Son Derece Kişisel İngilizce Öğrenim Serüvenim

Bu serüvenden kesin olarak öğrendiğim tek şey şu: En iyi yöntem diye genelgeçer bir şey yok. En iyi yöntem kişiden kişiye farklılık gösterir. Hatta aynı kişi bile hayatının farklı dönemlerinde farklı yöntemlerden daha iyi verim alabilir. Ayrıca ne amaçla öğreneceğiniz öğrenme şeklinizi şekillendirmenize ve yöntemi bulmanıza yardım edecektir.

 

Amacım neydi?
İngilizce metinleri okuyabilmek.

Seviyem neydi?

Oyun menülerini anlayabilir düzeydeydim. (A1 diyelim)

18 yaşından sonra dil öğrenme becerisi çok düşüyormuş, gerçek anlamda öğrenemezmişiz. Hem dil dediğin yerinde öğrenilir, kitaptan öğrenilmez. Kitaptan öğrenirsen birisiyle konuşurken apışıp kalırsın. Bu yaştan sonra zor. Dil öğreneceksen dil kursuna git.

Başladığımda yaşım 25'ti. Dediğim gibi amacım okumak olduğu için kitaptan öğrenmemin de hiçbir zararı yoktu. Birisiyle konuşmak için öğrenmedim ama Fransızlar hariç rahatça konuşabiliyorum (sesli olarak). Dil kursuna gitmedim (Gitmenin bir zararı yok ama bana uygun bir öğrenme tarzı değil). Bu lafları söyleyenlerden uzak durmak sizin yararınıza olacaktır.

İyi de benim zamanım yok.

Günde 30 dakikayı genel olarak geçmedim. Şimdilerde ise 5-10 dakika. Aylarca ara verdiğim de oldu. Başlamak hevesti, devam edebilmek disiplin, geri dönebilmek ise kararlılık.

Öğreniyorum ama geri çabuk unutuyorum

Ben de. Hatta öğrenemediğim ve hep unuttuğum kelimeler de var. Örnek verirdim ama unuttum. O yüzden tekrar özelliği olan uygulamardan öğrendim. Ayrıca 100 kelime öğrenip yarısını unutsan bile öğrendiğin 50 kelime senin kazancındır.


Hadi Başlayalım!

İnternette yüz binlerce tavsiye ve kaynak var. Amaç belirlendikten sonra size uygun yöntemi bulmak mesele. Deneyerek buldum. Çoğu kaynağı ve programı denedim. Kimisini kullandım, kimisini bu bana yaramaz diyerek kullanmadım. Hala en iyi öğrenme yöntemini kendiniz deneyerek bulabilirsiniz diye düşünüyorum.

Acaba kaç kelime biliyorum?

Bu site (tık) kabaca bir fikir verecektir. Başlangıçta -not almadığım için unuttum- 1.000-2.000 civarı kelime göstermişti (Ah bunu görmüştüm de anlamını bilmiyorum, bunu biliyordum da unuttum dediğiniz kelimeleri işaretlememeye özen gösterin). Buna benzer sitelerden sağlama da yapılabilir. Sonucunuzu kaydederseniz zamanla ilerlemenizi görüp motivasyonunuzu artırabilirsiniz.

Memrise ile temel atmak.

Memrise, Busuu, Quizlet, Anki, Duolingo, Rosetta Stone, Drops... Bunlar denediğim programlardan birkaçı memrise ile iyi anlaştık. 7 kurstan ve çok sayıda üniteden oluşuyor. Üniteler zihin odası denilen sistemle tasarlanmış. Bir ünitede adlî terimleri öğrenirken diğer ünitede yemekler, sebzeler vb. Kalıcılığı artırıyor. Memrise İngilizce kursu 3800 kelimeden oluşuyor. Bitirdiğimde 4000 kelime ile güzel bir çekirdek oluşturmuş oldum. Sıkı çalıştığım tek dönem Memrise ile çalıştığım dönemdi. Sabah kalkınca ve gece yatmadan programa giriyor, günde yaklaşık 2 saatimi harcıyordum. Birkaç ayda bitti.

Memrise fena değil de bunları zaten biliyorum

İlk kursu kolay gerçekten. Kelimelerin çok büyük bir oranını bildiğinizden basit geliyor. Fakat bunu söyleyip bırakan arkadaşlarımın hiçbiri öğrenemedi maalesef. A1-A2 seviyesiyle bir şeyler anlıyor oluşumuz bizi İngilizce biliyor yapmıyor maalesef. Yükselmek için önce aşağıda olduğunu kabul etmek gerekir.

 

 

Quizlet ile Fiil Öğrenelim

Memrise bitince pek çok program denedim. İngilizce programlarının hemen hemen hepsi en sık 5.000 kelime içinden öğrettiklerinden bildiklerimi tekrarlama hissinden kurtulamadım ve hiçbiriyle devam edemedim. Daha sonra Quizlet ile tanıştım. Burada sayısız kurs (deck) içinden 400 fiil öğreten bir kursla devam ettim. Sonrasında 400-500 civarında sıfat. Testyourvocab bildiğim kelime sayısını 5.000 civarında gösteriyordu, evet öğreniyormuşum gerçekten.

 

Öğrenecek Kelime Kalmadı ama Doğru Düzgün Kitap da Okuyamıyorum?!?!

Burası garip bir dönemdi. Doğru düzgün okuyamadığımı fark edince motivasyonum kırıldı. Öğrendiğimi sanıp öğrenememiş miydim? Aylar süren bir ara oldu. Yabancı dil sınavında 0(sıfır) olan puanımın 50'ye çıktığını görünce (üstelik sınava yönelik hiçbir çalışma yapmadığım halde) tekrardan döndüm.

 

O zaman gramer öğrenelim.

English For Everyone(DK), English Grammar in Use, Kendi Kendine Hızlı İngilizce(Fono) kitaplarını denedim. Fono'yu beğendim ve ondan devam ettim. Rahat ve açıklayıcı bir şekilde anlatıyordu konuları. Daha önce kurslara hazırlananlardan duyup içime korku salan zamanları/"tense"leri farkına bile varmadan rahatça öğretti. Past perfect continious tense ile bir cümle kur deseniz o neydi ki ya? derim sanırım ama o zaman ile kurulan bir cümleyi rahatlıkla anlar ve konuşmalarımda da kullanabilirim.

(Bunların pdfleri internette bulunabilir. Ben de çıktı alıp çalıştım.)

Küçük Adımlar İlkesi

Roman belki çok hızlı olmuştu. Ama B1 seviye cicili bicili masallar okumak da bana göre değildi. Yapamıyordum. Buradan ara çözüm olarak çizgi roman imdadıma koştu.Hem ilgi çekiciydi, hem de bilmediğim kelimeleri gerek çıkarsayabiliyordum gerekse de not edip öğreniyordum. Bitirdiğim ilk çizgi roman Claymore oldu. Seriyi bitirdikten sonra yaklaşık 600 bilmediğim kelimeyi not etmişim. Çizgi romanlar iyi bir ara basamak oldu benim için. Ardından birkaç seri daha bitirdim. Artık sözlüğe bakmama pek gerek kalmıyordu, kelimelerin çoğunu çıkarsayabiliyordum ama yine de öğrenmenin sonu olmadığı için kelimeleri not ediyordum.

Artık kitaba başlayalım!

Uzun bir süre geçmişti aradan. böyle arka arkaya yazdığıma bakmayın çok defa boşverdim, pes ettim, bıraktım ama günler de sürse aylar da sürse geri döndüm öğrenmeye.

Light Novel denen tür yardımcı oldu. Daha önce animesini izlediğim pek çok güzel seri Suzumiya Haruhi (tamam seri kötü ama film güzeldi), Spice And Wolf vb. serilerin light novel denen romanı da var. E-Kitap okuyucu ile güzel bir ikili oldular. Bunların hepsini okuyup bitirmedim, sadece fikir vermesi açısından yazıyorum. Henüz Suzumiya'nın ilk kitabındayım.

Veda zamanı! Ama şimdi durum ne?

Müthiş bir İngilizce bilgisine sahibim diyemem. Artık haberleri ve ağır olmayan kitapları rahatça okuyabiliyorum. Dinlediğini anlama kısmı fecaat. Film, dizi vs altyazı yoksa hak getire. Ama yabancı arkadaşlarımla iletişimim rahat. Kimsenin anadili İngilizce olmadığından dikkatli konuşuyor herkes ve gayet anlaşılır oluyor (Fransızlar hariç 🙁 ). Şimdilik hayatım böyle devam ediyor. Oyunlarda Türkçe yama aramayı bıraktım, film pek izlemiyorum ama denemek için birkaç tane izledim ve İngilizce altyazı yeterli geldi. Artık internetten kurs bulup öğrenmiyorum, yapamıyorum. Öğrenme tarzım değişti. Kendi bilmediğim kelimelerin kursunu oluşturup onları öğreniyorum. Quizlet'ten oluşturup Anki'ye aktarıyorum. Tekrar etmeyince/kullanmayınca insan dili çabuk unutuyor, çok vefasız. Dikkatli olmak lazım.

Dipnot: Testyourvocab skorum 2 binden 12 bin üzerine gelmiş durumda.

Dİpnot 2: Bağlaçları öğrenmek yabancı dil puanına kafadan 20 puan koyuyormuş. ÖSYM bey ne yapıyorsunuz?

Dipnot 3: Deftere kelime yazma yöntemini de bir ara denedim, belki 1 ay kadar. O dönem faydalıydı, ama artık değil (benim için), belki ileride gene faydalanırım, kim bilir?

Dipnot 4: Bir ara Bright uygulaması ile de çalıştım, değinmemişim ona da. Güzeldi.

Dipnot 5: Cümlelerin hepsine bence eklemedim ama siz öyle düşünün. Bunların hepsi bana göre olan şeyler, belki birine faydası olur umuduyla paylaştım sadece.

Dİpnot 6: Özeti arayan sevgili dostlar, en yukarıda.

Dipnot 7: Oyunları da söylemeyi unutmuşum. Coffee Talk, Octopath Traveler gibi durmaksızın aksiyon içermeyen(yani oyuna kendinizi kaptırıp diyalogları "skiplemeyeceğiniz"), istediğiniz zaman durdurabileceğiniz ve sözlüğe bakabileceğiniz oyunlar da büyük yarar sağladı. Oyunları da belki ileride ele alırım.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Uğur Yurtsever ile E3 2018 Öncesi Beklentiler

E3 2018'den beklentilerimizi Uğur Yurtsever ile konuşuyoruz.

Not: Bazı son dakika oyunları bu videoya yetişmedi.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 42

Uğur Yurtsever'le Oyun Gündemi

TeknoSeyir Plus'ın ilk Plus içeriği ile karşınızdayız. Oyun editörümüz Uğur Yurtsever ile son dönemlerde E3'le de hareketlenmeye başlayan oyun dünyasını değerlendiriyoruz.

- Battlefield V'ten ilk detaylar. 

- EA'in lootbox'lar konusundaki ısrarı bitmek bilmiyor. Firma, gelecekte yasal yönden sıkıntıya düşmemek için düzenleyicilerle yakın temas halinde olacaklarını açıkladı.

- PlayStation CEO’su John Kodera’dan PS4 ömrünün sonuna yaklaşıyor açıklaması.

- Söylenti: Sony, AMD ile Ryzen işlemci teknolojisi üzerine çalışıyor.

- Epic, Fortnite'ın ilk yılında düzenlenecek turnuvalar için toplamda 100 milyon dolarlık ödül havuzu oluşturdu.

- Josh Sawyer, Pillars of Eternity 2 genişleme paketleri de tamamlandıktan sonra oyun endüstrisine bir süre ara verecek.

- Divinity Original Sin 2 Definitive Edition, Ağustos ayında çıkıyor.

- People Can Fly, Square Enix ile birlikte yeni bir AAA shooter üzerinde çalışıyor.

- Yeni Leisure Suit Larry oyunu geliyor. Lesiure Suit Larry: Wet Dreams Don't Dry  

- RAGE 2 duyuruldu. Bu sefer işin içinde Just Cause serisinden tanıdığımız Avalanche Studios da var. Oyun Avalanche’ın motorunu kullanacak.

- Conan Exiles'ta neden köle alabiliyoruz? Oyunun yapımcısı açıkladı.

- Platinum Games, Switch'e özel olacak Bayonetta 3'ün yanı sıra oyun dünyasını şaşırtacak yeni bir aksiyon oyunu üzerinde çalıştıklarını açıkladı.

-To the Moon'un animasyon filmi geliyor.

- Monster Hunter filminin yapımına 60 milyon dolarlık bütçeyle Eylül ayında başlanıyor.

- No Man's Sky, Temmuz ayında co-op moduna kavuşacak.

- Shenmue 3 2019'a ertelendi.

- Ubisoft'un korsan oyunu Skull & Bones da ertelendi. 2019-2020 gibi çıkması bekleniyor.

- Ubisoft'un PC satışları artmaya devam ediyor.

- Age of Wonders serisi bilim-kurguya yelken açıyor. Serinin yeni oyunu Planetfall 2019'da çıkacak.

- PDXCon 2018'den yeni oyun ve genişleme paketi duyuruları.

- Paradox'tan masaüstü oyunlar geliyor.

- Tencent, Path of Exile'ın stüdyosunun hisselerinin büyük bir kısmını aldı.

- Nexus Mods, mod yapımcıları için 100 bin dolarlık havuza sahip bir ödül sistemi getiriyor.

- Firewatch'un geliştiricisi Campo Santo ekibinin her biri artık Valve çalışanı. Ekip, yaratıcı özgürlüğünü koruyacak.

- Oyun endüstrisi 2020 yılına kadar 90 milyar dolarlık bir hacme ulaşacak. Oyun endüstrisi ile ilgili çok detaylı bir araştırma.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 113

#GodOfWar , kendi tarzında son yıllarda çıkan açık ara en iyi oyun olmuş. Bir sonraki jenerasyon için yeni bir benchmark, bir çıta belirliyor desem abartmış olmam açıkçası.

Üstelik bu başarının arkasında daha önce denenmemiş fikirler, ezber bozan devrimsel tasarım tercihleri falan yok. Oyun hiçbir konuda çığır açmıyor. Tam aksine, benzerlerini defalarca gördüğümüz fikirler ve tasarımlar üzerine kurulu bir oyun bu. Hatta başarısının sırrı da tam olarak burada gizli olabilir. Zira bugüne kadar yapılmış her şeyi en rafine ve olabilecek en düzgün şekilde kullanarak nefes kesici bir oyun dünyası ve gerçekten anlamlı bir keşif hissi yaratmayı başarıyor.

Oyunun hiç kuşkusuz en güçlü tarafı, bölüm tasarımları. Hatta bana kalırsa; oyunun insanların üzerinde yarattığı etkinin bu derece kuvvetli olmasında en az hikaye anlatımı kadar paya sahip bölüm tasarımları. Evet, zaman zaman kolayca erişilebilecek yerlere ulaşmak için ter dökmemiz gerekebiliyor. Ancak bu durum, bölüm tasarımlarındaki çeşitliliği, çok boyutluluğu ve heyecan verici keşif hissini asla gölgelemiyor.

Tipik "metroidvania" dinamikleriyle böyle epik bir yolculuğun bir araya gelmesi ve ortaya keşfetmesi hem keyifli, hem de çok anlamlı bir dünya çıkması eşine birkaç jenerasyonda bir rastlanacak bir durum. Zira bu tarz oyun dinamikleri, oyun süresini hatırı sayılır ölçüde uzatabilen müthiş bir keşif deneyimi sunacak potansiyele sahip olsa da bir oyunun laneti haline de gelebilir. (bkz. Darksiders) Ne yalan söyleyeyim; oyun çıkmadan önce birileri yeni God of War oyunu 3D bir Metroidvania oyunu olacak deseydi (tamam belki yüzde yüz karşılamıyor ama çok da yanlış bir tanımlama sayılmaz) biraz burun kıvırabilirdim, bu türü genel olarak seviyor olsam da.

Oyunun eleştirilebilecek tek noktası, anlatım dilinin zaman zaman rahatsız edici boyutlara varacak kadar Amerikanlaşması. Böylesini Amerika'nın göbeğinde geçen Last of Us'ta bile görmedim. Kusursuza yakın hikaye anlatımını birazcık lekeliyor bu durum bana kalırsa ve kimi zaman en duygusal anların içine edebiliyor.

Oyunun başarısının ardındaki en büyük etken ise, bence Sony. Başka bir yapımcının, tamamen tek kişilik senaryo odaklı, en ufak bir çevrimiçi özelliği bulunmayan herhangi bir oyun için 5 sene gibi oldukça uzun bir yapım süresi tanıması bugünün oyun endüstrisi şartlarında pek mümkün değil.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • protego @protego

    Son cümleye istinaden, olayı çok da Sony'ye bağlamamak lazım. Detroit Become Human gelecek bu ay, onun da geliştirilmesine 2013'de başlandı, yine 5 yıldır geliştiriliyor multi yok. Witcher örneği var o da bir o kadar. Cyberpunk 2077 gelecek onun kaç yıldır geliştirildi zaten muamma 😀 Önemli olan özenilmesi ve kaliteli iş çıkartmak için uğraşılması. Oyuncular zaten böyle oyunların hakkını veriyor. Yoksa CDProjekt gibi bir firmanın şu anki başarısı mümkün olmazdı. Firmalar daha çok kısa sürede karşılık almak istedikleri için daha hızlı geliştirip pek senaryo bazında çalışmıyorlar. Ama bunun açıkçası "endüstri böyle gerektiriyor" kıvamında olduğunu sanmıyorum

    • Uğur Yurtsever @ugury

      Detroit'in dağıtımcısı da Sony. Detroit'in dağıtımcısı Microsoft olsaydı ya da Activision aynı şeyleri konuşuyor olur muyduk?

      Bu, Sony'nin dağıtımcısı olduğu stüdyoları kreatif anlamda tamamen serbest bıraktığının bir göstergesi. Bahsettiğim şey tam olarak bu zaten. 🙂 Tek örneği de Detroit veya God of War değil. Sony, üç jenerasyondur benzer şeyleri yapıyor. Heavy Rain, Last of Us, Uncharted, God of War, Horizon vs gibi oyunların Sony'den çıkıyor olması bir mucize ya da akıl almaz bir başarı öyküsü falan değil. Yapımların doğru düzgün geliştirme penceresi bulup bulamamasıyla ilgili tamamen. Bugün piyasaya bir dağıtımcı ile birlikte çıkan oyunların %99'u bu sorunu yaşıyor.

      CD Projekt bir istisna. Bağımsız bir stüdyo en nihayetinde. Kendi oyununu kendisi yayınlıyor. Witcher 3'ün oyunların kutsal kasesi olarak görülmesi konusuna şiddetle karşı çıkıyor olsam da bu örneğe uyuyor evet.

    • Melburg @melburg

      Evet ama verdiğin örnek işte sektörde bir tane zaten, şuan hikaye odaklı oyun yapan sektörde dev olarak sony kaldı neredeyse artı bethesda ki mesela sony plus satıyor online için ama kendi oyunlarında online yok, pazarlama açısından pek başarılı bir yöntem değil aslında plus için.

    • protego @protego

      @nuguryurtsever Yayıncı konusunda doğru haklısın ama o biraz bence işin konsol tarafı olmasından kaynaklı gibi. Sony konsol değil de PC oyunlarına odaklanıyor olsaydı bu kadar senaryo odaklı gitmezdi bence. Konsolun anlamı bu çünkü. Ha Microsoft tarafı ne yapıyor dersen, Microsoft pek özel oyunlarla ilgilenmiyor niyeyse. Daha farklı bir amaçları var gibi yoksa koskoca firma istese adam gibi oyun yaptırır herhalde ki 360 zamanında öyleydi

    • Melburg @melburg

      @protego Xbox hiç bir zaman sony exc leri kadar güçlü olamadı ama son dönemdeki oyunsuzlukları bütün piyasayı sony'e verdi

    • protego @protego

      @melburg Valla bilmiyorum. Çıkan tüm oyunların PC'ye de gelmesi bir konsol için garip. Artık Xbox'lar Windows çalıştırıyor zaten iyice ortak platform yaptılar. Bir gün çıkıp "alın size konsol içinde Windows 10 var PC gibi kullanın" diyecekler gibi hissediyorum. Yoksa şu anki haliyle Xbox'ın var olmasının pek anlamı da yok. En azından düzgün bir PC'si olan biri için. Microsoft öyle birşey yapsa çarşı pazar karışır herhalde

    • Uğur Yurtsever @ugury

      @protego Microsoft, Remedy gibi müthiş yetenekli bir firmayı bile bezdirmeyi başardıktan sonra "istese yapar" düşüncesine pek katılamıyorum. Quantum Break gibi bir fikir, arkasında Sony'nin desteğiyle nasıl bir işe dönüşürdü acaba diye düşünmeden edemiyorum ben hala. Şu an Detroit'ten falan bahsediyoruz. Heavy Rain, Beyond Two Souls gibi sadece teknolojiden ibaret vasat oyunlar bile çok acayip klasikler haline geldi Sony'nin desteği sayesinde. Öte yandan Microsoft'un Xbox 360 zamanında da çok orijinal işlere imza attığı söylenemezdi. Kullanıcı tabanının büyük bir kısmı Amerikan gençlerinden oluşuyor. Bu da Microsoft'un oyun işine bakış açısını özetliyor zaten. Oyun yapımı işi vizyon meselesi en nihayetinde. Bu E3, dişe dokunur bir şeyler göstermeleri için son şansları olabilir. Halo ve Gears of War dışında elbette.

    • protego @protego

      @nuguryurtsever Quantum Break güzel oyundu ancak daha ziyade oyunun duyurulması kısmında sorun vardı gibi. Oyunu duyan kimse yok, pazarlama yapamadılar galiba. Daha sonra Steam'e bile geldi ama hiç ilgi çekmedi. Kötü oyun olsa neyse de...

      Ben E3'te veya daha sonrasında Microsoft'tan "AAA exclusive oyun" klasmanında pek bir şey göreceğimizi sanmıyorum. Oyunlarını PC'ye açan bir firmadan pek beklenecek şeyler değil gibi. Xbox'ı PC şeklinde satacakları günü bekliyorum ben, bu ortak platform muhabbeti, Xbox'ta tam anlamıyla Windows çalışması falan başka bir mantıklı açıklaması gelmiyor benim aklıma 😀

  • Özgür'üm, Özgür'sün, Özgür @ozgurg

    Darksiders konusuna katılıyorum. Çok sıkılmıştım oynarken. Mekanikler şekilleniyor ama yine de sıkmayı başarıyor.

  • tansusus @tansusus

    gow dan sonra yerine oyun koyamıyorum.buyuk bosluk oldu.sımdı monster hunter world e basladım oda gayet eglenceli

Bu kadar kaliteli içerik nasıl 20K izlenme alabiliyor anlamış değilim. Nasıl kişileri trend yapıyorsun sen YouTube? Milyon izlemesi olması gereken içerikler bunlar!!!
NOT: Daha önce paylaşıldı biliyorum ama hakkı yenmiş bir içerik, o sebeple tekrar paylaşıyorum.
https://www.youtube.com/watch?v=pNKnKaZcDWE

90'lar ve Hayatımı Kurtaran Oyun Konsolu

90'ların başından 1995 yılına kadar olan kısmı kapsayan bir geri dönüş yapıyoruz. Hem 90'lar dönemine ayaküstü bir yadetmek hem de ilk video oyun konsolumla ...
BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 10

Hamdi Kellecioğlu'nun haftalık gündemlerden ayrılmasına üzülmüş olabilirsiniz, bunu eleştirmek isteyebilirsiniz de bunu neden Levent Pekcan ve Murat Gamsız'ı yerlere vura vura yapıyorsunuz onu anlamadım. Ben TS'yi 2013-2014'te falan izlemeye başladım, tam olarak zamanını hatırlamıyorum ama HK dahil olmadan önceydi. Yani LP ve MG ile de gayet mutluydum, HK'nin da bana bir zararı yoktu. E tabi gündemlere de dahil olunca takipçi olarak alışıyorsunuz, çıkınca üzülüyorsunuz. Aynı şeyi ben de yaşıyorum, hissediyorum ama kimseyi yerlere vurmuyorum. Özellikle görüntülü gündemlerde devamlı LP ile HK'nın arasının çok sıcak olmadığını hepimiz az çok anladık, düşündük ama meselelerin iç yüzünü bilmeden konuşmamak lazım. Ben bize yansıtılmasını istemedim, doğru bulmadım ama demek ki yansıtılacak boyuttaymış ki bakın adam artık gündemlerde olmayacak. Hepiniz birilerine yükleniyorsunuz ama bilmiyoruz ki belki de sorun en başından beri Hamdi'deydi? Bunu nereden bilebiliriz? Özellikle LP'ye yüklenenlere söylüyorum, kamera arkasını bilmediğimiz için fazla oldu bence eleştirileriniz, üsluplarınız... Olayın ne olduğunu öğrensek belki de sadece LP'ye hak vereceğiz ya da sadece HK'ya ya da her ikisine de eşit şekilde... BİLMİYORUZ, BİLMİYORUZ bizdeki sorun da bu. Bilmeden de konuşuyoruz. Bence dikkat edin ve bu kadar ağır yorumlar ile LP'yi küstürmeyin, kimsenin de kalbini daha fazla kırmayın. LP bugün TS'den ayrılsa hanginiz izlemeye devam edeceksiniz? O kadar laf ediyorsunuz adama, bence etmeyin. Kimsenin avukatı falan da değilim ayrıca, içimden geleni söylüyorum çünkü üçü de sevdiğim insanlar.
#akış #hamdiabigündeme #HamdiAbiFANClub #konudışı

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 10 / 20
  • ggzmkst1 @ggzmkst1

    @ronniejamesdio ben olsam tepkileri umursamazdım mesela. çünkü bu tepki de 1 hafta anca sürer. internet ortamı böyledir yani buraya yorum yazıp da bilgisayarı kapadıktan sonra kendi hayatına bakıyor insanlar, kimsenin de umurunda olmuyor. kaç kişinin umurunda Allah aşkına? takipçi "geldi, buraya saydırdı, LP'ye kızdı etti sonra yorumu yolladı, bilgisayarı kapadı ve hayatına devam etti." olay bu bence.

  • ggzmkst1 @ggzmkst1

    bu kadar büyütülmesin demek istiyorum yani kaç taneniz burada yorum yazdıktan sonra, bu siteyi kapatıp da kendi reel hayatınıza döndüğünüz zaman bu durumu düşünüp dertleniyorsunuz? var mı mesela gece uyuyamayan bu yüzden? Ay HK gündemden gitti diye dertlenen var mı? hiç sanmıyorum. enerjinize yazık bence ama siz bilirsiniz tabi...

  • Fırat ➕ @frt

    Sen olayı "Ya Hamdi de artık gündemlerde olmayacak ehehe. İlk haberimiz..." şeklinde geçiştirirsen insanlarda böyle komplo kurar işte. Asıl sorun bu, iletişimsizlik.

Haquarion paylaştı.

Yorumların biraz hafiflemesi ile artık toplu yanıt verebilirim.

HGD bildiğiniz gibi canlı değil. Dolayısıyla video sırasında bir aksilik olduğunda baştan alıp, kesebiliyoruz. Mesela aşırı gürültülü bir araba geçiyor, durup baştan başlıyoruz, ambülans geçiyor baştan başlıyoruz, bir haberin içeriği tatmin etmiyor, montajda siliyoruz.

Eğer ki LP'nin lafı sorun olsaydı, o an devam edilse de sonradan kesilirdi. Montajı yapan arkadaşlar bile bir sorun görmediler. Çünkü LP bu lafı daha önce defalarca söyledi. Bazen bana söyledi ama en çok da kendisine söyledi. 2011 yılından beri gündemi takip edenler bunu doğrulayacaktır.

Hatta LP'nin klasik tavrıdır genelde kendisi lafı en çok uzatan kişi olduğundan, 'çok uzattık' der kendine kızar. İzleyici de lafı uzatmadığı için yorumlarda 'keşke uzatsaydın' der. TS ritüeli gibi bir şey.

Bunu bilmek için de sadece iki üç haftalık gündem dinleyicisi olmak bile yeterlidir. Dolayısıyla 'dinleyen kaldıysa' lafı onun daha önce defalarca yaptığı, uzun süren konuşmalara verdiği tepki. Konu Apple bile olsa 10 küsür dakikayı tek kişinin konuşması uzun bir süredir. LP bunu kendisi de yaptığında ki en çok yapandır, rahatsız olduğunu belirttiği gibi gündemin de 1 saati aşmaması konusundaki isteğini defalarca belirtti. İğneyi her zaman önce kendisine batırdı bu konuda.

Hatta LP'nin en meşhur 'atarlarından' birini Serhan Hepşen dostumuz şu şekilde resmetmiş.
https://teknoseyir.com/yuklemeler/ornek/lp.JPG

Bu haftaki gündemde E3 konusunda oyunlara değinmeden geçmemizin sebebi de oydu. Gündem bir saati aşacaktı. O yüzden sadece Xbox konuşup kapattık. Bu LP'nin görüşü, gündemin uzun olmasından yana değil. Ve rakamlar gösteriyor ki LP haklı. Sonuna kadar izleyenler hatta 2 saat olsun diyenler de var ama gündemin izlenme yüzdesi, YouTube'un kritik eşiği olan %30 seviyesinde. Daha ilginç bir istatistik, gündemi sonuna kadar dinleyenler listesinde Türkiye ilk onda bile değil. Yurt dışından dinleyenler sonuna kadar gidiyor, hatta geri alıp tekrar dinliyor. VPN ile bağlananlar da bu listede fakat Lübnan'ın favori VPN sunucuları arasında olduğunu sanmıyorum.

Dolayısıyla LP maddelerin uzamasına her zaman tepki gösterdi ve bunu kamera önünde yaptı. Dinleyen kaldıysa lafı da bu seride Hamdi'nin içeriğine söylendi çünkü bu hafta konuyu o uzattı. Konunun önemi burada etkisiz eleman. Gündemin formatında bunu yapmamaya çalışıyoruz. Aynı konu ve uzun olsa bile mutlaka diyalog olmalı.

Peki Hamdi Apple'ı 15 dakika konuştu diye yanlış mı yaptı?
Hayır çünkü aksi durumda hiç konuşulmadan geçilmiş olacaktı. Ancak maalesef bardak işleri ile ilgilendiğinden 2 saatlik ve şanssızlığına çok fazla dolu olan sunumu ayrı çekemedi. Çekseydi zaten gündemde ilgili videoya bakın denip geçilecekti. Kendisi de bu kadar yoğun geçeceğini beklemediğinden ki genelde donanım kısmı pek olmazdı, gündeme sarktı. Bu konuda en ufak hatası yok. Daha önce de ayrı çekemediğimiz için bazı önemli konular, Apple sunumu dahil, gündeme sarktı.

'TS ya da LP Apple düşmanı' 'siz ne biçim yayınsınız' gibi haddini aşan eleştirileri, bu kişilerin küçük yaşlarına bağlıyorum. Zira eski TS takipçileri asla böyle bir şey söylemez.

Eskiye gidersek işte bir Apple etkinliği. TS Apple konularını bu şekilde her zaman işledi. Podcast'te LP gözükmediğinden millete dert olmadı belkide. Ama bazılarını bizzat kendi hazırladı.

https://youtu.be/gH8vQkkF1d0?t=443

Daha da geriye gideyim. 'Apple düşmanı' LP'nin ağzından bir Apple etkinliği daha.

https://youtu.be/ZDqmbOGsiVA?t=1328

Hamdi'siz dönemi merak edenler için de link var. Videosu yok 3. dakikadan itibaren başlıyor.
https://teknoseyir.com/haftalik-gundem-degerlendirmesi-14-26-ekim-2013

Apple'ın TS ile ilişkisi hiçbir zaman olmadı. Ama TS yayıncılık gereği her zaman Apple'a üstelik de artan bir şekilde yer verdi. Hamdi bu konuda da TS'ye önemli bir katkı sağladı. Hatta kullanıcısı oldu. Ancak esas teşekkür, ederinden pahalı satılan Apple ürünlerini, jelatini dahi açmadan bize gönderen TS izleyicilerinedir. Onlar sayesinde Apple TS'de geniş yer buldu. Bundan sonra da, Hamdi her ürünü alamayacağı için, böyle devam edecek. Apple etkinlikleri de mümkünse ayrı olarak ele alınacak değilse gündemde yer bulacak. Hamdi yokken de ele alındığı gibi.

Hamdi LP'nin tepkisi yüzünden mi gündemden çıktı?
Ben bunu kendisinin söylemesini beklediğimden pek dillendirmedim, gündemde de söylemedim ama hayır. Kendisin de daha sonra söylediği gibi konunun bununla en ufak alakası yok. Bazılarınızın haddini aşarak terbiyesizlik gibi kelimeler kullandığı 'dinleyen kaldıysa' ifadesi eğer gerçekten Hamdi'yi bu derece kırmış olsaydı, o gündem devam etmez ya da o kısım yayınlanmazdı. LP'nin tepkisi Apple haberlerinin uzamasınadır. Apple'ı sevmeyişinden değildir. Apple yerine hangi konu bu kadar detaya girilerek monolog olarak anlatılsa aynı tepkiyi göstermiştir. Dediğim gibi genelde bunu kendisi yapar. Belki ilk defa ikimizden birine bu şekilde yorum yaptığına şahit olduğunuz için şaşırdınız. Ama ilk değil ve son da olmayacak.

Burada, eskisi kadar tahammüllü davranmadığı eleştirisi gelebilir. Eğer eski zamanlara dikkat edilirse genelde LP'nin de katıldığı Apple haberlerinde Apple'ın özellikle donanım anlamında sunduğu yeniliklerin çok olduğu ve çok yer verildiği görülebilir. TS'nin çizgisi yazılımdan ziyade donanım kısmına oldu çoğunlukla. Apple da bu konuda tatmin edici iken, artık yazılıma ve hizmetlere odaklanmış ve gelirini buradan kazanan bir firma olma yolunda. Bu da LP'nin ve benim dahil olmadığım Apple ekosisteminde Hamdi'nin maalesef monolog şeklinde konuşmasına neden oluyor. Verdiğim örnekler incelenirse, Apple'a geçmişte ayrılan süre Hamdi'nin konuşmasından az değil ama üçümüz de sohbet edebilmişiz ve zaman akıp gitmiş. Hamdi WWDC konusunda bence zoru başarıp iki saatlik etkinliği çok güzel özetledi. Ama keyifli bir sohbet oldu mu? Alıştığımız gündem gibi miydi? Örnekler yukarıda.

Hamdi neden HGD'de olmak istemiyor?
Hamdi'nin HGD'ye girdikten sonra en çok aktif olan kısmı bilim haberleri, gördüğü ilgi üzerine artarak yer buldu ve en sonunda kapladığı süre neticesiyle gündemden çıkarılıp ayrı bölüm yapıldı. Fakat bu bölüm de maalesef istikrarlı şekilde sürdürülemedi, üstelik bilim kısmı HGD'den de çıkmış oldu. Dolayısıyla birçok gündemde Hamdi'ye düşen cümle sayısı, parmakla sayılabilir hale geldi.

Dünyanın en geçerli nedeni olan 'artık keyif almıyorum' cümlesini bizzat bana kurmuş ve gündemi bırakmıştır. Zaten bu keyifsizlik, 'küsler mi kavgalılar mı' şekilde yorumlara neden oluyordu. Kötü gözüktüğü için de çözülmesi de isteniyordu. Hamdi çözüm olarak Bilim Gündemini yapmayı tercih etti zira iki gündeme zaman ayıramadığı ortada.

Öte yandan, hem LP hem de Hamdi şirketin eşit sahipleri olarak, uygun gördükleri şekilde işlere yön verme hakkına sahipler. Kendileri ve site için neyin uygun olduğuna karar verip uygulama yetkisi sadece onlarda. Yarın sadece ikisi program çekmeye karar verebilecekleri gibi, ayrı da devam edebilirler hatta canları isterse TS'yi bırakıp başka iş bile yapabilirler. Bu kendilerinin profesyonel kararıdır. Her ikisi de aile babasıdır. Sorumlulukları önce ailelerine sonra diğerlerinedir.

Olumlu ya da olumsuz sonuçlarını hesaplar adımlarını atarlar. Atılan hiçbir adım sadece tek bir kişiye yarar sağlamaz ya da zarar ettirmez. İşin sahipleri eşit şekilde etkilenir.

Burası bir iş yeri ve varlığı, ticari varlığını sürdürebilmesine bağlı. Kimsenin eğlence ya da hobi sahası değil. LP'nin hep dediği gibi, 'görülecek bir şey yok, cenaze evi gibi yer'.

Burada üzücü olan şey, olayların iç yüzünü bilme imkanı olmayaların işi hakaret boyutuna taşımasıdır. Hamdi'ye destek olacağız derken aslında TS'ye zarar verip Hamdi'nin de zarar görmesine sebep olmaktalar ki bazılarının derdi de gerçekten fırsat varken TS'ye zarar vermeye çalışmak.

TS Özkan'ın eski şirketinde iken resmi olarak bir kere iflas edip yok oldu ve yeniden kuruldu. Her ay da var olma mücadelesini bir sonraki aya taşıyarak devam ediyor. Yoksa elbette Hamdi de bardak paketlemek yerine Bilim Gündemi yapmayı tercih ederdi. Var olma çabasının getirdiği baskı insanların bazen sinirini bazen moralini bazen de iş yapma isteğini bozar. Bunların hepsi doğaldır. Hamdi TS 2.0'da zannettiğinizden çok daha fazla emek sahibidir. Ve bizim gibi o da fazlası ile kafa yorup enerji harcıyor.

TS macerasında zaman zaman LP'nin ortadan kaybolmasına da şahit oldunuz, birçok editör işi tamamen bıraktı gitti, Hamdi de HGD'de olacak enerjiyi kendinde bulmuyorsa, çok daha açık söyleyeyim bizle gündemi yapmaktan artık keyif almıyorsa, çekilme hakkını kullanır. Çünkü aksi, kesinlikle daha kötü bir manzaraya yol açar. Kimseden izin almak zorunda değildir. Bize durumu bildirip HGD'den sessizce çekilmeyi tercih etmiştir. Önemli olan bu kararı neticesinde daha mutlu olması ve daha fazlasını yapmak üzere gerekli moral ve motivasyonu tekrar elde etmesi.

Aynı masada yemek yiyen insanlar hakkında daha fazla atıp tutulmamasını rica ediyorum. Bu yorumların en ufak fayda sağlaması mümkün olmadığı gibi, durumu sadece daha kötü hale getirmekten başka bir işe yaramaları da mümkün değil. İş gereği insanlara dokunarak çalışan bu insanlar görüldüğü üzere moralle çalışıyor ve en ufak bir mutsuzlukta iş yapma heveslerini kaybediyor. Bu The Verge'de de böyle TS'de de böyle. Genç arkadaşlar iş hayatına atıldıklarında sadece para ile mutlu olamayacaklarını görecekler.

Burada, Türkiye'de internet üzerinde bilişim yayıncılığını başlatan insanlara ayarsızca edilen hakaretler, kendilerine iş hayatlarında umarım edilmez.

TS'nin nasıl bir yol çizeceğini hep beraber göreceğiz. Dediğim gibi, bizde uzun vade yok. Her ay sıfırdan yeni bir macera, yeni sıkıntılar, yeni isimler ve yeni çözümler. Gittiği yere kadar.

Haftalık Gündem Değerlendirmesi 2015/37

7 - 12 Eylül 2015 Ülkemizden ve Dünyadan Teknoloji Gündemi http://bit.ly/1Kgig0c - Apple Eylül Etkinliği iPhone 6S ve 6S Plus iPad Pro, Pencil ve Klavye Appl...
BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 159
  • soyuhan @riverraid

    Sorun olabilir olmayadabilir bundan kimene... sizler bugüne kadar kendi yolunuzu çizdiniz. bu yolu hep severek izledik. bundan sonrada öncelikle kendiniz sonrada sevenleriniz için en güzel kararları vermeye devam edeceğinize eminiz. sizleri seviyor ve yayın hayatınızın uzun uzun yıllar tozlu raflarda geçmesini diliyorum. hep arkanızdayız... sevgiler...

  • Alperen Tunçeli @alperen141

    @gamsizm Sizi futbol kulübü sananlar var galiba... Bundan sonra koltuk rengini bile değiştireceğiniz zaman duyurun, KAP'a bildirin, önceden canlı yayın yapın, gazeteye ilan verin ki komplo teorilerinin önüne geçilsin.

  • Uğur Doğan @infoman

    @gamsizm Her insan oğlunun yaptığı gibi doğal olarak sizde bir hata yapmışsınız. Bence haftalık gündem değerlendirmesinin başında 30 saniyelik küçük bir açıklama bu yazıya gerek bırakmazdı.
    Biz HK'yi göremeyince "ne oldu sorusuna?" cevap arayışına girdik. Gündemi dinlerken uyumazsak her cümleyi, tepkiyi dikkatle dinleyen insanlarız. Bazen nefes verişinizle o habere olan öffff tepkinizi hissediyoruz.
    Bazılarımız gündemde HK'yı göremeyince aklımıza hemen LP'nin Apple'a bakan ekşi yüzünü ve HK'ye söylediği söz aklımıza geldi. Defalarca HK bu sefer az konuştu dediğimiz HGD'ler oldu
    Ek olarak biz TS'de kimin rolü nedir bilmiyoruz. Ne yalan söyleyeyim ben HK'yı "azıcık arkada dur" denilen maaşlı bir çalışan sanıyordum. Meğer ailenin bir üyesiymiş. Sevindim.
    şahsen ben TS'yi işini layıkıyla yapan ama kapalı kutu olan iOS gibi görüyorum. Bir linux yapısında olmanızı beklemiyorum ama Windows gibi orta yol bir sisteme sahip olmanızı temenni ederim.
    Hepinizi bir birinizden ayırmadan çok seviyordum hala da seviyorum, bir üye olarak kırgınlığım yok. Kredi kartımı nasıl ödeyeceğim diye düşünürken, olan olsun deyip olmayan paramla size yardım etmek için bardak ve anahtarlık aldım. Bu gün olsa yine alırım.
    Ek olarak @can ile yapılan son TBN çok hoşuma gitti 😀
    Dedi kodu olmasın herkesin bilgisi olsun :@leventp @hkellecioglu

  • AykutTah @aykuttah

    "Sonuna kadar izleyenler hatta 2 saat olsun diyenler de var ama gündemin izlenme yüzdesi, YouTube’un kritik eşiği olan %30 seviyesinde. Daha ilginç bir istatistik, gündemi sonuna kadar dinleyenler listesinde Türkiye ilk onda bile değil. Yurt dışından dinleyenler sonuna kadar gidiyor, hatta geri alıp tekrar dinliyor. VPN ile bağlananlar da bu listede fakat Lübnan’ın favori VPN sunucuları arasında olduğunu sanmıyorum."

    Haftalık gündem değerlendirmesini podcast olarak indirip öyle dinliyoruz biz hep.
    Youtube deki izlenme süresinin ve izlenme sayısının az olması ondan dolayıdır.

Onur Ünlü'nün yazıp yönettiği Görünen Adam yakında youtube'da... Yıl oldu dizinin adını duyalı sonunda geldi 😁

https://www.youtube.com/watch?v=gIkQkTNmChQ
#akış #GörünenAdam #OnurÜnlü

Görünen Adam - Fragman

Onur Ünlü'nün yazıp yönettiği Görünen Adam çok yakında sadece YouTube'da! Bölümleri kaçırmamak için abone ol ► http://bit.ly/gorunenadam Görünen Adam Sosyal ...
BeğenFavori PaylaşYorum yap