Yaza doğru bilgisayarın olduğu odaya klima alma niyetim var. 12.000 btu yeter sanıyorum. Bilgisayar odayı cehenneme çevirdiği için klima 7/24 çalışacak yazın, elektrik tüketimi önemli. Bir de servis önemli. Vakum işini savsaklamayacak bir marka olmalı. Beyaz eşya markalarının normal servisleriyle klima servisleri aynı mı bilmiyorum ama burada bir Bosch beyaz eşya servisi var ki çalışanları çok kötü o yüzden Bosch düşünmüyorum. Samsung'daki yeni AI destekli enerji yönetimi gibi şeyleri övdüklerini görüyorum ama detaylı bilgim yok, önerilerinizi alırım. Bütçe 30K civarı

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 7
  • bekir @bekirb

    6 yıldır klima var servislik bir işim olmadı ama yarım saat vakum yaptırdım servise yarım saat vakum yapmazsanız gelmeyin dedim

  • Tai per Dog Un @alipektas

    Midomi aldım ben, servisi İzmir'de bayağı iyiydi. Bi tık pahalı ama muadillere göre.

  • leventp @leventp

    Yaz olmadan almak ve taktırmak lazım. Yazın hayatta uğraşmazlar vakum falan.

  • Mehmet Berk Örüncü @mberko

    Öncelikle Adem Helvacı’nın incelemelerini izlemenizi öneririm. Ayrıca kendi tecrübelerime dayanarak birkaç şey söylemek istiyorum. Klima seçerken markadan çok model bazlı değerlendirme yapmak daha doğru oluyor. Bende biri yerli olmak üzere toplam dört klima var. Yerli markaların servis ağı geniş olsa da servis kalitesi genelde düşük oluyor ve enerji tüketimleri de yüksek oluyor. Geçen yıl yaz başında Daikin aldım. Servis geldi ve aynı gün üç klimayı kurdu. Kurulum sırasında vakum işlemini de düzgün şekilde yaptılar. Bildiğim kadarıyla Daikin servisleri Kaira ve Daylux gibi yan markalara da hizmet veriyor. Bu nedenle servis kalitesi büyük ihtimalle benzer olacaktır. Çoğu zaman klimayı doğrudan mağazadan almak fiyat açısından daha avantajlı oluyor. Geçen yıl Mitsubishi Electric de içime sinmişti; ancak o dönemde ciddi bir tedarik sorunu vardı.

bilgisayarda yapacak bir şey bulamıyor musunuz
Filmler kabak tadı mı verdi
buyrun o zaman bilgisayarı film afişleri karadeliğine sokun.

#ilginç

https://nothing-to-watch.port80.ch

There's nothing to watch - Interactive Movie Discovery

Discover movies through an interactive visualization. Explore tens of thousands of films in a unique force-directed voronoi diagram interface.
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Windows laptopun ekranını MacBook'ta ikinci ekran olarak kullanmak için, dünden beri deniyorum ve bayağı iyi.
https://github.com/antimof/UxPlay

GitHub - antimof/UxPlay: AirPlay Unix mirroring server

AirPlay Unix mirroring server. Contribute to antimof/UxPlay development by creating an account on GitHub.
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Güzel 2 tane site ekleyeyim. Ufak kasa, mini itx sistem, yer sorunu yada işte onu alsam nasıl durur diye soran edenler oluyor. Buradan merak ettiğiniz kasanın ölçüsünü girerek istediğiniz gibi boyutunu karşılaştırabilirsiniz.

https://comparesizes.com/comparison/PC-Case-Sizes/15160396196958456

Hatta bana kasa boyutu kıyası yetmez, ben masada nasıl duruyor ona da bakmak isterim derseniz de;

https://comparesffpc.com/

Bu siteden monitör kasa ıvır zıvır istediğiniz ekleyip nasıl duracağına bakabilirsiniz.

#miniitx #TeknoTavsiye #BilgisayarKasası

PC Case Sizes

Easily compare the sizes of almost anything using this free tool.
BeğenFavori PaylaşYorum yap

https://www.youtube.com/watch?v=SACJ1m7GXTA

Baya iyimiş, dursun bakalım belki birgün yaparız.

Bu Kara Kutu İnternetinizi Düzeltiyor (Pi-hole + Pivpn + Unbound)

İhtiyacınız olacak terminal komutları (Buradan kopyala & yapıştır yapabilirsiniz): https://docs.google.com/document/d/1jEJS-UUd5ZaPdr3jU56hmn181BlRdkwelDLKRj...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Faydalı bilgi, hatırlatayım:

https://teknoseyir.com/blog/directory-junction-symbolic-link-symlink-ssdde-yer-acma

Bu aynı zamanda Unity'deki projeyi kolayca klonlamak için de kullanılıyor. Yeni bir proje klasörü açıp, Library, obj ve temp klasörleri hariç gerisini bu symlink yöntemi ile klonlayınca elinizde sürekli senkronize kalan (birinde yaptığınız değişiklik diğerinde de olan) aynı anda çalışan iki tane unity projeniz oluyor, multiplayer oyunlarda kolayca test yapabiliyorsunuz.

#junction #symlink #SymbolicLink #hardlink #softlink #semboliklink #bilelimöğrenelim #teknikkonu #SSD #disktemizleme #BirazYerAc #ssddeyeraçma #unity #unity3d #unitytips

Directory junction, Symbolic link, Symlink - SSD'de yer açma

Kesin bilgidir yayalım :D SSD'de yer açma =========================================== Güncelleme 1 - Bunu gerçekten önemli şeylerde kullanmadan önce bir deneme yapın, nasıl...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Birkan abi'nin videodan anlık tanıdık sima çıktı. 😀

BeğenFavori PaylaşYorum yap
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Ya bu CV hazırlamak ne kadar riskli bir iş 😀 2 gündür şablon bakıyorum ama bir tane dahi güzel istediğim tarz bulamadım. Hepsi çok karışık göz yorucu şeyler 😀 Sizin "bu olmalı işte heh" dediğiniz cv örneği varsa göz atmak isterim 😀
edit: Arkadaşlar ücretsiz cv hazırlamak değil benim derdim 😀 Güzel bir şablon bulmak.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 17

Yorum olarak atacaktım ama uzun olduğu için durum atmak istedim. İngilizce öğrenimiyle ilgili ufak bir iki öneri verdim.

Dil öğreniminde önce kendinize inanmanız lazım. "Ben bu işi yapacağım, ne olursa olsun." diyerek başlamanız lazım. İnanın, böyle başlanan işlerde hem motivasyon hem de başarı olasılığı daha yüksek oluyor.

Daha sonra da her yerde bahsedildiği gibi dile maruz kalmak lazım. Bunun için dilin konuşulduğu ülkeye gitmeye gerek yok. Elimizde internet gibi muhteşem bir araç var. Tonla kaynağa saniyeler içinde erişebiliyoruz. Bu yüzden bilgiye kendimiz ulaşmalıyız. Peki dile maruz kalmak nasıl oluyor? Çoğunlukla dört ana beceriden (dinleme, konuşma, yazma ve okuma) biri olan "dinleme" odaklı çalışmalar yaparak.

Bu dinleme çalışmalarını yapmak için herhangi bir hocaya, hatta dinleme odaklı üretilmiş materyale bile gerek yok. Günlük hayattan alınmış, dil kurallarının dışına çıkmayan materyaller olması yeterli. Mesela en çok verilen örneklerden birisi dizi izlemek. Dizi izlemek, hem motivasyonu yükselten, hem de günlük hayatın içinden konuşmalar içerdiği için direkt olarak günlük dile odaklanan bir çalışma olarak karşımıza çıkıyor. Yaptığımız işe "çalışma" olarak bakmadığımız için de beyin bilgileri çok daha kolay alıp işliyor, ön yargı oluşturmuyor. Çünkü Türkiye'deki GTM odaklı (Grammar Translation Method) eğitim sisteminden dolayı bizde "Ben İngilizce öğrenemem, zaten bende yetenek yok." algısı var. Yapılan çalışmanın "çalışma" olarak düşünülmemesi de bu algıyı yıkıyor ve hiçbir şey bilmeyen kişi bile dizilerden bir şeyler elde edebiliyor.

Bir diğer yöntemse araştırmacı bir bakış açısıyla olaya yaklaşmak. Öğrenmeye açık olmalı, gördüğünüz bir kelimeyi Google'da İngilizce bir şekilde araştırmalısınız. Peki nasıl göreceğiz bu "gördüğümüz" şeyleri, bu içerik nerden gelecek? Aslında bu çok göreceli bir soru çünkü eğer sistemli bir öğrenme ortamı yoksa, ortada belli bir materyal de yoktur. Bu bir gazete makalesi de olabilir, bir şarkı sözü de. Size kalmış. Araştırmacı olun, Google arama dilini (sadece arayüz değil) İngilizce yapın. Sonuçlar sizi şaşırtabilir.

Tabi bu demek değildir ki ben materyal önerisi vermeyeceğim 😀 Öncelikle burda ele almamız gereken konu materyalden çok materyalin türü. İki tür materyal var, biri "Authentic Material" diğeri ise "Artificial Material". Artificial Material'lar adından da anlaşılabileceği gibi, İngilizce sınıflarında kullanılması için "yapay" bir şekilde oluşturulmuş materyallerdir. "Oh, Mr Smith!" deyince ne olduğu anlaşılıyor zaten. Authentic materyal ise yapay olmayan, sınıfta dil öğrenimi için hazırlanmamış materyaller. Yani günlük hayattan tüketebileceğiniz her şey.

Günlük hayatta her şeyi tüketebiliriz ama tükettiğimiz materyal kaliteli olmalı. Yani gramerinde bir sıkıntı olmamalı veya argo (slang) terim çok fazla içermemeli. Dizilerde argo terim mevcuttur ancak günlük hayatta kullanılan terimler oldukları için onları öğrenmekte fayda var.

Somut materyal olarak ,

https://aeon.co/
https://www.mentalfloss.com/
https://www.discovery.com/

sitelerinden okuma çalışması yapabilirsiniz. Burdan direkt translate yapmak yerine bilemediğiniz kelimeyi Google görsellerde aramaya çalışın. Zaten somut bir nesneyse direkt olarak karşınıza çıkacak ve Türkçesini zaten bildiğiniz için kelimeyi özümseme yoluyla almış olacaksınız. Bu yöntem İngilizce öğretiminde en çok kullanılan ve en işe yarayan yöntemlerden biridir. (Yapı iskelesi- Scaffolding) Materyal size bir şeyin Türkçesini vermeden anlamını öğretebiliyorsa dediğim olay gerçekleşmiş oluyor ve öğrenme çok daha kalıcı oluyor.

Bunların dışında https://learnenglish.britishcouncil.org/ sitesinden hem kendi seviyenizi öğrenebilir hem de 4 beceriye odaklı çalışmalar yapabilirsiniz. Sitede bol bol materyal mevcut.

Bahsetmek istediğim bir diğer site ise https://learningenglish.voanews.com/ bu sitede hem dinleme çalışması yapabilir hem de basitleştirilmiş haberleri okuyarak kendinizi geliştirebilirsiniz.

Ek olarak sık müzik dinleyen biriyseniz ve halihazırda İngilizce dinliyorsanız müzikleri sözlerini okuyarak dinlemeye çalışın. Bu çalışma hem telaffuzunuza olumlu etkide bulunuyor hem de dinleme becerinizi iyileştiriyor. Duyduğunuz daha kolay anlayabiliyor hale geliyorsunuz.

Zaten bu sebeple İngilizce alt yazılı dizi izlemek işe yarayan bir yöntem. Bu arada hiç İngilizce bilmeyen birisi direkt olarak İngilizce alt yazıya geçerse olaydan hiç keyif almaz ve anında bırakır. Yavaş yavaş olmalı. Önce Türkçe alt yazı, bir süre sonra İngilizce alt yazı, sonra da hiç alt yazı olmadan izlemek lazım.

Tabi işin bu kısmı sadece comprehension, yani anlama odaklıydı. Bir de bu olayın production, yani üretim kısmı var ki bu tamamen ayrı bir konu. Ama merak etmeyin, burda da çok basit yöntemlerle üretkenliğinizi artırabilir, dil becerilerinizi dört koldan geliştirebilirsiniz.

Üretim kısmında konuşma ve yazma becerileri var. Konuşma için illaki biriyle konuşmanıza gerek yok. İç sesinizi İngilizce yapmaya, yani İngilizce düşünmeye çalışın. Bir sonraki gün ne yapacağınızı İngilizce planlayın mesela. Bu sizin farkında olmadan üretim yapmanızı sağlayacaktır. Çünkü zaten edinmiş olmanız gereken "araştırmacı kimlik" sayesinde düşünürken bile "Şu kelimenin İngilizcesi neydi?" deyip gidip bakacaksınız.

Ek olarak konuşma için global Discord sunucularını kullanabilirsiniz. Sadece İngilizce için açılmış Discord sunucusu: https://discord.gg/zxkTZsffRR

Yazma içinse hoşunuza gidebilecek bir çok konuda konuşulan site olan Reddit'i önerebilirim. Reddit'te de birçok dil öğrenme subreddit'i mevcut, bu tür yerlerde yazma çalışması yapabilirsiniz. Çeşitli sitelerden penpal (mektup arkadaşı) edinebilirsiniz. Tabi artık olay elektronikleştiği için e-penpal oluyor 😀 Eskisi gibi mektup yok.

Özetle yapacağınız işe inanmalı ve araştırmacı olmalısınız. Her şey sizde bitiyor. Her duyduğunuzdan, her okuduğunuzdan bir şeyler öğrenmeye çalışırsanız kısa sürede ne kadar çok şey öğrendiğinize kendiniz de şaşıracaksınız. İç sesinizi İngilizce yapın. İngilizce düşünmeye çalışın. Bu da üretkenliği arttıran bir durumdur.

İleride ekleme yapabilirim. Sorular varsa yorumlardan alabilirim.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 10 / 20
  • Agab @agab

    Haydi ahali, avrupa pasaportu için önümüzdeki yaza kadar yüklenin dile!

  • Burak Yirmibeşoğlu @burak25

    Anadile yakin Ingilizce bilen biri olarak (ve gunluk hayatimin %75'i Ingilizce olarak gecen biri olarak) soyluyorum gramer hatalarina takilmayin. Ciddi yazismalar icin yazdiktan sonra tekrar okur duzeltirsiniz ama konusmada herkes hata yapiyor, kimse sallamiyor. Anlasilir oldugunuz surece cekim hatalari vs onemli degil rahat olun. Ben devamli dalginlikla hata yapiyorum sonra farkediyorum elbette ama kimse takmiyor.

  • ammavelakin @ammavelakin

    hocam peki bir içeriği -örneğin bir filmi ya da bir dizinin ilk bölümünü- ilk türkçe tüketip sonrasında ingilizce tüketmek ne kadar etkili olur sizce? Hazırlıktayken sınıftan birisi böyle yapıyordu ve pek de kötü değildi diye hatırlıyorum ingilizcesini, tabii son durumu nedir bilmiyorum.

    • Emre @emre64

      Türkçe tüketmekten kastınız Türkçe dublaj ise boşuna izlemiş olursunuz. Amaç İngilizce dinlerken Türkçe alt yazı ile izlemek, belli bir seviyeye geldikten sonra İngilizce alt yazıya geçmek, sonra da komple alt yazıyı kapatmak. Tabi o seviyeye gelmek için Türkçe alt yazı ile izlerken de duyduğunuz İngilizce kelimeleri ayırt edip anlamlarını öğrenmeniz gerekiyor. Sadece izlerseniz etkisi çok daha az olur ve öğrenme çok uzun sürer. İngilizcede dört beceri olduğu için sadece dizi izleyerek istediğiniz yere ulaşmanız zor, diğer becerileri de dahil edip ortak bir ürün koymanız lazım.

    • ammavelakin @ammavelakin

      @emre64 yok alt yazılı tüketmekten bahsediyordum. Ek olarak şunu sormak istiyorum -biraz spesifik bir soru gibi gelebilir ama fikrinizi merak ettim açıkçası-, ben zaten uzun zamandır yabancı dizi izliyorum ve bunları da ingilizce alt yazılı izliyorum ama herhengi bir öğrenme kaygısı güdümeden yapıyordum. Şimdi öğrenme kaygısı güderek dizileri izlerken yine türkçe alt yazı olarak mı başlayıp yorumunuzda yazdığınız gibi aşama aşama mı gitmek mantıklı olur yoksa bu adımı atlayıp direkt ingilizce alt yazılı olarak mı başlamak mantıklı olur sizce?

    • ammavelakin @ammavelakin

      @emre64 mesela şöyle düşündüm hocam: ben attack on titan animesini japonca dublaj ve türkçe alt yazılı bir şekilde 2-3 kez izledim. Geçen gördüm mesela animenin ingilizce dublajlısı ve alt yazılısı da var. Dizi izlemeye başlarken bu animeyi tekrardan izlemek -ama ingilizce dublaj ve alt yazı ile- daha hızlı ilerlememe yardımcı olur mu acaba diye düşündüm?

    • Emre @emre64

      @ammavelakin Hocam zaten İngilizce alt yazı ile rahat takip edebiliyorsanız istenen noktaya gelmişsinizdir. Bu saatten sonra Türkçe alt yazı ile izlemenize gerek yok. Animenin İngilizce dublajı ne kalitededir bilmiyorum ama aşina olduğunuz bir şeyi tekrar İngilizce izlemek faydalı olur.

    • ammavelakin @ammavelakin

      @emre64 teşekkürler hocam cevaplar için. Kusura bakmayın konuyu da hortlatmış gibi oldum 🙂 aklıma takınlınca bir sorayım dedim.