abi bu köy romantizmi nereden çıkıyor?
bilmem memurluğu bırakıp köye yerleşmek isteyenler, bilmem köyü sürekli huzurlu bir yer gibi gösterenler, hadi biraz daha abartırsam haberlerde gördüğümüz fabrikayı bıraktı köye yerleşti tarzı abartılmış başlıklar vs.
ulen benim 7 göbek çiftçi, çocukluğum da bizzat köyde geçti. köy öyle bir değil.
ilk olarak köyde çalışma gibi bir şey yok ya da köylü birkaç ay çalışıp kalan 9 - 10 au yatıyor gibi bir hava var. halbuki alakası yok; köylü dediğin adam sabahın köründe kalkıyor ve akşama kadar kolay kolay işleri bitmiyor.
ikincisi köy o kadar da huzurlu bir yer değil, en azından süreklilik olarak. köyde sorun bitmez; ya komşunla kavgalı olursun, ya yan mahallenden bir adamla geçmişten kalma bir davan vardır ya da mutlaka dedenin ya da babanın bir davası vardır.
üçüncüsü ve en önemlisi ise anadolu insanı kavramı son yıllarda çok ama çok değişti; eskiden köy dediğin yer cahiliye döneminden kalma belli başlı kalıplaşmış şeyler dışında merhamet yeri olurdu. yani dümdüz köylü insanı merhametlidir diyebilirdiniz.
şimdi o durum en azından ciddi bir kesim için ciddi derecede değişti. özellikle internetin bu kadar yayılmasının ve şehirleşme geçişinin getirdiği bazı çetrefilli süreçler yüzünden köylü eskisine göre biraz daha uyandı.
eskiden köylerde kurallar genellikle dededen babadan öğrenilen şeylerden oluşurdu ki ortalama bir köy çocuğu ilçe dışında okula vs gidene kadar dışarıdaki hayattan bir haber yaşardı.
ee kendi mekanikleriyle yaşayan küçük topluluklarda genellikle ayıp ya da ona benzer kavramlar çok daha güçlü olduğu için küçük köy tarzı yerlerde de insanlar çok daha tutarlı davranıyordu. şimdi özellikle sosyal medya ya da bir şeylere çok kolay erişim ile insanların etik anlayışı vs çok bozuldu.
kendini düzgün tutabilen yine düzgün kaldı fakat hatrı sayılı bir kesim de sapıttı.
ha bunlar tamamen benim deneyimlerim.
ve son olarak söylemek istediğim şey ekonomik yıkım, ahlak çöküşü vs derken bu milletin sadece şehirli kesimi değil köylü kesimi de çok ciddi bozuldu.
önceden köy ya da köylü denildiğinde aklıma genellikle güvenilebilen ve merhametli insanlar gelirdi, şimdi kişisel olarak o altının hafiften yıkıldığını düşünüyorum.
sonuç olarak ne köy olur eski köy, ne de köylü eski köylü arkadaşlar. köylü dediğin adam artık seni ayakta uyutur, haberin bile olmaz.
Köy dediğimiz şeyin aslında ne olduğunu anlamak için Müge Anlının programına bakmak yeterli....
ahahah çok doğru hocam 😀 Hafta sonları cin çıkartma ayinlerine katılmak zorunludur 😀
Sen olaya yanlis bakiyorsun,koye giden kisiler tatile gidiyor koy guzellwmsi yapiyor.3+1 guzel bi ev yapiyorlar,butun alt yapaisini kuruyor sicak su soguk su isinma sogutma elektrigi ayarliyor neti ayarliyor.gostermelik bi bahce altinda raba kasabadan ihtiyaclarini aliyor yan gel yat osman.2 hafta koydeydim..evimin hic isi bitmedi.yatacan dus alacan bi eksik bi is ...isinden gucunden dunyayayi gezen youtubirlara bak finalsan kaynagi olanlar geziyor.koyu susleyip pusleyen ovenler koyde is yapmayip finalsal kaynagi olanlar.karadeniz icin soyluyorum.30,40 bin sabit gelirin olsun,araban olsun..koyde rahat rahat takilirsin.ufak isler yapsan oo super olursun
Köyden köye konuşulan dil(ağız, farklı kelimeler vs) bile değişiyor. Genellemek yanlış. Köyün en iyi ve en kötü tarafı herkes herkesi tanır. Bunun dışındaki yorumlar çok kişisel kalıyor.
O tayfanın köye yerleşmek dediği köyler zaten köyümsü mini şehirler. Gerçekten köy gibi köyde herhangi bir büyükşehirde yaşamış hele istanbullu biri falan çok zor adapte olur. Hasbelkader arada çocukken köye giden yazdan yaza uğrayan bir adamsa ne ala.
bizim köyde yaş ortalaması 80 vardır
Bodrum'un köyünde ben de yaşarım...
Ege köyleri daha fenadır. Youtubeda yüzlerce video var egeye gelip kaçan 😀 Yabancı istenmez direkt
@agab Kimsenin tavuğuna kışt demem, sorun olmaz, arada köylüye hoş sürprizler yaparız olur biter.
@anil İstersen tarla hediye et ev al hepsine, sen yabancısın maalesef. Dizilerdeki gibi ege tatlı köyleri değil 😀
@agab https://www.youtube.com/watch?v=94OvIyav0mw köylüye şundan çekerim, sonra paşalar gibi asayisberkemal34'e çıkarım, Suriyeliyiz sanki, iki hoş lafa burun kıvıran olursa ben de sıkıntı yaratabilirim.
@anil Mobbing gibi düşün legal olmayan bir şey yapmazlar 😀 Şaka gibi geliyor ama youtubeda bak izle hayatı cehenneme çevirir ege insanı yabancı olana.
@agab sayın #masumbombacıagab şöyle diyeyim, benimle uğraşılırsa o köy 15 yıl sonra "terkedilmiş cinli köy" olarak anılır...
Hocam o köy, o köy değil 😀
öyle birşey deniyeceğim yakında nasipse 🙂 ama yerim köyün dibinde değil 200 metre civarında bağımsız alanda bir yerde...
2 gün köye gitseler kaçmaya yer ararlar 😀 Yatıp manzara seyredecek sanıyor insanlar köyde 😀 😀 😀
Kendi işini yapmak. Çalışma saatlerinin nispeten özgür olası. Patronluk yani. Ekstra olarak da doğa seven bir insanın doğada yaşaması
@distor Hocam izinsiz bir patronluk ya 😀 Yani zengin olarak gideceksin bunu yaşamak için köye 😀
@bobrekus Şehirde bu seviyede patron olmak zor. Esnaf olsan dükkanın hep açık kalması gerek. Eleman alsan denetlemen gerekiyor. Denetçi tutsan bu kadar büyümek zor. Köyde bunu yapabilmek daha kolay
@distor Sınırsız bir özgürlük yok hali ile. Ancak nispeten yine var
şehir daha kötü. bir hayat yaşıyorsun ama yaşadığın hayat senin değil. aldığın maaş kiraya yetmiyor yatacak yerin yok.
köy derken bu tiplerin cogu aslinda tatil köyu 🙂 tatil beldesi egenin sirin bir kasabasi tarzinda yerlerden bahsediyorlar
gercek köy hayatina 1 hafta dayanamazlar
anadolu irfani bunlarin icinden gecer
Biraz ünlü düşünür Ali ÇONGUN'un da dediği gibi "Jandarma olmasa köylü birbirini s*kerek öldürür."
İmkan varsa bir ev alıp, güzel yapıp.. Sırf sessizlik ya da hobi amaçlı bir şeylerle uğraşmak için güzel olur. Havadan para geliyorsa yaşarsın da.. ama öyle memurluğu bırakayım köye gideyim falan olacak iş değil 😅
Nasıl para kazanacaksın ki köyde ? Hayvancılık - Çiftçilik hayatta yapamazsın. Kahve - Bakkal anca..
köyde huzur diyenlar gitsinler bir köylünün ilaçlarına ya da en yakın hastaneye uğrayıp psikiyatrı servisinin kapısında bekleyenlere baksınlar 🙂
hem köy gibi olsun ama hem de şehir gibi 🙂 şehrin avantajları sosyolojisinden biraz köyün taze güzelliklerinden biraz... Öyle ya da böyle burası dünya ve imtihan kaçınılmaz...
Aslında bu köy diyen tayfa şehrin yeni gelişen çeperinde yaşamalıdır. Huzur desen var, imkanlar uzağında değil. İnsan profili daha düzgün. Rutin hizmetler aksamadan geliyor (paket yemek, çöp toplama vs.)
imzamı atarım. köyün ömrü max 1 hafta 10 gün bizim gibi insanlar için o da yatmaya, tatile gidersen. elektriğin voltajı bile dengesiz kimse romantizme bağlamasın 😀
köyden köye değişir. bizim orada bile karşı köy ile bizim köy arasında dağlar kadar fark var. evlerin peysajı, iş yapma disiplini falan herşey çok farklı. instagramda güzellenen bondrumda domates yetiştirmek. bir nevi çiftlik hayatı aslında. yoksa köyde iş yaptıracak adam da bulamazsın. bizim köyde adam yıllık 20 ton fındık kaldırıyor. karun gibi zengin. ama tipine baksan sadaka verirsin. camiye torosla geliyor. ahlak meselesi de köyden köye çok değişken. medeniyetten ne kadar uzak olursa köylü o kadar azıtıyor. özellikle de dağlık bölgelerde yaşayanlardan korkun. onların 3 kuşak öncesi dedeleri zaten eşkiya falandır.
bence bu konuda köyün görsel durumu önemli bir referans. iyi mimariye sahip güzel dizayn edilmiş sokakları olan sevecen insanlar varsa bir denenebilir. ama sıvasız evler, gübreyi yola doğru yığmalar, kız kaçırma, yüzüne gülüp arkandan dedikodu çevirmeler, tarlana bahçene giren komşunun hayvanları vb. şeylerin yaygın olduğu kısacası hak, huku, adalet yerine kendi kurallarına göre oynayan yerlerden kaçmak lazım. hatta sizin kendi köyünüzse bile her şeyi satıp kaçmanız lazım.
köy hayatı değil de çiftlik hayatını kaldırabilecek biriyseniz bence mükemmel bir hayat. kendi domatesini biberini meyveni yiyeceksin, kendi keçinin sütünü yoğurdunu peynirini yiyeceksin falan acayip güzel. ama gel gelelim o iş öyle herkesin yapacağı iş değil. bak peynir yapmak falan diyorum. verandaya bir divan atıp çay kahve içerken sabahtan akşama kadar tiktok kaydıran adamın yapacağı iş değil bu.
Konu peynir yapmaya gelen kadar her sabah 5:30-6:00'da kalkıp davarı/sığırı doyurmak, sulamak, altındaki dışkıyı kürümek ve onu sağmak lazım. Bu işler akşam 6-7 gibi tekrar yapılıyor. Hergün. Bayram, tatil demeden. Hayvan hasta mısın yorgun musun bilmez. O domatesler haftada bir çapalanacak, dip otu alınacak, boylu türe ipe sarılacak, bodursa çalıya yatırılacak. Öyle topladım yedim demeyle olmuyor. Geçen yıl 4 gün zeytine gittim hiçbişey yapmamış olmama rağmen pertim çıktı. 🙂
@pesatalim çoğu dediğine katılsam da şehir hayatından sakin köy çiftlik hayatına geçmek isteyen biriyim, ben her şey köyde kolay demiyorum fakat köyde kendine, şehirde kapitalizme ve patronuna çalışıyorsun
hocam şehir hayatının vesile olduğu bazı konfor ögeleri var ve bunları kırsalda bulabilmek gerçekten zor.
ha ben köyde büyüdüm ki uyum sağlaması vs bana dokunmuyor ama böyle ömrü plakada geçmiş insan vs kolay kolay uyum sağlayamaz.
köyde de kapitalizm çalıyor sizden, pek bir şey değişmiyor.
@pesatalim Asla katılmıyorum hocam. Köyde yaşayan ve üretim yapan arkadaşlarım var; ne yaptıklarını, nasıl kazandıklarını yakından görüyorum. Şehirdeki mesleğini neredeyse ek iş gibi sürdürüyor; asıl olarak ekip biçiyor, hayvancılık yapıyor, üretim yapıyor. Bunun sonucunda da yıllar içinde evini, arabasını, arsasını alabiliyor.
Köyde yapılan iş risksizdir demiyorum. Ürünün bazen az eder, bazen çok eder; hastalık olur, kuraklık olur, maliyet artar. Ama ortada somut bir üretim varsa çoğu zaman bunun ekonomik bir karşılığı da var: süt para, hayvan para, ekin para, yumurta para, arazi para. Ürettiğin şeyin kendisi zaten bir değer.
Şehirde ise yalnızca ne kadar kazandığın değil, ne kadar harcamaya mecbur bırakıldığın da önemli. Kira, ulaşım, yemek, sosyal hayat, tüketim baskısı derken para çok daha hızlı eriyor. Üstelik sürekli başkalarının hayatını görüyorsun; dün lüks kabul ettiğin şey kısa sürede sana ihtiyaç gibi gelmeye başlayabiliyor. Köyde ise parayı harcayabileceğin alan doğal olarak daha sınırlı.
İş hayatı tarafında da şehir sanıldığı kadar güvenli değil. Memuriyet gibi görece güvenceli bir yapıda değilsen özel sektörde işsiz kalma, düşük maaşa çalışma, mobbing, fazla mesai, sigortasız veya eksik sigortalı çalışma, maaşını zamanında alamama gibi riskler var. Yüksek maaş veriliyorsa da çoğu işveren bunu hayır olsun diye vermiyor; senden o maliyetin üzerinde bir değer üretmeni bekliyor. Sistemin mantığı bu.
Köyde ise en azından emeğinin yönünü büyük ölçüde kendin belirliyorsun. Ne ekeceğine, kaç hayvan bakacağına, ne kadar büyüyeceğine, ne zaman yatırım yapacağına sen karar veriyorsun. Başarısız olursan bedelini sen ödüyorsun ama başarılı olduğunda ortaya çıkan değerin de önemli kısmı sana kalıyor.
Bu yüzden mesele “köy hayatı kolaydır” meselesi değil. Köy hayatı fiziksel olarak çok daha zor olabilir. Benim söylediğim şu: bugünün şartlarında şehirde maaşa bağımlı yaşamak otomatik olarak daha güvenli bir hayat anlamına gelmiyor. Üretim imkânı, arazi ve temel bilgi varsa köy hayatı ekonomik açıdan geçmişe göre çok daha ciddi bir alternatif.
İnsanların yeniden köye, toprağa ve üretime yönelmesinin sebeplerinden biri de tam olarak bu.
@temp hocam burada bakış açısı farkı da var biraz ki bahsettiğiniz şartlarda sizinki de çok doğru benim bahsettiğim şartlarda benimki de.
ben iç anadolu bölgesinde büyüdüm, bizim köylerde kimsenin ciddi dönüm arazisi yok ki çoğunda çift çeker traktör vs yok.
kazanabilseydim zaten çiftçilik devam ederdim, benden önce babam devam ederdi. ha 500 - 700 dönüm yer işleyen ve parayı vuran arkadaşlarım da var, orası farklı bir mesele.
benim geldiğim yerde çiftçilik çok kazandırmıyor çünkü ekecek ciddi bir arazi yok.
ha konyada vs 1 tarla binlerce dönüm olabiliyor, en kötü yüzlerde dönüm de olabiliyor ki oralarda kazanmak çok daha kolay.
bizde olmadı hocam, sadece biz değil sülaledeki çoğu insan çiftçiliği bırakıp mecburen şehre yerleşmek zorunda kaldı.
şehirden hepimiz sıkıldık, o da bambaşka bir tartışma konusu. benim için köy bambaşka bir evrendir, her fırsat bulduğumda şehirden kaçmaya çalışırım fakat köy paranız varsa güzel.
ha bu arada hayalim köye 3 katlı güzel bir villa dikmektir her zaman, nasip olur mu bilmem. 🙂
bu konuda bayağı farklı fikirlerin olduğunu görmek oldukça güzel; özellikle şehirden sıkılma kısmı hepimizde var galiba.
bu başlığa düşüncelerini ekleyen arkadaşlara teşekkür ederim, standart bildiğimiz forumların aksine burada daha tutarlı şeylerin yazıldığını düşünüyorum fikir belirten insanların.
nasıl anlatayım, herkesin belli mantıklı sebepleri oluyor bir şeyler paylaşırken burada.