WRC 2019 Dünya Ralli Şampiyonası

Kazayı yapmadan önce şampiyona lideri olan Hyundai pilotu Thierry Neuville, ilk 3'ü zorladığı geçen haftaki Şili yarışında yaptığı tehlikeli kaza.

COPEC Rally Chile, 2019 – Accident Thierry Neuville & Nicolas Gilsoul, WRC

El increíble accidente que protagonizó el piloto Thierry Neuville, Hyundai i20 Coupe WRC en la prueba especial Maria Las Cruces (SS8) The incredible accident...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

#windows10

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Bondic sıvı plastik yapıştırıcı incelemesi

Kırık objeleri yapıştırıcılarla yapıştırmak çoğu zaman çözüm olsa da, özellikle kırık parçaların bütünlüğünü kaybettiği durumlarda, dolgu malzemesi gerekiyor. Hatta bazen kırık parçanın eksik kısmını yeniden üretmek şart oluyor. Bondic bunun için piyasada olan çözümlerden biri. 4 saniyede UV ile donan sıvı platik olan Bondic, yapıştırıcı yerine geçmiyor ama birçok şeyi tamir etmenize imkan tanıyor.
Teknolojiye dair son haberleri kaçırmamak için ABONE olun ► https://goo.gl/z4MuvY

TeknoSeyir Ailesi Kanalları:
Oyun Kanalımız: Gamende ► https://goo.gl/MN4ExT
Otomobil Kanalımız: Otoseyir ► https://goo.gl/ZXgxLT

Sosyal Medya Hesaplarımız:
Twitter ► https://twitter.com/teknoseyir
Facebook ► https://www.facebook.com/TeknoSeyir

TeknoSeyir kanalı, Türkiye'nin yeni nesil teknoloji platformu TeknoSeyir'in teknolojiyle ilgili son gelişmeleri verdiği YouTube hesabıdır. Teknolojik ürün incelemelerine, teknolojiyle ilgili son gelişmelere bu hesaptan ulaşabilirsiniz.

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 70

Bir zamanlar elektrik lambasını kullanmak sağlığa zararlı mı diye ciddi anlamda endişe duyanlar varmış. Benzeri fotoğraf makineleri için de bir süre geçerli olmuş. Günümüzde cep telefonu, sosyal ağlar bu endişelerden nasibini alıyor. Nesneler değişiyor ama insanların endişeleri aynı kalıyor.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 18
  • internettin hoca @internettin-hoca

    bence bugünkü sosyal ağ bağımlılığı ile elektrik lambasının ve fotoğraf makinasının alakası yok bunlar çok farklı şeyler...

  • Serkan Satılmış @srkn_82

    Ben yine de teknolojik nimetlerin getirdiklerinin yanında götürdüklerininde azınmayacak derecede olduğunu düşünüyorum. Bundan 40-50 yıl önce kanser hastalığına bu kadar çok rastlanmazken bugün genç yaşlı farketmeden çok fazla kanser hastalığı ortaya çıkıyor. Bunun önemli sebebleri arasında manyetik radyasyonunda etkisi olduğunu düşünüyorum. Tabi bunun etkisini ölçmek için uzun süreli araştırmaların sonuçlarının gözlenmesi lazım bunu da zaman gösterecek...

    • ALİ KÖPRÜLÜ @alikoprulu29

      Doğru söylüyorsun, yalnız manyetik radyasyonun hastalık etkisi çok düşüktür. Eski insanlar doğal yaşıyorlardı mevsiminde olan şeyleri yiyorlardı olmayanı yemiyorlardı, şimdi öylemi uygun ortamı oluştur bas hormunu istediğin mevsim istediğin bitkiyi yetiştir 🙂 Bunun yanında sebze meyveyi geçtik, o kadar çok fabrikasyon ürün yer olduk ki doğal yediğimiz ürünleri geçer oldu. O kadar kimyasalı bas vücuda, iç sigarayı vur alkolün dibine, ortalık manyak dolu zaten, hayat stres 😀 gel de kanser olma 😀 Anlayacağın bütün uygun ortam mevcut 🙂 Eski insanlar toprakla oynuyorlarmış, toprakla uğraşan insan da stres kalır mı 🙂 Şimdikiler de sabahtan akşama kadar masa başı, neyse böyle uzar gider, sen manyetik alanı boş ver doğal ve stressiz yaşamaya bak...

    • Hamdi Kellecioğlu @hkellecioglu

      Biraz da tıptaki tanı tekniklerinin gelişmesiyle de ilgili bu durum. Eskiden adam ölüyordu eceli geldi deyip geçiliyordu. Belki kanserdi kimsenin haberi yok. Zaten ortalama ömür ve yaşam kalitesine bakarsan eskiye göre artmış olduğu görülüyor. Teknoloji bizi öldürmüyor tam tersine yaşatıyor.

    • Onur Aksoy @onuraksoy

      radyasyon evren var olduğundan beri var biz buralarda yeniyiz 😉

  • godzilla87 @godzilla87

    ama her geçen gün nesnelerin doğaya olan etkisi artmakta. önceleri bilinmediğinden dolayı endişe edilirdi, şimdi bilindiği için endişe ediliyor.

  • Cenk Miri @cenkmiri

    Bir zamanlar, radyum kozmetik için kullanılırken de radyumun zararlı olduğunu iddia edenler varmış. 🙂

Kablolar kablolar ve yine kablolar

Geçen ay sipariş ettiğim Tronsmart MicroUSB kablo seti geldi. Üç tane 1 metrelik kablodan oluşuyor set. Şu arkadaş yani:

http://www.aliexpress.com/item/Tronsmart-TS-MUP1-Micro-USB-to-USB-Cable-3-Pack-1M-3FT-3/32379119994.html

7$, yani kabloların tanesi 7 liraya filan geliyor. Kaliteli kablo için çok iyi fiyat. Kabloların görünümü oldukça basit, hatta üzerinde Tronsmart yazmasa birazdan yazımıza konuk olacak ultra ucuz kablodan ayırt edilmesi güç ilk bakışta. Öyle cicili bicili birşey beklemeyin, düz kablo işte.

Diğer konuğumuz ise Nillkin'in hem MicroUSB, hem de Apple Lightning bağlantı imkanı sunan yassı kablosu. Linki şu:

http://www.aliexpress.com/item/CE-Certificate-100-Nillkin-2-in-1-Fast-USB-Data-Sync-Charging-Cable-For-iPhone-5S/32411550813.html

Ben 5$'a aldım, şimdi 4.75$ olmuş. Bu tek kablo fiyatı tabi, o yüzden yukarıdaki ürüne göre fiyat biraz yüksek. Diğer yandan hem daha uzun (1.2m), hem de Lightning bağlantısı da sunuyor. Apple'ın müşteri yolma yongasından var sanırım içinde, telefona takınca "bu kablo orjinal değil abi, telefonun yanarsa karışmam ha" uyarısı çıkmıyor. İyi yani.

Testimizin üçüncü konuğu Valueline marka yassı kablo. Teknosa satıyor. Fiyatı 15 lira. Uzunluğu 1 metre. Farklı renkleri mevcut.

http://teknosa.com/urunler/110271551/valueline-vlmp60410r1-00-usb-2-0-kablo-a-male-micr

Dört numaralu yarışmacımız LG G3'ün yanında gelen kablo. Bunu referans olarak kabul edeceğiz yani. Uzunluğu 1.2 metre.

Hep sosyetik takılmak olmaz, halk arasına da inmek lazım. S-Link marka iki ucuz kabloyu da denedim bunları denerken. İkisi de ucuz, 10-12 liralık kablolar. Daha ucuza da kablo var, ama onlara ben telefonumu bağlamam. S-Link'lerin ilki Tronsmart kablolara çok benziyor, kalınca ve sanki biraz kısa. Diğeri ince, soketi Apple'ın kablo soketlerine benzetilmiş, uzunluğu 1.2 metre. Sırasıyla S-Link 1 ve S-Link 2 diyeceğim bu arkadaşlara.

Kabloların hepsini LG G3 telefonun yanında gelen, 1.8A akım verebilen standart şarj cihazıyla denedim. Her kabloyu yaklaşık bir dakika boyunca bağlı tutarak denedim. Ölçüm için Ampere uygulamasını ve Nexus 4'ü kullandım. Ampere çok doğru ölçmüyor belki ama mukayese için kullanışlı. Burada amaç karşılaştırabilmek zaten. Test sonuçlarını minimum ve maksimum değerler şeklinde veriyorum.

Tronsmart: 800mA - 810mA
Nillkin: 810mA - 810mA
Valueline: 750mA - 780mA
LG orjinal kablo: 790mA - 810mA
S-Link 1: 400mA - 610mA
S-Link 2: 600mA - 610mA

Telefon şarjdan söküldüğünde ölçülen değer: (-230mA) - (-220mA)

Şimdi, sırayla gidelim. Tronsmart kablolar tam F/P canavarı. Hem ucuz, hem de orjinal kabloyla aynı performansı veriyor. Ben beğendim. Tekli satılmıyor, paketi açıp tek tek satanlar da pahalıya satıyor. Bunların bir de iki tane çok kısa, iki tane orta boy (bunlardan yani), iki tane de ekstra uzun (2 metreye yakın) kablodan oluşan seti var. Onun da fiyatı makul. Kablo lazımsa bu alınır.

Nillkin çok iyi. Orjinal kablodan daha iyi. Bağladığımda 810mA gösteriyordu, bir dakika boyunca ne düştü ne çıktı. Kıymetli cihazları bağlamak için ideal. Evde Apple cihazı varsa onu şarj etmesi de ekstra avantaj. Malzeme kalitesi filan çok iyi. Bulabileceğiniz en iyi kabloyu istiyorsanız bundan alın, çünkü gerçekten iyi. Kusur bulamadım resmen.

Valueline kablo öyle çok özel bir ürün değil. Yeterli kalitede, hafiften akım dalgalanması oluyor ama yine de fena değil. Nillkin veya Tronsmart kadar iyi olmasa da hemen her Teknosa'da satılıyor olması avantajı. Soketleri biraz kaba yalnız, 90'ların bilgisayar kabloları gibi. Bu soketler çok sağlam görünüyorlar ama göründükleri kadar dayanıklı değiller. Ara sıra indirime giriyorlar, o zaman almak mantıklı olabilir ama 15 lira bu kabloya bence fazla.

LG'nin OEM kablosu zaten referans olarak girdi teste, fiyatını da bilmiyorum. 10 lira filan değilse zaten çok pahalı diyeceğim çünkü diğer tarafta 15 liraya Nillkin var ve daha güzel.

S-Link'in kısa kablosu tam çöp. Akım kafasına göre dalgalandı. Taktığımda 400'dü, sonra 600'e çıktı, sonra 500'lere düştü, indi, çıktı filan. Bir kampanyadan ucuza almıştım bunları, normalde telefon filan bağlanmaz. Bu dalgalanma pilin canına okur.

S-Link'in ikinci kablosu (ince uzun olan) biraz daha iyi, ama yine de yeterince iyi değil. Akım stabil, dalgalanma yok, ama kablo direnci yüksek. Telefonu bozmaz ama şarj süresini uzatır. Bu iki kablonun yukarıdakilere göre tek avantajı mağazadan anında alınabilmeleri. Yoksa hem fiyatları yüksek, hem de kaliteleri kötü.

Sonuç olarak; eğer çok acil ihtiyacınız yoksa buradan kablo almayın. Bakın bunlar kapalı ambalajda satılan, "sözde kaliteli" kablolar. Aynı fiyata Çin'den çok daha iyisini almak mümkün. Çin kablolarının performansları da gayet iyi, hiç "2700 liralık telefonumu emanet ediyorum ama yanmaz inşallah" demeye gerek yok.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 24

İngilizceden Türkçeye gerçek bir çeviri motoru... Çok yakında.
LANGANA by Ali Rıza SARAL

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 52

Faşist filan değilim ben, ama milliyetçi bir insanım. Kendi ülkemin firmalarını hep desteklerim. Lakin bazen öyle şeyler oluyor ki, o firmanın batıp gitmesini, yerine de yabancı firmaların gelip adam gibi hizmet vermesini istiyorum. İşte bu durumlardan birini anlatacağım size.

Bugün 11 Eylül. Günlerden Cuma. Tam iki hafta önce, yani 28 Ağustos'ta Teknosa'nın internet sitesinde yaptığı bir kampanyadan yararlanarak bir kulaklık aldım. Kulaklığa da çok ihtiyacım yok aslında, ama o fiyata o ürün çok iyi gibi geldi, seyahatte filan kullanırım diye aldım. Daha doğrusu almaya teşebbüs ettim. Alıp alamadığım henüz belli değil, çünkü alışverişimin üzerinden iki hafta geçtiği halde ürün elime geçmedi. Üstelik, kargolarda oluşabilecek gecikmelerin önüne geçebilmek için alışveriş esnasında evimin yakınındaki Teknosa mağazasından teslim alma seçeneğini işaretlemiştim. Yani tek yapmaları gereken sevkiyat esnasında o ürünü o mağazaya getirmek. Kapıma kadar gelmesini de beklemiyorum.

Tabi ben de bu süre zarfında boş durmadım. İlk hafta pek ses çıkarmadım. Bir hafta süre tanıdım yani kendilerine. Ancak aynı kampanyadan yararlanarak aynı ürünü alan iki arkadaşımın eline ilk haftanın ortalarında ulaştı ürün. Üstelik bu arkadaşlarımdan biri Marmaris'te, diğeri Eskişehir'de yaşıyor. Hani başka vilayetlere geç ulaşır, İstanbul'a daha kısa sürede gelir ya genelde, burada tam tersi olmuş. Olabilir tabi, herşey tıkır tıkır işlemiyor her zaman. Ufak tefek aksaklıkları hoşgörüyle karşılamak lazım. Benim sinirlerimi sıplatan şey daha farklı.

Ürünü alan arkadaşlarımdan biri kendisine "ürününüz teslim edilmeye hazır" mesajı gelmediği halde mağazaya gittiğini, ürünün mağazada beklediğini, mesaj atmayı unuttuklarını söyledi. Ben de geçtiğimiz Cumartesi, yani siparişi vermemin üzerinden 8 gün geçtikten sonra belki benim kulaklığım da mağazada bekliyordur diye umutlanıp mağazaya uğradım geçerken. Yokmuş, gelince haber veriyorlarmış. Sipariş durumumu Teknosa'nın çağrı merkezinden öğrenebilirmişim. Eve döndüm ve Teknosa'nın çağrı merkezini aradım. Esas komedi bundan sonra başladı zaten.

Konuştuğum kişi, yani çağrı merkezi görevlisi bana zaten bildiğim şeyleri söyledi. Yani çağrı merkezi bile olsa bu kişiler bu firmanın çalışanı, ama benim Teknosa'nın sitesinde gördüğümden fazlasını göremiyorlar. Görüyorlarsa da söylemiyorlar. Neyse, ben biraz söylendim, işte "böyle şey mi olur, kaç gün geçti ürün gelmedi" filan dedim. "Departmana bildirdik, size dönecekler" dediler. Dönen olmadı. Birkaç saat sonra tekrar aradım. Biraz daha sert konuştum. Görevli bana aynı şeyleri tekrarladı. Bir saat kadar sonra tekrar aradım. Daha da sert konuştum. Sinirlenmiştim, çünkü kimse durumu umursamıyordu. O kulaklığın Pazar günü (yani ertesi gün) mağazaya teslim edilmesini talep ettiğimi söyledim. Hep "şikayetinizi iletiyoruz" dediler. Pek iletken insanlar gerçekten.

Sonunda Teknosa'dan birisi beni aradı. Yetkili olsa gerek, yani çağrı merkezi çalışanlarıyla zaten saat başı muhabbet ediyoruz. Aynı şeyleri söyledi. Ben de kendisine kulaklığı hemen istediğimi söyledim. Böyle bir uygulamaları yokmuş. Nasıl bir uygulamaları olduğu belli zaten. Adam bana satış sözleşmesinde beş iş günü içinde teslim edilmesi gerektiğinin yazdığını söyledi. Ben de kendisine zaten beş iş günü geçtiğini söyledim, "eeee... öööö..." gibi sesler çıkarmaya başladı. Mavi ekranın sesli hali yani. Biraz söylendim, biraz bağırdım, sistemlerinin çok kötü olduğunu söyledim. Umursamadı tabi. "Eğer kulaklık elime geçmezse yarın gidip mağazada olay çıkaracağım" dedim, onu da umursamadı. Dünya yansa hasırı yanmayacak. Bunun üzerine ben iyice sinirlenip bağırmaya başlayınca telefonu kapattı.

Pazartesi günüydü sanırım, mağazaya tekrar gittim. Durumu anlattım. "Bizim onlarla alakamız yok, biz sadece gelen ürünü teslim ediyoruz" dediler. Çağrı merkezini tekrar aradım, yetkiliyle görüşmek istediğimi söyledim. Öyle her istediğimde görüşemiyormuşum. Yetkili canı isterse bana dönüyormuş. Dönmediler tabi. Çarşamba günü aradım, yine aynı konuşma geçti çağrı merkeziyle aramızda. Ben söylendim, onlar ileteceklerini belirttiler. Yalnız sadece bir tanesinde görevli bana ürünün normalde İzmit mağazasından gönderildiğini, ama orada kalmadığını, Hatay mağazasından gönderileceğini ama oranın da henüz ürünü kargoya vermediğini söyledi. 10 gün boyunca alabildiğim en somut yanıt buydu. Kendisine nazikçe teşekkür ettim, görüşme sonrasında yapılan ankette de yüksek puanlar verdim.

Tekrar geldik Cuma akşamına. Yarın Cumartesi. Tekrar arayıp söyleneceğim, onlar da tekrar aynı şeyleri söyleyecekler. Siparişin üzerinden toplamda 14 normal gün, 10 iş günü geçti. Hareket yok. Bu nasıl bir firmadır ki, mağazalarıyla sitesinin birbiriyle hiç alakası yok, birşey sormak için bile yetkili birine ulaşılamıyor, herhangi bir şikayet durumunda geri dönen olmuyor, hata yaptıkları halde birisi de "kusura bakmayın bir aksama olmuş, özür dileriz, en kısa zamanda halledeceğiz" demiyor, kimse bir çözüm önermiyor. Bu firma kendi sektörünün en büyük firmalarından biri. Bir firmanın mağazası o firmanın şubesidir. Halbuki mağazaya gidiyorum, "bizim bilgimiz yok" diyor. Aramam gereken numarada bana cevap verenler sadece şikayetimi iletebiliyorlar.

Bir arkadaşım çağrı merkezi çalışanlarına söylenmemin ve bağırmamın yanlış olduğunu söyledi. Haklı aslında. O haklı da, ben de haklıyım. Bir ürün almışım, parasını peşin ödemişim, ama ürün iki hafta sonra hala elime geçmemiş. Benim birilerine söylenmem lazım. Teknosa'da ulaşabildiklerim sadece çağrı merkezi çalışanları. Bir yetkili gelsin, ona da bağırırım, zira hakediyorlar.

Sonuç olarak kulaklık hala gelmedi işte. Yarın bana dönüş yapsalar bile "şu anda birşey yapamıyoruz, kargolar kapalı" diyecekler. Önümüzdeki haftaya atacaklar, önümüzdeki hafta da tekrar sallayacaklar. İşte bu yüzden Teknosa batmalı. İflas etmeli. O beceriksiz çalışanları da işsiz kalmalı. Kimsenin ekmeğinden olmasını istemem, ama bu kadar umursamaz ve beceriksiz adamların hala maaş alıyor olmaları bana dokunuyor. Kapansın, bitsin, gitsin. Amazon gelsin Türkiye'ye. Best Buy geri gelsin. B&H gelsin ya. Çok ciddiyim, gavur mavur demem, onlardan yaparım alışverişi. Zira müşteri memnuniyetine daha fazla önem vereceklerini, desteğin de bu kadar rezil olmayacağını biliyorum. Kimsenin ciddiye almadığı Çinli küçük esnaf bile 2$'lık siparişin nerede kaldığını sorduğumda birkaç saat içinde dönüş yapıyor, eğer belirtilen sürede elime ulaşmadıysa hemen yenisini yolluyor. Bizim sektör devi Teknosa telefonlara cevap vermekten aciz.

Son olarak; Teknosa için bunları söyledim ama diğerlerinin de ondan farkı yok. Vatan Bilgisayar da aynı, Bimeks de. Ben sadece örneği Teknosa'dan verdim. Diğerlerinin de rezillik konusunda pek eksiği yok. Hepsi aynı pisliğin bir parçası.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 45