Mekanik Klavye Switch Rehberi - Cherry MX ve Razer Switch Özellikleri - Hangi Switch Daha İyi?

Mekanik Klavye Switchleri – Hangi Switch Daha İyi?

İnceleme Videosu: https://www.youtube.com/watch?v=ry-3OaFih5U

Mekanik klavyeler hakkında anlatılacak yazılacak çok şey var. Benim amacım en popüler olan switchlere göz atmak olacak yoksa 6 taneden çok fazla klavye switchi mevcut. O zaman başlayalım.

Bir mekanik klavyeyi tanımlayan en büyük farkı her tuşa ait bir anahtarının yani switchin bulunmasıdır ve bu tuşların her birinde bulunan mekanizmada bir taban (Keycap), bir yay ve birde sap vardır. Sapın şekline bağlı olarak, bu tür klavyelerin çeşitli harekete geçirme ve hareket mesafeleri vardır.

Herhangi bir anahtarın (Switch) davranışı üç kategoriye ayrılabilir:

Doğrusal (Linear):  Tuşun hareketi tutarlı ve sorunsuzdur.

Dokunsal (Tactile): Genellikle harekete geçirme noktasında, seyahatin (Travel) ortasında darbe (Bump) hissedilir.

Tıklanabilir (Clicky): Darbe hissedildiği zaman seyahatin (Travel) ortasında keskin bir "tık" sesi duyulur.

Seçtiğiniz anahtar türü ne olursa olsun, mekanik klavyeler PC oyunları oynamak için çok uygundur çünkü bastığınızda hatasız geribildirim sunar. Bununla birlikte, mekanik klavyelerin eğlenceli bir parçası, ihtiyaçlarınıza en uygun olanı almanız gerekiyor ve bunun için, anahtarlara (Switch) sizin için göz atacağım.

Dokunsal ve Klik türünde ki switchlerde her tıklama esnasında bir onay alırsınız ve geri bildirim veya aktivasyon noktasında geldiğinde çarpışma hissi verir. Kullanıcılar sonuna kadar basmadan belli bir nokta da tuş aktive olduğu için daha hızlı yazmaya uygundur. Gerçek zamanlı strateji yani RTS oyuncuları için uygun olabilir. Yazı yazmaya daha uygun olsa da oyun oynayanlarda tercih edebilirler ama bana göre ilk tercihleri bu tarz klavyeler olmasın.

FPS (First Person Shooter) gibi daha hızlı tempolu oyun türlerine girdiyseniz, doğrusal switchler size bir avantaj sağlayabilir. Memran klavyelerdeki gibi sıkıştırılacak bir kubbe (dome) veya Dokunsal ve Klik türü anahtarlarda ki gibi darbe tıklaması olmadığı için, tuştakımıza hızlı basabilir ve daha hızlı olabilirsiniz.

Mekanik klavyeler aynı zamanda “Rubber Dome” tür klavyelere göre çok daha dayanıklıdır. Örneğin, Cherry MX anahtarları anahtar türüne bağlı olarak 20-50 milyon tuş vuruşu ömrü vardır. “Rubber Dome” klavyeleri ise 5 milyona yakın.

Cherry MX

İlk kez 1983'te piyasaya sürülen Cherry MX anahtar ailesi tartışmasız şimdiye kadar yapılmış en başarılı klavye anahtarlarından biridir. Serideki her anahtar tipi, özelliklerini yansıtacak şekilde ayrı bir renkle işaretlenmiştir.

Cherry MX Red

Davranış: Doğrusal

Hissiyat: Hafif, Yumuşak

Hareket Kuvveti: 45g

Harekete Geçirme Noktası: 2mm

Toplam Yolculuk Mesafesi: 4mm

Ses Seviyesi: Sessiz

Ömrü: Anahtar başına 50 milyon tuş vuruşu

Kuvvet Eğrisi:

Öneri - Tavsiyeler: Minimum dirençle hızlı hareket arayan oyuncular için önerebilirim. Tuşun orta kısmında darbe hissiyatı olmaması oyunlar için önemli. Ancak bu nedenden dolayı Cherry MX Red, dokunsal geri bildirimden yoksun olduğu için yazı yazanlar için ideal olmayabilir.

Cherry MX Black

Davranış: Doğrusal

Hissiyat: Ağır

Hareket Kuvveti: 60g

Harekete Geçirme Noktası: 2mm

Toplam Yolculuk Mesafesi: 4mm

Ses Seviyesi: Sessiz

Ömrü: Anahtar başına 50 milyon tuş vuruşu

Kuvvet Eğrisi:

Öneri - Tavsiyeler: Daha hızlı tempolu oyunlarda özellikle FTP oyuncuları için. Basım için gerekli olan kuvveti hazla olduğu için yazı yazmaya en az uygun anahtar türüdür.

Cherry MX Blue

Davranış: Tıklama

Hissiyat: Ağır

Hareket Kuvveti: 50g – Zirve Gücü: 60g

Harekete Geçirme Noktası: 2.2mm

Toplam Yolculuk Mesafesi: 4mm

Ses Seviyesi: Yüksek Sesli

Ömrü: Anahtar başına 50 milyon tuş vuruşu

Kuvvet Eğrisi:

Öneri - Tavsiyeler: Öncelikle yazı yazanlar için. Yazarlar, Editörler, Gazateciler vb. için çok uygun. Cherry MX Blue, çalışma noktanın ötesine bastığında farklı bir "tık" sesi verir, bu da Cherry MX ailesindeki en yüksek düğmeyi oluşturuyor. Cherry MX Blue'nın ayrık sürgülü yapısı da tüm Cherry MX anahtarlarından en yüksek dokunmatik geribildirimine sahiptir.

Cherry MX Brown

Davranış: Dokunsal

Hissiyat: Orta

Hareket Kuvveti: 45g - Zirve Gücü: 55g

Harekete Geçirme Noktası: 2mm

Toplam Yolculuk Mesafesi: 4mm

Ses Seviyesi: Sessiz

Ömrü: Anahtar başına 50 milyon tuş vuruşu

Kuvvet Eğrisi:

Öneri - Tavsiyeler: Yazı yazmaya ve oyun oynamaya uygun. Cherry MX Brown, en iyi "orta halli" anahtar olarak yaygın olarak kabul edilmektedir.

Razer

Oyuncu ekipmanı ararken Razer ürünlerine rastlamadan oyuncu ekipmanına alışverişi yapmanız neredeyse imkansız. 2014 yılında Razer, Razer mekanik anahtarlarını geliştirmek için Kaihua Firmasıyla işbirliği yaparak Razer BlackWidow mekanik klavyelerini geliştirdi. Bu birlikteliğin sonucunda Razer, kendine özgü switchlerini ve kendi üretim hatlarını geliştirdi; bunları üreten birden fazla üretici, Kaihua, Greetech ve muhtemelen farklı firmalar daha. Razer Green, Razer Orange ve Razer Yellow türünde anahtarlara sahipler.

Razer Green

Davranış: Tıklama

Hissiyat: Ağır

Hareket Kuvveti: 50g - Zirve Gücü: 55g

Harekete Geçirme Noktası: 1.9mm

Toplam Yolculuk Mesafesi: 4mm

Ses Seviyesi: Yüksek Sesli

Ömrü: Anahtar başına 60 milyon tuş vuruşu

Kuvvet Eğrisi:

Öneri - Tavsiyeler: Öncelikle yazı işleri ve oyun. Aktive etme noktası Cherry MX Blue ve Kailh Blue’dan daha yüksektir. Bunun dışında, davranışları Cherry MX Blue ve Kailh Blue ile neredeyse aynı. Razer, normalde 0.7mm olan harekete geçme ve sıfırlama noktaları arasındaki mesafeyi 0.4 mm'ye kısaltan gecikmeyi başardığını iddia ediyor.

Razer Turuncu

Davranış: Dokunsal

Hissiyat: Orta

Hareket Kuvveti: 45g - Zirve Gücü: 55g

Harekete Geçirme Noktası: 1.9mm

Toplam Yolculuk Mesafesi: 4mm

Ses Seviyesi: Sessiz

Ömrü: Anahtar başına 60 milyon tuş vuruşu

Kuvvet Eğrisi:

Öneri - Tavsiyeler: Yazı yazmaya ve oyun oynamaya uygun. Razer Orange, Kailh Brown'un neredeyse bir kopyası. Sessiz bir dokunsal darbe ve tek parçalı bir kaydırıcı tasarımı bulunuyor.

Mekanik Klavyelerin Artıları ve Eksileri

Konumuz mekanik klavyelere detaylı olarak incelemek değil ama artı eksilerine bakmadan geçmek olmazdı yinede.

Mekanik klavyeler "rubber dome"lu klavyelere oranla daha uzun ömürlüdür. Bunun temel sebebi klavyelerde bulunan ortalama 104 tuşunda kendisine ait bir anahtarı bulunması.

Her tuşun ayrı switch mekanizmasının olması ağırlık anlamında klavyeye negatiflik kattığını söyleyebilirim. Ağırlık taşıma konusunda sıkıntı çıkartsa da masadan kayma konusunda çok büyük yardımları oluyor.

Mekanik klavyenin basım hissi açısında da oldukça büyük bir artısı bulunuyor. Kullandığımız rubber dome yani membran klavyelerde bir tuşa basabilmek için 4mm lik basım ve 60 cN - 75 cN luk bir güç uygulamanız gerekirken mekanik klavyelerde 2mm lik basım ve 45 cN - 60 cN luk güç uygulamanız yeterli olacaktır. Bu farklar iki klavye türü arasındaki tepki sürelerini farklarına neden olan faktör.

Seçenek konusunda da oldukça çeşitli. Yani yukarıda saydığım ve sayamadığım bir çok switch yapısında bir klavye alabilirsiniz. IBM'ın ünlü "buckling spring" anahtarları, Topre'nin elektrostatik anahtarları veya Razer'ın kendi üretmiş olduğu yeşil switchleri belkide size daha uygundur. IBM'ın kini şu günlerde bulmak oldukça güç gerçi ama neyse.

Basım hissi, basım hassasiyeti dedik ve aslında kullanıcıların pek dikkat etmediği ama en büyük fark basım ömrü. Normal bir klavyede bir tuşa biçilen ömür ortalama 5 milyonken mekanik bir klavyede 40 ile 80 milyon arasında değişiklik göstermektedir.

Özellikle multiplayer oyuncularının korkulu rüyası ghosting anlamında da mekanik klavye fark yaratıyor. Öncelikle ghosting nedir onu bi açıklayalım. Ghosting; monitörler de hayalet efekti olarak bilinen temel olarak tepki süresinin uzunluğundan kaynaklı bir durumdur. Klavyelerde ise ghosting, yakın çevrede basmış olduğunuz 2 tuşa komşu olan 3. tuşun istemsiz şekilde basılıyormuş gibi etkilenmesi durumudur. Membran klavyelerde karşılaşabileceğiniz bu durum mekanik klavyelerde görmeniz sizin basmanız dışında imkansızdır.

Negatif hanesine fiyatını yazmak istemezdim ama gerçek anlamda ünlü markaların mekanik klavyeleri oldukça pahalı. Verilen paranın hakkını veriyorlardır muhakkak fakat herkesin o paraları klavyeye vermesini bekleyemeyiz.

Neyse bu konudan da bu kadar. İllaki bilgi eksikliğim veya hatam olmuştur şimdiden affola. Yorumlar kısmına yanlış gördüğünüz yerleri belirtirseniz düzeltirim.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • protego @protego

    Şöyle bir eklemeye yapayım. Farklı mekanik klavyeleri kısa süreli deneme şansım oldu ve gidip Mx Blue switch'li bir klavye aldım. Evet bu yazı yazmak için uygun diye geçiyor ama, ben oyun için de kullanıyorum. Kesinlikle blue switch oyunlar için de en iyisi. Normalde klavyelerde bazen tuşa basarsın tuş yarım gider basıp basmadığını anlamazsın. Ama burda öyle değil, basma işlevini kontrol eden ayrı bir mekanizma var. Tuşun yarısına kadar bastırınca bir direnç noktası var. Orayı geçince tuş kendini dibe atıyor ve klik sesi çıkıyor. Bastım mı basmadım mı derdi olmuyor.

    • UmuTzn @umutzn

      Aynen basım hissi anlamında kesinlikle en iyisi. hangi tür oyun oynadığına göre değişir ama dediğiniz şey. Örneğin en çok oynadığım oyun FİFA 17 şuan. Pas atmak için ya şut için çok küçük bir basım yeterli oluyor Linear özellikli switchler için.
      Yinede her switch kendi kullanıcısına sahip ve bu türlerin en popüleri Blue olanı..

  • Maxim Tsigalko @maximtsigalko

    Tüm incelemelerini izliyorum kanallarınızdan. Bu sorunun muhatabı sensin diye düşünüyorum. Razer Green sesine en yakın klavye var mı bildiğin? Ucuz ve o ses deneyimini yaşatacak bir klavye var mı?

  • handeg @handeg

    Biryerde okumuştum razer blackwidow klavyesinin switchleri bozuluyormuş diye ve banada denk geldi m 3 ve 0 tuşlarım bozuk sinir krizleri geçiriyorum paramla rezil oldum resmen klavyeyi çöpede atmak istemiyorum ama ne yapıcağımıda bilmiyorum klavyeye benzer birşey alın ama razerı kesinlikle önermiyorum.

    • vehbi @ibo-200573

      klavyeye düzgün davranmazsan "nasıl olsa parasını verdim munagoyim sert bassam ne olur ki" dersen klavyenin bozulması çok normal ne kadar sağlamlık iddia etse de klavye yapımcıları klavyenin tuşlarına bir alacağın varmış gibi basarsan klavye bozulur yaklaşık 9 aydır razer huntsman kullanıyorum blackwidowu da 4 sene kullandım hiçbir sorun yaşamadım

Akıllı Lamba Anahtarı İncelemesi

Daha önce akıllı aydınlatma ürünleri kullandıysanız geleneksel anahtarla beraber kullanmaya çalıştığınızda problem çıkardığını ve hayatı kolaylaştırmak yerine zorlaştırdığını görmüşsünüzdür. Mesela lambayı anahtardan kapatırsanız akıllı sistem devre dışı kalıyor. Bu ürünlerin varsa RGB modları da bir süre sonra pek kullanılmaz ve standart lamba gibi kullanılmaya devam edilir. İşte bu tip sorunların önüne geçmek için piyasada çeşitli markalarda akıllı anahtarlar mevcut. Bendeki Aliexpress'den aldığım Loratap markasına ait çift switchli bir model. Ama başka markalara ait dim destekli ve güç ölçerlileri olanları da var. Türkiye'de ise sadece tek switchli model bulabildim.

Bu ürünler aydınlatma ürünlerini gerçekten akıllı denebilecek bir seviyeye çıkarıyor. Uygulama ve duvar anahtarı o an hangisini kullanmak isterseniz birbiriyle senkron bir şekilde çalışıyor. Duvar anahtarından bassanız bile uygulama arayüzünde lambanın açıldığı görebiliyorsunuz. Bunun dışında zaman ayarı, geri sayım, diğer cihazlarla algoritmalar oluşturma gibi senaryolar da destekleniyor. Mesela bizim evde koridorun duvar anahtarı saçma sapan bir yerde. Bu yüzden dış kapıya sensör aldım. Kapı açıldığında koridor ışıkları yanıyor. 2dk sonra da geri kapanacak şekilde ayarladım. İstersem anahtarla kendim de kapatıyorum. Bunların hepsi o anki durum neyse uygulamada aynen görünüyor.

Ürünün bir başka avantajı da istediğiniz tasarımda aydınlatma ile kullanabiliyorsunuz. Belli bir ampul modeline bağlı kalmanıza gerek yok. Evde çok sayıda lambadan oluşan avize varsa hepsini tek seferde açabiliyor. 5A'e kadar da akım geçirebiliyorsunuz. Eğer kullanmak isterseniz vaviyen anahtarla beraber de çalışıyor.

Uygulama Tuya altyapısını kullanıyor. Arada ufak gecikmeler olsa da uygulama genel olarak düzgün çalışıyor diyebilirim.

Ürünün tek handikapı duvardan çıkan tellere ek olarak nötr bir hat daha gerektiriyor olması. Yakınlarda başka bir hat varsa duvardan tel geçirmekte zorlanmazsınız ama uzak bir yerde ise iş biraz zorlaşıyor. Eğer bu sorunu çözebilirim diyorsanız rahatlıkla tavsiye edebileceğimbir ürün.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Sokaktan Sahiplenebileceğiniz Kedi Cinsleri ve Karakterleri

Sarman :

Büyük bir çoğunluğu erkektir. İnsanlarla iletişimi iyidir ve sadıktırlar.

Tuxedo :

Smokinli kedi olarak bilinirler. Kimileri Beşiktaşlı kedide der. 🙂 Diğer kedilere göre daha zekidirler.

Tekir :

Hepimizin bildiği kedi türü. Aşırı oyuncu ve enerjiktirler.

Bombay :

Gece siyahı tüyleriyle panter abilerini anımsatır. Çok sakin ve arkadaş canlısıdırlar. Evde yaramazlık yapmasın diyorsanız bu kara çocukları öneririm.

Calico :

3 renkli kedi olarakta bilinirler. Tüm renklerin birleşimi olan bu kedilerin büyük çoğunluğu dişidir. Azda olsa erkekleride vardır ama onlarda doğuştan kısırdır. Dişi olanlarının özellikle çocuklarla arası çok iyidir.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 17

Ali nin günlüğü : 25 Temmuz 2053

Öncelikle kahramanımızı tanıtalım ve sonrasında kendi ağzından bir gününü nasıl geçirdiği ile ilgili yazdığı bloğu okuyalım.

Ali 32 yaşında bir otonom sürüş izleme-ve yayınlama uzmanı. Tesla’da otonom 6 kişilik dron “vuu 5” modellerinin izlenmesini, testlerini ve yeni versiyon yayınlanma işlerini takip eden ekibin bir üyesi. Gün içerisindeki görevi random drone’ların sistemlerine bağlanıp seyehat programlarını izlemek ve yanlış bulduğu manevra ve harketleri raporlamak.

İstanbulda Gök apartmanları 52. Kat’da 40m2 bir dairede yaşıyor. Tamamen dinamik olan bu daire 120m2 bir yaşam alanı sunuyormuş izlenimi veriyor. Bekar ve ailesi Antalya da yaşıyor.

Blog başlar :

Sabah 07.30 da Melisa’nın tatlı ses ile uyandım “Uyan Aliciğim saat tam 07.30, hava 24 derece ve az bulutlu. Bu gün tatilden önceki son iş günün” diye fısıldadı kulağıma (Ali’de kişisel asistanı(Melisa) ile bağlantılı bir beyin chip implantı var ve bu sesleri kulağında gömülü biyonik kulaklık ile iletiyor.)

Uyanır uyanmaz Melisanın tatil öncesi ruh halime göre bestelediği mükemmel melodiler ile güne çok pozitif başladığımı itiraf etmeliyim. Yarın bayram ve ben akşam 20.00 uçağı ile ailemin yanına gideceğim için çok mutluyum.

Yataktan kalktım ve yatağımın katlanıp yavaşça duvarın içine girmesini, ve yerinde çalışma koltuğumun belirmesini sakin gözlerle izledim. Evinin canlı bir varlık gibi davranmasına alışabildiğimi söylemem kolay değil, hala zamana ihtiyacım var.

Elimi yüzümü yıkamak ve kendime gelmek için banyonun yolunu tuttum, yolunu tuttum derken 5-6 adımda geldim işte.

Karnım zil çalıyordu, 8 de başlayacak olan mesaimin başlamasına daha 15 dk var, yemek için çok uzun bir süre, acaba alarmı 10 dk daha ileriye mi kursam diye düşünürken kendimi besin dolabının kapağını açarken buldum. Dalgınlık işte düşünceler içerisinde şuursuzca hareket etmek, bilinç altı bizi böyle yönlendiriyor, size de olmaz mı bu?

Kahvaltı için gerekli bütün besinleri içerdiğini iddia eden sucuklu yumurta tadındaki kapsülü azıma attığımda yaşadığım lezzet patlaması harika, hemen yutmayıp hapı 25-30 saniye ağzımda gezdirdim. Üzerine birde sıkma portakal suyu etkili vitamın hapını attım ağzıma. Nasıl oluyor da bir hap ile ağzında serin portakal suyunun tadını tanelerine varana kadar hissedebiliyorum bir türlü aklım almıyor. Bu haplar ile chip arasında bir bağlantı olduğunu ve chip in beyne bu hissiyatı gönderdiği ile ilgili uçuk teoremler okumuştum ama artık günahları boyunlarına. Teknolojinin henüz o noktaya geldiğini düşünmüyorum.

Kahvaltımı yaptıktan sonra tavandan zemine kadar cam olan dairemin cam kenarına yaklaştım ve dorne’ların arı gibi birbirine çarpmadan havada süzülmelerini izledim. Çocukken karlı kış günlerinde yine böyle pencereden bakar ve kar tanelerinin nasıl oluyor da birbirine değmeden yere kadar ulaştıklarını düşünürdüm, aynı kutuplar birbirini iter mantığı ile çalıştığını öğrendiğimde o kadar basit değil diye de düşünmüştüm. Zira nasıl aynı kutup oluyorlar, kar tanesinin içinde kutubun ne işi var?  bu itiş gücünün kuvveti farklı kar tanesi boyutlarına karşın nasıl aynı oluyor. Aynı olması lazım ki hepsi bir tarafa doğru gitmesin değil mi.

Artık drone’ların birbirine çarpmadan havada ilerlemesini sağlıyoruz. Aslında çok acil durumlarda devreye giren aynı kutupların birbirini itmesi sistemi bizim dorne’larda da var.

Melisa kulağıma haydi iş başına diye fısıldadı, 10 dk nasıl böyle çabuk geçti derken yine zaman’ın  göreceli olduğunun bir kanıtı daha kendini aşikar etmişti.

Koltuğuma yaklaşınca ben rahat oturayım diye pozisyon aldı ve silikon, deri karışımı ergonomik ve vücuduma göre şekil alan koltuğun üstüne kendimi bıraktım. Bu koltuktan 1 ay boyunca kalkmazsan bile fiziksel olarak olumsuz bir etkisi olmuyormuş, arada sağıma soluma titreşimler verip pozisyonunu da değiştiriyor, sanırım uzun oturmalar için bazı önlemler.

Lensimde sisteme login olduğuma dair onay mesajını gördüm ve daha konforlu olduğunu düşündüğüm için lensi çıkartarak kapsülümdeki sanal gerçeklik kaskını kafama doğru çektim. Bu kask başıma temas etmiyor ve 10K ekran çözünürlüğü ile inanılmaz netlikte görüntüler sunabiliyor.

İlk kontrol drone’um Bostancı İkitelli arasında toplu yolcu taşımacılığı yapan vuu 5. vuu 5 ler 6 kişilik ama 4 kişi içine bindikten sonra yoluna devam ediyor, anlayacağınız eski dolmuş zihniyetinden kurtulamadık hala 😊 ben bağlandığımda kalkmasına 10sn vardı, hızlıca sistemlerine göz gezdirdikten sonra kalkmasını bekledim. Koltuğum Tesla tarafından üretilmiş ve bu sistemleri izlemek üzerine tasarlandığı için drone’daki bütün titreşim ve ani manevraları taklit ederek müşteri deneyimini de bana yansıtabiliyor. Kalkışta normalden fazla bir titreşim hissettim, daha önce böyle bir şey olamamıştı çok şaşırdım. Acaba koltuk mu bozuldu diye düşündüğüm için drone içi kamerayı yolculara çevirdim ve onlarında ciddi korktuğunu gözlemledim. Drone sarsıntıyı fark ettiği için ve sistemlerinde beklenmeyen bir arıza tespit edemediğinden yolculara sakin olmaları konusunda bir anons yaptı.

Hemen drone’un hata günlüğüne girmesi için Melisa ya komut verdim. Melisa günlük kayıtlarını taradı ve bir hataya rastlamadığını belirtti. Kalkıştan sonra ise sarsıntı kesilmişti. Rapor günlüğüme bunu belirtip yöneticime konuyu yükselttikten sonra, dron’u takip etmeye devam ettim. Başka bir olay olmadan İkitelli durağına ulaştı ve inişini tamamladı.

Titreşim ile iligili hata kritik olabileceği için droun’u servis dışı olarak belirledim ve başka bir drone ‘u takip etmeden önce olayı araştırmaya başladım. Seyir kayıtlarından kalkış öncesindeki kamera kayıtlarını incelemeye başladım. 360 derece drone’un çevresinde olağan dışı bir faaliyet gözlemleyemedim. Sonrasında alt kameraya geçtim orada da her şey sakin görünüyordu. Kalkış anına kadar alt kamerayı izlemeye devam ettim ve bingo. Sorunu alt kameradan kalkış anında görebildim.

Dorne lar güvenlik amacı ile altta bir noktaya ince bir çelik halat ile manyetik olarak bağlı. Kalkış anında kutuplar yön değiştirerek halat le bağlantı noktası birbirini itmeye başlıyor. Yani aynı kutuplardan ters kutuplara geçmiş oluyor. Bu gün ne kadar da kutupsal bir bir gün geçirmişim ben 😊 .Kutupların değişimi senkronunda bir hata olduğunu bağlantı günlüklerinde görebildim. Bunun sebebi’ni araştırmak için ise saha ekibine konuyu yönlendirdikten sonra başka bir dronu izlemeye devam ettim.
Gün sonuna kadar başka bir problem ile karşılaşmadım. Zaten bütün drone’ları kontrol etmek mümkün değil. Sadece İstanbul semalarında 150.000 drone çalışıyor ve izleme ve yayınlama ekibi sadece 30 kişi. Yapay zeka bir çok kontrolü kendi yapsa da hala insan elinin bu işlerin üzerinde olduğunu bilmek seyahat için drone kullanan müşterilere güven veriyor.

16.00 da biten mesaimin ardından önceki günlerde tatil için hazırladığım çantalarımda son düzenlemelerini yaptım. Otomatik vakum sistemi ile bir sürü eşyanın küçücük bir vailze sığmasına da hala alışamadım. Saat 18.30 u gösterdiğinde hava alanına gitmek için beklediğim drone balkonumdaki dorne bağlantı noktasına bağlandı. Tesla çalışanlarına indirim yaptığı için VIP ve tek kişilik lüks taşıyıcıma doğru ilerlerken valizlerim de peşimden usul usul gelip kendilerini bagaj bölümüne yerleştirdiler. Tabi bu drone’u saat 20.00 de uçağım olduğunu bilen Melisa çağırmıştı.

Drone ile yaklaşık 20 dk lık seyehat sonrasında İstanbul hava limanında uçağıma en yakın giriş kıpısında iniş gerçekleşti. Valizlerim benden önce uçağın kargo bölümüne doğru arkalarından el salladım, bende direk uçağımdaki rezerve ettiğim koltuğa doğru ilerledim(check-in ve ya herhang bir ekstra kotrol yok çünkü kişisel chipler zaten bu kontrolleri sistem ile entegre yapıyor).

Hibrit uçak olduğu yerde havalanıp belirli bir yükseklikte jet motorlarının itme gücü ile harika bir ivmelenme ile koltuğa beni gömerek ilerlemeye başlıyor.

Saat 20.20 gibi Antalya havalimanın da indikten sonra ailemin evine götürecek olan drone 8 numaralı park alanında beni bekliyordu. Ailemin evi 2020 yıllarında inşa edilmiş olan eski bir ev olduğu için drone yakında bir park alanına park etti ve ben bavulları taşımak istemediğim için Uber’den çağırdığım bir otomobil ile eve kadar gittim. Bu otomobilleri de rekabet edebilsin diye çok ucuzlattılar, birde her yerinde ekranlar, acayip ses sitemleri otomatik kahve çay ikramları. Gideceğimiz yolda yol olsa, 5 dk gidip ineceğiz ne kahvesi!

Ailemin apartmanına geldiğimde bu eski asansör beni korkutsa da, 8. Kat olduğu için merdivenleri tırmanmak istemedim. Bu devirde hala halat ile çalışan bir sistem, halbuki Tesla hyperloop sistemini asansörlere uygulayalı 10 yıldan fazla bir süre olmuştu. Tesla diyip duruyorum, maksadım reklam değil aslında çalıştığım ve mutlu olduğum bir şirket olduğu için bu kadar değindim.

Anne ve babam ile hasret giderdikten sonra, eski usul güzel bir akşam yemeği sonrasında midem hafif isyan etse de keyfime diyecek yoktu. Babam ise yemek sonrası başladı yine eskilerden anlatmaya, vay efendim önceden sosyal medya şöyle güzeldi vay efendim önceden telefonlar vardı elimiz boş kalmazdı, ama olsun babam anlatsın ben sabaha kadar dinlerim.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Bondic sıvı plastik yapıştırıcı incelemesi

Kırık objeleri yapıştırıcılarla yapıştırmak çoğu zaman çözüm olsa da, özellikle kırık parçaların bütünlüğünü kaybettiği durumlarda, dolgu malzemesi gerekiyor. Hatta bazen kırık parçanın eksik kısmını yeniden üretmek şart oluyor. Bondic bunun için piyasada olan çözümlerden biri. 4 saniyede UV ile donan sıvı platik olan Bondic, yapıştırıcı yerine geçmiyor ama birçok şeyi tamir etmenize imkan tanıyor.
Teknolojiye dair son haberleri kaçırmamak için ABONE olun ► https://goo.gl/z4MuvY

TeknoSeyir Ailesi Kanalları:
Oyun Kanalımız: Gamende ► https://goo.gl/MN4ExT
Otomobil Kanalımız: Otoseyir ► https://goo.gl/ZXgxLT

Sosyal Medya Hesaplarımız:
Twitter ► https://twitter.com/teknoseyir
Facebook ► https://www.facebook.com/TeknoSeyir

TeknoSeyir kanalı, Türkiye'nin yeni nesil teknoloji platformu TeknoSeyir'in teknolojiyle ilgili son gelişmeleri verdiği YouTube hesabıdır. Teknolojik ürün incelemelerine, teknolojiyle ilgili son gelişmelere bu hesaptan ulaşabilirsiniz.

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 64

Bir zamanlar elektrik lambasını kullanmak sağlığa zararlı mı diye ciddi anlamda endişe duyanlar varmış. Benzeri fotoğraf makineleri için de bir süre geçerli olmuş. Günümüzde cep telefonu, sosyal ağlar bu endişelerden nasibini alıyor. Nesneler değişiyor ama insanların endişeleri aynı kalıyor.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 17
  • internettin hoca @internettin-hoca

    bence bugünkü sosyal ağ bağımlılığı ile elektrik lambasının ve fotoğraf makinasının alakası yok bunlar çok farklı şeyler...

  • Serkan Satılmış @srkn_82

    Ben yine de teknolojik nimetlerin getirdiklerinin yanında götürdüklerininde azınmayacak derecede olduğunu düşünüyorum. Bundan 40-50 yıl önce kanser hastalığına bu kadar çok rastlanmazken bugün genç yaşlı farketmeden çok fazla kanser hastalığı ortaya çıkıyor. Bunun önemli sebebleri arasında manyetik radyasyonunda etkisi olduğunu düşünüyorum. Tabi bunun etkisini ölçmek için uzun süreli araştırmaların sonuçlarının gözlenmesi lazım bunu da zaman gösterecek...

    • ALİ KÖPRÜLÜ @alikoprulu29

      Doğru söylüyorsun, yalnız manyetik radyasyonun hastalık etkisi çok düşüktür. Eski insanlar doğal yaşıyorlardı mevsiminde olan şeyleri yiyorlardı olmayanı yemiyorlardı, şimdi öylemi uygun ortamı oluştur bas hormunu istediğin mevsim istediğin bitkiyi yetiştir 🙂 Bunun yanında sebze meyveyi geçtik, o kadar çok fabrikasyon ürün yer olduk ki doğal yediğimiz ürünleri geçer oldu. O kadar kimyasalı bas vücuda, iç sigarayı vur alkolün dibine, ortalık manyak dolu zaten, hayat stres 😀 gel de kanser olma 😀 Anlayacağın bütün uygun ortam mevcut 🙂 Eski insanlar toprakla oynuyorlarmış, toprakla uğraşan insan da stres kalır mı 🙂 Şimdikiler de sabahtan akşama kadar masa başı, neyse böyle uzar gider, sen manyetik alanı boş ver doğal ve stressiz yaşamaya bak...

    • Hamdi Kellecioğlu @hkellecioglu

      Biraz da tıptaki tanı tekniklerinin gelişmesiyle de ilgili bu durum. Eskiden adam ölüyordu eceli geldi deyip geçiliyordu. Belki kanserdi kimsenin haberi yok. Zaten ortalama ömür ve yaşam kalitesine bakarsan eskiye göre artmış olduğu görülüyor. Teknoloji bizi öldürmüyor tam tersine yaşatıyor.

    • Onur Aksoy @onuraksoy

      radyasyon evren var olduğundan beri var biz buralarda yeniyiz 😉

  • godzilla87 @godzilla87

    ama her geçen gün nesnelerin doğaya olan etkisi artmakta. önceleri bilinmediğinden dolayı endişe edilirdi, şimdi bilindiği için endişe ediliyor.

  • Cenk Miri @cenkmiri

    Bir zamanlar, radyum kozmetik için kullanılırken de radyumun zararlı olduğunu iddia edenler varmış. 🙂

Kablolar kablolar ve yine kablolar

Geçen ay sipariş ettiğim Tronsmart MicroUSB kablo seti geldi. Üç tane 1 metrelik kablodan oluşuyor set. Şu arkadaş yani:

http://www.aliexpress.com/item/Tronsmart-TS-MUP1-Micro-USB-to-USB-Cable-3-Pack-1M-3FT-3/32379119994.html

7$, yani kabloların tanesi 7 liraya filan geliyor. Kaliteli kablo için çok iyi fiyat. Kabloların görünümü oldukça basit, hatta üzerinde Tronsmart yazmasa birazdan yazımıza konuk olacak ultra ucuz kablodan ayırt edilmesi güç ilk bakışta. Öyle cicili bicili birşey beklemeyin, düz kablo işte.

Diğer konuğumuz ise Nillkin'in hem MicroUSB, hem de Apple Lightning bağlantı imkanı sunan yassı kablosu. Linki şu:

http://www.aliexpress.com/item/CE-Certificate-100-Nillkin-2-in-1-Fast-USB-Data-Sync-Charging-Cable-For-iPhone-5S/32411550813.html

Ben 5$'a aldım, şimdi 4.75$ olmuş. Bu tek kablo fiyatı tabi, o yüzden yukarıdaki ürüne göre fiyat biraz yüksek. Diğer yandan hem daha uzun (1.2m), hem de Lightning bağlantısı da sunuyor. Apple'ın müşteri yolma yongasından var sanırım içinde, telefona takınca "bu kablo orjinal değil abi, telefonun yanarsa karışmam ha" uyarısı çıkmıyor. İyi yani.

Testimizin üçüncü konuğu Valueline marka yassı kablo. Teknosa satıyor. Fiyatı 15 lira. Uzunluğu 1 metre. Farklı renkleri mevcut.

http://teknosa.com/urunler/110271551/valueline-vlmp60410r1-00-usb-2-0-kablo-a-male-micr

Dört numaralu yarışmacımız LG G3'ün yanında gelen kablo. Bunu referans olarak kabul edeceğiz yani. Uzunluğu 1.2 metre.

Hep sosyetik takılmak olmaz, halk arasına da inmek lazım. S-Link marka iki ucuz kabloyu da denedim bunları denerken. İkisi de ucuz, 10-12 liralık kablolar. Daha ucuza da kablo var, ama onlara ben telefonumu bağlamam. S-Link'lerin ilki Tronsmart kablolara çok benziyor, kalınca ve sanki biraz kısa. Diğeri ince, soketi Apple'ın kablo soketlerine benzetilmiş, uzunluğu 1.2 metre. Sırasıyla S-Link 1 ve S-Link 2 diyeceğim bu arkadaşlara.

Kabloların hepsini LG G3 telefonun yanında gelen, 1.8A akım verebilen standart şarj cihazıyla denedim. Her kabloyu yaklaşık bir dakika boyunca bağlı tutarak denedim. Ölçüm için Ampere uygulamasını ve Nexus 4'ü kullandım. Ampere çok doğru ölçmüyor belki ama mukayese için kullanışlı. Burada amaç karşılaştırabilmek zaten. Test sonuçlarını minimum ve maksimum değerler şeklinde veriyorum.

Tronsmart: 800mA - 810mA
Nillkin: 810mA - 810mA
Valueline: 750mA - 780mA
LG orjinal kablo: 790mA - 810mA
S-Link 1: 400mA - 610mA
S-Link 2: 600mA - 610mA

Telefon şarjdan söküldüğünde ölçülen değer: (-230mA) - (-220mA)

Şimdi, sırayla gidelim. Tronsmart kablolar tam F/P canavarı. Hem ucuz, hem de orjinal kabloyla aynı performansı veriyor. Ben beğendim. Tekli satılmıyor, paketi açıp tek tek satanlar da pahalıya satıyor. Bunların bir de iki tane çok kısa, iki tane orta boy (bunlardan yani), iki tane de ekstra uzun (2 metreye yakın) kablodan oluşan seti var. Onun da fiyatı makul. Kablo lazımsa bu alınır.

Nillkin çok iyi. Orjinal kablodan daha iyi. Bağladığımda 810mA gösteriyordu, bir dakika boyunca ne düştü ne çıktı. Kıymetli cihazları bağlamak için ideal. Evde Apple cihazı varsa onu şarj etmesi de ekstra avantaj. Malzeme kalitesi filan çok iyi. Bulabileceğiniz en iyi kabloyu istiyorsanız bundan alın, çünkü gerçekten iyi. Kusur bulamadım resmen.

Valueline kablo öyle çok özel bir ürün değil. Yeterli kalitede, hafiften akım dalgalanması oluyor ama yine de fena değil. Nillkin veya Tronsmart kadar iyi olmasa da hemen her Teknosa'da satılıyor olması avantajı. Soketleri biraz kaba yalnız, 90'ların bilgisayar kabloları gibi. Bu soketler çok sağlam görünüyorlar ama göründükleri kadar dayanıklı değiller. Ara sıra indirime giriyorlar, o zaman almak mantıklı olabilir ama 15 lira bu kabloya bence fazla.

LG'nin OEM kablosu zaten referans olarak girdi teste, fiyatını da bilmiyorum. 10 lira filan değilse zaten çok pahalı diyeceğim çünkü diğer tarafta 15 liraya Nillkin var ve daha güzel.

S-Link'in kısa kablosu tam çöp. Akım kafasına göre dalgalandı. Taktığımda 400'dü, sonra 600'e çıktı, sonra 500'lere düştü, indi, çıktı filan. Bir kampanyadan ucuza almıştım bunları, normalde telefon filan bağlanmaz. Bu dalgalanma pilin canına okur.

S-Link'in ikinci kablosu (ince uzun olan) biraz daha iyi, ama yine de yeterince iyi değil. Akım stabil, dalgalanma yok, ama kablo direnci yüksek. Telefonu bozmaz ama şarj süresini uzatır. Bu iki kablonun yukarıdakilere göre tek avantajı mağazadan anında alınabilmeleri. Yoksa hem fiyatları yüksek, hem de kaliteleri kötü.

Sonuç olarak; eğer çok acil ihtiyacınız yoksa buradan kablo almayın. Bakın bunlar kapalı ambalajda satılan, "sözde kaliteli" kablolar. Aynı fiyata Çin'den çok daha iyisini almak mümkün. Çin kablolarının performansları da gayet iyi, hiç "2700 liralık telefonumu emanet ediyorum ama yanmaz inşallah" demeye gerek yok.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 23

İngilizceden Türkçeye gerçek bir çeviri motoru... Çok yakında.
LANGANA by Ali Rıza SARAL

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 51