Netflix yayınlarında çözünürlük ve ses kanallarını test etmek için "test pattern" diye aratabilirsiniz
https://www.netflix.com/title/80018499

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Telefondaki verileri SD Card üzerine yedeklemek istiyorum bunla ilgili app varmıdır

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Google anketlerden kazandığım 18.59 tl'yi harcamak istiyorum, uygulama tavsiyelerinize açığım.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 11

James Donkey JD240 240GB SSD İncemesi

Bu yazımda son zamanlarda fiyat/performans dengesiyle dikkat çeken James Donkey markasının, JD240 modeli SSD diskini inceleyeceğim. Öncelikle markadan biraz bahsetmek istiyorum. James Donkey, Çin merkezli bir ekipman üreticisi. Genelde klavye, mouse gibi oyuncu ekipmanlarıyla biliniyor. Fakat monitör, SSD gibi farklı ürünlerine de rastlamak mümkün. James Donkey markasının Türkiye distribütörlüğünü İncehesap üstlenmiş durumda. Ürünler İncehesap üzerinden satılıyor ve ürünlerin garanti hizmetini de kendileri veriyor. SSD ürünlerinin 3 yıl birebir değişim garantisi bulunuyor.

James Donkey SSD’lerin 120GB, 240GB, 480GB ve 960GB’lık modelleri bulunuyor. Bunların haricinde sadece 240GB için geçerli olmak üzere bir adet Lite modeli bulunuyor. Fiyat olarak standart modele göre biraz daha uygun.

Tüm James Donkey SSD’lere şuradan ulaşabilirsiniz; https://www.incehesap.com/james-donkey_ssd-harddisk-fiyatlari/

Bu incelemeye konu olan disk şuan itibariyle(2 Şubat 2019) 220 liraya satılıyor. Aynı diskin Lite modeli ise şuan 200 lira. James Donkey aslında diğer markalara kıyasla fiyatıyla öne çıkıyor.


Teknik Özellikler

  • Kullanım: İstemci Kişisel Bilgisayarlar
  • Kapasite: 120GB, 240GB, 480GB, 960GB (1GB=1 Milyar bayt, IDEMA) *Kullanılabilir gerçek kapasite daha düşük olabilir (biçimlendirme, bölümleme, işletim sistemi, uygulamalar veya diğer etkenlere bağlı olarak)
  • Tip: 2,5 inç
  • Arabirim: SATA 6 Gb/saniye Arayüz; SATA 3 Gb/saniye ve SATA 1,5 Gb/saniye arayüz ile uyumludur
  • Boyut (GxYxD): 100 x 69,85 6,8 (mm)
  • Ağırlık: Maks. 66 g (1TB)
  • NAND Tipi: Samsung 32 katmanlı 3D V-NAND TLC veya eşdeğer
  • Denetleyici: Samsung MGX Denetleyici veya eşdeğer
  • Destekleyici Özellikler: TRIM (Gerekli OS Desteği), S.M.A.R.T
  • Data Güvenliği: AES 256 bit Tam Disk Şifreleme (FDE) , TCG/Opal v2.0, IEEE1667 (Şifreli sürücü)
  • Güvenilirlik (MTBF) ve TBW: 1.5 Milyon Saat / 120GB@54TBW , 240GB@108TBW , 480GB@216TBW , 960GB@432TBW
  • Güç Tüketimi: *Ortalama: 3,7W (1TB) *Maksimum: 4,4W (1TB) (Seri çekim) *Gerçek güç tüketimi, sistem donanımı ve yapılandırmasına bağlı olarak farklılık gösterebilir
  • Çalışma Sıcaklığı: Çalışırken; 0 - 70 °C , Çalışmazken; -40 - 85 °C
  • Sarsıntı: 1500 G ve 0,5 ms (Yarı Sinüs)

Kutu İçeriği ve Fiziksel Tasarım

Ürünün kutusundan sadece disk, kullanma kılavuzu ve garanti belgesi çıkıyor. Bunların haricinde herhangi bir kablo, aparat vs. bulunmuyor. Satın alırken bunu göz önünde bulundurmakta fayda var.

Ürünün gövdesi tamamen plastikten üretilmiş ve oldukça hafif. Teknik özelliklerinde ağırlığı 66 gram olarak belirtilmiş. Diskin üzerinde standart olarak SATA çıkışı ve yan tarafında montaj için vida delikleri bulunuyor.

James Donkey SSD’ler, genelde Samsung’dan alışık olduğumuz 3D-Nand teknolojisiyle üretilmişler. Ayrıca distribütör ürün sayfasına “James Donkey, Samsung, Intel, Hynix, Micron, Silicon Motion, Phison, Spectek(By Micron) markalarından oluşan birinci kalite çip üreticileriyle partnerlik yapmakta ve sadece bu markaların çipsetlerini kullanmaktadır.” şeklinde bir not düşmüş. Fakat diski parçalayıp, kullanılan çipseti görme gibi bir şansım olmadığı için bu konuda daha fazla bir şey söyleyemiyorum.

Daha fazla uzatmadan test sonuçlarına geçelim…


CrystalDiskInfo ve CrystalDiskMark Benchmark Testleri

AS SSD Benchmark Okuma/Yazma Hızı ve IOPS Testleri

ATTO Disk Benchmark Testleri

SSD-Z Info ve Benchmark Testleri

Test sonuçlarına bakacak olursak iddia edilen performansı sağladığını söyleyebilirim. Özellikle CrystalDiskMark testlerinde, vadedilen değerlere yakın sonuçlar aldım. Tabi test metodlarına göre bu sonuçlar uygulamadan uygulamaya değişiklik gösterebiliyor.


Testleri Gerçekleştirdiğim Sistem:

  • Asus K53SC notebook
  • Intel Core i5 2430M işlemci
  • Nvidia GeForce GT520MX 1GB 64Bit ekran kartı
  • 8GB DDR3 1333MHz RAM bellek
  • Windows 10 Professional işletim sistemi

Artıları:

+ Fiyatı

+ Performansı

Eksileri:

- Yazılımı bulunmuyor


Sonuç olarak James Donkey marka SSD’lerin fiyat/performans olarak standart kullanıcılar için iyi bir alternatif olduğunu söyleyebilirim. Fiyat olarak çoğu markanın altında yer alıyor ve onların sunduğu okuma/yazma hızlarını da kullanıcılara birebir sunabiliyor.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 9 / 13

@coolnquiet yani Hasan arkadaşımın affına sığınarak söyledikleri de çok güzel noktalar olduğu için buradan cevap yazıyorum ve bu uzun açıklamamı aklında Elektrikli Araç ile alakalı soru işaretlerine sahip olan herkese cevap olması umuduyla yazıyorum. Arkadaşım Hasan eğer ki isterse bu durumu silebilirim. Konunun fotoğrafı ektedir.

'' Lityum dünyada az bulunan bir element. Elektrikli araçlar yayıldıkça fiyatı çok artacak ve yapılmasını sağladığı aracın önünü tıkayacak. ''

Bu konu hakkında özellikle araştırma yürüttüm ve Lithium'un az bulunan bir rezerv olduğunun ve EV'ler için yeteri kadar bulunmayacağını duydum ve araştırmaya başladım. Lithium az bulunan bir element değil bunu hemen örnekleyeyim:

https://investingnews.com/daily/resource-investing/battery-metals-investing/lithium-investing/lithium-reserves-country/

https://blog.energybrainpool.com/en/is-there-enough-lithium-to-feed-the-need-for-batteries/

Lithium sorunu dünyada kesinlikle yok sadece şu an talep çok fazla olduğundan üretim buna pek yetişemedi zamanında bu yüzden piyasada genel algı Lithium az olarak kaldı ama burada esas sorun Kobalt maddesinde.

Kobalt gerçekten az ama bu da korkulacak düzeyde değil ve firmalar şu an HEPSİNDEN bahsediyorum Kobalt kullanımını bataryalarda çok düşürdüler ve bunda öncü Tesla. Tesla şu an 2170 yeni nesil bataryalarında %3 oranında bir sonraki nesilde ise %0 oranında kobalt kullanacak. Kaynak: https://cleantechnica.com/2018/06/17/teslas-cobalt-usage-to-drop-from-3-today-to-0-elon-commits/

‘’ Dediğiniz menzil gibi çoğu kişi için yeterli olsa da yine de 1000 km'yi devirmedikçe bazı insanlar kendini kısıtlanmış hissedecek. ‘’

Dünyada her seçiş bir vazgeçiştir ve bu dediğinize katılıyorum ancak mantıklı olarak düşünüldüğünde ben şahsen bunun sağlam bir argüman olduğunu düşünmüyorum. Tesla 100KW batarya ile 450km yol gidiyor, Hyundai Kona aracında, Kia e-Niro aracında 64KW bataryaya 518km yol gidiyor, Tesla Model 3 ise 70kw bataryayşa 530km yol gidiyor ve şu an firmalar optimum noktayı buldular. Deli gibi batarya vermek yerine 400-500km aralığında menzil sunup bataryaların 30 dakikada %80 dolmasının yollarını araştırıyorlar ve çok ciddi yol kat ettiler.
Kaynak:
https://www.youtube.com/watch?v=Tnj4RAsrl34
https://www.youtube.com/watch?v=EdfXMdkUl9A

30 dakikada %72 dolum demek Kona, e-niro, Model 3, Nissan Leaf 60KW gibi modeller için 400km demek ve her 400km’de 30 dakika ara vermek insanın dikkatinin dağılmaması için zaruridir. Bu olay aşıldı ve şu an hala daha 1000km menzil lazım bana diyen kişi mantıklı düşünmüyordur

‘’Bataryanın zamanla eskimesi de cabası. Tesla'da bataryaların çok az yıprandığını biliyorum ama başka bazı üreticiler bu kalite seviyesine ulaşamadılar. ‘’

Şu an her üretici zaten 6 ciddi üretici var çok iyi degredasyon yıpranma oranına sahipler. Kısaca araç ölüyor batarya ölmüyor. Şu an tüm EV modellerinde ilk %10 dilim görece hızlı 100.000km gibi değerlerde sonraki %5 dilim ise bir daha 150.000km sonraki her %1 dilim için de 25.000km gibi bir kullanım yapmak lazım ki batarya ölsün.

Kısaca bataryayı %20 öldürmek için aracı 375.000 km kullanmamız lazım ki dünyada bu km sayacındaki araç sayısı çok çok azdır.

Batarya yıpranması verileri:

https://www.fleetcarma.com/exploring-electric-vehicle-battery-life-degradation-developments/

‘’Bir diğer konuysa güvenlik. Yanmaya başlamış bir lityum bataryayı hiçbir şey söndüremiyor. Tesla'nın kaza bile yapmadan yanan araçları var. İçten yanmalı araçlara baktığımızda ise özellikle dizellerin yanması oldukça zor. Kaza anında patlayabilme ihtimali yüksek bir bombanın üzerinde oturuyor olmak tedirgin edici. Bunun için yanmayan/patlamayan bir batarya teknolojisi gerekli. Hidrojenin yanması da kolay olsa da hidrojen bor gibi hidrojen bağlayıcılığı olan bir madde ile depolanırsa yanma ihtimali çok düşecektir. Aynı zamanda tankta bir delik bulduğunda direkt oradan kaçıp gitmesi de güvenliği arttırıyor diye biliyorum. ‘’

https://evrater.com/electric-cars-safer-than-gas-cars

https://auto.howstuffworks.com/are-electric-cars-safe-in-accidents.htm

https://cleantechnica.com/2018/07/09/electric-cars-offer-passenger-safety-advantages-ev-safety-benefits-part-3/

https://cleantechnica.com/2018/04/01/do-electric-vehicles-have-better-overall-safety-part-2/

EV’ler dünya çapında yapılan HER testte içten yamlalılara göre daha güvenliler. Evet münferit bir kaç olay var ancak bu yanma mevzuusunun çok çok çok daha ciddisi içten yanmalılar için var ve tam rakam bilmiyorum ancak oranladığımız zaman sebepsiz yere yanan içten yanmalı oranı elektriklilere göre 100 kat fazla bile olabilir 🙂

‘’Bence lityumla olacak iş değil. Şu andan itibaren üretilecek tüm arabalar elektrikli olacak desek dünyadaki lityum rezervi yetmeyecektir. ‘’

Lithium yetecek ona zaten cevap verdim bir ikinci olarak tüm dünyayı elektriğe geçmesi oluyor bile. Dünyadaki tüm üreticiler kararını verdi ülkeler de kararını verdi. Ülkeler şehirlerine dizel sokmama kararları aldılar,ülkeler elektrikli araçlara teşvik veriyorlar, ülkeler filo alımlarında EV zorunluluğu getirdiler.

Firmalar dizel üretmeyeceğini duyurdular, firmalar daha ileri tarihte benzin üretmeyeceğini duyurdular. Her firma elektrikli şasisini tanıttı çoğu arabasını tanıttı. Firmalar 2025 senesine kadar 55 modelimin hepsi de elektrikli olacak dediler bile. Harley bile elektrikli motor yaptı.

Karar verilmiş, dünyanın, tüketicinin ve firmaların kabul ettiği şeyleri tartışıyoruz yapmayalım geri kalıyoruz, kalmayalım.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 17 / 23
  • Pix50Adam @zero2900

    Elektrik doğalgaz ve petrolle üretildiği sürece değişen bir şey olmayacak.

  • salihcln @salihcln

    "1000 km menzili" içten yanmalı motora sahip olan aracımda bile alamıyordum.

    • Yekta F. @electric

      Aynen öyle. 1000km menzil olsun isteği saçmalık kişi kullanımına göre karar vermeli mesela ben uzun yol olarak sadece İzmir'e giden biriyim yazlık buradan 538km benim 538km menzile de ihtiyacım yok susurluk festiva outlet AVM'de hızlı şarj var bana 300km menzil yeter.

  • Hasan Yılmaz @coolnquiet

    Güzel bir yazı hazırlamışsınız kaynakları da göstererek. Çok teşekkür ederim. Kafamdaki birçok yanlış bilgiyi düzeltmiş oldum. Bir süredir bütçem yeterse bir sonraki aracımı hibrit tercih etmeyi düşünüyorum ama elektrikli araçlar maalesef maliyet anlamında bir çoğumuz için ulaşılabilir durumda değil.
    Bir taraftan da yapılacak iş çok. Öncelikle şarj istasyonları yaygınlaştırılmalı. Elektrikli araçlar yayıldıkça da elektrik üretim ve dağıtım altyapısının geliştirilmesi gerek. Bunlar da fiber internetin bile hızla yayılamadığı ülkemizde uzun sürecek gibi maalesef.

    • Yekta F. @electric

      Hibrit araç almamanızı öneriyorum eğer Kia Niro Hibrit düşünmüyorsanız.

      Eski tip motorlar ve eski nesil yıpranması yüksek bataryalar kullanıp tüketiciye iteliyorlar.

      Bir ikinci olarakta altyapımız gayet yeterli şundan çrnek vereyim bir AVM 5000 aracın şarjını tüketiyor saatte ve ilçelerimizde 2-3 avm görüyoruz artık.

      Şarj istasyonu bakımından da 386 adet istasyon var evet buna daha yatırım lazım ama önce firmaların EV getirmesi lazım.

    • Hasan Yılmaz @coolnquiet

      @electric Şu an için yeni tanıtılan Corolla'nın hibritini düşünüyordum hocam. NiMH batarya kullanması biraz korkutmadı değil ama internette okuduğum kadarıyla yüzbinlerce km yapmasına rağmen bataryası hayatta olan Toyota modelleri var diye biliyorum. Bazı Toyota dökümanlarında bataryanın aracın ömrü boyunca değişmesi öngörülmemektedir diyordu.
      Kia Niro hibrit de düşünebilirim. Belki ben alana kadar Kia aynı hibrit altyapısını sedan karoserli nir araçta da kullanabilir ya da hibrit araç sektörüne yeni oyuncular katılabilir. En az 2,5 sene sonra araç değiştireceğim. Ortapedik engelim olduğu için 5 yılda bir ÖTV indiriminden faydalanarak araç değiştirebiliyorum.

  • dusunuyorama @dusunuyorama

    Tek soru Elektrikli araçlar doğayı az kirletiyor daha çok yol gidip daha az ödeniyor deniliyor. Yakın zamanda diyelim dünya elektrikli araca geçti elektrik üretmek için doğayı kirletmeyecek miyiz 🙂 daha pahalı olmuyacak mı sanılıyor. Düzen hiç değişmeyecek. Şuan ne ise elektriktede o olacak sadece şuan akıl çelmek için ucuz ve karlı gibi gözüküyor okadar.

Tüketici Hakem Heyetine Başvuru Rehberi

Herkese merhabalar, bu rehberimde size Tüketici Hakem Heyetine nasıl başvurulur ? bunu anlatacağım.

Kendi başımdan geçtiği için birebir tecrübe ettim. O yüzden ne nasıl yapılır size elimden geldiğince anlatacağım. Ki aklınızda bir soru olursa gene çekinmeden yorum üzerinden her zaman sorabilirsiniz.

Başımdan geçen olay bir elektronik bir üründü. Kutusundan sıfır aldığım ürün bayide kontrol ederken arızalı çıktı. Bayi ‘’ biz değiştirmiyoruz garantisine ver, onlar değişim yapar. ‘’ dediği için gittim. Aslında bayi birebir değiştirmek zorunda bunu sakın unutmayın. Bozuk çıktıysa şayet yapmak zorunda, ama bizde diyor ki git hakkını THH ile ara değiştirmiyorum ne yaparsan yap. Böyle bir durumda mecbur gideceksiniz.

O yüzden bende önce ürünün yetkili teknik servisine gidip kutusu aksesuarları ile birlikte 2 gün sonra verdim. Yenisi ile değişim istendim, ancak servis bana aradan 15 gün geçince yazılım attık geri yolladık vs. diye geri yolladı. 2. Kere gidip aldığımda ise gene aynı sorun cihaz açılıyor anında kapanıyor. 2. Kere aynı gün geri verdim. Gene yenisi ile değişim talep ettim. Ve bu sefer anakart değiştirildi. Sıfır aldığım cihazın için açılıp benden habersiz işlemler yapılıyor ki yasal hakkım direkt yenisi ile değişimi olduğu halde mağdur ediliyorum. 3. Kere gittim servise, cihazın kasasında açıklıklar yapıştırıcı izleri vs. bu haliyle tabi teslim almadım. Sizde uyarım olsun cihazı görmeden etmeden aldığınıza dair imzayı SAKIN atmayın. Önce bir bakın görün tamir edilmiş mi ? vs. ona göre teslim alır imzalarsınız.

Bu şekil de de olunca tabi 3. Kere oldu tekrar servis aynı gün değişim için verdim. Elimde de teknik servisin bana verdiği form var. Bundan sonra ben umudumu kestim tabi değiştirilmeyecek vs. akabinde THH araştırdım. Sorunumu yazıp hakem heyetine verdim. Yoğunluğa göre görevli 6 ay’a kadar sürebilir dedi. Ve tam 6 ay dolduğunda ise elime karar ptt ile geldi. Ürünün değişimi için ve elimdeki karar ile teknik servise gidip kararı onlara da verdim. Aradan 15 gün geçti ve sıfır kapalı kutu şeklinde ürünümü teslim aldım. Ve tabi aradan toplamdan 7 küsür ay vakit kaybım oldu. Ve haklılığımı ispat etmek için baya da uğraştım. Yasada evet açık açık yazıyor ama uygulama konusunda ve bizim bilinçli tüketici olmamız konusunda biraz sorun var. Aslında bütün tüketiciler mağdur oldukları şey en ufak bir şey bile olduğunda thh ile uğraşsa emin olun ki bayi firma satıcı tüketicilere böyle davranamayacak. Beni mesela en başından beri mağdur eden kişi satıcıydı. O yüzden kilit nokta tamamen biz tüketicileriz. Bilinçli olduğumuz müddetçe bize böyle davranan satıcılar teker teker azalacaklardır.

Başımdan geçen kabaca sorun buydu. Şimdi gelelim asıl rehberimize, tek tek resimlerini ekliyorum. Ve gereken bilgileri de altına yazacağım. Ki adım adım başvurunuzu yapın ve akabinde de THH gidip dilekçenizi teslim edin.

THH sonuçları şehrinize ve ilçeye bağlı olarak 1 hafta içinde de veya benim gibi büyük şehirdeyseniz 6 ay içinde de çıkabiliyor tamamen yoğunluğa bağlıdır. O yüzden sabretmeniz gerekiyor.

Başvuru için size burada örnek dilekçe çıktısını vermeyeceğim çünkü herkesin sorunu değişebilir. Ve THH heyetlerinin de başvuru için parasal bir üst limitleri vardır.

2019 yılı için parasal sınırlar:

Bu hükümler çerçevesinde, 2019 yılında tüketici hakem heyetlerine başvuruda dikkate alınacak limitler aşağıda yer almaktadır.

Buna göre, 2019 yılı Tüketici Hakem Heyetlerine yapılacak başvurularda,

değeri 5.650 Türk Lirası’nın altında bulunan uyuşmazlıklarda İlçe Tüketici Hakem Heyetleri,

Büyükşehir belediyesi statüsünde olan illerde 5.650 Türk Lirası ile 8.480 Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda İl Tüketici Hakem Heyetleri,

Büyükşehir belediyesi statüsünde olmayan illerin merkezlerinde 8.480 Türk Lirası’nın altında bulunan uyuşmazlıklarda İl Tüketici Hakem Heyetleri,

Büyükşehir belediyesi statüsünde olmayan illere bağlı ilçelerde 5.650 Türk Lirası ile 8.480 Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda İl Tüketici Hakem Heyetleri görevli olacak.

Öncelikle başvuru konusunda fatura ismi kimin adına ise o kişinin başvurması lazım. Anneniz babanız yada her kim olursa olsun. Fatura kimin adınaysa o başvuracak. Fatura kişinin adına bir edevlet hesabı gerekiyor.

Edevlet üzerinden ise adım adım anlatıyorum.

Önce https://www.turkiye.gov.tr/ üzerinden giriş yapılacak. HTTPS olmasına dikkat edin.

Giriş yapıldıktan sonra;

 

Sırası ile önce Kurumlar'a tıklıyoruz.

 

Sonra listenin üstünde T harfine tıklıyoruz.

Listeden Ticaret Bakanlığına tıklıyoruz.

 

Listeden Tüketici Hakem Heyetine Başvuru İşlemi yazan kısma tıklıyoruz. , Tüketici portalı tüketici şikayet uygulamasına giriyoruz.

Farklı bir adrese yönlendirecek asıl başvuru oradan yapacağız. Altta Uygulamaya git kısmına tıklıyoruz..

Tarayıcıdan yeni sekmeden https://tuketicisikayeti.gtb.gov.tr/ adresine yönlendiriyor.

Bu adreste ise online olarak THH başvurumuzu yapmanız isteniyor. O yüzden başından dediğim gibi her hangi bir hazır dilekçeye gerek yok.

 

İlk adımda TÜBİS isimli bir uygulamadan https://tuketicisikayeti.gtb.gov.tr sitesine yönlendiriyor. Burada ilk sayfada bizim kişisel bilgilerimiz girmemiz gerekmektedir. Bilgilerin doğru ve güncel olmasına dikkat edin. Ben şahsi bilgilerim olduğu için karaladım. Ancak doğru bilgilerin girilmesi şart.

Sabit telefon, cep telefonu, eposta adresi, ve adrese ek olarak tebligat adresi istiyor. Bu tebligat adresi ise şu; THH kararı size posta ile iletiliyor. O yüzden bu adresin doğru olması fatura kimin adınaysa onun adresi olması lazım.

Bilgilerimiz doldu ve kaydet diyorsunuz.

2. adımda ise;

Sol taraftan Tüketici başvuru altından Yeni başvuru ‘a tıklıyorsunuz ve sizden bilgiler istenecektir. Firma bilgilerini istiyor. Firma ünvanı mutlaka yazılması lazım. Ancak şikayet edeceğiniz yerin adını yazacaksınız. Diyelim cep telefonu eğer sıfırı ile değişim istoyrsanız teknik servisin bilgileri yazılacak. Ama ben para iadesi istiyorum diyorsanız o zaman fatura hangi firmadan kesilmişse o firmayı yazacaksınız. Bu ayrıma mutlaka dikkat edin.

İşlemin yapıldığı yer kısmı var. Bu kısımda ise sizi mağdur ettiğiniz düşündüğünüz teknik servis yada firmanın adresini yazacaksınız. 2. Adımda böylece bitti.

3. adımda ise fatura tarihi yazıyor. Elinizdeki faturada yazan tarih ne ise onu yazıyorsunuz. Fiş fatura no ise gene faturada yazıyor eksiksiz yazmanız lazım.

Uyuşmazlık tutarı ise fatura’da yazan ürünün bedeli ne ise kuruşu kuruşuna onu yazmanız lazım. Misal 1000 lira diyelim ama kaç kuruşsa yada 1000.15 tl falan gibi faturada yazıyorsa o 15 kuruşu’da yazmanız lazım.

Talep türü ise gördüğünüz gibi seçebileceğiniz şeçenekler var. Bunları da size tek tek açıklıyorum.

Ayıp oranında bedel indirimi

( diyelim malın bir ayıbı var. Kutudan yamuk çıktı yada çizik hasarlı vs. Bu ayıp neyse onun bedelininin size indirim yapılmasını talep edebilirsiniz.)

Bedel iadesini içeren ve sözleşmeden dönme

( Bedel iadesi ise ürün bozuldu tamir etmiyorlar yada extra kendileri ücret çıkarttılar, sizde haklı olarak malın tamamen fatura tutarının iadesini isteyebilirsiniz. Diyelim bayiden tarifenize ek yada taahhütlü telefon vs. aldınız. Ürün bozuldu sizde iadesini istediniz hem tutar iade edilmesi için hem de var olan taahüdünüzü bozulması için bu seçeneği seçmeniz lazım. )

Diğer

( başka bir sorununuz varsa onunu için bunu seçebilirsiniz)

Malın yenisi ile değiştirilmesi yada hizmetin yeniden görülmesi

( diyelim sizi teknik servis 3-4 kere oyaladı yenisi ile değiştirmedi yada tamir ederken bozdu başak sorun çıktı. Bu gibi durumlarda malın yenisi talep etme hakkınız var. Yada yeniden ücretsiz tamir edilme durumu varsa bunu seçebilirsiniz)

Ücretsiz onarım

( Ürün bozuldu ama sizden kaynaklı olmayan bir nedenle, ancak firma size bu ürün böyle bozulmaz garanti dışı diyorsa ve ek ücret talep ediyorsa sadece ücretsiz onarımı seçebilirsiniz. )

Unutmayın ki bu seçenekleri seçtiğinizde THH bağlı Bilir kişi inceleyecek ve size ona göre sonucu verecektir. Yani haksız da olabilme durumunuz var ama bu oran çok düşük.

Geldik 3. Adıma, bu adımda ise sizden online olarak yükleyebileceğiniz bir pdf. Formatında belge istiyor. Bu belgeyi isterseniz yükleyebilirsiniz faturanın fotokopisi olabilir yada servisin size verdiği form yada garanti dışı kağıdı veya mağduriyetinizi size belirten servisin çıktısı olur. İsterseniz elinizdeki belgeyi hemen tarayıp yükleyebilirsiniz. Veya ben THH gidip öyle teslim edeceğim de diyebilirsiniz. Veya posta ile de yollayabiliyorsunuz. Veya belgeniz de olmayabilir. Seçenekleriniz bunlar.

4.adımda ise başvuru formunuzu altta gösterecektir. Bilgileri kontrol edip o belgeyi bilgisayarınıza kaydedebilirsiniz. Böylece THH gidip bu belge ile başvuracaksanız veya online olarak her şeyi hallettiniz. Ama gene de kontrol edin yanlışlık varsa geri dönüp düzeltebilirsiniz.

Ve son 5. adım Bize başından girdiğimiz bilgilere göre hangi THH’e gidip başvuracağımızı gösteriyor.

Adresi ve bilgileri yazıyor.

Online olarak yapabileceklerimiz buydu. Şimdi sırada elden nasıl başvurulur onu anlatacağım.

Elden başvuru ise gene yukarıda şekilde olabilir veya dilekçeyi elden sizde doldurup verebilirsiniz.

Elden başvuruda sizden;

2 adet kimlik fotokopisi

2 adet ürünün veya malın fatura fotokopisi

2 adet sorununuzu belirten dilekçenizin fotokopisi

Ve son olarak servisin verdiği yada firmanın size verdiği formun fotokopisi

Bunların hepsi tek tek ayrıca şeffaf dosya ile toplanıp ve 1 tane de telli klasöre konulup o şekilde başvurunuzu elden yapabiliyorsunuz.

Sizden bu başvuruda ıslak imza istenir. Islak imza nedir ? derseniz eğer, fatura tutarı ve şikayet sahibinin adı soyadı ve imzası dilekçede olmak zorundadır. Islak imza ise bu, ve olmadan işlem yapılmaz.

Tüm işlemler tamam sayılır. Başvuruyu yaptıktan sonra size görevli dosya numaranızı verecek ufak bir kağıtta vs. Bazı THH vermiyor arada gidip durumunu sormanız lazım. Çünkü her başvuru kabul edilecek diye bir şart yok.

Eğer elinizde dosya numarası varsa şehrinizin kaymakamlığının sitesinden kontrol edebilirsiniz. Diyelim elinizde dosya numarası yok. O zaman da edevletten zaten başvuru yaptıysak gerek yok. Edevletten durumunu kontrol edebilirsiniz.

Rehberim biraz uzun oldu J kusurabakmayın, aklınıza takılan bir soruyu, yada benim unutmuş olabileceğim şeyi sorabilirsiniz. Rehberimi okuduğunuz için teşekkür ederim.

Takipte kalın yeni rehberlerde görüşmek üzere, hoşçakalın.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 12 / 33

Monitörlerde TN - PLS - VA - IPS - QLED tipi paneller var. Bunlar arasındaki artı-eksi farkları daha iyi ve daha güncel örneklerle anlatan bir site veya paylaşım var mı?

IPS paneller LG, PLS paneller Samsung ve AHVA paneller AUO şirketleri tarafından üretiliyor.

https://www.technopat.net/2017/08/09/monitor-panel-turleri-ve-aralarindaki-farklar/

Monitör Panel Türleri ve Aralarındaki Farklar - Technopat

Monitör alışverişine çıkmadan önce farklı panel türleri hakkında bilmeniz gerekenler Günümüzde pek çok kullanıcı monitör alışverişi yaparken geleneksel 12 Ağustos 2017
BeğenFavori PaylaşYorum yap
BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 14

Dizüstündeki gibi ekran parlaklığını kolayca yönetebileceğiniz bir program.

İndirin kurun, açtıktan sonra sağ alttan fare tekeri ile parlaklığı yönetin 🙂

https://clickmonitorddc.bplaced.net/

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 18

Fast Food Mağazaları

Biraz önce @burakozyurek bir soru sordu ben de ona istinaden bir yazı yazdım. Neden Fast Food mağazalarında çalışılmaması gerektiği ve neden HİÇBİR YİYECEK YEMEMENİZ GEREKTİĞİ ile ilgili. O durumda ilk kısmı anlattım, burada neden yememeniz gerektiği kısmıyla devam edeyim ben. Merak etmeyin ilk kısım da burada. Fast food bağımlılarına bizzat orada çalışmış biri olarak tavsiyeler vermiş olayım.

İlk kısım------------------------------------------------------------------------------------------------------------
9 saatlik mesain vardır. 10 saat olmadan bırakmazlar. Yarım saat yemek molan vardır, ki o molaya kendi yemeğini hazırlama sigara içme ve tuvalete gitme sürelerin de dahildir, onun dışında 5 dk bile molan olmaz 10 saat boyunca. 12’de mesain başlıyordur. 12’de iş yerine gelirsin neden 15 dk erken gelmedin diye mesainden yarım saat keserler. Ama çıkıştaki fazladan kaldığın 1 saati sana yedirmedikleri gibi, eğer normalde tam çıkman gereken saatte bir şekilde çıkarsan yarım saat de oradan alırlar. Tuvaletin gelir, 1,5 saat gidemezsin. İsimliklerinde müdür yazan -ama aslında 1200 lira maaş alan müdürümsü denyolar (evet kadın müdürler de dahil) kendinden aşağıdaki herkese bağırma hakkını kendilerinde bulurlar. Normalde müdürler (bir Burger King mağazasında 5 müdür olabiliyor) hiçbir kurala uymazken sen uymazsan bağırır çağırırlar. Denetleme olduğunda bölge sorumlusuna her türlü şaklabanlığı yaparken yanlış yapılan şeyler için normal çalışanları suçlarlar. 3 board’da 2’şer kişiden toplam 6 kişi çalışması gerekirken tek adamı 3 board’a birden bakmaya mecbur bırakırlar. Ki bu arada kendileri mal mal dolanırlar. Doğal olarak siparişler yetişmediğinde mal mal duran gerizekalı müdürler değil, daha işe başlayalı 2 hafta olan sen suçlu olursun. Üretim kısmında çalışırsın, ama dışarıdaki çöpleri de sen toplarsın yerleri de sen silersin. Bazı denyo müşterilerin salaklığı yüzünden tamamen haklıyken sen azar işitirsin. Siyah kösele boyanabilir ayakkabı isterler, müdürlerde adidas vardır. Bu durumda işkenceyi sen çekersin. 10 saat kafanda şapkayla dolaşınca sabah kalktığında yastıkta zavallı saç tellerini görürsün. 1 ay boyunca kıyafet getirtemedikleri için 3 beden küçük pantolonun içinde acı çekersin. İşten çıkmak istersin, çıkarmazlar. Çünkü sadece lise/üniversite zavallılarını orada çalıştırabilirler. Çıkmak için kavga etmen gerekir. İşten çıktıktan 1 ay sonra aynı mağazaya gidersen tüm eski çalışanlardan tek bir kişiyi bile göremezsin. Hepsi kaçmıştır. Gerizekalı müşteriler yüzünden terası kapatamazsın çünkü kalkmak istemezler, temizliği yapamazsın ve yine sen beklemek zorunda kalırsın. 10 saatlik mesai+yol süresince sadece 15 dk yemek molasında oturabilirsin ve bunun sonucunda akşamları yürüyemez hale gelirsin. Ve tüm bu bokları saatliği 3.1 liradan yersin. Üstüne nasıl ve ne şartlarda hazırlandığını gördüğün ve (işten çıktığım 2013 aralıktan beri tek bir fast food ürünü yemedim) bir daha hayatın boyunca yemeyeceğine yemin ettiğin şeyleri öğlen molasında yemek zorunda kalırsın.

2. kısım-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Yemek yediğiniz o tepsiler geceleri yıkanır. Ama gündüz zaman bulunamadığından ve çok az tepsi olduğundan aynı tabaklar kağıtları atıldıktan sonra -SADECE ÜST KISIMLARI YARI ISLAK BEZLE- silinerek tekrar devirdaime girer. Bir gün içerisinde bu devirdaim en az 5 kez sağlanır.
O bez de bir gün boyunca yıkanmaz zaten. O tepsilerden ne pislikler çıktığını ben bilirim. Bir de siz gider patatesleri yiyecekleri tüm tepsiye dağıtır iyice pisliğe yayarsınız yediklerinizi. DİKKAT EDİN eğer gittiğinizde yemek molasında bir çalışan görürseniz tüm tepsiye peçete açar. Kızartılan patateslerin yağları 3 saatte bir değişmesi gerekirken günlük değişir. O yağda güneşli bir haftasonu gününde en az 5 TON patates ve nugget ve türevleri ve integralleri denilen bilimum yiyecek kızartılır. Kurallara göre her yiyeceğin maşası farklıdır. Eldivensiz maşa ve maşasız hiçbir yiyecek tutualmaz. Yiyeceklere elini eldiven dahi olsa değdiremezsin. Tabi normalde. Uyan kim? Çalışanların eldivenleri o ağır işe ve sıcaklığa dayanamaz, 1 saat olmadan yırtılır. Ama değiştirmeye zaman yoktur. Vardır da müdürler o aralığı size vermezler ki işinizi iyi(!) yapın. Halbuki 30 saniye boş boş durmak yerine sizin yerinize baksalar bir sorun kalmaz. Tüm yiyeceklere parçalanmış eldivenin altından parmaklar bandırılır. Eğer yiyeceğinizin içinden naylon gibi küçük parçalar çıkarsa bilinki bunlar parçalanmış eldivenlere aittir. Yoğunluktan ötürü, normalde yiyecekler board'da yapılması gerekirken ve her board'da aynı anda maximum 4 yiyecek hazırlanması gerekirken, mecburi denemelerde bu sayı 13'e vurdurulmuştur. Dolayısıyla hazırlanan yiyecekler board'a sığmazlar ve ekmek kasalarında bile yapılabilirler. Yere düşen birşeyler olursa tamamen o çalışanın insafına kalmışsınız demektir. Alır geri koyar. Onun için sorun yoksa yoktur. Normalde piştikten sonra (etin türüne göre) 20-60 dakika içinde satılmayan etlerin çöpe gitmesi gerekirken, fazla yapıldığı için sabahın 11'inden akşamın 7'sine kadar o et devamlı sıcak tutularak size ulaşabilir. Etlerin bekletildiği kaplarda dijital sayaç vardır ve onlarca kez sıfırlanır. "Etleri kayış gibi" deyiminin geldiği yer de burasıdır. Aynı durum mayonezde ve hatta domateste bile geçerlidir. Fazla bekleyenler çöpe atılmalıdır (ilk gün öğrettikleri ve söyledikleri sözlerde kalır). Müdürler yiyecekler beklememeli kuralını "bekleyen yiyeceklerin saat etiketlerini yenisiyle değiştirin" şeklinde anlamışlardır. Arkada bulaşık yıkayan çalışanın gelip elinden yiyeceklere o rezil sıvıları damlatması olasıdır. Zira deterjan değiller. Zehirden farksız, adı söylenemeyen kodları olan sıvılardır onlar. İçerideki hamam gibi sıcaklıktan dolayı yiyeceğinizin içinde onlarca ter damlası bulunabilir. Eğer ellerinde bir malzeme müdürlerin salaklığından bitmek üzereyse çalışanlara verilen emir fısıltı şeklinde "azar azar koy! 2 domates yerine 1 tane koy! 4 turşu dilimi yerine 2'şer tane koy!" olur. Bazı diyetteki kişiler salata ister. O salataların nasıl yapıldığını bilen en fazla 1 kişi olur. Çünkü günde 1 kereden fazla sipariş verilmez. Dolayısıyla o salata haftalarca yarı hazır halde bekleyebilir. Bu yüzden fast food salatalarının tadı bir gariptir. Yediğiniz salataya dikkatle bakmanızı tavsiye etmem. Eğer müşteri bir yemeği beğenmediyse veya bir gıcıklık yaparsa çalışan kimse görmeden o yiyeceğin içine istediği her haltı karıştırabilir. O saatten sonra onun hayal gücüne kalmıştır. (kurallara göre müşteri her daim haklıdır, herhangi bir sebepten yemeği beğenmezseniz dörtte üçünü yemiş bile olsanız yenisini alabilirsiniz, hatta masaya giderken elinizden düşürseniz bile yenisini ücretsiz alabilirsiniz) (tam hatırlaayamadım ama yanlış değilse 4 dk içinde siparişiniz gelmezse cıngar çıkartma ve ücretsiz alma hakkına sahipsiniz-dakikadan tam emin olamadım araştırın-) Tuvalete gitmek için 1 saat izin alamayan  üretim çalışanı eldivenlerini çıkaramadan tuvalete gidip aynı eldivenlerle dönüp işine devam edebilir. Saatlerce aç kalan ve yoğunluk var bahanesiyle yemek molasına çıkartılmayan çalışanlar müdürler görmeden pişmiş ürünlerden aşırabilirler ve parmaklarını yalayıp işlerine devam edebilirler. Kola, fanta, ice tea gibi bilimum içecekler 20 litrelik serum poşetlerine benzer poşetlerin içinde karton kutuya konmuş halde gelir. Arka kısımda bu içecekler diyaliz makinesine benzer bir makinede suyla karıştırılır. Çünkü kutunun içindeki şey aslında bildiğiniz kola vs. değil, onun su katılmamış halidir. Eğer evinizde kola veya benzeri içeceğimsileri kaynattıysanız veya videosunu izlediyseniz o geriye kalan katranı bilirsiniz. Bu zaman zaman biter kimse umursamaz bu yüzden aldığınız içecekler birbirini tutmaz. Eğer tatsız geldiyse poşetin dibi gelmiştir bu yüzden çok fazla suludur. Bir de bana söylenen "bunun tadı iğrenç" şeklinde yorumlar vardır. Bu yorumların kaynağı da poşetin ilk takıldığı halidir. İçine olması gerekenden daha az su gitmiştir. Aslında bu içeceklerin orijinalinde ne kadar iğrenç birşey olduğunu siz de hayal edebilirsiniz. Gece mağazada kalan, temizlik yapan ve gelecek malları almak için kalan 1 veya 2 çalışan olur. Bunların geceleyin ne yaptıklarını onlar dışında hiçbir insan bilemez. Duyumlarım var ama burada anlatmam bana bile fazla..

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bunlar bir Fast Food mağazasında (sanırım yukarda biryerde mağazanın ismini klavyeden kaçırmıştım) 2,5 ay boyunca haftada 4 gün, günde 10 saat çalışmış birinin anılarıdır. İlk işe girdiğinde öğretilen kurallardan ve şeffaflıktan sonra gözleri kamaşmış, aradan birkaç gün geçince mağazanın firmanın koyduğu hiçbir kuralı uygulamadığını (veya belki de firmanın da umursamadığını) görünce kanı donmuş birinin serzenişidir. Bu kişi işten çıktığı Aralık 2013 tarihinden sonra hiçbir Fast Food mağazasına adımını atmamıştır. Bu kişiye bir tek mağazaların dahilindeki terasta sigara-kahve içmek serbesttir.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 69
  • steelfiist @steelfiist

    hollandada burger kingde çalışma şansım oldu sadece 3 gün. ben bu kadar temizlik görmemiştim. arka taraf ön taraftan daha temizdi. klimalı çalışma koşulları vardı. inanılmaz deneyimdi. türkiyede de burger king te çalıştım inanılmaz yorucu ve zorlayıcıydı. temizlik kuralları hollanda da ki kadar katı olmasa da yine yoğundu. ayrıca mcdonalds burger king ve sbarro da çalışan arkadaşlarım var. bu firmalar diğerlerine göre daha çok dikkat ediyorlar diyolar.

  • cengiz @cengiz

    🙁 okul çıkısı boş ders olupta erken gönderirlerse gittiğim yer fast food mağazaları. artık gider iskender yerim o fastfood değil sanırım.

  • BeatBoxGrandma @beatboxgrandma

    Hocam günü birlik o yağların değiştiğine inanmıyorum nedense, o kadar kötü kokuyor ki patatesleri 😀 Bir de şu temizlik hususu var ya gece olan, o pastanelerde de var. Ünlü pastanelerde hem de. Tanıdığım birisi ünlü bir pastane zincirinde çalışıyordu, motorlu kuryeydi kendisi. Bakın motorlu kurye diyorum. Arada sırada kendisine sabah 4'te poğaçaları pişirmesi gerektiği emri gidiyordu. Bu zamanlar dükkan resmen ona kalıyordu düşünün. Gördüklerini bana anlattu, eliyle yumurta çırpan mı dersin, düşenleri yerine koyan mı dersin... Pastane zincirlerinin de buralardan farkı yok.
    Bir de o azar azar koy dediğiniz mevzu var ya, ben onu bir keresinde yemeksepeti siparişimde gördüm. Bakın hamburgerin içinde ne vardı söyleyeyim, sadece et. Evet sadece eti vardı hamburgerin, başka hiçbir şey yoktu. Aradım ne oluyor dedim, elimizde bu malzemeler vardı diyorlar. Göndermeseydin abicim madem malzemen yok 😀 Dışardan sipariş vermiyorum da bunları da okuduktan sonra kesin vermeyeceğim.
    Hem erkeklerin genelinin tuvaletten çıkınca ellerini yıkamadıkları düşünüldüğünde zaten verilmemesi gerekiyor.

  • tricepsius @metino1917

    helal lan sana. harika bir icerik olmus