İlk doz aşıyı oldum, Biontech oldum tabii, aşı yapılırken gerçekten hiç ama hiç acımadı, biri acıtıyor demişti aşı yapılırken ondan şaşırdım ama sanırım ciddi kas ağrısı olacak, şimdiden hafif hafif başladı. Tabii çok mutlu oluyor insan, darısı herkesin başına 🙂

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 16

Az önce bir tekrar düşündüm, Teknoseyir'i 12 yaşında takip etmeye başladım, şimdi 19 yaşındayım, 20 yaşıma tam 6 ay kaldı. Herhalde buradaki birçok insan için çok kısa bir süredir 7 yıl fakat gerçekten Teknoseyir'i takip etmeye başladığımda bambaşka bir insandım. Bu süre içinde neredeyse her gün Teknoseyir'i izledim, platform bana gerçekten çok şey kattı. İyi ki varsınız @gamsizm @leventp @hkellecioglu @macid-beyhan @ozkane @umtk @can

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Çok küçük bir detay ama bir incelemenin taslağını kaydederken fark ettim, yayımlamak için olan seçenekte yayımla yerine yayınla yazıyor fakat aslında yayınlamak diye bir kelime yok, biliyorum çok sinir bozucu bir detay, herhalde umursayan kimse de yoktur fakat fark edince yazayım dedim, eğer düzeltmesi kolaysa bir bakarsınız (gerçi bütün ddos saldırılarıyla falan uğraşırken bu sorun çok komik ve önemsiz kaçmış da olabilir :)) @hkellecioglu @gamsizm

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 29 / 43
  • Zibil @zibil

    Vay be, ben yayınlamak diye kullanıyordum. Bilgi için teşekkürler..

  • CanSimit @cansimit

    Yanlışlık yok. Dil insanların kullandığı canlı bir varlıktır, bir yere birilerinin yazmasıyla, kural uydurmasıyla olmaz. Benim kullandığım Türkçe'de 'yayımlamak' kelimesi ölü, 'yayınlamak' kelimesi var sadece kullanılan. Eskiden bir zamanlar fark olmuş olabilir, o zamanlarda birşeyler yapılsa hoş olabilirdi, artık iş bitmiş, davası olmaz.

    • Sinan Namur @sinannamur

      Bu dediğiniz tabii büyük bir tartışma, ben de bu tartışmada nerede duracağım konusunda emin değilim ama dilde anlamı değişmeyen kelimelerin yazımının da değişmemesinin belli faydaları oluyor, yayımlamak kelimesinin öldüğünü söylemek de ne kadar doğru bilmiyorum, ben de çevremdeki birçok insan da hala yayımlamak olarak yazıyoruz, çok yerde de böyle yazıldığını görüyorum

    • CanSimit @cansimit

      @sinannamur Benim genelde ve çevremde gözlemlediğim, 'yayımlamak' yazan da 'yayınlamak' yazan da aslında, biraz bilinçsizce, eşanlamlı kullanıyor bu ikisini. Belki de en doğrusu bu anlam farkına 'ihtiyaç' var mı diye düşünmek...

  • reducto @protego

    Şöyle diyelim, bu konuda dilbilimciler arasında da tartışma var. "Yayımlamak" sözcüğü doğru olan ancak her şeyi kapsamıyor. Onun kapsamadığı yerde "yayınlamak" kelimesi kullanılabilir. Böyle bir sözcük tdk'ya göre yok ama "yayınlamak" yerine kullanılacak bir kelime de yok. Yani ya "yayınlamak" kullanılacak ya da yerine yeni bir kelime türetilecek. Bunu İngilizce üzerinden açıklarsak daha iyi anlaşılacak

    to publish: yayımlamak. bu kısım tamam. ama "to broadcast" için ne kullanacağız? Bu ikisi farklı şeyler. publish ile broadcast'in anlamı farklı ve "yayımlamak" broadcast'i tam olarak kapsamıyor. Bu ikisinin ayrımının yapılması gerek ancak bizde öyle bir ayrım tdk'ya göre yok. Çünkü eski ve kendini hiçbir şekilde yenilemeyen bir kurum TDK. Broadcast işi sonradan çıktığı için onun için bişey türetilmemiş. İşte broadcast'in verdiği anlam için de "yayınlamak" kelimesi kullanılabilir ki şu an Türkiye'de çoğunlukla böyle kullanılıyor. Bu böyle oturmuş. Yani buna tdk'da böyle bir şey yok diyip karşı çıkmanın anlamı var mı bilemiyorum. Dil gelişen değişen bir araçtır. TDK'ya bağlı kalsak şu an 80 sene önceki gibi konuşup yazmamış gerekiyor ama öyle değil. Şu linkte detaylıca açıklanmış, benim açıklayabileceğimden daha iyi 🙂

    https://journo.com.tr/yayinlamak-mi-yayimlamak-mi

    • lterlemez :) @lterlemez

      Bizde, İngilizce'deki ve diğer dillerdeki gibi bir ayrım yok ama. Yayın, yayımlamanın sonucunda oluşan ürün olduğu için nerede yayımlandığı önemli değil. Canlı yayını canlı olarak yayımlarsın, basılmış bir yayını ise yayımlarsın (ve dağıtımını) yaparsın. Çok da anlamsız değil TDK açıklaması.

    • reducto @protego

      @lterlemez İşte onu diyorum o ayrım yok çünkü maalesef bizim "dil yetkilimiz" olan TDK kendini yenilemeyen ve yeni çıkan kavramlara uyum sağlamayan bir kurum. Bu sadece bu konuda böyle değil, son 20-30 yılda özellikle teknoloji sayesinde değişen dile ve yeni ortaya çıkan kavramlara bakarsak TDK'da hiçbirinin karşılığı yok ama bakıyorsun Amerika ve Avrupa'ya bunların her biri için bir kelime bulunmuş, ayrım yapılabilmesi için. Bu yüzden Türkçe'de çok fazla kelime aynı anda aşırı fazla anlam taşıyor, çünkü yeni kavramlar için türetilen bir kelime yok, o yüzden çoğu yeni kavramın ingilizcesini kullanıyoruz. Çünkü düzgün Türkçe karşılığı yok. Kavram çıktıktan 20 sene sonra biri gelip yerine hadi türkçe kullanalım diye bir kelime uydurmaya çalışıyor olmuyor. Bizde de broadcast işi ilk çıktığında bu ayrımın yapılması gerekiyordu ancak kimse uğraşmamış ve bu ayrım yapılamamasına sebep olmuş. Ancak gördüğümüz üzere dil kendi kendine bu ayrımı yapmış. Şu an genel olarak basılı yayın için ve yazı için yayımlamak sözcüğü kullanılırken görüntü ve ses yayınları için yayınlamak kullanılıyor. Başta dediğim gibi bu doğal bir süreç ve TDK ne derse desin bu kendi kendine ayrım yapılacak şekilde evrilmiş. Bu saatten sonra kalkıp bunu değiştiremezsin. Kimseye selfie yerine özçekim, drone yerine uçangöz, sensör yerine duyargaç dedirtemediğin gibi

    • lterlemez :) @lterlemez

      @protego; TDK'dan kaynaklanan bir mesele değil bu, dilin kendisi böyle. Ha eklersin, ayrı konu ama doğal yapısında böyle bir ayrım olmadığı için gelişimi de benzer şekilde oluyor. Her dilin başka bir dilde doğrudan karşılığı olmak zorunda da değildir. Bizim tek bir kelime ile ifade ettiğimiz şeyi başkası 80 farklı kelime kullanarak ifade edebilir. Mesela biz "beğeniyoruz" veya "seviyoruz" ama bir de İngilizlere bakın bakalım ne yapıyorlarmış? 😀

    • lterlemez :) @lterlemez

      @protego; Dilin kendi yapısı ile kullanımı farklı şeyler.

    • lterlemez :) @lterlemez

      @protego; Ya da daha güzel ve klasik bir örnek vereyim; biz ödevi de yemeği de yapıyoruz ama el oğlu doing homework but making meal...

    • reducto @protego

      @lterlemez Son dediğin şey tam benim dediğim şey ama. Evet biz beğeniyoruz seviyoruz. İngilizcede çok fazla kelime var bu anlamları veren çünkü her birinde ufak anlam farklılıkları var. Bizde öyle bir şey yok, her şey için aynı kelimeleri kullanıyoruz. Bunu diyorum ya ben de 🙂 yemek yemek mesela. yediğin şeyin ismiyle yemek eylemi aynı 😀 Tam olarak TDK ile ilgili. Doğal yapıyla bir ilgisi yok ki İngilizce'de broadcast mi vardı? radyo televizyon çıktığında broadcast geldi. Demek istediğim bu, yeni kavramlara hemen yeni karşılıklar geliyor bizde o yok

    • lterlemez :) @lterlemez

      @protego; Ama broadcasting gelmesi, dilin yapısından kaynaklanıyor. Yani dil o ayrımı yapıyorsa gelişimini sürdürürken de yapıyor. Yemek kelimesi isim ve genel bir isimlendirme; genel olarak ne yaptığını söylemek için, fiili ise isimden türemiş. Detaya girmek istersen, "elma yemek" dersin. Ayrıca canlı yayın yayınlamak da garip olmayacak mı? Neden "canlı yayın yapıyorum" diyoruz?

    • reducto @protego

      @lterlemez Niye garip olsun? Ben hayatımda "canlı yayımlıyoruz" diyen duymadım. Herkes canlı yayınlıyoruz diyor

    • lterlemez :) @lterlemez

      @protego; O da kullanım işte, yanlış kullanım...

    • reducto @protego

      @lterlemez Anlaşamadığımız nokta o. Dile tam olarak oturan şeyler yanlış olmaktan çıkar. Dil değişiminin bir sürecidir çünkü. Bu mantıkla TDK'ya göre sensör de yanlış kullanım. Yerine duyarga dememiz gerekiyor. Var mı öyle kullanım? Yok. Doğal olarak değişen bir şeyin karşısında durmanın anlamı yok

    • lterlemez :) @lterlemez

      @protego; Ama sensörlemek demiyoruz, algılamak diyoruz değil mi? Sensör, dilin yapısına uydurulmuş/uydurulabilmiş bir kelime ama fiilini türetemiyoruz/türetmiyoruz. Ayrıca, işin yapıldığını belirten bir fiilimiz olduğuna göre algılayıcı demek çok daha doğru olacaktır gibime geliyor.

    • 80085 @ugurcansayan

      Bana kalsa yayınlamak doğru. Aşağı-lamak, şirin-lemek, ezber-lemek, ütü-lemek, sersem-lemek. Ancak TDK yayımlamak diyor. Benzeri bir şekilde aklıma örnek gelmedi, kesim-lemek? eğitim-lemek? tarım-lamak? dürüm-lemek? sevim-lemek? kasım-lamak? I-ıh. Sınavda çıkarsa "yayımlamak" yazarım. Ama bana bu bir istisnaymış yani burda kuralsızlık varmış gibi geliyor ve içime sinmiyor.

      "ad - le/la -mek/mak" olduğu için yayınlamak bence doğru.
      Ancak "eylem - im/ım - le/la - mek/mak" şeklinde başka örnek varsa yayımlamak doğru olur.

    • reducto @protego

      @lterlemez Sensörlemek diye bir kelime olsaydı, bu algılamak ile aynı olmazdı. Verdiğin örneği anlamadım. Sensörün türkçe karşılığı duyarga. Algı ve algılamak ve algılayıcı farklı bir şey.

    • lterlemez :) @lterlemez

      @protego; Sensor kelimesi sense'den gelir. Bizdeki karşılığı algılamaktır, duyarga kelimesi teknik bir kelimedir.

    • reducto @protego

      @lterlemez Yahu sensör kelimesi teknik değil mi? Sensör = duyarga. TDK böyle diyor TDK. "sense"in karşılığı da "duyu"dur. Sensör sense'ten türer duyarga da duyu'dan türer. sense duyu demektir. algılamak diye bir şey işin içinde değil. duyu organlarıyla algılama yeteneğine denir Sensörün algılamak diye bir karşlılığı yok

    • lterlemez :) @lterlemez

      @protego; Ya, adamlar bir tek sense kullanıyor ama biz hissetmek, duyulamak, algılamak kullanıyoruz. Hangisi doğru şimdi? 😀

    • reducto @protego

      @lterlemez Bir tek sense mi kullanıyor? Perception, sensation, feeling, apprehension, realization, cognation, comprehension, discernment, percieve, anticipation daha lazım mı?

    • lterlemez :) @lterlemez

      @protego; Kullandığımız anlamda sense için....

    • Sinan Namur @sinannamur

      Açıkçası publish ve broadcast ayrımının yapılması ne kadar gerekli bilmiyorum, sonuçta ikisine de yayımlamak denmesinde sıkıntı görmüyorum fakat TDK konusunda çok haklı olduğunuz noktalar var, çok sabit ve yerinden kıpırdamayan bir kurum, keşke üniversitelerden falan bu işlerle gerçekten ilgili hocalarla daha çok işbirliği yapsalar da herkesin aklını karıştıran saçma sapan kural değişiklikleri yerine sözlüklerini genişletseler. Ben genelde hem TDK hem de Türk Dil Derneği'ne bakıyorum ama bazı mühim kelimeler bir türlü eklenmiyor, Türkçe içinde örneğin İngilizce bir kelime yazılması gerektiği zaman İngiliz yazımıyla yazmak da çok tuhaf kaçıyor, keşke çok daha dinamik olsalar.

    • lterlemez :) @lterlemez

      @sinannamur; Çünkü zor bir iş ve uğraşmak istemiyorlar genellikle, özellikle zor bir kelime ise; çünkü, kelimenin anlam olarak incelenmesi, bir veya birkaç karşılığı varsa belirlenmesi yok ise var olan kurallara göre oluşturulması gerekir. Autobus, automobile gibi kelimelerin karşılığı otomobil ve otobüs, doğrudan çevrilmişler ama anlamları incelenir ise otomatik hareket ve otomatik bus olduğu ortaya çıkıyor. Hadi otomatik hareketi anladık da otomatik bus nereden geliyor. Bus latince: https://en.wikipedia.org/wiki/Bus
      Örneğin, otobüs için oturgaçlı götürgeç olmaz herhalde 🙂 ama otomobile araba demişiz mesela. onun da nerelerden geldiği belli: https://tr.wikipedia.org/wiki/Araba

Sinan Namur paylaştı.

Heleluyaaaa...

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Yaklaşık 7 aydır AKG K702 Pro kulaklık ve Fiio K5 Pro kulaklık amfisi, yaklaşık 1 aydır da Moonlander EZ ergonomik klavye kullanıyorum, acaba bu ürünlerin incelemesine ilgi duyacak biri çıkar mı? Herhalde kimse okumayacak olsa da bir ara kendimce incelemelerini yaparım ama ilgi duyan biri varsa biraz daha öncelik vereceğim.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 10

Bu gecenizi bir başka Bach bestesiyle renklendirmek istedim. Bach'ın bu kantatı, özellikle kantatın başı, oldukça hüzünlü ve huzur verici. Her şeye sahip olduğunu belirten birinin sanki biraz da sitemle karışık her şeye sahibim, canımı alabilirsin demesini dinliyoruz. En sevdiğim şef Karl Richter'in yönettiği bir performansın linkini koyuyorum.

https://youtu.be/ZwIUQvJAUO8

J.S. Bach Cantata Ich habe genug BWV 82, Dietrich Fischer-Dieskau / Karl...

J.S. Bach Cantata Ich habe genug BWV 82,Cantata for the Feast of the Purification of Mary (2. February) 1. Aria: Ich habe genug2. Recitative: Ich habe genug3...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Bir ara buradan ayrılan bir grup siyasetin ve dinin de konuşulabildiği bir platform kurmuştu sanırım, ismini bile unutmuşum, ona ne olduğunu bilen var mı?

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 14 / 25

Buraya gecenin bir körü bir klasik olan Matthäus-Passion'un Bach ile özdeşleşmiş orgcu, klavsenci ve orkestra şefi Karl Richter'den bir kaydını atayım dedim
https://youtu.be/Xdl0m1v5el8
Tabii bunun gibi bir eser iyi bir sistemle kayıpsız dinlenince daha iyi oluyor ama sonuçta YouTube linkinden herkes ulaşabilir, eğer klasik müziğe ilgi duyuyorsanız (muhtemelen zaten bu kaydı biliyorsunuzdur) Primephonic diye bir "streaming" servisini öneririm. Klasik müzik eserleri güzelce kategorize edilmiş, neredeyse her kaydı elinizin altında oluyor ve kayıpsız sıkıştırmayla size sunuyor, fiyatı oldukça tuzlu yalnız.

Not: Klasik dedim yanlışlık olmasın, klasik dönem eseri değil, geç barok, eserin kendisi klasikleşmiş anlamında kullandım 🙂

Bach, Matthäus-Passion BWV 244. Karl Richter (1971)

Johann Sebastian BachMatthäus-Passion, BWV 244[Pasión según Mateo, BWV 244]Munchener Bach Chor, Munchener Bach Orchester, [Orquesta y Coro Bach de Munich]Kar...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Acaba Levent Bey ve Murat Bey mail atmamızdan rahatsız oluyor mu? Olmuyorlarsa hem kendilerine bunca yıldır emekleri için uzunca bir teşekkür yazmak hem de Microsoft'un şu son ayıbı hakkında bildiğim ufak bir şeyi söylemek için mail atmak isterim, mail adresini yazabilir misiniz. Tabii bu adres herkese açıksa diye soruyorum, değilse tabii ki böyle bir niyetim yok 🙂 @gamsizm

BeğenFavori PaylaşYorum yap