Mikro Ödemeler Makro Olmuş, Haberimiz yok.

Daha önce mikro ödemeler ile ilgili bir yazı paylaşacağım demiştim. . Özetle; oyundan oyuna değişmekle birlikte, en pahalı oyun içi para paketini bile alsanız size hiç ama hiçbir fayda sağlamayabilir. (Yazı uzun) Açıkcası yazmayı beceremedim o yüzden özetleyerek konuyu halletmek istiyorum. Yine de hayalimdeki kadar olmasa da uzun, haberiniz olsun

Ben oynamaya başladığımda yeni çıkmış olan bir oyunu konu edineceğiz: Winwing. Ivy isimli Çinli bir firmanın oyunu, yapımcının GooglePlay adresi

Bullethell türünde bir uçakla önümüze geleni vurma oyunu. Oyun bedava, ama kutu - elmas satarak, görev hakkı ve enerji almak için elmas harcatarak para kazanıyor esasında. Hiç para harcamadan 3-4 gün saatlerce oynatıyor, zorlamıyor. Ama sonra çok deli bir mikro ödeme tuzağına düşüyorsunuz. Lucky Patcher ile hile yaparak (artık yapılmıyor) oyunun nerelere uzandığını denedim ve sonuç olarak bundan sonra bir daha çok sevdiğim firmalara destek olmak dışında hiç bir şekilde ücretsiz oyunlara para kaptırmayacağıma yemin ettim. 😀

Şöyle ki: Oyunda gemimize parçalar(itemler) takıyoruz, her parçanın nadirlik seviyesi var, bunları aynı itemden ve nadirlik seviyesinden 3 tanesini birleştirerek elde edebiliyoruz. Ama çok zor, o yüzden kutu açmak en mantıklısı. Klasik; Beyaz-yeşil-mavi-mor-altın-kırmızı seviyeler var. Ama nadirlik seviyesi'nin kırmızı olmasıyla mor olması arasında item olarak hiçbir fark yok. Sadece kırmızıları 60 kere, morları ise 40 kere geliştirebiliyoruz. Aradaki 20 geliştirme seviyesi ise %10 falan etkiliyor, öyle kulağa geldiği kadar hoş değil.

Kabaca uçağın bölümleri rahatça ilerlemesi için bütün itemleri mor ve silahı son seviye yapmak gerekiyor. Bunun için de para harcamak gerekiyor. Peki kutu açarak bunu ne kadara başarabilirsiniz? Çok değil, sadece 1200 tanecik kutu açarak, ya da bende bu kadar tuttu. Eğer istediğiniz spesifik itemleri bulmak için çabalarsanız bu sayı katlanarak artıyor.

Peki bu kadar kutu ne kadara alınabilir?

 

10 tanesi 2600 elmas, marketten 2500 elmas alınabiliyor en yakın, yada daha fazla ödeyip 6500 alınabiliyor. Fiyatı daha ucuza gelsin, daha net hesaplansın diye en pahalı olan paketi alıp ona göre gidelim. 1200 kutu için 312.000 elmas gerekiyor. 14 bin elmas almak isteseniz 820 lira vermeniz gerekecek. Bununla 50 tane kutu açarsınız ancak. Bu da size hemen hiçbir şey kazandırmıyor oyunda…

Oyuna sonradan seçmeli satın alma diye bir şey eklediler. Zaman zaman etkinlik olarak geliyor. Fiyatını bilmiyorum zira hile yaparken görünmez oluyor fiyatlar ama diğer rastgele item satışı olan sözde kampanyalardan yola çıkarsam bir tane rastgele mor item (silah,zırh,dron vs) ve yanında gelen extra incik boncuk için 200tl+ bir para söz konusu.

Altın da öyle, Bir tane mor itemi 40 lvl yapmak için yarım milyon altın harcamak gerekiyor. Bir görevden benim gözlemime göre alınabilecek en yüksek altın miktarı 15bin, o da 1000 elmas biriktirerek alabileceğiniz ekstra altın veren gemiyle. Bunu kazanması da 30 dakikadan fazla sürüyor. Bir tane item için haftalarca oynamak gerekiyor yani.

Leaderboard, yani sıralamalar. Her modun kendi sıralaması var. Sonsuz mod, sırf boss modu, farklı ödülleri olan modlar falan var. En yükseği oynamak isterseniz Arap bir şeyhin çocuğu falan olmanız lazım. Ya da benim de tahmin ettiğim gibi sıralamalar yalan dolan veya hepsi hileci. Toplamda 20milyondan fazla altın, 2 milyondan fazla elmas harcadığım, bütün itemleri kırmızı ve son seviye olan 60’a çıkardığım halde ilk 100’e giremedim. Sıralama da hiç değişmedi. Sıralamadaki adamların seviyeleri, eşyaları falan görünüyor. Benim gemi 40 seviye, bütün itemler full ama hiçbir özelliği olmayan adam orada 22. Sırada duruyor 😀

Bir de bize ekstra vergili dolar kuru yansıyor. 10 dolarlık şeyler 80 liralardan başlıyor. Yakında bir zam bekliyorum ben çünkü dolar 6 lirayken de fiyatlandırma bu şekildeydi. Oyunların kendisi, kendi fiyatlarını belirleyebiliyorlar sanırım ama oyun içi mikro ödemelerde ben bu tarz bir durumla karşılaşmadım daha.

 

İşte, böyle takılırken yeni gelen bir oyun modu olan sonsuz modda 17. olmayı başardım. Sırf denemek için yoksa hiçbir amacı yok. Ben 1 saat 15 dakika’da 178’inci dalgaya kadar geldim ama 50’inci dalgadan sonra ödül vermiyor, sadece sıralamada görünüyorum. Birinci ise 5 saat 38 dakika’da 1011. Dalgaya kadar gelmiş. Teknik olarak mümkünâtı yok, 5 saatte olmasının imkânı yok. Neyse tabi böyle olunca da banı yedik 😀 Benim bütün bu hile hurda işine girişmem; oyunu sevmem ve adamlara yardımcı olmak içindi. “Bakın böyle böyle bir açık var, şu programla şu şekilde şeyler yapınca oyun parası ve kutu alabiliyorum.” gibisinden yardımcı olmuştum. Onlar da teşekkür edip oynamaya devam etmeme izin vermişlerdi. Nasılsa hiçbir şey yapamıyordum, diğerlerinin oyununu etkileyemezdim ya? Tabi bu banı yedikten sonra “Buraya kadar mı?” diye soran bir e-mail daha attım. Daha önce izin vermiştiniz her halde caydınız dedim. Önceki mesajlaşmalar 1-2 günde gerçekleşirken tekrar özür dileyip banımı açmayı teklif ettikleri mesaj 10 dakika sonra geldi 😀 Mesaj dediysem mail işte. Ama ortada bir sıkıntı vardı. Sıralamaya girecek kadar yüksek puan alma demişlerdi bu sefer. Anlaşılan yeni modlara daha az müdahale ediyorlardı. Diğer oyuncuları kaçırmamak ve adil bir sıralama için… diyordu mailde. Hasterolog oradan 😀

Neyse, hesabı açtırdım, o kadar uğraştım hile de olsa. Arada bir beklerken falan 3-5 dakka girip bir şeyler patlatıp çıkıyorum. Bu tecrübe sayesinde de bedava oyunlara artık acınası bir öcüden ziyade korkunç bir canavar gözüyle bakıyorum. Sonuçta bu oyunların hedef kitlesi ya ailesinin parasıyla geçinen çocuklar ya da yeni maaş almaya başlamış, dünün çocukları. İkisi de paranın değerini o kadar iyi bilmiyorlar ve sadece bu gibi insanlardan cüzi miktarlar koparmak bile çok çok yeterli demek ki…
#mobiloyun #Microtransactions

BeğenFavori PaylaşYorum yap

(ÇÖZÜM) Microsoft Mağazası Diğer Disklere Uygulama / Oyun Yükleyememe

Bu benim sorunumu çözme şeklimdir, herkeste çalışırmı bilmiyorum ama umarım işinize yarar. Eğer diğer disklere dokunmadan sadece C:'ye format attıysanız klasör izin ayarlarında bir sorun var demektir. bunu düzeltmek için diğer disklerin izin ayarlarını varsayılana almalıyız.

-Başlat'a yazarak veya Windows + R kısayoluyla açılan panele cmd yazarak komut satırını açın.

-Bütün diske, içindeki her şeye bu ayarı uygulamamız gerek. Örnek olarak D sürücüsü için kod bu. Bu kod sadece izinleri sıfırlayacak, dosyalarınızı silmeyecek. İzinleri Windows varsayılanına getirecek.

  • icacls D: /reset /t /c /l

Kodu kopyalayıp komut satırına CTRL + V ile yapıştırabilirsiniz. D yerine diskiniz kodu neyse onu yazmalısınız. Kolay gelsin.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Asus Modemler için Millenicom VDSL Modem Kurulumu

Millenicom kullanan arkadaşlara yardımcı olmak amacıyla bu bilgileri paylaşıyorum. Zira bu tarz modemlerde kullanıcı adı ve şifre ikilisinin dışında bazı bilinmesi gereken ayarlar mevcut.

Öncelikle, eğer modemi sıfır almayıp daha önce başka bir bağlantıyla modemi kullanıyorsanız, cihazı resetlemeniz (fabrika ayarlarına dönmeniz) gerekiyor. Neden bilmiyorum, ama modemi resetleyene kadar internet bağlantısını sağlayamadım. Her halde bir hata oluyor. Yine de emin olmak için fabrika ayarlarına dönmek iyidir.

Modeme erişiminiz varsa arkasındaki reset deliğine kürdan, ataç yada iğne gibi bir şey sokarak modemi resetleyebilirsiniz. Eğer erişiminiz yoksa yazılımsal olarak da bu işi aşağıdaki adımları takip ederek halledebilirsiniz:

  1. Bunun için internet tarayıcınızın adres kısmına 192.168.1.1 yazıp açılan sayfaya modemin kullanıcı adı ve şifresini girerek modeme giriş yapıyoruz. Modemi ilk defa kuruyorsanız zaten sizden hemen bir k. adı - Şifre belirlemenizi istiyor.
  2. Açılan sayfadan sol taraftaki “Yönetim” ayarını açın.
  3. Üstte bulunan “Ayarları Geri Yükle” sekmesine gelip “Fabrika varsayılan ayarları”nın yanındaki geri yükle butonuna basıp onaylıyoruz.

Resetledikten sonra modeme erişmek için tekrar kullanıcı adı ve şifre oluşturup giriş yaptığımızda karşımıza hızlı kurulum sihirbazı geliyor. Ayarlar aşağıdaki gibi olacak.

-Ülke: Turkey

ISP: Turk Telekom (VLAN ID 35)

Hizmet: VDSL

Daha sonra “İleri” tuşuna basarak sonraki adıma geçelim. Bu adımda Millenicom tarafından size SMS ile gönderilen kullanıcı adı ve şifreyi yazıyoruz. Modemin şifresini yada kablosuz bağlantı şifresi değil, karışmasın.

Kullanıcı adı şu şekilde olmalı:

                “rakamlar” + “Harfler” + “rakamlar” + “@millenicom” 

Örneğin:
Kullanıcı adı: 1234abcd1234567890@millenicom
Şifre             : AB1234567890

***"Millenicom" şeklinde yazdığınızdan emin olun. Milenicom yada Milennicom değil. Şifre ve isim yazarken büyük harf - küçük harflere dikkat edin. Size ne gönderildiyse aynısını yazın. Tekrar “İleri” tuşuna basın.

Bu adımda kablosuz ağın adını ve şifresini belirleyeceğiz. İsim çok önemli değil ama şifresi 123456789 gibi herkesin hemen bulabileceği bir şey olarak ayarlamayın. Ağ güvenliği önemli 😊 Sayılara ek olarak en az bir harf, bir büyük harf ve bir sembolden oluşan bir şifrenin kırılması çok zordur, öneririm. Modeminiz destekliyorsa 5ghz kablosuz bağlantı için de ayar yapmalısınız, bu ayarlar sizde yoksa da sorun değil.

Tekrar “ileri” tuşuna bastığımızda karşımıza bir özet ekranı gelecek. Bilgilerinizi kontrol edip bir hata yoksa tamamlayın, bu kadar. Daha sonra hattınıza göre 1-3 dakika içinde internetin gelmiş olması gerekiyor. Bazı durumlarda bu 5 dakika kadar da sürebilir, sabırlı olun.

Kurulum bilgilerini sağlayan mesajın gelmesinin hemen ardından internet gelmiyor, yarım saat kadar bir süre gerekebiliyor, buna da dikkat edelim. Her şeyi yukarıdaki gibi yaptınız, yine de internet alamadıysanız; evinizdeki kabloların sağlığından eminseniz yapabileceğiniz pek bir şey yok. Müşteri hizmetlerini arayıp arıza kaydı başlatmak ve bolca dua etmek gerekiyor.

İyi günler diliyorum.

-

-

Google amca daha kolay bulsun diye anahtar kelimeler:
millenicom vdsl ayarları
asus vdsl ayarları
Vlan id

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 15 / 20

Her zevke göre anime önerileri 1: Seinen

Öncelikle hiç anime izlememiş, başlamayı düşünen arkadaşlar için bir not düşmek istiyorum. En güzel animeler bile yer yer, kelimenin tam anlamıyla “japon kafası” diye tabir edilebilecek, “bu ne be?” dedirtecek, saçma ve gereksiz atraksiyonlar içerebilir. Bunun bilincinde olarak, o tarz kısımları görmezden gelerek izlenmesi gerekiyor.

Bu bloğumuzun konusu ise daha çok orta yaş erkeklere hitaben hazırlanan, Seinen türü animeler olacak. @norego adlı arkadaş için liste hazırlamaya karar vermişken bloğa dönen bu yazı için kendisine teşekkür edebilirsiniz 😛 Spoiler vermeden, olabildiğince üstü kapablı bir şekilde anlattım. Umarım hoşunuza gider.

Sadece kendi izlediğim animelere göre, kendimce önerilerde bulunacağım için, “listede şu niye yok, bu animeyi nasıl yazmadın?” gibi düşünmeyelim lütfen. Bu önsüzden sonra konuya girebiliriz sanırım. Liste karışık olarak ilerleyecek, zira aralarından birinci seçmeye ayıracağım zaman ile başka bir blog daha hazırlanır 😀

 

Rainbow: Nisha Rokubou no Shichinin

Yıl: 2010

Bölüm sayısı: 26

Stüdyo: Madhouse

MyAnimeList Puanı: 8.58

1955 yılı, savaşlardan yorulmuş bir Japonya’da, Shounan Özel Islah Evi’nde yaşam savaşı veren sözde suçlu çocukları anlatıyor. Şartların ağırlığını neredeyse olduğu gibi gözler önüne seren, genel izleyici kitlesini rahatsız edebilecek öğeler içeren bir yapım.  Hasta ruhlu, psikopat tiplerle karakterlerimizin mücadelesini anlatan çok başarılı bir hikayesi var. Yer yer çektikleri acılara, hayallerinin yıkıldığına, yer yer birlik olup üstesinden geldikleri sorunlara şahit oluyoruz. Gurubun abisi diyebileceğimiz, karizmatik ağabeyin kanatları altında gelişen dostlukları izleyip gardiyana ve diğer şeref yoksunu tiplere söveceğimiz bu animeye benim puanım 10/10.

 

One Punch Man

Yıl: 2015

Bölüm sayısı: 12

Stüdyo: Madhouse

MyAnimeList Puanı: 8.71

Kendini saçları dökülene kadar çalışmaya zorlayıp, istemeden aşırı güçlenen biri, dünyayı kötülere karşı savaşırken ne kadar eğlenebilir? Savaştığı herkes tek bir yumrukta ölecekse, o kadar çabanın ne anlamı kalır ki? Hikaye savaşmaktan artık zevk almayan bir süper kahramanı ve yaşadıklarını komedi çatısı altında işliyor.

Saitama, ana karakterimiz, anime dünyasındaki uzun mu uzun süren dövüşlere, rakibiyle dövüşmekten çok konuşan, ona methiyeler dizen karakterlere, ne olursa olsun sonunda işin tek bir darbede bittiği yapımlara tepki olarak doğdu. Yer yer karizmatik, yer yer 2 çizgiyle çizilmiş suratıyla bu tepkiyi daha da tiye alarak gösterdi.

Şahsen komedi izlemek isteyenler ve ya çok fazla anime izleyip sıkılan, farklılık arayan insanların bu animeyi izlemesini öneririm. Onun dışında saf anime olarak o kadar da başarılı değil. Ama tamda bu yüzden çok başarılı bir iş olmuş. Puanım 10/10

 

Boku dake ga Inai Machi

Yıl: 2016

Bölüm sayısı: 12

Stüdyo: A-1 Pictures

MyAnimeList Puanı: 8.54

Hemen her insan, “keşke geçmişe dönüp de şu hatamı düzeltebilsem” diye en azından bir kere düşünmüştür. Anime de bu konu üzerinden işliyor. Tabi bu sefer biraz daha önemli.

29 yaşındaki ana karakterimizin çok özel bir yeteneği var. Zaman zaman, kendi isteği dışında zamanda geriye gidip kendi çocukluğuna dönebiliyor. Nedenini sorgulamaktan çok, yaşananları değiştirmekle ilgileniyor. Zira 18 sene önce, zamanda geriye gittiği 1988 yılında, kaçırılan ve bununla bağlantılı olduğu düşünülen bir seri çocuk cinayetini çözüp çocukları kurtarmaya çalışıyordur, kendi arkadaşlarını.

Biraz Sherlock’culuk oynuyor seri. Gizem havasını iyi yansıtıyor. Ancak çözümlemesi bir o kadar sıkıcı. Yani, daha finale gelmeden çok önce suçlunun kim olduğunu anlayabiliyorsunuz. Öyle çok dikkatli olmanıza da gerek yok. Finali de öyle efsane değildi yani. Benim puanım 8/10.

 

One Outs

Yıl: 2008

Bölüm sayısı: 25

Stüdyo: Madhouse

MyAnimeList Puanı: 8.39

“Bir kumarbaz kafasını kullanarak ne kadar farklı taktikler geliştirebilir?” sorusuna beysbol üzerinden yanıt arıyoruz. One outs isimli, sokak arası oynanan bahisli bir tür beysbol oyunu vardır. Bir atıcı ve topa vurmaya çalışan bir vurucu, 3 kere ıskalarsan kaybedersin. Ama bir kere vurabilirsen para senindir şeklinde işler. Ana karakterimiz ile burada karşılaşıyor, onun gerçek bir takıma girişinin sebeplerini görüyoruz.

Pek çokları gerek spor temalı olduğundan, gerekse beysbol gibi bize yabancı bir oyun içerdiğinden dolayı burun kıvırıyor bu güzelim animeye. Oysa çok güzel işlenmiş zeka oyunları içeriyor. Kendini çok ciddiye alan ve bunu çok rahatsız etmeden yapan bir yapım. Puanım 9/10.

 

Akira

Yıl: 1988

Bölüm sayısı: 1

Stüdyo: Tokyo Movie Shinsha

MyAnimeList Puanı: 8.17

Günümüzü tasfir eden, tam olarak 2019’da geçen distoptik bir başyapıt. Günümüzde bile hala geçerli olan çok kaliteli çizimleriyle, yarattığı evren ile çok başarılı bir yapım. Yani buraya bir şeyler yazmaya kalksam, sadece övgü çıkar ağzımdan.

Yıl 2019. 3. Dünya Savaşı'ndan 31 yıl sonra. Yıkılan Tokyo yerine yapılan Neo-Tokyo'da kaos hüküm sürmektedir. Polis ve hükümet güçleri yeraltı örgütlerine karşı mücadele etmektedirler.

Interstellar gibi, ilk izlendiğinde n’oluyoruz dedirten, senaryosu güçlü bir anime. Puanım 9/10

 

Drifters

Yıl: 2016

Bölüm sayısı: 12

Stüdyo: Hoods Drifters Studio

MyAnimeList Puanı: 8.03

Kendi zamanlarında, savaşırken ağır yaralanan önemli savaş komutanlarının sürüklendiği bir boyut vardır. Drifters(sürüklenenler) olarak adlandırılan bu insanları ve onların savaşlarını izleyeceğiz. Tarih boyunca gördüğümüz bazı pis işlere, savaşın karanlık yüzüne tanık olacağız. Tabi tarih dersi kıvamında da değil. Hikayede öne çıkan bir ana karakter yerine rolü paylaşan birkaç kişi var. İzlemesi çok keyifli bir yapım.

Pek tabi japon yapımı olmasından ötürü onları ilgilendiren önemli kişiler çıkıyor ortaya. Yoksa bir Napolyon, bir Atatürk yok tabiki 🙂 Puanım 9/10.

 

Tate no Yuusha no Nariagari

Yıl: 2019

Bölüm sayısı: 25

Stüdyo: Kinema Citrus

MyAnimeList Puanı: 8.47

Öncelikle, bu hala devam etmekte olan bir animedir. Her hafta beklemesi adamı kanser edebilir. Aceleniz yoksa sene sonuna doğru, bittiği zaman izleyin.

Kendisi beni çizgi roman okumaya başlatan inanılmaz bir mangaydı. Animesinin çıkacağını duyunca okumayı bırakıp sabırla beklemeye başladım ve NİHAYET! Geldi gönlümün efendisi.

Klasik, başka bir dünyaya ışınlanma hikayesi. 4 karakter alternatif Japonyalardan bu evrene çağırılır. Amaçları dalga dalga gelecek olan düşman saldırısına karşı ülkeyi ve dünyayı korumaktır. Kılıç, mızrak, ok ve kalkan kahramanları olarak 4 kahraman şeklinde anılırlar. Ancak çağırıldıkları ülkedi çarpık inanç sonrası kalkan kahramanı dışlanır, iftiraya maruz kalır. Yani bu gerizekalılar gurubun tankını, en önemli kısmını yok sayarlar. Bizde bu yapımda kalkan kahramanını ve başından geçenleri izleyeceğiz.

İlk bakışta sıradan bir anime gibi duruyor. Ancak yine listedeki diğer animeler gibi kurduğu atmosferiyle sizi etkileyeceğini düşünüyorum. Sword Art online’dan alıştığımız çocuksu kurgu burada yerini ciddi ve karmaşık bir yapıya bırakıyor.

Daha 3 bölümü çıktı, şimdilik puanım 10/10.

 

Trigun

Yıl: 1998

Bölüm sayısı: 26

Stüdyo: Madhouse

MyAnimeList Puanı: 8.30

Kendisi aslen seinen türünde olmasa da çok yakından göz kırptığı için listenin sonuna iliştireyim dedim.

Çok uzun zaman sonra, çok uzak bir gezegende geçen, kovboy temalı bir anime. Böyle bakıldığında Star Wars: Red Kit edition gibi duruyor ama öyle çakma bir iş değil.

İstemeden kötü nam salmış ama aslında iyi birisi olan, başarılı bir “kovboyun” hayatını izleyeceğiz. Futuristik silahlarla ve Mad Max benzeri atmosferiyle sizi kendine bağlayacaktır. Tek sorun, eskiliğinden ötürü düşük kalitede ve 4:3 ekran formatında olması. Bu yüzden isteyenler 2010 yapımı, özet kıvamındaki Trigun: Badlands Rumble animesini inleyebilirler.

***

Aslında bu listede Helsing gibi animeler de olmalıydı ama izlemedim işte. Aslına bakarsak bu türü neredeyse hiç izlememişim ben. Neyse, ilk bölüm olması, kısa olması benim de işime geldi doğrusu. İlerleyen bloglarda görüşmek üzere efendim, iyi seyirler.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 11
  • KirbiT @kirbit

    #animetavsiyesi
    Bu tag altında da bir miktar öneri var

  • Ekrem @huseyinekrem

    @norego Ne demek efenim 🙂 Başka öneri isterseniz megalo box animesini değerlendirebilirsiniz. Aslında yeni bir anime ama nostaljik hava vermek adına 480p'ye downscale edilmiş. Bunun kadar über değil, ama yine çok iyi. Tabi o kadar derin bir konusu yok.

  • Todoroki @todoroki

    Anime olarak önerecegim:Code Geass Aşırı surukleyici-kiseijuu ayrıca güzel-Inuyashuki guzeldir 1 solukta bitirirsiniz.3 ude bilim kurgu ve her bolumu mukemmel sıkmaz naruto gibi

  • Faruk @talebekedi

    Ben de bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine Berzerk'i izliyorum bu aralar. Ortaçağ Avrupa'sında geçiyor ve feodal savaşları anlatıyor. Bununla beraber diziye gizemli hoş bir hava katan bazı fantastik ögeler de içeriyor. Ayrıca karakterlerin iç dünyalarına dair güzel çözümlerde var. 97-98 yıllarında çekilen 25 bölümü izledim. Sırada Golden Age üçleme filmi ile 2016-2017 yıllarında çekilen bölümler kaldı. Açıkçası hoşuma gitti, belki bittikten sonra çizgi romanını da okuyabilirim. Dünyada en çok okunan manga serilerinden birisiymiş Berzerk. Peki siz ne düşünüyorsunuz Berzerk hakkında, izlemiş miydiniz? 🙂

Ready Player One Film Değerlendirmesi

Bir film düşünün, içinde sanal eğlence dünyasından pek çok karakterin arka planda oynadığı. Filmin özeti bu işte... Spoiler içerir, okumak isteyen buyursun.

Öncelikle işin teknik tarafına değinmek istiyorum. Filmi Antares Cinemaximum'da izledim. Standart 3D film, Türkçe dublaj. Ses sanatçılarımız işini iyi yapıyor, gerçekten yani seslendirmeler çok güzel olmuş. Ama o görüntüler neydi öyle. Bu kadar ekşının döndüğü bir filmde o takıla takıla ilerleyen, 15FPS'miş gibi görünen dandik 3d teknolojisinin kullanılması yasa dışı sayılmalı. Sorun aslında odağın dışındaki nesnelerde göze batıyor ki bu kadar yan karaktere özen gösterilen bir filmde inanılmaz rahatsız edici oluyor. Bir de bazı durağan konuşma sahnelerinde odaktaki karakterlerin dışında, arkaplan gözlüksüz 3d izliyormuş gibi kat kat görünüyordu.

Tabi bu görüntü kusurlarının hepsi dandik sinemadan kaynaklı, yapacak bir şey yok. Avangers geldiğinde IMAX'i denemek şart oldu, öyle de yapacağım.

Konusu çok güzel filmin. Sanal gerçekliğin potansiyelini abartılı da olsa göstermeyi başardı diyebilirim ama senaryonun işlenişi rezalet. Ne kadar klişe varsa doldurulmuş. Ama biliyor musun? Sorun klişeler değil, gereksiz yere kullanılan saçma klişeler. Finalde esas oğlan kızı öpecek yani bunun kaçarı yok 😀 Ama tam yeri gelmişken, klişe bir şekilde eylemin gerçekleşmesi gerekirken erteliyorlar. Daha sonra da sanki ağır romantizm filmiymiş gibi saçma öpüşme sahneleri kullanıyorlar. Tamam yalan yok, sahneleri beğendim ama yeri önemli be.

Sitemlerimden sonra, filmde hoşuma gidenleri söyleyebilirim. Genç yaşıma karşın(23) retro oyunlara saçma bir ilgim var ve kendi zamanımın oyunlarını da severek oynamış, takip etmiş biriyim. Tanıdık yüzleri görmek çok hoş oldu doğrusu. Hani Owerwatch'dan Tracer da var, Halo'dan Master Chief'de var. Iron Giant'tan tut, japon klasiği Gundam'a kadar bir sürü var. Bir videoda 200'ün üzerinde oyun ve filmlerden karakter konulduğu söyleniyordu, doğru. Final oyununun'da ilk easter egg içeren Atari 2600 oyunu olduğunu da söylemeliyim. İSmi aklıma gelmedi şimdi oyunun. Birde esas ablanın oyun içi avatarı çok hoş.

Evet, filmin yarısı 3d sanal bir dünyada geçiyor yani buna bir animasyon filmi demek yanlış olmaz. Ancak içeriği kesinlikle 13+ hatta dahabile üst olabilir. Yapılan espiriler, korkunçlu abla içeren sahneler falan, pek genel izleyici için değil. Filmin başında 13 yaş altı velisiyle izlesin diye uyarı var ama işte kim takar. Kadının biri 8 yaşındaki kızıyla geldi oturdu en öne. Korku filminde geçen sahnede bıçakla milleti kovalayan cadıyı en önden izledi kız.

Filmin en güzel sahnesi tabiki final savaşı. Koca gezegende, Dune gezegeni, iki taraf birbirine giriyor. En atraksiyonlu sahneler de burada zaten. Animasyon olmasının verdiği rahatlıkla fazla abartmışlar ama kabul edilebilir.

Aklımda kaldığınca spoiler vermemeye çalışarak özetlemeye çalıştım duygularımı. Son olarak puanlarsak:

CGI : 10/10
Hikaye: 8/10
Senaryo 5/10
Esas abla: 9/10
Esas oğlan 7/10
Bir daha 3d filme gitme ihtimalim: 2/10

Esas oğlan oyun içinde artizzz, dışarda pısırık görünümlü bir tip. Klasik yani, hiç bir özelliği yok. Ondan biraz puan kırdım ama elinden geleni yapmış 🙂

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 11
  • lterlemez :) :\ :( @lterlemez

    Ekran ne kadar büyük olursa olsun, salon da o kadar büyük oluyor ve bu yüzden ekran, oturduğunuz yere göre değişse de gözlüğün içeriğini (yani gözünüzü) doldurmuyor. Bu nedenle de (en azından bende öyle) sürekli 3B odağını kaybediliyor. Böyle olunca da film çekilmez oluyor. Ben Yıldız Savaşlarını bu şekilde (maalesef yine) izledim ve hiç tatmin olmadım. Salonun kesinlikle ekran boyutlarına oranla küçük olması ve sanırım ekranın görüntüyü bozmayacak şekilde içbükey olması gerekiyor. Aksi halde 3B filme bir daha gitmeyeceğim (işin kötüsü 2B gelen film sayısı da azalmaya başladı).

    •   @pauselife

      Çok arkalara mı oturuyorsunuz. Imax salonda F-G sıraları ve tam ortalayınca iyi oluyor. Ben acil çıkış kapısını üstündeki exit ışığından bile rahatsız oluyorum. Ayrıca gözlükler polerize olduğu için perdeden tavana yansıyan ışığı gözlüğün sol tarafı engelliyor ama sağ tarafı engellemiyor. Aydınlık sahnelerde sürekli tavanın dekoru parlıyor.

    • lterlemez :) :\ :( @lterlemez

      @pauselife; Çok fark etmiyor genelde. Ekranın kesinlikle görüş alanını doldurması gerekiyor, doldurmayınca, mesela görüntü değişimlerinde 3B odağını kaybediyorum. Alışana kadar da sahne geçiyor.

  • lterlemez :) :\ :( @lterlemez

    Şu an için sadece animasyon filmlerde tam olarak 3B rahat izlenebiliyor. Gerçek hayat çekimlerinde çok bozuluyor 3B odağı...

  • Murat Yeniköylü @myenikoylu

    IMAX de izledim, çok iyiydi. Tabi filmden önce yayınlanan imax in fragmanı kadar değil. keşke filmlerde o fragman kadar 3D olsa. Filmin sanal dünyada geçen kısımları gerçek dünya çekimlerinden kat ve kat daha iyiydi. Zaten fragman bitip film gerçek dünya çekimleri ile başladığında dumur oluyorsunuz. Sonra sanal dünya görüntülerinde fragmana yakın diyebileceğim görüntüler izledim. iyiydi yaa.

  • Bartolomeo d'Alviano @nzmny

    Kitabını okumanızı tavsiye ederim. Filmde orjinal konuyu dağıtıp, üstünden geçmişler.

1. GELENEKSEL BİM SAVAŞLARI: GOFRETLER

😛

Resimde de belirttiğim üzere, sıralama zaten belli ancak, neye göre bu sıralamayı yaptığımı da yazmak isterim.

(0,5₺)Cizmeci Time: Wafer Master

"İnce, pastalara dökülen kuru hindistan çevizi sosuna bezenmiş kakao kaplamasına sarılan gofret yaprakları ve aradaki ağız dolduran krema..."

Paketi açtığımızda bizi elimize saçılan hindistan cevizi tozu karşılıyor. Biraz yaklaşıp kokladığınızda ise benim beğendiğim, hindistan cevizine benzeyen o kokuyu alabiliyorsunuz.

Boyut olarak en büyük olanı. Hem hacim, hemde gramaj olarak(40) rakiplerinden ayrılıyor. Aradaki krema alıştıımız gofretlerden farklı. Sanki Ülker Gofretin kakaosuz hali gibi. Gofretin kendisi ağızda dağılıyor, ucuz centrolar gibi yapışıp kalmıyor birbirine.

(0,5₺)Centro Beyaz / Çikolatalı Gofret

"Pek bir özellikleri yok."

Kupkuru, ucuz gofret dersem yalan söylemiş olurum. Ama bu seviyenin üstüne ucu ucuna çıkabiiyor. 36gr olan ağırlığı yerken hissedilmese de, yazmadan geçilmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Çikolatalı olan gerçekten güzel kokuyor, yani baya bildiğin çikolata kokuyor. Ama tadi içler acısı. Ne çiğnerken tam gofret tadı veriyor, ne çikolatasının lezzeti fiyatı doğrultusunda.

Beyaz olan farklılıklarıyla bir kaç puan alıp öne geçmeyi başardı. İyi değil, ama farklı. Neredeyse kokusuz, tat olarak diğerlerinden açık ara hafif. Yaşlıların dondurmacıya gidip "Beyaz var mı?" diye istedikleri vanilyalı dondurma edasını taşıyor biraz.

Ülkerin gofretine ilk zam geldiğinde bunlar yarı fiyatına denk geliyordu. O zaman güzel bir tercihti. Ama şimdi almanın alemi yok.

(0,7₺)Ülker Çikolatalı Gofret

"Tek başına yediğinde bir fark hissetmiyor insan. Ama diğerlerinden sonra yenince 20 kuruşluk farka değdiğini anlıyorsunuz."

Bildiğimiz, Didoların' Caramio'ların yanında görünce burun kıvırdığımız, ailemizin gofreti. Isırdığımda hissettiğim o çıtırtı,o dağılma... Çikolatanın kendisi zaten lezzetli, kokusu çok güzel. Böyle kıyaslayarak bakınca ne kadar güzel bir gofret olduğunu hatırladım. Hoş, çok yerseniz ağızda bıraktığı toz şeker tadı sevilecek bir şey değil ancak, dozunda bırakmak lezzetine lezzet katıyor diyebilirim.

Evet, böyle bir şey yapmak ilk bakışta aptalca geliyor, biliyorum. Ama şimdi kıyaslama yapınca gerçekten arada farklar olduğunu farkettim. Yani zaten Ülker gofretin daha iyi olduğunu biliyordum ama, daha detayına inmek hoşuma gitti doğrusu. İleride TS'ye yarışır olanı, daha teknolojik olan şeylerin kıyaslamasını yapabilirim. Led ampuller falan var sonuçta.

#bim #inceleme #gofret #mizah #konudışı

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 33

Gamepad Destekleyen Android Oyunları Listesi

Şimdiye kadar, elimde olan gamepad ile denediğim hemen her gamepad ile çalışan ve onları destekleyen oyunların bir listesini tutmaya karar verdim. Siz de yorum yaparak eklemelerde bulunursanız güzel bir katalog çıkarmış oluruz.

Oyun Listesi

Asphalt Serisi (Marka Gamepad istiyor 5. oyun ve sonrası. Yine de bazıları çalışıyor)
Modern Combat Serisi (Marka Gamepad istiyor 5. oyun ve sonrası.)
Madfinger Games'in Oyunları (Shadowgun, Dead Trigger, Unkilled ve devam oyunları)
PPSSPP PSP Emulatörü
Dolphin Wii-Gamecube Emulator
Diğer çeşitli emulatörler (Nintendo 64, GBA, PSX, Nes)
Goat Simulator Ailesi
Dungeon Hunter Serisi
Subdivision Infinity (Galaxy on Fire alternatifi)
Real racing 2-3
Assoluto Racing
Traffic Rider
Vector Unit Oyunları (RiptideGP, Beach Buggy ve devam oyunları)
Çeşitli MMO’lar
Rules of Survival
GTA Serileri
Max Payne
Bully Scholarship Edition
BombSquad
Hemen hemen bütün Gameloft oyunları.
Fahrenheit
Soul Knight
Life is Strange
Reckless racing serisi
Grimvalor
Dead Cells
Rush Rally 2-3
MadOut2 BigCityOnline
Sky: Children of the Light
Oddmar (Marka Gamepad istiyor.)

#kenardadursun #gamepad

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 11 / 75
Ekrem paylaştı.

Almanların canı sağ olsun

"Türkiye'de hiçbir başarı cezasız kalmaz."

Bu sözü gün geçtikçe daha iyi anlıyorum.
Belki de Türkiye'nin en önemli kamu şirketinin, bir işletmesinde makine teknisyeni olarak işe başladım. 2 ay olacak başlayalı. Sistemin ne kadar topal olduğunu gördükçe saçımı başımı yoluyorum.

 

Makine-mekanik ustaları ne kadar da biz yaparız demelerine rağmen bazı büyük arızalar ihaleye veriliyor. Yeterli zaman imkan verilse; o milyar dolarlık makineler sıfırdan yaparlar.

O makinelerden biri 1998 yılında aynı arızayı veriyor. Devletin demir çelik fabrikalarında gerekli olan parçalar üretiliyor, buradaki atölyelerde çalışıyor. 4 aylık bir süre zarfında yapılıyor. Devlet, Alman şirketlere vereceği paranın çok cüzü bir kısmına her şeyi tamamlanıyor.

3 sene önce başka bir birimin çok önemli bir sistemi tümden bozuluyor. Yapım maliyeti yine milyar dolar çapında. O zamanın işletme müdürü rest çekip yaptırıyor. Dışarıya gidecek paralar devletin kasasında kalıyor.

Sonuç; Müdür ve kurul malulen emekli ediliyor.

Baharda o arızalı makinenin ihalesi var. Yapabileceğiniz işi gidip Alman'a yaptıracağız.

Öyle çok karışık, teknolojik makiler değil. Hepsi 80 model.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 18

Hometech Garanti Servisi Hikayem

#hometech #garanti #laptop
Sizlere bir hikaye anlatmak istiyorum. Hometech'e garanti kapsamında ürün göndermemi. Hikaye diyorum çünkü karşılıklı olarak güzel duygular yaşadığımızı düşünüyorum. Yani gerçekten, küfürleşme anlamında değil 😀

Laptobun kutusuna #bilendenal dan öğrendiğimiz taktik üzerine 3 adet CafeCrown fındıklı koydum. Onlardan bir şey alınca kahve yollamaları çok hoş bir davranıştı, benim çok hoşuma gidiyordu. Aynı duyguyu bende garanti merkezinde çalışanlara yaşatmak istedim. Sonuçta onlarda düşük ücretle çalışan insanlar. Biz burada arkalarından atıp tutuyoruz, ama onlarında insan olduğunu unutuyoruz. Bazıları gerçekten gıcık tabiki, ama bazıları da gerçekten iyi insanlar. İsmini kendime saklayacağım çünkü bu olay sonucu üstlerinden kötü tepki görebilir.

Neyse, laptobun başına gelenleri, neden kullandığımı ve ricalarımı içeren bir not ile gönderdim laptobu. Daha önce tahmini fiyat sorduğumda 50tl demişlerdi. Bense 100'lirayı gözden çıkarmıştım çünkü yalama olmuş vidayı matkapla çıkarmaya çalışırken becerememiş, sinirden kasaya delik açmıştım.

Neyse, 2 gün önce, 25 ekimde arandım. Ancak derse olduğum için e-posta atabilirlerse daha çabuk yanıt alabileceklerini söyledim. Gelen e-postayı şuraya bırakayım.

Mutlu oldum, yani gerçekten beklenmedik bir haraketti. Artık samimi notumdan dolayı mıdır, hediyemden dolayı mıdır yoksa ilk defa böyle bir kullanıcıyla, sürprizle karşılaştıkları içinmidir bilmiyorum. Ama şu yaşadıklarım beni markaya daha sıcak bakmaya yönlendirdi. "Bundan sonra ölsem almam" diyordum. Artık önceliklerimden biri olacak. Aral düşmanlığım sona ermiş değil tabi ki. Sadece bu koldan para kazanmalarına izin veriyorum 😛

Geri gönderirken güzelce paketleyip yollamışlardı. Kutuyu açtım. Yazdığım notu geri yollamışlar, altında el yazısıyla teşekkür ediyorlardı.

Değişimi yapılan parça klavye, dolayısıyla komple klavyenin çerçevesi olduğu için matkap deliği de gitmiş oldu. Şimdi önden bakınca sıfır km olarak gözüküyor. Tek bir kusuru var. O da trackpad'in kenarının bir kaç milim kalkmış olması ki bir sorun teşkil etmiyor. Hem çalışıyor, hem de fare ile kullanıyorum zaten, dert değil.

Buradan çıkarılacak bir ders varsa o da yetkili servis çalışanlarınında insan olduğudur. Muhtemelen asgari ücretle çalışan senin benim gibi kimseler. Bu yüzden hemen taarruza geçmeden önce tatlı dille yaklaşmanın daha etkili olacağını anladım.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 7

Türkiye'de satılan VS yurt dışı Galaxy on7 Prime Benchmark Karşılaştırması

Devamı uzun, hemen basma 😀
Download ekranındaki yazıların çince olmasından yola çıkarsak, cihazın çinde satılan model olma ihtimali yüksek. Hacdan gelirken getirilmiş olup, temizinden 149.20 TL Pasaport kaydı ile toplamda 949.20 TL'ye elime ulaştı. Dışardan aynı görünüyorlar ancak yurt dışı modeli (SM-G6100) Snapdragon 625 ile geliyor. Bizde satılanı ise (SM-G610F) Exynos 7 7870 modeli. Pil testi hariç her testi yaptım. Üsttekiler Türkiye modeline ait sonuçlar.

Antutu

 

GeekBench CPU

 

Geekbench GPU

 

3D Mark Work 2.0

 

3D Mark Sling Shot Unlimited

 

3D Mark Ice Storm Unlimited

 

Basemark

 

Androbench

Sonuçlara göre hemen hemen her testte Çinli model bizimkini pataklamış, özellikle işin içine GPU girince. Geekbench'te çoklu çekirdekte çuvallamış bildiğin ama tekli çekirdekte yine önde. Orada neden öyle olduğunu ben de anlamadım.

Edit: Eklemeyi unutmuşum. Bu da bonus 😀 İsmi Luka Luka Bench.

BeğenFavori PaylaşYorum yap