Evde Spor Güncesi (İlk 2 Hafta)

Evet malumunuz 2 hafta kadar önce ''yahu ben evde spor yapmak istiyorum nereden başlamalı?'' gibisinden bir gönderi paylaşmıştım ve ben o günden sonra yaşadığım deneyimleri ilk 2 hafta nasıl geçti onlardan kısaca bahsetmek istiyorum.

Önce amacımdan bahsetmek isterim. Ben aman efendim deli gibi kasa sahip olayım zihniyetinde bir insan olmadım. Çok hafif vücudum şekillense bu bana gayet yeterli olacaktı. ''Skinny Fat'' dedikleri hafiften göbeğe sahip biriyim. Boyum 1.83 ve kilom 77 olmasına rağmen göbeğim vardı.

Öncelikle yeme alışkanlıklarımda değiştirdiklerimden bahsedeyim. Yemek yanında asitli içecekler içerdim bıraktım. Abur cubur yerdim bıraktım. Soda içmeye başladım bol bol. Onun dışında annemin yaptığı her yemeği yemeye devam ettim. Sadece bıldırcın yumurtası içtim her sabah 1 tane kırıp çiğ şekilde ve akşamları da 1 adet haşlanmış yumurta yemeye başladım. EKmeği TAMAMEN bıraktım çok istersem 1 dilim kepek yedim. Su tüketimine inanılmaz ağırlık verdim ve bol bol havuç, salatalık, çerez (ceviz, fındık, fıstık) yemeye başladım abur cubur olarak.

Sonra gittim Decathlon'a 4 tane ürün aldım.

 

Yere sermek için yer matı: https://www.decathlon.com.tr/900-comfort-pilates-mati-id_8527070.html?_sgm_campaign=product&_sgm_source=8527070&_sgm_action=search

 

Üst kol-Arka Kol için Lastik (Ön Isınmı İçin de Kullandım): https://www.decathlon.com.tr/direnc-ipi-id_8339227.html

 

Üst Kol ve Arka Kol için ayarlanabilir 10kg'a kadar çıkan dumble ben 4kiloda kullanıyorum: https://www.decathlon.com.tr/900-comfort-pilates-mati-id_8527070.html?_sgm_campaign=product&_sgm_source=8527070&_sgm_action=search

 

Ön Kol Çalışmak için el yayı:https://www.decathlon.com.tr/essentiel-el-yayi-id_8344977.html

 

Hangi Hareketleri Yapıyorum Günlük Çalışmam Ne?

Kol kaslarını burada resim olarak ekliyorum ki daha iyi anlaşılsın. İlk hafta çalışmamı 3X10 olarak yaptım aralarda 10 saniye durdum. İkinci hafta hareketleri 3x15 olarak arttırdım. Şimdi geleyim Hareketlere.

1- Aldığım Lastiği kullanarak dumble kullanır gibi 3*10 kaldırıyorum. Her 10'dan sonra 10 saniye soluklanıyorum. Hareketleri hızlı hızlı değil kasın kasılma süresini olabildiğine uzata uzata sindire sindire yapıyorum bu kasılma süresini olabildiğince uzatma kısmını tüm hareketlerde uyguluyorum bundan sonra yazmayacağım. Bu hareketin amacı da üst kolu çalıştırmak.

2- Lastik ile 3x10 yana açma. Omuzları ve göğsü çalıştırmak.

3- Lastik ile 3x10 vücut dik duracak şekilde lastik sırtımda başımın üstüne doğru çekiyorum. Arka üst kasları çalıştırmak ve az da olsa göğüs için.

4- Lastik ile 3x10 lastiğin iki ucu yanımda olacak kollarımı yere paralel şekilde kaldırmaya çalışıyorum. Hayat maksimumda reklamındaki gibi öyle düşünün 😀 Bunun da amacı az da olsa göğüs kollardaki yanal kaslar.

5- Dumble ile 3x10 normal kaldırma. Üst kol. (Dumble 2 adet ve her gibi 4 Kilo)

6- Dumble ile 3x10 kolları ilki yana açma.

7- Dumble ile 3x10 ağırlık sırtıma kafamın yukarısına kaldırıyorum.

8- El yayı ile 100 adet açma kapama yapıyorum.

9- Dumble'lar elimde ve yerer paralel şekilde 3x10 sırt olabildiğince dik oturup kalkıyorum. Ön kol ve bacaklara iyi geliyor.

Sonra yere matı seriyorum burada hareketler başlıyor.

10- Sırtüstü olacak şekilde ellerim popomun altında bacaklarımı 3x10 kaldırıyorum. Alt karın kasları için.

11- Sırtüstü olacak şekilde 3x10 mekik. Son onluda bir sağ bir sol hareket yepıyorum. Üst karın kasları ve yanal karın kasları için.

12- Dumble'lar ile ellerim iki yana açık ve sırt üstü şekilde ağırlıkları göğüs hizamda dik hale gelene kadar 10 sefer kaldırıyorum ve durmadan dikey kaldırıyorum gene 10 sefer. 3 kere tekrarlıyorum. Göğüs, Ön kol, Üst kol için.

13- Yanal Plank her iki yan için 1'er dakika duruyorum. Karın yanal kaslar ve bacak kasları için.

14- Normal Plank 1 dakika duruyorum. Plank garip hareket her yer çalışıyor neredeyse hangi birini yazsam boş plank mühim 😀

 

Şimdi sağol sen yazmışsın diyeceksiniz ama ne faydasını gördüm. 77 kilodan yememe içmeme dikkat ederek 2 haftada 68.8 kiloya düştüm. Ön kollarımdaki kaslarda damarlarım çok çok az belli olmaya başladı ve çok daha dinç hissediyorum kendimi. Ben bu işte profesyonel değilim ama spor yapıyorsan olabildiğince fazla kas gruplarını çalıştıracaksın bunun için zaten profesör olmaya gerek yok. Ben bir kaç işin uzmanına danışarak evde çalışmak içinm şöyle bir program çıkardım ve kendimi oldukça dinç, 15 gün gibi kısa sürede 8-9 kilo veren biri olarak bunu paylaşmak istedim.

Kendimi o gün içinde yeterince yorulmuş hissetmediysem o gün için bu 14 hareketi de 2. sefer yaptığım da oluyor.

Umarım yararlı bir paylaşımdır ve bence hiç. bir şey yapmamaktan iyidir. Komple bu çalışma ortalama 40 dakika sürüyor her şey dinlenmeler de dahil. Unutmadan ilk 1 hafta her yeriniz ağrıyacak üstüne gidin. Belli bir süre sona gerçekten geçiyor ve yapmadığınız zaman kendinizi kötü hissediyorsunuz.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 9 / 11

Uygulamalar Bazında Ekosistem Mi? Cihazlar Bazında Ekosistem Mi?

Malumunuz çok uzun zamandır Android kullanan biriyim. Kullandığım cihaz da Pixel 2 XL ve uzun uzadıya bu durumu toparlamak istedim. 2007 senesinden beri iPhone modellerinin hepsini kullanmış biri olarak ne buldum ne bulamadım neler yapılmalı Google cephesinde yahut Apple cephesinde nacizane onları yazmak istiyorum.

 

Öncelikle şunu söylemeliyim ki yılın 2019 olduğu ve hem iOS hem de Android işletim sistemlerinin bu kadar kabiliyetli bir hale büründüğü bir ortamda bu iki işletim sisteminin artı ve eksilerini karşılaştırıp bir çıkarıma ulaşmak şahsen benim nazarımda saçmalıktan başka bir şey değildir. Android'in çok iyi olduğu kendi alanları vardır, Apple'ın çok iyi olduğu alanlar vardır ve genel olarak hangi işletim sisteminde ''rahat'' hissettiğin sonucu %95 etkiler en azından etkilemesi lazım.

Yazının esas indirgeyeceğim kısmına gelmeden önce ''iOS daha stabil'' söylemine de değinmek istiyorum. Android en azından Pixel 2 XL ve Stock Android özelinde konuşursam iOS işletim sisteminden daha az stabil falan değil. Bu eskide kalmış bir söylem ve burada kelime manaları bence çok ciddi oranda karıştırılıyor.

Android en az iOS kadar stabil ancak iOS kadar ''bütün'' hissettirmiyor. Bunu ben insanların stabillikle karıştırdığını düşünüyorum. Bütün kelimesinden kastım ne onu da açıklayayım: iOS kendi içerisinde genel stok uygulamalar ve AppStore içerisinde bulunan uygulamaların %85'e yakınıyla daha bütüncül hissettiriyor kullanıcıya. 3. Parti uygulama geliştiricileri iOS işletim sistemine uygulama yazarken iOS işletim sistemi içerisinde bulunan UI ve UX elemanlarına daha sadıklar. Bu kullanıcının yeni uygulama indirdiği zaman öğrenme eğrisini ve ''bütüncül'' deneyim yaşamasına çok büyük katkı sağlıyor hakeza Apple'ın yapmadığı uygulamaların bile sanki Apple elinden çıkmışçasına bir his vermesini sağlıyor. işin enteresanı iOS işletim sisteminin UI ve UX deneyimine göre yazılan uygulamalar Android için revize edilmeden PlayStore'a konuyor. Bu sizin Android işletim sistemini farklı bir deneyimle kullanmanızı, uygulama bazına inildiğindeyse farklı bir deneyimle karşılaşmanıza sebep oluyor.

Bir diğer sorunsa Android işletim sisteminin hala UI ve UX konusunda sağlam temellere sahip olamaması. Google Keep, Photos, Documents, Mesajlar, Ayarlar, Google Maps, PlayStore bunların hepsi kendi başında ayrı telden bir kullanıcı deneyimi sağlıyor. Kullanıcı birinde altta bulunan sekmeler dizilimini görürken benzer bir stok uygulamanın arayüzüne girdiğinde kutucuklu tasarımı görüyor. Bu kullanıcıyı inanılmaz derece yoran bir deneyim ve bence arayüz varyasyonları olabildiğinde az tutulmalı. Bu varyasyonlar ne kadar fazla tutulursa işletim sisteminin kullanımı karmaşıklaşıyor ve bütüncül his yerini karmaşaya bırakıyor.

Şimdi geleyim esas konuya 🙂 

 

iOS ve Android cephesinin ekosistemden anladığı şeyler çok çok farklı. Apple cihazlar arası ekosistem özelinde ilerlerken, Google yok efendim benim cihazla işim yok benim verdiğim hizmet Cloud hizmet ve cihazdan bağımsız her yerde PC ve Mac'te bile çalışıyor sen cihazlar arası ekosistemi ve uyumu uygulamalar özelinde bekle diyor kullanıcıya.

Biri çok çok daha özgür bir yöntem (Android yöntemi) ama karışık, biriyse bu gibi işlerden anlamayan insanların bile kullanabileceği ama kısıtlayıcı bir yöntem (iOS yöntemi).

 

Durum bu olunca Google tarafında siz cihazdan bağımsız olarak hem de para vermeden iOS işletim sisteminde bile Google hizmetlerinden kopmak zorunda kalmıyorsunuz. Birindeyse hem hizmete para vermek hem de o ekosistem hizmetlerini çalıştıracak cihazlara yüksek para vermek durumunda kalıyorsunuz. Bu iki yaklaşımı değerlendirdiğimde sorunsuzluk anlamında iOS, kullanım çeşitliliği ve kullanım kolaylığı anlamında değerlendirdiğimdeyse Google cephesi çok önde.

 

Ben Android cihaza geçtiğimde tüm Apple servislerine de son verdim ve hepsini Google ile kullanmaya başladım. Durum bu olunca Google servislerini ve hizmetlerini kendimi kullanmaya şartladım bunun da yararını çok gördüm diyebilirim. Google Keep, Google Calender, Google Photos, Google Documents, Google Drive çok çok çok daha erişmesi kolay hizmetler. ama göze hoş gelen hizmetler değil tabii ki 🙂

 

Sonuç olarak belki saçma gelecek biliyorum ama ben iPhone 11 almayı düşünen biri olarak hizmetler kısmında Apple'dan yararlanmayacağım. Google Photos, Google Keep, Google Documents ve Google Calender kullanmaya devam edeceğim. Çünkü bunlar bedava ve yarın öbürsü gün başka bir şey deneyimlemek istediğimde ayağıma pranga takmayan çözümler.

 

Umarım yararlı yazı olmuştur. Uzun zamandır Android kullanımında çıkarımlarım ve kendime kattıklarım bunlardı.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 11
  • Ofpoyraz @redmaner

    Elinize sağlık emek içeren bir yazı👍

  • Koray @koraysuna

    3 senedir 6s kulanıyorum bende aynısını yapıyor servislerden hep google’yi kullanıyorum. Bir tek safari kullanırım google chrome’ye alışamadım ios’da. Aralık gibi iphone 11 veya parayı denkleştirebilirsek yada yurt dışı pro modelini almaya çalışacağım yine aynısını yapacağım. Şimdi mesela icloud’a aylık 7 tl vermek saçma geliyor çünkü başka apple cihazı yok ailede de yok. Birde windows’dan da erişmesi çok zor oluyor o yüzden hem ücretsiz hem kolay oluyor format attığımızda da resimlerim gitti derdi olmuyor. Not ve döküman kısmı da pek kullanmadığım için bilemiyorum bir günden bir güne şunu not alayım deyip de telefonda notları açtığım olmamıştır 😀 öyle bir şeyde fotoğrafını çekerim galeride durur daha kolay oluyor.

  • Ahmet Erdoğan #### @aerdogan17

    yukarıdaki ilk yorumum aslında herşeyi anlatıyor ama yazıyı etraflıca okuduktan sonra tekrar açıklama gereği hissettim...
    Söz konusu google ve apple olunca iki firmanın farklı anlayışları olduğu, bize sunduğu hizmetler ve bu hizmetlerin sunuluş biçimlerinden belli...

    Google eğer piyasa şartları onları zorlamasa ne Nexus ne de Pixel gibi "bütüncül" donanımlar piyasaya sürüp satacak bir firma değil... Servis ve hizmetlerini olabildiğince "çok" kişiye sunup mümkün olduğukça "fazla" data elde etmeyi ve bu data'ları baz alan hizmetler üzerinden gelir elde etmeyi benimseyen bir firma olan google... ana amacı doğrultusunda "nerde olursan ol ama google ile ol" şeklinde bir yayılım politikası güdüyor... bugün insanlar ve makineler arasında bir data alışverişi varsa google orada mutlaka var olmak gereği duyuyor... bu yapı orta-uzun vadede çok ama çok kârlı... bunu tartışmak bile abes... youtube ve gmail en büyük iki büyük örnek...

    Apple'nin ise durumu çok başka öncelikle apple bir ürün şirketi... yani ürünleri olmak zorunda ve yine piyasa şartları apple'ı ürünlerinin sağlığı ve varlığı için çeşitli servis ve hizmetler inşa etmeye itti... sadece ürünleri için dersek haksızlık ederiz tabiki apple gelecekte daha sağlam adımlar atabilmek içinde servis ve hizmetlere yöneldi bu bir gerçek... apple ürün üretirken uçtan-uca tüm ürününü kontrol altında tutmayı isteyen ve seven bir firma. böyle olunca da gerek uygulama tasarımları gerekse de ürünlerinin yetenekleri buna uygun inşa ediliyor... bu kontrollu yapı inşa edilirken, ortalama bir kullanıcının ihtiyaçları ve kullanım şekilleri, muhtemelen iyi yetişmiş insanlar tarafından göz önüne alındığı için başarılı bir kullanıcı deneyimi ortaya çıkyor… apple gibi özünde ürün odaklı firmaların kilit noktası da bu kullanıcı deneyimi… kullanıcı deneyimi açısından insanları firmaya bağımlığı hale getirmeye çalışıyorlar… bunu insan doğasının açıklarından faydalanarak yapmaya çalıştıklarını ve çoğu zaman da başardıklarını artık bilmeyenimiz yoktur…

    Son yıllardan iki firma da piyasa şartlarının kırıcılığı yüzünden özünden sapmış gibi görünse de google’nin data’ya olan açlığı ile apple’nin kullanıcının ihtiyaçlarını dahi kontrol ederek onu bağımlığı hale getirme tutkusu hiçbir zaman azalmadı… şimdi bu bağlamda iki firma da kendi varlığı için bir diğerinin alanına ister-istemez giriyor burada kimin ne kadar başarılı olacağından çok kimin uzun vadede diğerinin alanında ne kadar başarılı olacağı önemli… Google kullanıcı deneyimi açısından başarılı mı? Yada apple kullanıcılarını kendine bağımlı kılarken nelerden taviz verecek ve bu tavizler bizim ne kadar işimize yarayacak?

Sorun Batarya Teknolojisi Değil, Hibritlerde Çözüm Değil

Ne zaman elektrikli araçlarla alakalı paylaşım görsem altında hep somut delili bulunmayan bu iki argüman üretiliyor ve bunları teker teker cevaplamaktan sıkıldığımdan SOMUT delillere ve bağımsız araştırma kurumlarının BELGELERİYLE bunu cevaplamak şart olduğunu düşünüyorum o yüzden başlayayım.

 

HİBRİT NEDEN ÇÖZÜM DEĞİL

Hibrit'in en sıkı savunucusu şu anda Toyota ve bakıldığında argümanlarını ne kadar haklı göstermeye çalışsalar da kendileri de hata yaptıklarının farkındalar. Biraz tarihten bahsedeyim.

Dünyanın daha Tesla firmasından haberi yokken Tesla ve Toyota çok ciddi partnerdi. Hatta içerisinde Tesla motoru bulunan ve bataryapaketlerini kullanan zamanında bir Toyota araç bile göstermişlerdi. Buyrun Link: https://venturebeat.com/2010/05/20/tesla-and-toyota-teaming-up-to-build-electric-cars-schwarzenegger-lets-slip/

Sonrasında aralarında anlaşmazlıklar olduğundan dolayı Toyota bulundurduğu Tesla hisselerini sattı: https://www.ft.com/content/130a937a-48fd-11e7-919a-1e14ce4af89b

Elinde bir elektrikli aracı yapacak kadar batarya teminini sağlayacak bir firma kalmadığından Hibrit araçlara MECBUREN yöneldi Toyota ta ki geçen sene sonuna kadar. Toyota dünyanın en büyük batarya üreticilerinden biri olan Panasonic ile çok büyük montanlı bir anlaşmaya imza atarak batarya sorununu çözdü. Buyrun Link: https://www.reuters.com/article/us-toyota-panasonic/toyota-panasonic-setting-up-ev-battery-jv-amid-rising-china-competition-source-idUSKCN1PE05R

Yakın zamanda da %100 elektrikli CHR otomobilini duyurdu Toyota. Buyrun link: https://www.autocar.co.uk/car-news/motor-shows-beijing-motor-show/all-electric-toyota-c-hr-announced-part-chinese-plug-plans

 

PEKİ NEDEN HİBRİT ÇÖZÜM DEĞİL?

Sebep aslında çok basit: Kullanıcıya en ufak yararı yok o yüzden 🙂

 

Şu an gidip bir elektrikli araç aldığınız zaman çok basit şekilde batarya, onboard şarj cihazı ve motor bulunur ve sürtünen parça sayısı olmadığından düzenli bakıma ihtiyaç duymaz elektrikli araçlar. Aşağıdaki görsel bile neden Elektrik gelecektir çok net kanıtı. İşletmesi de elektriğin kw/h fiyatı 50 kuruş olduğu için inanılmaz ucuzdur. Silecek suyunuz, lastikleriniz ve balatalarınız değişir sadece.

Hibrit araçlarınsa içerisinde genellikle 1.8 motor olduğundan deli gibi MTV ödersiniz. Bakım masrafları dizellerden bile pahalıdır ve gene benzin almaya devam edersiniz.

Hakeza içerisinde kullanılan bataryaların da ömrü berbattır çünkü elektrikli araçlarla aynı klasmanda bataryalar kullanılmaz ve sürekli doldur boşalt yapıldığı için 3 seneye batarya veriminiz %70 seviyelerine geriler. Toyota NiMH teknolojisine sahip uzun ömürlü olmayan ancak enerji yoğunluğu fazla yani daha az yer kaplayan bataryalar kullanır. Safkan elektrikliler ise Lithium Ion bataryalar kullanır.

 

Kısacası hibrit işi boş, dünyada boş. Neden sadece Toyota'nın zoraki Hibrit ürettiğini düşünüp VW, Seat, Porshe, Mercedes, BMW gibi koca koca firmaların komple elektriğe yöneldiğini sorgulamak bile bu sorunun cevabını açıklar zaten.

 

BATARYA TEKNOLOJİSİ KÖTÜ, İLERİDE DEĞİŞECEK

Bu olay nereden nasıl çıktı en ufak fikrim dahi yok. Kulaktan kulağa bir agümanın bu kadar nasıl yayıldığını ve kabul gördüğünü anlamak mümkün değil. Yok efendim solid state bataryalar gelecekmiş şu an eskiymiş 🙂

 

Arkadaşlar Lithium Ion bataryalar sektörde bir 20 sene daha değişmeyecek. Bu kullanılan Lityum bataryalarında kapasitesi seneden seneye sadece ve sadece %7 artıyor. Bu da içerisinde bulundurduğu enerji depolaması arttığından değil sektör bataryaları paketlemenin çok daha verimli yollarını bulduğu için bu %7 artış oluyor son 5 senedir. Yani teknoloji zaten çılgın ileride.

Tanıtılan elektrikli Peugeot e208'den örnek vermek gerekirse sadece koltukların altına 50kw/h batarya koyabiliyor artık sektör ve bu bataryalar 100KW/h hızında şarj olabiliyor. 30 dakikada %87 şarj,i 45 dakikada ise %100 şarj olup 350km yol gidiyor. Aşlağıda B sınıfı e208 modelinin batarya bölümü var.

 

Elektrikli araçlarda da batarya yıpranması gibi bir durum yok. Sizin anca 1.000.000 km yapmanız lazım ki bataryanız kullanılamaz kıvama gelsin. Dünyada da 1.000.000km yol giden araç sayısı 10'u geçmez zaten. Buyrun batarya yıpranma oranları EV'lerde: https://electrek.co/2018/04/14/tesla-battery-degradation-data/

 

SONUÇ

Bazı arkadaşlar ben çok net anlıyorum bana inat olsun diye böyle saçma sapan haberler paylaşıyorlar itibar etmeyin. Elektrikli Araç konusunda tek sorun şu an cidden pahalılar. 2020 senesinden itibaren de Dizel araçlarla aynı fiyata zibilyon tane elektrikli araç gelecek Alman markalardan bu sorun da kalmayacak.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 43
  • Mustafa N. @mustafanr

    Hocam vaktiniz var ise şu video hakkında yorumlarınızı merak ediyorum.
    https://youtu.be/m1dYD2fko6o

  • fatihkaya41 @fatihkaya41

    Hibrit çözüm değil demişsiniz ama neye çözüm değil? Yazıda da yorumlarda kötü bir yaklaşım tarzı var. Gelin size anlatayım gençler havasında bir blog olmuş. Daha ucu açık ve daha yumuşak yazılardaha faydalı olacaktır. Şuanda düyada üretilen Lityumun %14 ü otomoil pazarına akıyor. Şuanki elektikli otomobil üretimi ise devede kulak bile değil. https://www.mta.gov.tr/v3.0/sayfalar/bilgi-merkezi/maden-serisi/Lityum.pdf Bu batarya teknolojisi Lityum rezerviyle komple elektrikli arabalara geçiş zor. Kaldıki şuan petrolle giden araçların elektrikle gitmesi için ne şebeke nede üretim yeterli olacaktır. Bunca petrolle giden araçta birden buhar olmayacağından. Bu uzun soluklu bir iş, bir dönüşüm olacak. Çalarken çalarken bir sürü havaya dönecek. Farklı teknolojiler gelişecek. Hibrit günümüz için bir gerçek yarın ne olacağını gelişmeler belirleyecek.

    • Yekta F. @flashock

      Yazdım aslında neye çözüm olmadığını ama tekrardan yazayım.

      Öncelikle lityum konusunda attığınız link çok sayfa ve hızlıca okudum ülkemizde Lityum yok sonucunu gördüm ancak dünyada lityum var buyrun link: https://www.quora.com/Is-there-enough-lithium-in-the-world-to-replace-all-petroleum-cars-with-battery-electric-vehicles

      Bataryalarda sorun Lityum değil Kobalt. O konuda da batarya üreticileri 5/1 oranında daha az Kobalt kullanmaya başladılar ve ileride kobaltsız bataryalar kapıda. Buyrun: https://www.theverge.com/2018/6/21/17488626/elon-musk-cobalt-electric-vehicle-battery-science

      Siz düşünüyorsunuz ki yarın kalkıcaz elektrikli araç sayısı %100 olacak ve elektrik şebekeleri yetmeyecek 🙂 Yahu geöen sene 1000 elektrikli araç vardı ülkemizde şu an 3000 adet var ve şebeke gayet çalışıyor. Hakeza dünyada 1 milyon elektrikli araç vardı geçen sene şu an ise 5 ay geçti toplam 3 milyona dayandı ve dünya kaldırıyor. Elektrikli araçların satılma oranından daha fazla yatırım yapılıyor üreticiler, devletler, enerji çözümleri geliştiren tüm firmalar salak mı? Yapmayın yahu.

      Bir AVM 15.0000 elektrikli aracın kapasitesine eş güç çekiyor Levent'te irili ufaklı 15 tane AVM var ve iş merkezleri had safhada elektrik altyapımız var bizim siz ne zannediyorsunuz durumu anlamadım. Bu verileri de TEDAŞ'ın yetkililerinden duydum da aktarıyorum size 🙂

      Hibrit ne olacak ne bitecek söyleyeyim. Hibrit azalarak bitecek çünkü ne tüketiciye ne de firmalara en ufak yararı dahi yok. Mekaniği, üretimi, parça sayısı, maliyeti, tüketiciye getirdiği ek yükler had safhada. Hibrit'in kalesi Toyota bile Hibrit'i azaltacak göreceksiniz.

  • furkan1zek @furkan3ze3

    Yuzde 100 elektrikli şu renault zoe ler vs 70 bin tl ye 0 km olarak satilsa aslinda cok mantikli ama kucucuk araclara inanilmaz rakamlar isteniyor.

  • Ofpoyraz @redmaner

    Peki bataryalarında yıpranma olmamasının sebebi tam olarak ne elektrikli araçların? Benzer teknolojideki elektronik ürünlerimizin en hassas parçası bataryalar baktığımızda. Neden daha sağlam ve güvenilir acaba otomobillerdeki bataryalar?

    • Yekta F. @flashock

      Yüzlerce modül ve binlerce hücreye sahip olmasından mütevellit birinci sebep bu ikinci sebepse çok dayanıklı kimyası hızlıca bozulmayan materyallerin özellikle kullanılması. Bozulma şlk %15lik dilimde 500.000km gibi değerlerde oluyor sonrasında durma noktasına geliyor.

      Bir bataryada hücre sayısı ve modül sayısı ne kadar fazlaysa, sıcaklık ne kadar iyi kontrol ediliyorsa yıpranma o kadar az oluyor. Çoğu elektrikli araçta sıvı soğutma-ısıtma mevcut.

Kia Soul EV (2019)

 

Uzun zamandır kulağımın kesik olduğu modellerden biri sonunda bugün tanıtıldı ve 2019 ortası gibi satışa çıkacağı söylendi neden bekliyorum derseniz özelliklerinden hemen bahsetmek istiyorum:

 

  • 64KW/h Sıvı Soğutmalı Batarya (Kona, Niro modellerinde kullanılan motor ve batarya)
  • 100KW/h DC Hızlı Şarj Desteği
  • 7.5KW/h AC şarj desteği
  • 484km Gerçek Yaşam Koşullarında menzil. (Kona bu bataryayla 515km yol, Niro ise -3 derecede 375km yol gitti, normal yol koşullarında 480km yol gitti.)
  • 30.000 Euro fiyat. Fiyat kısmı çok önemli.
  • Ayarlanabilir Re-Gen (geri kazanım şiddetini ayarlama.
  • 201 Beygir, 395nm Tork
  • 0-100, 7.6 Saniye

 

Yavaş yavaş 2019 senesi içerisinde tanıtılan EV modellerinin ICE (Internal Combustion Engine) modelleriyle fiyat manasında da yarışabilir olduğunu görmeye başlayacağız ve bu model de onlardan biri.

Yurtdışında 22.000 Euro fiyata satılan Kia Soul Dizel ülkemizde en son stoklardayken 132.000TL rakama satılıyordu eğer ki Kia Türkiye fiyat anlamında rekabetçi bir noktaya bu aracı çekmeyi düşünüyorsa %15 ÖTV ile gireceğini de düşünürsek bu aracı 180-190.000TL bandına konumlandırmak hiçte zor olmayacaktır.

Şahsen beklediğim fiyatlardan gelirse hali hazırda ailem Kia Soul 2016 modelini kullanıyor ve çok memnunuz hiç düşünmeden alacağımız modellerden olacaktır.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

2018 Kasım İtibariyle Ülkemizde Olan Elektrikli Araçlar ve Geleceği Kesin Olanlar

---------------------------------------------------------------------------

Renault Zoe ZE40

Ülkemize en uygun olan araçlardan biri olan Zoe maalesef ki şu an için yetkili satıcılarda bulunmasa da ikinci elde bulunabiliyor. ZE40 olan model adından da mütevellit 40KW bataryaya sahip ve bu batarya gerçek yaşam koşullarında kışın 220-250km yazın ise 300-350km menzile sahip.

22KW AC şarjı desteklemesiyle ülkemize çok yatkın ve bu sayede gerekli ekipmanlarla Trifaze yani sanayii elektriği ile aracı sadece 2 saat 20 dakikada %100 doldurabiliyorsunuz.

Zamanında bayiiler aracılığı ile satılan ZE40 modelleri 130.000TL olmasına rağmen ikinci elde kendi değerine değer katarak şu an 160.000-180.000TL bandında satılıyor.

Yenilenecek olan 110 beygirlik R110 modelinin de ülkemize geleceği biliniyor ve fiyat söylentisi de 140.000-170.000TL aralığında olacak.

BMW i3 94Ah ve 120Ah

 

BMW Türkiye her ne kadar globalin baskısıyla BMW i3 satsa da şu an Avrupa'da bu modelin 120Ah yani 37.9KW/h bataryalı modeli çıktı ve bu araç belki de tanıtıldığı ilk andan beri kafalarda soru işareti bırakan menzil sorununu büyük oranda çözdü. Çok çok sakin kullanımda 380km menzilleri bile görebileceğiniz bu araç ne yaparsanız yapın 300km menzil altına düşmüyor.

50KW DC hızlı şarj desteği ile 1 saat 5 dakikada %100 şarj olan araç aynı zamanda Trifaze elektrikte de 11KW/h şarj hızını desteklemekte ve 4 saat 15 dakikada şarj olmaktadır.

Şu an için 120Ah bataryalı model ülkemizde olmasa da bunun geleceği kesin ve işin ilginç yanı BMW bu modelde fiyat indirimine gitti bataryayı büyütmesine rağmen 🙂

Önceden 49.000 Euro'dan başlayan BMW i3 artık 39.900 Euro fiyata alınabiliyor. Pek tabii ki bunun ülkemize ne derece yansıyacağı ise meçhul.

Şu an için satışta olan BMW i3 94Ah aracın fiyatıysa 342.000TL'den başlıyor.

Smart ForFour ve ForTwo

Ülkemize çok çok yakın zamanda giren bu iki modelde pazarı hareketlendirmeye yeterli olmasa da çeşitlilik açısından güzel bir hamle. Vizyoner davranan Smart firmasını da bu konuda tebrik etmek lazım açıkçası.

İçerisinde 17.1KW/h batarya bulunan bu modeller ülkemize uygun şekilde Trifaze 22KW AC şarjı desteyecek şekilde getirilmişler. Bu sayede araç 1 saatten daha kısa sürede şarj olabiliyor ve size sunduğu menzil yazın 160km, kışınsa 120-140km.

Fiyat olaraksa maalesef üzücü noktada kalıyor bu araç. Gerçi Almanya fiyatına bakıldığında mantıklı olsa da artan kurlar nedeniyle şu anda 156.600TL fiyata satılmaktalar.

Jaguar i-Pace

Tasarımsal olarak ve üretim kalitesi olarak şahsen Tesla'nın çok üzerinde olsa da çıktığı andan itibaren sorunlarla boğuşmaktan kendini alıkoyamamış bir araç Jaguar i-Pace.

İçerisinde 90KW batarya bulunuyor ve Jaguar'ın iddiasına göre araç normalde 400KM yol gidebilmeliydi ancak maalesef ki bir sorundan dolayı araç inanılmaz verimsiz ve 260km gibi menzillerde şarjı bitiyor.

Bunun sebebi benim gibi bu işin sevdalıları tarafından çok konuşulsa da resmibir açıklama yok ancak gene de benim de dahil olduğum ortak kanı aracın önünde ve arkasında bulnan 2 motorun da birbiri ile uyumsuz olmasından dolayı bu menzil sorununun olduğu. Yazılım güncellemesi ile sorunun çözülmesi bekleniyor.

Araç maalesef ki AC akımda 7KW/h ile şarj olabiliyor ve doldurmak 15 saati bulabiliyor. Kısacası evimde şarj ederim mantığına çok uyan bir araç değil. Hakeza kendi 100KW DC Hızlı şarjı desteklese de ülkemizde 100KW DC şarj istasyonu yok ve 50KW DC ile bu aracı doldurmak 2 saat 20 dakika sürüyor.

SONUÇ

Ülkemizde üzülerek söylemeliyim bu araçların hangisini seçerseniz seçin çok ciddi tavizler vermek zorunda kalıyorsunuz. Tavizlerden bazıları şarj hızı, bazısı menzil, bazısı kalite, bazısı ise anlamsız fiyatlandırmalar.

Ülkemizde maalesef ki tavizsiz olan araçlar daha getirilmiyor. Bunlara örnek tüm otomotiv basınının da tekdir ettiği Hyundai Kona EV, Kia Niro EV, VW E-Golf, Hyundai Ionic, DS3 Crossback E-Tense ve Nissan Leaf gibi modeller.

Saydığım bu araçlar Golf'un bile 200.000 bandında olduğu şu dönemde gerek ÖTV gerekse fiyat etiketiyle 200.000TL bandının ya çok az üstünde ya da altında kalacak modeller olduğu için ve menzilleri direk 300KM üstünü rahatlıkla gördüğü için ciddi manada tavizsiz araçlar.

Bakıldığında araç satışları bu denli düşmüşken ve otomotiv firmaları bu derece zor durumdayken tüketicinin kullandığı süre boyunca sürekli kazanacağı elektrikli araçlara neden bir şans verilmiyor pek anlayabilmiş değilim. Bu üzülerek söylemeliyim ki altyapı sorunu yüzünden alınan bir karar değil.

Otomotiv firmaları en büyük kazanç gelirleri olan ''SERVİS'' gelirlerini elektrikli araçlar herhangi bir bakıma ihtiyaç duymadıkları için kaybedeceklerinden çekiniyorlar ve araçlarını getirmiyorlar. Ben ve benim gibi düşünen çoğu kişi bu konuda hemen hemen hem fikir. Dünya ''Dizel'' araç kavramını tartışırken ve şimdiden 2 sene sonrası için yasaklar ve şu an uygulamaya konan ek vergiler getirilmişken umarım ülkemiz Dizel çöplüğü olmaz. Çünkü firmaların bilerek ve isteyerek yapmaya çalıştığı şey tam olarak bu.

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 10 / 17

30 Ekim Apple Sunumu Değerlendirmesi (Nacizane)

Sunum bitti üzerinden vakitte geçti ve o anki heyecanı yavaş yavaş geride bırakıp aklı selim yorum yapmanın bence vakti geldi diye düşünüyorum o yüzden hemen başlayayım.

Öncelikle sunum uzun zamandır izlediğim en iyi Apple sunumları arasında yerini aldı onu söylemek isterim. Tim Cook'un etkisinin ürünlere ve özellikle fiyatlara çok daha fazla yansıdığı, daha agresif bir sunum gördük. Lafı uzatmadan ürünün kendisini anlatmasını seven biri Tim Cook ve bu tutum Steve'in tam tersi bir durum açıkçası.

Steve bir ürün tanıtacağı zaman öncesinde bu ürünü neden yaptıklarını anlatan ve heyecanı böylelikle üste taşıyan biriydi ama Tim, ürünün ne gibi işler için kullanılacağını direk ürünü göstererek kullanıcıya bırakan biri. Hakeza sunumlarda da Steve'e oranla çok daha az söz sahibi daha çok o ürün hakkında daha bilgili bir kişiye ürünü anlatmasını için sunumda yer veriyor ve ürünü anlatmayı tercih etmiyor.

Değişik yüzler ve Apple'ın nasıl işlediğine dair daha çok bilgi alabileceğimiz bu sunum yöntemi alışılmış Apple'ın dışında olsa da bence başarılı. Şu an Apple benim nazarımda bu sunum işini en iyi şova dönüştüren firma.

Tim Cook'un da bu sunumdaki ekstra heyecanı şahsen benim gözümden kaçmadı. Sunumun başlarında, sesindeki titreme had safhadaydı bunun sebebini de yazının başında  bahsettim belki de baştan sona kadar kendisinin CEO'luğunda geliştirilen bu ürünlere heyecan duyması da gayet normal.

Peki Apple, Tim Cook önderliğinde neyi daha değişik yapıyor? Bu konudan ürünlere geçmeden önce biraz bahsetmek isterim. Apple'ın 2001'den 2018 senesine kadar sürekli yükselen bir trende sahip olduğunu herkesin malumu ancak Apple 2001 senesinden sonra 2012 senesine kadar özellikle bir konuyu özellikle çok önemsedi o da ''ulaşılabilirlik''. Tanıttığı çoğu üründe fiyatta agresif davrandı. Belki ülkemizde bunu görmedik ancak ABD ve diğer ülkeler için muadili ürünlere göre özellikle 2005-2012 seneleri arasında daha ana akım olmaya çalıştı ve kendisini daha ulaşılabilir kılmaya çalıştı Apple. Bu çoğu zaman donanım, tasarım, güncelleme döngüsü gibi konularda da firmanın ağır kalmasına sebep oldu. Tim Cook ise uzun zamandır süre gelen bu ulaşılabilirlik durumunu daha farklı bir noktaya evirdi.

Apple'ın eskiden beri olan ''mücevherat'' algısını ürünlere tekrar kazandırdı ve ulaşılması zor ancak donanım olarakta hiç damlatarak vermeyen bir Apple'a dönüştürdü.

Tanıtılan MacBook Air'in boyutuna göre donanımı, MacMini'nin boyutuna göre donanımı, iPad'in donanımı, iPhone'ların Tim Cook yönetimi ile tekrardan donanım öncüsü olması, MacPro ve iMac Pro gibi gibi ürünler çıktığı zamanlara bakıldığında donanım konusunda hep eli bol davrandılar fiyat konusunda ise çok daha bol.  Tim iyi bir ürün uğrunda satış fiyatına Steve kadar takılmayan biri bu çok açık ve büyük bir risk aslında işte burada da Apple'ın geçmişinden beri oluşturduğu ''mücevherat'' algısı zaten devreye giriyor.

Diğer firmalarında yahu bu fiyatlarda bir yanlışlık var biz bu noktalara gelmeyelim dememesi ve Apple ne yaparsa hemen arkasından yapmaları da Apple'ın elini güçlendiriyor açıkçası ve bu durum yakın zamanda kesinlikle değişecek gibi değil.

Şu an için iPad Pro'nun her varyasyonunun stokları bitmiş durumda hakeza MacMini stokları bitmiş 3-4 hafta teslimat süresi yazmış durumda Apple sitesinde.

Kısa olmasa da Apple'da gördüğüm değişimi yazdıktan sonra şimdi geleyim ürünlere...

MacBook Air 

Bu yazıda cihazların özelliklerinden bahsetmek istemiyorum açıkçası Apple sitesine ve haberlere bakan herkes zaten bunları biliyor o yüzden ürün şu an ne hissettiriyor ondan bahsetmek istiyorum.

MBA ürünü bakıldığında özellik ve kas gücü olarak Apple'ın MacBook ile MacBook Pro arasına konumlandırdığı bir ürün ve şahsen ben bu ürün hala neden var anlamlandıramıyorum. MacBook varken MacBook Air neden var? MacBook Air varken hala neden MacBook var? Hele hele bu fiyatlarla.

MacBook tablet istemeyen çok taşınabilir bir üründe masaüstü işletim sistemi arayan kişilerin tercihi ancak en düşük konfigürasyona sahip MacBook 9.799TL ve içerisinde Core M3 işlemci var. MacBook Air ise içerisinde Core i5 işlemciye sahip ve şu an satış fiyatı 9.199TL.

Şu duruma bakıldığında MacBook Air uygun fiyata en alınabilir MacBook ürünü olması gerekirken sadece bu avantajını 600TL ile koruyabiliyor ki zaten bu MBA ürünü varken bir insanın bile gidip MacBook alacağını düşünmüyorum ben.

Sunumda en az ilgimi çeken ürün evet maalesef buydu ve güzel geliştirmeler olsa da gerek ABD gerekse de Türkiye fiyatını kendi kafamda anlamlandıramadım. MacBook Air ve MacBook ürünü arasındaki konumlandırmayı da Apple karma karışık bir hale getirdi bence. Apple boşuna MacBook ürününü üretiyor onu rahatlıkla söyleyebilirim.

 

MacMini 

MacMini sunumdan sonra çok kafa patlattığım ve düşündüğüm bir ürün oldu. Ürünün gerek fiyatını gerekse konfigüre ederek ne noktalara çıkabildiğini görünce mutlu oldum. Uzun zamandır güncellenmeyen bir MacMini, güncel bir donanıma güncellendi ancak bu ürünü ben kaçırılmış büyük bir fırsat olarak görüyorum.

İntel kendi işlemcilerinde bulunan GPU'ya ne ad koyarsa koysun iyi değil bu hepimizin malumu ve yakın zamanda bu yaraya merhem olan içerisinde VEGA GPU barındıran Core i7 8809G işlemcisi tanıtılmışken ah keşke bu üründe bu işlemciye yer verilseydi. Evet artık macOS harici GPU desteği veriyor ve bunu da çok düşük performans kaybıyla veriyor ancak el insaf zaten pahalı olan (799Dolar) MacMini aldıktan sonra 200-300 Dolar bir GPU'ya vermek saçmalık açıkçası. Ben bu 8809G işlemcisi ilk tanıtıldığı zaman keşke MacMini ürününde görsek diye iç geçirmiştim ancak Apple benle aynı düşünmemiş olacak ki üzdü biraz beni.

Şu an özellikleri bence o boyutta bir ürün için iyi olsa da çok daha iyisinin yapılabilir ve şu an için altyapısının hazır olduğunu bildiğimden içim buruk açıkçası. Gene de genel olarak bu ürünü başarılı buldum.

VE SON OLARAK SSD MODÜLÜ DEĞİŞMİYOR ANCAK RAM'İ KULLANICI DEĞİŞTİREBİLİYOR BU ÜRÜNDE HABERİNİZ OLSUN 🙂 

 

iPad Pro 

Sunumun tartışmasız yıldızıydı açıkça söylemek gerekirse ne eleştirecek bir noktasını bulabildim ne de görsel olarak bir kusur bulabildim burada da bahsetmek istediğim şey Apple'ın gelecekteki yol haritası olacak aslında.

iPad Pro tasarımsal anlamda gelecekteki iPhone'lar ve Mac ürünleri hakkında bize bence çok büyük ipuçları veriyor. Çıkarımlarımı sıralamam gerekirse:

  • Yeni iPhone'lar yanıtılan iPad Pro gibi ve önceki iPhone 4, iPhone 5 modellerinde olduğu gibi köşeli bir tasarımla gelebilir.
  • Yeni iPhone modelleri 2. jenerasyon ApplePencil'i destekleyebilir ki boyut olarak ApplePencil ufalmış daha taşınabilir hale gelmiş.
  • Yeni iPhone modelleri A13 değil A12X işlemcisi ile gelebilir.
  • Yeni Mac modelleri gene daha köşeli, kübik bir tasarımla gelebilir ve FaceID'ye sahip olabilir.
  • Apple yeni Mac modelerine bir ekleme yaparak iPad Pro'nun klavye kısmına takıldığı bir dock tarzı bir şey yapabilir. Bunu anlatması zor benzer görsel koyuyorum aşağıdaki görsel hali hazırda bulunan Apple patenti görseli zaten. Telefon yerine komple iPad'in oraya konduğunu düşünün 🙂

Özellikle görseldeki ürün Apple'ın uzun zamandır beklenen macOS ve iOS hibriti cihazını ortaya çıkarabilir, kübik bir tasarım formuna geçilmesi bunun da yapılabilirliğini kolaylaştırmış olabilir ki hakeza şu anki anlamsız donanım yükseltmesini de bir nebze anlamlaştırır. Zaten şu an hali hazırda tanıtılan ve Mavericks'den sonra gelen her macOS sürümü gizliden gizliye ARM tabanlı işlemciler ile çalışabiliyor.

Ben herkesin tahmin ettiği gibi bir macOS ve iOS hibriti bir işletim sistemi Apple'dan beklemiyorum ancak Apple hem macOS hem de iOS çalıştıran böyle bir hibrit sistem de şu an yapmaya çok yakın her şey hazır gerek işlemci gücü, gerek ürün yelpazesi, gerekse de yazılım destekleri hazır.

Kafa şişirdim kusuruma bakmayın bakalım neler olacak ileride. Burada yazan her şey sadece ve sadece kendi fikrimdir beni bağlar. Katılmıyorsanız katılmazsanız olur biter 🙂

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Elektrikli Araçlarda Algıyı Kırmak

Elektrikli araçlarla alakalı her haber paylaştığımda genellikle çok klasik tepkiler alıyorum, bunlardan bazıları şu tarz şeyler oluyor:

1- Altyapımız uygun değil.

2- Nerede şarj edeceğiz?

3- Uzun yola çıkamayız.

4- Şarj süreleri çok uzun.

5- Kobay olmak istemiyorum.

Öncelikle bu yazımda bunların hepsine teker teker cevap verip biraz oluşan algıyı değiştirmeye çalışmak istiyorum o yüzden ilk sorudan itibaren başlamak istiyorum.

1- Altyapımız uygun değil.

Şuna emin olmak lazım ki ülkemizdeki elektrik altyapısı on binlerce elektrikli araç aynı anda şarja takılmadığı müddetçe yeterlidir. 

Buradaki altyapı söyleminin de şarj istasyonu olduğunu biliyorum o yüzden şimdi biraz ona cevap veriyim. Evet ülkemizde şarj istasyonu sıkıntısı vardır büyük olan İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya gibi yerlerde bu sıkıntı olmasa da daha ufak şehirlerde bu sıkıntı olmaktadır. Bunun da çözümünü gene Batı dünyası düşünüp bulmuştur. 

NRGKick denen ürünü aldığınız zaman ev elektriğinden 7,5KW saatte güç çekip aracınızı şarj edebiliyorsunuz. Yollarda benzin istasyonlarının ve AVM’lerin hepsinin de Trifaze elektrik kullandığını düşünürsek buralarda da saatte 22KW hız ile aracınızı şarj edebilirsiniz. Bu yolda gördüğünüz elektrik kaynağı olan kişilere ufak bir ricaya bakar yeter ki siz elektrikli aracın avantajını bir kere düşünün.

2- Nerede Şarj Edeceğiz

Elektrik olan her yerde aracınızı şarj edeceksiniz bu kadar basit. Yok ben o kadar beklemek istemiyorum hızlı olsun dersen NRGKick ürününü alacaksınız yok beklerim diyorsanız araçların içinden çıkan kablolarla şarj edeceksiniz. Bunun cevabı ilerleyen maddelerde de var. 

3- Uzun Yola Çıkamayız

Hayır çıkarsınız. Şu an ülkemizde olan elektrikli araçlar maalesef ki çok uzun menziller sunmasa da Hyundai Kona, Tesla Model 3, Opel Ampera E gibi araçların menzili 500km’nin ya azıcık altında ya da çok üstündedir. Uzun yola ben de çıkan biriyim ve her sene İzmir’e 4-5 sefer gidip dönerim Annemin tarafı İzmir’de olduğu için annemi götürüyorum genelde ve bir kere bile ne tek olduğumda ne de annemle olduğumda yolda hiç durmadan İzmir’e vardığımız hatırlamıyorum ki zaten uzun yollarda hem kendi sağlığınız hem de trafiktekilerin selameti açısından mutlaka mola vermelisiniz.

4-Şarj Süreleri Çok Uzun 

Bakıldığında şu an piyasada olan elektrikli araçlardan en büyük bataryayı barındıran model Tesla Model S P100D modelidir ve içerisinde 100KW batarya bulunmaktadır. DC şarj istasyonları ülkemizde eksik olsa da ilerleyen zamanlarda hatta pek ilerisi de değil 2018 sonuna kadar şehirler arası yolların çoğuna DC şarj istasyonu kurmak için Gersan Elektrik firmasıyla Tesla anlaştı.  Bu DC hızlı şarj istasyonları 100KW bataryanın %80’ini yani ortalama 80KW’yı 30 dakikada doldurabiliyor. Tam şarj içinse 1 saat 10 dakika süre gerekli ve şu an çoğu elektrikli araçta 50KW hızlı şarj vardır ve yeni tanıtılanlarda 100KW hızlı DC şarj desteği vardır.

Baktınız uzun yoldasınız ve bitiyor hızlı şarj da yok o zaman gene çözüm NRGKick ürünü. NRGKick ürünüyle saatte 22KW şarj edebilirsiniz aracınızı ve bu zor durumda hayat kurtarır ülkemiz gibi altyapının gelişmediği yerlerde elzem bir üründür çok kolay bir tabirle bu ürün sürekli yanınızda bulundurduğunuz AC Hızlı Şarj istasyonudur.

Kısacası siz ben benzine 6 Lira 20 kuruş, Dizele 5 Lira 40 kuruş, LPG’ye 3 Lira vermeyeceğim deyin her türlü çözüm var.

5-Kobay Olmak İstemiyorum

Burada maalesef ki Tesla firmasının oluşturduğu kötü bir algı var. Tesla aracındaki sorunları üretimden sonra uzun testlere tabii tutan bir firma değil ve maalesefki kullanıcıdan gelen bildirimlere göre aynı modelde bile bazı şeyleri değiştiren bir marka ve sıkça sorunlar yüzünden müşterilerini geri çağırıp duruyor Tesla’nın vizyonu bu çünkü.

Ancak diğer markalara baktığımız zaman ki bu markalar da çok fazladır VW, Renault, Jaguar, BMW, Toyota, Nissan, Hyundai, Smart gibi markaların araçlarındaki sorunlar yok denecek kadar azdır ve normal içten yanmalı modellere baktığımızda sorun çıkarma olasılığı çok daha azdır çünkü parça sayısı içten yanmalı araçlara göre çok azdır.

Kısacası ortada kobaylık durum yoktur. Batarya teknolojisinin gelişeceğini beklemekte uzun vadede (25 senelik dilimde) hayalden öte bir beklentidir. Şu an firmalar pil teknolojisi, elektrikli motor teknolojisi ve aktarma organları konusunda gram sıkıntı çekmemektedir. Sıkıntı yaşadıkları konu Pil üretimidir ve Kobalt ham madesidir. Bu sorunlar da genelde tedarik ile alakalı sorunlardır. 

SONUÇ

Şu an maalesef ki ülkemizdeki ithalatçılar bağnazlık, vizyonsuzluk ve cahillikle konuştuğu için altyapı hazır değil o yüzden getirmiyoruz yalanlarını atmaktadırlar çünkü firmalar elektrikli araç satmak bizim gibi ülkelere satmak İSTEMİYORLARDIR. Firmalar onca sene yatırım yaptıkları içten yanmalı motorlardan hala nemalanmak istemektedir ve tüketiciyi de çok güzel şekilde bu gibi yalanlara inandırmaktadırlar. 

Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla içten yanmalıya yatırımlar çöp olacak, bakım paraları ellerinden gidecek, yedek parça kazanları yok olacak bu gibi dezavantajlar yüzünden ortaya karışık yalanlar söylemektedirler. 

Benim sizden nacizane tavsiyem siz tercih etmeseniz dahi elektrikli araçların ülkemize getirilmesi konusunda firmalara baskılar oluşturmalıyız. Bu söyledikleri altyapı mevzuusunun altındaki farklı sebepleri de görüp buna kanmamalıyız. Umarım açıklayıcı olabilmişimdir. 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 10 / 40

Elektrikli Araçlar ve Algıyı Kırmak

Genel tüketici olarak bence en çok zorlanacağımız konu da bu olacak ve bu konu hakkında biraz dertleşmek ve farkındalık yaratmak için bu yazıyı yazıyorum.

Normal içten yanmalı araçlarımızda depoyu tamamen doldursak bile taş çatlasın 10 dakika bekliyoruz ve yolumuza devam ediyoruz ancak elektrikli araçlarda durum bu değil. Durum bu olmadığı için de insanlar özellikle bilincin tam oturmadığı ülkelerdeki tüketiciler olabildiğince fazla menzil, büyük batarya merakına giriyorlar ancak bu gerçekten yanlış

Neden yanlış derseniz bizim elektrikli araç tercih etmedeki ilk amacımız olabildiğince ufak bataryalardan yüksek verimlilik beklemek olmalı neden derseniz 3 tane çok büyük artısı var ufak bataryaların:

1- Hafif araçlar (dolayısıyla daha verimli)

2- Hızlı şarj edilebilir bataryalar çünkü kapasiteleri ufak.

3- Şarj imkanlarının ufak bataryalarda daha çeşitli ve fazla oluşu.

Bunları da biraz açmak isterim. Tesla Model S P100D aracını ülkemizde hane elektriği ile şarj etmek 26 saatten fazla sürüyor çünkü özel bir kablonuz olmadığı müddetçe monofaze elektrik ile aracınızı maksimum 3,5KW enerji ile şarj edebiliyorsunuz özel kablo alırsanız da monofazeden 11KW ile şarj oluyor. Model S P100D aracının da ağırlığı 2400kg'dan fazla. Sakin kullanımlarda 100km'de ortalama 22kw yakıt tüketimi daha doğrusu enerji harcaması var.

Ancak verimliliğe biraz daha önem veren markalara baktığımız zaman bu konuda BMW uzun zamandır öncüydü ben daha ilk kullanımımda 15.4kw enerji tüketimini yakalayabildim, sonrasında da uzun süreli kullanım imkanı bulup şehir içinde 13.2kw tüketimi tutturabildim. BMW i3 94AH modelinin batarya boyutu ise 33KW bu senenin sonunda 120ah bataryalı modeli çıkacak ve bu 44kw bataryaya sahip olacak. Pek tabii ki ağırlığı artmayacak mı diyebilirsiniz artmayacak çünkü BMW, Samsung ile ortak çalışıp aynı batarya bölümüne daha yüksek kapasiteli aynı ağırlıktaki batarya modüllerini takarak yoluna devam ediyor. İlk aracı 60ah batarya modülleri kullanıyordu ve 21kw bataryası vardı, 94ah olanlar 33 kw oldu ve 120ah olanlar da 44kw olacak. Sırasıyla bu modellerin menzillerini gerçekçi de yazarsam 140km, 210km, 330km menzile sahip olmaları bekleniyor.

Tesla Model S P100D 100KW bataryaya sahip olmasına rağmen acayip sakin kullanırsanız 22kw hüç tüketiyor ve ortalama 480km menzili var. Gerçek hayatta ise yapabildiği 380 ile 430km arasında değişiyor. 100kw bataryayı şart etme sıkıntısını göz önünde bulundurursak ki altyapısı da olmayan bir ülkedeyiz bizim yönelmemiz gereken seçenekler en verimli araçlar olmalı.

Bu verimli araçlar sayesinde hem bataryalarımız daha hızlı şarj olacak hem de normal ev elektriğiyle bile bataryalarımızı 8 saatte %50 doldurabileceğiz.

Kişinin kendi kullanımını da bilmesi çok daha iyi olacaktır. Mesela şu durumda 200.000TL gidip D segmenti bir araç almayı düşünüyorsunuz bence sakin olup bunun yerine ikinci el bir BMW i3, Renault Zoe almak sonrasında ise arta kalan bir para ile uzun yola gitmelik bir araca ihtiyacınız varsa onları almak çok daha mantıklı bir tercih olacaktır hakeza uzun yola çok sık çıkmıyorsanız kiralamak bile daha mantıklı ve cep dostu olacaktır.

Eğer ki elektrikli araçlara nereden başlayayım hangi modeller ilk bakmam lazım diye soracak olursanız da benim bu zamana kadar en etkilendiğin araçların sıralaması şöyle:

1- Hyundai Kona Electric

2- Opel Ampera veya Chevrolet Bolt (İkisi de aynı araba pazarlarda adları değişik)

3- Nissan Leaf

4- BMW i3s

5- Tesla Model 3

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 9 / 10
  • ilker @gilker

    kesin mi? söylenti vardı ama net açıklama yoktu.

  • sarpuli @sarpuli

    Hyundai Kona Electric benim de ilgimi çekti, ülkemize gelir mi acaba ? Bence malum benzin fiyatından dolay gelmesi gereken ilk ülke bizimki ama 🙂

  • Yekta F. @flashock

    Araçlarda kullanılan bataryaları normal telefonlardaki bataryalarla karşılaştırmamak lazım. Ortada gram kobaylık durum yok. Elektrikli araçlar maliyet olarak yüksek olsa da içten yanmalı araç üreten bir firma zaten otomatik olarak elektrikli araç konusunda da uzmanlaşmış oluyor.

    Bununla alakalı bir yazı yazayım en iyisi ben 🙂

  • ALİ KÖPRÜLÜ @alikoprulu29

    P100D 480km menzili var dedikten sonra gerçek hayatta ise yapabildiği 380 ile 430km denilmesi ama diğer araçlarda sanki verilen değerleri tamı tamına tutturuluyormuş gibi söylenmesi yanlı bakış açısı olarak görüyorum. Genel olarak sana katılıyorum, hafif olmaları gerekiyor ama Tesla hoşnutsuzluğunu hemen yazıya yansıtmışsın 😀 Tesla'yı neden sevmiyorsun anlamıyorum 😀

    • Yekta F. @flashock

      Diğer araçların da fabrika verilerini söylemedim ki gerçek yaşamdaki menzillerini söyledim 😀 Zoe mesela 400km yazar ama reelde 280km'dir menzili hakeza BMW i3 94ah 300km denir ama reelde 180-200km'dir. Tesla'nın gerçek menzilini söyleyip fiğerlerinin fabrika verisini söylemedim yani o konu yanlış anlaşılmış. 😀

      Tesla işin şovunda o yüzden sevmiyorum saygı duyuyorum bu işleri başlatan o ama acelkeye gelmiş ürünler yapıyor. 100kw batarya koyup 380 ile 430km menzilli araçlar tanıtmak benim kitabıma göre kabul edilebilir bir şey değil 😀

    • Yekta F. @flashock

      @electric Bir deufak bir ekleme yapmak isterim Opel Ampera aracı sadece 60kw bataryası ile Tesla modelleriyle kafa kafaya menzile sahip neredeyse hal vaziyet bu olunca Tesla yanlış yolda kendi de farkında olacak ki zaten Model 3 ile verimliliğe yöneldi.

    • ALİ KÖPRÜLÜ @alikoprulu29

      @electric Tesla şov yapmasaydı diğerleri harekete geçmezdi o yüzden seviyorum, umarım elektrikli araç konusuna daha fazla atak yapılır, böylelikle biz tüketiciler kazanırız 🙂 Bakalım zaman ne gösterecek.

Elektrikli Araç Alırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Elektrikli araçlar şu anda bildiğimiz içten yanmalı araçlara göre dikkat edilmesi gerekenlerin çok farklı olduğu bir pazar bu yüzden ben araştırmalarım sonrasında öğrendiğim ve nelere dikkat etmeliyiz elektrikli araçlarda neler önemlidir bunları yazmak istedim.

 

  • Büyük Batarya Değil Araç Verimliliği

Elektrikli araçlarda batarya değeri KW/h ile verilir ve örnek vermek gerekirse Tesla Model S 75D aracındaki 75 değeri aracı 75KW/h bataryaya sahip olduğunun işaretidir.

Şu an Tesla büyük bataryalarla ve uzun menzillerle adından söz ettiren bir firma ancak işin ilginç yanı piyasada ufak bir araştırma yapıldığında Tesla'nın 100 KW/h bataryasının sunduğu menzil değerini sadece 60 KW/h bataryası ile Opel Ampera-e modeli sunuyor. Peki bu nasıl oluyor derseniz de tamamen aracın verimliliği ile alakalı bir durum bu.

O yüzden büyük bataryaların büyülü albenisine kapılmadan önce araçların enerji tüketimine bakmak lazım. Aşağıdaki linkte en verimli elektrikli araçların sıralaması mevcut göz gezdirebilirsiniz:

https://www.fueleconomy.gov/feg/PowerSearch.doaction=noform&path=1&year1=1984&year2=2019&vtype=Electric

Elektrikli araçların anlık yakıt tüketimi hesaplaması da çok kolay şekilde yapılabilir. 100 KM'de 145 W/h tüketim gösteren bir araç ortalama olarak 14,5 KW/h bataryasını tüketir. Eğer ki siz 145KW/h bataryaya sahip bir araba kullanıyorsanız ortalalama olarak 1000KM menziliniz var demektir.

Yani içten yanmalı araçlarda baktığınız 6,7L gibi değerler elektrikli araçlarda yerini 145 W/h gibi değerlere bırakır.

Kısacası batarya boyutuna bakmadan önce aracın elektronik aksamının ve ısıtma sisteminin enerji verimliliğinin ne alemde olduğuna bakmak çok elzemdir. Şu an satışta olan Hyundai Ionic aracı sadece 30KW/h bataryası ile direk karşısındaki rakibi Nissan Leaf modelini 40KW/h bataryaya sahip olmasına rağmen menzil bakımından geçmektedir.

 

  • Olmazsa Olmaz Donanımlar

Başta da söyledim EV (Electric Vehicle) dünyası tamamen farklı telde bir dünya o yüzden satın alma aşamasına geldiğiniz zaman bir EV'de olması gerekenler de tamamen değişiklik gösteriyor içten yanmalı modellere göre ve bunlardan bahsetmezsem olmaz.

 

  • PreHeat

Bataryaların en ideal çalışma sıcaklığı 25 ile 55 derece arasındadır ve siz en iyi verimliliği ve dolayısıyla en uzun menzili bu sıcaklık değerleriyle alırsınız.

Firmalar da bunun farkındalar bu yüzden PreHeat özelliğini araçlarına çoğu entegre etmekte. Mesela BMW i3 modeli ile alakalı araştırmalarım sonucunda bu PreHeat'in garip şekilde opsiyon olduğunu öğrendim ki bu direk satın almaktan vazgeçmeme sebep olmuştu.

Peki bu soğuk havalar ne kadar etkiliyor ki bu PreHeat bu kadar önemli dediğinizi duyar gibiyim onu da açıklayayım -10 altındaki havalar direk bataryanızın %40 menzilinin kaybolması demek o yüzden Preheat çok önemli sadece de Heat yazıldığına bakmayın bu aynı zamanda kavurucu sıcaklarda soğutma işini de görüyor merak etmeyin.

 

  • Sürekli İnternete Bağlı Olma / App Zorunluluğu

EV'lerin olmazsa olmazlarından biri de sürekli internete bağlı olmalarının elzem olmasıdır. Bir üstte bahsettim PreHeat elzem bir özellik dedim ama bu siz aracı çalıştırdığınız zaman çalışır vaziyette beklemesi ile alakalı bir şey değildir.

Düzgün bir PreHeat işlemi siz aracın mobil uygulamasını açmanız ve PreHeat işlemine telefonunuzdan başlatmanız ile olur değişkenlik gösterse de 15 dakika içinde de bu ısıtma işlemi gerçekleşir bu yüzden EV'nin sürekli internete bağlı olması ve iyi bir Mobil Uygulamaya sahip olması elzemdir.

Sadece PreHeat için de değil sürekli güncellenen şarj noktalarının aracın navigasyon sisteminde görüntülenebilmesi ve gideceğiniz şarj istasyonunun müsait olup olmadığı gibi durumların kontrolü için de sürekli internete bağlı olunması bir ZORUNLULUKTUR.

  • Şarj Etme

Şarj etme konusundan bahsetmeden önce şunu söylemeliyim ki eğer ki oturduğunuz apartmanda veya müstakil evinizde Trifaze elektriğiniz varsa inanılmaz şanslı bir insansınız çünkü trifaze elektrik sayesinde aracınızı AC akımda 22KW/h ile şarj edebilirsiniz pek tabii ki araçta bunu destekliyorsa ki şu anda ülkemizde bulunan neredeyse bütün şarj istasyonlarının 22KW/h şarj hızına sahip olduğunu düşünürsek aldığınız aracın bunu desteklediğinden emin olmak çok önemli.

 

BMW i3 AC akımda maksimum 11KW/h hızı desteklemektedir.

Hyundai Kona ve Jaguar iPace AC akımda maksimum 7,5KW/h şarj hızını desteklemektedir.

Tüm Tesla'lar 22KW/h desteklemektedir.

Renault Zoe 22KW/h şarj hızını desteklemektedir. Ufak bir not olarak yazayım dedim 🙂

Peki biz gittik trifaze fiş yaptırdık ve 22KW şarj edebiliyoruz e nasıl olacak derseniz de NRG Kick diye bir ürün var onu aldığınız zaman üstündeki tuşlardan KW değerlerini seçebiliyoruz. 

Birde EV'lerde DC şarj da vardır ve bu açıkçası en makbuludur. 100KW bataryaya sahip Model S P100D aracı bile Tesla SuperCharger'ın 100KW şarj hızı sayesinde 1 saat 15 dakika gibi sürelerde 0'dan 100'e doldurabilir kendini.

BMW i3 50kW

Hyundai Ionic 50KW

Hyundai Kona 100KW

Tüm Tesla'lar 100KW

Gibi DC şarj hızlarını desteklemektedir ancak ülkemizde sadece 8 adet DC şarj istasyonunun olduğunu da unutmamak lazım bu yüzden bence elektrikli araç alırken Trifaze 22KW/h şarj hızının desteklendiğinden emin olmak iyi bir şey bence.

Hele hele yaşadığınız yerde Trifaze elektrik varsa acayip şanslısınız 100KW bataryayı bile standart 8 saat olan uyku süresinden çok daha kısa sürede 5,5 saatte doldurabilirsiniz demek bu.

Normal 220V ev elektriğinde ise çekebileceğiniz maksimum akım 3,7KW/h değerindedir kısacası 50KW bir bataryayı doldurmak 20 saate yakın sürmektedir çünkü son %20'lik dilim baya uzun sürer.

  • Klima Sistemleri

Normal bir elektrikli araçta ortalama olarak klima 3KW/h elektrik harcar ve bu az gibi görünebilir ama size kafadan 20-30KM bir menzile mal olur o yüzden bu kısmı çok uzatmayacağım koltuk ısıtma olması elektrikli araçlar için bence tercih edilmesi gereken bir donanımdır.

Koltuk ve direksiyon ısıtma aksamları ortalama olarak 0-7KW ile 1,2KW arasında enerji tüketirler kısacası candırlar 😀

  • Rejeneratif Fren Sistemi

Sonda söyleyeceğimiz uzatmadan başta söyleyeyim eğer ki bir elektrikli araçta Regen yoksa direk almayın. 

Regen en önemli şeylerden biri EV dünyasında kısaca ankatmak gerekirse aracımız yürür bir haldeyken gaza basmağımız her durumda aracımızın harcadığı enerjinin bir kısmını geri kazanması olayına Regen denir.

 

Mesela bir yokuşu çıktınız ve bataryanızın %10 kısmını kaybettiniz aynı yokuşu gaza basmayarak indiğiniz zaman aracınız Regen yapar ve kaybettiğiniz enerjinin en kötü ihtimalle %50'sini geri kazanırsınız yani %5 bataryanızı doldurmuş olursunuz. Yokuşlarda regen sizi durdurmasa da az da molsa motor freni gibi bir his yaptığı için şehir içinde sadece gaz pedalını kullanarak aracınızı sürmenize olanak sağlar. Bunu yazıyla anlatmak çok zor o yüzden aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Benim yazacakları bunlardı sağolun okuduğunuz için 🙂

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Beğendiğim ve Bakmanızı Önerdiğim Elektrikli Araçlar

Bu listede benim araştırmalarım sonucunda ilgimi çeken ve genellikle bir artısından dolayı kafama not ettiğim araçları yazacağım. Ayrıntılı açıklama da yapmayacağım ancak ilerleyen zamanlarda bu listedeki araçları teker teker biraz daha detaylandıracağım.

Ufak açıklamalar ekledim zaten ne konuda ilgimi çektikleri hakkında, onları ilerleyen zamanlarda teker teker ele alacağım.

  • Hyundai Kona (Uygun Fiyat 470KM Menzil)

 

  • Hyundai Ionic (Verimlilik Kralı)

  • Opel Ampera-e / Chevrolet Bolt (Etkileyici Menzil bence şık tasarım)

  • Tesla Model 3 (Little little into the middle uygun fiyat, menzil, kalite hepsinden var.)

  • Smart ForFour ED (Ufak batarya etkileyici menzil Smart tasarımı elektriğe çok uygun ileride balarılı bir oyuncu olabilir EV pazarında.)

  • Nissan Leaf (Uygun Fiyat ve şarj etmesi en kolay.)

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 12
  • Asaf Duru @asafduru

    Opelin kokpit çok hoşmuş. 5 sene sonra araba yenilerken ya hibrit ya elektrikli bir model almak gündemimde

    • Yekta F. @flashock

      Hibrit modellerden ben çok tiksiniyorum açıkçası. Eski motorları günümüzün emisyon standartlarına uydurup yanına da ufak bir elektrikli motor koyuyorlar millete kitliyorlar ki zaten elektrikli motor sayesinde az yakıyor ama motorlar hep eski teknoloji.

      Hybrid motorlardan bence uzak durun.

    • Asaf Duru @asafduru

      @electric 5 sene sonra bakacağız, teknoloji o zaman nerede olacak bilmiyoruz. Erken bir tartışma bu. Mesela şehirlerarası yollarda şarj istasyonu sayıları çok artarsa hibrite gerek yok. Ama olmazsa sadece elektriğe güvenip uzun yola çıkamam

    • Yekta F. @flashock

      @asafduru İstanbul - İzmir, İstanbul - Ankara, İstanbul - Antalya yollarında var ama dediğiniz gibi uzun yollar için yatırım daha lazım.

  • YasinC @yasinc

    Nissan leaf çok iyi duruyor. Tesla'yı zaten söylemeye gerek yok. Elektrikli araçlarda öncülük etmesi ile zaten baya öne geçti. Geleceğin Mercedes'i olursa şaşırmam.

  • Yekta F. @flashock

    @brave BMW i3 çok güzel bir araba olsa da 300.000TL fiyatı ile (zorunlu olan şeyler opsiyon 🙂 ) maalesef akıllıca bir yatırım değil. 300.000TL verilip alınan BMW i3 en iyi şartlarda 200KM menzile sahip.

    Elektrikli araçlar şu anda sürekli değişen bir pazar bu gibi pazara bence ülkemiz standartlarında hemen girmek lazım çünkü vergi ne olacak bilinemiyor ancak büyük yatırımlarla girmek üzebilir bu yüzden Mercedes, BMW gibi fahiş fiyatlı elektrikli araçlar şu an için erken.

    Bu araçların hepsi 80.000-180.000TL bandında görece uygun fiyatlı modeller.

  • emre87gs @emre87gs

    Opel ampera çok ilgimi çekmişti vaktinde.
    Benzin yerine hidrojen yakıtı kullanılınca hemen her aracın böyle olması gerek bence.
    Full elektrik yerine 50 - 60 km menzil yeterli şehir içi kullanımda.
    Hem pil masrafı da az.
    Ben şahsen reno zoe ye 8 kW jeneratör koyup gezebilmeyi isterdim. 5 saat kesintisiz git, bir mola ver ve yakıt ikmali bile yapmadan sadece 30 dakika kadar 15 kW civarı prizden şarj et.
    Hesaplarıma göre 25 litre deposu olan bir jeneratör ile 1200 km (tabi molalarda ufak şarj takviyeleri de olacak) gidiliyor.
    Pratikte desteklemiyor tabi böyle bir senaryoyu araç, ama menzili dert edenler için ve tabiki acil durumlar için gerekli bence bu tarz ek özellik sunan araçlar.