PhoeniXim paylaştı.

Sokaktan Sahiplenebileceğiniz Kedi Cinsleri ve Karakterleri

Sarman :

Büyük bir çoğunluğu erkektir. İnsanlarla iletişimi iyidir ve sadıktırlar.

Tuxedo :

Smokinli kedi olarak bilinirler. Kimileri Beşiktaşlı kedide der. 🙂 Diğer kedilere göre daha zekidirler.

Tekir :

Hepimizin bildiği kedi türü. Aşırı oyuncu ve enerjiktirler.

Bombay :

Gece siyahı tüyleriyle panter abilerini anımsatır. Çok sakin ve arkadaş canlısıdırlar. Evde yaramazlık yapmasın diyorsanız bu kara çocukları öneririm.

Calico :

3 renkli kedi olarakta bilinirler. Tüm renklerin birleşimi olan bu kedilerin büyük çoğunluğu dişidir. Azda olsa erkekleride vardır ama onlarda doğuştan kısırdır. Dişi olanlarının özellikle çocuklarla arası çok iyidir.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 19
PhoeniXim paylaştı.
BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 18
PhoeniXim paylaştı.

Japon Mitolojisinden Youkai Efsaneleri ve Nioh 2 Yaratıkları

Yazı, Nioh 2'deki yaratıkların Japon efsanelerindeki hallerini ve kısaca özelliklerini içerir. Japonların bilmediği ama bizim 200 saat oynayarak tecrübe ettiğimiz bazı özellikleri de yer almaktadır. Başlayalım.

1 - Wheelmonk | Tekerlek Adam

Ya da gerçek adıyla Wanyûdô.

Kyoto'da anlatılan meşhur bir efsane vardır. Bir akşam duyduğu ses üzerine camdan dışarı bakan bir kadın Wa nyûdô'nun şehrin bir ucundan bir ucuna hızla gittiğini görür. Wanyûdô hırlayarak "Bana bakacağına çocuklarına baksaydın ya" der. Kadın arkasına dönüp baktığında bebeğini ayakları vücudundan koparılmış halde yerde kanlar içinde görür. Dehşet içinde tekrar başını döndürüp camdan dışarı baktığında ise Wanyûdô'yu görür. Ağzında çocuğunun ayakları ve yüzünde iğrenç bir sırıtışla.

Wanyûdô genel olarak ormanda ıssız patikalarda görülür, nadiren şehre iner. İnsanların ruhlarını ve bebeklerini yer. Wanyûdô görüldüğü zaman -ki onu görmemek en iyisidir-, sesi bile işitildiği zaman insanlar yolları boşaltır, evlerine kapanır ve dualar asarlar. Wanyûdô'yu görmek bile bütün bir aileyi felakete sürüklemek için yeterlidir. Bedenleri parçalar ve yanında cehenneme götürür.

Hikaye beni çok etkilediğinden Allah belanı versin Tekerlek Adam demekle yetiniyorum.

 

 

 

2 - Oboruguruma | Vagon Teyze

Ay ışığının alabildiğine parlak olduğu sisli gecelerde Kyoto sakinleri tuhaf bir ses duyduklarını söylerler. Sanki bir kağnı gıcırdaya gıcırdaya sokaktan geçiyor gibi bir ses. Ne olup bittiğine bakmak için dışarı çıkanlar ise yarı görünür yarı görünmez bedeni, dehşet verici yüzü ile karşılarında Oborugurma'yı bulurlar.

Başka bir efsane ise bir yerlerden ansızın "iyi akşamlar" sesi duyarsanız, çok ama çok dikkatli olmanızı öğütler. https://teknoseyir.com/durum/1394139

 

 

3 - Bakegani | İboşov

12. yüzyılda Genji ve Heike klanları arasında kanlı bir savaş patlak verir. Heike klanına karşı başlayan bu isyanın son savaşı Don-no-ura muharabesiydi. 25 Nisan 1185'te Heike ve Genji donanmaları dar bir alanda karşılaşır ve savaşmaya başlarlar. Heike klanı başlarda üstünlük kursa da savaş onların aleyhine gelişir ve Genjiler, 7 yaşındaki Heike hükümdarı Anatoku'nun gemisini bulup ok yağmuruna tutmaya başlarlar. Yenilgi artık kesinleşmiştir. Heike klanı ölmeyi esir olmaya yeğ tutar ve kendilerini nehre atarlar, genç hükümdar dahil. Bu, Heike klanının yok oluşudur. Bütün klan yok edilir ve onlardan geriye kimse kalmaz.

Heike erkeklerinin ruhları oradaki yengeçlere geçer, kadınların ruhları ise Kappa denilen yaratıklara. Ve bir gün alacakları intikamın umuduyla yaşarlar.

İşte Bakegani (canavar yengeç) bu Heike yengeçlerinin oyuna aktarılmış halidir. Heike yengeçlerine yukarıdan bakıldığında kabuğunda sanki kaşları çatık bir samurayın yüzü görünür. Efsaneye göre bu, Heike klanının boğulmuş samuraylarının yüzleridir ( bize göreyse maalesef iboşov...)

Heikegani yengeci: https://en.wikipedia.org/wiki/Heikegani#/media/File:Heikegani.jpg

 

 

4 - Gaki | Mal

Budist inancına göre günahkar insanların acı çeken ruhlarıdır. Gakidô denen ve cehennemin bir kat üstünde bulunan kurak, çorak bir yerde yaşarlar. Gakiler hemen her şeyi yerler fakat asla besleyici ve güzel bir yiyecek bulamazlar (resimde görülmekte) besleyici ve güzel bir yiyecek bulduklarında ise ellerine aldıkları an yemek yanar ve yok olur. Bu yüzden de karınları açlıktan hep şişmiş haldedir. Dinmek bilmez bir açlığa ve susuzluğa mahkumdurlar. Bugün Japoncada "gaki" sözcüğü "velet" anlamında kullanılmaktadır.

 

 

5 - Karakasa | Şemsiye

Yağlı kağıttan şemsiye. Kocaman tek gözü, ağzından taşmış bir dili ve genellikle tek ayağı vardır. Çalılıklarda saklanıp insanları korkutmayı ve diliyle yanaklarını yalamayı sever. Diğer youkailer gibi kötücül bir amacı yoktur. Zarar vermek için değil oyun olsun diye yapar.

 

 

6 - Scampuss | Topkedi (topket)

Okoyama'nın yağmurlu gecelerinde dar sokaklarda insanların karşısına çıkar. İnsanların bacaklarının arasına girer, sürtünür de sürtünür. Kedi mi yoksa köpek mi olduğu bilinmeyen bu yaratığın tek beklediği ilgidir. Bazen istemeden de olsa insanların tökezleyip düşmelerine sebep olur. Zararsız ve oyunsever bir youkaidir Sunekosuri.

Yine de devasa canavarlara meydan okuyabildiği unutulmasın! Vur kedi vur!
https://www.twitch.tv/teknoseyir/clip/InventiveCoyMagpieRalpherZ-weJUVQN-BgXOPJ9z?filter=clips&range=all&sort=time

 

 

7 - Tatarimokke | Baykuş

Tatarimokkeler ölmüş çocukların ruhlarıdır. Baykuş bedenine girmiş bu ruhlar evlerinin ve hayattayken sahip oldukları ailelerinin yakınlarında yaşamaya devam eder. Görünüşleri diğer baykuşlardan farklı olmasa da derler ki çıkardıkları uğultu sanki bir baykuştan değil de küçük bir yavrucağın yitik ruhundan gelirmiş.Tatarimokkeler zararsız ruhlardır. Ve yakın zamanda bir çocuğunu kaybetmiş aile, evlerinin yanında bir baykuş görürse onu beslemeleri öğütlenir. Aileler de tıpkı yitik yavrularına baktıkları gibi şefkatle bu hayvana da bakar ve ilgi gösterirler.

Fakat bazı durumlar vardır ki Tatarimokkeler insanlar için tehlikeli olabilir. Eğer bir aile yavrusunu nehre atarsa ya da evde bakacak boğaz azalsın diye öldürürse, hatta bebek bilerek düşük bile yapılsa ruhu ailesine karşı bir kin tutabilir. Bazen Tatarimokkeler bir bebeğin ruhu değil bir cinayetin kurbanı da olabilir ve katilini intikam umuduyla arar da arar. Hatta kimi zaman katillerini öyle lanetlerler ki yalnız katil değil onun bütün soyu bu lanete kurban gidebilir.

Eğer yerde yatan bir tatarimokke görürseniz çok dikkatli olun!
https://www.twitch.tv/teknoseyir/clip/EagerVivaciousMarrowTwitchRaid-3dGp8foKqlu7Byk2?filter=clips&range=all&sort=time

 

8 - Yamanba | Gözlemeci Teyze

Yamaubalar dağda yaşayan yaşlı kadınlardır. Bir zamanlar insan olan Yamaubalar zamanla çürümeye başlayıp yaratığa dönüşmüşlerdir. Bazılarının boynuzları veya pençeleri olsa da çoğunlukla normal bir yaşlı kadın gibi görünürler, ta ki size saldırana kadar!

Yamaubalar ormanlarda yolun kenarındaki köhne bir kulübede yaşarlar ve oradan geçen yolculara gecelemek için bir yer ve bir kap sıcak yemek teklif ederler. Yorgun yolcular sıcacık yataklarında çabucak uykuya daldıklarında Yamaubaların gerçek halleri de ortaya çıkar, çirkin ve yaşlı bir şeytan! Mışıl mışıl  uyuyan konuklarını bir bıçakla veya güçlü bir büyüyle ziyaret eder... Bu hikaye Yamaubaların elinden kurtulabilmiş sadece birkaç şanslı gezgin sayesinde kulaktan kulağa yayılmıştır.

 

9 - Tesso | Splinter Usta

Derler ki uzun zaman önce, Şirikawa (1073-87 hüküm süresi) adında bir hükümdar yaşarmış. Bir türlü vârisi olmayan bu hükümdar geleceğinden çok endişelenmiş ve bir gün Raigô denen rahibine gidip Buda'nın ona bir oğul vermesi için dua etmesini istemiş. Raigô çok günler ve çok geceler dua etmiş. Sonunda bir oğul dünyaya gelmiş, Prens Taruhito! Hükümdar buna çok sevinmiş, Raigô'yu huzuruna çağırmış ve dile benden ne dilersen demiş. Raigô bir görkemli tapınak isterim, orada daha nice öğrenciler yetiştireyim, demiş. Hükümdar bunu kabul etse de başrahip bunu hoş karşılamamış. Kendi tapınağından daha büyük bir tapınak istememiş ve hükümdar da başrahibin arzusuna kıramamış. Raigô'ya söz verdiği tapınağı yapmamış.

Raigô'nun yüreğini dolduran kin onu da bir acayip yaratığa dönüştürmüş ve Raigô kısa bir zaman sonra ölmüş. Derler ki bu ölümün hemen ardından genç prens yatağının başında rahip kılığında bir hayalet görmüş. Gördükten sonra çok sürmemiş, prens ölmüş. Hükümdar yine vârissiz kalmış.

Bundan kısa zaman sonra başrahibin o görkemli manastırını devasa fareler basmış. Herkesi öldürmüş, kıymetli kitapları yemiş yutmuş, manastırı yıkmışlar. Ve Raigô'ya söz verilen o devasa manastır yapılana kadar farelerin gazabından kimseler kaçamamış.

Ve bugün bütün Budist manastırlarının kapısı doğuya bakarken yalnız Raigô'nun manastırı (Mii-dera) kuzeye bakar, tam da başrahibin manastırının olduğu yere!

 

Rahibin intikamından kaçın!
https://www.twitch.tv/teknoseyir/clip/OddCrunchyDillDxAbomb-c53vTPwpGr0C5EE0?filter=clips&range=all&sort=time

 

 

10 - Nurikabe | Sünger Bob Kapı

Nurikabe genelde kıyı kesimlerinde ve dar sokaklarda bulunur. Gerçek görünüşünü Kahır Lobisi hariç hemen hiç kimse bilmez, zira çoğunlukla görünmezdir. Gece vakti insanların karşısına çıkar ve yolunu bütünüyle kapatır. Ne sağından ne solundan geçmek, ne de onu devirmek mümkündür. Derler ki eğer yerden bir sopa alıp alt taraftan onu dürtüklerseniz kaybolur ve yolunuza devam edebilirmişsiniz. Kökeni bilinmemekle beraber "tsukimogami" yani ruh kazanmış ev eşyalarının bir üyesi olarak ortaya çıkmış olabileceği düşünülür.

Önünde eğilmek ise ancak onu daha da öfkelendirir.

- SON -

Bu yazı, sayesinde onlarca eğlenceli saat geçirdiğimiz @ugury 'e  ve Kahır Lobisine ithaf edilmiştir.

 

- Bonus İçerik -

Aşağıda Toriyama Sekinen (1712-1788) tarafından yapılan youkai çizimleri yer almaktadır. Hemen hepsi Nioh 2'den tanıyacağınız yaratıklardan seçilmiştir. Daha fazlası için için kaynakçaya bakabilirsiniz

(Büyütmek için resmin üzerine tıklayın)


 

 

 

 

 

.

 

 

 

 


 

Youkai çizimlerinin ve hikayelerinin kaynağı: http://yokai.com/
Bazı görsellerin kaynağı: https://www.creativeuncut.com/
Yaratıkların Nioh 2 hallerinin kaynağı: https://nioh2.wiki.fextralife.com/Enemies
Toriyama Sekinen'in çizimlerinin kaynağı: https://archive.org/search.php?query=creator%3A%22Toriyama%2C+Sekien%2C+1712-1788%22
Yer yer wikipedia'dan da yararlandım.
Çeviriler bana aittir. Kısa olmasına özen gösterdim ve sadece Nioh'tan akılda kalan youkaileri ekledim. İleri okumalar için yukarıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz.

Buraya kadar okuduysanız, teşekkürler.

 

Daha fazla mı youkai istiyorsun?
Nurarihyon, Natsume, xxxHOLIC, Mushishi (şaheser), Bakemonogatari veya Mononoke ilgini çekebilir.
Belki bir film! Kaidan (Filmdeki hikayelerden biri de Heikei efsanesini konu etmekte)
Ya da bir oyun? Japon korku efsaneleri + Itou Junji + Lovecraft: World of Horror

#Nioh2

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 15
PhoeniXim paylaştı.

Deji Pilinin İçini İnceliyoruz

Evet şimdi #deji pilinin de içini açalım. 😀 Bunlar kimmiş ? neyin nesiymiş ? etiket miymiş hepsi ortaya çıktı.

2 senesi dolan ve ömrünün haliyle yarısı giden bir iphone 6s plus piliydi. Hazır yenisini taktık eskisini dağıtayım dedim. Hani nedir ne değildir ? üstündeki voltaj zımbırtısına ufak kartına bakalım değil mi ?

Pilin dış yüzeyini marka modeli vs yazdığı bir folyo ile kaplanmış. Pilin tabi markası ıvır zıvırını https://shenzhen-huida.manufacturer.globalsources.com/si/6008835668461/Homepage.htm bunlar üretiyorlar. 2006 yılında kurulmuş bir pil firması. https://huidafa.en.alibaba.com/ alibaba'da satışları da var.

Pilin zaten etiketi çıkınca cell kısmında değerleri yazıyor. 13.72Whr E3349b9PV s215a43 0198 3.8V
Şimdi bu alet 13.72whr pile sahip bunu 3.8 volt gerilimde veriyormuş. Hesaplayınca 3610 mah gibi birşeye denk geliyor. Hatta https://www.rapidtables.com/calc/electric/wh-to-mah-calculator.html buradan sizde hesaplayabilirsiniz. Ama etikette 3300 mah diyor ve de 12.6whr olarak yazılmış. Şimdi bu nasıl oluyor ? etiket farklı içindeki cell'in üstünde yazan farklı ? Tamam etikette yazanı hesaplayınca 3298 küsür mah çıkıyor. Neyse...

Şimdi gelelim pilin üstündeki devresine. Voltajı vs dengeleyen şarjı deşarjı ayarlayan kart budur. üzerinde sağ kenarında PS-I8-c yazıyor. Aratınca tabi birşey çıkmıyor. Ama asıl olay üstündeki kontrolcüsü ne ? SS71A diye kontrolcü çıkıyor. http://us.100y.com.tw/viewproduct.asp?MNo=114356 http://images.100y.com.tw/pdf_file/32-INT-SS71A.pdf işte lityum piller için kontrolcü öyle çok adi değil. Zaten kapton bant ile de cell'den izole etmişler bunun yanı sıra da diyotlar ve kapasitörlerin de çevresini siyah uv ışıkla donan zımbırtıla izole etmişler bu da güzel. Çünkü o parçalar ısınabilir birşey olur pil ile dip dibe yani çok ısıtırsa eritir hop cell şişer bum yanar. 😀

Tahminimce sol taraftaki 3 tane lehim noktası var bunlar aslında tek tip cell olarak çıkıyorlar üstüne soketi lehimleniyor. İşte 6s plus'a 3300 mah diyelim, işte aynı cell ise 7 plus'a şunu yazalım soketi farklı lehimleriz vs üretim maliyetinden kısılıyor tahminimce. Ama genel kalitesi bana öyle '' ben adiyim beş para etmem '' diye bağırmıyor. Çünkü bu kartın olduğu kısmı da ekstra plastik parçayla izole etmişler ve bantlıydı. Kartından kontrolcüsünden çalmayan adam da zaten cell'den de pek çalmaz. Ha eğer karttan ondan bundan çalsaydı tahminimce çok kötü olurdu e kötü olsaydı bu kadar ülkemizde yan sanayi marka olarak pek tercih edilmeyecekti.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 6

Redmi note 9 & Xiaomi & Redmi telefonların kasma sorununun çözümü.

Ben Redmi note 9 üzerinde denedim ama kasan bir Xiaomi'niz varsa büyük ihtimalle aynı sorundan dolayıdır. Redmi 9 kutudan çıktığı haliyle her şeyde kasıyor, her şeyde. Mario oyna onda bile kasar 🙂

Çözüm: Developer (geliştirici) modunu aktifleştirin.

*HW overlays kısmını sağa kaydırın. ''Disable HW overlays'' kısmı açık olmalı. (En alttan yukarıya doğru gidin, Media sekmesinin bi üstündeki yerde, çok fazla şey var bulması zor oluyor)

*Çözüm 2: Notch / çentik ayarlarından en alttakini seçin. Bu da düzeltiyor ama yukarıdaki kendi başına yeterli.

*Çözüm 3: Oyunlarda kasması için oyun optimiser'i kapatın diyorlar ama bunun işe yarayacağından emin değilim. Sadece 1.'nin bile işe yaraması lazım, yaramazsa 1.'den bağımsız olarak 2. de işe yarıyor.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 93
PhoeniXim paylaştı.

Charga-Plate - Veresiye alisverisin temelleri...

Oncelikle hepimizin az cok asina oldugu bir sey vardir, gecmisin her zaman gelecegi etkilemesi gibi.

Bunu bilmek icin yasayan ve beyni az cok calisan birisi olmak yeterli... 🙂

Bizim farkettigimiz yada edemedigimiz ama bir sekilde haberdar oldugumuz degisikliklerin cogu kendi cevremizde yada bizi ilgilendiren alanda olur diyelim...

Yani genelde canimiz yanmazsa, bizi etkilemezse pek onemsemeyiz...
Bazen bu kisiler icin yani bizler icin de donum noktasidir ama buna tarihsel demek icin kitlesel etkileri olmasi gerektiginden konumuz degil...

Tarihsel donum noktalari kitleleri etkiler, buyuk degisikliklere yol acar, yikici da yapici da sonuclari olabilir.

Tarihte bazi donum noktalari vardir, bunlarin bazisi bolgesel degisikliklere yol acabilecegi gibi tarihin akisini buyuk olcude de degistirebilir... Politik, ekonomik, teknolojik, sosyal ve dini donusumler etkiledigi genel ana basliklardir...

Bir de donum noktasi olmayan ama onun onculu olan nispeten daha kucuk noktalar vardir...

Mesela...

Buhar gucu gibi, kesfedilmesi ulasimda kullanilmasindan cok daha uzun zaman oncesine dayanir...
Hatta Roma Imparatorluguna kadar uzaniyor...

Ama bir donum noktasi olmasi, bunun ulasimda kullanilmasiyla baslar...
Evet, endustriyel olarak bir olcude kullanilsa da konu kitlesel donusum oldugu icin boyledir.

Konumuzla alakali olan donum noktasi ise ekonomik bir donusumdur, paraya dayanan alisveriste ticarete ivme kazandiran donusum kitlesel alisveristir, insanlarin kapital yasama genis kitlelere halinde ki bunu toplumun en fakirinden en zengin kesimine uyarlayarak dusunun yayilmasi zamanla paranin meta olarak gucsuz hale gelmesine sebep olmustur.

Yani alinacak seylerin degerleri buyudukce odeme sistemi de zorlasmaya baslamistir, tabi bu odemeler uzun bir sure degerli madenler ile yapildi ama sokaktaki insana arabayi 1 kulce altina satmak 19.yy sonlarinda kolay olsa da zamanla alicisi cogaldikca odemeler zorlasmaya basladi...
Bunu sadece araba ornegi ile kiyaslamayin, yeni teknolojiler, yeni ihtiyaclar ve yeni esyalar demek.

TV, buzdolabi, radyo, ev esyalari vs...

Kisaca paranin hareketenin kolaylastirilmasi gerekiyordu, bunun icin de bir odeme sistemi olusturulmaliydi.

Kredili odeme sistemi...

Bu yuzden alisverisi hizlandirmak, daha genis kitlelere yaymak icin kredi yada sonradan odemeye dayanan bir sistem gelistirilmeliydi.
Bunun, veresiye alisveristen duzenli ve genis olcekli bir den cok satici ile iliskili kayda dayali olmasidir ki bu yonuyle kredikartina kadar olan gelisimler sadece oncul sayilabilir.
Cunki, kredi karti devasa etkilere sebep oldugundan tek basina bir donum noktasi sayilabilir.

Tabi, kredi kartina gecmeden once bir cok denemeler yapilmis, bir kismi basarisiz olmusken bir kismi ki burada anlatacagimiz ornekler bunun onculleri olmayi basarmistir.

Coin - Sikke turu sahsi muhurler...

Onceleri ticari firmalar kendilerine ait ozel "Coin" adi verdikleri sonradan odemeli bir cesit muhur olan hani bizim "sikke" yada "damga" olarak adlandirabilecegimiz bozukluklar urettiler.

Her ne kadar bozukluk desek de bunlarin sekilleri cok farkli olabiliyordu...

Bu jetonlar ile bir hesap numaraniz oluyordu, alisveris yaptiginiz magaza bu sekilde tuttugu defterde odeme gunu geldiginde sizden yada anlasmaliysa bankanizdan borcunuzu aliyordu.

Bu isi yapan kisilere de "Debit collector" yani Tahsilatci denmekteydi ki Amerika'da halk arasinda pek sevilen bir meslek degildir 🙂

Fakat, bir sure kullanilsa da bir standartinin olmayisi ve Amerikan eyalet sisteminin karisikligi hesap tutmalari zorlastiriyor, musteriler borclarini odemeden baska eyaletlere gidebiliyordu.

Bu yuzden daha merkezi bir sisteme ihtiyac vardi...

Kredi kartindan once Charga-Plate vardi...

Charga-Plate!

Tabi bu merkezi sistem bir kredi karti degil yani bir Pos cihazinda odeme yapmaniza imkan saglamiyor...
Kaldi ki kullanima basladigi yillarda degil Pos cihazi, bilgisayar bile yoktu...

Farrington Manufacturing firmasinin icad edip 1928 yilinda piyasaya surdugu bu sistem 1950'li yillarin sonlarina hatta bazi eyaletlerde 60'li yillara kadar varligini surdurmustur...
Charge-Plate almak icin bireysel olarak basvurmaniz gerekiyordu.

Charga-Plate, uzerinde kabartmalarla adiniz, adresiniz kisaca butun bilgilerinizin yazili oldugu bir muhur plakasidir. Bu muhur tabii ki sizin hesap numaranizi temsil ediyor yani eger muhurdeki numara karsiliksiz bir hesap ise haliyle hic bir sekilde odeme yapilamiyor, yasal olarak sahte hesaplar icin o zamanlar ne tur yaptirimlar vardi kim bilir.

Nasil kullaniliyordu?

Alisverisinizi odemek icin bu muhru verdiginizde faturaya basit bir makine yardimiyla size ait damga basiliyor, ucret zamani geldiginde sizden yada bankanizdan tahsil ediliyor.
Charga-Plate'in arkasinda imzaniz bulundugundan faturaya atacaginiz imza ile karsilastirma yapildigindan ek bir guvenlik saglaniyordu.

Yani aslinda kredi-kartindan cok odeme ceki gibi bir sistem ama defter tutma ve hesap mantigi ile bir yonuyle kredi karti gibi yani birden cok yerden birden cok defa alisveris yapilabiliyormus...

Hatta, Coin'den farkli olarak merkezi bir sistem oldugu icin diger eyaletlerde de kullanabiliyordunuz.

Merkezi hesap sistemi bugunki kredi karti sisteminin aslinda temelidir, bankalarla birlikte calismayi kolaylastiran bu sistem "Debit collector - Tahsilatci" ihtiyacini da buyuk olcude kaldirmis ama yerini haciz memurlarina birakmistir 😀

Ornek Charga-Plate:

 

Bazi ilginc Charga-Plate bilgileri...

  • Charge-Plate zamaninda cok benimsenmis, 30 yili askin bir sure Amerika'da kullanilmis...
  • Kadinlarin kendi adlarina almalari yasakmis, ancak esleri yada babalari yada erkek kardesleri alabiliyormus. Ama ilginctir ki reklamlarinda genelde kadinlari kullanmislar.
  • Siyahi insanlarin da ayni sekilde almalari yada kullanmalari yasakmis.
  • Bazi firmalar bu muhurleri musterilere vermemis, kendileri saklamistir. Musteri geldiginde sadece hesap numarasini vererek alisverisini yapmis satici bu muhurle odemeyi tamamlamistir.
  • Bugun cok az sayida bulunan Charga-Plate'lerin kolleksiyonculari var ve nadir parcalara buyuk paralar odeyebiliyorlar...
  • Bugun kullanilan dijital (Bit)Coin sistemi de aslinda temelde Charga-Plate sistemine benzer bir yapidadir. Devletlerin asiri kontrolcu ve baskici tutumu dogrudan alisveriste kullanilmalarini zorlastirsa da para akisinda halen yasaldir.
    Tabi, dijital ve analog iki sistemi birebir karsilastirmak dogru degil ama benzerlikler yadsinamaz.
  • Hali hazirdaki banka kartlarinin arkasindaki kisisel imza da aslinda Charga-Plate'ten kalmadir.
  • Devletlerin ve bankalarin ortak hazirladigi borc yapilandirmasi ve taksitlendirmesi de Charga-Plate zamanlarindan gelir..
  • Kredi borclari ve beraberinde getirdigi kitlesel ekonomik krizler sonucunda alinan onlemler ve sartlar bugunki kredi karti sisteminin de temelidir.

Gorsel kaynaklar:

Buffalo in the '50s: Before credit cards, you shopped with Charga-Plate

BeğenFavori PaylaşYorum yap
PhoeniXim paylaştı.

Yenilenebilir Enerji Kurtarıcı mı Polyannacılık mı?

Çevre ve küresel ısınma ele alındığında konu çoğunlukla yenilenebilir enerjiye gelir ve küresel ısınmaya karşı büyük etkisi olduğu düşünülür durum gerçekten böyle midir? İstatistiki veriler ve araştırmalar ile durumu irdeleyelim.

Öncelikle şunu belirtmeliyiz yenilenebilir kaynaklar ‘temel yük (sürekli ihtiyaç duyulan elektrik miktarıdır) gücü olarak görülmezler zira süreksizdirler ve istediğmiz kadar maliyetleri düşürelim veya daha verimli yollar bulalım güneş ışınları bir sebepten ötürü azalırsa veya rüzgar yeterli hızda esmezse gerekli enerjiyi elde edemeyiz. Bu sorunun çözümü şebekeye sürekli bir güç verebilmenin yolu ise devasa bataryalar inşaa etmektir. Yenilenebilir kaynaklardan elde edilen elektrik enerjisi depolanabilir ve üretim düştüğü veya dalgalandığı zaman depo edilen enerji kullanılabilir fakat bu durumun büyük mali sıkıntıları vardır. Örneğin Kaliforniya'da ki duruma bakarsak bunu daha iyi anlayabiliriz.

Kaliforniya yenilenebilir kaynakların (özellikle güneş enerjisi) üretimde ki payını artırma konusunda önemli planları olan bir eyalet 2045 yılına kadar elektrik üretiminin tamamını temiz kaynaklardan sağlanmayı planlıyor. Lakin yapılan araştırmalara göre üretimin yarısı yenilenebilir kaynaklardan sağlanırken megawatt/saat maliyeti 49$ oluyor eğer üretimin tamamını yenilenebilirlerden yaparsak bu maliyet yaklaşık 32 kat artarak 1612$ megawatt/saat oluyor. Bu artış depolanma yüzünden kaynaklanmaktadır.

Meselenin çevreyi ilgilendiren kısmına gelecek olursak bildiğiz üzere küresel ısınmanın nedeni sera etkisidir. Sera etkisini de atmosferde miktarı artan CO2 gibi gazlar neden olur. Örneğin Almanya karbon emisyonunu düşürmek için bir çok yenilenebilir kaynak projesini özellikle 2000’li yıllardan sonra devreye soktu. 2010’dan 2018’e gelindiğinde Almanya da yenilenebilir kaynaklardan sağlanan üretim iki katından fazla artmasına rağmen CO2 salınımı kayda değer bir biçimde düşmedi hatta bazı yıllar aynı dahi kaldı. Ayrıca daha önce bahsettiğimiz nedenlerden ötürü Almanya da elektrik fiyatları 2006-20017 yılları arasında  %50 arttı. Karşılaştırma yapacak olursak Fransa birim elektrik başına Almanya'nın onda biri kadar karbon salınımı yapmakta ve elektrik fiyatı da Almanya'nın yarısından biraz fazladır (Fransa elektriğinin %71’ini nükleer enerjiden sağlamaktadır).

Bu veriler ve araştırmalar bize yenilenebilir enerjinin küresel ısınmaya karşı etkisinin sıkıntılı olduğunu göstermektedir. Hatta küresel ısınma ile mücadeleyi pahalı hale getirmektedir. Elbette hızla gelişen teknoloji sayesinde bu maliyetler düşebilir fakat birleşmiş milletlerin yaptığı araştırmalara göre önümüzde ki 20 yıl içinde küresel ısınma 1.5 derece ile sınırlandırılmasa geri dönüşü olmayan bir sürece gireceğiz. Biz teknolojinin gelişmesini bekleyebilir, umabiliriz fakat dünyanın bu gelişmeleri bekleyecek vakti var mı?

Kaynakça:

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 12
  • Mr.Bell @mr-bell

    Bunlar sizin düşünceleriniz mi?
    Konu alanında bir çalışma mı yapıyorsunuz?

  • Abdurrahman Özırk @ozab

    Okuduğnuz için ben de teşekkür ederim. İlk kez gördüğüm de ben de epey şaşırdım. Almanya CO2 salınımı olarak dünyada 6.sırada Avrupa için konuşacak olursak bu seviye bir ülke olarak Örneğin Fransa nükleer enerjiyi yoğun olarak kullandığı için 20.sırada.

  • KUTALP @kutalp

    Kuruyorsun Nüklüeri atığınıda ortadoğuda parasını verip gömüyorsun bitti gitti işte.

  • prometrik @prometrik

    Güzel yazı ancak birkaç kısıma değinmek istiyorum. Öncelikle değindiğiniz kaynak sayısı az. Ayrıca yenilenebilir enerji karşıtı firmalar(özellikle petrol endüstrisi) bu enerji türüne karşı yazılar yazıyor ve yazdırıyorlar. O yüzden kaynak detayları hep önemlidir.

    Yazınızın özet olduğu anlaşılıyor. Ancak yine de gördüğüm birkaç noktasına değinmek istiyorum.

    "Almanya karbon emisyonunu düşürmek için bir çok yenilenebilir kaynak projesini özellikle 2000’li yıllardan sonra devreye soktu. 2010’dan 2018’e gelindiğinde Almanya da yenilenebilir kaynaklardan sağlanan üretim iki katından fazla artmasına rağmen CO2 salınımı kayda değer bir biçimde düşmedi hatta bazı yıllar aynı dahi kaldı." Mesela bu kısım çok önemli ve vurgulayıcı. Ancak bunun arkasında çok bilşnmez var. En temeli ise 2010-2018 arasını baz alıyor ve yenilenebilir enerjiye rağmen karbon salınımının düşmediği ve hatta aynı kaldığı söylenmiş. Bakış olarak çok eksiği var. 8 yılda karbon salınımını arttıran kaç fabrika kurulmuş? Trafiğe yeni kaç araç eklenmiş? gibi bilgiler eksik. 8 yıl gibi bir sürede artan üretim ve dolayısııyla karbon salınımına rağmen, karbon salınımı aynı seviyede kalmış ise bu bir başarıdır.

    Depolama konusu doğrudur. Zaten pil teknolojisinin çok eskidiği hep söyleniyor. HDD de eskimişti ve SSD yerine aldı bugün. Sıra pilde diyebiliriz. Alternatif olarak tuz depoalama sistemleri kullanılıyor. Aslında alternatif aranıyor. Güneç enerjisini doğrudan elektrik üretmek yerine güneş ışığını bir odakta toplayıp oradan ısı enerjisinin elektriğe çevrilmesi çalışmaları var.

    Yatırım maliyeti yüksek oluyor yenilenebilir enerjide. Ancak bu durum sizin de söylediğiniz gibi teknolojinin gelişmesi ile değişecektir.

    Yazıda nükleer enerjinin daha temiz olduğu söyleniyor olsa bile çevre kirliliği bakımından oluşturduğu etki boyutlarına hiç değinilmiyor.

    Görselde yer alan bio yakıt, jeotermal ve hidro termal enerjiden hiç bahsedilmemiş. Sanırım ileriki yazılarda bahsedeceksiniz.

    California 'nın yenilenebilir enerji konusunda "yapılan araştırmalara göre üretimin yarısı yenilenebilir kaynaklardan sağlanırken megawatt/saat maliyeti 49$ oluyor eğer üretimin tamamını yenilenebilirlerden yaparsak bu maliyet yaklaşık 32 kat artarak 1612$ megawatt/saat oluyor. Bu artış depolanma yüzünden kaynaklanmaktadır." Zaten burası da asıl sorunun depolama olduğunu gösteriyor. Üretimin yarısının yenilenebilir enerji olması çok ciddi bir rakam. Asıl bu anlamda California 'da önceki ve sonraki salınım oranlarını bulmak lazım. Bunu araştırabilirseniz çok faydalı olacaktır. Sonuçta boşuna enerjinin yarısını yenilenebilir enerji ile karşılamıyorlardır. Almanya için olan verinin burada da olması lazım. Tabi yine artan ya da azalan endüstriyel faaliyetler, trafiğe çıkan araç vb. hesaba katılarak.

    Emekleriniz için teşekkürler. Yalnız yukarıda bahsettiğim kısımlar olmadan yeterince aydınlatıcı veya doğru bilgilendirici olarak değerlendiremiyorum. Bunları ekleyerek yenilerseniz veya bunları içeren yeni bir yazı yazarsanız lütfen beni de eklemeyi unutmayın.

    • Abdurrahman Özırk @ozab

      Öncelikle okuyup, detaylı bir yorum yaptığnız için teşekkür ederim. Kaynak konusunda doğru söylüyorsunuz, aslında yazdığım istatistiki bilgilerin tamamı kaynaklı ama hepsini kaynakça kısmına yazmadım. Daha sonra yazacağım yazılarda bu hususa dikkat edeceğim.
      "yenilenebilir enerji karşıtı firmalar(özellikle petrol endüstrisi) bu enerji türüne karşı yazılar yazıyor ve yazdırıyorlar." Demişsiniz fakat bu durumun aksine büyük fosil enerji firmaları yenilenebilir enerji sektöründe epey etkinler hatta reklamlarını dahi yapıyorlar. Bu firmaların kendilerine zarar vermek için bunu yapmayacağını düşünürsek bunun altında yatan farklı sebepler vardır. Kısacası bu son derece tartışmalı bir konu kesin bir kanaate varamayız.

      Almanyanın CO2 emisyonu konusuna gelecek olursak. Onu şu şekilde veriler ile açalım verilere göre Almanyanın CO2 emisyonunun sektörlere göre dağılımı şöyle (yazı sonunda bir kaynak vereceğim) %43.8'i Enerji Endüstrisinden, %18.9'u ulaşım sektöründen, %17.2'si yapılardan, %14'ü endüstriyel yanmadan ve geri kalan küçük miktarda farklı nedenlerden Almanyanın 2010'dan yana CO2 salınımı pek değişmediğini biliyoruz. Yani eğer salınımda bir değişim varsa veya yoksa bunu matematiksel olarak etkileyecek en büyük etken enerji sektörü

      Aslında bunu yazıda da belirtebilirdim ama yazının çok fazla şişmesini, okunması zor bir şekil almasını istemedim.

      Yazı da nükleer enerjinin tamamen tamiz bir kaynak olduğu söylenmiyor, CO2 salınımına az neden olduğu söyleniyor.

      Kaliforniya örneğini verme amacım yenilenebilir sistemi belli bir miktara artırmanın maliyetli olduğunu göstermekti. Elbette yenilenebilir enerji karbon salınımına az neden oluyor(tek başına düşünürsek tabii,olaya tamamen baktığımızda farklı nedenlerden dolayı bu şekilde değil). Burda ince nokta şu yenilenebilir enerji bunu pahalıya yapıyor ve pahalı olması buna olan yönelimi azaltabiliyor bu da küresel ısınma ile mücadeleyi negatif yönde etkiliyor ve bizim bunun ucuzlamasını bekleyecek çözümler çıkmasını bekleyecek zamanımız yok.

      Bunu yazmakta ki asıl amacım yenilenebilir enerjiyi kötülemek değil.Fosil kaynaklara karşı birincil bir alternatif olamayacağını göstermekti.
      (https://www.worldometers.info/co2-emissions/germany-co2-emissions/)

PhoeniXim paylaştı.

Daha iyi bir Kablosuz İnterneti İçin Neden 2.4 Ghz Den Uzak Durmalıyız?

Merhabalar. Geçenlerde burada bir arkadaş kabloda aldığım İnternet hızını kablosuz kullanımda alamıyorum, sorun nedir diye bir konu açmıştı. Aynı zamanda kablosuz üzerinden İnternet sayfalarına girerken sitelerin çok geç açıldığından şikayetçiydi. O gün kendisine durumu izah etmeye çalıştım. Bugün ise kendi yaptığım testlerin sonucunu paylaşmak istiyorum.

 

Öncelikle evimde ağ kurulumundan bahsetmem gerek. Eve İnterneti getiren vdsl bir modem router var. Bunun markası modeli : Tp-link Archer Vr400.

 

Eskiden adsl modem olarak çalışırken vdsl e geçmem sonucunda atıl duruma düşen adsl modemim ise acces point modunda mutfakta çalışıyor. 15 metrelik bir ethernet kablosu ile vdsl modeme bağlı.

 

Vdsl modemde hem 2.4 Ghz hem de 5 Ghz Ac desteği mevcut. 3 Tane de antene sahip. Evde 3 adet kablosuz ağ görülmekte. Vdsl modemin yayın yaptığı Gokhan 2.4 Ghz ve Gokhan 5 Ghz ile Acces Pointin yayın yapmış olduğu Gokhan Acces point ağları.

 

 

Öncelikle kullanmış olduğum telefon Samsung Galaxy Note 8'in bu ağlara ne kadar hızla bağlandığına bakalım. Bağlı olduğum ağı yayınlayan modeme çok yakın durduğumu da belirtmek isterim. Ekran görüntülerinde wifi sinyal şiddetini de özellikle işaretledim.

 

 

Evet görülebildiği üzere 2.4 Ghz bandında yayın yapılan ağların hızı 130-144 Mbit/s limitinde. 5 ghz ise 650 mbps hızında. Bu hız duruma göre bazen 800 küsür mbps de olmakta ama arada rüzgar esse 650 lere gerilemekte.

 

Bildiğiniz gibi ağ hızı internet hızınız değil. Yerel ağ hızınız. Bu hız aynı ağa bağlı iki cihaz arasında dosya paylaşımı vs yaparken çok önem arz ediyor. Ağ hızı düşük ise dosyaların diğer bilgisayara iletilmesi çok daha uzun sürebiliyor. Ya da diğer bir örnek yerel ağ üzerinde video streami oyun streami vs konularda ya da yerel ağınızda nas benzeri cihazlar varsa bu ağ hızı performansı çok etkiliyor. 5 ghz nin en büyük avantajlarından biri de bu.

 

Sırada ise günlük kullanıcıların İnternet keyfini çok daha etkileyen testimiz var. İnternet hız testleri.

 

 

Evet ilk testimiz acces pointin 2.4 ghz bandında yayın yaptığı ağda.

 

Evimde kullanmış olduğum internet 50 mbps indirme ve 4 mbps yükleme hızına sahip.

28,4 Bu indirme hızlarını neredeyse yarısı demek. Yükleme hızında bir sorun görülmese de grafiklerdeki dengesizlik dikkatinizi çekmiştir. Bu dengesizliğin ve bu yavaş indirme sonucunun en büyük sebebi modemin bulunduğu bölgede yoğun bir kablosuz ağ sinyalini olması. Komşularımız genelde modemlerini mutfak bölgesine koyuyor bizim acces pointte mutfak bölgesinde bulunduğundan iletişim kurduğu cihaza sesini duyurmakta zorlanıyor. Kablosuz sinyal karmaşası içinde ilettiği paketler hatalı iletiliyor bu hataları düzeltmek adına bir daha gönderiyor bu süreç tekrarlanıyor derken performans ve stabilite çok düşüyor. Bu sebeple site açılmaları gibi gecikmenin önem arz ettiği işlemerde gecikmeler yaşanıyor. Sadece komşuların kablosuz ağları da değil bir çok kablosuz ürün 2.4 ghz bandında çalışmakta. Kablosuz telefondan bebek telsizine kadar. Bunlarda sinyali oldukça etkilemekte.

 

Evet burada ise vdsl modemin 2.4 ghz bandından yayın yaptığı ağı görmekteyiz. Bu modemin bulunduğu oda mutfak bölgesine nazaran daha az trafik yoğunluğuna sahip. Bu sebeple sonuçlar biraz daha iyi.

 

 

Evet son olarak ise 5 Ghz bandını görmekteyiz. Bu ağda kablolu İnternet ile ne alıyorsam aynı hızları almaktayım. En ufak bir farklılık yok. Sebebi ise çok basit. Komşularımız arasında 5 ghz kullanımı ya yok ya da sinyali etkilemeyecek kadar zayıf. Cihazlar birbiri arasında daha temiz net bir haberleşme sağladığından indirme ve yükleme hızlarını sonuna kadar stabil bir şekilde kullanabilmekteyim. (Upload hızı servis sağlayıcı kaynaklı ya da vdsl in yapısı gereği pek stabil değil)

 

Özetle evde iyi bir kablosuz ağ performansı istiyorsanız 5 ghz ye geçmek bir elzem artık.5 ghz nin 2.4 ghz ye göre tek dezavantajı kapsama alanı biraz daha dar. Sinyal özellikle kalın duvarlardan geçmekte zorlanabilir. Kullandığınız kablosuz cihazlar modeme 1-2 oda uzakta duracaksa 5 ghz Ac destekli bir kablosuz altyapıya geçmeyi herkese tavsiye ederim.

 

İyi günler.

 

 

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 34
PhoeniXim paylaştı.

Oppo ve Xiaomi Ekran Altı Kamera Teknolojilerini Duyurdu

Oppo ve Xiaomi bugün yayınladıkları resmi sosyal medya paylaşımları ile ekran altı kamera teknolojilerini kullanan prototip telefonlarını sergiledi.

Her iki şirkette teknolojinin artık hazır olduğunu yakında kullanıma hazır olacağını aktardı. Ayrıca Xiaomi kullandıkları teknolojinin detaylarını da yerel sosyal medya hesaplarında paylaştı.

Tam ekran, çerçevesiz telefonlar üretebilmek için yıllardır uğraşan akıllı telefon üreticileri önce parmak izi okuyucuyu ekrana entegre etmeyi başardı. Şimdi ise kamerayı ekran altına alma konusunda yaptıkları paylaşımlara bakılırsa oldukça ilerleme kaydettiler. Günümüzde sensörlerin de ekran altına alınmayı başarıldığını düşünürsek gerçek anlamda çerçevesiz telefonların artık hayal olmadığını düşünebiliriz.

 

Oppo ekran altı kamera teknolojisi paylaşımı;

 

Xiaomi ekran altı kamera teknolojisi paylaşımı;

 

Xiaomi ekran altı kamera teknolojisi detayları;

 

Oppo ekran altı kamera teknolojisi ile ilgili bir gif;

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Klasik Kek ve Trileçe tarifi

Son 5 günde 3 trileçe 3 kek yaptım. Öğrendiklerimi, püf noktalarını aktarayım hemen 🙂

*Yumurtanın beyazıyla sarı ayrı çırpılmalı, ikisini ayrı ayrı çırpmaya üşenirseniz en azından beyazı ayrı bir şekilde çırpıldıktan sonra sarısını ona ekleyebilirsiniz. Beyaz kısmı çırpılarak kar kıvamına getirilmeli.

*Tüm malzemeler oda sıcaklığında olmalı, özellikle yumurta ve süt.

*Unu direkt dökmek yerine süzgeç yardımıyla süzerek dökerseniz daha iyi kabarır.

*İlk 20 dakika boyunca fırın kesinlikle açılmamalı. İlk 10dk 180 derecede, son 10-15 dakikada ise ısı 160 dereceye düşürülünce daha iyi sonuç elde ediliyor.

Trileçe'yi ilk başlarda Dr Oetker'in setiyle yapıyorduk, sonra seti bırakıp tamamen kendimiz yapmaya başladık ama set de fena değil onu da önerebilirim.

Normal kek'i pişirdikten sonra süt ve kremayı karıştırıp keke döküp, dolapta 2-3 saat bekledikten sonra üzerine karamel koyunca da trileçe oluyor, gayet kolay.

BeğenFavori PaylaşYorum yap