Farklı şarj adaptörleri arasındaki kalite ve performans farkını anlatan detaylı bir grup testi buldum. Her şarj adaptörünün aynı olmadığı, orjinalle çakmanın farkları grafik ve tablolarla gösterilmiş. Yazı İngilizce ama tablolar herkes tarafından anlaşılabilir.

http://www.righto.com/2012/10/a-dozen-usb-chargers-in-lab-apple-is.html

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 16

Canlı yayında WWDC takip ederken bir yandan oyun keyfi. Windows tablet güzel şey. 🙂 #wwdc #battlefield4 #windows #tablet #CanlıYayın #apple

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 11 / 25

iyi günler Teknoseyir izleyicileri. Bir çoklarınız gibi #TozluRaflar beklemekten gözlerimiz kurudu.
Bu beklentiye ben elimden geldiğince dindirmeye çalışayım.(tabi tanıtacağım ürünler elimde yok.Gerçi Levent abinin elinde var olan cihazları çalışırken görmedikten sonra pek farkı yok)
Bu ilk tanıtımımda sizlere Sega Sg-1000 serisini tanıtacağım
Öncelikle Sega firmasına kısa bir bakış. Sega Amerika ve Japonyada arcade makinelerinden para kazanan bir firma (1976 yılında Sega Blockade isimli oyun ile başlıyorlar)
Ama Atari Vcs(2600) in başını çektiği ev oyun konsollarının arcade makinelerinin önünü tıkamaları üzerine işler kötüye gitmeye başlamıştı.(Hem ucuz olmaları hemde Arcade makinası alan eğlence mekanları icin daha pratik olmaları.Ev oyun konsolları ile sınırsız oyun,arcade makinalarında ise bir kac oyun icin bir kac tane arcade makinası almak zorunda olamk)
Bu krizi atlatmak icin Sega nın Japonya bölümü kendi ev oyun konsolunu üretmeye karar veriyor.(Büyük ihtimal ile 1982 ve 1983 temmuzu arasında)ve bunun sonucunda Sega SG-1000 doğuyor.

Cihazın teknik özelliklerine kısaca bakıcak olursak 70lerin ve 80lerin unlu işlemcilerinden biri olan Z80 bu konsolun kalbinde yatıyor daha doğrusu NEC 780C isimli z80 klonu kullanılıyor.Bunun nedeni buyuk ihtimal ile japon firmasi olan Nec ile fiyat olarak antlaşmış olabilirler(yada Japon kardeşliği ).
Seganın bu işlemciyi tercih etmesindeki en buyuk nedenlerden biri Arcade makinalarındada bu işlemciyi kullanmaları ve bunun sonucunda bu işlemci ile uzmanlaşmış olmaları. Bir başka neden de firmanın çıkarttığı arcade oyunlarını daha kolay sisteme port etmek.
Sistemin bir başka onemli elemanı Texas Instruments ın TMS9928A grafik işlemcisi. Bir cok geri planda kalmış sistemin görüntü işleme özelliğini emanet ettiği bir grafik işlemcisi. Bunlardan en önemlileri Msx bilgisayarları ,Texas Instruments TI-99/4 bilgisayarı ve Colecovision ev oyun konsolu. Spriteları, arka planı , renkleri oluşturmak bu chipin görevi.
Tabi bunun yanında hiç bir konsol sessiz olmaz. Bu sefer Sega populer bir chip'e yer veriyor sisteminde Texas Instruments SN76489 isimli chipi. Bu chipi(Programlanabilir ses ureticisi) kullanmayan yok denecek kadar az. Bir cok arcade makinasının yanında Bbc micro isimli ünlü ingiliz bilgisayarı, Coleco adam ve coleco vision isimli bilgisayar ve oyun konsolu ve en onemli müşterisi Ibm PcJr ve Tandy 1000 isimli bilgisayarlar
Bu chiplere 1 kb lık ram ve 16 kblık video rami destek oluyor. Evet bu 17 kb ram'e deli dolu bir cok oyun sığıyor.
Konsolun dış tasarımına gelicek olursak beyaz ağırlıkta olmak üzere gri kartuş portu ile gonul yakan bir cihaz olmayı başarıyor tabi beyaz mavi turuncu sticker ve kocaman sega yazısı ile birlikte. Konsolun arka kısmında bir genişleme yuvası bulunuyor ama bu port için hiç bir cihaz üretirmedi.(bildiğim kadarı ile)
Sega buyuk bir karar verip ana kontrolcunün kablosunun cihaz ile bütünleşik yapmaya karar veriyor. Kontrolcu konusu bu sistemin en zayıf tarafı. Kontrolcü Atari 7800 dekine benzer şekilde kucuk bir joistik ve yanlarda bulunan iki ateş tuşundan oluşuyor ve cok kısa bir kablo ile sisteme bağlanıyor. Koltuğa oturup oyun oynamak isteyenler ne yazıkki konsoluda yanında taşımak zorunda.
Neyse konsol bunlar ile birlikte piyasaya çıkıyor 1983 yılında rakibi Nintendo famicom ile birlikte.
Konsolun en buyuk ve tek oyun üreticisi sega nın kendisi.Japon halkı konsolun grafiklerini beyeniyor ama kontrolcu ve televizyona bağlantı tipini beyenmediğinden satış rakamları düşük oluyor.
Bu eleştirilerden ders çıkartan sega konsolu revize edip 84 temmuzunda yeniden piyasaya sürüyor .
Sega Sc-1000 Mark 2 konsolu joistikli bir kontrolcu yerine d-pad li çıkartılabilir kontrolcü ile piyasaya çıkıyor.
Yeni model ile teknik ozellikler aynı kalırken ürünün tasarımı değişiyor. Bana eski yarış arabalarını hatırlatan tasarım değiştirilip elektronik bir cihazın soğuk tasarımı ile kendini değiştiriyor.
Bu sistem ile gelen en buyuk ozellik seganın piyasaya sürdüğü klavyeyi ve basic kartuşunu cihaza takıp kendi programlarınızı tasarlayabilmeniz.
Günler geçiyor Sega ürün tasarlamaya doymuyor ve sega nın japonya tarafı SG1000 sistemi ile bilgisayar uretmeye karar veriyor. Tıpkı ozamanlardaki bilgisayarlar gibi bir klavyenin icine SG-1000 sistemini koyup SC-3000 ismi ile satıyorlar.
3 değişik sistem ama temelde aynı cihaz, satış rakamları Sega firmasını üzerken tüketicilerin olumlu yorumları sega yönetiminde bir gelecek için umut veriyor. Ve 85 yılında Amerika ve Avrupa piyasanınada girmek icin kendilerini hazırlıyor.

Sega SG-1000
Piyasaya çıkış 15 Temmuz 1985 (Japonya)
Depolama :Kartuş(Klavye eklentisi ve SC-3000 medelinde kaset desteği)
Cpu:NEC 780C(3.55 MHZ)
Gpu:Texas Instruments TMS9918
Sound chip:Texas Instruments SN76489
Ram: 1kb ram 16kb vram
Cozunurluk 256x192
Sprites ekranda 32
Renk: Aynı anda 16 renk ,her bir sprite sadece 1 renk alabilir, toplam 21 renk
Ses: 3 kanal ses ve 1 gurultu kanal?
Oyun sayısı:47

Kaynak:
http://www.videogameconsolelibrary.com/pg80-sg1000.htm#page=reviews
http://en.wikipedia.org/wiki/SG-1000

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Umarım daha önce yaptığım #TozluRaflar yazısını beğenmişsinizdir. Levent abi yapmıyorken bizler bu açığı giderelim. Diğer yazar arkadaşlarında yapacakları çalışmaları okumak isterim.
Neyse pek beceremediğim giriş yazısını geçip bu seferki tozlu ürünümüzü anlatmaya başlıyayım.Bir önceki yazımda Seganın Sg-1000 Mark 1 , mark 2 ve SC-3000 ürününü tanıtmıştım. Sega Japonyanın büyük bir hayal kırıklığı ama geleceğe umut ile bakmalarını sağlayan oyun konsolu pazarının etkisi kalmaya devam ettiğinden bahsetmiştim.
Yıllar 1985 e yaklaşırken Sega Nintendonun Japonyayı ele geçirmesini kıskançlık ile seyretmeye ara verip kendi canavarı ile şansını bir kez daha zorlamak ve Dünyaya bu işi bende yapabilirim demek istiyordu. Bu iş içinde cihazı Sega Mark 3 Avrupada ve Amerikada bilinen ismi ile Sega Master System
Bu cihaz abisi Sg-1000 ile birçok benzer ve farklı yönü var.Benzer yönlerinden en önemliside iki ürünüde tasarlayan ekip aynı. Neyse bu özelliklere bakalım.
Sistem özelliklerine gelirsek yine Nec üretimi Z80 işlemcisi kullanılıyor.İşlemci konusunda değişen birşey yok.Aynı işlemci aynı frekans, değişen chiplerden biri grafik işlemcisi , seganın tasarladığı grafik işlemcisi Sg-1000 de kullanılan chipin geliştilirmiş versiyonu. Yeni grafik işlemcisi ile Sega yürek hoplatan grafiklere kavuşuyor ve atari 2600 dönemini tarihin derinliklerine gömüyor.Sega rekabet etmek için grafik işlemcisinin yeterli olduğu düşünüp ses işlemcisine dokunmuyor.Gerçi japonya piyasası için Fm synthesizer denen gelişmiş ses çipi ek olarak kullanılıyor Ama yaptığı en büyük değişiklik 1 kb olan rami 8 kb ile ,2 kb olan video ramini ise 16 kb ile değiştiriyor.İşte ben buna büyük değişiklik derim.
Dış tasarımında ise iki ayrı kısımda bakabiliriz. Japon versiyonu sega Sg-1000 mark 2 nin tasarımına çok benziyor. Değişikliklerden bir kaçı kontrolcü portunun ön kısma gelmesi ve Sega card denen kredi kartı benzeri bir depolama ürünü(kartuş gibi) için yuva.Oyun kartuşları 128 kb a kadar veri alırken bu kartlar 32 kb ile sınırlı kalıyor(bu kart işini nec turbograf-16 ürününde tekrar göreceğiz)Bu kart işinin nedeni ne diye sorarsanız en güzel cevap üretiminin ucuz olması( kartuşlar devre kartı ve rom chipe sahip olması yüzünden üretimi pahalı).
Amerikan ve avrupa versiyonuna bakacak olursak tamami ile değişik bir dizayn ile karşımıza çıkıyor.Siyah ve kırmızı tasarımı ile ben kötü çocuğum diyor.Üstünde power, reset ve pause tuşu ile basit ve power ledi ile birbirini tamamlayan şık bir tasarımı var.
Kontrolcü konusuna gelirsek Japon versiyonunun tasarımı Mark 2 ile aynı. Amerikan versiyonu ise renkleri master system in tasarımına benzetilmiş ve azıcık nes in tasarımından esinlenirmiş. En güzel özelliği nes in d-pad inin yanınında seganın d-padi 8 yöne kontrol ün daha kolay olması.Ama kontrolcüde bulunmayan start ve pause tuşu en büyük eleştiri noktası ve kontrolcünü yanında çıkan kablosuda.
Bahsetmeden geçemeyeceğim bir tasarım hususuda sega nın oyun kutuları. Günümüz dvd kutularını andıran plastik oyun kutuları ile bugünlerde koleksiyoncuların kalbini yakıyor. Nintendonun kağıttan bozma kutularının hayatları çöp kutusunda son bulurken seganın kutuları hala düzgün bir şekilde koleksiyoncuların dolabında.Oyunlara gelmişken bir başka ayrıntıda kırmızı siyah oyun kartuşları. İşte konsol ile oyun kartuşu ancak birbirini bu kadar tamamlar
Eee yeni bir soluk yeni teknolojiler.Nintendo patır patır garip teknolojiler çıkartırken sega benim neyim eksik deyip.Bir adım atmaya karar veriyor ama ne yazıkki garip bir cihaz çıkarmak yerine fena olmayan bir şey çıkartıyorlar segascope 3d gözlük. Bugünlerdede karşımıza çıkan aktive shutter teknolojisi ile çalışan bu 3d gözlük dönemi için devrimci ve iyi çalışan bir sistem ama ne yazıkki az sayıdaki oyun desteği sistemin uzun ömürlü olmasını engelliyor. Tuhaf yanlarından bir tanesi gözlüğün Sega MS'nin(master system yerine MS diyeceğim) Card yuvasına bağlanan bir aparat ile kulaklık jakı ile bağlanması.Bir başka devrimci ürün Nes tede bulunan tabanca Light phaser ismi ile karşımıza çıkan ürün Nes'te olduğu gibi çok az sayıda oyun tarafından destekleniyor sadece 12 tane.
Evet tarihler 86 yı gösterdiğinde Sega Avrupaya ve Amerikaya adımını atıyor. Büyük hedefler ve iyi bir fiyat ile. Ama ne yazıkki unuttukları bir şey var. O da hiç bir ürün reklamsız olmaz .Ne yazıkki Sega Amerika reklam çalışmalarını kısıtlı bir kadronun yönetimini veriyor. Kötü bir tercih. Peki sadece bu konsolun başarısız olmasında etken mi? Evet ama kendi ellerinde olmayan başka unsurlarda var. Bunlardan en büyüğü rakip Nintendonun önce çıkması ile yakaladığı avantaj ve Nintendonun üçüncü parti yazılım üreticilerine sunduğun kan emen lisans antlaşması. Bu antlaşmaya göre Nes(Nintendo Entertaintmant System) e oyun üreten üreticilerin başka konsola ürün çıkartmasının yasak olması.Bu yüzden Sega tekl başına bu konsol için oyun yükünü çekiyor.Neyseki kendi oyun kütüphaneleri bu yükün üstesinden gelecek kadar iyi.Bunlardan bazıları:Alex kidd, Out Run, Space Harrier ve bir çok güzel oyun. Ne yazıkki çıkan 318 oyun tek başına liderliği kapmaya yetmiyor.
Sonuca gelirsek Brezilyada liderlik kapıyor ,Avrupada baya bir pay kapıyor ama Amerika ve Japonyada rakibinin çok gerisinde kalıyor(ama Sega Sg-1000 e göre durumlar iyi) ama hala umut var .Sega iyi bir reklam ve üçüncü parti oyun üreticilerini çekebilirse yarışı kazanabileceğinin farkında bunu ile birlikte Sega yeni konsol üretimine 4 elle sarılıyor
Peki Sms hikayesi burada bitiyor mu? Tabi ki hayır. Sega 1990 yılında yeni jenerasyon konsolu ile birlikte Sms konsolunu revize edip yeniden ucuz bir şekilde piyasaya sürüyor. Yeni bir kasa ile birlikte.Ne yazıkki sistemden büyük bir özellik eksiliyor, Sega card yuvası. Bu ne anlama geliyor biliyormusunuz Card oyunlarını oynamak dışında Sega 3d scoop gözlüğünüde kullanamıyor olmanız.Ama kimin umrunda çünkü bu sistem çıktığında sonic oyununun Master System versiyonu çıkmıştı. Kim takar sonic varken 3d yi dimi.
Ehh başlangıcı yapamıyorum sonu da Bu yazıma da SMS in teknik özelliğini ve yararlandığım kaynağı yazıp bitiriyim.
Sega Mark III (Sega Master System)
Piyasaya çıkış: Japonya 1995 ,Amerika 1986,Avrupa 1987
Depolama: Kartuş ve Sega card
Cpu:NEC 780C(3.55 MHZ)
Gpu:Sega VDP
Ram: 8kb ram 16kb vram
Cozunurluk: 256×192, 256×224, 256×240
Sprites: Ekranda 64 tane
Renk: Aynı anda 32 renk, spritelarda 16 renk desteği Toplam 64 renk
Ses: 3 kanal ses ve 1 gürültü kanalı
Oyun sayısı: 318
Kaynak:
http://www.videogameconsolelibrary.com/pg80-sms.htm#page=reviews
http://en.wikipedia.org/wiki/Master_System

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Kendi çabaları ile sürdürmeye çalıştığım #TozluRaflar bu bölümünde(Levent Pekcanın affına sığınarak) bir başka ürünü sizlere anlatmaya çalışacağım.
Sega Megadrive yada bir başka ismi ile Sega genessis. Hayal kırıklığının ardından gelen büyük bir başarı hikayesi. Başarısızlıklardan dersini iyi çıkarmış ve dersine iyi çalışmış firmanın başarı hikayesi.
Sega ekibi kolları sıvayıp yeni konsolu tasarlamaya başlıyorlar. Kafalarda ya tamam ya devam düşüncesi ile. Ellerinden bulunan Sega System 16 arcade makinasının donanımını ev konsoluna uydurmayı planlıyorlar. Gayet güzel plan 1985 ten beri kullandıkları sistemi kullanmak zaman kazandıran bir hamle. Sistemin kalbinde 80lerin ortalarının popüler işlemcisi Motorola 68000 işlemcisi yatıyor. İyi seçim 16 bit işlemcilerin en iyilerinden biri. Bu 7.6 Mhzlık işlemci büyük işi iyi bir şekilde üstlenen bir lider. Tabi her liderlin yardımcılara ihtiyacı vardır. Bu yardımcılardan bir tanesi ve en alışık olunmayanı Zilog üretimi Z80 işlemcisi. Bizlere Co-processor(yardımcı işlemci) adı ile karşımızı çıkan bu alışmadığımız işlemci(tamam home computerlarda Fpu işlemcisi vardı ama aynı görevde değiller)nin görevi ses chipini kontrol etmek ve onun için dataları üretmek. Zekice ana işlemcinin görevini azaltmak.Bir anlamdada rakiplerine mesaj vermek "Bakın eski konsolumun bütün işini üstlenen en önemi chipini bu makinamda sıradan işler için harcıyacak kadar bonkörüm". İki işlemci kullanımı aynı zamanda Sega için küçük bir geleneğin başlangıcı olacak . Grafik işlemcisi olarak arcade makinasından ucuz bir çözüme gidiyor. Yamahanın YM7101 chipi görüntüyü üretmek ile üstlenirken bu işe iyi bir şekilde yerine getiriyor.Ses konusunda ise Z80 nin kontrol ettiği iki ses chipi Genesis in karakteristik sesini üretmede yardımlaşarak çalışmakta.Sega master systemden tanıdığımız Yamaha SN76489 PSG chipi ve Yine yamahanın Yamaha YM2612 isimli FM synthesis chipi ses konusundan yerlerini alıyorlar. Bu tempoya ayak uydurmak için 64 KB ram ana işlemci için 64 KB video rami grafik için , 8 kblık ram ise z80 işlemcisi yani ses işlemleri için görev almış bulunmaktalar. Sıkı bir donanım ile savaşmaya hazır bir makina olduğunu ve bunu herkese göstermek için sabırsızlandığı kartuş portundan fışkırıyor.

Dış tasarıma gelecek olursak Sms(sega master system) ten başlayan siyah tasarım bu sistemdede devam ediyor. Yumuşatılmış hatlara sahip olan cihaz, kulaklık çıkışı için ses seviyesi tuşu beyaz bir reset tuşu ve konsolun tasarımına uyan açma kapama tuşu ikinci olarak gözümüze çarpıyor . İlk olarak karşımıza çıkmıyor çünkü sağa yakın yuvarlak zeminde bulunan kartuş portu Japon versiyonunda pembe amerika versiyonunda kırmızı avrupa versiyonunda beyaz bir zemin üzerinde bulunan küçük power ledi ve kocaman 16-BIT yazısı bizlerin gözlerine çarpan ilk ayrıntı oluyor. Amerikan versiyonunda küçük bir ayrıntı dışında herşey aynı. O ayrıntıda Sega ve kocaman GENESİS yazısı. İşte tasarım diye ben buna derim.

Kontrolcü konusu ise seganın iyi gibi yanlarından bir tanesi. İlk nesil Xbox kontrolcüsünden bile büyük bir tasarım ile bizlerin eline oturuyor. SMS teki gibi rahat bir D-pad ile bizleri 8 yöne gitmek için teşvik ediyor.(8 yönlü d-pad in avantajı platform oyunlarında çapraz yönlere ateş etmenin kolay olması.)Tabi daha düzgün bir tasarım ile. Sms ten farklı olarak 3 ateş tuşu ve birde start düğmesi ile kontrolün bizde olduğunu tamami ile hissettiriyor(neste olan select tuşu yok )Bu konsolda farklı olarak kontrolcü bağlantısı olarak Atari 2600lardada kullanılan port kullanılıyor. Bunun anlamı Atari 2600 kontrolcüsünü genesis e bağlayabilirsiniz(Tam terside mümkün ve büyük ihtimal ile daha mantıklı)
Bu sistemde sega card görev almıyor.Bütün oyunlar kartuş olarak geliyor tabi seganın güzel plastik oyun kapları ile birlikte. Afferim sega iyi iş.
Eee konsolumuz hazır arkasında büyük oyun üreticisi segada var daha ne olsun. Ne olacak rakibinden önce yeni nesil konsolunu çıkartmak ve ikinci 16 bit oyun konsolunu üretmek(Birincisi turbo graf-16 konsolu) 88 yılında japonyada 89 yılında ise amerikada çıkan sistem tüm gücü ile atağa geçmeye başlar. Öncelikle o yıllarda nintendonun sıkı lisans antlaşmasının biraz gevşemesi ile üçüncü parti yazılım üreticilerinini desteğini alan(Electronic Arts gibi. Seganın spor oyunlarında lider olmasını sağlayan firma) Sega saldırdıkça saldırıyor. Sega Amerikanın da sıkı çalışması ile gençler arasında sıkı firma imajını yaratmayı başarmaları ilk adımları oluyor(" Sega does Ninten don't" gibi ve hıza dayanan reklamları büyük başarı konusu) Rakibinin 16 bitlik Snes ini çıkarmasından sonra Sega japonya Nintendonun Mariosu gibi bir karakter arayışına giriyorlar. Daha önceki denemeleri başarısızlıkla sonuçlanması yüzünden herkesi seferber ediyorlar(alex kidd kötü bir tasarımdı kabul ederim)Ve Hirokazu Yasuhara ve Naoto Ohshima nın elinde doğan, Yuji Naka ile hayata geçen ve Masato Nakamura ile bizlere seslenen Sonic the Hedgehog karakteri doğuyor. Oyunu hemen piyasaya süren sega japonya aynı işi yapması için sega amerikayada haber yolluyor. Ama onlar bazı şarkılarda değişiklik yapıp ve karakter üzerinde biraz oynama yapıp piyasaya sürmekle kalmıyorlar. Bu maskotu çok iyi bir şekilde pazarlıyorlar.Tabi bu durum Japonya ekibinin canını sıkmaya yetiyor ama amerika ekibi bununla kalmıyor. Genesis in yanında bu oyunuda ekleyip fiyatı düşürüp satması bardağı taşırıyor. Bu hamle seganın satışlarını patlatmaya yetiyor ve japonya ekibini mors ediyorlar tek kelime ile.
Sega 964 oyun ile tek kelime ile intikamını alıyor. Bir ton oyun üreticisi lisans almak için seganın kapısında yatıyor. Tabi bunda gevşek lisans antlaşmasının da payı var( tabi bu birçok olumsuzluk getiliyor. Oyunlarda şiddetin fazla olması gibi) Peki hikayemizin sonu mutlu mu bitti ... Daha bitmediki Part II var.
Sega nın add onlarından bahsetmeden ve revizyonlardan bahsetmeden olmaz onlar ikinci bölümde.
Kaynak:
http://en.wikipedia.org/wiki/Sega_Genesis
http://www.videogameconsolelibrary.com/pg80-genesis.htm#page=reviews

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Ücretsiz XCOM: Enemy Unknown dağıtıldı

Daha önce alttaki bağlantıda sözü geçen oyunun 23 Ekim ve sonrasında dağıtılması bekleniyordu ama daha erken davrandılar. Az önce ekledikten sonra buradan da duyurayım dedim.

Oy verirken kullandığınız mail adresini alttaki bağlantıdaki mail bölümüne yazın ve diğer bölümleri de doldurup mailin gelmesini bekleyin.

https://goldenjoysticks.greenmangaming.com/

http://teknoseyir.com/durum/200096

#ücretsizoyun

Bedavaya XCOM: Enemy Unknown veriyoz diyolar da ben bi türlü alamadım. Alabilenler yardımcı olsun. #ücretsizoyun - Teknoseyir

Bedavaya XCOM: Enemy Unknown veriyoz diyolar da ben bi türlü alamadım. Alabilenler yardımcı olsun. #ücretsizoyun
BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 7

speedguide.net

#ADSL #ADSL2+ #VDSL2 HATTIN KALDIRDIĞI MAKSİMUM HIZI ÖLÇME
( http://www.speedguide.net/dsl_speed_calc.php )
Günümüzde bir çok kişi aldığı internet hızından özellikle satın alınan paketin vaatlerini karşılamamasından şikayetçi. Bunların en büyük sebeplerinden birisi #hatzayıflaması .

Servis sağlayıcınızın kurduğu şebekenin yeri ile modeminizin arasındaki mesafe ne kadar uzarsa hattınızdaki zayıflama da buna bağlı olarak artıyor. Hatta hat zayıflaması bir yerden sonra internet bağlantısında kopmalar başlıyor. Kopmaların etkisi de zayıflamanın büyüklüğüne bağlı olarak artıyor. Bu kopmalar çok kısa olduğunda genelde hissetmezsiniz. 5-10 saniyeyi geçen kopmalar başladığında şikayetçi olmaya başlarsınız. Bu rakamlar dakikalara kadar ulaşabilir.

Bu kopmaları yaşamamak için kullandığımız bant genişliğinin hattımızın kaldırdığı değeri geçmemesi mümkünse yaklaşmaması gerekiyor. Bu sorunu aşmanın çözümü ise bant genişliğini yani internet hızını , servis sağlayıcısını arayarak sınırlandırmasını talep etmek.

-----Örnek Kullanım Senaryosu-----
1. Modem arayüzüne ulaşmak için web tarayıcısına 192.168.1.1 değeri girilir.
2. Karşımıza çıkan kullanıcı adı ve şifre kısmı girilerek modem arayüzüne ulaşılır.
3. Ayarlar kısmından aşağıdaki değerlere benzeyen sayfa bulunur ve Line Attenuation Download değeri öğrenilir. (Yazan verilerin sırası ve isimleri modemden modeme değişebilir. )
>>Modulation : ADSL2+
Line Attenuation Up : 3.0
>>Line Attenuation Down : 1.0
Data Rate Up : 797
Data Rate Down : 8192
4. Öğrenilen değer http://www.speedguide.net/dsl_speed_calc.php adresindeki hesap makinesinde bulunan #Downstream #Attenuation değerine yazılır ardından " #Calculate " tuşuna basılır.
5. Kullanılan bağlantı çeşidine uygun değer baz alınır.
6. Şikayet varsa müşteri hizmetlerine şikayet edilir.
***Buradaki en önemli husus bu değeri servis sağlayıcının gönlüne bırakmayın. Değeri hesaplayıp bu değer doğrultusunda talepte bulunun. Yoksa örnek vermek gerekirse 8mbit hattım kaldırmıyor diye ararsınız , hattınız 6 mbit kaldırıyor olsa bile size 3-5 verip geçme ihtimalleri çok yüksek.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Cuma günü katılacağımız etkinliğin detayları linkte. Ankara'da olanları bekleriz. 10 TL giriş ücreti varmış. https://www.facebook.com/events/801694509865539/

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 27