2 gündür bu konuyu anlamaya çalışıyorum ama bir türlü kafamda oturtamıyorum.
“Evren genişliyor” derken aslında neyin içinde genişliyor? Başta her şeyin çok küçük ve aşırı yoğun bir durumda olduğunu söylüyoruz. Ama eğer uzayın kendisi Big Bang’le ortaya çıktıysa, “dışarısı” nasıl yok? Bir şey nasıl dışına doğru değil de kendi uzayının kendisi olarak genişleyebiliyor?
Ben bunu kafamda şöyle çözmeye çalışıyorum: Big Bang’den önce zaten sonsuz bir boşluk vardı, Big Bang o boşluğun içinde çok küçük bir bölgede başladı ve bu bölge giderek genişleyerek bugünkü evreni oluşturdu. Ama bu durumda da “Peki Big Bang’den önce var olan o boşluk nereden geldi?” sorusu ortaya çıkıyor.
Yani benim asıl takıldığım nokta şu: Uzayın kendisi genişliyorsa, “genişlemek” kavramını dışarıya doğru bir genişleme olmadan nasıl zihnimizde canlandırmalıyız? Ve gerçekten “dışarısı yok” demek fiziksel olarak ne anlama geliyor?
Şu aşağıdaki videoyu izledikten sonra bunu düşünmeye başladım da. Çıkamadım işin içinden.

"Dışarısı yok" hipotezlerden birisi. Dışarıda ne olduğunu kesin olarak bilebilmemiz için dışarıya çıkmamız gerekli. Bu da günümüz teknolojisiyle, hatta ulaşabileceğimiz herhangi bir teknolojiyle imkansıza yakın. Dışarıda ne olduğuyla ilgili başka hipotezler de var, mesela paralel evrenler. Evrenlerden oluşan bir "dışarısı" var olabilir ve biz de bu evrenlerden birinde yaşıyor olabiliriz.
Evet bu olasılıklardan biri. Ama paralel evrenler de olsa onları kapsayan "bir şey" oluyor yine. Bilim adamları dümdüz bilmiyoruz demiyor olmaları tuhaf geliyor.
@okanaytimur Yoo, bilim insanları gayet dümdüz bilmiyoruz diyor. Çünkü bilmiyoruz. "Dart matter"ın da ne olduğunu bilmiyoruz, bilim insanları buna da bilmiyoruz diyor.
Boşluğun bir yerden gelmesi gerekmiyor, boşluk, boşluk işte. Yokluk. Void. 🙂
Void kısmına okeyim. Ama bu da başka bir problem doğuruyor. Şu an ki kuramda dışarıda boşluk bile yok. Ben olayı en başta şu şekilde düşünmüştüm. Tamamen hiçbir şey olmayan devasa bir boşluk tam sizin söylediğiniz gibi bir void. Onun içinde bir yerde patlayan plank uzunluğu boyunda Evren Ve gittikçe büyüyen bir olay. Ama şu anki kuram bunu da kabul etmiyor dışarıda o bahsettiğimiz void dediğimiz bir boşluk da yok. İş orada karışmaya başlıyor.
sonsuzluk atom altına indikçe de var, sürekli daha küçük bir parça keşfedilip isim veriliyor. sonsuzluk aslında ne kadar görebildiğimizle alakalı daha o kadarını görebiliyoruz evrenin. yani 1000 sene önce güneş sistemini bile anlamak imkansızdı, şimdi tüm evreni anlamak daha da zor. belki bundan 1000 sene sonra basit sorular olur bunlar.
Çok büyük ihtimalle basit sorulara dönüşecek. Ama mesele sonsuzluk değil burada. Sonsuzluğu da kabullenebilirsin ama Big bang işin içine girince bozulmaya başlıyor. Evren sonsuz ise ilk başta, plank sabiti boyutunda, sonra portakal büyüklüğüne ve sonrasında da gittikçe büyüdü. Demek ki ilk başta bir büyüklük varmış belli bir noktadan sonra onu ölçememeye başlamışız ve sonsuz demişiz gibi görünüyor.
@okanaytimur bin sene sonra konuşuruz
“Evren genişliyor” derken aslında neyin içinde genişliyor?
Eğer evren tanımı gereği 'herşey'se bir şeyin içinde genişleyemez, hiçbir şeyin içinde, yokluğun içinde bir 'var'lık olarak genişleyebilir.
Alternatif olarak bizim 'evren'imiz bir şeyin içindeyse, o şey nedir bilmemiz şu an için mümkün görünmüyor, aynen big bang'den önce ne vardı sorusunun cevabı gibi.
Ilahi bir guc var hersey onun kudretinde oluyor..inter inan ister inanma...
Burada soru bu değil ama. Herşeyi ilahi güç yapmış/yapıyor olabilir, ya da herşey kendiliğinden olmuş/oluyordur. Bu başka birşey.
Buradaki soru: 'Evren neyin içinde genişliyor?', hatta genişlemese bile neyin içinde duruyor?
@oniki misel 100/1000 yil cern de evren bir balon gibi bir seyin icersinde genisliyor diye buldular.insanligin yeni sorusu o balon nasil oldu?nasil yaratildi ...boyle gider ...
bilemeyiz
https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/M%C3%BClk-suresi/5242/1-5-ayet-tefsiri
https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Bakara-suresi/36/29-ayet-tefsiri
https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Z%C3%A2riy%C3%A2t-suresi/4722/47-49-ayet-tefsiri
https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Hicr-suresi/1818/16-18-ayet-tefsiri
https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Enbiy%C3%A2-suresi/2513/30-33-ayet-tefsiri
https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/A%27r%C3%A2f-suresi/1008/54-ayet-tefsiri
https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Y%C3%A2s%C3%AEn-suresi/3743/38-40-ayet-tefsiri
Sen de haklısın yıllarca sürecek eğitim ve on yıllarca sürecek düşünme ve deneylerle haiz olunacak bilgileri "öyle yapılmış ya biz bilemeyiz" diyerek üstüne düşünmeyi bırakıp dünya ay güneş bi de "7 gök" ile sınırlandırarak kabul etmek büyük kolaylık, hepsi de bizim için yaratılmış zaten, insana kendini akıllı ve önemli hissettiriyor 🙂
Boşluk, doluluk, ve zaman kavramı yani öncesi ve sonrası kavramları evrenin kendisi ile ilgili kavramlar. Biz de evren içinde kavramlarla düşünüyoruz, o da evreni anlayabildiğimiz kadarıyla tabi.
Fiziksel algı bir yerden sonra kayboluyor Büyük Genişleme'nin başladığı ilk noktaya yaklaştıkça. Genişlemeyi net olarak hem matematiksel hem fiziksel olarak görüp hesaplayabiliyoruz. Ancak işi tersine çevirip o minik noktaya dönmeye çalıştığımızda bir yerden sonra elinde matematiksel denklemler kalıyor. Patlamanın o ilk noktasına gidemediğimiz için ordan geçip gerisine de gidemiyoruz. Dolayısı ile bir şeyin içinde miydi yoksa başka bir şeyden mi dönüşüp başladı onu da bilemiyoruz.
Evrim Ağacı kanalında bununla ilgili yakın zamanda bir video paylaşılmıştı. Evrenin kenarına gitmekle ilgiliydi sanırım. İzlemediysen tavsiye ederim.
Bakacağım.Teşekkür ederim.
sürekli büyümekte(bir gün ölecek) olan bir bebeğin bağırsaklarındaki bakteri olduğunu düşün, içinde bulunduğun evren yani bebeğin vücudu(dolayısıyla bağırsakları) sürekli büyüyor, ama sen dışarıda ne olduğuna dair hiçbir fikre sahip değilsin
Yine bir dışarısı olduğu kabul ediliyor. "Dışarıda ne olduğunu bilmiyoruz" ve ya "sadece boşluk" önerilerini anlayabiliyorum. Çok rahat sindirilebiliyor. Mesele dışarısı diye bir şeyin olmaması. Kafa yakan kısım burası. Yokluğun içine nasıl büyürsün. Bu yoktan var etmek ile aynı anlama geliyor bir yerden sonra. Mantık ve bilimle çatışıyor.
@okanaytimur var ya da yok bilmiyoruz, bizim deneyimlediğimiz kadarıyla dışarısı diye bir şeyin olması gerektiğini varsayıyoruz, henüz teknolojimiz bilinç düzeyimiz aklımız almıyor diyebiliriz öyle bir olasılığı, bilim böyle bir şeyi kanıtlarsa o zaman belki anlayabilir insanlık bunu ama ortalama 100 yıllık ömrümüzle özellikle bizim görebileceğimiz bir konu değil gibi geliyor bana 😀
@gurkan-atilgan Biraz agnostik yaklaşacaz o zaman bu olaya 😀
Bunu bir şekilde kafanda oturtuyorsun da asıl fotonlar için olan durumu idrak etmek büyük iş.
Fotonlar için zaman diye bir kavram yok. Bizim için 13.5 milyar yıl geçti ama tüm fotonlar için hepsi bir andır.
Atom altı parçacıkların hepsinde geçerli bu. Bizi oluşturan atomların içindekiler de dahil. Kim bilir kaç milyar yıldır varlar sadece başka atomlara geçiyorlar. Kuantum seviyesine inince standart model anlamsızlaşıyor.
Burada biraz kavram karmaşası var çünkü. Bigbang sonsuz boşluğun bir noktasında gerçekleşen bir patlama değildir. Bigbang uzayın her noktasında aynı anda gerçekleşen bir genişleme başlangıcıdır. Bigbang diyince tanımından dolayı hepimizin aklına patlayan bir bomba veya şişen balon gibi şeyler geliyor. Sorun bundan çıkıyor aslında. Big Bang, uzayın içinde meydana gelen bir patlama değil; uzayın geçmişte çok sıcak ve yoğun olduğu erken evren durumunun adı. En sık yapılan yanlış bu. Bigbang'i asla patlama diye düşünme. Patlama diye düşündüğünde bizim günlük hayatımızda kullandığımız tüm tanımları(evren için uygun olmayan) somutlaştırmış ve kabul etmiş oluyorsun. Big bang uzayın kendisinin çok sıcak ve yoğun olduğu bir erken dönemdir. Evrenin geçmişine doğru gittiğimizde evrendeki madde ve enerjinin çok daha sıcak ve yoğun olduğunu söylüyoruz. Fakat bundan “bütün evren boş uzayın içinde küçücük bir noktadaydı” sonucu çıkmaz. Şöyle diyebiliriz; evren bugün uzaysal olarak sonsuzsa, geçmişte de sonsuz olabilir. Sadece sonsuz miktardaki uzay çok daha küçük bir ölçek faktörüne sahipti. Evren bir şeyin içinde genişlemiyor. Uzayın kendisinin geometrik ölçeği zamanla değişiyor. Cetveldeki milimetrelerin arası açılıyor. Evrenin bir kenarı sınırı merkezi yoktur. Bu tanımlar kullanılıyor çünkü kendi var olduğumuz noktaya göre göreceli bir tanımlama yapmaya ihtiyaç duyuyoruz, tek nedeni o. Evrenin her noktasına olan gözlemci aynı şeyi görür; diğer yerlerin kendisinden uzaklaştığını görür. Yani aslında bunu anlamak için önce kullandığımız tanımları ve terimleri bırakmamız gerekiyor çünkü karşılamıyorlar. Bu biraz şey gibi oluyor, 2 boyut kavramlarıyla 3 boyutu anlatmaya çalışmaya benziyor.
"Dışarısı" kavramı uzay ve zamana bağlı bir tanım. Uzayın olmadığı yerde dışarısı, içerisi öncesi ötesi gibi mekansal yönler anlamsızdır. Bu şeye benziyor, Dünya'nın kuzey kutup noktasında durup daha kuzey neresi diye sormak gibi bir çıkmaz. Orada daha kuzey yoktur, evrenin bittiği yerde de fiziksel bir boşluk yoktur, "hiçlik" veya "boşluk" diyerek oraya bir tanım verince aslında hiçliğin ve boşluğun da bir şey olduğunu düşünmeye eğimliyiz, halbuki aynı kuzey kutbu olayı gibi, kuzey kutbundan daha kuzeyi için mekanın kendisi tanımsızdır. Daha kuzeye doğru bir koordinat devam etmez. Evrende olan da o. Dışarısı diye bir şey yok, orada koordinat yok, evren bir şeyin içinde değil yani. Bu somut tanımlarla değil de soyut şekilde düşünürsen daha mantıklı gelmeye başlar.
Bu tip şeyleri en iyi AI ile tartışırsın bu arada. Hepimizden daha çok bilgiye sahiptir bu konuda ve çok daha iyi örnekler verecektir anlamaya yardımcı olmak için.
Bigbang kısmını biliyorum. Uzayın her noktasında aynı anda patladı çünkü zaten uzayın kendisi 0,00000000000000000000000000000000001616 metre boyundaydı. O noktada patlayıp büyüdü. Mikroskop ile bile göremeyeceğimiz kadar küçük bir nokta. O nokta hızla büyüdü.
Planck Boyutu (10⁻³⁵ metre): 0. saniye
Portakal Boyutu (10 santimetre): 10⁻³⁴. saniye
Dünya Boyutu (12.742 kilometre): 10⁻⁶. saniye (Saniyenin milyonda biri)
Güneş Sistemi Boyutu (1.5 ışık yılı): 1. saniye
Samanyolu Galaksisi Boyutu (100.000 ışık yılı): 20. dakika
Gözlemlenebilir Evren Boyutu (93 milyar ışık yılı): 13.8 milyar yıl (Bugün)
Bu büyüklüklere bakınca dışını hayal etmeden duramıyor insan. Ben de bilmediğimiz bir boyut sayesinde dışarısı olmadan mümkün olduğunu düşünüyorum şu an.
GPT ile tartıştım zaten konunun başından beri de tatmin edici bir cevap veremedi.
@okanaytimur Hocam işte kavram karmaşası. Bu anlatım şeklinden kaynaklanıyor biraz. Hiç kimse düzgün anlatamıyor bunu. Tüm evren ile gözlemlenebilir evren karışmış burada. O boyutlar evrenin kendisi değil, bugün bizim gözlemleyebildiğimiz parçası sadece. O sayılar sadece "Bugün görebildiğimiz 93 milyar ışık yılı çapındaki gözlemlenebilir evren parçasını oluşturan maddenin geçmişte ne kadarlık bir hacme sıkışmış olduğu" bilgisi. başka bir şey değil. Yani Planck anında portakal veya atom altı boyutta olan şey "bütün uzay" değil, yalnızca bugün bizim teleskoplarla gördüğümüz kürenin o anki hacmidir. O portakalın hemen bitişiğinde başka bir "portakallık" uzay, onun yanında bir başkası daha vardı ve bu düzen sonsuza (veya devasa büyüklükteki tüm evrene) doğru kesintisiz devam ediyordu. Kısaca bizim bugün görebildiğimiz kısımdan bahsediyoruz burada aslında. Göremediğimiz ve bugünkü bilim ve teknoloji bilgilerimize göre göremeyeceğimiz diğer uzaylar var. Çünkü bizim görebildiğimiz kısım ışığın bize ulaşma hızı ile sınırlı ve evrenin genişleme hızı yüzünden içinde bulunduğumuz uzaydan daha ötesini fiziksel olarak keşfedebilmemiz mümkün değil (ilerde başka bir şeyler keşfedilirse, özellikle ışık hızına olan bağımlılığımızı egale edecek bir şey keşfedilirse başka olur tabi, şu anki bilim ve teknolojiyle mümkün değil.)
"Bilmediğimiz ekstra bir boyut sayesinde dışarısı olmadan mümkün" düşüncesi sezgisel olarak mantıklı gibi görünse de genel görelilik matematiğinde buna ihtiyaç duyulmaz. Uzay zaman, 4. veya 5. bir uzaysal boyutun içine gömülmek zorunda değil. Ölçümler uzayın düz(flat) olduğunu gösteriyor. Sonsuz ve düz bir ızgarada karelerin arasını 10 kat küçültsen de o ızgara yine sonsuzdur, 10 kat büyütsen de sonsuzdur. Dışarıdan bakılacak bir "portakal" hiçbir zaman tek başına var olmadı her yer aynı anda o yoğunluktaydı. Listelediğin portakal, Dünya veya Samanyolu boyutları evrenin tamamı değil yalnızca bugün gördüğümüz gözlemlenebilir evrenin geçmişte ne kadar sıkıştığıdır. O sırada o "portakalın" dışında bir boşluk yoktu, o portakalın bitişiğinde evrenin bizim göremediğimiz diğer sonsuz kısımları uzanıyordu. 'Bütün uzay mikroskop kadar bir noktaydı' yanılgısı buradan çıkıyor.
@okanaytimur Gemini'ın deep research özelliğini kullanırsan daha tatmin edici cevaplar alabilirsin bu arada. Bu kadar karmaşık konuyu 2 paragrafa sıkıştırmak yerine sayfalarca rapor çıkartır.
@protego Geminiyi deneyeceğim bugün. "Çünkü bizim görebildiğimiz kısım ışığın bize ulaşma hızı ile sınırlı ve evrenin genişleme hızı yüzünden içinde bulunduğumuz uzaydan daha ötesini fiziksel olarak keşfedebilmemiz mümkün değil " bu kısım çok mantıklı geldi şu an. Bu gerçeği biliyordum ama bu olaya bu şekilde bakmamıştım. Evet bizim görebildiğimiz ışığın yayılabildiği 93 milyar ışık yıllık kısmı. Daha da ötesi vardır ama biz bilmiyoruz.
Söylediğiniz kısımda sadece şuna takıldım. "O sırada o "portakalın" dışında bir boşluk yoktu, o portakalın bitişiğinde evrenin bizim göremediğimiz diğer sonsuz kısımları uzanıyordu." Bu demek oluyor ki evrenin genişlediği o "düzlem" vardı ve evren bir noktada patlayarak o düzlem üzerinde büyüdü. Düzlem sonsuzdu evren de bu sonsuzluğun içinde. Bildiğimiz madde, ışık, karanlık enerji ve madde hepsi evrenin içinde genişledi. Ama 93 milyar ışık yılı uzunluğunun dışında olan şey aslında evrenin henüz genişlemediği o sonsuz düzleme ait.
Bu bir noktada da o boşluk/düzlem hep vardı ve evren onun içinde genişlediye geliyor. Doğru mudur?
Usandıysanız salabiliriz bu arada 😀