Targus TCG660GL Citygear İlk Bakış

Yeni elime geçen çantaya bir ilk bakış yapacağım. Uzun süreli kullanımdan sonra bir uzun kullanım yazısı gelebilir belki ilerde. Targus'un Citygear serisinin 3.nesli olan modelini @senturkmurat1999 hocamın tavsiyesi ile aldım. Amazon tr'den 300 liraya gelmiş oldu.

 

Genel tasarım olarak 15.6 inç olarak geçen 25 litre hacme sahip oldukça fazla gözü olan bir çanta. En büyük alametifarikası kendi ayakları üzerinde durabilmesi 😀 Çantayı bir yere yaslamanıza gerek kalmıyor kendi başına durabiliyor.

Sırtımıza denk gelen bölümü yumuşak pofuduk bir şekilde yapılmış rahatlık sağlıyor. Arka tarafta valize sabitlemek için bir cırtcırt bulunuyor. Askıları biraz çekişledim sağlam duruyorlar tabi en iyi sonuç uzun kullanımda belli olur.

 

 

İç tarafa gelecek olursak ilk göz laptop koyma yeri olan sert koruma destekli bir alan. İçine 15.6 inç kalın çerçeveli bir laptop rahat sığıyor.

İkinci büyük göz daha fazla iç gözü ve cebi olan bir alan. Burada da bir laptop alanı var ama bu sefer koruma desteği yok klasik bir çanta içi gibi.  Fermuarlı ve cep tipi gözler bulunuyor.

Son olarak yukarı kısımda bir fermuarlı bölme(buranın için yumuşak kadife bir doku ile yapılmış). Ön tarafta yine bir fermuarlı göz var içide düzenli olması için cepler açılmış şekilde. En dış tarafta da küçük şeylerin konulabileceği elin girebileceği hacim olarak küçük bir alan alan bulunuyor.

Ayrıca sol tarafta fermuarlı bir yan cep sağ tarafta da su şişesi koyma yeri bulunuyor. Çanta göz sayısı olarak oldukça yeterli ve başarılı. Laptop gözünde koruma desteği güzel bir artı. Ayıca iki tane laptop yeri ile iki laptop veya laptop+tablet taşımaya da olanak sağlıyor. Kitapta koyulabilir tabi o alanlara.
Çantanın yere değen kısmı sert bir yapıda bu sayede ayakta duruyor ayrıca o kısmın su geçirmez olduğu söylenmiş ama çantanın geneli su geçirmez destekli değil. Yapılan yorumlarda su geçirmezliğinin fena olmadığı söylenmiş çanta genelinde.

 

Uzun kullanım testinde görüşmek üzere 😀 Sorularınız varsa sorabilirsiniz.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Gamepower Magnus V2 Kulaklık

Ürünü anlatmadan önce biraz ne amaçla aldığımdan bahsedeyim, oyunları ps4'te oynayan biriyim bu yüzden online oyunlarda kullanabileceğim ve hoparlör kullanmak istemediğim zamanlarda oyunları oynamak için kulaklık almak istedim.
Ps4 kullandığım için direk gamepad'deki 3.5m jack girişine takılabilen bir kulaklık olması lazımdı bu yüzden hem aynı markanın hem başka markaların usb bağlantı sağlayan modellerini elemek zorunda kaldım. Çok yüksek beklentim olmadığı için ve online oyunlarda ileri düzey rekabetçi oynamadığım için düşük bütçeli bir şey almak istedim ve en son Gamepower Magnus V2'yi seçtim.

 

Ürünü Hepsiburada'dan 104 liraya aldım 2 günde kargoyla geldi. Şık diyebileceğimiz bir kutusu var. Kutunun içinden kulaklığın kendisi, ürünün broşürü ve garanti belgesi çıkıyor.

Özellikler ve Malzeme Yapısı

Cihazın malzeme yapısı komple plastik ve kaliteli demek yanlış olur bu yüzden kullanırken dikkat etmekte fayda var. Kulak kısımlarını kaydırarak kafa ayarı yapmak gibi bir seçenek yok kafa bandı o işi yapıyor üründe kafanın dayandığı bölgeye yumuşak bir parça konulmuş iş görüyor. Kulaklık kulağın üstüne oturan bir cinste.

Üzerinde bir mikrofon var gizlenebilir veya çıkarılabilir değil, esnek bir yapıya sahip bu sayede ağzınıza olan mesafeyi ayarlayabiliyorsunuz mute tuşu yok. Sol kulaklıkta bir tekerlek var ve buradan ses kısıp artırabiliyorsunuz.
Ürünün bağlantı şekli mikrofon ve kulaklık olarak çift jak şeklinde(ben ps4'te kullanmak için birleştirici kullandım ikisini tek jack yapan) birde bir usb kablosu var ama bu ses aktarımı için değil kulaklıktaki ledleri yanması için. Bu ledlerin herhangi gibi kontrolü yok yazılımla vesaire sabit şekilde belli renklerde yanıyorlar gamepower logosu olarak.

Kullanım Deneyimi

Başta da belirttiğim gibi ana amacım ps4'te kullanmaktı ve o şekilde denedim kulaklığı. Ses kalitesi olarak ortalama işler çıkartan iyi bir kulaklık oyunlarda 'ses kasma' dediğimiz mevzuyu yapmaya başarılıyla yarıyor. Oyun oynarken herhangi bir sıkıntı yaşamadım güzel diyebilirim bundan önce kulak içi kulaklık kullanan biri olarak oyunda ondan baya ileride.
Müzik dinleme konusunda basslar zayıf ama ortalama bir iş görür multimedya işlerinde zaten asıl beklentim bu tarafta değil ve sonuçta fiyatını göz önünde bulundurmak lazım.

Mikrofon kalitesini çok beğendim, gayet temiz ve anlaşılır iletiyor sesi memnun kalırsınız.

Uzun kullanımdan sonra(2-3 saat) takılıyken kulakta acı veya ağrı yapabiliyor açıkçası uzun zamandır headset kullanmadığımdan bütün ürünlerde bu durumlar ortaya çıkıyor mu bilmiyorum.

 

Son olarak yazıyı bitirirken genel bakacak olursak beni tatmin eden bir ürün oldu. En büyük eksikliği malzeme kalitesi olarak göze çarpıyor. Fiyatına göre sizi üzmeyen bir ürün olacaktır.

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap

E-kitap okuyucunuzda k2pdfopt ile rahat pdf okumak

E-Kitap okuyucular genel olarak epub ve türevi formatlar için(mobi, kepub,azw3) tasarlanmış cihazlardır ekran boyutları genelde 6-7 inç olduğundan(likebook türevi 10 inç pahalı cihazları saymazsak) pdf okuma işi sıkıntıdır. Genelde direk attığınız pdf'lerin boyutu ekrana göre oranlanmadığı için sayfa okurken zoom ve sağa sola kaydırma yapmak gerekir buda cihazların ekran yenileme ve teknik gücü nedeniyle ağır ve keyif kaçırtan bir olay.

 

Peki bunun çözümü ne?

Bunun aslında iki temel çözüm yolu var birincisi pdf dosyasını çeşitli tarama programları ile text'e dönüştürüp oradan epub'a çevirme ama bu yöntem hem biraz zaman alıcı hemde harf kaymalarına ve tarama yöntemi olduğu için bazı harflerin algılanmasında sıkıntı çıkabiliyor.

 

k2pdfopt yöntemi

k2pdfopt programını özetlemek gerekirse pdf dosyasının ekran boyutunu sizin cihazına göre oranlayarak tekrar bir pdf çıktısı veren bir program. Bu sayede pdf'i cihaza attığınız zaman zoom veya sağ sol yapmak ile uğraşmıyorsunuz direk sayfa mantığında okuyabiliyorsunuz. Programı buradan indirebilirsiniz http://www.willus.com/k2pdfopt/download/ Windows/Linux/Mac için mevcut.

Şimdi sıra kullanım işinde aslında son derece basit bir kullanımı var, programı ilk açtığınızda böyle bir ekran gelecek.

 

Buradan üst tarafta bulunan add file kısmından pdf dosyalarını ekliyoruz ardından sağ taraftaki device kısmından cihazımızı seçiyoruz burada sizin cihazınız olmayabilir mesela benim Kobo Clara Hd cihazım yok böyle bir durum olursa bir baz cihaz seçip siz width/height kısmından ince ayar yapabilirsiniz. Son olarak convert all files diyoruz ve işlem başlıyor.

 

Bu işlem dosyanızın büyüklüğüne göre değişiyor ama çok hızlı olmadığını söylemeliyim.

İşlem bittiğinde yeni verdiği dosyayı cihazına atarak pdf okuyabilirsiniz

 

Önemli Notlar:

Hiçbir zaman bir epub performansı ve rahatlığı beklemeyin, font büyütme vs. doğal olarak yok ama pdf okumak için gayet işe yaramakta bu uygulama sayesinde bir çok pdf'i sıkıntısız okudum.

Uygulama pdf dosyasının boyutunu büyüterek veriyor bu az ve orta sayfa sayılardaki eserlerde sıkıntı yaratmaz ama cihazınızın gücü azsa internetten pdf sıkıştırma ile boyutu küçültebilirsiniz. Bir puan kırma nedenimde bu olay ama kafaya takılacak bir olay değil.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 5
Melburg paylaştı.

Plants vs Zombies Garden Warfare

Oyun öncelikle Xbox ailesi için özel olarak çıktı ve her zamanki gibi ona özel kalacağı söylense de bir kaç ay sonra Pc ve PS platformlarına da duyuruldu ve geldi, Bu yazıda Ps4 versiyonundan edindiğim izlenimleri aktaracağım.

Oyun Ps4 platformunda 1080p ve 60 fps oranını kolaylıkla yakalamış, Battlefield 4'ün Frostbite 3 motorunu kullanan oyun bu motorun hakkını veriyor mu derseniz maalesef verdiğini düşünmüyorum çünkü etrafta yıkılan bir şey görmedim buna karşın grafikler tok karakterler baya ayrıntılı.

Oyun modları:
Oyunda bir çok mod bulunuyor, en başta bahçe savunması var, sürekli dalgalar halinde gelen botlara karşı tek başınıza veya en çok dört arkadaşınızla savunma yapıyorsunuz, bu modu arkadaşlarınızla oynadığınızda baya eğlenceli oluyor. 10 düşman dalgası ve sonda bir adet kaçış organizasyonundan sağ çıkarsanız oyun bitiyor.
- Ölüm maçı modu; Bu mod klasik ölüm maçı zombi veya bitki olup birbirinize kıyıyorsunuz.
- Savunma modu; Bu mod en başta söylediğim mod gibi ama biraz farklı bu modda bahçeyi savunan da, saldıran da gerçek oyuncular, savunma durumuna göre harita sürekli genişliyor, finalde de her haritada değişen şekilde bir son mevcut.
- Splitscreen modu: Bu mod iki joypad ile arkadaşınızla bölünmüş ekranda savunma yapacağınız güzel bir mod.
Tüm bunlarla beraber toplamda 9 adet mod bulunuyor. Artı BF4 ten hatırladığımız Commander mode un bir benzeri de boss mod adında oyunda yer alıyor.

Pack olayı:
Bu olay Fifa Ultime Team modundan hatırlayacağınız üzere paket açma olayı ile neredeyse birebir aynı. Oyunu oynadıkça conis kazanıyorsunuz bu coinsler ile çeşitli paketler açıyorsunuz, bu paketlerin içinden çeşitli karakterler ve silahlar v.b oyun içeriği çıkıyor. bu kısım oyunun oyunun ömrünü neredeyse üç dört kat arttırmış çünkü, paketlerden çıkan şeyler oyuna direk etki ediyor, çıkan yeni karakterler daha güçlü olabiliyor. Bu paketleri şimdilik oyun içi satın alma yani mikro ödeme ile alamıyoruz yalnızca oyunda kazandığımız sanal para ile alabiliyoruz.

Oyunda maalesef az sayıda harita saymadım ama sanırım 5 - 6 adet var fakat bu haritalar gerçekten çok büyük, yani tek bir haritadan 4- 5 adet normal ölçüde harita çıkar. Ücretsiz bir genişleme paketi geleceğine dair söylentiler var ama şimdilik beklemedeyiz.

İlk başlarda karışık gibi görünse de ve çocuklara yönelik bir oyunmuş gibi görünse de kısa sürede adapte olup çok eğleniyorsunuz, hatta son yıllarda bundan daha eğlenceli bir multiplayer yapım olduğunu da sanmıyorum çünkü sırf karakterler kendi başına çok ilginç
modellenmiş ve animasyonları da harika, tüm karakterlerin kendine özel sınıfı ve güçleri var, Team Fortress oyundaki sınıflar gibi sınıflara sahipsiniz ve bunlara sınırsız kişileştirme yapabiliyorsunuz ve kombinasyonların sınırı yok aynı karakteri başkasında görme ihtimaliniz azalıyor.

Türkiye PSN de 119 tl olan oyun, Amerikan Psn de ise 39 dolar gibi bir fiyatttan satılıyor, tek kişilik bir senaryo moduna sahip olmamasından mütevellit bu fiyat normal olarak görüyorum, TitanFall ın senaryosu olmamasına rağmen 59 dolara satıldığını düşünürsek 39 dolar bu oyun için kâfi. Oyun sizi gerçekten eğlendiriyor, saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. BF 4 ten sıkıldıysanız ve farklı bir tat arıyorsanız üçüncü bakış açısından oynanan Plants vs Zombies Garden Warfare sizi uzun süre başından kaldırmayacaktır.

Ses: 8/10
Grafik: 8/10
Eğlence : 10/10

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Melburg paylaştı.

Özel Posta Kutusu Kiralama (PTT)

Posta kutusu kirama işlemini nasıl yaptığımı, ne gibi şartları olduğunu açıklamaya çalışacağım.

Takipsiz gönderilerimin kaybolması üzerine posta kutusu kiralama ihtiyacı hissettim. Sadece kimlik fotokopisi vererek (postanede kendisi fotokopi çekti), adres ve telefon bilgilerinin istendiği bir form doldurdum. Ardından görevli bir dolap anahtarı uzattı ve bunu çoğaltıp getirmemi istedi. Gerekli kopyaları edinip geldiğimde işlemlerini halletmiş olan görevli postacıyla görüştürüp kutuyu gösterdi, işlem tamam.
Postacı, adres bilgisi yerine; "adımı ve soyadımı, posta kutusu xx (posta kutu numaram) Mustafakemalpaşa/BURSA" şeklinde yazmam gerektiğini belirtti. Bir paket geldiğinde mesaj, çağrı gibi bir bildirim gelip gelmeyeceğini müşteri temsilcisini arayarak teyit ettirdim ki malesef öyle bir hizmetleri yok. Kiralanan kutular, Postane içerisinde vatandaşların sıra bekledikleri alanda bir köşede bulunuyor. Kutu boyutları itibariyle malesef pek yüksek değil, tahminen 10 cm kadar bir yüksekliği bulunuyor. Derinlik ve genişlik ise a4 kağıt sığacak gibi geldi bana. Adı posta kutusu ancak gelen kargolarda durum ne olur hâlâ emin değilim, muhtemelen o posta kutusuna büyük bir paket geldiğinde bir köşede bekletirler. Bu arada doldurduğum formda ailemden birileri geldiğinde, gelen postanın kendisine verilip verilmeyeceğini seçtiğim bir bölümde mevcuttu.
İnternette, bazı alışveriş sitelerinin posta kutularına gönderim yapmadığının söylendiğini gördüm ancak sorun olacağını düşünmüyorum.
Ücret kısmına gelir isek ilk açılışta 12 liralık bir depozito ücreti alınıyor, bunun dışında yıllık kiralama bedeli olarak 9 lira isteniyor yani 21 lira vermiş bulunmaktayım. PTT'nin kendi sitesinde belirttiği üzere kiralama süresi en az 1 ay, en çok 1 yıl.
Bununla birlikte aylık kira süreleri, kiralandığı ayın ilk gününden, yıllık kira süreleri de ocak ayının birinci gününden başlar ve yıllık abone olmak istediği halde yıl içinde başvuranların kira süresi yıl sonuna kadar aylık olarak hesaplanır şeklinde bir ibare var.

http://ptt.gov.tr/ptt/#!ptt_posta_abone_kutusu_kiralama

Ekleme (28.02.2016): Şu ana kadar 3-4 ürün posta kutuma gelmiş bulunuyor, Bunlardan takipli olanı için kapılara yapıştırılan kağıdı kutuya bırakmışlardı. Nedenini sorduğumda, takipli gönderi için imza almaları gerektiğini söylemişlerdi ve bir köşede kargoların yanında bekliyordu ürünüm. Diğer gönderilerim ise kutuya sığacak boyuttaydılar ve birden fazla ürünü bir arada buldum. Yukarıda bazı sitelerin posta kutusuna gönderim yapmadığı ile ilgili söylentiler duyduğumu belirtmiştim ancak bütün siparişlerim farklı yurtdışı sitelerinden yapılmıştı ve hiç bir sorun teşkil etmedi. Postaneye girip elinizi kolunuzu sallayarak kutunuzu kontrol edip, kargonuzu alabiliyorsunuz kimseyle muhatap olmadan. Bir not daha düşeyim, 9 lira vermiş olduğum depozito miktarı konusunda farklı miktarlar ödeyenler varmış. 6 ve 3 lira isteyen şubeler olduğunu söylüyorlar, emin değilim.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 36
Melburg paylaştı.

ASELSAN 1920 CEP TELEFONU (YERLİ CEP TELEFONU)

Arkadaşlar Merhaba,

Bugün gene #tozluraflar tadında bir gecikmiş inceleme yayınlayacağım.Bu bir inceleme olması yanında ülkemizde kaçırılmış bir fırsata ait bir değerlendirme olacak.
#ASELSAN1920ceptelefonu
İnceleme konuğumuz ASELSAN 1920 cep telefonu :Bu telefon “ #İLKYERLİTÜRKTELEFONU” değil ama benim için incelemede özelliği daha öncelikli.

Ülkemizde üretilen gerçek anlamda ilk yerli telefon yine ASELSAN tarafından üretilmiş olan Aselsan 1919 telefonu idi.Bu telefon dönemindeki muadil telefonlar ile her konuda eşdeğer, sağlam ve gerçekten kaliteli bir telefondu.Bu telefon hakkında da verilerimi topladığımda ayrıca bir inceleme hazırlayacağım.

Peki bu yerli telefon olayı ne zaman nasıl başladı?
1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrası ülkemize uygulanan silah ambargosu üzerine savunma sanayiinin geliştirilmesi için yeni bir girişim başlatıldı. Önce “askeri vakıflar” daha sonra da “Devlet”, değişik uygulamalarla yeni şirketler kurdu veya kurulmasını destekledi. Aselsan, Havelsan, İşbir, Aspilsan bu dönemde kurulan askeri vakıf şirketleridir.
Ancak, bu girişimler belirlenmiş herhangi bir politika veya stratejiye dayanmıyordu.Kısa dönemdeki amaçları ülkede gerekli olan teknolojik ürünlerin ülke kaynakları çerçevesinde ivedilikle üretilmesi amaçlanmıştı.

Bu süreçte karşımıza önemli bir isim çıkıyor. #HACİMKAMOY…

Aselsan, Genel Müdürü M. Hacim Kamoy’un önderliğiyle, SSM’nin izlediği teknoloji edinme politikasından farklı, 1923-1950 döneminde uygulanan politikaya benzer bir, “ulusal
teknolojiye dayanma” politikası izledi. Hacim Kamoy’un teknoloji politikası, askeri vakıfların “silahlı kuvvetlerimizi dışa bağımlılıktan kurtarmak” olan ilkesine uygun olarak;
- Savunma sanayiinde tasarım ve teknolojisinin önemli olduğu,
- Kimsenin, kendisine rekabet üstünlüğü, gizlilik, güvenilirlik vb. özellikleri sağlayan bir teknolojiyi başkasına vermeyeceği ve
- Kritik teknolojilerin devletlerin kontrolünde oluşu nedeniyle transferlerinin mümkün olmayacağı, dolayısıyla teknolojiyi "ulusal olarak üretmek" gerektiği ilkelerine dayanmaktadır.
Aselsanın benimsemiş olduğu bu ilkeler doğrultusunda Hacim Kamoy, Aselsan’da, tamamıyla bir Ulusal Teknoloji Politikası izledi.

ASELSAN, Hacim Kamoy yönetiminde, ilk üretimini gerçekleştirdiği 1980 yılından
itibaren geçen 20 yıl içinde 115 dolayında cihaz ve sistem üretti. Bu ürünlerin 95 adedi
tamamen ASELSAN'da Türk mühendisleri tarafından, üniversitelerle de işbirliği
yapılarak tasarlanmış ve geliştirilmiş, ileri teknolojili özgün ürünlerdir.
Türk Savunma Sanayii Politikası ve Stratejisi Esasları 1975–1988 yılları arasında sürdürülen savunma sanayiini geliştirme çalışmalarından edinilen deneyimlerin ışığı altında geliştirilmiş birdokümandır.

VE İLK TELEFON…

Dünyadaki ve ülkemizdeki iletişim alanındaki gelişmeler takip edildiğinde tüm iletişim sektörünün mobil iletişim alanına geçmekte olduğu görülmüştü.Bu kapsamda Aselsan bünyesinde 1994 yılında bir proje ekibi oluşturularak 1997 yılında ilk telefonun piyasaya sürülmesi hedeflenmişti.
Ülkemizdeki ilk GSM şebekesinin 1993 yılında devreye alındığında oldukça ileri görüşlü bir yaklaşım ile hareket edilmiş.

Aktif tasarım süresi iki yılı geçen projede otuzun üzerinde tasarımcı doğrudan görev almış (yaklaşık 80 mühendis/yıl), ayrıca, ASELSAN bünyesi içinde yer alan bütün birimler proje tasarımına dolaylı destek sağlamışlardır.

Aselsan'ın üç yıllık çalışması ve 5 milyon dolar harcamayla ortaya çıkan "1919" Danimarka'da test edildi, İngiltere'den "onay" aldı. Böylece Türkiye, dünyada cep telefonu üreten 9 ülkeden biri oldu.

ASELSAN GSM EL TERMİNALİ GELİŞTİRME GURUBU

Bu ekip Ayşın ZAİM hanımefendinin öncülüğünde tüm tasarım , test, üretim, kontrol süreçlerini kendi bünyelerinde gerçekleştirerek 1997 yılında ASELSAN 1919 MODELİNİ ÜRETTİLER.
(Bu model ile ilgili ayrıca bir inceleme yayınlayacağım.Önemli birkaç dökümana ulaşamadım bunları temin ettiğimde –özellikle telefonun 3d tasarımında alınmış olan üretim katmanlarını gösteren bir render resmi –bu incelemeyi paylaşacağım.)

Üretilen bu ilk telefon tamamen yerli tasarım, yazılım ve üretim süreçlerinden geçerek üretilmesi nedeniyle gerçek anlamda yerli ünvanını taşır.

VE 1920 MACERASI…

1919 modeli üretildiğinde beklenen rakamların üzerinde bir talep geldi.
Bu nedenle Aselsan, 1919 Modelin dağıtımını kendisi üstlendi. Ancak yeterli reklam ve dağıtım sağlanamadığı için pekçok noktada bu telefon bulunamadı.
Bu nedenle 1920 telefonunun dağıtımı, o dönemde ülkedeki en yaygın dağıtım ağına sahip firmanın (KVK) firmasına verildi.Ancak nedense firmanın biraz “isteksizliği” nedeniyle telefon genel anlamda bulunabilir olamadı.

TEKNİK ÖZELLİKLER

117 gram ağırlığında, ince ve zarif görünümlü, titreşim özelliğinin yanı sıra, önce titreyip sonra sesli çalma, 24 çeşit çalma sesi / melodisi, ajanda, tarih, saat ve alarm, konferans kurma, rehberdeki ilk on numarayı tek tuşla arama, çağrı ücretlendirme, numara gizleme, kısa mesaj yollama ve alma vb. kullanım kolaylığı sağlayan özellikleri de bulunuyor.
Standart olarak kullanılan Lityum İon batarya'nın bekleme süresi, şebeke yayınlarına bağlı olarak 70-120 saati buluyor.
Araç içi konuşma için geliştirilen Araç Kiti'nin sesli arama özelliği var. Araba kullanırken söylenen rakamları algılayıp, istenen numarayı arayabiliyor. Ayrıca, daha önceden öğretilen 32 adet ismi ve bunlarla ilgili telefon numaralarını hafızasında tutarak, bu isimlerden herhangi biri söylendiğinde, ona ait numarayı arayabiliyor.
Standart koyu gri olarak piyasaya sunulan ASELSAN 1920'nin koyu mavi ve açık gri renkleri de var.
Çağrı Özellikleri
• Rehber'den (Kısaltmalı Arama Listesi) Çağrı
• Otomatik Tekrar Arama
• Tek Tuşla Acil Çağrı
• Tek Tuşla Çağrı
• Son Aranan Numaralar Listesi
• Son Çağrı Sayacı (çağrının ücreti ve süresini görme imkanı)
• Gerçek Çağrı Ücretlendirmesi Fonksiyonu
• Gelen Çağrıların Engellenmesi
• Aramanın Engellenmesi
• Çağrı Yönlendirme
• Çağrı Bekletme ve Tutma Fonksiyonları
• Konferans Çağrı Fonksiyonu
• Sabit Numaralara Çağrı Fonksiyonu
Güvenlik Özellikleri
• PIN Değiştirme
• Programlanabilir Hafıza Şifresi, PIN2 (hafızaya kayıtlı rehber bilgilerini korumak amacıyla)
• Programlanabilir Tamamlayıcı Servis Şifresi
• Programlanabilir Telefon Güvenlik Şifresi
Dil Seçimi
• Türkçe, İngilizce, Almanca,Fransızca
"Kısa Mesaj" Özellikleri
• Kısa Mesaj Alma
• Kısa Mesaj Gönderme
• Alınan ve Gönderilen Kısa Mesajların Saklanması
• Kısa Mesaj Hafızası Dolu Uyarısı
• Hücre Yayınlarını İzleyebilme
Diğer Özellikler
• Kulaklık Ses Ayarı
• Değişik Çalma Tipi Seçenekleri
• Çalma Şiddeti Seviye Ayarı
• Çalma Modu Seçenekleri
• Titreşimli Uyarı Seçeneği
• Tuştakımını Kilitleme
• Gelen Çağrıların Otomatik Kabulü
• Gelen Çağrıların Herhangi Bir Tuşla Kabulü
• Şebeke Yayını Uyarı LED'i
• Mikrofon Susturma
• Alınan Yayın Şiddetinin Gösterilmesi
• Batarya Seviyesinin Gösterilmesi
• Ana Menü Yapısını Değiştirebilme Yeteneği
• Kullanıcı Logo'su Girme İmkanı
• Kullancının Kendi Telefon Numarasını SIM'e Kaydedebilme Özelliği
• Ajanda
• Alarm, Saat ve Tarih Fonksiyonları
Network Seçme Özellikleri
• Evre 2 GSM standartlarına uyumlu Otomatik olarak ya da elle şebeke seçme imkanı
AKSESUARLAR
• Yedek Batarya ve Terminali şarj edebilen Masa Üstü Şarj Cihazı
• Araç İçi Terminal Yuvası
• Araç Çakmak Adaptörü (araç içi kullanımda bataryanın şarj edilmesi amacıyla)
• Harici Araç Anteni
• Sözcük Tanımalı Araç Kiti (mikrofon ve hoparlör dahil)
• Sözcük Tanımalı Araç Kiti (mikrofon, hoparlör, anten ve tutucu dahil)

NOT:ASELSAN Bataryası yine Aselsan iştiraki olan ASPİLSAN tarafından üretilmişti.

GENEL DEĞERLENDİRME
Bu telefonu 2003 yılında üniversite öğrencisi olduğum dönemde kullandım.”Yerli Mali yurdun malı , herkes onu kullanmalı” kalıbının dışında olarak rahatlıkla üretildiği dönemdeki telefonlar ile kıyaslandığında
Çok daha iyi tasarım ve teknik özellikleri bulunuyordu. Görüştüğüm bir Aselsan mühendisi 1920 telefonunu ilk başta antensiz üretmek istediklerini ancak antensiz telefonun halk arasında iyi çekmeyeceği izlenimi olabileceğinden son anda anten ilave ettiklerini söylemişti. Yine bu mühendis bana telefonun toplam 19 tasarım katmanından oluştuğunu anlatmıştı.

Genel Kullanım Değerlendirmesi,

Telefonun şarjı ortalama 4-5 gün rahatlıkla yetiyordu, Telefonda yine o dönem Türkiyede hiçbir telefonda olmayan bir özellik vardı TİTREŞİM  evet bu telefon ile ilk defa titreşim özelliğini görmüş olduk.
Yine telefonun masaüstü şart ünitesi (DOCK) ve kulaklık mikrofon seti vardı.Kulaklık mikrofonda o dönemin en iyi yeniliklerinden birisiydi.Ve telefon açılırken İzmir Marşı ile açılması , menüsünde melodi olarak , aralarında "9'ncu Senfoni", "Dağ Başını Duman Almış", "Türk Marşı", "Ceylan" ve "Üsküdar'a Giderken"in ve "Harbiye Marşı" vardı.
SON DEĞERLENDİRME

ASELSAN 1920 telefonundan sonra yeni bir telefon üretimi için hazırlığa başlanıldı.Ancak dağıtıcı firmanın “isteksizliği” nedeniyle üretilen telefonlar uzun bir süre ülke geneline dağıtılamadı.Ve telefon ile yaptığım bir görüşmede ; Aselsan satış yetkilisi; “elimizde olan tüm telefonlar şimdi KVK da “ onlardan bulabilirsiniz” demişti.KVK ile telefonda görüştüğümde ise bana Nokia telefon satmaya çalışmışlardı.

Yine görüştüğüm birkaç aselsan mühendisinden telefon üretiminin durmasına ilişkin iki bilgi aldım.Birincisi 1920 modelinde çalışan bir yabancı personelin, daha önce çalıştığı şirkette ürettikleir telefona ait bazı tasarımları Aselsan 1920 ve sonraki modelde kullanmak istediği, bu nedenle lisans konusunda sorunlar çıktığı için o dönemlik geçici olarak üretimin durdurulduğuydu. Ancak bu bilgiyi bana veren mühendis (kendisi GSM ekibi içerisinde çalışmıştı) asıl nedenin NOKİA ve ERİCSONN firmalarının naskısı oldugolduğunuedi.
Özellikle NOKIA nın KVK üzerinde “Aselsan ürünlerini al ama satma “ yönünde bir baskısı olduğu, ve ERICSONN un ise baz istasyonu ürettiği o dönemki operatörler üzerinden bir baskı oluşturduğunu söyledi.Ve son olarak üzerinde son çalışılan modelin büyük ihtimalle dünyanın ilk renkli ekran telefonu olabileceğini söylemişti.

SON SÖZ
Senaryolar çok.Ama sonuçta ülkemiz kendi GSM cihazını üretebilen ilk 9 firma arasında iken bugün bağzı! Yerli! Firmaların ilginç vergi taleplerini görüyoruz.Burda aklıma uzun zaman önce tanıştığım Sanayi bakanlığında çalışmış bir emekli müsteşarın anlattıkları geldi.

“80-90 lı yıllarda Türkiye’de üretilen tv lerin üretiminde %60 ı yerli malzemeler kullanılıyordu. Nasıl mı? TV nin dış tahta kasası büyük olduğundan %40 kanul ediliyor, arkasındaki plastik kapak ta %20 kabul ediliyordu. Geri kalan tüp devre kartı elektrik düzenleyici devreler küçük olduğundan %40 oluyordu “
Düşününce o dönemki yerlilik hesaplaması şimdiye göre gene mantıklıymış!

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 14 / 26
Melburg paylaştı.

Kyte & Key İncelemesi

Bir kaç sene önce sokakta yürürken gördüğümüzde çok şaşırdığımız akıllı saatler veya akıllı bilekliklere, 2016 senesine girerken alıştığımızı söylemek yanlış olmaz. Bunda Apple’ın akıllı saati Watch’un da etkisi çok büyük. Fakat bügün konuk ettiğimiz ürünün herhangi bir “akıllı” özelliği bulunmuyor. Bu yazımızda Kyte&Key firmasının üretmiş olduğu dünyanın ilk giyilebilir Lightning şarj ve senkronizasyon kablo bilekliğine göz atıyoruz.

 

 

Antonio Bertone’nin 2013 yılında kurduğu Kyte&Key, temel teknolojik ihtiyaçlarımızı şık ve özgün bir şekilde yanımızda bulundurmamızı amaçlıyor. Bizim incelememiz için elimizde bulunan model Cavoletto serisi siyah/gümüş renk olan bileklik. Bu serinin aynı zamanda tamamen siyah ve kırmızı siyah seçenekleri de bulunuyor. Kyte&Key’in üç farklı beden seçeneği bulunuyor. Bunlar Medium, Large ve X Large olarak belirlenmiş. Medium bileklik 12-15 cm, Large bileklik, 15-17, XL olan bileklik ise 17-20 cm bilek çevresine sahip bilekler için üretilmiş.

Bu kutunun her bir kenarı 10 santimetre ve masanızın üzerine koyduğunuz zaman farklı işlevlerde kullanmanız mümkün. Kyte&Key firması da geri dönüşüme önem vererek böyle bir hamlede bulunmuş ve kullanıcılarının bu kutuyu nasıl kullandıklarını kendileriyle paylaşmasını istiyor. Hatta e-posta ile bu kutu ile ne yaptıklarını anlatan kullanıcıların kullanım senaryolarını sosyal medya hesaplarından paylaşacaklarını kutunun içinden çıkan kağıtta belirtmişler.

 

 

Hakiki dana derisi olan bilekliğin deri kısmı örgülü bir yapıya sahip. Bu örgüler bileğinizi hiç bir zaman rahatsız etmiyor. Birazcık büyük gözüken bu bileklik göründüğü kadar ağır değil. Bilekliğin toka kısmı ise parlak fırçalanmış gümüşten yapılmış. 31 gram ağırlığında olan bilekliğin ağır olan kısmı kabloların uçlarının bulunduğu gümüş olan toka kısmı. Bu tokanın genişliği 1 santimetre, kalınlığı ise 0.6 santimetre.

Lightning ve USB kablo kısımları bu tokanın altında bulunuyor. Tokanın üstünde siyah çıkıntı olan kısmının açıldığı bilekliği açınca bizi Kyte&Key logosu kablolarla karşılıyor. Bundan sonra geriye tek kalan şey Apple cihazınızı Lightning kablosuna, USB kablosunu da bilgisayara veya adaptöre takmak. USB’nin iç tarafında Kyte&Key logosunun rengi olan sarının kullanılması da ince bir detay.

 

Farklı bedenlerde farklı kablo uzunluğuna sahip olan bilekliğin boyutlarını yukarı da belirtmiştik. Apple tarafından verilen MFi sertifikasına da sahip olan Kyte&Key, Lightning girişi olan bütün Apple cihazlarıyla kullanılabiliyor.  Sonuç olarak, Lightning kablosunu her zaman yanında taşımak isteyenler için mükemmel bir seçim olan Kyte&Key’in bu bilekğini Shopigo üzerinden satın alabilirsiniz. Bu bilekliklerin fiyatı ise 375 TL’den başlıyor.

BeğenFavori PaylaşYorum yap