BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 8

#haftalıkgundememalzeme

YENİLENMİŞ ÜRÜNLERİN SATIŞI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK

YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

MADDE 1 – 22/8/2020 tarihli ve 31221 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yenilenmiş Ürünlerin Satışı Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde yer alan “kendi veya” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(3) Elektronik kimlik bilgisi bulunan kullanılmış malların yenilenebilmesi için en az bir yıl öncesine ilişkin data, ses ya da kısa mesaj kullanım trafiğinin bulunması zorunludur.”

“(9) Yenileme yetki belgesi bulunmayanlar veya bu belgeye sahip firmalara bağlı yetkili alıcı ve yetkili satıcı vasfını taşımayanlar tarafından yenilenmiş ürün algısı oluşturacak şekilde reklam ve ticari uygulama yapılamaz.”

https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2021/09/20210902-2.htm

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Bayramda Ordu ,Giresun ,Trabzon ,Rize turu yapayı düşünüyorum kendi aracımla yaylaları gezmek için buralarda yaşayan veya daha önce gezmiş kimse var mı önerileri alayım yol nasıl oteller nasıl zaten birer ikişer gün kalacağım.

Böyle bir liste yaptım şimdilik.

Ordu keyfalan yaylası
Ordu küpkaya kanyonu
Ordu ohtamış şelalesi
Ordu boztepe
Ordu perşembe yaylası
Ordu turnasuyu vadisi
Ordu ulugöl
Ordu yason burnu
Ordu Çiseli

Giresun kuzalan şelalesi
Giresun kümbet yaylası
Giresun mavigöl
Giresun sis dağı yaylası

Trabzon bedesten
Trabzon çal mağarası
Trabzon garaster yaylası
Trabzon haldizen yaylası
Trabzon altındere vadisi
Trabzon uzungöl veya Sümela
Trabzon zağnos vadisi

Rize Zil Kalesi
Rize Ayder Yaylası
Rize Elevit Yaylası
Rize Pokut Yaylası
Rize Sal Yaylası
Rize Kıble Dağı Camii
Rize Anzer Yaylası
Rize Ağaran Şelalesi
Rize Pileki Mağarası
Rize Haremtepe Köyü (Çeçeva)
Rize Akyamaç Şelalesi
Rize Fırtına Deresi
Rize Çağrankaya Yaylası
Rize Avusor Yaylası
Rize Çiçekli Yaylası
Rize Huser Yaylası
Rize Kavrun Yaylası
Rize Bulut Şelalesi

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 9
  • johan @johan28

    Valla covid olmasa bazı turlar çok güzel gezdiriyor. Özellikle bazı yaylar için 4*4 veya iyi çekişli araç şart oluyor. Bu sebeple aklımda hep tur var ufak arkadaş grubunu ayarla. Rotayı sen belirler adamlar taşımayı konaklama işini ucuza halletsinler

  • Batuhan @achfighter

    Doğu Karadeniz eskisi gibi değil. Çok fazla inşaat oldu ve çevre değişti. 90ların sonunda Ayder yaylasına gitmiştik de şimdiden çok farklıydı. Kaçkarlara tırmanmıştık arabayla. Efsaneydi. Ovit yaylası bile şimdi kalabalık olmuştur Araplardan dolayı.

  • kei @kei

    Ordu Boztepe'ye teleferik ile çıkabilirsiniz arabayı yormaya gerek yok ama Suudi Arabistanlı kaynıyordu geçen sene, bu sene gitmedim. Yine de manzara için bile değer. Perşembe Yaylası sanılanın aksine Perşembe'de değil Aybastı'da ona dikkat edin yolu şaşırmayın, zaten Çambaşı'nı yazmamışsınız ama aklınıza eserse diye yazıyorum hiiiç gerek yok gitmeyin full beton olmuş orası, Perşembe yaylası daha iyi. O menderesleri gözlerinize görün muhteşem bir şey.
    Oradan Ulugöl'e geçebilirsiniz orası da çok güzel. Ulugöle araçla giriş paralıydı diye hatırlıyorum.
    Yason burnunda neredeyse hiçbir tesis yok. Gider kiliseyi görür berrak denizi izlersiniz. Kilisenin içi boş zaten. Çok vakit ayırmaya gerek yok doğası güzel ama yapacak bir şey yok orada. Max 30 dk'da ayrılırsınız bence. Yasondan Ordu'ya gelirken denizin kenarında Çamburnu Restaurant var orada yemek yiyebilirsiniz. Manzarası güzel.
    Mesudiye'ye giden yollarda en son gittiğimizde çalışma vardı bitti mi bilmiyorum.
    Meşhur Pide'den pide yememiş Ordu'yu yerk etmeyin.
    Şu Kumaşın -> https://i.dha.com.tr/15648/imgs/290720191222535074898.jpg ne Ordu ne de Giresun ile hiçbir alakası yok hediyelik eşya satılan yerlerde satılmasına bir anlam veremiyorum.
    Son olarak Ordu, Giresun ve sanırım Trabzon'da yeme içme bir tık daha pahalı. Rize'yi bilmiyorum.

  • blog.yakupulutas.com @yhackup

    Rize huser yaylasına araba çıkmaz diyorlar kötü mü o kadar

Akg K702 Referans Kulaklık ve FiiO K5 Pro Kulaklık Amfisi İncelemesi

Yıllardır iyi ses almaya ve kaliteli ekipmanla müzik dinlemeye ilgi duyan biri olarak görece kaliteli ürünler alıyor ve kullanıyordum. Kaliteli dediğim aslında öyle hifi falan denebilecek ürünler değil, daha çok üst sınıf son kullanıcı ürünleri; örneğin geçen yaz Sony WH1000xm3 model kulaklık almıştım ve hala dışarıda bu kulaklığı kullanıyorum, daha uzun yıllar da kullanırım herhalde. Her ne kadar dışarıda müzik dinlemek için son derece yeterli bir ürün olsa da bu kulaklığın ses profili, çözünürlüğü, içindeki dac ve amfisi evde gerçekten kaliteli, yüksek çözünürlüklü bir sistemin getireceği kalitenin yerini tutamıyordu. Zaten uzun zamandır bu tarz sistemlere ilgim de olduğu için özellikle analog ses konusunda araştırma yaparken kendime giriş seviyesi de olsa açık arkalı (open back) bir kulaklık ve bu kulaklığa uygun bir dac ve amfi almayı planladım, araştırmalarım sonucunda AKG K702 Pro model kulaklık ve FiiO K5 Pro model kulaklık amfisi ve dac'ı almaya karar verdim.

Bu kulaklık modelini seçmeden önce uzunca bir süre araştırma yaptığımı söyleyebilirim. Önce neden bir hoparlör sistemi yerine kulaklık tercih ettiğimi açıklamam yerinde olacaktır. Bütçem 4500 TL'yi aşamazdı, henüz lise son sınıfta öğrenciyim ve dolayısıyla paramı ancak harçlıklarımdan ve büyüklerimden arada topladığım paralardan biriktirebiliyorum, zaten birikmiş biraz param vardı, üstüne dedelerimin tamamlamasıyla 4000 TL'nin biraz üstüne çıkabileceğimi tahmin etmiştim. Malumunuz günümüzde dolar ve özellikle Türkiye'den ses alışverişi yaparken daha da önemli olan Avro kuruyla bu bütçelere giriş seviyesi de olsa kaliteli bir hoparlör ve bu hoparlörü idare edecek amfi, preamfi ve dac almak pek de mümkün değil, her ne kadar açık arkalı da olsa bir kulaklık asla hoparlör kadar başarılı soundstage (Türkçeye çevirecektim fakat sanırım İngilizcesini yazmam herkes için daha kolay olacaktır) sunabilecek olmasa ve sevdiklerimle birlikte müzik dinlememi mümkün kılmayacak olsa da sesin dengesi, çözünürlüğü, hızı ve sistemin dinamik aralığı bir kulaklık seçmem durumunda çok daha başarılı olacaktı. Tüm bu nedenlerden belki de daha önemlisi kulaklık ve kulaklık amfisinin taşınabilir ürünler olmasıydı, gelecek yıl yurt dışında bir üniversiteye gidiyorum, yılımın büyük kısmı bu üniversitede geçecek ve tabii buraya satın almış olduğum ekipmanları taşıyabilmek istiyorum, bu nedenlerle paramı bir kulaklık ve kulaklık amfisine harcamamın çok daha mantıklı olacağını düşündüm.

Açık arkalı bir kulaklık almaya karar verdikten sonra seçeneklerime bakmaya ve içlerinden bana en uygun olanını seçmeye karar verdim. Araştırmama başlarken tabii en büyük kısıtlayıcım bütçe ve Türkiye'de bulunulabilirlikti, bu tür ürünlerin pek alıcısı olmadığı için Türkiye'de çoğu markanın satışı olmuyor, olanların da çoğu fahiş fiyatlardan oluyor. Araştırmama başlamadan önce baktığım markalar zaten biliyor ve kullanmış olduğum Sennheiser ve Audio Technica'ydı. Bu markalardan Sennheiser'ın herhalde bu işin içindeki herkesin bildiği HD 600 ürünü cazip görünmüş olsa da hem ses profili (mid'leri öne çıkarması ve tizlerdeki zayıflığı) hem de Türkiye'de satıldığı fahiş fiyat nedeniyle aramalarıma başka markalarla devam ettim.

Önceliğim klasik müzik dinlemek olduğu için aradığım şeyler çok dengeli bir ses profili, yüksek dinamik aralık ve çok sayıda enstrümanı seçmemi sağlayan açıklık ve dengelilikti. İnternette özellikle klasik müzik için arama yaparken karşıma AKG'nin K702 ve Beyerdynamic'in DT 990 Pro modelleri çıktı, bu modeller hem istediğim kalite ve dayanıklılığa sahipti hem de Türkiye'de makul fiyatlara satılıyorlardı. Açıkçası özellikle Beyerdynamic'in satılıyor olmasına çok şaşırarak Youtube'da ve forumlarda bu iki modelin detaylı karşılaştırmalarına baktım, özellikle kendi dinlediğim tür için (evde otururken çoğunlukla klasik ve bazen progresif-saykodelik rock) K702'nin ideal model olduğuna karar verdim. Bu kararımda etkili olan bir videonun linkini yazının sonuna koyarım. Bu kulaklığı kullanacağım bilgisayarın dac (Digital to analog converter [dijital bilgiyi analog ses sinyaline çevirmeye yarayan alet, özellikle kalitesiz olanları elektrik kaynağından veya laptop içindeyse şarja takıldığı anda cızırtıya sebep oluyor]) ve amfisine de pek güvenmediğim için (gerçekten kalitesizler) kulaklığa uygun bir kulaklık amfisi ve dac da almam gerekiyordu, bu ürünler için maalesef ülkemizde pek bir alternatif yok, ben de kullanım şeklime, bütçeme ve beklentilerime uygun bir model olan FiiO K5 Pro modelini seçtim. Açıkçası bu ürünü satın almadan önce çok fazla araştırma yapmadım, Türkiye'de uygun olan zaten az sayıda kaliteli ürün var, Amerika veya Avrupa'da olsam kesinlikle schiit markasının ürünlerini almayı düşünürdüm fakat maalesef Türkiye'de bu mümkün değil.

 

 Kutu içeriği ve genel detaylar

Yanlış hatırlamıyorsam ürünleri Amazon'dan almıştım, birkaç gün içinde iyi paketlenmiş olarak geldiler. Öncelikle sistem çok düz bir şekilde kuruluyor, dac ve amfi zaten birbirine entegre, aynı ürünün içindeler, ürün bilgisayara USB ile bağlanıyor ve aslında ses ile ilgili oldukça fazla sorunuyla bilinen Gnu/Linux bile ürünü otomatik olarak tanıyor, en azından pulseaudio tanıdı benim durumumda. USB ile bağlandığında tabii dijital veri önce dac'a gidiyor fakat ürüne direkt analog veri göndermek istendiği zaman (tabii bu durumda yalnızca amfiden yararlanırsınız) Coaxial, optik, line in ve line out bağlantıları da mevcut, yani ürün pek çok iş için kullanılabiliyor, ürünün önünde bulunan şalter yardımıyla bu bağlantılar arasında geçiş yapılabiliyor. Kulaklığın ürüne bağlandığı kablonun bir ucu yanlış bilmiyorsam 6.3 mm kulaklık jakı, aslında bu jack standart 3.5 mm bir jack'ın üstüne geçen bir çevirici ile 6.3 mm olmuş fakat zaten neredeyse bütün kulaklık amfileri (K5 modeli de dahil olmak üzere) bu bağlantı türünü kullandığı için bilgisayarınıza doğrudan bağlayarak kullanmayı planlamıyorsanız adaptörü hiçbir zaman çıkarmanın biz lüzumu olmuyor, ben bilgisayarın amfisini de test etmek için çıkarıp kullanmayı denedim, çalıştığını onaylayabilirim; kablo kulaklığa xlr bağlantısıyla bağlanıyor, kablo oldukça standart bir kablo, bir temassızlık olması durumunda kolaylıkla yenisi bulunabilir. Kutudan çıkan kablonun boyu oldukça uzun, eğer yalnızca masa başında kullanacaksanız rahatsızlık verebilir, gerçekten de çok kez bir yere takılıp rahatsızlık verdi fakat ben bazen amfiden uzakta bulunan koltuğuma oturup da dinlediğim için kablonun uzunluğundan memnunum, muhtemelen çoğu kişi için de ideal uzunluktadır.

Malzeme kalitesi ve konfor

Kulaklığın malzeme kalitesinin kimse için sorun çıkaracağını sanmıyorum, ürün tamamen plastik ve hafif bir plastikten yapılmış ama uzun zamandır kullananlar son derece dayanıklı olduğunu söylüyor, kullanılan plastiğin ses kalitesi için iyi olduğunun iddia edildiği bir YouTube videosuna denk gelmiştim, pek anladığım bir konu olmadığı için yorum yapamam. Sürücünün olduğu yerin önündeki açıklık ve kafanın üstüne gelen bölüm dışında kulaklığın her yeri plastikten yapılmış, kafanın üstüne gelen bölüm deri, sürücünün arkasını kapa(ma)yan bölümse delikli bir metal, kulaklığın açık arkalı olmasını sağlayan da zaten bu. Bunun yanında kulaklık için söyleyebileceğim ilk şey kesinlikle hayatımda kullandığım en konforlu kulaklık olduğu. Daha önce kullandığım hiçbir kulaklıkla kesinlikle ama kesinlikle bu kadar rahat etmemiştim, saatlerce kulağınızda olsa bile asla bir kulaklık taktığınızı hatırlamıyorsunuz, bazen müzik durduğunda ve yeni bir şey açmadığınızda kulaklığın varlığını tamamen unutuyor, masadan kalkarken veya yeni bir müzik açacakken kulaklığı takıyor olduğunuzu hatırlayıp şaşırıyorsunuz, en azından bana ve şu ana kadar kulaklığa dair yorum yapan benim gördüğüm herkese göre durum bu. Kulaklığın pad'leri yumuşak bir süngerden yapılmış ve kulağa yumuşacık oturuyor, Sonny'nin kullandığım modelinde kullanılan deri malzeme ve kulaklığın kafaya yaptığı baskı nedeniyle bir süre sonra kulaklar gerçekten ağrıyabiliyor, bu ürünü kullandığım altı aydan uzun süredir hiçbir zaman böyle bir sorun yaşamadım, bazen saatlerce hiç durmadan müzik dinlediğim düşünülürse bu oldukça etkileyici, onlarca kez kulaklıkla gece müzik dinlerken koltukta uyuyakaldım ve uyandığımda hiçbir rahatsızlık hissetmedim. Şu ana kadar bir terleme sorunum da olmadı fakat bu yazın ilerleyen günlerinde çok daha iyi test edebileceğim bir şey, bugüne kadar hep sıcak günlerde klimalı ortamda kullandım.

Kulaklığın kafa şeklini almasını sağlayan düzenek ilginç, iki lastik ile tutturulmuş olan bir deri sayesinde kafaya uyum sağlıyor ve hiçbir ayarlamaya ihtiyaç duymuyor, bu da tabii bu fiyatta bir üründe sorun çıkarabilecek hareketli parçadan kaçınılmasını sağlıyor, bu sisteme gerçekten hayran kaldım, henüz deneyen hiçbir tanıdığımda sorun çıkmadı fakat benim endişem bu lastiğimsi malzemenin ileride kopması, oldukça sağlam duruyorlar fakat hiç belli olmaz, yıllar sonra bir gün koparsa şaşırmam. Kulaklık, bu fiyatta bir ürün için oldukça hafif fakat bu kesinlikle kötü değil, iyi bir şey, kulaklığın bu kadar rahat olmasının temel nedenlerinden biri. Rahatlık konusunda hiç düşünmeden 10/10 diyebileceğim bir model, çok sayıda referans kulaklığı denemiş insanlar da aynısını söylediği için bunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliyorum. Amfinin malzemesi oldukça sağlam bir his veren bir alüminyum, şalterler gayet sağlam ve tatmin edici bir his veriyor, ses şiddetini ayarlarken de prestijli bir ürün kullanıldığı hissediliyor. Bu noktada bir eleştirim ses şiddetini ayarlamaya yarayan anahtarın etrafındaki led göstergeye; bu gösterge sayesinde bağlantı durumu anlaşılıyor, mavi yanınca sorunsuzca kaynak cihaza bağlandığı anlaşılıyor, işte bu mavi led özellikle karanlıkta çok çok rahatsız edici, karanlıkta müzik dinlemek istediğimde mutlaka üstünü bir şeylerle kapatmam gerekiyor, ışık güçlü olduğu için kalın ve koyu renkte bir kumaşla sarmadığım sürece çok ışık sızıyor, gerçekten rahatsız edici, ürünün Çinli olduğunun en büyük göstergelerinden biri bu, ses kalitesi ve genel malzeme kalitesi açısından fiyatı için oldukça iyi olsa da bu tür küçük görünen bir kozmetik detay çok rahatsız edici olabiliyor, şu ana kadar deneyimlediğim kadarıyla ürünün, belki kulağa komik gelecek ama, en kötü yanı bu, oldukça rahatsız edici. Bunun dışında sağlam ve şık bir kulaklık amfisi, masa üstünde çok fazla yer kaplamıyor. Kulaklığın şık olduğunu söyleyemeyeceğim ama çirkin de sayılmaz, bence Sennheiser hd600 daha güzel bir model, yalnız evin bir odasında kullanılacak küçük bir ürün için ne kadar önemli bir kriter olduğu sizin takdirinize kalmış.

 

Ses Kalitesi

İncelemenin esas önemli yerine geldik, sonuçta bu ürünlerin ses kalitesi memnun etmiyorsa geriye kalan her şey hikaye. Bu bölümü aslında amfi kulaklık birlikte yazmam pek mantıklı değil, sonuçta iki bambaşka ürün fakat benim kulaklığı test edebileceğim alternatif bir amfim olmadığı için bu bölümde amfi ve kulaklık ayrımı yapamayacağım. Tahmin ediyorum ki bu incelemeyi okuyup bir fikir edinmek isteyecek kişiler zaten kendilerine Türkiye'den bir amfi alacaklardır ve aşağı yukarı benzer kalite sunan bir FiiO modeli dışında alternatifleri olmayacaktır, dolayısıyla umuyorum ki kulakığı farklı amfilerle deneyememiş olmam incelemeyi fazla etkilemez, zaten İngilizce bilenler için alta birkaç video linki koyacağım, bu videolardaki incelemeler benim yazıyor olduğumdan çok daha deneyimli kişilerin yorumlarını ve ölçümleri içeriyor, muhtemelen amfinin ses kalitesine olan etkisi konusunda kaygılı olacak kadar bu işin içinde olanlar bu incelemelerden faydalanacaklardır.

Ürünün verdiği sesi en iyi tarif edecek kelime herhalde tarafsız olur. Kaynağın verdiği sese hiç renk katmayan, her türlü detayı ve kusuru yansıtan, hiçbir frekansa öncelik vermeyen, dümdüz, soğuk da sıcak da denemeyecek, nötral ve gerçekçi bir ses veren bir ürün, sesi son derece açık veriyor fakat farklı seslerin geldiği farklı yerleri tespit etmek zor. Dediğimin yanlış anlaşılmasını istemem, sesler arası ayrım çok net, çok kalabalık bir orkestra ve koroda bile iyi bir kayıtsa her sesi seçmek mümkün oluyor fakat bu seslerin geldiği yerleri ayırt etmek pek mümkün değil, bu da oyuncular için büyük bir dezavantaj, müzikte benim için hiç dert değil, dert edenler olacağını tahmin ediyorum. Ayrıca sesteki netlik kayıttaki kusurların duyulmasını çok kolaylaştırıyor. Örneğin analogdan dijitale aktarılmış bir kaydı dinlerken, daha doğrusu plak'tan aktarılmış bir kaydı dinlerken plak ne kadar temiz olursa olsun en ufak bir tozda oluşan cızırtıyı duyabiliyorum, bu benim için büyük bir sorun değil, sesi en doğru haliyle duyuyorum sonuçta ama eski bir kaydın banttan mı plaktan mı aktarıldığını hemen anlamamı sağlıyor, ayrıca ileride bir phono preamp alıp bu kulaklık ve amfiyle kullanmayı düşündüğüm pikapta müzik dinlerken de herhalde çokça çıtırtıyı duymama neden olacak, tabii dediğim gibi bu bir kusur değil, özellik.

Ürünü çok farklı müzik türünü dinlemek için kullandım, dinlediğim başlıca türler klasik müzik, Türk sanat müziği, progresif rock ve farklı metal türleri oldu, arada jazz da dinledim fakat çok fazla olduğu söylenemez. Türk sanat müziğindeki performansı konusunda yorum yapmayacağım, taş plaktan eserler dinledim çoğunlukla, kaynak çok kötü olunca ürünün bir anlamı kalmıyor. Klasik müzik açık ara en çok dinlediğim türdü, özellikle barok dönemden çok sayıda eser dinlediğim için kalabalık orkestra ve koroların olduğu eserleri de yalnızca birkaç enstrümanın çaldığı eserleri de solo eserleri de uzun uzun dinledim, bütün bu türler sayesinde ürünün güçlü ve zayıf yanlarını görme imkanım oldu. Aslında zayıf yanları dedim fakat size çok sayıda zayıf yan söyleyemeyeceğim, bunun temel nedeni bu seviyede olan başka bir kulaklık denememiş olmam, şu an bu ürünü karşılaştırabileceğim kulaklık Sony Wh1000XM3 ve bu kulaklık bambaşka bir amaca hizmet ettiği için aslında ikisini karşılaştırmak pek mantıklı değil, AKG'nin ses kalitesi açıkça Sony'e üstün fakat tabii kendimce fark edebildiğim birkaç sorunu da belirteceğim, bunun yanında zaten buradaki esas amacım giriş seviyesi bir sistem kuracak insanların bu modelleri seçerse deneyimleyeceklerini az çok anlatmaya çalışmak olacak.

    Zaten daha önce de belirtmiş olduğum gibi, bu kulaklık oldukça gerçeğe sadık, dinlerken hiçbir "sıcaklık" hissetmiyorsunuz, ses sıcak veya parlak değil, gereğinden fazla soğuk da değil, tam olması gerektiği gibi diyeceğim fakat olması gereken derken ne kastettiğimi biraz açıklamam gerekir sanırım. Burada olması gereken derken çok güzel duyulduğunu, kulağa en hoş gelecek şekilde ayarlanmış olduğunu iddia etmiyorum, sesin muhtemelen müziği mix'leyen kişi tarafından duyulduğu haline oldukça benzer olduğunu söylemek istiyorum, kaynak neyi veriyorsa o şekilde duyuluyor. Bu birçok kişiyi biraz rahatsız edebilir, sonuçta tizlerin biraz fazla olması solo enstrümanda, midlere ağırlık verilmesi vokalin öne çıkmasında, baslara ağırlık verilmesi de çoğu bas ağırlıklı pop parçasında sesin daha hoş duyulmasını sağlayacaktır. Fakat benim gibi sesin gerçekçiliği ve doğallığına takıntılıysanız sanıyorum ki en azından bu paranın karşılığını aldığınızı düşüneceksinizdir, hiçbir frekansa ağırlık vermeyen, çok çok dengeli bir ürün. Yalnız şunu kesinlikle söylemem lazım ki baslar hiçbir şekilde vurucu olmuyor, açık arkalı kulaklıkların ortak sorunu zaten ama bası asla içinizde hissetmiyorsunuz, zaten bu kulaklığı bu tarz müzikler için almanızı tavsiye etmem fakat her ne kadar bas sesler her zaman duyulsa da tabiri caizse içinizi hoplatmıyor, her ne kadar basları da Sony'den çok daha net ve hızlı bir şekilde duyuruyor olsa da basın gücünü hissettirmede Sony daha başarılı. Eğer derdiniz bu bütçeyle bası gerçekten hissedebileceğiniz bir sistem kurmaksa düzgün bir subwoofer'ı olan bir hoparlör sistemi kurmanız yerinde olacaktır, diğer her alanda dezavantajlı olur ama baslarda hiçbir kulaklık subwoofer'ı olan bir hoparlör sistemiyle yarışamaz. Amacınız çokça bas duymaksa bu kulaklık ve kulaklık amfisi sizi tatmin etmez, açıkçası 30 000 dolarlık bir kulaklık sisteminin bile edeceğini pek sanmam.

Kurmuş olduğum bu sistem (dac-amfi-kulaklık) benim için yeterince hızlı, metal dışında dinlemiş olduğum türlerde hiçbir yavaşlığını veya hantallığını görmedim fakat özellikle hızlı metal parçalarında çok farklı sesler ve tonlar arası çok hızlı geçiş yapması gerektiğinde biraz yavaş kalabiliyor, kulaklığın en büyük zayıflıklarından biri sanırım çok hızlı olmaması, klasik müzikte bu pek sorun değil fakat metal gibi türler için sorun olabilir, önceliğiniz bu türleri dinlemekse muhtemelen bir şekilde yurt dışından uygun fiyata hd600 getirtmek daha mantıklı olacaktır. Sesin açıklığı Sony gibi dengeli ses verme iddiası olmayan ürünlerle kıyaslandığında gerçekten çok büyük bir artı. Örneğin içinde oldukça fazla sayıda enstrüman ve vokalist olan Münih Bach Orkestrasının Si Minör Missa kaydında (kayıtta arkaplan sesi çok olsa da fena olmayan bir kayıt, bence Missa'nın ses kalitesi bakımından olmasa da icra bakımından en iyi kaydı) neredeyse bütün sesleri ve enstrümanları ayrı ayrı seçmek mümkün oluyor, sesler açıklıkla kulağa geliyor. Bu Sony'e göre çok büyük bir avantaj, Sony'de sesler tamamen birbirine girip karışırken ve bir noktadan sonra baş ağrıtırken bu kulaklıkta asla böyle bir sorun olmadı, kulaklıktan her sesi hayranlık verici derecede açıklıkla duydum, bu durum da müzikten aldığım zevki kat kat artırdı, müzik beni asla yormaz oldu, gerçekten çok büyük bir fark, sırf bu nedenle bile bu ürünü iyi ki almışım diyorum. Bu açıklık solo enstrümanların olduğu müziklerde büyük bir kesinlik olmasını sağladı. Her bir notanın ne zaman başlayıp bittiğini, sesin tam olarak ne zaman alçalıp inceldiğini, kırıldığını anlamam yalnız kolaylaşmadı, aynı zamanda doğallaştı, bunlar üstüne hiç düşünmüyorken de tüm bu detayları duyuyorum ve bu detaylar müziğin doğallığını artırıyor, yakınımda gerçek insanlar tarafından, canlı olarak çalındığı hissini güçlendiriyor. Aynı şekilde örneğin The Wall gibi çok sayıda sesin birbirine girdiği, çok farklı enstrümanın ve efektin olduğu bir albümde bile her sesi rahatlıkla duydum, her dinlememde ayrı bir detay fark ettim, keyfim yerine geldi.

Müziğin açıklığının yanında bir diğer çok büyük fark da dinamik aralıkta oldu. Bu Türkiye'de pek konuşulmayan bir konu fakat bir sistemin dinamik aralığı o sistemde duyulabilen en şiddetli ve şiddetsiz ses arasındaki desibel farkı, bu özellikle benim en çok dinlediğim janrlarda çok önemli bir faktör, klasik müzikte çok çok sessiz bir enstrüman tek başına bir şey çaldıktan hemen sonra bütün orkestra bir anda çalmaya başlayabiliyor, bunun yarattığı etkiyi hissetmek için dinamik aralığın yüksek olması şart ve bu kulaklık ve amfi kesinlikle bu dinamik aralığı sağladı, çok şiddetli ve çok şiddetsiz bütün sesleri rahatlıkla duydum (özellikle 24 bit kayıpsız müziği arayıp bulmaya çalıştım, açıkça belli oluyordu dinamik aralıktaki fark), çok net ve temizlerdi. Bu noktada amfinin ve dac'ın performansından bahsetmek de yerinde olacaktır, benim bu cihazların performansını gerçekten anlayabileceğim iki alan var, kulaklığa verdikleri güç ve kulaklığa verdikleri sesin temizliği. Bu amfi kulaklık için yeterince güçlü, zaten 3 gain opsiyonu var, ben en düşükte kullandım sese en az müdahale olması için, standart gain'de mümkün olanın yaklaşık 2/3'ü kadar açılması yeterli oluyor, isteyen tabii daha az ve daha çok da açabilir ama şu kesin ki bu kulaklık için bu kulaklık amfisi yeterince güçlü, çok daha verimsiz kulaklıklarla da kullanılabilir ama tabii Planar Magnetic veya elektrostatik sürücü teknolojilerinin kullanıldığı kulaklıklar gibi çok çok fazla güç isteyen kulaklıklara yeteceğini sanmam, zaten bu tür kulaklıkları kullanmak isteyenlerin bu seviyede bir amfi alacaklarını veya hatta bu yazıyı okuyacaklarını sanmam. Gücünün yetmesinin yanında amfinin gürültüsüzlüğünden ve cızırtısızlığından son derece memnun kaldım, amfi bana ses konusunda hiçbir sorun yaşatmadı, bu kulaklık için son derece yeterliydi. Sesle gerçekten kafayı bozmuş insanlar tabii amfiler, dac'lar hatta bazıları kablolar konusunda çok hassas oluyor, sırf kabloya bile binlerce dolar veren manyaklar var fakat benim gibi başka amfilerle test etme şansı olmayan biri için önemli olan sesin güzel duyulması ve amfinin kulaklık için yeterli olması, bu amfi de bunları fazlasıyla karşıladı.

Amfi Gerçekten Gerekli mi?

Bu aslında biraz da elinizde olan ekipmana bağlı, yani dac'ına güvendiğiniz ve yeterince güçlü bir amfisi olan bir bilgisayara sahipseniz ve amfiye para harcamak istemiyorsanız bilgisayarınızın dac ve amfisini de kullanabilirsiniz. Yalnız ben bu yazıyı yazmadan önce deneme amaçlı bilgisayarıma bağlayıp birkaç parça dinlemeyi denedim, açıkçası benim Lenovo Thinkpad E495'de gerçekten büyük fark oldu, sesin kuvveti yetiyor fakat ses kalitesi amfiden aldığım kadar yüksek değil, üstüne belki en önemlisi bilgisayar şarj olurken rahatlıkla duyulur bir cızırtı var, yani ben bir kulaklık amfisi ve dac almanızı şiddetle tavsiye ederim fakat modeller oldukça pahalı, gücünüz yetmiyorsa tek başına kulaklık da büyük fark yaratacaktır kesinlikle.

Genel Deneyimim

Sanıyorum bu bölüm incelemenin en önemli noktası, sonuçta önemli olan bu kulaklığın bana hissttirdikleri, bu incelemede hiçbir grafik, bilimsel veri olmadığı düşünüldüğünde zaten temelde benim kendi deneyimim üstüne yazılıyor, bu bilimsel verilerin olduğu videoları bulup yazının sonuna koymaya çalışacağım. Gelelim genel deneyime, bu ürünlerin fiyatlarına deyip değmeyeceğine.

Bu ürünlerin bana sağladığı ses gerçekten, belki klişe olacak ama, önümde yeni bir dünya açtı. Gerçekten sesin kaliteli ve dengeli olmasının, kullanılan ekipman tarafından boğulmamasının etkisiyle müzik dinlemenin sandığımdan da güzel bir şey olduğunu anladım. Tabii ki bu kulaklık iyi bir klasik müzik konserine canlı gitmenin etkisini vermiyor, bunu yüz binlerce dolarlık ekipmanlar bile sağlayamıyor günümüzde, henüz ne kayıt teknolojileri ne de kulaklık, hoparlör gibi ürünler bu kadar gelişkin değil fakat evde, görece ucuz bir fiyata (biliyorum ülkemizin şartlarında toplam 4200 TL'den fazla tutan bir sisteme ucuz demek çok büyük bir şımarıklık ama aslında düşünüldüğünde gelişmiş ülke standartlarında hiç de pahalı olduğu söylenemez) dinlediğinizden aldığınız keyif kat kat artıyor, hem konfor hem de ses kalitesinin sağladığı artış gerçekten insanı çok mutlu ediyor. Hatta şöyle komik bir şey söyleyebilirim, bu sistemi çok yoğun çalışmam gereken dönemlerde de kullandım, bu çalışma dönemlerinde bu kulaklıkla dinlediğim müziğin bana verdiği keyif ve sistemin konforu sayesinde normalde oturamayacağım kadar uzun süre bilgisayar başında yazı yazabildim, bir şeyler okuyabildim, insana sevdiği müziği dinlemek öyle güzel hissettiriyor ki aslında sıkıcı olan bir işin bile başından kalkıp müziği durdurmak istemiyor. Yani anlayacağınız bu parayı verdiğime çok mutluyum, daha uzun süreler de ses sistemi için bir yatırım yapmayı düşünmem, zaten birçok güzel kayıt çok pahalı, onları edinmeye çalışırım bir şekilde Edinburgh ve Londra dükkanlarından :), artık kendi paramı kazanana kadar bu sistemle mutlu mesut yaşarım.

Kusura bakmayın yazı epey uzun oldu, çokça da tekrara düştüm, şimdi bir baştan sona okuyup bir kısmını düzeltirim herhalde ama yine de uzun bir yazı ve içinde hiç teknik detay yok. Uzun lafın kısası ben iyi ki biriktirmiş olduğum parayı bu kulaklık ve amfiye gömmüşüm diyorum, aldığım ürün beklentimi bütünüyle karşıladı, eğer bu meblağlarda harcayabileceğiniz paranız varsa ve sese ilgi duyuyorsanız kulaklık da amfi de kesinlikle tavsiye edeceğim ürünler, sanıyorum uzun yıllar kullanırsınız, ben bir aksilik olmazsa daha çok yıllar kullanacağım. Bu kadar yazıyı okuduğunuz için çok teşekkürler, yararlı olabileceğini düşündüğüm videoların linklerini bırakıyorum. İyi günler dilerim.

Video Linkleri:

https://youtu.be/toYwjZLwsTw

 

https://youtu.be/B8fLro52MBI

https://youtu.be/SCfsVloP5mw

https://youtu.be/1ro9j7vGBEQ

 

 

 

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 16 / 18
  • memedeath @memedeath

    Her şeyden önce bu kadar uzun bir yazıyı bu kadar yanlışsız (yazı uzun olduğu için sonlara doğru dikkat edemesem de) ve okunabilir yazdığınız için tebrik ediyorum. Zaten insanların aradığı bilgi istatistik ya da sayılara boğulmadan kişisel deneyimleri öğrenmek. Çok güzel bir inceleme olmuş. Elinize sağlık.

  • zatisahaneleri @zatisahaneleri

    Ürünler hiç ilgimi çekmedi ama akıcı bir değerlendirme olmuş birden yazının yarısına gelmiş buldum kendimi.

  • Ekrem @huseyinekrem

    İsminde hifi yazmayan ama kaliteli olan bir hoparlör sistemi yok mu o paralara? Vay arkadaş. Ben cahilim bu konularda ama ses sonuçta hacim işi değil mi?

    • Sinan Namur @sinannamur

      Üstünde hifi yazmasının aslında neredeyse hiçbir değeri yok, hacim işin sadece bir bölümü, aynı derecede veya daha önemli birçok faktör var ses işinde. Maalesef bu paralara bu kalitelerde ses verecek hoparlör ve amfi bulmak çok zor, yurt dışında 2. elde çok iyi imkanlar çıkıyor ama maalesef Türkiye'de o da pek yok

    • reducto @protego

      @sinannamur Valla elimde bi 15 yıllık Logitech X540 5.1 ses sistemi var. Bilmiyorum ama benim elimden geçen tüm kulaklıklardan daha iyi 😁 Nazar değmesin gık demeden çalışıyor, bugün benzer kalitede bişey almak istesem 2000 liranın üstünde istiyorlar. Bi ara daha iyisiyle değiştireyim demiştim ama vazgeçtim fiyatları görünce hiç gerek yok zaten ses kalitesi olarak fazlasıyla iyi. İkinci el bi tane çalışan x540 bulursanız aslında güzel olur

  • reducto @protego

    Eline sağlık. Uzun süredir ben de kendi çapımda kulaklıkları deniyorum. Bu işte en iyisi ne istediğini bilmek. Her kulaklık veya referans kulaklık herkesi memnun etmez. Mesela ben bass seven biri olarak açık sürücülü kulaklık alamam, bana uymaz. Şarkıda hep bass olsun istemiyorum ama bass yeri gelip vurduğunda o yumruk hissini vermesi gerek. Ayrıca sevdiğim şeylerden biri hızlı sürücü. Yavaş sürücü, ses kalitesi çok iyi de olsa katlanabileceğim bişey değilmiş bunu fark ettim. Beni ses kalitesinden daha çok rahatsız ediyor yavaş sürücüler. Neodimyumlar biraz yavaş mesela. Grafen, karbon, pet bunlar daha hızlı. Dinamik aralığın da geniş olmasını severim.

    Son 6 ayda denediğim kulaküstü kulaklıklar:
    1more H1005
    1More H1007
    Cooler Master MH752(esasen özelleştirilmiş Takstar Pro 82, giriş seviyesi referans kulaklık)
    Hyperx Alpha S

    Bilin bakalım ses olarak bunlardan hangisi en iyisi? En ucuz olan h1005 😀 Orjinal haliyle mid'ler aşırı yüksek. EQ ile onları biraz kısmak ve tizleri artırmak gerekiyor. Ama gel gör ki EQ'ya çok güzel tepki veriyor. Çoğu kulaklığın aksine sese ne yapmak istersen hemen onu yapıyor. Peki bu kulaklığın özelliği ne? Çoook geniş bir sahnesi olması değil. Çoook detaylı ses vermesi değil. Ama sürücü hızlı be hocam. O kadar hızlı ki, low mid ve high hiçbiri birbirinin üstüne binmiyor. Hepsini ayrı ayrı duyuyorsun. İkinci özelliği bass. Standart halinde bass vurduğunda cup'lar kulağımda titriyor. Low frekanslara +5 +6 db verince tüm kulaklık kafamda zangır zangır titriyor. Kafama hoparlör bağlamış gibiyim. Bu durumda distortion olması beklenir. Ama olmuyor. Basslar da bozulmuyor, midlere de karışmıyor. Kulaklık bu kadar bass'ı verirken aynı anda mid ve high'ları hiç bozmadan vermeye devam edebiliyor. Bu halde müziği uzun süre dinlemek imkansız o bass'a yarım saatten fazla dayanılabileceğini düşünmüyorum. Ayrıca ses şiddeti çok fazla. Ben her kulaklığı en üst seste kullanırım ama bunu mümkün değil en üstte kullanmak aşırı fazla. Ayrıca hiçbir frekansta çatlama patlama yok. Tizlerde de yok, vokallerde de yok. Tek gereken EQ ile midleri biraz düşürüp azıcık high'ları artırmak. Yeterince detaylı bir sesi var. Sürücü hızından dolayı zaten ayrım çok iyi sesler birbirine binmiyor hiçbir zaman. "Hifi" kulaklık mıdır bass ve ayrım hariç belki değildir ama 400 liralık bu kulaklığın 1000-1500 seviyesindeki kulaklıkları ezdiğini de söylemem gerek

    h1005'ten sonra Alpha S'i kullandığımda resmen şarkılar yavaşlamış gibi hissettim. Sürücü yavaş ya yavaş 😀 Bu yüzden low'lar midlere midler highlara karışıyor biraz. Bass desen eh işte. Az ve son seste net değil. Bu arada bilmemne WHO sağlık sertifikası diye bir zıkkımı almak için kulaklığın sesini kısmışlar. daha doğru power limit vermişler. USB'den bağlayınca daha düşük ses ve çok daha kapalı bir ses veriyor. Muffled derler ya öyle. Alet EQ'ya bile tepki veremiyor. Gain veriyorsun gık yok. 3,5'tan anakarta takıyorum (S1220A SupremeFX ses çipi var) öyle bir durum yok. Ses aşırı yükseliyor, h1005 kadar oluyor(h1005'i 3,5'tan bağladığımda anakarttan o kadar ses şiddeti alamıyorum ama, h1005 32ohm alpha s 64ohm. Tam tersi olması gerekirdi garip) ses netleşiyor berraklaşıyor sürücü biraz hızlanıyor. Yani usb'den limitlemişler cihazı. Ama basslar h1005 gibi değil, yanına bile yaklaşamaz. Geri kalan kısımlarda da öyle aman aman bi fark yok. var tabi biraz sahne daha geniş enstrüman ayrımı biraz daha iyi tizleri biraz daha iyi ama sürücünün yavaş olması ve bassların iyi olmaması olayı bitiriyor. Gerçi oyunlarda iyi onun hakkını vereyim ama yine de iadeye gidecek

    Cooler Master mh752'ye gelince. Ses detayı olarak bunların arasında en iyisi. Vokal sesleri rüya gibi benim için. Ama sesi az. USB ile de 3,5 ile de. Ayrıca sanırım bana gelen ürün sorunluydu şimdi sizi o detaya boğmayayım ama şarkıların sakin kısımlarında bass güzel vururken şarkının uçuşa geçtiği yerlerde tamamen bozuk bir bass oluyordu. Sadece bass değil tüm frekanslar mahvoluyordu. %50 seste dinlerken sorun yoktu ama zaten max sesi yüksek değil yani kimse %50'de bişey dinlemez, %50'den sonraki ses bozukluğu da kabul edilemez. Bazı karmaşık şarkılar tamamen dinlenemeyecek haldeydi abartmıyorum. Ve bu flat EQ ile böyle yani oynanmamış halde. Çözüm ya %50 ses ya da 50-60hz frekanslarına -7-8 db vermekti. Eh öyle de kullanmanın anlamı yok ruhsuz bir ses. Bana gelen mi sorunluydu yoksa orjinal hali mi böyle bilmiyorum iade ettim. Ayrıca mikrofonunda cross talk problemi ve kablosunda hışırtı vardı. Ama ses detayı, sahnesi ve dinamik aralık olarak bunların arasında en iyisiydi onun hakkını vereyim. Ayrıca bundan daha rahat bir kulaklığın yer yüzünde olduğunu sanmıyorum. İddia ederim her türlü. Kafamda olduğunu unuttuğum oldu. Tebriği haketmişler bu konuda

    Şimdi ben bu kadar şeyi niye anlattım?(okuyan varsa hala 😀 ) Size uygun kulaklığı bulmanız lazım çünkü. Bu da çok lanet bir iş. 😀 Emin değilim ama benim denediğim şeylerden yola çıkarsak ben neodimyumların yavaş olduğunu düşünüyorum. H1005 gibi grafen + pet gibi çözümler veya karbon çözümler daha hızlı gibi. Elbette h1005'te çift sürücü olması da etkilidir(3 diyorlar aslında ama biri pasif sürücü 2'si aktif) Ayrıca padleri tutan kısım ile diyafram arasına silikon esnek ve oynar bir bağlantı yapmışlar. Kim akıl etti bunu bilemiyorum ama galiba bassların daha iyi hissedilmesini de bu sağlıyor. Bu kulaklığın da kötü yanı pad'leri ömrümde gördüğüm en rahatsız şeyler, mutlaka değişmesi lazım 😀 Bir de alalı 1 yıl oldu heralde artık biraz gacır gucur etmeye başladı takıp çıkarırken ama yani 400 liraya bu sesi alabildiğim için gıkımı çıkarmıyorum 🙂

    • Sinan Namur @sinannamur

      Yorumunuz için çok teşekkürler, dediğinizde kesinlikle haklısınız. Örneğin benim incelediğim bu kulaklığı çoğunlukla pop, alternatif gibi türler dinleyen biri kullansa pek de memnun kalmaz. Kulaklığın ses profili, iyi ve kötü olduğu alanlar gerçekten çok önem taşıyor alırken.

    • reducto @protego

      @sinannamur Ya aslında şöyle bi mağaza olsa tüm kulaklıkları bi deneyebilsek orda müthiş olacak 😀 Artık bazı şarkıların bazı yerlerinde kulaklıkların nasıl tepki verdiğini ve vermesi gerektiğini o kadar ezberledim ki nokta atışı olarak kulaklığın bana uygun olup olmadığını 5 dakika içinde anlayabilirim. Şu alttaki şarkı örneğin 40. saniyede başlayan bölümde bass, vokal ve arkada sentetik ses aynı anda giriyor. Bu kısımda mh752 ve alpha s mesela tüm seslerin birbirine karışmasına sebep oluyor vokal sesi hafif cızırtılı gibi geliyor. Biri 900 diğeri 1300 liralık kulaklık. Ama h1005'te böyle bir sorun yok tüm sesleri birbirinden tamamen ayrı tutmayı başarıyor. Bu mesela benim için bir kıstas ben bir kulaklıkta bu parçada bozuk vokal ses duyarsam ne yapayım öyle kulaklığı 🙂 Ama işte alıp tek tek denemek gerekiyor aletleri, kağıt üstünden baktığın bi halta yaramıyor 🙁

      https://youtu.be/bwmSjveL3Lc?t=39

    • Sinan Namur @sinannamur

      @protego Gerçekten keşke mümkün olsa bu, yurt dışında böyle deneyim merkezleri falan görmüştüm ama Türkiye için fazla niş fikirler bunlar, zaten toplasan kaç kişidr kim bilir bu tür ürünlerin müşterisi. Ama gerçekten gerekli böyle yerler, aslında denemeden almak büyük kumar. Ben çok şanslı çıktım, incelemelerden falan az çok bir şeyler alıp kullandığım üründen çok memnun kaldım ama tam tersinin olması da gayet mümkündü. Umarım bir gün diyelim 🙂

    • reducto @protego

      @sinannamur Param olsa alacağım kulaklık aslında Hyperx Orbit S, ki bu kulaklık esasen Audeze Mobius. Mobius'un üstüne hyperx logosu çakılmış 🙂 100mm sürücü var yani heralde müzik kulaklığının tepe noktası budur 😀 Orbit S 3000TL civarı satılıyor türkiye'de. Mobius ise 4500TL 😀 Orbit S almak çok mantıklı ama 3000 her halükarda beni aşıyor. Ama 100mm sürücüyü mutlaka bir gün denemek istiyorum

    • Sinan Namur @sinannamur

      @protego Herhale sınırsız param olsa https://eu.abyss-headphones.com/pages/abyss-ab-1266-phi-reference-headphone bunu alırdım, çok çok merak ediyorum nasıl bir şey olduğunu, şöyle birkaç bin dolarlık bir amfiyle de tamamlanınca mükemmel olur herhalde 🙂 Bir de Sennheiser'in bir modeli vardı yanlış hatırlamıyorsam 20 000 dolar mıydı neydi, o da merak ettiğim bir kulaklık çok. 100 mm kulaklık sürücüsü de çok ilginçmiş yalnız.

    • reducto @protego

      @sinannamur Ben yine hani insanların zar zor da olsa bi şekilde ulaşılabilecek modeller arasından baktım yani 5000 dolar 20.000 dolar falan nedir 😀 100mm sürücü bilmiyorum yani tamam her şey hacim değil ama mantıken 40-50mm sürücülü kulaklıkların alayını ezip geçmesi lazım

    • Sinan Namur @sinannamur

      @protego Yok ben sınırsız para deyince gerçekten sınırsız olduğunu düşündüm dfladsfj. 50 000 dolarmış zaten bahsettiğim sennheiser kulaklık, alan manyak var mıdır bilmiyorum ama milyarder olsam meraktan alırdım kesinlikle 🙂 Bildiğim kadarıyla sürücü boyutu esasen ses şiddetini etkiliyor, çok daha önemli birçok faktör var. https://earrockers.com/does-driver-size-matter-in-headphones/#:~:text=No%2C%20driver%20size%20in%20headphones,reviews%20to%20judge%20sound%20quality. Bu yazıda da benzer bir şey söylenmiş.

    • reducto @protego

      @sinannamur Bilemedim ya, ses şiddetini elbette etkiliyor ama ne bileyim yani şöyle düşünüyorum, 40-50mm sürücüler arasındaki fark çok az o yüzden pek yorum yapmak zor ama sen 10.000 dolarlık 8mm sürücülü kulak içi kulaklık da getirsen 200 dolarlık 50mm kulaküstünden daha iyi ses vermez. Elbette sürücü boyutundan daha önemli şeyler de var ama bi yerde tıkanıyor boyutu artırmadan daha doğrusu hacmi artırmadan kaliteyi artıramıyorsun. 30mm kulaküstü sürücüsü mesela getirelim en iyisini 50mm'nin en iyisiyle kapıştıralım sonuç belli baştan. Sürücü boyutu kesinlikle tek bakılması gereken veya öncelikli seçim kriteri olacak şey değil ama bazı şeyleri de gösteriyor yani

#kulaklık #hobi
Temelden başlatıp güzelce anlatan bir video. Güzel kanaldır. 3 yıldır severek takip ediyorum.
1) audiophile bir hobidir bu vurgu önemli. ekipmanı denemek için müzik dinlerler. Kusura bakmasınlar ama vaziyet budur.
2) bu işlere meraklı arkadaşlar piyasadaki kulaklıklara gülüp geçerler. Ve evet mevzu her zaman sadece daha pahalı olanı değildir.
3) bu sektörde her yıl devrimler olmaz. 15 yıl önceki kulaklık hala kendi klasmanında en iyi kulaklık olabilir. Yani ikinci el ciddi bir alandır.

#TeknoSeyir ile ilgili olan kısmı şudur. genele hitap eden kanallardaki incelemeler o alanı yakından takip edenleri tatmin edemez. hatta üstlerine güldürtür. Bu Türkiyeye özel bir durum değildir. Çığırtkan Linus'un kanalında geçenlerde takip ettiğim bir e-reader incelemesi yaptırıldı stajyere. Türkiyede bir kanal yapsa topa tutardık. Ama iş artık buraya geldi. TV incelemesi için birilerini, kulaklık için birilerini takip etmeniz lazım. Eminim buradaki çoğu teknoloji gönüllüleri için de durum aynıdır. Bizimkisi ayak alışkanlık yoksa herbirimiz ayrı ilgi alanlarımıza göre başka şeyleri takip ediyoruz. Editörler için de durum aynı. Sadece meşhur yerli teknoloji sitelerini takip ederek bir şeye hakim olduğunu sanmasın arkadaşlar. En azından hobi olarak bir şeyde uzmanlaşsınlar.

https://www.youtube.com/watch?v=hoLMdrD5pic

Audiophile Headphones: For Beginners!

Open Back, Impedance, Distortion, Planar, GAH!!! So many phrases! Here's an easy beginner's guide through the confusing world of headphones. IF you are new, ...
BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 6

İnternet Sorunları Kablosuz Ağlar - Yavaşlık Sorunu

Bu yazıda sizlere internette yaşadığınız sorunun kablosuz ağ kaynaklı olup olmadığını anlayabilmeniz için basit bir ipucu göstereceğim.

Bu testi kablosuz ağ üzerinden internete bağlı olduğunuzda web sitelerin geç açılması durumunda yada internet hızınınızdan daha yavaş bir hızda bağlandığınızda sorunun kablosuz ağ kaynaklı olup olmadığını anlayabilmek için yapabilirsiniz. Öncelikli olarak modemimizin ip numarasına ihtiyacımız var . Bu bilgiye ip numarasını değiştirmedi iseniz ve modemin üzerindeki etikette yazıyorsa modem etiketine bakarak ulaşabilirsiniz.  Eğer ağınızda mesh cihazı yada wifi genişletici cihazlar kullanmıyorsanız komut satırına aşağıdaki komutu girerek te kolayca ulaşabilirsiniz.

 

Aşağıdaki anlatım modeme direk kablosuz ağ ile bağlı olmanız durumunda mesh çihazı yada wifi extender olmadığı durumlarda modemin ip adresini bulmanız için anlatılmıştır.

Bunun için başlat ı tıklıyoruz  arama satırına cmd yazıyoruz ve ardından enter a basıyoruz. Bizi simsiyah bir ekran karşılıyor. Oraya aşağıdaki komutu yazıyoruz ve enter a basıyoruz.

ipconfig

 

Örnek bir sonucu aşağıda paylaştım , elbette çıkan liste çok uzun ve arada atladığım birçok satır var ancak zaten bizim ihtiyaç duyduğumuz tek bilgi buradaki varsayılan ağ geçidi yada default gateway olarak geçen satırın içindeki ip adresi.

Kablosuz Ağ Adaptörü:

Varsayılan Ağ Geçidi. . . . . . . . . : 192.168.1.1

 

Genelikle eğer değiştirmedi iseniz modem ip numarası

192.168.0.1

192.168.1.1

192.168.2.1

10.0.0.1

gibi seçeneklerden biridir. Ancak tabi farklı bir ip numarası ile karşılaşma olasığınız da var.

Evet modemin ip numarasını öğrendiniz artık bir sonraki adıma geçebilirsiniz. Şimdi modeme sürekli ping atmamız gerek yine bunun için aynı komut satırına yani cmd yazdığımızda açılan siyah pencereye aşağıdaki komutu yazıyoruz.

ping 'modeminizin ip adresi' -t

Örnek komut :ping 192.168.1.1 -t

şimdi bu komut sürekli modeminize icmp komutu gönderecek ve modemden bir cevap alacak ve bize paketlerin ne kadar sürede ulaştığı ile ilgili bilgi verecek. Kablosuz ağda aynı frekansta bulunan cihazlar sanki bir otoyolu kullanırlar. kablosuz ağı bir otoyol gibi düşünürseniz bu otoyola bağlı her yan yoldan gelen araç otoyoldaki trafiğin artmasına neticede arabaların otoyol üzerinde bir noktadan bir noktaya giderken yolculuk sürenin artmasına sebep olacakır, Otoyoldaki  wifi araçları belli bir kurala göre her biri bir diğeri hareket ederken diğerinin hareketini tamamlamasını bekleyerek sıra ile hareket eder ama  aynı frekansları kullanan başka cihazlar bulunursa bunların kendilerine has farklı trafik kuraları olduğundan otoyoldaki araçlar kaza yapacaktır, işte bu paketler(araçlar) ya gitmeleri gereken yere hiç ulaşamayacaklar yada kaza yapmış bir şekilde ulaşacaklar. kaza yapmış veya hiç ulaşamamış araçların tekrar gönderilmesi için bu araçların plaka numarasının bir önceki cihaza iletilmesi ve bu araçların klonlanıp tekrar gönderilmesi ve neticesinde daha çok trafik olması beklenir. İşte burdaki komut ile trafiğin yoğun olup olmadığını ve bağlı olduğumuz modeme gelen interneti bize ulaştırıp ulaştıramayacağını anlayacağız. Komut aşağıdakine benzer bir çıktı verecek.

Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=1ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=1ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=1ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=3ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=7ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=1ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=1ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=1ms TTL=64

 

Bu sonuç işletim sisteminin diline göre farklı olacaktır. Şimdi isterseniz ilk satıra bir bakalım

bakalım

Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=1ms TTL=64 şimdi bu satırdaki her bir bilgi aslında bize başka bir şey anlatıyor ancak bizim burada ilgileneceğimiz bilgi ""time=1ms"" bilgisi . Bu geçen süreyi bize gösteriyor. Bu süre çok kısa ise trafik yok paketler rahat rahat gidip gelebiliyor manasına geliyor.  buradaki değer "1ms", ideal bir değer yani nerede ise hiç trafik sıkışıklığı yok manasına geliyor. trafik arttıkça sıkışıklık oldukça paketler geciktikçe bu süre uzayacaktır. Bilgisayarınızda internette hiçbirşey yapmasanız bile bu paketlerin iletilme süresinde yüksek sayılar görüyorsanız 20 li rakamların üzerine çıkıyorsa yada 3 haneli yazıları görüyorsanız hatta bazı paketlerin iletilemediği oluyorsa o halde bilgisayarınız ile modem arasında kurduğunuz kablosuz bağlantı sağlıklı değil demektir.

 

Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=2ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=972ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=193ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=4ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=10ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=885ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=353ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=520ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=760ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=628ms TTL=64

 

Mesela yukarıda olduğu gibi yada benzer bir sonuçla karşılaştı iseniz. Trafik sıkışık, kablosuz ağdan kaynaklanan bir sorun olabilir demektir. Bu genellikle bilgisayarınızdaki yada modeminizdeki bir sorundan kaynaklı değildir daha çok trafiğin çok yoğun olduğunu aynı frekansı kullanan çok fazla cihaz olduğunu gösterir. Ancak farklı cihazlarla farklı sonuçlarla karşılaşabilirsiniz. 2 tamamen sağlam modemin birinde sorun yaşarken bir diğerinde sorun yaşamamış olabilirsiniz. Bunun sebebi üreticilerin sinyali filtrelemek için kullandıkları yöntem farklılıkları ve modem üreticilerinin kablosuz ağlarda trafiği yönetmek için kullandıkları yöntem farklılıkları olabilir, Aslında modemlerde, access pointlerde bunlara bağlanan cihazların wifi alıcılarında çok fazla ayar bulunur ve üreticiler bu ayarları kendileri yaparlar çoğusunu siz değiştiremezsiniz yada sadece network ile ilgilenen uzman kişiler değiştirebilir. Bu ayarlar modemin ismini ne kadar sürede bir haykıracağı, gönderilecek paketlerin büyüklüğünün ne kadar olacağı, çıkış gücünün ne olacağı, paketlerin hemen mi gönderileceği yoksa başka paketler de beklenip belli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra mı gönderileceği gibi çok fazla ayardan oluşur, sonuçta bu ayarları her bir üretici kendine göre yapar. Yapılan her bir değişikliğin farklı şartlarda farklı sonuçları olabilir.  Farklı cihazlardan aynı koşulda farklı performans göstermesinin özünde aslında bu farklılıklar vardır.Trafiğin çok yoğun olduğu zamanlarda bile sağlıklı iletişim kurulması, en azından düşük hızlarda da olsa bağlanılabilmesi için yapılabilecek bazı ayarlar trafiğin hiç olmadığı veya az olduğu zamanlarda kablosuz ağ kapasitesinin potansiyelinin altında kullanılmasına sebep olabilir.

 

Hiç internet kullanmadığımızda kablosuz ağımız tek haneli rakamlarda bir gecikmeyi bize sunsa da bu kablosuz ağımızın bizim ihtiyaç duyduğumuz kapasiteyi sağlayıp sağlamadığı hakkında bize yeterli bilgi vermez. Şimdi bunu test etmemiz gerek.

Eğer ilk testte sonuç aşağıdakine benzer ise

Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=1ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=1ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=1ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=3ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=7ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=1ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=1ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=1ms TTL=64

şimdi bir sonraki teste geçelim. Bakalım yoldaki şeritler bizim için yeterli mi öyle ya şeritler boşken bir yerden yere ulaşmak kolaydır. Şimdi bu otoyolu birçok araç kullanıyor bunların içinde bizim wifi modemimiz ve buna bağlı cihazlarımız olduğu gibi aynı frekans aralığını kullanan komşularımızın modemleri telefonları tabletleri televizyonları da var bir de bunun yanında farklı trafik kuralları olan bluetooth kulaklıklarımız, bazı bebek telsizleri, bazı kablosuz mikrofonlar gibi aynı frekansı kullanan bir çok cihaz var ama bunlar sadece başlangıç bir de  kuralları olmayan cihazlar var bunlar frekansları ısı üretmek için kullanan cihazlar yada sadece bir işi yaparken istemeden parazit yayan cihazlar olabilir. Bu yüzden genellikle yollar hiçbir zaman boş değildir ve trafik sıkışmadığı sürece biz gideceğimiz yere hız sınırına yakın hızlarda seyrederek kısa sürede ulaşabiliriz. Bu yoldan trafik geçirdiğimizde bizim yüzlerce binlerce hatta milyonlarca aracımız yan yoldan ana yola çıktığında bu otoban bize yetecek mi, yoksa trafik sıkışacak mı işte şimdi buna bakacağız . Bunun için bir hız testi sitesine giriyoruz

 

https://www.speedtest.net

yada

https://nperf.com

Test yapıyoruz bir yandan da test yapılırken çıkan sonuçlara bakacağız eğer hız testi  yaparken gecikmelerde çok büyük bir artış olmuyorsa otoyol açık ve otoyolun kapasitesi bizim internet trafiğimiz için yeterli yani hız testi sırasında sonuç

Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=1ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=1ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=1ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=3ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=7ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=1ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=1ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=1ms TTL=64

 

buna benzer bir sonuç ise kablosuz ağınız üzerinden interneti verimli bir şekilde kullanabiliyorsunuz ancak

Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=885ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=353ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=520ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=760ms TTL=64
Reply from 192.168.1.1: bytes=32 time=628ms TTL=64

 

buna benzer bir şey ise bir nedenden dolayı (birçok nedeni olabilir), kablosuz ağınızda bir trafik oluşuyor ve o an için var olan internetinizi tam kapasitesi ile kullanamıyorsunuz. Muhtemelen kablosuz bir bağlantı yapmak yerine bir  ethernet kablosu ile bağlanırsanız daha hızlı internete bağlanabilirsiniz.

 

Peki ya herşey bu kadar basit mi yani olay bu mudur diye soruyorsanız hayır aslında şimdi yeni başlıyoruz. Günün her saatinde aynı otoyolu kullanan cihazlar ve bu otoyoldaki trafik farklı olacağından her saat alacağınız performans ta farklı olacaktır. Yani gündüz vakti herkes işte iken sorunsuz tam kapasite ile kablosuz ağınız üzerinden interneti kullanabilirken prime time da herkesinin her cihazını kullandığı yoğun kablosuz trafik olduğu zamanlarda kopmayalar da yaşayabilirsiniz.  Bir ay öncesine kadar yeten bu kablosuz ağ kapasitesi bir ay sonra size yetmeyebilir yada 1 dakika önce hız testi yaptığınızda 24 mbit hız alıyorken 1 dakika sonra 5 mbit hızı zar zor görüyor olabilirsiniz. Malesef böyle.

 

Peki hiç mi çözümü yok. Öncelikle en güzel çözüm tabiki ethernet kablosu ile direk bağlanmak. 2.4 ghz frekanslar çok dolu ise 5 ghz frekansı(5 ghz frekansın hem güzel hem de kötü tarafı engellerden kolayca gecememesi beton duvarları aşmakta 2.4ghz kadar başarılı olmaması bu avantaj ve aynı zamanda dez avantaj sayesinde özellikle yakın mesefede iken arada duvarlar yokken sizin sinyaliniz duvarlardan başkalarına başkalarınızın sinyali size ulaşamayacağından veya daha az ulaşacağından sanki kendinize özel otoyolunuz varmışcasına bomboş otoyolda gidebilirsiniz. Ama kapalı alanda uzun mesefe çekmez.) veya diğer frekansları kullanmak, daha en baştan kablosuz ağ cihazı seçerken mümkün olduğunca fazla frekans seçeneği sunan cihazları tercih etmek. Wifi kanallarını değiştirerek farklı wifi kanallarında kablosuz ağ performansını değerlendirip buna göre en yüksek performansı alabileceğiniz bir kanal seçmeye çalışmak. Bunun için kanalları değerlendiren ve hangi kanalda kaç access point yada modem olduğunu gösteren gerek android için gerek windows için çeşitli programlar olmakla beraber bunlarla aynı frekansı kullanan  diğer aygıtları(bluetooth kulaklıklar, bazı bebek telsizleri vs.) göremediğinden her zaman çözüm olamayabiliyor. Her zaman burada gördüğünüz boş frekans gerçekte boş olmayabiliyor.

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Karantina günlerinde fotoğraf. Dama çıkmak da yasak değildir umarım 😂

BeğenFavori PaylaşYorum yap