bu ışık sızmaları normal mi? monitör xioami 30 inç ve yanlış bilmiyorsam garantisi hala devam ediyor.
sanki ilk aldığımızda da vardı diye hatırlıyorum fakat bu kadar değildi.

bu ışık sızmaları normal mi? monitör xioami 30 inç ve yanlış bilmiyorsam garantisi hala devam ediyor.
sanki ilk aldığımızda da vardı diye hatırlıyorum fakat bu kadar değildi.


#OtoSeyir #MX5
Selamlar,
Yaklaşık 4 ay ve 5000 km’lik kullanımın ardından deneyimlerimi paylaşabileceğim bir inceleme yazmaya karar verdim. Araç şu an tek aracım; öncesinde şirket aracı olarak kullandığım Peugeot 2008’den geçiş yaptım. Segment farkı oldukça büyük olduğu için doğrudan kıyaslamanın çok anlamlı olmayacağını düşünüyorum.
Tek başıma yaşıyorum ve aracı hem günlük kullanımda, hem uzun yolda, hem de hafta sonu virajlı rotalarda aktif şekilde kullanıyorum. Bunun yanında birkaç kez piste çıkma fırsatım da oldu. Dolayısıyla aracın farklı kullanım senaryolarında yeterince fikir verebilecek bir deneyimim oluştu. Bu inceleme daha çok teknik verilerden ziyade kullanıcı deneyimine odaklanacak.
Kısaca araçtan bahsetmek gerekirse:
2017 model, 2018 çıkışlı, satın aldığımda 76.000 km’deydi. 2.0 motorlu ND1 versiyon, yani 160 hp güç üreten ve LSD (limited slip differential) donanımına sahip olan model. Üzerinde dönemin en dolu paketi olan Sports-Line bulunuyor. Ve evet, manuel 🙂
Türkiye’de daha yaygın olan 1.5 versiyonlara kıyasla; daha yüksek motor hacmi ve güç, daha büyük frenler, LSD, ayrıca 16 inç yerine 17 inç jantlar gibi önemli farklarla geliyor. Muhtemelen atladığım küçük detaylar vardır ama karakteri belirleyen temel farklar bunlar.
Aracı 2025 Aralık ayında 18000 €’ya satın aldım. Bu kısmın yorumunu size bırakıyorum 🙁 2.5 yıl önce Almanya'ya taşındım. Ek bilgi olsun.

Beklediğimden çok daha iyi çıktığını söyleyebilirim. Aracı alırken her gün kullanılabilecek kadar pratik olup olmadığı konusunda ciddi soru işaretlerim vardı; ancak genel olarak bu konuda tatmin edici bir seviyede olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
İş yerim eve 16 km uzaklıkta. Bu yolun yarısı bol dur-kalklı, trafik ışıklarıyla dolu ve maksimum 50 km/s hızla ilerlenen bir şehir içi rota; diğer yarısı ise 80 km/s hız sınırına sahip, daha akıcı bir yol. Bu kullanım senaryosunda araç gayet uyumlu hissettiriyor.
Süspansiyonu birazcık sert tarafta konumlandırmak lazım ama kesinlikle rahatsız edici, “takır tukur” bir karakteri yok. Daha çok sert süspansiyonlu bir B segment hatchback’in verdiği hissi hatırlatıyor. Direksiyon gerektiği kadar yumuşak; şehir içinde kullanımı zorlaştırmıyor, aksine oldukça dengeli.
Şanzıman ise biraz daha karakterli bir tarafta. Trafikte uzun süre kalırsanız zamanla yorucu olabiliyor. Geçişler kemikli ama kısa; bu da sportif hissi destekliyor. Vites kolunun konumu ve özellikle formu ise bence aracın en keyifli detaylarından biri. Eğer otomobil kullanmayı seven biriyseniz, her vites değişimi keyifli, sadece benim aracımda şanzımanla alakalı ufak bir sorun olduğunu düşünüyorum, 1-2 geçişleri oldukça sertti, bazen hareket halinde vites düşürmek bile çok zorluyordu komple şanzıman yağını değiştirdim azaldı ama geçmedi, ısındıkça daha iyi oluyor ama bir baktırmam lazım kullanımı çok etkilemese de, pimpirik önemli.
Kompakt boyutları sayesinde park etmek oldukça kolay. Ancak soft-top kapalıyken sağ ve sol arka tarafta belirgin bir kör nokta oluşuyor. Benim donanım paketimde kör nokta uyarı sistemi olduğu için bunu çok büyük bir problem olarak görmüyorum.
Olumsuz taraflara gelirsek — ki geri kalan her şeyi olumlu kabul edebilirsiniz 🙂
Benim için en zorlayıcı konu araca inip binmek oldu. 183 cm boy ve 92 kg ile bu aracın fiziksel olarak üst sınırında olduğumu düşünüyorum. Benden daha uzun veya iri yapılı kişilerin hem araca giriş-çıkışta hem de kabin içinde ciddi anlamda zorlanacağını tahmin ediyorum. Oturduktan sonra benim için bir problem yok, ancak özellikle soft-top kapalıyken iniş-biniş ekstra uğraştırıcı olabiliyor. Zamanla küçük “trick”ler geliştirip alışmak gerekiyor.
Bir diğer eksi ise rüzgar sesi. Zaten genel olarak her hızda bir miktar rüzgar sesi alıyor, ancak 130 km/s sonrası bu durum baş ağrıtıcı seviyeye ulaşabiliyor. Bu noktada RF versiyonun daha avantajlı olabileceğini düşünüyorum.
Ayrıca benim araç özelinde mi bilmiyorum ama mikrofon performansı oldukça kötü. Araç içinden sağlıklı bir telefon görüşmesi yapamadım; genelde kulaklık ya da hoparlör kullanmak zorunda kalıyorum. Belki mikrofon modülünün temizlenmesi ya da değiştirilmesi gerekebilir.
Bagaj hacmi ise günlük kullanım için bence yeterli. Haftalık alışverişleri rahatlıkla alıyor, kabin boy valizler ve çantalar da sığıyor. Ancak orta veya büyük boy valizleri yerleştirmek mümkün değil; uzun seyahatlerde eşyaları daha küçük parçalara bölmek gerekiyor.
Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse, bekar bir kullanıcı ya da çocuksuz bir çift için ihtiyaçların büyük kısmını karşılayabilecek bir araç olduğunu düşünüyorum. IKEA alışverişleri için ise online sipariş şart 🙂
Yakıt tüketimi ise en sevindiren kısmı 🙂 bu 5000km boyunca hiç yakıt tüketimine dikkat etmeden kullandım, aracın karakteri gereği üst devir çevirerek, sınırsız otobanda tabiri caizse basarak ve toplanda eko kullanımlarla da beraber 7.6lt yaktı. bir önceki aracımda bunun yarısı kadar kullanıyordum sportiflik olarak ama 1.2 puretech ile 7.9-8lt arasında geziyordum. Mazda bu skyactive işini iyi becermiş 🙂
Son olarak, Softtop'ta araç kar altında da kaldı, yağmur da yeni ama herhangi bir sızdırma vs yapmadı, belki senede bir tahliye kanalarını temizlemek işe yarayabilir bunun önüne geçmek için. Lakin Belalı bir kedi var musallat olan, sokakta her akşam benim arabanın üstüne yatıyor bu sebeple kaportada pati izleri ve tentede kedi tüyleri artık günlük rutinim oldu 🙁 Özellikle yıkadıktan sonra çok sinir bozucu oluyor. Sokak kedisi yok almanyada ama birisinin serseri kedisi diye tahmin ediyorum henüz suç üstü yakalayamadım işinde profesyonel belli ki 😀 Genel olarak tavanın bazı yerlerinde özellikle katlama yerlerinde hafif beyazlaşma olabiliyor, düzenli bakımını ve su iticilerini uygulamak lazım.
Ayrıca aracın boyası çok ince, seken taşlar vs hemen iz yapabiliyor, eğer yeni alınacaksa kesinlikle en azından ön tarafa ppf yaptırılmalı.


(GT3 RS'e divebomb yapmadan 3sn önce hockenheim düzlüğü, geçtiğimi görenler var inanmayan dayıya sorsun)
Gelelim bu arkadaşın asıl varoluş sebebine 🙂
Normalde çok “hype”lanan şeylere karşı refleks olarak bir önyargı geliştiririm. Biraz gıcıklık da olabilir, kabul ediyorum. Ama bu araç için söylenenlerin büyük kısmı gerçekten boş değilmiş. “Tüm zamanların en çok satan roadster’ı” unvanını neden aldığını kullanmaya başlayınca çok net anlıyorsunuz.
Motorun devirlenme karakteri, şanzıman uyumu ve genel sürüş hissi gerçekten çok iyi ayarlanmış. Özellikle araçla tempo yaptıkça — yani gerçekten üzerine çıktıkça — LSD’nin de katkısıyla yol tutuş ciddi anlamda kendini belli ediyor. Araç size güven verdikçe siz de daha çok zorluyorsunuz, siz zorladıkça o daha çok karşılık veriyor.
Direksiyon bence aşırı hisli bir direksiyon değil, ama kesinlikle kopuk da değil. Ne yaptığınızı anlıyorsunuz, bu da zaten yeterli güveni sağlıyor.
Bence bu aracın “prime time”ı; üstü açık, düzgün asfaltlı, virajlı country road’larda yaşanıyor. 3-4. vites bandında akıcı bir tempoyla, hairpin’lerde heel & toe ile vites küçülterek virajdan viraja akmak… O noktada araçla gerçekten bütünleşiyorsunuz. En güzel tarafı ise bunu yaparken çabuk yorulmaması. Uzun süre aynı tempoda sürseniz bile ne siz ne de araç hemen pes ediyor.
Motor karakterine gelirsek: 1. ve 2. vites, kısmen de 3 oldukça canlı ve keyifli. Günlük kullanımda da, kısa hızlanmalarda da yüzünüzü güldürüyor. Ancak 3. vitesten sonra tork ciddi şekilde düşüyor ve atmosferik motor karakteri kendini net şekilde hissettiriyor. Yani “itme” hissi azalıyor, daha çok devir çevirerek hızlanıyorsunuz.
Pist tarafında ise işler biraz farklı bir boyuta geçiyor.
Ben Hockenheimring IDM layout’unda bir trackday’e katıldım. 2 seans sürdüm; ilk seansta hem aracı hem de pisti tanımaya odaklandım, ikinci seansta ise biraz daha limitleri zorladım. Profesyonel bir sürücü değilim ama belli bir noktaya kadar kendime güvenirim.
Aracın potansiyeli gerçekten yüksek. Trafiğin olduğu bir seansta 2:04 civarı bir tur attım. Temiz bir tur yakalayabilsem 2:00 civarlarına inebilirdim diye düşünüyorum.
Araç özellikle apex çıkışlarında çok eğlenceli. Erken gaz vermeye ve gerektiğinde kontra ile toplamaya oldukça müsait. Bu da viraj çıkışına daha fazla hız taşımanızı sağlıyor. Yani doğru kullandığınızda sizi ödüllendiren bir karakteri var.
Ancak pisti sınırlayan şey daha çok dış etkenler oldu.
Lastik konusu burada çok kritik. Araçta neredeyse yeni sayılabilecek Continental UltraContact vardı ama pistte, özellikle ısındıktan sonra ciddi şekilde performans kaybı yaşadılar. Çok hızlı “ezilmeye” başladılar. Semi-slick performansı beklemek tabii ki doğru değil ama biraz daha dayanıklı olmasını beklerdim.
Fren tarafında da benzer bir durum var. Disk boyutundan ziyade balatalar yetersiz kalıyor. Çok çabuk ısınıyorlar ve seans sonuna doğru fren performansı ciddi şekilde düşüyor. Eğer yılda birkaç kez piste çıkma planınız varsa, OEM+ bir fren setup’ı şart diyebilirim.
Bana göre aracın en büyük handikaplarından biri ise body roll. Belirgin bir yatma var. Bu durum günlük kullanımda konfor sağlıyor olabilir ama pistte hissediliyor. Buna rağmen mekanik tutuş gerçekten iyi; yani yatıyor ama tutuyor.

Genel tabloya bakınca: Araç şu haliyle bile inanılmaz keyifli. Ama “ben bu işi biraz daha ciddiye alacağım” diyorsanız — ki ben o taraftayım, cüzdan biraz geriden geliyor 🙂 — ufak dokunuşlarla çok daha farklı bir seviyeye taşınabilir.
Benim kafamdaki setup şu şekilde:
Bunların toplam maliyeti yaklaşık 1500 - 1800 € civarında.
Benden şimdilik bu kadar. Çok plan yapmadan, oturup bir çırpıda yazdım ve paylaşıyorum.
Sorularınız olursa yorumlarda konuşuruz 🙂
Bu arada @can 'a da selam olsun onun inceleme videosunu da izledim almadan önce, şahsi kanaatim türkiyedeki en iyi inceleme videosunu yapmış OtoSeyir'de.

mökemmel...
https://poolsuite.net/
Merhaba arkadaşlar. Size bu yazımda Switch 2 deneyimimi aktaracağım. Nintendo Switch Oled vs Lite modeline sahip biri olarak peşinen söyleyeyim, ikinci model alınır. Ama şuan daha yeni oyunlar gelmediğinden acele etmeye gerek yok gibi.
Fiziksel Yapı ve Ekipmanlar;
Kısaca yeni konsol daha kaliteli, sağlam duruyor. Ama çok büyük.
Malzeme kalitesi artmış, yenilenen tasarım ve siyah joy-con'lar ile cihaz daha premium duruyor. Konsol büyümüş ama kalınlık yine aynı. Bu güzel olmuş. Rakipleri Steam Deck veya Rog Ally gibi bilgisayar tabanlı konsollara göre çok ince. Ağırlık artsada böylece elde kullanımı yine de rahat.
Önceki konsol ile benzer yapıya sahip. Yine alt tarafta havalandırma ızgaraları ile dock bağlantısı ve şarj için Type-C portuna ek tutma yuvaları var. Üst tarafta ise yine hava çıkışı eski model ile benzer şekilde orta sağa doğru konumlandırılmış. Güç ve ses tuşları sol üst köşede. Sağ tarafta ise oyun kartı yuvası, mikrofon ile 3.5mm kulaklık çıkışına ek ikinci bir Type-C portu yer alıyor. Bu portda da ister konsolu şarj edebilir, yada Nintendo'nun tanıtımlarda bahsettiği gibi kamera takabilirsiniz. 2. port olayına sevinmiştim. Kulaklığımın alıcısını takarım diye ama ne yazık ki kulaklığımı taktığımda sadece mikrofon olarak sistem tanıyor. Sanırım Switch 2 desteli bir kulaklık bakmam gerekiyor.
Game Card yuvasının kapağı metal parça ile güçlendirilmiş. Birde açılması Oled modele göre çok daha kolay, beğenimi kazandı. Oled modelinde kısa tırnakla oyun değiştirmek bir işkenceydi. Stand modu için konulan ayak Oled modeli gibi gövde aynı genişlikte. Bu sayede ilk modele göre çok daha rahat masada duruyor. Bu sefer ayağı yekpare parça yerine içi boş çıta gibi tasarlamışlar, ilk başta dayanıksız oluğunu düşünsemde bir sıkıntı çıkartacak gibi görünmüyor. Sanırım Oled modeline göre biraz daha kalın. Yine SD kart yuvası bu ayağın altına gizlenmiş. SD kartın açık yapıda olması bana doğru gelmiyor. Bence SD kart yuvası Lite modelindeki gibi kapaklı olmalı.

Bir el konsolunda belki de önemli eleman asıl donanımdan ziyada kontrolcü. Yeni Joy Con'lar konsola bağlı olarak büyümüş ve tuşların ebatları da artmış. Yeni kontrolcüde asıl olay manyetik olarak kasayı tutması. İlk modelde de böyle olmalıymış. Çok daha pratik ve kasayı daha sağlam tutuyor. Yine de Lite modelindeki gibi tek parça sağlam yapı yok tabi, sonuçta parçalı bir sistem ama kullanımı Oled'e göre daha kolay. Bu yapı sayesinde iç taraftaki sırt tuşlarına da geniş bir alan ayrılmış. Hatta daha denk gelmedi ama, iç tarafta yer alan aşağıdaki SR ve SL tuşlarını elde ayrık bir şekilde cihazı kullanırken aktif olarak serçe parmağımıza kullanabilirsiniz. Bilemiyorum sanırım yeni pro kontrolcüde de bu şekilde kullanacak ekstra makro tuşlar var sanırım ama Joy Con 2'de de nu tuşları kullanan makro desteği olsa güzel olur.
Yeni kontrolcü de home tuşundaki LED ışık ile sağ Joy Con'da yer alan lazer tarayıcı sensör gitmiş. Bu sebepten bu sensörü kullanan oyunlarda çalışmayacaktır bence. Ama yeni kontrolcülere mouse sensörü ve sol Joy Con'a yeni tanıtılan iletişim uygulaması kısayol tuşu yer alıyor. Etrafımda Switch 2 kullanan bir arkadaşım olmadığından chat özeliğini deneyimleyemedim. Bu 'C' tuşunda önceki modelin Home tuşundaki gibi LED ışık olup mikrofonun açık kapalı durumunu belirseydi daha işlevsel olurmuş.

Mouse özelliği internette gördüğüm kadarıyla pek beğenilmemiş. Aslında Switch oyunların çoğu Joy Con'ların hareket sensörünü güzel bir şekilde kullanıyor. FPS oyunlarında hedef alırken ince ayarlar için güzel bir özellik. Şimdi ise konsol dahili bir fare ile geliyor yani bir nevi FPS oyunu oynamak artık daha kolay. Çoğu kullanıcının ergonomik bulmaması, bence bu daha doğru ama kullanılmayacak gibi değil. Sadece alışmak gerekiyor. İki kontrolcüde yer aldığından Nintendo mouse özelliğini kullanan bir özel oyun tanıttı ama bilemiyorum yeni ne sunabilir?
Konsol ile beraber gelen TV bağlantısı için olan duck, önceki Oled modeli ile benzer yapıda. Asıl fark yeni duck ünitesinde de artık fan var. Yine aynı şekilde bağlanıyor, kapağın altında şarj için Type-C port, 4K60fps destekleyen HDMI port ile ethernet portu yer alıyor. Dış tarafta solda yine 2 adet tam boy Type-A USB portu var. Bence eleştirilmesi gereken konulardan biri dock'da 2. bir Type-C portunun olmaması. Yandaki portlardan biri Type-C olmalıydı bence. Çoğu güncel aksesuar şuan Type-C kablo ile geliyor. Hatta ne yazık ki Nintendo bile tanıtımlarda harici kamerayı konsola doğrudan bağlıyor. Zaten TV ile kullanım için tasarlanmış bu kameranın bence doğrudan docka bağlanması lazımdı. Docktaki fanda ne kadar işlevsel tartışılır. Konsola doğrudan bir temas yok sonuçta.
Aslında kamera konusuna değinmek gerekirse ben konsolda dahili bir kamera bekliyordum.3DS ile AR oyun deneyimi olan Nintendo dahili çift kamera sistemiyle güzel şeyler yapabilirdi. Birde gelen harici kameranın kablolu yapısı da saçma geldi. PSP'deki gibi doğrudan konsola bağlanan bir kamera daha kullanışlı olurdu.
Yeni konsolun kutusunda 60W adaptör çıkıyor. Yeni adaptör eskisine nazaran çok daha iyi hatta en iyi Nintendo şarj cihazı sanırım. Hem küçük hemde telefon adaptörleri gibi parçalı yapıda, çift tarafı Type-C kablo ile geliyor. Bu sayede taşıması kolay, hatta farklı cihazlarınız içinde kullanabilirsiniz.
Joy Con 2 tutamaçları ile klasik kontrolcüye benzeten parça ilk modeldeki gibi basit yapıda, değinilmeye gerek yok. Kutudan çıkan aparat değilde Joy-Con 2 Charging Grip alırsanız, kontrolcünün iç tarafında iki adet ekstra tuşa sahip oluyorsunuz. Daha önce değindiğim gibi, zaten SL ile SR tuşları boyutları uygun. Şuan bile ekstra tuş olarak kullanılabilir. Yeni iç taraftaki sırt tuşları daha önce değindiğim gibi büyük ve kullanımı kolay yapıda olduğundan tutamaçları kutusuna geri koydum.
Ekran, Hoparlör ve Mikrofon;
Ekran güzel ama LCD.
Yeni konsolda en çok eleştirilen konu Oled ekranına sahip olmaması. Eleştirilerde haklılık payı var, Oled ekranın gördükten sonra herhangi bir LCD ekranın göze iyi görünmesi çok zor. 7.9 inçlik 1080p ekran 120hz yenileme hızına sahip. Ekran gerçekten güzel. Renkler canlı, özelikle çözünürlüğün artması güzel olmuş. Ben Switch OLED'i ilk elime aldığımda bir çözünürlüğün düşüklüğü birde parlaklık beni üzmüştü. Özelikle Oled ekranda 720p gerçektende göze batıyordu.Yeni konsolun FullHD ekranı daha net olsada ama Switch OLED ile yan yana koyduğumda oled ekran kendini belli ediyor. Siyahlar gerçek, renkler Oled ekranda çok daha canlı.
Hoparlör konusuna gelince yeni konsolda 3D çevresel ses sitemi tanıttı. Böylece oyun deneyimi daha iyi bir noktaya taşınacakmış. Kısaca benim deneyimime göre yeni konsolda ses daha tok çıkıyor. Ama yine de orta seviye bir telefonun gerisinden bence. Ses seviyesi çok düşük.
Sesli sohbeti ne yazık ki kullanamadım ama ayarlardan mikrofonu test ettim. Mikrofon geçekten iyi, gürültü temizleme iyi çalışıyor. Arka planda youtube üzerinden ses gürültüsü açtığımda benim konuşmamı çok güzel ayırdı. Ama ben biraz uzaklaştığımda -gürültü konsola daha yakın- benim sesimde kopukluklar oldu. Güncellemelerle kalitesi daha da artacaktır. Ama mikrofonun konsolun üstüne değilde kontrolcüye yerleştirselerdi -PS5 gibi- daha basit olurmuş.
Donanım ve Performans;
Niye daha iyi değil!
Cihazın canı, ciğeri 8nm Nvidia'nın Nvidia Tegra T239 işlemcisi. İşlemci güzel ama eski. Nintendo yeni eski donanımla hatta yavaşlatılmış eski bir donanımla yine konsol çıkarttı. Rakipleri dönemin hatta özel tasarımla -Örneğin PS5 Pro'nun GPU'su aslında temelde PS5 ile benzer mimari sahip olmasına ragmen ray traycing ünitisi daha güncel- konsola gelecek teknolojileri adapte ederken, Nintendo 2 sene geriden geliyor.
Tegra T239 işlemcisi, 8 çekirdekli Cortex A78C işlemcisi ile 1,536 CUDA çekirdeğine sahip Ampere (RTX 3xxx serisi) GPU'su barındırıyor. İşlemciye 128 Bit veriyoluna sahip 12GB LPDDR5X bellek ile 256 GB UFS 3.1 depolama birimi yer alıyor. Nvidia'nınn DLSS dopingi (Mimarisi sebebiyle eski sürüm) ile konsol görsel kalitesi artırılmaya çalışıyor. Micro SD Express kart desteği ile depolayı arttırabiliyorsunuz. Yeni oyunlar için hızlı kart lazım.
TV ve el modunda sistem farklı çalışma hızına sahip olduğundan önceki model gibi performansı değişiyor. Ama Nintendo yine Switch 1'deki gibi işlemciyi daha düşük çalıştırdığından konsolu biraz sakatlamış yine. İnternette Switch 1'e overclock yaparak şuanki oyunları zaten yüksek FPS'de çalıştırıyorlar. Ama kısaca konsolu performansı el modunda PS4 ile benzer iken TV'ye bağladığımızda PS4 Pro gibi daha yüksek çözünürlük ve uzak mesafe sunacak. PS4 jenerasyonundan daha güncel bir donanım olduğundan (bellek miktarı ve depolama hızı) bazı açılardan daha iyi perdormans sergileyecektir. Yani Nintendo bir jenerasyon geride hatta PS6 dedikoduları varken belkide sene 2 jenerasyon geride olacak.
Keşke Nintendo Nvida ile yeni mimariye sahip bir özel işlemci ile konsol tasarlayıp, daha uzun ömürlü bir cihaz çıkartsaydı. Switch 1'i ömrünü zoraki olarak, birazda satış miktarını arttırmak için uzattılar. Bence 2. model bu kadar uzun ömürlü olmayacak.
Elimdeki Switch 1 oyunlarını taktığımda, bazı oyunlara güncelleme gelirken bazıları doğrudan Switch 1 gibi çalışıyor. Yani bazı oyunlara görsel kaliteyi arttıran -genellikle Nintendo'nun kendi oyunlarına- güncelleme geldi. Örneğin Mario Odyssey yeni konsolda daha yüksek çözünürlükle çalışıyor. Dokular daha net. Splatoon 3'de ise ek olarak artık şehir içinde de oyun 60Fps çalışıyor. Ama kontrolcünün ekstra bir mouse desteği gelmedi. Hatta Nintendo Zelda için daha iyi dokulara sahip 'upgrade pack' tanıttı. Bence bunu parayla sunması saçma çünkü daha adam akıllı oyun yok konsolda. Tepki alması normal. Güncelleme gelmeyen oyunlarda ise daha çok -Şuan Witcher 3 oynuyorum- daha yüksek fps ile oyun çalışıyor. Bunu her oyun 60Fps gibi düşünmeyin de 30Fps'in altına düşmüyor daha çok. Ben DLSS ile eski bütün oyunlarda bir kalite artışını olmasını isterdim. Şuan bütün Switch 1 oyunlarının konsol el modunda FullHD ve TV'de 4K çalıştırsaydı muhteşem olurdu.
Yazılım ve Arayüz;
Aynı b.... laciverdi.
Zaten Switch 2 piyasaya çıkmadan önce Nintendo eski konsolu için güncelleme yayınladı. Arayüz aynı sadece yeni konsolda 'GameChat' simgesi ile ayarlarda yeni donanım ayarları var.
Artık Switch konsollara Virtual Game Cards sistemi geldi. Örneğin oyunu Switch 2'de oynarken Lite modelinde devam etmek istiyorum. Switch Lite'da oyunu açmaya çalınca bana ilk başta oyunu Switch 2'den çıkart diye uyarıyor. Lite üzerinden oyunun bağlantısını kesiyorum. Sanal makine üzerinden sanki oyunu Lite modeline fiziksel takmışım gibi gösteriyorum. Saçma, işi uzatan, gereksiz animasyon kalabalığı bence. Tam olarak anlamadım bu olayın avantajını.
Nihayet Switch konsollara GameShare sistemi geldi. Yanlış hatırlamıyorsam 3DS fiziksel olarak Mario Kart oyununu tek kartuş sahip olsak bile 2 konsolda beraber oynayabiliyorduk. Benzer sistem Switch konsollara geldi. Bu güzel, özelikle iki konsol almak zorunda olacak aileler için bazı oyunlarda avantaj sağlayacaktır.
Ama genel olarak arayüz be yazılım özelikleri olarak rakiplerinin gerisinde. Switch'nin en güzel tarafı ekranı kapattığımda oyunu donduruyor, bir gün sonra ekranı tekrar uyandırdığımda kaldığım yerden devam edebiliyorum. Ama bu şekilde oyunlar arasında geçiş yapamıyorum. Switch 'de şuan Youtube yok. Zaten Switch'de nedense Disney, Netflix vb. platformlar yok. Tamam Nintendo bu bir oyun konsolu, öncelik oyunda. Ama adam çocuğuna bu konsolu alıyor, Disney+ için birde iPad almak zorunda mı?
Uygulama çeşitliliği mutlaka artmalı. Arayüz daha özelleştirilebilir olmalı. Markette çöp oyunlar temizlenmeli ve arayüzü hızlanmalı kesinlikle.
Sonuç;
Switch 2 çok kötü bir cihaz değil ama donanım olarak yine beklentinin altında. Switch sahibi birinin 2. nesle geçmesi geriye uyumluk sebebiyle çok daha kolay ve bazı oyunlardaki performansı artışı sebebiyle gerekli bence. Ama konsolun en büyük eksikliklerin başında pil ömrü geliyor. Şuan bazı oyunlarda Switch 1 ilk versiyonunda bile kötü. Oled çok daha uzun pil ömrüne sahip.
Switch 2 alınır. İleride Oled hatta Lite modeli çıkacaktır. Oled modelini almak bana şuan zaruri gelmiyor çünkü asıl fark pil ömrü açısından olacaktır. Doğrusunu söylemek gerekiyorsa bana taşınabilirlik konusunda Lite modeli daha ilgi çekici geliyor. En kısa sürede Switch Oled'i elden çıkartacağım çünkü gereksiz bir konsol oldu. Ama Lite boyut sebebiyle uzun süre bence kalacak. Umarım Switch 2 Lite modeli Oled ekran ile gelir ve en az 5 saat pil ömrü sunar. O zaman onu da ilk günden alırım.
Nintendo'nun bazı oyunlarda grafik geliştirme paketini satmaya çalışması büyük ayıp. Elde oyun yok bari bırak çocuklar eskileri yeni donanımda daha iyi kalitede oynasın. Bide yeni oyunlar, yeni isimler lazım. Yeni Mario Kart güzel ama açık dünya olayı gereksiz geldi. Anlamadım tek başıma boş boş gezme bana eğlenceli gelmedi. Crew gibi başkaları ile o açık dünyada online gezsem belki arkada boş muhabette sarabilir. Yeni Donkey Kong Bananza'yı sipariş verdim. Tek alınacak oyun bu görünüyor. Belki ilerde indirimde yakalarsam Cyberpunk 2077'de alırım.
Bu arada yeni konsol oyunlarıda Game Key Card olayı var. Normalde önceki nesilde fiziksel oyunlara ek birde kutulu sadece oyunu kendi Nintendo hesabınıza eklediğiniz key çıkan sürümleri vardı. Kodu Nintendo eShop'a ekleyerek oyunu kendi hesabınıza bağlayıp, hesabınız açık olduğu her konsolda oynayabiliyordunuz. Şimdi ise ekstra bu kodu fiziksel bir kartuşe gömmüşler. Yani kartuşta oyun yok sadece oyunu çalıştıran kod var. Oyunu yine marketten indireceksiniz ama oynamak için kartı takmanız lazım. İkinci elde satılabileceğinden aslında sadece koda göre avantajlı gibi. Ama içinin boş olması koleksiyon açısından çok kötü. Birde anladığım kadarıyla nintendo kartuşleri yavaş kalıyor. Çünkü internette oyunları açılış hızında SD kart veya kendi depolamasına yüklenmiş sürümler daha hızlı açılmakta. Acaba bazı oyunlarda bu indirme olayı teknik yetersizlikten mi kaynaklanıyor bilemedim?
Mario kart teknik açıdan beni pek etkilemedi ama Fortnite Switch 2 sürümü grafik ve performans olarak çok iyi. Fortnite benlik değil ama umarım Apex'e de güncelleme gelir. Mouse desteği ile Switch 2'de Apex tekrar başlaya bilirim. Birde önümüzdeki dönemde Xbox oyunlarını Switch 2'de görmeyi bekliyorum. Bence bir kaç F2F oyun daha gelmeli. Warzone Switch 2'de canavar gibi çalışır, oynanır da. Rocket League'in Swiitch 2 sürümünün olmamasına şaşkınım. Hatta bence GTA V bile gelmeli 😀
Kısacası bundan sonra yazılım desteği lazım. Pil ömrü kötü ama ben yazılım güncellemesi ile bir iyileşme bekliyorum ama oyun için değil, normal menü ve uygulamalar için belki basit oyunlarda süre uzayabilir. 3. parti oyun desteği lazım, bence bu desteği çoğunlukla Microsoft çıkacak. Eski Xbox oyunlarını yeni COD, Doom, Elder Scrolls vb. oyunlar gelecektir. Birde Switche deki en büyük sorun cross play olmaması. Zaten az kullanıcıya sahip, corssplay desteği olmayınca sayı daha da düşüyor. Nintendo'dan da Switch 1'de olmayan isimlerin yeni oyunlarını bu nesle çıkartmasını bekliyorum. Yeni farklı bir Mario, farklı yapıdaki bir Zelda güzel olur.
FUJIFILM FUJINON 23MM 1.4 LM İç mekan çekimlerimde kullanmak için almıştım, fakat çok fazla kullanmadığım için satıyorum, portre lenslere geçiş yapacağım, 23 AY DAHA garantisi mevcut. FUJINON 23MM 1.4 LM WR LENS - UV FILTRE, ÖN – ARKA KAPAK, PARASOLEY, KILIF
21.000₺





litresi 45 bin tl civarına geliyor. ne değerli şeymiş şu mürekkep 🤔 7 ml kartuş 320 tl gibi.
https://youtu.be/7BMFxTv0jSw?si=jzGk4JD_QDUj0zU-
#TasarımıGüzelSiteler
https://bento.me/en/home
pihole için müthiş listeler yapmış adamlar.
Windows altında WSL kullanarak da kurulabiliyor. Mac uygulamalarının yanında bazı iOS uygulamalarını da çalıştırabiliyormuş. Henüz XCode çalıştıramıyor ama yine de iyi gibi.
Hatırladıkça ekleriz artık...
normal.
dikkatimi çekmesini sebebi başlangıçta bu ışık sızmalarının daha az olmasıydı hocam, buradaki görüşlere bakılırsa bu şekilde de dert değil.
full parklaklıkta etraftaki tüm ışıkları kapatarak fotoğraf çek klavye kasa v.s. rgbleri kapat büyük sarımdırak ise kusur ufak beyaz ise normal ufak beyaz olanlar siyah sahnede pek belli olmaz sarılar kabak gibi ortada kalır tatsız deneyim yaşatır
2 de ölü piksel var gibi
evet, öyle çok daha fazla anlaşılabilir hocam. ölü pikseller tam olarak hangi bölgede acaba?
Normal
buranın genel görüşürüz de bu şekilde hocam, galiba çok da takmamak lazım.
Normal. Görüntü varken hissedilmiyorsa kullanmaya devam edin. Hem IPS hem curved ekranda normal bu durum.
panel va galiba hocam, kullanımda göze çarpmıyor gece film izlemediğiniz sürece. kullanmaya devam o zaman. 😀