Private Cloud Nedir? Kurumsal Altyapılarda Neden Öne Çıkar?

Dijital dönüşüm süreçlerinde işletmeler teknoloji altyapılarını optimize ederken güvenlik, maliyet ve performans dengesini kurmak zorunda kalıyor. Bulut bilişim çözümleri arasında bulunan private cloud çözümleri özellikle kurumsal düzeyde faaliyet gösteren şirketler için kritik bir seçenek olarak öne çıkıyor. Peki, özel bulut tam olarak nedir ve neden bu kadar tercih ediliyor?

Private Cloud Nedir?

Private cloud nedir sorusunun yanıtı, tek bir kuruluşa özel olarak tahsis edilmiş bulut yönetim altyapısı şeklinde verilebilir. Bu modelde tüm donanım, yazılım ve ağ kaynakları yalnızca bir işletmenin kullanımına sunulur. Başka bir deyişle, işletme kendi özel sunucularına, depolama alanlarına ve ağ altyapısına sahip olur ve bu kaynakları kimseyle paylaşmaz. Cloud private yapısı, geleneksel veri merkezlerinin kontrol avantajlarını bulut bilişimin esnekliğiyle birleştirir. İşletmeler bu sayede hem kaynaklarını ihtiyaçlarına göre ölçeklendirebilir hem de verilerinin güvenliğini maksimum düzeyde koruyabilir. Bu sistem özellikle hassas bilgilerle çalışan finans, sağlık, kamu ve savunma sektörlerinde özel bulut çözümleri vazgeçilmez hale gelmiştir.

Private Cloud Nasıl Çalışır?

Özel bulut mimarisi, sanallaştırma teknolojileri üzerine kurulur. Fiziksel sunucular üzerinde çalışan hipervizör yazılımları, donanım kaynaklarını izole sanal makineler halinde sunar. Bu sanal makineler üzerinde işletmenin ihtiyaç duyduğu tüm uygulamalar güvenli bir şekilde çalıştırılır. Bulut yönetim panelleri aracılığıyla işletmeler, CPU, RAM, disk alanı ve ağ kaynaklarını anlık olarak izleyebilir ve yönetebilir. Güvenlik duvarları, erişim kontrol listeleri ve şifreleme protokolleri de tamamen işletmenin kendi politikalarına göre yapılandırılabilir. 

Private Cloud Services Türleri

Özel bulut çözümleri, barındırma yöntemlerine göre farklı türlerde sunulabilir:

  • On-Premise Private Cloud: İşletmenin kendi veri merkezinde barındırdığı özel bulut modelidir. Tüm donanım ve yazılım kaynakları işletmenin fiziksel kontrolü altındadır. Hosted Private Cloud: Üçüncü taraf bir sağlayıcının veri merkezinde barındırılan ancak yine de tek bir işletmeye özel tahsis edilen bulut modelidir. İşletme, donanım yatırımı yapmadan özel bulutun avantajlarından yararlanır. 
  • Managed Private Cloud: Tamamen yönetilen bir özel bulut çözümüdür. Üçüncü taraf sağlayıcı hem donanım hem de yazılım yönetiminden sorumludur. İşletme, teknik detaylarla uğraşmadan iş süreçlerine odaklanabilir.
  • Virtual Private Cloud: Genel bulut altyapısı içinde oluşturulan izole bir özel bulut ortamıdır. İşletme genel bulutun ölçeklenebilirliğinden yararlanırken özel ağ yapılandırması sayesinde güvenliğini de korur.

Private Cloud Avantajları

Özel bulutun kurumsal altyapılarda öne çıkmasını sağlayan temel avantajlar şunlardır:

  • Üst Düzey Güvenlik: Kaynakların başka kullanıcılarla paylaşılmaması, veri güvenliğini maksimum düzeye çıkarır. İşletme, kendi güvenlik politikalarını uygulayabilir ve erişim kontrollerini tam anlamıyla yönetebilir. 
  • Tam Kontrol ve Özelleştirme: İşletmeler, donanım seçiminden yazılım yapılandırmasına kadar her aşamada söz sahibidir. Sistem mimarisi, iş ihtiyaçlarına göre özelleştirilebilir. Bu esneklik, özel gereksinimleri olan işletmeler için hayati önem taşır.
  • Performans Kararlılığı: Kaynak paylaşımı olmadığı için performans dalgalanmaları yaşanmamaktadır. İşletme garantili kaynak kapasitesine sahip olur ve yüksek performans gerektiren uygulamaları kesintisiz çalıştırabilir.
  • Veri Egemenliği: Veriler, işletmenin belirlediği coğrafi konumlarda saklanır. Bu özellik veri lokalizasyonu gerektiren ülkelerde faaliyet gösteren şirketler için kritik önem taşır.

Özel Bulut Kimler İçin Uygundur?

Özel bulut çözümleri aşağıdaki özelliklere sahip işletmeler için özellikle öne çıkar:

  • Hassas müşteri verileriyle çalışan finans kurumları
  • Hasta bilgilerini koruması gereken sağlık kuruluşları
  • Kritik altyapı yöneten kamu kurumları
  • Yüksek güvenlik gerektiren savunma sanayii şirketleri
  • Fikri mülkiyet değeri yüksek teknoloji firmaları
  • Sıkı regülasyonlara tabi sigorta şirketleri
BeğenFavori Paylaş

GPD Win 4 ile Oculink Üzerinden EGPU Denemeleri

 

Öncelikle henüz kablo düzenleme işine girişemediğim için kablo dağınıklığını mazur görün. Bu ufak masa hem iş bilgisayarı ve iş ekipmanlarını (sol taraf) hemde kişisel oyun/tüketim ekipmanlarını (sağ taraf) barındırıyor. Monitör, klavye, mouse da ortak. Daha öncesinde bu sağ arka tarafta Asus Rog Ally ve ona bağlı XG Mobile 3080 ünitesi vardı. Ancak Asus’un temel handikapı olan tek portla gelmesi ve harici ekran kartı için kendi özel çözümünü zorunlu kılması sebebiyle artık bir değişikliğe gitmeye karar verdim.

Asus Rog Ally, GPD Win 4 ve en altta da PS Vita görülmekte. GPD Win 4 tasarım dilinde PS Vita’dan bir hayli esinlenmiş.

 

Sağ taraftaki ufaklık işte bu amaçla geldi. GPD Win 4 isimli bu handheld PC, AMD Ryzen 7 8840U işkemci, 32GB LPDDR5 ram ve 2TB WD Blue 2280 SSD ile geliyor. Güzel olan tarafı ise cihazın üst tarafında bir adet USB 4, 1 adet de Oculink portları var.

 

Alt tarafında da type c USB 3.1 Gen 2 portuyla da kendi dockuna bağlanabiliyor bu sayede de hdmi, gigabit ethernet, ikave usb 3.1 Gen2 portlarına da kavuşmuş oluyor. 65W adaptörü ile yine bu tip c portundan yada dockundan şarj olabiliyor. Aslında sağladığı güç Asus Rog Ally ile aynı ancak daha minimal yapıda olması, daha fazla ramle gelmesi ve daha fazla port ile değişik çözüm senaryoları sunması sebebiyle bu değişikliğe gittim.

Cihazın bu üstteki 2 portu işte harici ekrankartına uygun. USB 4 olan teoride 40Gbps desteklerken Oculink 64Gbps veriyolu desteği sunuyor. Bu da oculinki daha performanslı yapıyor. Ancak oculinkin en büyük dezavantajı kabloyu takma/çıkarma durumunda hem egpu h3mde bilgisayarın kapalı olması zorunlu. Yoksa cihazlara zarar verebiliyor. USB 4 de bu sorun yok, istenildiği zaman klasik plug&play desteği mevcut.

Harici ekran kartı olarak elimde şimdilik boşta duran MSI RTX 3060 TI ile denemeler yapmaya karar verdim. Bu noktada da Aoostar AG02 isimli EGPU Dockunu kullandım. Bu dock, diğer çözümlere göre çok daha iyi ve derli toplu. Altında 800W server tipi psu var ve arka tarafındaki 3 adet 8 pin çıkışı ile en baba ekran kartlarını bile destekliyor. Önünde bir tane usb 4 bir tane de oculink girişi ile her iki standartı da destekliyor. Tüm kablolar kutu içinden çıkıyır ve kurup kullanmak çocuk oyuncağı.

İlk olarak GPD’nin kendi APU’su acaba 34” de ne sonuç verecek diyerek Cyberpunk’da AMD oyuncakları da (FSR, FG vs) açık şekilde test ettim. Tüm testlerde GPD’de 12W TDP (30W’a da çıkıyor ama performansta çok belirgin fark göremeyince düşük çalıştırmayı tercih ettim) ve 53% sabit fan devrinde kullandım. Neden 53% çinkü oturduğum yerden rahatsızlık vermeyecek fan sesi bu devirde oluyor 😄

Cihazın APU’su bu testte resmen bayıldı. CPU sıcaklığı 98 derecelere çıktı, FPS ise ortalama 13,50 ile süründü. Ancak zaten bu el kadar cihazdan da mucize beklemediğimiz için ve 34" değil de kendi ekranındaki başarımı daha makul seviyelerde olduğu için bu durumu mazur görebiliriz. Oyun haricinde ofis işleri, YouTube, web vs için bu cihazı tip c monitör yada docku üzerinden HDMI ile bağlayarak basit bir Desktop deneyimi de yaşamak gayet makul olurdu bu arada.

Oculink ile rtx 3060 ti bağlandıktan sonra işler farklılaşmaya başladı ama.ayarları hiç değiştirmeden ama bu sefer de Nvidia oyuncaklarını (DLSS vs) açarak aynı testi tekrar yaptım. Bu sefer sıcaklık 65 derecelerde gezinirken FPS 77'lere çıkmış oldu.

Son olarak ben oculinkin sağlamış olduğu bu çözümü beğendiğimi ve handheld’ini desktop olarak kullanmak isteyenlerin rahatlıkla düşünebileceği bir çözüm olarak görüyorum. Kolay tak/çıkar a uygun olmayan yapısı bir handikap tabiiki. İlerde TB 5 ve sundacağı 80Gbps ile de bu sorunun yavaş yavaş aşılacağını düşünüyorum.

Denememi istediğiniz başka bir test varsa yardımcı olmaya çalışırım.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Roborock s8 Pro Plus Deneyimlerim

Ürünü alalı çok fazla olmasa da ürünün başına bişey gelmeden bozulmadan bir şeyler yazayım dedim. Zira bu ürünü alıp çeşitli sorun yaşayanlar varmış. Neyse bende henüz sorun yok

 

Öncelikle baştan söyleyeyim üründen çok memnunum. Hatta niye daha önceleri almamışım ki diyorum. Yani bulaşık makinasından daha pratik diyebilirim. Bulaşık makinası için dizme kaba kirleri varsa önce suya tutma pervaneler dönüyor mu diye bakma lego gibi boş kalan alanlara bişeyleri yerleştirme su tutmaması için doğru açıya getirme gibi problemleri olan bir makina. yıllardır kullanıyoruz ama hala diyorum elde yıkarım daha iyi... bir de yıkadıktan sonra çıkarıp dizmesi var.

 

Neyse konuya dönecek olursak bu akıllı süpürgeler hayatımızda yıllardır var ancak ben bizim 2200wlık makina kadar iş yapmayacağını sırf gösteriş olsun diye çıkardıklarını felan düşünüyordum.

yıllar geçti ama elektirikli kablolu makinanın çok zor durumda kalmadıkça kullanmadığımı farkettim. kablosuz modeller var ama sırf kablo yok diye 10dk çalışma süresi vs hiç işime gelmiyordu.bi de o sürede benim acele etmem lazım. büyük bir temizlik yapılacaksa zaten yetmeyecek bir de yeniden şarj süresi beklemem lazım. sonuç itibariyle evdeki kablolu cihazı da ekarte edemeyecektim. oldu mu sana kalabalık..

En azından toz sorununu çözmek için bi ara hava temizleyicisi de aldım. Ancak toz temizlemek noktasında çok bir etkisi olduğunu söyleyemem. Esas toz yerlerde ve her yerde ayrıca  toz temizliği süreklilik arz ediyor.

 

geriye zaten bir tek akıllı süpürgeler kalıyor. alayımmı almayım mı diye düşünedurdum. bir ara alacaktım vazgeçtim vs derken amaaan bi deneyeyim dedim. araştırdım ettim ve s8pro modelini gözüme kestirdim. bir de plus modeli varmış tozunu kendi emiyormuş vs dedim pişman olacaksam hepten olayım. plus modelini aldım geçtim.

 

Cihaz geldi vs o kadar bilmiyorum ki neyse ev de leş yani. ilk süpürdü etti haznesi o kadar dolmuş ki kendi istasyonu bunu çekemedi. el ile müdahale etmem gerekti. kendi istasyonu da uçak motoru gibi çalışıyor muhtelemen çok daha güçlü bir vakum sistemi var. yani bi anlamda ikinci bir süpürge makinası almış oluyorsunuz.

 

Cihazın çalışma mekanizması için şunları söyleyebilirim

Cihaz halıları güzel tanıyor. bir sıkıntı yok. paspasını kendi kaldırıyor. mop performansı bence gayet iyi. yani bir parkenin veya yüzeyin silindiği belli oluyor. böyle absürt şeyler mesela ketçap döküp moplatanlar var. olur mu olur ama ben en son ne zaman ketçap döktüm yere hatırlamıyorum. 40 yılda bir... Yani döner moplu vs modeller de var ama cihazı alıp kullanınca özellikle bizim ev gibi halı kullanılıyorsa geriye kalan yüzde 20lik alan için koca istasyonu bir evin köşesinde durması hiç mantıklı değil. Bu cihazın istasyonu gerçekten kibar salona koydum ve hiç sırıtmıyor. Diğer taraftan bakarsak ben zaten mop performansından da memnun kaldım. cırt cırtlı söküp temizlenebilir. kendi yıkayamıyor.

cihazın halılardaki performansı da gayet iyi. bir güzel süpürüyor. iş bittikten sonra buralar süpürülmüş diyorsunuz yani. yön bulma konusunda fena değil ama geliştirilmesi lazım. istasyonu bulma konusunda hiç bir sorun yaşamadım

Bizim banyo eşiğinden geçebiliyor. eşik 2cm kalınlığında bir mermer parça. biraz zorlansa da üzerinden atladı şaşırmadım değil. 😁

Yazılımı fena değil hemen hemen aradığınız tüm ayarlar var. haritalandırma bence gayet başarılı. ilk defa haritalandırma yapacaksanız tüm odaların kapısı açık olmalı ve her yeri taramalı. sonradan da tarama yapıp ekleme yapıyor ama ekleme yaptığı yerlere pek girmiyor

 

Şimdi gelelim olumsuz gördüğüm taraflara

 

-Haritalamayı ilk yaptığımda odaları ayırma konusunda çok sıkıntı yaşadım hata verip duruyordu.haritayı silip tekrar harita oluşturunca düzeldi

 

-Cihaz bazı alanlara takılabiliyor. ancak takılı kaldığı alanda defalarca deneme yapsa da farklı bir hamle ile o alanı geçebiliyor. hata verip kaldığı olmadı.

-Uzun halı püsküllerine takılabiliyor. görece orta boyuttaki püsküllere takılmadı. kısa boylu halılar mesela banyodaki paspasları da sağa sola kıvırıp dağıtabiliyor.

-Cihazın su haznesi doluyken cihazı ters çevirirseniz kapağından su sızdırıyor.vidalı bir kapak değil bir tıpa yapmışlar. haliyle sonuç kaçınılmaz.

-sadece moplama özelliği var ancak nedense bu modda halının üzerine çıkıp geçiyor gereksiz zaman kaybediyor. bu özellik geliştirilmeli

-bazıları ciddi şekilde halı üzerinde zıplama sorunları yaşamış. bende de var ancak minimal düzeyde. halının tersine geldiğinde yapıyor bunu. halı cinsine göre değişebilir

-cihazın istasyonu bazen hazneyi boşaltamıyor. yazılımından bir kaç defa manuel boşaltma yapabiliyor olsanız da çok çok dolmuşsa elle müdahale gerekebilir. bu arada nedense yazılımdan boşalt seçeneği sonsuz değil. bir kaç defadan sonra boşaltmanıza izin vermiyor daha sonra deneyin diyor.  sanırım motoru uzun süreli çalışmaya elverişli bir motor değil.

-Cihazın haritalandırma konusunda odaları otomatik olarak pek başarılı ayıramıyor. Neyseki yazılımda ayır birleştir gibi seçenekler mevcut.

-Cihazın bir kaç ay sonrasında düzgün çalışmadığı anormal çalıştığı ile ilgili şikayetler de gördüm. bende henüz bir problem yok. umarım olmaz çünkü çok memnunum.

SONUÇ:

Cihazı aldığıma gerçekten mutlu oldum. evin her yeri şuan süpürülmüş duruyor. istersem kafama göre oda bazlı bölge bazlı veya full olarak çalıştırabiliyorum. 96m2 evi muhtemelen 1 saat sürede temizler diye düşünüyorum. bir kaç odayı 40dk da temizledi. bir oda bir salon bir mutfak bir ara bir de banyo . üzerine 2 oda daha eklersek sanırım max 1 saat yapar. şarj süresi dengeli modda muhtelemen rahat yeter.

 

Cihazın giremediği yerler de oluyor elbet. Oraları manuel olarak temizledim. Ancak bazı yerler var ki manuel olarak eşya taşımadan çekmeden temizleyemeyeceğin yerleri bu süpürge temizleyebiliyor. özellikle yatak altları...

 

Fırçası süpürgesi yedek toz torbası vs paket olarak yaklaşık bin liraya yedeklerini aldım bir siteden.Belki ilerde değişim gerekirse ve zamandan ötürü bulamazsam diye yani. umarım o yedek parçaları kullanacak kadar kullanım ömrü olur diyelim. Günün sonunda Alın aldırtın. Gerçekten işe yarıyor.

 

EKLEME:

1: Cihazla ilgili fırça kapağının kronik olarak kırıldığını söyleyenler var. benimkisi henüz sağlam ancak belirteyim dedim. fırça kapağının kırılması nedeniyle halıda zıplama yaşandığını söyleniyor. Bununla ilgili roborock garanti dışı işlem yapıyormuş. Basit bir kapak için böyle bir şey yapması bence olumsuz bir marka algısı yaratır roborock açısından. Umarım başıma böyle bir şey gelmez.

2: Cihazın süpürdüğü alanda bıraktığı kırıntılar ile ilgili şunu söyleyebilirim. yüzde 100 olarak temizliyor diyemem. geriye bir kaç kırıntı kalabiliyor. özellikle halı ile yüzey arasındaki çizgide ve fırçanın uzanamadığı yerlerde kırıntı kalabiliyor.

 

 

 

 

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Bir Fiber Hikayesi :D

THE END

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Borsada ATH Nedir?

Bir hisse senedi ya da kripto para haberleri takip ederken "Borsada ATH kırdı" ya da "tüm zamanların zirvesini gördü" gibi ifadelerle sıkça karşılaşırız. Peki bu ifadelerin arkasında ne yatıyor? Birçok yatırımcı tarafından merak edilen ATH nedir sorusunun cevabı, hem geleneksel borsada hem de kripto para piyasasında doğru stratejiler yürütebilmek için bilinmesi gerekir.

Tüm Zamanların Zirvesi: ATH

İngilizce olarak “"All Time High” olarak bilinen ATH, tüm zamanların en yüksek seviyesi anlamına gelmektedir. Bir finansal varlığın tarihinde kaydettiği en yüksek fiyat noktasını ifade eden bu kavram, hem geleneksel borsada hem de kripto para borsası ekosisteminde yatırımcılar için kritik bir referans noktası oluşturur. Çünkü bir hisse senedi ya da kripto para varlığı bu seviyeye ulaştığında piyasanın o varlığa duyduğu güven ve talebin bir yansımasını görülür. 

Kripto Piyasasında ATH: Bitcoin ve Ethereum Örneği

Borsada ATH ne demek sorusu kripto dünyasında çok daha hareketli bir boyut kazanır. Bitcoin kaç dolar sorusuyla birlikte yatırımcıların aklına gelen ilk şeylerden biri, Bitcoin'in tarihi zirve seviyesidir. Mart 2024'te 73.737 dolara ulaşan Bitcoin, o noktada yeni bir ATH oluşturmuştur.

Benzer şekilde Ethereum fiyatı takip edenler, ETH'nin Kasım 2021'de 4.878 dolara çıkarak kendi ATH'sini yazdığını bilir. Kripto piyasasının 7/24 açık ve yüksek volatiliteli yapısı, ATH kavramını bu alanda özellikle takip edilmesi gereken bir gösterge hâline getirir.

ATH Seviyesine Nasıl Ulaşılır?

ATH nedir sorusunun tam anlamıyla kavranması için bu seviyeyi belirleyen faktörleri bilmek gerekir. ATH'yi şekillendiren başlıca etkenlerin başında arz ve talep dengesi belirleyici rol oynar. Dolaşımda olan varlık miktarı azaldıkça ya da talep yoğunlaştıkça fiyat yukarı iter. Şirketlerin finansal performansı, kar raporları ve sektörel büyüme de hisse fiyatlarını zirveye taşıyabilir. Bunlara ek olarak yatırımcı psikolojisi ve finansal gelişmeler ATH üzerinde doğrudan etkilidir.

ATH Olunca Piyasada Ne Değişir?

ATH borsa bağlamında ele alındığında, bu seviyeye ulaşmanın beraberinde getirdiği dinamikler oldukça çeşitlidir. ATH kıran bir varlık genellikle yatırımcı heyecanını artırır ve medyada geniş yer bulur. Ancak bu tablonun bir de ters yüzü vardır: Kar realizasyonu yapan yatırımcıların satış baskısı fiyatlarda düzeltmelere yol açabilir. ATH aynı zamanda psikolojik bir bariyer işlevi görür. Yatırımcılar bu seviyelerde daha temkinli davranır; stop-loss emirleri ve portföy çeşitlendirmesi gibi risk yönetimi araçlarına daha sık başvurur.

BeğenFavori Paylaş

Fare Kontrol v1.0

Bu uygulama, kullanıcı işlemlerini kolaylaştırmak ve belirli görevleri hızlı, güvenli ve pratik bir şekilde gerçekleştirmek amacıyla geliştirilmiştir.

Kullanıcı dostu yapısı sayesinde teknik bilgi gerektirmeden rahatlıkla kullanılabilir.

 

Basit ve  küçük boyutta. Sistemi yormadan bırak çalışsın. Kendi uygulamam. https://github.com/salmonellapython/sil_sil_bitsinv.1.git

 

Hızlı ve pratik kullanım
Kurulum gerektirmeyen (Portable) yapı
Düşük sistem kaynağı kullanımı
Basit ve anlaşılır arayüz
Tek dosya (.exe) üzerinden çalışma

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 14

En baştan Selene ile basit uyglama yapıyorum

Merhabalar,

Burada çokça paylaşıyorum, belki görmüşsünüzdür; Selene, kendi makinenizde yapay zeka modellerini çalıştırabileceğiniz, Claude Code veya Codex gibi, kendi mimarimde geliştirdiğimiz bir masaüstü uygulamasıdır. Niye Claude Code değil de bunu yaptım veya kullanıyorum? Geçen senenin sonuna doğru firmalar kullanıcıları kitlemeye başladılar, ve yüksek fiyatlar çekmeye başladılar. Bu durumun önüne geçmek istedim kendi çapımda. Bu yüzden. Şu an 9 tane provider desteği var lokal modeller dahil (ollama, vLLM).

İlk adım:

https://github.com/tercumantanumut/selene/releases/tag/v0.3.3

Mac (x64 Intel veya ARM64) veya Windows setup dosyalarından size uygun olanı yükleyin. Mac sürümü Apple imzalıdır. Windows sürümü değil, o yüzden Windows güvenlik uyarısı verebilir.

Sonrasında, aşağıda gördüğünüz gibi dilediğiniz LLM sağlayıcıyı seçin ve adımları takip edin. Uygulama herhangi bir log vs. bana göndermiyordur. Üyeliklerinizi ve hiçbir şeyinizi takip etmiyorum.


Not: Claude Code (Agent SDK) seçerseniz bir şey yapmanıza gerek yok, eğer bilgisayarınızda Claude Code'a zaten giriş yaptıysanız. Sadece bekleyin, uygulama otomatik giriş yapacaktır.

Not 2: Antigravity'yi tavsiye etmem, Google banlıyor. Kullanacaksanız bir başka hesaptan giriş yapın, ana Google hesabınızla kullanmayın. Zaten Antigravity'yi hiç kullanmayın, bırakın bence tamamen.

Ardından, sıradaki sayfada Selene Dev modunda aşağıdaki seçenekleri aktive edelim:

  1. Git Workspace Isolation: Bu seçeneği kullanmayacağız ama aktive edelim. Paralel görev yaparken faydalıdır; her bir görev için ayrı izole bir workspace açıyor, ajan orada çalışıp GitHub'da PR açıyor.

  2. Built-in Chromium Browser: Ajana "şu web sayfasını aç, şu formu doldur" dediğinizde devreye giriyor.

  3. RTK (Rust Token Killer): https://github.com/rtk-ai/rtk — bu bir kütüphane, ajanlar komut çalıştırdığında terminal çıktılarını optimize ediyor. Bayağı faydalı, açalım.

Ardından Selene Fun kartına tıklayıp:

  • Auto-speak every reply ve
  • 3D animated avatar

seçeneklerini kapatalım. İsterseniz açık bırakabilirsiniz.

Şimdi varsayılan ajan Selene açılacak. Bunu kullanabiliriz ya da geri gidip yeni ajan oluşturabilirsiniz. Bu sefer bunu direkt kullanabiliriz.

Önce sol üstten Folders'a tıklayıp ajanın çalışabileceği dosyaları seçelim.

Burada dosyalarımızı indekslemeden önce Vector Embedding motorunu devreye sokalım. Bu opsiyoneldir (direk dosyanızı ekleyin semantic search - embedding özelliklerini geçmek isterseniz.) ama şu işe yarıyor: örneğin yüz binlerce makaleniz ya da kod dosyanız var, bunlar embedding'lere dönüştürülüyor ve yapay zeka bir alt yardımcı model aracılığıyla soru sorarak bu dosyalar arasında hızlıca arama yapıp size sonuç verebiliyor. Bu zaten uygulamanın ana damarı, en iyi çalışan kısmı. File Watcher ile yeni dosyalar otomatik indeksleniyor ve düzenlenen dosyalar da otomatik güncelleniyor.

Bu arada abartmıyorum gerçekten 200 tane her birinde onlarca yüzlerce sayfa olan makale arasında denedim bunu. Tek sorguda tıp makalalerinde istediğim sorulara 20 saniyede cevap bulabildi.

Ayarlara gidelim ve sol menüden Semantic Search'ü seçelim (bunlar opsiyonel geçilebilir.)

Burada OpenRouter (API) seçersek, AI Providers sekmesinde API anahtarımızı girmemiz gerekiyor. Lokal seçerseniz çalışıyor ama yavaş olabilir. Ben OpenRouter kullanacağım. Bu çok çok ucuz bir işlemdir zaten, embedding'e dönüştürme. Embedding modeli olarak Qwen3'ü aşağıdaki gibi seçelim. Bir kere kaydedin bir daha dokunmayın. Eğer burada herhangi bir ayarı değiştirirseniz, maalesef vector embeddingleri yapısı gereği tekrar endesklenmesi gerek en baştan... Tüm endesklediğiniz klasörleri etkileyebilir.

Turn on vector searchUse AI written final answers ve Enable reranking (opsiyonel) seçeneklerini devreye alalım.

Ayarları kaydedip geri dönelim.

Şimdi bir Swift projesi yaratalım ve dosyamızı indeksleyelim: Basit bir Flip the Card oyunu yapalım.

 

 

Tamamdır, artık hem vektör motoru hem de dosya izinlerimiz hazır; ajanlar bu klasörde çalışabilir.

Sohbete dönelim ve sol üstteki üç noktadan Vector Search'ün açık olduğundan emin olalım.

Şimdi basit bir prompt yazalım ve Enhance butonuna tıklayalım. Enhance özel bir pipeline'dır; dosyalarınıza, sohbetinize, ajanın hafızasına vs. bakarak promptunuzu geliştiriyor. Aşağıdaki örneğe bakabilirsiniz.

Gördüğünüz gibi, basit bir "Flip the Card oyunu yap, iki kişi oynasın" promptu yapısal olarak güzel bir forma ve genişletilmiş bir hale geldi. Bu şekilde daha iyi sonuç alırsınız. Tabii ki her şeyi inceleyip öyle gönderin. Ben burada sadece örnek gösteriyorum.

Ben bir paragrafı bitiremeden Claude işi bitirmiş, buyrun:

Okuduğunuz için teşekkürler. Deneyip sorunları ve beğenmediğiniz şeyleri paylaşırsanız sevinirim. Sorularınızı da sorabilirsiniz.

Bu da Vector Search sorgusu ve cevabı:

 

Vector Pipeline (Semantic Search) büyük uygulamalarınızda yapay zeka modellerinin sürekli bağlamda kalmasını sağlıyor gördüğünüz üzere bu küçük örnekten. İki kullanımı var; "Prompt Enhancement" ve "Vector Search Tool"; Bunları kullanarak ilk promptlarınızı güçlendiriyorsunuz ve yapay zekanın büyük uygulamalarda bir şey ararken onlarca adım atmasına gerek kalmıyor. Küçük projeler için gereksiz; büyük projeler için mutlaka faydalı.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Anakart Wi-fi Driver Gözükmüyor - Windows 11 Wi-fi Görmüyor

Anakart Wifi Chip Gözükmüyor Hatası - Windows 11 Wifi Gözükmüyor -
Windows Wifi sürücüsü/driver ya da simgesi kayboldu

Eğer ki bilgisayarınızda wifi chipli bir anakart/usb/pci kart varsa ve aygıt yöneticisinde gözükmüyorsa yani donanım hiç gözükmüyorsa şunu mutlaka deneyin.

 

Bilgisayarı komple kapatın. Güç kaynağından fişi çekin Yani elektrik bağlantısını komple kesin.
Bu şekilde pc açma kapama tuşuna 2-3 kez basın ve ardından 20-30 saniye basılı tutun.

Bu işlemden sonra güç kablosunu takıp bilgisayarı başlatın.

Aygıt yöneticisinde wifi sürücünüz artık gözükecektir. tek yapmanız gereken sürücüyü yüklemek.

 

Bende Bluetooth gözüküyordu ama wifi donanımına dair hiç bir şey gözükmüyordu. Bu şekilde çözdüm.

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • ozturka @ozturka

    @coppermine benzerini yaşamıştı diye hatırlıyorum

  • Erhan M. @erhanm

    Aynısını daha dün yaşadım. Donanım kendini güvenli moda alıp tamamen kilitliyor. Aslında bazı çiplerde çok oluyor. Bendeki de MediaTek çipi, Wi-Fi 6E.

    Benim laptopumda, dediğin gibi prizden çektikten sonra bir dakika boyunca güç düğmesinden hiç elimi çekmiyorum. Böylece donanım resetleniyor. Windows'ta bu sorunu yaklaşık 2 yıl önce birkaç kez yaşamıştım ama düne kadar yaşamıyordum. Dün Ubuntu yüklerken oldu.

İçme Suyu için Deniz Arıtması Kullanan Ülkeler

NTV haberinde gördüğüm bu görseli merak edip Gemini’ya sordum.

Evet, görseldeki oranlar genel olarak doğru ve güncel uluslararası raporlarla uyuşuyor. Özellikle Ortadoğu ve Körfez bölgesi, tatlı su kaynaklarının yetersizliği nedeniyle içme ve kullanma suyunun çok büyük bir kısmını deniz suyunu arıtarak (desalinasyon) karşılıyor.

Görseldeki verilerin detaylarına bakacak olursak:

  • Kuveyt ve Bahreyn gibi tatlı su kaynağı neredeyse hiç olmayan ülkelerde içme suyunun %90'ından fazlası deniz suyundan elde ediliyor.

  • Umman (%86), Suudi Arabistan (%70) ve Katar da (içme suyunun neredeyse tamamı) büyük ölçüde bu teknolojiye bağımlı. Üstelik Suudi Arabistan, dünyada en fazla deniz suyu arıtan ülke konumunda.

  • Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) toplam kentsel su ihtiyacının yaklaşık %42'sini (sadece içme suyu baz alındığında çok daha büyük bir kısmını) bu yolla sağlıyor.

  • İsrail de kurduğu dev "ters osmoz" tesisleriyle içme suyu ihtiyacının yaklaşık %50'si ile %80'i arasındaki bir miktarını Akdeniz'den temin ediyor.

Dünyada bu durumda olan başka ülkeler de var mı?

Evet, sadece Körfez ülkeleri değil, dünyanın farklı bölgelerinde de su sıkıntısı çeken veya su güvenliğini sağlamak isteyen birçok ülke deniz suyuna yönelmiş durumda:

  1. Avustralya: Yaşadığı uzun süreli kuraklıklar (Milenyum Kuraklığı) sonrası deniz kenarındaki büyük şehirlerine dev tesisler kurdu. Örneğin Perth şehri, içme suyunun neredeyse yarısını Hint Okyanusu'ndan arıtarak sağlıyor.

  2. Singapur: Su konusunda dışa (özellikle Malezya'ya) bağımlılığını bitirmek için teknolojiye büyük yatırım yapan Singapur, günümüzde su ihtiyacının yaklaşık %30'unu deniz suyunu arıtarak karşılıyor.

  3. Kuzey Afrika Ülkeleri (Cezayir, Fas, Mısır): Özellikle Cezayir, Akdeniz havzasında en çok arıtma yapan ülkelerden biri. Mevcut durumda ülkenin içme suyunun yaklaşık %17'si denizden karşılanıyor ve inşa halindeki yeni tesislerle bu oranın 2030'da %60'a çıkarılması hedefleniyor.

  4. Akdeniz Ada Ülkeleri (Malta ve Kıbrıs): Yeraltı tatlı su kaynakları son derece kısıtlı olan Malta, su ihtiyacının yarısından fazlasını desalinasyon ile karşılıyor. Kıbrıs adası da benzer şekilde büyük ölçüde bu tesislere bağımlı.

  5. İspanya: Avrupa'da deniz suyu arıtımında açık ara lider konumda. Özellikle kurak güney kesimlerinin ve o bölgedeki tarım alanlarının su ihtiyacını karşılamak için onlarca aktif tesisi bulunuyor.

  6. Amerika Birleşik Devletleri ve Şili: ABD'de özellikle Kaliforniya eyaleti kuraklıkla mücadele için okyanus suyunu arıtırken; Şili, dünyanın en kurak yeri olan Atacama Çölü'ndeki madencilik faaliyetleri ve kıyı şehirleri için deniz suyunu kullanıyor.

Özetle; teknolojinin gelişmesi ve suyu arıtırken harcanan enerji maliyetlerinin geçmiş yıllara göre düşmesiyle birlikte, deniz suyu tüm dünyada giderek artan bir oranda temel içme suyu kaynağı olarak kullanılıyor.

BeğenFavori PaylaşYorum yap