seramik_demlik paylaştı.

Motospeed CK108 RGB Mekanik Klavye Detaylı İncelemesi

İnceleme Videosu:

Yeni bir incelemeye daha hoşgeldiniz. Bugün ki inceleme ürünüm son zamanların popüler klavyesi Motospeed CK108. Bu arada Motospeed V40 oyuncu mouseunun incelemesini daha önce bakmadıysanız onada göz atmanızı öneririm. Şimdi Motospeed markasının en iyi mekanik klavyelerinden Motospeed CK108’in incelemesine başlayalım.

Hesaplı Oyuncu Mouse Motospeed V40 Detaylı İncelemesi

Motospeed CK108’i Çin’den ve Türkiye’den de satın alabilirsiniz. Çin’den Banggood ve GearBest gibi sitelerden almanız durumunda satın alınma tarihinden itibaren 1 yıl boyunca uluslararası garantili bir ürün almış olursunuz. Fakat uluslararası kelimesine kanarak bu garantinin Türkiye’de de geçtiğini düşünmeyin. Örneğin GearBest’den satın aldınız o zaman garantilik bir durum olduğunda GearBest sitenin yetkilileriyle iletişime geçmeniz gerekecek. Türkiye’den ise Motospeed Türkiye’nin sitesinde bulunan resmi bayillerinden satın almanız durumunda klavyeniz 2yıl Türkiye garantili bir ürün olacaktır. Ayrıca çok yakında Türkiye’den alınan klavyeler Türkçe tuş dizilimine sahip olacağını da belirtmekte fayda var.

Çin'de Ne Kadar? Türkiye'de Ne Kadar?

Fiyat konusunda Motospeed CK108’in Blue ve Black Switchli modellerinin fiyatları bazen değişkenlik gösterebiliyor. AliExpress’de 55 Dolar civarında satılırken, GearBest’de 64 Dolara Blue, 65 Dolara ise Black modeli satılmakta. Farklı kaynaklarda daha farklı fiyatlar bulmanız mümkün, mesela Banggood’da 73 Dolar gibi. Ülkemizde ise Motospeed Türkiye’nin resmi bayiliklerinden ElectronicTech N11 üzerinde 360TL gibi bir fiyata satılmakta. Olayı şöyle kısa bir şekilde açıklamak gerekirse AliExpress’de Motospeed Resmi Mağazası 55 Dolara yani 195TL’ye satarken. Klavye gümrüğe bile takılsa 55 Doların üzerinden 30 Euro’nun farkını ödesek 220TL gibi makul bir ücretken Türkiye’den 2 yıllık garantili CK108 fazladan 150TL daha pahalı. Uzun kargo beklemek istemeyen, Türkçe tuş dizilimine sahip olmak isteyen ve 2 yıl ülke garantili olacağı gerçeğini de atlamamak gerekiyor.

Ürün Linkleri: N11 / AliExpress / GearBest / Banggood / Tomtop / DX / Everbuying

Kutu İçinde Kutu!

Ne kadar önemsiz detaylar olsa da kutu tasarımından bahsetmeden geçmeyelim. Oldukça büyük kutuyla gelen Motospeed CK108’in kutusunun içinden ek bir kutu çıkıyor. Dış kaplama olarak karışımıza gelen kutunun ön yüzeyinde Motospeed Logosu, ürünün büyükçe görseli, klavyenin model isimi ve öne çıkan özellikleri bulunurken arka yüzeyde diğer Motospeed ürünleri gibi 9 dilde yazılmış ürün detayları bulunuyor ve tabi ki de bu diller arasında Türkçe’de var. İkinci kutumuzda ise siyah fon üstüne Kırmızı bir baskıyla Motospeed isim ve logosu vurulmuş. Sağ altta ise aynı şekilde “Live for games” yazısına yer verilmiş.

Kutu İçeriği

Kutunun içinden klavye için işleyiş talimatlarını anlatan detaylı bir doküman, klavye için bilek desteği, Motospeed ürünlerinde görmeye alıştığımız tamamı Çince ufak bir kağıt ve keycapsları çıkartmak için aparat çıkıyor. Parlak kuşe kağıda basılmış işleyiş talimatlarını arasında Türkçe’nin de bulunması hoşuma gitse de Google Translate’in kötü olduğu dönemlerinden kalma çeviri insanı pekte mutlu etmiyor. Yine de buda bir başlangıçtır diyerek daha iyi olmasını temenni ediyorum. Klavyeyi satın almamda ki en önemli faktör olan bilek desteğinde kullanılan plastiğin kalitesiz olduğunu ve bu konuda büyük bir hayal kırıklığına uğradığımı söylemeden geçemeyeceğim.

Motospeed CK108’in kutu içerisinde sallanmasını engellemek ve sabit durması için sol ve sağ kısmında sünger korumalarla geliyor. Gereğinden fazla sadece tasarımı, gövdesinin fırçalanmış metal yüzeyi ve tuşların alışık olduğum yükseklikten birkaç tık yüksekte olması ilk dikkatimi geçen özellikleri oldu. Motospeed’in en popüler ürünü olan CK104’e bilek desteğini bir kenara bırakırsak genel hatlarının benzediğini söylesek yanlış olmaz.

Sıradan ama Sağlam Tasarım!

Benzerliklerinden bahsetmişken klavyenin ilk olarak tasarımına göz atarak başlayalım. Üst düzey özellikli, pahalı ve kaliteli malzemelerle yapılmış tonla ünlü markanın mekanik klavyesi piyasada satılıyor ve eminim hepiniz hangi ürünlerden bahsettiğimi biliyorsunuz. Şimdi Motospeed CK108 o ürünlerden değil önce onla başlamak lazım. Oldukça sıradan tasarımına bilek desteğini eklemişler ve işte bitti bu kadar. Öyle tasarımına hasta falan olduğum yok ki zaten olmamada gerek yok. Sonuçta yazı yazıp oyun oynayacağım ya da daha önce ne yapacaksam onu. Yine de tasarımına bakmamız gerekirse 104 tuşlu bir klavye var karşımızda. Sağ üstte bildirim ışıkları onların hemen üstünde de Motospeed logosu. Yani sonuçta marka ismidir ama baskı kalitesi son derece kalitesiz olmuş. Mouselarında gördüğümüz o leopar klavyenin herhangi bir yerine işlenmiş olsaydı hiç fena olmazdı sanki. Klavyenin tasarımı sıradan dedim, beğenmedim dedim ama hakkını vermem gereken bir nokta varsa oda sağlamlık hissiyatı. Elekronik devrelerin üst kısmı yani bizim gözle gördüğümüz en dış gövdesi 2mm lik fırçalanmış metalle kaplanmış ve açıkçası güzelde duruyor metalik griyle siyahın uyumu. Bu arada CK108’in beyaz versiyonu da var belki bir ihtimal ilginizi geçebilir dedim ama benim favorim her zaman siyah renkli olanı.

Motospeed CK108 Fiziksel Özellikleri

Fiziksel olarak Motospeed CK108 1055gr ağırlığında 44,5cm uzunluğunda 18,6cm genişliğinde ve 3,4cm’de yükseklikte. Ayrıca klavyenin altında bulunan 2 adet yükseltmeyle 5cm yüksekliğine kadar ulaşabiliyor. Ağırlığından dolayı kullanırken kayma sorunuyla karşılaşmazsınız ama yine de alt kısmında 4 adet silikon yüzeyle bu sorunu komple ortadan kaldırmışlar.

RGB Arka Aydınlatma ve Efektleri

Arka aydınlatmaları klavyenin en göz alıcı yeri. Yani itiraf edelim ki Motospeed CK108’i almak istememizdeki en büyük faktör RGB aydınlatması. Her switchin üst kısmında bulunan ledlerle klavyenin her tuşu ayrı ayrı aydınlanabiliyor. Efekt veya renk geçişlerinin isterseniz klavyenin üstünde bulunan FN + Insert, Delete, Home, End, Page Up, ve Page Down tuşlarıyla isterseniz de daha kolay yol olan yazılımı üzerinden değiştirebilirsiniz. Toplamda 18 tane mod bulunuyor bunlar; Akış (Go with the Stream), Uçan Bulutlar (Clouds fly), Dolambaç, Döndürme Yolu (Winding paths), Işık denemesi (The Trial of Light), Nefes Alma (Breathing), Normal Mod (Normally On), İz (Pass Without Trace), Dalgalanma (Ripple Graff), Yatayda Dalga İzi (Fast Run Without Trace), Swith Aksiyonu (Switch Action), Çiçeklenen Çiçekler (Flowers Blooming), Kar Kış Yasemin (Snow Winter Jasmine), Kasırga (Hurricane), Biriktirme (Accumulate), Dijital Zaman (Digital Zaman), Aşmak, Üstesinden Gelmek (Surmount), Çift Yön (Both Ways), Hızlı ve Öfkeli (Fast and the Furios) ve Özel Aydınlatma Modlarına sahip. Yani isterseniz kendi özelleştirilmiş aydınlatmanız da yapabilirsiniz.

Yazılım Desteği ve Makro Kaydı

Hazır yazılımından bahsetmişken aydınlatmaların dışında yazılımda makro kayıtlarınızda yapabiliyorsunuz. Sonrasında dilediğiniz tuşa makro kaydınızı atayabilirsiniz. Klavyenin önemli bir diğer özelliği de kendi içerisinde “EEPROM” (Electronically Erasable Programmable Read-Only Memory) hafızaya sahip olması. Bu sayede değişiklikleriniz klavyenin hafızasına kaydoluyor. Ayrıca rapor süresini (Polling Rate) de yazılım sayesinde 125hz (8ms), 250hz(4ms), 500hz(2ms) ve 1000hz(1ms) olarak 4 kademeli olarak değiştirilebiliyor.

Black ve Blue Outeme Mekanik Switchler

Motospeed CK108’in Black ve Blue switchli olmak üzere iki ayrı modeli bulunuyor. İncelediğim modeli Black switchli olanı. Switch olarak ise Outemu Mekanik Anahtarlarını kullanıyor. Mekanik klavye denilince akıllara ilk gelen anahtar üretici Cherry’in MX’ serisine benzer özellikler taşıyan Outemu Switchlerinin her tuşuna 60milyon ömür sunuyor. Outemu Blue anahtarının hareket kuvveti 45gr zirve gücü ise 60gr. Black anahtarınınki ise 60gr. Özellikle Blue switchli modeli Cherry MX Blue anahtarına oranla aktivasyon için gereken kuvvet 5gr daha az. Kullanımı çok etkilemese de detay detaydır.

Hangi Switch Hangi Kullanıma Daha Uygun?

Kullanım deneyimlerim sonucunda özellikle kullandığım Black switchli model oyun oynamak için Blue Switch yazı yazmak için daha uygun. Özellikle yazı yazarken Black anahtarında zorlandığımı ve yorulduğu söyleyebilirim. Hareket noktasının 2mm civarında olması tuşun tamamına basmadan basımı algılayabilmesini sağlıyor. Bu özelliği özellikle FPS ve MOBA gibi rekabetçi oyunlarda büyük avantaj sağlayabiliyor. Bu arada klavyenin tüm tuşlarında anti ghosting özelliği bulunuyor.

Ses konusunda ise Black sessiz Blue modeli ise ünlü “klik” sesiyle en gürültülü switch türü. Fakat sessiz olmasına rağmen tuşların basım anında çıkarttığı sesi engellemek için switchlere O-Ring takmanızı tavsiye ederim. Tamamen engellemese de sesi büyük oranda azaltıyor. Ki zaten Blue switchli modelini kullanıyorsanız çıkarttığı sesten memnunsunuz demektir.

Motospeed CK108 klavyesinin üzerinde bulunan Windows tuşunu FN + Windows tuşuyla kilitlenebiliyor. F tuşlarında bulunan multimeyda özelliklerini de FN + F tuşlarıyla kullanıyoruz. Bu tür detaylar her klavyede bulunuyor ama yine de söylemeden geçmeyelim. 1.6mlik kalınca bir kablosu bulunan klavyenin altın uçlu USB 2.0 girişine sahip. Klavyenin üzerinde Türkçe karakterli Ğ,Ü,Ş,İ,Ö ve Ç tuşları bulunmuyor. Neyse ki Türkçe tuş dizilimine sahip klavyeler yakında satışa çıkacak. Benim için çok önemli olmasa da önemseyen birileri vardır illaki.

Artı ve Eksileri

Şimdi geçelim tamamen öznel olarak hazırladığım klavyenin artı ve eksilerine.

Artıları;

  • Önem sırasıyla bakarsak her şeyden önce uygun fiyatı,
  • RGB Aydınlatmaları ve Modları,
  • Yazılım ve Makro desteği,
  • Ne kadar Outemu Switchleri de olsa mekanik hissiyatı,
  • Bilek desteğinin olması. Her ne kadar plastiği pek bir kalitesiz ve işime yaramasa da,
  • Hem görsel olarak hem de fiziksel ağırlığı olarak sağlamlık hissiyatı,
  • Çok büyük artı olmasa da kutu sunumu başarılı.

Eksileri;

  • Tasarımının sönük kalması,
  • Keycaps ve bilek desteğindeki ABS plastiğinin kalitesizliği.
  • Enter Tuşunun boyutu
  • Fırçalanmış metal yüzey ışığından etkisiyle tozu ve kiri çok belli etmesi.

Genel olarak hoşuma giden ve fiyat performans dengesini çok iyi sağlamış bir ürün Motospeed CK108. Ve son olarak klavyeye puanım 8. Bunu fazlasıyle hak ettiğini düşünüyorum özelliklede 200TL’nin altına bir fiyata satın aldığım düşünülürse. İncelememizin sonuna geldik, bir sonraki videoda görüşmek üzere kendinize çok iyi bakın hoşçakalın.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 17 / 20
  • Ercüment Solmaz @ercument-solmaz

    Videoya bakmadım ama yazılı incelemen güzeldi. Emeğine sağlık devamını beklerim. Umarım bana yapıldığı gibi senide soğutmazlar.

  • Ortega @ortega

    Kardeşim Selamunaleykum Ben bilmeden etmeden mavi switch aldım cs go oynamak ve başka oyunlar icin aldım, bu motosped ck 108 i bir sıkıntı olur mu eksisi varmıdır mavi switchli siyah la arasındaki farkı tam olarak nedir

  • UmuTzn @umutzn

    Mekanik klavye switchleriyle ilgili bir yazım var youtubeda da videomu bulabilirsin orada detaylındırmaya çalıştım 👍 kısaca şunu söyliyim sorun yaşamazsın herhangi bir klavyeyle zaten sorun yaşamazsın 😊 ama benim mavi switch tercihin değil kırmızı yada kahverengi daha kullanışlı benim için

    • Ortega @ortega

      yanlış yaptım desene gearbest ten aldım yarın klavye elimde olacak pişman oldum senin bu videoları ve incelemeleri izledikten sonra iade etsemde siyah anahtarlısı var kırmızı yok motospeed de cidden pişman oldum idare edip oynasam mı iade etsem mi bilemedim bi önerin varmı acaba.

    • UmuTzn @umutzn

      @ortega Al al pişman olmazsın kullanırsın sonra satarsın başka alırsın. Bişey olmaz belki çok hoşuna gidecek. %80 oranında blue switch tercih eden bir kitlemiz var sonuçta 🙂

    • Ortega @ortega

      @umutzn tamam kardeşim bunu kullanıp eğer bi aksilik cıkmazsa Corsair Gaming Strafe RGB ye gecerim güzel baktım kaliteli bayağı kırmızı switchli hemde 🙂

    • UmuTzn @umutzn

      @ortega Bütçe meselesi bunlar 🙂 Ben şuan inceleme ürünü olarak Rampage Commander kullanıyorum Blue switchli oda pek alışık olmadığım bir ses şiddetine sahip ama çok hoşuma gitti çok fazla modu var. Eğer Türkiye'den almayı düşünenler varsa CK108'i kesinlikle onun yerine bunu öneririm.

    • Ortega @ortega

      @umutzn umut kardeşim klavye geldi usb report rate 1000 mi yapayım oyun için yararlı olur mu bilgin var mı bu konuda. ?

    • UmuTzn @umutzn

      @ortega Yap dostum eğer aktif oyun oynuyorsan. Günlük kullanımda 125hz bile fazla fazla işini görür.

  • Salihcan @salihcand

    Umut kardeşim ürünü 55$'a satın alacağım yanında 6$ kupon ile birlikte. Satıcıya fiyatı düşük yazdıracağım ama ürün gümrüğe takılırsa gümrüğü nereye ödeyeceğim? Gümrük ne kadara patlar? İncelemede çok güzel olmuş, en ince detayına kadar anlatmışsınız. Teşekkürler...

    • UmuTzn @umutzn

      James Donkey 007 ve yanında Xiaomi kulaklık aldığımda gümrüğe takılan bir kargom oldu ve bana mail yoluyla ulaştılar. Bir form yolladılar, doldurdum ve telefonla da görüştüm sonrasında banka yoluyla veya kredi kartıyla ödeme seçenekleri sundular ama kargo teslimi sırasında elden aldılar ücreti 🙂 Bu arada ürünü kaça aldığın değil aldığın sitede ki satış fiyatı önemli. Kendi alışverişimden örnek verirsem; hesabımda birikmiş puanlarla 20 dolar civarı indirim sağladığım ürünleri ödediğim para üzerinden değil ham satış fiyatı üzerinden vergilendirdiler yani size de gümrük bedeli benzeri bir ödeme çıkarsa 55 dolar üzerinden işlem görecektir. Bu arada yardımcı olabildiysem ne mutlu bana 🙂

seramik_demlik paylaştı.

Kustom Industries - KWGT / KLWP

Android için widget ve etkileşimli duvar kağıdı yapma uygulamaları.

Bu şekilde adlandırmak yanlış olmaz herhalde. Kodlama işlerinden pek anlamayan ama ilgisi olan, kafasındaki tasarımı basit kodcuklar yazarak yapıp kullanmak isteyenler için çok başarılı iki uygulama. Kullanılacak basit kodların çoğu uygulama içinde hazır olarak veriliyor, bunları birbiri ile ilişkilendirip aklınızdan geçen pek çok şeyi yapmak mümkün.
Öncelikle Google Play adreslerini vereyim:

https://play.google.com/store/apps/dev?id=5300483087872269403

Kustom Widget (yani kwgt) bildiğimiz widget'lerden tasarlayıp üretip kullanmamızı sağlıyor. Kustom wallpaper (klwp) ise bildiğimizin ötesinde bir duvar kağıdı anlayışına sahip. Aslında ikisi de çok benzer işlere yarıyorlar; temel fark olarak kustom wallpaper, içine widget gömülü duvar kağıdı yapmaya yarıyor diyebiliriz. Bu şekilde bir de ana ekranı tamamen temizleyecek bir launcher'la birlikte kendi ara yüzünüzü sıfırdan ve kendi istediğini şekilde hazırlayabilmenize olanak sağlıyor.

Ben bazı dezavantajları olmasına rağmen daha çok kostum widget'i kullanıyorum. Boyutunun ayarlanıp telefonun ekranında istenilen yere taşınabilmesi en önemli avantajı. Ama nedense süreli akan animasyonlarda biraz takılıyor, bu tip işler için klwp daha uygun olacaktır, zaten bazı animasyonlar sadece klwp'de var. (örneğin analog saatin saniye kolu gibi)

 

En iyisi kendi hazırladığım bazı widget örnekleri üzerinden anlatayım, kafasında canlandıramayanlar daha iyi anlayacaktır:

24 saatlik kadrana sahip analog saat widget'i:

Kwgt'da saat widget'i yapmak çok basit aslında, çok fazla ücretsiz hazır seçenek olduğu gibi, saat ve dakika için hazır ayarlar da mevcut ama ben burada 24 saat esasına göre çalışan bir analog saat tasarlama istiyordum. Burada işin içine bir çok hesap kitap giriyor ama mantığını bir kere anlatınca çok kolay bir şekilde yapılabiliyor.

 

 

 

 

burada formüller ve kodlama konusuna da giriş yapayım:

Formula Editor yazan kısım, basit kodlamanın yapıldığı yer, alttaki examples kısmı ise örnek kodların olduğu bir nevi kütüphane. buradaki örnek kod, yukardaki saatin 24 saat esaslı çalışan kırmızı akrebi için hazırlandı. $df(hh)$ kısmında "df" date format anlamında, yani tarih saatle ilgili olduğunu gösteriyor. "hh" saatin sadece saat kısmını alacağını *15'de onu 15'le çarpacağını gösteriyor, çünkü 360 dereceyi 24 saate bölersek her saat başına 15 derece düşüyor. sadece bunu yapsak her saat başında akrep 15 derece ilerleyip, bir sonraki saate geçecekti ama ara değerleri göremeyecektik o yüzden aynı şekilde dakikayı da işin içine kattım (360/60dakika=4 derece) saniyeyi de ekledim ama o biraz fantezi oldu 🙂 +180 ise gece 12 aşağı gündüz 12 yukarı gelsin diye yapılmış bir düzeltme. böylece güneş tepedeyken akrep de yukarıyı gösterecek bir nevi güneşi takip edecek. (kadran tasarımı da buna yönelik altı koyu üstü açık renkte yapıldı)

Yukardaki saate eklediğim özellikler şunlar: 24 saat esasına göre analog saat, konum bilgisi ve posta kodu, anlık sıcaklık, günün en düşük ve en yüksek sıcaklıkları, şu andaki hava durumunun grafiği, o güne ait tahmini hava duruma ait grafik, merkezde detaylı saat bilgisi için dakika, pilin kalan yüzdesi ve tahmini ne kadar gideceği (şarj olurken de ne kadar sürede dolacağını gösteriyor), pilin grafik göstergesi, tarih, alarm (şu anda alarm kapalı olduğu için gözükmüyor), güneşin ve ayın doğuş ve batış grafikleri, en dışta havanın aydınlanma durumunu simüle eden renkli kısım, ve ayın o günkü evresinin grafiği.

şeffaf arka planlı hava durumu widget'ı:

Bunu da hanıma yaptım, gerçi çok bir özelliği yok ve aranırsa bu şekilde hazır widget'lar bulunabiliyor ama kullanıcı daha fazlasını istemeyince böyle basit kaldı 🙂 Bunda da anlık, o gün ve ertesi günün hava durumu grafikleri var.

 

 

 

 

iPod Video benzeri müzik kontrolcüsü:

Eski bir kullanıcısı olarak iPod'a epey benzettiğimi söyleyebilirim. Düğmeler gerçekten çalışıyor, neredeyse gerçek iPod'dan bir farkı yok. Şu anda kwgt üzerinden yaptığım için şarkı süresi ve grafiği biraz atlamalı gösteriyor (2-3 saniyede bir yenileniyor) iPod grafiğinin kenarlarında da ufak tefek yırtılmalar var, bunu tekrardan daha detaylı bir şekilde klwp'da yapmayı düşünüyorum. Mavi barı da iPod'un mavi ilerleme barına daha çok benzetmeyi düşünüyorum. Köşedeki pil grafiği telefonun gerçek pil değerini gösteriyor.

 

Henüz dışardan veri alacak bir widget üzerine uğraşmadım, sırada o var. RSS besleme sayesinde internetten veri çekebilmesi lazım. Mesela 500px.com'dan güncel fotoğrafları alabiliyor diye hatırlıyorum. bu sayede maç sonuçlarını, haber başlıklarını çekip gösterecek bir widget yapılabilir belki.

Bir güzel tarafı ise internette bununla ilgili çok geniş bir kaynak var, çoğu da videolu. Yani ingilizce bilinmese bile videosu izlenip bir şeyler yapılabilir. Hatta bu widget'ları oluşturup satanlar bile var. Tek sorun insanların bunları satın alabilmesi için önce KWGT veya KLWP'nin tam sürümünü alması lazım. Bu da satışı epey bir zorlaştırır diye tahmin ediyorum, çoğu insan neden bahsedildiğini anlamayacaktır bile.

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
seramik_demlik paylaştı.

Huawei Watch

 

Ürünü Amazon’un Cyber Monday kampanyasından 200$’a aldım. Eski fiyatı 350$ ama kampanyadan sonra o seviyelere dönmemiş, 260$ civarında dolaşıyor. Bunu seçmemin sebepleri, saate benzemesi ve takım elbiseye uygun olması, ekranın tam daire AMOLED olması ve Android Wear 2.0 beta programında olması, güncellenme ihtimalinin yüksekliği.

 

Cihaz Amerika versiyonu, uluslararası versiyon indirimde değildi. Bu nedenle Türkçe desteklemiyor.

 

Akıllı saatler hemen hemen hiç bir ihtiyaca cevap vermiyor, bunu kabullenerek aldım. Teknoloji meraklısı biri olarak saatin hem iş yerinde kullanılabilmesi hem de biraz eğlenceli olması dışında bir sebebim yok. Elimde daha önce incelemesini de yazdığım Samsung Gear Fit 2 var, incelemede yeri geldikçe kıyaslama da yaptım.

 

Tasarım

Fotoğraflardan da görüldüğü üzere oldukça şık bir cihaz. Güzel bir saat gibi görünürken teknolojik bir ürün olduğunu da belli ediyor. Kordonu standart 18 mm, yani sonradan alınacak başka kordonlarla da kullanılır. Büyüklüğü genel kullanıcı profili için fena değil, ben biraz daha büyük olmasını tercih ederdim. Ama çapına göre kalınlığı biraz fazla, pil vs sığdırmak için belli ki. Günlük kıyafetlerle pek uyumlu değil, ama deri kordon takılarak orta yol bulunabilir. Üzerinde tek bir buton var, sadece basma hareketini destekliyor, döndürme falan yok.

Ekran

Cihazın en başarılı yönü diyebilirim. Renk doygunluğu tam kararında. Piksel yoğunluğu da çok iyi, piksel seçmek pek mümkün değil. Parlaklığı güneş altında da görülebilecek kadar iyi. Otomatik parlaklık ayarı yok, hem tam daire ekran hem de parlaklık sensörü bir arada yapmak zor demek ki. Gear S2’de sensör ekrana gömülü diye okudum, böyle bir şeyi yapmak herkesin harcı değil demek ki. Bekleme sırasında ekranın açık kalma seçeneği var, seçilen saat yüzünün basitleştirilmiş bir hali görünüyor. Ancak bunun da parlaklığı fazla yüksek, karanlık ortamda rahatsız edebiliyor. Mesela Gear Fit 2’de en kısık ayar gece için uygun, rahatsız etmiyor.

Pil

Bekleme ekranı da açık olarak kullanılırsa bir buçuk gün gidebiliyor, parlaklık kısılarak biraz daha zorlanabilir. Bir buçuk günden kastım, sabah şarjdan alıp ertesi akşama, bazen de geceye kadar kullanım. Bekleme ekranı kapatılırsa yarım veya bir gün daha eklemek mümkün oluyor. Şarj etme süresi 60-70 dakika civarında. Ama %90 seviyesine 40 dakikada falan geliyor, sonra çok yavaşlıyor. Hızlı şarj oluyor bence. Yalnız şarj donanımı iyi değil. USB kablosu olan bir disk manyetik olarak yerine oturuyor ve metal pinler temas ediyor. Düzgün oturması için baya dikkat etmek gerek. Kablosu da çok narin duruyor, keşke bu diskin üzerinde Micro USB soket olsa, çok daha kullanışlı olurdu.

Arayüz

Saf Android'in sade tasarımı var burada da. Hemen hemen her şey jestlerle yapılıyor. Yukarıdan parmakla kaydırınca ilk ekran “rahatsız etme” butonunu gösteriyor, bir de 2 saniye falan pil seviyesi görünüyor. Bu ekranda sağa doğru kaydırınca ses açma kapama, tiyatro (yada sinema salonu) modu, parlaklığı sona getirme, ayarlar butonu falan geliyor. Ana ekranda sağa kaydırınca da uygulama listesi, sonra favori kişiler, ve en son sesli komut listesi geliyor. Butona çift tıklayınca direk tiyatro moduna geçip ekranı kapatabiliyor. Tekrar basana kadar ekran kapalı kalıyor.

 

Android Wear destekleyen her uygulamanın saat hali otomatik olarak geliyor. Son kullanılan uygulamalar üste çıkıyor. Kaydırma jestine alternatif olarak butona biraz uzun basınca da bu liste geliyor. Spotify, Shazam falan da destek veriyor. Spotify’da bir liste bulup telefondan çalma başlatmak mümkün. Sesli komutlarla “Ahmet’e ben 10 dakikaya geliyorum diye WhatsApp mesajı at” benzeri komutlar mümkün. Uygulamalar arasında fener de var, son parlaklıkta beyaz bir ekran ekran gösteriyor, bazen işe yarar.

 

Bildirimler alt kısımda görülüyor. Yukarı kaydırınca varsa detay gösteriyor, örneğin mesaj veya mail ise detay açılıyor. Sola kaydırınca siliniyor, varsa bir sonrakini açıyor. Saatten silince telefondan da gidiyor. Gear Fit 2’de böyle değildi. Bu çok hoşuma gitmedi, sonra telefondan bakarım dersem saatin ekranında alt tarafta kalmaya devam etmesi gerekiyor.

 

Rahatsız edilmeme modu seçilirse telefon da direk o moda geçiyor, yada telefondan seçince saat de geçiyor. Bu biraz saçma geldi, telefonda bu moda alıp saatte almamak mümkün olmalıydı ama bunun da yararı var tabi. Ayrı ayrı uğraştırmıyor.

 

Saatin az çok gerçek bir işe yarama senaryoları var, örneğin Google Authenticator çalışıyor, gerektiğinde direk saatten koda bakıp kullanılabiliyor. Keep uygulaması da çalışıyor, alışveriş yaparken telefonu cebimden çıkarmadan listeye bakıp aldıklarımı işaretledim mesela.

 

Bağlantı

 

Telefona tabi ki bluetooth ile bağlanıyor. Ama menzilden çıkarsa WiFi bağlantısı yapabiliyor ve bildirimler gelmeye devam ediyor. Telefonda kayıtlı WiFi ağlarına şifre falan sormadan direk bağlanıyor, Gear Fit 2 ise o ağları tanıyor ama yine şifre istiyor. Anlaşılan saat ile telefon arasındaki bağlantının daha derin olması nedeniyle böyle.

 

Saatin üzerinde hoparlör var, bu şekilde BT üzerinden telefon görüşmesi yapmak mümkün. Ses hiç fena değil, ama ise yarayacağı bir durum pek yok bence. Belki araba kullanırken falan, eğer arabada BT yoksa.

 

GPS özelliği yok.

 

Diğer

 

Adım sayar ve nabız ölçer oldukça iyi çalışıyor. Özellikle nabız ölçer çok tutarlı. Bir çok defa kendim de sayarak teyit ettim.

 

Kendi içinden çok sayıda saat yüzü çıkıyor, bunların hangileri Android Wear standardı, hangileri Huawei’nin kendi ekledikleri, bilmiyorum. Bir tanesi 3D diye geçiyor, saati hareket ettirince ışığın yönüne göre değişen parlama etkisini taklit ediyor. Işığın gerçek yönüne göre çalışmıyor tabi ama güzel çalışıyor ve hoş görünüyor. Bir kaç farklı rengi daha olsaydı iyi olurdu, sadece açık gri var. Google Play’de çok çeşitli saat yüzleri var, ama kendi içindekiler de yeterli.

Telefondaki Android Wear uygulaması çeşitli saat yüzleri ve uygulamalar öneriyor, uygulamaların çoğu fitness odaklı.

 

Kolumu kaldırınca ekranın açılması özelliği gayet iyi çalışıyor, neredeyse hiç şaşmıyor. Gerçi Gear Fit 2 de böyle, üreticiler bu konuyu çözmüş belli ki.

 

Titreşimi çok zayıf. Sorun olacak derecede zayıf, bazen fark edilmiyor. Ama alışınca, ve saat de biraz sıkı takılırsa yetiyor. Belki de bilerek yapıldı, çünkü Gear Fit 2’de özellikle toplantıda falan titreşimden rahatsız olduğum durumlar yaşadım, böyle durumlarda bu saatin titreşimini göz ardı etmek daha mümkün. Yine de daha güçlü olmasını tercih ederdim. Yada mesela üç kere kısa kısa titreme gibi bir seçenek olsa iyi olurdu, fark edilmeyi artırırdı. Bir yerlerde bu mümkün gibi bir şeyler okudum ama ne tekrar o yazıyı bulabildim, ne de öyle bir ayarı.

 

Saatin on yüzünde Huawei yazısı yok, sadece kordonun kilidi üzerinde var ve zor fark ediliyor. Bence iyi olmuş, zaten normalde saatlerin gövdesinde marka yazmaz pek.

 

Ürüne 10 üzerinden 8 veririm. Eksikleri şarj donanımının kötü oluşu ve titreşimin zayıflığı. Ama ekran kalitesi, şarjın bir çok benzer ürüne göre biraz daha iyi olması, şık tasarımı bunları affettiriyor. İlgili internet sitelerinin hemen hemen hepsinde en iyi Android Wear saatler arasında gösteriliyor.
Şarj ile ilgili kişisel bir deneyim ekleyeyim. Sabah kalkınca duş, traş vs esnasında şarja takınca ertesi sabahı çok rahat görüyor, hatta o gün öğlene kadar çok rahat gidiyor eğer şarj etmezsem. Yani her sabah saati zaten takmayacağım bir esnada şarj ederek kesintisiz kullanabiliyorum. Bu da şarj meselesini önemsiz hale getiriyor.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 8
seramik_demlik paylaştı.

Package inspiration(paket-i ilham)

iki haftadır takibime aldığım tasarımla ilgilenen arkadaşların da ilgisini çekeceğeni düşündüğüm dünyanın çeşitli yerlerinden çeşitli ambalaj tasarımlarını gösteren bir site incelemesiyle karşınızdayım.kısaca anlatacak olursak:

iphone 5s kutusu

Nasıl çevrilir diye  düşünürken böyle Osmanlıca misali bi çeviri yapayım dedim.evet sitenin adı bu  “package inspiration”.(İngilizce öğrenmekte olan birisiyim lütfen İngilizcemi kınamayın. :D)

Sitenin içine girdiğimizde hakkında yazanlara bakalım şimdide :(İngilizcemi mazur görmeye devam edin)”Her gün, ambalaj tasarımcılarına ilham vermeye çalışan genç bir ekibiz. Ekibimiz günün en iyi ambalajını seçip sizinle paylaşır. Bu paket-i ilham sitesinin ilerde  ambalaj tasarımcılarının  en iyi ve en büyük  topluluğu olacağına inanıyoruz”. Burda sözü geçen ambalaj konusunu sadece cipsonun dış ambalajı diye anlamayalım burada söz konusu şey bir şişede olabilir,bir dvd’de.

 bir akira kurosawa filmi dvd'i paketi

 

 bir kitap tasarımı

Siteye girdiğinizde dört ana kısımda ambalaj(kutu,paket vs.de olabilir bu) tasarımlarına bakabileceğiniz kısım var.bunlar:

1.kategoriler(medya,elektronik,sportif vs. )

2.materyaller (aliminyum,tahta,plastic vs.)

3.özellikler (öğrenci projeleri,konsept ambalajlama)

4.bölgeler (asya,Avrupa,Amerika,Afrika vs.)

isterseniz tasarımlara popüler, rastgele ,en yeni yada ilgili bir tag ilede bakabilirsiniz.

bir kulaklık kutusu

Yani sitede istediğiniz kategoride istediğiniz materyalden imal edilmiş  şu vasıfla yapılmış ve şu ülkeye ait bir ambalaj tasarımını  bulmanız mümkün.

bir çay kutusu

 

siteye site olarak bakacak olursak gerçekten amacına hizmet etmek için yapılmış olduğu belli.Sade bir arayüzü var .Ayrıca sağından solundan reklam fışkırmıyor.birde tasarımla ilgli olarak göz doyuran fotoğrafları ve resimleri olması.(telefonuma yada bilgisayaramı kapak fotosu yapacak cinsten)

3d printer'larla yapılmış bir golf sopası ve oynama kutusu

En baştada söylediğimiz gibi hergün yeni bir ambalajla yeni bir tasarımla karşılaşabiliyorsunuz.ilginç tasarımlar her zaman ilgimi çekmiştir.sizde benim gibi ilginç tasarımlara ilgi duyuyorsanız ve burdan ilham almak istiyorsanız bi uğrayın derim.(ilköğretimde teknoloji tasarım dersinde kendi kendini temizleyen mezar yapmış adamım sonuçta nası bi ilham gelmişse zamanında 😀 )

bir şemsiye kutusu

bir reçel ambalajı

bir tahta papyon ambalaj tasarımı

 

hatalarımız affola işte ilgili link:

http://www.packageinspiration.com/

#akış #teknoseyir #tasarım #ambalaj #dizayn #paket #kutu #paketilham

BeğenFavori PaylaşYorum yap
seramik_demlik paylaştı.

Bluetooth AUX Ses Aktarım Cihazı (Video)

Bu videomuzda aracınıza ve ya evdeki hoporlor - kulaklığınıza bluetooth özelliği ekleyebileceğiniz küçük bir aleti inceleyeceğiz. #akış #inceleme #youtube

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 14 / 18
seramik_demlik paylaştı.

Opel Astra (K) Excellence 1.6 CDTi ECOTEC

  


Otomotiv tarihinin önemli ve köklü model serilerinden biri olan Opel Astra, geçtiğimiz yıl Frankfurt Motor Show'da, büyük değişimler geçirmiş yeni haliyle karşımıza çıkmıştı. Zamandizininde Kadett A kodlu model ismiyle başlayan bu seri, 1991'de B,C,D ve E'nin ardından sıra gelen F harf kodu ile ancak bu sefer Astra ismiyle yola devam etmişti. O yüzden bugün güncel modelin kaçıncı nesil olduğunu K harf koduyla ayırt etmekteyiz. 

 ABD merkezli General Motors bünyesinde bulunan Opel markası, her ne kadar Avrupa modelleri Avrupa'da tasarlanan ve geliştirilen bir yapıya sahip olsa da, şirketin tee Atlantik'in ötesinden mühendislik kısımlarını etkileyen bazı önemli kararlar vermesi, Rüsselsheim'dakileri 2008 küresel ekonomik krizi ile birlikte sıkıntıya sokmuştu. Insignia modeli ile zor günlerden kurtulmaya çalışan firma bunu nispeten başarmış ve ardından bugün bizlerle olan modellerin geliştirilmesine imkan sağlanmıştı. 


 2011 yılında kolları sıvayan Alman mühendisler, önce hafif alaşımlı bloklardan istifade eden ve günümüz en son teknolojilerini kullanan yeni motorları tasarlamış, ardından her modele özel olarak ağırlık azaltımı çalışmalarına başlamıştı. Bu yazımda bu çalışmaların sonucu olan bir ürün, Opel Astra K HB 1.6 CDTi ECOTEC (136 beygir) 6-ileri otomatik şanzımanlı modelin Exellence donanmılı versiyonuyla ilgili izlenimlerimi aktarıyorum sizlere.


Dış Görünüm

 2013 yılında sergilenen Monza Concept modelinden ilham alındığı dile getirilen dış tasarımda önceki nesile göre daha ince formdaki farlar ve yalın bir görünüme kavuşan gövde panelleri yeni Astra'nın ayırt edici özelliklerinden. Aslında şahsen nedense "J" kod adlı jenerasyonun makyajlısına benzettiğim Astra K'nın bu görünümünde A sütunu ile motor kaputunun aracın burnuna doğru yaptığı açı ile alakası var diye düşünüyorum, bilmiyorum siz de bu görüşe katılır mısınız...

 Testime konuk olan modelin Excellence donanımıyla birlikte gelen IntelliLUX (Matrix LED) far sistemi bu nesille gelen bir yenilik ve ana farlar dışında sinyaller de LED aydınlatmaya kavuşmuş.

 Arka kısımda daha dramatik değişiklikler yaşayan yeni modelin en çok hoşuma giden kısmı da burası; karartılmış reflektör bölümlerine sahip farların içindeki ince şerit şeklinde ve homojen bir ışık veren LED aydınlatma oldukça şık görünüyor. Ayrıca tampon, far ve bagaj kapağındaki enlemesine uzunca çizgiler araca arkadan bakıldığında olduğundan geniş gösteriyor.

Önceki nesilden 5 santim kısa ve 2,5 santim alçak olan yeni Astra'da aks açıklığı bir kaç milimetre azaltılmış ama buna rağmen ön konsolun konumlandırılması ve koltukların kalınlıklarında, yerleşimlerinde yapılan ayarlamalarla diz mesafeleri artırılmış. 

 Yeni Astra'da yapılan bir diğer dikkat çekici değişiklik ise şimdilerde moda olmaya başlamış C-sütunu ile arka camı birleştiren parlak plastik bir parça. Bu birleşim yerine doğru yükselen kapı gövdesi de daha önce Skoda modellerinde rastladığımız bir tasarım detayı olarak gözümüzde canlanıyor.


İç Mekan

 2000'lerin başından 2015'e kadar olan tüm jenerasyonlarında istisnasız bir şekilde düğme kalabalıklığından ve kullanışlılık sorunlarından dem vurulan Opel'de mühendisler sonunda "haydi şuna bir el atalım" demişler ve ortaya son derece başarılı bir iş çıkarmışlar. En üstte Exellence donanımına özel 8,8" ebadında kapasitif dokunmatik ekranlı IntelliLink sisteminin bir kaç temel fonksiyon tuşu (home, radio, media vb.), gayet kolaylıkla ayarlanabilen bir çevirmeli ses seviyesi düğmesi...

 ... alt kısımda da yine geniş geniş bölmelere ayrılmış klima kontrol paneli yer alıyor. Bu panelde sıcaklık ayar düğmelerinde kullanılan parça biraz oynak ve kalitesiz bir yapıya sahip. Orta konsolun en alt dibinde olmasına alıştığımız derin bir göz yerine, benim 4,7" ebadındaki Nexus'umun kullanışlı bir şekilde sığdığı yenilikçi bir eşya saklama çözümü sunulmuş... 

... bu kısmın da altında şerit takip sistemi, ESP, otomatik park yardımcısı ve park mesafe sensörlerinin fonksiyon düğmeleri bulunuyor. ( Oradaki düğme sayısı daha üst bir donanımda 4'ten 6'ya çıkabiliyor, Opel'e bu anlamda olmayan özellikler yerine boş tuş koymamasından ötürü şükranlarımızı sunalım 🙂 )

 Diğer her şeyde olduğu gibi direksiyon simidi tasarımı da değişen Astra bu alanda da kullanışlılığı artırmış. Sol kolda hız sabitleyici, limitleyici ve takip mesafesi kontrolleri yer alırken, sağ kolda ise medya sistemi ve göstergedeki renkli yol bilgisayarı ekranını kumanda eden düğmeler yer alıyor.

 Enjoy ve Design donanımlarından üst seviye Dynamic ve test konuğumdaki Excellence donanıma çıkıldığında kavuşulan kapaklı bardaklık gözü, mekanik el freninin yerini elektro-mekanik olana bırakmasıyla mümkün olmuş.

 Böyle yeni bir otomobilde kabin içi aydınlatmada LED'ler yerine halen eski tip ampüllerin tercih edilmesi dikkatimi çekti. Sıcak ışık bilhassa gözlerimize iyi gelse de bu ampüllerin zamanı artık geçti ve açık unutulduklarında çok ısınıyorlar.

 Torpidoda bazen çok ihtiyaç duyulan değerli hacmin CD çalar ve değiştiriciye gitmesi kimi müzik severi sevindirirken, kimilerinin pek de hoşuna gitmeyebilir. Son derece göreceli bir kavram olan ses sistemi kalitesi için orta karar demem kafi olacaktır, çünkü ne de olsa fiyata dahil olan ve özel bir üreticiyle çalışılmamış standart bir ses sitemi. ( yani audiophile'ler için kötü diyelim kısaca 🙂 )

 Dış tasarım göze hoş görünsün, arka yolculara yeterli baş mesafesi sunalım, bir yandan da bagajı büyük tutalım, arabayı da ağırlaştırmayalım derken arka görüşün neredeyse sıfırlandığı günümüz C-sınıfı Hatchback otomobillerinden bir diğeri olan Astra'da neyse ki kör nokta uyarı sistemi ve arka park mesafe sensörleri Enjoy'un üstündeki tüm donanımlarda standart olarak sunuluyor.

 Arka yolcu baş ve diz mesafeleri ilgili GIF'te de göreceğiniz üzere gayet yeterli. Bu bölümde koltukların sırt ve oturak minderlerinin içeriye göçük olarak tasarlanıp, yan desteklerin artırılması iyi düşünülmüş... 

 ... ayrıca buradaki yolcuların konforu için 2 adet USB portu ve -kış paketi ile gelen -koltuk ısıtma özelliklerine de yer verilmiş. 

 İç mekanda geze geze ulaştığımız son nokta olan bagaj bölümünde önemli bir gelişme yok. Koltuklar dik vaziyette 360 litre olarak açıklanan hacim başlıca rakibi Golf'ten çok da ciddi bir fark olmayan 20 litre kadar geri kalıyor, ancak eğer ki bagaj hacmi ihtiyaç sıralamasında öncelikli ise Astra'nın Batı Avrupa'da çok tercih edilen gövde tipi olan ve ülkemize de getirilen Sports Tourer modelini neden düşünmeyesiniz; ST'de hacim 560 litreye çıkıyor.

 

 

 

 

 

Sürüş | Performans | Tüketim

 Yeni Astra'nın öncellerine göre artık çok önemli bir farkı var, 200 kilograma varan hafifleme. Baştan sona her iç mekan parçasında, motorda, şaside ve gövde panellerinde ağırlık azaltımı öncelikli olarak tasarlanan yeni platform, en az 120 kg, alt donanım ve en küçük hacimli 1.0 litre benzinli SIDI motorda 200 kg'a kadar hafifleme sağlamış. Böylelikle hem yakıt tüketimleri ve beraberinde bir çok Avrupa ülkesinde vergide belirleyici hale gelmeye başlayan CO2 salınımı azaltılmış, hem de zaten tamamı artırılmış güç değerlerine sahip yeni motorlarla tatminkar performans sunulmuş (buradaki tatminkar performans vurgusu, önceden kullanılmak zorunda olan 1.3 CDTi motorun gerçekten güçsüz ve yetersiz kalmasından kaynaklanıyor)

Test aracında bulunan 1.6 CDTi ECOTEC motor 136 beygir maksimum gücünü 4000 d/dk da verebilirken, 320 Nm maksimum tork 2000-2250 d/dk gibi dar bir aralıkta sunulabiliyor (aslında bu 320 Nm tork, turbo boost sayesinde ortaya çıkıyor, 280 Nm tork daha alt devirlerden sunulmaya başlıyor.). Astra model ailesinin 2 litre dizeller ve yakında gelmesini beklediğimiz OPC modellerinden sonra en ağır modeli olan bu motor, şanzıman ve donanım eşleşmesi 1280 kg net ağırlığa sahip.


 Çift kavramalı sisteme sahip vites kutularının çeşitli kronik sorunlarının olduğunu gören ve tercihini klasik tork konvertörlü şanzımandan yana kullanan Opel, performansı törpülemeyen ve yakıt tüketimini de şehir dışı 5 litre, şehir içinde 6 litre civarında tutabilen 6-ileri oranlı bir şanzıman kullanıyor. 0-100 hızlanma videosunda görebileceğiniz üzere X marka bir DCT şanzımanın 0.1-0.2 saniyede gerçekleştirebildiği vites değişimlerinin biraz daha ağır kanlı, şöyle bir yarım saniyede gerçekleştiğini görebiliyoruz.

 Opel'in ve özellikle Astra'nın alametifarikalarından biri olan "Watt's Link" süspansiyon tasarımı,  Fransız rakiplerinde ısrarlarla kullanılmaya devam edilen burulma/torsiyon çubuklu tertibattan avantajlı karakteristiğe sahip. Yalnızca yüksek güç çıkışlı (100kW'den fazla) modellerle sunulan bu ekstra salıncak düzeneği, hem az yer işgal ediyor hem de sonradan bile takılabilecek kadar basit bir yerleşime, tasarıma sahip. Virajlı yollarda Astra'nın sınırlarını zorlamaya başladığınızda aracın arka aksının sizi üzecek bir takım hal ve hareketlerde bulunmasının önüne bu tasarımla geçilebilmiş ama son zamanın klişe tabiriyle tabiki de "bir bağımsız süpsansiyon" değil. 

 

17" Alaşımlı Jantlar -225/45 R17 Lastikler

 Ağırlık azaltımı sırasında göze en çok batan parçaların kullanılması gereken ses yalıtımı alanında malzemeden kaçınılmamış ve sınıfının en sessizi olma iddiasındaki 1.6 CDTI motorun gürültüsü motor kaputundaki akılcı yalıtım çözümleriyle epeyce azaltılmış. Şaşırtıcı bir şekilde baskın olarak ses çıkaran tek parça, şehiriçindeki engebelerde hareket yolu biten süspansiyondan gelen tok, "lapur lupur" şeklinde sesler. Bu sese epey kulak vermemin neticesinde kesinlikle bir başka iç mekan malzemesinden veya lastiklerden gelmediğine, süspansiyondan geldiğine emin oldum. 


Fiyatlandırma | Değerlendirme


 Opel Astra hem ülkemizde hem de diğer pazarlarda tüketici dostu, fiyat / performans oranıyla yüzleri güldürmüş, kendini kanıtlamış bir model. K kod adlı yeni nesil ile gelen bir çoğu standart yeni özellikler ve Exellence donanımıyla Premium sınıftaki modellere de göz kırpmaya başlayan Astra'nın standart özellikler listesi epey uzun ancak bu donanıma özel başlıcalarını sıralarsak; 

  • Elektronik park freni
  • 4.2" (10.7 cm) Renkli Sürücü Bilgi Ekranı
  • Köpekbalığı yüzgeci tavan anteni
  •  
  • 4 yönlü elektrikli ayarlanabilir bel desteği (sürücü)
  • 6 yönlü ön yolcu koltuğu
  • Düşük hızlarda çarpışmayı hafifleten otomatik fren özelliği ile Ön Çarpışma İkazı Çevre Görüş Paketi İçin standart
  • Elektrikli ve ısıtmalı, gövde rengi ve otomatik katlanır yan aynalar Gelişmiş Park Pilotu İçin standart
  • Gelişmiş Park Pilotu
  • Geri Görüş Kamerası
  • Hırsızlığı önleyici alarm sistemi
  • LED Gündüz Farları
  • IntelliLUX® LED Matrix Ön Farlar
  • Uzun Far Asistanı IntelliLUX®
  • LED arka farlar
  • Işığa duyarlı otomatik kararan iç dikiz aynası
  • Krom kaplı kapı eşikleri
  • Kör Nokta Uyarı Sistemi
  • Otomatik Yanan Farlar (Tünel algılama özelliği)
  • Takip Mesafesi Göstergesi
  • Trafik İşareti Tespit Sistemi
  • Yağmur Sensörü
  • Çevre Görüş Paketi
  • Şerit koruma özelliği ile Şerit İhlali Uyarı Sistemi

 80 bin TL'ye 1.6 CDTI 110 beygir ve baz donanımına erişebildiğiniz Astra'yı testime konuk olan epeyce dolu haliyle almak istediğinizde 100 bin TL'lik kampanyalı anahtar teslim fiyata ulaşıyorsunuz. Metalik renk için hiç fark istemeyen ve çift-kavramalılar kadar pahalı olmayan otomatik şanzıman için yalnızca 3,000 TL fark isteyen Opel bu sayede C sınıfında fiyat / performans denilince akla ilk gelen model olmayı daha da itibarı yüksek bir şekilde sürdürmeye devam edeceğe benziyor...

Test aracındaki opsiyonlar; 


 3000 TL fark istenen IntelliLink NAVI 900 Bilgi ve Eğlence Sistemi (8" Dokunmatik Renkli Ekran) - 3 boyutlu navigasyon ve Türkiye haritası - CD çalar. Bu sistem henüz Türkiye'de Apple CarPlay desteklemezken, Andorid Auto ise Opel tarafından bir güncelleme ile daha sonra sunulmaya başlanacak.


 İstanbul için olmasa da karasal kış iklimini yaşayan Anadolu coğrafyamız için çok konforlu olabilecek 1,300 TL fark istenen Kış Paketi ( Ön ve arka koltuklarda, direksiyon simidinde ısıtma, arka yolcular için 2 adet USB portu).


 Diğer tüm teknik ve donanım detaylarına Opel Astra resmi bilgi sayfasından ulaşabilirsiniz.

http://mericdrives.blogspot.com/2016/06/opel-astra-k-excellence-1-6-cdti-ecotec-test.html

#OtoSeyir #akış #Opel #Astra

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 7
seramik_demlik paylaştı.

Peugeot 3008 1.6 BlueHDI EAT6 Allure

2008 küresel ekonomik krizi otomotiv endüstrisine de darbe vurmuştu ve kısa zamanda toparlanma, düze çıkma yolları aranmaktaydı. C-sınıfı platformları yerden yükseltip, ölçüleriyle de minik oynamalar yapıldığında ortaya çıkan Crossover modellerinin yeni bir kâr maksimizasyonu imkanı sağladığı keşfedilmeye başlanmıştı. Peugeot bu sınıfta ortaya çıkaracağı modeli yukarıda bahsettiğim formülden öteye götürüp bir de işin içerisine dünyanın ilk dizel + Hybrid platformunu kattı ve 2008 Paris Motor Show'da aslında 3008'in üretim haline çok yakı olan "Prologue HYmotion4 Concept" modelini sergiledi. Önde 2 litre hacminde 150 beygirlik HDi FAP Diesel motor ve arkada 50 beygirlik bir elektrikli motorla, toplamda 200 beygir gücü 4 tekerleğe de aktaran bu konsept 3008'in piyasaya sunulmasıyla birlikte ülkemize gelmese de Batı Avrupa'da 2011 Aralık ayından beri yollarda görülebiliyordu...

 3008'in bu kısa doğuş serüvenini anlatmamın sebebi aracın muadillerinden farklılaşan, özgün tasarım unsurlarını anlatabilmek. Bahsettiğim Hybrid teknolojisinin elektrik motoru, pilleri gibi parçalar için açılan ekstra hacimler sayesinde bagaj bölümü Hybrid olmayan modellerde gerçekten çok büyük ve noel babanın çuvalı misali içerisine bir şeyler koydukça yeni gelenlere de yer bulunabilen türden. Bu bölümü daha ayrıntılı şekilde iç mekan başlığında anlatacağım.
 Testime konuk olan model 2013'teki makyajla güncelliğini bugüne kadar sürdürmeye çalışmış ancak 2014'ten bu yana 308 ve 208'in gelişiyle yüzü artık iyice eskimeye başlamıştı. 2014'te bu sefer kaputun altındaki gücün kaynağında ve bu kaynağın aktarma organında (şanzımanda) çok önemli değişiklikler yapılmış; ikinci nesil 1.6 BlueHDI motor artık 300 Nm maksimum tork ve 120 beygir gücüyle performans sorunlarını nispeten çözerken, aracın önceki örneklerinde en sıkıntı duyulan kısmı ETG6 (robotik tek kavramalı debriyajlı) şanzıman sorunu, Japon Aisin tarafından geliştirilen yeni EAT6 tam otomatik şanzıman ile çözülmüş. Gelin şimdi öncelikle dış tasarımla test konuğumuzun detaylarına bakmaya başlayalım...
Dış Görünüm
 
 Sınıfındaki diğer seçeneklere göre daha SUVvari görünen 3008'in bu şekilde görünmesine geniş ve yüksek ön ızgara, büyükcene tekerlek davlumbazları ve yüzey alanı epey büyük olan gövde panelleri yardımcı oluyor. Ön ve arka saçakların uç kısımlarına yerleştirilmiş plastik koruma/kaydırma kaplamaları da arazi araçları, SUV'larda ihtiyaç duyulan işlevsel parçalar olsa da burada tamamen estetik amaçlı kullanılmış.
3008'e arkadan baktığımızda 208 ile gelen bir tasarım detayı olan stop lambası grubu içerisinde aslan pençelerini andıran LED aydınlatmalı 3 boyutlu grafikleri görüyoruz. Geri vites lambaları ana grupta yer alırken, sis farları ayrı bir şekilde tamponun alt köşelerine konumlandırılmış.
 4,365 mm uzunluk ve 2,613 mm aks açıklığı ile çok geniş bir iç mekan sunan 3008'in bombeli dış kabuğu içeride aslında çok düzgün bir dörtgen prizmayı barındıyor. Bu geniş mekanın aydınlık ve ferah hissi de büyük cam yüzeyleri sayesinde iyice artırılmış. Allure ve Felline donanımlarında tüm camlar renkli ve arka camlar ise koyulaştırılmış.
 Allure donanımında halojen ampüllü kısa-uzun hüzme ana far grubu, Felline donanımına terfi ettiğinzde Xenon'a kavuşuyor. Bunun dışında LED gündüz farları ve sinyalleri makyajla birlikte standart donanıma dahil olmuş.
215 / 50 / R17 ebatlı Michelin marka lastikler tam da bir Fransız otomobilinden beklenen yumuşak yere basışı sağlarken, jantlar da o kadar küçük kalmayarak göze batmayı engelliyor. Dilenirse bir boy R18 jantlar da opsiyonel olarak alınabiliyor.
İç Mekan
3008'in en sevdiğim bölümüne geldik, iç mekan! Sürücüyü saran yüksek bir orta konsol, kimi meşhur lüks spor otomobil üreticilerinden aşina olduğumuz küçük düğmeler, yine benzer üreticilerin sıklıkla yer verdiği şalter tipi düğmeler, elinizin kolunuzun değdiği bütün yüzeylerde yumuşak plastik ve deri benzeri malzeme kullanımı... Tüm bu özellikler sayesinde 3008'in iç mekanı başlıca rakiplerinden ayrılıyor, özgünleşiyor.
 Yukarıda "kimi lüks spor otomobil üreticileri" dedim ya, işte mesela bu kümenin bir üyesi Audi'den örnek vereceğim; efsaneleşmiş spor otomobil R8'in kokpitine çok benzeyen 3008'de klima ve radyo kumanda panelleri yatay düzleme dar bir açıyla konumlandırılmış, bu sayede buradaki düğmelere çok daha kolay bir şekilde bakış atabiliyor, erişebiliyorsunuz. Orta konsol ile alt konsolu birbirne bağlayan bölümde yolcu tarafında bir tutamaç yer alıyor ki bu da yine R8'deki tasarıma oldukça benzemekte.
  Navigasyon grafikleri ve ekran çözünürlüğü günümüz standartlarından geri kalmaya başlamış olsa da biraz uzakta kaldığı için çok dikkat çekmiyor. Alışması zaman alan menülerde dolaşmak ilk başlarda çok da kolay değil, hatta radyo bölümü bazen insanı çileden çıkartabiliyor.
 3008'in tanıtıldığı ilk zamanlarda dikkat çeken özelleklerinden biri de heads-up yol bilgisayarı ve navigasyon bilgi&eğlence sistemi ekranlarıydı. Bu ikili, orta konsoldaki havalandırma menfezlerinin altına dizilen şartellerden açılıp kapatılabiliyor, konumları ayarlanabiliyor. Çok hoş ve bir ekonomi sınıfı otomobilden daha çok premium sınıf otomobilden bekleyeceğiniz özellikler.
 İki büyük dairesel saat, yakıt ve hararet kadranları ve ortadaki monokrom ekranlı araç bilgisayarından oluşan gösterge grubu, Fransız üreticinin sıradışı gösterge pozisyonu denemelerinden bir diğeri. Neden böyle söylediğim direksiyonun başına geçtiğinizde çok solda kalan devir saati ve çok sağda kalan hız saatini görünce anlaşılıyor. Göstergeleri rahat görebilmek için direksiyon simidi belli başlı pozisyonlarda ayarlanması gerekiyor.
 Bir Fransız MPV'sinin karakteristik özelliği, olmazsa olmazı! derin, geniş ve işlevsel orta kol dayama ünitesi, eşya saklama gözleri. 3008 bu konuda premium sınıfın konforunu XL ebatlarda sunmayı başarmış; şu 0,5 litrelik şişenin kol dayama ünitesinin içindeki küçüklüğüne bakıp anlayabilirsiniz.
 Kıvrımlı yollarda hareket eden metal kaplamalı vites topuzunun oturduğu konsolda kar sembolü ve S harfiyle belirtilmiş iki ilave şanzıman program düğmesi bulunuyor. Bunların haricinde yine çok akkıllıca ve kullanışlı bir yere konumlandırılmış 12V soket ve elektromekanik park freninin düğmesi yer alıyor.
 İlginç bir şekilde müşterilerin tercihine bırakılmayarak Allure donanımında standart olarak sunulan cam tavan, baş mesafesine birazcık azaltsa da 1,85 boy ve 90 kiloluk konu mankenimiz uzun yolculuklar yapabilecek kadar rahat edebiliyor. Kol dayama ünitesi ve arka yolcu havalandırma menfezlerinin bulunması aradığımız önemli diğer şartlar ve bunlar da yerine getirilmiş.
 
 Motor kompartımanından içeri taşan bir parça yüzünden küçük kalan torpido gözü, direksiyon kolonunun altına gizlenen ilave bir gözle telafi edilmeye çalışılmış.
 İç mekanda yolculuğumuz son olarak en arkada, 3008'in yine rakiplerinden farklılaştığı bagaj bölümünde bitiyor.
 Çift açılır mekanizmalı bagaj kapağı her tüketici tarafından çeşitli sebeplerle hoş karşılanmasa da benim hoşuma giden bir özellik; şehiriçinde veya herkesin gözü önünde bir yerde bagajı açtığımda içeride ne var ne yok görünmesini istemiyorsam sadece camın bulunduğu ikinci kapağı açarak eşyalara yukarıdan erişebiliyorum. Şapkalığı örttüğünüzde ve zemini en aşağı indirdiğinizde 512 litre hacim kullanıma elverişli iken, koltukları yatırdığınzda bu hacmi arka görüşü de kesmeyecek şekilde 1000 litreye ulaştırabiliyorsunuz. Elzem durumlarda tıkabasa tavana kadar kullanabileceğiniz bagaj hacmi de 1600 litre olarak açıklanmış.

 

 

 

 
Sürüş | Performans | Tüketim
 PSA grubunun endüstride en başarılı olduğu konulardan biri olan dizel motor teknolojisi, bu sefer Japonların yardımıyla geliştirilen adam akıllı bir şanzımanla buluşunca Fransız Alplerinde yetişmiş bir ineğin sütünden imal edilen tereyağının, sıcak baget ekmekle buluşması gibi bir tat vermiş. Aisin üretimi 6 ileri tork konvertörlü şanzımanın vites geçişleri de öyle bildiğiniz eski tip şanzımanlardaki yavaşlıkta değil.
 AdBlue katkısı sebebiyle BlueHDI ismini alan 1.6 hacimli dizel güç ünitesinin maksimum tork değeri 270'den 300 Nm'ye, beygir gücü de 115'den 120'ye yükseltilmiş. Böylece çok minik aktarım kayıplarına sebep olabileceğini düşündüğüm yeni EAT6 şanzımanın bu olası dezavantajı bertaraf edilmiş hatta yakıt tüketimiyle yüzleri güldürmüş.
 Şehir içi, şehir dışı, yol koşulları fark etmeksizin 6 litre civarında istikrarlı bir şekilde seyreden ortalama yakıt tüketimi, sizi "şöyle mi gideyim, bu tarz mı süreyim" düşüncelerinden kurtarıyor. İster İstanbul trafiğinde uzun vakitler geçirin, ister yolun müsade ettiği azami süratte Sport modunda kullanın, motor - şanzıman ikilisi size yeter gücü sunarak tüketimi 6 litre civarında tutmayı başarıyor -hem de bu 2008 model, ağır hantal gövdeye, şasiye rağmen-. Tork konvertörlü şanzımanın ayağınızı frenden kaldırdığınız andan itibaren kavramaya geçmesine rağmen yeni 3008'de frenleri bir süre daha sizin yerinize tutan yokuş kalkış desteğinin de geldiğini belirteyim.
 Yerden yüksekliğin, 1500 kg ağırlığın ve arkadaki burulma çubuklu süspansiyon tertibatının olumsuz yan etkileri virajlara girmeye başladığınızda huzursuz edici bir savrulma olarak karşınıza çıkıyor, bu da sizi bu modeli tercih etme sebebiniz olan aileniz, sevdiklerinizi de huzursuz etmeyecek şekilde yavaş kullanıma teşvik ediyor. Yakıt tüketiminin ve olası kaza riskleriniz azalması da cabası 🙂 3008 ile ve hatta doğru düzgün süspansiyon geometrisine sahip olamayan her türlü otomobille yapılması gereken de zaten bu temkinli, sınırları bilerek yapılan sürüş.
 Viraj performansındaki olumsuzlukları rahat koltukları, sessiz kabini ve Fransız ekolü yumuşak süspansiyonlarıyla bertaraf eden 3008 yolculuk konforu açısından geçer değil tam not alıyor.
Fiyatlandırma | Değerlendirme
 
 Standart özellikleri arasında otomatik start&stop sistemi, ön-arka park mesafe sensörleri, otomatik park yardımcısı, geri görüş kamerası, heads-up display, Türkiye haritalı navigasyonlu radyo-CD-MP3-AUX çalarlı ve Bluetooth destekli bilgi&eğlence sistemi, çift bölgeli otomatik klima, torpido ve orta konsolda soğutuculu gözler, otomatik perdeli cam tavan, arka yan cam perdeleri, renkli ve karartılmış arka camlar, elektrokom iç dikiz aynası, dış dikiz aynalarında yer aydınlatması ve es geçmiş olabileceğim bir çok donanımı sunan Allure donanımı ve şimdilik ülkemizdeki tek motor - şanzıman seçeneği olan 1.6 BlueHDI EAT6 kombinasyonu, 108.400 TL başlangıç fiyatına sahip. Test aracımda bulunan Sedefli Beyaz renk/boya seçeneği için de 1.700 TL fark isteniyor. Zaten olabildiğince dolu araçta başka da bir opsiyon sunulmuyor ve son fiyat 110,100 TL'ye geliyor. 5,500 TL'lik fark ile alabileceğiniz Felline donanımı merak edenler için; Xenon farlar, Allure'dan farklı olarak 1.200 TL'lik mavi ve kahverengi metalik renk seçenekleri ve tam deri döşemeler bu donanımla geliyor.
 Konfor odaklı ve nispeten uygun fiyata bol donanımlı otomobiller üreten Fransızlardan Peugeot'nun günümüzde satışta olan en eski platformlu otomobilini anlattım bugün sizlere. Kökleri 2000'lerin başına dayanan bu platform yıllar yılı revizyonlar, modifiyeler geçirdi ve 2008 yılında ilk kez Crossover gövdesine bürünerek karşımıza çıktı. Bugün halen ortalamanın çok üzerinde bir konfor sunması, bunu yaparken de güncel mekanik gelişmeleri de yanına katmış olması kimilerine göre başarı, kimilerine göre başarısızlık hikayesi. Ben bu incelemeyi yayınlayana kadar yeni 3008'i görmüş, duymuş olduk, şüphesiz ki bu modelin pabucunu dama atacak ama fiyat farkı da olacağını göz önünde bulundurduğumuzda 3008'in veda etmeden önceki bu en son ve en doygun halini bu sınıfta yeni otomobil arayışlarınızda gönül rahatlığıyla göz önünde bulundurabilirsiniz. Sorunlu ve konforsuz ETG6'lı Peugeot dönemleri artık geride kalmış...
 http://mericdrives.blogspot.com.tr/2016/06/peugeot-3008-1-6-blue-hdi-eat6-allure-test.html
#OtoSeyir #akış #test #inceleme #Peugeot #3008 #EAT6 #BlueHDI #AdBlue
BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 12
  • Agah @agah

    @hsa hadi yaa o sen misin? 🙂 senin boyutlarından bağımsız bir şekilde bana da çok dar geldi o arka kısım. yarın benim arbada ne kadarmış çeker buradan paylaşırım. bana ön koltuk çok arkadaymış gibi geldi.

  • HavayıSüzenAdam @hsa

    @agah_bagrik Meriç in sürüş pozisyonu o. 😀 Bizde kandırmaca olmaz. 😛

  • Agah @agah

    bu sabah arka koltuğa geçtim ve aşağıdaki gibi bir fotoğraf çektim, benim için oldukça ferah. bende boy çok olmasa da (175cm) kilo çok olduğu için dar arabalarda o sıkışma durumunu farkediyorum. üstelik arkada kimse olmadığı için hanımla ben genelde olabildiğince ön tarafı ferah kullanıyoruz (ön koltuğun pozisyonundan ve kapıya gelen hizasından belli olur sanırım) arkada birileri olacaksa biraz öne çekip yine çok daralmadan arka tarafın alanını daha da genişletmek mümkün.

  • Ofpoyraz @redmaner

    Hocam çok güzel bir inceleme olmuş elinize sağlık. Açıkçası ben video incelemelerden ise bu şekilde bol görsel destekli kullanıcı incelemelerini daha çok seviyorum.

seramik_demlik paylaştı.

2007 model Xeon X5460 ile Oyun ve Performans testleri

#akış #Xeon #x5460

Bu testin asıl amacı, eldeki eski, lga775 chipsetli anakarta sahip bir sistemin ayağa kaldırılıp kaldırılamayacağıdır. Kısaca fantazidir. Bu yüzden dalga geçmeyiniz.

Eski bir Xeon ile oyunlarda ne kadar performans alabiliriz? Bunu arıyordum, daha önce de bildirmiştim size. Oyunların testlerini de yaptım ancak video olarak atamayacağım. Boyutları çok büyük. Bu yüzden video yerine yazılı anlatımını yapacağım. Nerelerden patladığını, nerelerde iyi çalıştığını söyleyeceğim. Şimdi, herşeyden önce:

///->>Anakartınıza uygun bir custom bios yüklemeniz gerekebilir. Aksi taktirde Windows işlemciyi göremeyebilir. Bunun için şu linkten size uygun olanı indirip biosu güncellemeniz gerekmektedir. Yabancı bir arkadaş hazırlamış siteyi. Karman çorman. CTRL+F yapıp modelinizi aratmanız gerekiyor 🙂
http://genius239239.myweb.hinet.net/771/?utm_campaign=website&utm_source=sendgrid.com&utm_medium=email

ÖNEMLİ NOT: BIOSU ASLA AMA ASLA WINDOWS ÜZERİNDEN GÜNCELLEMEYİN. ANAKARTI ELİNİZE ALIRSINIZ. WİNDOWS 7 VE SONRASINDA DÜZGÜN DESTEKLENMİYOR BU PROGRAMLAR, HATA VERİYOR.

Bu işlemciyi almanın mantıklı olduğu sadece tek bir senaryo var. Şart sayısıysa bayağı bir fazla:
->Anakartınız LGA 775 soket tipinde olup O.C için yetenekli olması gerekiyor. Çok şart değil ancak gta 5 gibi açık dünya oyunlara güç yetiremezsiniz o.c olmadan.
->Harici, iyi bir soğutucu. Stock fanlar ile normal hızda bile aşırı ısınıyor, kapanıyor. Unutmayın, bu bir sunucu işlemcisi. En azından 4 bakır boru hatlı bir fan yada su soğutma olmalı.
->Beklentileriniz düşük olmalı. Zira GTX 960 ile yaptığım testlere göre bu kart bile bazı oyunlarda en fazla %75'ini kullanabildi.

Dipnot: Monitörünüz 1366x768 çözünürlüğünde ise, birazdan anlatacağımız oyun performansı testlerinde, bazı oyunlarda daha çok fps alma ihtimaliniz var. Zira testler sizin ulaşabileceğinizin çok üstünde yapıldı.

Bu 3 şartı sağlıyorsanız, şimdi size stok hızında fx4300 / i5-750 kadar performans sunabilen bir işlemciden bahsedeceğim. Xeon x5460. Özellikleri şu şekilde:

-4 çekirdek, toplam 4 thread bulunuyor.
-3.16 Ghz stok hız.
-12Mb L2 ön belleği var.
-45nm // 130W güç tüketimi.
-1333 MHz FSB // 1333 mhz ddr3 ram desteği

Son olarak fiyatı, 29 dolar. Yaklaşık 85 lira. Sıfır fx-4300 ise 250 liradan başlıyor. İkinci el kısmında, işlemcilerde genelde bir sorun olmadığını da göz önünde bulundurduğumuzda, gayet kârlı bir çözüm. Ancak ne kadar işe yaradı? Buyrun inceleyelim.

Test sistemimiz:

Anakart: Asus p5g41TM LX
İşlemci: Xeon X5460 3.16ghz
Ekran Kartı: Galax GTX 960 2GB
Ram: 1066mhz hızında çalışan 1333 mhz 2x4GB DDR3 ram
Hafıza: 10 yıllık, 200GB + 3 yıllık 500gb disk. Sistem 200'de kurulu 😀
Windows 8.1 Embedded, Dreamspark sürümü


BENCHMARK PROGRAMLARI

Cinebench R15 cpu testinde 279 puan aldı. Referans olması açısından, fx-8320 stok hızda 547 puan alıyor. Neredeyse iki katı. OpenGL testindeyse 8320 72 fps verirken, x5460 52'de kalıyor.

PassMark testlerine göreyse, eğer O.C yapılırsa i7-920'yi yakalar gibi görünüyor. Detaylı işlemci skorlarıysa aşağıda yer alıyor. İstek üzerine paylaşıyorum, ne işe yaradıklarını bilmiyorum pek.

3D Mark Test Sonuçları

Firestrike testinde bi uyarı verdi. Bunun sebebi windows üzerinden O.C yapılmasıymış. Özel olarak bir ayar yapmadım ama afterburner'de bir kaç ayar aktifti. Herhalde onu gördü.


OYUN TESTLERİ

GTA 5, CS-Go, League of Legends vs Crysis 3 ile testlerimi gerçekleştirdim. Witcher 3'ü indirmeye yetişemedim. Ay başı geldi. 75GB kotanın 26'sını oraya ayıramadım malesef. Testlerin özeti, Açık dünya oyunlarında işlemci can çekişiyor. OverClock ile bir nebze rahatlatılabilmekle birlikte, o kadar zorlamanında pek bir alemi yok.


1- Grand Theft Auto V

1080p, FXAA açık, diğer ayarlar en düşükte ve kapalıysa, her durumda 40+FPS veriyor. Kapalı mekanlarda 60'ı geçiyor. "Neredeyse" sorunsuz çalışıyor. Ben işlemcinin sınırlarını zorlamak amacıyla, çözünürlüğü 1600x900'e düşürüp diğer ayarları arttırdım. Texture ve Anti alising ayarları hariç, bütün ayarları birer kademe yükselttim. Çizim uzaklığını arttırdım. Işıklandırma ayarlarını yüksek ve ultralara çektim. Fps değeri 30+'ya düştü. Patlamalarda 22'leri gördüm. Bunların dışında, fareyi döndürürken minicik takılmalar hissettim. Ama yinede oynanabilir bir haldeydi. Demin "neredeyse" demiştim. Öyle dedim çünkü işlemci texture'ları yüklemeye yetişemiyor. Bildiğin devasa boşluklar oluşuyor. San andreas'tan hatırlarsınız bunu. Tabii, araba kullanırken bir sorun yok. Ama uçak gibi hızlı giden bir araçta yerkürenin yarısını boş beyazlar içinde buldum. Herşey low'dayken bu çok çok nadir görülüyor, onuda ekleyim. DX 10'a düştüğünüzde fps biraz daha artıyor.

Kısacası GTAV'ten geçer notu zar zor aldı. 720p bir monitörünüz varsa işte o zaman geçer not alır. rahat alır.

edit: Bu beyaz alanların sebebi Shadow play ile kayıt alınan disk ile oyunun çalıştığı diskin aynı hdd olması olabilir. standart'ın altında bi hızı var, 2,5" laptop hdd'si. Testte hızlar 50MB/s'yi geçmiyor.

2- CS GO

Bu oyun bozuk. Başka bir şey demiyorum. İşlemci kullanımı yarıda, ekran kartı kullanımı %70 civarlarında. Hiç bir zaman tam olarak kullanamadım parçaları. En alt performans olarak fx-8320 ne verdiyse onu aldım. Üstüneyse ne hikmetse çıkamadım bir türlü. Neyse, önemli olan ani fps düşmelerinden kurtulmaktı. Bunu da başardım. Kalabalık ortamlarda Core2duo e8200 ile 50'lere kadar inen fps 100'ün altına inmedi. Sevindirdi. Tabi 20 botu yan yana dizince 60'a kadar indi ama sonuçta fx8320'de 90'a kadar iniyor 🙂
Sonra, testten bir kaç gün sonra, tabi eski gt 630'unu geri takmıştım, bir yerden denk geldi, bir ayar buldum. Oyunun açılış ayarlarına çekirdek sayısını bildirince DOTA'da performans artışı oluyormuş. Zira oyun çekirdekleri tam görmüyormuş. Aynı motoru kullanmalarından haraketle denememi yaptım. Benim kendimce özel bir testim var. Dust2 haritasında, botlarla bir oyun açıyorum. İlk el herkes midde toplanıyor. Oyunun en zorlayıcı benchmark senaryosu. FPS 5V5'te oynarken gt630 ile 60'a iniyordu. Ayarı yapınca 80'in altına inmedi. Böylesine rekabetçi bir oyunda bu çok önemli bir fark. Ayar şu şekilde:
Steam kütüphanesinden oyuna sağ tıklayıp özellikler diyoruz. Başlatma seçeneklerini ayarla kısmına "-threads X" yazıyoruz. X yerine çekirdek sayısını yazıyoruz. Bu durumda 4, fx-6300 kullanıyosak 6, fx-8320 kullanıyosak 8 yazıyoruz. İnteldeki 2 çekirdek / 4 Threads olayına sahip bir işlemciniz varsa threads'da yazan değeri giriyoruz. Bu sayede gerizekalı oyun motoru işlemciyi komple kullanmayı akıl edebiliyor. Bu küçük ipucu bu yazıyı okuyanlara hediyemiz olsun. Havadan süper bi performans artışı. Şşşt, kimseye söylemeyin 🙂

League of Legends'da hiç bir sorun yaşamadım. En kalabalık anlarda bile 60'ın altına inmedi en yüksek ayarlarda. genelde 130 civarı bi fps değeri aldım. Ekran kartı yine tamamını kullanmadı ama, pek gerekte olmadı.

3- Crysis 3

1080p'de, FXAA açıkken, tüm ayarlar high'dayken testlerimi yaptım. İşlemci kullanımı %100'e vurup durdu. Anlık takılmalar eksik olmadı. Özellikle sahneler arası geçişte 15'lere indi ki bu oynanamaz bir seviye. ama gel gelelim, Bu ayarlarda zaten gtx 960'ın kendisi de zorlanıyor. Yani high yerine medium'da oynamaya razı gelmemiz gerekiyor ki o zaman sorun kalmıyor. FPS 40'lı rakamlarda dolanıyor.Benim anakartım yeterli olmadığından dolayı O.C yapamadım. Birazcık bile yapabilsem sanki kurtaracak gibiydi.

Şartları sağlamanız halinde, yeni ama ucuz bir sistem toplamak yerine bu çözümü deneyebilirsiniz. Biraz fantaziye kaçıyor, doğru. Ama çooook daha ucuza geliyor. Özellikle CS:GO-LoL-Dota-Rocket League gibi oyunlarda mekik dokuyorsanız bu işlemci alabileceğiniz en iyi F/P değerine sahip. Bunun yanına bir 750ti aldınızmı "dadından yinmez." PSU'nuz desteklerse amd tarafında r7 260X'i rakibi olarak görebiliriz. Birazcık O.C ile bu kartları köküne kadar sömürebilirsiniz. Cinebench skoruna güvenerek, bu kartlar ile BF4'ü rahat oynayacağınızı söyleyebilirim. High ayarlarda 1080p'de, hemde en kalabalık anlarda bile, tabi ekran kartında bir sıkıntı yoksa 30+ fps verecektir.. Şahsen denemedim. Ancak Rus dostlarımızın pek çok video kaydı youtube'da var. Fiyatından olsa gerek, bu işlemciyi ve türevlerini çok tutmuşlar 🙂 Birde yanına bir ssd çaktınmı ohh, misler gibi...

Toparlarsam,
-En son çıkan açık dünya oyunlarından umudu kesin bence. Lowda oynarsanız o başka tabi.
-O zaman umutlanabilirsiniz. E-spor oyunlarında sorunsuz çalışıyor.
-Pek çok kullanıcı 4ghz hızında kullanıyor. Bu hızlara çıkabilirseniz eğer, buraya kadar anlattığımızın çok daha ötesinde bir performans alacaksınız. Kesin hemde.

Sorularınız varsa gönderin gelsin. Eksiklerim, hatalarım var, kabul ediyorum. Ancak emekte var, bardağın dolu tarafını es geçmeyelim 🙂 Yazıyı okuduysanız lütfen paylaşın. TS'de bir yazının gündemde kalması çok zor zira.

@lastbas
@tunahanymn47
@frt
@burakozyurek
@ardazeytin

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 12 / 524
  • mücahit şahin @mucahit061

    Konuyu hortlatacak miyim bilmiyorum ama hocam bende
    Asus p5g41t m-lx anakart
    4+4 8 gb ddr3 1333 kingston ram
    Wd 1tb 7200 64m hdd
    Xeon 5460 işlemci var
    Ekran kartı da idare eder oyunlarda max 58-60 dereceyi zor görüyor boşta 37-38 derecelerde gayet stabil çalışıyor
    gtx 960 almayi düşünüyordum sizce almamali miyim ?

    • Ufkabakan @ufkabakan

      GTX960 dediğiniz kart biraz eski 1050Ti ayarında ama ucuza bulursanız alabilirsiniz, bütçeniz uygunsa RX570/RX470/RX480 gibi kartlara da bakabilirsiniz.

    • Ekrem @huseyinekrem

      Darboğaz olacağını göze alarak alın, çoğu oyunda sizi aşağı çeken işlemci olacak. O yüzden internetteki inceleme videolarına falan çok inanmayınn yani adam işlemciyi deli gibi o.c yapıyor, o zaman geçerli o videolar. Bu işlemci 750ti ile darboğaz yapmaz anca, öyle yani. Ama daha iyi kartların da yer yer faydası görülür tabi direk almayın da diyemem.

    • Ufkabakan @ufkabakan

      @huseyinekrem Bu tarz ekran kartı yatırımlarını ben ileriye dönük düşünüyorum. Şuan bu sisteme RX570 ya da GTX960 gibi bir kart takılırsa, oyun performansı artar ama çoğu oyunda CPU tarafından limitlenir. Bunu kabul etmeliyiz ama misal 8-9 ay sonra, bir sene sonra anakart+CPU+Ram ile sistem güncelenirse, ekran kartını yine kullanmaya devam edebilirler.

      Ek not, sisteme ne yapın edin önce ikinci elde olsa 120GB olsa bir SSD alın OS/İşletim Sistemi diski olarak takın.

    • Ekrem @huseyinekrem

      @ufkabakan Orası öyle de genelde bu tarz sistemler bütçe olmadığından kuruluyor, yada çok azı benim gibi meraktan. O durumda sistemin güncellenmesi zor biraz. Tabiki güncelleme olacaksa, ekran kartı geleceğe yatırım olarak tutulabilir. Ama bence dönemin yeni kartını almak eskisiyle idare etmekten daha iyi olur. Zaten bu sistemle oynanacak oyunlara daha ucuz kartların gücü hayli hayli yeter. zamanı gelince de komple emekli edilir.

  • Alirıza YILDIRIM @aryldrm199942

    Hocam bende ga ep45 ud3lr anakart 2x3 ddr2 800 MHz ram x5460 rx570 sistem kullanıyordum eskiden.Pubg kastığı için sistemi r5 1600 8x2 ddr4 3200 MHz ramlerle güncelledim şuan çok memnunum her oyunu her ayarda oynayabiliyorum rx570 x5460 sistemi kullanmış biri olarak söylüyorum ekran kartına o işlemciyle büyük haksızlık etmişim oyunlarda %80 darboğaz yaşıyordum şuanda hiç darboğaz sorunum yok ileride sistem güncelleşmeyeceksen rx570 x5460 için ciddi anlamda darboğaz demek ileride güncellerim diyorsan tavsiye ederim ama değilse masrafa girme bu işin sonu yok şöyle de birşey var kara Cuma’da trendyoldan ga b450 anakart+r5 1600+16 GB RAM toplamda 1400-1500 arası tutmuştu ekran kartını 2 sene önce 1300 e almıştım hani bi ekran kartı parasına sistemi güncelledim yani demem o ki upgrade senin gözünü korkutmasın idareten yavaş yavaş toplamak istersen benim gibi yapabilirsin ama rx580 veya 590 almanı öneririm upgrade edeceksen almışken bir tık üstü olsun

  • mücahit şahin @mucahit061

    Asus p5g41t m-lx DDR3 1333 o.c anakart
    Xeon x5460 1333 12m 3.2 ghz işlemci ( o.c 4 GHz )
    Cooler master hyper 412s soğutucu 12 cm fan
    Kingston 4+4 8 gb 1333 ram
    Sapphire Radeon rx570 pulse itx 4 gb 256 bit ekran kartı
    750 gb 2.5" seagate hdd
    Sistem çok stabil çalışıyor oyunlarda ultra ayarlarda oynayabiliyorum Ssd de ekleyeceğim rx570 sistemi gerçekten çok değiştirdi tavsiye ederim

  • Muhammed Ali Kaya @gsmaksimum

    P43 anakart kullanıyorum.4.2 Ghz'de çalıştırıyor hissedilir bir hız artışı oluyor fakat oyunlarda stabil çalışmıyor. En stabil değel 3.93 Ghz . Uzun vadede arkadaşın dediği gibi chipset falan ısınıyor her türlü sıkıntılı işlem

seramik_demlik paylaştı.

LG 360 Kamera (LG-R105) İnceleme

Merhaba Arkadaşlar,

Daha önce kullandığım bi VR box'ı kısaca anlatmıştım. Şimdi de yeni zamazingom LG 360 Kamera hakkında konuşacağım.

 

Video örneklerini youtube'da bulabiliyorsunuz, ilk fark ettiğiniz görüntünün alıştığınızdan kötü olması oluyor. Cihaz 2K çekim yapıyor ama bunu tüm küresel alana kullandığından bakış açısına düşen piksel yoğunluğu az oluyor. Bunlar son kullanıcıya düşen ilk kameralar. Bundan sonrakiler sürekli üzerine koyacaktır. Teknik özelliklerinden bahsedelim:

Bluetooth Specification V4.1
Wi-Fi Specification 802.11 b/g/n
USB Type Type-C™ USB 2.0
Battery 1200 mAh
Charging time 120 minutes
Optics 13 M, 206° x 2 (Dual Fisheye Lens)
Max. Video Resolution 2560 x 1280 (30 fps)
Max. Photo Resolution 5660 x 2830 (16 M)
Image: JPEG
Video File Format: MP4 (MPEG-4 AVC/H.264, Audio: AAC 5.1 Ch)
Capturing Spherical/Half-spherical image and video
Sound 3 Microphones
External SD Card Up to 2 TB
Dimensions/Weight 1.6" x 3.8" x 1" / 2.7 oz

İki kamera da 190 derecelik açıyı çekebiliyor, sonrasında cihaz iki görüntüyü birleştiriyor. 180-360 derece arasında seçim yapılabiliyor hem kendi üzerinden hem uygulamasından. Üzerinde iki tuş var ve kısa uzun ve çift basma gibi bazı fonksiyonlarla ayarlıyorsunuz.

Ürün sayfasından ya da içinden çıkan kitapçıktan bakmakta fayda var, yoksa bocalarsınız kullanımda, uygulama üzerinden bağlanmada. Androidde bt üzerinden pair oluyor ama veri indirmeyi wifi üzerinden yapıyor. Bende LG G1 var, LG 360 Cam Manager programı benim cihazla uyumlu değil ama G4, G5, Lenovo Vibe P1 veya 5S ile uyumlu (P1 almayı düşündüğüm telefon).

Cihaz uygulama olmadan da üzerindeki çekim tuşundan video veya fotoğraf kaydediyor. Yaptığı aksiyonlarla alakalı ses bildirimi de yapıyor (deklanşör, resetleme, uykudan uyanma vs...) Yine kutu içeriğindeki USB Type-C ile cihazı PC'ye bağlayıp içeriği çekebilirsiniz.

Nette bahsi geçmeyen bir iki bilgiden bahsedelim:

  • 2560-1280 çözünürlükte çekilen 10saniyelik bir video ortalama 20mb tuttu denemelerimde. Video 15771kb/sn, ses 487kb/sn 6 kanal 48kHz olarak gözüküyor.
  • 5560-2830 çözünürlükte çekilen fotoğraflar ise ortalama 4-6mb yer kaplıyor.
  • Cihazın 4gb hafızası var ama içine microSD kart takınca kayıt alıyor. Minimum class10 olsun istiyor.
  • Bir yerlerde okuyunca cihazı güncelledim. LG Bridge üzerinden güncelleniyor, takınca ve programı takınca güncelleme olduğunu söyledi zaten.
  • Coğrafi konum basmak için fotoğrafa uygulama üzerinden çekmek gerekiyor
  • Çektiğim fotoları google plusa yüklediğimde webden "sphere" yani küre özellikli göremedim ama aynı fotoya mobil uygulamadan bakılınca küresel bakış da destekliyor. Facebook kısmını çok araştıramadım, native olarak destekliyordur belki.
  • Çekilen videoyu youtube'a bilgisayar üzerinden attığınızda videoyu 360 video olarak değil normal video olarak atıyor (iki küre şeklinde çekilmiş bir video)
  • Youtube help sayfasında 360 meta verilerinin girilmesinden bahsediyor, denedim ve bu sefer 360 yükledi. Yalnız lenslerin 190 derece açıda olması kullandığım 3rd program ile tam olmadı (altta üstte normal çekimde olmayan bölge oluştu). Doğrusunu bulmak lazım. Normalde uygulaması youtube ve google street view'ı native destekliyor.

Şimdi baştan yazmam gerekeni sonda yazayım. Neden aldım?

  • Öncelik 360 videolara olan  merak ve biraz youtube içeriği oluşturmak. Kim bilir belki biraz adsense'ten para kazanıp makineyi bedavaya getiririz uzun dönemde.
  • Yerel içerik bu konuda az, youtube'a bir kaç video yüklemişliğim var ama hiç içerikten para kazanma olayına girmemiştim, girecek içerik de yoktu tabi. Şimdi anladığım kadarıyla adsense hesabımı da aktif ettim. Ya nasip bakalım, yine de önceliğim amme hizmeti olarak önce memleketimden (sakarya) içerik oluşturmak, sonrasında başka başka yerlerden. Bir adet de tripod aldım bunun için 🙂
  • Eğlenceli bir ürün, farklı bir deneyim. Bence ileride popüler olacaklar. Tabi performansları artar ya da fiyatları düşerse...
  • Daha önceden de google street view'a küresel foto eklemişliğim var, bu konuda daha çok foto eklemek istiyorum, biraz amme hizmeti biraz heves. Türkiyedeki içeriğin az olduğunu görüyorum.
  • Ucuza getirdim, yurt dışı fiyatlarına bakıyordum farklı modellerde, 8-10 model inceledim. En mantıklısı ve uygunu yine bu gözüktü. Hem de bilindik bir ürün olmasıyla ileride elden çıkarma kolay olur diye düşündüm. Yurt dışından getirtmeyi düşünüyordum ama bana yine hemen hemen 200 dolara geldi. LG G5 alan birinden satın aldım.

Bir kaç cümlede de artılarından eksilerinden bahsederek kapatalım:

+Hafif, kompakt, koruyucu kılıfı var tasarımında, aynı zamanda tutacak olabiliyor

+İki tuş iki led ile kullanımda ortalama bir ergonomiyi yakalamışlar, güzel

+Ucuza bulursanız fiyat/performans.

+Fotoğraf çekmeyi seviyorsanız, olayı bir adım ileri taşıyorsunuz. Bazı anları 360 kaydetmek bence güzel bir şey.

+Videodaki ses kalitesini beğendim (3 mikrofon var cihazda, 5.1 destekliyor)

-Su geçirmeme iddaası olsa yaz geliyor, tadından yenmezdi.

-Lensleri çizilir mi çizilmez mi insan çekiniyor, kullanmadığınız her an kılıfında tutmakta fayda var

-Kamerasından doğrudan 360 canlı yayın gibi bir özellik olsaydı güzel olurdu, belki ileride gelir, sistem müsait

-200 dolara bulamazsanız pahalı, 250 dolara kadar da alınabilir fotoğraf ile ilgiliyseniz.

-Görüntü kalitesi videoda giriş seviyesinde, biraz gözümüz alışmış go pro ekipmanlarıyla çekilen 360 videolara, 4K çözünürlükte. Olay 360 ise standardı 4K olmalı.

 

Şu adreste de bir incelemesi var + foto örnekleri:

http://www.gsmarena.com/lg_g5_and_friends-review-1432p4.php

Burada da benim örneklerim var:

https://plus.google.com/+EmreAkar1984

 

Atladığım bir şey varsa yorumlarda yardımcı olmaya çalışırım...

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 13
seramik_demlik paylaştı.

Asrock X99E-ITX/ac Anakart ve NZXT Manta ITX Kasa İncelemesi

Tekrar merhabalar. Daha önce bir duyuru olarak paylaştığım sistemi artık detaylarıyla birlikte inceleyeceğiz.

Öncelikle neden ITX sisteme geçmeye karar verdiğimi belirteyim:

Bilenler vardır. DDR4'e Asus X99 Rampage V Extreme anakart ile geçiş yapmıştım. Kendisi EATX olduğu için Corsair 500R kasaya sığdırmakta güçlük çekmiştim. Sonra bir fırsat yakalayıp Corsair 900D almıştım. Kasa kangal köpeği büyüklüğünde olduğu için eşim "Ya bu kasa ya da ben, ikimiz arasında seçim yap" diyecek noktaya gelmese bile kasanın eve girişinden duyduğu memnuniyetsizliği gizlememişti. Şansım yaver gitti ve anakart ile birlikte gelen OC ön panelinin LCD ekranı bozuldu. Anakartı Vatan PC aracılığıyla (ASUS TR oldukça ahlaksız bir teknik hizmet veriyor, giden hemen her anakartın CPU soketinde kullanıcı hatası var bahanesiyle ücretli soket değişimi yapıyor ve kartı garanti dışı bırakıyordu) CPU soketi mükemmel durumda raporuyla ASUS TR'ye gönderdim. Vatan'a verdikten 9 gün sonra ASUS karta RMA açtı. Sonrasında da "parça değişimi için gereken bileşen ancak yurtdışından gelecek ve yasal süre aşılacak" raporu ile para iadesi yapıldı. Israrla USB 3.1 olan yeni modelini alma hakkımı kullanabilirdim ancak para iadesine razı oldum çünkü ASUS anakart kullanmamaya karar vermiştim. Aynı sıralarda olabilecek en ucuz X99 anakart ile maliyeti azaltmayı düşündüm ama bu kadar dolu bir karttan başka karta insanın içi elvermiyor.

Asrock ITX ise çıktığı günden beridir ülkemize gelmesini beklediğim bir anakarttı. Ancak ülkemizde ITX platformu pek rağbet görmüyor. Hele ki konu X99 chipset olursa... Amazon ABD TR'ye anakart göndermiyor ancak İspanya Amazon'da kartı buldum ve 252 Avro + Kargo + Gümrük= 340 Avro tutan siparişimi verdim. Hesaptan 1140 TL çekildi. Elimdeki 4x4 Quad Channel 3000 MHZ Gskill RAM'leri sattım. Corsair Vengeance 2x8 3200MHZ RAM aldım. Keza anakart X99 chipset ancak quad 256bit yerine Dual 128bit RAM çalıştırıyor. ITX olduğu için 4 RAM slotu sığdırmak imkansız.

İlk başta işlemciyi de satayım, Z170 platformuna geçeyim istedim ancak anakart para iadesi, 900D'nin ve 4x4 RAM kitin satışı vs... zaten toplamda 60 günü bulmuştu. İşlemcinin satılması da nereden baksan 15 günü bulur ve ben de bu esnada anakart - işlemci seçmeliydim ki süre iyice uzayacaktı. Hem küçücük bir anakartın üzerine 5930K gibi bir kuduz köpeği monte etmek de ilginç olacaktı. Kasa olarak da belirlediğim 3 seçenek arasında NZXT Manta'yı beğendim. Çünkü bu kasa hem ITX hem de 2 adet 280mm radyatör sığdırılacak kadar geniş bölümlere sahipti.

 

Neyse artık resimlerle birlikte incelemeyi tamamlayalım:

 

Kutu içeriği oldukça dolu.

 

DDR4 ve 3200MHZ

 

Sata Express'in hemen yanında gördüğünüz M2 porttaki NVME SSD SATA Express portları öldürdü. Bu arada işlemcinin soğutucu montajı için vida boşlukları arasındaki mesafe standart 2011v3 soket değil. Hiçbir platformun standardı ile uyuşmuyor. Kendinden menkul. Bundan sebep 22$ daha masraf yapıp ancak Ebay'de satılan ASETEK firmasının ürettiği narrrow (dar) 2011 ring aldım. H115i'nin pompasındaki orijinal ring'i söküp, yeni aldığımı takacağım. O vakte kadar soğutucu ne yazık ki kafa ütüleyecek. Yani bu anakartı aldığınız zaman piyasadaki hiçbir hava soğutma monte edilemiyor. Bildiğim kadarıyla sessiz soğutmanın en ucuz yolu Seidon V2 sıvı kit. Yalnız kartla birlikte gelen metal dönüştürücü H100i'yi de ufak bir hile ile CPU'ya monte etmeyi başarıyor.

 

Klasik bir ITX. Yani 17x17 cm2 bir anakart. Ancak buna kuduz köpek bir işlemci takacağız.

 

Pek resimlemedim ancak Wifi adatörü taktıktan sonra anakartın arkasından 2 adet anten kablosu çıkarmak için biraz "lego"vari işlemler yapmanız lazım.

 

Adaptörü takmak basit iş. Ancak anten kablolarını bağlayıp anakartın arkasından çıkarmak için ince parmaklı olmak favorim.

 

Odanız uçak pisti kadar gürültülü oluyor. Soğutma çözümü sunucularda kullanılan cinsten. Ancak o sunucu odalarına bakım dışında kimse girmiyor. Girse bile kulaklarını korumaya alıyor.

 

Güç avucunuzda!

 

Intel'in mavisi ve Nvidia'nın yeşili bu küçük mekanda buluşuyor.

 

Üstte 2 adet Cougar Vortex 14MM fan var. Bunlar Sıvı kit montajında radyatöre push (it) görevi görecekler. Şimdilik üstte takılıyorlar.

 

Kasanın power bölmesinde de var ancak burayı tercih ettim. HDD'nin içinde Steam yedekleri var. SSD'ye yükleyince görevini tamamlayıp kasadan defolup gidecek. Meydan 800GB'lık SSD'lere kalacak.

 

Buraya bir adet 280MM'lik Corsair H115i takılı durumda.

 

6 fan bile sığabilir!

 

Kasayla birlikte önde 2, egzoz'da 1, toplam 3 adet NZXT kasa fanı geliyor (1200RPM ve sessiz) Ancak hiçbiri bu kasada kullanılmayacak.

 

H115i Ebay'den sipariş verdiğim Narrow 2011V3 yüzük gelene kadar sadece görselden ibaret.

 

Karanlıkta port aramaya son!

 

Kasanın alt kısmındaki ayaklar gayet sağlam ve kaymaz bir duruş yaratıyor.

 

Asrock ASUS'un markası. ASUS'un kaburga kemiğinden yapılmış. ASUS anakart kullananların kolayca hakim olacağı bir menüye sahip. Alışılageldik tüm araçlar tanıdık yerlerde.

 

Bu ufak soğutucu oldukça kaliteli malzemeye sahip. Cinebench ile %100 yük altındaki işlemcimiz H115i'nin performansına kafa tutacak gibi görünüyor. Termal macun soğutucunun temas yüzeyindeki stok macun.

 

 

Sonuç olarak bu BLOG denen zımbırtıyı ilk kez kullandığım için kaydet ve yayınla dedikten sonra karşıma ne çıkacağını bilmiyorum. Az sonra ormanda odun kesmeye gideceğim için şimdilik diyerek, yayınla butonuna basıyorum. Sonrasında söylemeyi unuttuğum şeyleri ekler veya sohbetini yapabiliriz.

SES:

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 45