Kablonette AKK ile ilgili bi gelişme var mı? #AKNsizinternet

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Kuantum Fiziğiyle ilgili 5 Kaynak

Kuantum fiziği, fiziğin hızla genişleyen genişledikçe karmaşıklaşan alanlarından biri. Bırakın fizikçileri, popüler bilim takipçilerini bile zorluyor. Eğer biraz gayret edip de anlama çabasına girişmek istiyorsanız size aşağıdaki siteleri öneriyorum.

  1. Evren Bilim: Kuantum teorisi aslında kolayca öğrenilebilir. Çünkü hakkında bir çok şey biliyoruz. Ama anlamak için önce klasik teori nedir onu bilmeliyiz. Bahsettiğimiz ne mekanik, ne görelilik, ne de elektromanyetizma. Bunlar sıkıcı ve zor klasik teoriler. Biz biraz daha kolayını anlatacağız. Devamı...
  2. Bilim ve Tekno: Kuantum fiziği, atom altı parçacıkların ve ışığın davranışlarını izleyen ve gözlemleyen fiziğin bir alt dalıdır. Kuantum fiziği dediğimiz şey bizim bildiğimiz fizikten çok farklıdır. Devamı...
  3. Kuantum Teor Blog: Kuantumun kelime anlamı miktardır. Kuantum sözlük anlamı olarak "Bir dalganın olası değerlerinin alt değer kümelerinden biri" anlamın taşır. Devamı...
  4. Fizik Makaleleri: Kuantum fiziği, moleküler, atomik, nükleer ve hatta çok daha küçük mikroskopik düzeyde madde ve enerji davranışları üzerine kurulu çalışmalardır. Devamı...
  5. Bilim Fili: Kuantum fiziği beyninizi mi eritiyor? Öncelikle panik yapmayın. Bu konuda yalnız değilsiniz. Devamı...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

HP Elitebook 840 G1 ve Hackintosh

İyi bayramlar arkadaşlar,

Bir kaç ay önce buraya da danışarak almış olduğum Hp dizüstü bilgisayarıma bir süre önce hackintosh kurulumunu gerçekleştirmiş kullanıyordum hazır boşken de bunun hakkında kısa bir yazı yazıyım dedim.

Öncelikle cihaz hakkında bir kaç birşey yazıyım cihazı alalı 2-3 ay oldu almadan önce buradaki arkadaşlar ve bir çok kişi hp sorun çıkarır vs yazmıştı ama benim de çok alternatifim yoktu ikinci el aldığım için bende bir sorun yaşadım 🙂 garantiye verdim hallettiler servis konusun da mükemmel değiller ama sorunsuz hallettiler herşeyi şuan sorunsuz.

Makina performans olarak işlemci 4200u çok bir beklentim yoktu ama beklediğimden iyi diyebilirim performans testleri internette mevcut zaten ben genel kullanımım sonucu sorun yaşamadım android studio vs kullanıyorum arada bu cihazda ilk derlemede her makinada android studio işlemcinin gırtlağına çöküyor ama benim beklentimi karşıladı .Onun dışında hp nin iş serisi bir makinası olduğu için kasası vs güzel, hdd olarakta 7200 rpm bir disk kullanılmış o da hoşuma gitti SSD alana kadar iyi idare ediyor.

Asıl konuya gelicek olursak bu cihaza amacım Hackintosh kurmaktı ve almadan önce uyumluluğu konusunda araştırıp almıştım bunun sonucu sorunsuz olarak kuruldu, ama tabiki bazı eksikleri vs de var.

 

Kısa kullanım deneyiminden bahsedecek olursam öncelikle klavye düzeni ve kısayollar başlangıçta bir problem buna alışmak zaman istiyor bunun dışında uygulama geliştirmeyle ilgilenenler için hayati öneme sahip " işareti ile ilgili bu işareti maalesef klavyem de kullanamıyordum gösterilen tuşlara basınca çıkmıyordu ve zaten o tuşları kullanmak çok zordu 🙂 klavye düzeninini değiştiren (Ukelele) isimli yazılımla kendime göre ayarladım artık " işareti yapmak klavyede ki en kolay şey 🙂

İşletim sistemine alışmak biraz zaman alabiliyor ama alıştıktan sonra da bir Macbook deneyimi yaşayabiliyorsunuz.

Genel olarak çalışan veya çalışmayan şeylere bakacak olursak:

İlk önce çalışan fonksiyonları;

Genel olarak hayati önemde ki bir çok fonksiyon çalışıyor ekran kartı, uyku modu, ses , batarya ile ilgili fonksiyonlar, touchpad 3 parmak kısayolları ile vs tam olarak çalışıyor ama onun üzerini algılamıyor belki geliştirildikçe bunlarda tam olarak çalışabilir.

Çalışmayan fonksiyonlar;

Wifi kartı çalışmıyor aslında bu bir çok laptop için temel problem oluyor, bunun için uygun bir wifi kart almak şart, eğer iyi bir wifi kart alırsanız bluetooth ile birlikte, işletim sisteminde ki hand-off ve continuity (iphone cihazınızı pc den yanıtlama, pc de yazdığınız maili telefondan devam etme gibi şeyler) özellikleri çalışıyor.

Bunun dışında trackpoint çalışmıyor tam olarakta araştırmadım belki bir yöntemi vardır,

Benim cihazım da Displayport mevcut fakat görüntü aktarımı çalışıp çalışmadığı konusunda bilgim yok deneme fırsatım olmadı.

Kısa dedim ama biraz uzun oldu sanırım şimdilik burada kesiyim, bir kaç fotoğraf ekledim fakat biraz kaliteleri düşük kusura bakmayın elimde ki en iyi cihaz buydu şuan..Teşekkürler

#Apple #MacOS #hackintosh #akış

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Aykut Ç. @aykut

    trackpoint için mi hocam yazdığınız ? bulabilirsem deniyim onu adını falan hatırlıyorsanız?

  • Aykut Ç. @aykut

    @bekirboztas hocam o konuda zaten tonymacx86 üzerinde makineme uygum tüm güncel şeyleri yükledim aslında ona rağmen çalışmadığı için yazdım, çalışmayanlar da beni pek etkilemediği için çok araştırma yapmadım boş bir vaktimde onlarada bakacağım aslında zaten çalışmayan tek şey trackpoint ,
    Wifi kart için mecbur değişecek iyi bir wifi kart alacağım yakında oraya usb den idare ediyorum.

SATILDI

Merhaba; elimde sıfır ayarında (üç gün kullanıldı) ASUS marka R7 240 GDDR3 2GB 128Bit ekran kartı bulunmaktadır. Hazır sistem aldığım bilgisayardan çıktı ve ben de sistemime 1050 Ti taktım. Bu nedenle elimde ihtiyaç fazlası olarak durmaktadır. İsteyen arkadaşlara kargo ücreti kendilerinden olarak 100 TL ye verebilirim. İstanbul içi elden teslim alınabilir. #Satılık #İkinciel

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 6

Paylaşılmıştır belki görmediğim için paylaşıyorum. Doğma büyüme bir İstanbullu olarak 22 yıl geçti. Ne zaman ki Eskişehir'e taşındık, İstanbul'da yaşamadığımızı fark ettim. İstanbul, parası olana, İbrahim Tatlıses gibi bizde para bitmez azalır diyenlere güzel.
https://www.youtube.com/watch?v=xo7DVKEW5Kk

istanbul'un bedeli: bölüm 1 - beyaz yakalı

140journos, “istanbul’un bedeli” serisinde istanbul’da yaşamayı farklı sınıflardan insanların gözüyle inceliyor. "istanbul'da her şey pahalı. bir yere gidiyo...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Çok sevdiğim Macbook air early 2014 (4gb ram 128gb ssd) bilgisayarımı pro almak amaçlı satıyorum. Buradaki arkadaşlara özel 128 gb Jet Drive Lite (445 TL) sd kartı da yanında hediye edeceğim (dışarı çıkıntı yapmayan sd kart). Hafızayı 128+128 gibi düşünebilirsiniz. Pil döngüsü 500 ü geçti ama hala 8-9 saatten aşağı gitmiyor pili. Tamir görmedi, kutusu faturası var, hiç yere düşmedi alt kısımda 2-3 çizik var. Çok uzun zaman matlab, autocad, parallels desktop ile solidworks, mathematica gibi programları kullandım hiçbir sıkıntısı olmadı. Yine parallels ile visual studio rahatlıkla çalışıyor onu da kullanıyorum. Fiyat olarak 2100 TL düşündüm. JetDrive'ı hediye edeceğimden dolayı pazarlık düşünmüyorum. Teşekkürler.
#ikinciel

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 9 / 12
  • H.Uğur ASMA @uykucuasma

    Güzel makine bende de bunun Early 2015 modeli var. Umarım istediğin fiyata satarsın

  • Kenan @k3

    Jet Drive Harici 1950 TL diyeyim. Kullanıcı deneyimi olarak şöyle aktarıyorum. Macbook air ile MSI ge60 0nd arasında çok kaldım sonra kağıt üzerindeki verilere yenilip MSI'ı aldım. Cihaza mSSD taktım, ram yükselttim vs. 1 sene kadar kullandım. MSI a saygım sonsuz ama cihaz aşırı ısınan, track padi düzgün çalışmayan, ölüm gibi ağır, kocaman bir adaptörü olan hantal bir cihaz. Sürekli okula götürüp getirmeye başladığım için bir süre sonra Macbook air'i satın aldım. 4 gb ram vardı 1.4 ghz işlemcisi vardı ama inanılmaz hızlı açılıp kapanan pili bitmeyen ısınmayan ram veya işlemci sıkıntısı kolay kolay yaşamayan bir cihaz. Üstelik 1.35kg ve adaptörü de taşımanız çoğu zaman gerekmiyor. Zaten adaptörü de ufak tefek bir şey. Ufak tefek render işlemlerinde çok da sorun çıkmıyor. Kimi zaman aynı dönemin Macbook prolarından daha iyi sonuç veriyor. Çoklu uygulama, sekme vs kullanımı ile cihazı zora sokmanız pek mümkün değil maalesef. 🙂 Ben sadece 2 kere başarabildim onda da yan ekranda windows 10 içinde visual studio çalışırken, bir yandan da Mac tarafında excel pdfler ve tarayıcı açıktı. Performans olayı için alıcı arkadaşın da zamanı varsa bir kaç ve olaya yabancı ise bir kaç ipucu verebilirim. Bu yüzden söz konusu mac ise kağıt üzerindeki veriler çok da windows kullananımı ile aynı değil.
    @aniliyidogan @mustafatufan

  • txt @txt

    Jetdrive ne kadara satarsin

    • Kenan @k3

      Cihaz bende durduğu sürece depolamaya ihtiyacım var maalesef. O zamana kadar satamam.

    • txt @txt

      @k3 Fiyatta indirim dusunursen ilgilenebilirim. Aldigin donemde cihazin fiyati 2500 civari idi. 2100 fazla sanki

    • Kenan @k3

      @ehuseyin yukarıda jet drive olmadan sadece cihazı 1950 tl ye bırakabileceğimi söyledim. Bu fiyata sadece kırık dökük olanları veya 11" olanları bulabilirsin. Ben cihazı aldığımda dolar 2.2 tl idi bugün 3.5 tl. Maalesef ki yüksek olan bu cihazın 2. El fiyatı değil, doların bugünkü kuru. Para değer kaybedince piyase ister istemez cihazın fiyatı yükseliyor, otomobilde olduğu gibi. Aynı şekilde benim alacağım her şey de aynı oranda zamlandığı için bu fiyat kaçınılmaz oldu. Aslında jetdrive ile cihazı birlikte vermem biraz bu yüzden onu 200-250 tl gibi düşününce cihazın fiyatı biraz daha cazip duruyor. Kusura bakma lütfen.

Evet akn kalkiyor. Ama .... (Ts editörü M.G. öyle birşey dedi kii... ) 😁 #AKK #AKKyeHayır #kota #kotayahayir

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Kapitalizm Uzayda Yeni Sömürü Alanları Açıyor

SpaceX CEO’su Elon Musk, bugünden bir ay önce Meksika’da düzenlenen Uluslararası Uzay Bilimi Konferansında şirketinin Mars’ı kolonileştirme planını “insanı birden fazla gezegende yaşayabilen bir tür haline getirmek” başlığıyla açıkladı.

Musk’ın sunumu sosyal medyada ve medyada büyük ilgiyle karşılandı ve tartışıldı. SpaceX’in planına göre ilk seferde 100 kişiyi Mars’a götürecek bir yolculuğun 2023’te1 yapılması planlanıyor. SpaceX, bu tarihten itibaren her 26 ayda bir kez2 yeni bir insan grubu göndermeyi planlıyor. Eğer her şey planlandığı gibi giderse Musk’a göre ilk seyahatten 30-40 yıl, en geç 100 yıl sonra Mars’ta bir milyon kişilik bir koloni nüfusuna ulaşılabilir.


Şu an Mars’a bir insan göndermenin maliyetinin 10 milyar dolar olduğu hesaplanıyor. Musk, bu maliyeti kişi başına 100 bin dolara indirmeyi hedefliyor ve bunun için bazı teknolojik çözümlere güveniyor.

Plana göre 100 kişi kapasiteli bir uzay aracı yapılacak ve bunu uzaya çıkarmak için 1961-1975 arasında, Ay seyahatlerinde kullanılan Satürn 5 roketlerinden 3 kat daha büyük bir roket yapılacak. Bu roket, uzay aracını yörüngeye çıkardıktan sonra kalkış yerine dikey iniş yapacak3. Roket bu kez yakıt tankerini alıp yeniden yörüngeye çıkacak ve yakıt ikmalinin ardından yakıt tankeri ile roket tekrar yere inecek. Uzay gemisi ise yeni nesil itici roketlerinin yanı sıra Güneş panellerinden destek alarak 80 günde Mars’a ulaşacak. Uzay gemisi geri dönüş için yakıt taşımayacak. Böylece maliyet azalacak. Geri dönüş yakıtı, doğal kaynaklarından faydalanılarak Mars’ta üretilecek.

Musk’ın hedefleri son derece iddialı. O, önümüzdeki on yıl içinde sadece araştırma yapıp dönecek bir astronot ekibini değil, bunun da ötesine geçerek koloni kurmanın ilk adımlarını hedefliyor. Nihai hedef ise gezegeni Dünya gibi yaşanılabilir hale getirmek(terraforming). Bunun için yeterli kaynak bulmak, oraya gidecek araçları ve ekibi hazırlamak gibi sorunların bu kadar kısa sürede nasıl çözümleneceğini ve planın başarılı olup olmayacağını zaman gösterecek.

20. yüzyılın en büyük bilim insanlarından Carl Sagan, eğer Mars’ta yaşam bulursak o yaşamı korumak için gezegene dokunulmamasını öğütlemişti. Sagan’ın, Mars’ın dünyalaştırılmasına dair teorileri “eğer yaşam barındırmıyorsa” koşuluna bağlıydı. Ki bugün bilimsel araştırmalar, Mars’ı ve Güneş Sistemimizdeki yaşam bulundurma olasılığına sahip diğer gök cisimlerini incelerken, tek hücreli düzeyinde de olsa yaşam bulaştırmamaya ve o cisimlerin olası ekosistemlerine zarar vermemeye çalışıyorlar. Buna rağmen Curiosity uzay aracı ile Mars’a tek hücreli canlıların bulaştığı düşünülüyor.

Mars’ta yaşamın bulunmadığından emin değiliz. Geçtiğimiz yıllarda Mars atmosferinde metan gazının da bulunduğu keşfedildi. Bu, orada yaşamın olduğuna dair bir işaret mi yoksa bu metan gazı jeolojik kaynaklı mı? Bu henüz cevap bekleyen bir soru. 2015’te Mars’ta sıvı suyun varlığına dair güçlü bir kanıt elde edildi. Bu da bilim çevrelerinde Mars’ı kirletmeme tartışmalarını bir kez daha gündeme getirdi. Orada sıra dışı koşullarda yaşamayı başaran tek hücreli canlılar olabilir. Kendi gezegenimizde bile böyle canlılar var. Mars’ın bu gizemleri daha fazla araştırılmayı hak ediyor. Fakat SpaceX ve benzeri uzay şirketleri ise Mars’ta yaşam bulunmadığından tamamen emin olma zahmetine girmek istemiyorlar. Onlar bu etik sorunu umursamıyorlar. Orada bir koloni kurarak kapitalizme yeni alanlar açma hedefi dışında her şeyi görmezden geliyorlar. Kapitalizmin varlığı altında bilimsel yöntem, sermayenin çıkarlarına bağımlı kılınınca hiçbir ahlaki kural kalmıyor. Elon Musk’ın 27 Eylüldeki sunumu; teknik ayrıntılara ve maliyet hesaplarına odaklanıyordu, projenin bilimsel faydalarına veya etik problemlerine değil.

Peki, Mars’ın dünyalaştırılması mümkün mü? Bu soruya kısaca evet denilebilir. Venüs’ü dünyalaştırmak için gereken teknoloji, günümüz teknolojisinin sınırlarını aşarken, Mars’ı günümüz teknolojisiyle bile dünyalaştırmak mümkün. Bunun maliyeti ise 2 trilyon dolar olarak hesaplanıyor ki yapılacak işin büyüklüğü karşısında bu oldukça düşük bir rakam. ABD’nin nükleer silah programına ayırdığı 1 trilyon doların iki katı.


Mars gezegeninin bir zamanlar yeterli bir atmosferi, okyanusları ve hatta yaşamı barındırmış olabileceği tahmin ediliyor. Fakat gezegenin atmosferini koruyan manyetik alanının olmaması nedeniyle Güneş rüzgarları her yıl atmosferinin bir kısmını uzaya savuruyor. Bugün bile devam eden bu süreç, Mars’ın atmosferi yüz milyonlarca yıl içinde gitgide seyrelttiği için gezegenin ikliminin soğuduğu, okyanuslarının kaybolduğu ve -eğer var olduysa- yaşamın yok olduğu düşünülüyor.

Mars’ı dünyalaştırmak için atılması gereken ilk adım gezegeni ısıtmaktan geçiyor. Musk bunun için termo-nükleer bombaların kullanımını önermişti. Fakat bilim çevrelerinde daha çok önerilen yöntem, atmosferine karbon salmak. Bugün, gezegenimizi her geçen gün biraz daha yaşanmaz hale getiren küresel ısınma, Mars için gerekli görülen bir şey. Mars, atmosferine karbon salındıkça ısınacaktır. Bu da kutuplardaki karbondioksit buzlarını eritecek, gezegeni daha da ısıtacak ve atmosfere arzu edilen yoğunluğu verecektir.

Mars’ın ısınmasıyla birlikte yer altındaki ve kutuplardaki su buzunun eriyeceği ve Mars’ın tekrar okyanuslara kavuşacağı tahmin ediliyor. Bu noktadan itibaren gezegende yaşamı başlatma ve atmosferini dönüştürme süreci başlayacaktır. Gezegene, atmosferde bulunan yüksek orandaki karbondioksidi fotosentez yoluyla oksijene çevirecek bitkiler, algler ve yosunlar yerleştirilmesiyle atmosferi de zaman içinde solunabilir hale gelecektir. Güneşin ultraviyole ışınları ise daha kalın bir atmosferde sorun olmaktan çıkabilir.

Fikrin günümüz teknolojisini aşan tek kısmı manyetik alan sorununu çözmek. Eğer bu sorun çözülmezse Mars, milyonlarca yıl içinde tekrar şu anki halini alabilir. Bu sorunu çözmek için ortaya atılan öneriler, şu an teknolojimizin sınırlarını aşıyor. Bu sorun da yüzyıllar içinde gelişen teknolojiyle birlikte çözülebilir.

Mars’ın dünyalaştırılmasının önündeki en büyük engel yine kapitalizmin kendisidir. Çünkü bu süreç yüzyıllar, hatta bin yıllar sürebilir. Fakat insan medeniyetinin kapitalizmin varlığı altında o kadar zamanı yok. Kapitalizm, sadece Sanayi Devriminden bugüne geçen 200 yılda dünya ekosistemine ciddi zararlar verdi. Tarih boyunca görülmemiş bir toplumsal eşitsizlik yarattı. İki büyük dünya savaşı ile sayısız bölgesel çatışmaya sebep oldu. Ve şu an, insanlık nükleer bir savaştan hiç de uzak değil. Binyıllar sürebilecek dünyalaştırmayı bir kenara bırakalım, Musk’ın 30-40 yıl içinde milyon kişilik kendine yetebilen koloni fikri için bile zamanımız kalmamış olabilir.

Mars’ı dünyalaştırmak, ancak önce kendi dünyamızda sürdürülebilir ekonomiyle mümkün olabilir. Kapitalizm gibi istikrarsız, sürdürülemez bir toplumsal sistemin varlığında yüzyıllarca sürecek bir işe girişmek imkansızdır. Kapitalistlerin Mars’ı dünyalaştırmaktan söz etmesi sadece projelerine toplumsal destek sağlamak içindir. Dünyayı yaşanmaz hale getiren bir düzenin, başka bir gezegeni yaşanılabilir hale getirebileceğine inanmak için bir neden yok.

İnsanların cam kubbeler altında yaşadığı bir Mars da kapitalistler için yeterli olacaktır. Çünkü bu şekilde de gezegenin doğal kaynakları ve oraya götürülecek binlerce işçi sömürülebilir. Eğer Mars’ta kalabalık koloniler kurulabilirse küresel kapitalizmin elinde hem kaynak hem de pazar olarak kullanabileceği ikinci bir gezegen olacak ki bu kapitalizm için devasa bir adımdır, sömürü için çok büyük bir alan açılmasıdır.

Mars’taki yaşam ihtimalini görmezden gelerek orayı dünya kaynaklı maddelerle kirletmek ve gezegeni yeniden şekillendirmek, hepsinden önemlisi gezegenin kaynaklarını ve oraya yerleştirilen insanları sömürmek, Avrupa merkentalizminin diğer kıtalardaki doğayı ve insanları umursamadan gezegeni fethetmesine benziyor. Örneğin; Amerika, Okyanusya ve Afrika kıtalarının kolonileştirilmesi döneminde yerli halk soykırıma uğrar ve köleleştirilirken ve doğal kaynaklar yağmalanırken, milyonlarca Avrupalı, bu yeni keşfedilen kıtalara göç etmişti. ABD’deki uzmanlar şimdiden kapitalizmin o zamanki genişleme dönemini anarak aynısını Mars için tartışıyorlar. Elon Musk, “Mars’ta çok uzun bir süre iş çok olacak ama işçi olmayacak” diyerek Mars’ın büyük bir emek talebi olacağını vurguladı. Yeterli parayı toplayan herkese Mars’ta yeni bir yaşam vadediyor. Forbes’un haberine göre Mars Topluluğu Derneğinin başkanı Robert Zurbin, Mars’a yerleşme sürecinde, ABD’de 17 ve 18. yüzyıllarda uygulanan göç politikalarının örnek alınması gerektiğini belirtti. Mars’ın madencilik için çok zengin kaynaklara sahip olduğunu vurgulayan Zurbin, Mars’a götürülecek işçiler hakkında, “bu insanları teşvik etmek gerekiyor. 17. yüzyılda Amerikan şirketleri kıtaya çalışmaya gelen göçmenlere şirketleri üzerinden hisse veriyorlardı. Belki böyle bir yöntem izlenebilir” dedi. Zurbin’in açıklamaları sermaye sınıfının Mars’tan ne beklediğinin çarpıcı bir ifadesidir.

Kapitalizm, yeni sömürü alanları açmak için uzaya yöneliyor. Bugün itibariyle uzayla ilgili faaliyet gösterme amacıyla kurulan şirket sayısı 800’ü geçmiştir. SpaceX bunlardan sadece birisidir. SpaceX gibi şirketler ve Hindistan, Rusya, Çin gibi devletler uzaya doğru taşımacılık işini karlı bir sektöre dönüştürmüştür. Virgin Galactic ve Blue Origin gibi şirketler uzay turizmini geliştirmekte ve bundan kar elde etmeyi hedeflemektedir. Yeterince parası olan herkesin uzayda konaklayabileceği uzay otelleri projeleri ortaya çıkıyor. Ay’ın, Mars’ın, Asteroid Kuşağı’nın ve Güneş Sisteminin diğer bölgelerinin zengin madenlerini dünyaya taşıyacak ve bu işten yüksek kar elde edecek şirketler kuruluyor. Planetary Resources bunlardan biridir. Uluslararası Uzay İstasyonunda uzay tarımı deneyleri yapılıyor. Uzaya kurulacak fabrikalar tartışılıyor. Musk, Mars seyahati için geliştirilecek yeniden kullanılabilir dev roketlerin uluslararası ticaret için de kullanılabileceğini söylüyor. O; bu roketlerin, New York’tan Tokyo’ya bir saat içinde kargo taşıyabileceği iddiasında.

Mars’ı yaşanılır kılmaktan söz eden sermaye çevrelerinin 3. dünya savaşına hazırlık mahiyetindeki çalışmalarda bulunması, kendi devletlerinin polis devleti inşasına doğrudan katılması tesadüf değildir. Planetary Resources kurucuları Sergey Brin ve Larry Page, sahibi oldukları Google şirketi ile ABD’nin tüm dünyayı gözetlemesinde başlıca rol oynamaktadır. Blue Origin’in kurucusu Jeff Bezos da Amazon ile bu ağın parçasıdır. Blue Origin ve SpaceX’in geliştirmekte olduğu yeniden kullanılabilir roket teknolojisi Amerikan devleti tarafından stratejik birer silah olarak görülmekte olup desteklenmektedir. Bu nedenle ABD, uzay şirketlerinin yabancı işçi çalıştırmasını yasaklamıştır.

Uzay araştırmalarının itici gücü bilim değil, askeri ve ekonomik getiridir. Bilimsel kazanç sadece bir yan ürün olarak ortaya çıkar. Bu günümüzde böyle olduğu gibi geçmişte de böyleydi. 20. yüzyıldaki uzay yarışı, iki süper güç arasında roketlerin sergilendiği bir gövde gösterisi yarışıydı. John F. Kennedy, NASA müdürü James E. Webb ile yaptığı bir sohbette bunu açıkça ifade etmişti: Yaptığımız her şey Ay yolunda Rusları geçmek için.. Yoksa bu kadar parayı harcamamamız gerekir, çünkü ben uzayla ilgilenmiyorum. Bu bedeli karşılayacak tek şey Sovyetleri yenip, geride kaldığımız birkaç yılı sonlandırmak. Tanrı’nın da yardımıyla, onları geçtik…

Ekonomik ve askeri olarak hiçbir getirisi olmayan ve gelecekte de bir şey kazandırması ihtimali bulunmayan uzay projelerine ise fon ayrılmamaktadır. Örneğin, New Horizons’tan önce yarım düzine Plüton görevi gözle görülür birer askeri-teknik karşılığı olmadığı iptal edildi ve New Horizons, 700 milyon dolar gibi düşük bir rakamı güçlükle bulabildi.

Kapitalizmin varlığı altında sadece askeri çıkarlar ve sömürü alanları açma hedeflerinin izin verdiği şeyler yapılabilir. Tabii eğer ondan önce nükleer bir savaş gezegenimizi kül etmezse. Bilimin, sermaye çıkarlarına dahil edilmediği, toplumsal eşitsizliğin son bulduğu istikrarlı bir ekonomide ise çok şey başarılabilir. Mars’a bilimsel araştırmalar için insan gönderilebilir. Yaşam bulunmaması koşuluyla Mars,dünyalaştırılabilir. Jüpiter ve Satürn’ün yaşam olasılığına sahip uyduları başta olmak üzere Güneş Sistemimizin çeşitli köşelerinde de çok daha fazla araştırma yapılabilir. Bunun için gerekli olan şey sosyalizmdir.

Dipnotlar

1 Bazı kaynaklarda bu tarih 2025 olarak da görülüyor.
2 Dünya ile Mars en yakın konuma 26 ayda bir kez geliyor.
3 SpaceX yeniden kullanılabilir roketleri 2015 sonundan itibaren birkaç kez geri indirmeyi başardı.

iwinoa.com

BeğenFavori PaylaşYorum yap

@cebrail9164

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Panasonic Lumix GH4

Teknoseyir'de GH4 inceleme videosu detaylıca gelecek. Ancak öncesinde GH4 ile ilgili dikkat çeken bir kaç detayı aktarayım.

GH4, diğer tüm GH ailesi gibi video odaklı bir m43 sensöre sahip kamera. Getirdiği en önemli yenilik 4K (4096x216) ve UltraHD (3840x2160) çözünürlükte 23,98, 24, 25, 29,98, 30 fps kayıt yapabilmesi.

Full HD çözünürlükte de 60 kareye kadar (200 mbit) çekim yapabiliyor.

4K kayıt yaparken 100 mbit'lik bir veri genişliğine sahip. Buna rağmen 4K'da çekilen görüntüler - 8bit 4:2:0 olmasına rağmen - 1080p'ye dönüştürüldüğünde 10 bit 4:2:2 renk uzayı kadar veriye sahip olmakta. Bu yüzden 1080p çalışan kişiler için bile, harici kayıt cihazına gerek kalmadan 4K'da çekim yapmak mantıklı hale geliyor.

HDMI'dan sıkıştırmasız 10-bit 4:2:2 çıktı alınabiliyor. Bunun anlamı, Atomos gibi harici kayıt cihazları ile daha yüksek renk uzayında ve bit rate'ler ile 4K ve FullHD görüntü kaydetmek mümkün.

GH3'de olmayan focus peaking özelliği GH4 ile gelmiş. Focus peaking denen olay, görüntüde netlenen noktaları farklı bir renkle belirtiyor ve böylece netleme çok kolay hal geliyor.

Bir diğer önemli yeniliklerden bir tanes 96fps yavaş çekim desteği. Kamera, Yaklaşık 4 kat yavaşlama elde etmek mümkün ama videonun bitrate'i maalesef düşük. O yüzden 60fps çekip post işlemi yaparken yavaşlatmak daha iyi sonuç verebilir. Yazının sonunda yavaş çekim örnekleri var.

Bazı özellikleri madde madde verelim:

* 16MP sensör
* Tamamen dönebilir ekran. Videocular için bu bulunmaz bir nimet.
* LiveViewFinder (Bakaç) OLED %100 kapsama alanına sahip
* Arka ekran 1milyon renk gösteren 3" lik OLED. Ekran dokunmatik. Dokunma hassasiyeti son derece iyi.
* 49 noktalı çoklu netleme noktası

Video konusunda ek özellikler var:

* Time code desteği
* Renk barları
* 1 KHz test tonu - Ses konusuna dikkat edenlere
* "CINELIKE D" ve "CINELIKE V" ile sinema tonlarında, daha düz renklerle, görüntü elde etmek mümkün
* Master Pedestal - Siyah rengini baz alarak parlaklık değeri -15 / +15 arasında ayarlanabiliyor
* Zebra Pattern - Fazla pozlanmış alanlar Zebra deseni ile gösteriliyor

Çarpan konusu: Kullanılan m43 sensörün çarpanı 2x. Yani taktığınız 12 mm'lik lensin 35mm'de karşılığı 24mm oluyor. Fakat 4K video kaydederken bu çarpan 2.2x oluyor.

Fotoğraf konusu:

GH4, fotoğraf konusunda da çok iddialı. Saniyede 12 kare fotoğraf çekebiliyor, ve netleme inanılmaz hızlı. Hızlı lenslerle GH4'ün oldukça iyi iş çıkartabildiğini söylemek mümkün. Kullanımı da oldukça pratik; özelleştirilebilir 5 tane fiziksel tuş, 3 tane de dokunmatik tuş var.

Diğer detaylar:

* WiFi desteği. Akıllı telefon ile kontrol mümkün
* Magnezyum alaşımlı, hava şartlarına dayanıklı gövde

Örnek videolar:
GH4 ile çekilmiş video:
https://vimeo.com/90683855

CineLikeD ve CineLikeV renk profillerinin sonuçları:
https://vimeo.com/90598002
https://vimeo.com/92384772

96fps ile yavaş çekim örnekleri:
https://vimeo.com/92384772
https://vimeo.com/94302084

Resmi tanıtım videosu:
http://www.youtube.com/watch?v=hHKJ5eE7I1k

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 17