İçerik Oluştururken Yapılan, Emeğinize Taş Koyan ve Para Kazanmanızı Engelleyen O Beş Hata

İstek üzerine yazının PDF hali: İndir

Merhaba TeknoSeyir ailesinin kıymetli üyeleri ve saygıdeğer ziyaretçileri.

* Öncelikle bu projeyi hayata geçirmenin bana vermiş olduğu mutluluk ve esen ile kendimi gayet iyi hissettiğimi belirtmek isterim. 

* Aramızda işinin ehli olan arkadaşlarımız ile beraber, internet dünyasında henüz yeni olan ve öğrenmeye hevesli başka arkadaşlarımız da mevcut. Bu bağlamda, tüm dünyada, alanıyla bağlantılı olarak, "otoriter" vasfı adı altında adlandırılan ve SEO (arama motoru optimizasyonu), WordPress, SEM (arama motoru pazarlaması), içerik pazarlaması ve benzeri konularda oldukça dolgun ve pratikte karşılığı olan makaleler yayımlayan birçok yabancı kaynak bulunmakta.

* Buradan hareketle, Türkiye'de ne yazık ki bu kaynakların bizlerle paylaştığı makalelerin Türkçe diline doğru ve anlaşılır bir şekilde çevrilmiş olan versiyonlarına pek rastlayamıyoruz. Ben, Ege ERKEK olarak, bu eksikliği tespit etmiş olduğumu düşünerek bu projeye liderlik etmek istedim. Teknik konularda böyle içeriklere oldukça açız öyle değil mi? Peki bunu doyurmaya ne dersiniz? Muhteşem olmaz mı?

* Muhteşem olur. Şöyle bir düşünün. Başarılı bir internet sitesine sahipsiniz ve oradan iyi bir gelir elde ediyorsunuz. Sizce de ne kadar heyecan verici, öyle değil mi? Türkiye'de böyle paylaşımlar çok fazla yok. Kısa içerik mi seversiniz yoksa uzun mu? Her ikisinden de yararlancaksınız. Sizin için ve size özel görseller de hazırladım. Bir ve bütün olmak dileği ile.

* Siz değerli üyelerden, bu çeviri makalesini okumadan önce, tek bir ricam var. Elinizden geldiğince gayet doyurucu ve bilgi alışverişi yapabileceğimiz yorumlar bekliyorum. Buna ek olarak, bu tarz paylaşımlara devam edebilmem için sizlerin desteğine sonsuz kere ihtiyacım olduğunu ifade etmek istiyorum çünkü bilgi paylaştıkça çoğalır ve çoğalan bilgi paylaşıldıkça insanların kalbine dokunur. Lütfen birkaç saniyenizi ayırarak gönüllü olarak yaptığım bu işin tohum halinden meyve veren ağaca evrilmesi için destekte bulununuz. Son olarak, orijinal kaynaktan çevirdiğim makalelerde, ana anlamı bozmayacak şekilde, "kelime kelime" çeviri yapmayacağım. Makale çevirilerini Türkçe diline uygun olarak doğal akışında yapacağım. Kısacası, İngilizce bilen arkadaşlar orijinal içerikte bulamadığı bazı cümleleri burada bulabilir. Hangi konuyu anlattığın kadar o konuyu nasıl anlattığın da çok önemlidir. Bu yüzden, " hikayeselleştirme " (kelime tekrarından uzak durmaya çalışarak ve/veya kendimce eklemeler yaparak) yöntemini kullanacağım. Son olarak, sizin için emek harcamaya hazırım. Teşekkür ederim.

* Bu ilk içeriğimiz, şu sözü söyleyen, söylemek üzere olan veya söylemek istemeyen emekçi arkadaşlarımız için: " O kadar emek veriyorum ancak paylaştığım içerikler yine de istediğim geri dönüşü bana sağlayamıyor. Nerede hata yapıyorum ben? " Evet, bu söz aklınızdan geçtiyse gelin hep birlikte birbirimize sarılalım.

* Bu kısa ve sıcak selamlaşmadan sonra bu yazıyı okumak size ne kazandıracak, aşağıdaki görselden hep birlikte görelim: Bu yazıyı okumak size neyi öğretecek?

-----------------------------------------------------  Çeviri Metni  -------------------------------------------------------

* Ne satarsanız satın bunun bir önemi yok. Bir blog, en güçlü pazarlama aracıdır. Evet, bu gerçek göz ardı ediliyor fakat şunu bilmeniz gerekiyor: Sahip olduğunuz blog, yaptığınız işin kalitesini, markanızın kişiliğini ve projelerinizin temel değerini gösterir. Geleneksel bloglama yöntemlerinde böyle kriterler, genellikle, önemsenmez ancak bugün, geçmişe göre daha fazla, birçok insan güvendiği bireylerle iş yapmak istiyor.

* Titiz bir internet sitesine sahip olmak, çevrenizdeki insanlar ile güvenli ve sürdürülebilir bir ilişki kurmanın en kolay yoludur. Özellikle konu bloglara geldiği vakit, tutarlı ve sık sık uygulanan arama motoru optimizasyonu yöntemleriyle paylaşımlar yapmanın önemi ikiye katlanıyor. Bu ne demek ? Bir internet sayfasına sahipsiniz ve arama motoru olan Google'ın arama sonuçlarında daha çok aranan (arama hacmi de yüksek) kelimelerle ziyaretçilerin karşısına çıkmayı istiyorsunuz. O halde yukarıda bahsedilen kuralı uygulayın: Tutarlı ve disiplinli olmak.

* Bloglar ile birlikte, kesin sorularla net bilgiler arayan kişiler için daha uzun anahtar kelimelerle içerikler üreterek çalışabilirsiniz. Kimi zaman daha uzun anahtar kelimeleri kullanmak demek hedefi tam on ikiden vurmak demektir. Örnek mi ? Ben, Samsung markasının en yeni modellerinden biri olan Galaxy Fold'u merak ettim ve bunun hakkındaki ilk izlenimleri öğrenmek istedim. Belki satın alacağım. Ne yapıyorum ? Google'a Samsung Galaxy Fold İlk İzlenimler yazıyorum.

Hedefi tam on ikiden vurduk.

* Gördüğünüz gibi, uzun bir anahtar kelime ile istediğim tam bilgiye ulaştım. Doğru bir strateji ile size ziyaretçi olarak gelen potansiyel müşterilerinizi etkileyip onlara pasif bir duruş sergileyerek (sadece içeriğiniz ile) daha fazla satış rakamlarına ulaşabilirsiniz. Nasıl mı ? Huni tekniği ile. Bu teknik hakkında fazla detay vermeyeceğim zira konumuz bu değil ancak size kendimce hazırladığım bir görsel ile bu durumu kısaca izah edeyim.

Funnel (Huni) Tekniği

* Huni tekniği ile mevcut olan müşterilerinizi daha ileri düzey bir hizmet ile buluşturabilirsiniz veya sayfanıza gelen ziyaretçilerinizi yeterince bilgilendirerek ve onları memnun ederek onların ihtiyacı olan hizmetleri onlara satabilirsiniz. Bugün birçok ünlü firma bu yüzden kendi blog sayfalarından paylaşımlar yapıyorlar.

* Sonuç olarak blog sayfaları; pazarlama kanalları, niş siteler, bültenler ve sosyal medya platformları için muhteşem bir araçtır ancak, ne yazık ki, birçok ajans ile işletme, herkesçe bilinen ve önemsiz (ikinci derecede olan) yöntemleri kullanmaya devam ediyor. Bunun temel nedeni, blog yazmanın kısa süreli bir iş olmaması. Bu alan için özel ve eğitilmiş çalışanlar gerekiyor.

* Blog yazmak uzun dönem olarak adlandırdığımız işlerin arasındadır. Bir işletme lideri gerçekten vizyoner biriyse "blog kampanyası" olarak adlandırılan (LG, Samsung, Acer vb. markaların blog sayfalarını kontrol edin) blog yazımının değerini bilir çünkü içerik üretmek aynı zamanda mükemmel bir geri dönüş sağlayan pazarlama tekniklerinden bir tanesidir. Peki bu ünlü markalar neden böyle bir iş ile uğraşıyorlar. Cevabı basit: Kendi marka bilinirliklerini artırarak Google'da yer alan arama sonuçları aracılığı ile daha çok kişiye ulaşmak.

  • Mesela, Google'a "telefon" yazdığınız vakit her telefon markası ilk sayfanın birinci sırasında karşınıza çıkmak ister.

* Evet, özellikle de ürün satanlar, Google'ın pazarlama sistemine ve Facebook reklamlarına ihtiyaç duyuyorlar fakat hiçbir şey, bir markanın otoritesini stratejik içerik pazarlama yöntemlerinden daha fazla artıramaz. Burası, zurnanın zart dediği yer.  Eğer sadece ürününüze veya sağladığınız servise odaklanırsanız ve sadece bu felsefeyle satış yapmaya odaklanırsanız kaybedersiniz. Ürününüze bir kişilik veya bir duygu katın !

  • Bazı kişiler, bir blog stratejisine sahip olsalar bile şu iki faktörden birini veya her ikisini de tam olarak uygulayamadılar: SEO ve/veya tutarlılık.
  • Bazı site sahipleri ise en düşük maaş bandında çalışan bağımsız yazarları bu iş için görevlendirdiler ancak bilirsiniz... Ucuz etin yahnisi yavan olur. Ucuz alırsanız pahalı ödersiniz.

* Artık asıl konumuza gelelim. Bir blog stratejiniz olabilir lâkin bildiğiniz bazı taktikler yanlış olabilir veya ihmal ettiğiniz pek çok yöntem vardır. Peki, nedir bu ihmal ettiğiniz yöntemler? Gelin, hep birlikte inceleyelim.

Birinci Hata: Araştırmanın 3 Adımını Atlamak

* Bu hata, birçok blog yazarının bir içerik üretmeye başlamadan önce yaptığı en sık hatalardan biridir. Bir konu hakkında bir yazı yazılmadan önce şu üç adıma çok dikkat etmek gerekir:

1 - Genel Piyasa Analizinin Yapılması

2 - Hedef Kitle Analizinin Yapılması

3 - Rekabetçi Araştırmasının Yapılması

1 - Genel Piyasa Analizinin Yapılması

* İçerisinde bulunduğunuz piyasanın ne durumda olduğunu (kâr oranı, dağıtım kanalları, büyüme oranları, eğilimler (trendler) ve piyasanın büyüklüğü) size tek bir seferde anlatabilecek bir hap bilgi, görüntü, çizim veya istatistik talep edebilirsiniz. O zaman size güzel bir haber: Genel piyasa analizi, diğer iki adım kadar çaba sarf etmenize ihtiyaç duymaz.

  • Arama motorlarına bulunduğunuz piyasanın anahtar kelimesini ve ilgili yılı yazın ve böyle bir arama yapın. Örnek: Endüstri Piyasa Analizi 2019
  • Önünüze saygın birçok kaynak çıkacaktır. Oradaki verileri araştırmalarınız için kullanabilirsiniz.
  • Eriştiğiniz bilgilerin güncel olduğundan emin olun.

* Aynı kurallar, oyun, teknoloji ve benzeri kişisel blog siteleri için de geçerlidir.

2 - Hedef Kitle Analizinin Yapılması

* Akıllı bir site sahibi, iş yapmayı seçtiği alanla ilgili çeşitli işlere imza atmadan önce bulunduğu piyasanın önde gelen isimlerine bazı önemli sorular sorar ve o soruların cevaplarını onlardan alır. Eğer iş piyasasıyla ilgili bir site açmışsanız ve satış yapıyorsanız soru sormanız gereken kişiler şunlar:

  • Satış temsilcileri,
  • müşteri temsilcileri,
  • CMO (baş pazarlama sorumlusu),
  • CEO (icra kurulu başkanı) ve
  • benzer pozisyonlardaki insanlar.

* Eğer kişisel, niş ve benzeri blog işleriyle uğraşan bir kişiyseniz şu kişilere sorularınızı gönderin:

  • Kendini ispatlamış kişisel blog sahipleri,
  • webmaster sitelerindeki tecrübeli üyeler,
  • Teknoseyir ve benzeri internet sitelerinin sahipleri ve
  • benzer sitelerin sahipleri.

* Sorularınızın cevapları, hedef kitlenizi (örnek olarak çocuklar) belirlemenize yardımcı olur. Peki, hedef kitlenizi belirledikten sonra ne yapmalısınız? Hedef kitlenizle ilgili bilgiler edinmelisiniz. Kendi kendinize şu soruların cevaplarını bulmalısınız:

İnternet siteleri için de bu kural geçerli !

* Bu soruların cevapları, kişisel bir blog sitesi oluşturmanıza dahi yarayabilir. Araştırın, araştırın ve araştırın. Reddit veya Quora gibi Türkiye'de de yer alan soru-cevap sitelerini, forumları ve yayınları inceleyin. Sizler için birkaç soru da ben (Ege ERKEK) ekleyeyim :

1 - İnsanlar ne istiyor ?

2 - İnsanlar ne istemiyor ?

3 - İnsanlar nelere rağbet gösteriyorlar ?

4 - İnsanlar nelere ilgi göstermiyorlar ?

5 - Takip ettiğiniz sitelerde ne eksik ?

6 - Piyasada nasıl bir boşluk var ?

7 - Eğer hangi konuya eğilirsem insanlar şunu der: " Evet ya ! Sonunda ! Oh be ! Böyle bir şeye ihtiyaç vardı. "

3 - Rekabetçi Araştırmasının Yapılması

* Rekabetçi araştırmanın kısa tanımı şudur: Rakip firmalar / rakip siteler hakkında (hangi sene açıldı, kaç yıldır bu işin içindeler, üyeleri ve ziyaretçileri hangi alanlarda yorum yapıyor, en çok hangi konular hakkında içerik yazıyorlar ve benzeri...) istatistikler elde etmek ve onları uzman bir kişi eşliğinde stratejik kriterlere göre (anahtar kelime analizleri, aranma hacimleri vb.) incelemek.

* Rakiplerinizi özellikle şu sorularla analiz etmelisiniz:

1 - Hangi konularda araştırmalar yapıyorlar ?

2 - Ne sıklıkla içerik üretiyorlar ?

3 - Hangi anahtar kelimelerle arama motorlarında çıkıyorlar ?

4 - İnternet siteleri hakkında ne öğrenebilirim (aldığı trafik, harekete geçirme ifadelerini (call to action) nasıl kullanıyorlar, reklamlara ne kadar bütçe ayırıyorlar, gelirler nelerdir vb.) ?

* Rekabetçi araştırma yaparken rakiplerinizi taklit etmek için araştırma yapmayın. Sadece neyi nasıl yapıyorlar ona bakın. Unutmadan söyleyelim. Bir kişinin blog sitesinde bir konu rağbet görüyor diye aynı konunun sizde de rağbet göreceği düşüncesi kesinlikle yanlıştır çünkü, bir defa, o kişinin hangi yollardan geçerek kitlesini bu yönde oluşturduğunu bilmiyorsunuz. Bir işe başlamadan önce yoluna baş koyacağınız alanı iyi tanıyın. Bunu bir soru listesiyle açıklayalım.

  • Herhangi bir teknoloji basını sitesine sahip olmak istiyorsunuz. Peki onlar gibi her gün içerik yayımlayabilir misiniz ?
  • Onlar gibi bir yazılıma sahip misiniz ?
  • Neleri onlardan daha farklı yapabilirsiniz ?
  • Neleri onlardan daha iyi yapabilirsiniz ?
  • Kitlenizi elinizde tutabilir misiniz ?
  • Bu bir heves mi yoksa buna bir yatırım yaparak onu profesyonel bir hale getirecek misiniz ?

* Bu sorular uzar gider. Önce bu soruların bir cevabını verin. Ondan sonra teknoloji siteleri / teknoloji haber siteleri şeklinde bir arama yaptığınızda önünüze çıkan sitelere tepeden tırnağa (tasarımdan kullanılan harflerin karakterlerine kadar) şöyle bir bakın. Sonuç ? Ona siz karar vereceksiniz. Eğer kendinize inanıyorsanız tam gaz devam edin.

* Bugün TeknoSeyir bu kadar başarılı ise bunun sebebi bu ve benzeri soruları tam olarak, kendileri adına, doğru cevaplandırmasıdır. Örnek mi ? TeknoSeyir'in diğer benzer sitelerden farkları neler ve bu işe başlarken nasıl bir felsefe ile bu yola baş koydular ?

1 - Haftalık gündem değerlendirmeleri

2 - PC Retro muhabbetleri

3 - "Tekno" isminin kullanılması

4 -  Benzersiz formatların kullanılması

5 - Tozlu Raflar (piyasada yer alan rakiplerin parçalanmasına sebep olacak kadar mükemmel bir strateji)

6 - Kopyalanamayan hayat tecrübelerinin içeriklere aktarılması

7 - Video dakikalarının kısaltılması ve görüntü kalitesinin artırılması

8 - Hiç kimsenin bahsetmediği konuları konuşmaları (eBay'den alışveriş nasıl yapılır, eğer satın aldığınız eşya gümrüğe takılırsa onu nasıl geri alırsınız, bir şirket kurarken dikkat etmeniz gerekenler, evden çalışmak vb.)

9 - Denenmemiş ve alışık olunmayan konuları denemekten çekinmemeleri (ütü ve beyaz eşya incelemeleri gibi)

Evet. Bütün sırrı bozduğuma göre artık buradan uçurulabilirim.

* İnternet sitenize gelen ziyaretçilerinize bir rehber veya bir eğitimci gibi davranmak, kalitenizi nicelik üzerinden onlara açıklamak ve kendiniz için hangi anahtar kelimelerden dönüş aldığınızı tespit etmek sizin sorumluluğunuzdur. Aşağıda, bu konu bazında, kullanıcılarına bir rehber gibi davranan Murat GAMSIZ'ı size bir örnek olarak gösterebilirim.

* Böyle bir alışkanlığı edinmek uzun sürer. Daha önce Murat GAMSIZ'ın da söylediği gibi bir sitenin oturması en az altı ay alır. Orijinal kaynak ise bu konu hakkında şunu söylemiş: " Tutarlı bir şekilde blogunuza içerik üretmeye devam ettiğiniz takdirde bunun gerçek sonucunu görmeniz 6 ila 12 ay arasıdır. "

* Bazen daha kısa sürede de sonuç alınabiliyor ancak fazla hizmet vermek ile aşırı umut etme eğilimi arasındaki bağlantıyı iyi bilmeniz gerekiyor. Çok çalışarak kısa sürede sonuç elde etmeyi ümit etmeyin çünkü yanılırsınız. Her şeyin bir zamanı var. Bu yüzden çok çalışın ancak aşama aşama ilerleyin. Zaman geçtikçe vitesi artırın.

* Bu piyasada harcanan zaman ve para, ciddi bir başarı için hayati bir önem taşımaktadır. Gerekli emeği veren ve yeterli yatırımı yapan kişileri, sadece bağımsız yazarları işe alarak ve onlara konular vererek sitelerine içerik ürettiren ancak başarısız olan site sahiplerinden ayıran faktör budur.

İkinci Hata: Farklı Hedef Kitleler İçin Çeşitli İçerikler Oluşturmamak (Satış ve Bloglama)

* Alanınızla başarılı olan (niş siteler) bloglara göz atın. O bloglarda bulunan, çok fazla ilgi görmüş ve o bloglara çok fazla trafik sağlamış olan içerikleri incelerken şu sorulara cevap bulun:

1 - Üretilen ilgili içerik, yüksek seviye (uzman kişiler için) bir içerik mi yoksa o işe yeni başlamış olan bireyler adına hazırlanan (giriş seviyesinde olanlar için) bir rehber mi ? Bunu satış diline çevirecek olursak hazırlanan metin ve/veya görsel, o ürün hakkında her bilgiye sahip olan ve onu satın almaya niyetlenmiş müşteriler için mi oraya konmuş yoksa henüz o ürün hakkında pek de bilgi sahibi olmayan kişiler için mi?

2 - Bloglar için konuşacak olursak yazılan makale herhangi bir konunun özeti mi ? Firmalar için konuşacak olursak bulunduğunuz sayfa o şirketin bir ürününden mi söz ediyor ?

  • Şimdi şunu soranlar olabilir : Ben, bir blog sahibiyim ve Google Adsense reklamlarıyla geçiniyorum. Ben ne yapacağım ?
  • Cevap: Daha önce belirtildiği üzere hedef kitlenizi bulun. Mesela, oyun platformu konusunda nostalji yapmak isteyen kişilere mi hitap etmek istiyorsunuz ? Buna karar verdikten sonra alanınızı daraltın ve bir platform seçin. Örnek olarak C64'ü seçelim.
  • Commodore 64 ile ilgili makaleler paylaşın. O makineyle ilgili bir video çekin. Cihazın oyunlarıyla ilgili görseller hazırlayın ve onlar hakkında yorumlarda bulunun.
  • Kısacası, bir bütün kitleniz var ve bir de kitlenizin arasında parçalara ayrılmış ve farklı alanlara da ilgi duyan topluluklar da var. Buna ek olarak, sizi hiç tanımayan kişilere de böyle böyle ulaşarak "BİR" olarak saydığımız kitlenizi genişletebilirsiniz

3 - Satış yapmak istiyorsanız ürünleriniz hakkında anlaşılması kolay olan yazılar, rehberler ve videolar paylaşın. Duruma göre, karşınızdaki kişi sanki o ürünü hiç bilmiyormuş gibi davranın. Bir ürününüz hakkında uzman olan kişi zaten, genelde, ürününüzü siz daha o üründen bahsetmeden önce satın alır. Unutmayın ! O kişiler, sizin ürününüzü sizden daha iyi tanıyorlar. (Ege ERKEK yorumudur)

4 - Bloglar için de aynı mantık geçerli. Yazılarınızın içerik pazarlamasını yapın. Kategorisi aynı olan yazıları bir kategoride birleştirerek kullanıcılarınıza ve özellikle de sitenize yeni gelen ziyaretçilerinize (yakında TeknoSeyir adına bu işi ben de yapacağım) neden o içerikleri okumaları gerektiğini anlatın. (Ege ERKEK yorumudur)

* Blogunuzda yazdığınız yazıları satın almak (satın almayı parayla yapılan bir alışveriş olarak düşünmeyin çünkü bir içerik de site için hit kazanarak aslında karşıya satılmış olur) veya sattığınız ürünleri satın almak isteyenler üç genel kategoriye ayrılırlar :

  • Hiçbir bilgisi olmayanlar: Bu kişilere rehber niteliğinde yazılar hazırlayın.
  • Orta seviyede bilgisi olanlar: Bu kişiler, bir ürünü satın almaya niyetlidirler ancak biraz daha detaylı araştırma yaparak hangi markadan alışveriş yapmaları gerektiğini bulmaya çalışırlar. Burada "otoriterlik" faktörü devreye giriyor : Marka bilinirliği (yukarıda bahsetmiştik)
  • Bir ürün hakkında her şeyi bilenler: Bu kişiler ise sadece satın almak için güvenilir bir marka arar. Onlar için üst düzey içerikler hazırlamanız gerekiyor çünkü güven çok zor elde edilen bir değerdir. Buna ek olarak, markanızın bilinirliği, markanızın değeri ve markanızın güvenirliği, böyle insanlar için olmazsa olmaz faktörlerdir. Direkt olarak bu üç kriter üzerinden sizi değerlendirirler.

Müşteri davranışları önemlidir.

* İş alanına göre değişkenlik göstermekle birlikte, içerik ürettiğiniz alanda, genel olarak, hedef kitlesi mantığını şu formül ile basitleştirerek anlatalım:

  • Kitlenizin yüzde ellisi, ilgilendiği alan ile alakalı bilgiler edinmek (en temel bilgiler dahil) için arama yapar.
  • Kitlenizin yüzde yirmi beşi, daha spesifik ve daha detaylı içerikler için araştırma yapar.
  • Geriye kalan yüzde yirmi beşlik kitlenizin önceliği ise güven faktörüdür. Bu kategoride yer alan kullanıcılar, ürününüzün / blogunuzun istikrarına, otoritesine, marka değerine, insanlar tarafından nasıl değerlendirildiğine ve karizmasına bakarlar.

Üçüncü Hata: İstikrarlı ve Disiplinli (Sık) Olmamak

* Orijinal içerikte kullanılan "Frequency" kelimesinin anlamı aslında frekans ve sıklıktır ancak ben bunu disiplin olarak yorumlamayı daha uygun gördüm. Konumuza geri dönecek olursak şu iki özelliğe eğer sahip değilseniz karşılacağınız yegane sonuç şudur: Başarısızlık.

  • Sonucu söyledin ama o iki özelliği söylemedin dediğinizi duyar gibiyim. Hemen onları da söyleyelim : Sabır ve disiplin.

* Eğer bu kadar blogun arasında yaşamak istiyorsanız sabır ile disiplin, sizin dört kolla sarılmanız gereken iki önemli faktördür. Planlı çalışma yapmak, planlı içerik yayımlamak ve beklemek...

* Size tavsiye ettiğim gibi farklı kitlelere hitap ediyor olabilirsiniz ancak bu iki faktör kitlelere göre değişmez. Her zaman sabırlı ve her zaman disiplinli olmalısınız. Bu özellikler, sizde ve blogunuzda (sosyal medya, basın bültenleri ve videolar da dahil) bir bütün olarak yer almalı.

Bize örnek ver dediğinizi duyar gibiyim. Hemen vereyim :

* TeknoSeyir. Her gün video paylaşılıyor mu? Evet. Her gün farklı kitlelere hitap edecek şekilde içerik yayımlanıyor mu? Evet. İstikrarlı mı (yıl ve içerik konusunda) ? Evet. Disiplin var mı? Evet.

  • Böyle bir çalışma mantığınız varsa, markanızın, sitenizin veya şirketinizin kimliği ve adı benzersiz olacak. Bunu herkes görecek.

* Söylemekten üzüntü duyuyorum ki bu iş sadece bununla bitmiyor. Aşağıda blogunuz veya firmanız için cevabını vermeniz gereken bazı sorular var :

1 - Anlatım tarzınız birbiri içerisinde tutarsız ve kısa cümlelerden mi oluşuyor ?

2 - Hiçbirimiz, profesörler gibi akademik içerikler oluşturmuyoruz ancak yine de paylaştığınız içeriklerin doğruluğu konusunda kendinizi sorumlu hissedip kaynak göstermeyi ve atıfta bulunma yöntemlerini (AP / APA) kullanmayı ihmal ediyor musunuz ?

Hemen örnek : TeknoSeyir'in gündem içeriklerinde bahsedilen konuların orijinal kaynak ile bağdaştırılması.

TeknoSeyir, gündem videosunda konuşacağı konuları, orijinal kaynaklara atıfta bulunarak konuşur.

3 - Hep aynı yazı formatını mı kullanıyorsunuz ? Mesela sürekli listeleme yöntemini kullanarak mı insanlara bilgi veriyorsunuz ? Aynı yemeği kaç gün boyunca yiyebilirsiniz diye düşünün ve bu sorunun yanıtını bulun.

4 - Başlangıçı ve kapanışı simgeleyen ifadeler kullanıyor musunuz (#1 veya "son" gibi) ?

Tutarlı olduğunuz sürece yazı tarzınızın ve hitap şeklinizin bir önemi yoktur.

Dördüncü Hata: Otoriter Kaynaklarda Paylaşılan Arama Motoru Optimizasyonu (SEO) Yönergelerini Kullanmadan Yazmak

* Biz kısacası buna arama motoru optimizasyonu kurallarını bilmeden yazmak diyelim. Şimdi, ben SEO tekniklerini uyguluyorum ama yine de başarılı olamıyorum diyenler de çıkabilir. Kullandığınız SEO yazım teknikleri güncel mi? Bunu bir kontrol edin.

* İnternet sitenizin arama motoru optimizasyonu denetimini yaptırın. SEO Audit olarak adlandırılan bu denetim, internet sitenizin arama motorlarındaki görünürlüğünü etkileyen tüm faktörlerin çok detaylı bir analizi demektir.

* SEO yönergeleri dendiğinde aklınıza sadece yazmak gelmemeli. Google'ın site sahiplerine kriter olarak bahsettiği yöntemler sanıldığından çok daha fazladır ve bu yüzden site sahipleri, site hızı, kopyalanan sayfalar, eksik başlık etiketleri ve benzersiz olmayan meta açıklamaları gibi burada saatlerce konuşabileceğimiz ve üzerine sayısız bilgi ekleyebileceğimiz faktörlerden de sorumludurlar.

* Bir blog stratejisi, temel SEO sorunları ele alınana kadar amacına tam olarak ulaşamaz.

* Tüm bloglar, arama motoru optimizasyonu kurallarını hesaba katarak içerik üretmelidir.

* Eğer yazı yazmadan önce "ben Google'ın SEO kurallarına sadık kalarak yazı yazmak istiyorum ancak önümde bir şablon yok" diye kendi kendinize söyleniyorsanız, size bir şablon hazırladık:

  • Optimize başlıklar (dikkat çekici ve uygun) kullanın.
  • Anahtar kelimelere odaklanın.
  • Ziyaretçilerin, arama yaparlar iken kullanabileceği ve konunuzla alakalı bütün anahtar kelimelerin bir listesini çıkarın.
  • Konunuzla bağlantılı araştırmalar yapmak adına en iyi olarak gördüğünüz sitelerin bir listesini çıkarın.

Sonuncu Hata: Kontrol Etmemek

* Bu, en sık yapılan hatalardan biridir. Belki de, size göre, internet aleminde var olan bloglardan en iyisi sizin internet sayfanız. En iyi şekilde optimize edilmiş bir bloga, en profesyonel (içerik çeşitliliği bakımından) olan makalelere ve en güçlü disiplin ve hatta en mükemmel istikrara sahip olabilirsiniz ancak yazım konusunda göze batacak şekilde hatalıysanız ve ziyaretçilerinize verdiğiniz bilgiler doğru değilse (aynı şekilde holdinglerin müşterileri için de geçerli) o kişiler hızlı bir şekilde sizi takip etmeyi bırakırlar.

* Biz, müşterilerimiz için çeşitli içerikler hazırlarken şu 7 katmanı kullanıyoruz  :

1 - Bireysel anahtar kelime araştırması yapıyoruz, optimize edilmiş başlıkları kullanıyoruz, paylaşımların tarihlerini belirliyoruz ve SEO içerik şablonumuzu kullanmayı tercih ediyoruz. (yukarıda yer alan o dört maddelik şablon)

2 - Metinlerde bulunan bilgilerin doğruluğunu sorguluyoruz.

3 - Paylaşılacak olan yazıların dil bilgisi yeterliliğini kontrol ediyoruz.

4 - Bu madde, çok kurumsal ve kaynak sitenin kendisine özel bir madde. Burada paylaşmaya gerek duymuyorum ancak bunu şöyle özetleyebilirim: Müşterileri için özel olarak hazırlanmış bir belge paylaşımı sistemini kullanıyorlar. Özel bir doküman.

5 - Önizleme sisteminini kullanıyoruz. Üretilen içerik internet sitesinde nasıl gözüküyor ona bakıyoruz.

6 - Dosya formatları arasındaki uyumluluğu sağlıyoruz. (internet sitesinde bulunan içeriklerin başka bir platformda da kontrol edilebilirliği)

7 -  Upload (yükleme) konusunda da aynı hassasiyete sahibiz.

Kapanış

Birçok işletme, verdiği hizmet veya sattığı ürün ne olursa olsun, bloglamanın (blog sayfasında içerik üretmenin) gücünü anlamıyor. Bazıları, blog içeriği üretmeye çabalıyor ancak bunu gelişigüzel bir şekilde yapıyor. O da kaynaklar kullanılabilirse veya bütçe yeterliyse. Bu tarz yaklaşımlar, uzun vadeli bir vizyonu olan şirketlerin belki de birçok müşteri adayını ve sonuç olarak yatırım getirisi elde edebilecekleri muhteşem fırsatları kaçırmalarına sebep oluyor. Firmalar, çok yüksek geri dönüşüm oranlarına sadece bloglama yaparak ulaşabilirler. Onlar, bunun farkında değiller.

Bir blog sahibi, ziyaretçileri için çalışır ve bir şirket sahibi, müşterileri için çalışır. Her ikisi de, normal şartlarda başarılı olmak adına, çok çalışır. Bu kişiler, çok da haklı olarak, emeklerinin karşılıklarını almak isterler. Bu yüzden her blogun veya her firmanın, verdiği emeklerinin kaymağını tam anlamıyla yemesi için, bir bloglama stratejisine ihtiyacı var. Eğer bu kişiler emeklerinin ekmeklerini yemek istiyorlarsa bu işe bu beş hatadan kaçınmakla başlayabilirler.

Kaynak : https://www.searchenginejournal.com/blog-strategy-creation-mistakes/303347/

Ege ERKEK'ten Son Sözler

Çeviri metnimiz burada sona erdi arkadaşlar. Şimdi, Content Marketing Institute isimli içerik firmasının en son olarak 2018 yılında açıkladığı "benchmark" (karşılaştırmalı değerlendirme raporu) değerlerini açıklayayım. Rapor, firmanın kendi müşterileri arasında yapılan anketlere dayanıyor ve ben buradan bir sonuca ulaşacağım. Bu bölüm, kendimin hazırlamış olduğu bir bölümdür.

Yukarıdaki ankette kısaca sorulan soru şu: Yaklaşık olarak, organizasyonunuzun toplam pazarlama bütçesinin yüzde kaçı içerik pazarlanmasına harcanıyor? (bu alandaki çalışanların maaşları bu ankete dahil değil)

Yüzdeleri toplama yapmadan tek tek değerlendirirseniz çoğunluğu (%32) bundan emin değil. Bu, sanırım, bütün manzarayı size özetliyor. Emin değiller.

Bir başka anket gelsin.

Soru: Kuruluşunuzun içerik pazarlaması ile elde ettiği genel başarı artışını hangi faktörlere bağlıyorsunuz?

Cevap: Çoğu, içerik pazarlamasının öneminin farkında ama ne kadar harcadığından EMİN değil.

%78 : Daha kaliteli ve daha etkili (verimli) içerik yaratımı

%72 : Strateji (gelişim veya düzeltme)

%50 : İçerik dağıtımı (daha iyi hedefleme, neyin işe yaradığını tespit etme)

%49 : İçerik pazarlaması daha da önemli bir öncelik haline geliyor

%46 : İçerik pazarlama üzerinde daha çok vakit harcıyoruz.

%39 : Yönetim, insan kaynakları (organizasyonel değişiklikler, kadro oluşturmak, yeni içerik pazarlaması rolleri)

%35 : İçerik ölçümü (sonuçları gösterme konusunda artış)

Başka ?

Soru : Kuruluşunuzun içerik pazarlaması adına ayırmış olduğu bütçenin önümüzdeki 12 ay içinde nasıl değişmesini bekliyorsunuz?

Cevap : %46'lık bir kesim bu bütçenin aynı kalmasını beklerken, %38'lik bir kısım yatırımların artacağını söylüyor. İlginç bir şekilde, %13'lük kısım emin değil. Son olarak, %3'lük bir kısım ise masrafların azaltılacağını belirtiyor.

Peki bu yukarıdaki anket bize neyi anlatıyor ? Kısaca, herhangi bir içerik pazarlama stratejisi geliştirmeyen ve geliştirmeyi de planlamayan şirketlerin neden böyle bir tavır takındıklarını burada görebilirsiniz.

%67 : Ekibimiz küçük ve bu yüzden böyle bir konu gündemimizde değil.

%44 : Vaktimiz yok.

%27 : Farklı sebepler

%11 : Bu, önemli bir konu değil.

%4 : İhtiyacımız yok.

Buradan çıkan sonuç ne?

İçerik pazarlamasından memnun olanlar çoğunlukta ancak iş para harcamaya geldiğinde işler değişiyor. Bir kısmı bu iş için ne kadar para harcadığından emin değilken bir kısmı (bunlar çoğunluk) ise bu kola ayrılan bütçenin aynı kalacağını söylüyor. Geliştirme konusunda bir gram ilerleme düşünülmüyor. Bir kısmı ise hiç bu konuyla ilgilenmiyor çünkü bahaneleri hazır.

Benim buradan mesajım çok açık ve net : İçerik pazarlamasına önem vermek zorundasınız aksi takdirde artık çok daha bilgili olan internet kullanıcısı sizi yukarıda bahsedilen kriterlerden ötürü tercih listesinden çıkartacak.

Anketin kaynağı : https://contentmarketinginstitute.com/wp-content/uploads/2017/09/2018-b2b-research-final.pdf

Okuduğunuz için çok teşekkür ediyorum. Bir sonraki yazımda görüşmek dileği ile. Hoşça kalın.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 11 / 19

Telefonlara Uygulanacak Yeni ÖTV Zam Ayarlaması Sonrası Telefon Fiyatları

Geçtiğimiz aylarda gündeme gelen telefonlara uygulanan ÖTV (Özel Tüketim Vergisi) sisteminin değişeceği söylenti olmaktan çıktı ve gerçekleşti. Bugün yayınlanan resmi gazete ile birlikte konu hakkındaki ilgili kanun düzenlemesi ile yeni sistem yürürlüğe girmiş oldu.

Matrah fiyatı 640TL bedelini aşmayan telefonlarda %25, matrah fiyatı 640TL ile 1500TL arasında olan telefonlardan %40, matrah fiyatı 1500TL ve üzeri telefonlardan ise %50 vergi alınacak.

Telefonlar için uygulanacak bu yeni vergi sistemi ile ürün fark etmeksizin bir telefondan %62-%95 oranında saf vergi alınıyor olacak. Aşağıdaki tablolarda yer alan 500TL ile 10000TL arası saf fiyata sahip telefonların yeni vergi sistemi zammı sonrası ne kadar fiyat olacağını hesaplamaya çalıştık.

Bu hesaplamaya firmaların tutumları farklılık gösterdiği için son satış fiyatları dahil edilmemiştir. İlgili fiyatlar ham fiyatı üzerine toplam vergi yükü hesap edilerek hazırlanmış ve olabilecek minimum fiyatlarını temsil edecek şekilde hazırlanmıştır. Telefonlara uygulanacak yeni ÖTV zam ayarlaması sonrası telefon fiyatları ne olacak?

 

- 500TL vergisiz fiyat, vergi oranı %62, satış fiyatı 811TL
- 1000TL vergisiz fiyat, vergi oranı %82, satış fiyatı 1817TL
- 1500TL vergisiz fiyat, vergi oranı %95, satış fiyatı 2921TL
- 2000TL vergisiz fiyat, vergi oranı %95, satış fiyatı 3894TL
- 3000TL vergisiz fiyat, vergi oranı %95, satış fiyatı 5841TL
- 4000TL vergisiz fiyat, vergi oranı %95, satış fiyatı 7788TL
- 5000TL vergisiz fiyat, vergi oranı %95, satış fiyatı 9735TL
- 6000TL vergisiz fiyat, vergi oranı %95, satış fiyatı 11682TL
- 7000TL vergisiz fiyat, vergi oranı %95, satış fiyatı 13629TL
- 8000TL vergisiz fiyat, vergi oranı %95, satış fiyatı 15576TL
- 9000TL vergisiz fiyat, vergi oranı %95, satış fiyatı 17523TL
- 10000TL vergisiz fiyat, vergi oranı %95, satış fiyatı 19470TL

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 26
BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 17

İkinci El iPhone Alırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Merhabalar. Bu rehberimde size 2. el iphone alımlarında dikkat edeceğiniz şeylere değineceğim. Yazı biraz uzun olacak ama bunlara dikkat etmeniz 2. el iphone veya ipad yada genel itibari ile ios sistemli cihazlarda daha kolay bir biçimde alışveriş yapmanızı sağlayabilir.

 Alacağınız cihaz iphone her hangi bir modeli olabilir ama öncelikle internetten alınacaksa cihazın kendi resimlerini isteyin. Ve varsa faturası kutusu aksesuarları da olursa çok daha rahat edersiniz. Eğer cihazın kutusu aksesuarları faturası vs. Yoksa birde fiyatı piyasaya göre düşük ise şüphelenmeniz için yeterli sebep vardır. O alışverişi eğer içinize sinmiyorsa sakın yapmayın.

 Ufak ufak nelere dikkat etmeniz gerektiğini anlatmaya başlıyorum. Diyelim cihazı internetten gördüğünüz, sahibi ile konuştunuz elden teslim alacaksınız. Önce sahibinden cihazın seri numarasını istemeye çalışın. İmei numarasını istemenize gerek yok çünkü kopyalanabildiği için satıcı size güvenmeyip vermeyebilir. Ama seri numarası öyle değil kopyalansa bile bir şey yapılamaz.

 

İlk adım olarak cihazın seri numarasını aldığınızda ilk işiniz apple’dan garanti durumunu sorgulamak olsun. Bunun için TIKLAYIN açılan sayfadan seri numarasını girerek cihazın ne zaman alındığını ve daha önceden tamir görüp görmediğine bakabilirsiniz. 

Cihaz için sahibi ile anlaştınız ve elden teslim alacaksınız. Cihazı teslim alırken asla birkaç dk kontrol edip hemen almayın. İyice kontrol edin.

Ve cihazın kutusu şarj aleti yada kulaklığını vs. varsa tek tek kontrol edin. Peki cihazın görünüşünde bir sorun çizik vs varsa ne yapacaksınız ? Satıcı size söylememiş olabilir ? O zaman satın almayın. Size mesajda yada konuşurken söylemediği şeyleri cihaz başında diyorsa güvenmeniz için bir sebep yok. Yalan söyleyen insan bu konuda başka konularda da söyler. Garantisi devam ediyorsa da sorundur. Çünkü çok büyük çizikler ve eziklerde apple cihazınızı garanti dışı bırakıyor. Başka bir sorun olduğunda siz servise verdiğinizde yada apple’a gittiğinizde garanti dışı kalacaktır. Gerekirse bir kafede oturun deneyin. Her şeyini denemeden almanızı önermem. Peki neyi denenecek bu aletin ?

 

1- Cihazın kendisini bir kapatıp açın sorunsuz kapanıp açılıyor mu ?

2- Ekranını kontrol edin, her hangi bir yerinde ölü piksel ışık sızması var mı ? Parlaklığını kısıp veya sonuna kadar açıp bakabilirsiniz. İşte dokunmatikte bir sorun ? Algılamadığı yer ? Gibi gibi şeyler de olur.

3- Hem ön hemde arka kamerasını çalıştırıp video kaydı ve fotoğraf için deneyin. Video kaydını da ortamında sesini kaydeceği için daha sonra da dinleyeceksiniz. Fotoğraflarıda çektikten sonra zoom yaparak bakın. Leke buğu vs. Var mı ? Eğer varsa kamerada veya kamera lensinde sorun vardır.

4- Cihazın home, ses açıp kapatma, güç tuşu, ve sessize alma tuşu bunları tek tek deneyin. Tutukluk var mı ? Basmama yapıyor mu ? Veya basıyor ama zorla mı ? Home butonunu daha sık deneyin çünkü iphone’larda en sık bozulan tuşların başında gelir.

5- Cihazda touch id varsa mutlaka ayarlardan girip kendi parmak izinizi tanıtın ve cihazı tanıttığınız parmak ile kilidini açın. Eğer sorunsuz açılıyorsa touch id’de sorun yoktur. Eğer touch id çalışmıyorsa vs. Bilin ki iphone daha önceden tamir görmüştür. Touch id öyle sık bozulan birşey değildir ve her touch id cihazın anakartına şifreli olarak işlem yapar yani her cihazın touch id için parçası kendine özeldir yenilenemez ve değiştirilemez. Eğer değişirse birinden birisi mutlaka çalışmayacaktır. Touch id çalışmayan cihazlardan o yüzden uzak durun kesinlikle anakartı vs. işlem görmüştür.

6- Cihazda appstore’a girip uygulama da indirip kontrol edin. Oyun veya benchmark indirip cihazı deneyebilirsiniz. Cihaz o arada kapanıyorsa reset atıyorsa başka bir sorunu vardır ama sorunsuz ise veya benchmark yaparken biraz ısınıyorsa normaldir.

7- Cihazı mutlaka usb kablosu ile biryere takıp şarj ediyor mu ? Etmiyor mu ? Bunu deneyin. Etmiyorsa girişte veya kablosunda bir sorun vardır.

8- Cihaza mutlaka bir sim kart takıp denemeniz gerekiyor. İphone 5 ve üzeri nano sim ile çalışmaktadır. 5 ve altı mikro yada daha eski iphone 2g-3g-3gs serisiyse normal tam boyutta sim kart ile çalışır. O yüzden mutlaka kendi siminizi takıp 3g lte veya çağrı cevaplama ve aramayı deneyin. Eğer cihaza sim kart takıldıysa ve sim yok yada aranıyor diye bir şeyde kalıyorsa cihazda sim kart okumada bir sorunu olabilir. Bu sorun ya sizin sim kartınızda yada cihazdadır. Ama sim kartınız başka nano sim yada uygun sim cihazda çalışıyor ama iphone’da çalışmıyorsa iphone gsm modülü bozuk olabilir. 

 

Başka ufak birkaç uyarı da vereyim. Bu kadar işlemi yaparken cihazın pili bir anda yüzde 60 ve üzeriyse yüzde 20 lere falan düşmez. Veya aniden kapanmaz. Eğer düşüyorsa öyle aniden şarj bitiyorsa pili ölmüş olabilir. Genelde iphone 6s ve öncesi hatta 1 yıldan eski cihazlarda olabiliyor. 

 Cihazın kasasında ekranın çerçevesinden aksasında bir ayrık vs. Varsa yada bastırılınca içeri giriyorsa içinde pil şişmiş olabilir.

 Ekranı çakmaysa tamir gördüyse ek kolay olarak nasıl anlayacağınızı anlatayım. Cihazda ekranında jelatin varsa çıkartın. Ve parmağınızı iyice silip kurulayın. Kuru parmak ile ekrana dokunun. Ekranda eliniz yağ gibi kayıyorsa ve parmak izi hemen bırakmıyorsa orjinal kendi ekranıdır. Ama yok parmak zorla kayıyor tutunuyor işte ekranda hemen leke veya iz bıraktıysa daha önceden tamir görmüş veya camı değişmiştir. Orjinal iphone ekranında asla böyle bir sorun olmaz. Hazır jelatinini çıkartmışken de ışık altında ekranı kapatıp bakın. Kılcal da olsa çizik olabilir, genelde bazı satıcılar ekrandaki çiziği gizlemek içinde jelatin takabiliyorlar. Jelatin ekranda ki çiziği gizliyor mutlaka bunlara dikkat edin.

 Başka bir kontrol ise cihazın ayarlardan hakkında kısmına girip imei numarasını öğrenin. Veya yıldız kare 06 kare arama ekranında tuşlayın. Bu imei numarasının birkaç son rakamını aklınızda tutup hemen cihazın arkasını çevirelim.

Iphone yazısını altında imei numarası yazması lazım.

Cihazın kutusunu altında da yazar. Ve üst kısmında cihaz kaç gb ise o da yazar.

Cihazda eğer imei numaralar tutmuyorsa, ya kutusu sahte başka iphone kutusudur, yada cihazın daha kötüsü kasası değişmiştir. Unutmayın ki kasası cihazın asla durduk yere değişmez. Mutlaka çok büyük hasar almıştır yada komple ekranı kasası anakart vs. Hariç kırılmış yenilenmiş çıkabilir çok dikkat edin.

 

Bir başka dikkat edeceğiniz husus faturası yoksa garantisi devam ediyorsa falan biraz derttir. Faturası mutlaka olsun. Kopyası olabilir sorun değil. Yoksa da yada kaybetmişse kişi satın aldığı yerden kopyasını alabilir. Çok basit bir işlemdir. 

 Her şeyini kontrol ettiniz ve cihazın sorunsuz olduğuna kanaat getirdiniz ve satıcı da yardımcı olduysa güle güle yeni cihazınızı kullanın.

 Ama bir başka yol ise satıcı eğer sizi kandırmak istiyorsa önce size denemek istediğinizde hep ” işim var. ” , ” acelem var, işten izin aldım. ” , ” işte almayacaksanız beni boşuna oyalamayın. ” gibi kaçamak cevaplar veriyorsa şüphelenmek için bir sebebiniz vardır ve o alışverişi yapmayın derim. Sonuç itibari ile bu cihazlar uygun fiyatlı bir cihaz değil. Eğer yaparsanız da tercih tamamen size aittir.

 Ek olarak birde icloud sorunu baya büyük bir problemdir, şöyle ki satıcı bilmiyor da olabilir ama sizin bunlara harfiyen dikkat etmeniz lazım. Sonuçta siz size anlatıldığı kadarı ile cihazı biliyorsunuz. Ve paranız neden boşa gitsin ? Kimse istemez.

Icloud için satıcı size ” ya ben bilmiyorum nedir ” falan diyorsa gerçekten bilmiyor da olabilir veya biliyor ama söylemiyor da olabilir. Ancak dikkat etmeniz lazım.

Diyelim cihazda icloud olduğunu bilmiyorsunuz ve bilmeden alacaksınız mutlaka söyleceğim şeyleri yapmanız gerekiyor.

 Öncelikle cihaz yani iphone açıksa Ayarlar’a girmeniz lazım. Ayarlardan ise biraz altta İcloud’u göreceksiniz ve ona girin.

Bu ekrandaki gibi kullanıcı ekliyse cihazda icloud vardır. Yani cihazı diyelim bu haliyle aldınız böylece bilmeden sıfırlamaya kalktınız yada yeniden kuracaksınız vs. Cihaza bunu yaptığınız zaman ilk açılışta sizden burada ekli olan sahibinin bilgilerini isteyecektir. Yani bilgisayar üzerinden buna yeniden ios kurarım gider gibi birşey yok. O bilgiler ise appstore’a giriş yaptığı bilgilerdir. Bu bilgiler olmadan cihaz asla açılmaz ve kullanılamaz. Bu apple’ın çalınmalara karşı aldığı bir önlemdir. O yüzden buna kesinlikle dikkat edin. 

İlk yöntemi anlatıyorum. Icloud’u cihazdan silmeniz için. 

Eğer sahibi sizin yanınızda ise şunları rica edin. Mobilden de girebilir sorun değil.

Kendisi http://www.icloud.com‘dan

iphone’da bu ayarlardan gösterdiğim yerde yazan mail bilgisi ile giriş yapacak.

Giriş yaptıktan sonra;

Menüden İphone bul’a tıklayacak.

 

Daha sonra;

Tüm aygıtlar kısmına tıklayacak ve hemen altında o hesaba eklenen cihazlar gösterilecek, listeden size satacağı cihazı bulup seçecek.

 

Seçtikten sonra;

 Böyle bir ekranda iphone’u sil veya hesaptan kaldır. Demesi gerekiyor.

 Bunları dedikten sonra siz de ayarlardan cihazı sıfırlayacaksınız.

Sıfırlamak için ise; Ayarlar > Genel >Sıfırla > Tüm içerikleri ve ayarları sil seçeceksiniz.

 

Bundan sonra cihaz kısa bir süre bekleyecek ve herşeyi silecek. En başa yani sıfır kutudan nasıl çıkıyorsa o hale gelecektir. Bu adımda ise size kendi hesabınızı cihazdan yaratıp veya var olan apple hesabınız ile giriş yapıp sorunsuz kullanıyor olmanız gerekiyor. Eski hesabı girmenizi istiyorsa aktivasyon yapamıyorsanız o hesaptan silmemiş demektir. Menüsü gelecek vs .vs. Ama yok sizden hesap girmeniz istiyorsa yukarıda işlemi tekrar yapmanız gerekiyor.

 

Bu kadar şeyi ve dikkat edecekleriniz tek teker dilim döndüğünce, aklıma geldiğince anlattım. Amacım tamamen 2. el iphone almak isteyenlere yardım etmektir. Çünkü bu kadar tecrübeyi ve uyarıyı yapıyorsam ben de mutlaka geçmişte çok mağdur olduğum içindir.

Rehberimi okuduğunuz için teşekkür ederim. Aklınıza takılan soruları yorum ile sorabilirsiniz. İyi günler dilerim.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 21
  • Hakan ateş @hakan-ates

    Merhabalar @orcun bey. Ben 2.el iphone 6s almayi düşünüyorum.Benim sorum imal çalınması ile ilgili.şöyle bir örnek veriyim. Cihazın kutu fatura yok.fakat cihazın alindigi yerden satıcının kimlik bilgileri ile fatura ve İmal kontrolu yapılabilir mi ? Ayrıca imaile çalınma durumuna karşı satıcı ile " herhangi bir imail kapanma durumunda para iadesi edilir " gibisinden bir sözleşme yapılması yararlı olur mu ? Cevap için şimdiden teşekkürler. ..

    • Orcun @orcun

      @atishakan34 İlk alındığı yer biliniyorsa eğer sorgulama yapılabilir. Ama bazı firmalar da öyle bilgi vermiyor. Onun harici malesef bir yöntemi yok bu işin. Cihazı siz edevletten sorguladığınızda kayıtlı görünüyor değil mi ? hat vs de çekiyor lte yani sıkıntısı yok. Cihazın birde icloud kilidi de yok yani orada şunu deneyin ayarlardan sıfırlayın içinde hattınız takılı olsun internette açık tamamen kendi apple id ve şifrenizle kurulum yapın. Eğer menü gelirse sıkıntı yoksa aktivasyon yaptıysa cihazda problem zaten yoktur. Ama satıcıyla aranızda bir sözleşme yapmanız sizin yararınıza olur. İmei bilgisi işte klon imei'den dolayı kapanırsa iade vs bunları da belirtin. Ama satıcı o durumda kabul etmeyebilir. Der ki '' ÇAKALA BAK YA KENDİSİ KLONLARSA ÇALARSA BANA KAKTIRACAK TELEFONU SATMIYORUM '' diye düşünebilir. Ama bir sözleşme kesinlikle yapın. Ne olursa olsun hiç farketmez. Çalıntı çıkabilir terör örgütleri ile bir sıkıntı olmuştur birşey olur sizin başınıza patlar. Cihazın kasa durumu vs nasıl ? pil ömrü gidişatı nasıl ? touch id sorunsuz ve home tuşu basma hissi ne durumda ? sert ve tok çıt sesi mi yoksa içinde kırıntı varmış gibi yumuşak bir çıt mı ? yumuşaksa o touch id eli kulağında olabilir.

  • Mecnun Cosgun @mecnun-cosgun

    Hocam Selamın Aleyküm 2. El bi iphone 6 plus alacağımda 16 yada 32gb 1500 1600 o civarlarda var da sizce bu fiyat uygun mu yoksa daha mi fazla olmasi lazim

    • Orcun @orcun

      @mecnun-cosgun A.s dostum. İphone'da artık 6s'den aşağı düşmeyin derim. Çünkü 6 lara destek çoktan kesildi ve destek kesilen cihazı apple bildiğiniz öldürüyor. Yani yazılım eski kalıyor uygulamalar yeni ios yazılımı istiyor yüklenemiyor. O yüzden 6'a sakın bulaşmayın. Min 6s yada 6s plus alın derim. Şuan hala daha destek alıyor 6s serisi en azından paranız yabana gitmemiş olur.

  • Enes Çetin @eyup-enes313

    Merhaba peki tlf altaki iki vidaya bakıp herhangibi bir tamir görüp görmedigini nasıl anlaya biriz. Özellikle 11 ler ve 10lar için

Hi-Res klasik müzik arşivi yapmaya karar verdim. Şimdilik alanım kısıtlı 3TB civarı.Şu anda ismini bildiğim besteci, müzisyen isimler aşağıda. Sizin önerdiğiniz sanatçılar ile bu liste bir çok kişiye faydalı olabilir.
Peter Gregson
JS Bach
Yo-Yo Ma
Barry Douglas
Tchaikovsky
Chopin
François Dumont
Maria Joao Pires
Idil Biret
Schubert
Mahler
Wagner
Prkofoviev
Ivan Moravec
Fazıl Say
Marianne Crebassa
Liszt
Max Richter
Vivaldi
Mussorgsky
Paul Lewis
Mozart
Rachmaninov
Strauss
Dvorak
André Previn
Daniil Trifonov
Vladimir Ashkenazy
Ravel
Stephen Hough
Faure Quartett
Kazuhito Yamashita
Haydn
Bethoven

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 9

https://youtu.be/gB46Y10eglo?t=28

Hemen başında TeknoSeyir ile ilgili kısmı (Haftalık Gündem Değerlendirmesi - Cuma Raporu yayınlarının benzerliği hakkında) yorum yapmadan sizlere bırakıyorum. Umarım konu tatlıya bağlanır. Daha da yeni konuk olmuştum HWP'ye.

Edit: En sonunu da izleyin, Ersin Akman'ın göndermesi mevcut.

Cuma Raporu #24: Hologram evlilik, Nokia - Apple transferi ve dahası

Cuma Raporu #24 videomuzda, her zaman olduğu gibi haftanın öne çıkan teknolojik gelişmelerini değerlendirdik. Bakalım bu hafta neler olmuş? 08:03 Nokia yönet...
BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 29

Acaba bilgisayar virüsleri ile ilgili kısa bir makale mi yazsam? Genel olarak ne işe yararlar, ne amaçla kullanılır, nasıl temizlenir gibi... Ne dersiniz?

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Realtek rtl8723be wifi kartım var linux'ta driver sıkıntısı olduğu için intel karta geçmek istiyorum, önerebileceğiniz kart var mı? Ayrıca şu kartı almayı planlıyorum https://bit.ly/2J4YnNz sanırım benim anakarta uyumlu. #TeknoYardım

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 8

#TeknoSeyir #OtoSeyir
Öncelikle fotoğrafta yer alan arkadaşlardan izin almadan paylaştığım için özür dilerim. Eskişehir konferansında Levent hocamla denk geldiğimizde güzel vakit geçirmiştik. Istanbul içerisinde TeknoSeyir ekibi ile tekrar buluşma, çalıştıkları ortama göz atma fırsatı yakalamamız mümkün müdür? Böyle bir fikir için katılım düzeyi ne olur?

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 9 / 12