50 K token yedi ama hala biteremedi scripti.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

2 gündür bu konuyu anlamaya çalışıyorum ama bir türlü kafamda oturtamıyorum.

“Evren genişliyor” derken aslında neyin içinde genişliyor? Başta her şeyin çok küçük ve aşırı yoğun bir durumda olduğunu söylüyoruz. Ama eğer uzayın kendisi Big Bang’le ortaya çıktıysa, “dışarısı” nasıl yok? Bir şey nasıl dışına doğru değil de kendi uzayının kendisi olarak genişleyebiliyor?

Ben bunu kafamda şöyle çözmeye çalışıyorum: Big Bang’den önce zaten sonsuz bir boşluk vardı, Big Bang o boşluğun içinde çok küçük bir bölgede başladı ve bu bölge giderek genişleyerek bugünkü evreni oluşturdu. Ama bu durumda da “Peki Big Bang’den önce var olan o boşluk nereden geldi?” sorusu ortaya çıkıyor.

Yani benim asıl takıldığım nokta şu: Uzayın kendisi genişliyorsa, “genişlemek” kavramını dışarıya doğru bir genişleme olmadan nasıl zihnimizde canlandırmalıyız? Ve gerçekten “dışarısı yok” demek fiziksel olarak ne anlama geliyor?

Şu aşağıdaki videoyu izledikten sonra bunu düşünmeye başladım da. Çıkamadım işin içinden.

https://www.youtube.com/watch?v=6akmv1bsz1M

Something Strange Happens When You Follow Einstein's Math

Einstein was wrong about black holes, what else? Use code veritasium at the link below to get an exclusive 60% off an annual Incogni plan: https://incogni.co...
BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 13 / 28
  • sawgent @sawgent

    Fiziksel algı bir yerden sonra kayboluyor Büyük Genişleme'nin başladığı ilk noktaya yaklaştıkça. Genişlemeyi net olarak hem matematiksel hem fiziksel olarak görüp hesaplayabiliyoruz. Ancak işi tersine çevirip o minik noktaya dönmeye çalıştığımızda bir yerden sonra elinde matematiksel denklemler kalıyor. Patlamanın o ilk noktasına gidemediğimiz için ordan geçip gerisine de gidemiyoruz. Dolayısı ile bir şeyin içinde miydi yoksa başka bir şeyden mi dönüşüp başladı onu da bilemiyoruz.

    Evrim Ağacı kanalında bununla ilgili yakın zamanda bir video paylaşılmıştı. Evrenin kenarına gitmekle ilgiliydi sanırım. İzlemediysen tavsiye ederim.

  • Gürkan ATILGAN @gurkan-atilgan

    sürekli büyümekte(bir gün ölecek) olan bir bebeğin bağırsaklarındaki bakteri olduğunu düşün, içinde bulunduğun evren yani bebeğin vücudu(dolayısıyla bağırsakları) sürekli büyüyor, ama sen dışarıda ne olduğuna dair hiçbir fikre sahip değilsin

    • okanaytimur @okanaytimur

      Yine bir dışarısı olduğu kabul ediliyor. "Dışarıda ne olduğunu bilmiyoruz" ve ya "sadece boşluk" önerilerini anlayabiliyorum. Çok rahat sindirilebiliyor. Mesele dışarısı diye bir şeyin olmaması. Kafa yakan kısım burası. Yokluğun içine nasıl büyürsün. Bu yoktan var etmek ile aynı anlama geliyor bir yerden sonra. Mantık ve bilimle çatışıyor.

    • Gürkan ATILGAN @gurkan-atilgan

      @okanaytimur var ya da yok bilmiyoruz, bizim deneyimlediğimiz kadarıyla dışarısı diye bir şeyin olması gerektiğini varsayıyoruz, henüz teknolojimiz bilinç düzeyimiz aklımız almıyor diyebiliriz öyle bir olasılığı, bilim böyle bir şeyi kanıtlarsa o zaman belki anlayabilir insanlık bunu ama ortalama 100 yıllık ömrümüzle özellikle bizim görebileceğimiz bir konu değil gibi geliyor bana 😀

    • okanaytimur @okanaytimur

      @gurkan-atilgan Biraz agnostik yaklaşacaz o zaman bu olaya 😀

  • kolcu @kolcu

    Bunu bir şekilde kafanda oturtuyorsun da asıl fotonlar için olan durumu idrak etmek büyük iş.

    Fotonlar için zaman diye bir kavram yok. Bizim için 13.5 milyar yıl geçti ama tüm fotonlar için hepsi bir andır.

  • protego @protego

    Burada biraz kavram karmaşası var çünkü. Bigbang sonsuz boşluğun bir noktasında gerçekleşen bir patlama değildir. Bigbang uzayın her noktasında aynı anda gerçekleşen bir genişleme başlangıcıdır. Bigbang diyince tanımından dolayı hepimizin aklına patlayan bir bomba veya şişen balon gibi şeyler geliyor. Sorun bundan çıkıyor aslında. Big Bang, uzayın içinde meydana gelen bir patlama değil; uzayın geçmişte çok sıcak ve yoğun olduğu erken evren durumunun adı. En sık yapılan yanlış bu. Bigbang'i asla patlama diye düşünme. Patlama diye düşündüğünde bizim günlük hayatımızda kullandığımız tüm tanımları(evren için uygun olmayan) somutlaştırmış ve kabul etmiş oluyorsun. Big bang uzayın kendisinin çok sıcak ve yoğun olduğu bir erken dönemdir. Evrenin geçmişine doğru gittiğimizde evrendeki madde ve enerjinin çok daha sıcak ve yoğun olduğunu söylüyoruz. Fakat bundan “bütün evren boş uzayın içinde küçücük bir noktadaydı” sonucu çıkmaz. Şöyle diyebiliriz; evren bugün uzaysal olarak sonsuzsa, geçmişte de sonsuz olabilir. Sadece sonsuz miktardaki uzay çok daha küçük bir ölçek faktörüne sahipti. Evren bir şeyin içinde genişlemiyor. Uzayın kendisinin geometrik ölçeği zamanla değişiyor. Cetveldeki milimetrelerin arası açılıyor. Evrenin bir kenarı sınırı merkezi yoktur. Bu tanımlar kullanılıyor çünkü kendi var olduğumuz noktaya göre göreceli bir tanımlama yapmaya ihtiyaç duyuyoruz, tek nedeni o. Evrenin her noktasına olan gözlemci aynı şeyi görür; diğer yerlerin kendisinden uzaklaştığını görür. Yani aslında bunu anlamak için önce kullandığımız tanımları ve terimleri bırakmamız gerekiyor çünkü karşılamıyorlar. Bu biraz şey gibi oluyor, 2 boyut kavramlarıyla 3 boyutu anlatmaya çalışmaya benziyor.

    "Dışarısı" kavramı uzay ve zamana bağlı bir tanım. Uzayın olmadığı yerde dışarısı, içerisi öncesi ötesi gibi mekansal yönler anlamsızdır. Bu şeye benziyor, Dünya'nın kuzey kutup noktasında durup daha kuzey neresi diye sormak gibi bir çıkmaz. Orada daha kuzey yoktur, evrenin bittiği yerde de fiziksel bir boşluk yoktur, "hiçlik" veya "boşluk" diyerek oraya bir tanım verince aslında hiçliğin ve boşluğun da bir şey olduğunu düşünmeye eğimliyiz, halbuki aynı kuzey kutbu olayı gibi, kuzey kutbundan daha kuzeyi için mekanın kendisi tanımsızdır. Daha kuzeye doğru bir koordinat devam etmez. Evrende olan da o. Dışarısı diye bir şey yok, orada koordinat yok, evren bir şeyin içinde değil yani. Bu somut tanımlarla değil de soyut şekilde düşünürsen daha mantıklı gelmeye başlar.

    Bu tip şeyleri en iyi AI ile tartışırsın bu arada. Hepimizden daha çok bilgiye sahiptir bu konuda ve çok daha iyi örnekler verecektir anlamaya yardımcı olmak için.

    • okanaytimur @okanaytimur

      Bigbang kısmını biliyorum. Uzayın her noktasında aynı anda patladı çünkü zaten uzayın kendisi 0,00000000000000000000000000000000001616 metre boyundaydı. O noktada patlayıp büyüdü. Mikroskop ile bile göremeyeceğimiz kadar küçük bir nokta. O nokta hızla büyüdü.

      Planck Boyutu (10⁻³⁵ metre): 0. saniye
      Portakal Boyutu (10 santimetre): 10⁻³⁴. saniye
      Dünya Boyutu (12.742 kilometre): 10⁻⁶. saniye (Saniyenin milyonda biri)
      Güneş Sistemi Boyutu (1.5 ışık yılı): 1. saniye
      Samanyolu Galaksisi Boyutu (100.000 ışık yılı): 20. dakika
      Gözlemlenebilir Evren Boyutu (93 milyar ışık yılı): 13.8 milyar yıl (Bugün)

      Bu büyüklüklere bakınca dışını hayal etmeden duramıyor insan. Ben de bilmediğimiz bir boyut sayesinde dışarısı olmadan mümkün olduğunu düşünüyorum şu an.
      GPT ile tartıştım zaten konunun başından beri de tatmin edici bir cevap veremedi.

    • protego @protego

      @okanaytimur Hocam işte kavram karmaşası. Bu anlatım şeklinden kaynaklanıyor biraz. Hiç kimse düzgün anlatamıyor bunu. Tüm evren ile gözlemlenebilir evren karışmış burada. O boyutlar evrenin kendisi değil, bugün bizim gözlemleyebildiğimiz parçası sadece. O sayılar sadece "Bugün görebildiğimiz 93 milyar ışık yılı çapındaki gözlemlenebilir evren parçasını oluşturan maddenin geçmişte ne kadarlık bir hacme sıkışmış olduğu" bilgisi. başka bir şey değil. Yani Planck anında portakal veya atom altı boyutta olan şey "bütün uzay" değil, yalnızca bugün bizim teleskoplarla gördüğümüz kürenin o anki hacmidir. O portakalın hemen bitişiğinde başka bir "portakallık" uzay, onun yanında bir başkası daha vardı ve bu düzen sonsuza (veya devasa büyüklükteki tüm evrene) doğru kesintisiz devam ediyordu. Kısaca bizim bugün görebildiğimiz kısımdan bahsediyoruz burada aslında. Göremediğimiz ve bugünkü bilim ve teknoloji bilgilerimize göre göremeyeceğimiz diğer uzaylar var. Çünkü bizim görebildiğimiz kısım ışığın bize ulaşma hızı ile sınırlı ve evrenin genişleme hızı yüzünden içinde bulunduğumuz uzaydan daha ötesini fiziksel olarak keşfedebilmemiz mümkün değil (ilerde başka bir şeyler keşfedilirse, özellikle ışık hızına olan bağımlılığımızı egale edecek bir şey keşfedilirse başka olur tabi, şu anki bilim ve teknolojiyle mümkün değil.)

      "Bilmediğimiz ekstra bir boyut sayesinde dışarısı olmadan mümkün" düşüncesi sezgisel olarak mantıklı gibi görünse de genel görelilik matematiğinde buna ihtiyaç duyulmaz. Uzay zaman, 4. veya 5. bir uzaysal boyutun içine gömülmek zorunda değil. Ölçümler uzayın düz(flat) olduğunu gösteriyor. Sonsuz ve düz bir ızgarada karelerin arasını 10 kat küçültsen de o ızgara yine sonsuzdur, 10 kat büyütsen de sonsuzdur. Dışarıdan bakılacak bir "portakal" hiçbir zaman tek başına var olmadı her yer aynı anda o yoğunluktaydı. Listelediğin portakal, Dünya veya Samanyolu boyutları evrenin tamamı değil yalnızca bugün gördüğümüz gözlemlenebilir evrenin geçmişte ne kadar sıkıştığıdır. O sırada o "portakalın" dışında bir boşluk yoktu, o portakalın bitişiğinde evrenin bizim göremediğimiz diğer sonsuz kısımları uzanıyordu. 'Bütün uzay mikroskop kadar bir noktaydı' yanılgısı buradan çıkıyor.

    • protego @protego

      @okanaytimur Gemini'ın deep research özelliğini kullanırsan daha tatmin edici cevaplar alabilirsin bu arada. Bu kadar karmaşık konuyu 2 paragrafa sıkıştırmak yerine sayfalarca rapor çıkartır.

    • okanaytimur @okanaytimur

      @protego Geminiyi deneyeceğim bugün. "Çünkü bizim görebildiğimiz kısım ışığın bize ulaşma hızı ile sınırlı ve evrenin genişleme hızı yüzünden içinde bulunduğumuz uzaydan daha ötesini fiziksel olarak keşfedebilmemiz mümkün değil " bu kısım çok mantıklı geldi şu an. Bu gerçeği biliyordum ama bu olaya bu şekilde bakmamıştım. Evet bizim görebildiğimiz ışığın yayılabildiği 93 milyar ışık yıllık kısmı. Daha da ötesi vardır ama biz bilmiyoruz.

      Söylediğiniz kısımda sadece şuna takıldım. "O sırada o "portakalın" dışında bir boşluk yoktu, o portakalın bitişiğinde evrenin bizim göremediğimiz diğer sonsuz kısımları uzanıyordu." Bu demek oluyor ki evrenin genişlediği o "düzlem" vardı ve evren bir noktada patlayarak o düzlem üzerinde büyüdü. Düzlem sonsuzdu evren de bu sonsuzluğun içinde. Bildiğimiz madde, ışık, karanlık enerji ve madde hepsi evrenin içinde genişledi. Ama 93 milyar ışık yılı uzunluğunun dışında olan şey aslında evrenin henüz genişlemediği o sonsuz düzleme ait.

      Bu bir noktada da o boşluk/düzlem hep vardı ve evren onun içinde genişlediye geliyor. Doğru mudur?

      Usandıysanız salabiliriz bu arada 😀

Terminal üzerinde kod editorü arıyordum. Çoğu zaman nano yetersiz kalıyor. Fresh masaüstü uygulamalar gibi çalışıyor terminalde. SSH ile bağlanılan sunucularda yapılacak işlemler için birebir.

https://terminaltrove.com/fresh/

cargo binstall fresh-editor

BeğenFavori PaylaşYorum yap

SoapUI in hantallığı ve RAM canavarlığından usanıp alternatif aradım ama bulamadım. Onun yerine claude python ile temiz bir araç yaptırdım. Görsellik açısından SoapUI dan geride ama hızlı ve etkili.

Benim asıl isteğim soap tabanlı WSDL servislerini test etmek. O yüzden diğer servis yapılarının çalışması garanti değil. Ama isteyen alıp kendi yapısını ekleyerek geliştirebilir.

Windows için tek exe 14 MB

https://github.com/okanaytimur/SoapDesk

BeğenFavori PaylaşYorum yap
    • okanaytimur @okanaytimur

      Yani benim işimi bir türlü görmüyor. Benim üzerinde çalışıyorum servislerde 50 küsür tip var. Bunların her birinin içerisinde onlarca etiket. Postmen ile kullanmaya çalışırsan bütün bu etiketler için değerleri her birini bir yerde tutmam lazım şablonlarını. Bir de yine tamamen web tarayıcı motoru ile çalıştığı için inanılmaz yavaş çalışıyor benim elekcron tabanlı uygulamalara karşı garezim var. Soap UI bu iş için sektör standardı konumunda ama hala çok fazla manuele dayalı ve bu kadar büyük bir projenin Java ile yazılması gerçekten işi çok yavaşlatıyor.

Android, iOS, Windows, Mac, Linux destekleyen local ağda dosya paylaşımı sağlayan bir araç.

https://localsend.org/tr/download

LocalSend - İndirmeler

LocalSend'i Windows, macOS, Linux, Android ve iOS için indirin.
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Ekran görüntüsü alma aracı.

https://flameshot.org/

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 12 / 23

Kralın Dönüşü'nün de eklenmesiyle seri tamamlandı. İlk iki kitabı geçen ay dinledim bu sabah son kitap da geldi. Filmi gayet güzel yapmış olsalar da kitaplarda farklar mevcut. Okumak için çok vaktim olmadığı için dinlemeyi tercih ediyorum. Bir şeyler yaparken bir yandan da kitabı dinlemek zamanı verimli kullanmamı sağlıyor.

https://www.storytel.com/tr/series/y%C3%BCz%C3%BCklerin-efendisi-111151

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • arandur @arandur

    Otomobil kullanırken, otobüste, metroda çok iyi gider diye düşünüyorum.

  • Reginald 'Bubbles' Cousins @digitalanimal

    ilk yarım saati görmeden uyuya kalıyorum ben 🙂

    • okanaytimur @okanaytimur

      Otururken ve ya uzanırken bende dinleyemiyorum. Ama spor yaparken, yürürken, ev işi yaparken efsane oluyor. Bazı kitapları yavaş okuduklarını düşündüğümde hızını arttırıyorum. Neredeyse 6 aydır 90 dan fazla kitap dinlemişim. Ortalama 4 günde bir kitap bitiyor.

  • Tuna @tunakaner

    İşe gidip gelirken yaklaşık 2 saat verimsiz bir sürem vardı hafta iç her gün, şimdi sürekli kitap bitirir oldum, bu uygulamayı veya kitap dinlemeyi küçümseyenlerin fikirleri doğru gelmiyor.

    • arandur @arandur

      Küçümsemek yanlış ama dinlemek ve okumak farklı mekanikler. Okumanın bazı faydaları dinlemede ortaya çıkmaz. Ama okumanın da çeşitli zararları olabiliyor (gözlere, sırta vs.)

    • Tuna @tunakaner

      @arandur ben kitap okuyorum da aynı zamanda ama işe gidip gelirken boş zamanımda kitap dinliyor olmak gerçekten btirdiğim kitap sayısını oldukça artırdı ve ölü zamanımı canlandırdı. Okumak isteyip de kitabı elime alıp okumaya vakit bulamadığım kitaplara baktım hep, çünkü yoğun tempolu hayatta ele kitap alacaksanız çok seçici olmak gerekiyor, dinlerken çember bir tık daha geniş çizilebiliyor.

    • okanaytimur @okanaytimur

      @tunakaner Kesinlikle katılıyorum. Bende de evi toparlamak, spor ve yürüyüş sırasında her gün 3-4 saat boşluğum oluyordu. O boşluğu bundan daha verimli bir şekilde dolduramazdım. Hem işimi yapıyorum hem de kitabımı dinliyorum.
      Arkadaşım ilk başlarda beni baya küçümsedi dediğiniz gibi. Ne zaman alışkanlıkla "Geçen okuduğum şu kitapta şöyle bir şeye denk geldim." diye lafa girsem "Sen okumuyorsun. Dinliyorsun arada fark var." diye çıkışıyordu. Halbuki dinlemenin okumaktan çok da bir farkı olmadığını aynı yazarın benzer alanlardaki bir kitabını dinleyip diğerini okuduğumda fark ettim. Akılda kalanların miktarı ve verdiği haz aynı. Sonrasında bahsettiğim arkadaşım da kitap seçip okumaya zamanının yetmediğini fark edince o da abonelik alıp dinlemeye başladı 😀
      Dediğiniz gibi her istediğimizi okumak gibi bir lüksümüz olmuyor yetersiz zaman yüzünden. Ama dinlerken en kötü hızını arttırıp dinliyorum 300-500 sayfa bir kitabı dinleyerek 2 günde tüketebiliyorum.
      Umarım Türkiye de Storytel'e rakip çıkabilecek platformlar gelişirde rekabet artar. 3 Cisim Problemi, Vakıf Serisi, Witcher serisi gibi kitapları da hızlıca getirirler böylece.

Palemoon tarayıcı Firefox tarayıcı motoru olan Gecko dan çatallanmış olan Goanna motoru üzerine inşa edilmiş. Gecko'nun web extension güncellemesinden önce çatallandığı için eski XUL özelliklerin tamamı mevcut. En sevdiğim özelliklerden biri olan canlı yerimi olayı hala çalışıyor. Diğer XUL eklentiler ile tarayıcının çalışma şeklinin tamamen değiştirebiliyorsunuz.

https://www.palemoon.org/

BeğenFavori PaylaşYorum yap