Bordro Nedir?

Bodro işçilerin devletin yasalarca belirlediği kesinti ve ek ödemelerin hesaplanması ile oluşan maaş listesidir. Burada bodrolar oluşturulurken işveren evli/bekar kriteri, çocuk sayısı kriteri gibi kesintilerle brüt maaş üzerinden hesaplama yapar. Bu hesaplamanın bulunduğu çizelge bodro olup tüm çalışanlar önce genel bodroda gösterilir. Daha sonra çalışan özünde detaylı bodrolar çalışanların imzasına sunulur bu resmi işlemlerin tamamı bordrolama işlemidir.

İşverenler işçinin alacağı maaşın göstergesini hazırlayıp mali müşaviri aracılığıyla beyanını yapmaktadır. Günümüzde sıklıkla duyduğunuz bir tanımdan da konusu gelmişken bahsedelim. Bordolu çalışan adı verilen çalışan türüne genelde kişiler çok yabancıdır. Bordolu çalışan demek bahsini ettiğimiz devletin yasal olarak bildirdiği kesintiler sonu maaşını alan bu kesintilerinde açıkça beyanının bulunduğu çalışan türüdür. Kısaca yasal çalışan hatta devlette bildirilen çalışan diye biliriz.

Bordro Hesaplaması

Sürekli bahsettiğimiz hatta bahsetmeye yazımda devam edeceğim bordro hesaplamada devletin belirlediği kesinti oranlarını şöyle sıralamadan önce belirtmeliyim ki tüm hesaplamalar bürüt maaştan yapılır sonuçta net ödenecek maaşa ulaşılır.

1-      İlk aşama bürüt maaşın %14‘ü alınarak içinin SSK pirimini hesaplamalıyız.

2-      İkinci aşamada bürüt maaşın %1’i alınarak işçinin işsizlik sigorta primini hesaplamalıyız.

3-      Hesapladığımız SSK işçi payı ile işsizlik sigortasının toplamı almalıyız. Alınan toplamı brüt maaştan düşmeliyiz. Bu işlemle Gelir Vergisi Matrahını hesaplamalıyız.

4-      Damga Vergisini bulmak için bürüt maaşı 0,00759 ile çarpmalıyız.

5-      1.2.3. ve 4. Maddede hesapladığımız kesintileri toplamalıyız.

6-      Son aşama işçiye ödenecek net ücreti bulmak için bürüt maaşından kesintilerin toplamını düşmeliyiz.

Bordro Programı Ne İşe Yarar?

Eski dönemde her bir çalışan için tek tek özlük dosyalarında yer alan bilgiler ve yasal hesaplama maddeleri dikkate alınarak hesaplama yapılmaktaydı. Çalışan sayısının 100 veya 1000 olması önemsenmeksizin her biri için ayrı ayrı yapılan hesaplama zaman kaybı ve yanlış hesaplamaya meyil vermekteydi. Çıkan bordo programı sayesinde kriterlere uygun bilgi ve tanımlamalar girilerek aynı anda 1000 kişinin bodrosu hazırlamak bile mümkün hale gelmiştir.

 Eski dönem hesaplama günler almakta olup birde kontrol aşaması katılırsa zahmetli iş yükü oluşturmaktaydı. Yeni dönem program ile kısa sürede hazırlanan listeyi kontrol etmek sadece 1-2 günü almakta olup bu kontrol süresi çalışan sayısından kaynaklanmaktadır.

Bordro Programı Kullanmanın Avantajları Nelerdir?

Bordo programı kullanmanın birden fazla faydası bulunaktadır. Hem maddeler halinde sıralayalım hem de açıklayarak inceleyelim;

·         Zaman faydası avantajı sağlamaktadır. Daha öncede belirttiğim gibi bir bordro oluşturmak eski dönmede bir haftalık süreç olup çalışan sayısı fazlalaştıkça bordro hesabı için çalışan muhasebe eleman sayısı da doğru orantıda artmaktadır. Her bir işlemin tek tek yapılması geçmişte ciddi zaman kaybı yarattığından günümüzde bordrolama programı bize bu konuda ayrı bir avantaj sağlamıştır.

·         Maliyet faydası avantajı da sağlamaktadır. Geçmişte elle bordrolama işlemi yapılmakta olduğundan çalışan sayısı fazla olan işletmeler bordrolama için ek eleman almaktaydı buda yeni bir ek maaliyet demekti. Yeni çağla gelen bordrolama programı ile bu işlemi çalışsan sayısında ciddi artış oluşmadıkça tek bir personelle yürütülmekte olup maliyete avantaj kar olanağı sağlamaktadır.

·         Doğru hesaplama avantajı sağlamaktadır. Daha önceden de belirttiğimiz üzere tek tek yapılan belirli hesaplamalarla hazırlanan bordrolama işleminde çalışan sayısında artış hesaplamada karışıklık getirebilmektedir. Bordrolama programında hesaplamaya tabi oran ve orantılar hazırda bulunduğundan girilen veriler sonucunda oluşan hesaplanan ücrette hata olması çok azdır.

·         Çağa uygunluk pratikli avantajı da vardır. Eski zamanda hazırlanan bordolar vergi dairelerinde saatlerce beklenen sıralar sonrasında beyan edilip sorun ve aksaklıkların düzeltilmesi ile birlikte bir beyanın yapılması ciddi zaman almaktaydı. Yeni yasa ve gelişen bilim ile elektronik ortama bulunan e bordro sisteminden hazırlanan bordrolar sıra beklemeden vakit kaybetmeden oturduğunuz yerden beyan yapmanızda da bordrolama programı avantaj oluşturmaktadır. Programdan hazırlanan bordrolar e bordro sistemine entegre edilerek bu avantajı da işletme sahipleri kullanabilir.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Şu arıtma hakkında bilgisi olan var mıdır? 1100 lira civarında fiyatı var. Metro markette satılıyor. Servisi de 250-300 civarı bir kurulum ücreti alıyormuş. İş görür mü? Filtre seti de 500 lira civarına satılıyor dedi marketteki görevli.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 23 / 38

Geçen günlerde bir trafo arızası nedeniyle sitede bulunan 2 ev dışında herkeste inanılmaz hasar oluştu. Duyduğum en büyük hasar 80.000 civarı, elektrik dağıtım şirketi ödeyecekmiş ama aslında önlenebilir olduğu için boşuna uğraş demek. Bu hasara uğramayanlardan birisi benim ev. Bu tarafların tesisatına güvenilmeyeceğini anladığım an yüksek/düşük voltaj ve akım koruyucu taktım panoya. Regülatör hariç daha üst düzey ekstra bir önlem aklınıza geliyor mu?

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 9 / 16

Bir tanıdık su arıtma cihazı bakıyor kendine. Şu alttaki modeli bulmuş. Nette bir bilgi bulamadık. Ben de bu konuya yabancı biri olarak sizlere fikir danışmak istiyorum. 🙂
İyi bir cihaz mı alınır mı sizce?

https://www.a101.com.tr/elektronik/hyundai-ec-107-alkali-detox-7-filtreli-su-aritma-cihazi/?recommended_by=instant_search&recommended_code=hyunda%C4%B1

Hyundai EC-107 Alkali Detox 7 Filtreli Su Arıtma Cihazı

Hyundai EC-107 Alkali Detox 7 Filtreli Su Arıtma Cihazı en uygun fiyat seçeneği, ₺150 ve üzeri alışverişlerde ücretsiz kargo fırsatı ve daha birçok Mutfak Yardımcıları ürünü A101'de!
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Bazen teknik konularda basit bir sorunun basit bir cevabı olabiliyor ve siz gözünüzün önündeki o detayı atlayabiliyorsunuz. Mesela yıllar önce bilgisayarın durup dururken takılıp reset atması gibi bir sorun çıkmıştı. Tarayıcıda kaydırma yaparken çat diye gidiyordu. Biraz zorlayıcı bir uygulama açılsa gidiyordu. Bazen onlar bile olmadan gidiyordu. Ne kadar aradıysam cevabı bulamadım. Sonra bir baktım, güç kablosu eğreti duruyor. Yani arada yeterli akımı alamadığı için kapanıyormuş. Sıkıca taktım, sorun bitti. Bunu en baştan yapmak aklıma gelmedi, hiç ihtimal vermedim. Çoğu zaman böyle olabiliyor.

Aşağıdaki konu da buna uygun bir başka örnek oldu mesela. Üçlü priz bozukmuş.
https://teknoseyir.com/durum/1562666

Ya da dünkü şu sorun da örnek gösterilebilir. Kabloları söküp takınca sorunu çözülmüş. https://teknoseyir.com/durum/1562497

Bu tarz başlıklarda genelde en kötü durum senaryosunu öne sürerler. O bozulmuş, bu yanmış olabilir gibi. Ama o noktaya gelene kadar denenmesi gereken çok aşama olabiliyor. Biraz daha basit düşünmek, biraz daha iyimser bakmak lazım.

#akış #Donanım #TeknoYardım

Anakartım garantiden geldi kasayı tekrardan

Anakartım garantiden geldi kasayı tekrardan toparladım ama bir türlü başlamıyor, güç pinlerini hatalı takıyorum diyecğeim ama PDF'den bakarak yapıyorum hatta gidip sadece güç pinini...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

NFS Underground 2 ''SPEED2.EXE Çalışmayı durdurdu'' Hatası Çözümü

Windows 7-10'da karşılaşılan NFS Underground 2 oynarken yarış esnasında, serbest gezintide veya kayıt yaparken karşılaşılan Speed2.exe çalışmayı durdurdu hatasının ve Windows 7'de geç açılma sorununun ''kesin çözümünü'' aşağıya paylaşıyorum. Umarım bu sorunu yaşayacaklara yardımcı olur.

 

Nette bir kaç şeyler paylaşılmış fakat tam sorunu çözmüyor. 🙁

Windows 10'da çözülürken Windows 7'de hala sorun yaşanabiliyor. Bu ayarlarla Her 2 sistemde sorunsuzca kullandım ve uzun süren oyun seanslarımda bir  problemle  karşılaşmadım. 🙂

 

1-İlk olarak buradan WideScreen dosyasını indiriyoruz. Bunun bir alternatifi daha var Uniws diye fakat Windows 7'de pek sağlıklı çalışmıyor.

https://thirteenag.github.io/wfp#nfs

 

2-İndirdiğimiz dosyayı oyunun kurulu olduğu yere atıyoruz.

Ardından aşağı görseldeki Scripts klasörünü açıyoruz ve en sonda bulunan ayar dosyasını açıyoruz.

3- Ayarlar kısmından monitörünüzün çözünürlüğünü yazıyorsunuz. En- boy kısmına dikkat edin!

Benim monitörüm 1366x766 olduğundan bu değerleri girdim.

4-Ayar dosyamızı ayarladıktan sonra, çok ilginç bir kısma geliyoruz. Özellikle Windows 7'de oyunun açılması garip bir şekilde 10 saniyeyi buluyor. W10'da kısa sürede açılıyor fakat yukarıdaki ayarları yapmamıza rağmen yine arada crash verip masaüstüne atacaktır. Çözümü çok basit. Giriş yaptığımız SPEED2 dosyasının ismini değiştiriyoruz. ''NFS Underground 2'' yazıyoruz.

Bunu yaptığımız gibi Windows 7'de oyun artık beklemeden şıp diye açılıyor. 🙂

5-Windows 10'da bazen sıkıntı yaşatmıyor fakat yine crash verip kapanmaların önüne geçmek için son adımımız oyunu Win2000 uyumluluk modunda çalıştırmak.

WinXP sürümlerini denedim fakat yine çözüm bulamadım. Win2000 uyumluluk modu ile tamamen sorunsuzca çalışıyor. 🙂

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Şu tarz bir hazır arıtma sistemi iş görür mü? Bunların filtrelerini vs. kendim değiştirebilirim sanırım.

https://www.hepsiburada.com/lifetech-su-aritma-cihazi-7-asamali-alkali-detox-aritma-cihazi-lifetech-3-asama-filtre-seti-aritmali-dus-basligi-p-HRFRMLTLT2B

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 14

Gecenlerde su aritma icin yardim.istemistim 1 aydir bu konuyu arastirdim ve sonunda sistemi kurabildim. Su an depoyu test ediyorum. Bitince detayli bir rehber yazmayi düşünüyorum baya bilgi edindim bu konuda. Resimde gorulen sistemi 1500tl ye mal ettim ve en kaliteli filtreleri kullandim. @loop size de tekrardan teşekkür etmek isterim baslangicta cok yardimci oldunuz.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 27
  • Çetin @zrrckkk

    4 tonlu vanayi diyorsan eger motorun cikisi vananin in yazan yerinden giriyor. Out kismi 2. Karbon filtreye giriyor. Membrandan cikan temiz su cikisi ise in yazan kismin altindaki girise girip out yazısınin altindaki cikistan cikip alkali ve post karbona giriyor baglanti seklinize bu kisni degisir elbet. Yukardaki 2 resimde vananin cikisindan sonraki kisma bakabilirsiniz.

  • Çetin @zrrckkk

    Oyle bir sart olduğunu sanmıyorum gordugum baglantilar bu sekildeydi. Isterseniz vanayi da kaldirabilirsiniz solenoid valf var ise. Yada motoru 3. Filtreden sonraya motor cikisini vananin girisinese baglayabilirsiniz. Internete ro system diagram derseniz bir suru sema cikicaktir. Ben bunu kendime uygun gordugum icin kullandim bir suru sema var yapilabilen.

    • Çetin @zrrckkk

      @zatisahaneleri dusuk basinc yada yuksek basinc switchlerinin duruma gore su gecisini durduruyor. Misal tanktan su alirken basinc dusecegini icin tanka yakin olan yuksek basinc switchi devreyi acip solenoid valfin acilmasini sagliyir bu sayede sisteme su girisi oluyor taki tank dolup basinci yukselince tekrar sistemi kapatiyor solenoid valf ayni sekilde alcak basinc switchide tam tersi.

    • Çetin @zrrckkk

      @zatisahaneleri yok hayir. Solenoid valf mavi renkte olan bir sey. Motordan once baglaniyor. Bu valfin oncesinede alcak basinc switchi. Motorun cikisi 4 yonlu vana denilen 4 girise sahip olan kare aparat bunun in kismina giricek.

    • Çetin @zrrckkk

      @zatisahaneleri 4 yonlu vana dedigim aparat 4 girisli olan kare. Turkceye boyle gecirmisler ismini.

  • Çetin @zrrckkk

    @zatisahaneleri bu sekilde yapabilisiniz.

  • Hamdi @hamdi

    Ahh ahh şu içerikleri yedeklemek lazım ya.

Not: Yurt dışına gitmeyi isteyen, planlayan herkesin tamamını okumasını isterim. Aramızda konuşalım çünkü önümüzde bulunan 60-70 yılımızı etkileyecek bir iş.

Bazen TS'de insanlar neden ABD'yi övüp AB'yi sürekli yerdiğimi soruyorlar göçmenlik açısından. Buna detaylı bir açıklık getirmenin vakti geldi. Ben de pek çoğumuz gibi AB'yi severdim, 2017 Apple Developer Academy ile Italya'ya gidip 2018'de üniversite eğitimimi oraya taşıdım. Hayatımı orada veya başka bir AB ülkesinde devam ettirme planlarım vardı ama 2018'de WWDC sebebiyle ilk ABD ziyaretim sonrası her şey çok değişti. Bu hayatımdaki en önemli olaylardan biri olabilir çünkü şu an yaşadığım yerden, çalıştığım şirkete ve gelecek planlarıma etki etti. Bu ön bilgilendirme sonrası rasyonel sebepler sunacağım. Tek parça halinde yazmam çok zor ondan parça parça yazsam daha rahat ederim. Bugünlük ilk bölümünü paylaşacağım.

-- Gelir farkı, sosyal hizmet, sağlık ve "ekonomik sponsor" olma.

Öncelikle AB'de düşük gelirli kişilerin yaşamının, ABD'ye göre daha iyi olduğunu biliyorum ama fast food restoranında bulaşık yıkamamız için hiç kimse sponsor olmaz. Kıyas yaptığım kesim bu yüzden beyaz yakalılar olacak. Kaçak giden haysiyetsizler düşünsün diğer işleri(Bunlar sizin ve benim gitme işimizi zorlaştırıyor, gördüğüm yerde şikayet ederim)

Gelir herkes için çok büyük bir etken. Bu iş için kaynak olarak levels.fyi adlı siteyi kullanacağım çünkü orada bu grafiklerin çıkartıldığı maaşların çok büyük bir kısmı onaylı.

ABD Bay Area'da ortalama bir yazılımcı ne kadar kazanıyor?
-Yıllık 232.000 USD https://www.levels.fyi/Salaries/Software-Engineer/San-Francisco-Bay-Area/

Almanya Berlin'de ne kazanıyor?
- Yıllık 88.000 USD https://www.levels.fyi/Salaries/Software-Engineer/Berlin-Germany/

Arada 2.6 kat kadar ciddi bir fark var brüt konusunda ama bu fark net maaşta daha fazla artıyor çünkü AB ülkeleri çok ciddi vergiler alıyor.

- ABD'de bir çalışanın verdiği ortalama vergi %32, Almanya da ise %49,4 https://www.oecd.org/newsroom/oecd-tax-rates-on-labour-income-continued-decreasing-slowly-in-2016.htm

Bu vergileri baz alınca Bay Area'da elinize net 157.000 USD geçer, Berlin'de ise 44.000. Arada bulunan fark 3,5 katına çıktı. Çok çok ciddi bir fark bu. Bunun üstüne ek olarak Almanya genelinde KDV oranı %20, California'da ise %8 . Bu da çok ciddi bir fark yaratıyor. Aldığınız ürüne Almanya'da %12 fazla vergi ödemeniz lazım. Peki bu vergiler nereye gidiyor? Sosyal hizmetlere. Sosyal hizmetlerden kasıt ise ne? Issiz Almanlara sponsor olmak. Sizin yıllarca emek verdiğiniz işten kazandığınız paranın yarısından fazlası bu tip kişilere gidiyor. Dediğim gibi düşük gelir seviyesinde AB daha iyidir ama siz oraya kalifiye bir kişi olarak gidiyorsunuz. Yıllarca harcadığınız emeğin hakkını niye başkası yesin? Sağlık olayı da ABD'de çok eleştirilir ama H1B ile gideceğiniz için bu sizi bağlamaz. Bu tip şirketler en sağlam sigortaları size yaptırıyor zaten ve devletin eline bakmıyorsunuz. Üstelik ABD'de sağlam bir sigorta imkanınız varsa tedavi seçenekleri için imkan çok daha fazla oluyor. "Ekonomik sponsor" olmak bana dokunuyor göçmen olma durumunda.

-- Kültür ve dil seviyesi.

Bana bazen AB'nin kültürü çok iyi entellektüel olarak çok gelişmişler diye söylenenler oluyor. Bana bunu diyen arkadaşlara gitmeyi istedikleri ülkeden:
- 10 tane yazar
- 10 tane yönetmen
- 10 tane müzisyen
söylemesini istiyorum bazen. Üstelik sadece gitmeyi istedikleri yeri değil tüm AB'yi dahil ediyorum. Tüm AB'den bunlardan 10 tane bile söyleyemeyen kişiler, ABD'ye gelince destan yazıyorlar(gerçi yazar konusunda sıkıntı yaşayanlar oluyor :D). Kültürün nereden etkilendiği çok belli, bu rutin konuşmalarda çok ciddi bir fark yaratıyor. Bunun üstüne ek olarak dil sorunu var. Ingilizce düşünmek, espri yapmak daha rahat. Neredeyse tüm kültür, bilimsel yayın veya uluslararası olay Ingilizce olarak aktarılıyor. Sürekli Ingilizce içeriklere maruz kaldığınız için gerçekten içinize işliyor bu. Ben 3.5 yıl Italya'da kaldım, her işimi hallederim ama kendimi Italyanca düşünürken hiç görmedim. Ne kadar isteseniz bile yabancı dilde düşünme olayı gerçekten zor bir iş. Her tarafımız Ingilizce olduğu için bu mümkün oluyor ama diğer dillerde gerçekten zor hatta belki imkansız çoğu kişi için. Bulunduğunuz yerde, o dilde düşünmediğiniz ve o kültürde bilginiz olmadığı sürece "göçmensiniz".

Devamını yazmaya devam edeceğim yarın. ABD genelde coğrafyanın uzak olması, AB gibi bolca Türk nüfusu barındırmaması nedeniyle atlanıyor gibi geliyor bana. Ek olarak Avrupa'ya gitmek bunun yanında çok kolay kalıyor ve ABD'yi görmeden AB'ye takılıyor insanlar. Yapıcı bir eleştiriniz varsa çok memnun olurum benim de geleceğimi etkileyecek bir konu bu sonuçta.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 40
  • BlueTeamer @blueteamer

    Herkesin beklentisine gore farklılık gösterecek seyler bunlar. Gitmeye calistigim ülkenin kültürünü öğreneyim diye de bir kaygım olmadı. Bunu yapmıyorum diye de Suriyeli'den farkım kalmadigini yeni öğrendim. Ben başvuru yaptım, başvuru yaptıgım firma benim niteliklerime sahip farklı bir aday ve/veya bir Hollanda vatandaşı bulamadı ve bana teklif gönderdi. Ulkenin en degerli bir iki firmasından bir tanesi ve yaptıkları ise katma deger sağlıyorum ayni zamanda Hollanda'ya da hem vergilerimle hem de kendi yerli şirketlerine deger sağlayarak benzer katkiyi yapıyorum. Ben hem yurtdisini deneyimlemek hem de daha iyi şartlar olacağına inanarak gitmiştim lakin şimdiye kadar bu hayal kirikligi oldu benim icin.

    Avrupa ülkelerinin cogunda(Almanya, Hollanda, Isveç vs.) evet huzuru bulursun, is-ozel hayat dengen mükemmel olur, disarida da insanlar mutludur, 1 yılda arabanı alırsın, sonraki yılda mortgage ile evini de alırsın. Her 2, 3 ayda biriktirdiklerinle çeşitli teknolojik aygitlarinida alırsın ama esek yukuyle vergi vereceğin icin USA'ya kıyasla istediğin her seyi alamazsın. Birikime dayalı harcama yapmak durumunda kalirsin. Muscle car alipta binemezsin veya vergisine katlanırsın ne kadar katlanabilirsen. Tuketime yonelik seyleri cok daha hızlı surede gerçekleştirirsin USA'da. Ben burada tabi ki IT alanı icin konuşuyorum. Diger meslek dalları hakkında bir fikrim yok. Benim tercihim kapitalizmden yana.

  • Kreetwight @kreetwight

    Para bence bi çok insan için her şeyi çözmüyor. Ben o sığı Amerikalılar'la yaşayabileceğimi hiç düşünmüyorum. İnanılmaz yüzeysel, hiç bir muhabbeti derinleştiremediğin insanlar. Haliyle benim için sosyal hayat pek iyi gitmezdi. Ee, sosyal hayat olmadan parayı ne yapayım ben?
    Almanya'da yazılımcı arkadaşlarım var, bazıları Amerikadan teklifler almışlar, gayet büyük firmalardan, ama sunulan çalışma şartlarının çok da iyi olmadığını söylediler. Mesela Almanya'da kendini iyi hissetmediği için bile yılda 20 gün (umarım doğru hatırlıyorumdur), hastalık durumunda ise doktora dahi gitmeden telefonla arayıp hastayım diyerek 60 gün izin alabiliyorlar. Üstüne de hasta oldukları günde evden bi kaç iş bile yapmamaları söylenmiş, ki diğerleri de hastayken çalışmak zorunda hissetmesin.
    Ben de 1 yıldan uzun süredir Polonya'da yaşıyorum, herkes ingilizce bilmiyor ama hayatımda tıkanma yaşadığım olmadı. Gerçi Avrupa'nın her yerinde belli bi expat nüfusu zaten oluyor, ortak dil İngilizce. Üstüne, burada yaşarken bi kültür hissediyorum, insanların geçmişten gelen bi derinliği var. İşte ona uyum sağlamak önemli, çünkü siz başka bi ülkedesiniz. Yoksa kültürsüzlüğün en dibine gidip, sorunu tamamen ortadan kaldırmak benim için bi çözüm değil. Kültürü de sinema ve müzikle sınırlamak hiç doğru değil. Entelektüel gelişimin bir çok yönü vardır, Avrupa'da olan da zaten bu. Bi çok kültür sürekli alışveriş halinde ve bu da bahsettiğim entelektüel gelişimin bir parçası. Amerika'da ise, evet konser, al sana konser, sinema, al sana sinema şeklinde bi yaşam var, çok yapmacık ve sahte.

    • Papa Emeritus @pope

      ABD’lilerin sığ olduğuna dair düşünceniz nereden geliyor? Ek olarak kültürel aktiviteleri sadece sinema ve konser ile sınırlı değil. Bir süre kalmadan, yaşamadan bu tip konular hakkında konuşmamak lazım çünkü bunlar verilerle ortaya konulması zor şeyler.

    • Kreetwight @kreetwight

      @pope Şu an 30 yaşındayım, 18 yaşından beri turizm sektöründe çalışıyorum, haliyle farklı milletlerden çok farklı insanlarla iletişimim oldu. 2014 yılından beri de sürekli iş için Avrupa'ya seyahat ediyorum, toplantılara fuarlara katılıyorum, geceleri kesinlikle dışarıda insanlarla geçiriyorum muhabbet ediyorum. Bir süre İngiltere'de kaldım, şu anda da 1 yıldır uzun süredir Polonya'dayım dediğim gibi. Gördüğüm en sığ topluluk gerçekten Amerikalılar. Hayata, geçmişe, başka milletlere, dünyada olup bitenlere en az hakim millet bunlar. Konuştukları konular çok yüzeysel ve sadece kendilerini eğlendirecek konular.
      Ben kültürel aktiviteden ziyade kültürel gelişimden bahsetmiştim. Aktivite olması benim için gelişmişlik anlamına gelmiyo kesinlikle. Bu yüz yıllar gerektirecek bi süreç ve bu Amerika'da yok. çünkü bu konuda alışveriş yapabilecekleri kimse yok, ki zamanında oraya göç edenler de zaten geçmişlerini bırakıp oraya gittiler.

  • antinatalist nasreddin-hoca @antinatalist-nasreddin-hoca

    Amerika'daki polis olaylarını gösteren kanalları izliyorum, biraz tehlikeli geliyor bana Amerika'da yaşamak. Özellikle 14 yaşında çocuğun bile tüfeklere erişebilmesi çok kötü bir şey.

  • qubit @qubit

    Haklı bir sorunuz var. Ama benchmark'larınız tam doğru değil (yani geliştirmeniz lazım). Örneğin entellektüel birikim. 1. Aleksandr zamanından da kalkıp yığınla edebiyatçı, müzisyen sayabilirim. Rusları bırakalım Osmanlı'nın son yüzyılından yüzlerce 10 numara sanatçı, edebiyatçı, müzisyen çıkar. Sonuç ortada.

    Diğer taraftan iki yakada da yabancılara aşırı sağcıların kök söktüreceği açık. Üstüne göçmen sayısı daha da artacak. Üstüne kötü yöneticiler ve kapitalizmin de doğası gereği enflasyon, enerji krizi vs. derken şirketler çalışan çıkartacak veya batacak. Trilyonlarca dolar karşılığı olmayan para basılan bir acayip dönemdeyiz. Eski sosyal haklar muhtemelen kaybedilecek. Bu ekonomik göstergelerle bunların dönmesi mümkün değil.

    Benchmark olarak her zaman "temel" esaslara bakmak lazım. Mesela emanetler hangi yakada ehli insanlara veriliyor? (Nisa:58) Trump'ın yine seçileceği bir ülkenin geleceği için parlak konuşmak zor. Kamala Harris'in Polonya konuşmasını dinledim, hala aklım almıyor. Kaliforniya bağımsızlığını isteyecekse bilemem de onların da seçtikleri kişiler ortada. Merkel Merkel dedik ne kadar beceriksiz ve ehliyetsiz olduğu ilk ciddi krizde ortaya çıktı. LP'nin deyimi ile ben sana ülke öneremem 🙂