Spor Otomobile Girişin Altın Bileti : Mazda MX-5 ND1 2.0 Sportsline (2017)

#OtoSeyir #MX5

Selamlar,

Yaklaşık 4 ay ve 5000 km’lik kullanımın ardından deneyimlerimi paylaşabileceğim bir inceleme yazmaya karar verdim. Araç şu an tek aracım; öncesinde şirket aracı olarak kullandığım Peugeot 2008’den geçiş yaptım. Segment farkı oldukça büyük olduğu için doğrudan kıyaslamanın çok anlamlı olmayacağını düşünüyorum.

Tek başıma yaşıyorum ve aracı hem günlük kullanımda, hem uzun yolda, hem de hafta sonu virajlı rotalarda aktif şekilde kullanıyorum. Bunun yanında birkaç kez piste çıkma fırsatım da oldu. Dolayısıyla aracın farklı kullanım senaryolarında yeterince fikir verebilecek bir deneyimim oluştu. Bu inceleme daha çok teknik verilerden ziyade kullanıcı deneyimine odaklanacak.

Kısaca araçtan bahsetmek gerekirse:
2017 model, 2018 çıkışlı, satın aldığımda 76.000 km’deydi. 2.0 motorlu ND1 versiyon, yani 160 hp güç üreten ve LSD (limited slip differential) donanımına sahip olan model. Üzerinde dönemin en dolu paketi olan Sports-Line bulunuyor. Ve evet, manuel 🙂

Türkiye’de daha yaygın olan 1.5 versiyonlara kıyasla; daha yüksek motor hacmi ve güç, daha büyük frenler, LSD, ayrıca 16 inç yerine 17 inç jantlar gibi önemli farklarla geliyor. Muhtemelen atladığım küçük detaylar vardır ama karakteri belirleyen temel farklar bunlar.

Aracı 2025 Aralık ayında 18000 €’ya satın aldım. Bu kısmın yorumunu size bırakıyorum 🙁 2.5 yıl önce Almanya'ya taşındım. Ek bilgi olsun.

-----

Günlük Kullanım & Uzun Yol

Beklediğimden çok daha iyi çıktığını söyleyebilirim. Aracı alırken her gün kullanılabilecek kadar pratik olup olmadığı konusunda ciddi soru işaretlerim vardı; ancak genel olarak bu konuda tatmin edici bir seviyede olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

İş yerim eve 16 km uzaklıkta. Bu yolun yarısı bol dur-kalklı, trafik ışıklarıyla dolu ve maksimum 50 km/s hızla ilerlenen bir şehir içi rota; diğer yarısı ise 80 km/s hız sınırına sahip, daha akıcı bir yol. Bu kullanım senaryosunda araç gayet uyumlu hissettiriyor.

Süspansiyonu birazcık sert tarafta konumlandırmak lazım ama kesinlikle rahatsız edici, “takır tukur” bir karakteri yok. Daha çok sert süspansiyonlu bir B segment hatchback’in verdiği hissi hatırlatıyor. Direksiyon gerektiği kadar yumuşak; şehir içinde kullanımı zorlaştırmıyor, aksine oldukça dengeli.

Şanzıman ise biraz daha karakterli bir tarafta. Trafikte uzun süre kalırsanız zamanla yorucu olabiliyor. Geçişler kemikli ama kısa; bu da sportif hissi destekliyor. Vites kolunun konumu ve özellikle formu ise bence aracın en keyifli detaylarından biri. Eğer otomobil kullanmayı seven biriyseniz, her vites değişimi keyifli, sadece benim aracımda şanzımanla alakalı ufak bir sorun olduğunu düşünüyorum, 1-2 geçişleri oldukça sertti, bazen hareket halinde vites düşürmek bile çok zorluyordu komple şanzıman yağını değiştirdim azaldı ama geçmedi, ısındıkça daha iyi oluyor ama bir baktırmam lazım kullanımı çok etkilemese de, pimpirik önemli.

Kompakt boyutları sayesinde park etmek oldukça kolay. Ancak soft-top kapalıyken sağ ve sol arka tarafta belirgin bir kör nokta oluşuyor. Benim donanım paketimde kör nokta uyarı sistemi olduğu için bunu çok büyük bir problem olarak görmüyorum.

Olumsuz taraflara gelirsek — ki geri kalan her şeyi olumlu kabul edebilirsiniz 🙂

Benim için en zorlayıcı konu araca inip binmek oldu. 183 cm boy ve 92 kg ile bu aracın fiziksel olarak üst sınırında olduğumu düşünüyorum. Benden daha uzun veya iri yapılı kişilerin hem araca giriş-çıkışta hem de kabin içinde ciddi anlamda zorlanacağını tahmin ediyorum. Oturduktan sonra benim için bir problem yok, ancak özellikle soft-top kapalıyken iniş-biniş ekstra uğraştırıcı olabiliyor. Zamanla küçük “trick”ler geliştirip alışmak gerekiyor.

Bir diğer eksi ise rüzgar sesi. Zaten genel olarak her hızda bir miktar rüzgar sesi alıyor, ancak 130 km/s sonrası bu durum baş ağrıtıcı seviyeye ulaşabiliyor. Bu noktada RF versiyonun daha avantajlı olabileceğini düşünüyorum.

Ayrıca benim araç özelinde mi bilmiyorum ama mikrofon performansı oldukça kötü. Araç içinden sağlıklı bir telefon görüşmesi yapamadım; genelde kulaklık ya da hoparlör kullanmak zorunda kalıyorum. Belki mikrofon modülünün temizlenmesi ya da değiştirilmesi gerekebilir.

Bagaj hacmi ise günlük kullanım için bence yeterli. Haftalık alışverişleri rahatlıkla alıyor, kabin boy valizler ve çantalar da sığıyor. Ancak orta veya büyük boy valizleri yerleştirmek mümkün değil; uzun seyahatlerde eşyaları daha küçük parçalara bölmek gerekiyor.

Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse, bekar bir kullanıcı ya da çocuksuz bir çift için ihtiyaçların büyük kısmını karşılayabilecek bir araç olduğunu düşünüyorum. IKEA alışverişleri için ise online sipariş şart 🙂

Yakıt tüketimi ise en sevindiren kısmı 🙂 bu 5000km boyunca hiç yakıt tüketimine dikkat etmeden kullandım, aracın karakteri gereği üst devir çevirerek, sınırsız otobanda tabiri caizse basarak ve toplanda eko kullanımlarla da beraber 7.6lt yaktı. bir önceki aracımda bunun yarısı kadar kullanıyordum sportiflik olarak ama 1.2 puretech ile 7.9-8lt arasında geziyordum. Mazda bu skyactive işini iyi becermiş 🙂

Son olarak, Softtop'ta araç kar altında da kaldı, yağmur da yeni ama herhangi bir sızdırma vs yapmadı, belki senede bir tahliye kanalarını temizlemek işe yarayabilir bunun önüne geçmek için. Lakin Belalı bir kedi var musallat olan, sokakta her akşam benim arabanın üstüne yatıyor bu sebeple kaportada pati izleri ve tentede kedi tüyleri artık günlük rutinim oldu 🙁 Özellikle yıkadıktan sonra çok sinir bozucu oluyor. Sokak kedisi yok almanyada ama birisinin serseri kedisi diye tahmin ediyorum henüz suç üstü yakalayamadım işinde profesyonel belli ki 😀 Genel olarak tavanın bazı yerlerinde özellikle katlama yerlerinde hafif beyazlaşma olabiliyor, düzenli bakımını ve su iticilerini uygulamak lazım.

Ayrıca aracın boyası çok ince, seken taşlar vs hemen iz yapabiliyor, eğer yeni alınacaksa kesinlikle en azından ön tarafa ppf yaptırılmalı.

-----

Keyif Kullanımı & Pist

(GT3 RS'e divebomb yapmadan 3sn önce hockenheim düzlüğü, geçtiğimi görenler var inanmayan dayıya sorsun)

Gelelim bu arkadaşın asıl varoluş sebebine 🙂

Normalde çok “hype”lanan şeylere karşı refleks olarak bir önyargı geliştiririm. Biraz gıcıklık da olabilir, kabul ediyorum. Ama bu araç için söylenenlerin büyük kısmı gerçekten boş değilmiş. “Tüm zamanların en çok satan roadster’ı” unvanını neden aldığını kullanmaya başlayınca çok net anlıyorsunuz.

Motorun devirlenme karakteri, şanzıman uyumu ve genel sürüş hissi gerçekten çok iyi ayarlanmış. Özellikle araçla tempo yaptıkça — yani gerçekten üzerine çıktıkça — LSD’nin de katkısıyla yol tutuş ciddi anlamda kendini belli ediyor. Araç size güven verdikçe siz de daha çok zorluyorsunuz, siz zorladıkça o daha çok karşılık veriyor.

Direksiyon bence aşırı hisli bir direksiyon değil, ama kesinlikle kopuk da değil. Ne yaptığınızı anlıyorsunuz, bu da zaten yeterli güveni sağlıyor.

Bence bu aracın “prime time”ı; üstü açık, düzgün asfaltlı, virajlı country road’larda yaşanıyor. 3-4. vites bandında akıcı bir tempoyla, hairpin’lerde heel & toe ile vites küçülterek virajdan viraja akmak… O noktada araçla gerçekten bütünleşiyorsunuz. En güzel tarafı ise bunu yaparken çabuk yorulmaması. Uzun süre aynı tempoda sürseniz bile ne siz ne de araç hemen pes ediyor.

Motor karakterine gelirsek: 1. ve 2. vites, kısmen de 3 oldukça canlı ve keyifli. Günlük kullanımda da, kısa hızlanmalarda da yüzünüzü güldürüyor. Ancak 3. vitesten sonra tork ciddi şekilde düşüyor ve atmosferik motor karakteri kendini net şekilde hissettiriyor. Yani “itme” hissi azalıyor, daha çok devir çevirerek hızlanıyorsunuz.

Pist tarafında ise işler biraz farklı bir boyuta geçiyor.

Ben Hockenheimring IDM layout’unda bir trackday’e katıldım. 2 seans sürdüm; ilk seansta hem aracı hem de pisti tanımaya odaklandım, ikinci seansta ise biraz daha limitleri zorladım. Profesyonel bir sürücü değilim ama belli bir noktaya kadar kendime güvenirim.

Aracın potansiyeli gerçekten yüksek. Trafiğin olduğu bir seansta 2:04 civarı bir tur attım. Temiz bir tur yakalayabilsem 2:00 civarlarına inebilirdim diye düşünüyorum.

Araç özellikle apex çıkışlarında çok eğlenceli. Erken gaz vermeye ve gerektiğinde kontra ile toplamaya oldukça müsait. Bu da viraj çıkışına daha fazla hız taşımanızı sağlıyor. Yani doğru kullandığınızda sizi ödüllendiren bir karakteri var.

Ancak pisti sınırlayan şey daha çok dış etkenler oldu.

Lastik konusu burada çok kritik. Araçta neredeyse yeni sayılabilecek Continental UltraContact vardı ama pistte, özellikle ısındıktan sonra ciddi şekilde performans kaybı yaşadılar. Çok hızlı “ezilmeye” başladılar. Semi-slick performansı beklemek tabii ki doğru değil ama biraz daha dayanıklı olmasını beklerdim.

Fren tarafında da benzer bir durum var. Disk boyutundan ziyade balatalar yetersiz kalıyor. Çok çabuk ısınıyorlar ve seans sonuna doğru fren performansı ciddi şekilde düşüyor. Eğer yılda birkaç kez piste çıkma planınız varsa, OEM+ bir fren setup’ı şart diyebilirim.

Bana göre aracın en büyük handikaplarından biri ise body roll. Belirgin bir yatma var. Bu durum günlük kullanımda konfor sağlıyor olabilir ama pistte hissediliyor. Buna rağmen mekanik tutuş gerçekten iyi; yani yatıyor ama tutuyor.

-----

Genel tabloya bakınca: Araç şu haliyle bile inanılmaz keyifli. Ama “ben bu işi biraz daha ciddiye alacağım” diyorsanız — ki ben o taraftayım, cüzdan biraz geriden geliyor 🙂 — ufak dokunuşlarla çok daha farklı bir seviyeye taşınabilir.

Benim kafamdaki setup şu şekilde:

  • Ön / arka sway bar
  • Ön / arka kule gergisi
  • Eibach Pro-Kit yaylar (bütçe varsa direkt Öhlins Road & Track set)
  • Daha performans odaklı lastik
  • Daha iyi fren balataları

Bunların toplam maliyeti yaklaşık 1500 - 1800 € civarında.

Benden şimdilik bu kadar. Çok plan yapmadan, oturup bir çırpıda yazdım ve paylaşıyorum.
Sorularınız olursa yorumlarda konuşuruz 🙂

Bu arada @can 'a da selam olsun onun inceleme videosunu da izledim almadan önce, şahsi kanaatim türkiyedeki en iyi inceleme videosunu yapmış OtoSeyir'de.

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 9 / 19

En baştan Selene ile basit uyglama yapıyorum

Merhabalar,

Burada çokça paylaşıyorum, belki görmüşsünüzdür; Selene, kendi makinenizde yapay zeka modellerini çalıştırabileceğiniz, Claude Code veya Codex gibi, kendi mimarimde geliştirdiğimiz bir masaüstü uygulamasıdır. Niye Claude Code değil de bunu yaptım veya kullanıyorum? Geçen senenin sonuna doğru firmalar kullanıcıları kitlemeye başladılar, ve yüksek fiyatlar çekmeye başladılar. Bu durumun önüne geçmek istedim kendi çapımda. Bu yüzden. Şu an 9 tane provider desteği var lokal modeller dahil (ollama, vLLM).

İlk adım:

https://github.com/tercumantanumut/selene/releases/tag/v0.3.3

Mac (x64 Intel veya ARM64) veya Windows setup dosyalarından size uygun olanı yükleyin. Mac sürümü Apple imzalıdır. Windows sürümü değil, o yüzden Windows güvenlik uyarısı verebilir.

Sonrasında, aşağıda gördüğünüz gibi dilediğiniz LLM sağlayıcıyı seçin ve adımları takip edin. Uygulama herhangi bir log vs. bana göndermiyordur. Üyeliklerinizi ve hiçbir şeyinizi takip etmiyorum.


Not: Claude Code (Agent SDK) seçerseniz bir şey yapmanıza gerek yok, eğer bilgisayarınızda Claude Code'a zaten giriş yaptıysanız. Sadece bekleyin, uygulama otomatik giriş yapacaktır.

Not 2: Antigravity'yi tavsiye etmem, Google banlıyor. Kullanacaksanız bir başka hesaptan giriş yapın, ana Google hesabınızla kullanmayın. Zaten Antigravity'yi hiç kullanmayın, bırakın bence tamamen.

Ardından, sıradaki sayfada Selene Dev modunda aşağıdaki seçenekleri aktive edelim:

  1. Git Workspace Isolation: Bu seçeneği kullanmayacağız ama aktive edelim. Paralel görev yaparken faydalıdır; her bir görev için ayrı izole bir workspace açıyor, ajan orada çalışıp GitHub'da PR açıyor.

  2. Built-in Chromium Browser: Ajana "şu web sayfasını aç, şu formu doldur" dediğinizde devreye giriyor.

  3. RTK (Rust Token Killer): https://github.com/rtk-ai/rtk — bu bir kütüphane, ajanlar komut çalıştırdığında terminal çıktılarını optimize ediyor. Bayağı faydalı, açalım.

Ardından Selene Fun kartına tıklayıp:

  • Auto-speak every reply ve
  • 3D animated avatar

seçeneklerini kapatalım. İsterseniz açık bırakabilirsiniz.

Şimdi varsayılan ajan Selene açılacak. Bunu kullanabiliriz ya da geri gidip yeni ajan oluşturabilirsiniz. Bu sefer bunu direkt kullanabiliriz.

Önce sol üstten Folders'a tıklayıp ajanın çalışabileceği dosyaları seçelim.

Burada dosyalarımızı indekslemeden önce Vector Embedding motorunu devreye sokalım. Bu opsiyoneldir (direk dosyanızı ekleyin semantic search - embedding özelliklerini geçmek isterseniz.) ama şu işe yarıyor: örneğin yüz binlerce makaleniz ya da kod dosyanız var, bunlar embedding'lere dönüştürülüyor ve yapay zeka bir alt yardımcı model aracılığıyla soru sorarak bu dosyalar arasında hızlıca arama yapıp size sonuç verebiliyor. Bu zaten uygulamanın ana damarı, en iyi çalışan kısmı. File Watcher ile yeni dosyalar otomatik indeksleniyor ve düzenlenen dosyalar da otomatik güncelleniyor.

Bu arada abartmıyorum gerçekten 200 tane her birinde onlarca yüzlerce sayfa olan makale arasında denedim bunu. Tek sorguda tıp makalalerinde istediğim sorulara 20 saniyede cevap bulabildi.

Ayarlara gidelim ve sol menüden Semantic Search'ü seçelim (bunlar opsiyonel geçilebilir.)

Burada OpenRouter (API) seçersek, AI Providers sekmesinde API anahtarımızı girmemiz gerekiyor. Lokal seçerseniz çalışıyor ama yavaş olabilir. Ben OpenRouter kullanacağım. Bu çok çok ucuz bir işlemdir zaten, embedding'e dönüştürme. Embedding modeli olarak Qwen3'ü aşağıdaki gibi seçelim. Bir kere kaydedin bir daha dokunmayın. Eğer burada herhangi bir ayarı değiştirirseniz, maalesef vector embeddingleri yapısı gereği tekrar endesklenmesi gerek en baştan... Tüm endesklediğiniz klasörleri etkileyebilir.

Turn on vector searchUse AI written final answers ve Enable reranking (opsiyonel) seçeneklerini devreye alalım.

Ayarları kaydedip geri dönelim.

Şimdi bir Swift projesi yaratalım ve dosyamızı indeksleyelim: Basit bir Flip the Card oyunu yapalım.

 

 

Tamamdır, artık hem vektör motoru hem de dosya izinlerimiz hazır; ajanlar bu klasörde çalışabilir.

Sohbete dönelim ve sol üstteki üç noktadan Vector Search'ün açık olduğundan emin olalım.

Şimdi basit bir prompt yazalım ve Enhance butonuna tıklayalım. Enhance özel bir pipeline'dır; dosyalarınıza, sohbetinize, ajanın hafızasına vs. bakarak promptunuzu geliştiriyor. Aşağıdaki örneğe bakabilirsiniz.

Gördüğünüz gibi, basit bir "Flip the Card oyunu yap, iki kişi oynasın" promptu yapısal olarak güzel bir forma ve genişletilmiş bir hale geldi. Bu şekilde daha iyi sonuç alırsınız. Tabii ki her şeyi inceleyip öyle gönderin. Ben burada sadece örnek gösteriyorum.

Ben bir paragrafı bitiremeden Claude işi bitirmiş, buyrun:

Okuduğunuz için teşekkürler. Deneyip sorunları ve beğenmediğiniz şeyleri paylaşırsanız sevinirim. Sorularınızı da sorabilirsiniz.

Bu da Vector Search sorgusu ve cevabı:

 

Vector Pipeline (Semantic Search) büyük uygulamalarınızda yapay zeka modellerinin sürekli bağlamda kalmasını sağlıyor gördüğünüz üzere bu küçük örnekten. İki kullanımı var; "Prompt Enhancement" ve "Vector Search Tool"; Bunları kullanarak ilk promptlarınızı güçlendiriyorsunuz ve yapay zekanın büyük uygulamalarda bir şey ararken onlarca adım atmasına gerek kalmıyor. Küçük projeler için gereksiz; büyük projeler için mutlaka faydalı.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Millet şu linux'u kaldırıp 154 gb'lık bölümü 309 gb'lık bölümle nasıl birleştirebilirim?
309 gblık bölüm windowsun bu arada.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Güncelde kalabilirseniz hep yeni bir şeyler öğreniyorsunuz. İstemeseniz bile kullandığınız cihazlar sizi buna zorluyorlar.

Bir süre önce burada da incelemesini paylaştığım Game Garaj'ın bir laptop modelini almıştım. Aldığımdan beri cihazı uyku modunda bırakıp ofise çıkıyor, döndüğümde ise bilgisayarı kapanmış olarak buluyordum. Bir süre fırsat olmadığı için bakamamıştım. Ancak sonradan farkettim ki Kontrol Merkezi yazılımında 30dk uykuda kalırsa hazırda bekleme moduna al gibi bir seçenek varmış ve aktif geliyormuş. Bunu kapattım ve tekrar uyku moduna alıp ofise çıktım. Akşam odaya döndüğümde makine yine hazırda beklet moduna geçmişti. Uzun bir süre fırsat bulup araştıramadım. Sonra muhtelif reddit başlıklarından güç seçenekleri içinde de benzer bir ayar olduğunu öğrendim. Ancak bende o kısım yoktu. Regedit üzerinden bazı değişiklikler yaparak güç planlarının detaylarında da aynı Kontrol Merkezi yazılımında olduğu gibi şu kadar süre uykuda kalırsa hazırda beklet moduna geç ayarını görünür hale getirdim. O ayarı da devre dışı bıraktıktan sonra bir daha aynı olayı yaşamadım.

Ancak bu sefer de başka bir şey dikkatimi çekti. Sabah uykuya alıp çıktıktan sonra yine akşam geldiğimde bu sefer bıraktığım gibi bulmuyordum pencere vs düzenlerini. Bazen cihaz yeniden başlamış gibi tüm pencereler kapalı oluyordu, bazen de uykudan kendi kendine uyanmış ve açık halde buluyordum. Event Viewer içerisinden kontrol ettim ve muhtelif zamanlarda sürekli olarak makine işlem yapmış. Özellikle Windows Update belası, cihazı uyandırmış tekrar uyutmuş, uykudayken bazı kontroller yapmış, hatalar oluşmuş bazı şeyleri yapamayınca vs vs. Task Scheduler içerisinden cihazı uyku modundan çıkartacak şekilde ayarlanmış bazı belli başlı tetikleyicilere sahip şeyleri araştırdım. Yine başta Windows Update olmak üzere bir çoğunu zor da olsa devre dışı bıraktım. En son bugün yine sabah uyku moduna alıp çıktım odadan ofise doğru. Akşam üstü geri geldiğimde cihaz bu sefer hiç uyanmamıştı. Ama buna rağmen arka planda sürekli olarak Windows Update kontroller yapmış ve bazı ufak şeyleri güncellemiş. Aşağıya da ilk görsel olarak Event Viewer kayıtlarını bırakıyorum bununla alakalı. 08:56'dan sonrası cihazın kendi kendine yaptığı şeyler tamamen.

Kernel-Power yazanlar cihazın/windows'un aktivite olarak değişiklik gösterdiği kısımlar. WindowsUpdateClient yazanlar ise Microsoft Store'un yüklü uygulama güncellemelerini araması, bulduklarını güncellemesi, defender güncellemeleri, XBOX uygulamasının aynı şekilde güncelleme kontrolleri yapması vs vs.

Bu uykudan uyanma, arka planda çalışma vs mevzularını araştırırken technopat'tan birisinin ssd ömrünün kısalmasıyla ilgili şu konusuna denk geldim;
https://www.technopat.net/sosyal/konu/strix-g15-ssd-oemruenue-azaltan-modern-standby-oezelligi-nasil-kapatilir.2216864/
Bu konudan da powercfg.exe /SleepStudy komutuyla çalıştırılan ve size uyku durumundaki aktiviteler hakkında rapor hazırlayan programcıktan haberdar oldum. Benim cihazın raporundan, ilgili saat aralıklarındaki aktivitesi ile ilgili ekran görüntüsünü de ikinci görsel olarak ekledim.

Modern Standby olarak isimlendirilen bu özellik Windows 11 ile birlikte mi geldi, güncel donanımların getirdiği bir şey mi farkında değilim tabi arka planda gerçekleştiği için ama telefonlardaki gibi cihaz uykudayken bile hala aktif. Technopat konusundaki arkadaş da bu aktivitenin ssd'nin ömründen yediğini ve hazırda beklete alınmasının daha uygun olacağından bahsetmiş hatta. Benim cihazda varsayılan olarak açık gelmesinin de sebebi belki budur.

Bu da böyle bir anı oldu. Cehalet mutluluktur mevzusu aklıma geliyor ve acaba hiç öğrenmese miydim diyorum bazen kendime. Şimdi arka planda bir şey yapmış mı diye habire rapor çıkarttıracağım gibime geliyor 😀

Araçla oluşturulan rapor baya bilgi içeriyor bu arada. Cihazın pil tüketim istatistikleri, laptop için ekranın ve kapağın açık olup olmadığı, harici ekran bağlı olup olmadığı, güç modları arasındaki geçişler ve bunların süreleri, ekran parlaklık değerlerine ait histogramlar vs vs bir sürü veri barındırıyor.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 10
  • Boba Fett @bobafett

    Sleep Study'e geçenlerde pil ile ilgili bir şeyler araştırırken denk gelmiştim. Okuması kolay bilgiler veriyor.
    Bendeki Lenovo Thinkbook, Hazırda beklet'e ayarlı olmasına rağmen ara ara kendini uyandırıp bir şeyler yapıyor veya açık bırakıyordu. Ayarlar ve zamanlanmış görevleri inceleyerek uyanma işini halletmiştim. Geçenlerde Vantage ile BIOS güncelleyince yine aynı huy hortladı, tekrardan aynı ayarları tekrar kontrol etmem ve düzenlemem gerekiyor. Bazen çantadayken yapıyor, iyice sinir ediyor insanı.

    • sawgent @sawgent

      Benim tepemi attıran da o olmuştu. Hafta sonu izninde kendi şirketimize gitmem gerekti. Bilgisayarı da çantaya atıp götürmüştüm. Gece döndüğümde, bilgisayarı fanları çalışır halde çantadan çıkarttım. Bu hafta çözmek için hafta başından beri bir şeyleri değiştirip değiştirip akşam dönüşte kontrol ettim.

  • lterlemez :) :\ :( @lterlemez

    Bu galiba (tam emin değilim ama) W 7'de tanıtılan bir konuydu ama hiç düzgün çalışmadı (ki güç geçenekleri XP'de de sıkıntılıydı galiba -eskiler bilir; bir ara klavyelerde on/off, sleep ve bir tuş daha vardı-). W 10'da da sıkıntı yaptı galiba; uyuyup, uyanamama; uyanıp, ekranın gelmemesi; disklerin desteklememesi nedeniyle hiç uyuyamaması yada uyumasına rağmen uyanamaması (ki bir ara diskleri de "APM yönetimine uyumludur" etiketiyle de satmaya başlamışlardı) nedeniyle sistemin kasadan cold boot'a zorlanması gibi sıkıntılar yaşandı. Özellikle masa üstüler çok çekti, bazı sistemler nadiren hala çekiyor ama dizüstüler toparladı, çok az sorun çıkartıyorlar.
    Tabi ki burada Microsoft'un zevzekliği de var. Sleep'e koyulmasının bir nedeni vardır, sen neden müdahil oluyorsun ki? Manyaklar, bir ara hibernate'ten bile uyandırıp update yaptırdılar. Kaç kere ben yok iken boot edip, güncelleme yapıp sabaha kadar açık karşıladı beni sabahleyin.

    • sawgent @sawgent

      Ben üniversitedeyken Task Scheduler içerisinden mp3 çalması için görev tanımlamıştım. Makineyi hazırda bekletten uyandırıp alarm gibi mp3 çalmasını sağlıyordum. O zamanlar işimi çok iyi görüyordu. Ama son dönemde Task Scheduler içerisinde o kadar çok görev tanımlaması yapılmış ki içinde kayboluyorum araştırırken. Sonradan yüklenen programlar bile oraya ıvır zıvır bir sürü görev tanımlamışlar. Neymiş efendim Firefox cihazı uykudan uyandırıp güncelleme kontrolü yapacakmış...

    • lterlemez :) :\ :( @lterlemez

      @sawgent: İşte MS'in ve diğerlerinin saçmalıkları...

  • cgdincer @cgdincer

    Bilgilendirici bir yazı olmuş. Uyku modu sevenler bunu sevmedi. Yakında fiziksel pil bağlantısını kesecek bir kill switch ihtiyacı doğacak görünüyor.

  • CimAdam @cimadam

    hocam neden o modda bırakıyorsunuz, zaten 10 saniyede falan açılıyor artık laptoplar

Arkadaşlar lanet ettim artık, sabahtan beri uğraşıyorum. En sonunda Yuzu emülatöre Zelda'yı tanıtabildim. Ancak şu anda böyle bir hata alıyorum. Bu emülatörü kullananlar yardım etsinler lütfen. Sorunsuz ve Türkçe şekilde oynamak istiyorum şu oyunu.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 13 / 16

Çocukluğuma damgalarını vurmuş bir dizi (53 adet) çizgi film ve açılış kısımları.

Ara ara nostaljinin dibine vurmak gerekiyor. Bu listeyi hazırlarken farkettim ki o zamanların çizgi film müzikleri bile efsaneymiş. Orjinal isimlerini yazdığım için bazıları yabancı gelebilir ama eminim bir yerlerde görmüştür nostalji tayfa. Hemen hepsi çıktı gibi ama sizin de eklemek istedikleriniz olur muhakkak. Alta paylaşırsınız.

Saber Rider and the Star Sheriffs
https://www.youtube.com/watch?v=awxKPdqLHGE

Tsubasa
https://www.youtube.com/watch?v=G49B5iLouGw

Moero Top Striker
https://www.youtube.com/watch?v=uJFzr7994xs

VOLTRON: DEFENDER OF THE UNIVERSE
https://www.youtube.com/watch?v=4YPQsg-67IQ

Thundercats
https://www.youtube.com/watch?v=HcGNqrAtsgg

Sanshiro Juohmaru
https://www.youtube.com/watch?v=HbukOSDYe28

Ghost Busters (Filmation)
https://www.youtube.com/watch?v=XsuTccKKGjo

Ghostbusters
https://www.youtube.com/watch?v=M7VS-ZoeMqs

DENVER THE LAST DINOSAUR
https://www.youtube.com/watch?v=D5tXJ0nq0vc

Beverly Hills Teens
https://www.youtube.com/watch?v=INGQ2RXFV3I

He-Man
https://www.youtube.com/watch?v=7yeA7a0uS3A

She-Ra
https://www.youtube.com/watch?v=wR65P73X5GI

M.A.S.K.
https://www.youtube.com/watch?v=o2Z1yLO9C-Q

Transformers Gen 1
https://www.youtube.com/watch?v=5zFLm8bpAN8

Spiderman
https://www.youtube.com/watch?v=DZGN9fZvQhc

Darkwing Dark
https://www.youtube.com/watch?v=YziVpa8oZDg

Laff a Lympics
https://www.youtube.com/watch?v=6TTcbWTBz-M

The Jetsons
https://www.youtube.com/watch?v=FyinD6ZDqeg

The Flintstones
https://www.youtube.com/watch?v=uq7noaMwLfg

Lucky Luke
https://www.youtube.com/watch?v=bLUqtkAUaZY

Smurfs
https://www.youtube.com/watch?v=7-RDGT5Lsp8

Yogi Bear
https://www.youtube.com/watch?v=TCSuZLjfJdk

Robocop
https://www.youtube.com/watch?v=bXO_V1uphcg

Turbo Teen
https://www.youtube.com/watch?v=j18e_ID-DpA

Teenage Mutant Ninja Turtles
https://www.youtube.com/watch?v=EZh54_-TCWw

X-Men
https://www.youtube.com/watch?v=sAkL2-vh2Sk

Batman
https://www.youtube.com/watch?v=rrmUk2YUm14

Samurai Pizza Cats
https://www.youtube.com/watch?v=WZNt9p4LWeA

Heathcliff
https://www.youtube.com/watch?v=9LLb8EBU9nQ

Garfield and Friends
https://www.youtube.com/watch?v=kQllBwL8gZc

The Charlie Brown and Snoopy Show
https://www.youtube.com/watch?v=Ta3YGbD75Lo

Snoopy
https://www.youtube.com/watch?v=Pao_SasEs1k

DuckTales
https://www.youtube.com/watch?v=nqZ_Cb2slBw

Looney Tunes
https://www.youtube.com/watch?v=AcOBvP0LcSo

Tiny Toon Adventures
https://www.youtube.com/watch?v=3EiEX4tmCfY

The Addams Family
https://www.youtube.com/watch?v=IokBKvFiCvM

Zorro
https://www.youtube.com/watch?v=jrUFkrTbQ0A

The Three Musketeers
https://www.youtube.com/watch?v=cjsDeEN4mCs

Dennis
https://www.youtube.com/watch?v=LLdAVXOeNHk

Disney's Recess
https://www.youtube.com/watch?v=zObiglKZKZc

The Adventures of Tintin
https://www.youtube.com/watch?v=zIm461AT8MA

Inspector Gadget
https://www.youtube.com/watch?v=EcF2LOaLgA0

The Mask
https://www.youtube.com/watch?v=tWiVAkWCzw4

Woody the Woodpecker
https://www.youtube.com/watch?v=RnpZpAPaLew

Popeye
https://www.youtube.com/watch?v=Zu7iqrBxmJc

Richy Rich
https://www.youtube.com/watch?v=zk-wh8y6UIA

Pink Panther
https://www.youtube.com/watch?v=ZI8jjbhm4OE

Casper
https://www.youtube.com/watch?v=uannFmj6NUo
https://www.youtube.com/watch?v=3n1nO8i-P1k
https://www.youtube.com/watch?v=oi8ODuAfVns

Once Upon a Time... Life
https://www.youtube.com/watch?v=imP2MZxoM-s

Scooby Doo
https://www.youtube.com/watch?v=776rvGHfzuM

Taz-Mania
https://www.youtube.com/watch?v=CY_d4UXTamk

Winnie The Pooh
https://www.youtube.com/watch?v=xnsehUd_-zk

La Linea
https://www.youtube.com/watch?v=cNXeivuTUK4

BeğenFavori PaylaşYorum yap

kürdandan kollarım var tutamam o kırılırım
şöyle bi genetik harikası kollarımı tarihin tozlu raflarına sığıştırayım dedim.
33cm ile başladığım 4 aylık mecramda gelinen nokta.
en azından pozitif yönündeyim.

sporu hayatıma 3 metrekare odamda başladım. evet her başarı hikayesinin bir başlangıç yeri vardır benimki de burası. barfiks şınav ve ağırlıkla omuz çalışmak dışında bir hareket yapmadım. karın çalışmaya yeni başladım. barfiks demirinden tutunarak ayaklarımı kaldırıyorum. lordoz olduğundan hem de belim sakat olduğundan böyle yapıyorum. iyi gelir diye. neyse zaten çok yağlı bir vücudum yok ama diyet yapmadığım belli. yanlız bu harekette tık tık belimden mi kalçamdan mı bi yerden ses geliyor. ağrı vs yok ama hayırlısı. bi 3 sene önceye kadar bel ağrısı nedir bilmiyordum. maalesef spora başladığım ilk zamanlar kapıya asılan barfiks demirinin kapıdan kurtulması sonucu bel üstü düştüm. sanırım bi 6ay ağır bir bel ağrısı geçirdim. ilk 3 hafta yatakta sağa sola dönemiyordum.ilk düştüğümde kontrol ettiğim ilk şey ayak parmaklarımı hareket ettirebiliyormuyum olmuştu. bunu yazmamdaki amaç asla ve asla vidalama olmadan hiç bir sıkıştırmaya takmaya güvenmeyin. aradan 3 sene geçmesine rağmen hala kendini hissettiriyor o hasar. tamam yüzde 95in üzerinde bir iyileşme yakaladım şükür. ancak son 2-3 ay öncesine kadar ağrı atakları oluyordu. bir gün sırt ağrısıyla kalktığımda tüm gün ağrıyordu. spor belime iyi geldi sanırım. sporla yaraladığım belimi sporla düzeltiyorum ilginç... kıssadan hisse spor yaparken kendinizi mümkün mertebe sakatlamayın lütfen.

diyetime gelince:
evde olduğum her gün 200gr tavuk döner alıp yiyorum. ekstra olarak bim balık konservesi sabahları yumurtalı sucuk gibi sıfır diyet programına uyuyorum. yaklaşık 68kg ile başladığım bu serüvenimde susuz aç ve tuvaletim olmadan 72.5kg ağırlığım var. böyle herşeyden yiyip kendimi zorladığım zamanlarda 74 küsürleri görüyorum.

psikoloji:
bu bozuk psikolojime rağmen motivasyonum var. Aslında daha önce spora başladım evde 2 ay yapıp sonrasında spor salonuna şöyle bi 7 ay gitmişliğim de var. ancak o zamanlar benim psikoloji spor salonunu kaldırmadı. hem bazı sebepler hem de spor salonunun şartları beni soğuttu ve bıraktım. aradan 1-2 geçince ağustosta kardiyo ve eylüle ağırlıklar ile evde spora başladım.

bi önceki spor geçmişimde max 72kg olmuştum. şimdi 74leri görüyorum tok olduğumda. psikoloji öyle bir şey ki hem diyetimi hem de spor performansını doğrudan etkiliyor. Gerçi pek diyet yaptığımda söylenemez ancak hiç yoktan iyidir. spordan yine soğumak istemiyorum. Daha önce spora gitmiş kişilere bakınca hepsi bıraktı. ben bırakmak istemiyorum. bu yüzden mümkün mertebe keyfime göre spor yapıyorum. çünkü spor yapmak bir tercih değil bir zorunluluk.
yaş aldıkça insan herşeyden kaybediyor. insan kendi vücuduna hapsolmaya başlıyor. özgürlüğün kısıtlanıyor ve daha kısıtlı bir hayata doğru ilerliyorsunuz. ben bunu hiç istemiyorum. elbette yine erken ölebilirim yine erkenden başıma her türlü şeyler gelebilir. ancak sorun şu ki kontrol edebildiğimiz çok az şey var ve başka bir şansım yok...

ekipmanlar:
beton duvara beton vidalarıyla sabitlenmiş bir barfiks demiri.
benim belimi sakatlayan barfiks demirini bilek demiri olarak yerde şınav için kullanıyorum
8 ve 10kg ağırlıklar. (8kg ı bıraktım 10a geçtim)
bir adet oksijen satürasyon probu
bir adet huawei akıllı tartı
bir adet huawei gt3pro akıllı saat
şeker ve tansiyon aleti
bir adet arçelik hava co2 ölçer
magnezyum D vitamani gibi takviyeler.

böbreğimi kaybetmekten korkuğum için protein tozu kullanmıyorum. böbrek fonksiyonlarımda bir miktar düşüş var eskisine göre. yanlız bu protein kullanımından kaynaklı mı yoksa geçirdiğim covid yüzünden mi emin olamadığım için protein tozu böbreklere zararlı demiyorum. sadece işimi şansa bırakmıyorum. çünkü bazı doktorlar belki cahilliğinden bilemem ama protein tozu kullanımını istemiyor. herneyse... bu düşüşle ilgili doktore gidip ultrason idrar analizi kan tahlili gibi tetkikler neticesinde bir problem olmadığını söylediler. yanlız ultrasonda 70kg adam olmama rağmen 1.derece karaciğer yağlanması çıktı. yaz gelince kardiyoya başlayacağım. ya da koşu bandı da alabilirim yer problemi düşündürüyor sadece.

buraya kadar okuduysanız valla helal olsun. böyle bir log tutayım da ileride bakarım hem de bu vücut geliştirme ile ilgili deneyimleriniz varsa faydalanırım diye düşünerek yazıdım. Teşekkürler herkese

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 14 / 21

Evet, sonunda her şey hazır ve projemi yayınladım, Kickstarter varlan bir ürün olduğunu alım satım yaptığımı iddia ederek reddetti ama indiegogo'da henüz bir sorun olmadı.

Bir planım var, herhangi bir perk satın alın 2 hafta sonra iade edersiniz, bu 2 hafta projede belki hype başlar anasayfada yükselirse. Koşulsuz iade hakkınız var.

Konumunuzu atıyorsunuz, eksi haritasını yapıyorum aslında proje bu kadar.
Bana nasıl destek olabilirsiniz?
Proje sayfasına girip İngilizce iyi yorumlar yazabilirsiniz,
Teşekkür kartı alabilirsiniz
Tabi en iyisi harita alırsanız aldığınız ölçünün 2 boy büyüğünü göndereceğim.
Açıkçası arkamda kimse yok, bankaya borç dağ gibi olmuş tek çarem sosyal medya eş dost, yüksek veya düşük bütçeli bir reklam kampanyası bile yapacak gücüm yok.

Yardımlarınız bekliyorum TS Sosyal paylaşın, yaşatın!
https://igg.me/at/resin-city-maps

Resin City Maps: Your City, Your Story

Handcrafted city maps with custom pins. Bring your favourite places to life in stunning detail. | Check out 'Resin City Maps: Your City, Your Story' on Indiegogo.
BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 8