Otomotiv sektörünü titreten yangın
Geçtiğimiz ay Almanya'da meydana gelen bir yangın, araçlarda kullanılan bir maddenin üretimini zora soktu. 'Cyclododecatriene' adlı bu maddenin içinde bulunduğu bileşenler, araçların kritik parçalarında kullanılıyor. Peki bu yangın sektörü nasıl etkileyecek?
Bilgehan NAL
Tam uyuyacaktım ancak bunu bekliyordum. İzleyip uyuyacağım herhalde.
Simdi video yu izlerken hizlica bi google yaptim. BBC nin haberi asagida:
Evonik Industries' plant in Germany was responsible for a good chunk of the world's supply - one estimate put it between a quarter and a half.
Real worry
Carmakers around the world hope production will not be halted by component shortages
The supply of PA-12 was already tight because it is also used in solar panels.
In addition, Evonik says that it will take at least three months and perhaps longer before its damaged chemical plant can resume full production.
Bu alman firmasi bu madenin ceyrek yada yarisi kadarini uretiyor. Video da denildigi gibi tek bir uretici degil, ayrica. yukaridaki yazida fabrikanin tekrar uretime donmesi 3 ay yada biraz fazla surecegi yaziyor. Video da denildigi gibi 1 yil veya daha uzun sure degil. Bunlari duzeltmek istedim. Bunun disinda buyuk otomobil firmalarinin Amerikada toplanti yaptigi dogru ve bu olay otomobil endustrisini etkileyecegi de dogru. Bakalim neler olacak.
Etkilerinin özellikle yeni model yılı ile birlikte bizdeki fiyatlara intikal edeceğini bekliyorum.
Üretim zinciri yoğun talep karşısında bir defa aksayacağı ve ihtiyaç sahibi firmalar ellerinde stok bulundurmadığı için otomotivin yaşayacağı normalleşme süreci en iyi şartlarda en az bir yıl kadar sürecektir. Bunu demek istemişken kafam sürçmüş biraz. Affınıza sığınırım 😀
rica ederim ne demek. Emginize saygi duyarim. Ben de haberi sizden ogrenince bayagi sasirdim hic duymamistim, hemen bi google yaptim bu habere ulastim. Genel itibariyle soylediginiz gibi. Umarim 1 yil surmezde 3-5 aya biter bu is. Iyi geceler dilerim. Tesekkurler cevabiniz icin.
bu haber böyle bir haber hazırlayanlar için cok teşekkür etmek gerek ki etmişinizde ayrıca olur öyle şeyler...
bu madde breaking bad'de geçen mavi plastik kap olmasın sakın 🙂
o LDPE 😀 bu değil
asitin eritemediği bi mavi kap vardı o bu değil sanırım 😀
salih kutlu
şimdi sıfır fiyatlar artar onun akabinde 2.el fiyatlarda artar. Bence yangın bilerek çıkarıldı. Bukadarmı ahmaklar tek fabrika ve yedeği yok. Bu yangınla birileri multi hit comboyu sağlam koyar. çok çeşitli kullanırlar bu krizi.
Selamlar,
Ben araçların iç kalitesinin arttığına pek inanmıyorum. Plastik kalitesi gittikçe düşüyor. Özellikle sert plastik kullanımı gittikçe arttı. Aracın görünmeyen yerlerinde özellikle, kalite düştükçe düşüyor (bu kısım beni ilgilendirmiyor, gördüğüm yerlerdeki kalteyi arttırsınlar ama görmediğim yere istediklerini yapabilirler :))
Katılıyorum. 15 yıl önceki kompakt modellerin malzeme kalitesi şimdiki D sınıfında ancak yakalanabiliyor. Bu konuya özen gösteren birkaç üretici haricinde çoğu firma bakalit kıvamında sert malzeme kullanıyor. Buna bir de kılıf bulmuşlar: geri dönüştürülebilir malzeme! 😀 Yumuşak plastik geri dönüştürülemiyormuş, o bakalitler dönüştürülüyormuş. Bahane çevrecilik yani... Yumuşak plastiğin tek avantajı kalite hissi de değil ayrıca, güvenlik (kazada kafanın konsola çarpması durumunda) ve izolasyon konusunda da yumuşak plastik çok daha iyi. Üstelik çizilmelere karşı daha dayanıklı.
Zaten güzel bahane oldu çevrecilik. Sorsan, herşey çevrecilik adına!
"Kağıt vermiyoruz, çevre adına". Şunu yapmıyoruz, "çevre adına". O firmalar, çevre adına kazandıkları bedelleri, üretimlerini çevreye daha az zarar vermeden yapmak için yatırım yapıyor mu? Kesinlikle hayır!
Ben Audi'yi seviyorum bu konuda, iç mekan klalitesi en üst düzeyde sınıfında...
Bende öyle bir takıntıya dönüştü ki bu, bir arabaya bindiğimde önce ön konsola, sonra da kapı içlerine şöyle hafiften fiske atıyorum, parmak uçlarımla bastırıyorum. Eskiden ancak küçük sınıfta kabul edilebilen malzeme kalitesi şimdi D sınıfına kadar yayıldı. Millet görünüme bakıyor, ama arabayı kullanmaya başlayınca sert malzeme herkese sıkıntı veriyor.
Olay sadece sertlik-yumuşaklık değil hatta. Doğrudan "kalite". 1996 Model Civic kokpitindeki plastik sert olmasına rağmen bugün hala ilk günkü kondisyonunda modellere rastlamak mümkün. Öte yadan yumuşak plastiğin UV dayanımı sıkıntısı da var. Renault boşuna atermik cam yapmadı yıllarca 😀
Eskiden deri kullanımı daha azdı. Japon modellerde sahte ahşap kaplamalara sıkça rastlardık. Sektörün önde gelen firmaları çıtayı yükselttikçe ekonomi odaklı çalışanlar da ayak uydurmak zorunda kalıyor... Mecburen yaptıkları için de gah arka kapı içlerine, gah ayak boşluklarına "geri dönüştürülebilir" kaplama yapılıyor 😀
Valla, arka kapı içine, ayak boşluklarına isterlerse çöp koysunlar (kokmadığı sürece :D) beni ilgilendirmiyor. Ama ordan kestiklerini, ne bileyim benim gördüğüm - özellikle dokunduğum- yerlere harcasınlar.
Geçenlerde, sırf denemek için (kız arkadaş araba alacak, Polo, İbiza falan bakıyoruz) Polo kiraladım, 2012 model, 10.000 km'de. En zayıf donanımmış. Tamam güzel de, benim 18 sene önce satın aldığım Broadway'de 10 kat kaliteli plastik vardı. Yalıtım da yoktu sanırım arabada, çünkü motor ile aramda birşey yoktu sanki (şimdi sürüş zevki, "motorla aranda birşey olmasın ne güzel" diyecek arkadaşlara cevap vereyim 🙂 Motorla aramda, titreşim ve ses olarak birşey yok gibiydi, onun haricinde gaz tepkimesi olarak hissizin önde gideni :))
O araca 40.000 TL istemeyi biliyorlar ama.Sonra Kore araçları niye piyasayı sallıyor.
Ha bunu diyorum ama gene deli gibi satıyor, VW gene deli gibi kar ediyor...
Bu arada, ben böyle durumlarda genelde "birşey olmaz" diyenlerdenim 🙂
Yıllarca satın alma yaptım, Türkiye'deki en büyük otomotiv firmalarından birinde ve Gıda sektöründe. Dönemsel, böyle şeyler olurdu. Bilmem ne maddesinin tek üreticisinin canı sıkılmış, fabrikayı kapatmış (:D) bir panik başlardı, sonra "genelde" o maddeyi üreten başka üretici yok ise, çok benzer bir malzeme kullanılırdı. Belki aynı etkiyi vermezdi ama formüllerle biraz oynayınca kabul edilir sınırlar içinde kalırdı.
Bunda da yakın zamanda benzer çözüm bulunulacağını düşünüyorum. Tabi fiyatlar biraz artabilir bu süreçte 🙂
oguz
araclara modifiye olarak çelik fren hortumu kullanımını duymuştum, bunlar kullanılamaz mı?
Çelik fren hortumu (steel braided brake line) denen şey bu plastik malzemenin etrafına sarılan ve basınç ile şişmesini önleyerek kalipere giden hidrolik basıncını sabitlemeye yarayan çelik sargı uygulamasıdır. Aynı hortumun üzeri çelik kumaş lie sarılmış hali yani.
Süspansiyon çok hareketli bir yapı olduğu için fren disklerine gidecek bağlantılar çok esnek olmak zorunda. Metal yorgunluğu veya menteşe aşınması baş edilemez düzeyde olur aksi halde.
İlginç bir program olmuş, elinize sağlık. Fren kortumu konusuyla ilgili birşey söyleyemem, çünkü her tür entrika olabilir işin içinde. Bu yangın fiyatları arttırmak için bilerek çıkartılmış olabilir, hatta alternatif bir malzemenin üreticisi bile sabotaj yapmış olabilir. Maalesef firmalar arasında çok pislik dönüyor bu şekilde.
Toyota'nın gaz pedalı krizi de aslında biraz entrikalı. Pedallarda hata var, onu herkes kabul ediyor, ama olayın bu kadar büyümesinin sebebi rakiplerin "kirli oynaması". Kuzey Amerika otomobil pazarı çok büyük, o pazarın lideri de Toyota. Haliyle büyümek isteyenler Toyota'ya yaklaşmaya veya geçmeye çalışıyor. Üstelik, kendi memleketlerinde her yıl Toyota tarafından tokatlanan ABD'li üreticiler Japon markasına fena halde kin besliyor. Toyota'nın tökezlemesi hem yerel üreticilere, hem de onunla rekabet içinde olanlara (mesela Volkswagen, Honda ve Nissan grupları) yaradı. Bir de Toyota'nın olay patladığında arızayı kabullenmeyip önce "münferit" olarak nitelendirmesi, sonra da kabahati paspaslara bulması meselenin üzerine tüy dikti. Yoksa her firmanın hatalı üretimi oluyor, bazı arabalar seneler sonra bile geri çağırılıp tadilattan geçiriliyor.
Amerika'daki en iyi hafif kamyonetler Toyota olup adamlar Nascar'da dahi taraftar toplayınca "sövgülü" üç kafadarların her türlü fırsatı değerlendirme çabası normal.
Teknoloji ile, kalite ile savaşamayınca; milliyetçiliği de halk yemeyince kaldılar ortada. 😀
Toyota ve Audi'nin olayları fren hortumu yırtılmasının sebep olabileceğ itürden kazalar olduğu için aklımıza geldi. Yoksa zilyon tane daha geri toplama masalı var elbette... Mercedes'lerin EBA yüzünden geri giderken freni boşalıyordu, VW 1.8 turboları yanıyordu, Aynı sebepten ilk seri Anadol'ların müzedeki numune hariç hepsi yandı...
Firma çıkıp hatasını kabul etse bir türlü, görmezden gelip örtbas etmeye çalışırken yakalansa başka türlü. 🙂 Sıkıntılı işler.
İşin bir de şu yanı var: Herhangi bir firmanın başına böyle bir sorun gelse çok umursanmazdı. Toyota sorunsuzluğuyla meşhur olduğu için olay daha da büyüdü. Sonuçta Toyota çoğu zaman rakiplerine göre daha az aksesuar ve daha sade tasarıma sahip arabalar yapıyor, ama o efsanevi sorunsuzluğu yüzünden tercih ediliyor. Böyle bir arıza Toyota'nın sorunsuzluğunu lekeledi, en hassas yerinden yaraladı. Rakipleri de bunun üzerine oynadılar tabi. Yoksa her firmada oluyor, profesyonel sürücülerin testlerinde her hata farkedilmiyor. Test sürücüsünün binlerce KM boyunca kullanıp farketmediği hatayı (mesela arabanın kolayca devriliyor olmasını) amatör sürücü (mesela İsveçli bir gazete muhabiri 🙂 ) bir anda yakalayabiliyor.
Geri toplama karar sisteminin en basit -ve kirli- mekanizması için bkz. Fight Club.
"A new car built by my company leaves somewhere traveling at 60 mph. The rear differential locks up. The car crashes and burns with everyone trapped inside. Now, should we initiate a recall? Take the number of vehicles in the field, A, multiply by the probable rate of failure, B, multiply by the average out-of-court settlement, C. A times B times C equals X. If X is less than the cost of a recall, we don’t do one."
Derdimiz rekor olsa arkadaşlar, sahte hesaplar devreye girer vs. Benim maksadım programı izleyip, ilgi gösterip samimiyetle soru soran takipçilerimizin kafasında soru işareti bırakmamak.
Öte yandan videolarda pek görünmese de belden aşağısı olan bir insanım 😀 Klavye başında oturup yorumlara cevap yazmak en sevdiğim aktivite değil takdir edersiniz ki...
Buna cevap (aslında soru) yazardım ama için fesat dersiniz. O yüzden susup, kendi içimde gülmeyi tercih ediyorum 😛
😀
Yazar burada postmodernist bir anlatım kullanarak şunu demek istiyor: Fuzuli ve geyik içerikli yorumlarla beni meşgul etmeyin, işim gücüm var benim! E biz de bundan sonra geyik yapmayız, ciddi takılırız. Hatta yorum da yapmayız, sadece en beğendiğimiz yorumun altına "+1" yazarız, olur biter. 😀
-1
+2
Tesla
Yük eşitliğini sağlamak için SpokY tarafına 3 elektron yazarız. Yarı basamakları toplayıp kalan elementleri denkleştirmeye dahil ederiz.
Yanan madde kimyasal olduğuna göre...
Hüseyin GÜRSOY
-1 +2 = +1 Ne yapsan +1 çıkıyor 🙂
Şaka bir yana, bu durumun bir krize yol açacağını düşünmüyorum. Bir şekilde başka bir fabrika aracılığıyla üretim tüm hızıyla devam eder. Yeter ki kaynak ve rant olsun. İşin olmazsa olmazı kaynak, kaynak bulunduğu sürece üretecek tesis de bulunur. Böyle bir pazarı hiçkimse kaybetmez, kimseye de yedirmez. Bence tabi 😀
İşte o tesisin yeniden kurulması için kaynak bulmak tam da dünya ekonomisinin en savunmasız dönemlerinden birine denk geldiği için endişeye mahal var.
Olay pastanın ortada kalmasından ibaret değil gibi gözüküyor.
Eski köye yeni adete gerek yok lakin bu "yorum rekoru" geyiği beni pek sarmadı nedense 😀
Her yeni mesajıma başlarken asıl amacımdan sapıp sapmadığımı sorgulamak sanırım beni gerim gerim geriyor. 😀
Rekor filan önemli değil, ama Otoseyir videolarının popüler olduğunu herkes kabul ediyor. Diğer bölümlerin aksine Otoseyir'i teknolojiyle çok alakalı olmayanlar da takip ediyor. Bu durumda yorum sayısının fazla olması gayet normal. Gerilmeye zaten gerek yok, muhabbet ediyoruz şurada. 🙂
İşin gırgırı gerginlik 😀
Muhabbet değil ki sadece olay; beyin fırtınası... Onu yakalayabildiğimiz sizin gibi takipçilerimiz olduğu sürece de motivasyonumuzu pikte tutmak çok kolay oluyor. 😉
Geyikle alakası yok, otomotivle ilgili insanlar daha çok soru sorma gereği duyuyor, öyle olunca da daha fazla cevap ihtiyacı doğuyor. Siz de tüm sorulara cevap veriyorsunuz. Buna da sadece teşekkür edilir 🙂
Güzel böyle, bozmayın 🙂
Bazen o kibar sözcüğü bulmak çok zor olabiliryor, insan takılyıor böyle bir anlığına 😀
Tesla
Hangi kimyasal, element ya da parça bir firmanın tekelindeyse yangın, sel vb kaçınılmazdır. Talebi arttırıp fiyatı yükseltmek için de yapılmış olabilir.
Farklı sektörlerde benzeri "reçeteler" kullanıldı geçmişte de... Böylesi stratejik birimlerin yangınları artık gerçekçilikten uzak algılandığına göre birilerinin şapkalarını önüne koyup düşünme vakti gelmiş olabilir. 😀
Öte yandan kaçınılmaz sonuç belli... Bize de artacak fiyatlara uygun öngörü ile yatırım yapmak kalıyor. Bahane yahut perde arkasındaki esas sebep ne olursa olsun. 🙂
Arabalar konusunda pek bilgim olmadığından saçma bir soru olabilir. Bu nedenle cevaplamaz iseniz de anlarım. 🙂
Elektrikli araçlarda(Hibrit olmayan tam elektrikli, örneğin Tesla) fren sisteminde böyle bir parçanın kullanımına gerek var mıdır ve kullanılıyor mudur? Merakım şundan ki elektrikli araçlar bu parçaya ihtiyaç duymuyor ise elektrikli araçların satışının artması ve iyi bir başlangıç yapabilmeleri için itici bir güç olabilir bu sorun. Tabi eğer elektrikli araçlarda kullanılmıyor ise. 🙂
Saçma soru olmaz. Ya da olur ama böyle olmaz. Mavi ne renktir? Hakan Bey, sizin adınız ne? gibi sorular bile soran kişinin maksadına bakılarak kabul edilebilecek sorular benim gözümde. 🙂
Elektrikli oyuncak veya RC modellerde motor hem ileri hem fren ve geri fonksiyonlarına hükmeder. Cihazın boyu büyüdükçe, ağırlığı arttıkça bu elektrik freni süratle yetersizleşmeye başlar; pilden çektiği akım miktarı saçma boyutlara ulaşır. Aracı hızlandırırkenden çok daha fazla akım çekmeye başlar fren için. Dolayısı ile hiçbir binek araçta (insan taşıyabilen hiçbir araçta) elektrik freni tek başına yer almaz. Fren esnasında motoru jeneratör gibi kullanma özelliği de ek bir sistemdir ve ölçekli modellerin hiçbirinde bulunmaz faydası ağırlığından az olacağı için.
Elektrikli otomobillerde fren enerjisi geri dönüşümü için tahrik motorundan kompresyon gibi istifade edilir yavaşlamalarda. Ancak hidrolik fren tertibatı termik motorlu muadillerindeki ile aynı vasıfları taşıyacak şekilde kullanılır.
Sadede gelecek olursam; bu durum bahsettiğiniz gibi bir avantaj oluşturamayacak elektrikli arabalara. 🙂
Yani anladığım kadarıyla maket araçlarda elektrik akımıyla arabayı durdurmak mümkün iken aracın boyutu büyüdükçe istediği akım miktarı karşılanması yüksek boyutlara çıktığı için kullanmak imkansız hale geliyor.
Bilgilendirme için teşekkürler. 🙂
Murat
Bu yangın, Japon yada Asyada üretilen araçlarıda etkiler mi?
Malesef bütün dünya etkileniyor.
Can bey beni duyuyorsanız iki kere yorum yapın yada herneyse. Konu ile alakasız olacak ama gerçek hayat da en üzerinde durulan yanlışlardan biri de yağ konusunda yaşanıyor adamlar her motora nerdeyse 20 /50 yağ koyuyorlar. Diğerleri pahalı gereksiz vs. Bununla ilgili bir program istiyoruz sizden 3 vakte kadar. Kolay gele.
😀 Siparişleriniz itinayla not edilir...
Eyvallah 2 ekmek bir de gazete can efendi 😀 ( Afınıza sığınarak yaptım bu espiriyi de ) Hakikaten teşekkürler can bey bu konu bence çok önemli ama Türkiye'de gerçek hayat da bir o kadar özensizce yapılıyor yağ seçimi ve değişim. Hayırlı çalışma saatleri sizlere.
Şöyle eski videoları araştırayım dedin Can abi bu ne hal sesini duyana kadar tanıyamadım. 😀