Gece Silent Hill Townfall'a devam edeceğiz. 21:00 sularında buralarda olun. Madem bu miserable deneyime başladık, sonunu getirelim.
Gece Silent Hill Townfall'a devam edeceğiz. 21:00 sularında buralarda olun. Madem bu miserable deneyime başladık, sonunu getirelim.
Detaylı bir araştırma sonucundan çok tecrübe paylaşmak adına kısaca ne yaptığımı anlatacağım
Liste: https://pastebin.pl/view/raw/73486cbb
Liste nasıl oluştu?
Aşağıdaki aramalar ile çok da incelemeden-sinirlenmeden basit bir liste oluşturdum
Arada pinterest, twitter, izlesene, dailymotion falan da kaynadı, iyi oldu, o sitelerde işim olsa direk o siteye giderim zaten. Başka kaynayanlar da olmuş olabilir çok özenli bir çalışma yürütmedim.
Denediğim eklenti:
Personal Blocklist(not by Google)
https://chrome.google.com/webstore/detail/personal-blocklistnot-by/cbbbhelcpfjhdcncigdlkabmjbgokmpg
Edge'de denedim. Eklentinin güvenilirliği hakkında bir fikrim yok.
Eklenti ayarları/sadece bu site/google yapmanız tavsiye olunur.
Google aramalarda cikan tum cöp sitelerden kurtulun
Google Search Filter Eklentisi (Edge ve Firefox icin de var)
https://chrome.google.com/webstore/detail/google-search-filter/eidhkmnbiahhgbgpjpiimdogfidfikgf
Örnek olarak "sinav ne zaman" cumlesini aratinca sonuc tertemiz 🙂 asagidaki görselde de oldugu gibi...
@teknosevir daha önce blog yazisinda paylamisti benzer bir icerigi https://teknoseyir.com/u/teknosevir/blog
Eklentiyi kurduktan sonra etkin hale getirmek gerekiyor.
Daha sonrasinda ise google arama sayfasina gidip bir arama yapmak lazim.
Ozaman eklentinin simgesi tiklanabilir hale gelecektir.
Sonrasinda ise simgeye tiklayip istedigin siteleri eklersin, save ile kaydetmeyi unutma.
Liste:
shiftdelete.net
hurriyet.com.tr
milliyet.com.tr
sabah.com.tr
haberturk.com.tr
ntv.com.tr
cnnturk.com.tr
atv.com.tr
ahaber.com.tr
yenisafak.com.tr
trthaber.com
haber7.com
haberturk.com
milligazete.com.tr
fanatik.com.tr
haberler.com
fotomac.com.tr
aksam.com.tr
mynet.com
aa.com.tr
star.com.tr
karar.com
gazetevatan.com
takvim.com.tr
superhabertv.com
bolgegundem.com
sporx.com
ckreidaho.com
superhaber.tv
haberofisi.com.tr


Windows 11'in sistem gereksinimleri nedeniyle eski PC'lere kurulamaması bu donanımlara sahip olan kullanıcıların bu deneyime ulaşmasına bir engel. Fakat kurulum sırasında girilecek bir kaç kayıt ayarı ile bu aşılabiliyor. Bunu NLite ile kurulum medyasının içine gömüp elle müdahale etmeden sistemin işlemci, TPM, RAM gibi sistem ihtiyaçlarını kontrol etmesini engelleyerek kurulum yapmak mümkün.
Microsoft'un sitesinden indirdiğiniz Windows ISO'sunu USB belleğe yazdırın. Aşağdaki satırları reg uzantılı bir dosya olarak kaydedin. Bu dosyayı, oluşturduğunuz USB'ye kopyalayın ve sistemi tekrar başlatın. Yükleme ekranı geldiğinde Shift + F10 tuşları ile Komut Satırı'nı açın. Regedit.exe'yi çalıştırın. Dosya menüsünden Al'ı ve oluşturduğunuz dosyayı seçin. İşlemden sonra Regedit'i ve Komut Satırı'nı kapatın. Daha sonra kuruluma devam edebilirsiniz.
İşlem yasaldır. Kurulan sistem aktive edilmemiş halde olacak. Benim yaptığım denemede i5 2500K işlemcili, TPM modülü olmayan sisteme sorunsuz kuruldu. Sistemdeki Windows 10 güncellenemedi. Temiz kurulum yapılması gerekti.
Windows Registry Editor Version 5.00By
[HKEY_LOCAL_MACHINE\SYSTEM\Setup\LabConfig]
"BypassRAMCheck"=dword:00000001
"BypassSecureBootCheck"=dword:00000001
"BypassTPMCheck"=dword:00000001
"BypassCPUCheck"=dword:00000001
ara ara açıp izlemeli
https://www.youtube.com/watch?v=5CTEtk8kgEY
🎻Bir şarkının vokalsiz halini istiyorsanız; https://www.remove-vocals.com/
🎙Bir şarkının enstrümansız halini istiyorsanız: https://www.acapella-extractor.com/
🔃MP3 veya WAV halini maksimum 80 MB olacak şekilde yüklüyorsunuz ve dönüştürülmüş halini indiriyorsunuz.
Mesut Çevik kanalında bu konuyu izleyince bir hukukçu olarak bu konuda bir yazı kaleme almak istedim. 2012 yılında hukuk fakültesinden mezun oldum. Bir kamu kurumunda son 4 yıldır avukatlık yaptığımı ancak burada danışmanlık hizmetimi vermediğimi, sadece kendi yaklaşımımla konuyu açıklamaya çalıştığımı belirtmek isterim. Konunun ayrıntılı ve karmaşık olduğunu, bu yazıya ya da bir videoya bakarak mali konularda karar almanın sizi zarara uğratabileceğini de belirtmek isterim. YouTube'dan gelir elde ediyorsanız bunun vergilendirilmesi konusunda bu konuda "yetkili" kişilerden yardım ya da hizmet satın almanızı öneririm. Başlamadan önce konuya ilişkin uzmanlık bilgisi olan üyelerimiz yorumlarıyla katkı verirse çok memnun olurum.
Para kazanıyorsanız bu vergilendirilmeli, bu kural. Vergilendirmek ne demek? Gelirinizi beyan edip, bu gelirin devlet eliyle incelenmesi ve sonucunda belli bir oranda ödenmesi demek. Arızi kazanç durumunda belli bir tutara kadar beyan da gerekmiyor, bu beyan vermenin istisnası. Yazının ilerleyen kısımlarında buna da değineceğim. Öncelikle genel bir açıklama yapmak çok zor. Çünkü gelir elde eden kişiyi bilmiyoruz. Geliri elde eden kişi önemli ama biz önce burada vergi açısından "Gelir" nedir diye kanundaki tanıma bakalım. Çünkü gelirin çeşidi de çok önemli.
Gelir Vergisi Kanunu Madde 1:
"Gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır."
Gelir Vergisi Kanunu Madde 2:
"Gelire giren kazanç ve iratlar şunlardır :
1. Ticarî kazançlar,
2. Ziraî kazançlar,
3. Ücretler,
4. Serbest meslek kazançları,
5. Gayrimenkul sermaye iratları,
6. Menkul sermaye iratları,
7. Diğer kazanç ve iratlar. "
Gördüğünüz gibi, emeğiniz karşılığı bir kazanç elde edebilirsiniz ya da paradan para kazanırsınız. İki durumda da gelir söz konusu oluyor. Ama kanun 2. maddesinde de bu gelirleri çeşitlendiriyor. 2-3-5-6 ile şimdilik ilgilenmeyeceğiz.
Bu kanuni bilgilerden sonra kişiyi kategorize etmek için geliri elde eden kişiyi ve faaliyetinden elde ettiği gelirin çeşidini bilmemiz gerekiyor. Kategorize etmemiz gerekiyor çünkü vergi ödemek için birden fazla yol var, istisnalar var, teşvikler var... Yani vergi konusu o kadar ayrıntılı bir konu ki, youtube'dan gelir elde eden herkese "bu gelir ticari gelirdir, şirket açmak zorundasın, al bu da şirket açabileceğin site!" demek bana kalırsa hatalı bir söylem.
Bu temel bilgileri fakültede aldığım eğitimden ve uygulamadan biliyorum ama işin ayrıntısını öğrenmek için YouTube'un sahibi Google'ı kullandım. İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasının düzenli olarak çıkardığı hakemli bir dergide yayınlanmış iki vergi müfettişinin konuya ilişkin makalesine ulaştım. Makaleyi baştan sona okuyunca Mesut Çevik'in verdiği hatalı bilginin ne kadar kötü sonuçlara sebep olabileceğini düşünerek önce twitterda ve sonra burada tepki gösterdim ama clickbait başlığı değiştirmek dışında bir değişiklik olmadı.

Yazıya devam etmeden önce gelin Mesut Çevik'in bilgisinin ve videosunun kaynağı olan mukkelef.co'da yazılan blog yazısına bakalım. Yazı "Vergisel Konular" kategorisinde yazılmış.
Yazının linki: https://blog.mukellef.co/youtube-gelirlerinin-vergilendirilmesi/
Bu neden önemli? Şimdi yazıyı hazırlayan kişiyi takdim ediyorum size. Yazıyı yazan kişinin linkedin profiline girdiğimizde istanbul Gelişim Üniversitesi "Gastronomi" mezunu "Dijital Marketing Manager" bir profil karşılıyor bizi. Gastronomi mezunu birine "vergisel konular" kategorisinde "youtube gelirlerinin vergilendirilmesi" konulu yazı yazdırılmış. İnanılmaz. Site o kadar mali müşavirle çalışıyor ama vergisel konuları gastronomi mezunu birine yazdırıyor. Gerçekten inanılmaz. Videosunun temel dayanağı bu yazı, ama sorsak gazete haberi falan gösterir. Biz de videoda kullandığı cümleler ile mukellef.co'daki yazının neredeyse aynı olduğunu fark etmemiş oluruz.
Yazı sahibinin LinkedIn profili: https://tr.linkedin.com/in/eren-dikba%C5%9F-71068b1a1
Konumuza dönelim. Gelirleri "Ticari Kazanç, Serbest Meslek Kazancı ve Diğer Kazanç ve İratlar" özelinde incelememiz gerekiyor. Çünkü ben kendi adıma ve hesabıma youtube videosu çeken, başka bir kişi çalıştırmayan, başka bir mesleği olan ya da olmayan biriyim. Yukarıda ne demiştik, kim olduğumuz, nasıl video çektiğimiz çok çok önemli.
Eğer ben videolarımı çekerken başka bir kişiyi para karşılığında çalıştırıyorsam (kurgu, sosyal medya, kamera, ışık vs. fark etmez) artık buradaki kazancımız serbest meslek kazancı ya da arızi kazanç olmayacak "ticari kazanç" olacak ancak çektiğim videolar;
Sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanıyorsa, ticari mahiyette değilse, bir işverene bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk altındaysa ve bu videolardan gelir elde ediyorsam başka bir mesleğimin olup olmamasına göre ya serbest meslek kazancı ya da arızi kazanç olacak değerlendirilmesi gerekecek. Yani gördüğünüz gibi, elde edilen gelirin sizin durumunuzla -vergiledirme açısından- çok ilgisi var.
İzlediğim kanalların birinden makaledeki açıklamalar çerçevesinde örnek vermem gerekirse;
Murat Şen kanalını örnek alıyorum. 259 bin abonesi var, ayda 350 bin video görüntülemesi mevcut, para kazanması açık, ücretli abonelik açık. Mesut Çevik'e göre şirket kurması zorunlu Murat Şen'in. 2 vergi müfettişinin hazırlamış olduğu makaleye ve benim hukuk bilgime göre cevap verecek olursam. "BİLEMEYİZ".
Neden bilemeyiz? Kamera karşında belli olmuyor ama videoları çektikten sonra belki maaşlı işçisine video kurgulatıyor, sosyal medya hesaplarını yönettiriyor... O zaman deriz ki bu faaliyetten elde edilen gelir ticari kazanç çünkü ortada bir organizasyon var, şahsi mesaisi olduğu kadar başkalarının mesaisiyle elde edilen bir gelir var. Şirket açmalısın.
Videoların tüm her şeyiyle kendisinin ilgilendiği senaryoda Murat Şen'in başka bir mesleğinden kazancının olup olmamasına göre ayrım yapmak gerekecek bu sefer de. Bildiğim kadarıyla mesleği endüstriyel fotoğrafçılık. Bu mesleğini sürdürdüğünü ve esas mesleğininin fotoğrafçılık olduğunu varsayalım. Bu durumda YouTube'dan elde ettiği geliri arızi kazanç kategorisine sokmak gerekecek. Bu durumda bağkur primi ödemesine gerek yok. Çünkü burada elde ettiği gelir arızi bir gelir, esas mesleği fotoğrafçılık ve sigorta primleri o meslekten elde ettiği gelirler üzerinden ödeniyor ve belli bir tutara kadar beyanname vermesine gerek yok.
Murat Şen'in fotoğrafçılığı bırakıp sadece youtube'a video çektiğini düşünelim, bu durumda artık bu videolardan elde ettiği gelir serbest meslek kazancı, kendisi de serbest meslek erbabı olacaktır. Bu durumda sigorta primi ödeyecek ama bu ödediği primlerin verdiği gelir beyannemesinde indirilmesini sağlayabilecektir. İster serbest meslek kazancı olsun ister arızi kazanç artık burada şirket açmasına gerek yok. Çünkü sermayeden ziyade şahsi mesai var, ticari mahiyette değil, bir işverene bağlı değil, işçi çalıştırmıyor.
Vergilendirme boyutuna uzmanlık alanım olmadığı için çok değinmek istemiyorum. Hatalı bilgi verme olasılığım yüksek. Burada esas değinmek istediğim nokta youtuberları vergi konusunda genellemek çok doğru değil. Makalenin linkini aşağıya bırakıyorum. Vergilendirme örneklerine makalede yer verilmiş. Uzmanlık alanım olmadığı için bu konuyu iki vergi müfettişine bırakmak daha doğru olacaktır. Ama net bir şey söyleyebiliriz, vergilendirme kişiye ve kişinin elde ettiği gelirin türüne göre farklılık gösterir.
Sonuç olarak YouTube'a hobi olarak başlayıp, bir süre sonra milyon izlenip çok gelir elde ettikten sonra işinden istifa ederek youtube'u işi haline getiren pek çok kişi var. Ya da işinden istifa etmeyip ayda 3-4 video atıp hobi olarak ilgilenen para kazanması aktif olsa da çok kazanmayan, youtube'dan elde ettiği geliri hayır kurumlarına bağışlayan ya da mikrofon, kamera gibi daha kaliteli video çekmek için ekipman alanlar var. Ne olursa olsun bu süreçte insanlar para kazanmayı aktif hale getiriyor çünkü belki bu şekilde motive oluyor. Belki gelire göre geleceğine karar verecek. Bu insanları kimsenin telaşlandırmasına, korkutmasına hakkı yok. İnsanları korkutarak reklamı yapılan siteye yönlendirmek ya da para kazanmasını engellemek çok yanlış bana göre.
Mesut Çevik'in videosu youtube'da para kazanması aktif insanların endişeye kapılarak para kazanmayı kapatmasına neden olacak ve belki de videoda amaçlandığı şekilde insanları reklamı yapılan siteden şirket kurup müşavirlik hizmeti almasını düşündürtecek. Elde edilen gelirin ve kişinin kategorisi burada önem arz etmektedir. Yazımın başında bahsettiğim Vergi Usul Kanunu 1961 tarihli. Bir kanunun eski tarihli olması çağ dışı olduğu anlamına gelmiyor elbette ama teknolojinin hızla ilerlediği, internet sektörünün her geçen gün katlanarak büyüdüğü, sınırların ortadan kalktığı böyle bir dönemde kanunlarımızda bu gibi konuların net cevabının olmadığını, bu gibi gri alanlarda yorum yaparak kanunlarımızı uyguladığımızı bilmek gerekiyor. Böyle bir durumda net ifadelerle "Youtube'dan gelir elde ediyorsanız bir şirket kurmanız gerekli ve sonrasında ödemeniz gereken vergiler belki de sizi bu işten caydıracak!" açıklamasıyla video yayınlamak belki bugün çok izlenmenizi, para kazanmanızı sağlayacak ama...
Dergi Linki (Mart - Nisan 2020 Sayısı) Makale 265. sayfada başlıyor: https://issuu.com/istanbulsmmmodasi/docs/malicozum158?ff
Biz de Kaynak çok da değerlendirecek devlet sistemi yok...:=((( Hikaye güzel, evde sıkılırken okuyunuz...
Hikaye 1936 yılında Denizli'nin Acıpayam ilçesinde görevli öğretmenlerin pikniğe gitmeleriyle başlıyor. Öğretmenler piknik yaparken keçilerini otlatan küçük bir çoban çocukla karşılaşır. Çobanı yanlarına davet edip çay ikram ederler ve ismini sorarlar.
Küçük çoban ürkek bir sesle cevap verir: Hüseyin...
Hüseyin’e öğretmenler yanlarındaki gazeteyi verip okumasını isterler. O tarihlerde okuma yazma bilenlerin sayısı o kadar azdır ki... Okuma öğrenenlerin diplomaları bizzat valiler tarafından imzalanır...
Hüseyin okuma bilmediği için gazeteyi eline almayı kabul etmez...
Öğretmenler bu kez yaşını ve neden okula gitmediğini sorar...
12 diye cevap verir ve ekler: 3 yaşımda annemi kaybettim, 11'imde de babamı...
Hüseyin ile süre sohbet eden öğretmenler, çocuğun aslında çok zeki olduğunun farkına varırlar. Mutlaka okuması gerektiğini tembih ederler... Hüseyin, karşılaştığı öğretmenlerin verdiği destek ve heyecanla Denizli’de parasız yatılı okumaya başlar. Bir süre sonra katıldığı bir matematik yarışmasında Hüseyin’e bir kitap hediye edilir. Hüseyin kitabı bir gecede bitirir.
Ertesi gün Fen Bilgisi öğretmenine gider, "Bu kitapta eksiklik var” der... Öğretmen şaşırır. Çünkü Hüseyin’in bahsettiği eksiklik, Görecelilik Teorisi hakkındadır. Söz konusu teorinin önemli bir parçasının kitapta olmadığını fark etmiştir Hüseyin. Fen öğretmeni konuyu İTÜ'nde kendi hocası olan rahmetli fizik profesörü Nusret Kürkçüoğlu’na mektup yazarak iletir. Nusret hocadan şu yanıt gelir: “Hüseyin liseyi bitirince İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği'ne gelsin”
Ve Hüseyin mezun olunca İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği'ne gider. Denizlili öksüz ve yetim çoban Hüseyin, orada da birtakım çalışmalar yapar ve çalışmalarını hocaları anlayamaz. Hocalarından biri, "Bu çalışmalarını bilse bilse Amerika Boston'daki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde (MIT) görevli Prof. Dr. Morse bilir' deyip mektupla ona gönderir.
Prof. Morse’dan da şöyle bir cevap gelir: “Hüseyin’in bu yaptığını 5 sene önce bir grup buldu, ama bunu Hüseyin’in tek başına bulması olağanüstü bir şey. Biz Hüseyin’in tüm masraflarını karşılayacağız, Amerika’ya gelsin”
Yıl 1952... Hüseyin yüksek elektrik mühendisi olmuştur. Anne baba yok. Köyünün insanları son derece fakir. Bir gazete kampanya yapar ve toplanan parayla Hüseyin Amerika'ya giden bir gemiye bindirilir. Hüseyin, MIT’te Prof Morse’un karşısına geçer. Morse, Hüseyin’in tez hocası olacak ama Hüseyin’in İngilizcesi de iyi değil. Anlayamıyor pek Morse’un dediklerini. Hocasına “Write on the blackboard” der. Prof. Morse da Hüseyin’in tez konusu olacak konuyu tahtaya yazar ve Hüseyin de bunu defterine geçirip üniversiteden ayrılır. MIT’te genelde tez konuları 5 senede, 9 senede bitirilebiliyor olmasına rağmen Hüseyin çalışmasını 3 ay sonra bitirip hocasının karşısına çıkar. Morse birkaç gün sonra tezi inceleyip Hüseyin’i çağırır. “Senin tezin bitti. Ancak burası MIT. Biz burada böyle hemen doktora diploması veremeyiz. Sen git istediğin dersleri al, 2 sene sonra gel” der.
Hüseyin 2 sene sonra doktorasını alıp bu kez Princeton Üniversitesi'ne gider. Orada ünlü fizikçi Albert Einstein ile birlikte çalışır.
Birkaç yıl sonra Boston’a geri dönüp icatları destekleyen bir firmada çalışmaya başlar. Burada bilgisayarlar ile konuşmanın onlara talimat vermeye yönelik projeler yürütür. Sesle kumanda edilen bilgisayarı ilk defa 1960’ların başında Hüseyin Yılmaz yapar.
1958 yılında, çalışmalarını yakından takip ettiği Albert Einstein’in kendisi kadar ünlü fonksiyon teorisinde eksikler tespit eder ve bunu bir mektupla kendisine bildirir. Ancak mektup ulaşmadan Einstein ölür.
Yılmaz, bu hatayı ünlü bir bilim dergisinde yayımlayınca akademik dünyada adeta kıyamet kopar. Bilim dünyası ikiye bölür ve Einstein’in kuramına karşı Yılmaz kütle çekim kuramı da literatüre girer. 27 Ocak 2013'te ise ABD'de vefat eder.
Bugün dünyada çok popüler olarak kullanınan Siri, Google Now, Cortana gibi bütün programlardaki sesli komut sistemin mucidi Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz'dır...

İstek üzerine Teknoseyir 2020 İmsakiye 🙂 @temp
Not: "Teknosahur" Levent abinin söylediği bir sözdür. Geçmiş senelerin gündemlerinin birinde söylemişti. Bulan olursa link atsın 🙂

#FilmTavsiyesi Panzehir Filmi.Filimde üç kuşak geriye giden bir mafya hesaplaşmasının ve İstanbul yeraltı dünyasının en korkulan tetikçisinin zamana karşı amansız bir mücadelesi konu ediliyor.Spoilersiz tanımı bu şekilde.Youtubede bulunabiliyor film. Yönetmeni Dağ Serisinin yönetmeni olan:Alper Çağlar
Senaryosu böyle güzel gözükmese bile çok güzel işlenmiş müthiş film benim gözümde.
Oyuncu kadrosunda Cüneyt Arkın,Edoardo Costa,Emin Boztepe gibi isimler bulunuyor.
Fragman:
https://youtu.be/ZKdy9pJW-7g
Yapma Uğur, etme...Kendini bizim için feda etmene değmez.
Maç yok muydu?
Ben hiç beğenmedim oyunu silent hill f çok daha iyiydi ama uğurun muhabbeti için bir yandan maçı bir yandan yayını izlicem.
Haydaaa 🙂