Kıraç, (şarkıcı) İngilizce ve Türkçe üzerine bir şeyler söylemiş. Belli ki yaşadığı belirli olaylar ve gözlemleri var. Ama be arkadaş, sorarlar adama, Rock müziğin etinden sütünden yararlanıyorsun da iş İngilizce'ye gelince mi sana dokunuyor? Ayrıca benim tanıdığım ve Türkçe'yi doğru düzgün kullanamayan insanlar zaten İngilizce hakkında fikri olmayan insanlar. Kültürel emperyalizme kurban gidiyorsan önce kendine bakacaksın. Ayrıca Türkiye'deki İngilizce zorlamasının en büyük nedeni de kimi meslek gruplarının dünyanın bu düzenine uyum sağlamalarını teşvik etmek. Bugün dünyanın en önemli bilimsel çalışmalarını yap, sonra da Türkçe yayınla mesela. Bu şöyle olurdu: Kimse sana bestelerini şu Batı düzeninde besteleme artık, bırak bu sömürgeci düzeni diyor mu Kıraç aga? Bestelesene o zaman sen de bir peşrev, mümkünse sabâ makamında? Çalsana dizilerde...?

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Erkan @erkann

    Hiç sorma yahu Allah'ın kroniği ülkenin gündemine oturdu resmen.

  • Erman Yurdakan @ermanyurdakann

    Ya milliyetçilik cart curt saçma salak kılıf uydurmaya kasıyor, derdi bariz belli: çocuğu çok zorlanıyormuş, öğrenemiyormuş, onun çocuğu öğrenemiyorsa kimse öğrenmesinmiş. Onun çocuğu malsa biz ne yapalım, böyle saçma şey mi olur? 😀 Hadi belli bir yaşa gelmiş olan insanlar için artık yapacak çok bir şey yok ama şu zamanda 15-30 yaş arası İngilizce bilmeyen veya bilmeye gerek yoktur diyen eksiği kendinde arasın.

  • prometrik @prometrik

    Bence konuyu gündeme getirmekle iyi yapmıştır. İngilizce kesinlikle öğrenilmesi gereken bir dil ama; soruyorum kaçınız okulda ingilizce öğrendiniz? Kaç kişi okulda öğreniyor ingilizceyi? Öğretmenler ve öğretme metodları ne kadar yeterli? Bu sadece ingilizce için değil, tüm dersler için geçerli. Elbette okuldayken sizinde başarılı olduğunuz ve olmadığınız dersler vardı. Bu hem sizin yatkınlığınız, ilgi alanınızla ilgili olduğu gibi hemde öğretmenden ve öğretiş şeklinden kaynaklıydı. Yıllardır görmediğim bir şey var ise o da öğretmenlerin kendilerini pek geliştirmedikleri. Öğrenmek nedir? Beyin bir şeyi nasıl öğrenir? Hangi konu en iyi nasıl öğrenilir/öğretilir? gibi araştırmalar yapmak ve yöntem geliştirmek falan yok. Yıllarca aynı kalıpla aynı şeyler yapılıyor. Ben 20 yıla yakınlık eğitim hayatım için açıkça söyleyebilirim ki bu sistemde bir öğreten hoca yok(özellikle lise kadar olan seviyede). Öğrenmek istiyorsanız kendiniz çalşıp öğreniyorsunuz. Ben kendim çalışıp bir şeyler öğreniyorsam öğretmene ne gerke var? Kesinlikle gerek var ama geleneksel öğretmenlikten biraz dışarı çıkmaları lazım. Beynin öğrenme metodolojisini araştırmaları lazım. Hızlı öğrenme ve hafıza tekniklerini öğrenmeleri ve öğretmeleri lazım. Her öğrenci özeldir. Bunu bilerek doğru şekilde hareket etmeleri lazım. Bir öğrenciyi kaybetmek de kazamak da öğretmenin elindedir.

    Eğer geleneksel şekilde devam edeceklerse yazık diyorum. Bırakın okulda ingilizce dersi kastırmayı, 2-3 ay bir kursa gidip rahatça öğrenin. 12 yıl okulda iyi öğrenilemeyen inglizce + üniversitede ingilizce hocamın çok selam yolladığı eski hocalarım! Bize neleri neleri yanlış öğretmişler ah ah derdirtmişti. Ancak sadece 1 yıl ve az bir süre için birlikte çalışabildik ki tabi ki toparlamaya yetmedi. Çok mu zor şu ingilizce kurslarının 3-5 ay da verdiği eğitimi verebilmek?

    • filarmonik @filarmonik

      @prometrik Öğretmenlerin ciddi eksikleri olduğunu kabullenmek ile birlikte, durumun sorumlusunun tam olarak ve yalnızca öğretmenler olmadığını düşünenlerdenim. Bu dil öğrenme işinin çok fazla değişkeni var ve bir öğretmen olarak, öğretmenler yetiştirmiş bir öğretmen olarak ve hatta yabancı dilde eğitim veren bir öğretmen olarak naçizane gördüğüm şudur: Tek elle alkış olmaz.
      Siz bir çocuğun en kritik zamanlarında, ilk öğretmenleri, yani ailesi olarak öğrenme disiplinini çekirdekten öğretemezseniz öğretmenler dediğiniz gibi çuvallar durur. Örneğin çok sık yaşadığım bir sorun, okulda belirli kurallara uymak istemeyen öğrenciler genelde ailelerinde bu kurallardan yoksun olanlar. İster genel okul kuralları, ister rasyonel neden sonuç ilişkileri. Yani çocuğa ailesinde bedel ödemenin ne olduğu aktarılmayınca boşluğu öğretmen dolduramıyor. Çok iyi bir öğretmen denk gelirse öğrenciyi yakalayabiliyor ve doğru yoka sevk ediyor ancak bu çok iyi öğretmenlerden de çok az var 🙂 Aile çuvallarsa öğretmen çuvallar, öğretmen çuvallayınca da ülke çuvallar. Derseniz ki bu sorunun çözümü nedir? Gerçekten birkaç nesil kayıp olacaktır ama bir yerden başlayıp yeni ve örnek aileler yetiştirmediğiniz sürece bu böyle gider.

    • filarmonik @filarmonik

      @filarmonik Üstteki cevabımı tekrar okuyunca bazı gölgede kalan fikirlerim olmuş, açıklık getireyim istedim. Aileyi nasıl yetiştireceksin, ona da öğretmen lazım denebilir. Haklı da bir argüman olur. Bu iş ise tam olarak ülkenin tüm mekanizmaları ile iyi bir nesiller yetiştirme çabasına girmesi ile olur. Yani milli eğitim bakanı gelsin bizi kurtarsın ile olmuyor. Öte yandan dil öğrenme işi ile ilgili çok uzun yazmam gerekecek ama özetin özeti gibi yazarsam eğer: Yabancı dil öğrenme konusunu kabaca dörde ayırabiliriz. (Anadilini öğrenmekten farklıdır.) Okuma ve okuduğunu anlama, dinleme ve dinlediğini anlama, yazma, konuşma. Bu alanların her biri farklı öğrenme ve pratik alanları gerektirir. Bunların her birini mükemmelen sağlayacak bir müfredata sahip bir ülke var mı bilmiyorum, ama bu işi en iyi yapan ülkelerde bile bu iş sosyal aktiviteler ile desteklenir ve konuşma, yazma gibi pratiğe dayalı alanlar böylece çalıştırılmış olur. Günümüz dünyasında iş "imkanımız yok napalım" gibi aciz bir bahanenin arkasına sığınılacak gibi değil. Okul gezisi yapamıyorsan akıllı tahtalara yansıt yurtdışındaki kardeş okul öğrencilerini konuştur. Yapacak insan lazım ve dediğiniz gibi öğretmenlerin bu anlayışla yetiştirilmesi lazım. Söylediklerinizde haklısınız ancak madalyonun çok yüzü var 🙂 Selamlarımla.

    • prometrik @prometrik

      @filarmonik Öncelikle yazdıklarınızdan anladığım kendini geliştirmeye çalışan bir öğretmensiniz ki bunun için sizi tebrik ederim. Aile konusunda haklı olduğunuz kısımlar olsa da tamamen size katılamayacağım. Aile kötü olsa da o çocuğun rehberlikle vb. ile kazanılması gerekir ki rehber öğretmenler ne kadar rehber konusu çıkar buradan. Yani bu çocuğu kazanmak hem dersin öğretmenine hem rehber öğretmene düşer.

      Öğrenme temelini ele alış şekliniz hoşuma gitti. Bu konuda müfredatın yetersizliği de hem yazdıklarınızdan anlaşılan hem de tecrübelerimden öğrendiğim bir konu. Ama yine de sadece bu eksikliğe dayanmak olmaz. Öğrenmenin nasıl oluştuğunu öğrenmek gerek. Çocuklar anadili nasıl öğrenirler? Konuşma ve pratik konusu da doğru ama bunun için tek yöntem sadece yabancı öğrenci bulmak veya akıllı tahta da değil(ki akıllı tahtanında amacına uygun ve yeterince kullanılmadığını düşünüyorum). Günümüzde teknoloji çok gelişti. Belki klasik bir laf olacak ama "ben gençken bu kadar imkan gerçekten yoktu". Özel ingilizce kursunda dil öğrendim. En büyük fark neydi biliyor musunuz? sınıf mevcudu. 10 kişi bile değildik. Hocamız çok içten ve sevecen birisi idi. Dinleme ve konuşma pratikleri yapardık. Yabancı hoca ile konuşmalarımız olurdu. Dinleme için artık bir telefon bir de bluetooth hoparlör yeterli. Sınavlarımız hem klasik, hem de birebir konuşma şeklindeydi. Ne gerekiyor biliyor musunuz? Konuşmak için cesaret! teşvik etmek gerekiyor. Biraz diyalog kurmak gerekiyor ve gerisi sonra geliyor. İleri aşamalarda her konuda hem temeli öğrenir hem de partik yapmaya başlardık. Herkes bir cümle kurup söylerdi. Sonra sabahları ingilizce sohbet etmeye başladık. havadan sudan hiç fark etmez yeter ki konuş. Konuş ki o çekingen tavrını aş. Şimdi bunları günümüz okullarında uygulamak bu kadar mı zor? İngilizce konuşmaya teşvik etmek. Dalga geçilmekten korkar hep öğrenciler ve bunu aşamamak sadece ailenin değil sınıfında suçu ve sınıfı yönetemeyen öğretmenin de. Hatta diğer öğretmenlerinde.

      Ek olarak çok eski bazı anılarımda derslerde yaptığım hataların aslında beynimin farklı kısımlarını kullanmaya başladığımdan olduğunu yıllar sonra öğrendim. ne yazık ki oldukça geç kaldığımı söyleyebilirim. O zamanlar bu farklı düşünmeye başlayan beynim hocamın sınavda notlarımı çatır çatır kırması ile hayal kırıklığına dönüştü. Sonrasında aktif olan öğrenme yapısından pasif öğrenme yapısına geçtim/geçmişim. Bunları hep şimdi fark ediyorum. Şu an konu öenmli değil, materyali verin ben çalışırım hocaya ihtiyacım yok. Çünkü kendi kendime öğrenmeyi öğrendim. Öğrenmek zorunda kaldım. Çünkü derste olmuyor ya da yalnız ders ile olmuyor. Odaklanamıyorum artık. Bakın ders süreleri de tartışılır, 45dk insan beyni bir şeye odaklanamaz sıkılır. Ya siz o konuyu dikkat çekici hale getirip odaklanılmasını sağlayacaksınız, ya da beynin dikkati dağılacak. 45dk hiç bilmediğini bir konuyu durmadan dayatrak öğretemezsiniz. Beyin arada nefes almalı. 45dk lık dersin en iyi ihtimalle 15dk sı yoktur ki 3'te 1'i demek. Ne kadar verim kaybı. Bu kadar şeyi boşa anlatmak hangi hocanın hoşuna gider? Peki hiç bu konuyu araştırdılar mı? Ya ders süreleri değişmeli ki müfredata bağlı buna bir şey yapamazsınız ama siz konuyu dikkat çekici yapabilirsiniz. Arada bir dikkatlerini toplamak için farklı bir yapabilirsiniz. 15dk da bir böyle bir şey yapsanız hem çocuklar dersi ilgi ile takip eder hemde daha çok şey öğrenirler. Öğretmenler de daha fazla şey öğretmiş olur.

      Olayları sadece aile ve müfredatlara indirgemeyelim. Elimizden ne gelir ona bakalım ve hep daha iyisini yapmaya çalışalım. Öğretmenler arası rekabet olmalı. İlde ve türkiye genelinde yılın öğretmenleri seçilmeli(tabi sadece notlara bakarak değil!). Öğretmenler de bu konuya teşvik edilmeli. Ama bunu beklemek olmaz. Bu durumun farkında olan herkes elinden gelenin en iyisini yapmak ile yükümlüdür. Bir kaç nesil kaybetmekten söz ediyorsunuz ama ben kabul etmiyorum. Çünkü kendi geçmişime bakınca bugüne kadar kayda değer bir ilerleme göremiyorum! Üstelik bunca imkana rağmen! Öğretmenlik sadece devletin ataması ile yapılan garanti bir iş olmamalı. Öğretmen dediğiniz hep okumalı. Öğrencilerinin toplamından daha fazla okumalı. Sadece alanlarında değil, işledikleri şeyin de farkında olmalılar. Öğretmenler beyin işliyor! Onun nasıl çalıştığı hakkında hiç bir fikriniz yokken onu nasıl iyi işleyebilmeyi düşünebilirsiniz ki? Her beyin çok değerli.

      Ben mühendislik mezunuyum. Bahsettiğim konular neticesinde kalıpların dışına çıkmanın yoluna bakıyorum. Önüme çıkan her konuyu farklı açılardan değerlendirmeye çalışıyorum. Farklı bakış açıları insanı öyle geliştiriyor ki. Bugün analizler üzerine iş yapıyorum. Zihnimi bu şekilde geliştirdim çünkü. Ve daha neler yapabileceğimi merak ediyorum ama hem zaman hem para ikilemi içerisindeyim. Malum iş hayatı. O eskiden olan zamanım olsa diyorum ve ne yazık ki beni böyle yönlendirecek kimsem yoktu etrafımda. Sonradan bir şeyleri başarmaya çalışmak gerçekten zor oluyor. Ama yılmadan ilerlemek lazım.

      Neyse çok uzattım. Kısaca şöyle toparlayalım. Evet sistemde çok sorunlar var. Ama tencere dübün karar seninki benden kara diyerek devam edersek(ki gidişat onu gösteriyor ne yazık ki) o zaman hiçbir şey değişmez. nesilleri boşu boşuna kaybedip dururuz. Ama bu konunun farkına varan herkes bir şeyler yapmaya çalışır ve etrafını da bu konuda motive edip yönlendirirse o zaman bir şeyler değişmeye başlar. Biz elimizden geleni yapalım. Geleceğe, yeni nesillere işte bunları borçluyuz.

#xboxones Yaşıma başıma bakmadan (!) ve hiç konsol oynamamış halimle xbox one s almaya karar verdim ancak yılların getirdiği pc alışkanlığı nedeniyle klavye ve fare ile oynama niyetindeyim. Hama'nın Speedshot diye bir ürünü var (ya da muadil ürünler) böyle bir kombinasyona nasıl bakar TS ahalisi? Teşekkürler.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 11 / 17
  • protego @protego

    Para çoksa sorun yok, onun dışında şu sıra xbox alınmaz. Division 2'nin full sürümünü 1000 liraya satıyorlar delirmiş adamlar

  • Tolga Altaş @tolgaaaltas

    Ben bu jenerasyonu artık es geçmenizi tavsiye ederim. Eğer alacaksanız da ikinci el alın bari hocam. Game Pass ile tadını çıkarırsınız. Sıfır almayı düşünürseniz de Mayıs ayını bekleyin Xbox One S All-Digital sürümünü alırsınız.

  • Joe @joe

    Pcdeki gibi olmuyor. Lag yapıyor o tarz aletler. Ben de senin gibiydim şimdi bütün oyunları gamepad ile oynuyorum 😁

  • filarmonik @filarmonik

    Cevaplar için herkese teşekkürler, kısaca özetleyeyim herkese cevap niteliğinde olsun:
    Türkiye'de yaşamıyorum ve zaten ikinci el almak istemiyorum. PC olarak yalnızca HD620'li bir dizüstüm var, oyun için dizüstü almak istemiyorum ve masaüstü için hiç yerim yok. Ayrıca konsola vereceğim parayla pcde bu tarz olaylara girmek imkansız. (İkinci el 1060'lı kasalar bile 500€ civarında.)
    Gamepad olayına alışmak için geçen zaman bende var mı ondan emin değilim 😀 Ama klavye maus pc'deki gibi olmuyorsa, gecikme ve bir his kaybı söz konusu ise hayal kırıklığı olabilir, haklısınız.
    Son olarak 200 avroya alacağım pakette şunlar var:
    Xbox One S 1TB Konsol
    Xbox Game Pass 12 Aylık
    İkinci Xbox Wireless Controller (ArmedForces II SE)
    Battlefield V: Deluxe Edition ( Download)
    Battlefield 1: Revolution Edition ( Download)
    Battlefield 1943 ( Download)
    Xbox Live Gold Üyelik ( 14 Günlük)
    EA Access 1 Aylık

    Sağolun tekrardan.

Windows 10'un kendi mail uygulaması gelen önemli bir mailin eklerini yokmuş gibi algılayıp saçmalayınca Thunderbird yükledim, kendime göre optimize ettim, tema kurdum vesair ama sanki biraz ağır çalışıyor gibi...? 2 mb eki olan bir mail yollayayım dedim bayağı bir bekletti beni. Daha doğrusu daha hızlı bekliyordum diyelim. Alternatif ya da çözüm önerisi olan var mıdır? (Thunderbird'den üç farklı mail hesabı kontrol ediyorum, bilgisayarım lenovo E580; i5, 8gb ram ve ssdli model. )

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Şu internet denen şey... Çocukluğumdaki arsalar gibi, önceden söğütlükken, yerine rezidans dikilecek bir "yer" oluyor sanki. Parselleniyor, kanunu nizamı oluyor. Bir yandan iyi, bir yandan da nerede o eski internetler mi diyorum nedir... Yaşlandık azizim...

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • alipektas @alipektas

    Zaman zaman ben de düşünüyorum aynı şeyleri. "...mahkeme kararıyla engellenmiştir..." şunu görmediğim günleri özlüyorum. Gerçi bu biraz bizim muz ülkesine özgü, herkesin interneti böyle büyük abilerce terbiye edilmemiş ne mutlu ki.

Samsung galaxy note 10.1 2014 edition tabletim kitkat 4.4.2 güncellemesinden sonra samsung tarafından kaderine terk edildiğinden, dün özelleştirilmiş rom yükledim. Tab S2 marshmallow yazılımını uyarlamışlar, hiç de fena çalışmıyor. Artık kaybedecek bir şeyiniz yoksa, bu işleri kendim yaparım o kadar sabrım var diyorsanız ve tablet halen hayattaysa düşünülebilir. Kişisel hassas veri gerektiren işleri bu tablette yapmadığım için resmi olmayan rom olayı pek problem değil. Tabi ingilizce bilmeden yapmak hayli zor olacaktır zira xda sitesi üzerinden yürüyor genelde bu işler.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Arada gözüme çarpan “fotoğrafımı çalmışlar/habersiz kullanmışlar” feryatlarını gördükçe, İlber Ortaylı, Murat Bardakçı ve bunun gibi koca çınarların internet yazılarında kullanılan görsellerin hep sarı çizmeli Mehmet ağa’ya ait oldukları geliyor aklıma... bir çay daha koyuyorum ve o büyük büyük konuşan, büyük büyük insanlara hayret etmemeyi öğrenmeye çalışıyorum...

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Sahibinden.com'da 2009'da duyurulan Kindle DX'e 750-800 TL fiyat çekmişler neyin kafası bu yahu?

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Fırsatlar kısmındaki dört kupona da ihtiyacım olmadığından dolayı, isteyen olursa buraya yorum yazıversin; faydalanılmış olur...

BeğenFavori PaylaşYorum yap