Her zevke göre anime önerileri 1: Seinen

Öncelikle hiç anime izlememiş, başlamayı düşünen arkadaşlar için bir not düşmek istiyorum. En güzel animeler bile yer yer, kelimenin tam anlamıyla “japon kafası” diye tabir edilebilecek, “bu ne be?” dedirtecek, saçma ve gereksiz atraksiyonlar içerebilir. Bunun bilincinde olarak, o tarz kısımları görmezden gelerek izlenmesi gerekiyor.

Bu bloğumuzun konusu ise daha çok orta yaş erkeklere hitaben hazırlanan, Seinen türü animeler olacak. @norego adlı arkadaş için liste hazırlamaya karar vermişken bloğa dönen bu yazı için kendisine teşekkür edebilirsiniz 😛 Spoiler vermeden, olabildiğince üstü kapablı bir şekilde anlattım. Umarım hoşunuza gider.

Sadece kendi izlediğim animelere göre, kendimce önerilerde bulunacağım için, “listede şu niye yok, bu animeyi nasıl yazmadın?” gibi düşünmeyelim lütfen. Bu önsüzden sonra konuya girebiliriz sanırım. Liste karışık olarak ilerleyecek, zira aralarından birinci seçmeye ayıracağım zaman ile başka bir blog daha hazırlanır 😀

 

Rainbow: Nisha Rokubou no Shichinin

Yıl: 2010

Bölüm sayısı: 26

Stüdyo: Madhouse

MyAnimeList Puanı: 8.58

1955 yılı, savaşlardan yorulmuş bir Japonya’da, Shounan Özel Islah Evi’nde yaşam savaşı veren sözde suçlu çocukları anlatıyor. Şartların ağırlığını neredeyse olduğu gibi gözler önüne seren, genel izleyici kitlesini rahatsız edebilecek öğeler içeren bir yapım.  Hasta ruhlu, psikopat tiplerle karakterlerimizin mücadelesini anlatan çok başarılı bir hikayesi var. Yer yer çektikleri acılara, hayallerinin yıkıldığına, yer yer birlik olup üstesinden geldikleri sorunlara şahit oluyoruz. Gurubun abisi diyebileceğimiz, karizmatik ağabeyin kanatları altında gelişen dostlukları izleyip gardiyana ve diğer şeref yoksunu tiplere söveceğimiz bu animeye benim puanım 10/10.

 

One Punch Man

Yıl: 2015

Bölüm sayısı: 12

Stüdyo: Madhouse

MyAnimeList Puanı: 8.71

Kendini saçları dökülene kadar çalışmaya zorlayıp, istemeden aşırı güçlenen biri, dünyayı kötülere karşı savaşırken ne kadar eğlenebilir? Savaştığı herkes tek bir yumrukta ölecekse, o kadar çabanın ne anlamı kalır ki? Hikaye savaşmaktan artık zevk almayan bir süper kahramanı ve yaşadıklarını komedi çatısı altında işliyor.

Saitama, ana karakterimiz, anime dünyasındaki uzun mu uzun süren dövüşlere, rakibiyle dövüşmekten çok konuşan, ona methiyeler dizen karakterlere, ne olursa olsun sonunda işin tek bir darbede bittiği yapımlara tepki olarak doğdu. Yer yer karizmatik, yer yer 2 çizgiyle çizilmiş suratıyla bu tepkiyi daha da tiye alarak gösterdi.

Şahsen komedi izlemek isteyenler ve ya çok fazla anime izleyip sıkılan, farklılık arayan insanların bu animeyi izlemesini öneririm. Onun dışında saf anime olarak o kadar da başarılı değil. Ama tamda bu yüzden çok başarılı bir iş olmuş. Puanım 10/10

 

Boku dake ga Inai Machi

Yıl: 2016

Bölüm sayısı: 12

Stüdyo: A-1 Pictures

MyAnimeList Puanı: 8.54

Hemen her insan, “keşke geçmişe dönüp de şu hatamı düzeltebilsem” diye en azından bir kere düşünmüştür. Anime de bu konu üzerinden işliyor. Tabi bu sefer biraz daha önemli.

29 yaşındaki ana karakterimizin çok özel bir yeteneği var. Zaman zaman, kendi isteği dışında zamanda geriye gidip kendi çocukluğuna dönebiliyor. Nedenini sorgulamaktan çok, yaşananları değiştirmekle ilgileniyor. Zira 18 sene önce, zamanda geriye gittiği 1988 yılında, kaçırılan ve bununla bağlantılı olduğu düşünülen bir seri çocuk cinayetini çözüp çocukları kurtarmaya çalışıyordur, kendi arkadaşlarını.

Biraz Sherlock’culuk oynuyor seri. Gizem havasını iyi yansıtıyor. Ancak çözümlemesi bir o kadar sıkıcı. Yani, daha finale gelmeden çok önce suçlunun kim olduğunu anlayabiliyorsunuz. Öyle çok dikkatli olmanıza da gerek yok. Finali de öyle efsane değildi yani. Benim puanım 8/10.

 

One Outs

Yıl: 2008

Bölüm sayısı: 25

Stüdyo: Madhouse

MyAnimeList Puanı: 8.39

“Bir kumarbaz kafasını kullanarak ne kadar farklı taktikler geliştirebilir?” sorusuna beysbol üzerinden yanıt arıyoruz. One outs isimli, sokak arası oynanan bahisli bir tür beysbol oyunu vardır. Bir atıcı ve topa vurmaya çalışan bir vurucu, 3 kere ıskalarsan kaybedersin. Ama bir kere vurabilirsen para senindir şeklinde işler. Ana karakterimiz ile burada karşılaşıyor, onun gerçek bir takıma girişinin sebeplerini görüyoruz.

Pek çokları gerek spor temalı olduğundan, gerekse beysbol gibi bize yabancı bir oyun içerdiğinden dolayı burun kıvırıyor bu güzelim animeye. Oysa çok güzel işlenmiş zeka oyunları içeriyor. Kendini çok ciddiye alan ve bunu çok rahatsız etmeden yapan bir yapım. Puanım 9/10.

 

Akira

Yıl: 1988

Bölüm sayısı: 1

Stüdyo: Tokyo Movie Shinsha

MyAnimeList Puanı: 8.17

Günümüzü tasfir eden, tam olarak 2019’da geçen distoptik bir başyapıt. Günümüzde bile hala geçerli olan çok kaliteli çizimleriyle, yarattığı evren ile çok başarılı bir yapım. Yani buraya bir şeyler yazmaya kalksam, sadece övgü çıkar ağzımdan.

Yıl 2019. 3. Dünya Savaşı'ndan 31 yıl sonra. Yıkılan Tokyo yerine yapılan Neo-Tokyo'da kaos hüküm sürmektedir. Polis ve hükümet güçleri yeraltı örgütlerine karşı mücadele etmektedirler.

Interstellar gibi, ilk izlendiğinde n’oluyoruz dedirten, senaryosu güçlü bir anime. Puanım 9/10

 

Drifters

Yıl: 2016

Bölüm sayısı: 12

Stüdyo: Hoods Drifters Studio

MyAnimeList Puanı: 8.03

Kendi zamanlarında, savaşırken ağır yaralanan önemli savaş komutanlarının sürüklendiği bir boyut vardır. Drifters(sürüklenenler) olarak adlandırılan bu insanları ve onların savaşlarını izleyeceğiz. Tarih boyunca gördüğümüz bazı pis işlere, savaşın karanlık yüzüne tanık olacağız. Tabi tarih dersi kıvamında da değil. Hikayede öne çıkan bir ana karakter yerine rolü paylaşan birkaç kişi var. İzlemesi çok keyifli bir yapım.

Pek tabi japon yapımı olmasından ötürü onları ilgilendiren önemli kişiler çıkıyor ortaya. Yoksa bir Napolyon, bir Atatürk yok tabiki 🙂 Puanım 9/10.

 

Tate no Yuusha no Nariagari

Yıl: 2019

Bölüm sayısı: 25

Stüdyo: Kinema Citrus

MyAnimeList Puanı: 8.47

Öncelikle, bu hala devam etmekte olan bir animedir. Her hafta beklemesi adamı kanser edebilir. Aceleniz yoksa sene sonuna doğru, bittiği zaman izleyin.

Kendisi beni çizgi roman okumaya başlatan inanılmaz bir mangaydı. Animesinin çıkacağını duyunca okumayı bırakıp sabırla beklemeye başladım ve NİHAYET! Geldi gönlümün efendisi.

Klasik, başka bir dünyaya ışınlanma hikayesi. 4 karakter alternatif Japonyalardan bu evrene çağırılır. Amaçları dalga dalga gelecek olan düşman saldırısına karşı ülkeyi ve dünyayı korumaktır. Kılıç, mızrak, ok ve kalkan kahramanları olarak 4 kahraman şeklinde anılırlar. Ancak çağırıldıkları ülkedi çarpık inanç sonrası kalkan kahramanı dışlanır, iftiraya maruz kalır. Yani bu gerizekalılar gurubun tankını, en önemli kısmını yok sayarlar. Bizde bu yapımda kalkan kahramanını ve başından geçenleri izleyeceğiz.

İlk bakışta sıradan bir anime gibi duruyor. Ancak yine listedeki diğer animeler gibi kurduğu atmosferiyle sizi etkileyeceğini düşünüyorum. Sword Art online’dan alıştığımız çocuksu kurgu burada yerini ciddi ve karmaşık bir yapıya bırakıyor.

Daha 3 bölümü çıktı, şimdilik puanım 10/10.

 

Trigun

Yıl: 1998

Bölüm sayısı: 26

Stüdyo: Madhouse

MyAnimeList Puanı: 8.30

Kendisi aslen seinen türünde olmasa da çok yakından göz kırptığı için listenin sonuna iliştireyim dedim.

Çok uzun zaman sonra, çok uzak bir gezegende geçen, kovboy temalı bir anime. Böyle bakıldığında Star Wars: Red Kit edition gibi duruyor ama öyle çakma bir iş değil.

İstemeden kötü nam salmış ama aslında iyi birisi olan, başarılı bir “kovboyun” hayatını izleyeceğiz. Futuristik silahlarla ve Mad Max benzeri atmosferiyle sizi kendine bağlayacaktır. Tek sorun, eskiliğinden ötürü düşük kalitede ve 4:3 ekran formatında olması. Bu yüzden isteyenler 2010 yapımı, özet kıvamındaki Trigun: Badlands Rumble animesini inleyebilirler.

***

Aslında bu listede Helsing gibi animeler de olmalıydı ama izlemedim işte. Aslına bakarsak bu türü neredeyse hiç izlememişim ben. Neyse, ilk bölüm olması, kısa olması benim de işime geldi doğrusu. İlerleyen bloglarda görüşmek üzere efendim, iyi seyirler.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 9 / 11

Ready Player One Film Değerlendirmesi

Bir film düşünün, içinde sanal eğlence dünyasından pek çok karakterin arka planda oynadığı. Filmin özeti bu işte... Spoiler içerir, okumak isteyen buyursun.

Öncelikle işin teknik tarafına değinmek istiyorum. Filmi Antares Cinemaximum'da izledim. Standart 3D film, Türkçe dublaj. Ses sanatçılarımız işini iyi yapıyor, gerçekten yani seslendirmeler çok güzel olmuş. Ama o görüntüler neydi öyle. Bu kadar ekşının döndüğü bir filmde o takıla takıla ilerleyen, 15FPS'miş gibi görünen dandik 3d teknolojisinin kullanılması yasa dışı sayılmalı. Sorun aslında odağın dışındaki nesnelerde göze batıyor ki bu kadar yan karaktere özen gösterilen bir filmde inanılmaz rahatsız edici oluyor. Bir de bazı durağan konuşma sahnelerinde odaktaki karakterlerin dışında, arkaplan gözlüksüz 3d izliyormuş gibi kat kat görünüyordu.

Tabi bu görüntü kusurlarının hepsi dandik sinemadan kaynaklı, yapacak bir şey yok. Avangers geldiğinde IMAX'i denemek şart oldu, öyle de yapacağım.

Konusu çok güzel filmin. Sanal gerçekliğin potansiyelini abartılı da olsa göstermeyi başardı diyebilirim ama senaryonun işlenişi rezalet. Ne kadar klişe varsa doldurulmuş. Ama biliyor musun? Sorun klişeler değil, gereksiz yere kullanılan saçma klişeler. Finalde esas oğlan kızı öpecek yani bunun kaçarı yok 😀 Ama tam yeri gelmişken, klişe bir şekilde eylemin gerçekleşmesi gerekirken erteliyorlar. Daha sonra da sanki ağır romantizm filmiymiş gibi saçma öpüşme sahneleri kullanıyorlar. Tamam yalan yok, sahneleri beğendim ama yeri önemli be.

Sitemlerimden sonra, filmde hoşuma gidenleri söyleyebilirim. Genç yaşıma karşın(23) retro oyunlara saçma bir ilgim var ve kendi zamanımın oyunlarını da severek oynamış, takip etmiş biriyim. Tanıdık yüzleri görmek çok hoş oldu doğrusu. Hani Owerwatch'dan Tracer da var, Halo'dan Master Chief'de var. Iron Giant'tan tut, japon klasiği Gundam'a kadar bir sürü var. Bir videoda 200'ün üzerinde oyun ve filmlerden karakter konulduğu söyleniyordu, doğru. Final oyununun'da ilk easter egg içeren Atari 2600 oyunu olduğunu da söylemeliyim. İSmi aklıma gelmedi şimdi oyunun. Birde esas ablanın oyun içi avatarı çok hoş.

Evet, filmin yarısı 3d sanal bir dünyada geçiyor yani buna bir animasyon filmi demek yanlış olmaz. Ancak içeriği kesinlikle 13+ hatta dahabile üst olabilir. Yapılan espiriler, korkunçlu abla içeren sahneler falan, pek genel izleyici için değil. Filmin başında 13 yaş altı velisiyle izlesin diye uyarı var ama işte kim takar. Kadının biri 8 yaşındaki kızıyla geldi oturdu en öne. Korku filminde geçen sahnede bıçakla milleti kovalayan cadıyı en önden izledi kız.

Filmin en güzel sahnesi tabiki final savaşı. Koca gezegende, Dune gezegeni, iki taraf birbirine giriyor. En atraksiyonlu sahneler de burada zaten. Animasyon olmasının verdiği rahatlıkla fazla abartmışlar ama kabul edilebilir.

Aklımda kaldığınca spoiler vermemeye çalışarak özetlemeye çalıştım duygularımı. Son olarak puanlarsak:

CGI : 10/10
Hikaye: 8/10
Senaryo 5/10
Esas abla: 9/10
Esas oğlan 7/10
Bir daha 3d filme gitme ihtimalim: 2/10

Esas oğlan oyun içinde artizzz, dışarda pısırık görünümlü bir tip. Klasik yani, hiç bir özelliği yok. Ondan biraz puan kırdım ama elinden geleni yapmış 🙂

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 14
  • lterlemez @lterlemez

    Ekran ne kadar büyük olursa olsun, salon da o kadar büyük oluyor ve bu yüzden ekran, oturduğunuz yere göre değişse de gözlüğün içeriğini (yani gözünüzü) doldurmuyor. Bu nedenle de (en azından bende öyle) sürekli 3B odağını kaybediliyor. Böyle olunca da film çekilmez oluyor. Ben Yıldız Savaşlarını bu şekilde (maalesef yine) izledim ve hiç tatmin olmadım. Salonun kesinlikle ekran boyutlarına oranla küçük olması ve sanırım ekranın görüntüyü bozmayacak şekilde içbükey olması gerekiyor. Aksi halde 3B filme bir daha gitmeyeceğim (işin kötüsü 2B gelen film sayısı da azalmaya başladı).

    • Akif Sever @pauselife

      Çok arkalara mı oturuyorsunuz. Imax salonda F-G sıraları ve tam ortalayınca iyi oluyor. Ben acil çıkış kapısını üstündeki exit ışığından bile rahatsız oluyorum. Ayrıca gözlükler polerize olduğu için perdeden tavana yansıyan ışığı gözlüğün sol tarafı engelliyor ama sağ tarafı engellemiyor. Aydınlık sahnelerde sürekli tavanın dekoru parlıyor.

    • lterlemez @lterlemez

      @pauselife; Çok fark etmiyor genelde. Ekranın kesinlikle görüş alanını doldurması gerekiyor, doldurmayınca, mesela görüntü değişimlerinde 3B odağını kaybediyorum. Alışana kadar da sahne geçiyor.

  • lterlemez @lterlemez

    Şu an için sadece animasyon filmlerde tam olarak 3B rahat izlenebiliyor. Gerçek hayat çekimlerinde çok bozuluyor 3B odağı...

  • Murat Yeniköylü @myenikoylu

    IMAX de izledim, çok iyiydi. Tabi filmden önce yayınlanan imax in fragmanı kadar değil. keşke filmlerde o fragman kadar 3D olsa. Filmin sanal dünyada geçen kısımları gerçek dünya çekimlerinden kat ve kat daha iyiydi. Zaten fragman bitip film gerçek dünya çekimleri ile başladığında dumur oluyorsunuz. Sonra sanal dünya görüntülerinde fragmana yakın diyebileceğim görüntüler izledim. iyiydi yaa.

  • Bartolomeo d'Alviano @nzmny

    Kitabını okumanızı tavsiye ederim. Filmde orjinal konuyu dağıtıp, üstünden geçmişler.

1. GELENEKSEL BİM SAVAŞLARI: GOFRETLER

😛

Resimde de belirttiğim üzere, sıralama zaten belli ancak, neye göre bu sıralamayı yaptığımı da yazmak isterim.

(0,5₺)Cizmeci Time: Wafer Master

"İnce, pastalara dökülen kuru hindistan çevizi sosuna bezenmiş kakao kaplamasına sarılan gofret yaprakları ve aradaki ağız dolduran krema..."

Paketi açtığımızda bizi elimize saçılan hindistan cevizi tozu karşılıyor. Biraz yaklaşıp kokladığınızda ise benim beğendiğim, hindistan cevizine benzeyen o kokuyu alabiliyorsunuz.

Boyut olarak en büyük olanı. Hem hacim, hemde gramaj olarak(40) rakiplerinden ayrılıyor. Aradaki krema alıştıımız gofretlerden farklı. Sanki Ülker Gofretin kakaosuz hali gibi. Gofretin kendisi ağızda dağılıyor, ucuz centrolar gibi yapışıp kalmıyor birbirine.

(0,5₺)Centro Beyaz / Çikolatalı Gofret

"Pek bir özellikleri yok."

Kupkuru, ucuz gofret dersem yalan söylemiş olurum. Ama bu seviyenin üstüne ucu ucuna çıkabiiyor. 36gr olan ağırlığı yerken hissedilmese de, yazmadan geçilmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Çikolatalı olan gerçekten güzel kokuyor, yani baya bildiğin çikolata kokuyor. Ama tadi içler acısı. Ne çiğnerken tam gofret tadı veriyor, ne çikolatasının lezzeti fiyatı doğrultusunda.

Beyaz olan farklılıklarıyla bir kaç puan alıp öne geçmeyi başardı. İyi değil, ama farklı. Neredeyse kokusuz, tat olarak diğerlerinden açık ara hafif. Yaşlıların dondurmacıya gidip "Beyaz var mı?" diye istedikleri vanilyalı dondurma edasını taşıyor biraz.

Ülkerin gofretine ilk zam geldiğinde bunlar yarı fiyatına denk geliyordu. O zaman güzel bir tercihti. Ama şimdi almanın alemi yok.

(0,7₺)Ülker Çikolatalı Gofret

"Tek başına yediğinde bir fark hissetmiyor insan. Ama diğerlerinden sonra yenince 20 kuruşluk farke değdiğini anlıyorsunuz."

Bildiğimiz, Didoların' Caramio'ların yanında görünce burun kıvırdığımız, ailemizin gofreti. Isırdığımda hissettiğim o çıtırtı,o dağılma... Çikolatanın kendisi zaten lezzetli, kokusu çok güzel. Böyle kıyaslayarak bakınca ne kadar güzel bir gofret olduğunu hatırladım. Hoş, çok yerseniz ağızda bıraktığı toz şeker tadı sevilecek bir şey değil ancak, dozunda bırakmak lezzetine lezzet katıyor diyebilirim.

Evet, böyle bir şey yapmak ilk bakışta aptalca geliyor, biliyorum. Ama şimdi kıyaslama yapınca gerçekten arada farklar olduğunu farkettim. Yani zaten Ülker gofretin daha iyi olduğunu biliyordum ama, daha detayına inmek hoşuma gitti doğrusu. İleride TS'ye yarışır olanı, daha teknolojik olan şeylerin kıyaslamasını yapabilirim. Led ampuller falan var sonuçta.

#bim #inceleme #gofret #mizah #konudışı

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 12 / 36

Gamepad Destekleyen Android Oyunları Listesi

Resimdeki kendi kullandığım, 11$'lık ucuz bir gamepad. Kablosuz, pille çalışıyor ve haftalardır pili bitmedi. Ortalama olarak her gün 1-2 saat oynuyorum rahat. Bazı günler hiç, bazı günler 4-5 saat. Pil süresü çok çok uzun.
Ürün linki:
https://tr.aliexpress.com/item/Data-Frog-Android-Controller-2-4-G-Wireless-Gamepads-Universal-Joystick-For-Android-Smart-Phone-For/32795496800.html

Oyun Listesi

Asphalt Serisi
Modern Combat Serisi
Madfinger Games'in Oyunları (Shadowgun, Dead Trigger, Unkilled ve devam oyunları)
PPSSPP PSP Emulatörü
Diğer çeşitli emulatörler (Nintendo 64, GBA, PSX, Nes, GameCube, Wii)
Goat Simulator Ailesi
Dungeon Hunter Serisi
Subdivision Infinity (Galaxy on Fire alternatifi)
Real racing 2-3
Assoluto Racing
Traffic Rider
Vector Unit Oyunları (RiptideGP, Beach Buggy vs.)
Çeşitli MMO’lar
Rules of Survival
GTA Serileri
Max Payne
Bully Scholarship Edition
BombSquadHemen hemen bütün Gameloft oyunları.
Fahrenheit
Soul Knight
Life is Strange
Reckless racing serisi

Denk geldikçe listeyi genişleteceğim. Sizinde bildiğiniz, burada olmayan oyunlar varsa yoruma yazın, içeriğe ekleyelim.
#kenardadursun

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 45
Ekrem 🎧 🎮 paylaştı.

Almanların canı sağ olsun

"Türkiye'de hiçbir başarı cezasız kalmaz."

Bu sözü gün geçtikçe daha iyi anlıyorum.
Belki de Türkiye'nin en önemli kamu şirketinin, bir işletmesinde makine teknisyeni olarak işe başladım. 2 ay olacak başlayalı. Sistemin ne kadar topal olduğunu gördükçe saçımı başımı yoluyorum.

 

Makine-mekanik ustaları ne kadar da biz yaparız demelerine rağmen bazı büyük arızalar ihaleye veriliyor. Yeterli zaman imkan verilse; o milyar dolarlık makineler sıfırdan yaparlar.

O makinelerden biri 1998 yılında aynı arızayı veriyor. Devletin demir çelik fabrikalarında gerekli olan parçalar üretiliyor, buradaki atölyelerde çalışıyor. 4 aylık bir süre zarfında yapılıyor. Devlet, Alman şirketlere vereceği paranın çok cüzü bir kısmına her şeyi tamamlanıyor.

3 sene önce başka bir birimin çok önemli bir sistemi tümden bozuluyor. Yapım maliyeti yine milyar dolar çapında. O zamanın işletme müdürü rest çekip yaptırıyor. Dışarıya gidecek paralar devletin kasasında kalıyor.

Sonuç; Müdür ve kurul malulen emekli ediliyor.

Baharda o arızalı makinenin ihalesi var. Yapabileceğiniz işi gidip Alman'a yaptıracağız.

Öyle çok karışık, teknolojik makiler değil. Hepsi 80 model.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 19

Hometech Garanti Servisi Hikayem

#hometech #garanti #laptop
Sizlere bir hikaye anlatmak istiyorum. Hometech'e garanti kapsamında ürün göndermemi. Hikaye diyorum çünkü karşılıklı olarak güzel duygular yaşadığımızı düşünüyorum. Yani gerçekten, küfürleşme anlamında değil 😀

Laptobun kutusuna #bilendenal dan öğrendiğimiz taktik üzerine 3 adet CafeCrown fındıklı koydum. Onlardan bir şey alınca kahve yollamaları çok hoş bir davranıştı, benim çok hoşuma gidiyordu. Aynı duyguyu bende garanti merkezinde çalışanlara yaşatmak istedim. Sonuçta onlarda düşük ücretle çalışan insanlar. Biz burada arkalarından atıp tutuyoruz, ama onlarında insan olduğunu unutuyoruz. Bazıları gerçekten gıcık tabiki, ama bazıları da gerçekten iyi insanlar. İsmini kendime saklayacağım çünkü bu olay sonucu üstlerinden kötü tepki görebilir.

Neyse, laptobun başına gelenleri, neden kullandığımı ve ricalarımı içeren bir not ile gönderdim laptobu. Daha önce tahmini fiyat sorduğumda 50tl demişlerdi. Bense 100'lirayı gözden çıkarmıştım çünkü yalama olmuş vidayı matkapla çıkarmaya çalışırken becerememiş, sinirden kasaya delik açmıştım.

Neyse, 2 gün önce, 25 ekimde arandım. Ancak derse olduğum için e-posta atabilirlerse daha çabuk yanıt alabileceklerini söyledim. Gelen e-postayı şuraya bırakayım.

Mutlu oldum, yani gerçekten beklenmedik bir haraketti. Artık samimi notumdan dolayı mıdır, hediyemden dolayı mıdır yoksa ilk defa böyle bir kullanıcıyla, sürprizle karşılaştıkları içinmidir bilmiyorum. Ama şu yaşadıklarım beni markaya daha sıcak bakmaya yönlendirdi. "Bundan sonra ölsem almam" diyordum. Artık önceliklerimden biri olacak. Aral düşmanlığım sona ermiş değil tabi ki. Sadece bu koldan para kazanmalarına izin veriyorum 😛

Geri gönderirken güzelce paketleyip yollamışlardı. Kutuyu açtım. Yazdığım notu geri yollamışlar, altında el yazısıyla teşekkür ediyorlardı.

Değişimi yapılan parça klavye, dolayısıyla komple klavyenin çerçevesi olduğu için matkap deliği de gitmiş oldu. Şimdi önden bakınca sıfır km olarak gözüküyor. Tek bir kusuru var. O da trackpad'in kenarının bir kaç milim kalkmış olması ki bir sorun teşkil etmiyor. Hem çalışıyor, hem de fare ile kullanıyorum zaten, dert değil.

Buradan çıkarılacak bir ders varsa o da yetkili servis çalışanlarınında insan olduğudur. Muhtemelen asgari ücretle çalışan senin benim gibi kimseler. Bu yüzden hemen taarruza geçmeden önce tatlı dille yaklaşmanın daha etkili olacağını anladım.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 7

Türkiye'de satılan VS yurt dışı Galaxy on7 Prime Benchmark Karşılaştırması

Devamı uzun, hemen basma 😀
Download ekranındaki yazıların çince olmasından yola çıkarsak, cihazın çinde satılan model olma ihtimali yüksek. Hacdan gelirken getirilmiş olup, temizinden 149.20 TL Pasaport kaydı ile toplamda 949.20 TL'ye elime ulaştı. Dışardan aynı görünüyorlar ancak yurt dışı modeli (SM-G6100) Snapdragon 625 ile geliyor. Bizde satılanı ise (SM-G610F) Exynos 7 7870 modeli. Pil testi hariç her testi yaptım. Üsttekiler Türkiye modeline ait sonuçlar.

Antutu

 

GeekBench CPU

 

Geekbench GPU

 

3D Mark Work 2.0

 

3D Mark Sling Shot Unlimited

 

3D Mark Ice Storm Unlimited

 

Basemark

 

Androbench

Sonuçlara göre hemen hemen her testte Çinli model bizimkini pataklamış, özellikle işin içine GPU girince. Geekbench'te çoklu çekirdekte çuvallamış bildiğin ama tekli çekirdekte yine önde. Orada neden öyle olduğunu ben de anlamadım.

Edit: Eklemeyi unutmuşum. Bu da bonus 😀 İsmi Luka Luka Bench.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Galaxy S2 Android Nougat 7 Performansı

Telefonda Alo demek dışında pek bir şey yapmadığım için ikinci el olarak geçen sene aldım S2’yi. Rom camiasında çok tutulan, her romun bir portunun yapıldığı bir cihaz olarak geçiyor. Neyse efendim, 1 yıl kadar kitkat sürümünün slim bir versiyonuyla kullandıktan sonra, bir çılgınlık yapıp "Acaba 7.1.1 nasıl olur?" diye düşünerek uygun romlardan birini yükledim.


Romun ismi Resurrection Remix. Zamanında, çalınmadan önce, Nexus 4 cihazımda severek kullandığım bir sürümdü.

Hemen söyleyeyim, öyle sandığınız gibi telefon sürünmüyor, aksine gelen yeni özellikler ve düzeltmeler sağolsun, çok daha iyi oldu.

Romu yüklemek için Re-Partition denen işlemi yapmak gerekiyor. Yani müzik-resim atmak için kullandığımız depolama alanının bir kısmını, uygulama, sistem dosyalarını saklama vb için kullanılan depolamaya aktarmak gerekiyor. Normalde özellikle benim gibi acemiler için zor olan bu işlemi otomatik yapan bir recorvery uygulaması yapmışlar, kolaylıkla yaptım bu işlemi. Gerisi zaten bilinen rom ve Gapps yükleme işlemi.

Peki, neler var, neler yok? XDA linkinde ingilizce bir şekilde her şey açıklanmış zaten ama özet geçecek olursak şunları söyleyebiliriz:
-Android 7.1.1 sürümü, hile hurda yok.
-Alabildiğine kişiselleştirebiliyoruz telefonu. Sağ üst köşedeki saatin fontuna kadar.
-Spotify’daki kasma sorunu giderilmiş oluyor 7.1.1’e geçince.
-Video çekerken yaşanan odak kaybı ve donma sorunu cm14 olduğundan herhalde, giderilmiş.
-3G-2G düzgün çalışıyor ama kısayolunu bildirim cubuğundaki ayarlara ekleyemedim. Sadece 4G-3G ayarı var ki o da zaten işimize yaramıyor. Normal S2’de 4g yok.
-Hafıza kartı ile sistem hafızasını birleştirip tek hafıza gibi davranıyor. Eski telefonlarda sıkça görülen “yeterli hafıza yok.” Mesajları tarih oldu.
-Geekbench 4 gibi android sürümünden dolayı yüklenmeyi reddeden programlar güzelce yükleniyor, çalışıyor.
-Önceki android sürümlerinde kaybolan 480p Youtube seçeneği geri geldi. Neden gitmişti, niye bu sürümle geldi bilmiyorum. Ama mutluyum. Ekranın kendisi zaten 480p olduğu için güzel, net bir görüntü veriyor.
-H264 mp4 videoları 1080p 30fps’ye kadar sıkıntısız oynatabiliyor. 60fps denemedim ama muhtelemen oynatacaktır.
-Arayüzünde, animasyonlarda bir kasma-donma olmuyor. Hatta şuan çok daha iyi ve çoklu uygulama kullanım performansı artmış durumda. Önceden spotify’dan bir şey dinlerken telefon ölüyordu bildiğin. İnternete falan girilmiyordu donmalardan ötürü. Şuan çok rahatım.
-Ram'in %40'ı genelde boşta oluyor. Standardın üstünde Ram sömüren bir şey yok yani.

Pili çin malı, sözde 5000bin mAh değerine sahip. Tabiki de değil, hatta standart 1650mAh gözüküyor programlarda. 1 senelik çin malı pil, yani çok iyi bir performans veremiyor tabi. Zaten Galaxy S2 yüksek pil tüketimiyle bilinen bir cihaz. Ekranı olsun, mobil veri olsun, pili ağlatmada üzerlerine yok bunların. Şu anki durumu şöyle özetleyebilirim sanırım:
-Her gün 1.5 saat, aktarmalı bir şekilde otobüsle yol gidiyorum ve 1 saatinde Youtube’dan video izliyorum. 3G, full parlaklık, bluetooth kulaklık ve 480p Youtube izlerken pil bir saatte yarıya geliyor.
-Gece bir şey izlerken parlaklığı kısıyor, 3G-Wifi kapalıyken izleme süresi 5-6 saati buluyor.

3D oyunlarda performans düşüşü var, evet. Ama zaten yeni çıkanları kasma sorunları yüzünden oynayamıyordum, kitkatta bile. Unity ile yapılmış bazı oyunların sesi bozuk geldiği için onları da pas geçiyordum. Şu aralar VoVu tarzı puzzle oyunları gibi, Stellaren tarzı Visual Noveller gibi, Voez gibi ritim oyunlarıyla takılıyorum. Hala tatmin edici ancak tabi pil yine eğlenceyi baltalayan şey.

Yanımda herkes gibi bende powerbank taşıyorum ve günü çok rahat geçiriyorum bu sayede. Yani pili çok fazla dert etmiyorum. Asıl sorun ekran. Özellikle gün ışığında ekran görmesi zor bir hale geliyor. Tamam saate bakmak için cebinden çıkardığında bir sorun olmuyor da, video izlerken hele bir de renkler koyuysa yüzünün yansımasını ekranda görüyorsun. Bunun sebebi muhtemelen Aliexpress’ten aldığım ekran. Öncekini telefonun pembe kasasını siyah ile değiştirirken kırmıştım da 🙂

Sosyal medya olarak sadece Facebook kullanıyorum, onu da Lite uygulamasından kullanıyorum. Çok rahat oluyor. O sinir bozucu messengeri yüklemek zorunda değilim.
İnternet tarayıcı olarak Fastest Mini Browser kullanıyorum. Dahili reklam engelleyici, gece modu gibi pek çok özelliği var. Reklam engelleyici çok düzgün çalışmıyor ama bir şeydir sonuçta. Ve çok hafif yani opera mini falan halt etmiş yanında. Telefona hayat verdi.

İlginçtir ki her hangi bir uygulama ile performans artışı için her hangi bir ince ayar yapmak performansı daha da düşürüyor. Olduğu gibi kullanırsam çok kararlı çalışıyor.

Cihaz şuan kullanılabilir durumda, hatta öyle ki, bütçe dostu olduğu için alınan, düşük depolamalı cihazlardan çok daha tatminkâr bir durumda. Hepsinde o “yeterli depolama alanı yok” sorunu varken ben 30 gb depolamayla geziyorum. Kamera performansı olarak aralarında kayda değer bir fark yok. Ödev notlarını alırken kullanıyorum zaten. Temiz ve okunaklı oluyor.

Peki hiç mi sorun yok? Var tabi olmaz olur mu 🙂
-Bazen reset atıyor telefon kendi kendine, 2 hafta bir falan oluyor sanırım, kesin bir tarihi yok.
-Kapatıp açınca pil göstergesi sapıtıyor. Bu yüzden powerbank olmadan reset atamıyorum. Yine aynı şekilde 3G kullanırken pil göstergesi gereğinden fazla düşüyor ve bu bilinen bir sorun. Pil sensöründen kaynaklanıyor ve sensörü sıfırlamak sorunu çözmüyor. PowerBank’ı evde unutana kadar bu sorunların farkında değildim bu arada.
-Mx player saçma bir şekilde kasıyor. Hele reklamlar çıktığında. Onun yerine VLC yükledim. Hem reklam yok, hemde kasma sorunu yok.
-Tamam hafızayı birleştirdik ama bu havuzdan sadece uygulamalar yararlanabiliyor. Bu 30GB’lik bölüme istediğimi atamıyorum. Sadece dışarıdan takılan hafızayı kullanabiliyorum. Bence bir sorun değil tabi.
-2G’den 3G’ye geçmesi bi 20 saniye falan sürüyor. Önceden 5sn’de geçerdi.
-Ram'den dolayı olsa gerek, TS Sosyalde şöyle 3-5 sayfa kaydırırsam cevap yazarken kasılmalar başlıyor. Rahatsız edici ancak yapacak bir şey de yok. Dede elinden geleni yapıyor sonuçta.

 

 


Özetle, Şubat 2011'de çıkmış, 6 yaşındaki bu dedemizde Android Nougat çok güzel çalışıyor. Bu yazıyı gördükten sonra kimse gidip "Android kasıyo yeeeeaaa" yapmasın. İşgüzar firmalar bilerek öldürüyorlar telefonları. Romları yapan topluluk Samsung'un mühendislerinden daha iyi değiller sonuçta. Eğer şartlarınızı karşılıyorsa, biraz Rom işlerini öğrenmeye çalışırsanız iyi olur. Belki paranız cebinizde kalabiilr. 🙂

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Ankara E-Game Show Oyun Fuarı Genel Değerlendirme

#akış #fuar Eveeet, Ne hayallerle gittiğim, ulaşımından itibaren vasatın altında bir fuar ile karşılaştım bu gün.

Nereden başlasam... hah! Ulaşım! Mini gökdelenlerin arasındaki "Ticaret Odası Kongre salonu (Congresium)" adlı bir mekanda yapılıyor bu etkinlik ve sağa sola sormadan yerini bulması mümkün değil. İnternette nasıl giderim değince düzgün bir cevap yok. Ancak, söğütözünde bulunması ve güzergahı az çok bildiğim için bulmayı başardım. Belki benim yön bulma becerimin berbat olmasındandır, bilemeyeceğim artık.

10 Liralık bi giriş ücretini veriyoruz kapıda. Girişte fuar bizi karşılıyor zaten. Tam bu noktada beni rahatsız eden bir durum var. Malum giriş kapısı. Büyük firmalar hemen girişe dizilmişler. En büyüklerinden redbull ile riotgames'in standını da yan yana koymuşlar. Koca fuar alanında, mikrofonla insanlara seslenen sadece 2 firma var. Sen git ikisini yan yana koy. Sonra bu kekolar gitsin, seslerini duyurabilmek için sürekli birbirlerini bastırmak amacıyla hoparlörü zorladıkça zorlasın. Sonuç? Normal mesafede sağır edici sesler... İrili ufaklı pek çok tezgah sermişler. Ancak yarısı sadece var olmak için gelmiş. Geriye kalanlardansa bazısı sırf bilgilendirme yapıyor, bir işi yok yani.

RedBull standında yarış, futbol ve mortal kombat turnuvaları var ps4 ile oynanan. Minik minik ödülleri varmış ama ne olduğuna bakmadım bile. Beğenmedim. Çin malı bir spiker fuarın diğer ucuna doğru böğürüyor. Ses yarıştırdıkları için aynı böğürtü RiotGames standındanda yükseliyor. Ritonun standında birde bilgisayar getirmişler. Oyunla ilgili bilgi yarışması yapıp bilenlere ya hediye kod mod bişey veriyolar yada toplayıp maça çıkartıyorlar herhalde. Hiç söz alamadığım için bir şey diyemeyeceğim. Millet aç gibi yığılmış öne, arkadan el kaldırıyorum, mikrofonu uzatmaya üşenip öndeki elemanlara veriyolar. Sinir oldum orayı da terk ettim.

Mount & blade standına büyüüüüüüük bir hevesle koştum. Sonuç hüsran. neymiş, 6 yıllık warband PS4'e gelmiş. Haber bu değil. Haber bile değil. Sen bannerlord'dan haber ver. Ama onunla ilgili hiç bir şey yokkkk.


LP'nin bahsettiği 3d tarama yapan firma da oradaydı. Sormaya bile çekindim tarıyonuzmu abi diye.


Ucundan kıyısından kayda değer ilk proje ile oyunlara geçelim. Yanlış hatırlamıyorsam Reo-tek tarafından yapılan, VR ile bisiklet sürme ve aynı firmaca yapılan tekerlekli sandalye simulatörü. Bildiğimiz elektrikli bisikleti bir şekilde VR'a bağlamışlar. 90 model Ehliyet simulatörleri gibi uyduruk grafiğine rahmen o bisiklet sürme hissini çok güzel verdi. Düzgün yapılırsa yürür gider. Hatta çok çok güzel olur.


Tekerlekli sandalye similatörüde yine aynı rezil grafikleşehir içinde tekerlekli sandalye kullanımını tattırıyor. Belediye başkanlarınca acilen kullanılması gereken bir araç.

Kayda değerlik sıralamasına göre biraz daha yüksek puanı olan bir diğer proje de Speed of Race. Şahsen gösterdikleri yarış oyunu grafik olarak real racing 3 dolaylarında. Yani mobile uygun bir oyun olduğu halde inatla PC için zorluyorlar. Tamam steam greenlight sayesinde falan, diğer platformlara göre pc ye oyun çıkarmak muazzam derecede kolay da, kim niye bu oyunu oynasın, onun cevabı yok... Merak edenler için, demosunda pist yarışı vardı, beta olarak 12 arabayla çıkacak ve 24 araba olması planlanıyor. Oyunu beğenmeme rağmen çaba muazzam. İleride güzel projeler kesinlikle çıkaracaklar. ama şimdilik erken gibi.
https://www.facebook.com/phoenixgamestudiocom/
Gameplay:

Bir diğer oyunsa "Unforseen". Yapımcı ismi Ironstake. Oyunun demosunu izledim. Yani bi videodan başka bir şey yoktu. Zaten laptop arıza yaptı heralde zira ben daha söze giremeden elemanın biri kapatıp gitti videoyu. Şöyle bi araştırdım. Sıradan jumpscare korku oyunlarından gibi duruyor. Grafikler pekte fena değildi gerçi ama, günümüzde dönüpte pek bakmazlar gibi.
https://www.facebook.com/unforeseengame/
Teaser:

 


Bu noktadan itibaren kalite biraz daha artıyor. Sıradaki oyun gayet yararatıcı ve yenilikçi. Tıkla git şeklinde, sadece fareyle oynanan bir oyun. Keşke WASD ile oynanan bir oyun olsa dediğim bir yapım. Şuan 20'li yaşlarda herkesin bileceği Karete Kamil animasyonunun yapımcısı yapmış. Oyunun adı "BEAT, the game" Kısaca, çevrede bulduğumuz nesnelerle müzik yapıyoruz. Kola kutusu, bateri sopası gibi. Sonra bunlarla yaptığımız seslere gelen yaratıklara konser veriyoruz. Beğendirebilirsek diğer bölüme geçiyoruz. Bir çeşit gelecekte, farklı bir evrende geçiyor. Öneri olarak, oyunun başında gördüğümüz speeder bike gibi bir çok referans ve easter egg koymalarını tavsiye ettim. Goat Sim misali.  Bakalım, göreceğiz.
http://wormanimation.com/
Trailer:
https://www.youtube.com/watch?v=OCNcq0wiO-s

Sırada ve son olarak benim favorim, kesin alacağım oyun. No:70 Eye of Basir. İstanbulda zaten yanlarına gitmiş, baya bi süre de peşlerini bırakmamıştım. Tekrardan buluştuk ve tanıdılar beni. Sevindim açıkcası 🙂 Oyuna gelirsek, kısa bir demo daha hazırlamışlar istanbuldakinden farklı olarak. Demo bile olsa acımamışlar. Bulmacalar beyin yakıyor. İpucu yok. Akıl edeceksin. Tek başıma o kadar dolandım, bir türlü bulamadım. en son standda duran arkadaş yolu gösterdi. Türü sevenlerin çoooook seveceği bir oyun olacak gibi. Oyunu direk oyun motorundan oynatmak zorunda kaldıkları için tam olarak yüksek grafikleri göremedim. Zaten ekran kartlarından biri de yanmış, yeni demoyu gösterememişler. Bende kendilerinden istedim, flash versem, atsanız olur mu dedim. E posta ver öyle atalım dediler. Yani hiç bir yerde yayınlanmamış bir traileri sizlerle bizzat paylaşacağım. Henüz iletişime geçmedim. Birazdan geçicem, bugün yarın elimize ulaşır herhalde. Sonra, oyun hitman misali parça parça çıkacak. İlk parçayı alanlar devamına ücretsiz sahip olacaklar. Akıllarındaki fiyat 25-30 lira arasında bir şeyler lakin son sözü yayıncılar söyleyecek. Onların kârına göre şekillenecek herşey. Çok fazla hype'lamakta istemiyorum oyunu ama güzel işte olm 😀 Bir yada iki ay içinde çıkacak. VR içinde çalışmaları devam ediyor. Türü ve mekanikleri itibariyle çok uygun VR için. Öyle fazla haraketli sahnede yok FPS'yi katledebilecek. Yaptıkları testlerde gtx 960 ile 1080p ultrada 60 fps veriyormuş. Bence yeni playstation ile, moove gibi kontrolcüler ile bu oyun adeta dadından yinmez.

Evet, bütün standları gezdim. Kayda değer olanlar benim gözümde bunlar. Bundan sonra ayrı bir konu olarakta Murat Oktay beyin kişisel oyun ve konsol koleksiyonunu sergilediği standın fotoğrafları gelecek. Kıytırık galaxy s2 ile çekebildiğim kadar iyi çektim, camın arkasından zor oldu. Ama fikir verir en azından 😀

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Ekrem 🎧 🎮 paylaştı.

Şifre

#TeknoSeğir #akış #gündem #HaberinizOlsun #şifre

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 7