlar.
    Dr.Öğr.Üyesi Ekrem ÇELİKİZ
    İbn Haldun Üniversitesi
    İletişim Fakültesi

  • Ekrem Clkz @ekrem-clkz

    Vergi uzmanı değilim ama Mali müşavirler sırf daha fazla müşteri çekmek adına şirket kuruluşunun zorunlu olduğunu iddia ediyorlar. Bence de her içerik üreticisinin şirket kurma zorunluluğu yok. Serbest meslek erbabı olarak bu kişilerin kanuna göre yıllık 600.000 TL ye kadar olan gelirlerinde vergi muafiyetleri söz konusu. Bu konuyu gündem de tutmakta fayda var. Gereksiz yere içerik üreticilerinin teşviklerinin kırılmaması gerekiyor.

  • maddow morning @saruhanyasar4

    Bir youtuberim 2016 2017 2018 yilarinda kazandigim 220 bin lira icin 250 bin lira vergi ve ceza kesildi 2 yildir bu isi biraktim vergi yuzunden mufettisler onune ne geliyorsa yazip ciziyor

Erhan M. paylaştı.

Evde Spor Güncesi (İlk 2 Hafta)

Evet malumunuz 2 hafta kadar önce ''yahu ben evde spor yapmak istiyorum nereden başlamalı?'' gibisinden bir gönderi paylaşmıştım ve ben o günden sonra yaşadığım deneyimleri ilk 2 hafta nasıl geçti onlardan kısaca bahsetmek istiyorum.

Önce amacımdan bahsetmek isterim. Ben aman efendim deli gibi kasa sahip olayım zihniyetinde bir insan olmadım. Çok hafif vücudum şekillense bu bana gayet yeterli olacaktı. ''Skinny Fat'' dedikleri hafiften göbeğe sahip biriyim. Boyum 1.83 ve kilom 77 olmasına rağmen göbeğim vardı.

Öncelikle yeme alışkanlıklarımda değiştirdiklerimden bahsedeyim. Yemek yanında asitli içecekler içerdim bıraktım. Abur cubur yerdim bıraktım. Soda içmeye başladım bol bol. Onun dışında annemin yaptığı her yemeği yemeye devam ettim. Sadece bıldırcın yumurtası içtim her sabah 1 tane kırıp çiğ şekilde ve akşamları da 1 adet haşlanmış yumurta yemeye başladım. EKmeği TAMAMEN bıraktım çok istersem 1 dilim kepek yedim. Su tüketimine inanılmaz ağırlık verdim ve bol bol havuç, salatalık, çerez (ceviz, fındık, fıstık) yemeye başladım abur cubur olarak.

Sonra gittim Decathlon'a 4 tane ürün aldım.

 

Yere sermek için yer matı: https://www.decathlon.com.tr/900-comfort-pilates-mati-id_8527070.html?_sgm_campaign=product&_sgm_source=8527070&_sgm_action=search

 

Üst kol-Arka Kol için Lastik (Ön Isınmı İçin de Kullandım): https://www.decathlon.com.tr/direnc-ipi-id_8339227.html

 

Üst Kol ve Arka Kol için ayarlanabilir 10kg'a kadar çıkan dumble ben 4kiloda kullanıyorum: https://www.decathlon.com.tr/900-comfort-pilates-mati-id_8527070.html?_sgm_campaign=product&_sgm_source=8527070&_sgm_action=search

 

Ön Kol Çalışmak için el yayı:https://www.decathlon.com.tr/essentiel-el-yayi-id_8344977.html

 

Hangi Hareketleri Yapıyorum Günlük Çalışmam Ne?

Kol kaslarını burada resim olarak ekliyorum ki daha iyi anlaşılsın. İlk hafta çalışmamı 3X10 olarak yaptım aralarda 10 saniye durdum. İkinci hafta hareketleri 3x15 olarak arttırdım. Şimdi geleyim Hareketlere.

1- Aldığım Lastiği kullanarak dumble kullanır gibi 3*10 kaldırıyorum. Her 10'dan sonra 10 saniye soluklanıyorum. Hareketleri hızlı hızlı değil kasın kasılma süresini olabildiğine uzata uzata sindire sindire yapıyorum bu kasılma süresini olabildiğince uzatma kısmını tüm hareketlerde uyguluyorum bundan sonra yazmayacağım. Bu hareketin amacı da üst kolu çalıştırmak.

2- Lastik ile 3x10 yana açma. Omuzları ve göğsü çalıştırmak.

3- Lastik ile 3x10 vücut dik duracak şekilde lastik sırtımda başımın üstüne doğru çekiyorum. Arka üst kasları çalıştırmak ve az da olsa göğüs için.

4- Lastik ile 3x10 lastiğin iki ucu yanımda olacak kollarımı yere paralel şekilde kaldırmaya çalışıyorum. Hayat maksimumda reklamındaki gibi öyle düşünün 😀 Bunun da amacı az da olsa göğüs kollardaki yanal kaslar.

5- Dumble ile 3x10 normal kaldırma. Üst kol. (Dumble 2 adet ve her gibi 4 Kilo)

6- Dumble ile 3x10 kolları ilki yana açma.

7- Dumble ile 3x10 ağırlık sırtıma kafamın yukarısına kaldırıyorum.

8- El yayı ile 100 adet açma kapama yapıyorum.

9- Dumble'lar elimde ve yerer paralel şekilde 3x10 sırt olabildiğince dik oturup kalkıyorum. Ön kol ve bacaklara iyi geliyor.

Sonra yere matı seriyorum burada hareketler başlıyor.

10- Sırtüstü olacak şekilde ellerim popomun altında bacaklarımı 3x10 kaldırıyorum. Alt karın kasları için.

11- Sırtüstü olacak şekilde 3x10 mekik. Son onluda bir sağ bir sol hareket yepıyorum. Üst karın kasları ve yanal karın kasları için.

12- Dumble'lar ile ellerim iki yana açık ve sırt üstü şekilde ağırlıkları göğüs hizamda dik hale gelene kadar 10 sefer kaldırıyorum ve durmadan dikey kaldırıyorum gene 10 sefer. 3 kere tekrarlıyorum. Göğüs, Ön kol, Üst kol için.

13- Yanal Plank her iki yan için 1'er dakika duruyorum. Karın yanal kaslar ve bacak kasları için.

14- Normal Plank 1 dakika duruyorum. Plank garip hareket her yer çalışıyor neredeyse hangi birini yazsam boş plank mühim 😀

 

Şimdi sağol sen yazmışsın diyeceksiniz ama ne faydasını gördüm. 77 kilodan yememe içmeme dikkat ederek 2 haftada 68.8 kiloya düştüm. Ön kollarımdaki kaslarda damarlarım çok çok az belli olmaya başladı ve çok daha dinç hissediyorum kendimi. Ben bu işte profesyonel değilim ama spor yapıyorsan olabildiğince fazla kas gruplarını çalıştıracaksın bunun için zaten profesör olmaya gerek yok. Ben bir kaç işin uzmanına danışarak evde çalışmak içinm şöyle bir program çıkardım ve kendimi oldukça dinç, 15 gün gibi kısa sürede 8-9 kilo veren biri olarak bunu paylaşmak istedim.

Kendimi o gün içinde yeterince yorulmuş hissetmediysem o gün için bu 14 hareketi de 2. sefer yaptığım da oluyor.

Umarım yararlı bir paylaşımdır ve bence hiç. bir şey yapmamaktan iyidir. Komple bu çalışma ortalama 40 dakika sürüyor her şey dinlenmeler de dahil. Unutmadan ilk 1 hafta her yeriniz ağrıyacak üstüne gidin. Belli bir süre sona gerçekten geçiyor ve yapmadığınız zaman kendinizi kötü hissediyorsunuz.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 9 / 11
Erhan M. paylaştı.

iOS'da YouTube Reklamlarını Engelleme(Uygulama içi Reklamlar Dahil)

Selamın Aleyküm değerli TeknoSeyir kullanıcıları 🙂 Uzun zamandır aklımda olan bu uygulamayı sizlere anlatmak istedim. Resimlerle anlatamazdım bu uygulamayı o yüzden ben de video çekmeye karar verdim. Video'da da bahsettiğim gibi bu video'yu sizler için çektim. İyi seyirler dilerim efendim, hayırlı akşamlar 🙂

 

Video: iOS'da YouTube Reklamlarını Engelleme

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Erhan M. paylaştı.

Yazılım Gündemi - 14 (14-20 Ekim 2019)

< Önceki Gündem     |   14-20 Ekim 2019   |     Sonraki Gündem >

Yazılım Gündemi ile ilgili gelişmeler hakkında bildirim almak için bu adresdeki konuya bakabilirsiniz. Yazılım Gündemine katkı sağlamak için yazılımın herhangi bir alanıyla ilgili karşılaştığınız haberleri sosyalde #YazılımGündemineMalzeme etiketi ile paylaşabilirsiniz.

GitLab ofiste siyaset konuşmayı yasakladı ve geri aldı

Geçtiğimiz haftalarda bir yazılımcının ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza kurumunu protesto etmesinden (bkz: Yazılım Gündemi - 10) ve aynı kurum ile iş anlaşması yapmış GitHub'daki geliştiricilerin tepkilerinden (bkz: Yazılım Gündemi - 13) bahsetmiştim. Tam da o zamanlara denk gelecek şekilde GitLab'de "bu olaylar bizi de etkileyebilir" demiş olacak ki, CEO Sid Sijbrandij tarafından şirketin el kitabına apar topar bu ekleme yapılmış. Kısaca yapılan ekleme şu şekilde: "müşterilerimizin değerleri ile bizim değerlerimiz uyuşmayabilir", "biz iş yerinde siyaset konuşmayız, verimlilik bizim bir numaralı değerimizdir".

Tabii ki bu eklemeyi yaparak olası protestoların önüne geçmeyi amaçlayan şirket yönetimi amacına ulaşamadığı gibi tam tersi bir etki de yaratıp insanların bu konu hakkında konuşmaya başlamasına yol açtı. Her ne kadar şirketin el kitabındaki bu değişiklik 2 hafta önce CEO tarafından pull request olarak açık şekilde yapılmış olsa da, olay bu hafta ortaya çıktı ve tartışmalar da bu hafta başladı. Hem şirketin kendi çalışanları hem de geliştirici camiasındaki birçok insan Reddit ve HackerNews gibi platformlarda tepkilerini gösterdiler.

Şirketin bu yanlıştan dönmesi uzun sürmedi. Büyüyen tartışmalar üzerine ertesi gün şirketten yetkili başka isimler tarafından sorunlu cümleler değiştirildi ve çalışanların iş yerinde siyaset konuşmasına yönelik yasak da kalkmış oldu. GitLab yönetiminin bu tavırları her ne kadar doğru olmasa da şirketteki tamamen herkese açık yapı takdir edilmesi gereken bir şey. Şirketin birçok dokümanı herkese açık şekilde depolarında duruyor, çalışanlar de bunların değiştirilmesinde ve geliştirilmesinde katkı verebiliyorlar. GitLab'ın bu şekilde açık bir organizasyon yapısına olması sahip olmasını hep takdir etmişimdir.

Python 3.8 stabil sürümü yayınlandı

Python takımı, plan dokümanında belirttikleri şekilde (hatta daha erken bir tarihte) Python 3.8.0 final sürümünün stabil halini yayınladılar. Yazılım Gündemi - 2 yazısında Python 3.8 ile gelecek özelliklerden bazılarını anlatmıştım. Bu yazıda onlara değinmeyeceğim fakat başka iki özelliğe birlikte göz atalım:

PEP 589 - TypedDict

Diğer programlama dillerinde key-value object olarak bildiğimiz yapının Python'daki karşılığı Dictionary. Fakat Python'daki bu yapı tiplendirilmiş şekilde kullanılamıyordu. Örnek vererek daha iyi açıklayabilirim sanırım.

Önceden bu şekilde kullanıyorduk:

kisi = {'isim': 'Eren',
        'soyisim': 'Hatırnaz',
        'yas': 24}

Artık bu şekilde kendi sınıfımızı oluşturup onu da Dictionary nesnesi gibi kullanabileceğiz:

from typing import TypedDict

class Kisi(TypedDict):
    isim: str
    soyisim: str
    yas: int

kisi1: Kisi = {'isim': 'Eren',
               'soyisim': 'Hatırnaz',
                'yas': 24}

Yani artık tip kontrollü şekilde dictionary nesneleri kullanabileceğiz. Pek sık Python yazmasam da ara ara benim de ihtiyacım olan bir özellikti, gelmesine sevindim. Daha detaylı bilgi için alt başlığa eklediğim bağlantıdaki dokümana göz atabilirsiniz.

final niteleyicisi [PEP 586 - Literal Types]

Daha önce Java'da görmeye alıştığımız final niteleyicisi artık Python'a da geliyor. Bilmeyenler için final niteleyicisi, tanımladığınız bir sınıfın, fonksiyonun ya da değişkenin değiştirilmesi istemediğimiz durumlarda kullandığımız bir ifade. Python da ise şu şekilde kullanabileceğiz:

from typing import final

@final
class Kisi:
    @final
    def merhaba(self):
        ...

Değişkenleri ise bu şekilde değiştirilemez yapabileceğiz:

ID: Final = 15

Daha detaylı bilgi ve diğer değişiklikler ve yeniliklerle ilgili şeyler için konu başlığına eklediğim bağlantıya tıklayabilirsiniz.

Microsoft, .NET Framework API'lerinin .NET Core'a aktarılmasının tamamlandığını duyurdu

.NET Framework, Microsoft'un çok uzun zamandır geliştirmeye devam ettiği ve tüm ekosistemini altında topladığı bir uygulama çatısıydı. Windows uygulamalarından, mobil uygulamalara, oradan web uygulama ve servislerine kadar her şey bu framework sisteminin içerisinde fakat artık Microsoft bu emektar sistemi tozlu raflara kaldırmaya hazırlanıyor gibi. Çünkü artık .NET Framework yalnız değil. Geçtiğimiz yıllarda gelen CEO Satya Nadella ile açık kaynak dünyasına giriş yapan Microsoft, artık daha dışarıya açık bir yapıya sahip. Bu değişimin ürünlerinden biri olan .NET Core projesi de .NET Framework sisteminin yerini almaya hazırlanıyor. .NET Framework içerisindeki API'lerin de .NET Core projesine yavaşça aktarıldığını biliyoruz. Hatta geçtiğimiz haftalarda .NET Core 3.0 duyurulmuştu ve bu sürümle artık Windows Forms ve WPF desteğinin de geldiğini söylemiştik (bkz: Yazılım Gündemi - 11).

Bu hafta da öğreniyoruz ki .NET Framework API'lerinin .NET Core projesine aktarılması tamamlanmış. Yani artık .NET Framework'den hiçbir API, Core projesine aktarılmayacak. .NET Core projesinin, %80 civarında .NET Framework API'si içerdiğini söylüyor Microsoft. Dolayısıyla artık .NET Framework'de kullandığınız bazı API'ler .NET Core'da yoksa, hiç olmayacak demektir.

Microsoft zaten .NET'in geleceğinin Core projesi olduğunu bu blog yazısında açıklamıştı. Dolayısıyla çok da sürpriz olmadı bu gelişme. Aramızdan ayrılan teknolojiler arasında Web Forms, WCF Server ve Windows Workflow var. Kendilerini tozlu raflardaki yerlerine alabiliriz. .NET Framework'e destek hemen kesilmeyecek tabii ki de fakat benim tavsiyem uygulamalarınızı artık .NET Core altyapısına geçirmeye başlayın.

Firefox geliştirici araçlarına yeni özellik eklendi: WebSocket Inspector

WebSocket, sunucu ve istemci arasında kalıcı bir bağlantı kurmaya yarayan bir teknoloji. Daha çok tarayıcı üzerinde çalışan anlık mesajlaşma uygulamalarında kullanıyoruz. Firefox takımı da, gelen istekler üzerine yeni bir geliştirici aracı hazırlamış ve Firefox 71 sürümünde bu aracın yer alacağını açıklamış. Ayrıca şu an Firefox Developer Edition sürümünde bu özellik kullanılabilir durumda. Kullanmak için F12'ye basıp DevTools penceresini açtıktan sonra, Network sekmesine tıklayıp ve oradan da Messages sekmesine tıklamak gerekiyor.

Bu WebSocket Inspector aracı ile artık sunucu ile istemci arasındaki bu veri trafiğini izleyebilir, filtreleyebilir ve arama yapabilir hale geleceğiz. Bu sayede de WebSocket kullanan bir uygulama geliştirirken yaşadığımız araç sıkıntısını da çözmüş oluyor İlerleyen sürümlerde bu yeni araca yeni özellikler de eklenecekmiş. Mozilla ve Firefox takımı yine bizim için çalışmaya devam ediyor. 🧡 Mozilla 🧡 Firefox.

Android 10 sürümünde kaldırılan bir fonksiyonellik bir uygulamanın hayatına son verdi

Google, Android 10 sürümünde exec() isimli fonksiyonun uygulamaların bulunduğu dizinde çalışması engellendiği için Servers for Android isimli uygulamanın da geliştirilmesine son verilmiş. Uygulamanın BitBucket'daki sayfası yayından kalmış fakat tahminime göre Android üzerinde web sunucu çalıştırmaya yarayan bir uygulamaya benziyor. exec() fonksiyonu da büyük ihtimal bir binary dosyasını çalıştırmaya yarayan bir komut (Android geliştirici arkadaşlar yanlış biliyorsam düzeltsin beni). Bu uygulama da bu yöntemle web sunucu için gerekli çeşitli araçları çalıştırıyormuş sanırım. Yazıda bahsettiğine göre PHP bunlardan birisi mesela. Bu fonksiyonellik Android 10 sürümünde tamamen engellenmiş değil, eğer ilgili binary dosyaları APK dosyasının içine paketlenmişse çalıştırılabiliyor fakat bu uygulama için bir çözüm değil çünkü birden çok aracı ve farklı sürümlerini içermesi gerektiği için uygulamanın boyutu 2GB'ı aşıyor ve haliyle mantıklı olmaktan da çıkıyor. Maalesef geliştirici arkadaş uygulamayı geliştirmeyi durdurmuş ve Play Store'dan da silmiş ama keşke BitBucket'daki kaynak kodlar dursaydı.

Maalesef geliştiricilik hayatımız boyunca böyle bir çok projemiz üzerinde çalıştığımız platformun desteği kesmesi üzerine son bulacak. Burada Google'ın haklılık payı var. exec() fonksiyonunu güvenlik sorunlarına yol açabileceği kaygısıyla kaldırmaya hazırlanıyorlarmış.

WireGuard uygulaması içerdiği bağış bağlantısı yüzünden Play Store'dan silindi

Bir VPN protokolü olan WireGuard'ın Android uygulaması bu hafta bir süreliğine Play Store'dan silindi ve geri geldi. Uygulamalarına kullanıcıların destek olabilmeleri için bağış bağlantısı eklemişler ve uygulamayı Google'a inceleme için göndermişler fakat onay beklerlerken tam tersi red edilmişler hatta uygulama Play Store üzerinden silinmiş. Meğerse böyle bir ekleme Google'ın "Ödeme Yönergesi"ne uygun değilmiş. Neyse ki geliştirici hızlı davranmış ve ilgili değişikliği geri alıp tekrar incelemeye göndermiş ve uygulama kısa süre içerisinde tekrar Play Store'daki yerini almış.

Bu haber, Android geliştirici arkadaşların kulağına küpe olsun. Google'ın sistemi dışında kullanıcılarınızdan destek almak istersiniz falan aman ha! Kapı dışarı ederler adamı valla!

Bir programlama hatası 150'den fazla bilimsel çalışmayı etkiledi

Kimyasal analizde sıkça kullanılan "Willoughby-Hoye" isimli bir Python betiğinin farklı işletim sistemlerinde farklı sonuçlar vermesi yüzünden 150'den fazla bilimsel çalışma yanlış sonuç üretmiş olabilir.

Betik Ubuntu 16 ve MacOS Majove sistemlerinde yanlış sonuç veriyor.

Hataya neden olan Python'daki glob isimli modül. Bu modül, belirli bir şablona uygun dosya isimlerini getiren bir araç fakat bu modülün çalışması işletim sisteminin dosyaları sıralama sistemine bağımlıymış. Yani belirli bir şablona uygun dosya isimleri, Ubuntu'da farklı sırayla, Windows'da farklı sırayla geliyor. Bu habere konu olan Python betiğinde ise, glob fonksiyonundan gelen dosyalar sırasıyla işleniyormuş fakat farklı sistemlerde dosyaların da sırası değiştiği için betiğin ürettiği sonuçta buna göre değişiyormuş. Böyle küçük bir detayı bile bulup ortaya çıkarabilen bilime hayranlığım sonsuz.

Yaklaşan Etkinlikler

Etkinlik İsmi Yer Tarihi
Android Workshop İstanbul 22 Ekim 18:30
Codefiction Buluşuyor İstanbul 22 Ekim 18:30
Writing Modular, Scalable and Maintainable CSS İzmir 23 Ekim 19:00
Yapay Zekaya Giriş Semineri İstanbul 24 Ekim 13:30
AWS API Gateway İstanbul 24 Ekim 17:00
Modern Antivirus Atlatma Teknikleri Workshop Ankara 24 Ekim 19:00

Düzeltme Notu (21 Ekim 00:54): "Modern Antivirus Atlatma Teknikleri Workshop" isimli etkinliğin yeri yanlış (İstanbul) girilmişti. "Ankara" olarak düzeltildi.

Diğer Haberler

Bir sonraki hafta görüşmek üzere,
Kendinize iyi bakın…

BeğenFavori PaylaşYorum yap