#appletv+
apple tv plus, ülkemize gelmedi malum.. teknoseyir'de mevzusu geçmiş mi diye baktım, bir iki girdi olmuş, "mayıs ayında sizinle" şeklinde haberlerini gören olmuş gibi.. Ama ilgili web siteleri apple tarafından kaldırılmış, Türkiye'de sundukları apple servislerinde de adı geçmiyor zaten. Bu arada alakalı mıdır bilmiyorum ama bulunduğumuz coğrafya/kıta bilgisi de değiştirilmiş; belki tamamen lisans anlaşmalarına yönelik atılmış bir adımdır.. Ülke olarak önemli değiliz gibisinden bir yorumda bulunmayacağım, bu coğrafya/kıta bilgisinin bununla hiç alakası olmadığını düşünüyorum.

Neyse, bizzat apple desteği aradım ve sordum durumu.
Konu hakkında bir bilgileri yok, bir tarih paylaşılmamış, servisin sunulması ile ilgili bir çizelgeleri ne yazık ki yok..

kısacası yeni bir apple etkinliği olana kadar ve şu kadar daha ülkede kullanıma sunuyoruz diye bilgilendirmedikleri sürece california'dan, şimdilik göremeyeceğiz sanırım.. turkcell tv+ ile isim çakışması nedeniyle mi oluyor acaba diye düşünüyorum, sonuçta başta ilgili web siteleri ve duyuruları vardı, sonra ortadan kaldırıldı.. öyleyse de hukuki sürecin tamamlanmasının ya da anlaşmaların yapılmasını beklemek lazım, tek olay bu ise uzun sürmez bence.

ama bir de unutmadan, eylül ayında haberlerde çıkan rtük lisansı haberleri şu şekilde açıklamalar içeriyordu: ""Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların internet ortamından sunumuna ilişkin Netflix, Blu Tv, Puhu Tv, Turkcell, Vodafone, Digitürk, Tivibu gibi sektörde etkili yayıncıların da aralarında bulunduğu 600’ün üzerinde kuruluştan lisans ve izin başvurusu aldık."" Aralarında apple'ın olmaması sanırım Türkiye'de ilgili apple tv plus yayını için apple'ın kısa vadede bir hareketi olmayacağını gösteriyor..

geriye bir soru kalıyor..
iphone11 türevlerini alanlar için sağlanan 1 yıllık apple tv plus ücretsiz üyeliği.. Türkiye için geçerli olmayacak gibi. çünkü zaten bu teklif belli bir süre için geçerli olacaktır, yani servis verilmeye başlasa bile yetişmeyecektir gibi geliyor bana..
(liseliler/gençler/üniversiteliler şimdi diyecek ki, peki ya iphone 11 türevlerini yurtdışından alanlar / yolcu yanında getirenler. onlar başka ülke store'larıdan erişebilir mi, ya da vpn'e izin verir mi.. valla bilmiyorum ve bu zorlama kısmı ile ilgilenmiyorum, bu kadar uğraşacak bir durumun da söz konusu olduğunu düşünmüyorum.)

BeğenFavori PaylaşYorum yap

#overland #AppleArcade

Overland oyunu, apple arcade üyelik sistemi içinde var olan müthiş bir strateji + bulmaca + şans oyunu. Çok basit sandbox bölümler ile, dünyanın yok oluşunun hemen ardından amerikanın doğusundan batısına doğru bir gitme mücadelesi.. şans oyunu çünkü karakterlerin kişisel özellikleri var ve her yeni oyunda değişiyor bu haliyle. karşılaşılan npc'lerin de benzer şekilde karakterleri var, onlar da benzer şekilde yön veriyor oyuna.. yok olmuş bu dünyada aslında yegane ihtiyacınız benzin ve yol alınabilecek bir araba; ama benzin bulmak başınızı sürekli belaya sokmak demek. uğraştıklarımız ya da düşmanlarımız yine turn bazlı hareket eden, yine kişisel özellikleri ve hareketleri olan uzaylı canlılar, yer altından çıkıp sese doğru hareket ediyorlar. walking dead ile kevin bacon'ın tremors filmi karışımı gibi oyun. bu kadar basit bir arabirimde bu kadar basit bir oyun düzeneği ve geri planda, kendinizi oyuna öyle bir kaptırıyorsunuz, karakterler ile öyle bir bağ kuruyorsunuz ki anlatamam.. zaman zaman da zor kararlar vermeniz gerekiyor ve insanlarla da başımız derde giriyor, yolda da kendimize bir köpek arkadaş alıyoruz çoğu zaman, eh tam bir film ortamı aradığımız alıştığımız.. appletv'de oyunu oynamak harika, hem görsel hem de ses atmosferi ile kavrıyor insanı.. telefonda oynamak, sıkıcı ve yönetmesi zor, gerek yok mobilde..

peki apple arcade'de başka bir oyun buldum mu? mini metro oyununun yeni versiyonu sayılabilecek mini motorways var. #minimotorways harika ve bağlayıcı, ama appletv'de oynamak akıllıca olmuyor, telefonda mantıklı.. aynı mini metro oyunu gibi akıllıca bir yol ağı kurduğumuz bir oyun, benzer ulaşım isteklerine yönelik. hatlar yok bildiğimiz yollar var artık, sürekli ev ve iş yerlerini birbirlerine bağlamanız gerekiyor diyelim. güzel oyun da, oyunu hızlandırma yok, ve her bir oyun aslında bakarsanız çok yavaş gelişiyor ve oldukça zaman alıyor. yani yeni bir oyun açtığınızda oyun zorlaşana ve güzelleşene kadar geçen sürede sıkılıyor insan ne yazık ki.. oyunun tekrar oynanabilirliği kısıtlı..

daha bir sürü oyun var ama neredeyse 2 haftalık süre ardından kendimce en başarılı bulduğum 2 oyun bu oldu, biri telefona biri apple tv'de bizleri bekliyor, hayatımızı tam olarak esir alıyor. 🙂 yaşım 35+, oyun oynayabilecek zamanım kısıtlı ve mantıklı oyunlar arayışında biriyim. ha yaş grubuna göre ve tarzına göre oyun severlerin oyun zevkleri mutlaka değişecektir diye söylüyorum..

peki apple arcade üyeliğimi devam ettirecek miyim? sanırım ki, zannetmiyorum. tam zamanı gelmeden kesin konuşmak istemiyorum ama bu oyunlara oyun başına 35tl verip satın almak isterdim, sürekli üyelik ile değil.. belki oyun kataloğu 5-6 ay sonra daha da artarsa fikrim değişir, zaman gösterecek..

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • onurkenan @onurkenan

    iki oyun da steam'de varmış.. ama tabi tek tıklama ile anında elinizin altında şeklinde değil, bu alıştığımız kısmının olmaması sinir bozucu 🙂
    ilginç olan da bu aslında..
    hiçbirimiz normal müzik arşivlerimizi geri planda bırakmayı düşünmüyorduk.. şimdi ise hepimizin spotify/apple music hesapları var.. hiçbirimiz dvd arşivlerimizi geri planda bırakmayı düşünmüyorduk, şimdi hepimizi netflix üyesiyiz..
    eninde sonunda oyun işi de böyle olacak ve bu üyelik sistemini en erken en kullanışlı (apple tarzı) şekilde oturtan kazanacak..
    bugün olmasa da yarın apple arcade üyesiyim orası da kesin, anlaşıldı.
    #akış #Apple #AppleArcade @ugury

    • protego @protego

      Hayır, bu kadar kesin konuşulamaz. Müzik işi farklı, diğerleri farklı. Müzik işi güzel oldu, Spotify ve Apple Music'te neredeyse aradığın her müziği buluyorsun. Ancak diziler ve filmler öyle değil. Netflix'e üyeysen, oradaki içerikle sınırlısın. Spotify'ın aksine, tüketmek istediğin içeriği değil, platformda olan içeriği tüketiyorsun. Ki Netflix bölge bölge birçok içeriği eksik. Örnek verirsem, benim amazon'da izlediğim dizi var, Youtube'da var, Hulu'da var, HBO'da var, Netflix'te var, Disney+ gelecek kesin onda da olacak. E ben nasıl kotaracağım bu işi? Hepsine nasıl üye olacağım? Para yeter mi? Çok zengin biri olsam neyse diyeceğim de e diğer platformlar Türkiye'ye kapalı? VPN'le girsem Türkçe altyazı yok? Sırf bu sebeplerle zaten son aylarda korsan içerik kullanımı tam tersine ARTTI. Çünkü çok platform var, eskiden insanlar açıyordu TV'den izliyordu. Tamam istediğin an izleyemiyordun ama istediğin şeyi izleyebiliyordun. Şimdi istediğin şeyi izlemek için 10 farklı yere üye olman gerekiyor. Her birine 10/15 dolar derken, eskiden TV'de bedava olan içerikler için şimdi her ay para ödemek durumundasın. Gündem'de de konuşuldu, bu sebeplerle korsan kullanımı her geçen yıl azalırken şimdi tekrar artmaya başladı. İnsanlar usandı. Elbette arada bikaç kişi "ya bana bir platform olsa yeter orada olanları izlerim olmayanları da umursamam" diyebilir ama bunlar kaç kişi? Korsan kullanımına bakarsak böyle diyenlerin sayısı az. Oyun konusu da aynı. Platformlar çoğalıyor, herkes stream'e geçecek, oynamak istediğin oyunları oynamak için hepsine üye olman gerekecek. İnsanlar da bir yerde isyan edecek. Bu iş iyi bir yere doğru gitmiyor. Aynı Spotify/Apple Music'te olduğu gibi istenen içerik istenen platformdan tüketilemediği sürece, arşiv de korsan da artmaya devam edecek

    • onurkenan @onurkenan

      @protego ilginç ve sert bir bakış açısı. korsan kullanımın artması, içerik sayısı ile ilgili bir yaklaşımda bulunmamıştım ben.. işin konforundan bahsetmiştim aslında..
      takıldığınız nokta ile bu işin yayılmasını sağlayacak kısım farklı uçlarda.. kolaylık ve konfor nedeniyle bu servisler yayılıyor, içeriğin fazla olması ve ulaşılabilirliği de bu kolaylık ve konfor altında değerlendirilebilir kısacası.. aynı içeriği steamde de bulabildiğimi, ama bu içeriğe appletv'de hazır anında ulaşılabilir olmasının mutluluğundan, konforundan bahsediyorum işte, bu kısım bu hizmetlerin yaygınlaşmasını sağlayacak.. yoksa bu oyunu korsan olarak da elde edebilirsiniz uğraşıp..

      sonsuz sayılabilecek 30 milyon şarkı yüzünden üye değilim applemusic'e ben, anında erişebildiğim için üyeyim. yoksa 20 adet albümle de yaşardım ama bu kolaylık işi varken bunu tercih ediyorum.

      işin garip gelecek kısmı, geçen haftalarda netflix üyeliğimi iptal ettirdim ben de.. korsan kullanım ile alakalı değil ama; netflix orjinal ürünlerin kalitesi azaldı diye.. takip ettiğim dizilerin yeni sezonları gelince yeniden üye olacağım; bu süre zarfında diğer içerik sağlayıcılarına bakıyorum. rekabetin olması beni korsana itmiyor, tam tersi müthiş bir seçim şansı sunuyor bana.

      korsan kullanımın artması, gerçekten arttıysa her yönüyle değerlendirilmeli, belki işin peşine düşen kolluk kuvveti azdır, belki korsan ulaşma yolları yine kolaylaşmıştır gibi etkenler de var.. hepsine üye olmak zorunda olmadığınız gibi bu tarz bir üyelik de saçma olur. ama ne insanları isyan ettirecek, insanları korsana itecek bir durumu kestiremiyorum ufukta..

    • protego @protego

      @onurkenan Gündemi dinleyin bence, en azından bu kısmı, sırf bu sebeple korsan kullanımın arttığı araştırılarak bulunmuş, sorduğunuz soruların cevapları da verilmiş. Biz, Türkiye'de olduğumuz için çok farketmiyoruz. Ancak Amerika ve Avrupa için durum farklı, Netflix var, Hulu, Amazon, Cw, HBO, CBS, Starz, Showtime, Youtube, Apple ve daha aklıma gelmeyen servisler var. Disney+ da yolda. Bu rekabet değil. Çünkü her servisin dizileri kendine özel. Kimse bunlardan birini seçip diğerlerini unutmuyor. Örnek vereyim, sen Game of Thrones izlemek istiyorsun. Netflix'in var ama dizi HBO'da. Netflix'te de takip ettiğin diziler var. Ne yapacaksın? İkisine de üye olacaksın. Sonra başka bir dizi içim başka bir servise... Bu iş böylr yuvarlanarak gidiyor. Bak mesela şu linkteki yazıma, dizi önerisi yapmışım, her biri farklı platformda yanlarında yazıyor. Ne yapacaksın? Şahsen ben bir platforma tıkılıp diğerlerini unutmakla yetinmek istemem. Hepsine de para vermek istemiyorum o kadar zengin değilim. Ne yaparım bu durumda? Cevap belli ki zaten araştırma da bu cevabı vermiş. Anında erişim diyorsun, işte sorun orda, anında erişemiyorsun istediğin şeylere. Anında erişmek istersen hepsine abone olmalısın. Ki torrent anında erişmek bakımından 10 servise abone olmaktan daha pratik https://teknoseyir.com/blog/2018-ve-2019da-cikan-diziler

    • onurkenan @onurkenan

      @protego konuya yaklaşımınızdan yaşı genç bir birey olduğunuzu tahmin ediyorum. hala "işin konforu" kısmını henüz anlamlandıramıyorsunuz. tamamen hepsine, tüm ürünlere ulaşmak ve tüketmek şu an içinde bulunduğunuz yaklaşım..
      sizin bu isteğinize ya da çabanıza söz söyleyecek değilim, ama bahsettiğim konu bu değil hala.. sistemlerin/hizmetlerin tek tık ile büyük ekrana gelmesinin kolaylığı. aracısız, ara uğraşsız..

      bahsettiğim şuydu: overland, oyunu çok sevdim, apple arcade üyelik sisteminde.. apple arcade'e üye olmaya devam etmeli etmemeli miyim karar veremiyorum.. keşke oyunu satın alabilseydim (appstoredan). aa oyun steam'da varmış.. steam'de mi varmış?? alacak mıyım, sanmıyorum.. (bu sırada aslında cihazda steamlink bile var ama yine de burun kıvırmaktayım duruma..)

      işte bu olan biten sonrasında, apple arcade ve benzeri abonelik sistemlerinin, ilerleyen zaman içinde kütüphane içeriklerinin de artırması ile de, seve seve üye olacağımızı ifade ediyorum..
      dvd'de de yaptık bunu.. hepimizin büyük arşivleri vardı, şimdi kutularda, çünkü artık anlık ulaşabiliyoruz..

      konu en fazla içeriğe sahip olmak ya da içeriklerin servis sağlayıcıları arasında bölünmesi nedeniyle ne seçeceğini bilememek, seçemeyince de gerekenden fazla para vermek ya da korsan içeriğe yönelmek değil..

      ayrıca iptv diye yeni bir ağ türü var, içerik miktarını düşününce neredeyse ücretsiz gibi bir şey oluyor anladığım durumdan.. kişisel olarak hiç ama hiç ilgilenmiyorum. çünkü ne bir ayar yapmak istiyorum ne de arayüzü saçma sistemlerden dünyanın içeriğine ulaşmak istiyorum.. algoritmalar ile benim zevklerime uygun listelenmiş içerik zaten önüme seriliyor, zaten ödemeyi bu konfor alanı için yapıyorum ben.. yayınım ne reklamla bölünüyor, ne donuyor, ne de parça parça izlemek zorunda kalıyorum..

      sizin dertlerinize çare olacak şey muhtemelen piyasaya yeni girecek disney ya da apple tv ile gelecek evlere, kısa zamanda.. disney, hulu ve fox ile beraber satış yapacak, toplu bir paket abonelik, ya da apple üst abonelik modeli ile kendine üye olunca hulu starz adını bilmediğimiz diğer içerik servis sağlayıcılarına ödeme yapacak gibi, tüm içeriklere ulaşılabilinecek gibi.. bunları hayata geçireceklerdir elbette çünkü pastalar çoktan dağıtıldı, küçük kütüphane ile yola çıkan piyasada tutunmakta zorlanır elbet.. sizin belirttiğiniz farklı sağlayıcılarda bulunan bütün bunca içeriğe, anında, piyasaya sürülür sürülmez ulaşma isteğinde bulunanalar içinde müthiş bir seçenek olur, çözümsüzlüğünüz bu şekilde çözülebilir belki..

      ya da benim gibi yaparsınız. bir yandan sürekli mubi, bunun yanında 2 ay blutv, 6 ay netflix, 4 ay amazon prime üyeliği gibi, sınırları kesin olmayacak şekilde seneyi abonelikler arasında bölüştürürsünüz. anında ulaşamasam da, o sene içinde ulaşıyorum.. hem de haftalık yüklenenlerde bölümler birikmiş oluyor bu sayede.. çokluktan çok kalite ve konfor önemli olduğunu düşünüyorum.. bunun itici gücünün yaratacağı etkiden bahsediyorum.. herkese hitap etmeyebilir, herkes geçmeyebilir elbette. ama potansiyeli çok yüksek.

      sağlıcakla kalın.

    • protego @protego

      @onurkenan Demek istediğinizi anladım ancak sizin anlamadığınız kısım da şu, siz, benim yaklaşımımı azınlık olarak görüyorsunuz. Tam tersi, sizin yaklaşımınız azınlık. "2 ay blutv, 6 ay netflix, 4 ay amazon prime" İnsanların istemediği şey tam olarak bu işte. Bu konfor değil tam tersine konforsuzluk. Bu yüzden istatistiklere etki edecek şekilde korsan kullanım artıyor. Bu şekilde düşünenler azınlıkta olsaydı, bir etkisi olmazdı. Demek ki sayı sizin gibi düşünenlerden daha fazla ki böyle bir durum oluşuyor.

    • onurkenan @onurkenan

      @protego işim gereği bilimsel konuşmak zorundayım. bu nedenle sizinle konu hakkında bilimsel makale paylaşmam daha doğru olur konu hakkında yorum yaparken; yapılan basit piyasa araştırması test sonuçları ya da sen-ben-biz böyle düşünüyoruz modelleri ile doğru sonuca ulaşmak pek mümkün değil. https://pubsonline.informs.org/doi/10.1287/mnsc.2017.2875 ulaşılabilecek makaleye göre, geçmiş ya da mevcut bittorrent kullanıcılarına, üyelik bazlı modelleri verdiğinde bittorrent kullanımından, yani korsan içerikten vazgeçmedikleri gözüküyor, anlamlı bir düşme söz konusu değil.. hatta çıkarımlar, bu kişilerin korsan içerikten vazgeçmeleri için üyelik bedelinin 3,25 dolar seviyesinde olması gerektiğini ortaya koyuyor. ama ne yazık ki böyle bir dünya da yok.. işin ilginci, hane gelir düzeyinin aslında korsan içerik erişimde çok büyük fark yaratmadığını da gösteriyor çalışmalar. https://www.theglobalipcenter.com/wp-content/uploads/2019/06/Digital-Video-Piracy.pdf bu raporda daha bir sürü ilginç güzel bilgi var, film başına şirketlerin, filmin ya da dizinin yayımlanma şekline göre ne kadar para kazandığından ortalama senelik oluşan kayıplara kadar.. gel gelelim asıl sizin dikkat çektiğiniz duruma; https://www.muso.com/magazine/global-piracy-increases-throughout-2017-muso-reveals/ adresinden ulaşılabilecek sonuçlara göre gerçekten korsan içeriğe yönelik artış var. ama sonuçları doğru yorumlamak lazım, torrent kullanımında azalış varken, doğrudan web stream şeklinde ulaşım kolaylaştığı için ulaşım artıyor, hatta ilk defa mobil cihazdan erişimin bilgisayarı geçtiği görülüyor.. artış miktarları %3-5 seviyelerinde olunca da büyük miktarlar olarak kesinlikle yorumlanabilir.. ama bunun yanına klasik netflix gibi üyelik temelli video sağlama pazarının büyümesine, senelere göre pazardaki kullanıcı sayılarına bakınca da.... https://www.forbes.com/sites/louiscolumbus/2018/07/12/10-charts-that-will-change-your-perspective-of-netflixs-massive-success-in-the-cloud/#304e4fa02303 rahatlıkla anlaşılacağı üzere inanılmaz şekilde video servislerine üye olma durumu tüm dünya genelinde, inanılmaz boyutlara ulaşmış durumda; arada oluşan korsan içerik artışı ile kıyaslama bile yapılamayacak içerik isteği yani üyelik artışı söz konusu.. aynı anda kaç üyelik yapıldığına dair bilgiler dahi var..

      bu konu halen tam oturmamış bir pazar hakkında. belki ilerde bu kadar içeriğe ve kullanıcıya rağmen netflixin çöküşünü izleyeceğiz kimbilir, belki yeni devler doğacak aynen hesaplandığı gibi 3,25 dolarlık ücreti ile tüm evlere girecekler.. belki tamamını tek pakette satan firmalar çıkacak pastanın bütününü ele geçirecek, belki yayımcı şirketler asıl yayımcı benim size ne oluyor deyip hepsi kendi üyelik sistemlerini çıkaracak ve hatta sinemalara bile üyelikle gireceğiz.. bilemiyorum henüz.. itunes hesabımda 250nin üstünde film var, apple tv içerik sistemi gelince onlara bile ne olacak ona bile emin değilim, endişeliyim..

      sadece bildiğim ve anladığım şu. bu müzikte de oldu, videoda da oldu. şimdi sıra oyunda.

  • Cleaverix @cleaverix

    bu aile üyeliği zor mu neden kimse bahsetmiyor ?

#ios13 #AppleArcade #appletv #yorum

ios 13.1'in çıkması ile telefonda, tablette ve apple tv'de yeni sürüme geçiş işlemini tamamladım. tabi biz apple tv kullanıcıları için şu an en heyecanlandırıcı olay AppleArcade oldu. 1 aylık deneme sürümünü başlatmam ile sanırım şu anki mevcut oyunların yaklaşık 10 tanesini de deneyimledim; artık hakkında görüş ve yorumlarımı yazabilirim.

apple tv HD kullanıcısıyım, eski model sayılabilir, ama uyumluluk tam. Takılma, akıcı olmama gibi bir sıkıntı yok oyunlarda ve mevcut oyunlardan görsel olarak daha başarılı görünüyor oyunlar. Açıkcası arcade çıkana kadar appletv'de oyun sayısı çok azdı.. Arcade sayesinde sayı ve kalite çıtası yükseldi.. ama tabiki beklentileri arşa çıkarmayalım, oyunların çoğu hafif oyunlar, şuan elbette.. ama ilerde süper oyunlar gelecektir, sonuçta aynı alette (arcade dışı normal satın alımla) "Transistor", "Playdead's Inside" gibi oyunlarla da gayet rahat şekilde oynuyoruz.

arcade üyeliği de, program içi oyunları bulma, yükleme ve oynama, aynı alıştığımız tarzda hiç bir farklılık yok. sadece appstoredan değil de arcade programı içinden bulup indiriliyor ama ana ekranınıza oyunlar düşüyor; hatta otomatik cep telefonunuza tabletinize de istiyorsanız normal app olarak yükleniyor. ben zaten mfi özel kontrolör sahibiydim onun için sıkıntısız kumanda edebiliyorum ama genelde bulunan ps ve xbox kontrolcülerine de destek geldiğini söylüyor, o nedenle herkes rahat edecektir..

gelgelelim büyük soruya.. değer mi? nereye kadar üyelik? netflix üyeliğimi sırf netflix orjinal ürünlerinin kalitesi düştü diye askıya alan, şu an diğer online üyelikler ile yoluna devam eden biri olarak yorum yapacağım.. (netflixe tabiki geri döneceğim, izlemekte olduğum dizilerin yeni sezonları önce bi yüklensin, mevcut gündelik içerik kalitesinden mutlu değilim sadece; blutv var amazon prime var, itunes store var, tv+ var, kısacası netflix ve kötü içeriğe mecbur değilim). Arcade'de de benzer olarak sürekli, kalite çıtasını koruyan oyunlar gelmediği sürece kalıcı olacağımı sanmıyorum; ama üyelik sonlandırıp müthiş bir şey çıktığında yeniden üyelik başlatma yoluna giderim elbette.. Burada olay tamamen bu oyunların pc oyunları gibi olmamasından kaynaklanıyor. Bunlar bildiğiniz çıtır çerez oyunlar, görüp anında kurup, beğenmezseniz anında sildiğiniz, oynasanız bile en fazla 1 ay sonra yeter denilecek oyunlar.. belli bir noktada iterasyona başlarsa da gereği kalmayacak.. ama şunu da söyleyeyim, şöyle episodik tarzda Adventure oyunları gelmeye başlasın elbette sonsuza kadar sonlanmadan üye olurum.. Salak telltale games batmasaydı, mecra aslında tam onlara yönelikti de.....

BeğenFavori PaylaşYorum yap

o değil de, superonline paketleri arasında "kablo tv" var; ben o kısmı anlayamadım pek..

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Erdem Özkır @erdemozkir

    Bilmiyodum , alabilirim aslinda ben de , evde uydu var sadece

  • onurkenan @onurkenan

    Tv + hizmeti zaten sağlayan bir firma olarak kablo net ne alaka orayı pek anlayamadım ben aslında.. gerçi ben herkesi kendim gibi tv+'ı internet/apple tv üzerinden izliyor gibi düşünüyorum ama işin aslı herkes "kutu"lu çözümlerle ilerliyor da olabilir.. (kutu işinin altyapısı uydu mu internet mi onu bile bilmiyorum) kutu ile ilgili teknik bir işbirliği gözüyle bakmak lazım belki de; ya da tv internet üzerinden turkcell için pahalı bir altyapı problemi haline geliyor olabilir, kablo tv'ye yükü kaydırmak istiyor olabilir.. kısacası ilk transformers filminin ana repliği gibi bu iş: everything is possible.

#Bilim #BilimSeyir #gündemdışı

Geleceğe hoş geldiniz - bölüm 24.

Neyin gerçek neyin "yapay" olduğu konusunda bakış açımızı değiştirmemiz gereken bir çağa girdik farkında değiliz.
onca film izliyoruz dinazorların ve godzillaların, süper kahramanların bilgisayar tarafından üretildiğini biliyoruz, ve bu teknolojinin beyaz perdede kaldığını zannediyoruz..
ama 2014 yılı ikea kataloğunun %75'inin tamamen bilgisayar ile oluşturulmuş görüntülerden olduğunu söylesem size mesela.. muhtemelen her sene yenilen bu katalog için günümüzde bu oran %75'in daha üstündedir ama farkında değiliz bile..

iş artık emekleme aşamasının çok ötesinde, bu görüntü oluşturma/tasarım tamamen yapay zekanın eline verilerek sınırsız kombinasyon ile çığır açan beklenmedik ve tamamen gerçekçi ortamlar sunuyor bizlere, özellikle de reklamcılara, içerik üreticilerine.. sanırım tek ama tek engelleri kaldı, bu işi gerçek zamanlı yapmak; eh onun da eli kulağındadır emin olabilirsiniz..
kısacası neyin gerçek olduğu konusunda çok da takılmayacağız sanırım yakın gelecekte artık..

araştırmacılar, ki aşağıdaki video linki ile durumu daha iyi anlayacaksınız (mutlaka izleyin); stil aktarım yöntemlerini kullanarak, kendi kendine öğrenen, algılayan ve sentezleyen, gerçek bir denetlemeye ihtiyaç duymadan tamamen seviye özelliklerine göre istenilen şekilde, ölçek kontrollü olarak ama tamamen stokastik varyasyonlar ile istenilen obje, insan yüzü mimari jeneratörü oluşturmuşlar, hatta hayata geçirmişler. bahsettiğim videodaki hiç bir yüz gerçek insan yüzü değil, hiç bir araba, ev, kedi gerçek görüntü, fotoğraf değil; yapay zeka mimari ile oluşturulmuş yapay ama sonuna kadar gerçek'çi imajlar.. bilimsel makalesi ile işin nasıl yapıldığını ilgilenenler şu tarafa: https://arxiv.org/abs/1812.04948

uygulamalarının resmen sonsuz olacağı, gerçek/hayal/yapay/bilinç gibi sınırların ortadan kalkacağı, hatta en basitinden sanat tanımının (insan eli şart derler) değişeceği, ya da yerini estetik'e bırakacağı yeni geleceğe merhaba.
yine, "eyi de bana ne" diyen arkadaşa da saygılarımı sunuyorum..

https://www.youtube.com/watch?v=kSLJriaOumA&feature=share

BeğenFavori PaylaşYorum yap

telltale games, gerçekten üzdün beni.. bu yaşta oynamasından yegane zevk aldığım, ortasında bırakmayıp sonuna kadar gittiğim, yormayan hengamesiz oyunlardandı seninkiler.. wolf among us 2 ve walking dead'i son sezonunu bekliyordum sessiz bir heyecan ile.. hafta sonu yeni bölümü yayınlandı mı diye kontrol ederken, geliştirici kapanıyor haberi ile üzdün beni..

son sezonu da önden satın almıştık, durumu ne olacak acaba.. sezonu tamamlayabilecekler mi yarım mı kalacak? erken erişim de değil, steam iade yapacak mı böyle bir durumda??

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 6

#bilim #bilimseyir #akış #gündemdışı

Zaman Kristali - Maddenin 4 Boyutta Vücut Bulan yeni bir Hali.

- Marvel ya da DC Evreni çizgiroman/filmlerinden fırlamış gibi duran bir başlık. Başlığın aksine konu sıkıcı, onun için istediğiniz basamağı izleyerek "yazı" boyunca ilerleyiniz.

İster teorik bir fikrin deneysel olarak gerçekleştirildiği yeni bir adım olarak görün (1) ya da isterseniz diğer hiç bir maddede görmediğimiz özelliklerin ortaya çıkışı olarak bakın bu duruma (2).

--> (2) genellikle maddenin 4 temel hali olduğunu öğreniriz: katı-sıvı-gaz-plazma. Fazla kafayı karıştırmamak adına sanırım diğer klasik olmayan, düşük sıcaklık, yüksek sıcaklık, yüksek enerji halleri olduğunu bilmeyiz, öğretilmeyiz. Ama teorize edilenler dışında, daha 20'ün üstünde madde hali bulunmakta olduğu söylenebilir. ("günlük hayatta önemi yok la, karşılaşmıyoruz ki la" diyenler için örnek olarak "cam" örneği verilebilir, fizikteki tanımı ile kristal olmayan, sıvı haline doğru ısıtıldığında cam geçişi gösteren, termodinamiksel olarak kendi kristal parçalarına uyan yarı kararlı halde bulunan amorf bir katı. sıkılanlar (1)'e geçsin hemen lütfen.. Kalanlarla devam edelim.

Nedir "zaman kristali"ni özel yapan? Kısaca diyebiliriz ki madde dinlenme halindeyken hareketsiz olup, kinetik enerji ile karşılaşana kadar bu enerji halini korur. Sadece örnek amaçlı olarak Futbol topunu düşünürsek, top sabit dururken potansiyel enerji ile doludur ama hareketsiz beklemektedir; tekmeyi yediğinde bu enerji kinetik enerjiye dönüşür, hareket eder. İşte bu "zaman kristalleri" kendi hareketsiz hallerinde-sabit hallerinde hareket eden maddeler olduğunu söyleyebiliriz. Yani tekmeyi yemediği halde, sürekli hareket eden bir futbol topu. Kısacası, ilk dengesiz madde hali. Canlanmadı mı hala kafada?

Bildiğimiz kristallerin atomları sürekli birbirini takip eden 3 boyutlu model/düzenlerle örülüdür, yani kafeslenmiştir. Bu düzenler uzayda (ortam olarak uzay yani, hemen güneşe aya gitmesin akıl dur) birbirini tekrarlarken, zaman kristalleri düzenlerini hem uzayda hem de zamanda tekrarlamaktadırlar. Yani kısacası 4 boyutlu kristallerdir. Yapısal hareket eden, iç yapısal formunu zaman içinde değiştiren kristaller. (Hayır slime değil.-(3)'de belki daha iyi gözünüzde canlanır.)

(-Saçmalama 4 boyut ne, 4 boyutlu kristal mi olurmuşçular için, bizlerin, insan-birey, 4 boyutlu bir yaşamımız olduğunu hatırlatmak isterim. Yani uzayda her anınız (sadece ileriye doğru yönelen) bir zaman düzlemi üzerinde tanımlanır.)

--> (1) Aslında zaman kristallerinin konsepti ilk defa 2012 yılında, Nobel ödüllü F. Wilczek tarafından teorize edilmişti. O zaman, maddenin hareketsiz halinde hareket edeceğini öngören bir teorik fikir olarak ortaya sunulmuştu. Yani biraz daha açarsak, "zaman kristalleri"nin, kararsız halde dizayn edilerek, enerji uygulaması ihtiyacı olmadan hareket edebileceği, zamanın simetrisini kırıp atomların daimi hareket halinde olacağı fikridir diyebiliriz. (Zaman simetrisi kısmı, aynı paritede hareket etmemek, uyum göstermemek, beklenen takip eden eş hareketi yapmamak....., aslında hep de kırılıyor hatta termodinamiğim ikinci yasası en büyük nedeni de.. -kapalı/izole sistemden konuşuyoruz şimdi). Teorinin ortaya çıkması ayrı bir mevzu, bunun yapılması, test edilmesi, gösterilmesi ayrı bir çekişme oluyor bilimde her zaman. Ağustos 2016'da Yao ve çalışma arkadaşları (Phys. Rev. Lett. 118, 030401 (2017)) bu teoriyi hayata geçirecek "teorik fiziği ile uygulaması arasında bir köprü kuracak olan" çalışma taslağını ortaya koyması ile, bağımsız iki araştırma grubu (Zhang: arXiv:1609.08684. ve Choi: arXiv:1610.08057.) akabinde temel taslağa bağlı kalıp farklı yollar kullanarak deneyi gerçekleştirdiklerini ve sonuca ulaştıklarını açıklamış durumdalar. Merak edenleri (3)'e alalım merak etmeyenler (4)'e yürüsünler. (3) iyice sıkıcak biliyorum.

(3) İlk çalışma ekibi (Maryland Universitesi'nden) 10 sıra dizili ytterbium'dan oluşan kristal ile yola koyulmuşlar. Bu kristalin içindeki iyonların elektronları dolanık durumda olup, sabit hali bozmak için 2 farklı laser kullanılmış. Deneyde, ilk laser ile iyonları uyarıp dönmelerine(çevrilmelerine) ve diğer iyonlarla etkileşmeleri ve diğer iyonları da uyarılıp ikinci laserin oluşturduğu manyetik bir alan içinde tüm hareketin gerçekleşmesi sağlanmış. Bütün iyonlar titreşmek ya da dönme haline gelene kadar devam ettirilmiş. Deney ilk bakışta, normal kristaller-maddeler için gayet normal bir akış/hareket olarak kabul edilecek bu durum olmakla beraber, iyonların laser ile dürtüldüğünde normal kristallere göre daha fazla enerji ile hareket ettiği gözlemlenmesi, maddenin yeni halinin keşfi için kabul edilebilir bir sonuç oluşturmuş. Kafanızda daha iyi canlanması için durumu Jöle'ye benzetebiliriz. Jöle'yi bir kere harekete geçirince durmaksızın hareket etmesi (ve her dürtmenizde daha hızlı hareket etmesi gibi). Diğer çalışma ekibi (Harvard Üniversitesi) ise elmaslardaki nitrojen boşluk bölgelerini, elmaslardaki noktasal hata bölgesi diyebiliriz, kullanmışlar. Laser yerine mikrodalgalar ile elmasdaki iyonları dönme ve titreşim hareketi yapar hale getirmişler ve gözlemlenen sonuç aynı olmuş. Farklı yollar ama aynı sonuca ulaşılması sonucu doğrulamış durumda.

(4) "Maddenin yeni formu ne işe yarayacak, ne gereği var, Galatasaray şampiyon mu olacak yani?" kısmına geçebiliriz. Bunu soranın "maddenin "cam" hali için de ne gereği var gerçek hayatta yok ki la" demişti (2)'de, hatırlatırım. Öncelikle maddenin yeni bir halinin keşfedilmesi ve bilinen temel fiziğe "nispeten" karşı gelmesi (denge halinde olmayan maddenin keşfi, zaman simetrisinin kırılması), fizik kuralları ile ve madde ile nasıl oynayabileceğimizi gösteriyor ve atom, atom altı, madde, dünya, evreni anlama/anlamlandırma ufkumuzu genişletiyor. Uzak ara geri kaldığımız quantum bilgisayarın gelişiminde ayrı bir çığır açabilecek konu.

(5) Sana ne faydası var?
- biraz bu noktada uçacağım, yani mevzu oraya kadar varır mı öngöremiyorum ama olasılığı yok denilemez. Ve büyük bir sorunun çözümü olur: şu an için enerji kaynağının yetersiz olduğu mars ötesi yolculuklarda, tepki>etki şeklinde yüksek verimli yakıt elde etmek. Hatta dolanık atom setleri kullanılırsa, bu enerji aktarımının alakasız ortamandan/madenden (misal dünya üzerinden) yapılabilmesi gibi..
Bu muydu yani dediğinizi duyuyorum.. 🙂 kendi güneş sistemimizi er ya da geç terk etmek zorundayız ve enerji mevzusu en önemli engellerimizden biri..
- boyutlar arası kapı keşfi gibi hayal ötesi yaklaşımlar da olabilir ama henüz boyutlar arası iletişime / öteyi göremeye hazır değiliz. Bunu YZ’lere (AI’lere) bırakalım izninizle.

---
Dün 'zaman' kavramı hakkında yaptığım paylaşım üzerine daha eskiden yazdığım bir makaleyi de yeri gelmişken paylaşabilirim diye düşündüm.
daha önce kapanan blog'umda okuyan olmuştur belki..
---

Onur Kenan U. - Şubat 2017.

http://www.sciencealert.com/scientists-have-just-announced-…
https://www.technologyreview.com/…/physicists-create-world…/
http://physics.aps.org/articles/v10/5
http://physics.aps.org/articles/v10/5#c7

BeğenFavori PaylaşYorum yap

#bilim #bilimseyir #akış #gündemdışı

GEÇMİŞ, ŞU AN VE GELECEK ARASINDAKİ FARK İNATÇI BİR İLLÜZYONDAN
İBARETTİR...
ALBERT EINSTEIN

Son.
Her şeyin başlangıç anı olabilir mi?

Zorunlu olarak zaman nedir sorusuyla başlamamız gerekiyor.
Zaman, uzaysal boyutu olmayan bir süreklilik, "gözlenen" ve "gözlemci"ye göre ölçülebilir göreli bir kavram, aslında bir bakıma biz insanlar için "şu an var olma"nın gerekliliği de diyebiliriz.
36 yaşındayım. Sürekli olarak geçmişe dönüşen şimdim ile geleceğimi şekillendiriyorum. Geçmişi hatırlıyorum. Şimdimi biliyorum. Geleceği tahmin edebiliyorum. Geleceğim geçmişimden sorumlu olabilir mi?

Zamanı algılıyor olmakla beraber, uzay-zaman kavramına aşina değiliz, bu kelime ikilisi akıllarımızda bir çağrışıma sebep olmuyor. Halbuki aslında yaşamımızı kurduğumuz bu dünya, evren, kısacası hayallerimizden gerçeklerimize her şeyi kapsayan bir "yapı", evrenin örgüsü kısacası. Ya da matematiksel bir model. Gözlemlediğimiz, algıladığımız, bildiğimiz, 3 boyutlu evren yapısı ile hissettiğimiz zamanın da dahil olduğu 4 boyutlu model uzay-zaman.

Yapı, örgü, gerili bir çarşaf gibi düşünülebilir. Üzerinde bir cismin olması o çarşafın aşağıya doğru boy vermesini sağlar. Ama çarşaf üstünde ilerleyen bir karınca için ilerleyiş yolu hala düzdür. Evrenin yapısı da buna benzer. Maddenin varlığının uzay zaman geometrisini değiştirir, ve bu bükülmüş geometri yer çekimi olarak tanımlanır. Karınca için bir şey değişmez. Düz yoluna devam eder, sadece yolu biraz uzamıştır ya da çarşaf aynı çarşaftır ama cismin yanından geçerken harcadığı süre uzamıştır. Dünyanın kütle çekiminden uzay-zamanın bükülmesine uyarlanmış koordinat sistemini temsilen bir çizim yer alıyor yanda, uzay-zaman bükülmesinin iki boyutlu çizimi, ama aslen bükülen bir uzay yok. Kütleçekim, yer çekimi, arttıkça zaman yavaşlıyor, ya da koordinat sistemi uzuyor.

Gerçek mi bu? Ya da bir önemi mi var mı?

Astronotlar, kütle çekiminden daha az etkilendiği için bizden daha farklı bir zamanda yaşıyorlar diyebiliriz, veya geleceğe biz dünya üzerindekilerden önce vardıklarını söyleyebiliriz. Ya da dünyanın çekirdeğinin dünyanın yüzeyinden 2,5 yaş genç olduğunu. "O kadar da değil be!" diyebilirsiniz ama yön bulmamızı sağlayan GPS uydularında bu işi matematiksel kodlarla düzeltilmemiş olsa haklısın derdim.

Konuya geri dönelim.
Son. Her şeyin başı olabilir mi?

Zamanın doğrusal olduğuna güveniriz. Kusursuz, muntazam şekilde sonsuza dek, her zaman, ve edebediyen ilerlediğini düşünürüz. Sonsuza dek. Ancak geçmiş, şu an ve gelecek arasındaki fark, Albert Einstein'ın da dediği gibi illüzyondan başka bir şey değildir. Dün, bugün ve yarın peş peşe gelmesi sadece birbirine bağlı olmasından kaynaklanan bir yanılsamadır.
Zorunlu olarak şu soruyu sormak gerekiyor:
Geçmiş geleceği şekillendirir. Peki gelecek geçmişi şekillendirir mi?

Yine fiziği devreye sokmamız gerekiyor cevap için. Zamanda yolculuk yapılabilir mi? Genel ve özel görelilik kuralları, zamanın hız ve gözlemci ile alakalı bir kavram olduğunu söyler. Işık hızı ise bizim evren dokumuzda bilinen son hız, bir çeşit kısıtlayıcıdır. Cisim ışık hızına çıktığında, zaman kendisi için durur. Gözlemci olarak biz ise cismin ışık hızında hareket ettiğini görürüz. Yani aynı şartlar altında bir astronot daha yavaş yaşlanacaktır veya ışık hızına yakın seyreden 35 yaşında uzay gemisine binen bir astronot kendisine göre 6 sene sonra dünyaya döndüğünde ikizinin 45 yaşında kendini ise 41 yaşında olduğunu görecektir. Yani kısacası ışık hızına yakın gitmek uzay zamanda etkileşimleri azaltmakta ama nedenselliği bozacak türden bir etkileşime sebep olmadığı için bu zaman yolculuğu olarak adlandırılmaz; "zaman genişlemesi" tabirini kullanılması bu nedenledir. Yine de zamanın bir ilüzyon olduğunu görmenizi sağladığı için ikizini dünyada bırakan astronota teşekkür etmemiz gerekiyor.

Kısacası zamanda geriye gitmek için fizik kuralları gereği, ışıktan daha hızlı olmak gerekir. Bizim evren dokumuzda mümkün değil. Ama normalde bir fizikçi, matematiksel teoride var olabilecek, takyonlar adı altında, ışıktan hızlı hareket eden ve bu nedenle zamanda geriye giden parçacıkların var olduğunu daha doğrusu bu teoremin mümkün olabileceğini söyleyecektir. Takyonlar etkileşime girmediğimiz, gelecekten bir haber almadığımız sürece nedenselliği bozmayarak, fiziğin kurallarını ihlal etmezler, varlarsa da belki bu yüzden de saptanabilmiş değillerdir. Saptanmamış olmaları çevreyle etkileşimlerini saptayamayacak olmadığımız anlamına gelmez: rüzgarı ölçmeden basınç ya da sıcaklık farkından bir hava akımının olacağını bilmek gibi. Ama henüz saptanabilmiş bir takyon da mevcut değildir. Belki bunun nedeni gözlemci olduğumuz bu evren boyutu yerine takyonların yeni bir boyut açması da olabilir. Ya da evrenin yapısını düzlemsel genişletiyorlardır, zamanda düzleminde geriye gidişi gözlemci olarak farkedebilmekten uzağızdır?

İyi de zaman sonsuz bir düzlemse nereden geldik? Başlangıç olmadı mı?
Zaman bir yanılsama ise, evren zamandan bağımsız mı?

Evren nedir ve neresindeyiz? Her gece uzaya baktığımızda aslında geçmişi görürüz, bir-binmilyonlarca ışık yolu uzaktaki yıldızların merkezlerinde olan nükleer tepkimelerden oluşan fotonlar bize ulaşana kadar uzay-zamanda yolculuk yapmış ve sonunda gözümüze ulaşmışlardır. Gördüğümüz şu andır ama kaynak uzaklıklığa bağlı olarak geçmiştir. Aynı durum güneş için de geçerlidir. Işığın hızı yaklaşık 300.000km/saniye olduğunu, ve bizim yaşadığımız Dünya'nın da Güneş'den 150milyon km uzakta olduğunu hesap edersek, Güneş yüzeyinden ışığın bize ulaşması yaklaşık 8,3 dakika sürmektedir diyebiliriz. Güneş ansızın yok olsa bile durumu 8,3 dakika sonra fark edebileceğiz.
Uzayda hep geçmişi görmekteyiz ve görebildiğimiz en uzak galaksi ise z8_GND_5296 isimli bir galaksi. Evren'in kıyısından ışığın bize ulaşması uzun zaman aldığı için biz bu galaksiyi 13,1 milyar yıl önceki haliyle görüyoruz. Fakat evren genişlediği için dünyaya uzaklığı 30 milyar ışık yılı olarak hesaplanmaktadır. Galaksilerin yaşı ve uzaklığını hesaplamada kullanılan en bilindik yöntem, galaksinin renginin incelenmesidir. Size doğru yaklaşmakta olan bir ambulansın sizin yanınızdan geçip uzaklaştığında, her bir anında sesinin değiştiğini bilirsiniz. Hatta bu satırları okurken o ses aklınızda canlandı bile. Buna neden olan şey, ses dalgaları biz gözlemciye yaklaşırken üstüste binerek sıkışmaktadır ve tizleşmektedir. Bizden uzaklaşırken de genişleyerek boğuklaşmaktadır.

Aynısı ışık içinde geçerlidir. Işık bizden uzaklaşırken dalga boyu değişir ve kırmızıya kayar, bu kırmızıya kaymanın oranından bizden ne kadar uzakta olduğu ne hızla uzaklaşmakta olduğu saptanabilir. Yaklaşmakta olan bir galaksiye ait ışık da benzer şekilde maviye kayacaktır.

Galaksinin renkleri incelenerek Evrenin yaşının 13.5 milyar civarında olduğunu belirleyebiliyoruz, evrenin ve zamanın başlangıcı, kozmik arka alan radyasyonunun her yönde eşit bir şekilde dağıldığını ve mevcut seviyesini de saptadığımızdan aynı, yani olası bir ilk başlangıç anının olması durumuna, evrenin tek bir noktadan yayılması ile mümkün olduğu bilindik o ilk ana götürüyor bizi. Evrenin sürekli genişleyip genişlemeyeceği, ilk anın gerçekten varlığı yokluğuna ilişkin ise bir çok model üretilmiş durumda.

En bildiğimiz model BigBang modeli, Türkçe'ye yanlış çevrimi ile Büyük Patlama dediğimiz model. Zamanın başlangıcı ile bildiğimiz evrenin başlangıcını aynı kefeye koyan bir model olup, her şeyin atomdan daha küçük bir enerji topu halinde bulunduğu ve dışa doğru hızla genişlediği bir model. Tabiki modelde zamanın daha evveli yok, evren ve zaman aynı anda oluşuyor. Buna karşıt olan model sabit hal modeli olarak söyleyebileceğimiz, evrenin her zaman var olduğu, hiç yoktan zaman zaman madde ürettiği model olarak tanımlanabilir ama kozmik arka alan ışınımının tespiti ile Big Bang genişlemesi kanıtlandığından, sabit evren fikri günümüzde çoktan rafa kalkmış durumdadır.
Bu aralar en popüler modellerden biri ise de bir çok evrenin doğduğu fikridir. Buna göre evrenler ansızın birbirinin yanı sıra oluşmakta, hatta oluşan tüm evrenlerin kendi fizik yasaları farklı ışık hızları da mevcuttur. Hatta bir evrenin kendi içinde yeni bir evren filizlendirebilmesi ani bir faz değişikliği ile mümkün. Bu modellerin ortak noktası ise farkettiyseniz, bir "önceye" ihtiyaç duymaması, yani zamandan önce zaman nedir sorusunu ortadan kaldırmasıdır.

Kitaplarca anlatılacak fikirleri 5 satıra özetlemeye çalışıyoruz. Evrenin başı sonu var mı sorusuna bile cevap verecek modellerle konuyu özetliyoruz. Ama yine de sormakta olduğumuz soru ortada duruyor.

Son, her şeyin başı olabilir mi?
Soru bu şekilde çok saçma görünüyor olabilir. Fizik ile, saptanılan, tanımlayan modeller üzerinden son bir kez daha soralım aynı soruyu.

Zaman bir çeşit yanılsamadır. Geçmiş, geleceği şekillendirir. Peki gelecek geçmişi şekillendirir mi?
Fizik kanunları temel seviyede zamansal olarak geri dönüşlüdür, ama belirttiğimiz gibi, zamanın oku hep tek taraflı ve geleceğe doğru akmaktadır. Geçmişi hatırlarız ama geleceği hatırlamayız.
Örnek olarak bir yük olan elektronu ele alalım. Bunu sarstığımızda bir elektromanyetik dalgayı uzay-zamana yayacaktır. Gözlemci olarak ve belli bir mesafede durduğumuzda bu etkiden oluşan ışık dalgalarını gelecekte gözleriz. Fakat uzay-zamana yayılmış ışık dalgalarını geçmişte gözlemlemeyiz. Elektromanyetizmanın zaman simetrik olduğunu ve hatta genel görelilik kuramında da zaman simetrik olduğunu bildiğimiz halde, geleceğe gönderdiğimiz foton geleceğe hiç bir problem olmadan hareket ettiği halde, geçmişte bu elektromanyetik dalgaları görememenin bir sebebi olmalıdır.

Belki de nedeni, sürekli genişleyen evren modelinde gözlemci olarak dalgayı gözlemleyebileceğimiz uzay-zaman yapısının dışında kaldığımız içindir. Geleceğe giden dalga bizimle aynı uzay zamanda yer almakta ama geçmişe giden dalga, tek yönlü uzay-zaman ile çelişmemek için kendisine aynı uzay düzlemine bağlı geçmişe doğru yönelen başka bir zaman boyutu açmaktadır.
Fakat o halde onca oluşan bu elektromanyetik dalga, ki takyonlar gibi ışık hızını da aşmıyor, gözlemlemesek de, bu dalgalara ne oluyor?
Sürekli genişlemekte olan evren modelimizde zıt yönde ilerleyen bu dalgalar, evrenin yapısı büzüldükçe zamanla maviye kayıyor olabilirler. Maviye kaydıkça daha da enerji artışına sahip oluyorlar ve gittikçe daha da enerjileri artıyor. Bu durum ta ki sonsuz enerji seviyesine ulaşana kadar devam ediyor olabilir ve bu da yüksek/sonsuz enerji noktasının oluşmasına, oluşan sonsuz noktanın da yeniden patlamasına yol açıyor olabilir.

Son durum mu başlangıç mı? Gerisini hayal gücünüze bırakıyorum.
Sonlu bir geçmişin var olduğu ama fakat ilk anın olmadığı bir akıbet.
ya da, ilk anın sürekli tekrarlandığı geçmiş ve şimdi ve geleceğin iç içe geçtiği bir an.
Evrenin kendisi bir ilüzyon olabilir.

Onur Kenan U. (Ocak 2018)

BeğenFavori PaylaşYorum yap

14 Mart:
Albert Einstein'ın doğum günü.
Dünya Pi günü
Stephen Hawking'in vefat günü.

"Zamanın doğrusal olduğuna güveniriz. Muntazam şekilde ebediyen ilerlediğini düşünürüz. Sonsuza dek. Ancak geçmiş, şu an ve gelecek arasındaki fark illüzyondan başka bir şey değildir. Dün, bugün ve yarın peş peşe gelmez. Sonsuz bir döngü hâlinde birbirlerine bağlıdırlar. Her şey birbirine bağlıdır." -Dark / dizi, netflix, 2017.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

#wifi #router

wifi routerım bozuldu geçenlerde işyerinde. Eldeki Kablolu router ile durumu acil çözdüm ama wifi’yi kaybettim. Ne alsam diye ararken “Xiaomi WiFi Portable USB Router Verici” buldum, sadece 20-25tl. Bilgisayara usb’den tak ve kullan, yakın menzil ve sürekli açık bilgisayar için kısacası, yani tam ofis ortamı için..
1 hafta oldu şimdilik, kullanıyorum sorunsuz.
aslında çoklu cihaz bağlantılarında ortak klasör gibi özellikleri de var ama günümüz bulut dünyasında gerek yok, denemedim, uğraşmadım.. (uğraşmak: çince evet)

benim gibi mevcut ağınız üstünde sadece mini/kısa mesafeli, telefon için bir wifi ağ ihtiyacınız varsa, bu fiyata bu ürüne bakın, değerlendirin derim. (n11’den aldım evet)

BeğenFavori PaylaşYorum yap