1More Quad Driver E1010 Kulaklık İncelemesi

Bir süre önce tease ettiğim 1More Quad-Driver E1010 kulaklığın incelemesini sonunda yapabiliyorum 🙂

En baştan audiophile falan olmadığımı söyleyeyim. Elimden onlarca yüzlerce kulaklık geçmedi. Ancak günde birkaç saatimi müziğe ayırdığımı ve dışarı çıktığımda  kulaklığı kulağımdan çıkartmadığımı söyleyebilirim. Yani çok müzik dinliyorum ve buna göre yorum yapacağım.

1More ülkemizde pek duyulmamış bir marka. Bundan dolayı satışları düşük. Ancak buna rağmen Türkiye'de agresif bir fiyat politikası izliyorlar. Yurtdışında 150-170 dolar arası satılan bu kulaklık Türkiye'de 699TL. Evet sonda söyleyeceğimi başta söylemiş oldum, ancak bu kulaklığı alırken kararımı etkileyen şey bu özel fiyatlandırma oldu. İthal ürünlerin fiyatlarını hesaplarken doları 10 olarak almaya başladığımız bu dönemde bu markanın izlediği politika gerçekten beni mutlu etti. Ve aynı zamanda ülkedeki pahalılığın sadece kur ve vergiyle de açıklanamayacağını gösterdi. Kulaklığı satın almadan önce okuduğum incelemelerde; Türk audiophile forumlarında bu kulaklığın 1000 liranın üstündeki rakiplerini eze eze geçtiği yorumlarını gördüm. Yabancı forumlarda da 200-250 dolar bandındaki kulaklıklarla yarıştığına dair yorumlar okudum. Gördüğüm her şey bu ürünün US fiyatıyla dahi bir F/P kulaklığı olduğunu söylüyordu ki TR'ye geldiğinde F/P oranı 2-3 katına falan çıkıyor fiyatlandırmasından dolayı. Açıkçası bu fiyatta bir kulaklık almayı hiç düşünmüyordum ancak F/P oranının bu kadar yüksek olması bütçemi çok fazla aşıp satın alma kararı vermemi sağladı.

İncelemeye geçmeden önce satın aldığım yeri de söyleyeyim. Miuimarket'ten aldım. Kargo sürecinde bir sıkıntı yaşamadım. Oldukça hızlıydı. Pakete sağlam koruma yapmışlar, birkaç tane de kahve eklemişler sağolsunlar 🙂 https://market.miuiturkiye.net/one-more-E1010

  • Frekans Aralığı: 20-40.000 Hz
  • Hassasiyet: 99dB
  • Empedans: 32Ω
  • Sürücü Sayısı: 4 Driver - Diamond-like Carbon
  • Bağlantı: 3.5mm Gold Plated
  • Kablo: 1.25m Oxgyen Free Copper
  • Ağırlık: 18.5g
  • Rated Power: 5 mW
  • Hi-Res: Certified

1More E1010'un kaliteli bir şey çıkacağını daha kutusunu gördüğünüzde anlıyorsunuz. Gerçekten özenilmiş ve hiçbir şey eksik bırakılmamış bir kutu. Mıknatıslı kapağı var.

Kapağı açınca sol tarafta çizimler sağ tarafta ise kulaklık ve aksesuarlar bizi karşılıyor.

Kulaklığın kendisine ek olarak deri kılıf, uçak yolculukları için aparat, 3,5mm jack'tan 2,5'a dönüştürücü aparat ve kulaklığın kablosunu kıyafete tutturabilmek için klips çıkıyor. Deri kılıf gerçekten çok başarılı. Oldukça sert bir yapıda, dayanıklı olduğunu belli ediyor ve hiç kokusu yok.

Kulaklığın üstünde 1 çift silikon kulaklık başlığı mevcut ve buna ek olarak 8 çift yedek başlık daha geliyor. Bunlardan 3 tanesi foam, 5 tanesi silikon. Silikon olanların ortalarında fotoğrafta görebileceğiniz üzere koruma için ek kısım var. Bir kulaklıkta ilk defa gördüm ancak mantıklıymış. Kulaklığın içinin kirlenmemesi için güzel bir detay. Foam olanlarda yok

 

Son olarak kutudan kullanım kılavuzları ve bir adet 1More çıkartması çıkıyor.

Kulaklığın jack'ı altın kaplama ve L şeklinde. Kulaklığın üstünde 3 tuşa sahip kontrol kumandası mevcut. Bu tuşlara üst ve alttaki tuşlar ses artırma/azaltma işlevine sahip. Ortadaki tuş tek basış için durdurma/oynatma, çift basış için sonraki şarkıya geçme ve 3 basış için bir önceki şarkıya dönme işlevlerine sahip. Aynı zamanda bu tuşla gelen aramaları da cevaplamayı sağlıyor. Kulaklığın mikrofonu da var.

Fotoğraflarda ne kadar gözüküyor bilmiyorum ancak kablosu yarı saydam. İçindeki kablolar gözüküyor. Hoş bir bordo/lacivert rengi var. Kablonun bir garip olduğunu söylemeliyim. Şu ana kadar kullandığım hiçbir kulaklığa benzemiyor. Aldığı şekli kaybetmemek için direnen bir kablo 🙂 Yine de pek fazla dolaşmıyor, kabloyu çözmeye uğraşmıyorsunuz. Bu ikisi aynı anda nasıl oluyor anlamadım şahsen. 1More kabloyu Oxygen-Free Copper olarak belirtmiş.

Kulaklığın kendisi, kontrol kumandası, jack'ı tamamen metal malzemeden. Alüminyum olabilir emin değilim ancak kaliteli olduğunu bağırıyor. Ve kulaklığın biraz ağır olduğunu söyleyebilirim.

Ses deneyimlerine geçmeden önce son olarak kulaklık başlıklarına değinmek istiyorum. Burada ilginç bir durum mevcut. Bugüne kadar kullandığım kulaklıkların hepsinin başlıkları benzerdi. Ancak bu kulaklıkta farklı. Buna sebep olan şey ise kulaklığın ses çıkış kısmının çok büyük olması. Aşağıdaki fotoğrafa bakınca sanırım ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Ve aşağıdaki fotoğrafta da Xiaomi Hybrid Pro HD modeli ile yan yana karşılaştırması var. (Bu fotoğrafta foam uçlar takılı ve foam'lara ortamdaki tüm toz resmen yapışıyor)

Gördüğünüz üzere ses çıkış ızgarası anormal diyebileceğimiz seviyede. Aslında kulaklığın ses çıkış şiddetini görünce neden böyle yapıldığını anlıyorsunuz ancak bu durum bende şöyle bir şeye sebep oldu, foam uçlar kulağımı ağrıttı. Silikon uçlarda böyle bir rahatsızlık durumu yok ancak foam'larda rahat edemedim. Fazla büyük kaldılar. İlk başta rahatsız etmiyor ancak 1 saat gibi bir süre taktığımda ağrıtmaya başlıyor. Merak edenler için foam uçları kullandığımda seste belirgin bir değişiklik fark etmedim. Zar zor hissedilebilecek şekilde tizleri biraz emiyorlar ve basslar azıcık daha fazla gibi ancak bunu normalde fark etmek pek mümkün değil. İki başlıkla da ardarda denemeler yaptığınızda ancak fark edilebiliyor ve varla yok arasında diyebilirim.

Uzunca bir yazı olacak olan ses kalitesi kısmına geçmeden önce son olarak Xiaomi Hybrid Pro HD ile yan yana fotoğrafları:

Kulaklığı ilk takıp müziği başlattığımda "bu nedir?" şeklinde tepki verdim. Hiç de bu para edecek kulaklık değil gibiydi. Ses seviyesi ve ses kalitesi olarak önceki kulaklığımdan farkı yok gibiydi. Ancak almadan önce bolca inceleme okuduğum için buna hazırlıklıydım. Bu kulaklığın burn-in'e ihtiyacı var. Daha önce hiçbir kulaklıkta görmediğim kadar. Çünkü şimdiye kadarki kulaklıklarımda burn-in'in çok az etkisini görmüştüm ancak bu çok farklı çıktı. -Burn-in'in ne olduğunu bilmeyenler için kısaca, kulaklıkların tam performansına ulaşması için bir süre çalışmaları gerekir. Bu sürece burn-in deniyor-

Burn-in yapmam gerektiğine hazırlıklıydım ancak bu kadar yapılması gerektiğini tahmin etmemiştim. Toplamda 50 saat kadar burn-in yaptım. Tabi 50 saat kesintisiz müzik çalmak kulaklık için pek sağlıklı olmadığından dolayı 1-2 saatlik aralıklarda kulaklığı 15 dakika kadar dinlendirdim. İlk önce daha düşük ses şiddetinde başladım ve süreç ilerledikçe ses seviyesini yükselttim. Toplamda 1 haftamı aldı bu süreç. Ve her aşamasında kulaklıktaki değişimi gördüm. Şöyle desem yalan olmaz, kulaklığı ilk kullandığımda benim için 200 liralık bir kulaklıktı, şu an ise parasının çok üstünde bir yerde 🙂

Kulaklığın ses performansı tek kelime ile inanılmaz. Ses profili tam dengeli. Ne bass'lar önde, ne tizler önde, ne midler önde. Her şey olması gerektiği gibi. Bunda muhtemelen 1 adet Dinamik Diamond-like Carbon sürücü ve 3 adet dengeli armatür olmak üzere toplam 4 sürücülü olması da etkili, Quad-Driver ismi de buradan geliyor. Hiçbir şey geride kalmıyor. Özellikle test için kullandığım bir parça var, maalesef kime ait olduğunu bilemiyorum çünkü Track 17 diye ismi var 🙂  Shazam falan da bulamadı. Her neyse, bu parçanın özelliği her şeyi içinde barındırması. Aşırı tiz, aşırı bass ve en önemlisi aşırı hızlı olması. Bu parçayı 1More ile dinlerken şunu fark ettim, Xiaomi bu parçayı çalamıyormuş. Şarkının bir yerinde ardarda ve gittikçe hızlanarak vuran bass sekansı var. İki kulaklığı ardarda takarak o sekansı dinlediğimde şunu fark ettim, 1More o sekansı 1x hızında geçiyorsa Xiaomi o sekansı 0.75x hızında geçiyor. Ve Xiaomi'de o yavaşlığa rağmen bas vuruşları birbirine karışırken 1More'da hepsi tek tek vuruyor. Yani Xiaomi'nin sürücüleri yeterince hızlı değilmiş. Elbette bunu 1More'u deneyene kadar anlamamıştım.

Bu bir bass kulaklığı değil. Ancak bassları yetersiz değil. Bazı şarkılarda kulaklığın titrediğini söylesem sanırım anlaşılır bass seviyesi. Ancak bu bass'ı sadece gerektiğinde veriyor. Şarkı bunu gerektiriyorsa. Her şarkıyı dinlerken kesintisiz gümbür gümbür bass beklemeyin, bu kulaklıkta hormonlu bass yok, ki öyle olması zaten tercih edilmez çünkü bass'lar, mid ve tizleri yok eder. 1More E1010'da her şey dengeli ve tamamen şarkıya göre. Ancak; şarkıda bass'ın ortalığı dağıtması istenmişse evet o bass'ı kafanıza kafanıza vuruyor. Bunu da tizleri ezmeden yapıyor. Taylor Swift'in Look What You Made Me Do parçasında basslar vururken sanki biri beynimi dürtüklüyormuş gibi hissettim. Bir yerde kulaklık öyle bir titredi ki kulağımdan dışarı doğru kaydı... Aynısı tiz için de geçerli. Şarkıda tizin ortalığı dağıtması istenmişse bu sefer kulağınızı çınlatacak kadar o tizi bir çakıyor ki sesi azaltma isteği duyuyorsunuz. Yellow Claw'ın DJ Turn It Up parçası da güzel bir test parçası oldu. Bir ara verdiği tiz yüzünden kulaklığın sürücüsü falan patladı sandım. Bunu yaparken bass'ı da gümbürdetebilmesi ayrı bir meziyet. E1010 şarkı ne istiyorsa o tarafa rahatça gidebilen bir kulaklık.

Bu kulaklığın bir incelemesinde şöyle bir cümle okumuştum, ki kulaklığı kullanmaya başlayınca hak verdim. "Bass, mid ve tiz'i yürüyen insan olarak düşünürsek, bugüne kadar kullandığım kulaklıklarda hepsi arka arkaya yürüyordu. Örneğin en önde yürüyen bass, arkasında tiz, en arkada ise mid var. 1More E1010'da ise bu 3 adam da yan yana yürüyor sanki. Bass, mid ve tizlerin aynı anda kulağıma geldiğini hissediyorum." Bu yoruma daha fazla katılamazdım. Kulaklıkta her şey mükemmel ve hiçbir şey birbirinin üstünde değil. Müzik keyfimi en çok artıran şeylerden biri de bu oldu. Bu arada 1More bu kulaklığın tune'unu Grammy ödüllü Lucas Bignardi'ye yaptırmış. Ses kayıt mühendisi.

Eğer gümbür gümbür bass isterseniz equalizer ile bunu kolayca yapabilirsiniz. Equalizer'a çok müsait, esnek bir kulaklık. Güzel tepki veriyor, nereye çekerseniz oraya hiç nazlanmadan gidiyor, ancak bunu da burn-in'den sonra yapıyor, belirteyim. Elbette buradan değinilmesi gereken en önemli konuya geliyoruz. Bu kulaklığı sürmek her cihazın harcı değil.

Ses performansı için çift dac'a sahip olan Meizu 16th telefonum var. Kulaklığı sürebildi. Hatta şunu söylemeliyim, normalde hep son ses dinlediğim ve ses seviyesi yetersiz gelen müzikleri bu kulaklıkla son seste dinleyemedim. Ses şiddeti çok yüksek. Kesinlikle memnun kalırsınız. Ancak Meizu 16th bu kulaklığı sürebilse de net şekilde sınırda olduğunu hissettiriyor. Özel bir ses çözümüne sahip olmayan bir telefon bu kulaklığı süremez.

Kulaklığı bilgisayara bağladığımda ses seviyesinin çok daha yüksek olduğunu ve bassların da daha yüksek olduğunu gördüm. Son seste değil bir altında bile dinlemek mümkün değildi. Adamı sağır eder. Yine de o seste dahi basslarda bozulma yoktu. Ama Meizu'da equalizer ile ekstra bass verince son seste bass bozulması duyuluyor. Aynı şekilde eğer ses seviyesi(Zaten fazla yüksek olmasına rağmen) daha da artırmak isterseniz sesler bozuluyor. Ancak PC'deki ses seviyesi bundan çok daha yüksek olmasına rağmen bozulma yok.

Bu tabloya göre Meizu kulaklığı süremiyor diyebilirdik ancak Meizu'da dahi son seste birkaç dakikadan fazla dinlemek mümkün olmadığı için Meizu sürebiliyor diyebilirim. Ancak tekrar vurgulamak istiyorum, sınırda. Ya Meizu gibi ya da LG gibi özel bir ses çözümüne sahip telefonunuz yoksa bu kulaklık size göre değil. Ya da harici dac ile kullanmanız gerekir. Şahsen LG v60 gibi bir telefonum olsa bu kulaklıktan daha çok performans alacağımı hissediyorum ancak bu hali de tamamen yeterli son seste zaten dinlemek mümkün olmadığı için... Bu arada bilgisayarımda Asus ROG Strix X570-F anakart var ve özel ses çözümü var. Standart Realtek çipi değil. Okuduğum bazı incelemelerde standart dizüstü bilgisayarların bu kulaklığa yetersiz geldiğini yazmışlardı.

E1010'da beni en çok şaşırtan şey açıkçası ses şiddeti oldu. 99dB, 32 ohm ve 5mW çıkış gücü olduğu belirtilmiş teknik özelliklerinde. Ve bu değerler önceki kulaklığım olan Xiaomi Hybrid Pro HD ile kağıt üzerinde aynı. Hatta ses frekans aralığı bile aynı. Ancak ses şiddeti arasında dağlar var diyebilirim. Audiophile değilim, teknik özellikleri aynı gözükmesine rağmen bu fark niye mevcut hiçbir fikrim yok ancak teknik özelliklerin çok da bir şey ifade etmediğini anlamamı sağladı. Xiaomi ile Spotify'da müzik dinlerken ses şiddeti az gelirdi. Yükseltmenin yollarını arardım, equalizer bile çok etki etmezdi. Bunda ise -daha önce on kez dediğim gibi- son seste dinletmeyecek kadar yüksek.

Spotify'da böyle bir fark oluşmasına şaşırdım çünkü Xiaomi ile harici bir player'la (Jet Audio ve Poweramp) dinlerken ses seviyesi düşük gelmiyordu, sadece Spotify yetersizdi ve ben bunu doğal olarak Spotify'a bağlıyordum. Ama demek ki kulaklıktanmış. Bu bağlamda harici player'lardan ziyade Spotify'daki müzik kalitesinin daha çok arttığını söylemem yanlış olmaz. Çünkü -hazır olun- Spotify'daki ses seviyesi şu an harici player'lardan daha fazla. Yani Xiaomi ile olanın tam tersi bir durum oluştu. Spotify'ın kulaklığın değerlerini algılayıp ona göre ses verdiğinden şüphelenmeye başladım. Teknik açıklamasını ben de çok merak ediyorum.

Yazının son kısmına doğru gelirken bu kulaklığın aslında eksi olmayan bir dezavantajını söylemek istiyorum. Eskilerden gelen bir mp3 müzik arşiviniz varsa durum kötü demektir. Kulaklık müzikteki her bir detayı sonuna kadar veriyor. Daha önce duymadığınız notaları, duymadığınız enstrümanları duymanızı sağlıyor. Ancak eğer ki şarkı dosyası kötüyse, onun da her bir detayını veriyor. Böyle birkaç parçam vardı, 128-192kbps mp3'ler. Xiaomi ile bir sorun olmazken bu kulaklıkta kalitesizliği iliklerinizde hissediyorsunuz. Özellik kasabın elinden çıkma bir şekilde bilgisizce 128kbps'ye downgrade edilmiş parçalarınız varsa bunları en kısa zamanda değiştirmelisiniz. Her bir bozulmayı kulaklık size aktarıyor. Düzgün 320kbps mp3'lerde hiçbir sorun yok ama. Evet bu kulaklığın hakkı flac şarkılar olabilir ancak bu kesinlikle "mp3 veya Spotify dinlenmez" demek değil. Eğer mp3'leriniz kaliteliyse hiç sorun yok. Eğer benim gibi eskilerden kalma 128-160-192kbps biçilmiş mp3'leriniz varsa en azından 320kbps olanlarıyla değiştirmelisiniz veya Spotify'a geçirmelisiniz. Flac şarkılarınız varsa onları da elden geçirmeniz gerekebilir. Benim bazı flac şarkılarım vinyl yani plak kayıttandı. Xiaomi'de bir sorun yoktu ama bunda plak'ın dönme sesine çok benzeyen bir dip ses duymaya başladım 🙂 Onları da dijital olanlarla değişeceğim mecburen.

Sanırım kulaklık hakkında söylenebilecek her şeyi söyledim. Gerçekten beni çok memnun eden bir ürün oldu. Kırdığım tek puanı kablosunun değişmemesinden kırıyorum. Ancak değişen kabloya sahip kulaklıklarda da kontrol çubuğu ve mikrofon genelde olmuyor. Bana da kesinlikle gereken bir şey kontrol kısmı. Çünkü kulaklığı çoğunlukla otobüste ayakta veya yolda giderken kullanıyorum, ki şarkıları değiştirebilmek için habire telefonu çıkarmak zorunda kalmak eziyet gibi. Zaten bu kalitede bu fiyat seviyesinde olup çıkarılabilen kablolu kulaklık da yok. Yine de çıkarılabilir olmayan kablo bir eksiklik midir evet.

Bu kulaklığı kimlere tavsiye ederim?

  • Müziğin hayatınızda önemli bir yeri varsa
  • LG V60 veya Meizu 16th gibi özel ses çözümüne sahip telefonunuz varsa
  • Böyle bir telefonunuz yoksa, eğer harici DAC alıp kullanabileceksiniz
  • Bilgisayarda kullanma niyetindeyseniz, PC'nizin veya laptop'ınızın iyi bir ses kartı varsa. (Laptop kısmında özellikle dikkat edin, bu kulaklığı süremeyen laptoplar olduğunu okudum)
  • 699TL bütçeniz varsa (Xbox Gamepad'in 600TL, bir oyunun 500TL olduğu şu günlerde bir kulaklık için 699TL pahalı sayılmaz kimse kusura bakmasın)

Sorularınız varsa alabilirim.

Dipnot: Kulaklıklar söz konusu olduğunda hifi forumlarında özellikle kulaklığın karakteristiği tartışma konusu olur ve kulaklığı alacak insanlar için bir kriterdir. İncelemede kulaklığın karakterine özellikle değinmedim, ancak dikkat ederseniz üstüne basa basa denge kulaklığı olduğunu belirttim. Buna değinmeme sebebim şu; "kulaklığın başarılı ve başarısız olduğu türler" şeklinde bir ayrımı bu kulaklıkta yapmak çok zor. Her şeyde başarılı ve ağır bastığı bir müzik türü yok. Esnek bir karakteri var ve parça neyi istiyorsa o tarafa doğru hemen kayan bir kulaklık.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 20

Ryzen İşlemciler için Voltaj, Isı ve Fan Rehberi

Ryzen işlemcilerde, ısı ve voltaj ile ilgili çok soru geliyor. Bu konuda kendi uyguladığım çözümleri sizlere aktarmak istedim. Bu işlemleri yapmadan önce, montaj kısmında sorununuz olmaması lazım.

Ryzen işlemcilerde temel problem, işlemcinin pbo(precision boost overdrive) ile çekirdekleri yüksek hıza çıkarmasıdır. Stok hızı 3600 mhz olan işlemci, pbo sayesinde 4200 mhz gibi yüksek hızlara çıkabiliyor. Amd açıklamasında, daha iyi soğutucu ile daha yüksek hızlara çıkılabileceğinden bahsetmişti. Vaat edildiği gibi işlemci yüksek hızlara sorunsuz çıkabiliyor. Boost işlemi sırasında, arka planda bazı problemler ile karşılaşıyoruz. Yüksek voltaj, voltaj dalgalanması ve bunlara bağlı olarak ısı dalgalanması. Altta bulunan grafik dalgalanmayı bize gösteriyor.

 

 

Voltaj ve ısı grafiğini incelersek, sürekli hareket halinde ve anlık dibe düştüğü zamanlar olmuş. Voltaj 0.900-1.456 arasında hareket ediyor. Bu problemi çözmek için,  uygun amd chipset sürücüsünü yüklemeniz gerekiyor.

Chipset Driver linki: https://www.amd.com/en/support

Güç seçenekleri kısmından, Ryzen Balanced seçili olmalı. (denetim masası>güç seçenekleri>Amd Ryzen Balanced)

 

Yukarıda belirtmiş olduğum problemin sebebi, Min. işlemci kullanımının %20'lerde olmasından kaynaklanıyor. İşlemci çekirdek hızlarını 2100 ile 4100 arasında çalışmaya zorluyor. Ryzen balanced seçili olduğunda bu problem ortadan kalkmış olacak. 3600-4100 mhz arasında hareketini gerçekleştirecek. Performans kaybının önüne geçmiş olacağız. Özellikle tek çekirdek performansı isteyen işlemlerde, Ryzen Balanced seçili değilse, çekirdekler 4100 mhz değerine boost olamıyor.

 

Resmi incelersek, anlık voltaj düşüşlerinin önüne geçmiş olduğumuzu göreceksiniz. Voltaj 1.325-1.456 arasında hareket ediyor.

 

Resimleri incelediğimizde, voltajın boşta sürekli hareket halinde olduğunu görüyoruz. Ben bu hareketlenmeyi, fan sesinde hissediyorum. Fan boşta 663 gibi değere çıkıp düşmüş. 3d modelleme yaparken, günlük kullanımda bunu sürekli olarak tekrar ediyor. Bir süre sonra rahatsız etmeye başlıyor.

 

 

İşlemci yük altında sabit voltaj ile çalışıyor, boşta bunu gerçekleştiremiyor. Boşta sürekli bir hareket söz konusu, bunu çözmemiz gerekiyor. Bunun için undervolt işlemi uygulaycağız.

 

 

 

Resmi incelersek, render esnasında voltaj 1.320 sabitlendi, hızımız 3950 mhz, maks. ısı 62.5. Isı hareketleri ciddi oranda azaldı. Ben test işlemini 3ds max ve Vray yazılımı ile yapacağım. Siz cpu-z , cinebench, corona veya vray benchmark kullanabilirsiniz. Aida64 ve Prime95 gibi ağır testleri kullanmayın. Ağır render sahnelerinde bile, sistemi prime95 kadar zorlayamıyorum.

 

 

Default bios ayarlarında, render işlemi 13:48 sürdü. Şimdi Bİos üzerinden ayarlarımızı yapalım.

 

 

Cpu Core Ratio:40.00

Cpu Core Voltage: Manual mode

Cpu Core Voltage Override:1.25000

 

 

Voltaj 1.250 sabitlendi, hız 4000 mhz oldu. Grafik hareketleri sabitlendi. Voltaj ve hız değeri her işlemci ve anakart için aynı olmayabilir. Voltaj düşürün ve hızı kademeli olarak artırın. Her işlemden sonra işlemciyi test edin, performans kaybı var mı kontrol edin. Gerekirse voltaj yükseltin. Voltaj düşürüp, hızı auto seçeneğinde bırakırsanız, yüksek hızlara çıksa bile, ciddi performans kayıpları oluşuyor.

 

 

 

Voltaj düşürürek, benzer performansı elde ettik. Yükte 62 dereceden, 58 dereceye düştü. 2600x ısınan bir işlemci olmadığı için, fark fazla olmadı.

 

 

3700x İşlemci ile benzer test sonuçlarını paylaşayım. testler stok soğutucu ile yapılmıştır.

 

3700x işlemciye sıvı  soğutma taktım. Default ayarlarda yaptığım testlerde, işlemci 70 dereceyi geçmedi. İmkanım olunca, daha fazla testler yapacğım.

3700x Default Ayarlar Cinebench

 

3700x 1.300v 4.1 Ghz

 

 

 

Bu işlemlerin ardından,fan eğrisini ayarlamalıyız. Hwinfo türevi bir yazılım ile işlemcinin günlük kullanımda çıktığı maks. ısı değerini bulun. Hwinfo yazılımını 1 saat arkaplanda çalıştırsanız, çıktığı ısıyı bulursunuz. Bende maks. ısı 55 derece.

 

55 dereceyi baz alıp, ona göre fan eğrisini ayarlamamız gerekiyor. 57 dereceden itibaren, fanlar hızlanmaya başlıyor. Tam yükte 61 dereceyi geçmeyecek şekilde eğriyi oluşturdum. Fan hareketleri durdu. Sessiz bir ortam elde etmiş olduk.

Benzer şekillerde, işlemcinizin çalıştığı voltaj ve hız aralıklarını bulabilrisiniz. Bios üzerinden yapmak istemezseniz, "AMD Ryzen Master Utility" yazılımı ile bios'u kurcalamadan, işlemcinin çalıştığı aralıkları çok rahat bulabilirsiniz. Bilgisayarınızda her hangi bir şikayetiniz yoksa, bu işlemleri kesinlikle uygulamayın. Arada bios sıfırlamanız gerekebilir, nasıl sıfırlandığını önceden öğrenin.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 11 / 19
  • Muhammet Aktaş @muhammet-aktas

    Oc işlemi yaptıktan sonra saatlerce oyunda oynadım ama bir performans düşüşü kesinlikle gözlemlemedim, işim gereği sürekli kullandığım Adobe uygulamalarının açılış-kapanış ve dosya export sürelerinin daha kısaldığını yani hızlandığını gördüm.
    Ayrıca en önemlisi şu ki günlük kullanımlarda veya oyun oynarken işlemciler bu kadar yük altına girmiyor, mesela Adobe Illustratör ve Animate uygulamalarında işlemci kullanımı en fazla % 25-30 arasında kalıyor ve oyun oynarken (Forza Horizon 4 En yüksek ayarlarda 2560x1080 çözünürlükte) işlemci kullanımı en fazla %35-40 gibi oluyor ve sıcaklık kesinlikle 57-59 dereceleri geçmiyor.

    • Tunahan Avsallı @awsalli

      İşlemcinin hız hareketi azaldıkça, stabilite artıyor. 3000-4100 arasında hareket yapacağına, sabit 3900'de çalışsa daha iyi performans veriyor. Oyun çok oynamam, 2600x ilk aldığım zaman Boost açık/kapalı testler yapmıştım. Bf1 oyununda aynı fps değerlerini almıştım. Boost kapalı olunca, performans kaybı yaşanmamıştı. Oyunlarca ciddi kayıp olacağını düşünmüyorum.

    • Muhammet Aktaş @muhammet-aktas

      @awsalli Bende sadece COD Warzone oynuyorum günde 1-1.5 saat kadar ama gün boyu en az 10-12 saat pc açık kalıyor sürekli Adobe İllustrator başındayım ve şu an hiç bir sıkıntım yok Allaha şükür, size diğer yazınızdan da yazmıştım ama buradan da yazıyım buyrun gelin fikir alışverişi de yapmış oluruz Discord üzerinden Stalwart#4711

    • Tunahan Avsallı @awsalli

      @muhammet-aktas Discord kullanmıyorum, Telegram var. Awsalli

  • Gurveer Ponce @gurveer-ponce

    Hocam ryzen 5 1600 af kullanıyorum. 1.248 v'da 3.9 ghz'de. Ama boştaki voltajı bi türlü sabitleyemiyorum. Sanırım anakartımın biousunda böyle bi ayar yok. Anakartım gigabyte b450m s2h . Bu konuda yardımcı olabilir misin?

  • Mehmet Dogansoy @mdogansoy

    İyi güzel diyosunuzda , Cpu boştayken vites düşürüp voltajı düşürecek, serin çalışacak, devamlı boost hızlarında niye çalışsın ki? , gerektiğinde zaten kendisi voltajı yükseltiyo.

Uzun zamandır yer imlerimde yer alan, işe yarar linkleri listeleyeceğim. İşinize yarayacağını düşünüyorum.

Bir çok pdf aracı barındırıyor
https://pdf.io/tr/

Ses ve video kayıt, birleştirici, kesici, dönüştürücü
https://123apps.com/tr/

Ses kırpma ve efekt verme işlemleri yapılabiliyor
https://audiomass.co/

Siteyi düz yazıya çevirip çıktıya hazır hale getiriyor
https://www.printwhatyoulike.com/home/index

Sitenin kendi görünümde istemediğiniz yerleri çıktıdan kaldırıyor
https://www.printwhatyoulike.com/home/index

Birden çok dosyayı tek bir formatta birleştiriyor
https://www.filesmerge.com/

Giriş yapılmadan izlenmeyen YouTube videolarını izlemek için
http://www.nsfwyoutube.com/

Fax göndermek için
https://app.hellofax.com/ veya https://faxzero.com/

speedtest.net alternatifi
https://speed.cloudflare.com/

Resim boyutunu küçültmek, sıkıştırmak için
https://caesium.app/

Daha estetik ekran görüntüleri için
https://screenshot.guru/

Resimleri arkaplanından ayırmak için
https://www.remove.bg/

Videoları arkaplanından ayırmak için
https://www.unscreen.com/

Resimlerdeki gürültüyü azaltmak ve çözünürlüğünü yükseltmek için
http://waifu2x.udp.jp/index.tr.html

Kelimelerin her dildeki telaffuzlarını ve aynı dilin farklı aksanlarını barındırıyor
https://tr.forvo.com/

Gelişmiş dil çevirici
https://www.deepl.com/translator

İki cihaz arasında P2P dosya transferi yapmaya olanak sağlıyor. Eğer aynı ağda iseniz bluetooth hızına katlanmanıza gerek kalmıyor.
https://www.sharedrop.io/

Bozuk Türkçe metinleri düzeltici
https://www.turkcekarakter.com/

Her programının alternatifini bulunduruyor
https://alternativeto.net/

İndirme süresini hesaplıyor
https://downloadtimecalculator.com/

Mail adresinizi bilinmedik sitelere vermek istemeyenler için
https://maildrop.cc/

Şüpheli gördüğünüz dosyayı farklı virüs programlarına inceletebilirsiniz
https://nodistribute.com/ veya https://www.virustotal.com/

Dünya haritası üzerinde seçtiğiniz herhangi bir noktada yayında olan radyo kanalını dinlemenize imkan veriyor. Yayınlardaki ses kalitesi de oldukça iyi.
http://radio.garden/

Facebook, Instagram, Twitter vb. sitelerden video indirme ve dönüştürme aracı
https://loader.to/

#FaydalıLinkler #FaydalıSiteler #FaydalıBağlantılar

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Hürriyet'in Verdiği Naim Süleymanoğlu'nun Maketi'nin Yapımı

https://www.youtube.com/watch?v=2WJxpHnMcl8

Murat Gamsız'ın videosundan sonra bir ara bulursam yaparım diyordum.

https://teknoseyir.com/durum/1275027

https://www.flickr.com/photos/gamsizm/49972562798

Murat Gamsız böyle paylaşınca indirme linkini falan dedim hazır evdeyiz yapayım. Akşam 6 gibi giriştim işte resimlerini çek yap et derken 9 gibi bitti. Kağıt olarak sıradan A4 kağıdı kullanmadım. Zaten a4 çok ince oluyor, hani böyle yapacaksanız a4 kağıdı yerine 200 gramlık düzgün daha iyi hafif karton gibi a4 kağıdı lazım veya benimki gibi direkt fotoğraf kağıdına basabilirsiniz. Elimde hp'nin a4 fotoğraf kağıdı vardı bende ona basıp yaptım. Adım adım anlatacağım. Ekstra birde en son değineceğim çünkü bunu güçlendirmek gerekiyormuş. Zamanla halter kısımlarından vs. eğiliyormuş bende o risk olmasın diye güçlendirmesini yaptım. Gene uzun olacak sonra uyarmadı demeyin. 😀

Gereken malzemeler.

  • 1 adet A4 boyutunda 200 gr daha kalın bir kağıt. Fotoğraf kağıdı da olabilir.
  • Yapıştırıcı solvent bazlı veya japon vs olabilir.
  • Makas ve maket bıçağı
  • Ve maket bıçağı ile kağıdı kesiyoruz ama altında mutlaka bir tabla vs olsun yoksa masanızı çizersiniz. 🙂

Şimdilik bunlar gerekiyor. Japonla yapıştırma işine gelirsek çok hızlı olmanız gerekiyor. Hatta kağıt birbirine deydiği anda yapışıyor. Hata yaparsanız gitti. Uhu işte silikon bazlı veya solvent bazlı yapıştırıcı olur.

 

 

Temiz düzgün baskı aldım.

 

Daha sonra maket bıçağı yada makas ile elimden geldiğince fazlalıklarını kestim. Zaten sizi en çok bu halterin ağırlık çemberini keserken zorlayacak başak da o kadar zorlayan birşey yok.

Kesim işlemi bittikten sonra gerisi yapıştırma işi. 🙂

 

Öncelikle kolay olan kısımları yaptım. Bunlar ekstra güçlendirme için verilmiş zaten ancak gene de pek sağlam olmuyor.

 

En çok zorlanacağınız kısım bu ağırlıklar oluyor. Yapıştırmak dert, ayarlaması dert. Ama az az uçlarına sürüp üstüne yapıştırıyordum.

 

 

Halterler ve arka destek ayaklarını da yaptım. Maket aslında burada bitiyor ancak, bunun ömrü biraz nemli rutubetli ortamda belki birkaç ay kadar olacak. Hani kağıt sonuçta eğilecek bükülecek vs. hani yapmışken bence benim gibi biraz daha uğraşın sağlamlaştırın derim.

Sağlamlaştırmak için de gereken malzemeleri yazıyorum.

  • Bakır veya metal 1 mm yada biraz sert tel
  • Pense kargaburun yada hiç birisi yoksa elle bükeceksiniz
  • Yapıştırma için ben sıcak silikon kullandım ancak yapıştırıcı da olur.

 

 

Böyle telle güzelce iş görecek iskeleti yaptım.

 

Sıcak silikonla da güzelce tutturdum. Arka kısmı tabi biraz çirkin oldu. 🙂

 

Ama önden canavar gibi oldu. 😀 Buradan @gamsizm Murat hocaya resim olarak paylaştığı için teşekkürler. Böyle şeylere merağınız varsa hazır evde boş oturuyorsanız google'dan ''Papercraft'' olarak aratıp birsürü kağıttan maketlere ulaşabilirsiniz.  https://creativepark.canon/en/categories/CAT-ST01-0071/top.html Şöyle canon'un yaptığı site de var buradan indirip basıp yapabilirsiniz. Hatta yapımı için kitapçık yönergeleri içeren vs hepsi dahil. Kağıt masrafınız birde yapıştırıcı masrafınız olur o kadar. Rehberimi okuduğunuz için teşekkür ederim.

 

 

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 10 / 17

Sanırım aradığım programı buldum, hem de freeware, Raidrive ,bulut sürücülerine harf atayıp windowsa disk olarak göstererek online stream şeklinde erişebiliyorsunuz. Google drive ilk çıktığında hatırladığım kadarıyla böyle çalışıyordu fakat sonraları değişti, bu şekilde stream servisini de kurumsal olarak sunuyor. Dropbox'da kullanıyorum aktif olarak, o da bu yöntemi para ile veriyor, deneyeceğim iki servisteki performansını. Tavsiye ederim şimdiden.
Site: https://www.raidrive.com/ #googledrive #dropbox #cloud
Tanıtım : https://www.youtube.com/watch?v=wjqWA0nK6vY

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 11

🎻Bir şarkının vokalsiz halini istiyorsanız; https://www.remove-vocals.com/
🎙Bir şarkının enstrümansız halini istiyorsanız: https://www.acapella-extractor.com/
🔃MP3 veya WAV halini maksimum 80 MB olacak şekilde yüklüyorsunuz ve dönüştürülmüş halini indiriyorsunuz.

www.Remove-Vocals.com - Make karaoke instrumentals for free (7/week).

Remove vocals from any song & get the instrumental karaoke track using state of the art AI. FREE (7/week) & no registration.
BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 8

Online Sertifika: Bilgisayarı aktif şekilde kullanıyorsunuz… Peki ya eksik bildiğiniz bir şeyler olabilir mi? İşte size deneme imkanı!

Yenilenen sınav sistemimiz ve soru bankamız ile Bilgisayar İşletmeni sertifika programımızı yeniden açıyoruz. Bilgisayar İşletmenliği Sertifika sınavlarımız; soru havuzunda yer alan yüzlerce sorudan seçilerek oluşturulmaktadır. Sertifika programındaki konu başlıkları Milli Eğitim Bakanlığı Modüler Programlarından Bilgisayar Kullanımı modülüne uygun şekilde hazırlanmıştır. Bu sertifika programını oluşturmamızdaki amaç; kişilerin günlük hayatta aktif şekilde kullandıkları bilgisayar, internet ve ofis programları konusunda eksik kaldıkları noktaları tespit etmek ve bu eksiklerini tamamlamaları için sizlere rehberlik etmektir. Sınavlara dilediğiniz kadar girebilir ve bilginizi sorgulayabilirsiniz.

Aynı zamanda sınavlarımız Bilgisayar İşletmenliği (Bilgisayar Kullanımı-Bilgisayar Operatörlüğü) eğitimi veren Halk Eğitim Merkezlerinde, özel eğitim kurumlarında, belediyelerin açmış olduğu meslek edindirme kurslarında kişilerin mevcut bilgilerini sorgulamak amacı ile kullanılabilir. Aynı şekilde bu kurumlardaki eğitimler sonrası bu sınavlar kursiyerlere uygulanarak bilgisayar bilgisinin ne durumda olduğu gözlemlenebilir. (ön test-son test)
Sınav sistemi 6 farklı sınavdan oluşmaktadır. Sadece bir tanesinden geçerli not almanız durumunda tarafınıza e-posta ile PDF sertifika gönderilmektedir.

https://www.cizgi-tagem.org/isletmen_sertifika/

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Hepimizin yani en azından bilinçli olanlarımızın şu günlerde karantinada olması gönüllü olarak kendimizi tecrit etmemiz malum. Bu zor zamanlarda yaşanan kötü olayları bir nebze göğüsde yumuşatarak karşılamak ve karantina sürecinde minimum mental dmg ile süreci sonlandırmak sanırım ortak arzumuz. Bu istek neticesine varmanın en kısa yolu ise oyunlardan geçiyor. Sizler için tam olarak zaman katili farklı türlerde tam 50 oyun derledim. Oyunları çok basitce anlatacağım zira sayı büyük. Elbette listeyi yaparken mümkün mertebe çok bilinmeyen oyunlar üzerinden ve PC odaklı yaptım. Yoksa “arkadaşlar call of duty diye bir oyun var...” demek epey saçma olurdu.Gelin karantinadaki adamın listesine birlikte göz atalım. #akış #evdekal #stayhome
Rastgele bakış için zar atabilirsiniz: http://diceroller.co/d50roller

1/ Elite Dangerous:

Uzayın sonsuzluğunda kaybolmak ve tüm kederinizi yıldızlar arası karanlığa gömmek için harika bir simülasyon. Oyuna başladıktan kısa süre sonra uranyum’un falanca yıldız sistemindeki fiyatını baz alarak kâr elde etme hesabı yapmaktan ötürü başka şey düşünemeyeceksiniz. Ayrıca online desteğinin olduğunu hatırlatmak isterim.

2/ Workers & Resources: Soviet Republic:

Sovyetler döneminde bir sovyet kentinin enerjiden tarıma, eğitimden çevre düzenlemesine kadar her şeyiyle yönetin. Son derece detaylı ve istenildiğinde kan kusturan zorlukta bir şehir kurma ve yönetim simülasyonu. Makrodan mikroya pek çok düzlemde şehrimize dair sayısız parametreyi optimumda tutmaya çalışıyoruz. Arada halkımızın mutluluğu için lenin heykeli dikmeyi de unutmuyoruz elbette.

3/ Warhammer Vermintide 1-2:

Warhammer fantasy evreni içersinde mücadele verdiğimiz 4 kişiye kadar online co-op destekli haritalarda hunharca düşman biçtiğimiz bir oyun. Zaman içinde görevler esnasında elde ettiğimiz artifact vb eşyalarla karakterimizi saldırılarımız ve pasif/aktif kabiliyetlerimizi geliştirebiliyoruz. Gore seviyesinin ve “vuruş hissi”nin tavan yaptığı bol kanlı bir eğlence için doğru seçim.

4/ WWI Verdun:

Birinci dünya savaşı cephe çarpışmalarını konu alan son derece gerçekci dinamikler üstüne kurulu online bir savaş oyunu. Oyunumuz başlarda bir ölüm simülasyonu gibi kafayı çıkarttığımız anda 4 mermi birden yediğimiz ancak zaman içinde ustalaşarak silah ve haritaları öğrendikçe kahramanlaştığımız bir oyun. Verdun gerçekci cephe savaşı atmosferi isteyenler için kesinlikle tavsiye edebileceğim bir oyun. Zorluğuna alışmak zaman istiyor.

5/ Dwarf Fortress:

Gelmiş geçmiş en derin ve sonsuz rpg/simülasyona merhaba diyin. Tamamen ücretsiz olan ve 2 matematikçi kardeş tarafından 15 yıldan fazla süredir geliştirilen Dwarf Fortress anlatılabilecek gibi bir oyun değil. Oyundaki her şeyin simüle edildiği ve her şeyin olabileceği sonsuz olasılıkların olduğu bir dünyada cücelerimizi olabilecek en uzun süre yaşatmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken acaip ve garaip madenler kazıyor eşyalar üretiyor ticaret yapıyor savaşıyor ve gerçek bir tarih yazıyoruz. Oyunu anlamak isteyenlere paticik forumlarındaki Gazanferin anlatımını ve forum sayfasını okumasını tavsiye ederim.

6/ Doraemon Story of Seasons:

Doraemon çok ama çook uzun bir anime serisi. Ve aynı zamanda karakterimizin ismi. Oyuna gelecek olursak oyunumuz PC de Animal Crossing isteyenlerin imdadına yetişiyor. Aynı tatlılık ve aynı sonsuz oynanabilirlik. Geceleri biraz olsun corona düşünmek yerine havuçlarınızı ve bamyalarınızı düşünmek sizi rahatlatabilir.

7/ Fishing PLanet:

“Her hafta sonu balığımı tutmadan yaşayamam” diyen bir veteran boomer mısınız? Öyleyse bu oyun tam size göre bir teselli. Online desteği de olan tuttuğunuz balık “boyunu” yarıştırarak etrafa hava atabileceğiniz son derece detaylı bir balıkçılık simülasyonu. Çeşitli ekipmanların olduğu yüzlerce saat gömülebilecek gerçek bir soy boi ve boomer oyunu sizlerle. J

8/ theHunter Call of the Wild:

Yılın bu mevsimi avcılık yapmadığımda nöbet geçiriyorum diyen bir zoomer-mısınız? Öyleyse theHunter tam size göre bir teselli. Çeşit çeşit bölgelerde gerçekci av kuralları ve doğa şartları eşliğinde türlü hayvanın kanına girebileceğiniz bu simülasyon ek paketleriyle bir tık üzse de standart sürüm bile sizleri onlarca saat oyalayacaktır.

9/ Talisman Digital Edition:

Masastü oyunun birebir dijital aktarımı olan Talisman oyun haritasında arkadaşlarınızla oynayarak ilk kimin kuleye varacağına dair bir oyun. Çeşitli tuzaklar zorluklar ve türlü bela ile karşılaştığımız oyun haritasında yer yer bir damla su için 15 yıllık arkadaşınıza kılıç saplayacaksınız. Fantastik bir düzlemde geçen bu harika oyunu arkadaşlarınızla evinizden çıkmadan oynamanın keyfi bambaşka.

10/ Tales of Maj’Eyal:

1755 açılabilir başarımı bulunan bu oldschool rpg deneyimi herkese göre değil. Ama grafik tarzını umursamayanlar için inanılmaz bir macera sizleri bekliyor. Büyülü bir diyarda kendimizi bulduğumuz derin bir yolculukta nelerin bizi beklediğini asla bilemeyiz.

11/ Strategic Command WWII: World at War:

Rezil grafikli ama inanılmaz detaylı strateji oyunları benim ayrıca hastası olduğum bir tür. Tür diyorum çünkü bu oyunların grafikleri bilerek bu şekilde yapılıyor. Oyunlar o kadar detaylı ve matematiksel kısaca mühendis zihniyle yapılmış ki grafikler olmasa dahi oynanabilir. Strategic Command Slitherine Ltd. (Ki bu tür oyunların ağababasıdır.) çıkışlı bir seri. Söz konusu oyun ise ikinci dünya savaşının kaderini ellerimize bırakıyor. Askerlerin kumanyasından tüfengine kadar her şeyin bir karşılığı olduğu bu manyak oyunda yüzlerce saat geçirmek işten bile değil.

12/ King of Dragon Pass:

Bir kabile şefi olarak ejder vadisinde kabilemizin tüm kararlarına ve seçimlerine hükmediyoruz. Hangi tanrıya adak adanacak. Adağın şekkli. Kabilemizde falanca kişinin kızı kaçırılmış kaçıranın kaderi. Savaşlar. Ayinler. Törenler. Her şeyiyle bir kabile yönettiğimiz ve kabilemizi canlı tutmaya çalıştığımız. Yer yer diğer kabilelelerle sorunlar yaşadığımız. Yer yer tanrıların hiddeti ve gazabını tattığımız bir oyun. Kesinlikle grafik takıntısı olan aramasın cinsinde olsa da harika el çizimi grafik sunumlar mevcut. Son derece detaylı ve yaptığınız her seçimin mutlak bir etkisini oyunda direkt olarak görebiliyoruz.

13/ Six Ages: Ride Like the Wind:

King of Dragon Pass yapımcılarının yeni oyunu olan Six Ages yine tüm kararların bize bırakıldığı harika bir RPG deneyimi. Grafik takıntısı olmayanlar için muazzam ve orgazmik bir lezzet.

14/ The Shrouded Isle:

Lovecraft temasında bir stratejik rpg oyunu. Steam sayfasındaki Shatargat isimli kullanıcının incelemesini olduğu gibi yapıştırıyorum: “Büyük bir adadasınız ve adadaki insanlar Lovecraftian diyebileceğim bir Tanrıya tapıyorlar. Siz de bu adanın kilisesinin başrahibisiniz ve otoriteyi sağlamanız gerekiyor. Tanrı üç sene sonra yeryüzünde uyanacak ve adanın buna hazır olması için her mevsim gerekli yaptırımları uygulamanız gerekiyor. Beş farklı haneden birer yardımcı seçiyorsunuz ve onların halkı etkilemesini sağlıyorsunuz. Halkı cahil ve itaatkar tutmanız, yanlışları ve hataları cezalandırmanız, inançlarını göstermeleri için teşvik etmeniz gerekiyor; öte yandan da hem her mevsimin sonunda seçtiğiniz yardımcılardan birini kurban etmeniz hem de hanelerin baş kaldırmasını önlemeniz gerekiyor.”

15/ Shakes and Fidget:

Shakes & Fidget, eğlenceli bir fantastik hiciv ve de aynı zamanda ödüllü bir RYO’dur! Kulağa çılgınca gelebilir, ama 50 milyondan fazla oyuncu S&F’ı dünyanın en popüler oyunlarından biri yapıyor! Kendi çizgi kahramanınızı oluşturun ve şeref listesinin tepesine çıkmak için mücadele edin! Kolay bir görev değil, çünkü geçrek takım arkadaşlarınız PVP arenasında zaferle aranızda sizleri bekliyor. Dost klanlarınızla daha güçlü, daha yenilmez olacak ve bir çok epik ganimet bulacaksınız! Görev yapın, heyecanlı maceralara atılın, seviye atlayın, altın toplayın, şeref kazanın, “en iyisi” olun,
Ve yaşayan bir efsane olun!

16/ Judgment: Apocalypse Survival Simulation:

İblisler yeryüzünü bastı ve kıyamet koptu. Az sayıda sağ kalanlar dünyaya dağıldı ve yaşamaya çalışıyor. Ancak iblislerle mücadele edebilmenin tek yolu kadim bilgeliğin sırlarını açığa çıkarmak. Rise to Ruins rimworld tarzı bir strateji/yönetim oyunu. Farklı olarak işin içine büyü ayin inanç ve ruhbanlık öğelerini katmış. Kesinlikle farklı bir deneyim ve bu türün severlerine şiddetle öneririm.

17/ The Quest:

El çizimi grafiklere sahip open-world grid bazlı harekketlere sahip old school bir rpg. Savaşların tur bazlı gerçekleştiği epik bir maceradan söz ediyorum. Kulak verin a dostlar tarzını eski bulup burun kıvırmadan önce The Quest e bir şans verirseniz sizi çok kısa bir süre içerisinde içine çektiğini göreceksiniz.

18/ Puzzle Pirates:

Open world 2 boyutlu bir korsanlık simülasyonu ile karşı karşıyayız. Yapılan tüm işlerin yani top doldurmakdan kılıç duellosuna kadar her şeyin günümüz mobil puzzle oyunları şeklinde gerçekleştiği bu bağımlılık yapan online deneyime bir şans verin derim.

19/ Project Zomboid:

Erken alpha aşamalarından beri takip ettiğim bir kickstarter projesi olan project zomboid gerçekci bir zombi salgını hayatta kalma oyunu. Oyunumuz izometrik bakış açısına sahip. Buna rağmen yaşattığı gerilim ve korku atmosferi paha biçilmez. Kaynak yönetimi ve zombilerden kaçıp günler geceler geçirdiğimiz bu oyunda hiç bir yer güüvenli değil. Safezone olarak düşündüğünüz bir evde ışıkları açmadan plastik kaşığınızla sessizce konserve köpek mamanızı yerken, salonda dolaşan bir sıçanın evin önceki sahiplerine ait bir vazoyu kırmasıyla aniden onlarca zombinin arasında yaşam savaşı verebilirsiniz.

20/ Pit People:

Tur bazlı şeker grafikli bir RPG strateji oyunu daha. Oyunumuz co-op oynanabilir. Esas olarak güçlü bir takım oluşturup gladyatör savaşları verdiğimiz bir oyun. Ancak gerek mizahı gerek absürt hikayesi ile Pit People inanılmaz eğlenceli bir deneyim. Bu türü sevenlere şiddetle tavsiye ediyorum.

21/ Organ Trail: Director's Cut:

Bir karavanın içinde arkamızdan gelen zombi güruhundan kaçarken zaman ve eşya son derece sınırlı. Biir yol macerası olan Organ Trail sizin kararlarınız sonucu şekillenen bir macera. Zombi ve kaçış temalı wasteland düzlemleri seviyorsanız bu oyun tam size göre. Grafik takıntısı olan aramasın.

22/ NGU Idle:

Idle türü denilen özünde kendi kendine oynanan oyunların zirvesi kabul edilen absürt mizahı sevenlere hitab eden NGU Idle ı denemenizi tavsiye ederim.

23/ Nethergate: Resurrection

Old school rpg özlemiyle yanıp tutuşan bir boomer için bulunmaz bir nimet. Antik çağdaki Britanyaya yaptığımız yolculukta türlü halkların folklörünü öğreniyor acaip ve garaip esrarları çözüyor ummadık belalardan sıyrılmaya çalışıyoruz. Nethergate 3 liralık fiyatıyla onlarca saatlik bir macerayı bizlere sunuyor. M-E-R-A-K-L-I-S-I-N-A...

24/ NEO Scavenger:

Fallout’un özüne sadık bir benzeri olan Neo Scavenger wasteland’da yetenek ve seçimlerimizin değerini bizlere gösteriyor. Karakterinizi ne kadar hayatta tutabileceksiniz? Bu dünyada merhamete yer yok...

25/ Nantucket:

Hiç Moby Dick dünyasında bir gemi kaptanı olarak RPG yapmayı düşündünüz mü? İşte fırsat bu. Natucket tam olara moby dick öyküsünün içinde gemimize dair kararlar veren bir kaptan konumuna getiriyor bizi. Oyunda gemimizle gerekli seyahetleri yaparken başımıza neyin geleceği belirsiz. 50 günlük bir yolculuk için depoladığımız gıda ani bir çavdar güvesi istilasıyla berbad olabilir. Veya gemide aniden bir salgın başlayabilir. Seçim ve karaarlarınız sonucu gelişen bir öyküde kaptan sizsiniz.

26/ Master of Orion:

Bir oturuşta 40 saat gömdüğümö harika bir; Üstün uzay yolculuğu 4X strateji oyunu geri dönüyor! Epik Master of Orion destanında açılan bu yeni bölüm milyonlarca oyuncunun ilgisini çekecek.
İlk oyunların fanatik taraftarları, bu yeniden doğuşun Buenos Aires’deki NGD Studios işbirliği ile orijinal geliştirme ekibinin üyelerinin dikkatli gözleri altında geliştirilmiş olduğunu duymaktan mutlu olacaklardır! Master of Orion’u olması gerektiği gibi keşfedin: Tamamı orkestra ile çalınan müzikler, uzaklara yayılmış ve çok güzel canlandırılmış galaksilerin fonunda yıldızlar arası savaş ve araştırma. Düşman uygarlıklarla karşılaşın, gizemli uzaylılarla pazarlığa oturun, müttefikler ile bilgi paylaşın ve yeniden tasarlanan bu evreni keşfedin.

27/ Magicka 1-2:

Magicka çeşitli büyüleri birleştirerek inanılmaz kombinasyonler sayesinde yeni büyüler elde ettiğimiz co-op destekli komedi türünde bir macera oyunu. Örneğin elektrik ve lazer büyüsünü birleştirerek lazerli elektrik akımıyla düşmanlarımızı paramparça edebiliriz. Tüm puzzle ve eğlence bu büyüleri birbiirine katma işinden geçiyor. Kesinlikle tavsiye ederim.

28/ Knights of Honor:

Bnir kral halkına onur ve bilgelikle hükmeder! Oyunumuz eski ama son derece keyifli izometrik bakış açısına sahip bir strateji oyunu. Türün meraklılarına tavsiye ederim. Yenisinin THQ Nordic tarafından geldiğini de ekleyeyim.

29/ Kenshi:

Fallout2un yeni oyunlarından aradığınızı bulamadıysanız Kenshi tam size göre. Neredeyse tam özgürlük sahibi olduğumuz oyunda bir köle olarak başlayıp dev şehirleri yöneten bir savaş lordu veya karun kadar zengin bir tüccar belki de paramızı ödeyen için sorgulamadan her şeyi yapan bir paralı asker olabiliriz. Yada gölgelerde dolaşan bushido’nun inceliklerinde ustalaşmış bir suikastci.

30/ Ken Follett's The Pillars of the Earth:

Ken Follett’in aynı adlı romanından esinlenen bu oyun sizin kararlarınız sonucu gelişen bir öykü yapısına sahip harika bir baş yapıt. El çizimi grafikler ve konuya uygun orkestral bestelenmiş müziklerle duygu dolu gerçek bir macera sizlerle. Bir oturuşta gözlerim kan çanaklarına dönerek ve yer yer ağlayarak bitirdiğim harika bir oyun. Üstelik Türkçe dil desteği de mevcut. Bir katedralin çevresinde şekillenen hayatlar... Dizisi olduğunuda söylemeliyim.

31/ Holy Potatoes! A Weapon Shop?!:

Bir patates olarak silah dükkanı işletiyor ve çeşitli silahlar yapıp bunları maceracılara satıyoruz! Evet oyunun tam açıklaması bu. Devam oyunlarıda bulunan bu absürt komedi türündeki yönetim oyunu çaktırmadan sizden saatlerinizi alacak.

32/ Heroes of Might & Magic III - HD Edition:

Heroes serisi tur bazlı strateji konusunda inanılmaz bir zirveyi temsil eder. Seçtiğimiz ırkda kendi ekibimizi yaratarak düşmanlara karşı savaştığımız harita ele geçirme türünde tur bazlı bir strateji oyunu. Zaman içinde EXP kazanarak herolarımız kabiliyetlerini arttırıyor. Base yönetimi kısmında yeni birimler üretmek için altın ve çeşitli madenleri haritada savaşarak elde etmeliyiz. Yüzlerce saatlik destansı bir deneyim sizleri bekliyor.

33/ Disciples II

Dünya ikiye ayrılır, Disciples’ciler ve Heroes’ciler... Ben elbette Disciples ciyim. Disciples özellikle 2. Oyunu ile gönlümü fethetmiştir. El çizimi grafiklerle Melekler,Şeytanlar,Cüceler,Elfler, Ölümsüzler ve tabiat ırkları amansız bir savaş veririz. Hero ve heroya bağlı elit birimler şeklindeki 3-4 kişiden oluşan ünitelerimiz her savaşda biraz daha gelişir ve exp topladıkça şeklen ve stat bakımından değişime uğrar. Haritada türlü süpriz ve itemler de oyun için vazgeçilmezdir. Tanrı/Tanrıça’mızın büyü yapmak için ihtiyaç duyduğu kristalleri ve base geliştirmek için gereken altını da yine haritada savaşarak elde ederiz.
Başta kılıcını doğrultamayan bir İmparatorluk kadını zamanla dört kanadı ve başında haresiyle nûr saçan ve düşmanlarını yıldız ışığıyla biçen bir uluya dönüşebilir. Gothic çizim tarzı ve harika müzikleriyle kalbimi yıllar önce fetheden bu oyunu gog.com üzerinden satın almanızı tavsiye ederim.

34/ Capitalism Plus:

Oxford’da ders olarak oynatıldığı rivayet edilen Capitalism oyununda amacımız kendi şirketimizi kurmak. Belirlediğimiz bir sektör bazında pazara giriş yapmak ve pazarın hakimi olmak. Fabrika arge üretim satış ithalat ve ihracat detaylarının yanında borsa alım satım detayları dahi bulunan inanılmaz detaylı bir ekonomik yönetim oyunuyla karşı karşıyayız. Tek oturuşta onlarca saat bömülebilecek. Uzun vadede müptelası olunacak bir oyun. Dünyanın en zenginleri listesinde birince olmak için kıyasıya bir yarış sizleri bekliyor.

35/ Foundation:

Orta Çağ temasında bir köyü yönettiğimiz foundation son derece detaylı bir şehir kurma ve yönetim oyunu. Binaların modüler yapısı sayesinde sims kadar olmasa da son derece detaylı ve özgün bina tasarımları yapabiliyoruz. Kendi halkımız için gıda ve güvenlik temin ederken bir yandan da diyarın soylularına ve krala hesap veriyoruz.

36/ Empires of the Undergrowth:

Bir kalınca kolonisini yönettiğimiz oyunda amacımız karıncalarımız dış dünyanın tehlikelerinden koruyarak gerekli sayıda çoğalmak beslenmek ve soyu devam ettirmek. Enteresan bir konsepti olan oyun kısa sürede bağımlılık yapıyor.

37/ Eador Genesis:

Alexey Bokulev tarafından geliştirilmiş bağımsız bir tur bazlı strateji ve rol yapma oyunu olan Eador Genesis yönettiğimiz bölgenin dertlerini çözmek ve halkını refaha kavuşturmak maksatlı fantastik temalı bir oyun. Oyunumuzda karakterimizi geliştiriyor parti kuruyor yeni yetenekler kazanıyor ve türlü esrarları çözüyoruz.

38/ Dungeons & Dragons: Chronicles of Mystara:

D&D evreni ile klasik Capcom beat’em up türü birleşirse ne olur? Harika olur. İşte bu harika karışımın ürünü olan arcade salonlarından fırlamışcasına zevk veren eşsiz bir oyun.

39/ Dominions 5:

Oynadığım ve aşık olduğum uzun yıllardır arayıp bulduğum bir oyun bu. Tanrı simülasyon türünün hakkını veren bir oyun. Oyuna bir ırk seçerek başlıyoruz ki 86 oynanabilir ırk var. Ve her ırkın tamamen kendine has birim ve liderleri var. Ki bu toplam 3000 farklı ünite yapıyor. 500 den fazla öğrenilebilir büyü mevcut. 400’ü aşkın ritüel de cabası. 77 Kutsama ve 200 den fazla potansiyel tanrı. 300 ünite perki. 400 yaratılabilir eşya. 8 farklı ustalaşılabilir büyü yolu. 7 Büyü okulu. Büyülü alanlar. Her oyun için random harita üreticisi 3000 den fazla rastgele olay. Multiplayer desteği. Mod desteği. Ve daha neler neler...
Oyunumuza ırk seçimi sonrası bir suret yani put seçerek devam ediyoruz. Zira oyunda bir tanrıyız ve ölümlü kullarımız bizi zayıf zihinlerinde imaje edebilmek için dünyevi bir köprüye ihtiyaç duyuyorlar. Kan tanrısı olarak daima kan akan bir çeşme. Veya ete kemiğe bürünmüş bir beden. Bazen sadece bir ışık. Yada korkunç bir yaratık belki de bakirelerin ateşini çıkartacak delikanlıları kederinden öldürecek gebeleri düşükk yaptıracak derece güzellikte bir tanrıça bedeni... Bizim yeryüzündeki fiziki temsilimiz olabilir. Temsilimizi seçtikten sonra bir tanrı olarak inancımızı kafirler üzerinde hakim kılmak için kullarımızı yönlendiriyor onları büyülerle destekliyor türlü büyüsel itemler yaratarak onları donatııyoruz. Savaşlar doğrudan müdahalemiz olmadan gerçekleşiyor. Zira biz bir tanrıyız ve ölümlülere doğrudan bir müdahalede bulunmamız onları şımartır. Bu harika oyunu grafik takıntısı olmayan her strateji ve fantastik severe tavsiye ediyorum.

40/ Curious Expedition:

İngiliz kaşifler cemiyetinin saygın üyelerinden biriyiz. Bu cemiyette kimler yok ki? Darwin, Marie Curie, Rasputin ve nice diğer ünü insan bu cemiyetin oynanabilir üyeleri arasında. Ve tahmin edebileceğiniz gibi hepsinin özelliği ve kişiliği kendine has. Oyunumuzda amaç bu cemiyete en faydalı keşifleri yaparak ünümüzü ve servetimizi arttırmak. Yolculuklar esnasında random olarak yaşanan türlü olay bizim kararlarımız sonucu şekilleniyor. Ayrıca açlık susuzluk gerekkli ekipmanların toplanması ve akıl sağlığı gibi pek çok detay yolculuklar sırasında düşünmemiz gereken şeyler arasında. Defalarca yeniden oynanabilir bu oyunu kaçırmayın derim.

41/ Conquest of Elysium 4:

Dominions 5’in yapımcılarından gelen bu oyun sıra tabanlı inanılmaz detaylı rogue-like mekaniklere sahip fantastik bir strateji oyunu. Oyuna girdiğinizde saatlerin nasıl geçtiğini anlayamayacaksınız.

42/ Battle Brothers:

Oyunumuz bir tur bazlı RPG oyunu. Köy köy gezip adamlarımızı topladığımız ve türlü maceraya atıldığımız Battle Brothers gerçekten her oynayışta eşsiz deneyimler yaşatabilen bir oyun. Türlü macerada kararlarımıza göre şekillenen olaylar oyunu bağımlılık yapıcı bir seviyeye taşıyor. Nordic ve Beast isiimli iki ek paketi bulunan oyun ek paketlerle daha da zenginleşerek gore seviyesi artıyor.

43/ The Battle for Wesnoth:

Yıllardır geliştirilen ücretsiz bir RPG olan oyunumuzu grafiklerine takılmazsanız çok çok eğleneceğinizi söyleyerek herkese tavsiye ediyorum. Sonuçta ücretsiz. J

44/ Balrum:

Old School türünde izometrik bir RPG deneyimi olarak Balrum gayet iyi bir oyun. Yıllar önce bir felaket dünyayı vurdu ve ogünden beri insanlar ormanlık alanlarda küçük popülasyonlar halinde saklanıyor. Ancak olan biteni aydınlatmak ve bu yolda doğru kararlar vermek bize düşüyor.

45/ Xenonauts:

XCOM serisini seviyor musunuz? Daha fazlasını mı istiyorsunuz? O zaman Xenonauts tam size göre. Orjinal XCOM formülüne fazlasıyla sadık izometrik açılı bu oyun hile yaptığınız halde çıldırtacak kadar zor bir oyun. Evet denedim hile yaptım ama aşşalık oyun beni yine de çıldırtmayı başardı. Bu türün şerbetlileri ve kulağı kesiklerine şiddetle tavsiye ediyorum. İkincisi yolda...

46/ Master of Magic:

Bir büyü üstadı olarak bölgemizi yönetiyor gelişiyor ve büyü ilminde ystalık basamaklarında yükselerek diğer ustalara hakim olmaya çalışıyoruz. Eski bir oyun olsada bir oturuşta soluksuz oynanacak harika bir fantastik strateji.

47/ Pharaoh

Antik mısır çağında harika bir strateji oyunu. Yıllar geçsede eskiimeyen eğlenceli formülü ve daima oluşabilecek rastgele durumlarla defalarca oynanabilirliği olan harika bir oyun.

48/ Cogmind:

Sci-Fi türünde rogue-like bir macera oyunu. Oyunda bir robotuz ve çeşitli düşmanları alt ederek düşürdüğümüz parçalarla kendimizi geliştiriyoruz. Bulmacaları çözüyor ve ilerliyoruz. Kesinlikle grafiklerine aldanmayın. Cogmind modern ve son derece keyifli bir oyun.

49/ Stygian Reign of the Old Ones:

Yerli bir oyun firması olan Cultic Games’in Cthulhu temalı iki boyutlu el çizimi sanatsal grafiklere sahip rpg/macera oyunu. Geçtiğimiz günlerde Türkçe dil desteğine kavuşan oyun harika bir öykü anlatımı ve sizi içine çeken bir atmosfere sahip. Cthulhu mitosunu seviyorsanız kaçırmayın derim.

50/ Panzer Corps 1-2:

WWII panzer mücadelelerini yeniden yaşayabileceğiniz son derece detaylı bir savaş strateji oyunu.
BeğenFavori PaylaşYorum yap

#Plantsnap 2018’den beri yayındaymış, ben yeni keşfettim. Bitki ya da çiçeğin fotoğrafını çekiyorsunuz bitkinin adını, sınıfını, özelliklerini, yetiştiği yerleri ve Amazon linkini gösteriyor. Çok hoşuma gitti, ücretsiz versiyonunda günlük 10 sorgu sınırı var.

Bence bir uygulama için ideal konsept bu olmalı. Sorgu yapıyor, bilgi veriyor, istersem satın almamı sağlıyor.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Üniversiteler dahilinde veya üniversite destekli verilen ücretsiz online kurslar. Ama hepsi İngiliççe 🙁 https://www.classcentral.com/

Discover Free Online Courses & MOOCs • Class Central

Love to learn? Discover thousands of FREE online courses and MOOCs from top universities and companies on Class Central.
BeğenFavori PaylaşYorum yap