Spor yaparken (şınav,bench press, vs..) setler (aynı hareketin tekrarları) arasında ki süre ne kadar olmalıdır?

Bunun bilimsel ya da kasların sağlığı için kabul görmüş bir süresi var mıdır?

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 11 / 18

Özelllikle ingilizce öğrenmek isteyen veya ilerletmek isteyen arkadaşlara bir tavsiyem olacak . Çok araştırdım , bedava programlardan , udemy videolarından bir fayda görmedim , Busuu aldım 1 yıllık . Şimdiye kadar gördüğüm en faydalı eğitim aracı , özel ders alıyormuşsun gibi . Israrla tavsiye ederim . Ücretsiz olanda yani deneme sürümünde gramer başta olmak üzere çok eksik var sizi yanıltmasın ama deneyerek almanızda da fayda var...

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Hamdi @hamdi

    Speaking konsunda ne gibi imkanlar sunuyor? Ücretlendirmesi iyiymiş.

    • Erdem Özkır @erdemozkir

      konuştuğunu anlıyor , onay veriyor . Örneğin önce bir cümle okuyor sonra senden okumanı istiyor , beğenmezse tekrar ettiriyor . Ama daha önemlisi kullanıcılardan oluşan bir sosyal ağ var , istersen telaffuz ettiğin kelimeyi sisteme yolluyor , sistemde birisi yorum yapıyor veya arkadaş ekliyorsun doğrudan arkadaşına yolluyorsun yorum yapıyor

  • Erdem Özkır @erdemozkir

    Ücretsiz kullanıcılara ara sıra kampanya yapıyor , ben 1 yıllık paketi ayda 6 ,66 liraya aldım geçen hafta . Yani önce ücretsiz üye olun , birkaç gün kullanın size kampanya yollamalarını bekleyin . Kampanyalar genelde %50 oluyor, bana 3.günümde kardeşime 2.gününde kampanya geldi. Bir konuya dikkat , 3 aylık da olsanız 1 yıllık da , ücreti hemen peşin çekiyor

EbookFoundation/free-programming-books

:books: Freely available programming books. Contribute to EbookFoundation/free-programming-books development by creating an account on GitHub.
BeğenFavori PaylaşYorum yap

#akış #deprem #bina
Merhaba arkadaşlar, yazıma hoş geldiniz 😀

Sizleri endişelendirmek istemem ama yeni ve depreme dayanıklı olarak satın aldığımız ve içinde daha huzurla oturduğumuz binalar hakkında bir kaç şey anlatacağım.

Deprem yönetmeliğinin amacı depreme dayanıklı yapılar yapmanın yanı sıra ekonomik çözümler üretmektir. Bu nedenle deprem düzeylerine bağlı olarak binalarda izin verilen hasar düzeyleri belirlenmiştir. İnsanlarımız yeni bir binada büyük bir deprem olsa bile binalarına zarar gelmeyeceğini sanıyor. Oysa ki kabaca büyüklüğü 7 ve üzeri olan bir depremde (aşağıdaki görselde DD-2 depremi), sizin canınıza zarar gelmeden yapıdan uzaklaşmanız hedeflenmiştir. Ancak o binaya tekrar oturmak isterseniz ya güçlendirme yapacaksınız ya da yıkıp yeniden yapacaksınız.

Hastane ve kamu binaları gibi yapılarda ise DD-2 depreminde bile bina içinden çıkmanıza bile gerek kalmaması (Kesintisiz kullanım performansı) hedeflenmektedir. Aşağıdaki tablo 3.1'de BKS=1 olan yapılar bu kapsamda tasarlanmaktadır. Onun dışında kalan ve yapı stoğunun önemli bir bölümünü oluşturan konutlarda ise bir önceki paragrafta bahsettiğim gibi asıl olan can güvenliğidir (Kontrollü hasar performansı), binaya bir şey olmamış gibi oturmanız pek mümkün değil. Zira binanın hasar almasına izin verilecek şekilde tasarım yapılmasına izin veriliyor.

Başta ekonomiden bahsetmiştim, konutlarında tıpkı hastane ve kamu kurumları gibi büyük depremlerde dahi hasar almayacak şekilde tasarlayabilirsiniz, ancak yönetmelik bunu zorunlu koşmuyor. Çünkü DD-2 düzeyi depremin olma ihtimali istatiksel olarak 475 yılda 1. Betonarme binaların ise ömrü maksimum 100 yıldır ki literatürde 50 yıl olarak geçer. Yani zaten maksimum ömrü 100 yıl olan bir yapının 475 yılda 1 olan depreme yakalanma ihtimali düşük olduğu için daha makul olan "can güvenliğini" sağlamak hedefleniyor. Yoksa her konut DD-2 depreminde bile hasar almayacak şekilde tasarlanırsa hem kaba inşaat maliyetleri çok artacak hem de dairelerinizin içinde alıştığınızdan çok daha büyük kolon ve perdeler olacak. Bugün çoğu insan 70 m2 yerine 80 m2 dairesi olsun diye bir çok taviz veriyor.

1999 depreminden sonra bazı revizyonlar ile 2007 de bir deprem yönetmeliği çıkarılmıştı. Bugün piyasadaki yeni binaların %99 u 2007 deprem yönetmeliğine göre yapıldı. 2019 yılında ise oldukça kapsamlı, çoğunlukla ABD yönetmeliğinden çevrilmiş yeni bir yönetmelik devreye girdi. Yeni yönetmelik ile o kadar çok şey değişti ki bir sene önce yapılan binaların çoğu yeni yönetmeliğe göre depreme dayanıksız çıkıyor.

İnşaat yüksek mühendisiyim ve 10 yıla yakındır yapısal analiz ve tasarım üzerine çalışıyorum. 2 katlı binadan tutun da 50 katlı binaya kadar yüze yakın projenin tasarımını yaptım. Yönetmelikteki bu muazzam değişim benim bile gözümü korkutuyor. Sizinki neden korkmasın diye bu yazıyı yazayım dedim 😀

Yazacak çok şey var ama uzun yazı okunmaz 🙂

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Burakzdnr @burakzdnr

    işveren sıkıştırınca z4 zemin sınıfının z3 e çevrildiğini gören biri olarak çok rahat diyebilirim ki maalesef ülkemiz deki sorun yönetmelik değil. 10 katlı binanın üzerine iki kat daha çıkmak isteyen adamdan performans analizi bile istemeyen idareler, imar affı adı altında tarihin en büyük katliamının önünü açan hükümetler olduğu sürece zihniyette değişmez, ülkenin yapı stoğuda. sorun hiç bir zaman yönetmelik olmadı sorun hep yönetimde öyle olmaya da devam edecek.

    • Erhan M. @erhanm

      Aslında bu yazımı yönetmeliğin sorunlarını göstermek için değil de insanların depreme dayanıklı binadan anlaması gerekenin ne olduğunu belirtmek için yazdım.

      Yorumunuzda bahsettiğiniz her şeye katılıyorum. İmar affının kapsamında ruhsata aykırı statik yapısal değişimler kesinlikle olmamalıydı. İskan aşamasında, merdiven yönü, kapı boyu, pencere yeri gibi birincil öneme sahip olmayan şeyler sorun oluyor. Sadece bu durumlar kapsama alınmalıydı.

İkinci el alışverişte dikkat edilmesi gereken 18 madde

Merhaba arkadaşlar bu  ilk yazım olacak umarım beğenirsiniz.

Yakın zaman da türk lirasının dolara karşı değer kaybetmesi ile beraber biz teknoloji severlerin de ihtiyaçlarını karşılayan elektronik ürünlerdeki fiyatlar da bu durumdan doğrudan etkilendi ve fiyatlar alabildiğine yükseldi. Bu dönemlerde de bazı teknolojik ihtiyaçlarımı sıfır ürünler ile karşılamak benim için çok büyük bir masraf olurdu bende eski ürünlere yöneldim bu konuda edindiğim tecrübelerle özellikle ikinci el bilgisayar alırken dikkat edilmesi gerekenler neler onları maddeler halinde anlatacağım.

 

19.12.18 5.317 ve 25.3.19  7.826 tarihleri arasında aynı ürünün değişen fiyatı


Öncelikle almayı planladığınız ürün ile halen satılıyorsa sıfırı arasında bu ürünü almaya değer bir fiyat farkı olması bence çok önemli bir husus, almayı planladığınız ikinci el ürünün size ekonomik bir kazanımı olmayacaksa veya cüzi bir miktarda katkısı olacaksa ikinci el ürün almak hata olur. Tabi çok aciliyeti olan bir işiniz yoksa.

 


İkinci el bilgisayar alırken;

 

1-Alışveriş yaptığınız kişi ile aranızda geçen yazılı  "Görüşmeleri kayıt altına alın" ve bu görüşmeleri uzunca bir süre saklayın, mümkünse özellikle yazılı olarak mail veya whatsapp gibi kanallar ile görüşün. Bağlantıyı lütfen inceleyin.

 

2-Yerel bölgenizden almıyor ve ürünü elden almıyor iseniz mutlaka GET (Güvenli Elektronik Ticaret) yöntemiyle bu ürünü alın aksi halde sorunlar yaşayabilirsiniz. !GET  alışverişinde aracı internet sitesinin haklarınız ne kadar koruduğunu iyi araştırın.

 

3-Kalabalık yerlerde buluşmaya özen gösterin ve buluşmaya mutlaka beraberinizde biriyle beraber gidin.

 

4-Ödemeyi havale olarak yapın bu daha güvenli olacaktır.

 

5-"Ürünün çalıntı olup olmadığını teyit edin"; bunu yapmanın en iyi yolu ürünün faturasını istemek ve faturadaki ismin satıcıya ait olduğuna emin olmaktır. Apple marka bir cihaz alıyorsanız bunu Apple in müşteri temsilcisinden de araştırabilirsiniz.

6-"Garantisi var mı" veya yok mu diye araştırın; eğer satıcı ürünün seri numarasını sizinle paylaşmışsa  bu seri numarayı ürünün web sitesi üzerinden sorgulayabileceğiniz bir ekran çıkar bu ekrandan bu sorgulama işlemini yapınız. Eğer garantisi var ise; Cihazın kullanıcı tarafından açılmadığına garanti şartlarının ihlal edilmediğine emin olunuz. Bu garanti süresini teyit edin. Almayı planladığınız ürünün garanti süresinin uzun olması bir avantaj olacaktır Eğer garantisi yok ise; cihaza yüksek fiyatlar vermeyiniz. Sorun çıktığında pişman olursunuz.

 

7-"Cihaz modeli" alışverişte dikkat edilmesi gereken önemli bir husus zira bazı eski bilgisayarların aynı modelde yeni kombinasyonları olabilmektedir. Aldığınız ürünün hangi ürün olduğuna çok dikkat etmelisiniz.

 

8-Uzunu süre kullanılmış çoğu üründe batarya/pil ömrünü doldurmuştur ve ilk günki performansı beklemek hata olur bu yüzden en azından 15-20 aydan daha eski ürünlerde cihazın batarya/pil yenilenmesine ihtiyaç duyulabilir. Bu çoğu defa karşılaştığım bir sorun oldu eski bilgisayarların pilleri bitik oluyordu. ve eğer cihaz iyi bir markaysa orijinal batarya ürünü göre çok ciddi farkları olmakla beraber 250 lira  ile 1000 lira arasında mal olabilir. Fiyat için en doğru fiyatı bulmanın yolu cihazın modeline uygun batarya fiyatını internette sorgulamaktır.

 

9-İkinci el bilgisayar alırken hard diskinin bozuk olabileceğini bad sector hatası verebileceğini unutmayın. Bunu ölçmenin kolay yolları var, cihaza yükleyeceğiniz Harddisk Sential vb. programı ile bilgisayarın hard diskinin sağlam olup olmadığını inceleyebileceksiniz. Bu işlem birkaç dakika sürüyor ve harici harddisk alırken de bu yöntemi kullanabilirsiniz onlarıda bu şekilde test edebilirsiniz.

 

 

10-Laptoplarda ekran kabloları yıpranmış olabilir veya menteşe arızalı olabilir böyle sorunları cihazının kapağının açıp kapamakla ölçebilirsiniz ama bunun yeterli olmayacağını unutmayın.

 

11-İşlemci serisi çok önemlidir. Bir ara i7-2630qm işlemcili bir cihaz almıştım performansı çok yüksekti, performans açısından işlemcinin nesli değilde karşılaştırmaların yapıldığı benchmark testleri daha önemli. Almayı planladığınız bilgisayarın işlemcisinin serisini google de aratırsanız benchmark testlerini görüntüleyebilir ve bu işlemciye sahip bir bilgisayarın iş görüp görmediğini öğrenebilirsiniz.

 

12-Alışveriş yaptığınız kişiler bu ürünleri çok farklı nedenlerden ötürü satıyor olabilir, fakat siz bir sebepten ötürü alıyorsunuz bu da ucuz olması, eğer ki beğendiniz bir cihaz görürseniz fiyatını yüksek buluyor iseniz veya cihazın piyasa değeri  daha düşük ise bu fiyatı iyi tespit edin ve satıcıyla onun belirlediği yüksek fiyattan sizin belirlediğiniz/tespit ettiğiniz fiyata gelmeye ikna edin onunla bu kendi fiyatınız için sıkı pazarlık yapın.  Pazarlık yaptığınız da kafanızda ciddi bir rakam muhakkak olsun böylelikle süreci çok daha iyi yönetebilirsiniz.

 

13-Almayı planladığınız ürünlerde kozmetik kusurlar olup olmaması bu ürünün sizin tekrar satışında zorlanıp zorlanmayacağınıza işaret olabilir evet belki kozmetik kusurlu iyi performanslı bir ürünü siz satın alabilirsiniz ama bu ürünü bir başkasına satmak sorun olabilir. Bazı kişiler bunu sorun olarak gördüklerinde cihazınızı aldığınız fiyata satamayabilirsiniz, Bu yüzden almayı planladığınız ürüne eğer deforme yok ve dış görünüşü sizi rahatsız etmiyorsa kozmetik olarak çok iyiyse bu cihaza satıcının lehine iyi bir ödeme yapabilirsiniz, ama kozmetik kusurlu bir bilgisayarı asla eşdeğerleriyle aynı fiyata almayın mümkün mertebe çok daha ucuza alın. Fakat şunu unutmayın ki eğer bazı kırıklar var ise bu kırıklar muhtemelen çarpmalar ve düşmeler sonucu oluşmuş olabilir ve bu durum bilgisayarın ana kartının kırılmasına kadar varan sonuçlar doğurabilir. Nitekim böyle bir durumla da karşılaşmıştım fakat benim avantajım cihazın kozmetik kusurlarını gördüğüm için ona  çok yüksek bir fiyat vermedim ve aldığımdan daha yüksek bir fiyatla satabildim.

 

14-Ölü pikselleri kontrol edin.

 

15-Klavye ve touchpadi kontrol edin  çalışmayan basmayan tuşlar olabilir.

 

16-Almayı planladığınız ürünün aksesuarlarını (kutusu, driver cdleri, çantası, mouse, garanti evrakları, faturası, priz/kablo dönüştürücüleri şarj adaptörü, koruyucu silikon kılıflar) isteyin. 

 

17-Cihazın vidalarının yıpranmış boyasının kalkmış olması cihazın açıldığını gösterir. Bunları kontrol ederek cihazın açılıp açılmadığını anlayabilirsiniz.

 

18-Eğer Apple bilgisayar satın almayı planlıyorsanız Almayı planladığınız cihazın İşletim sistemi desteği olup olmadığını kontrol edin. Örneğin 2019/4/14 itibariyle;

Macbooklarda 2015 modelinden öncekilere,

Macbook Air  ve Pro larda 2012 ortasından öncekilere,

Mac mini ve İmac lerde 2012 sonundan öncekilere,

iMac pro modelinde 2017 yılından öncekilere,

Mac pro larda 2013 sonundan öncekilere bu tarihle Apple güncel işletim sistemi Majova desteği vermiyor.

İşin aslı hiçte yaşlı olmayan bu modellere desteğin kesilmesi bu cihazları bir süre sonra çöp yapıyor. Zira işletim sistemi desteği olmadan güncel programları kullanamıyorsunuz ihtiyacınız olan yeniliklerden faydalanamıyorsunuz, bilgisayardaki programlar zamanla çöküyor, güncelleme isteyen yazılımlar eğer güncel işletim sistemi olmadan çalışmazlarsa vaktiyle kullandığınız programlara tekrar erişemiyorsunuz. Bu sebeple Apple marka cihazları alırken ayrıca bu konuya da dikkat ediniz lütfen

Apple cihazlarının donanımlarının yetersiz olmasına rağmen güncel işletim sistemini yükleyip yüklemeyeceği kullanıcıya bırakılmalı, yukarıda bahsi geçen bazı modellerde olduğu gibi iki yıl kadar komik sınırlar getirilmemelidir.

 

 

Okuduğunuz için teşekkür ederim. İyi alışverişler

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Hp gaming mouse m100
İş yeri için mouse alıyorlardı, ben de beğenip sipariş ettim.
40 liraya bu denli kaliteli bir mouse görmemiştim.
Elime tam oturuyor, yeterli büyükte, kibar rgb ledi var. Renkler arasında yavaş yavaş geçiş yapıyor. Evde henüz kullanmadığım için, bir uygulaması var mıdır, renkleri kontrol edebiliyor muyuz bilmiyorum ancak olacağını da düşünmüyorum. Malzeme kalitesi güzel, kaydırma ayakları da masada güzel kayıyor. Uzun süre deneyimleyemedim lakin memnun edeceğini düşünüyorum.
Aldığım link
https://m.n11.com/hp-m100-usb-gaming-oyuncu-mouse-isikli-P263905682
#fare #oyuncufaresi #hp #mouse

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Android Authority göre YouTube'un veri kullanım miktarları. #DursunKenarda
https://www.androidauthority.com/how-much-data-does-youtube-use-964560

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 8

EDUP MS-8551 USB Wireless Adaptör İncelemesi

Çoğumuz zaman zaman biraz meraktan biraz ihtiyaçtan bu tip ürünleri araştırıyoruz ve satın alıyoruz. Aldıklarımızdan bazıları beklediğimizden daha iyi çıkarken bazılarıda markasına ve fiyatına yakışmayacak vasatlıkta olabiliyor. Ben Edup markasıyla 1-2 ay önce tanıştım. Kullandığım farklı bir Edup marka usb wireless adaptörü beğenince markayı araştırdım ve çok iyi bir marka olduğunu gördüm. Geçenlerde bu markanın MS-8551 usb wireless adaptöründen sipariş verdim ve bugün elime geçti.

 

Öncelikle ürünün teknik özelliklerinden bahsedeyim:

  • 6DBI çıkarılamayan sabit anten.
  • 150mbps
  • MTK 7601 çipset
  • AP olarak kullanabilme (Yazılımını yükleyerek)

Evet üründe 6DBI anten bulunuyor. Antenin çıkarılamıyor olması bir eksi olarak sayılabilirmi emin değilim. Hani 6DBI anteni söküp yerine ne takabilirsin, taktığın anten bu ürüne ne kadar değer orasını anlamlandıramadığım için ben sabit anteni eksi olarak pek sayamıyorum. Üründe MTKnın ünlü 7601 çipseti bulunuyor. Bu çipsetin en azından benim için en büyük özelliği ürünün Next New Wave uydu alısındada çalışabilmesini sağlaması. Piyasadaki wifi destekli uydu cihazlarının %99u sadece MTK 7601 çipsetli cihazlarla çalışıyor. Ürünü uydu cihazımda denedim ve youtubea sorunsuz girip videolar izleyebildim. Çok önemli değil ama çalışıyormu evet bu ürün uydu cihazlarıyla sorunsuz çalışıyor.

 

Gelelim bazıları için önemli bazıları için önemsiz özellik olan access point özelliğine. Yanında gelen cdsinden veya sitesinden indireceğiniz driver içerisinde ekstra masa üstü programıda geliyor. Bu program sayesinde bu usb wireless adaptörü sadece alıcı değil verici olarakta kullanabiliyorsunuz. Evet bu ürün ile pcnizdeki kablolu interneti kablosuza dönüştürebiliyorsunuz. Hemde çocuk oyuncağı kadar basitlikte.

 

Ürünün çekim ağı daha önceki anteni çıkarılabilir Realtek çipsetli Edup 6DBI antenli usb wireless adaptörden 1 tık daha iyi. Realtekli önceki ürünün 12-13 ağ bulduğu yerde bu ürün 14-15-16 ağ buluyor mesela. Ayrıca ürün şekil olarakta çok güzel tasarlanmış. Üzerinde wifi simgesi bulunuyor ve altında yeşil ışık yanıyor. Belki wifi simgesindeki dişler bağlanılan ağın seviyesinide gösterecek şekilde tasarlanabilirdi ama o halde bu ürün bu kadar ucuz olamayabilirdi.

 

Ürünle beraber driver cdsi geliyor ancak Edup çok büyük bir marka ve ürünlerinede çok değer verdiği için sitesinde her ürününün windows, linux, macos vs. driverları kolaylıkla bulunabiliyor. Windows 10 ürünü sorunsuzca tanıdı ama hem daha güncel driver için hemde access point özelliğini ve kendi programını kullanabilmek için cdden veya sitesinden driverını indirip kurmanız gerekiyor.

 

Ve size son bir güzel haber. Ben ürünü Aliexpressten aldım ve ürün şuan 7 günlük indirime girdi.

Ürünün linki: https://tr.aliexpress.com/item/2017-New-150Mbps-Wifi-USB-Adapter-with-External-6dBi-Antenna-CE-Rohs-Certificated-USB-Wifi-usb/32795078308.html?spm=a2g0s.12269583.0.0.19d66d269S7eOy

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 19
  • Erdinç B. @erdincb

    100 Mbit internetim var. Şu anda antensiz usb alıcımla 6 metre mesafeden en fazla 20 30 mbit hız alıyorum. Sence daha hızlı olur mu 50 60 gibi?

  • XlasisMatthew @xlasismatthew

    Benimki 2 hafta sonra bozuldu. Tabsiye etmiyorum, ama cok iyi cekiyordu.

  • Ali ŞİMŞEK @asdera

    Yuh artık Asus ac56 model wifi antenini aldım. Allahsızlar driver desteği vermiyor. Sitesindeki veya Cd deki sürücüsü ile 2 Mbit hız alıyorsunuz. Allahtan interneti biliyoruzda araştırdık ne diye. Meğer driver sorunuymuş benimgibi niceleri var. Realtek yada edimax cihazların sürücünü kurduğunuzda sorun halloluyor. Halloluyor ama kafasına göre kopmalara razı oluyorsunuz. Adamlara yazdım bu sorunu cevap veren bile olmadı : ) Aldık paranı zittir git diyorlar resmen. Oysa ki 30 gün içerisinde iade hakkım var, vereceğim ellerine cihazlarını az biraz kullanayım bakalım. İş yapmayan cihazları 70€

    • Gökhan @gokhans19

      Asus servisleri kötü. Ben anakartla ilgili soru sordum bi halttan çaktıkları yok. Bana amdde xmp ram kullanamazsın dediler. Eski msi anakartta kullanıyordum. Asustada ayarı var ama ayarı açsanda etkili olmuyor ama asusa göre xmp amdde yok. Msi amd anakartta kullanmasak bizi yiyecekler. Kendi anakartlarındada docp ismiyle aynı özellik var ama çalışmıyor. Kısacası bizde çözümü bilmiyoruz demiyolarda bi boktan çakmayan mahalle arası esnaf kafasıyla yalan yanlış cevapla soruyu geçiştiriyorlar.

Hi-Fi Genel Bilgiler

 

buyuk kucuk harf icin bastan ozur diliyorum, klavyem ingilizce oldugu icin telefonda editlemeye devam edecegim, bunlar da duzelecektir.

öncelikle hi-fi nedir, neden böyle büyük paralar yatırılıyor? hi-fi high fidelity yani yüksek sadakat tamlamasının kısaltması. burada beklentimiz aldığımız sesi mümkün olduğunca kaydedildiği hale yaklaştırmak. bunu yaparken de sahne, ton doğruluğu, zamanlama, detay ve hız gibi değişkenleri dikkate alıyoruz. böyle anlatırken müzik dinliyoruz bu matematik problemi değil' diye düşünebilirsiniz ancak işin ucu öyle değil. Değişik ekipmanlar denedikçe bunlarin eksikligini kendiniz farkediyorsunuz. kendi adıma barok dönem klasik müzik dinliyorum ve quartet ise odadaki, orkestra ise mikrofonsuz sahnedeki sesi en yakın şekilde deneyimlemek bekliyorum. klavensenin o parlak notalari önde ve detaylı olsun ancak sibillansa sebep olmadan bunu başarabilsin istiyorum. baska bir kişi aynı eseri dinleyip ne bileyim, keman yahut kontrbasa daha yakın oturmak isteyebilir. veya senfonik metal dinlerken daha karanlik bir sunum arayabilirsiniz. kişiden kişiye hatta aynı kişi içinde müzikten müziğe değişkenlik gösteriyor. Mühim olan aradığınız tadı deneyimleyerek daha iyisini ulaşabilmek, işin eğlenceli kısmı da bu.

hi-end hi-fi konusu için şunlar soylenebilir belki. hi-fi daha geniş kapsamlı. sese yöneliyor doğrudan. hi-end ürünler ise marka bilinirliği yüksek, malzeme kalitesi ve sunuş şekilleri itibari ile üst seviye ürünlerdir. herkesin aklina gelebilecek b&o, bose, v-moda gibi ürünler düşünülebilir. ikonik modeller olarak düşünüyorum bunları hep(focal utopia gibi), yani görünce tanırsınız. Hi-end ürünlerin bazıları hi-fi standardında olamayabiliyor ancak pazarlama stratejileri ile genel kullanımda yerleri daha geniş olabiliyor. Hi-fi piyasası niş parfüm gibi daha kısıtlı bir grupla kalabiliyor bu anlamda.

işin matematik kısmı biraz karışık ve pek çok kaynak var bununla ilgili okunabilecek. kabaca bahsetmek gerekirse mp3, lossless, 24 bit gibi kulağınıza çalınmış olabilecek kelimelerden anlamaniz gereken, mp3 360p ise 32bit 8k gibidir. baştaki 16-24-32 bit olarak tabir edilen sayılar kayıttaki derinliği, bunlarin arkasindaki 44.1-96-384kpbs olanlar ise veri aktarım hızını sembolize ediyor. bilmek gereken şu ki kaynak yüksek kaliteli ise dönüştürüldüğünde dosya boyutu=kalite olarak bize yansiyor ve analog sese daha çok yaklaşıyoruz. mp3 zaten sıkıştırılmış bir format oldugu icin bu konuda bahsedecek birseyimiz yok. Bazen kalitesiz, mp3 ya da düşük bitrateli dosyadan çevrilmiş 24 bitlik albümlere denk gelebilirsiniz. Sadece boyut olarak çok yer kaplayan mp3leriniz olur zira kaliteyi bu şekilde artırmak mümkün değil. Bu konuda hdtracks tan aldığım albümler kalite olarak hiç sorun yaşatmadı.

Aslında stüdyo kullanımı için üretilen referans ürünleri dinlerken de kullanıyoruz. Bunu sebebi yukarıda geçtiği gibi, herhangi bir ses imzası eklenmeden, orijinal halini dinlemek. bunun bir standardi var elbette ancak hafifce mudahalede bulunan urunler ise transparan olarak geciyor. Çoğunluk genel kullanıcı transparan ürünleri tercih edebiliyor daha eğlenceli dinleme yapmak için. mesela hifiman ürünleri üst seviyede o kadar referans ki, bazen de o kadar da olmasın diyebiliyorsunuz. sıkıcı gelebiliyor. bunu, o an dinlenilen müzik türüne ve kişisel zevke göre belirlemek gerekir. bu yüzden her sorana söylediğim birşey vardır, ne istediğinizi ve ne alacağınızı bilmiyorsanız ekipmana ayiracaginiz parayi bölerek harcamak daha makuldur. 750 dolarlık bir kulaklik alacağınıza 250 dolarlik 3 kulaklık almak dinlenilen seansa göre sizi daha çok memnun edebilir. zira o 750 dolarlık kulaklığın ses imzası size veya o anki duruma uygun değildir yahut bazi kayıtlarda çıkarıp atmak istersiniz. aynı şekilde üst seviye kulaklıklar fazlaca hassas oldugundan kayıt seçerler. Daha önce dinleyip beğendiğiniz kayıtları dinlenemez hale getirebilirler. Bu gibi durumlarda daha iyi kaydı bulamadığımız zamanlar oluyor, iyi gittiğini düşündüğümüz ekipmana dönüp, eserden vazgeçmek yerine bu şekilde dinliyoruz.

Kaynak

bu aslında hepimizde olan telefon veya bilgisayarlarımızdaki oynatma programları. bilgisayar ile dac arasindaki köprü onemli. bu yüzden wasapi veya asio bağlantı destekleyen, zamanlamasi güçlü programları kullanmak gerekiyor. ücretsiz olarak mac üzerinde decibel windows üzerinde foobar2000 edinebilirsiniz. foobar bilhassa güçlü bir program eklentileri sayesine ancak optimumu bulmak için uğraşmak gerekiyor. Uğraşmak istemeyenler için mac uzerinde audirvana + ve amarra, windows uzerinde jriver media center önerebilirim. En iyi sesi bu sekilde aldım. tidal hi-fi ise iyi ses kalitesi ve depolama sorunu olmaması yuzunden hem telefon hem bilgisayar üzerinde çoğunluk tercihim oluyor.

Dap

Dijital walkman olarak düşünülebilir. pek çok formatı destekleyen, kaynağı, dacı, amfisi içinde bir paket olarak gelen yüksek kaliteli ses oynatıcılar. epey iyi kalitede sayılabilecek, telefon ve amfi yerine kullanildiginda (telefonun pil omrunden de tasarruf) çinli markalar çıktı piyasaya. hidizs, shangling ve iriver ilk aklıma gelenler. Bilhassa shangling deneme imkanım oldu, fiyatından beklenmeyecek kadar iyi performansı var, sunum olarak biraz koyu tarafa yakın çaldığını soyleyebilirim. Eğlenceli ve genel beğeniye hitap edecek şekilde çalıyor. hi-end burada da var elbette (astell and Kern) daha müzikal sunum, daha iyi amfi, dac gibi artılarının yanında üretim kalitesi ile de on planda. Ancak yalnızca bir kılıfının shangling player parasına denk olduğunu belirtmek gerek. Uygun fiyatlı çözüm arayanlar kesinlikle şans versin çinli markalara.

Dac

Dijital Analog Çevirici diyebiliriz. kaynaktan gelen dijital sinyalleri analog sese dönüştürerek amfiye yollayan bileşenimiz. sesi işleme konusunda kritik bir önemi var. 'neden ihtiyacımız var ses kartı ile idare edemez miyiz?' diyebilirsiniz. bilgisayarınızın içinde güç kaynağı, fanlar ve statik elektrik taşıyan devreler var. bunlar parazite, dip gürültüsüne ve distorsiyona sebep olabilirler. telefonlarınki ise zaten güç tasarrufu için yapıldığı ve devrelerle çevrili oldugu için dezavantajlı. bu yüzden kasanın dışında, yalıtımı yapılmış bir dac ihtiyacı doğuyor. yine belirteyim, belli bir seviyenin altındaki kulakliklar çok ayırt edemeyebilir.

Amfi

En cok sorulan ve merak edilen konu. 'olmasa ne olur, alirsam ne kazanirim?'

fiziksel olarak çok rahatca anlaşılabileceği üzere yüksek empedansa sahip kulaklıkları bilgisayar/telefon çıkışı ile sürmek mümkün değil. 80 ohm değere kadar bir şekilde yetebilecek ses seviyesine ulaşabilirsiniz ancak bunun üstüne çıktığınızda 'neden ses gelmiyor bu kulaklıktan?' diye düşüneceksiniz. sebebi çıkış gücünüzün 32 ohm, bazı yeni modellerde 64 ohm olması. neden yuksek direncli kulaklık alalım derseniz, modeline gore daha temiz ses, daha az hiss, siyah arka plan gibi bircok ekstrasi ile geliyor.

asıl deneyimlemeden anlaşılması güç olacak nokta ise, direnci düşük olup, db olarak ses gücü size yeterli gelmesine rağmen amfi isteyen kulaklıklardır. plannar magnetik kulaklıklar bunun en güzel örneği. bir hifiman 32 ohm aldığınızda, telefonunuza takip dogrudan dinleyebilirsiniz iddia edildigi gibi. ancak iş mp3 ve youtube muziginden çıkıp ta bir de kulağınız daha iyi haline alıştı ise birşeylerin eksik olduğunu hissediyorsunuz. iyi bir amfi ile en basitinden sahne genişliyor, kim ayakta kim oturarak çalıyor anlayabilir hale geliyorsunuz ve o plannar sürücülerin güç ihtiyacının karşılanması ile çözünürlük ve doygunluk ta beraberinde geliyor. yine dynamic suruculu olup, güçsüz amfiyle mutlu etmeyen, güç yükseldikçe parasının hakkını veren modeller de mevcut (sennheiser hd 650, grado rs gibi).

şu şekilde bir örnekle anlatayım, simcity oynuyorsunuz ve trafik tek şeritten akıyor (32 ohm). şehriniz büyüdükçe trafik sıkışıyor, gidiyor ama aksaklıklar var. akışı rahatlatmak adına birşeyler yapılmalı. yol 3 şeritliye çıktığında trafikteki rahatlamayi aklınıza getirin. amfi bunu sağlıyor. sakin bir solo dinlerken bir anda kraşendoya çıkıldığında ya da metal icin söylersek gürültülü bir davul partisyonu geldiginde kulaklığın ani bir güce ihtiyacı var. bu guc depolu biryerlerde (amfi) bulunuyorsa hakkını alırsınız, bulunmuyorsa sönük/eksik/cansız kalacaktır.

amfiler 3' e ayriliyor;

lambalı amfiler, solid state amfiler ve hybrid amfiler. lambali amfilere görsel olarak denk gelmişsinizdir, eski tip tüpler kullanırlar. daha sicak/yumusak ses verdikleri söylenir, büyük oranda doğru gelebilir ancak kullanılan çipe göre tersi de geçerli olabilmekte. açar, ısınmasını bekler o şekilde kullanırsınız, rituel gibi güzel bir deneyimdir. solid stateler ise elektronik devrelerden oluşan lamba kullanmayan amfilerdir. daha kucuk boyutlarda olabildikleri icin taşınmaları kolaydır. taşınabilir lambalı amfiler de mevcut lakin en küçüğüyle bile dolaşmak istemem şahsen. Solid state amfiler benzer çipleri kullanıyorlar, ucuzundan pahalisina ne değişir derseniz, mimari diye cevap verebilirim. güç kaynağını, volume potlarini, bağlantıları ne kadar iyi mimari ile yaparsaniz sonuc o kadar iyi oluyor. yalıtım elzem ses konusunda. hybrid amfiler ise anlasilacagi uzere lambali ve solid state amfiyi birlestiren farkli deneyimler sunan amfilerdir. yukarida bahsettigim üzere tuning ile firmalar her amfiyi daha dogal yahut daha keskin uretme karari verebiliyorlar. her kulaklık her amfi ile anlaşamayibilir bu sebeple. deneyimlemek gerekir. eğer belli bir kulaklığa göre seçiyor isek çıkış değerlerine bakarak başlamak iyi olabilir. örneğin 300ohm a 55W x 2 veren bir amfi 600 ohm bir kulaklığı doyurmayacaktır.

 

Kulakliklar

gelelim asil sonuc noktasina. iem olarak tabir edilen in ear monitor yani kulak içi armatur tip kulakliklar ile hemen hiç deneyimim yok. bu yüzden kafaüstü kulaklıklardan bahsedegim genel olarak. öncelikle tiplerine bakalım, daha sonra surucu olarak ta kategorize edeceğim.

Açık tip kulaklıklar
kulaklığın kupa kısmı yani sürücünün dışa bakan kısmı ızgaralı tipte kulaklıklar olarak tarif edebiliriz. avantajlarını sıralarsak, daha geniş sahne sunumu, daha flat, daha detaylı ses ve havadar konfora sahip olmaları gösterilebilir. dezavantajı ise bass kısmı güçlü tutmak biraz zor olabiliyor fiziksel zorluklar sebebi ile ve siz ne dinlerseniz ayni oda icindeki herkes bu deneyimi paylasiyor, siz de dışarıdan ses duyuyorsunuz elbette. ayrı bir dinleme odasi olmayanlara öneremeyeceğim o yuzden.

 

Kapalı tip kulaklıklar
oyuncu kulaklıkları bu kategoriye giriyor genelde. dışarıdan kapalı bir kutunun içine alınmış kulaklıklardır. ses yalıtımları oldukca iyidir. bass gücünü korumak rezonanstan dolayi daha kolaydir. v shape tabir edilen mid sahnesini biraz daha geriye alan kulakliklar icin uygundur. avantajlari ucuz modellerde cok kolay dezavantaja dönüşebilir rezonans etkisi sebebi ile. sahnesi haliyle daha dardır. bu darlıktan kaynaklanan detaysızlık demeyelim de bir üstüste binme yaşanabiliyor modeline gore. kalkıp ta fostex' te değil elbette ancak ucuz model alirken dikkat etmek gerek. ses yalıtımından ötürü, ayri odasi olmayanlar ahaliyi rahatsiz etmeden ve rahatsiz edilmeden kullanilabilirler. Yine mobilite için daha uygunlardır.

 

sürücü tiplerine baktığımızda ise dynamic, plannar magnetic ve elektrostatik kulaklıklar görmekteyiz.

dynamic
bu sürücüler geleneksel olarak kullanılan arkadan mıknatıslı modellerdir. maliyetleri düşüktür. güç ihtiyaçları görece daha düşüktür. mıknatıs bir elektromıknatıs olarak çalışarak ses bobinini hareket ettirir, bu da diyaframı hareket ettirerek etrafındaki hafa ile ses üretilmesini sağlar. burada hava hacmi bas tepkisi icin önemlidir. daha büyük bir sürücü ile daha çok havayı hareket ettirebilirseniz daha iyi bas tepkisi alırsınız (yine iş amfiye çıkıyor). zayıf noktası, yüksek seslerde direksiyona sebep olabilmesidir. bu da yine kaliteli mimari ile hafifletilebilecek bir sorundur.

plannar magnetic
diyafram olarak ince bir film kullanır. ses bobini yerine, diyafram mıknatıslar tarafından doğrudan hareket ettirilir. diyaframı eşit olarak titreştirebilmek için daha büyük ve çok sayıda mıknatıs kullanılması gerekir. bu da eşittir ağırlık ve daha fazla güç (daha güçlü bir amfi) ihtiyaci demektir. güçlü ve temiz bas tepkisine sahiptirler çünkü çok fazla hava kullanabilirler (audeze). distorsiyonsuz temiz bir sese ve yüksek detaya sahiptirler. yüksek maliyet ve ağırlık dezavantajları olarak görülebilir. kendi adıma favori sürücü tipim plannar magnetic.

 

elektrostatik
adından belli olduğu üzere elektrostatik yasalarını kullanırlar, + ve - elektrik yüklerini kullanarak diyaframdan ses oluşmasını sağlarlar. sahneleri oldukca gerçekçidir. çok yüksek maliyetli ve özel amfilere ihtiyaç duyan sistemlerdir. genelde üreticiler amfileri ile birlikte satışa sunmayı tercih ederler. taşınabilirlikleri yoktur.

Bu konuda tavsiye vermek çok yanlış olabiliyor. "Sana telefon öneremem" durumundan daha da hassas ve kişisel bir durum. Bu yüzden genel olarak birkaç öneri sunulabilir.

-telefondan müzik dinleyeyim, yanımda ekstra birşey taşımak istemiyorum diyorsanız bluetooth kulaklık en etkili çözümdür. Kendi amfileri ve dac çipleri ile gelirler. Bağlantı çözümleri artık çok dezavantajlı değil, iyi sonuç alabileceğiniz modeller mevcut. Bas seviyorsanız sony wh1000xm3, sennheiser pxc550, (bose diyenler olacak, anc ölümcül ihtiyacınız değil ise almayın derim) active noise canseling şart değil diyorsanız b&w p7 ve p5 önerebilirim gönül rahatlığı ile. Transparan ses arıyorsanız zaten tek seçenek b&w px.

-kablolu da olur başka ne var derseniz ise derya var önünüzde, iemlerile de kullanabileceğiniz cayin c5, jds labs c5, chord mojo gibi iyi seçenekler yanında daha ekonomik fiio ve hidizs modelleri var. Yukarıdakilerden cayin biraz fazla tize yüklenirken chord koyu tarafta kalıyor ama epeyce detaylıdır. Jds ise daha dengeli kalıyor.

-masaüstü sistemlerde ise önerim başlangıç için dac ayrı, amfi ayrı olarak seçmek yönünde olur. Bu şekilde dac kısmında geliştirme yapmak istediğinizde amfiyi elden çıkarmanız gerekmez, ya da farklı amfilerle kullanabilirsiniz.

-hangi amfiyi alayım derseniz seçenek yelpazesi çok geniş, uygun fiyatlı ama iyi birşeyler bakıyorsanız Sedef Audio sdf3 amfi hem şık hem fiyatına göre avantajlı bir lambalı amfidir. Daha üst modeli de var, 1000 lira civarına oldukça iyi bir çözümdür.

-amerika fiyatı 100 dolar altında olan dac/amp lardan pek beklentiniz olmasın, potlarda balanssızlık, hiss, parazit gibi maliyet kaynaklı sorunlar olabiliyor. Sabaj d3 ü bunlardan ayrı tutmak gerekir, bu sınıfta önerebileceğim tek model.

-oyuncu kulaklıkları usb bağlantısı ile dac ve amfi ihtiyaçları olmadan kendi işlerini görüyorlar. Multimedya için iyi sayilabilseler de müzik için iyi çözümler değiller. Diğer yandan denediğim bütün modeller çok konforsuzdu (game one dahil). V shape bir kulaklık ve giriş seviyesi bir dac/amp biraz daha ödemeye razı ilanlar için bence daha iyi bir çözüm, hem oyun ici, hem oyun dışı müzik dinlemek te daha keyifli oluyor böylece.

konu altinda yorum, soru, atladigim veya yanlis aktardigim yerlerden bahsederseniz duzeltme ve eklemelerle daha doyurucu hale getirebiliriz.

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 9

Bu SSD'lerde %25'lik bir ayrılmamış alan bırakılıyordu SSD sağlığı için, adını unuttum. Bu olayı HDD'de yapmanın bir gereği veya mantığı var mı?

BeğenFavori PaylaşYorum yap