Teknoloji ve bilim notları 2017/1

Yeni yılın ilk Bilim notları ile karşınızadayız.

00:35 -- SpaceX uzun bir aradan sonra başarılı bir fırlatma gerçekleştirdi.

02:35 -- ULA’nın sitesinden kendinize özel roket oluşturup sipariş verebilirsiniz. Roket yapılandırma sayfası

04:37 -- Çin 2020 yılına kadar Mars’a araç gönderme planını açıkladı.

06:37 -- 2017 yılında beş özel girişim Ay’a araç göndermeyi deneyecek.

09:18 -- Yeni çalışmaya göre araç paylaşımıyla trafikteki araba sayısı %85 oranında azaltılabilir.  2030 yılında hayat nasıl olacak?

15:10 -- İngiltere 2025 yılına kadar kömürle elektrik üretimini bitirmeyi planlıyor. Almanya’nın 2016 yılında elektrik üretiminde kömür oranı artmış.

18:11 -- Al Gore’un iklim değişikliği konusunda neden iyimser olduğunu anlattığı TED konuşması. Araçlarda yakıt olarak hidrojen kullanılması yönündeki girişim.

23:15 -- Dünya genelindeki hava kalitesini gerçek zamanlı gösteren harita. Diğer harita

24:53 -- Brian Cox, hiçbir zaman dünya dışı akıllı yaratıkları bulamayabiliriz. Fermi Paradoksu

28:25 -- 14 yaşındaki İngiliz kızın vücudunun dondurulması başvurusu kabul edildi.

31:24 -- Genç yaşta müzik eğitimi almak beynin gelişmesini artırıyor.

33:12 -- Yiyecek paketlerinin üzerindeki son kullanma tarihi ne anlama geliyor?

34:27 -- Daha hızlı yüzmek için parmaklarınızı hafif aralık bırakmak gerekiyormuş.

25:56 -- CRISPR gen değiştirme tekniği ilk kez bir insan üzerinde kullanıldı.

37:14 -- Genetiği değiştirilmiş salmonella bakterisi beyin tümörlerine karşı kullanılacak.

38:40 -- Gelecekte her öğrenciye özel DNA temelli ders programı kullanılacak.

40:26 -- Kehribar içinde korunmuş 99 Milyon yıllık dinozor kuyruğu bulundu.

42:50 -- 2017 yerine 12017 yılını kullanalım önerisi.

45:52 -- Virüsler erkekleri kadınlardan daha fazla etkiliyor olabilir.

47:54 -- Antimadde spektrumu ilk kez ölçüldü.

50:06 -- Son testler ebola aşısının 100% başarıyla çalıştığını gösteriyor.

51:33 -- Dişlerin kendi kendini tamir edebilmesi sayesinde diş dolgusu tarihe karışacak.

53:10 -İnsan vücudunda yeni bir organ bulundu mu? Analiz

54:36 -- Motivasyonunuzu yükseltmek için dört yöntem.

58:43 -- Yapılan bir araştırmaya göre potansiyel suçlular üç yaşında tespit edilebiliyor.

59:45 -- Finlandiya “Genel Asgari Ücret” uygulamasını denemeye başladı. Hindistan da GAÜ’i destekleyen bir rapor yayınlamaya hazırlanıyor. Kanada’nın bir şehrinde yapılan denemeler olumlu sonuçlandı.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • hakara @hakara

    ver çoşkuyu ver çoşkuyu teknoseyir.

  • Süleyman Mandıralı @slymn_mndrl

    uf hemde 1 saat! Full sayfa reklam bile ciksa bu sitede reklam engelleyi kullaniyorum 😀

  • Taner SAKA @tnrskk

    aklımdan neden teknoloji ve bilim notları gelmiyo derken 5 dk geçmedi ki bildirim geldi 😀

  • gokhans19 @gokhans19

    Şu konuların dakikalarınıda yazsanız çok güzel olacak aslında.

  • a.yasin @a-yasinsabancilar

    Sonunda, keske haftalık gelse buda, beklemek zor geliyor bazen..

  • Günther @gunther

    @hkellecioglu aynı uspolo üstten bende de var üstüne japon yapıştırıcısı döktüm asetonla da bi yere kadar çıkarabildim.

  • Mehmet @mehmet4241

    Süper program. çok iyi. teşekkürler abi süpersiniz.

  • Ronnie James Dio @ronniejamesdio

    @gamsizm hamdi konuşurken sanki kendi ekranında film izliyor. Haa, hıi, evet diyor sürekli.

  • Muhammet Aktaş @muhammet-aktas-89

    @gamsizm @hkellecioglu ya abi erimişler deyince öyle güldüm ki anlatamam 😀 😀 😀 SÜPERSİNİZ 😀

  • lterlemez @lterlemez

    @gamsizm; 5:00’deki Mars resmi çok güzel, nereden elde ettiniz?

  • pabu @pabu

    Brian Cox ayni zamanda bizim universitede Fizik ve Astronomi departmaninda profesorluk yapiyor 🙂 Adini duyunca gurur duyuyorum 🙂

  • Endoskop @endoskop

    dün düşünürken bugün geldi, artık aile ortamı olduğu için tahmin edebiliyorum ts’yi 😀 bu arada hamdi bey böyle mars tarihi uzay belgeseli tarzı bir video yapsa iyi olur.

  • İlkay Derici @shuqufe

    Bazı haberlerde @gamsizm nın mimikleri öldürüyor beni 🙂

  • lterlemez @lterlemez

    Devletlerin elektrik üretimleri hiçbir zaman yeterli olmayacak, bireysel olarak elektriklenmeliyiz. Devletler kamusal elektriğin tamamını, bireysel elektriğin %50’sini karşılamalıdır. Geri kalanı bireysel üretim olmalıdır. Bu problemin başka çıkış yolu yok…

  • TC Bıçakçı Oğuzhan @oguzhanbicakci

    Türkiyede en kirli hava edirne keşan’da ve yakıt olarak en kalitesiz kömür kullanılması sebebi http://mobil.hurriyet.com.tr/turkiyenin-en-kirli-havasi-kesanda-40031085

  • lterlemez @lterlemez

    Biz ise hala, yerli oyuncu mu daha iyi yoksa yabancı oyuncu mu peşindeyiz. Adamların araştırdığı şeyler ise bambaşka….

  • Metehan Uğurlu @thegreatmete

    Abi allah aşkına bu gündemler çekileceği zaman bana haber verin Ankara’dan atlayıp geleyim benimle çekin. Hani seyir zevkini falan geçtim Murat Gamsız’ın canının sıkılmasına üzülmeye başlıyor artık insan.

  • Tombul Kıvırcık @tombulkivircik

    Abi adamlar 10 bin yıl önce tapınak yapıyor resmini çizen adam mağaradan çıkma 🙂 yarı çıplak çizmiş bu adam o taşı oyup bina yapmayı akıl etti ama üzerine başına bir ayar veremedimi ?

  • lterlemez @lterlemez

    Genel asgari ücret, yığın üretim konusunda geçerli olabilir ama bireysel üretimde yemez.

  • memet @memet

    Murat gamsız in alaycı tavrı ne yalan söyleyeyim beni deli ediyor. Diğer bilim ve teknoloji gündemlerindede aynı tavır i sergiledi. Bi bezmislik, bi olayı ciddiye almama tavrı var abi eğer istemeden cekiliyorsa bu konudaki gundemler can ile de olur bence. Bu arada hamdi beye gerçekten teşekkürler

  • Sinan Namur @sinannamur

    Oooo. Bu sefer uzun vieo. İyi olmuş.

  • emrahkaracam @emrahkaracam

    @hkellecioglu Bu ted deki alt yazı ayarını nereye koymuşlar yav. 2 saattir bulamadım

  • Murat_Krcgl @murat_krcgl

    Hafta kapanışı “gündem değerlenmesi” ile hafta başlangıcı “teknoloji ve bilim notları” ile. Her hafta böyle olsa keşke.

  • HasanÖfke @simulasyon

    Diğer haftalık gündem değerlendirmesinden daha çok dikkatimi çekiyor. 🙂

  • Endoskop @endoskop

    m.g yüzünden bitrate yine düştü 🙂 moralsiz gördüm..

  • BÜLENT SARIKAYA @bulent-sarikaya

    dolu dolu bir bilim değerlendirmesi olmuş elinize sağlık devamını merak ile bekliyoruz 🙂

  • Jay @dby

    Al Gore’un TED konuşmasını beğenenler kendi meşhur belgeselini de izlesinler: http://www.imdb.com/title/tt0497116/?ref_=nv_sr_2 . Ayrıca benzer tarzda 2009 yapımı Home (yuva) belgeselini de tavsiye ederim. Youtube’da aratırsanız bulursunuz.

  • RocKhan @rockhan

    Enerji ile ilgili bölümlerde Nükleer Füzyondan da bahsetseydiniz iyi olurdu, mevcut ve kirli atık çıkaran Nükleer Fizyon sistemi ile çalışanlardan bahsettiniz ama Füzyonun lafı geçmedi, geleceğin asıl enerji sistemi bence bu olacak.

    Ayrıntılı bilgi: https://goo.gl/gPWGrA

    • huseyinekrem @huseyinekrem

      yatırıma bakıyor ya işte. Zamanında bomba fantazisine girmeselerdi daha temiz nükleer reaktörler yapmak teoride mümkündü. Tabi üstüne 30 sene gömmedikleri için teoride kaldı.

    • Çağdaş Çeçen @nihilprophet

      Paylaştığınız yazıda büyük terminoloji hataları mevcut ve bu açılan reaktör bir “deneme reaktörü” ,yani enerji üretmekle uzaktan yakından alakası yok, ben de kısa süreli olarak buna benzer bir reaktörde staj yaptım zamanında. 50′ li yıllardan beri uygulanan füzyon reaksiyonu ile elektrik üretmek ütopik değil sadece çok tehlikeli. Döteryum ve Trityum üretmek görece kolaylaşmasına rağmen pratikte enerji üretmek kimsenin (hele ki Avrupa’ da) alabileceği bir risk değil. Kestiremeyeceğiniz büyüklükte bir zincirleme reaksiyona sebep olabilirsiniz ve yarattığınız yıkım sadece yüzlerce kilometre alanı yok etmekle kalmaz ayrıca Tsar bombası testinde olduğu gibi dünyanın manyetik alanında sapmalara dahi sebep olabilir. Elektrik üretmekten ziyade depolayabilmek asıl mesele şu an, yani pil teknolojisi. Tesla bu konuda büyük çalışmalara imza atıyor ve bilim insanları asıl buna kafa yoruyor.

    • RocKhan @rockhan

      @nihilprophet Paylaştığım linkteki yazı bana ait değil ve zaten ben bunlar şu anda aktif olarak kullanılıyor ya da enerji ediliyor demedim, geleceğin enerji sistemi dedim, konunun ne olduğunun anlaşılması için o linki verdim, içerikteki terminolojide hatalar olabilir, aynı konu gazetele linklerinde de vardı ama bu kadar ayrıntılı değildi.

      Şu anda dünyada benim bildiğim 4 ülke bu konuda çalışıp testler yapıyor ve tehlikeli ya da değil, bu reaktörler avrupanın göbeğinde, gelecekte olacak. En son Güney Kore bu konuda bir test yaptı ve rekor kırdı, 70 saniye boyunca meydana getirilen plazmayı aktif olarak tutmayı başarmışlar, onlardan önce Çin bir test yapmış ve 50 milyon derece sıcaklığındaki plazmayı tam 102 saniye kadar muhafaza etmeyi başarabilmişler, fakat Güney kore 70 saniye ve daha az bir süre olmasına rağmen, sıcaklık olarak daha yüksek bir sıcaklıkta 70 saniye test edebildikleri için onların denemesi yeni rekor sayılıyor, tabi ki bunlar henüz test aşamasında ve bundan enerji üretme aşamasına gelinmesi benim tahminim önümüzdeki 50 yıl içinde gerçekleşecek.

      Mühendislik konusunda Almanya gibi ileri seviyedeki bir ülke bunu kendi ülkesi içinde denemiş ve denemeye devam edecek, bahsettiğiniz tehlikeleri dikkate almışlardır diye düşünüyorum. Büyük ihtimalle bu reaktörler yerleşim yerlerinden yeterli uzaklıkta bir alanda yapılıyordur sanırım.

    • Çağdaş Çeçen @nihilprophet

      @rockhan Tekrar merhaba, Almanya’ da bir süre yaşadım, şu anda da Avusturya’ da yaşıyorum. Sizi temin ederim ki faal durumda olan nükleer santraller dahi Fukushima sonrası bir süreliğine kapatıldı ve öyle büyük protestolar yaşandı ki nükleer fizikçiler dahi ayaklandı, tüm santrallerin faaliyetlerinin durduruşması için halka 2022 gibi bir tarih verilmek zorunda kalındı hükümet tarafından. Faal santrallerin tamamının soğuk savaş esnasında NATO baskısıyla kurulanlar olduğunu da belirtmeliyiz . Eski doğu bloku ülkelerini saymazsak tüm Avrupa’ da rüzgar ve solar yönelimi baskın ve bunların verimliliğini arttırmaya çalışılıyor. Fosil yakıtlı araçları bile yasaklama tartışmaları dönüyor burada ki ; İskandinav ülkeleri yakın bir zamanda bu kararı faaliyete geçirecek.

    • RocKhan @rockhan

      @nihilprophet Hocam Nükleer santralden bahsetmiyoruz, burada bahsedilen olay henüz dünyada sadece 4 ülkede test ve geliştirme aşamasında olan Nükleer Füzyon, yani nükleer atık çıkaran nükleer Fizyon değil Füzyon, şu anda bu zaten Faal ve çalışan bir sistem değil, test sistemleri hariç dünyada hiç bir yerde yok, olması da 15-20 yıl içinde olursa çok iyimser bir tahmin olacaktır.

      Fransa’nın güneyinde Cadarache kenti yakınlarında da böyle bir tesis şu an kurulmakta. Bu sistemler başarılı olduğu gün, mevcut Nükleer santraller kapanıp zamanla bunlar yerlerini alacak. Almanyadaki tesis ise Greifswald’daki Max Planck Plazma Fiziği Enstitüsünde.

      Bu yazının kaynağı: https://bilimfili.com/nukleer-fuzyon-reaktoru-calistirildi/

      Nereden link versem bilemedim, bu olur sanırım: http://www.hurriyet.com.tr/almanlar-gunes-yapiyor-40025953

  • GAFİL buzcu @gafil-buzcu

    biraz sabırlı olalım türkiye cumhuriyeti topraklarında nükleer santral inşa edilecek elektirik üretimi artacak fiyatlar düşecek inşallah hayırlı neticeleri bekliyoruz

  • eq109 @eq109

    süper olmuş. tesekkürler

  • Zibrokan @zibrokan

    Müthiş keyifliydi yine. Teknoseyir hayatımıza dokunan ve sürekli takip ettiğimiz bir site oldu. Yaratıcılarına bir kez daha teşekkür ederim. @gamsizm @hkellecioglu @leventp

  • Hado @hado

    En az HK kadar meraklı ve hevesli bir ortağa ihtiyaç var bence, MG bitse de gitsek havasında.

  • CIWATA @muammer

    Keşan İlçesindeki hava kirliliğin sebebi doğal gaz olmaması.Oradaki tüm ilçe kömür ile ısınıyor B u yüzdende hava kirlili çok fazla ayrıca organize sanayi bölgesi yoktur keşanda 2 yada 3 fabrika ya vardır yada yoktur.

  • Ömer SOLAK @ossolak

    Çok güzel olmuş siz de olmasanız Bilim dünyasından haberimiz daha az olacak kaynakların dağınıklığı ve ülkemizde belgesel gibi bir şeyin hayati öneme sahip olsa da bolca paralı olması hatta belgesellerin endüstiryel bir malzeme haline gelmesi çok büyük sorun.

  • Ömer Hodo @omerhodo

    Hamdi beyin klasik repliği “şöyle olunca deyim, tahmini on sene sonra deyim” hamdi bey “diyim” olsa daha iyi ciddiliği tırmanmak gibi oluyor 🙂

  • likeable @likeable1

    Çok güzel olmuş. 🙂 Bir sonrakini sabırla bekliyorum. 🙂 Emeğinize sağlık @hkellecioglu ve @gamsizm 🙂

  • fatihkaya41 @fatihkaya41

    Aslında o eşşek arısı 😀 koptum burdaya.

  • cinnabon @cinnabon

    Hamdi bey nükleer enerjiyi gerçekte olduğundan daha temiz ve sorunsuz sanıyor, atık stoklaması ve doğal afetlere dayanıklılık (deprem, tsunami, terör) zannettiğinden çok daha ciddi bir problem. Hidrojen elde etmek için “temiz” ve “çevreyi kirletmeyen” elektrik kaynağı olarak nükleerden bahsetmesi doğru değil.

    • sgur @sgur

      Buna cevap vereceğim mobildeyim unutmamak için yazdım bunu 🙂

    • sgur @sgur

      @cinnabon
      anca cevap yazabiliyorum.
      en başta bir hata var yazdıklarınızda, doğal afetlere şu anda en dayanıklı yapılar nükleer reaktörler. hatta dünyada 500 depreme dayanıklı yapı sıralasak 450si nükleer reaktör çıkar. eğer nükleer reaktöre sızıntı düzeyinde zarar verecek doğal afet yaşanırsa o bölgenin en büyük derdi olmaz sızıntı.

      nükleer sistemler sadece tek ülkenin değil dünyanın sorunu eğer kötüye kullanım olursa, mesela çernobil 7. günde tüm dünyayı etkiledi. aynısı olur yine bir problemde bundan dolayı atom enerjisi ajansı birleşmiş milletlerdeki belkide en iyi çalışan kurum olarak iş görüyor ve dünyayı denetliyor. tek kurum neredeyse. ve kimsenin lafı geçemeyecek bir kurum. bunu sonra açıklayacağım.

      nükleer atık olayı sanıldığı kadar kötü değil aslında, evet zararlı toxic ama bu saklanıyor, 250 yıl saklarsınız en kötü saklama koşulunda, o zamana kadar çözümü bulunur, bulunamaz ise yenilenir koruma alanı sıkıntı olacak bir durum değil düzgün contamine edilirse. elbette geçmişte atıkları bir yere iteleme derdi oldu ama artık daha sıkı. olmuyor diyebilirim.

      kısaca nükleer enerji çok temiz enerji eldesi sağlıyor, atık madde hem çok az hem çok rahatlıkla contamine edebiliyorsunuz artık.

      nükleerin biraz tu kaka yapılmasının en büyük nedeni nükleer enerji eldesinde enrichment yapılması, uranyumu zenginleştirip enerjiyi rafine edebiliyorsunuz bu ciddi bir şey, o kadar zor ve pahalı değil getirisine göre ama bunu yapabiliyorsanız enrichmenti arttırıp silaha dönüştürebiliyorsunuz, korkulan o, e.g. pakistan, iran. korkulan bu. kimse rusyanın amerikanın nükleer silahı olmasına aldırmaz çünkü bunlar kendi içinde sistematik ülkeler, ama pakistan için belirsiz.

      daha anlatırım ama uzun olur, nükleerin sürekli kullanımı eskisi kadar ucuz değil, petrole yakın fiyatı. bundan dolayı çok feasible değil ama çoğu ülke için oldukça mantıklı.

      ek olarak nükleer reaktörler çevrelerine de zarar vermez.

      benim bir kaç öğrencim atom enerjisi ajansında çalışıyor, bir kaçıda ona danışmanlık yapan şirketlerde, çok rahatlıkla söyleyebilirim, aldıkları insanlar hem çok iyi hem de çok disiplinli bu adamlar sürekli denetlemede ve çok ciddi denetlemeler bunlar. verecekleri karar ülkenin kaderini değiştirebiliyor çünkü.

      petrol ve türevlerinin elektrik amaçlı kullanımı çok çok fazla zararlı gaz salıyor, bunlar daha ciddi. dilerseniz ipcc’nin raporlarını okuyabilirsiniz. harika derliyorlar bu konuları.

      özet: nükleer enerji temiz, atıkları ciddi problem değil düzgün saklanırsa, ama artık pahalı bazı ülkeler için bundan dolayı gözden düşüyor.

    • cinnabon @cinnabon

      @sgur Fukuşima’dakiler afet dayanımı konusunda size katılmayacaklardır. Afetlere dayanıklılık ve terör konusunda hatalı olan ben değilim, sizsiniz, bu bir.

      Atık sorunu “inherent” yani atık problemi hafifledi, kalmadı, çözüldü, çok rahat depolanıyor, gelişmemiş ülkelere postalanmıyor falan bunlar kanıtlanmaya muhtaç en kibar tabirle, daha dolaysız tabirle: yalan.

      Nükleer enerji teknolojisinin silahlaştırılmasından korkulduğu doğru. Nükleer santralleri işleten insanların iyi eğitimli olmaları yöneticilerin kötü kararlarını zamanında engelleyebileceklerini maalesef garanti etmiyor, özellikle Türkiye gibi nepotizmin kitabının yazıldığı ülkelerde. Daha fazlasını yazarım bu konuda ama mecrası burası değil.

      Nükleer reaktörler karbon salınımı yapmazlar bu doğru, ama saydığım sebepler dolayısıyla “çevrelerine zarar vermezler” denilemez, bu yalan söylemek olur. Karbon footprinti çok küçük ama yüzyıllarca gama ışıması yapan atıklar üretiyor. Yüzyıl boyunca 7 ve daha büyük şiddette deprem yaşayacağı bilimsel bir kesinlik olan Türkiye’de atık depolanmasının bir sorun oluşturmadığını iddia etmek, üstüne basa basa tekrar ediyorum, yalan söylemektir. Bunun daha terörüne sabotajına nepotizmine hiç girmiyorum bakın. Gerçek dünya, Ortadoğu, insan faktörü bunlar hep kasıtlı olarak arka plana atılmaya çalışılan konular.

      Fosil yakıtlar çok zararlı, terk edilmeliler. Bunda hemfikir aklı başında olan herkes. Ama nükleer enerjinin temiz bir alternatif olarak lanse edilmesi yerine yeterli yenilenebilir enerji altyapısı kurulana ve fizibıl olana dek bir geçiş süreci “desteği” olarak görülmesi hem daha doğru hem de daha etik olacaktır. Yeni nükleer santrallerin yapılması, çevrenin korunması ve karbon salınımının azaltılması için bir mecburiyet değildir, bu yönde yapılan lobi çalışmaları bilimsel gerçeklere dayanmamaktadır. Bolca yalan ve temiz enerjiye aç insanları etkileme çabası içermektedir.

  • erdal @erdal

    Bu videoyu not edelim, ileride anlatiriz, dunyada bunlar olurken turkiye’de dunyanin duz olup olmadigi tartisiliyordu diye.

  • Ali Konuk @baygece

    @hkellecioglu 23:15 teki anlık dünya hava kalitesi haritasında türkiyenin tam ortasındaki kırmızı bölge yan A tü havanın sebebi Afşin -- Elbistan Termik Santrali koordinatlar bunu gösteriyor.

  • Aykut Elmas @aykutelmas

    Nükleer temiz bir enerjidir. Kapatıldığı da doğru değil. Şu an dünya çapında 449 aktif, 60 tane de inşaat halinde fizyon rektörü bulunmakta. Füzyonun da önü açık.

  • cinnabon @cinnabon

    Nükleer temiz bir enerji değildir. Ömürlerini tamamlayan nükleer santrallerin yenilenmek yerine kapatıldığı doğrudur, aksini söyleyenler açıkça yalan söylemektedir. Fransa, Almanya ve Japonya ömürleri dolan santralleri kapatmakta, yerine yenilerini yapmamaktadır.,

    Füzyon teknolojisinin önünün açık olduğu ise doğrudur. Ümit vaat eden tek nükleer teknoloji denilebilir. Umarım bir gün böyle bir santral yeterince ekonomik hale gelir de gerçekten temiz ve neredeyse sınırsız enerjiye kavuşuruz.

    • sgur @sgur

      yukarıdaki cevabımda da bulabilirsiniz ama burada belirtmekte fayda var, nükleer enerji çoğu enerjiye göre temiz, ama artık pahalı hale geldiğinden kapatıyorlar. ben 6 ay kadar kernkraftwerke komşu çalıştım, 2 reaktörlü burası mesela, küçük olan durduruldu, büyük olan hala devam ediyor çalışmaya. hatta tam 2011 de ufak reaktör kapatıldığında oradaydım. dediğim gibi ömrü dolanı kapadılar, diğeri hala çalışıyor, ama elektrik üretimi pahalı olduğundan kapandı orası, çevreye zarar vermiyorlar zaten, verse hala açık tutulmaz. o işin biraz bahanesi, ekonomik ömrü dolduğu zaman kapatılıyorlar.

      almanya ciddi yatırım yapıyor pv paneller ile wind turbinlere, wind türbinler daha önemli 24 saat iş görebiliyorlar. solar paneller olarak sorun çıkarıyorlar ek olarak, hepsi çinde üretiliyor ve almanya çine para kaptırmak istemiyor, çin menşeili pv panelleri yasaklamak istediler ama çin yasaklarsanız bizde alman otomobillerini yasaklarız tehdidi yaptı(ben o sırada almanyada bir otomobil şirketinde ar-gedeydim, süreci çok yakından biliyorum).

      bu wind ve pv panellerin kötü yanı var, çok ciddi kötü hemde, diğer experimental tüm renewable enerji projelerinin fonu azaldı bunlar yüzünden. bu şu anda çok sorun gibi değil ama 20 yıl sonra 2-3 teknolojiye bağımlı kalırız bunu çeşitlendirmemiz gerekiyor, şu anda bu alanda bilime engel oluyor bu teknolojiler maalesef.

    • cinnabon @cinnabon

      @sgur Sadece PV panelle sınırlı değil solar teknoloji, molten salt (“eriyik tuz”) santralleri de var ve bunlar intermittency problemini gideriyorlar 24/7 çalışarak. İspanya’da kurulu bir örneği var. (http://www.solarreserve.com/en/technology/molten-salt-energy-storage)

      Zaman içinde her türlü solar teknoloji Al Gore’un da dediği gibi iyice ucuzlayacak ve sübvanse edilmesi gerekmeden ticari olarak da fizibıl olduğu için yaygınlaşacak. Zaman meselesi artık.

    • sgur @sgur

      @cinnabon bu sektörün içerisinde ya da akademisinde değilsiniz sanırım.

      ben son 3 yıldır akademide renewables üzerine çalışıyorum. molten salt öldü pv sayesinde. molten salt teknolojisinde enerji birim kwh maliyeti 3 ile 7 katı arasında pvye göre bugün. kısaca bu ölüm oldu molten saltta. 10 sene önce molten salt lehine 2 kattı, yani molten 2 kat ucuza geliyordu.

      benim bildiğim en az 4-5 ekibin almanyadaki ve amerikadaki grantları kesildi bu alanda üniversite diyince aklınıza gelecek yerler buralar, pv farm projesine kaydırıldı hepsi, ipcc ile 3-4 ay önce görüştüm, onlarda aynı şeyleri vurguluyorlar. bu projelerin investment rakamını bilseniz oturur ağlarsınız benimle 🙂

      solar=pv oldu. fiyatlar düştükçe geri kalan minör projelerde kapatılacak. >100.000€ üstü proje kalmadı araştırma enstitülerinde pv harici, bu devrim ekonomik anlamda çok iyi, ama bilim anlamında kötü.

    • cinnabon @cinnabon

      @sgur PV intermittency problemini bataryayla çözmeye çalışıyor ama günümüz teknolojisiyle çok masraflı. Kwh maliyetinde PV rakipsiz ama işin içine depolama girince hesaplar değişiyor olabilir. Tesla Powerwall gibi çözümleri gözümle görmüş değilim tabii, siz gördüyseniz lütfen paylaşın.

      Enerji sektöründe olmadığımı nükleer atıkları önemsememden anlamanız gerekirdi 🙂 Enerji mühendislerinin beyni nasıl yıkanıyorsa nükleer santraller etrafa pamuk şekerler ve bonibonlar yayıyor falan sanıyorlar 🙂

    • sgur @sgur

      @cinnabon diğer yazdığınız “yalan” temalı yazıya yarın ya da öbürgün cevap yazacağım, ama şöyle söyleyebilirim yalan ağır bir kavram. ve tüm enerji sistemi/döngüsünü görünce yalan dedikleriniz ile gerçeklerin yer değiştirdiğini anlıyorsunuz.

      depolama kısmı imkansız, şöyle farklı şekilde söyleyeyim, im-kan-sız 🙂 belki 15 yıl sonra. ama şu anda lokal ufak rezervuarlar dışında imkansız depolanması. tesla wall çok güzel, ama ya 5-10 bin kişilik community ile off-grid sistem kurabilirsiniz ya da dağ başındaki adamı yaşatabilirsiniz. büyük ölçek olmuyor. bunu şöyle çözüyor büyük şehirler, pump-storage sistemi, harika güzel bir sistem ama büyük ölçek gerekiyor. enerji çok mu, pv paneller çoştu mu yazın doldurun su rezervuarını gerektiğinde barajdan elektrik üretin. ama bu sistem büyük ölçekte olunca ucuz. ben experimental olarak su ısıtma, oil-molten salt türevlerinin farklı kullanımlarını bile gördüm hatta en sevdiğim ve eğlencelisi flying wheeldi. uzayda olsak işe yarardı 🙂 ama depolama şansımız yok. dolayısı ile wind ve pv paneller yanına ya fosil yakıt ya nükleer kullanacağız. ben nükleerin daha güvenli olduğunu savunanlardanım. benim tanıdığım %99 akademiklerde böyle, ki bende dahil tüm çevrem renewablecıyız. enerjiciler genelde fosil kullanımda takılıyorlar. nükleer fosilin karşısında 🙂

    • cinnabon @cinnabon

      @sgur “yalan” ifadesini kişisel almayın, o iddialara olabilecek en güçlü itiraz olarak algılamak yerinde olur. Atık problemi çözülemez, çünkü riskler sıfırlanamaz. Uzun vadede mutlaka sızacaktır. Yüzyıllardan ve kaotik bir dünyadan bahsediyoruz.

      Nükleerin pahalı kaçtığı için terk edildiğini söylemiştiniz, molten salt tipi santrallerin sübvanse edilmesi nükleerden daha iyi bir seçenek gibi görünüyor bana. Bazı şeylerin maliyetini devlet üstlenmeli bence, fisyon temelli santrallerle olacak gibi değil. Tekrar ve ısrarla Fukushima’yı hatırlatıyorum. Siz Almanyadasınız sanırım, IŞİD’in bir nükleer santrale saldırdığını düşünün. Son bulgular dron kullandıkları yönünde. Dünyayı mesleğinizin penceresinden görmekle yetinmeyin. Nükleer enerji fazla tehlikeli.

  • wise @wise

    Program harika. Ama, kafama takılan bir şey var. Neden gözümüze gözümüze şu EVRİM denen saçmalığı sokma çabanız var?

    Çaktırmayın. “O karınca değil. O kanatsız eşek arısı.” YERSEN:

    Ara geçiş formu madem. Neden şu an ara geçiş formu yok. Mesela insan maymun karışımı veya eşek arısı kanatlı yada kanatsız.? Neden yok?

    Yahu, şaşırtıyorsunuz beni. 😀

    İşi dine sokmadan diyorum ki, “Rastgele oldu demek için çabalamaya devam ettikçe ve çırpındıkça batıyorsunuz. “

    • wise @wise

      @cinnabon Daha bilmedikleri milyonlarca canlı var. Bu canlılar eskiden yok olan canlılar olabilir. Millet tutturmuş, “Bunlar zamanla gelişti.” diyerek, saçma sapan savlar sunuyorlar. Mümkün değil. Yahu, hangi canlı kendi akıl edip değişmiş? Yada hangi canlı kendi kendine akıl edinmiş? İnsanlar kendi kendine şimdi evrilsin de, telepatik yetenekler edinsin görelim.

      Evrim saçmalık. Başka bir şey değil.

      Şimdi dinozorları da kuşların atası sayar bu evrimciler. 😀

      “Tüyden yeni tür türetecekler.” desenize.

      Evrimcilere acıyorum. ÇIrpınmaya devam gençlik.

    • aegeus @aegeus

      @wise Sevgili dostum, şu tavrınızın ortaçağda “Dünya dönüyor.” dediği için onu yakmaya çalışan engizisyondan farkı yok. Bu tartışmalar, malesef, önce Adnan Oktar sonra ise Caner Taslaman gibi kişilerin elinde Tükiye’de bir neslin dindarlık adı altında bilimsel gerçeklerden uzaklaşmasına yol açtı; şu söylediklerinizin Türkiye dışında 1900’lü yılların başında tartışılıp konunun kapandığını söylemek yeterli. Adaptasyon, evrim, doğal seçilim, varyasyon gibi kavramlar oturmuş kavramlar; bunlara “Size acıyorum, çırpınmaya devam edin” şeklinde yaklaşmanın bilim ve teknoloji konulu bir video altında yer alması ise ironik olmuş. Bu yazdıklarım ile sabit inancınızın değişmeyeceğinin farkındayım; amacım da buna uğraşmak değil, bu video altında yorum yazanlara şunu iletmek istiyorum: Bilimsel gerçeklere arkasını dönen; bilimin peşinden giden insanları dini dogmalarla yolundan alı kolmaya çalışan insanlar hep oldu ama hep aydınlık kazandı. Yılmadan çalışmaya devam; ağzınıza sağlık Hamdi Bey.

    • tayfur lokuncu @tayfurlok

      @wise tarihsel evrim sureci bir veya iki yilda degil, binlerce yil icerisinde cereyan etmistir. Denizin 2 bin metre derininde veya amazonlarin issiz bir noktasindaki bir canlidan dogan o mutasyonlu igrenc yaratigin bir gecis hayvani olmadigini yorumlayabilir misiniz? hicbir hayvan bir seye donusmek icin kendini tabiki de zorlayamaz. zorlasa da bir sey olmaz. o yuzden tamamen bu olaya bakis acinizi degistirmelisiniz; Cunku beyninizde herhangi bir buyume olmayacaktir. 🙂 kisaca zorlamayin

    • wise @wise

      @aegeus Dostum. Dİni dogmalar mı? Dİn ile alakası ne? Ben bir tane bile ara geçiş formu görmedim. Ya siz? Gördünüz mü? Gören var mı? Hani insanlar ile, insan arası geçiş formu var mı? Yada arı örneği ve diğerleri için.

      Evrim safsata. Tek bir örnek göster. Var diyeyim.

      Milyon canlı türü ve bunların içinde bir tane bile gösteremiyorken, nasıl “evrim var.” diyorsunuz?

      Dini dogma deyip, işin içinden sıyrılmak hoş değil. Ben de Hamdi beyin yaptığı işi beğenerek dinledim. Ama, evrimi, üstelik gerçekliği kanıtlanmamış bir şeyi, bilim diye buraya atarsanız, burada saçmalık var derim.

    • cinnabon @cinnabon

      @wise Evrim her gün mikroskopla gözlenen bir olgudur. Teori kısmı bu olgunun nasıl çalıştığıyla ilgilidir. Aynen yerçekimi teorisi gibi. Aslında yerçekimiNİN ve evrimİN teorisi demek gerekir, fakat ilk tercümeler hatalı olduğu için artık yerleşti böyle.

    • aegeus @aegeus

      @wise Kıymetli dostum; evrim teorisini ara geçiş formunun varlığı yokluğu üzerinden tartışmaya çalışmanın, “kuşlar yere düşmüyor, o zaman yer çekimi yok” şeklindeki savunma yönteminden farkı yok; ikisi de hem içerik hem metod olarak yanlış. Sizin “kanıtlanmamış saçmalık” dediğiniz şey üzerine medeni dünyada yaklaşık iki yüz elli yıldır binlerce cilt kitap yazılmış, koca bir biyoloji bilimi inşa edilmiş durumda; benim sizinle bu konuyu tartışmamın ikimize de bir şey kazandırmayacağı açık. Bundan sonrası polemiğe girer; uzatmanın kimseye bir faydası olduğunu sanmıyorum. Hayırlı geceler, iyi uykular size.

    • homosapien @biggestlier

      Sevgili @wise bilim bir bütünlük arz eder: Bulunmuş yeni bir kanun yada üretilen bilimsel bir teori diğer müspet bilimlerle örtüşmek/bütünleşmek/çelişkiye düşmemek zorundadır. Yani, bir örnekle açıklamak gerekirse bir “maddeyi -275 dereceye kadar soğuttuğumuzda atomlar şöyle bir davranış içine giriyorlar vs.” falan diyemezsiniz çünkü bu örnekteki sav termodinamiğe, yani fiziğin “varoluş kurallarını” belirleyen termodinamik biliminin 3. yasası ile örtüşmez, bu yüzden müspet bilim mantığına terstir. Ve bu durum tüm müspet bilimlerde, matematikte, kimyada, biolojide de vs. geçerlidir, ki bu sayede tüm müspet bilimler birbiri ile örtüşür(-melidir).

      (Yukarıdaki paragrafı şimdi yazacağım cümleleri daha iyi anlatabilmek için yazmak ihtiyacı hissettim). Hiçbir müspet bilim dalı ispatlanamayan, tanımlanamayan “argümanları” , tezleri, düşünce ve fikirleri kabul etmez; bu yüzden de adları MÜSPET BİLİMDİR zaten. Elbet şunu söyleyebilirsiniz, “din bir bilim değil midir?”, evet bilimdir; TEOLOJİ dinlerin bilimidir ama müspet bilim değildir çünkü teolojide ki tüm “kurallar” inanış ile, ilahi bir varlık ile alakalıdır, ve dolayısıyla ispat edilemezler. Bu durum müspet biliminin en temel gerekliliğine, ispat gerekliliğine zıttır. Kısaca tüm müspet bilimler evrim teorisini bundan 50 yıl önce destekler iken şu an günümüzde pek çok defa -teknolojinin de gelişmesi ile- ispatlanmış durumdadır. Sadece islamiyet değil tüm ilahi dinler evrimi kabul etmez ama evrim yoktur demek bilim de yoktur demek gibidir.

      Evrim süreci çok ağır ve yavaş işleyen bir süreçtir ve sürekli devam etmektedir 500 milyon yıllık evrimin ara formlarını, fani 70, 80 yıllık bir insan hayatı ile görmek imkansızdır, sadece izlerini takip edebiliriz. 100 miyon yılı bir insan hayatı ile oranlar isek göz kırpma süresi kadar bile değildir; 500 yıllık bilimin tarihi geçmişi ancak bir göz kırpma süresine falan denk gelir herhalde.

      Günümüzde evrimi en iyi belirli ve sadece bir bölgede yaşayan canlılarda görebiliriz; mesela sadece Galapagos adalarında yaşayan türler iyi bir önektir (ki en başta galapagos kaplumbağası gelir bence). Galapagos kaplumbağası beslenmek için o adalardaki bitkilerin şekillerine göre yıllar içinde nasıl uyum sağladığını, vücut formunun, kabuğunun nasıl değiştiğini görmek, sadece o adadaki kaplumbağlarda görmek ziyadesi ile yeterlidir bence.

      TEKNOLOJİ ve BİLİM NOTLARI diye başlayan bir programda elbette ki, kesinlikle ki, muhakkak ki EVRİM konuşulmalıdır. Aksi ise düşünülemez yoksa kendisi ile çelişir ve komik olurdu.

    • wise @wise

      @biggestlier Güzel açıklama. Yine de, evrim olgusu saçma. Diyelim birisi kendisini ortama uydurdu. Mİlyarda bir olan mutasyon sonrası olumlu durumu buldu. Peki, diğerleri bunu aynı şekilde nasıl yaptı?

      İşte bunu anlatamazsınız.

    • okk @ok

      Bunu alın burdan. Ya şuna ve şunun gibilere laf anlatmaya çalışıp kendilerini değerli hissetmelerine izin vermeyin.

    • homosapien @biggestlier

      Aslında “bir sonraki nesile nasıl aktarılıyor” sorusunu sormanıza şaşırdım. Çünkü tüm canlılar bir sonraki nesile kendi genlerini, yani DNA’sını ister eşeyli ister eşeysiz olarak üreyerek aktarır. Evrim geçiren gerçekte ve aslen DNA olduğuna göre türler kendi üreme yöntemleriyle zaten sonraki nesile aktarmış oluyorlar zaten. Bu, ne sır ne de aşırı teknik bir bilimsel veri, hepimizin bildiği doğal yaşam.

      Ara tür kabul edilen (kimi bilim insanları ise tür olarak kabul eder) şu anda aklıma gelen 2 örnek var:

      1- Yumurtlayan ama emziren tek memeli, ORNITORENK (bu hayvan gerçekten çok ilginç ve eşsiz)

      2- Yavrusunu memeliler gibi karnında büyütüp, doğum yapan fakat soğukkanlı sürüngen olan yılan türü (adını hatırlayamadım şimdi). Köpek balıkları da yavrularını doğururlar ama bu bildiğiniz soğukkanlı ve yumurtlaması gereken yılan.

      Bu iki hayvanı tüm yargı ve fikirlerinizi bir kenara bırakarak, tamamen objektif olarak araştırıp okur yada izlerseniz size çok şey katacağına eminim.

    • Günther @gunther

      @wise Evrim teorisi dine karşı değildir. Günümüzde bildiğimiz evrim teorisi ile darwinin evrim teorisi farklı. Gökten yere çot diye gelmedik, yaradılış metodlarımızda topraktan geldiğimiz söyleniyor. Eğer topraktan veya balçıktan geldiysek cansızdan canlı formuna bi şekilde geçmiş yani evrimleşmiş olmamız gerekiyor. Bir sürü evrim teorisi çeşidi var. İnsan boylarının kısalması ve organların küçülmesi veya büyümesi bir evrim işareti. Bunlar kanun değil tabi teori. Dinsizler evrim teorisi reklam aracı yapmışlar halbuki bunun dinsizlikle de alakası yok. Aynı senin gibi düşünüyodum 20li yaşların başında şu anda tam tersi yöndeyim. Evrim ile Din ilişkisini inceleyen caner taslaman var dinle onu. Hem evrimi hem İslamı savunuyor.

      Bir evrim var, bu evrim her canlıda devam ediyor. Artık gökten boşluktan geldik mantalitesini bırakmanız lazım. Ben yaradan inancına sahip biriyim yaradan bizi en akıllı en mantıklı şekilde yaratmış ise yoktan cot diye son forma var etmemiştir. Bu kadar basit. Adnan Oktar dışında bir sürü kaynak var evrimi inceliyor. Türler arası geçişten daha bahsetmiyorum.

      Ara formların sakat olması mümkün değil çünkü evrim smooth bir şekilde olur. Pankreas bir anda yok olmaz. Bir kanat bir anda çıkmaz. Evrim rastgele de olmaz. Richard Dawkins bu konuda tam bir dingildir.

    • Günther @gunther

      @wise Evrim yaradanın yüceiliğini gösteriyor hepimiz birden gelmişsek yani yoktan tek çeşit atoma var olmuşsak bu da cansız bir şeye dönüşmüşse. Burdan canlı formuna geçmekte yaradanın büyüklüğünü gösterir. Kısacası ara geçiş formu yok demek tam bir cehalettir. Yarım kanatlı kuş olmaz çünkü kanatlar yarım yarım çıkmaz küçükten büyüğe doğru gider. Adnan Oktar bu konuda tam bir yüz k4r4sı.

    • wise @wise

      @gunther O adamı hiç dinlememiş olan yoktur. Harun Yahya diye yayılmış boş bir adam. Ben onun lafı ile yazmıyorum. Benim laflarım mantıklı. Diyorum ki, “O kadar evrim var deniyor madem. Neden hala bir ara geçiş formu bulunmadı? İnsanların neden hepsi benzer metabolik ve biyolojik yapıda? Peki, neden kanatsız arı hiç yok. Yoksa eskiden hiç mi yoktu? Millet evrimi boşa şişirmiyor mu? Evrim yaratıcıyı yok saymak değil mi? Evrim olsa emmareleri görünmez mi?” Çok soru sordum. Açık ve net. Evrim yok.

      Peki evrim de mi evrimleşti? Duruma göre veya bala göre yağ mı oldu? Evrim boş bir zırvadan ibaret. Önce “insanlar şundan geldi bundan geldi ” diyerek başladı. Şimdi zırvalamanın doruğuna ulaştılar. Geçen çıkan haberde, insanların atası diye bir balık sunuluyordu. Böyle saçmalık olmaz yahu. İnsan neslinin ömrü 7000 ile 10000 yıl arası. Öncesi yok. Sırf evrimi doğrulamak için milyon yıl ömür çıkartıyorlar. Amaçları Yaratıcıyı Hiçlemek. Ateizm ekseninde, boş ve kuru bir teori.

      Sırf sözü geçsin diye, sırf gündemden düşmesin diye, teknoloji geliştikçe evrime yeni kulplar blunuyor. Şimdi ise, “Evrim milyon yıla yayılır.” deniyor.

      Evrim var madem cevap ver.. Neden ara geçiş formu bir tane bile yok? Cevap bekliyorum. Peki neden bende başka, sende başka evrimleşme yok? Neden bozuk evrilme yok? Neden tüm hayvan türleri kendi türdaşları ile benzer biyolojik yapıda ve neden bu hayvanlar içgüdüsel olarak bile benzeşiyor?

      Peki, bitkilerde evrim var diyorlardı. Neden evrilmiş tek bir bitki yok? Ara geçiş formu yok.

      Soğandan türeyen muz gibi. 😀 Şakası bir yana da, neden hala milyon canlı türü içinden 1 tane ara geçiş formu bulamadılar?

      Söyleyeyim. Evrim ateist bir teori ve saçmalık.

      Şimdi de “Dine karşı değil.” diyorsunuz. Oysa ben” Din ekseninde tartışmıyorum.” demiştim. Gerçi dine de yaslamak çok akıllıca. belki birileri inanır. 😀

      homosapien @biggestlier Peki o canlılardaki DNA yapısı değişiyor diyelim. Nasıl muntazam evrildi bu canlılar? Hücreleri karar mı verdi?

      Şöyle diyelim. İKi canlı türü ile aralarında kromozom sayısı bile denk değil. Hatta üst türdaşlık dışında bir benzerlik yok. Farklı yaratılış.

      Burak Yirmibeşoğlu @burak25 Olmayan bir şey ile Savaşılmaz. Ona inananlar ile tartışılır. Evrim kaybetmeye mahkum. Ona inananlar da üzülmeye.

      okk @ok Senin gibi emme basma tulumbaya laf anlatmaktan daha iyi. Adamlar medenice benimle tartışıyor. Senin gibi medeniyet görmemiş evrilememiş insan gibi değil. 😀

      Pardon, “Ahlaki yönden kendisini geliştirememiş insan.” diyecektim.

    • okk @ok

      @wise ama yazı çok bilimsel bu senin için kaynak olmaz. Senin kaynağın gökten inildiğine inanılan kitaplar bunla mukayese edilemez

    • sgur @sgur

      bilmiyorum okumadım kimin ne yazdığını ama basitçe anlatayım.

      eşeyli üreme için
      100 kişilik bir komüniteden ibaret olsun dünya, ben mavi gözlüyüm, diğer herkes kahverenkli gözlü olsun. ben mavi gözlü olduğum için daha fazla çiftleşme şansı buluyorum diyelim. ben 90 karşı türle çiftleştim ve diğerleri tercih edilmedi. çünkü beni tercih ettiler ditelim. bir sonraki jenerasyon 90 benim genim 10 kahverengi göz. bir sonraki jenerasyon 99 mavi, 10 kahverengi. sonrası şekilde gider. bunu bende mutasyon olduğunu ele alarak genişletin. ben çekici olduğumdan ben hayatta kaldım, diğerleri kayboldu. bu sadece bu tarz görünür değil görünmeyen dnaya işlenmiş mutasyonlarla genişliyor. insan ve maymunlarda 1800 yılına kadar ortalama yaşam süresi 30-40 yıl arası doğal hayatta, jenerasonlar çok hızlı değişiyor. 100 milyon yılda türler değişiyor bu ufak değişiklikler ile, güçlü olan hayatta kalırın nedeni bu.

      ara tür arıyorsanız pegasus aramayın, mitolojik hayvanlar değiller ara türler. çoğu kişinin aklına mitolojik canlılara benzer şeyler geliyor, böyle değil gerçekte. yaşayan her canlı aslında ara tür formu denebilir belkide. sürekli değişiyor ve mutasyona uğruyoruz, öyle 100 yılda ninja kaplumbağaya dönmeyiz yani. uygun koşullarda 10 milyon yılda olabilir, hamdi kellecioğlu, donatelloya, levent pekcan splinter ustaya, murat gamsız leonardoya, bende araya kaynak olup michelangeloya dönüşürken radyoaktif kaplumbağa ısırığı ile dönüşmeyeceğiz, uzunca bir süreçte suda, taşta gezip sonra akıllanıp kabuklarımızı büyütüp gelişeceğiz, pizza önemli bir faktör burada elbette, doğru besin gelişme şansını ve hayatta kalma şansını arttırıyor.

      mesleğiniz nedir bilemiyorum, ama biraz olsun biyoloji bilginiz, ingilizce ve almancanız var ise klinik araştırmaları okuyun. bakteri ve virüslerin aslında o evrimdeki milyon yıllık süreleri bölünme süreleri sayesinde ne kadar hızlı atladığını göreceksiniz. örneğin gribin bu kadar hızlı bir şekilde evrimi ve her sene değişken olmasının nedeni bu evrim. superinfection denen ve antibiyotiklere dirençli bakterileri bir inceleyin, bunlar bizim eserimiz işte. antibiyotik geliştirirseniz bir mutasyon geçirmiş bakteri, miktop, fungi hayatta kalır, bölünür, bölündükçe genlerini aktarır, genler aktarıldıkça yeni mutasyonlarla güçlenir. evrimi uzakta aramayın.

      evrim ile ateizmin uzaktan yakından bağlantısı yoktur. evrim bilimsel bir konudur, ateizm ise bir tanrı varlığına inanmamaktır, biri inanç(inanmama aslında) öbürü ise bilimselliktir. Her ateist evrime inanmak zorunda değildir, dilerse zamanında ninja kaplumbağaların dünyaya hükmettiğine ya da zeusun yıldırımları ile thorun çekicine inanabilir. evrim bir gerçektir. sizin inanmadığınız kısım insanın evrimi.

    • Günther @gunther

      @wise Dinazorlar mesela ara geçiş formu. Kuşların ataları dinazorlar. Hiç okumamışsın ki cevabımı. Ara geçiş yarım kanatlı kuş şeklinde olmuyor, yavaş yavaş orantılı büyüme veya küçülme oluyor. Mesela insanların pankreası gittikçe körleşiyor. İnsanların beyni gittikçe gelişiyor. 1990 yılında doğan bir çocukla 2017 yılında doğan bir çocuğun ham beyin performansı bile farkediyor.

      Adnan Oktar’ı takip etmediğini söylemişsin fakat onun öğretisi yarım kanatlı kuş örneğini hala aramaya devam ediyorsan bilemem.

      Adam gibi basitçe yazmış. Bu örnekleri arayabilirsin bir kaç ünlü örnek.
      https://kozmopolitaydinlar.wordpress.com/2011/02/24/ara-gecis-formu-ornekleri/

      2013-4 yıllarına kadar sıkı bir anti-evrimciydim, şu anda kendime gülüyorum, kuş kadar bilgimle nasıl karşı çıktığıma. Yine inançlıyım ki onla alakası yok konunun.

    • wise @wise

      @ok Onu diyen halt etmiş. İşine bak ateist efendi.

    • wise @wise

      @ok Senin gibilerin de nasıl olduğunu görmek istiyorsan eğer, N.G. belgesellerine bak.

    • wise @wise

      @sgur İşte adam gibi bir yazı. Adam olandan böyle güzel yazı çıkar. Ben evrimi kabullenmiyorum.

      Mesleğim ise, Memurluk. Kamu yönetimi ve Tıbbi sekreterlik okuyorum. Biyoloji bilgim iyidir. Mutasyonun olumlu olmasının imkansıza yakın olduğunu bilecek kadar.

      Gerçi anlatım çok hoş. Hoş diliniz için teşekkür ederim. Keşke herkes sizin gibi tartışabilse.

      Günther @gunther
      Bakacağım. Eskiden evrime karşı olduğunuzu söylemişsiniz. Peki, ne fikrinizi değiştirdi? Bilmek isterim.

      @Ok denen ahlak yoksunu. Hala yazmaya devam edecek olursan eğer, seni engellemek zevk olur. Ben insanları engellemyi sevmem.

    • Günther @gunther

      @wise inançlı bilim adamlarından evrimi baz alan çalışmaları ile ilgili bilgi almak(saç kökü klonlama, şeker hastalığı için pankreas ve böbrek çalışmalarında vesaire bulunmuşlar) benim fikrimi değiştirdi. İnsan suratları, ağız, çene yapısı, kafatası gibi şeylerin sürekli değişime uğradığı bir gerçekmiş. Olumlu mutasyonlardan bitanesi şudur; insanın sürekli aynı dozda ilaç almasına rağmen ilaç etkisinin sürekli azalması. İmmun sistem,anabolizma vs. Olumsuz mutasyon zaten öldürüyor veya seni alt sıraya atıyor %99. Bir de doğal seçilim var. En kaliteli inek veya tohum çiftlerini çaprazladığınızda çok daha sağlıklı ırklar elde ediyorsunuz.

    • Günther @gunther

      @wise + Bitkinin en kısa yoldan evrimine aşılama metodunu örnek gösterebiliriz. Karpuz kabakla aşılanır, salatalık, kavunla aşılanır. Yepyeni garip isimli sebzeler meyveler ortaya çıkar. Hayvanlarda da en iyi ırkların seçilip çiftleştirilmesi sonucu amaca uygun ırklar ortaya çıkar. Daha çok süt veren 2 ırk birleşirse o süt verdiği miktar artar. Et miktarını arttırmak için en iri inekler çiftleştirilerek daha büyük 1 tonu geçkin inekler elde edilebilir. Bu da 2 farklı ırktan 1 ırka çıkıyor.

      Benzer genler ortaya çıkan yeni inekte daha belirgin özellikleri arttırdığı gibi, daha belirsiz genlerin ortaya çıkma ihtimali de tür değişime sebep oluyor. (ada keçisi, dağ keçisi, zart zurt keçisi)

      Mavi göz ise mutasyona bir başka örnek. Kuzeyli insanların yansıyan güneş ışınlarına maruz kalmaması hem cilt hem göz yapılarını hatta ve hatta tüm organlarının işleyişini ve metabolizmalarını değiştirmiş yavaşlatmış. Daha uzun süre genç gözükürler. @burak25 beni engellemese en büyük kanıta şahit olmuş birilerinden.

      Evrim hayatın her alanında var, teknoseyir üyelerinin evrimi dahi var. Düşünce olarak fikir olarak görünüş olarak herkes sürekli değişiyor evriliyor.

    • wise @wise

      @gunther Aslında değişim. Evrim deyince evrimcilerin dediği gibi, “Tek hücreliden, çok hücreliye ve sonra kompleks yapılara dönüşüm akla geliyor.” evrim deyince canım sıkılıyor. Sizin dediğiniz şey ise, değişim. Ortama ayak uydurma da diyebiliriz.

    • Günther @gunther

      @wise Senin durum uzayda çilek yiyeyim ama muz gibi gelsine dönüyor. Kalıtsal özellikler değiştiğine göre bu kalıcı değişim. Ha evrim de ha değişim aynı kapıya çıkıyor. Ha Darwinist evrim ilk haliyle çok eksikleri ve yanlışları olabilen bir şey ve en büyük hata dinsizlerin bunu kendi kutsal kitapları gibi yapmış olması. TS’de bu iş daha ileri gitmez bunu biliyorum da sen de bir gün farkedersen kendine gülersin. Çünkü senin argümanında bunun dinsizlerin kitabı olduğu. Halbuki evrim teorisi yaradanı yok etmek için ortaya çıkmamıştır. Çok eski İslam düşünürlerinden papazlara oradan rönesans ve modern dünya bilimcilerine kadar uzanır.

      Bizim en büyük hatamız çok kısıtlı bilgiyle yargılama yapmak. Güncel evrim tezlerini ve çıkarımlarını okumadan buna karşı duramazsın, destekleyemezsinde. Bu bilimciler dinsiz, çakal, haylaz insanlar da değil.

    • wise @wise

      @gunther Ön yargılı davranışı bırakıp bakmak gerek. Ama, yine de temkinli olmak lazım.

    • Günther @gunther

      @wise İslami öğretiye göre balçıktan geliyorsak, yani sert evrimcilerin dediği gibi cansız formdan canlı forma geçmişsek yani meteor çarpmaları sonucu vs bişeyden. Herkesin toz ve gaz bulutundan tek atomdan ortaya çıktığı gibi bir olay çıkıyor. Bu da tekin sürekli çoğalma kapasitesine sahip olduğu. Bu da müthiş bir din-bilim uyumudur. Evrimde karşı çıktığım şey rastgeleliktir. Matematikte rastgele diye bir şey yok. Demekki yaradan bir anahtar olarak yine ispatlanıyor. Benim fikrime göre genetikteki değişim yaradanın kodlamasıdır.

      Dünyaya zot diye havadan inmediğimizi düşünürsek bilimden ayrılmazsak yaratılış metodlarımız da zaten Kur’anda belirtilmemiş. En güzel şekilde yaratılmak bence tek atomdan milyarlarca türün ortaya çıkmasıdır. Belki de sonsuz tür.

    • homosapien @biggestlier

      Belli ki @wise ‘ı inandırmaktan önce, onun evrime karşı geliştirdiği katı reflekslerini, kalın ve sert duvarını önce yumuşatmak gerek. Ki en azından “bi araştırayım şunu en azından” demesini sağlayabileyim /sağlayabilelim. Sonra kendisi objektif bir karar versin 🙂 .

      @gunther sizin çıkarsama ve sonuçlarınıza gidişinizdeki somut ve nesnel kıyaslar kullanma mantığınızı çok çok beğendim.
      Sadece karşı durduğunuz rastgelelik ile ilgili şunu söylemek isterim: Adını rastgelelik olması ” aaa kısmete bak, daha dün eşşşek arısıydı şimdi Kristiyano Ronaldo’ya dönüştü” anlamında değildir. Kast edilen; olasılık ve kombinasyonların o kadar çok olmasına rağmen ve bu kadar olasılıktan en az (atıyorum) 1 milyon, 1 milyar tane tür oluşabilecek iken bu kadar çok olasılıktan sadece bir yada birkaç tanesinin soyunu devam ettirme rastgeleleliğidir. Yani, rastgelelik ” bu kadar olasılık ile çok çok çok fazla tür olabilecekken neden birkaç tane tür?. Neden bu x canlısı Messi olmadı da, y canlısı Messi oldu?” gibi sorularının cevabı içindir.

      EKLEME: Bir örnekEğer gök taşı düşmeseydi belki dünya hala dinozorların (LP’ ye selam olsun) hüküm sürdüğü bir gezen olarak kalacaktı ama rastgelelik sonucu gök taşı düştü ve memelilerin çağı başladı.

    • wise @wise

      @ok adındaki ahlak yoksunu kişiyi engelledim. Boş insanlara ayıracak vaktim yok.

    • wise @wise

      @gunther İlk defa evrim konusunda küfür yemeden ve bir kişi hariç, iftiraya uğramadan tartışıyorum. Şaşırdım.

      İslam-i açıdan evrim ile ilgili yazılara bakacağım. Yarın işlerimi halledince bakarım.

      homosapien @biggestlier Evrim lafı bile irite ediyor. Ama, yine de bakacağım.

      Bİr din mensubu bile, farklı dinlerin kitaplarını okurken, bir bilim adına olduğu söylenen teoriyi İslam-i yönden okumamak garip kaçar.

      Gerçi çok kaynak ve bu konuda makale okudum. yayın izledim. Hepsi evrimi överken, ben evrimin saçmalık olduğunu düşündüm. Zira, rastgelelik üzerine kurulan, ayağı yere sağlam basmayan bir sistem.

      Bakalım hangi İslam alimleri bu işe sıcak bakmış.

  • shaq1907 @shaq1907

    @hkellecioglu Göbeklitepe’ye gelmeyi düşünüyorsan Şanlıurfa’ya bu aralar gelme abi, müzede şu an tadilat var. Kültür Bakanlığı Sitesi’ne göre 3 Nisan 2017’ye kadar kapalı kalacak. Doğuş Holding geçen yıl 15 Milyon $’lık yatırım yapacağını açıklamıştı. Bakalım bu yıl gittiğimde o kadarlık bir fark görecek miyim 🙂

    http://www.kulturvarliklari.gov.tr/TR,46782/gecici-sureyle-kapali-olan-muzeler-ve-bagli-birimler.html
    https://www.dogusgrubu.com.tr/tr/sahenk-inisiyatifi-nden-gobeklitepe-ye-15-milyon-dolari-asan-yatirim

  • Burak Yirmibeşoğlu @burak25

    Son konuda Finlandiya ve asgari gecim maasi konusundaki bilgiler hatali. Zaten bu insanlar issizlik maasi aliyordu ve bu paranin yerine asgari gecim maasi verilmesiyle, is aramalari icin gaz verme sebebi.
    Hikaye uzun, aciklamalari son derece bol. Konunun otomatizasyon ile filan hicbir ilgisi yok. (Hintlilerin ve Elon Mask’in yorumlari ile Finlandiya ile alakasi pek yok bu konuda)

  • Mustafa Dogan @mustafadoganiku

    Gelmiş gönlümün efendisi, bana göre Teknoseyir’in en güzel serisi.

  • Serdar Yıldız @deliuser

    @gamsizm Rüzgar esmiyor, esmeyecek, üretemeyeceksin gibi yorumlar yanlış. Şöyle ki, rüzgar sizin bulunduğunuz yükseklikte değil zaten, yerden onbeş, yirmi metre yüksekte esiyor, tribün pervaneleri dikkat ederseniz oldukça yüksekte dönüyor, yukarıda rüzgar var çünkü. Bu yükseklik arttıkça esen rüzgarın kuvveti de artıyor. Belli bir mesafeye kadar. Bir dronu belli bir yüksekliğe kadar rahat uçurabilirsiniz ancak belli bir yükseklikten sonra kontrolü kaybetmenizin nedeni rüzgardır. Uçurtmalar rüzgarsız denilen havada sokağa çıkıp uçurtulur halbuki rüzgar olmadan uçurtma uçmaz ancak bu rüzgar yerde değil, yukarıdadır. Rüzgardan elde edilen enerji, güneşten elde edilenden daha verimlidir, gece ve gündüz üretim imkanı verir. Ancak bakım ve kurulum maliyetleri güneş sistemlerine oranla yüksektir.

    • Murat Gamsız @gamsizm

      Tamam da esmemiş işte. Adamlar kömüre dönmüş. Elde veri varken itiraz neye?

    • sgur @sgur

      @gamsizm ın yorumu doğru, bildiğin esmedi.

      @deliuser siz biraz teorik bilgi ile cevaplamışsınız, dedikleriniz teoride doğru ama bunlar her an ve dönemsel olarak değişebiliyor. çok reliable değiller anlık olarak. bu sistemler çok ince ayarlarla çalışıyorlar. bu sene kötü idi energiewende için. dilerseniz 300 metre yapın ama %10 azalınca rüzgar rekoltesi, enerji üretimi azalıyor işte. tam tersi fırtına çıkıncada azalıyor, bu sene mart ayı tahminleri azalma olacağı yönünde yine ama esmeme değil, tam tersi çok esmesinden korkuluyor. bir arkadaşım gece gündüz data simüle ediyor şu aralar.

    • Serdar Yıldız @deliuser

      @gamsizm itiraz yok, kömür rüzgardan daha verimli olabilir buna sözüm yok. Ama “eserse” değil olay. Hafif esen bir rüzgar bile, çok yavaş dönen bir pervane bile elektrik üretebiliyor bir noktaya kadar elbette. Ben @sgur un dediğince biraz teorik açıklamak istedim durumu. Teşekkürler. Ben organik tarım ve hayvancılık üzerine uzun zamandır çalışmalar yapıyorum ve şebekenin olmadığı arazilerde elektrik üretimi üzerine çalışmalarım da oldu. Dediğim gibi rüzgar güneşe oranla daha verimli en azından bugünün teknolojileri, panelleri ile yeryüzünde öyle. ( atmosferden çıkınca paneller daha verimli bir hal alabiliyor ). Ancak rüzgar tirübünleri pahalı, kurulumu külfetli ve bakım istiyor. Megawatt üretimi işin içine girdiğinde tirübünler milyon dolarları aşıyor gerçekten ve devasa yapılar olduklarından montajları da külfetli bakımları da. Yurdumuzda da maalesef bu sistemlerin üretimi tam manasıyla olmadığından teçhizatlar yurtdışından ithal ediliyor. Bu da ortaya fiyat / performans sorusunu getiriyor. Şuan pratikte melez sistemlerin kullanımı yaygın, yani hem rüzgar hem güneş sistemleri beraber kullanılarak fiyat / performans verimi sağlanabiliyor. Tüm bunlar da ek bilgi.

    • Serdar Yıldız @deliuser

      @sgur Selamlar. Arkadaşınız rüzgar enerjisi ile elektrik üretimi konusunda çalışmalar yapıyor ve birikime sahipse görüşmek bazı konularda fikir almak isterim mümkünse mail adresi varsa bana gönderebilir misiniz? Teşekkürler

    • lterlemez @lterlemez

      @deliuser Rüzgar gülü olayında, yanlış hareket ettiklerini düşünüyorum ben aslında. Devasa kocaman bir pervane yapacaklarına, daha küçük ama bir kaç tane pervane koymayı neden denemezler anlayamıyorum. Sanki, düşük rüzgar hızlarında daha iyi verim alınabilir diye bekliyorum.

    • homosapien @biggestlier

      @lterlemez

      Nedeni n2.r2=n1.r1 formülü yüzünden….
      n= dişli devir sayısı
      r= dişli yarı çapları

      Kısaca ve çok basit olarak: Büyük dişli bir tur atarken, küçük dişli ne kadar fazla tur atarsa o kadar hızlı döner, ne kadar hızlı dönerse o kadar hızlı alternatörün rotörünü çevirir, ne kadar hızlı alternatörü çevirirse o kadar fazla enerji üretir.

      Tabi burada alternatörün endüvisi ve rotör ve statör mesafesi oluşan manyetik alanın sapması, ısıl durumu ve dolayısıyla endüvideki oluşan akımın verimliliğini de hesap etmek gerekli ama en temel nedeni büyük çarkın çevirdiği çark ne kadar küçük ise o kadar hızlı döndürür, ne kadar hızlı dönerse o kadar yüksek miktarda akım oluşturma potansiyeline sahiptir.

    • Serdar Yıldız @deliuser

      @lterlemez selam @biggestlier olayı net bir şekilde anlatmış ben gelene kadar. Aslında sorunun içinde kendi cevabını da vermişsin ki o dediğin zaten yapılıyor. Aynı güneş paneli tarlaları gibi rüzgar tirübünü tarlaları da mevcut, hatta ülkemizde pek çok yerde (eğer araçla sık seyahat eden birisi isen görebilirsin) belirli düzene göre dizilmiş çokca tirübünler görebilirsin tek bir büyük tirübün yerine. Ama bu kadar geniş bir alana yayılamıyorsan, kısıtlı bir alanda aynı enerjiyi üretmek istiyorsan daha büyük tek bir tane tercih edebilirsin. Tabi bunda alan dışında daha başka faktörler de vardır elbette. Geniş alan ve verimli rüzgar için dünyamızda pek çok bulunan ıslak alanlar, deniz ve okyanus suları tercih edilmekte zaten. Tipik olarak tiribünler 40 -- 90 metre çapta pervanelere sahiptir ve bunlar da 500 Kilowatt -- 2 Megawatt elektrik enerjisi sağlarlar. Günümüzde Siemens gibi bilindik firmalar da sektörde boy gösteriyorlar ve rekabet ile pazarın sürekli genişlemesi gibi faktörler de teknolojiyi her geçen gün daha ileriye taşıyor. Artık 3,5 Megawatt üretebilenler de standartlaşmış durumda. Tabi 220 metre yüksekliğinde, 165 metre çapa sahip olan ve 8 Megawatt elektrik üreten %80 verimli Danimarka’daki Vestas’ı da ekleyelim ( https://www.youtube.com/watch?v=uJBFAAJXH4c ) (video eski biraz, tiribün sürekli yenilendi daha sonra geliştirildi videodaki verilere göre ve daha başka ülkeler de bu tiribünden kurdurdu yada sipariş etti) . Danimarka bu alanda öncü bir ülkedir. Şöyle ki; 2015 yılında bir gün yüksek ve verimli rüzgarlı bir günde Danimarka kendi ihtiyacı olandan %140 daha fazla elektrik üretmiştir. Danimarka rüzgardan ürettiği ihtiyaç fazlası elektriği diğer ülkelere ihraç etmektedir (Almanya, İsveç gibi). Konu ile ilgili diğer detaylı bilgi ve püf noktalarına http://www.elektrikport.com/teknik-kutuphane/ruzgar-turbinleri-neden-3-kanatlidir/11802#ad-image-0 ve http://www.akillisebekeler.com/2012/04/09/neden-ruzgar-enerjisi/ sitelerinden de bakabilirsin. Çok site var tabi ancak bunları şimdi bookmarklarımdan yazdım. @gamsizm sanırım konu ile ilgili ileriki zamanlarda bir video çekebilirsiniz. Yani yenilebilir enerji kaynaklarını anlatan, elektrik enerjisi üretimi ile ilgili, güneş, rüzgar, dalga, biyokütle gibi enerji kaynaklarını anlatan. Ne de olsa bugün dünyada üretilen elektriğin %25’i bu sayede üretiliyor ve sürekli bu rakam artıyor, insanların ilgisi bu yöne doğru artıyor.

  • Gorkem K. Oz @acrux

    Yine oldukça keyifli bir bilim notları videosu olmuş. Teşekkür ederim emeğinize.

    @hkellecioglu Dünya dışı zeki yaşam araştırmaları konusunda Drake denklemini de ayrıca dipnot olarak vermek mümkün. Bizim galaksimizde bulunan haberleşme yeteneğine sahip olabilecek aktif uygarlıkların sayısını olası bir argüman olarak sunan bir denklem bu. Tabii ki bir olasılık değer veriyor bizlere; galaksimizdeki yıldız oluşum oranından, yıldız başına yaşanabilir bölgede yer alan gezegen sayısına kadar bir çok değişkene sahip. Bu arada açıklamada bulunan ilgili link de SETI’ye gidiyor. SETI dünyadışı zeki yaşam araştırmalarında başı çeken bir firma. Hatta bir zamanlar SETI@home isimli bir projeleri de vardı; kendi bilgisayarınızın boş zamanlarındaki işlem gücünü kullanarak radyo teleskoplarından elde ettikleri verileri analiz etmelerinde yardımcı olabiliyordunuz. Sanırsam hala devam ediyor.

    Mars; uzay teknolojilerinde söz sahibi her ülkenin ilgisini çekiyor. Bu konuda Hindistan’ı tebrik etmek gerek. Zira çağdaşlarına göre oldukça ucuza mâl ederek bir yörünge aracı yaptılar ve tek seferde de sorunsuz olarak Mars yörüngesine oturtmayı başardılar. Genellikle böylesi uzay çalışmalarında ilk seferde başarı pek görülmez ve aslında bu oldukça normaldir. Çünkü bazı yetiler tecrübe gerektirir. Biz de ülkece bir yerlerinden tutsak bu çalışmaların hiç de fena olmazdı.

    Hamdi abinin de belirttiği gibi gece gökyüzünde gördüğünüz yıldızların sadece ışıklarını toplayıp analiz ederek o yıldızlarda hangi elementin ne bollukta olduğunu söyleyebiliyoruz. Buna tayfbilim deniyor. Kirchhoff yasaları sayesinde biliyoruz ki her element, tayf üzerinde kendi parmak izi diyebileceğimiz bir iz bırakıyor (salma/soğurma çizgileri). Bu çizgileri laboratuvarda da üretmek mümkün. Bu şekilde karşılaştırma yaparak bir yıldızın atmosferinde (güneş dahil) hangi elementlerin olduğunu kolayca bulabiliyorsunuz.
    Dipnot: İlgili Kirchoff abimiz elektrikteki akım ve gerilim yasalarından bildiğimiz Kirchhoff yasalarının da isim babası.

  • Volkan @volkn

    Murat gamsız Hamdi kellecioğlu’na karşı yine çok ilgisiz.

  • EMRE ALTINOK @emre-altinok

    PARA, teknolojinin yayılması, ilerlemesi, insanlara ulaşmasındaki en büyük engeldir.

Benzer Videolar