Ne güzeldi seninle 18 gün geçirmek !!!
Mümkünse bir daha görüşmeyelim 😀

Şakası bir yana, elimizden geldiğince dikkatli olalım diyecem ama maalesef bu da yetmiyor artık !!!

#Covid19

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 23

Çok ilginç bir tweet dizisi cidden. Daha önce de birkaç defa benzer şeyleri duymuştum tanıdıklarımdan.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 15 / 41
  • prometrik @prometrik

    Olaylara analiz ederek bakmak gerekli. Dönemde İzmir e ilgi gösterilmediği söylenmiş. O dönem osmanlı çöküş dönemi. Hiçbir ilin öyle aman aman farklı olduğunu düşünmüyorum.

    İstanbul ise Osmanlı nın başkenti idi. Belki bir tek o iyidir. Kurtuluş savaşı sonrası ise ülke yoksullukla boğuşuyor. Yeniden bir ülke kurulmaya çalışılıyor. Başkent değişmiş(ki stratejik olarak kimse yanlış diyemez). Savaş bitince her şey bitmez. Anlaşmalar, çalışmalar. Asıl orada iş başlıyor. Yani şu yıla kadar bakılmadı önermesi, dönemi göz önüne alınca doğru bir bir bakış açısı gibi gözükmüyor.

    Gelelim Yunanlıların yaptıklarına. Bir bölgeyi ele geçirmeye çalışıyor. Üniversite açmış vs. İyi güzel. Peki bu tür şeyleri neden yapıyor? Bak ne güzel yapacağız medeniyeti her yere yayarız amacı mı var? Tabi ki öyle değil. Her ne sebeple olursa olsun; orada ki rum kesimini mutlu etmeye çalışmanın yanında, "işgal" için gelmişler. İşgal kelime olarak bile hoş bir şey değil. Bu tür "jestler" yaparak olumsuz algısını kırmaya, muhtemel isyanları bastırmaya çalışıyor. Savaşlar sadece cephelerde verilmez. Psikolojik savaş da, savaşların önemli bir parçasıdır. Zaten Osmanlı döneminde mehter takımının kullanımında çokça örnek vardır bu konuda.

    Konumuza dönelim. Yapılan "jestler" onların "iyi niyeti" veya "medeniyeti" gibi görülmek istense bile; savaşı kaybedince "yakarak" kaçmaları gerçekte ki samimiyetsizliklerini ortaya açıkça koymaktadır. Şimdi bunları hiç görmeyip, bu pembe masala kananları görünce, doğrusu içim yanmadı değil. Bir kez açıp "nutuk" eserini okumuş mu acaba bu arkadaşlar? Ayrıca sizler de okudunuz mu? Bu görüşleri savunan veya karşı çıkanlar?

    Olayları, kendi dönemleri içinde okumayı iyi bilmeniz gerekir. Yoksa şimdi bu tür "güzelleme" yapan ve bunu olumlu karşılayanların, o dönemde "manda" isteyen zihniyetten farkı yoktur. Yazıktır kültürel yozlaşma ve kendi tarihine sahip çıkamama ve anlayamama durumu bu aşamaya kadar gelmiş. Okuyunca içimde uyanan üzüntüyü biraz olsun anlatabildim mi?

    Sözlerimi; artık gençlerin uyanıp, içinde yaşadıları dünyayaı daha iyi fark etmelerini dileyerek sonlandırıyorum. Ekliyorum da, bugün hiçbir millete ön yargım yok. Yunan olur, yahudi olur önemli değil. Ben insanları sadece iyi insan ve kötü insan diye tanırım. Sözlerim başka yöne çarpıtıkmasın diye ekliyorum bunları. Ama "bağımsızlık" çok başka bir şey. Atalarımızın bu uğurda o yoksul ve sefil halleri ile canlarını vererek kazandığını; böyle ucuz kaybetmeye/kaybettirmeye çalışanlara göz yummayın.

    İyi akşamlar.

    • Tai per Dog Un @alipektas

      Bir kere işgal dediğiniz gibi her halükârda kötü bir olay ama bu, her işgalin de toplum için iyi şeylere (amaç ne olursa olsun) sebep olduğu anlamına gelmez. Bu tweet'te bahsedilen kadar işgal İzmir'e en "bahtiyar" dönemini yaşatıyorsa hakikaten, bu benim için ilginç bir olaydır. Her işgalde böyle bir şeyin olacağını da duymadım. "Hayır, hemen hemen her işgalde bu olur. Yanlışın var." derseniz doğrusunu duymak isterim. Olayın Yunan işgalini masum göstermek olduğu konusunda da sizin kadar emin değilim. Ben direkt/doğrudan o hükme varılaack keskin örnekler görmedim ne yalan söyleyeyim tweet'lerde. Niyeti öyleyse ya da fark edemediğim işgal övgüleri varsa o tweet sahibini bağlar. Ben gönderimde sadece konuya ilginç dedim, Yunan güzellemesi yapmadım nihayetinde. İşgalden konu açılmışken, Osmanlı işgallerinden de pek tatlı bahsedilmiyor mesela. Fakat Balkanlar şu an yoğunlukla Türk toplumuyla oaln bağından memnun. Bakın bu memnuniyete sebep olan işgal kötü ama "sonuç" memnuniyet. Yani demek istediğim, sonuca bakmak/odaklanmak ya da onu tartışmak, sebebi aklamak anlamına gelmez her zaman.
      Size de iyi akşamlar.

    • prometrik @prometrik

      @alipektas Güzel anlatıyorsunuz ve iyi niyetinizi anlıyorum. Ama eylemlere dikkat edilmezse iyi niyetler de yanlış olabilir. Bu örnekte olduğu gibi. Sizin konuyu sadece ilginç bulup paylaşmanız başka bir konu. İyi niyet ile merak ediyorsunuz. Ama asıl konuyu yazan kişinin durumu farklı.

      Söylediklerinizi anlayarak cevap vermek istiyorum. Yunan güzellemesi yapılmadığını ve hissetmediğinizi söylüyorsunuz. Durum içerisinde böyle hissetmeniz doğal. Ancak bir şey dikkatlerden kaçıyor. Bakın tweet sahibi "Yunan işgalinde İzmir altın dönemini yaşadı" diyor. İçinde bulunduğu dönem dahilinde, işgal amacını yumuşatmak için de olsa yunanlılar bölgeye bir yatırım yapmışlar. Döneme göre bölgeyi geliştirmiş. O dönem için buna İzmir in altın dönemi olarak isimlendirmiş. Peki şimdi soruyorum: Şu anda, içinde bulunduğumuz güncel dönemde İzmir bakır döneminde mi? Samimi bir kişi bunu da belirtir. İzmir in bütün tarihine bakılırsa en gelişmiş dönemi "bugündür". Bunu söylemeden eskiyi, hele ki işgal dönemini güzellemek, Yunan işgalini güzellemektir.

      Görüyorum ki insanlar kurtuluş savaşı ile neyi kazandığımızı anlamamış ya da unutmuş. Bağımsızlık nedir bilmeden konuşuyorlar. Kurtuluş savaşı dönemindeki ordunun o halini hiç göz önüne almıyorlar. O dönem Osmanlı "hasta adam" olarak nitelendirilirdi. Ordusu ve yönetimi iyice yıpranmıştı. Bu nedenle Osmanlı topraklarının paylaşılması kolay görünüyordu. Bir de anlaşmalarla elini kolunu bağladılar. Ordusunu dağıtmasının emri çıkmasını sağladılar. Yıllarca savaş ile yıpranmış. Nice eksiği olan ve kısmen dağılmış, silahları toplanmış bir ordudan/ülkeden bahsediyoruz. Bu imkansızlıklar içinde Türk halkı "bağımsızlığı" seçmiş. Bir araya gelmiş ve bunun için mücadele etmiş. O dönemin askerlerinin yaşadıklarını herkesin okuyup araştırması gerekli. Yemek çoğu zaman yok. Atacak mermi bile zor bulunuyor. Kurşun sıkan düşmana süngü ile karşılış veriliyor. Öyle imkansız bir dönem ki işgalci hiçbir ülke böyle bir savaşı Türklerin kazanabileceğini düşünmüyor. Şehitliklerin bir gezilmesi lazım. Tarihine sahip çıkması lazım gençlerin. Neleri feda ederek neleri kazandığımızı bilmemiz lazım.

      Yunan neden üniversite vs açtı? Ordusu dağılmış ve savaşlarla yorgun bir ülke. Rahatça alacağını düşünüyordu. Merkez yapmayı düşündüğü yerden karaya çıktı. E tabi merkez yapmayı düşündüğünüz yere yatırım yaparsınız. Ama tekrar söylüyorum, kaybedince yakarak gitmeleri her şeyi özetliyor aslında. İzmir'i yakan Yunanlılardı! Yani üniversite ile o dönem "altın dönemi" getiren yunanlılar, İzmir'i yakarak "karanlık dönemi" de getirmişler. Bu karanlık dönemi söylemeden, altın dönem diye güzellenmesi kesinlikle doğru değildir. Yazan kişi bunu bu şekilde eklemiyor mesela yazısına. "İzmir en karanlık dönemini Yunanlılar İzmir'i yaktığında yaşamıştır" demiyor. İşte bir doğruyu söylemeden, kasıtlı olarak sadece diğerini söylemek, insanları ona odaklamak, "algı yaratmaktır". Bu nedenle bu tweetleri yazan kişinin iyi niyetli olduğuna inanmıyorum.

      Benzer işgal edilip yatırım yapılması konusunda tarihte örnekleri vardır. Bu kısmı tarihçilere bırakıyorum. Bir sayısalcı olarak bu konuları elimden geldiğince iyi açıkladığımı düşünüyorum. Bir kaç örnek okuduğumu hatırlıyorum ama sayısal hafızada tarih buraya kadar. Olsun artık.

      Ekleme: Balkan örneğinde en önemli fark, osmanlı işgalinden kurtulmuş ve "bağımsızlık" kazanmış olmaları olmasın? Eğer o kadar kötü bir işgal dönemi olsa, şimdi memnun olmazlardı düşüncesindeyim. En temel şeydir "bağımsızlık".

      "sonuca bakmak/odaklanmak ya da onu tartışmak, sebebi aklamak anlamına gelmez" diye yazmışsınız. Elbette geçmiş her zaman konuşulmalı. İyi anlaşılmalı ve konuşulmalı ki dersler çıkartılsın ve daha iyiye gidilebilsin. Ama bu konudaki sonuç: "Yunan üniversite yaptı" değil. Bu sonuç değil "araçtır". Asıl sonuç "Yunan İzmir'i yaktı" kısmıdır.

  • hasan oztamer @hasan-oztamer

    @alipektas bir gitsin ya bir günlüğüne küfür yasağını benim için kaldırabilirlermiya bir şeyler diyeceğim

  • Rasko @rasko

    Bir işgali "gaz geldi, su geldi, İzmir en güzel dönemini yaşadı" diye güzellemek kadar ahmakça bir şey olamaz. O dönemlerde sadece İzmir değil, bütün ülke aynı, hatta daha kötü durumdaydı. Açlık ve salgın hastalıklar halkı kırıp geçirmişti. Ülke parçalanıyor, her yer işgal altında, tüm iş gücü cepheye, tüm kaynaklar savaşa gitmiş, tabii ki İzmir de o halde olacak. Eleman öyle bir anlatıyor ki, sanki İzmir dışındaki her yer günlük güneşlik, bir tek İzmir hor görülmüş.
    Babaannem, annesinden duyduğu hikayeleri anlatırdı bize. Savaş döneminde köylerine askerler geliyor. Köylü o kadar kötü durumda ki, gece ordunun atlarının önüne konan arpadan alıp yemek yapıyorlar.
    Bu eleman da "gaz yoktu, Yunan gaz getirdi" diye düşman güzellemesi yapıyor. Aklı yok fikri var.

    • prometrik @prometrik

      Söylediklerimi daha kısa yazmışsınız 🙂 Yazan kişiyi maksatlı gördüm. Yunan işgalindeki yatırımı "altın dönem" diye isimlendiriyor ama, savaşı kaybedince kaçan yunanın İzmir'i yakmasına "en karanlık dönem" demiyor. Resmen algı yaratma amacı var. Tweet yorumlarına bakınca kısmen başarılı olmuş da. Bağımsızlık nedir? Bilmeyen bir gençlik yetişmiş. Bunu bilmeyen öğrencilere de, ona öğretmeyen anne-babaya da, öğretmenlere de yazıklar olsun diyorum doğrusu. Ama yazış itibari ile bilmemek değil, amaçlı algı yaratmak var gibi. Ben bu kişinin ajan olabileceğinden şüpheliyim. Dış güçler ortam yokluyor gibi.

  • YasinC @yasinc

    Zırva, anadolunun her yeri fakir İzmir'e özel durum yok. Yunanların yaptığı katliam kişi başına düşen geliri arttırdı diyecekmiş ama çekinmiş.

Japon şirketi Takata, 10 milyon hava yastığını geri çağırdı
09.01.2020 12:39

Son güncelleme : 09.01.2020 13:06

Oto güvenlik ekipmanları üreticisi Japon şirketi Takata, tespit edilen imalat hatası sonrası 10 milyon hava yastığını geri çağırma kararı aldı. ABD Ulusal Otoyol Trafik Güvenliği İdaresinin (NHTSA) açıklamasında, 10 milyonun tahmini bir rakam olduğu belirtildi. Söz konusu durumdan etkilenen araç sayı tam olarak netlik kazanmazken hava yastıklarının "sert bir savrulma" ve "çok fazla baskı"yla patlayabildiği ifade edildi.

AA
İmalat hatalarından Audi, BMW, Honda, Daimler Vans, Fiat Chrysler, Ferrari, Ford, General Motors, Mazda, Mitsubishi, Nissan, Subaru, Toyota ve Volkswagen gibi markalar da etkileniyor.

Subaru, dün hava yastıkları değiştirilmek üzere yaklaşık 500 bin aracı geri çağırmıştı. Hatalı hava yastıkları nedeniyle dünya genelinde 19 otomotiv üreticisi, 70 milyondan fazla aracı geri çağırmaya hazırlanıyor. Takata'nın 1995-2000 yıllarında ürettiği hava yastıklarının toplam 100 milyon araçta bulunduğu tahmin ediliyor.

Araç sahipleri, 17 haneli araç kimlik numarası ile NHTSA internet sitesi üzerinden araçlarının geri çağrılmadan etkilenip etkilenmediğini kontrol edebilecek.

ABD'DE OTOMOTİV ÜRETİCİLERİNE HATALI HAVA YASTIĞI NEDENİYLE SORUŞTURMA

NHTSA, Takata'nın ürettiği hava yastıklarında tespit edilen imalat hatası sonrası, söz konusu ürünlerin kullanıldığı araçlarını geri çağırmayan otomotiv üreticileri hakkında soruşturma başlatmıştı.

Takata ürünlerinde, kaza anında hava yastığını şişiren metal gaz tenekesinin patlamasına ve yolcunun yüzüne şarapnel şeklinde saçılmasına yol açan bir üretim hatası tespit edilmişti.

Hava yastığının kaza anında şişmesi için küçük bir patlama yaratan amonyum nitrat maddesinin yüksek basınç ve nem koşullarında içinde bulunduğu gaz tenekesini patlattığı anlaşılmıştı.

Hava yastığındaki üretim hatası, Avustralya'da BMW 3 serisi binek otomobil kullanan sürücünün ölüme yol açmıştı.

BMW, hatalı hava yastıklarının bulunduğu 116 bin aracı geri çağırmıştı.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 7

Raspberry pi el konsolu geliyor... 😀
Bir zamanlar bu ekran bir görüntülü diafon sistemiydi 😀
#HardwareHacking #ReverseEngineering

BeğenFavori PaylaşYorum yap
BeğenFavori PaylaşYorum yap

NFS2SE oynamak isteyen bakabilir. x64 sistemlerde çalışıyor sesler videodaki gibi bozuk çıkmıyor (3dfx yazmayan kısayolda ama o da 3dfx kullanıyor) ve oyun eksik değil tam ost ler videolar hepsi var. #Oyun #TozluRaflar #NFS #NeedForSpeed #nfs2
https://yadi.sk/d/tIgFaz7O3K4dx7

Need For Speed II SE 3dfx Windows 10 x64 Gameplay (FZR2000 Proving Grounds)

Updated 3dfx emulator and full game (incl. soundtracks videos) Updated link: https://yadi.sk/d/tIgFaz7O3K4dx7
BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 17

Garanti cep telefonu uygulamasına wifi açıkken giremiyorum. İnternet bağlantısı yok tarzında bir sorun veriyor. Modem airties ve milenicom kullanıyorum. Bir çözüm var mıdır?

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 14

Ali nin günlüğü : 25 Temmuz 2053

Öncelikle kahramanımızı tanıtalım ve sonrasında kendi ağzından bir gününü nasıl geçirdiği ile ilgili yazdığı bloğu okuyalım.

Ali 32 yaşında bir otonom sürüş izleme-ve yayınlama uzmanı. Tesla’da otonom 6 kişilik dron “vuu 5” modellerinin izlenmesini, testlerini ve yeni versiyon yayınlanma işlerini takip eden ekibin bir üyesi. Gün içerisindeki görevi random drone’ların sistemlerine bağlanıp seyehat programlarını izlemek ve yanlış bulduğu manevra ve harketleri raporlamak.

İstanbulda Gök apartmanları 52. Kat’da 40m2 bir dairede yaşıyor. Tamamen dinamik olan bu daire 120m2 bir yaşam alanı sunuyormuş izlenimi veriyor. Bekar ve ailesi Antalya da yaşıyor.

Blog başlar :

Sabah 07.30 da Melisa’nın tatlı ses ile uyandım “Uyan Aliciğim saat tam 07.30, hava 24 derece ve az bulutlu. Bu gün tatilden önceki son iş günün” diye fısıldadı kulağıma (Ali’de kişisel asistanı(Melisa) ile bağlantılı bir beyin chip implantı var ve bu sesleri kulağında gömülü biyonik kulaklık ile iletiyor.)

Uyanır uyanmaz Melisanın tatil öncesi ruh halime göre bestelediği mükemmel melodiler ile güne çok pozitif başladığımı itiraf etmeliyim. Yarın bayram ve ben akşam 20.00 uçağı ile ailemin yanına gideceğim için çok mutluyum.

Yataktan kalktım ve yatağımın katlanıp yavaşça duvarın içine girmesini, ve yerinde çalışma koltuğumun belirmesini sakin gözlerle izledim. Evinin canlı bir varlık gibi davranmasına alışabildiğimi söylemem kolay değil, hala zamana ihtiyacım var.

Elimi yüzümü yıkamak ve kendime gelmek için banyonun yolunu tuttum, yolunu tuttum derken 5-6 adımda geldim işte.

Karnım zil çalıyordu, 8 de başlayacak olan mesaimin başlamasına daha 15 dk var, yemek için çok uzun bir süre, acaba alarmı 10 dk daha ileriye mi kursam diye düşünürken kendimi besin dolabının kapağını açarken buldum. Dalgınlık işte düşünceler içerisinde şuursuzca hareket etmek, bilinç altı bizi böyle yönlendiriyor, size de olmaz mı bu?

Kahvaltı için gerekli bütün besinleri içerdiğini iddia eden sucuklu yumurta tadındaki kapsülü azıma attığımda yaşadığım lezzet patlaması harika, hemen yutmayıp hapı 25-30 saniye ağzımda gezdirdim. Üzerine birde sıkma portakal suyu etkili vitamın hapını attım ağzıma. Nasıl oluyor da bir hap ile ağzında serin portakal suyunun tadını tanelerine varana kadar hissedebiliyorum bir türlü aklım almıyor. Bu haplar ile chip arasında bir bağlantı olduğunu ve chip in beyne bu hissiyatı gönderdiği ile ilgili uçuk teoremler okumuştum ama artık günahları boyunlarına. Teknolojinin henüz o noktaya geldiğini düşünmüyorum.

Kahvaltımı yaptıktan sonra tavandan zemine kadar cam olan dairemin cam kenarına yaklaştım ve dorne’ların arı gibi birbirine çarpmadan havada süzülmelerini izledim. Çocukken karlı kış günlerinde yine böyle pencereden bakar ve kar tanelerinin nasıl oluyor da birbirine değmeden yere kadar ulaştıklarını düşünürdüm, aynı kutuplar birbirini iter mantığı ile çalıştığını öğrendiğimde o kadar basit değil diye de düşünmüştüm. Zira nasıl aynı kutup oluyorlar, kar tanesinin içinde kutubun ne işi var?  bu itiş gücünün kuvveti farklı kar tanesi boyutlarına karşın nasıl aynı oluyor. Aynı olması lazım ki hepsi bir tarafa doğru gitmesin değil mi.

Artık drone’ların birbirine çarpmadan havada ilerlemesini sağlıyoruz. Aslında çok acil durumlarda devreye giren aynı kutupların birbirini itmesi sistemi bizim dorne’larda da var.

Melisa kulağıma haydi iş başına diye fısıldadı, 10 dk nasıl böyle çabuk geçti derken yine zaman’ın  göreceli olduğunun bir kanıtı daha kendini aşikar etmişti.

Koltuğuma yaklaşınca ben rahat oturayım diye pozisyon aldı ve silikon, deri karışımı ergonomik ve vücuduma göre şekil alan koltuğun üstüne kendimi bıraktım. Bu koltuktan 1 ay boyunca kalkmazsan bile fiziksel olarak olumsuz bir etkisi olmuyormuş, arada sağıma soluma titreşimler verip pozisyonunu da değiştiriyor, sanırım uzun oturmalar için bazı önlemler.

Lensimde sisteme login olduğuma dair onay mesajını gördüm ve daha konforlu olduğunu düşündüğüm için lensi çıkartarak kapsülümdeki sanal gerçeklik kaskını kafama doğru çektim. Bu kask başıma temas etmiyor ve 10K ekran çözünürlüğü ile inanılmaz netlikte görüntüler sunabiliyor.

İlk kontrol drone’um Bostancı İkitelli arasında toplu yolcu taşımacılığı yapan vuu 5. vuu 5 ler 6 kişilik ama 4 kişi içine bindikten sonra yoluna devam ediyor, anlayacağınız eski dolmuş zihniyetinden kurtulamadık hala 😊 ben bağlandığımda kalkmasına 10sn vardı, hızlıca sistemlerine göz gezdirdikten sonra kalkmasını bekledim. Koltuğum Tesla tarafından üretilmiş ve bu sistemleri izlemek üzerine tasarlandığı için drone’daki bütün titreşim ve ani manevraları taklit ederek müşteri deneyimini de bana yansıtabiliyor. Kalkışta normalden fazla bir titreşim hissettim, daha önce böyle bir şey olamamıştı çok şaşırdım. Acaba koltuk mu bozuldu diye düşündüğüm için drone içi kamerayı yolculara çevirdim ve onlarında ciddi korktuğunu gözlemledim. Drone sarsıntıyı fark ettiği için ve sistemlerinde beklenmeyen bir arıza tespit edemediğinden yolculara sakin olmaları konusunda bir anons yaptı.

Hemen drone’un hata günlüğüne girmesi için Melisa ya komut verdim. Melisa günlük kayıtlarını taradı ve bir hataya rastlamadığını belirtti. Kalkıştan sonra ise sarsıntı kesilmişti. Rapor günlüğüme bunu belirtip yöneticime konuyu yükselttikten sonra, dron’u takip etmeye devam ettim. Başka bir olay olmadan İkitelli durağına ulaştı ve inişini tamamladı.

Titreşim ile iligili hata kritik olabileceği için droun’u servis dışı olarak belirledim ve başka bir drone ‘u takip etmeden önce olayı araştırmaya başladım. Seyir kayıtlarından kalkış öncesindeki kamera kayıtlarını incelemeye başladım. 360 derece drone’un çevresinde olağan dışı bir faaliyet gözlemleyemedim. Sonrasında alt kameraya geçtim orada da her şey sakin görünüyordu. Kalkış anına kadar alt kamerayı izlemeye devam ettim ve bingo. Sorunu alt kameradan kalkış anında görebildim.

Dorne lar güvenlik amacı ile altta bir noktaya ince bir çelik halat ile manyetik olarak bağlı. Kalkış anında kutuplar yön değiştirerek halat le bağlantı noktası birbirini itmeye başlıyor. Yani aynı kutuplardan ters kutuplara geçmiş oluyor. Bu gün ne kadar da kutupsal bir bir gün geçirmişim ben 😊 .Kutupların değişimi senkronunda bir hata olduğunu bağlantı günlüklerinde görebildim. Bunun sebebi’ni araştırmak için ise saha ekibine konuyu yönlendirdikten sonra başka bir dronu izlemeye devam ettim.
Gün sonuna kadar başka bir problem ile karşılaşmadım. Zaten bütün drone’ları kontrol etmek mümkün değil. Sadece İstanbul semalarında 150.000 drone çalışıyor ve izleme ve yayınlama ekibi sadece 30 kişi. Yapay zeka bir çok kontrolü kendi yapsa da hala insan elinin bu işlerin üzerinde olduğunu bilmek seyahat için drone kullanan müşterilere güven veriyor.

16.00 da biten mesaimin ardından önceki günlerde tatil için hazırladığım çantalarımda son düzenlemelerini yaptım. Otomatik vakum sistemi ile bir sürü eşyanın küçücük bir vailze sığmasına da hala alışamadım. Saat 18.30 u gösterdiğinde hava alanına gitmek için beklediğim drone balkonumdaki dorne bağlantı noktasına bağlandı. Tesla çalışanlarına indirim yaptığı için VIP ve tek kişilik lüks taşıyıcıma doğru ilerlerken valizlerim de peşimden usul usul gelip kendilerini bagaj bölümüne yerleştirdiler. Tabi bu drone’u saat 20.00 de uçağım olduğunu bilen Melisa çağırmıştı.

Drone ile yaklaşık 20 dk lık seyehat sonrasında İstanbul hava limanında uçağıma en yakın giriş kıpısında iniş gerçekleşti. Valizlerim benden önce uçağın kargo bölümüne doğru arkalarından el salladım, bende direk uçağımdaki rezerve ettiğim koltuğa doğru ilerledim(check-in ve ya herhang bir ekstra kotrol yok çünkü kişisel chipler zaten bu kontrolleri sistem ile entegre yapıyor).

Hibrit uçak olduğu yerde havalanıp belirli bir yükseklikte jet motorlarının itme gücü ile harika bir ivmelenme ile koltuğa beni gömerek ilerlemeye başlıyor.

Saat 20.20 gibi Antalya havalimanın da indikten sonra ailemin evine götürecek olan drone 8 numaralı park alanında beni bekliyordu. Ailemin evi 2020 yıllarında inşa edilmiş olan eski bir ev olduğu için drone yakında bir park alanına park etti ve ben bavulları taşımak istemediğim için Uber’den çağırdığım bir otomobil ile eve kadar gittim. Bu otomobilleri de rekabet edebilsin diye çok ucuzlattılar, birde her yerinde ekranlar, acayip ses sitemleri otomatik kahve çay ikramları. Gideceğimiz yolda yol olsa, 5 dk gidip ineceğiz ne kahvesi!

Ailemin apartmanına geldiğimde bu eski asansör beni korkutsa da, 8. Kat olduğu için merdivenleri tırmanmak istemedim. Bu devirde hala halat ile çalışan bir sistem, halbuki Tesla hyperloop sistemini asansörlere uygulayalı 10 yıldan fazla bir süre olmuştu. Tesla diyip duruyorum, maksadım reklam değil aslında çalıştığım ve mutlu olduğum bir şirket olduğu için bu kadar değindim.

Anne ve babam ile hasret giderdikten sonra, eski usul güzel bir akşam yemeği sonrasında midem hafif isyan etse de keyfime diyecek yoktu. Babam ise yemek sonrası başladı yine eskilerden anlatmaya, vay efendim önceden sosyal medya şöyle güzeldi vay efendim önceden telefonlar vardı elimiz boş kalmazdı, ama olsun babam anlatsın ben sabaha kadar dinlerim.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

NAS / Media player vs.tarzı bir proje için pi4 4gb alacağım, en uygun gittigidiyor'da "akifylcn" adlı satıcıda buldum (380 ₺) satıcı hakkında bilgisi olan var mı? Kötü yorum görmedim ama yine de sorayım dedim.

https://urun.gittigidiyor.com/bilgisayar-tablet/raspberry-pi-4-4gb-sifir-kutusunda-470701313

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 7