Spor Otomobile Girişin Altın Bileti : Mazda MX-5 ND1 2.0 Sportsline (2017)

#OtoSeyir #MX5

Selamlar,

Yaklaşık 4 ay ve 5000 km’lik kullanımın ardından deneyimlerimi paylaşabileceğim bir inceleme yazmaya karar verdim. Araç şu an tek aracım; öncesinde şirket aracı olarak kullandığım Peugeot 2008’den geçiş yaptım. Segment farkı oldukça büyük olduğu için doğrudan kıyaslamanın çok anlamlı olmayacağını düşünüyorum.

Tek başıma yaşıyorum ve aracı hem günlük kullanımda, hem uzun yolda, hem de hafta sonu virajlı rotalarda aktif şekilde kullanıyorum. Bunun yanında birkaç kez piste çıkma fırsatım da oldu. Dolayısıyla aracın farklı kullanım senaryolarında yeterince fikir verebilecek bir deneyimim oluştu. Bu inceleme daha çok teknik verilerden ziyade kullanıcı deneyimine odaklanacak.

Kısaca araçtan bahsetmek gerekirse:
2017 model, 2018 çıkışlı, satın aldığımda 76.000 km’deydi. 2.0 motorlu ND1 versiyon, yani 160 hp güç üreten ve LSD (limited slip differential) donanımına sahip olan model. Üzerinde dönemin en dolu paketi olan Sports-Line bulunuyor. Ve evet, manuel 🙂

Türkiye’de daha yaygın olan 1.5 versiyonlara kıyasla; daha yüksek motor hacmi ve güç, daha büyük frenler, LSD, ayrıca 16 inç yerine 17 inç jantlar gibi önemli farklarla geliyor. Muhtemelen atladığım küçük detaylar vardır ama karakteri belirleyen temel farklar bunlar.

Aracı 2025 Aralık ayında 18000 €’ya satın aldım. Bu kısmın yorumunu size bırakıyorum 🙁 2.5 yıl önce Almanya'ya taşındım. Ek bilgi olsun.

-----

Günlük Kullanım & Uzun Yol

Beklediğimden çok daha iyi çıktığını söyleyebilirim. Aracı alırken her gün kullanılabilecek kadar pratik olup olmadığı konusunda ciddi soru işaretlerim vardı; ancak genel olarak bu konuda tatmin edici bir seviyede olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

İş yerim eve 16 km uzaklıkta. Bu yolun yarısı bol dur-kalklı, trafik ışıklarıyla dolu ve maksimum 50 km/s hızla ilerlenen bir şehir içi rota; diğer yarısı ise 80 km/s hız sınırına sahip, daha akıcı bir yol. Bu kullanım senaryosunda araç gayet uyumlu hissettiriyor.

Süspansiyonu birazcık sert tarafta konumlandırmak lazım ama kesinlikle rahatsız edici, “takır tukur” bir karakteri yok. Daha çok sert süspansiyonlu bir B segment hatchback’in verdiği hissi hatırlatıyor. Direksiyon gerektiği kadar yumuşak; şehir içinde kullanımı zorlaştırmıyor, aksine oldukça dengeli.

Şanzıman ise biraz daha karakterli bir tarafta. Trafikte uzun süre kalırsanız zamanla yorucu olabiliyor. Geçişler kemikli ama kısa; bu da sportif hissi destekliyor. Vites kolunun konumu ve özellikle formu ise bence aracın en keyifli detaylarından biri. Eğer otomobil kullanmayı seven biriyseniz, her vites değişimi keyifli, sadece benim aracımda şanzımanla alakalı ufak bir sorun olduğunu düşünüyorum, 1-2 geçişleri oldukça sertti, bazen hareket halinde vites düşürmek bile çok zorluyordu komple şanzıman yağını değiştirdim azaldı ama geçmedi, ısındıkça daha iyi oluyor ama bir baktırmam lazım kullanımı çok etkilemese de, pimpirik önemli.

Kompakt boyutları sayesinde park etmek oldukça kolay. Ancak soft-top kapalıyken sağ ve sol arka tarafta belirgin bir kör nokta oluşuyor. Benim donanım paketimde kör nokta uyarı sistemi olduğu için bunu çok büyük bir problem olarak görmüyorum.

Olumsuz taraflara gelirsek — ki geri kalan her şeyi olumlu kabul edebilirsiniz 🙂

Benim için en zorlayıcı konu araca inip binmek oldu. 183 cm boy ve 92 kg ile bu aracın fiziksel olarak üst sınırında olduğumu düşünüyorum. Benden daha uzun veya iri yapılı kişilerin hem araca giriş-çıkışta hem de kabin içinde ciddi anlamda zorlanacağını tahmin ediyorum. Oturduktan sonra benim için bir problem yok, ancak özellikle soft-top kapalıyken iniş-biniş ekstra uğraştırıcı olabiliyor. Zamanla küçük “trick”ler geliştirip alışmak gerekiyor.

Bir diğer eksi ise rüzgar sesi. Zaten genel olarak her hızda bir miktar rüzgar sesi alıyor, ancak 130 km/s sonrası bu durum baş ağrıtıcı seviyeye ulaşabiliyor. Bu noktada RF versiyonun daha avantajlı olabileceğini düşünüyorum.

Ayrıca benim araç özelinde mi bilmiyorum ama mikrofon performansı oldukça kötü. Araç içinden sağlıklı bir telefon görüşmesi yapamadım; genelde kulaklık ya da hoparlör kullanmak zorunda kalıyorum. Belki mikrofon modülünün temizlenmesi ya da değiştirilmesi gerekebilir.

Bagaj hacmi ise günlük kullanım için bence yeterli. Haftalık alışverişleri rahatlıkla alıyor, kabin boy valizler ve çantalar da sığıyor. Ancak orta veya büyük boy valizleri yerleştirmek mümkün değil; uzun seyahatlerde eşyaları daha küçük parçalara bölmek gerekiyor.

Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse, bekar bir kullanıcı ya da çocuksuz bir çift için ihtiyaçların büyük kısmını karşılayabilecek bir araç olduğunu düşünüyorum. IKEA alışverişleri için ise online sipariş şart 🙂

Yakıt tüketimi ise en sevindiren kısmı 🙂 bu 5000km boyunca hiç yakıt tüketimine dikkat etmeden kullandım, aracın karakteri gereği üst devir çevirerek, sınırsız otobanda tabiri caizse basarak ve toplanda eko kullanımlarla da beraber 7.6lt yaktı. bir önceki aracımda bunun yarısı kadar kullanıyordum sportiflik olarak ama 1.2 puretech ile 7.9-8lt arasında geziyordum. Mazda bu skyactive işini iyi becermiş 🙂

Son olarak, Softtop'ta araç kar altında da kaldı, yağmur da yeni ama herhangi bir sızdırma vs yapmadı, belki senede bir tahliye kanalarını temizlemek işe yarayabilir bunun önüne geçmek için. Lakin Belalı bir kedi var musallat olan, sokakta her akşam benim arabanın üstüne yatıyor bu sebeple kaportada pati izleri ve tentede kedi tüyleri artık günlük rutinim oldu 🙁 Özellikle yıkadıktan sonra çok sinir bozucu oluyor. Sokak kedisi yok almanyada ama birisinin serseri kedisi diye tahmin ediyorum henüz suç üstü yakalayamadım işinde profesyonel belli ki 😀 Genel olarak tavanın bazı yerlerinde özellikle katlama yerlerinde hafif beyazlaşma olabiliyor, düzenli bakımını ve su iticilerini uygulamak lazım.

Ayrıca aracın boyası çok ince, seken taşlar vs hemen iz yapabiliyor, eğer yeni alınacaksa kesinlikle en azından ön tarafa ppf yaptırılmalı.

-----

Keyif Kullanımı & Pist

(GT3 RS'e divebomb yapmadan 3sn önce hockenheim düzlüğü, geçtiğimi görenler var inanmayan dayıya sorsun)

Gelelim bu arkadaşın asıl varoluş sebebine 🙂

Normalde çok “hype”lanan şeylere karşı refleks olarak bir önyargı geliştiririm. Biraz gıcıklık da olabilir, kabul ediyorum. Ama bu araç için söylenenlerin büyük kısmı gerçekten boş değilmiş. “Tüm zamanların en çok satan roadster’ı” unvanını neden aldığını kullanmaya başlayınca çok net anlıyorsunuz.

Motorun devirlenme karakteri, şanzıman uyumu ve genel sürüş hissi gerçekten çok iyi ayarlanmış. Özellikle araçla tempo yaptıkça — yani gerçekten üzerine çıktıkça — LSD’nin de katkısıyla yol tutuş ciddi anlamda kendini belli ediyor. Araç size güven verdikçe siz de daha çok zorluyorsunuz, siz zorladıkça o daha çok karşılık veriyor.

Direksiyon bence aşırı hisli bir direksiyon değil, ama kesinlikle kopuk da değil. Ne yaptığınızı anlıyorsunuz, bu da zaten yeterli güveni sağlıyor.

Bence bu aracın “prime time”ı; üstü açık, düzgün asfaltlı, virajlı country road’larda yaşanıyor. 3-4. vites bandında akıcı bir tempoyla, hairpin’lerde heel & toe ile vites küçülterek virajdan viraja akmak… O noktada araçla gerçekten bütünleşiyorsunuz. En güzel tarafı ise bunu yaparken çabuk yorulmaması. Uzun süre aynı tempoda sürseniz bile ne siz ne de araç hemen pes ediyor.

Motor karakterine gelirsek: 1. ve 2. vites, kısmen de 3 oldukça canlı ve keyifli. Günlük kullanımda da, kısa hızlanmalarda da yüzünüzü güldürüyor. Ancak 3. vitesten sonra tork ciddi şekilde düşüyor ve atmosferik motor karakteri kendini net şekilde hissettiriyor. Yani “itme” hissi azalıyor, daha çok devir çevirerek hızlanıyorsunuz.

Pist tarafında ise işler biraz farklı bir boyuta geçiyor.

Ben Hockenheimring IDM layout’unda bir trackday’e katıldım. 2 seans sürdüm; ilk seansta hem aracı hem de pisti tanımaya odaklandım, ikinci seansta ise biraz daha limitleri zorladım. Profesyonel bir sürücü değilim ama belli bir noktaya kadar kendime güvenirim.

Aracın potansiyeli gerçekten yüksek. Trafiğin olduğu bir seansta 2:04 civarı bir tur attım. Temiz bir tur yakalayabilsem 2:00 civarlarına inebilirdim diye düşünüyorum.

Araç özellikle apex çıkışlarında çok eğlenceli. Erken gaz vermeye ve gerektiğinde kontra ile toplamaya oldukça müsait. Bu da viraj çıkışına daha fazla hız taşımanızı sağlıyor. Yani doğru kullandığınızda sizi ödüllendiren bir karakteri var.

Ancak pisti sınırlayan şey daha çok dış etkenler oldu.

Lastik konusu burada çok kritik. Araçta neredeyse yeni sayılabilecek Continental UltraContact vardı ama pistte, özellikle ısındıktan sonra ciddi şekilde performans kaybı yaşadılar. Çok hızlı “ezilmeye” başladılar. Semi-slick performansı beklemek tabii ki doğru değil ama biraz daha dayanıklı olmasını beklerdim.

Fren tarafında da benzer bir durum var. Disk boyutundan ziyade balatalar yetersiz kalıyor. Çok çabuk ısınıyorlar ve seans sonuna doğru fren performansı ciddi şekilde düşüyor. Eğer yılda birkaç kez piste çıkma planınız varsa, OEM+ bir fren setup’ı şart diyebilirim.

Bana göre aracın en büyük handikaplarından biri ise body roll. Belirgin bir yatma var. Bu durum günlük kullanımda konfor sağlıyor olabilir ama pistte hissediliyor. Buna rağmen mekanik tutuş gerçekten iyi; yani yatıyor ama tutuyor.

-----

Genel tabloya bakınca: Araç şu haliyle bile inanılmaz keyifli. Ama “ben bu işi biraz daha ciddiye alacağım” diyorsanız — ki ben o taraftayım, cüzdan biraz geriden geliyor 🙂 — ufak dokunuşlarla çok daha farklı bir seviyeye taşınabilir.

Benim kafamdaki setup şu şekilde:

  • Ön / arka sway bar
  • Ön / arka kule gergisi
  • Eibach Pro-Kit yaylar (bütçe varsa direkt Öhlins Road & Track set)
  • Daha performans odaklı lastik
  • Daha iyi fren balataları

Bunların toplam maliyeti yaklaşık 1500 - 1800 € civarında.

Benden şimdilik bu kadar. Çok plan yapmadan, oturup bir çırpıda yazdım ve paylaşıyorum.
Sorularınız olursa yorumlarda konuşuruz 🙂

Bu arada @can 'a da selam olsun onun inceleme videosunu da izledim almadan önce, şahsi kanaatim türkiyedeki en iyi inceleme videosunu yapmış OtoSeyir'de.

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 9 / 19

E - GOLF KULLANICI DENEYİMİ

#VolkswagenGolf

Selamlar #OtoSeyir ailesi ,

Bulunduğum şehirde (Vilnius) çok uygun fiyatlara elektrikli araçlar kiralayabildiğimiz Spark isimli bir uygulama var. Bu uygulamada sadece elektrikli araç kiralayabiliyorsunuz. Sağa sola eğer çok kişi gidilecekse de bu araçları kiralamak çok uyguna geliyor.  Ben de bu kiralamalarım sırasında kullandığım araçlar hakkında bir seri halinde teknik detaylardan çok kısa kısa deneyimlerimden bahsetmek istiyorum. Her kiraladığım araçta ortalama 80 90km yaptım bu sebepte incelemeden çok deneyim paylaşımı şeklinde olacak yazılar. İyi okumalar 🙂

Dışarıdan kozmetik ufak detaylar haricinde normal Golf ile aynı. İçeride de aynı durum geçerli. E-Golf'lerin hepsi mi böyle bilmiyorum ama kullandığım araç baya doluydu, Büyük multimedya ekranından hayalet diye tabir edilen göstergelere kadar. Normal benzinli Golf'ü de kullanmıştım ve biraz beklentimin altında kalmıştı açıkçası ama hem donanımla hem elektrikli motoru ile Golf sanki elektrikli olmak için tasarlanmış dedim.

Aracı kullanırken ilk dikkatimi çeken şey yalıtım oldu. Motor sesinin olmaması sayesinde yalıtımın gerçekten çok başarılı olduğunu anlayabiliyorsunuz. Kullandığım araçlar arasında en iyi yalıtım bunda diyebilirim.

Bir başka iyi olduğu konu ise tork aktarımı. Hyundai Ioniq'e göre çok daha güçlü ama çok daha dengeli hissettiriyor gaza bastığınızda. Sevmediğim şey ise traction control'ün çok çabuk devreye girmesi. en ufak hızlanma ya da kalkışta hemen uyarısını görebiliyorsunuz.

Sonuç olarak; Ben e-Golf'ü çok beğendim. Normal bir Golf'ün eksikleri kapatılmış daha mantıklı bir araç diye düşünüyorum özellikle şehir içinde. Uzun süreli kullanımım olmadığı için menzilden bahsedemeyeceğim maalesef. Ama onun haricinde hem sürüş hem iç mekan kalitesini ve performansını çok dengeli buldum.

Aşağıda bunun gibi kısa kullanım deneyimim olan araçları yoruma yazacağım. Hakkında yazmamı istediğiniz aracın yorumunu beğenirseniz ona öncelik vereceğim.

Sevgiler, saygılar. 🙂

 

 

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 8

Samsung Galaxy Note 5 İncelemesi

Herkese merhabalar.

Bugün, 6 Ağustostan beri kullandığım Samsung Galaxy Note 5 incelemesi ile karşınızdayım.İncelemeyi tasarım,ekran,performans,pil,kamera,S-pen ve aksesuarlar olmak üzere 7 bölüme ayırdım.Şimdiden iyi okumalar 🙂

Tasarım

Samsung,Note 5’te de S6’dan beri süregelen hele şükür adama benzeyen metal ve camın uyumunu kullandığı tasarım çizgisini burada da göstermiş.Kişiye göre değişir tabi ama cihazı çok şık bulduğumu söyleyebilirim.Oldukça ince çerçeveleri sanki 5.7 değil de 5.5’’ lik bir telefon kullandığınız hissini veriyor.Malzeme kalitesi ve hissiyatı oldukça yüksek.Buradaki asıl konu ise boyut neticesinde kullanım kolaylığının nasıl olduğu.Bu konuda küçük bir telefondan geçecekler için anlatacaklarım pek anlamlı olmayabilir çünkü ben L1320’den geçtim.Doğal olarak hiçbir sıkıntı çekmedim.Ama söyleyeceğim şudur ki o telefona da Discovery’den geçmiştim ve alışmam birkaç günümü almadı.Bence bu konuda küçük elliler hariç kimsenin sorun yaşayacağını düşünmüyorum.Telefonun bence tasarım konusunda iki sıkıntısı var.İlki arkasının cam olmasından kaynaklanan fazlaca parmak izi bırakması,diğeri ise ses açma kapama tuşlarının gereğinden fazla yüksekte konumlandırılması.Ses kısmada sorun yok ama tek elle kullanıyorsanız ses açma tam bir işkence.

8,5/10

Ekran

Keskin,parlak ve canlı renkler.Ekran hakkında söylenecek pek şey yok aslında.Renkler eski modellerdeki gibi olmasa da diğer telefonlara göre biraz abartılı.Güneş ışığında abartı parlaklığı sayesinde iyi sonuçlar veriyor.Sonuç olarak SuperAMOLED gayet başarılı.

8.5/10

Performans

Oyunlarda en iyi deneyim olmasa da çok başarılı diyebilirim.TouchWiz en son 4.4’te kullanmıştım baya gelişmiş.Ama hala ikonlar oyuncak gibi.Arayüz beklendiği gibi akıcı.çoklu sekme performansı güzel ama 6s’inki daha iyi.Henüz hiçbir uygulamada darboğaz yaptığını görmedim ama android bu işte.Birkaç ay sonra bakmak lazım 😀 .Genel olarak performans konusunda üzmez diyebilirim.Birkaç 3D uygulama da denedim onlarda da sıkıntı çıkarmadı.

8/10

Pil

Sabah 8 akşam 6 çalışıyorum.Bilgisayar başındayken sürekli müzik ve ya podcastler açık.iş saatlerinde toplam 2 saat kadar günlük kullanım yapıyorum.(telefon,mesajlaşma,mail vs..)Evde ise nadiren kamera,yarım saat kadar oyun,bir o kadar youtube,1 saat kadar chrome,telefon vs kullanıyorum.gün bittiğinde ortalama %15-20 şarj ile kalıyorum(%75 parlaklık.daha fazlasına gözlerim dayanmıyor).Benim için yeterli bir süre sunduğunu söyleyebilirim Ama bazen keşke 3500mAh olsaymış diyorum.Hızlı şarj ise çok güzel bir nimetmiş onu söyleyebilirim.Yogun kullanımda şarjım bitince 20dk takmam kullanım için yeterli oluyor.Isınma konusu ise tatminkar.Kamerayı çok kulanmadıkça kolay kolay ısınmıyor.

7,5/10

 

Kamera

Gündüz çekimleri çok iyi.Makro çekimler,ön kamresı gayet başarılı.Gece ve slowmotion’da ise biraz daha iyi olmasını isterdim açıkçası.Kamerasını 6s ile kıyaslama imkanı buldum ve 6s’in sahibi de ben de note 5 ‘in kamerasını daha iyi bulduk.Slowmotion hariç.Titreşim engelleme de normal video da Note 5’in öne çıkmasının sebebi oldu.

Not:Kamera örneklerini ayrıca bir blogda toplamak istiyorum bu yüzden buraya eklemedim.

9/10

S-pen

Ben aynı zamanda Galaxy Note 10.1 (2014) sahibiyim.Bu sayede 3.nesil S-pen ile bolca kıyasladım.Tasarım çizgileri neredeyse aynı olan  ama malzeme kalitesi konusunda birkaç adım ileri giden s-pen Ekran ile temasta eskisine göre daha az kaygan bir bütünleşme sağlıyor.Bu aslında iyi birşey.Sürtünme ne kadar artarsa normal kalem hissiyatı da o kadar artar.Yazma çizme işini de o kadar kolaylaştırır.Yazılım olarak da birkaç güzel özellik hariç pek bir değişme yok(kapalı ekran notu güzel nimet 🙂 ).Genel olarak daha aktif kullanımlara uygun hale gelmiş ve artık daha seri iş yapıyor.

7,5/10

Aksesuarlar

Kulaklıkların ses yüksekliği güzel,yükseldikçe de ses kalitesi bozulmuyor.Ama basslar ve tizler yeterli değil.Nasıl desem ruhsuz geliyor sesler.Müzik dinlemelik değil sanki.Mikrofonu ise güzel.temiz ses veriyor.Hızlı şarj dediğim gibi büyük nimet.Ancak ben ithalat garantili aldığım için dönüştürücüsüyle geldi ve şarj aleti takoz gibi oldu L .

Kulaklık:7/10

Şarj Aleti:9/10

Sorularınıza elimden geldiğince cevap vermeye çalışacağım.Okuduğunuz için Teşekkürler 😀

@likeable

@rf

@mr-bayer

@aerdogan17

@mr-bell

@erenyl

@engin1984

@atokyuz

@kurtcuk

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Urban Revolt Fyber

Herkese merhabalar! . Pazartesi günü Media Markt'tan 49.90tl ye almış olduğum Trust'ın Urban Revolt serisinden Ekonomik headset kulaklığı Fyber ile karşınızdayım.Ürünü birkaç kategoride inceleyelim...

**TASARIM**

Bu ürünü tercih etmemdeki en büyük sebep tasarımı. Hem şık hem de spor bir yapısı var. Renkler ve dikişler ayarında kullanılmış. Malzeme kalitesi tatmin edici. Kulakların dışı bir çeşit kumaşla kaplanmış. Yükseklik ayarını yaptığınız sarı yer metal ve gayet sağlam duruyor. Kademeli bir ayar yok kayarak ayar veriyorsunuz bu da zamanla aşınmadan dolayı sabit duramama gibi bir sorun çıkarabilir, göreceğiz. Ürünün kablosunu ise çıkarıp takabiliyorsunuz. Bi tık daha kaliteli bir kablo yapabilirlermiş ama kötü değil. Kötü olan şeylere gelirsek Kablodaki tuşu. İnsan biraz daha yumuşak bişey yapar yahu. Sert bir düğme var ve tek düğme. Ses yükseklik ayarı yok yani. Pedleri ise biraz sert ama rahatsız edecek kadar değil. Ve bu sebepten dolayı galiba biraz sıkıyor kafanızı alışana kadar. Cihazın köprü kısmı ise gayet rahat. Kafanıza değen kısmı yumuşak bir süet ile kaplanmış. Diğer tarafı da kulakların dışındaki malzeme ile aynı.Katlandığı zaman ise avucunuzun içine rahatça alabiliyorsunuz. Sonuca gelirsek tasarımı ve malzeme kalitesini fiyatına göre gayet başarılı buldum.

+Şık
+Malzeme kalitesi güzel
+Köprüsü rahat ve yumuşak
+Bağımsız kabloya sahip
-Pedleri biraz sert
-Kablodaki tuşu sert

**SES** (Test Yapılan Şarkılar Aşağıda Verilmiştir)

Ürün bir önceki kulaklığım duga gibi bass odaklı olduğunu söyleyebilirim. Ses temiz ve biraz derinden geliyor. Ses yüksekliği ise idare eder şekilde. Lumia da 25/30 seviyesinde dinliyorum. 30da az da olsa sesi dışarı veriyor. 20 den sonra içeri ses az alıyor. 25'ten sonra bi zahmet almasın zaten. Bass odaklı olduğunu söylemiştik enstrümantal'de ise o performansı pek vermiyor. Tizler de eh işte. Konuşmalarda ise ses temiz fakat biraz derinden geliyor. Genel olarak bana yeterli geldi. Bir de 50 liralık headset sonuçta. AKG Performansı beklenmemeli. Ürüne fiyat/performans olarak bakarsak bu konuda başarılı bulduğumu söyleyebilirim. Aklınıza takılan soruları yorumlarda cevaplayabilirim. Okuduğunuz için teşekkürler... 🙂

Kullanılan Şarkılar :

Afterhours-Troyboi
Go Hard Go Home-Wiz Khalifa
Apocalyptica-Path
İt Will Rain - Bruno Mars
Propaganda-Dj Snake
Fireproof-Pillar
Lithium-Evanescence
Mockingbird-Eminem

@turkmen @erdem_ercan @ilkercom @at @mustafayavas

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Stabilo Lata Gum VS Faber Castell Grip 2001

Herkese Merhabalar!Yeni bir inceleme yazısı ile karşınızdayım.Hazır Ygs-Lys dönemi yaklaşmışken hem üniversite sınavlarına hazırlanan öğrenciler için hem de Kurşun kalemi uçlu kaleme tercih eden herkes için böyle bir inceleme ve karşılaştırma yazısı yapmayı düşündüm.Bildiğiniz üzere üniversite sınavlarında ösym abimizin vermiş olduğu kurşun kalem ile girme zorunluluğu var.Bu yüzden birçok öğrenci sınavlara birkaç ay kala testleri ve ya denemeleri alışma açısından kurşun kalemle çözmekte.Ben de bu yazıda kullanmış olduğum orta seviyede fiyatlı iki kurşun kalemi karşılaştıracağım.Kalemlerimiz Stabilo Lata Gum 418 ve Faber Castell Grip 2001.İki kalem de 2B uca sahip.Aldığım mağazada Grip için renk seçenekleri vardı fakat Stabilo tek renk pavyon grisiydi.Şimdi bu iki kaleme kategoriler halinde bakalım...

-Tutuş ve Ergonomi
Her iki kalem de tutuş açısından iyi fakat Stabilo'nun boyası kalemin biraz kayganlaşmasina sebep olmuş.Yazı yazarken elinizin yavaş yavaş aşağıya kaydığını hissedebiliyorsunuz.Ayrıca bunun olmasına kalemin tamamen çıkıntısız daire biçiminde olmasının etki ettiğini de söyleyebilirim.Grip ise bu konuda Stabilo'dan biraz daha iyi bir performans sunuyor.Gerek artık standartlaşmış üçgen yapısı gerekse üzerindeki ufak plastik çıkıntılar kaymayı engelliyor ve daha ergonomik bir tutuş sağlıyor.fakat Faber'in fedaisinin çıkıntıları uzun sureli kullanımda hafif bir rahatsızlık vermiyor değil.

Stabilo Lata :8/10
Grip 2001. :9/10

-Kağıtla Temas
Diğer kategorilere göre iki kalem burada daha çok farklılık gösteriyor diyebilirim.İkisi de 2B fakat ton ve yumuşaklık açısından farklılar.Stabilo Grip'e göre daha koyu bir ton ile kendini gösteriyor ve grip'ten daha yumuşak bir ucu var.Ayrıca ucunun daha çabuk erimeye ve sivriliğini kaybetmeye müsait olduğu söyleyebilirim.Grip ise daha sert ve bu yüzden yazarken uç kısmında ufak ufak kırlan parçaları kağıt üstünde görmeniz kaçınılmaz.Kalemleri açarken de bazı farklılıklar kendini gösteriyor.stabilo daha yumuşak açılıyor ve haşur huşur seslerle pek alakadar olmuyor.Grip ise bu sesleri fazlasıyla benimsemiş gibi.Tabiki gripin sert yönünü seven insanlar olacaktır fakat ben bu yazım-çizim konusunda stabilo'nun eline su dökemeyeceğini düşünüyorum.

Stabilo Lata :9.2/10
Grip 2001. :7/10

-Malzeme kalitesi
Gerçi günümüzde kurşun kalem kategorisindeki çoğu kalem iyi bir kaliteye sahip ve bu yüzden de iki kalemin de birbirlerinden çok büyük bir farkı yok.sadece stabilonun boyası biraz daha kaliteli gibi duruyor fakat Grip'in plastik dotlarını da goz onune alırsak bu konuda her iki kalem de birbirini nötrlüyor.

Stabilo Lata :9/10
Grip 2001. :9/10

-Fiyat
Üçun beşin lafını mı edeceğiz yahu! derken faberin bu konuda Applevari bir şekilde kalemi 2,5₺ yapması Stabilo'ya büyük haksızlık.Çünkü Lata bu konuda daha ekonomik.Yalnızca 1₺! Evet belki normal bir fiyat fakat Lata ile kıyaslandığı zaman Grip'in gereğinden pahalı olduğunu görüyoruz.

"STABİLO LATA GUM 418"
+Daha yumuşak
+Daha ucuz
+Ucundaki siyah kısım çok hoş
-Kayıyor
-Isırdığım zaman pavyon grisi simler dişlerime yapışıyor
-----8.7

"FABER CASTELL GRİP 2001"
+Kayma gibi bir sorun yok
+Daha hafif hissettiriyor
+Daha sık bulunabiliyor
-Daha sert yazıyor
-Pahalı
-Ucu kırılmaya daha müsait
-----8.2
-Benim Tercihim
Şekli,yumuşaklığı,fiyatı ve çizim kalemlerine daha çok benzediği için Stabilo Lata benim tercihim.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.Herkese Ts li Günler!

BeğenFavori PaylaşYorum yap

S-Link 2600 mAh Powerbank

Merhabalar.Bugun sizlere Vatan Bilgisayar'dan 20₺ ' ye almış olduğum s-link powerbank incelemesi yapacağım.
Öncelikle belirteyim ürün oldukça şık bir tasarıma sahip.Metal bir govdeye sahip ve sağlam duruyor.Urunde bir adet USB 3.0 girişi bir de musb girişi var.Usb lerin olduğu taraf şarj olurken kırmızı,şarj ederken de mavi bir ışık veriyor.urunun renk seçenekleri oldukça zengin fakat benim aldığım mağazada mavi ve siyah rengi vardı.Kutu içeriğinden ise beklendiği gibi bir usb kablosu ve kendisi çıkıyor.Çıkan kablo pek sağlam birşeye benzemiyor.Ayrıca ürün aşırı derecede ısınıyor.
Gelelim asıl konuya..
Bazılarınızın "2600 ne abi kime yeticek o" dediğini duyar gibiyim.Haklısınız da.Lakin Zaten benim ihtiyacım olan bir urun değildi.
L1320 (3400mAh) ve Note 10.1 kullanıyorum zaten şarjları iyi giden cihazlar.Bunu alırsanız zaten anı kurtarmak için alırsınız yoksa sizi pişman eder.L1320 mi %60 seviyelerine kadar şarj edebildim.Urunde kısa devre koruması gibi bir özellik mevcut değil dikkat etmek lazım.Urunun en eksik yanı çok uzun sürede şarj olması.yaklaşık 3 saat gibi bir surede tamamen şarj olabiliyor.
Son olarak dediğim gibi anı kurtarmak için guzel bir alet fakat gerçekten bir powerbank'a ihtiyacınız var ise Xiaomi nin ya da Sony'nin vs. Yüksek değerli aletlerini tercih etmenizi tavsiye ederim.
#akış

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Urban Revolt Duga Kulakiçi Kulaklık

Merhaba arkadaşlar; bugün ,dün bahsettiğim üzere Bimeks'ten 29.90tl ye almış olduğum "Urban Revolt Duga" isimli kulaklık incelemesi ile karşınızdayım.Bu kulaklıktan once aynı fiyata muadili olan philips kulakliğı kullanmiştım.arada karşılaştırmalar da yapacağım...

--Tasarım
Öncelikle bu kulaklığı almamdaki en onemli sebeplerden birisi tasarimiydi.Ürün tamamen mat mavi renginde.Kablosu dayanikli duruyor fakat kabloların bağlanma yerlerine açıkçasi çok güvenmiyorum.kablosu artik her kulaklikta olmasini dilediğim şekilde yassı yapmışlar ve bu da kablolarin karişmasini ciddi derecede engelliyor.kulağa oturuşu fena değil ama iyi verim almak için biraz kulaginizin icine bastirmaniz gerekiyor.ama belirttigim gibi oturdu mu guzel oturuyor 🙂 tasarimda yakindiğim şey ise silikonlarının biraz sert olmasi ve silikon boyutlarinda ciddi fark olmasi.ben medium silikonu kullaniyorum.kuçuk olan fazla kucuk buyuk olan da fazla buyuk gibi geldi bana.Özetlersek tasarim bana meteral design'ı animsattıve gayet başarilı.

--Ses Kalitesi (test yapılan şarkılar aşağıda verilmiştir)
Kulakliğın bass odaklı bir kulaklik olduğunu söyleyebilirim.Test yaptiğım bass odaklı parçalarda philips'ten çok daha başarili bir sonuç aldım.enstrumental parçalarda ise çok iyi olduğunu söyleyemeyeceğim.ama çok kotu de değil.Ses seviyesi çok yüksek değil ama ben de zaten çok yuksek sesle dinlemem o yuzden benim icin sikinti olmuyor.Sesi son seviyede disariya veriyor fakat disaridan ses almiyor yani ses yalitimi basarili diyebilirim.Telefonla konuşmalarda ise sesin biraz boğuk geldiğini farkettim.
Son olarak... Cihaz fiyatina gore beklediğimden daha iyi bir performans veriyor.Muadili philipse gore cok daha başarılı

**İncelemede Kullanılan Parçalar**
DVBBS-Tsunami (Bass)
Blasterjaxx-Faith (Bass)
Killpop-slipknot
Jenny-Nothing More
Chandeiler-Sia
Worth it-Fifth Harmony
Smells Like Teen spirit-Nirvana
Okuduğunuz için teşekkürler...
#akış

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 7
  • Petro @petroseyir

    Yorumu yeni farkettim kusura bakma 🙂 hala okumadıysan @samedl

  • Mustafa Emir @mustiemir1998

    Aynı kulakliktan bende yeni aldım ama sol kulaklı kulağıma oturmuyor sürekli kayıp düşüyor sağ kulaklık cuk diye yapışıyor hiç düşmüyor, acaba sorun kulağımda mı diye diğer kulağıma taktım yine düşüyor, diğer sikikonlarini da denedim onlar da işe yaramadı acaba neden bilen var mı ?

  • ToprakOkumus @toprakokumus

    Şimdi arkadaşlar öncelikle şunu söylemek isterim ki kulaklıklar bu fiyat aralığına göre gayet başarılı ses kalitesine ve tabi ki tasarıma sahip ancak maalesef tüm bu artılarını perdeleyen çok kötü bir yanı var ki özellikle almaya niyeti olanlara uyarı niteliğinde olsun, kabloları inanılmaz dayanıksız ve maksimum 2 ay sonra mutlaka bir yerden kopuyor ve ses gidiyor. Tabi bunda dış kablonun çok ince ve yassı olmasının etkisi çok büyük ama fiyat olarak çok da az olmayan (şuan 45 tl) bir miktar verilen bu kulaklıkta bu tarz bir sıkıntı çıkması üzüyor. Ben arka arkaya 2 adet aldım ikisi de aynı sorunu çıkarttı, bir daha almayacağım kesin ama keşke daha sağlam yapsalardı da bu ses kalitesini kaybetmeseydik. Ben aynı zamanda Philips ve Sennheiser de kullanıyorum ancak gerçekten ses seviyesi/kalitesi/bas seviyesi anlamında içlerinde en iyisi bu idi. Zaten Hollanda malı bir kulaklık ve Hollandalılar kalite anlamında güzel şeyler yaparlar. (Bknz: Philips)

    • Petro @petroseyir

      Bende 6 ay dayandı.Ama dediğiniz gibi pek dayanıklı değil.Fakat dayanıklı olmayan yeri bağlantı noktaları.Ortadan bir yerden kopması zaten zor birşey fakat yassı kablo olunca daha çok sağa sola takılıyor @toprakokumus

Nokia lumia 1320 ve Android vs Windows Kıyaslaması

#akış Herkese merhabalar.Bugün 5 ay önce Android platformundan geçiş yaptığım( gmd ) Nokia Lumia 1320 inceleme yazısı ile karşınızdayım.Aslında bu yazı bir incelemeden çok uzun kullanım testi tadında bir yazı olacak.Ayrıca yazı aralarında android platformu ile karşılaştırmalar yapacağım.
-Teknik Özellikler
İşlemci: 2 çekirdekli Qualcomm Snapdragon S4 1.7 GHz
RAM:1 GB
Dahili Bellek:8 GB (micro sd desteği var)
Ekran:6” 720x1280 IPS LCD
Kamera:5mp ön kamera:vga
Pil:3400mAh
-Tasarım
Telefon genel olarak şık fakat büyüklüğünden dolayı kaba duruyor.Tek elle kullanım pek mümkün değil fakat ben alıştığım için kullanabiliyorum.Telefonun arka yüzeyinin mat olması sıcak havalarda elinizin izini çok belli ediyor.En önemli sorunu ise taşıması.ön cebe sığması olanaksız diyebilirim.sığsa bile yürürken aşırı rahatsız ediyor.bu yüzden arka cepte taşımak tercihim oldu.ayrıca otobuste vs. Otururken elinize almanız gerekiyor.sonuç olarak telefonun kullanımının alışmaya bağlı kolaylaştığını söyleyebilirim.
-Ekran
Ekran parlaklığı ve Kalitesi genel olarak iyi fakat güneş altında yüksek parlaklıkta bile pek iyi sonuçlar alamadığımı söyleyebilirim.ekranın 720p olması beni pek etkilemedi.büyük olmasına rağmen güzel bir kalite sunduğunu belirteyim.
-Pil
Telefonun belki de en büyük avantajı pili.3400 mAh gücündeki bataryası 720p ekranın da sayesinde size bir gün boyunca akşama %40 gibi bir pil sunabiliyor.bu da iki günü çıkarabileceğiniz anlamına geliyor.Bir güzel yanı da telefon kolayca ısınmıyor.
-Kamera
5mp kamerası gündüzleri iş görüyor fakat geceleri instagram filtresi gibi.ön kamerayı ne siz sorun ne ben söyleyeyim.
-Oyun performansı
Pek oyun oynayan biri olmasamda inceleme için telefona Asphalt 8 adlı oyunu kurdum.ufak tefek zorlanmalar haricinde hiçbir problem yaşamadım.sizi gayet tatmin edecektir diye düşünüyorum.ayrıca büyük ekranda oynamak da ayrı bir zevk belirtmeden geçemeyeceğim.
-Kullanım Kolaylığı
Şimdi geldik asıl mevzuya.Telefona androidden geçtiğimi belirtmişitm.Açıkçası ilk başlarda korktuğumu söyleyeyim.arayüzün ikonları,alfabetik sıraya göre sıralama vs.ilk birkaç günümü zehir etti.fakat burada da alışma meselesinin çok önemli olduğunu anladım. !! wp kullanması kesinlikle androidden daha basit !! ikonlar daha büyük ve daha sade.arayüzde takılma gibi birşey zaten söz konusu değil.bu yüzden ön yargılı yaklaşmamak gerekiyor.herşey alışmaya bağlı.
-Uygulama Çeşitliliği
Belki de en çok kafa kurcalayan konu bu.İnsanların kafasında çok yanlış şeyler dolanıyor.Bana “Bunda feysbuk bile yohmuş.nası telefon yeaa!” Diyen insanlara eğriyi doğruyu anlatmaya çalıştım.play store’a göre çok zayıf bir marketi olduğunu söyleyebilirim.aradığım uygulamalar var tabii.(pinterest,snapchat,adamakıllı bir instagram vs.) .ama olmasa da ölmezsiniz.yine de mağazanın gelişeceğini umuyorum.
-Fiyat/Performans
Kesinlikle F/P ürünü olduğunu söyleyebilirim.ortalama 700tl gibi bir fiyatı var ve bunu hakediyor.rakibi zenfone 5.sonuç olarak diyeceğim şudur ki .Bence giriş ve orta segment telefonlarda wp, bu klasmanın ciddi elemanları olan amiral gemilerinde ise Android tercih edilebilir.
Yorumlarda sorularınızı sorabilirsiniz.detaylı bir şekilde cevap vermeye çalışacağım.Teşekkürler.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 15