Scooter M7202TS Outdoor Ayakkabı (#işbirliği değil :)

Hazır Dunth hoparlörler FP konusunda gündem olmuşken ben de bir başka FP üründen bahsedeyim. Bir süredir su geçirmez outdoor ayakkabı bakıyordum ve Amazonda ucuzdan pahalıya sıraladığımda bu ayakkabılara denk geldim. 1200 TL ye satın alıp denedim ve gayet memnunum. Bilindik markaların ayakkabıları 1500'e bile bulunabiliyirken en ucuz outdoorlar'ın 2500 den başladığını gördüğümde, eğer su geçirmiyorsa bu ayakkabıdan almanın mantıklı olacağını düşündüm. Bir kaç kez yağmurlu havada giydim ama normal şehir içi kullanım. Çamura ya da dağa taşa basmadım. Benim senaryomda da gayet yeterli olacağını düşünüyorum. Yalnız ilk aldığım model parmak kısımlarında baya sıkıyordu ben de iade edip benzer bir model sipariş ettim. Eğer benim gibi taraklı ayaklarınız varsa özellikle attığım linktekini almanızı tavsiye ederim. Eksilerine gelirsem de, pahalı outdoorlar çok mu rahat bilmiyorum ama bunlar biraz konforsuz gibi. Uzun yürüyüşler için uygun olduğunu düşünmüyorum. Diğer yandan firma, kullanılan malzemenin su geçirmez ama hava geçirir olduğubu iddia ediyor. Kısa süreli tecrübemde bu konuda da bir izlenimim yok. Kısacası su geçirlezliğini sürdürürse benim için görevini fazlasıyla yerine getirmiş olacak.

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Samsung Buds FE İncelemesi (Buds2 Karşılaştırmalı)

2 yıldır Sony XM4 ve Buds2 kullanan biri olarak, MediaMarkt sitesinden 1000 TL'ye aldığım kulaklığı karşılaştırmalı olarak inceliyorum.

Artılar:

  • Bir kulakiçi kulaklığa göre çok iyi ANC: Bir Sony XM4 değil tabi ki. Araba motoru gibi statik sesleri kesebiliyor ancak konuşma seslerini XM4 kadar azaltamıyor. Yine de Buds2'nin ANC'sine göre çok çok iyi.
  • Dengeli ses profili: Gayet düz bir ses profili var. Pek çok kişi bunu heyecansız bulabilir ancak benim kişisel tercihim baharatsız olması yönünde. Buds2'de de dengeli bir ses profili vardı ancak basslar biraz destek istiyor gibiydi. FE olduğu haliyle bile yeterli.

Eksiler:

  • Kısa bağlantı mesafesi: Buds2 ile arada iki duvar varken bile zaman zaman kopmalar yaşıyorken, FE'de seste baya kesilmeler başlıyor.
  • Hacim olarak FE daha büyük ancak kulakta daha stabil.
  • Ortalama pil ömrü: Buds2 ile arasında pek fark yok.
  • Birden fazla cihaza bağlanma seçeneği yok ancak seamless bağlantı özelliği ile bağlantıyı koparmadan başka bir cihaza geçebiliyorsunuz. Diğer cihazdan bağlan dediğinizde mevcut cihazdan kendisi kopuyor.
  • ANC açıldığında basslarda ufak bir artış oluyor.
  • Uygulama custom EQ desteklese çok iyi olacak.
BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • anıl @anil_

    ANC açılınca her kulaklıkta değişiklik oluyor sanırım. Bendeki QCY Melobuds da böyle. Benim en büyük sorunum silikonlu kulaklılarda silikonu oluyor. Kulağımda sağlam durmuyor kulaklık. Aliexpress'ten silikon alıp denemek lazım da 3 dolarlık ürüne 4 dolar kargo 4 dolar da vergi gelince kulaklık fiyatına silikon alınıyor maalesef. Hayırlı olsun bu arada.

Samsung Odyssey G5(LS27CG510EUXUF) İlk İzlenimler

Bu bir incelemeden ziyade bir ilk izlemim gibi olacak. Kapsamlı incelemeler Rtings gibi sitelerde var zaten.

  • Ghosting: Var. Önceki Acer ED242QRAbidpx kadar değil ama yine de var. Bu fiyat düzeyinde daha az olmasını beklerdim.
  • Standı stabil değil. Ekrana dokununca 'dingildeme' dediğimiz hareketi yapıyor ama en azından monitörün konumu değişmiyor.
  • Parlaklık için 300 nit denmiş ancak önceki 250 nit olan monitörümden pek farkını hissetmedim. Belki de bu nit denen ölçü birimi arasındaki basamaklar beklediğim kadar büyük değil.
  • Küçük bir detay ancak fark ettiğim için yazayım belki birinin işine yarar. Arkadaki ses çıkışını kullanmak istemeyebilirsiniz çünkü oyuna girince ya da çözünürlüğü değiştirince bir an için ekran kararır ya, o anda ses de gidiyor sonra geri geliyor. Ama ses çıkışyla alakalı bunu dışında bir eksi görmedim. Aslına elin ucunda pratik olurdu ama bu yüzden kullanmayacağım.
  • Bahsedebileceğim bir artı olacak ışık sızması yok diyebilirim. Varsa da curved olan bir önceki modelin ışık sızmasına kıyasla benim gözüm seçemiyor.

Şimdilik gördüğüm eksiklikler bunlar. Artıları yok mu diyeceksiniz ama onlar zaten teknik özelliklerden görülebiliecek şeyler. Aklıma gelen başka şeyler olursa ekleme yaparım.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Gainward RTX 4070 Ghost İnceleme

Bu bir inceleme ancak performans testleri ve teknik özellikler gibi RTX 4070'e ait internette bulabileceğiniz şeyleri içermeyecek. Daha çok Gainward'ın bu versiyonunu alanları neler bekliyor onun üzerine.

Bu modeli tercih etmemin sebebi birinci olarak fiyat avantajıydı. Bu modeli Hepsiburada'dan 18 bin liraya aldım. Diğer modellerden 2000 TL uygun fiyatlıydı. Birincisi iki fanlı bir kart tercih etmeliydim çünkü kasama uzun kartlar sığmayacaktı. Ben de iki fanlı en ucuz modeli aldım çünkü özünde bütün RTX 4070 kartlar aynı GPU'u içeriyor. Ancak fiyatın uygun olması da bazı şeylerden kısılarak mümkün. Bu da en başta soğutma sistemiyle oluyor. Gainward RTX 4070 Ghost piyasada görebildiğim en zayıf soğutma sistemine sahip. Öyle ki aşağıda da görülebileceği üzere soğutma bloğunun kalınlığı fanlar dahil 2 slotun altında kalıyor.

Gainward GeForce RTX 4070 12GB Ghost OC videokártya (471056224-3895 / NED4070S19K9-1047B)

Tabi soğutması zayıf dedim ama bu kartın fazla ısındığı anlamına gelmesin, sadece soğutma başarımı diğer versiyonların altında kalıyor. Yine de bu yaz sıcaklarına rağmen en kötü senaryoda 82 dereceyi gördü.

Kartın kendisini az soğutabilmesinin yanında başka sorunlar da var; iki fanlı yapısı sebebiyle tam CPU fanının önüne sıcak hava üflüyor. Bu da gaming sırasında İşlemci sıcaklığının neredeyse ekran kartına yaklaşmasına sebep oluyor.

Burada aklıma ilk olarak işlemci fan devrini en düşüğe aldığım gelmişti. Zira Ryzen 5600 ve daha önceki kartım RX 6600 termal açıdan uyum içinde çalışıyorlardı ve işlemci fanı ve diğer fanları boşta en düşük devirde çalışacak şekilde ayarlamıştım. Bu sayede yükte bile 72 dereceyi geçmiyordu. Ancak RTX 4070 ile birlikte ikisi de 80 dereceyi zorlar hale gelmişti. Ben de fan devirlerini tekrar optimize etme yoluna gittim ve egsoz fan devrini daima tam gaz çalışacak şekilde, işlemci fanını ve diğer fanları da boşta yüzde 50 çalışacak şekilde ayarladım. Bu sayede hava tahliyesini hızlandırarak, ekran kartının saldığı sıcak havanın işlemciyi etkilemesi olayını azaltmış oldum. Bu sayede hem Ryzen 5600, hem de RTX 4070 ikisi de yükteyken 76-77 dereceyi görüyor. Bu stres testlerini de OCCT ile yaptığımı belirteyim yani bu değerler gerçek hayat deneyiminde karşılaşılmayacak değerler. Sadece işlemci yükteyken de max 72 dereceyi görüyor.

Bu sıcaklık sorununun tek sebebi elbette sadece ekran kartının yukarı verdiği havanın işlemci fanına yakın olması değil. Bir diğer sebep FSP CMT141 kasamın küçük bir kasa olması. Bu kasa nispeten de eski olması sebebiyle mesh ön panele sahip değil. Bunun etkisini tüm sistem yükteyken kasanın ön kapağını çıkardığımda hem işlemci hem ekran kartının sıcaklıklarının 5 derece birden düşmesiyle anlayabiliyorum.

Bir diğer problem ise kartın fanlarının tam hızda çok gürültü çıkarması ancak bu ses %80'lerden sonra rahatsız edici hale geliyor. Bu seviyeye kadar rüzgar sesi gibiyken bu seviyeden sonra uğultu başlıyor.

Velasıl eğer benim gibi nispeten küçük ve hava transferi zayıf bir kasaya sahipseniz daha iyi soğutma performansı sunan modelleri tercih etmeyi düşünebilirsiniz. Özellike üç fanlı modellerde havayı yukarıya üfleyen üçüncü fan işlemciden daha uzakta olacağı için bu sorun daha az hissedilecektir. Yine de böyle modellerin bile küçük kasalarda aynı sorunlarla karşılaşması muhtemel zira üç fan ve daha büyük soğutma bloklarının bile ısının kasa içerisinde birikmesi sorunundan etkileneceği aşikar. Eğer ki özellikle işlemcinin sıvı soğutmaya sahip olduğu havadar bir kasanız varsa benim yaşadığım sorunları Gainward RTX 4070 Ghost modeli ile dahi yaşamayacağınızı tahmin ediyorum.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 6

Samsung M52 4 Aylık Deneyimlerim

Öncelikle benim nasıl bir telefon ihtiyacımın nasıl olduğunu belirteyim incelemeyi ona göre değerlendirin. Bu telefonu uzun yıllar kullanma niyetindeyim yani parasal durumu düzeltsem de en az üç yıl yeni bir cihaz almayı düşünmüyorum. Ayrıca telefonda canım sıkıldığında oynayabileceğim hyper casual oyunlar dışında oyun bulunmaz. Saat başı fotoğraf çekmem/çektirmem. Bilgisayar yanımdaysa telefona el sürmem. Bir telefonun uzun ömürlü olması tabi ki onun işlemcisiyle alakalı. Ne kadar yavaşsa o kadar çabuk ölüyor aslında. Samsung kendi öldürüyor telefonlarını ama tabi o ayrı konu.

 

Başlamadan önce satın alma sürecinde düşündüğüm diğer alternatiflerden de bahsedeyim. Cihazı satın aldığım Kasım ayında her yerde indirimler vardı ve alternatiflerin fiyatı aşağı yukarı şöyleydi: A52 4000, M52 4500 ve S20 FE 5800 civarındaydı. A52 artık güçsüz kalan işlemcisi yüzünden ilk elediğim cihaz oldu. S20 FE'nin ise OIS ve stereo hoparlör gibi getirilerine karşın biraz daha ağır ve en önemlisi yeni çıkan M52'den bir yıl yaşlı bir cihaz olması gibi götürüleri vardı. Ek olarak birazdan aşağıda bahsedeceğim gibi M52 daha büyük ekran +500 Mah daha büyük bataryayla geliyordu. Ayrıca Samsung tarafından verilen 3 yıllık güncelleme garantisi süresinin başındaydı. O yüzden yaklaşık 1300 TL lik bir fazlalığı bence hak etmiyordu.

 

ARTILARI:

 

+Ekranın büyük olması benim gibi eli büyük olanlar için rahatlık.

+Boyutuna göre gayet hafif ve ince bir cihaz. A52 veya S20 FE gibi alternatifleri deneyimlediğimde baya kaba geldiler elime.

+Şarjı iyi gidiyor: Yoğun kullandığım günlerde 6-8 saat ekran süresi ile bir günü, Yoğun kullanmazsam 4-5 saat ekran süresiyle iki günü rahat çıkarıyor. Bu ekran süresini şişiren bir etken olarak video tüketiminin de az olduğunu belirteyim. Yoksa sadece video izleyerek on üzerini rahat görür.

+SD 778G + 120 Hz ile cidden yağ gibi akıyor telefon. Masaüstünde neyse de telefonda her dokunmanın tepkisini almak harika bir his ve kesinlikle yapacağın işi daha çabuk yapmanı sağlıyor. Bir ara A52 alma düşüncesi vardı aklımda. İyi ki M52 almışım dememin sebeplerinden biri bu.

+İşlemcinin hızı ve kapasitif olması sayesinde parmak izi çok hızlı çalışıyor. Hatta öyle ki güç tuşuna basmak istediğimde çoğu zaman tuşa basamadan önce ekran açılmış oluyor. Tahminimce parmağımı koyar koymaz 200-300 milisaniye gibi bir sürede açılıyor.

EKSİLERİ

-OIS sadece videoda değil fotoğraf çekerken de rahatlık. Ancak ben eksiklğini sadece videoda hissettim. Fotoğrafta gece modunda bile sıkıntı yaşamadım.

-Hoparlörün mono olması sanırım benim için cihazın en büyük eksiği. Ancak gerek ses yüksekliği gerekse kalitesi açısından iyi.

-Kasanın arka plastiği çok kötü. Çizgili pijama gibi bir deseni var. Daha kötüsü, tırnakla vurduğunuzda arkası boş gibi ses geliyor. Kılıfla gizliyoruz zaten çok da önemli değil.

? Su geçirmez özelliği olmamasını pek kafaya takmıyorum.

Aklıma gelen konular bunlar. Başka konularda da sorularınızı cevaplarım.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

SanDisk Cruzer Spark 64GB USB 2.0 Flash Drive

Fazla bir şey yazmaya gerek yok aslında. Geçenlerde Amazon bahar indirimlerinde 37₺'ye almış olduğum bir USB 2.0 flaş disk. Testlerini paylaşıp mevzuyu kapatıyorum.

CrystalDiskMark yazılımındaki okuma hızlarını pratikte de görmeme rağmen malesef bu yazma hızı saniyede 10 MB'ı zor görüyor.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Tormentum - Dark Sorrow

Point&Click türünde, bulmaca-macera  türü bir oyun. Yaklaşık 9 ay önce Steam'den 8₺'ye satın almışım. Şu an 20₺ civarı, muhtemelen indirimlerde daha da düşer. Android ve IOS mağazalarında da mevcut. Çok kısa olsa da, denemek isteyenler için demosu bile var: hem Steam hem de diğer mağazalarda. Çizimler ve müzikler harika. Sadece bu yönüyle bile parasını amorti ediyor. Bulmacalar zor değil hatta yarısından sonra kolaylaşıyor. Baştan söyleyeyim benim gibi oynadıkça fark etmeyin. Oyundaki tercihler bir şeyleri değiştiriyor. Ve bundan daha çok hoşuma giden "tercihleri başka türlü yapsaydınız ne olurdu?"yu oyunun sonunda gösteriyor. Ben İngilizce oynadım ancak bir takım sitelerde Türkçe yama var sanırım. Kısacası Tormentum Dark Sorrow, 3-4 saat içinde bitirebileceğiniz atmosferik, hoş bir oyun.

https://store.steampowered.com/app/335000/

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Windows ISO'larını doğrulama

Yeni Windows'un çıkışıyla birlikte yasal olarak Windows 7 ve daha yeni bir sürüme sahip olanların çoğu, Microsoft'un aracı ile Windows 10'a geçti. Sanıyorum ki benim gibi içi rahat etmeyen, temiz kurulum isteyen kullanıcılar, torrentten ISO çekmeyi tercih ettiler. Ama bu dosyanın temiz olduğu ne malum? Ya yükleyen kişi içine zararlı yazılım yerleştirmişse? İşte bunu anlamanın yolu SHA1 kodunu doğrulamaktan geçiyor. Peki nedir bu SHA1? Uzunca "Secure Hashing Algorithm" olarak anılan, tek yönlü bir şifreleme metodu olur kendileri. Yani teorik olarak kırılamaz bir şifreleme(ymiş, Çinliler kırdı diyenler var>>https://eksisozluk.com/sha1--411283 ). Bu şifreleme ile paketlenen ISO -içeriğin değiştirilip değiştirilmediği farketmeksizin- yeniden paketlendiyse bir daha asla aynı SHA1 kodunu alamıyor. Dolayısıyla indirdiğiniz dosya eğer MSDN sürümü olduğunu iddia ediyorsa, o dosyanın indirme sayfasının bulunduğu Microsoft sitesine gidin ve oradaki SHA1 kodu ile elinizdeki dosyanın SHA1 kodunun aynı olup olmadığına bakın. Ancak windows ortamında SHA1 kodunu görmeniz için şu yazılımı kurmanız gerek >>http://code.kliu.org/hashcheck/ . Kurulumun ardından dosyaya sağ tıklayıp, checksums sekmesine geliyoruz, progressin tamamlanmasını bekliyoruz ve SHA1 kodumuz kendini gösteriyor. Benim indirdiğim dosya en_windows_10_multiple_editions_x64_dvd_6846432.iso isimli bir dosya. Şuradaki adrese gidiyorum>> https://technet.microsoft.com/tr-tr/subscriptions/securedownloads/ ve aynı isimdeki dosyayı bulup SHA1'leri karşılaştırıyorum. Neyse ki kodlar aynı (bkz:görsel 2). İndirdiğim ISO dosyası, yükleyicinin de iddia ettiği ve dosya isminde yazdığı üzere gerçekten MSDN sürümü, yani Microsoft'un sitesinden çekilimiş, kısacası temiz 🙂 Ama dediğim gibi çekik gözlü kardeşlerimiz bu algoritmayı çözdü ve artık kırılabiliyor diyorlar. Bilemiyorum böyle bir durum olsa duymaz mıydık ve Microsoft gibi bir şirket kırılmış bir algoritmaya bel bağlar mıydı?
SHA1 konusunda kaynak:
http://bidb.itu.edu.tr/seyirdefteri/blog/2013/09/08/sha1-%C5%9Fifreleme-metodu

BeğenFavori PaylaşYorum yap

To the Moon

Öyle tahmin ediyorum ki bu oyun bir çok Teknoseyirci'nin kütüphanesinde bulunuyordur. Zira geçen hafta 1.87 Euro'ya satılan AllStars Bundle'ın içerisindeydi kendisi ve bu bundle yoğun ilgi gördü. Ben bu bundle'ı Tropico 4 ve Mount&Blade gibi oyunlar için almıştım. Yine de kütüphaneme eklediğim her oyuna bir şans verme hakkını saklı tutarım. Aslında bu oyuna o gözle bakmadım, yani iyi bir yapım olduğunu yorumlardan tahmin edebiliyordum. Ve yine tahmin ediyorum ki bir çok insan mağazadaki görsellere bakıp "Bu ne ya 20 sene öncesinin grafikleri kaldı mı böyle oyunlar :P" deyip es geçmiştir. Evet oyunun grafikleri bişey vaad etmiyor. Çünkü hikaye odaklı bir oyun. Aslında bu oyuna oyun gözüyle değil de, bir film gözüyle hatta kitap gözüyle bakmak gerektiği kanaatindeyim. Hatta oynarken çayınızı kahvenizi hazır edin.

Oyun, ölüm döşeğindeki bir amcamızın Ay'a gitme isteğini gerçekleştirmeye çalışan iki kişiyi konu alıyor. Lakin hikaye amcamız üzerinde dönüyor (oyundaki ismi Johnny). Bir takım teknolojik zımbırtılarla amcamızın anılarına şahit olup bu isteği doğrultusunda bilgiler almaya çalışıyoruz ki amcamız Ay'a gidebilsin. En azından öyle zannetsin. Oyunda yönettiğimiz iki kişi ise bir şirkette çalışan Dr. Watts ve Dr. Rosalene. Oyun boyunca bu iki arkadaşın sürtüşmesi insanın yüzünde tebessüm bırakıyor. Ama bu olurken, müzikleri acılı turşu yemişcesine insanın midesini ekşitip kalbini buruşturuyor. Oyunda konuşma sesleri yok, her şey yazı, bu da müziğe, dolayısıyla oyuna odaklanmanızı sağlıyor.

Oyunlardan grafik beklentisi olanlar oynamayabilir, zaten sıkılacaklardır. Ama, hikaye tabanlı oyunları sevenler mutlaka göz atmalı. Müzikler sizi dünyadan koparıp aya götürecek.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Steam FPS sayacı (FPS Counter) BETA

2 Ocak itibariyle, oyunlarda FPS'yi gösterme özelliği Steam tarafından beta olarak oyunculara sunulmuş durumda. Tabii ki sadece beta katılımına dahil olan kullanıcılar bu özelliği görebiliyor. Beta katılımını açmak için Steam arayüzü>ayarlar>hesap>beta katılımı sekmesinden değiştir butununa tıklamak yeterli. Böyle Steam'in beta güncellemelerini de dahil etmiş oluyorsunuz. Beta katılımını aktif ettikten sonra Steam'i kendini güncellemesi için yeniden başlatıyoruz ve bir oyun açıyoruz. Daha sonra shift+tab tuşu ile Steam'in pop-up arayüzünü açıyoruz ve alttaki ayarlara tıklıyoruz. Açılan pencereden oyun içi sekmesine tıklıyoruz. Son olarak "Show in-game frames/second (FPS)" seçeneğini aktif ediyoruz. Bu kadar. FPS göstergesinin rengi açık gri olduğu için beyaz bölgelerde kolay görülemiyor. Galiba ben bi süre daha Fraps kullanmaya devam edicem.
Edit: Gelen güncellemeyle fosforlu renk seçeneği geldi ve daha görülebilir durumda. Artık işe yarıyor ama fps oranının güncelleme sıklığı biraz daha arttırılmalı.
İyi oyunlar 🙂
#Steam #SteamFPScounter

BeğenFavori PaylaşYorum yap