Arcade Kabini - Kendin Yap (DIY)

Merhabalar,

 

Bir suredir uzerinde calistigim projem artik bitti ve bir suredir aktif olarak kullaniyorum. Sizlere yapim asamasindaki tecrubelerimi aktarmak istedim.

 

Kullandigim Cihazlar / Malzemeler;

  • 18mm MDF Kabin Parcalari (Ben hazir temin ettim ancak ufakb bir google arastirmasi ile sizde planlari indirip bir marangoz atolyesinde kestirebilirsiniz.)
  • 18mm T-Mold Kayis kaplama (Kirmizi)
  • 2 X Arcade Jamma Joystick + Butonlar + USB kontrol kartlari
  • Raspberry Pi 3 (ve tabiki Micro SD kart)
  • Micro SD kart slotu uzatici kablo
  • 17 inc LCD Ekran (eski bir laptoptan sokuldu)
  • Universal LCD kontrolcu karti
  • 3'lu grup priz
  • 1mt serit LED aydinlatma
  • Guc Kablosu baglanti soketi / Acma Kapama Anahtari
  • 2 X 5W Hoparlor
  • 2 X Ozel Kesim Pleksiglass (On Cam ve ust aydinlatma paneli icin. Birtanesi Beyaz opak)

 

Gelelim montaj ve tecrube asamasina;

 

Bahsettigim gibi MDF kabini ben hazir kesim aldim. Turkiye'de hazir bulma sansiniz olmayabilir ancak cok buyuk bir sikinti olacagini sanmiyorum. Biraz google aramasi ile plan dosyalarina ulasip marangozhanede kestirtebilirsiniz.

Raspberry Pi ile Recallbox Kullandim. Gayet basarili sonuc elde ettim. LCD kontrolcu kartinda HDMI giris ile raspberry pi ile baglantisini sagladim. Ayni zamanda bu LCD kontrolcu kartinda hoparlor cikisida mevcut oldugu icin hoparlorleri direkt bu karta bagladim.

Kabin icine 3'lu grup priz baglayip guc baglanti soketi ve acma kapama butonunu kabin arkasina monteledim. Yani kabinin arkasina tipki bir PC kasasi gibi guc kaynagi kablosu takip butonu acmaniz yeterli oluyor. Dolayisi ile dugmeye bastiginiz anda butun cihazlara elektrik ulasmis oluyor.

Joystick baglantilari oldukca basit. Kolay soket mantigi ile tum tuslari taktiktan sonra kontrolcu kartina tek tek kablolari bagliyorsunuz. Kontrolcu karti ise USB yolu ile Raspberry Pi'nin usb portuna baglandi.

Projede en zorlandigim kisim Ekranin uzerini kaplayacak camin cerceve kisimlarini boyamak oldu. Pleksiglass'i yerine gecici olarak takip gerekli isaretlemeleri yaptiktan sonra LCD'nin oldugu yere denk gelecek sekilde maskeleme banti ile kapatip tum pleksiglass'i parlak mobilya boyasi ile iki kat boyadim. Buradaki puf nokta boyamayi arkadan yapmak gerekiyor. Dolayisiyla cerceve kismindaki boyanin arkadan gorunuyor olmasi mukemmel kaliteli gorunuyor. Itiraf etmeliyim ki bir kere hatali olcu aldigim icin komple yeniden bastan yapmam gerekti.

Ustteki isikli bolumun arkasinda hoparlorler var. onun onune ince bir plastikten kapak yapip yansitici bir madde ile kapladim ki isigi tamamen disari vursun istedim. Bu noktada ben aluminum folyo kullandim. Ardindan kabinin isik bolumunun kenarlarina serit beyaz led doseyip uzeri baskili etiketi beyaz pleksiglasa yapistirdiktan sonra montelemeye basladim. (Bu isigi 5v bir adaptorle besledim ve ayri bir on off anahtari koydum ki bazen oyun oynarken acmak istemeyecegimi dusundum.

Boyle bir ise kalkisacak olursaniz iletisime gecmekten cekinmeyin 🙂

Hoscakalin...

 

Melih

 

 

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 20

Cherry DW 8000 Wireless Klavye Mouse Seti

Cherry DW 8000 Klavye ve Mouse Seti

İş yerinde bana verilen notebook için şirketin verdiği klavyeyi değiştirmeye ve kendime istediğim kalitede bir klavye almaya karar verdim. Bir kaç gündür klavye arıyordum. Bir de aradığım klavyede olmazsa olmaz 2 şartım (Bölünmemiş enter tuşu ve Mouse Sağ Klick tuşu) olunca istediğim kalitede klavye bulmaktan neredeyse ümidi kesecek iken daha önce adını bile duymadığım Cherry marka bu ürüne rastladım. Ancak ben 200 TL civarında bir set bakarken fiyatı 309 TL görünce oldukça şaşırdım. Oyuncu klavyesi değildi ve öyle aman aman özellikleri (RGB renk, abartılmış fonksiyonlar, programlar vs.) yoktu. Ancak yine de tasarımına bayıldığım için biraz kuşku ile de olsa hepsiburada.com üzerinden siparişi geçtim.

Klavye bugün sabah itibarı ile geldi ve yaklaşık 4-5 saattir kullanıyorum. İlk izlenimlerimi aktarmak ve benim gibi olanlara yardımcı olmak amacı ile bu yazıyı kaleme (klavyeye) aldım.

 

Klavyemiz Türkçe ve Çiklet (Chiclet) Klavye Formunda. Aynı zamanda tam ve yön tuşlarından tamamen ayrık bir nümerik tuş bölümü de sunuyor.

Klavyemiz bildiğiniz ciklet klavye formunda ve tüm tuşları eski formatta, yani bölünmemiş. En önemlisi ise Excel için hayati olan "Mouse Sağ Klik" tuşu standart olarak var. Yani fonksiyon tuşuna ihtiyaç duymadan kullanabiliyorsunuz. Son zamanlarda yeni çıkan klavyelerde bu tuş, fonksiyon tuşu ile çalıştırılmaya başlamıştı ve bu durum hızlı excel kullanıcıları için tam bir kabustu. Sadece Del tuşunun yerine alışmak biraz zaman alacak gibi. Tasarımı ve rengi bence muazzam güzel görünüyor. Burada da çabuk kirlenme ve sık sık temizleme sorunu olacak gibi görünüyor. Tuş basış hissiyatı ciklet klavyeli notebooklar ile neredeyse aynı. Tuşlarda herhangi bir klick sesi yok. Ki bu özellik benim için olmazsa olmaz bir özellik. Zira çalıştığım ortamda hiç çekemeyeceğim şey; beynime beynime gelen klavye tuş sesidir. Hele o mekanik klavyelerden gelen gürültü bildiğin cinayet sebebi benim için.

 

Son zamanlardaki klavyelerde ortaya çıkan bir başka problem de klavye boyutlarını küçültmek adına nümerik tuşlar ile yön tuşları arasındaki boşluğu ortadan kaldırıp, büyük 0 (sıfır) tuşunu yarıya küçültüp sağ yarısını yine 0 rakamı için sol yarısını ise sağ yön tuşu olarak yerleştirmek. Enter tuşunu ikiye bölen geri zekalı sık sık rahmetle! anarım ama sıfır tuşunu ikiye bölüp yarısına yön tuşu koyma fikrini ilk bulan adam hakkında düşündüklerimi söylesem hapse girebilirim. O derece. (Bu arada enter tuşunu ilk olarak bölen geri zekalıyı rahmetle filan andığım da yok. İroni sadece)

Özellikle Notebook Klavyelerinde ve Son Zamanlarda Çıkan Harici Klavyelerde Karşımıza Çıkmaya Başlayan Yön Tuşlarının Yerleşimi

Cherry DW 8000'in Yön Tuşu Yerleşimi

 

Yanında gelen mouse ise tasarım olarak mükemmel görünüyor ancak işlevsellik felaket derecede kötü. Ele iyi oturmuyor hatta eli biraz rahatsız bile edebiliyor keskin hatları nedeni ile. Özellikle uzun kullanım senaryolarında çok rahatsız edici olabilir gibi geldi bana. Zaten ben çok kullanmayacağım için bunu sorun etmiyorum. Mouse olarak uzun zamandır kullandığım Logitech MX Master'i kullanmaya devam edeceğim. Gerçi klavye gümüş, mouse siyah olunca garip görünecek ama olsun.

Mouse; gereğinde fazla ince ve hatları çok keskin. Bu bir çok kimseyi rahatsız edebilir. Ama çooook şık!

 

Peki bu parayı (309 TL) yi verdiğime değdi mi? Mouse kısmını çok kafaya takmadığım için rahatlıkla değdi diyebilirim. Klavye gerçekten çooook şık görünüyor. Ciklet klavyeyi yadırgamayan herkese şiddetle tavsiye ederim. Hele de bölünmemiş "Enter" tuşu olan kaliteli klavye bulmanın çok zor olduğu bugünlerde.

 

Klavye inceliği ile de çok iddialı

İlk defa bir inceleme yazdım. İmla hataları, anlatım bozuklukları ve değinmeyi unuttuğum noktaları, bu incelemenin  benim için ilk olması hatırına mazur görün lütfen. Merak ettiğiniz ve değinmeyi atladığım şeyleri sorun lütfen. Elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışacağım.

 

Saygı ve sevgilerimle....

 

Yalçın BAHADIR

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 9

Ses isleme: DSP Bit / KHZ / ADC-DAC nedir... (+ PDM/PWN/DSD)

Oncelikle bu yazidaki bilgiler kisisel bilgilerim olup hatalar icerebilir, bunlari gordugunuzde bildirirseniz memnuniyetle duzeltirim.

Aslinda Digital ses diye birsey yok, digital veri var ve onun da bir siniri yok 🙂
ADC adi verilen donusturuculer ( Analog to Digital Converter ) Ses sinyallerini isler, tanimlar ve I/0 degerlerine donusturur.
Bu yonuyle tipki AG baglantisi sistemine benzer.

Sesteki Bit degerlerini ve hz/khz degerlerini isterseniz kisaca anlatayim boylece AMP ne ise yarar daha iyi anlariz.

2 cesit BIT degeri vardir, birisi derinlik iken digeri ornekleme birimidir (BITRATE).
Ornekleme araligi icin once MP3 gibi sıkıştırılmış formatlari anlatarak baslayayim...
Bunlar aslinda bir arsiv dosyasidir ama ZIP dosyasi gibi icerisinden digitallestirilmis ses cikmaz, aksine her "sn" icin bir bit degeri verilir ve ses dosyasi o araliga gore kaydedilir, tabi birbirlerine benzerlik gosteren sinyaller yok edilerek yapildigi icin yer kazanilmis olur.
Mesela 128 kbps degerindeki bir MP3 dosyasi 1 saniye icin 128 KiloBit veri saklayabilir.

MP3 gibi formatlarda sinyal derinligi olmadigindan 16/24 BIT gibi degerler bulunmaz.
Bu degerleri decoding islemi esnasinda sahip oldugunuz DAC belirler, ama kayipli formatlar 16 BIT olarak sabit sekilde decode edildiginden anlatacak fazla bir konusu yok.

Digital ses turune ise PCM denmekte olup farkli formatlarda saklanabilir, "vaw", "AIFF", "M2TS" gibi...
Acilimi ise Pulse-Code-Modulation'dur, tanimlarsak...
Ses dedigimiz bir dalga titresimidir, bu titresimleri yakalamak icin bir aralik belirlenmistir.
En dusuk aralik 20 hz iken en yuksek aralik PCM icin 192 (384 de mevcut ama PCM de kullanilmaz) khz'dir...
20 hz demek saniyede 20 defa titresim demek iken 192 Khz demek saniyede tam 192 bin defa titresim demektir...
Yalniz bu dalga titresimidir ama tek basina titresim ses icin bir anlam ifade etmez, burada bir cok ek faktor varken Decibel denilen (ses) titresim siddeti birimi bunun seviye belirleyici olanidir.
Decibel ismi, mucidi olan Graham Bell'den gelmektedir, birimin adi Bell idi ama olculebilirlik acisindan 10 luk sistem kullanilmasi gerektiginden Decibel olarak kabul edilmistir.
Yani dalga siddeti hz ile degil DB ile olculur...

Konuya donersek...
Kaynak titresim araligi belki 1000 hz dir ama kaynak siddeti dusuk ise duyulmasi cok zor olabilir keza kaynak yuksek olur ama frekans dusuktur bu seferde anlamsiz gurultuler duyarsiniz...
Ses siddeti degerini kaynak gucu belirler, sesin kalitesini de frekans araligi belirler.
Tipki FPS gibi dusunebilirsiniz bunu 🙂
120*120 pixel bir goruntu 20 bin FPS bile olsa sizin icin pek bir anlam ifade etmez...
Bu konuyu (AMP) yazinin sonunda tamamlayacagim.

Bit ve Hz degerlerine donecek olursak.
Dijital ses icin BIT demek palet araligi demektir, yani nasil bir resim dosyasinda renk derinligi icin palet araligi var ise ses icin de ayni sey gecerlidir.
Orneklenen bir ses dalgasinin en alt ve ust ses degerleri icin bir palet hazirlanir ve butun islem bu paletteki derinlik sinirlari icinde gerceklestirilir.
Basitlestirirsek,
Tipki renk tonlari gibi ses derinligi icin de tonlar mevcuttur ve bunu dijitallestirebilmek icin bir aralik belirlenir, iste bu palet bu araligi temsil eder.
Ve ses islemcisi 1 seferde bu palet genisliginde veriyi isleyebilir, bu yonuyle bildigimiz islemci mantigi gecerlidir...
Ama islemciden ayiran kisim islenen verinin devasa boyutlara ulasabilmesidir...
Orneklersek...
192 khz ses cok yuksek bir tondur ve genis bir spectrumu vardir bu kadar buyuk bir ton degerini isaretleyebilmek icin yine cok buyuk rakamlar gereklidir.
Fakat teknoloji ve islem gucunun gelismesi once 24 Bit daha sonra da 32 Bit ses islemcilerinin onunu acmis, dolayisiyla inanilmaz DB ve Frekans degerlerine ulasilmistir.

8 bit bir ses dosyasi, 2 uzeri 8 yani 256 sayisal deger alabilirken 16 Bit'te bu 65.536, 24 Bit icin 16.777.216, 32 bit icin ise 4.294.967.296 rakamlarina tekabul eder.

Yine burada SNR de onemlidir.
SNR, Sesin arkaplan gurultusunden ayrildigi sinira denmektedir...

Ses'in gurultuden ayrilmasi icin siddetinin yuksek olmasi gereklidir ama veri alani darligi burada limitleyici etkendir bu yuzden 8 Bit icin SNR (Signal To Noise Ratio) 24DB ile sinirliyken 32 Bit icin bu deger tam 144DB'dir.
192 Khz 32 bit ses dijital veri olarak devasa kapasitelere denk gelir...
32 Bit 144DB bir kayit ozellikle muzik icin neredeyse sesin butun tonlarini kaydedebilir.
Bunu anlatmak icin PCM de bu islemin nasil gerceklestigini anlatayim kisaca...

8 Bit @ 20 hz bir ses dosyasi 8x20 =16bps
8 bit @ 20 khz ses dosyasi 8x20000 = 16000bps = 15Kbps
16 bit @ 20z = 16x20 = 32bps
16 bit @ 20 khz = 16x20000 = 320000bps = 312Kbps
32 bit @ 44khz = 32x44000 = 1408000bps = 1375Kbps
32 bit @ 192khz = 32x192000 = 6144000bps = 6000Kbps

Yani 2 saatlik bir Hi-Res audio blu-ray filmi 32 Bit / 192 Khz olursa: 120*60= 7200sn, 7200*6000 = 43200000KB / 42000MB / 42GB tekabul eder...
Sadece 3 dk muzik dosyasi neredeyse 1024MB olmaktadir 🙂

Daha once MP3 dosyalarinin BIT Depth degerinin olmadigini belirtmistim, bunun sebebi MP3 dosyalarinin PCM dosyalarindaki verilerin salt olarak islenmis ve sıkıştırılmış halidir.
PCM kayitlari verileri ayna gibi birebir saklarken MP3 gibi dosya formatlari ihtiyac olmadigi dusunulen ses tonlarini, benzerlik tasiyan tonlari, hatta araliktaki dusuk tonlari bile filtreler.
Bunlar genelde Yuksek tonlardir, bu yuzden MP3 Bitrate ne kadar yuksek olursa filtrelenen ses o kadar azalirken icerigin kalitesi de yukselir.
Fakat bu formatin Bitrate'i ne olursa olsun PCM formatinda ses vermesi imkansizdir, ton paleti bulundurmadigindan hangi tonlarin kaybedilecegine karar verilemez.
Yani yaklasik CD kalitesine denk gelen 512Kbps bir MP3 dosyaniz bile olsa seste kayiplar olacaktir.
Bu yuzden Losless denilen alternatif kodlayicilar cikmistir...
Bu kodlayicilarin MP3 gibi format'lardan farki kendilerini PCM ye benzetmeleridir.
Burada degisen sey ise yukarida belirttigim bit derinligi sistemidir.
Ornek olarak FLAC dosyalari 1hz 65khz arasi 32bit derinliginde sabit bir palet kullanir.
Kayipsiz dense de yine bir kayip vardir ama kayit araligi yuksek oldugu icin duyulabilecek seslerin kaybedilmeyecegi varsayildigindan kayipsiz sayilmaktadir.

FLAC turundeki kayitlarin orjinal kaynaklari PCM olmadigi surece hic bir anlami yoktur, MP3 gibi formatlardan geri donusturmek bosuna bir caba olacaktir 🙂

Son olarak su bilgiyi de ekleyeyim ki AMP ile dogrudan alakali.
Normal bir insan 20hz 20khz arasindaki sesleri dogal halleri ile duyabilecek kapasitededir. Oyleyse bu devasa KHZ birimleri ne anlam ifade ediyor...
Oyle ya, madem duyamayacaksak bu frekanslardan bize ne...
Mi acaba? 😀

Iste burada AMP devreye girmektedir. Amp yani amplifier, Turkce de AMFI olarak gecmektedir. Duyulmasi zor olan yuksek frekanslarin siddetini artirarak duyulabilecek hale getirir yani cok ciliz olan bir ses uygun bir ses siddeti ve filtrelemesi ile bant degistirip duyulabilecek bir hale gelir ki bu da...

DAC'tan alinan analog ses yukseltilerek yapilir.
Kaynak sesin elektron degerini yukselterek sesin dalga siddetini artirir, yani aslinda sinyalleri elektrikle yukler bu yonuyle WiFi router'larin yaptigi isi yapar diyebiliriz...
Ama bu cok karmasik bir istir ve bir cok filtreden gecmektedir, fakat bunlari anlatmak sayfalar dolusu yazmayi gerektirdiginden pas gececegim 🙂

Tabi AMP'in etkili olabilmesi icin sinyal haline gelen sesin dalga haline donusturulmesinde kullanilan birimin yani Hoparlor, Kulaklik kalitesi de bunu belirler.
DB araligi, OHM Direnci vs...
Iste Hi-Res kulakliklar da bu frekans hassasliklarina uygun bir yapi bulunur.

Ekleme:
ADC ve DSP konusunu cok hizli gectigimi fark ettigimden onlari da ekleme ihtiyaci duydum.

DAC/ADC : Digital to Analog / Analog to Digital Converter

ADC: Analog, yani dalga halindeki sesi saklanabilecek digital veri formatina donusturmeye yarayan bir cesit sinyal olcen ve donusturen birimdir.
Amaci ham sinyalleri olcmek ve islemciye gondermektir.

DAC: Yukarida anlatmistim, kisaca tekrarlarsak, dijitallestirilmis sesleri duyabilecegimiz hale getiren birimdir, DSP biriminden sesleri alir.

DAC hassasligi cok onemli bir konudur, ornegin 24 bit ses islemcisi olan bir cihazin 24 bit DAC cikisi olmalidir, aksi halde kayiplar yasanir.
Yine frekans da ayni yada yukari degerlere sahip olmalidir.

DSP: Digital Signal Processor
Ses yada Goruntu sinyallerini isleyen birime denir, amaci sesi (konumuz ses oldugu icin oyle dedim) islemek, filtrelemek ve amaca gore DAC yada ana islemciye gondermektir.
Ses islemcisi ve dijital sinyal islemcisi aslinda ayni seyler degildir, bazen goruntu islemcisi ile birlestirilirken amaca yonelik sistemlerde ses birimlerinde DSP ye ihtiyac duyulmaz (ses kartlari, ANFI'ler, Ev sinema decoderleri) cunki kendilerine ait ozel islem birimleri yada islemcileri vardir.
Sound Processor denilen birim bu is icin tasarlanmistir ve en iyi sekilde gormektedir.
Buna bazen Digital Sound Processor de denmektedir, fakat Digital Signal Processor ile karisikligindan dolayi sadece Sound Processor yada Sound Chip olarak adlandirilmistir.
Hangi tur olursa olsun Analog ses isleyen bu birimler dijital ortamda ses saklamak, uretmek yada oynatmak icin kullanilir.
Bazi Ses chipleri kodlama yoluyla ses uretebilirler, MIDI synthesizer bunun en basit ornegidir.
Genel amacli DSP'lerin donanimsal filtrelemeleri pek olmaz yada bunun icin ek birim kullanilir HTC 10 yada LG V10 ornekleri sayilabilir.

Su anda en populer ses islemcisi markalarindan bazilari:
Yamaha, Cirrus Logic, Wolfson, Maxwell.
Urettikleri Chip'in verimine ve amacina gore degisik sistemlerde kullanilabilir ki bu firmalardan Wolfson, Yamaha ve Cirrus Logic uretimi chipler Creative Ses kartlarinda da kullanilir.

Ayrica...
DTS ve Dolby gibi ozel ses islemcileri de mevcuttur ama bu iki turevin de yazilimsal olan yontemleri de mevcut oldugundan benzer donanimlarda da calisabilmektedirler.
Fakat bu aslinda bir benzetme/taklit seklidir, ust duzey ses sistemlerinde fark kolayca anlasilir ama nispeten orta-giris seviyesi urunlerde sinyal kayiplarini farketmek neredeyse imkansizdir.

Modern ses oynaticilarinda ses icin DSP ayrica secilebilirken bazen goruntu isleme yongasi ile birlestirilir.

Fazla kullanilmayan teknolojiler: (Istek)
PDM, PWM gibi daha cok BitStream seklinde calisan teknolojilerdir, son kullaniciya yansimasi olsa da pek tutulmamistir.

PDM: Pulse Digital Modulation
PCM den farkli olarak verileri 1 Bit seklinde isler, veriler bir dongu suresince biriktirilip oyle islenir, frekans her bit blogu icin degisken olabilir frekans siniri yoktur.
Yani 1 sn icerisinde kac bit veri gelecegi degiskendir, frekans ve dongu araligi belirler.
Aslinda saniye bile onemli degildir, dongu araligi (cycle) nano saniyeye kadar dusebilir.
PCM de bu sabittir, 8-16-24-32-64 gibi...

1 Bit aktarima ihtiyac duymasina ragmen frekans degiskenliginin onemi yuzunden her alanda kullanilmasi pek mumkun degildir.
Ozellikle ses bozulmalarinin onune gecebilmek icin cok fazla onlem alinmasi gerektiginden PCM icin cok iyi bir alternatif olamamistir.

DSD (Direct Digital Stream) bunun pratikteki belki de ses icin tek kullanimidir.
PDM yorumlamasi olan bu teknolojide ilk denemesi olan Super Audio CD formatinda tam 28.224 khz degerinde frekans degerine sahip iken gunumuzdeki son versiyonu bunu 8'e katlamistir.
Single Rate DSD, Double-rate DSD, Quad-rate DSD ve Octuple-rate DSD versiyonlari bulunmaktadir.
Single Rate: 64*44 khz = 2822 mhz
Dual Rate : 128*44khz = 5644 mhz
Quad Rate : 256*44khz = 11289 mhz
Octuple Rate : 512*44khz = 22579 mhz = 22.6 ghz!

DSD hakkinda Bazi kucuk bilgiler:
Butun PCM turu veriler DSD olarak aktarilabilir, birden fazla kanal ayni anda tek bloktan aktarilabilecegi gibi sinirlama yoktur.
SNR orani PCM'ye gore yuksek olsa da telafi ve tolerans imkani bulunmaktadir.
DB degeri aktarim sirasinda degistirilebilir, onceden yukseltilmis ses aktarimi dalga boyu ile saglanir.
Kulakliklara bile bu frekansta ses aktarilabilme imkani mevcuttur ama ozel donanim ister.
Dosya boyutlari devasa boyutlara cikabildiginden pek tercih edilmemistir.

PWM: Pulse Width Modulation
Aslinda bu teknoloji ses icin pek kullanilmaz cunki basit bir DAC ile calismaz.
Daha cok Voltaj ve Amper degiskenliginin onemli oldugu alanlarda kullanilmaktadir, Aydinlatma, Motor, Lazer vs...
Fakat bunun ses filtrelemesi icin de kullanabilecegini dusunen bazi ses uzmanlari ozel sistemlere bu modulu eklemislerdir.
DSD ile birlikte kullanilir, 1 ile 8 bit arasinda degisebilen BitStream teknolojisi desteklediginden sinirsiz frekans ve veri kombinasyonu mumkundur.
Fakat bu teknoloji burada aktarilamayacak kadar karmasik ve benim ne yazikki tam olarak anlatamayacagim bir sistem bu yuzden daha derine inmeden burada bitiriyorum.

Evet...
Uzun bir yazi oldu, hatalarim olduysa mazur gormenizi temenni ederim.

Yanlis yada eksik olarak gordugunuz bir bolum varsa belirtirseniz severek duzeltirim.

Okudugunuz icin tesekkurler.

#Müzik #ses #teknobilgi #inceleme

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 21

Hackintosh sistem kurmak mantıklı mı? Kimlerin ihtiyacı var ?

Yaklaşık üç senedir "Hackintosh" cihazlarla çalışıyorum ve bu konudaki deneyimlerimi paylaşmanın zamanı geldiğini düşündüm. Bu bir kurulum rehberi olmayacağı gibi kurulum konusundaki sorulara da  ayırabilecek vaktim maalesef  bulunmuyor, umarım kafasında soru işareti olan arkadaşlara karar vermelerinde yardımcı olur.
1) Hackintosh nedir ?

Hackintosh, herhangi bir "OS X" sürümünü, Apple tarafından üretilmemiş bir cihaza yüklemektir.

2) Legal mi?

Bu konu fazlasıyla tartışmalı, "Hackintosh" toplama pc satan firmaların varlığı biliniyor ve Apple bu firmalara karşı dava açıp kazanıyor ancak kişisel kullanım için herhangi bir girişimleri dünya genelinde bulunmuyor. Bu konu biraz da tepki çekmemek açısından gözardı ediliyor diyebiliriz

3) Hackintosh kimler için uygun ?

Öncelikle Hackintosh kurulum masaüstü ve dizüstü bilgisayarlara yapılabiliyor ve bilgisayarlar konusunda bilginiz sınırlıysa daha en başından uzak durmanızı tavsiye ederim çünkü genel olarak zaman, sabır ve derin araştırma isteyen bir konu bu, uzun süren araştırmalarınız sonuçsuz da kalabilir.

- Adobe Premiere, Adobe After Effects, Final Cut Pro gibi montaj ve efekt programları kullanan kişiler için çok kullanışlı olabilir çünkü diğer işletim sistemleri  üstünde erişilemeyen ya da erişmesi çok zahmetli olan "Apple ProRes" gibi muhteşem codec' lere herhangi bir zahmete girmeden ulaşmanızı  sağlar.

- Logic Pro, Final Cut Pro, Modul 8 gibi, aranjman yapabileceğiniz "Exclusive" programları Apple' ın limitlerine takılmadan kullanmanızı sağlar.

- Apple ürünlerine fahiş rakamlar ödemeden  IOS' a uygulama geliştirme imkanı sunar.

- Bu bahsettiğimi uygulamların hiçbirini kullanmamasına rağmen sadece OS X arayüzünden hoşlanan insanlara hitap eder.

- Apple' ın piyasaya sürdüğü  kısıtlı donanıma sahip cihazları yetersiz bulan ve daha güçlü donanıma ihtiyaç duyanlara.

- Bootcamp ile kısıtlı kalmak istemeyen ve OS X ile diğer işletim sistemleri arasında hızlı geçişlere ihtiyaç duyan kişilere uygundur.

4) Ne gibi sorunlarla karşılaşırım ?

Bu soruyu kendi durumumdan örneklendirebilirim, masaüstünde hemen hemen hiçbir sorun yaşamıyorum ancak dizüstü bilgisayarımda HDMI portunu işlevsel hale getiremedim bir türlü. Güncellemeler genelde herhangi bir sorun çıkarmıyor ses ile ilgili kextleri tekrar yüklemek zorunda kalmak haricinde. Büyük güncellemelerde yani Yosemite--->El Capitan gibi, sonucun ne olacağı belli olmayabiliyor. Buna benzer bazı sorunlar oluşabiliyor ancak bazıları OS X 'in kendi içinde varolan sorunlar ve ancak Apple' ın ve uygulama sahiplerinin güncellemelerle çözebileceği şeyler. ( örn: "Adobe Creative Cloud" uygulamlarının orijinal olarak kullanılmasına rağmen bilinen stabilite sorunları)

5) Performans farkı nedir ?

Elinizde bulunan sistemin gücünü doğru kullanan bir yükleme ve ince ayar yaparsanız şaşırtıcı sonuçlar alabilirsiniz. İşlemcisini, belleğini, sabit diskini ve en önemlisi ekran kartını değiştirebileceğiniz bir sistemde performans, Apple ürünlerinden dramatik olarak üstün olacaktır. Nvidia' nın  ve AMD' nin, OS X  sürücüleri bulunmakta ve hepsinden önemlisi   CUDA, OpenCL, OpenGL  destekleyen programlarda, performans limitiniz sadece kullanacağınız ekran kartının gücüyle alakalı oluyor, kısaca pazarlama stratejileri tarafından kısıtlanmıyorsunuz. Elimdeki orta halli masaüstü sistemin Cinebench' te yapılan OpenGL  ve işlemci testini bu yazı sonunda bulabilirsiniz.

6) Gerçek hayat deneyimleri ve stabilite nasıl?

Bu soruyu şöyle cevaplayayım,  Mayıs ayında interaktif bir video enstelasyonda  üç gün boyunca hiç ara vermeden Max 7 , Apple ProRes codec' lere sahip devasa boyutlu videoları, yüz tanıma için kullanılan sensörlerle simültane olarak kullanıldı ve en ufak bir problem yaşamadım. Hatta diğer Apple ürünlerinde yaşadığımız sorunları dahi hackintosh ile çözdük.

Herkese iyi günler dileyerek bu yazıyı burada noktalayalım.

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 10
  • window Ts @window

    Bu işlerle pek uğraşmasam da ekleme yapayım notebook'unuzdaki wifi alıcınızın modeli bile önemli olabiliyor. İşiniz yoksa hiç uğraşmayın varsa da özel amacınız yoksa gene uğraşmayın. Çok sorun çıkarabiliyor. Geliştirici olsanız bile daha kötü. İnsanın canını sıkar, Recep Baltaş bir sorunu çözmek için baya bir uğraştığını söylüyordu.

    • Çağdaş Çeçen @nihilprophet

      @window Yazının başında bundan bahsetmiştim, donanım uyumluluğunu "Tonymac" ten kontrol etmek gerekli zaten. Kendi donamımı toplarken ve notebook satın alırken uyumluluk listelerine bakıp aldığım için gayet sorunsuz kullanıyorum, Lenovo ve HP' nin birçok modeli gayet uyumlu, kendi adıma Lenovo G780 e SATA-Caddy aracılığıyla 2. SSD yi taktım ve Windows 10 ve El Capitan dual boot olarak kurulu. Orta seviye bir Macbook pro dan çok daha hızlı çalışıyor ve 6 aydır ihtiyaçlarımı karşılıyor . (Bkz:uyumluluk listesi)

      http://www.tonymacx86.com/buyersguide/august/2016

      Wi-Fi konusunda da gayet basit bir çözüm var, Mac'lerde kullanılan orijinal wi-fi kartını 2. el vs alıp taktığınızda tanıyor zaten cihaz herhangi ekstra bir Kext' e gerek duymadan , ben ufak ve gayet ucuz bir usb Wi-Fi adaptör kullanıyorum gayet te mutluyum. Recep Bey' de "Tonymac" ve" Insanelymac" ten aldığı bilgileri aktarıyor zaten, onun haricinde bu işin mutfağından gelen insanlar mevcut, hatta etik bulmasam da bu işten uzun bir süredir endüstriyel şekilde para kazanan Türkiye' li kişiler mevcut (bkz: iATKOS). Sisteminizi yazıyorsunuz ve "yükle-çalıştır" şeklinde raw-image hazırlıyorlar ve size yolluyorlar bir ücret karşılığında. "Hackintosh", benim durumumda olduğu gibi, belli ihtiyaç grupları için gerekli bir şey ;

      http://iatkos.me/

  • KUTALP @kutalp

    sandım ki burda dosyaları, yükleme anlatım ss leri olacak. [email protected] atsana link bende kurmak istiyorum denedim çalışmadı tekar deneyim.

  • Enes Ensar Eyetem @enesensareyetem

    pentium işlemcili giriş seviyesi bir laptopa mac os kurmak mümkün mü acaba minimum sistem gereksinimi var mı hackintosh için?

  • gokturk @gokturk

    Selamlar, tecrübe aktarımı için teşekkürler.
    Kurulum ile ilgili detaylarıda güncel olarak verseniz 🙂
    Şuan Mojave en son sürüm sanırım 10.14

#StrangerThings

[HD] Stranger Things full OST Season 1

The full and complete OST for the Netflix TV series "Stranger Things" season 1 is finally here in HD! ●Full track listing: 1 - Intro theme 00:00 2 - She Has ...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Sedef Elektronik Lambalı kulaklık amfisi

Merhabalar ;
Şimdi inceleyeceğim ürün bazılarınız için yabancı, bazı arkadaşlar için ekstrem bir cihaz. Bazı arkadaşlar zaten olayı biliyor ve daha iyileri ellerinde var.

Ürünümüz Lambalı kulaklık amfisi. Yerli bir ürün. Üzerinde kritik malzemeler yabancı tedarikçilerden alınmış. Kırıkkaleli bir firma üretiyor. Bendeki versiyonu ilk çıkan model. Sonradan bayağı geliştirdiler. Üst modelleri vs çıktı. Kendilerini ispat ettiler bu piyasada.

Benim kullandığım model ilk versiyon olduğu için bayağı kritik eksileri var. Ama bunları aşmak mümkün. Hatta yeni modellerde bir çoğu düzelmiş.

Öncelikle eksileri yazacağım.

- Genel olarak bütün lambalı amfilerde bulunan lambaların ses yapması. Özellikle kulaklık veya giriş jacklarını sokup çıkarırken lambalar ötüyor. Daha doğrusu bir çınlama. Ancak biraz zaman geçince ses kesiliyor. Amfiye dokunmadıkça hiç ses yapmıyor. Ayrıca kulaklığı takıp amfiyi öyle açın mümkünse 5 dakika dinlemeden kısık volümde çalsın. Sebebi aşağıda.

- İlk açıldığında sesin rezalet olması. Bu da yine Başta lambalı amfi olmak üzere class A ve class AB denen çalışma prensibi daha analog olan bütün ses cihazlarında yaşanan bişey. Açtıktan bi 5 dakika sonra sesi gayet iyi. 1 saat sonra inanılmaz hale geliyor. Dinlemeye doyulmuyor.

- Ses potansı uzun süre kullanılmadığında cızırtı veya balans yapıyor. Malesef ucuz potans var amfide. Zaten pahalı bir audio potans amfinin 2 katı fiyata satılıyor. Bi kaç defa aç kapa yapınca düzeliyor. Veya yağsız kontak sprey sıkın.

Daha bi kaç minör negatif yön var ancak önemli olanlar bunlar. Ayrıca firma malının arkasında iyi duruyor. Her türlü destek vs tam. Ben bu amfiyi satıp yeni versiyon alacağım.

Ve gelelim + yönlere.

+Amfi çok güçlü neredeyse kafa üstü kulaklıkların tamamını sürebiliyor. Ben yeni versiyon ile AKG Q701 süreceğim. Ki piyasanın en güce aç kulaklığıdır.

+Ses dolgun gövdeli. Lambalı amfilerin cılızlığını kaliteli çıkış kondanstörü kullanarak aşmışlar.

+Baslar şahane. Çok güçlü baslar var. Ve hızlı pasajlarda çok dağılmıyor.

+En önemlisi lambalı ses karakteri sonuna kadar mevcut. Ses çok sıcak. Hatta 1 saat dinledikten sonra inanılmaz sıcak ve detaylı.

+sesi renklendirmiyor. Bu kısım çok önemli. Sese bas veya tiz eklemiyor. Kaynakta ne çalıyorsa onu yükseltiyor. iyi bir kaynak varsa ses şahane.

+Detay. Detaylar kaybolmuyor. hatta bir miktar artıyor.

Ben bu amfiyi bir dönem sony mdr V6 ile kullandım ki kendisi profesyonel stüdyo monitör kulaklığıdır. Onda bile güç %20 den fazla açmadım.
Creative ep630 ve HQ1600 ile dinledim. Bu kulaklıklar giriş seviyesi olduğu için amfi ile bir fark alamadık.

Sony mdr1rbt ile kullandım. Bunda PC den EMU 404 usb ses kartı ile dinledim. Sesi çok ciddi güçlendirdi. Ve lambalı sesi istediğim gibi aldım.

Fiio X3 e bağladığımda ise fiio x3 güçlü bir cihaz olduğu için pek bir fark olmadı. Ama Solid karakterdeki ses biraz ısındı lambalı sesi oldu.

Sonuç : Bu model 120 liraya satılmakta ki bence bedava. Daha üst modelleri de var. Bu paraya bu ses bence inanılmaz. Şöyle düşünün iyi bir ses kartı ile güzel bir kulaklık edindiğinizde evinizde hi-end bir sisteme yakın ses alacaksınız. Fiyat / performans olarak 10 üzerinden 10 çok rahat verilir.

#akış #hi-end #kulaklık

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 38

Video düzenleme yazılımlarına giriş

Barış Özkök bu defa BasÇek ile karşımızda. Konumuz video düzenleme yazılımları. Genel olarak nasıl bir arayüz kullandıklarını ve piyasada önde gelen hangi yazılımlar olduğunu konuşuyoruz.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 78

Bir zamanların efsane futbol oyunu Sensible Soccer Tozlu Raflar'da

Sensible Soccer artık bugün var olmayan tarzda bir futbol oyunu. Ancak bugün bile sizi eğlendirme potansiyeline sahip, tutkal kıvamında bağlayıcı bir oyun. Tozlu Raflar'da ilk kez aldığımız oyunu orijinal bir Amiga'da çalıştırıp oynuyoruz.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 89
  • sensible

    en çok oynadığım ss 96-97 sezonu kariyer modu..o zaman en iyi oyunculardan biri Milanlı George Weah en pahalı 15 trilyondu bu oyuncu alınırdı (yada romario,bebeto) weahla az defansı ip gibi dizip kaleciyi çaprazdan ve karşılıklı az uzaktan çok iyi zımbalardı...transfer moduda deyinmek isterim harika güzel olmuş transfer moduda çok iyi hatırlarım weah juventus istemişti adamlar 24 trilyon vermişlerdi o zaman en yüksek teklif gelen bu para ve takım olmuştu satmıştım baya iyi kar getirmişti.Oyunun zevk alma konusunda ise tartışılmaz bağımlılık yapar şu zamanda bile bu tarz sensible soccer çıksa fifa ve pes geçer

  • usermm1 @usermm1

    eski oyunlardan aldığım zevki şuanki üstün oyunlardan alamıyorum. ilklerin zevki ayrıdır.

  • stealth @stealth

    Bu oyunu çok sevmezdim...Ben Kick Off düşkünüydüm. Mecidiyeköy Şişli arasında bir pasajın içinde Commodore'cu Anka Bilgisayar vardı...Orada Kick-Off turnuvaları düzenlenirdi...Az oynamamıştım Amiga 500'de...Ps4 ne ise Amiga 500 oydu benim için...