Malcolm in The Middle sonunda legal mecralara gelmiş. Çok güzel ve komik bir dizidir. Tavsiye ederim.

#DiziTavsiyesi #DisneyPlus

https://www.disneyplus.com/tr-tr/series/malcolm-in-the-middle/

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 7

Yorum olarak atacaktım ama uzun olduğu için durum atmak istedim. İngilizce öğrenimiyle ilgili ufak bir iki öneri verdim.

Dil öğreniminde önce kendinize inanmanız lazım. "Ben bu işi yapacağım, ne olursa olsun." diyerek başlamanız lazım. İnanın, böyle başlanan işlerde hem motivasyon hem de başarı olasılığı daha yüksek oluyor.

Daha sonra da her yerde bahsedildiği gibi dile maruz kalmak lazım. Bunun için dilin konuşulduğu ülkeye gitmeye gerek yok. Elimizde internet gibi muhteşem bir araç var. Tonla kaynağa saniyeler içinde erişebiliyoruz. Bu yüzden bilgiye kendimiz ulaşmalıyız. Peki dile maruz kalmak nasıl oluyor? Çoğunlukla dört ana beceriden (dinleme, konuşma, yazma ve okuma) biri olan "dinleme" odaklı çalışmalar yaparak.

Bu dinleme çalışmalarını yapmak için herhangi bir hocaya, hatta dinleme odaklı üretilmiş materyale bile gerek yok. Günlük hayattan alınmış, dil kurallarının dışına çıkmayan materyaller olması yeterli. Mesela en çok verilen örneklerden birisi dizi izlemek. Dizi izlemek, hem motivasyonu yükselten, hem de günlük hayatın içinden konuşmalar içerdiği için direkt olarak günlük dile odaklanan bir çalışma olarak karşımıza çıkıyor. Yaptığımız işe "çalışma" olarak bakmadığımız için de beyin bilgileri çok daha kolay alıp işliyor, ön yargı oluşturmuyor. Çünkü Türkiye'deki GTM odaklı (Grammar Translation Method) eğitim sisteminden dolayı bizde "Ben İngilizce öğrenemem, zaten bende yetenek yok." algısı var. Yapılan çalışmanın "çalışma" olarak düşünülmemesi de bu algıyı yıkıyor ve hiçbir şey bilmeyen kişi bile dizilerden bir şeyler elde edebiliyor.

Bir diğer yöntemse araştırmacı bir bakış açısıyla olaya yaklaşmak. Öğrenmeye açık olmalı, gördüğünüz bir kelimeyi Google'da İngilizce bir şekilde araştırmalısınız. Peki nasıl göreceğiz bu "gördüğümüz" şeyleri, bu içerik nerden gelecek? Aslında bu çok göreceli bir soru çünkü eğer sistemli bir öğrenme ortamı yoksa, ortada belli bir materyal de yoktur. Bu bir gazete makalesi de olabilir, bir şarkı sözü de. Size kalmış. Araştırmacı olun, Google arama dilini (sadece arayüz değil) İngilizce yapın. Sonuçlar sizi şaşırtabilir.

Tabi bu demek değildir ki ben materyal önerisi vermeyeceğim 😀 Öncelikle burda ele almamız gereken konu materyalden çok materyalin türü. İki tür materyal var, biri "Authentic Material" diğeri ise "Artificial Material". Artificial Material'lar adından da anlaşılabileceği gibi, İngilizce sınıflarında kullanılması için "yapay" bir şekilde oluşturulmuş materyallerdir. "Oh, Mr Smith!" deyince ne olduğu anlaşılıyor zaten. Authentic materyal ise yapay olmayan, sınıfta dil öğrenimi için hazırlanmamış materyaller. Yani günlük hayattan tüketebileceğiniz her şey.

Günlük hayatta her şeyi tüketebiliriz ama tükettiğimiz materyal kaliteli olmalı. Yani gramerinde bir sıkıntı olmamalı veya argo (slang) terim çok fazla içermemeli. Dizilerde argo terim mevcuttur ancak günlük hayatta kullanılan terimler oldukları için onları öğrenmekte fayda var.

Somut materyal olarak ,

https://aeon.co/
https://www.mentalfloss.com/
https://www.discovery.com/

sitelerinden okuma çalışması yapabilirsiniz. Burdan direkt translate yapmak yerine bilemediğiniz kelimeyi Google görsellerde aramaya çalışın. Zaten somut bir nesneyse direkt olarak karşınıza çıkacak ve Türkçesini zaten bildiğiniz için kelimeyi özümseme yoluyla almış olacaksınız. Bu yöntem İngilizce öğretiminde en çok kullanılan ve en işe yarayan yöntemlerden biridir. (Yapı iskelesi- Scaffolding) Materyal size bir şeyin Türkçesini vermeden anlamını öğretebiliyorsa dediğim olay gerçekleşmiş oluyor ve öğrenme çok daha kalıcı oluyor.

Bunların dışında https://learnenglish.britishcouncil.org/ sitesinden hem kendi seviyenizi öğrenebilir hem de 4 beceriye odaklı çalışmalar yapabilirsiniz. Sitede bol bol materyal mevcut.

Bahsetmek istediğim bir diğer site ise https://learningenglish.voanews.com/ bu sitede hem dinleme çalışması yapabilir hem de basitleştirilmiş haberleri okuyarak kendinizi geliştirebilirsiniz.

Ek olarak sık müzik dinleyen biriyseniz ve halihazırda İngilizce dinliyorsanız müzikleri sözlerini okuyarak dinlemeye çalışın. Bu çalışma hem telaffuzunuza olumlu etkide bulunuyor hem de dinleme becerinizi iyileştiriyor. Duyduğunuz daha kolay anlayabiliyor hale geliyorsunuz.

Zaten bu sebeple İngilizce alt yazılı dizi izlemek işe yarayan bir yöntem. Bu arada hiç İngilizce bilmeyen birisi direkt olarak İngilizce alt yazıya geçerse olaydan hiç keyif almaz ve anında bırakır. Yavaş yavaş olmalı. Önce Türkçe alt yazı, bir süre sonra İngilizce alt yazı, sonra da hiç alt yazı olmadan izlemek lazım.

Tabi işin bu kısmı sadece comprehension, yani anlama odaklıydı. Bir de bu olayın production, yani üretim kısmı var ki bu tamamen ayrı bir konu. Ama merak etmeyin, burda da çok basit yöntemlerle üretkenliğinizi artırabilir, dil becerilerinizi dört koldan geliştirebilirsiniz.

Üretim kısmında konuşma ve yazma becerileri var. Konuşma için illaki biriyle konuşmanıza gerek yok. İç sesinizi İngilizce yapmaya, yani İngilizce düşünmeye çalışın. Bir sonraki gün ne yapacağınızı İngilizce planlayın mesela. Bu sizin farkında olmadan üretim yapmanızı sağlayacaktır. Çünkü zaten edinmiş olmanız gereken "araştırmacı kimlik" sayesinde düşünürken bile "Şu kelimenin İngilizcesi neydi?" deyip gidip bakacaksınız.

Ek olarak konuşma için global Discord sunucularını kullanabilirsiniz. Sadece İngilizce için açılmış Discord sunucusu: https://discord.gg/zxkTZsffRR

Yazma içinse hoşunuza gidebilecek bir çok konuda konuşulan site olan Reddit'i önerebilirim. Reddit'te de birçok dil öğrenme subreddit'i mevcut, bu tür yerlerde yazma çalışması yapabilirsiniz. Çeşitli sitelerden penpal (mektup arkadaşı) edinebilirsiniz. Tabi artık olay elektronikleştiği için e-penpal oluyor 😀 Eskisi gibi mektup yok.

Özetle yapacağınız işe inanmalı ve araştırmacı olmalısınız. Her şey sizde bitiyor. Her duyduğunuzdan, her okuduğunuzdan bir şeyler öğrenmeye çalışırsanız kısa sürede ne kadar çok şey öğrendiğinize kendiniz de şaşıracaksınız. İç sesinizi İngilizce yapın. İngilizce düşünmeye çalışın. Bu da üretkenliği arttıran bir durumdur.

İleride ekleme yapabilirim. Sorular varsa yorumlardan alabilirim.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 10 / 20
  • Agab @agab

    Haydi ahali, avrupa pasaportu için önümüzdeki yaza kadar yüklenin dile!

  • Burak Yirmibeşoğlu @burak25

    Anadile yakin Ingilizce bilen biri olarak (ve gunluk hayatimin %75'i Ingilizce olarak gecen biri olarak) soyluyorum gramer hatalarina takilmayin. Ciddi yazismalar icin yazdiktan sonra tekrar okur duzeltirsiniz ama konusmada herkes hata yapiyor, kimse sallamiyor. Anlasilir oldugunuz surece cekim hatalari vs onemli degil rahat olun. Ben devamli dalginlikla hata yapiyorum sonra farkediyorum elbette ama kimse takmiyor.

  • ammavelakin @ammavelakin

    hocam peki bir içeriği -örneğin bir filmi ya da bir dizinin ilk bölümünü- ilk türkçe tüketip sonrasında ingilizce tüketmek ne kadar etkili olur sizce? Hazırlıktayken sınıftan birisi böyle yapıyordu ve pek de kötü değildi diye hatırlıyorum ingilizcesini, tabii son durumu nedir bilmiyorum.

    • Emre @emre64

      Türkçe tüketmekten kastınız Türkçe dublaj ise boşuna izlemiş olursunuz. Amaç İngilizce dinlerken Türkçe alt yazı ile izlemek, belli bir seviyeye geldikten sonra İngilizce alt yazıya geçmek, sonra da komple alt yazıyı kapatmak. Tabi o seviyeye gelmek için Türkçe alt yazı ile izlerken de duyduğunuz İngilizce kelimeleri ayırt edip anlamlarını öğrenmeniz gerekiyor. Sadece izlerseniz etkisi çok daha az olur ve öğrenme çok uzun sürer. İngilizcede dört beceri olduğu için sadece dizi izleyerek istediğiniz yere ulaşmanız zor, diğer becerileri de dahil edip ortak bir ürün koymanız lazım.

    • ammavelakin @ammavelakin

      @emre64 yok alt yazılı tüketmekten bahsediyordum. Ek olarak şunu sormak istiyorum -biraz spesifik bir soru gibi gelebilir ama fikrinizi merak ettim açıkçası-, ben zaten uzun zamandır yabancı dizi izliyorum ve bunları da ingilizce alt yazılı izliyorum ama herhengi bir öğrenme kaygısı güdümeden yapıyordum. Şimdi öğrenme kaygısı güderek dizileri izlerken yine türkçe alt yazı olarak mı başlayıp yorumunuzda yazdığınız gibi aşama aşama mı gitmek mantıklı olur yoksa bu adımı atlayıp direkt ingilizce alt yazılı olarak mı başlamak mantıklı olur sizce?

    • ammavelakin @ammavelakin

      @emre64 mesela şöyle düşündüm hocam: ben attack on titan animesini japonca dublaj ve türkçe alt yazılı bir şekilde 2-3 kez izledim. Geçen gördüm mesela animenin ingilizce dublajlısı ve alt yazılısı da var. Dizi izlemeye başlarken bu animeyi tekrardan izlemek -ama ingilizce dublaj ve alt yazı ile- daha hızlı ilerlememe yardımcı olur mu acaba diye düşündüm?

    • Emre @emre64

      @ammavelakin Hocam zaten İngilizce alt yazı ile rahat takip edebiliyorsanız istenen noktaya gelmişsinizdir. Bu saatten sonra Türkçe alt yazı ile izlemenize gerek yok. Animenin İngilizce dublajı ne kalitededir bilmiyorum ama aşina olduğunuz bir şeyi tekrar İngilizce izlemek faydalı olur.

    • ammavelakin @ammavelakin

      @emre64 teşekkürler hocam cevaplar için. Kusura bakmayın konuyu da hortlatmış gibi oldum 🙂 aklıma takınlınca bir sorayım dedim.

Bunu paylaşmazsam sizlere ihanet etmiş sayarım kendimi. Disney Junior kanalında BLUEY diye bir çizgifilm var. Okul öncesi çocuklar için yapılmış. Ama sanırım 3 - 9 yaş arası gayet keyif alarak izler. Bu yaş aralığında çocuğu olan herkese öneririm.

Süperkahramanlardan, vurdulu kırdılı çizgifilmlerden bunalanlar için harika bir çizgi film. Tamamen günlük hayatı anlatan, bence çocuklara karşılaşabilecekleri zorluklarla nasıl baş edebileceklerini ve ayrıca iyi bir insan olmanın önemini öğreten çok çok eğlenceli bir çizgi film. İlginç kısmı ise Avusturalya günlük hayatını anlatmasına rağmen hayatlarının bize çok benzemeleri. Çocuk her yerde çocuk galiba... Küçük bir not: Çizgi film Avusturalya hükümetinin desteği ile hazırlanıyor. Keyifli seyirler.

https://www.google.com/search?q=bluey&oq=bluey&aqs=chrome..69i57j35i39j0l3.3503j0j4&client=ms-android-lge-rev1&sourceid=chrome-mobile&ie=UTF-8#ip=1&vch=https://m.youtube.com/watch?v%3DM-OfNG0u0cs

BeğenFavori PaylaşYorum yap
BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 10 / 24

Literatür taraması yapabileceğimiz siteler. En çok kullandıklarımı yazıyorum. İyi bir içeriğe sahip olduğunu düşündüğünüz siteleri yazarsanız onları da ekleyebiliriz.

1-Google Scholar https://scholar.google.com.tr/
2-Yök Ulusal Tez Merkezi https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/
3-Türkiye Belge Sağlama Sistemi(TÜBES) http://www.tubess.gov.tr/
4-Ulusal Toplu Katalog(TO-KAT) http://www.toplukatalog.gov.tr/
5-Scopus https://www.scopus.com/freelookup/form/author.uri
6-Proquest https://www.proquest.com/
7-Web of Science/Knowledge https://www.webofknowledge.com/ Bağlantı için üniversite ağı gerekli.
8-Milli Kütüphane https://www.mkutup.gov.tr/tr/Sayfalar/default.aspx
Milli kütüphaneden eserleri belirli bir ücret karşılığında taranmış halini email olarak alabilirsiniz. Hiç denemedim ama böyle bir hizmeti var.
9-Libgen: Rus kökenli bir site ve piyasada yer alan bir çok bilimsel kitabın pdf versiyonunu barındırıyor. Örnek olarak. E-kitap hali bile 500 TL'nin üzerinde olan The Oxford Handbook of Economic Geography kitabını bu siteden ücretsiz olarak indirebilirsiniz. Ne kadar etik orası size kalmış. Bazen mecbur kalıyoruz. Birde bu sitenin uzantısı ara ara değişiyor.
https://libgen.is/ güncel hali bu.
10- Sci-hub: https://sci-hub.tw/ Bazen Türkiye'den hiçbir şekilde ulaşamadığınız, online halini indiremediğiniz bir kitap, makale vb. yayın varsa linkini kopyalayıp bu siteye yapıştırın o size indirilebilir versiyonunu hazırlasın. :))

Sizden gelenler kısmı :))
11-EBSCO https://www.ebsco.com/
12-Springer https://www.springer.com/gp
13-Elsevier https://www.ijsr.net
14-Pubmed https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/
15-ClinicalKey https://www.clinicalkey.com/#!/
16-Dergipark https://dergipark.org.tr/tr/
17-Taylor&Francis Online https://www.tandfonline.com/

BeğenFavori PaylaşYorum yap

How to write a game engine in pure C: Part 1 – State Manager

The core of any game is the engine, game engines are the most important piece, the foundation or everything to be built on. It has to work flawlessly, be performant, flexible and easy to use and un…
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Az önce, Android üzerindeki uygulamaların verilerimizi facebook ile nasıl paylaştıkları (hesabınız olmasa bile) üzerine bir video izledim. Mesleğimin programlama üzerine olması şaşırmama engel olmadı maalesef. Kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim. Çok da eski sayılmayacak bir video. 29 Aralık 2018 tarihinde yayınlanmış.

Benim aldığım notlar:

* Google Market üzerindeki ücretsiz uygulamaların %42.55'i Facebook ile bilgi paylaşıyor.
* Test edilen uygulamaların %61'i uygulamanın açılış ekranındayken bile bilgi paylaşıyor. [İşin komik tarafı uygulama açılınca kullanıcı girişinin altında "sizden izinsiz verilerinizi paylaşmıyoruz" yazıyor]
* Telefondaki internet trafiğini izlemek için MitMProxy isimli yazılım kullanılmış.
* Tahmin edilebileceği gibi facebook'daki "Kişiselleştirilmiş Reklamlar"ı kapatsanız bile takip edilmeye devam ediyorsunuz, hatta daha fazla takip ediliyorsunuz.
* Yapılmasını gerekenler:
- graph.facebook.com 'u engelleyin,
- facebook sdk kullanan uygulamaları kurmamaya çalışın,
- kişisel veri güvenliğinize daha çok dikkat edin.

İlgili video: https://media.ccc.de/v/35c3-9941-how_facebook_tracks_you_on_android
İnceledikleri android uygulamaları ile ilgili raporlar: https://privacyinternational.org/appdata
İlgili makale: https://privacyinternational.org/report/2647/how-apps-android-share-data-facebook-report

#SiberGüvenlik #KişiselVeriler #VeriGüvenliği

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • My_Techno @my_techno

    Facebook artık mide bulandırmaya başladı.

  • uçuştaki ✈️ pilot @ucustakipilot

    Chrome üzerinde FB takibi için ne yapabilirim? log in olunmuş durumda sürekli.

    • Eren Hatırnaz @erenhatirnaz

      Chrome’u bilmiyorum, bilen arkadaşlar yazarlar illaki ama ben Firefox kullanmanı tavsiye ederim. Firefox gizliliğe daha önem veren bir tarayıcı. Ayrıca masaüstünde sürümünde de Facebook Container diye bir eklenti var. Facebook’u açtığınızda diğer siteler ile olan bağını kesiyor, bir kutuya hapsedilmiş gibi oluyor. Mobil Firefox’da var mı bilmiyorum maalesef.

    • uçuştaki ✈️ pilot @ucustakipilot

      @erenhatirnaz Uzun süre firefox kullandım. Görme engelliyim orada capchaları çözmek kolay oluyordu ancak bazı sitelerde yaşadığım sorun nedeniyle bırakalı kullanmıyorum. Yine bilgisayarda yüklü ama chrome tercihim şuanlık.

  • Papa Emeritus @pope

    Aynı araştırmaya göre uygulamaların %88’i Google’a veri yolluyor.
    https://arxiv.org/pdf/1804.03603.pdf
    Facebook zaten yere düştüğü için ona vuruyorlar bu aralar. Google daha felaket bu konuda yıllardır anlatmaktan bıktım. İnsanlar kafalarını kuma gömüp Google servislerini kullanmaya devam ediyorlar. Açıkçası artık umrumda bile değil, kendi düşen ağlamaz. Google halka açık bir reklam şirketi ve üstlerinde her sene daha fazla para kazanma baskısı var. Bu nasıl olacak? Size daha fazla reklam göstererek ve sizin daha fazla datanızı alarak. Google’ı bazı işlerinden dolayı severim ama son kullanıcı olarak ürünleri kullanmam. Kullanan kişilere ise bol reklamlı günler diliyorum 😀

  • Omer @omer_

    iOS tarafında nasıl yürütüyorlar acaba, Facebook client'ı hiç yüklü değilse ama bazı uygulamalar log-in amaçlı Facebook kullanıyorsa yine de FB takip edebilir mi? 🤔

Belki bilmeyen vardır diye paylaşıyorum. İstediğiniz programlama dilinde problem çözerek kendiniz geliştirebileceğiniz bir site. İlk başlarda 20 satır kodla çözdüğünüz bir problemi başkalarının tek satırla çözdüğünü görünce moraliniz bozulmasın. Zamanla sizde o seviyeye gelirsiniz.
#akış
https://www.codewars.com/

Codewars: Train your coding skills

Codewars is where developers achieve code mastery through challenge. Train on kata in the dojo and reach your highest potential.
BeğenFavori PaylaşYorum yap