Şimdiye kadar oynadığım en uzun soluklu şehir kurma türündeki oyun Anno 2205. Bunun için tüm ek paketleri almak gerekiyor ama hakkını veriyorlar doğruya doğru. Bulunduğunuz Continental sektördeki her şeyi yapıyorsunuz "ee bitti buradaki yapılacak şeyler" diyorsunuz, Arctic bir sektör açılıyor. Ama bu sektör tamamen farklı. Binaları, yapılaşma şekli, dinamikleri... Çok soğuk olduğu için evleri ısı yayan fabrikaların yanına yapmanız gerekiyor. Ondan sonra ay(uydu olan ay 😀 ) açılıyor, yine tamamen farklı binalar, farklı kaynaklar ve farklı dinamikler. Sonra bir uzay üssü açılıyor, o baştan aşağı farklı ve bir teknoloji ağacı açıyor. Buradaki araştırmalar karasal sektörlere etki ediyor. Ondan sonra Tundra açılıyor yine her şey tamamen farklı. Ve bu sektörlerin hepsi arasında bağlantı kurmak gerekiyor. Her sektörde başka bir sektörden kaynaklar ve ürünler gerekiyor. Uzay üssünde araştırma yapmak için karasal sektörlerden astronot yetiştirip yollamanız gerekiyor. Her sektörün kendine özel bir görev serisi, sektör projesi oluyor ve bunları bitirince özel bonuslar alıyorsunuz. Savaş olan dış sektörlerde gemilerle savaş yapmak gerekiyor. Bunların üzerine, rakip şirketlerden satın alabileceğiniz sektörler var ki 30 saatlik oynanışın sonunda daha o aşamaya bile gelemedim.

Kısaca oyunda yapılacak farklı şeyler bitmiyor. Beni bu oyuna bağlayan da bu çeşitlilik oldu. Genelde bu tip oyunlarda 20-30 saatin sonunda yapılacak her şey biter, bir tek şehri genişletmeye uğraşırsınız. Anno 2205 bu döngüyü tamamen kırmış. Diğer Anno oyunlarında dahi bu kadar çeşitlilik yoktu sanırım.

Grafiksel anlamda da inanılmaz. (Fotoğraflarda niyeyse biraz blurlu gibi çıkmış öyle değil normalde)

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 12
  • alipektas @alipektas

    Unlost oynasa iyi reklam olur oyun için yalnız:
    "Sektöre hoş geldin!!!" 🙃

  • rambo @rambo

    Şehir kurma oyunları benim de hoşuma gidiyor. Deneyeceğim bu oyunu. Ben de bir Tropico oyununu önereyim bu fırsatta. En son 6. oyunu çıktı. Oyunda hem şehir kurma var hem de politik olarak yönetim var. Sizin seçtiğiniz politikalarla ülkeyi yönetiyorsunuz ve tabi bununla beraber farklı sonuçlar elde ediyorsunuz. Tropico'nun 4. oyununu oynamıştım. Bölüm geçmeli bir sistemi vardı. Her bölümde farklı bir harita veriyordu. DLC'ler ile beraber oyun daha da zevkli bir hale geliyor. Benim hoşuma giden bir oyundu. Bu tarz şehir kurma ve strateji oyunları seven arkadaşlara tavsiye ederim.

  • YCK @yck

    artizlerle uğraşıyorum ben daha 😀

  • 486 DX2 66 @haruns

    Re2 oynamaya kalbim dayanmayacak belki de tür değiştirme zamanı gelmiştir. İndirim takip edeceğim tabi ki. ☺️

Bu sorunu çözemedim hala windows son güncellemeden sonra 5 10dkda bir locking.. yazıp kilitleniyor. bildiğiniz bir çözümü var mı ?

BeğenFavori PaylaşYorum yap
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Basit soğuk içecek rehberi

Cold brew

Orta-ince çekilmiş kahveyi bir siseye koyun, üstüne su ekleyin. 18 saat dik bekletin. Kahve aşağı çökmüş olduğu için rahatça başka kaba aktarabilirsiniz.

 

Milkshake

Dondurma+süt+buz+meyve suyu

Meyve suyu yerine: kahve kullanabilirsiniz, muz kullanabilirsiniz (süzmeye gerek yok.); oreo, probis gibi bisküvi kullanabilirsiniz.

 

Smoothe

Buz+yoğurt+bal+süt+meyve suyu

 

Sorbe

Buz+yumurta beyazı+meyve suyu

 

Cool lime (800ml)

İki limon kabuğunun ince bir rendesi

6 yemek kasigi Limon suyu

10 yaprak taze nane

2,5 yemek kaşığı Şeker

800 ml su

Limon kabuğu, nane ve şekeri bir kapta 15 dakika kadar yoğurun. Üzerine su ekleyin, biraz dinlendikten sonra süzüp icebilirsiniz.

 

Affogato

İki cup kadar kahve ve bir top dondurma yetiyor benim fincan için. Eldeki fincana göre ayarlayabilirsiniz

 

Soğuk kahve

Buz+moka pot

Filtre kahve kullanmak isteyenlerin atacakları buz oranında, demleme esnasında daha az su koymalı.

İsteğe göre süt eklenebilir.

 

Kuruyemiş sütü

Bir gece suda beklemiş çiğ kuruyemiş gerekiyor.

Beklemiş suyu süzün ve atın. Robota kuruyemişleri ve suyu ekleyin. Yaklaşık olarak 1 avuç kuru kuruyemişe yarım litre su gerekiyor. Robotta çektikten sonra tülbent yardımıyla süzebilirsiniz. Sütünüz hazır.

Kalan kuruyemişleri kullanarak kurabiye yapabilirsiniz.

 

 

 

 

Benim yaptiklarımdan genel bir tarif çıkardım böyle. İçerik ve isimler değişebilir. İçeriğine koyacaklarınız damak tadınıza kalmış. Hayvansal ürün tüketmek istemezseniz kuruyemiş sütü de kullanabilir, bal yerine vanilya ekleyebilirsiniz.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 17 / 33

5.000 TL civarinda bi kasa toplamak istiyorum. Sadece kasa ekran vs hersey var. Onerebileceginiz sistemler var mi? Amd islemci duusnuyorum fiyatindan dolayi.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Ev Yapımı Limonata

Merhabalar,

 

Hân'ımın sürekli yaptığı severek tükettiğim limonata tarifi vereceğim.

Malzemeler;

  • 1 limon
  • 1 portakal
  • 1 su bardağı şeker (isteğe göre değiştirebilirsiniz)
  • 1.5 LT - 2 LT Su (istediğiniz yoğunluğa göre değiştirebilirsiniz)
  • 1 çay kaşığı limon tuzu.

Yapılışı;

  • Öncelikle limon ve portakalı dondurucuya atıp donduruyoruz.
  • Daha sonra dondurucudan çıkarıp bıçakla kesilebilecek kadar çözününce bıçakla 4e 6ya vs doğrayıp mutfak robotu ile çektiriyoruz.
  • Hamur kıvamına gelince suyunu ekliyoruz.
  • Sonra şekerini istediğiniz ölçüde ekliyoruz.
  • İnce kumaş veya tülbent gibi bir şey ile bir kaba süzüyoruz.
  • Sonra limon tuzunu ekleyip karıştırıyoruz.

 

Afiyet olsun.

Görüntüsü bu şekilde ve gerçekten lezzetli bir limonata 😉

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 22

İçerik Oluştururken Yapılan, Emeğinize Taş Koyan ve Para Kazanmanızı Engelleyen O Beş Hata

İstek üzerine yazının PDF hali: İndir

Merhaba TeknoSeyir ailesinin kıymetli üyeleri ve saygıdeğer ziyaretçileri.

* Öncelikle bu projeyi hayata geçirmenin bana vermiş olduğu mutluluk ve esen ile kendimi gayet iyi hissettiğimi belirtmek isterim. 

* Aramızda işinin ehli olan arkadaşlarımız ile beraber, internet dünyasında henüz yeni olan ve öğrenmeye hevesli başka arkadaşlarımız da mevcut. Bu bağlamda, tüm dünyada, alanıyla bağlantılı olarak, "otoriter" vasfı adı altında adlandırılan ve SEO (arama motoru optimizasyonu), WordPress, SEM (arama motoru pazarlaması), içerik pazarlaması ve benzeri konularda oldukça dolgun ve pratikte karşılığı olan makaleler yayımlayan birçok yabancı kaynak bulunmakta.

* Buradan hareketle, Türkiye'de ne yazık ki bu kaynakların bizlerle paylaştığı makalelerin Türkçe diline doğru ve anlaşılır bir şekilde çevrilmiş olan versiyonlarına pek rastlayamıyoruz. Ben, Ege ERKEK olarak, bu eksikliği tespit etmiş olduğumu düşünerek bu projeye liderlik etmek istedim. Teknik konularda böyle içeriklere oldukça açız öyle değil mi? Peki bunu doyurmaya ne dersiniz? Muhteşem olmaz mı?

* Muhteşem olur. Şöyle bir düşünün. Başarılı bir internet sitesine sahipsiniz ve oradan iyi bir gelir elde ediyorsunuz. Sizce de ne kadar heyecan verici, öyle değil mi? Türkiye'de böyle paylaşımlar çok fazla yok. Kısa içerik mi seversiniz yoksa uzun mu? Her ikisinden de yararlancaksınız. Sizin için ve size özel görseller de hazırladım. Bir ve bütün olmak dileği ile.

* Siz değerli üyelerden, bu çeviri makalesini okumadan önce, tek bir ricam var. Elinizden geldiğince gayet doyurucu ve bilgi alışverişi yapabileceğimiz yorumlar bekliyorum. Buna ek olarak, bu tarz paylaşımlara devam edebilmem için sizlerin desteğine sonsuz kere ihtiyacım olduğunu ifade etmek istiyorum çünkü bilgi paylaştıkça çoğalır ve çoğalan bilgi paylaşıldıkça insanların kalbine dokunur. Lütfen birkaç saniyenizi ayırarak gönüllü olarak yaptığım bu işin tohum halinden meyve veren ağaca evrilmesi için destekte bulununuz. Son olarak, orijinal kaynaktan çevirdiğim makalelerde, ana anlamı bozmayacak şekilde, "kelime kelime" çeviri yapmayacağım. Makale çevirilerini Türkçe diline uygun olarak doğal akışında yapacağım. Kısacası, İngilizce bilen arkadaşlar orijinal içerikte bulamadığı bazı cümleleri burada bulabilir. Hangi konuyu anlattığın kadar o konuyu nasıl anlattığın da çok önemlidir. Bu yüzden, " hikayeselleştirme " (kelime tekrarından uzak durmaya çalışarak ve/veya kendimce eklemeler yaparak) yöntemini kullanacağım. Son olarak, sizin için emek harcamaya hazırım. Teşekkür ederim.

* Bu ilk içeriğimiz, şu sözü söyleyen, söylemek üzere olan veya söylemek istemeyen emekçi arkadaşlarımız için: " O kadar emek veriyorum ancak paylaştığım içerikler yine de istediğim geri dönüşü bana sağlayamıyor. Nerede hata yapıyorum ben? " Evet, bu söz aklınızdan geçtiyse gelin hep birlikte birbirimize sarılalım.

* Bu kısa ve sıcak selamlaşmadan sonra bu yazıyı okumak size ne kazandıracak, aşağıdaki görselden hep birlikte görelim: Bu yazıyı okumak size neyi öğretecek?

-----------------------------------------------------  Çeviri Metni  -------------------------------------------------------

* Ne satarsanız satın bunun bir önemi yok. Bir blog, en güçlü pazarlama aracıdır. Evet, bu gerçek göz ardı ediliyor fakat şunu bilmeniz gerekiyor: Sahip olduğunuz blog, yaptığınız işin kalitesini, markanızın kişiliğini ve projelerinizin temel değerini gösterir. Geleneksel bloglama yöntemlerinde böyle kriterler, genellikle, önemsenmez ancak bugün, geçmişe göre daha fazla, birçok insan güvendiği bireylerle iş yapmak istiyor.

* Titiz bir internet sitesine sahip olmak, çevrenizdeki insanlar ile güvenli ve sürdürülebilir bir ilişki kurmanın en kolay yoludur. Özellikle konu bloglara geldiği vakit, tutarlı ve sık sık uygulanan arama motoru optimizasyonu yöntemleriyle paylaşımlar yapmanın önemi ikiye katlanıyor. Bu ne demek ? Bir internet sayfasına sahipsiniz ve arama motoru olan Google'ın arama sonuçlarında daha çok aranan (arama hacmi de yüksek) kelimelerle ziyaretçilerin karşısına çıkmayı istiyorsunuz. O halde yukarıda bahsedilen kuralı uygulayın: Tutarlı ve disiplinli olmak.

* Bloglar ile birlikte, kesin sorularla net bilgiler arayan kişiler için daha uzun anahtar kelimelerle içerikler üreterek çalışabilirsiniz. Kimi zaman daha uzun anahtar kelimeleri kullanmak demek hedefi tam on ikiden vurmak demektir. Örnek mi ? Ben, Samsung markasının en yeni modellerinden biri olan Galaxy Fold'u merak ettim ve bunun hakkındaki ilk izlenimleri öğrenmek istedim. Belki satın alacağım. Ne yapıyorum ? Google'a Samsung Galaxy Fold İlk İzlenimler yazıyorum.

Hedefi tam on ikiden vurduk.

* Gördüğünüz gibi, uzun bir anahtar kelime ile istediğim tam bilgiye ulaştım. Doğru bir strateji ile size ziyaretçi olarak gelen potansiyel müşterilerinizi etkileyip onlara pasif bir duruş sergileyerek (sadece içeriğiniz ile) daha fazla satış rakamlarına ulaşabilirsiniz. Nasıl mı ? Huni tekniği ile. Bu teknik hakkında fazla detay vermeyeceğim zira konumuz bu değil ancak size kendimce hazırladığım bir görsel ile bu durumu kısaca izah edeyim.

Funnel (Huni) Tekniği

* Huni tekniği ile mevcut olan müşterilerinizi daha ileri düzey bir hizmet ile buluşturabilirsiniz veya sayfanıza gelen ziyaretçilerinizi yeterince bilgilendirerek ve onları memnun ederek onların ihtiyacı olan hizmetleri onlara satabilirsiniz. Bugün birçok ünlü firma bu yüzden kendi blog sayfalarından paylaşımlar yapıyorlar.

* Sonuç olarak blog sayfaları; pazarlama kanalları, niş siteler, bültenler ve sosyal medya platformları için muhteşem bir araçtır ancak, ne yazık ki, birçok ajans ile işletme, herkesçe bilinen ve önemsiz (ikinci derecede olan) yöntemleri kullanmaya devam ediyor. Bunun temel nedeni, blog yazmanın kısa süreli bir iş olmaması. Bu alan için özel ve eğitilmiş çalışanlar gerekiyor.

* Blog yazmak uzun dönem olarak adlandırdığımız işlerin arasındadır. Bir işletme lideri gerçekten vizyoner biriyse "blog kampanyası" olarak adlandırılan (LG, Samsung, Acer vb. markaların blog sayfalarını kontrol edin) blog yazımının değerini bilir çünkü içerik üretmek aynı zamanda mükemmel bir geri dönüş sağlayan pazarlama tekniklerinden bir tanesidir. Peki bu ünlü markalar neden böyle bir iş ile uğraşıyorlar. Cevabı basit: Kendi marka bilinirliklerini artırarak Google'da yer alan arama sonuçları aracılığı ile daha çok kişiye ulaşmak.

  • Mesela, Google'a "telefon" yazdığınız vakit her telefon markası ilk sayfanın birinci sırasında karşınıza çıkmak ister.

* Evet, özellikle de ürün satanlar, Google'ın pazarlama sistemine ve Facebook reklamlarına ihtiyaç duyuyorlar fakat hiçbir şey, bir markanın otoritesini stratejik içerik pazarlama yöntemlerinden daha fazla artıramaz. Burası, zurnanın zart dediği yer.  Eğer sadece ürününüze veya sağladığınız servise odaklanırsanız ve sadece bu felsefeyle satış yapmaya odaklanırsanız kaybedersiniz. Ürününüze bir kişilik veya bir duygu katın !

  • Bazı kişiler, bir blog stratejisine sahip olsalar bile şu iki faktörden birini veya her ikisini de tam olarak uygulayamadılar: SEO ve/veya tutarlılık.
  • Bazı site sahipleri ise en düşük maaş bandında çalışan bağımsız yazarları bu iş için görevlendirdiler ancak bilirsiniz... Ucuz etin yahnisi yavan olur. Ucuz alırsanız pahalı ödersiniz.

* Artık asıl konumuza gelelim. Bir blog stratejiniz olabilir lâkin bildiğiniz bazı taktikler yanlış olabilir veya ihmal ettiğiniz pek çok yöntem vardır. Peki, nedir bu ihmal ettiğiniz yöntemler? Gelin, hep birlikte inceleyelim.

Birinci Hata: Araştırmanın 3 Adımını Atlamak

* Bu hata, birçok blog yazarının bir içerik üretmeye başlamadan önce yaptığı en sık hatalardan biridir. Bir konu hakkında bir yazı yazılmadan önce şu üç adıma çok dikkat etmek gerekir:

1 - Genel Piyasa Analizinin Yapılması

2 - Hedef Kitle Analizinin Yapılması

3 - Rekabetçi Araştırmasının Yapılması

1 - Genel Piyasa Analizinin Yapılması

* İçerisinde bulunduğunuz piyasanın ne durumda olduğunu (kâr oranı, dağıtım kanalları, büyüme oranları, eğilimler (trendler) ve piyasanın büyüklüğü) size tek bir seferde anlatabilecek bir hap bilgi, görüntü, çizim veya istatistik talep edebilirsiniz. O zaman size güzel bir haber: Genel piyasa analizi, diğer iki adım kadar çaba sarf etmenize ihtiyaç duymaz.

  • Arama motorlarına bulunduğunuz piyasanın anahtar kelimesini ve ilgili yılı yazın ve böyle bir arama yapın. Örnek: Endüstri Piyasa Analizi 2019
  • Önünüze saygın birçok kaynak çıkacaktır. Oradaki verileri araştırmalarınız için kullanabilirsiniz.
  • Eriştiğiniz bilgilerin güncel olduğundan emin olun.

* Aynı kurallar, oyun, teknoloji ve benzeri kişisel blog siteleri için de geçerlidir.

2 - Hedef Kitle Analizinin Yapılması

* Akıllı bir site sahibi, iş yapmayı seçtiği alanla ilgili çeşitli işlere imza atmadan önce bulunduğu piyasanın önde gelen isimlerine bazı önemli sorular sorar ve o soruların cevaplarını onlardan alır. Eğer iş piyasasıyla ilgili bir site açmışsanız ve satış yapıyorsanız soru sormanız gereken kişiler şunlar:

  • Satış temsilcileri,
  • müşteri temsilcileri,
  • CMO (baş pazarlama sorumlusu),
  • CEO (icra kurulu başkanı) ve
  • benzer pozisyonlardaki insanlar.

* Eğer kişisel, niş ve benzeri blog işleriyle uğraşan bir kişiyseniz şu kişilere sorularınızı gönderin:

  • Kendini ispatlamış kişisel blog sahipleri,
  • webmaster sitelerindeki tecrübeli üyeler,
  • Teknoseyir ve benzeri internet sitelerinin sahipleri ve
  • benzer sitelerin sahipleri.

* Sorularınızın cevapları, hedef kitlenizi (örnek olarak çocuklar) belirlemenize yardımcı olur. Peki, hedef kitlenizi belirledikten sonra ne yapmalısınız? Hedef kitlenizle ilgili bilgiler edinmelisiniz. Kendi kendinize şu soruların cevaplarını bulmalısınız:

İnternet siteleri için de bu kural geçerli !

* Bu soruların cevapları, kişisel bir blog sitesi oluşturmanıza dahi yarayabilir. Araştırın, araştırın ve araştırın. Reddit veya Quora gibi Türkiye'de de yer alan soru-cevap sitelerini, forumları ve yayınları inceleyin. Sizler için birkaç soru da ben (Ege ERKEK) ekleyeyim :

1 - İnsanlar ne istiyor ?

2 - İnsanlar ne istemiyor ?

3 - İnsanlar nelere rağbet gösteriyorlar ?

4 - İnsanlar nelere ilgi göstermiyorlar ?

5 - Takip ettiğiniz sitelerde ne eksik ?

6 - Piyasada nasıl bir boşluk var ?

7 - Eğer hangi konuya eğilirsem insanlar şunu der: " Evet ya ! Sonunda ! Oh be ! Böyle bir şeye ihtiyaç vardı. "

3 - Rekabetçi Araştırmasının Yapılması

* Rekabetçi araştırmanın kısa tanımı şudur: Rakip firmalar / rakip siteler hakkında (hangi sene açıldı, kaç yıldır bu işin içindeler, üyeleri ve ziyaretçileri hangi alanlarda yorum yapıyor, en çok hangi konular hakkında içerik yazıyorlar ve benzeri...) istatistikler elde etmek ve onları uzman bir kişi eşliğinde stratejik kriterlere göre (anahtar kelime analizleri, aranma hacimleri vb.) incelemek.

* Rakiplerinizi özellikle şu sorularla analiz etmelisiniz:

1 - Hangi konularda araştırmalar yapıyorlar ?

2 - Ne sıklıkla içerik üretiyorlar ?

3 - Hangi anahtar kelimelerle arama motorlarında çıkıyorlar ?

4 - İnternet siteleri hakkında ne öğrenebilirim (aldığı trafik, harekete geçirme ifadelerini (call to action) nasıl kullanıyorlar, reklamlara ne kadar bütçe ayırıyorlar, gelirler nelerdir vb.) ?

* Rekabetçi araştırma yaparken rakiplerinizi taklit etmek için araştırma yapmayın. Sadece neyi nasıl yapıyorlar ona bakın. Unutmadan söyleyelim. Bir kişinin blog sitesinde bir konu rağbet görüyor diye aynı konunun sizde de rağbet göreceği düşüncesi kesinlikle yanlıştır çünkü, bir defa, o kişinin hangi yollardan geçerek kitlesini bu yönde oluşturduğunu bilmiyorsunuz. Bir işe başlamadan önce yoluna baş koyacağınız alanı iyi tanıyın. Bunu bir soru listesiyle açıklayalım.

  • Herhangi bir teknoloji basını sitesine sahip olmak istiyorsunuz. Peki onlar gibi her gün içerik yayımlayabilir misiniz ?
  • Onlar gibi bir yazılıma sahip misiniz ?
  • Neleri onlardan daha farklı yapabilirsiniz ?
  • Neleri onlardan daha iyi yapabilirsiniz ?
  • Kitlenizi elinizde tutabilir misiniz ?
  • Bu bir heves mi yoksa buna bir yatırım yaparak onu profesyonel bir hale getirecek misiniz ?

* Bu sorular uzar gider. Önce bu soruların bir cevabını verin. Ondan sonra teknoloji siteleri / teknoloji haber siteleri şeklinde bir arama yaptığınızda önünüze çıkan sitelere tepeden tırnağa (tasarımdan kullanılan harflerin karakterlerine kadar) şöyle bir bakın. Sonuç ? Ona siz karar vereceksiniz. Eğer kendinize inanıyorsanız tam gaz devam edin.

* Bugün TeknoSeyir bu kadar başarılı ise bunun sebebi bu ve benzeri soruları tam olarak, kendileri adına, doğru cevaplandırmasıdır. Örnek mi ? TeknoSeyir'in diğer benzer sitelerden farkları neler ve bu işe başlarken nasıl bir felsefe ile bu yola baş koydular ?

1 - Haftalık gündem değerlendirmeleri

2 - PC Retro muhabbetleri

3 - "Tekno" isminin kullanılması

4 -  Benzersiz formatların kullanılması

5 - Tozlu Raflar (piyasada yer alan rakiplerin parçalanmasına sebep olacak kadar mükemmel bir strateji)

6 - Kopyalanamayan hayat tecrübelerinin içeriklere aktarılması

7 - Video dakikalarının kısaltılması ve görüntü kalitesinin artırılması

8 - Hiç kimsenin bahsetmediği konuları konuşmaları (eBay'den alışveriş nasıl yapılır, eğer satın aldığınız eşya gümrüğe takılırsa onu nasıl geri alırsınız, bir şirket kurarken dikkat etmeniz gerekenler, evden çalışmak vb.)

9 - Denenmemiş ve alışık olunmayan konuları denemekten çekinmemeleri (ütü ve beyaz eşya incelemeleri gibi)

Evet. Bütün sırrı bozduğuma göre artık buradan uçurulabilirim.

* İnternet sitenize gelen ziyaretçilerinize bir rehber veya bir eğitimci gibi davranmak, kalitenizi nicelik üzerinden onlara açıklamak ve kendiniz için hangi anahtar kelimelerden dönüş aldığınızı tespit etmek sizin sorumluluğunuzdur. Aşağıda, bu konu bazında, kullanıcılarına bir rehber gibi davranan Murat GAMSIZ'ı size bir örnek olarak gösterebilirim.

* Böyle bir alışkanlığı edinmek uzun sürer. Daha önce Murat GAMSIZ'ın da söylediği gibi bir sitenin oturması en az altı ay alır. Orijinal kaynak ise bu konu hakkında şunu söylemiş: " Tutarlı bir şekilde blogunuza içerik üretmeye devam ettiğiniz takdirde bunun gerçek sonucunu görmeniz 6 ila 12 ay arasıdır. "

* Bazen daha kısa sürede de sonuç alınabiliyor ancak fazla hizmet vermek ile aşırı umut etme eğilimi arasındaki bağlantıyı iyi bilmeniz gerekiyor. Çok çalışarak kısa sürede sonuç elde etmeyi ümit etmeyin çünkü yanılırsınız. Her şeyin bir zamanı var. Bu yüzden çok çalışın ancak aşama aşama ilerleyin. Zaman geçtikçe vitesi artırın.

* Bu piyasada harcanan zaman ve para, ciddi bir başarı için hayati bir önem taşımaktadır. Gerekli emeği veren ve yeterli yatırımı yapan kişileri, sadece bağımsız yazarları işe alarak ve onlara konular vererek sitelerine içerik ürettiren ancak başarısız olan site sahiplerinden ayıran faktör budur.

İkinci Hata: Farklı Hedef Kitleler İçin Çeşitli İçerikler Oluşturmamak (Satış ve Bloglama)

* Alanınızla başarılı olan (niş siteler) bloglara göz atın. O bloglarda bulunan, çok fazla ilgi görmüş ve o bloglara çok fazla trafik sağlamış olan içerikleri incelerken şu sorulara cevap bulun:

1 - Üretilen ilgili içerik, yüksek seviye (uzman kişiler için) bir içerik mi yoksa o işe yeni başlamış olan bireyler adına hazırlanan (giriş seviyesinde olanlar için) bir rehber mi ? Bunu satış diline çevirecek olursak hazırlanan metin ve/veya görsel, o ürün hakkında her bilgiye sahip olan ve onu satın almaya niyetlenmiş müşteriler için mi oraya konmuş yoksa henüz o ürün hakkında pek de bilgi sahibi olmayan kişiler için mi?

2 - Bloglar için konuşacak olursak yazılan makale herhangi bir konunun özeti mi ? Firmalar için konuşacak olursak bulunduğunuz sayfa o şirketin bir ürününden mi söz ediyor ?

  • Şimdi şunu soranlar olabilir : Ben, bir blog sahibiyim ve Google Adsense reklamlarıyla geçiniyorum. Ben ne yapacağım ?
  • Cevap: Daha önce belirtildiği üzere hedef kitlenizi bulun. Mesela, oyun platformu konusunda nostalji yapmak isteyen kişilere mi hitap etmek istiyorsunuz ? Buna karar verdikten sonra alanınızı daraltın ve bir platform seçin. Örnek olarak C64'ü seçelim.
  • Commodore 64 ile ilgili makaleler paylaşın. O makineyle ilgili bir video çekin. Cihazın oyunlarıyla ilgili görseller hazırlayın ve onlar hakkında yorumlarda bulunun.
  • Kısacası, bir bütün kitleniz var ve bir de kitlenizin arasında parçalara ayrılmış ve farklı alanlara da ilgi duyan topluluklar da var. Buna ek olarak, sizi hiç tanımayan kişilere de böyle böyle ulaşarak "BİR" olarak saydığımız kitlenizi genişletebilirsiniz

3 - Satış yapmak istiyorsanız ürünleriniz hakkında anlaşılması kolay olan yazılar, rehberler ve videolar paylaşın. Duruma göre, karşınızdaki kişi sanki o ürünü hiç bilmiyormuş gibi davranın. Bir ürününüz hakkında uzman olan kişi zaten, genelde, ürününüzü siz daha o üründen bahsetmeden önce satın alır. Unutmayın ! O kişiler, sizin ürününüzü sizden daha iyi tanıyorlar. (Ege ERKEK yorumudur)

4 - Bloglar için de aynı mantık geçerli. Yazılarınızın içerik pazarlamasını yapın. Kategorisi aynı olan yazıları bir kategoride birleştirerek kullanıcılarınıza ve özellikle de sitenize yeni gelen ziyaretçilerinize (yakında TeknoSeyir adına bu işi ben de yapacağım) neden o içerikleri okumaları gerektiğini anlatın. (Ege ERKEK yorumudur)

* Blogunuzda yazdığınız yazıları satın almak (satın almayı parayla yapılan bir alışveriş olarak düşünmeyin çünkü bir içerik de site için hit kazanarak aslında karşıya satılmış olur) veya sattığınız ürünleri satın almak isteyenler üç genel kategoriye ayrılırlar :

  • Hiçbir bilgisi olmayanlar: Bu kişilere rehber niteliğinde yazılar hazırlayın.
  • Orta seviyede bilgisi olanlar: Bu kişiler, bir ürünü satın almaya niyetlidirler ancak biraz daha detaylı araştırma yaparak hangi markadan alışveriş yapmaları gerektiğini bulmaya çalışırlar. Burada "otoriterlik" faktörü devreye giriyor : Marka bilinirliği (yukarıda bahsetmiştik)
  • Bir ürün hakkında her şeyi bilenler: Bu kişiler ise sadece satın almak için güvenilir bir marka arar. Onlar için üst düzey içerikler hazırlamanız gerekiyor çünkü güven çok zor elde edilen bir değerdir. Buna ek olarak, markanızın bilinirliği, markanızın değeri ve markanızın güvenirliği, böyle insanlar için olmazsa olmaz faktörlerdir. Direkt olarak bu üç kriter üzerinden sizi değerlendirirler.

Müşteri davranışları önemlidir.

* İş alanına göre değişkenlik göstermekle birlikte, içerik ürettiğiniz alanda, genel olarak, hedef kitlesi mantığını şu formül ile basitleştirerek anlatalım:

  • Kitlenizin yüzde ellisi, ilgilendiği alan ile alakalı bilgiler edinmek (en temel bilgiler dahil) için arama yapar.
  • Kitlenizin yüzde yirmi beşi, daha spesifik ve daha detaylı içerikler için araştırma yapar.
  • Geriye kalan yüzde yirmi beşlik kitlenizin önceliği ise güven faktörüdür. Bu kategoride yer alan kullanıcılar, ürününüzün / blogunuzun istikrarına, otoritesine, marka değerine, insanlar tarafından nasıl değerlendirildiğine ve karizmasına bakarlar.

Üçüncü Hata: İstikrarlı ve Disiplinli (Sık) Olmamak

* Orijinal içerikte kullanılan "Frequency" kelimesinin anlamı aslında frekans ve sıklıktır ancak ben bunu disiplin olarak yorumlamayı daha uygun gördüm. Konumuza geri dönecek olursak şu iki özelliğe eğer sahip değilseniz karşılacağınız yegane sonuç şudur: Başarısızlık.

  • Sonucu söyledin ama o iki özelliği söylemedin dediğinizi duyar gibiyim. Hemen onları da söyleyelim : Sabır ve disiplin.

* Eğer bu kadar blogun arasında yaşamak istiyorsanız sabır ile disiplin, sizin dört kolla sarılmanız gereken iki önemli faktördür. Planlı çalışma yapmak, planlı içerik yayımlamak ve beklemek...

* Size tavsiye ettiğim gibi farklı kitlelere hitap ediyor olabilirsiniz ancak bu iki faktör kitlelere göre değişmez. Her zaman sabırlı ve her zaman disiplinli olmalısınız. Bu özellikler, sizde ve blogunuzda (sosyal medya, basın bültenleri ve videolar da dahil) bir bütün olarak yer almalı.

Bize örnek ver dediğinizi duyar gibiyim. Hemen vereyim :

* TeknoSeyir. Her gün video paylaşılıyor mu? Evet. Her gün farklı kitlelere hitap edecek şekilde içerik yayımlanıyor mu? Evet. İstikrarlı mı (yıl ve içerik konusunda) ? Evet. Disiplin var mı? Evet.

  • Böyle bir çalışma mantığınız varsa, markanızın, sitenizin veya şirketinizin kimliği ve adı benzersiz olacak. Bunu herkes görecek.

* Söylemekten üzüntü duyuyorum ki bu iş sadece bununla bitmiyor. Aşağıda blogunuz veya firmanız için cevabını vermeniz gereken bazı sorular var :

1 - Anlatım tarzınız birbiri içerisinde tutarsız ve kısa cümlelerden mi oluşuyor ?

2 - Hiçbirimiz, profesörler gibi akademik içerikler oluşturmuyoruz ancak yine de paylaştığınız içeriklerin doğruluğu konusunda kendinizi sorumlu hissedip kaynak göstermeyi ve atıfta bulunma yöntemlerini (AP / APA) kullanmayı ihmal ediyor musunuz ?

Hemen örnek : TeknoSeyir'in gündem içeriklerinde bahsedilen konuların orijinal kaynak ile bağdaştırılması.

TeknoSeyir, gündem videosunda konuşacağı konuları, orijinal kaynaklara atıfta bulunarak konuşur.

3 - Hep aynı yazı formatını mı kullanıyorsunuz ? Mesela sürekli listeleme yöntemini kullanarak mı insanlara bilgi veriyorsunuz ? Aynı yemeği kaç gün boyunca yiyebilirsiniz diye düşünün ve bu sorunun yanıtını bulun.

4 - Başlangıçı ve kapanışı simgeleyen ifadeler kullanıyor musunuz (#1 veya "son" gibi) ?

Tutarlı olduğunuz sürece yazı tarzınızın ve hitap şeklinizin bir önemi yoktur.

Dördüncü Hata: Otoriter Kaynaklarda Paylaşılan Arama Motoru Optimizasyonu (SEO) Yönergelerini Kullanmadan Yazmak

* Biz kısacası buna arama motoru optimizasyonu kurallarını bilmeden yazmak diyelim. Şimdi, ben SEO tekniklerini uyguluyorum ama yine de başarılı olamıyorum diyenler de çıkabilir. Kullandığınız SEO yazım teknikleri güncel mi? Bunu bir kontrol edin.

* İnternet sitenizin arama motoru optimizasyonu denetimini yaptırın. SEO Audit olarak adlandırılan bu denetim, internet sitenizin arama motorlarındaki görünürlüğünü etkileyen tüm faktörlerin çok detaylı bir analizi demektir.

* SEO yönergeleri dendiğinde aklınıza sadece yazmak gelmemeli. Google'ın site sahiplerine kriter olarak bahsettiği yöntemler sanıldığından çok daha fazladır ve bu yüzden site sahipleri, site hızı, kopyalanan sayfalar, eksik başlık etiketleri ve benzersiz olmayan meta açıklamaları gibi burada saatlerce konuşabileceğimiz ve üzerine sayısız bilgi ekleyebileceğimiz faktörlerden de sorumludurlar.

* Bir blog stratejisi, temel SEO sorunları ele alınana kadar amacına tam olarak ulaşamaz.

* Tüm bloglar, arama motoru optimizasyonu kurallarını hesaba katarak içerik üretmelidir.

* Eğer yazı yazmadan önce "ben Google'ın SEO kurallarına sadık kalarak yazı yazmak istiyorum ancak önümde bir şablon yok" diye kendi kendinize söyleniyorsanız, size bir şablon hazırladık:

  • Optimize başlıklar (dikkat çekici ve uygun) kullanın.
  • Anahtar kelimelere odaklanın.
  • Ziyaretçilerin, arama yaparlar iken kullanabileceği ve konunuzla alakalı bütün anahtar kelimelerin bir listesini çıkarın.
  • Konunuzla bağlantılı araştırmalar yapmak adına en iyi olarak gördüğünüz sitelerin bir listesini çıkarın.

Sonuncu Hata: Kontrol Etmemek

* Bu, en sık yapılan hatalardan biridir. Belki de, size göre, internet aleminde var olan bloglardan en iyisi sizin internet sayfanız. En iyi şekilde optimize edilmiş bir bloga, en profesyonel (içerik çeşitliliği bakımından) olan makalelere ve en güçlü disiplin ve hatta en mükemmel istikrara sahip olabilirsiniz ancak yazım konusunda göze batacak şekilde hatalıysanız ve ziyaretçilerinize verdiğiniz bilgiler doğru değilse (aynı şekilde holdinglerin müşterileri için de geçerli) o kişiler hızlı bir şekilde sizi takip etmeyi bırakırlar.

* Biz, müşterilerimiz için çeşitli içerikler hazırlarken şu 7 katmanı kullanıyoruz  :

1 - Bireysel anahtar kelime araştırması yapıyoruz, optimize edilmiş başlıkları kullanıyoruz, paylaşımların tarihlerini belirliyoruz ve SEO içerik şablonumuzu kullanmayı tercih ediyoruz. (yukarıda yer alan o dört maddelik şablon)

2 - Metinlerde bulunan bilgilerin doğruluğunu sorguluyoruz.

3 - Paylaşılacak olan yazıların dil bilgisi yeterliliğini kontrol ediyoruz.

4 - Bu madde, çok kurumsal ve kaynak sitenin kendisine özel bir madde. Burada paylaşmaya gerek duymuyorum ancak bunu şöyle özetleyebilirim: Müşterileri için özel olarak hazırlanmış bir belge paylaşımı sistemini kullanıyorlar. Özel bir doküman.

5 - Önizleme sisteminini kullanıyoruz. Üretilen içerik internet sitesinde nasıl gözüküyor ona bakıyoruz.

6 - Dosya formatları arasındaki uyumluluğu sağlıyoruz. (internet sitesinde bulunan içeriklerin başka bir platformda da kontrol edilebilirliği)

7 -  Upload (yükleme) konusunda da aynı hassasiyete sahibiz.

Kapanış

Birçok işletme, verdiği hizmet veya sattığı ürün ne olursa olsun, bloglamanın (blog sayfasında içerik üretmenin) gücünü anlamıyor. Bazıları, blog içeriği üretmeye çabalıyor ancak bunu gelişigüzel bir şekilde yapıyor. O da kaynaklar kullanılabilirse veya bütçe yeterliyse. Bu tarz yaklaşımlar, uzun vadeli bir vizyonu olan şirketlerin belki de birçok müşteri adayını ve sonuç olarak yatırım getirisi elde edebilecekleri muhteşem fırsatları kaçırmalarına sebep oluyor. Firmalar, çok yüksek geri dönüşüm oranlarına sadece bloglama yaparak ulaşabilirler. Onlar, bunun farkında değiller.

Bir blog sahibi, ziyaretçileri için çalışır ve bir şirket sahibi, müşterileri için çalışır. Her ikisi de, normal şartlarda başarılı olmak adına, çok çalışır. Bu kişiler, çok da haklı olarak, emeklerinin karşılıklarını almak isterler. Bu yüzden her blogun veya her firmanın, verdiği emeklerinin kaymağını tam anlamıyla yemesi için, bir bloglama stratejisine ihtiyacı var. Eğer bu kişiler emeklerinin ekmeklerini yemek istiyorlarsa bu işe bu beş hatadan kaçınmakla başlayabilirler.

Kaynak : https://www.searchenginejournal.com/blog-strategy-creation-mistakes/303347/

Ege ERKEK'ten Son Sözler

Çeviri metnimiz burada sona erdi arkadaşlar. Şimdi, Content Marketing Institute isimli içerik firmasının en son olarak 2018 yılında açıkladığı "benchmark" (karşılaştırmalı değerlendirme raporu) değerlerini açıklayayım. Rapor, firmanın kendi müşterileri arasında yapılan anketlere dayanıyor ve ben buradan bir sonuca ulaşacağım. Bu bölüm, kendimin hazırlamış olduğu bir bölümdür.

Yukarıdaki ankette kısaca sorulan soru şu: Yaklaşık olarak, organizasyonunuzun toplam pazarlama bütçesinin yüzde kaçı içerik pazarlanmasına harcanıyor? (bu alandaki çalışanların maaşları bu ankete dahil değil)

Yüzdeleri toplama yapmadan tek tek değerlendirirseniz çoğunluğu (%32) bundan emin değil. Bu, sanırım, bütün manzarayı size özetliyor. Emin değiller.

Bir başka anket gelsin.

Soru: Kuruluşunuzun içerik pazarlaması ile elde ettiği genel başarı artışını hangi faktörlere bağlıyorsunuz?

Cevap: Çoğu, içerik pazarlamasının öneminin farkında ama ne kadar harcadığından EMİN değil.

%78 : Daha kaliteli ve daha etkili (verimli) içerik yaratımı

%72 : Strateji (gelişim veya düzeltme)

%50 : İçerik dağıtımı (daha iyi hedefleme, neyin işe yaradığını tespit etme)

%49 : İçerik pazarlaması daha da önemli bir öncelik haline geliyor

%46 : İçerik pazarlama üzerinde daha çok vakit harcıyoruz.

%39 : Yönetim, insan kaynakları (organizasyonel değişiklikler, kadro oluşturmak, yeni içerik pazarlaması rolleri)

%35 : İçerik ölçümü (sonuçları gösterme konusunda artış)

Başka ?

Soru : Kuruluşunuzun içerik pazarlaması adına ayırmış olduğu bütçenin önümüzdeki 12 ay içinde nasıl değişmesini bekliyorsunuz?

Cevap : %46'lık bir kesim bu bütçenin aynı kalmasını beklerken, %38'lik bir kısım yatırımların artacağını söylüyor. İlginç bir şekilde, %13'lük kısım emin değil. Son olarak, %3'lük bir kısım ise masrafların azaltılacağını belirtiyor.

Peki bu yukarıdaki anket bize neyi anlatıyor ? Kısaca, herhangi bir içerik pazarlama stratejisi geliştirmeyen ve geliştirmeyi de planlamayan şirketlerin neden böyle bir tavır takındıklarını burada görebilirsiniz.

%67 : Ekibimiz küçük ve bu yüzden böyle bir konu gündemimizde değil.

%44 : Vaktimiz yok.

%27 : Farklı sebepler

%11 : Bu, önemli bir konu değil.

%4 : İhtiyacımız yok.

Buradan çıkan sonuç ne?

İçerik pazarlamasından memnun olanlar çoğunlukta ancak iş para harcamaya geldiğinde işler değişiyor. Bir kısmı bu iş için ne kadar para harcadığından emin değilken bir kısmı (bunlar çoğunluk) ise bu kola ayrılan bütçenin aynı kalacağını söylüyor. Geliştirme konusunda bir gram ilerleme düşünülmüyor. Bir kısmı ise hiç bu konuyla ilgilenmiyor çünkü bahaneleri hazır.

Benim buradan mesajım çok açık ve net : İçerik pazarlamasına önem vermek zorundasınız aksi takdirde artık çok daha bilgili olan internet kullanıcısı sizi yukarıda bahsedilen kriterlerden ötürü tercih listesinden çıkartacak.

Anketin kaynağı : https://contentmarketinginstitute.com/wp-content/uploads/2017/09/2018-b2b-research-final.pdf

Okuduğunuz için çok teşekkür ediyorum. Bir sonraki yazımda görüşmek dileği ile. Hoşça kalın.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 14 / 18

Windows üzerinde en sevdiğim programlardan birisi Voidtools'un Everything programı idi. Pc üzerindeki tüm dosyaları listeleyebiliyordu. Linux Mint'e geçince alternatif aradığımda aynı kütüphane ile yapılmış FSearch'ı buldum. Tam olarak aynı işi yapıyor.
https://github.com/cboxdoerfer/fsearch

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Kargo Takip

Yurtdışından ve yurtiçinden alışveriş yapan dostlar sizin için takibi kolaylaştıracak siteler; ⚡

Bundan sonra burada ki blog https://teknoseyir.com/blog/kargotakip güncellenecektir.

Yurtdışı; 🇨🇳🇺🇸🇬🇧
💢 https://www.parcelmonitor.com/ (Birçok ülkenin kargo firması ile takip mevcut.)
💢 https://track.aftership.com/ (Telefon Uygulaması da var)
💢 http://www.17track.net/tr (Telefon uygulaması da var)
💢 http://global.cainiao.com/ (Aliexpress ve Çin’den gelen kargolar için)
💢 http://wp.pts.net/gonderi-takip/ (Amazon vs.. gelen kargolar için Yurtiçi)
💢 https://tracking.i-parcel.com/ (Amazon vs… kargolar için Yurtdışı)
💢 https://tools.usps.com/go/TrackConfirmAction_input (Bu firma ile gelen kargolar için Yurtdışı)
💢 https://tr.trackitonline.ru/?service=track () )
💢 http://www.xfl-express.com/ (Çinden bazen bu firma ile göderim yapabiliyorlar )
💢 http://www.postnl.post/tracktrace (Hollanda postası kargo takibi için)
💢 http://directlinktrackedplus.com/multipletrack-client2.php (İsveç postası kargo takibi için)
💢 https://www.packagetrackr.com/ (Bunu da tavsiye ederim 🙂 )
💢 http://www.trackntrace.com.sg/ (Sinagapur Post 🙁 bu firmayı görünce kanım çekiliyor )
💢 https://www.aramex.com/express/track.aspx (Amerika’dan gelen kargolar için)
💢 http://intmail.183.com.cn/zdxt/yjcx/ (ChinaPost ile gelen gönderiler için)
💢 https://dey.11185.cn/web/#/waybillno (Chinapost ve EMS ile gelen gönderiler için.)
💢 http://www.trackingcourier.com/china-post-tracking (ChinaPost ile gelen gönderiler için)
💢 http://www.mtytrack.com/ (Çin'den gelen birçok kargo şirketini destekliyor)
💢 http://www.parcelforce.com/track-trace (Birleşik Krallık taraflarından alınan ürünler için)
💢 http://www.17ckd.com/EN/index.htm (Çin'den yapılan alışverişlerde işe yarar. 🙂 )
💢 http://khcx.gdpost.com.cn/mgnt/StateBatchDemand/CustLogin.jsp (Satıcıların gönderdiği kargo yöntemi .. )
💢 https://www.trackyourparcel.eu/ (Interpost ile gelen gödneriler için.)
💢 https://www.speedpost.com.sg/track-and-trace (SingapurPost ile gelen gönderiler için.)

Yurtiçi; 🇹🇷
💢 http://gonderitakip.ptt.gov.tr/
💢 https://www.turkiye.gov.tr/ptt-gonderi-takip
💢 https://www.yurticikargo.com/tr/online-servisler/gonderi-sorgula
💢 https://www.araskargo.com.tr/tr/index.aspx?cargo=1
💢 http://www.suratkargo.com.tr/?p=content_online&i=373&l=kargom_nerede
💢 http://www.mngkargo.com.tr/tr/
💢 http://inter.mngkargo.com.tr/Index#Tracking
💢 http://www.ups.com.tr/gonderi_takip.aspx
💢 http://kurumsal.horoz.com.tr/web_2008/web_kurumsal/_genel/frmgenelsorgu.aspx?lng=tr
💢 http://tr.aktif.com/gonderisorgulama/
💢 http://www.rcsasia.net/hava-kargo/gonderi-sorgula.php?
💢 https://www.turkishcargo.com.tr/tr/e-kargo/kargo-takibi
💢 http://95.0.174.10/ (KKTC Posta Dairesi)
💢 http://tracking.ase.com.tr/tr/cwb
💢 https://www.tnt.com/express/tr_tr/site/shipping-tools/tracking.html
💢 https://www.kargomkolay.com/Takip
💢 https://www.fedex.com/tr-tr/home.html
💢 https://kargoweb.com/kargo-takip/
💢 https://www.dhl.com.tr/tr/express/tracking/monitor_shipments.html
💢 http://www.globalkargo.com/kargotakip.aspx
💢 https://www.aramex.com/tr/track/track-shipments

Kargo Firmaları Kısayoldan Sorgulama; 📌
⏩ Aşağıdaki linklerin sonuna gönderi kodunuzu kopyalayarak kısayoldan öğrenebilirsiniz...
💢 http://service.mngkargo.com.tr/iactive/popup/kargotakip.asp?k=
💢 http://selfservis.yurticikargo.com/reports/SSWDocumentDetail.aspx?DocId=

Android Uygulamalar; 📲
💢 https://play.google.com/store/apps/details?id=com.aftership.AfterShip
💢 https://play.google.com/store/apps/details?id=de.orrs.deliveries
💢 https://play.google.com/store/apps/details?id=com.metalsoft.trackchecker_mobile
💢 https://play.google.com/store/apps/details?id=yqtrack.app
💢 https://play.google.com/store/apps/details?id=com.uberblic.parceltrack
💢 https://play.google.com/store/apps/details?id=com.deniz.android.kargotakibi
💢 https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yurticikargo.android
💢 https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kardelenyazilim.pttpostasorgulama
💢 https://play.google.com/store/apps/details?id=com.bildirbana.bikargomvardi

🆗Kısayol Olarak: https://teknoseyir.com/kargo 👈👈 / https://goo.gl/Ed2Hd2 👈👈
Sürekli güncel kalacak 🙂 17.11.2018 Tarihi itibari ile günceldir 🙂


#postatakip #alışveriş #tracking #chinapost #dhl #aftership #ptt #yurtdışıkargo #yurtiçikargo #mng #YurtiçiKargo #pttkargo #araskargo #airmail #iparcel #17track #KargoTürkiye #TürkiyeKargo #kargo

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 9 / 24
  • My_Techno @my_techno

    Dostum Çinden çıkan kargo ortalama kaç günde ülkemize giriş yapıyor? Uçakla geliyorsa gün sürmemesi lazım aslında şu kargoların nasıl geldiğini söylermisin sana zahmet 🙂

    • ISA @isasntrk

      Şöyleki 🙂
      Çin için söylüyorum 🙂 Hatalar olabülü belki gidipte izlemedim valla 😀
      İlk olarak siparişi verdin, satıcı hazırladı ve seçtiğin şirkete göre bölgesindeki kargocuya verdi. Yolculuğu başladı. Kargo firması gidecek bölgeye göre kargoları ayırır ve transferinin gerçekleştirir. Bu işlem yaklaşık 3 gün içinde sonlanır ve havaalanına gelir. Burdaki sorun şu, aşırı miktarda teslimat yapıyorlar ve mecburen bir sıraya sokuyorlar. Bu arada kargolar kontrol ediliyor, sıkıntısı var mı diye. Şüphe edilen kargolar geri gönderilir. (Bazen kargo şirketinin eksik form doldurması yüzünden yüzlerce kargo geriye kargo şirketine gönderilir. Başımıza geldi çünkü 😀 ) Nerden baksan havaalanındaki sırada 5 ila 10 gün bekliyor kargolar. Uçağa atıldıktan sonra bizim gümrük depolarına geliyor.
      Orada da birkaç gün bekliyor. Sonra Posta İşleme Merkezinde abile başlar barkodlarını okutmaya 🙂 ) Güzelce ayrılır kargolar. Ordan memlekete dağıtım için PTT'ye teslim ederler. Bu süreç birkaç gün sürer bazen araya hafta sonu girince sisteme geç düşebiliyor. Oradan da sana gelir işte 😀

      Bu işlemler ChinaPost için falan geçerli 😀 DHL, FedEX gibi şirketler aradaki aracıları kaldırıyor, direk kendisi kargoyu alır, gidecek yere ayırır ve transferi aynı gün yapar. Uçağa 2. gün bindirir. 3 veya 4.gün memlekete gelir. Burdan da 1 veya 2 gün içinde şirketlerin dağıtım için anlaştığı şirketlere verilir ve sevk edilir 😀

      Avrupa için;
      Ürünü alırsın, hazırlarlar söyledikleri sürede kargoya verirler, gidicek yere göre kargolar ayrılır, ana depolara taksim edilir. Havaalanına gelir ve oradan da ülkene gelir. Bizde önce bi UKİM(Uluslararası Kargo İşleme Merkezi)'e gelir(Kargolar ukime girdiyse genelde bi para ödersin 1 lira 2 lira neyse artık. Gümrük sınırının üstünde ise de eve geliyor kargon, kapıda veriyosun parasını 😀 ), sonra işlemler bitince Türkiye'de anlaşmalı olduğu firmaya sevk edilir. Oradan da sana gelir zaten 3 ila 5 gün içinde. (Yurtdışından gönderen firma atıyorum i-parcel ise o Türkiy'de yurtiçi ile anlaşmalı olduğu için onun sistemine otomatik olarak ilk kargoya verildiği gün mesaj düşer bak kargon var Türkiye'ye gelince teslim al diye 😀 ).

      NOT: Bu arada paket her geçtiği yerde barkod okutuluyor ve sisteme otomatik mesaj gidiyor, Ben geldim, ben gittim, uçuyorum tarzında 😀 @my_techno56 Yoruldum be 😀 😛

    • My_Techno @my_techno

      Detaylı anlatım için teşekkürler 🙂 Amma gülmüşün hahaha 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀 😀

    • ISA @isasntrk

      @my_techno56 ağlıyımmı 🙁

    • ISA @isasntrk

      @my_techno56 Kargo işi beni yoruyor ya 😀

  • Tolgahan @tolgahan22

    düşük fiyatlı ürün alındığında takip nosu vermiyorlar fakat bunuda aşan firmalar olmuş kendim denemedim ama işe yaradığını deneyip söyleyenler var birkaç spariş verdim bende bir haftaya denerim site https://track24.ru/ uygulamasıda varmış sanırım ama bakmadim isteyen deneyebilir.

    ayrıca konu çok güzel olmuş emeğine sağlık.