Otomotiv sektöründe emisyon bazlı vergi sistemi neler getirecek?
Devletin geçmeyi tasarladığı emisyon bazlı vergi sistemi ne getirecek ve mevcut durum nedir?
Devletin geçmeyi tasarladığı emisyon bazlı vergi sistemi ne getirecek ve mevcut durum nedir?
Son bir saat içinde 167 ziyaretçi, 10 kayıtlı kullanıcı giriş yaptı.
ahmet şenkoçuk
otoseyiri görünce 25 dakikama acıdım kahroldum. Can için ayrı bir site açılmlaı bence. Can teknoseyirin oyun bölümüne iyi destek verebilir gibime geliyor.
Semih_nl
Burada can'a eleştiri mı var ben anlayamadım ?
ahmet şenkoçuk
Hayır. Can'ı hepimiz seviyoruz ama otoseyir her hafta teknoseyir yerine yayınlanmak yerine bir site açılıp orada yayınlanabilir. Herkesin ilgisini çekmiyor sonuçta. Öte yandan canın oyun bölümünde iyi katkıları olabilir. Need for speed bölümünde en azından macit kadar bilgiliydi.
Ben çözümü biliyorum 😀
Her gün 2 video olsun, kimse laf etmez 😛
Ali Rıza Serttaş
Hakaretmi ediyorsun nasıl bir konuşma tarzı bu böyle. Sen nasıl bir saygısız bencil bir insansın öyle kendini ne zannediyorsun sen 25 dakikana değil kendine acı evvela. bu densiz konuşmalarınla hayatının her alanında yersiz konuşmayı sürdürürsen başına ciddi işler alırsın.
Sana kimse kafana silah dayamıyor al bunu izle diye. Bende tam aksine çok seviniyorum otoseyiri izlediğimde sen kendini ne zannediyorsunya böyle saçma sapan değerlendirmeler içerisine giriyorsun. Bırak otoseyire saygıyı onu seven ve sıkı takipçilerine biraz saygın olsun. Benim için otoseyir teknoseyir in önemli bir parçası.
Ben de ürün incelemelerini (klavye mouse) görünce üzülüyorum 😀 Gerçi sırf sohbet yeter ama benim için:
1. Gündem konuşmaları,
2. Genel, o ürünün ait olduğu gruplara ait sohbetler (PS3 incelemesi değil de, "ne olacak bu konsol dünyasının hali" gibi bir inceleme benim daha çok ilgimi çeker :))
3. Otoseyir
4. Teknolojik ürünlerin incelemesi (TV, telefon, televzyon vs.)
5. Yeni konseptlerin incelenmesi (ultrabook, Tronsformer gibi değişik tasarımlı bir tablet vs.)
6. Donanım incelemeleri 😀
Benim istek sıram bunlar 🙂
White Night
Her video herkesin ilgisini çekecek diye birşey yok ki. Birisi PSvita ile ilgilemiyordur, birisi belki oyun incelemesi görünce kahroluyordur. Neticede konu çeşitliliği olması sitenin daha geniş bir kesime hitap etmesi açısından faydalı. Ayrıca otomobil, konusu teknoloji olan bir siteye çok da alakasız gelmiyor bana. Teknolojiye meraklı herkesde az da olsa otomobil merakı vardır.
Bahsedildiği şekilde bir vergi sistemine kolay kolay geçilebileceğine pek ihtimal veremiyorum ben, insanların hala kullandıkları 6-7bin TL lik 20 yaşındaki araçlarına uygun vergi ödeyebilecekleri bir alternatifleri olmadan uygulandığında bir çok kişi çok ihtiyacı olduğu halde ekonomik yetersizlikten araçsız kalacak, 2.el fiyatlarda bir şekilde büyük düşüşler olması lazım, e bu da sıfır araç fiyatlarına bağlı sonuçta, yani dediğiniz gibi emisyon değerleri çok yüksek olmayan, 1998 model civarı, enjeksiyonlu motora sahip c sınıf araçların fiyatları ortalama 5-6bin TL olsa şuanda 20 yaş ve üzeri araç kullananların hepsi aracını seve seve hurdaya çıkarır bence, ama ben pek umutlu değilim günümüz şartlarını düşününce, fiyatların bu şekilde oturması pek mümkün değil sanki.
Olması gereken bu ama... Geçiş aşaması kolay değil ve sıkıntılı.
Yerli otomobilin hükümet tarafından "çılgınca" istenmesinin ve yıllık hurda demir ithalatımıza ilişkin haberlerin dolaşıyor olması bu konudaki tutumun ciddi olduğunun işaretleri hep.
Yerli markadan ÖTV alınmazsa (hazır AB üyesi de değilken) bu iş ancak olacağa benziyor. Zaten akaryakıttaki vergi geliri şaka gibi iken hayal demem ben buna. 😉
TANER GLP
konuyla alakalı degil ama söylemeden edemeyecegim CAN bey. ekranın karşısında izleyenlerin hepsi kadınmış gibi bakma gözünü seveyim tırsıyor insan 😀
abi öyle bir bakıyorsunki ,bazen bizim seni degilde senin bizi seyrettigini düşünüyorum 😀
toruteto
benim 2004 model astra h var ne yapiyim şimdi
(yani bizi ne yönde etkileyecek nasıl davranmalıyız)
Egzozuna dokunulmamış, katalizörü iptal edilmemiş, çip tuning yapılmamışsa değişimden olumsuz etkilenmeyeceğiniz aşikar. 🙂
Olumlu etkisinin hangi boyutta olacağını elimize yeni haberler ulaştığında hep beraber göreceğiz. İcap ederse yeniden değerlendireceğiz mevzuyu.
Elektrikli otomobiller pilleriyle birlikte satılsa beklemem en kısa zamanda alırım bir tane ama aylık pil kirası hiç cazip gelmiyor bana.
Aslında en büyük sıkıntı mevcut teknolojiye sahip pillerin en fazla 10 sene makul kullanım sunabilmesi. Hem güç verme kapasiteleri, hem de akım depolama kapasiteleri 1000 şarjdan itibaren azalmaya başlıyor. Pil değişimi ise çok pahalı. 🙂
Pil tekniği değişip lityum yerine florit batarya kullanmaya terfi edene kadar batarya kiralama mantıklı bir çözüm bu yönüyle...
Şuanki teknoloji ile de pil kirası+şarj masrafları benzin masrafına denk gibi.
Neden bir elektrikli tercih edelim? Var mı ekonomik yönden bir artısı?
Elektrikli arabaların en büyük artısı durdukları anda veya çok yavaş giderken neredeyse hiç yakıt tüketmemeleri. Bu durum içten yanmalı motorda tam tersidir malum.
Siz dizel arabanızla şehir içinde; özellikle kilit trafikte km başına 30 kuruş yakıp ekonomi yaptığınızı zannederken elektriklide aynı güzergahta klima vs. açıkken 10 kuruş civarına inmek çok normal olacak 😉 Elektrikli arabalar için hazırlanan menzil verileri hatalı. Buna hibrit araçlarla ilgili videoda da değinmiştik 😉 Bir göz atın isterseniz...
Sıralı sistem LPG emisyonu düşürüyor. Ama tabi 105 oktan gaz kullanılırsa. Türkiye'ye gelen çoğu sistem İtalyan kökenli. İtalya'da bu yönü ile de tercih sebebi LPG 😉
Selamlar..
Can abi biri seninle bir soru üzerine röportaj yapıyormuş havası veriyorsun, hani öğrenilmesi gereken şeyleri söylemezde lafı dolaştırıp dolaştırıp sonucu söylemeyen kurum çalışanları gibi konuşuyorsun tamam muhabbetvari anlatıyorsun ama levent abiler gibi daha bi rahat ol basite indirge.. verilen bilgiler yararlı ama anlatma günlük konuşma gibi değil...
Sevgiler... Tugay Bağcı 🙂
Çağrı
Çok net söylüyorum amaç vergi gelirini arttırmak. geçinizzzzz
Vergi geliri artarken hem taşıt kredisi veren bankalar, hem ucuz modelleri getiren ithalatçılar köşegen olacak o da ayrı...
Ne olursa olsun, daha fazla vatandaşımız sağlığından, canından olmadan "eski" taşıtların hurdaya ayrılması lazım. Aynı trafiği paylaşan herkes risk altında, sadece o aracın içindekiler değil zira.
Çağrı
hocam o sağlıksız dediğiniz araçların yerine çinden daha sağlıksızları gelecek bu işler alım gücüne bakar madem teşvik edeceksin lpgyi teşvik et standartlar koy muayene istasyonlarını sıkı denetle. Başta belirttiğim gibi çevre vs hikaye şimdiki oranları değiştiremediklerinden(tepkiden dolayı, yoksa bk. kararıyla kolayca değiştirebilirler) yeni sistem altında vatandaşa geçirecekler.
Tüketicinin bilinçlenmesi yanında, bu yasa çıkarken trafiğe çıkacak araçların karşılaması gereken standartlar da yükseltilmek zorunda.
Bahsettiğiniz şeyin olması bütün espiriyi ortadan kaldıracaktır. Avrupa'ya birçok Çinli üretici giremiyor. Satılmaya hak kazanabilmesi için yapılan TSE tetkikinin değerlendirme kriterleri ağırlaştırılarak bu sorunun önüne geçilecek. Zira şu ana kadar pek az araç bu değerlendirmede sıkıntı yaşadı; onlar da 3 tekerlekli ve elektrikli modeller oldu...
Alım gücü yeni nesil otomobil almaya yetmeyen, eski arabanın da vergisini ödeyemem diyen insanlar bugün acaba yakıt faturasını nasıl karşılıyor? Mostralık arabasını kapısının önünde yatırıp bayramdan bayrama kullanan sürücüler her bayram kaza bilançosuna ekleniyor zaten üçer beşer... Eski araba sahiplerinin durumunu ajite etmenin lüzumu yok; zira bu kadar düşük bütçeli bir kullanıcı profili olması mümkün değil mevcut akaryakıt fiyatlarıyla.
Cimriler bu güne kadar ettikleri kara sevinsinler; içlerinde bulundukları tehlikeden bihaber insanlar da bu durumdan kurtulacakları için memnun olsunlar.
Aynı fikirdeyiz bu konuda..
Anlatamıyorsun, cevap geliyor hemen "parası olmayan binmesin diyorsunuz yani"...
Ne alakası var, keşke binse ama daha güvenli araca.
Aksi takdirde, kazalar her geçen gün artacaktır.
Çağrı
Hocam ben senin yeni sistemi neden savunduğunu anlıyorum ama olay sandığın kadar masum değil vergiyi planlayanların tek düşüncesi acaba mtvden 5 milyar değilde 10 milyar tl alabilirmiyiz. O bahsettiğin araçların kaldırılmasını bende istiyorum yolda tekeri çıkar karşı yola geçer, freni tutmaz arkadan bindirir vsvs( başımada geldi benim sadece arka tamponum ezilirken diğer aracın motoruna kadar hasar vardı). Devlet istese o arabaları trafikten çok rahat çeker. Ek yasaya bile gerek yok, tüvtürklere gönderirsin denetçileri 0 toleransla bakılmasını sağlarsın bitmiş ölmüş araçlara onay vermezsin kimsede binemez. İşlem basit, bu yeni vergilendirmenin savunulacak hiçbir tarafı yok. Eğer yeni sistem yürürlüğe girer bizlerde hala buralarda olursak sana eski ve yeni sistemdeki mtv gelirlerini göstermek isterim.
Veysel komiksin.
Eyvallah, mevcut derebeyi ölçekli vergi oranlarının hiçbir alanda savunucusu değilim. Öyle bir noktaya geldi ki durum artık halk fiyatlara alıştığı için vergi indirimini firmalar kar marjlarıyla doldurmayı düşünebiiliyor...
Yalnız şu anda esas sıkıntı verginin oransız olmasından ziyade adaletsizliği. Hem eski köhne arabalara rağbetin devamını tesis ediyor, trafikteki tehlikeyi devam ettiriyor; hem de sıfır kilometrede spor/lüks araba ile bineği ayırt edemiyor.
Motoru 2 litre diye birçok model piyasada tutunamazken, aynı klasmanda ve aynı gücü sunan 1.6 veya 1.4 turbolar avantaj kazanıyor. Oysa 1.4 turbodan daha mütevazi ve 2.2 litre hacimli minivan piyasaya giremiyor tabi. Wankel motorun hacminin düzgün hesaplanamaması bir yana, milyon dolarlık arabayla ikiyüzbin liralık araba aynı vergi diliminde bulunuyor. Üstelik süpersporların, egzotiklerin trafikte dolaşmasına ne asfalt kalitesi, ne de viraj açıları müsait değilken... Ecnebilerin "ricer" tabir ettiği anlamsız modifikasyonlara maruz kalmış hurdadan dönme arabalar ise tamamen "lüks tüketim" maksatlı, üstelik çoğu kez trafikte dehşet saçmaktan başka işe yaramayan yerde olmalarına rağmen vergilendirme onlara dokunmuyor. Emisyon ölçümünün hikmeti burada gizli.
Trafikte tehlike oluşturan birincil faktör araçların uyumsuzluğudur. Aynı kapasitede sürücüye sahip olsa dahi bir araba diğerinden iki kat daha çevik manevra yapıp neredeyse yarı mesafede fren yapabiliyorsa bu araçların seyir esnasında kazaya karışması çok doğal karşılanmalıdır. Bunu engelleyen şey Amerika'da geniş yollarda çok katı uygulanan yavaşlatılmış trafik kuralları, Avrupa ve Japonya'nın nispeten hızlı yollarında ise arabaların tabi tutulduğu çok sıkı denetim ve teknik inceleme. Japonya'da trafiğe çıkacak araçlara 2004'e kadar beygir gücü limitlendirmesi dahi uygulanıyordu. Halen 180km/s sınırını aşabilen aracın trafiğe çıkması yasak. Elektronik limitör takılıyor her modele.
Buralarda yaşayan insanlar elbette ki spor arabalarını kıvırıp ceplerine sokmuyor, kendilerine sunulan trafiğe kapalı parkurlarda yarışabilme imkanından istifade ederek kurtlarını döküyor, trafikteki olası acil durumlarla mücadele için tecrübe kazanarak eğleniyorlar. Kendilerinden başka kimseyi tehlikeye atmamış oluyorlar böylece...
Bize dönersek: Hem cezalar ve denetimler gerçek manada "caydırıcı" hale getirilip trafik akışının ahengi tesis edilmeli; hem de araç muayeneleri sıkılaşmalı ki kazalar bitsin. Hükümete insanların "rahatlarını" bozup mevcut düzensizliğe el atma riskini göze aldıracak faktör ne yazık ki önümüzdeki dönemde daha da yaygınlaşacak olan hacim küçültme trendi ve olası vergi kaybı oldu. Bu durum yanında bonus olarak gah yolda karşılaştığımız, gah içinde seyahat ettiğimiz mayınların temizlenmesine vesile olacak. Bu yüzden ardındaki niyetten (iyi veya kötü) bağımsız olarak desteklenmesi gereken bir değişiklik.
Bu yasanın trafik güvenliğine dair atılması zorunlu hale gelen diğer adımlara basamak olmasını temenni ediyorum. Artık asfalttaki kan lekesi "bir şekilde" temizlenmeli.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/20523981.asp
Komiksin deniyor bana ama, buyrun bakın!
Hangi güncel araba bu şekilde ikiye ayrılır?
Koray Üstüner
Can Bey'in güvenlik ile ilgili değindiği hassas noktalara kesinlikle katılıyorum. Fakat yeni vergi düzenlemesinin olumsuz yönlerinin de olacağını düşünmekteyim. Şöyleki; Türkiye'de araba üretimi yok, veya yok denecek kadar az diyelim. İnsanları yeni araba almaya hatta özellikle sıfır kilometre araba almaya ittiğiniz zaman bu ülke açısından büyük bir ekonomik kayıp olacaktır. Para yurt dışına gidecek doğal oalrak. Bu yeni vergi sistemi Japonya'da çok güzel işliyor. Adamlar 2 yaşındaki arabalarını satıp üzerine çok az para ekleyerek sıfır kilometre Japon araba alıyorlar. Hatta 2-3 yaşında sattıkları arabalar da Hindistan, Avustralya, Kıbrıs, İngiltere, v.b. ülkelere ihraç edildiği için ayrıca ekonomilerine önemli bir katkı sağlamakta.
Peki Türkiye'deki katkısı sizce ekonomik açıdan nasıl olacak? Hurda arabalardan elde edilecek gelir ile daha çok ithal edilecek olan sıfır kilometre arabaların açığını ne derece kapatabileceğiz? Keşke Türkiye'de de güvenli ve çeşitli kategorilerde araba üretilse de yeni veri düzenlemesi ile aynen Japonya'da olduğu gibi yerli arabalara hucum etsek. Bence asıl önem verilmesi gereken konu da yerli üretim için hız kazandırmak olmalı.
Yoksa ben de tabiki yollarda daha yeni, güvenli konforlu arabaları görmek istiyorum. Kim istemez...
Saab ile ilgili bir gelişme oldu mu? Son durum nedir?
Saygılar...
Aynı fikirdeyim... Yerli otomobil markasının eksikliği her geçen gün daha çok göze batıyor.
Saab konusu unutulduğuna göre millileştirme adına olumlu bir hareket yok demek 😀 Aksi olsa yer gök inler zaten! Başbakan'ın Kore ziyaretinde CEO'ları yerli markaya teknik destek vermeye çağırması ilgi çekiciydi... Tofaş da bir yandan çalışıyorken yerli tasarım arabanın bantlardan inmesi yakındır.
safa
T. Çiller başbakandı galiba hangi yıldı hatırlamıyorum, zaten çocuktum. Bilmem kaç yaşında kullanılmış araba ithalatını kolaylaştıracak bi düzenleme yapmaya niyetlenmişlerdi. Bizim yerli montajcılar erken davranıp kazan kaldırmışlardı ve sonuçta düzenleme gerçekleşmemişti. Aradan o kadar sene geçti ve aynı firmaların tutumu ortada. Tofaş uğraşıyor deyince yine bizi koçun öpecek olmasına canım sıkıldı. Koç yerine başkası olsa yine aynı şeyleri düşünürdüm. Al birini vur ötekine. Çünkü kolay para kazanmanın tadını aldılar. Yine ortalık dibine kadar kırpılmış patentli uyduruk sözde yerlilere kalacak...
Tofaş'ın uğraşısı mevcut düzeniyle aynı şekilde araba yapıp üzerine yerli logo basmak, böylece hem devlet desteği görmek, hem kamu ihalelerinde öne geçmek, hem de halkın milliyetçi duygularından faydalanmak üzerine kurulu... Açıklama yaptılar, motoru, platformu filan Fiat'tan gelecekmiş. E bu araba zaten senelerdir yapılıyor, yeni birşey değil ki! Fiat Albea'yı makyajlayıp yerli araba diye iteleyecekler, onun için uğraşıyorlar.
Koç'un rüyası o evet. Geçmişte yakaladıkları "başarıyı" bugün de tekrar ettirme peşindeler. Rekabet oluşturacak özgün üretim mecburi.
SAAB'ı ben çok istedim, keşke alsalardı. Patentleri ve bilgi birikimi yeterdi adamların.
Bugün en iyi aracın tüm bilgi birikimini getirmiş olurdunuz...
Vardır bir bildikleri, nedense ilgilenmediler..
GM patentleri vermiyor. Zamanında üretim için Saab'a lisansladıkları patentlerin hiçbirini alıcıya vermeyeceklerini açıkladılar. Saab'ı alan kişi sadece isim hakkını, bir de fabrikalarını alacak. Bizimkiler bu yüzden yanaşmadılar, yoksa baya niyetlilerdi.
O zaman mantıklı davranışlar... 🙂
Ziyaretçi
Dediklerinize kesinlikle katılıyorum. Yerli üretim şart. Yeni vergi sisteminin, halkın alacağı sıfır araçların ithal olması durumunda ekonomik açıdan hiçbir getirisi olmayacaktır.
O iş yaş 🙂 Termik motor ve aktarma organlarının dizilimi ve kabin yapısıyla elektrikli sistem tamamen farklı. Sadece bazı modeller için ciddi mühendislik yatırımı ile dönüşüm kiti geliştirmek mümkün. Ama bu işlemin münferit olarak yapılmasının ekonomik açıdan izahı yok 😀 Hobi maksatlı mümkün anca...
http://www.youtube.com/watch?v=YrGnsERK3aE
http://www.youtube.com/watch?v=4My8_B6HZsA&feature=related
İki araç da elektrikli sisteme çevrilmiş.
Küçük seriler halinde fabrika çıkışı Fiat 500 ve Panda araçlarına elektrikli dönüşümü yapan bir firma var Almanya'da. Ama onun durumuyla bizim külüstürlerin kar hesabı çok farklı 🙂
Lipo devri yakında bitecek 🙂 Florit piller hem güvenli, hem de bakımları kolay olarak Lityum tekniğinin yerini almaları için geliştiriliyor.
Murat Bey örnek istemiş adaletsizliğe, Mazda RX8 diyorum 🙂
Benim 1.5 dizel aracımdan daha az vergisi var :))
Bu arada, Renault Fluence gelecekti elektrikli olarak, o konu ne oldu? Şubat'ta gelecekti?
Şu anda satılıyor mu satılmıyor mu anlamadım.
http://www.renaultelektrikliaraclar.com/page.aspx?id=2081
Çok yüksek fiyatlar yalnız.
Vergi düzenlemesini bekliyor Fluence. Zaten hedef ülke Türkiye değil o projede. O yüzden bizim pazarımızın durumu ne olursa olsun üretim yapılıyor 🙂
Hadi bakalım,
Ben asıl Volt'u bekliyorum 🙂
Fitzgerald
Vergi sistemindeki radikal bir değişiklik otomobil satışlarını patlatacaktır, insanlar gelirlerinin daha fazla bir bölümünü otomobillere aktarmak zorunda kalacaktır. 20 yaş üzeri otomobillerin hurdaya çıkarılmasıyla ikinci el fiyatlarında da ister istemez artış görülür. Aynı şekilde en alt gelir grubundaki otomobil sahibi insanlar radikal bir düzenleme olursa arbalarını ellerinden çıkarmak zorunda kalacak, yenisini alamayacağından ya da yüksek vergileri karşılamayacağından eski otomobilsiz günlerine geri dönecektir.
Bundan dolayı daha yumuşak bir geçiş olur, böylece eski arabalar yavaş yavaş cazibesini kaybederken, eski araba sahipleri daha çok vergi yüküne katlanmak zorunda kalır. Devletin bir vergi indirimine gideceğini hiç sanmıyorum, bunca cari açık varken vergi gelirlerinde bir azalma kabul edilemez. Ancak her zaman yapıldığı gibi göstermelik bir indirim yapılabilir. Sonuç olarak devlet bu işten vergi olarak da kazançlı çıkar.
Ülke yeni ama ucuz otomobillerle dolar. Bunlar da 5 yıl sonra dökülüp, Kuş serisi ve Renault 9-12'lerin yerini alır. Sonuç olarak gelir seviyesini arttırmadıktan sonra ne yapılırsa yapılsın, halkımız teneke araçlara binmeye her zaman mahkum kalacaktır.
Geçtiğimiz yllarda üretim tekniği çok ilerledi. 45 sene öncesinin üretim sistemiyle tasarlanıp imal edilmiş 20 yaşındaki arabalarla güncel modelleri kıyaslamak yanlış olur.
Yeni modellein sorunsuz hizmet ömrü en az üç kat daha uzun...
can bey benim durumuma bir alternatif getirebilirmiziniz. Arabam 1990 model İhtal escort xr3i var ve 865KG 1.3 benzinli ve 85Hp 120Nm torklu bir araç ve 4.2 Lt 95 - 97 oktan benzin şehirdışı yakıt harçaması var ve ben bunu 4.0 Lt kadar düşürebiliyorum. Bana yaklaşık ~900kg 85HP 120Nm torklu 4.2 lt yakıt harcayan benzinli ( aslında gerçek hyprid istiyorum 1lt harcayan ) bir hb model söyleyebilirseniz sevinirim. yeni sistemden önce 😉 🙂
Yeni sisteme iki seneden önce geçilmez. Ağustos gibi gelmesi planlanan 850cc'lik Fiat motoru ve 1.0 litrelik Ford benzinli modellerine göz atın derim.
İkinci el için Kia Picanto'ya sığabilirseniz iyi bir alternatif olacaktır.
Araç 100 km'de 4 lt mi yakıyor???
Uzun yolda 😉
Benzinli yahu...
Ben Megane Dizelle 3.4 yakıyordum gerçi ama dizeldi 😀
Gerçi bu da 350 kg daha hafif..
Üstelik aerodinamik dezavantaja beraber 🙂 Focus 1.6 ile 3.8lt/100km tüketmek mümkün... Uzun yolda yine 😀
Dizel-Benzinli?
Benzin 🙂 Zetec-S 1.6
5. vites 6500 devirde teorik sürat 265km/s 😀 Aerodinamikten ötürü azami hıza 4. viteste ulaşıyor. Bunun getirisi ise uzun yolda sessiz motor ve komik yakıt sarfiyatı... Sollarken vites düşürmek şart tabi 🙂
Vergi sistemi ile birlikte zorunlu trafik sigortasının kalkması ve kasko sigortasının zorunlu olması gerekir, tabi bu bir hayal sanırım. 🙂
+1
Kasko sigortasınında aynen yurtdışında olduğu gibi araca göre daha az fakat ehliyet geçmişine daha çok bakarak hesaplanması lazım. Alkollü kullanma, hız cezası, vb. gibi şeylerin esas hesaba katılması lazım. Ancak o zaman yollardaki ölümler azalır.
+2
Aynen öyle.
Ama bizde kılıf bulunur, araç eş dost üstüne yapılır. Hatta, eşi araba kullanmıyordur, ehliyeti vardır. Alın size sıfır hatalı bir ehliyet 🙂
Dolmuş, taksi, otobüs, servis, vb. araçların maksimum 3-4 senede bir yenilenmesi lazım, özellikle dolmuşlar, hala 20 senelik pislik içinde eski Ford araçlar kullanılıyor, şoförleri ise ayrı bir konu elbette. 🙂
Taksim dolmuşlarının çoğu Renault Traffic'e geçtiler, %30 az yakıyor diye 🙂
Şoförleri de değiştirmek lazım... 😀 Sirkülasyon iyi gelir belki...
Tebdil-i şoförde ferahlık vardır. 🙂
Şöförler kalsın 😀
Bu sefer sokaktaki adamları toplarlar, şöför yaparlar aman diyeyim 🙂
Yalnız o araçlar nasıl gidiyor, ben anlamıyorum..
Sıfır araç alımında hangi kolaylığı sağlayacaklar? Yoksa benim ahmet amcam da Honda Civic sürmek ister, otomatik vites kullanmak ister ama alım gücü yok. Ne yapacaklar bunun için? Avrupa' da birçok ülkede bu vergi sistemi kullanılabilir ancak ülkemizdeki alım gücü konusunda nasıl bir kolaylık sağlayacaklar. Bu ülkede verginin vergisi alınırken ahmet amca nasıl sıfır araç alacak? Kimse bunları sorgulamıyor. Eski araçların trafikten silinmesi şart bende aynı fikirdeyim. Her kaza haberinde ufacık direğe toslayıp tuz buz olan arabaları gördükçe insan tabiki de bu araçların trafikten kalkmasını istiyor.
Benim en büyük endişem körü körüne bu sisteme geçildiğinde insanların çin menşeli ucuz otomobillere yönelmesi.
Shark
Alım gücü bir yana, alım gücümüz Avrupalı ile aynı olsa ne olacak? Adamların 20 bine aldığı araba burada 60 bine satılınca, Avrupalı buraya gelse o bile bisikletle gezmeye başlar.
Arabasını hurdaya çıkaranlara ÖTV indirimi uygulamak iyi işlemişti geçen sefer. Bit pazarına nur yağacak tabi yine...
Mevcut oranlarda oynama yapmak mümkün olmayacaktır bunun dışnda. En yapılası çözüm yerli arabadan %1 ÖTV almak... Onun için Honda Civic ayarında bir milli otombile ihtiyaç var.
Onu tam yapamıyorlar sanırım, bu Avrupa birliği zımbırtısından.
Yerli arabadan %1 alınmasın ama üreticiye bir katkı sağlansın. Gerçi o zaman da, üretici karı cebine atar, fiyatı şişirir 🙂
Devlet hiçbir zaman vergiden feragat etmez. Devlete göre vergi vermenin kutsal sayıldığı bir ülkeyiz. Fabrikadan çıkmış buraya gelmiş bir araçtan devlet ne kadar vergi topluyor. Kaldı ki montaj bandı ülkemizde olan araç firmaları da var ama yine ithal etmişçesine fazla fiyatlar. Bu ülkede herşeyden öte vergilendirme kısmında bir düzenleme yapılmalı. Ancak bunu yapacak bir hükümetin bu ülke de olduğunu ben açıkçası düşünmüyorum.
Çin menşeli otomobillerin patlamasını ben bekliyorum şahsen. Millet kuş serisine bineceğine gidip bunlardan alacak. Neden çünkü ahmet amcanın parası bunlara yetecek. Yine aynı senaryo direğe çarpacak motor bir tarafta bagaj bir tarafta gel de bul şöförü ve yanındakileri. Bundan 20 sene sonra yine çıkacaklar emisyon olayını da aşınca artık başka bir zımbırtıdan vergi toplayacağız diyecekler ahmet amca hala sağsa eli mahkum yine gidecek parasının yettiği arabayı alacak. Bu böyle gelmiş böyle gidiyor.
salih hasırcı
Broadway sahibi olarak söylüyorum. keyfimden, dolayı binmiyorum ben bu arabaya mecburiyetten biniyorum. Ben de isterim "emisyon'u" 🙂 düşük bir arabaya binmeyi..! ama, gelgör ki kader elvermiyor. (buna da şükür). böyle arabalara binenlerin birinci nedeni, sizinde malumunuz EKONOMİ! yani KEYİF değil. Şimdi adamın bilmediği, bilsede fehmedemediği yerden, vergiyi artırdın. Bu zaten zor bela arabaya hükmeden kardeşimize "ya bu arabadan ineceksin ya da bu diyardan gidecesin!" demek olmaz mı?
Sizin de söylediğiniz gibi bunlar distribütölerin hükümete baskısıyla olan işler.Sebebi de sölediniz "Anadoluya araç satamıyoruz". haa mesele bu. Sanmıyorum ki, bir distribütör "Anadoluda ki emisyon oranları çok yüksek, halkın sağlığı tehlikede, o my god, hemen bir önlem almalıyız, hükümeti uyarmalıyız" 🙂 desin. Soruyorum; emisyon oranı, A sınıfı bulaşık makinası,yada insanların can güvenliği. kimin umurunda? kimin? bunların mı? bir ecnebininde dediği gibi "This ain't no technological breakdown.Oh no, this is the road to hell" hell belki ağır olabilir. 🙂 selamlar.
Salih Bey,
Söylediklerinizde haklısınız ancak "bence" belli bir güvenliğin altındaki araçlar çıkarılmalı yollardan.
Şirketimizin bulunduğu sitede görev yapan biri var, kullandığı araç 80'li yıllardan bir Murat.
Araç aksırıyor, tıksırıyor ama gidiyordu. Yakın zamanda, bu araçla virajı alamayıp, kaza yaptı. Hızlı gittiğinden değil, araçta oluşan bir sorundan.
6 aylık bebeği 2 3 gün komada kaldı, ailede de çok ciddi olmasa da yaralanmalar vardı.
Şükür ki, çocuk iyileşti.
Bu açıdan bakınca, o adam keşke o arabayı kullanmasaydı diyebiliyorsunuz rahatlıkla, ki artık kullanmıyor.
Artık "bu diyardan gitme" vakti eski arabalar için. Çok kişinin canına mal oldu yaşanan kazalar ve malesef başa gelene kadar da anlamaya niyetimiz yok.
Traktör kasasında gitmek 20km/s hıza kadar problem olmaz. Çünkü insan vücudu bu sürate dayancak şekilde tasarlanmıştır. Aynı mantık otomobilde bu yüzden çalışmıyor. Modern trafiğe ayak uydurmak için en az 60 ile gitmeniz lazım...
Salih beye katılıyorum bu noktada. Bu ülkede arabasına zevk için binende var ihtiyaç için binende. Örneğin babam her sabah 5' de kalkıp pikapa atlayıp benziliğe gidip 3 varil mazot alır doğru dozerin yanına. Ne yapsın eli mahkum ihtiyaç çünkü. Şimdi emisyona göre alsalar vergiyi hapı yuttu zaten 2000 motor zaten su gibi içiyor zaten tonajlı bir araç üstüne kamyonet sınıfına sokup tonla vergi alıyorlar satıp ne alsın. Dağa taşa gidiyor oralara SW bir araçla gidecek hali yok çünkü ihtiyacını görmez. Tamam silelim düşük modelleri de yerlerine ne koyacak ihtiyaç sahipleri. Bunun tam cevabını kimse veremez. Hadi geçtik bu sisteme babam daha fazla vergi verecek diyelim e bu adama gel de anlat o zaman eski araçları güvenliği çarpışma testlerini falan. Benzeri birçok insan vardır eminim ki. Propaganda kısmında devlet her zaman ki gibi yine bu ayrıntıları sümen altı edip saklayacak allayıp pullayacak olan vatandaşa olacak.
Yolların durumu da soru işareti... Her baharda köstebek tarlasına dönüyor. Yazın da zift nehri... Zaten motosiklet için kabus ama modern araçları bile zorluyor bu kalitesiz kaplama.
Dönüşüme bir yerinden başlamak lazım. Yarım yamalak da olsa ilk adım atılmazsa devamı gelmez. Eksikler yalnızlaştıkça daha çok göze batacak; düzelmesi hızlanacaktır.
Bugünkü ahvalde birçok kişi "battı balık yan gider" deyip ihmallere göz yumar halde. Bu bakışı yok edebilirsek gerisi çorap söküğü gibi gelir.
Yani yani yollar zaten öyle bahsedildiği gibi değil ki. İçler acısı halde bir viraj yapıyorlar eğim o kadar çok ki yağmur yağdığında virajın sol tarafı suyun içinde. Kimse demiyor ki arkadaş bu su her sene birikiyor bir altyapıyla bunu çözelim diye. Battı balık yan gider hesabı her yıl aynı senaryo. Devlet yol yapıyor yapmıyor değil ancak hep duble yol yapmakla bu iş çözülmez. Zaten devletin en asli görevi vatandaşa hizmet bu ister yol olur ister okul bunu zaten yapacaksın ve alkış beklemeyeceksin bu zaten senin zorunluluğun yapmak zorundasın. Bizdeki düşünceye göre bu bir şov. Ancak köy yollarının tali yoların ara sokakların birçoğu yol durumu açısından çok zayıf. Hep görünen yönü duble yollar onlarda 60-70 dereceyi bulduğunda 3-5 kamyon geçse çöküyor e sonra ne oldu kaza, olur tabi. Bunu toplum olarak çözmemiz gerek çok aksaklık olacaktır ancak dediğiniz gibi bir yerde güçte olsa başlanması gerek arkası gelecektir ama bu ülkede yarım kalmış çok şey var bunu da unutmamak gerekir. 🙂
Melih Melikoğlu
Volvo s80 kazalarında daha ölen olmadı diye bi geyik var.
Geyik de ölmemiş anlaşılan 😀
Artık geyikler ölmeyecek 😛
http://www.youtube.com/watch?v=DGUuNZbAVgs
Program güzel olmuş, beklediğimize değmiş. Elinize sağlık. 🙂
Bence "emisyona göre vergi" sistemine geçilmesi en fazla haftasonu trafiğine yansıyacak. Aslında ihtiyacı yokken eski arabasını kapısının önünde bekleten, haftasonları da sırf arabayı çıkartmış olmak için gezinti yapan kişiler arabalarını satacaklar. Burada asıl mesele ülkemizde arabanın hala statü sembolü olarak görülmesi. Türk insanı araba almayı bir nevi "achievement" olarak görüyor. Haliyle ihtiyacı olsun olmasın bir araba edinmeye bakıyor. Para yoksa da eski araba alıyor, sonra da trafikte tehlike saçıyor.
Eski arabaların bir diğer sıkıntısı da sık arıza yapmaları ve fazlaca yedek parça tüketmeleri. Yeni nesil arabalar kolay kolay arıza yapmıyorlar, parça değişimi gerektirmiyorlar. Eski arabayı alan sık sık tamirciye uğramayı da göze alıyor. Bu yedek parçaların çoğu da ithal. Eski araba kullanımı düşürülürse yedek parça ithalatı da düşer.
Yeni vergi sistemi çok daha adaletli olacak. Mesele sadece yeni arabaları kayırıp eskileri trafikten uzaklaştırmak değil. Şu anda vergilendirmede çok ciddi adaletsizlik var. Mesela kocaman Volvo S80 1.6D'in vergisi 1.6L motorlu küçük bir arabayla aynı. Halbuki tüketimi aynı değil, emisyonu aynı değil, fiyatı aynı değil, ama vergisi aynı. Alakasız şekilde, sırf 100cc ile vergi diliminin üstüne çıktığı için 1.7L motorlu arabalar bir üst dilimden sayılarak vergilendiriliyor. Halbuki yerine göre daha verimli olabiliyorlar.
Yorumlarda çoğu arkadaş "parası olmayanlar ne yapacak?" demiş. Haklılar, herkes yeni araba alamaz, ama zaten herkesin arabası olması bu memlekete zararlı. Türk milleti bu kadar zengin değil. Gönül ister ki herkes Mercedes S serisi, BMW 7 serisi veya Audi A8'den birini seçsin, gönlünce binsin, ama şartlarımız buna uygun değil. Türkiye'de bugüne kadar uygulanan politika sayesinde zaten normalde olması gerekenden çok daha fazla kişi araba sahibi oldu. Çin'de küçük araba pek yok mesela, millete "ya düzgün bir araba al, ya da motorsiklete bin" deniyor. Buraya satılan Geely, Cherry bile pek tutulmuyor orada. Bizde belki bu kadar sert bir uygulama olmayacak (zaten olmamalı), ama bir şekilde memleketteki ortalama araba yaşını küçültmemiz lazım.
Fitzgerald
Sayın editörüm epey elitist bir yorum yapmış. 🙂
Bu devirde arabaya ihtiyacı olmayan insan kalmış mıdır hiç... Artık otomobil bir ihtiyaç değil, temel ihtiyaç. Şehirler büyüdü, mesafeler uzadı, bunun yanında yollar yapıldı, ulaşım kolaylaştı. Bırakın da gariban halkımız otomobil sahibi olsun, onu bu haktan mahrum etmeyin. Haftada 1 kere de olsa ailesiyle, eşiyle dostuyla bir yerlere gidebilsin, eğlensin. Otomobile binemiyorsa motosiklete bindirmeyin, onun tehlikesi kıyas bile kabul etmez.
Eski otomobillerin tehlike saçtığı konusu da çok abartıldı, tabi elit arkadaşlar istemiyor haklı olarak, yollar bir tek bizim, yeni, güvenli arabalarımızın olsun diyor; ama öyle değil.
"Elit" arkadaşlar sizden daha mantıklı düşünüyor da bu karara varıyor ne yazık ki.
Güncel bir araçla, 50 km ile direk duvara girin, burnunuz kanamadan inersiniz aracınızdan. Şahin ile Fluence'i tokuşturun bakalım, ikisi de 40 ile gidiyor olsun, ne olur sizce?
Bu ülkede en büyük zarar, "fakir" edebiyatıyla veriliyor. "Bırakın adam gezsin". Eyvallah, gezsin, tozsun ama 20 yıllık şahin ile değil.
Alın yukarıda yazdım, 6 aylık bebek, hafta sonu gezmesi, o bebeğin ölmesinden daha mı önemli!?!
Emisyona göre vergi alındığında, ufak hacimli, az tüketen araçların fiyatı düşecektir. Diğer araçlar piyasadan kalkacak, gene ucuz araçlar olacaktır piyasada, tek bir farkla: Daha ucuz araçlar artık aynı zamanda çevreyi kirletmeyen, güvenli araçlar olacak.
Zamanında, yeni araçlara teşvik verildi, piyasadan bir anda yüzbinlerce hurda araç çekildi. Gene yapsınlar, 200-300 bin adet hurda araç çıksın trafikten.
Araba sahibi olmaya değil de sahip olunan arabanın gereksiz kullanılmasına karşıyım ben de. Araba achievement ını alan toplu taşımadan tamamiyle vazgeçiyor.
Mesele "elitist" olmak değil maalesef. Diyorum ya, keşke herkes en iyisini kullansa. Keşke herkesin evinin önünde Jay Leno'nunki gibi bir garaj olsa. Gelin görün ki olmuyor... Bu yüzden mevcut duruma göre davranmak lazım. Bu memleketin yolları bu kadar arabayı kaldırmıyor. Bu yüzden zamanında Tansu Çiller'in dediği "her eve iki anahtar" hadisesi ütopik bir hayal.
Şehirler büyüyor, yollar uzuyor, ama bunun çaresi arabayla gezmek değil. Nedense toplu taşıma konusunda senelerdir adam gibi çalışmalar yapılmıyor, halkımız da bizi yönetenleri bu konuda zorlamıyor. Birisi "İstanbul'un altına komple metro hattı döşeyeceğim" dese, başka birisi de "otomobil kredilerinin faizini düşüreceğim" dese, milleti araba sahibi yapacağını vaadeden daha fazla oy alır. Diyorum ya, mesele kullanabilmek değil, sahip olabilmek. Kimse alıp da ne yapacağını düşünmüyor. Yurtdışında metropollere bakın, güzelim arabaları kullanmazlar, yatırırlar. Adam o trafiğe arabasıyla girmek istemez, çok parası olsa da otobüse biner. Bizde maalesef araba statü sembolü, toplu taşıma da fakirlik sembolü sayıldığı için herkes bir an önce arabaya terfi edip otobüslere veda etme peşinde koşuyor.
Güvenlik konusuna gelirsek; videoda anlatılanlar işin sadece küçük bir kısmını oluşturuyor. Fren mesafesi, yol tutuş gibi şeyler işin sadece görünen kısmı. Onlar tolere edilebilecek şeyler. Yavaş gidersiniz, dikkatli olursunuz, olur biter. Bir de tolere edilemeyecek şeyler var. Mesela, arabanız arıza yaptığında (arabalar yaşlandıkça arıza oranları artar) hem kendiniz, hem de yoldaki diğer sürücüler için büyük bir tehlike arzedersiniz. Bir tanıdığım bu şekilde hayatını kaybetti. Altınoluk'ta ağabeyinin çok sevdiği klasik Mercedes'iyle gece eve dönerken araba arıza yaptı. Arabayla uğraşırken gece görüş zayıf olduğu için birisi geldi çarptı. Adamın vücudu tanınmayacak kadar kötü parçalanmıştı. O araba daha yeni bir model olsaydı belki arıza yapmayacaktı, belki adam hala hayatta olacaktı.
Bir diğer güvenlik sıkıntısı da kapıların açılmaması. Eski arabalarda darbe emici burun özelliği bulunmaz. Darbeyi arabanın gövdesinin tamamı emer. Haliyle kazalarda arabanın kapıları sıkışır, açılmaz. Yeni arabalarda ise darbeyi arabanın burnu emer, arka kısma darbe iletilmez. Kaza anında, acil durumda arabanın içinde sıkışıp kalmak fena şeydir. Eski arabada hafif çarpmalarda bile kapı sıkışırken yeni arabanın burnu iki kat olsa bile kapı sıkışmaz. Biraz uç bir örnek olacak ama, aşağıdaki linkte 1959 Chevrolet Bel Air ile 2009 Chevrolet Malibu'nun çarpışma testi videosu var. Görünüşte tank gibi olan Bel Air'in çarpışmada ne hale geldiğini bir görün, dediğimi daha iyi anlayacaksınız.
http://dusunen-adam.blogspot.com/2011/04/sasrtan-carpsma-testi-chevrolet-bel-air.html
kalamarr
istanbuldaki toplu taşımaya bağımlı kalmak bir kişi için birkaç saat boyunca 30cm2de yüzlerce kişiyle ayakta sallanan bir yerde sabit durmak ve gece 12'den önce balkabağı olmadan evde olmaktır. otomobil lüks değil ihtiyaç. en köhne otomobil bile motorsiklet ve bisiklet kullanmaktan daha iyi. çünkü yolun asıl sahibi olarak gören dört tekerlek kullanıcıları kullanım alışkanlıkları ve tepkileriyle şehir içinde biryerden bir yere iki terkerlekli bir aletle gitmeyi çok daha zorlaştırıyor. örneğin yoldaki mazgallara murat 131 takılmaz veya yolda sinyal ve sağ aynasının işlevini bilmeyenler yüzünden ölüm riskiniz murat 131 kullandığınızdan daha azdır. küçük burjuva görüşleriyle fakirin bile altında araba var paran yoksa otobüse bin demek otomobil kullanma ayrıcalığını kendinden aşağısında gördüğü kişilere yakıştırmamaktır. a bu çöpçünün bile elinde kameralı telefon var diyen kişilerle aynı tepki burada da veriliyor
Küçük burjuva görüşleri? 🙂
Sonuçta anlatan ben olduğum için bahsettiğiniz hususlarda son derece müsterihim onu belirteyim. 🙂 İmkanım olduğu halde otomobil yerine toplu taşımayı tercih ediyorum... Kamerasız telefonumu da severek kullandığımı ekleyeyim. 😀 Niyetimiz kimseyi hakir görmek asla olmadı. Şayet öyle olsa namlunun ağzında kendim oturuyorum.
İstanbul, trafiğinin yükünü taşıyamayan bir şehir. Trafiğe karışan otomobil sahiplerinin bencilliği yüzünden bütün sistem aksıyor. Otobüsler trafik yükünün azalması için daha sık konamıyor, sıkışıklıkları da bu yüzden artıyor.
Malesef bunun yanında trafik kuralları da titizlikle uyulmaktan çok uzakta kalan kavramlar olduğu için sıkışık trafikte otobüse nazaran daha konforlu oturduğunuz arabanız yol açılıp sürat artınca giyotine dönüşüyor. Ve siz bunun farkına varmıyorsunuz... Kazaya karışanların çoğu öldüğü için tecrübelerini paylaşamıyorlar tabi.
Bu iş kendisini iyi hissettirdiği için sigara içen insanların durumuyla aynı aslında. "Darlanıp afakan basınca yak bir sigara gitsin! Sigara içmekten kanser olup ölen delikanlıysa gelsin de ben öldüm desin!.. Bir eğlencemiz var ona da göz koymayın..." 😉
Yeni yollarla beraber toplu ulaşım imkanı da artıyor. İstanbul'da yaşayıp gün aşırı Metrobüs hattını sonuna kadar kullanan biriyim. Arabayı tercih etmemekle her gün 2 saat kazanıyorum.
Küçük şehirlerin halini de biliyorum. İnsanlar 100 metre yürümekten imtina edip arabayla gidiyorlar. Freninin tutmadığını bildiği halde üstelik.
Metrobüs fena, çok yoğun ama ben de kullanmaya çalışıyorum.
Halkalı'da oturuyorum, eğer sabah 10 ile akşam 10 arasında orada olacaksam, Yenibosna Koçtaş'a bırakıp, metrobüse biniyorum.
Geç çıkacaksam da, incirli'de bırakıyorum aracı.
Daha iyi bir yer var mı, bilmem...
Fitzgerald
Ben de toplu taşıma kullanırım ama arabanın yeri ayrı. Ailenle, eşinle dostunla gezebiliyorsun, istediğin müziği açıyorsun, yayılarak oturuyorsun, bir şeyler atıştırıyorsun bu arada, sesli sohbet edebiliyorsun, son otobüsü kaçırma derdin yok, istediğin saatte dönebiliyorsun vs. arabanın yeri ayrı, yoksa elbette her zaman toplu taşıma. Bir de kırsal kesimde doğru dürüst toplu taşıma olmadığı için araba daha da büyük bir ihtiyaç oluyor.
Bir de toplu taşımanın sıkıntıları var ayrıca, çok pahalı, alt yapı yok denecek derecede yetersiz, sıkış pıkış, kucak kucağa seyahat etmek istemiyor kimse. Böyle şeyler..
Araba tabii ki daha rahat, ama işte her rahatın bir maliyeti var. Toplu taşımanın yetersiz oluşu ise sadece bizi yönetenlerin değil, tüm Türkiye'nin kabahati. Benzine zam gelince herkes ayaklanıyor, ama otobüslerde, trenlerde, metrobüste sıkış tokuş gidince kimse ayaklanmıyor. (zaten ayaktalar 🙂 )
Aslında burada herşey tam düzgün şekilde anlatılmamış. Çoğu insan eski arabaların komple trafikten çekileceğini düşünmüş. Eski arabalar varlığını sürdürecek, ama çok eski ve fonksiyonelliğini yitirmiş olanlar gidecek. Eski arabaların vergisi yükselecek, vergi yükselince de fiyatı düşecek. Bugün 20,000 lira olan araba yeni sistemle 10,000 lira olacak, ama her yıl 1,500 lira vergi ödenecek. Araba alacak kadar çok para biriktiremeyen kişiler daha da kolay araba alabilecek yani. Hani yurtdışından gelenler anlatır ya, biz de hayıflanırız "orada ikinci el BMW bizdeki Renault fiyatına" diye, o hesap olacak.
Davulun sesi uzaktan daha hoş geliyordu tabi 😀
Radikal fikir gibi gelse de insanlar kısa sürede sevecektir bu işi.
jackjoker
merhaba.
bu güzel yayın için teşekkürler. ellerinize sağlık. ancak yürürlülüğe geçmesi beklenen emisyon değerlerine göre vergilendirme detaylarına girseymişsiniz daha da iyi olabilirmiş.
örneğin dizel araçların vergisinin daha çok olacağı ve benzinli araçların vergisinin daha az olacağı gibi.
Citroen C1/Toyota Aygo
Diesel (g/km)
CO2 109
NOx 0.240
BENZIN
CO2 109
NOx 0.010
NOx salınımı benzinli araçlarda çok daha az iken dizel olan araçlarda 25 misliye yakın fark var. bu da dizel araçların vergilendirmesinin daha fazla olacağının görüntüsünü çizmekte. bu konuda ki görüşleriniz nedir?
Bildiğim kadarıyla Avrupa'da karbon diokside göre yapılıyor ücretlendirme..
jackjoker
merhaba. benimde bildiğim kadarıyla eskiden o şekildeydi. ancak ilerleyen yıllarda NOx salınımı değerleri ön plana çıkmaya başladı. hava kirliliği açısından bakarsak CO2 salınımı önemli iken özellikle ozon tabakası ve havayı zehirleyici etkisi açısından NOx daha tehlikeli. bu konuda da dizel yakıtının karnesi oldukça zayıf. zaten yeni vergilendirme de de NOx değerlerine göre düzenleme yapılacağı söyleniyor. bu konuyu bilen arkadaşlar daha detaylı bilgilendirme yapabilirse çok seviniriz.
saygılar
Haydaa...
2 yıl sonra yapsınlar, benzinliye geçeceğim zaten 😛
1lackice
NOx de dikkate alınması gereken parametrelerde birisi olduğunu düşünüyorum. Çünkü ülkemizde dizel araçlara bir yönelim var (hem akaryakıt fiyatları ve aynı aracın benzinli haline göre daha az yakmasından dolayı) sadece CO2 oranları ile vergilendirme yapıldığın baktığımızda benzinli araçtan dizele göre daha az vergi alınacağı ortaya çıkıyor. [Örnekten gidersek BMW 320i(138gr/km) ve 320d(117gr/km) yi kıyasladığımız zaman fark belirli oluyor] Böyle bir vergilendirme de dizele teşvik olacak. Zaten akaryakıt fiyatları almış başını gidiyor birde böyle bir eğilim olursa dizeldeki artan talep dizel/benzin fiyat farkının kapanmasına bunun sonuncunda da kullanıcının zararı sonuçlar vereceğini düşünmüyorum.
Henüz teknik detaylar açıklanmadığı için biz sadece ilk haberi almış olmanın heyecanını paylaşalım istedik.
Bu aşamada anca isabet garantisi olmayan tahminler, yabancı örneklerle yetinilmek durumunda.
Şahin'in emsyonu nereye düşük? 🙂 Karbüratörlü LPG apayrı bir dünya neredeyse... Hiç şasları yok 😉
Emisyon ölçümü büyük ihtimal benzine göre yapılır zaten. İlk planda işleri karıştırmaya girmezler hiç... Bana kalsa LPG ölçülmeli o ayrı 🙂
Güvenlik konusuna diyeceğim yok ama emisyon ve çevrecilik açısından bakarsak yeni araba almanın teşvik edilmesi ve sık sık araba değiştirilmesi de çevre için öyle çok hayırlı birşey değil. Sonuçta bu arabalar ağaçta yetişmiyor. Bir arabanın üretimi için çevreye salınan CO2 miktarını da göz önünde bulundurmak lazım.
Çevre kimsenin umrunda değil esasen 🙂 Emisyon aynı zamanda arabanın genel özelliklerinin özeti gibi bir parametre olduğu için baz alınıyor.
Arabaların üretiminde de çevre kirleniyor, ama bu sistemle insanlar daha çevreci araçlar seçmeye yönlendiriliyorlar. Adam arkasından kara duman atan 20 yaşındaki kuş serisi arabasını mevcut sistemde az vergi ödeyerek kullanabiliyor. Yeni sisteme geçildiğinde arabanın vergisi çok olacak, o da çevreyi daha az kirleten (ve daha az yakan) bir araba seçecek kendine.
kalamarr
amaç devletin haracının meşru görünmesi. bu trendte zaten avrupada yeşillerin düşüncelerinin genel kobülüyle oldu. devletlerde insanların en az ses çıkaracakları şekilde haraç toplayabilecekleri yolla toplamaya devam etti
Gökhan
1998 model astra g kullanıcısıyım.eğer böyle bir değişikliğe gidilirse nasıl etkilenirim 😀 bu arada gayet memnunum arabamdan 😀
Modifiye yoksa, katalizör de iptal edilmemişse az etkilenirsiniz. Aksi halde vay halinize 🙂
Gökhan
araç orijinal cd çalar bile takılı değil orijinal kasetçaları üstünde 😀 yapılan tek değişiklik sıralı sistem otogaz 😀
Çok da hayal sayılmaz 🙂 Dediğim gibi, 99 - 2002 arası kompakt HB araçların değer kazanması bile olası.
Orta şekerli 🙂 Çünkü hava yastıklarının ve katalizörün ömrü 15 yıl. Yeni katalizör pahalı. ama takmanız şart. Hava yastıklarnın bu süreden sonra patlamama ihtimali kuvvetleniyor. Onlar da pahalı...
devlet nerden daha para kazanma yolları bulsam diye uğraşıyor helal olsun valla adamlar milleti yolmak için çok kafa patlatıyorlar, bugün yunanistan gibi olmuyorsak milletimiz sağolsun devletin borçlarına farkında olmadan alınan vergiler sayesinde ortak olmasıyla ödenmesine yardımcı oluyorlar...
emisyon değerleri en düşük olarak hesaplanan hybrit modeller baya tutulmaya başlar o takdirde.. ben prius bile alırım yaa 😀
cgdincer
can sana birşey soracağım, yurtdışında bu hibrit araçlarda vergi hesaplanırken emisyon değerleri neye göre ölçülüyor ? Bilgin varsa aydınlatabilirmisin...
Termik motorun emisyonu ölçülüyor. Sadece elektrik motoru ile ilerleyebilen araçların avantajı var ve ZEV yani sıfır emisyon sunan tam elektrikliler en avantajlı grup.
Yine de AB, USA ve Japon pazarında detay farkları var.
cgdincer
termik motoru daha az süreyle kullanan hibritler o zaman vergi açısından o kadar çekici olmuyorlar, sadece satın alımlarda teşvik var demekki...
Tabi. 😀 Ama sistemin bize nasıl uyarlanacağını hep beraber göreceğiz... Henüz detaylar hakkında net konuşmak için çok erken.
Daha sonra modifiye araçları nasıl kontrol edecekler bilemiyorum.
Can bey size bir şey sormak istiyorum; Rotary Motor hakkında ne düşünüyorsunuz?
Rotary motor Mazda tarafından gelebileceği en uç noktaya kadar taşınan müstesna bir teknoloji.
Tek eksiği 10:1'den daha yüksek sıkıştırma oranı sunamamasıdır ki bu da onu turbo kullanımı için daha uygun yapıyor; turbo takıldığında yakıt sarfiyatı ve emisyonun önü alınamaz hale geliyor.
Bu motor için en uygun yakıt hidrojen. Japonya'da prototipler test edildi ve başarıya ulaştı. Ama hidrojen tesisleri yaygınlaşmadıkça farklı üreticilerin ürün gamında kendine yer bulması zor.
Çok mantıklı bir söyleşi olmuş ancak bir noktaya dikkat çekmek lazım, cari açık. Malesef üretim yapmayan daha doğrusu az otomobil üreten bir ülkeyiz. Kendi markamız yok. Ülkede satılan araçların bir çoğu ithal. Durum böyle olunca cari açık alır başını gider, önüne geçilemez...
Bu vergiler degistiginde goreceksiniz ekstradan vergiler bizi bekliyor olacak. Ornek bugun Turk ailesine yakin 1.3 albea/linea ya daha fazla veriyor olacagiz. Almanyada ise bmw 5.25d nerdeyse 1.6 ford focus kadar vergi ile satiliyor.
Birde Can bey ben hemen hemen her hafta dinlerim bu soylesileri ama hic "xiktimseni" gibi bir kelime duymamistim editorlerden 🙂
Öyle birşeyi ben hala duymadım. Bir yanlışlık var galiba 🙂
Mevcut oranlara hiç dokunulmasa dahi Türkiye'deki araç parkının yaş ortalamasına bakıldığında; devletin kasasına yeni sistemle daha çok vergi gireceğini öngörmek zor değil. Buna rağmen güncel otomobillerin vergilendirmesinde teşvik indirimi yerine zam uygulanması açgözlülük olur. Siyaseten öyle aptalca bir hamle yapılacağına ihtimal vermiyorum. En azından kısa vadede...
Bu vergilendirme aslında mevcut otomobiller için değil, gelecekte satılacak olan otomobiller için önemli. Şu anda insanlar motor hacmine bakarak araba seçiyorlar. Bundan sonra emisyonuna (ve dolayısıyla yakıt tüketimine) bakarak seçecekler. Mesela, 1.6 litre motorlu Mercedes C 180K şu anda 1.6 litre dizel motorlu bir Volkswagen Polo ile aynı vergiye sahip. Halbuki Mercedes daha ağır, daha fazla yakıyor ve daha fazla zehirli gaz çıkartıyor. Yeni sistemde Mercedes'in vergisi daha fazla olacak, Polo'nun vergisi de daha az olacak. Bu durumda insanlar araba alırken vergisi düşük olan, yani daha az yakan arabayı tercih edecekler. O manda gibi kasaya küçücük motor takıp ucuza satma devri bitecek.
Aynı sebepten daha düşük hacimli muadillerinden daha iyi çalışan ve ekonomik 1.7 ve 2.2 litrelik arabalar da Türkiye'ye gelebilecek...
İmpreza Turbo, EVO ve RX8 gibi fındık motorlu sporların da fiyatı caydırıcı seviyeye gelecek. O kadar performanslı arabayı ucuza elde edip trafikte hakkını vermeye cesaret etme durumu kalmayacak... Modifiye ile vergiden yırtan aşırı beslemeli arabalar da tehlike saçamayacak.
Keşke yarış pistlerine rezervasyonsuz sivil araç girişine de izin verilse! Ücret pist girişindeki gişede ödense, "insanın" ödeyebileceği bir meblağ olsa...
Rotary motorlara da vergi gelecek. O konuda haksızlık vardı ciddi anlamda, kapanır artık 😀
Uğur Özbala
Genel olarak yorumları takip ediyorum da Can bey siz dahil herkes te bir genelleme yapmaya eğilim söz konusu.
Trafikte arabasının hakkını vermeye çalışan ve tehlike yaratan kesim sadece Impreza, Evo, RX8, S2000, Honda Type-r ya da uzatabileceğimiz listedeki sizin tabirinizle fındık motorlu spor araba sahipleri mi? Bu çok yanlış bir genelleme ve bu yüzden sizi kınıyorum. İstatistikleri bir inceleyip öyle konuşun isterseniz. Kimsenin kimseyi tehlikeye atmak için 2.0lt motora ihtiyacı yok ya da daha çok motor gücüne. Dışarıda 70-150 beygir güç aralığında her gün birisini tehlikeye atan, tehlikeye atmakla kalmayıp kazalara sebebiyet veren muazzam bir çoğunluk var. Hava filtresi ekzost sistemi uygulaması yapıp hurra sokaklara atlayıp terör estiren bir kesim var, buna itiraz edilemez. Ama modifiye tutkunlarını, ve sizin deyiminizle fındık motorlu araç sahiplerini tek cümlede genelleyip tehlikeli kesim olarak ifade etmeniz bu konuda bilgi sahibi olmadan fikir beyaan ettiğinizi gösterir sadece.
Bu da bir tutku meselesidir. Overclock'a para ve zaman harcayan nasıl bireyler varsa her zaman aracından daha fazla güç ve torku nasıl çıkartacağını düşünen bireyler de olacaktır. Bu bireylerinin her birini baştan trafikte terör estiren birey olarak görmek inşallah diyeni ya da başı kapalıyı radikal dinci olarak değerlendirmek kadar genelleyici ve ayrımcıdır.
Yaptığım genelleme uzun süreli gözlem ve araştırmalarımın sonucu. Bu durumda "yaralı" insanların gocunup, kınamaya varan tepkisel yaklaşımlarda bulunması beklediğimiz doğal bir refleks bu mevzuu her açtığımızda...
Araç modifiyesi nedir? Kullanıcının aracında eksik bulduğu yönleri ayar ve parça değiştirmek suretiyle geliştirmesi işlemidir. İşlemin tabiatı gereği bazı kazanımlar beraberlerinde kayıpları da getirir. Pahalı bir "tutku" olmasının yanısıra aracın değişken şartlara uyumluluğunu da önemli ölçüde azaltır.
Siz arabanıza kısa ve sert yay/amortisör takıp yol tutuşunuzun arttığını zannedersiniz. Oysa pist kalitesinde olmayan yollarımızda aracın yol tutuşu ve fren mesafesi önemli ölçüde azalır.
Modifiye işlemini teşvik etmesi gereken ve sonuçların gözlenebileceği mecra pist günleridir. Pek aşina olmadığımız bir durum haliyle... Bu durum bize özgü bir sıkıntı değil. Yurtdışında da aynı cahil kesim trafikte sıkıntı çıkarıyor fakat çok daha ciddi cezalara maruz bırakılıyor polis tarafından. Otomobil basını trafiğe kapalı alanda çektiği fotoğraf ve videolarla kötü örnek olmaya devam ededursun, popüler kültüre "underground racing" olgusunu yerleştiren Hollywood yapımları da mücadele edilmesi gereken unsurlar.
Beni, yazıyı okuyan başkalarını; en önemlisi de kendinizi kandırmayın. 🙂 Arabasını modifiye eden adam bunu dener. Pist imkanı olmadığı için boş gördüğü( malesef bazen de zannettiği) yolda dener, kafası hiç çalışmıyorsa arkadaşlarını doldurup trafikte makas atar... Bunu işaret ettiğiniz gibi yeni araba alanlar veya direksiyon başına yeni oturup kendilerince acemiliği atanlar da yapıyor. Bu yüzden kullanıcısını "gaza getiren" arabaların vergisi ve kasko pirimleri yükseltilmeli ki cebinde 15000 Lira denkleştiren gidip kredi çekip GTI alamasın.
Ben esasında yarış parkurlarının (pist, rallikros, off-road, drag) sayısının polis denetimleriyle beraber arttırılması gerektiğine inanıyorum. Halı saha gibi bir kültür aslında bu. Saha olduğu zaman aklı başında kimse gidip sokak arasında maç yapmaz. Trafik ile performans kavramlarının sağlıklı bir şekilde ayrıştırılması taraftarıyım. Mevcut ekonomik ve siyasi ortamda bunun gerçekleşmesi için öncelikle -benim de dahil olduğum- modifiye tutkunlarının sabır gösterip bu ihtiyacı usülünce yetkili mercilere iletmesi icap eder. Bunu sağlayacak şey ise toplumda bu bilinci oluşturmak. Gördüğüm bütün yancıların beynini kemiriyorum aynı fikirlerimle. Size düşen görev de aynısı, yanlışları görmezden gelmek değil...
Sırf sevdiği için spor araba alıp trafikte rahvan gitmeye çalışan, kamburu çıkıp kasislerden, çukurlardan duraklamadan geçemeyen, şehirde lüzumsuz ara gazlarıyla çevreyi rahatsız etmeyen, yakıt faturası, kötü görüş ve ağır direksiyona katlanan, gaza ve frene yarımdan fazla basamayan, akşamları sıkça polis çevirmesine giren insanlara; onları da taciz eden apaçilerden başka kimse laf söylemiyor zaten...
Uğur Özbala
Yaralı insanın gocunması cümleniz yakışık almaz, boş bir cevap olmuş.
Ben kınama cevabı yazmışım sizin verdiğiniz cevaba bir bakın...
"Yaptığım genelleme uzun süreli gözlem ve araştırmalarımın sonucu. Bu durumda “yaralı” insanların gocunup, kınamaya varan tepkisel yaklaşımlarda bulunması beklediğimiz doğal bir refleks bu mevzuu her açtığımızda…"
İlk yorumum gocunma değil yaptığınız genellemedeki hatalı bilgiyi düzeltmektir. Gece rollinglerine katılmayan, trafiğe saygı gösteren kendi ecu tune'unumu kendi yapıp herşeyi ile aracımla ilgilenen bir bireyim. Doğru tuning için oldukça fazla okuyarak, deneyerek öğrendim birşeyleri. Filtre, ekzost, hazır piggyback module takarak geçmedim bu yoldan.
Verdiğim cevabın arkasındayım, yaptığınız şey şahsi fikirlerinizi esiri bir genellemeden ibaret.
Sadece modifiye edilmiş araçlar gözünüze batıyor sanıyorum; trafikte terör estiren araçlara dikkatlice bir göz atın, işim sebebiyle oldukça sık İstanbul içerisinde yollardayım. Gerçekten de sadece aşırı beslemeli spor sedanlar ya da spor hatchbackler mi yanlış araç kullanıyor ve insanlara zarar veriyor? Otobüsten minibüse, kiralanmış dizel araçlardan şirket araçlarına dışarıda terör estiren, stresine yenik düşen ve eninde sonunda birilerine zarar veren büyük bir kitle var. Tepkili konuştuğunuz araçların sayısı bunların yanında çok komik bir rakam. Sorunu motor gücünde ve araçta aramanız sadece şahsi genellemenizden ibaret çünkü terör estiren otomobil değil kullanan insandır.
Bunu engellemek için daha ağır ve caydırıcı cezalara ihtiyacımız var. Sadece modifiye camiasında değil orta seviyenin üzerinde gelir sahibi grup tanıdığım insanlarda da görüyorum terör estiren tiplerin umrunda bile değil verilen 300-500TL'ler.
Daha iyi denetlemeler gerekiyor çünkü insanlar yaptıkları ceza görmediği sürece bunu yapmaya devam ediyor.
Daha bilinçli şoförlere ihtiyacımız var. Belki de kazaların sonuçlarını gösteren simulatör gibi uygulamalar ile yaptıklarının sonucu daha iyi bilmeli insanlar.
Araç modifiyesi yapılan uygulamalar göre bazen esnekliği etkilemektedir. Ama her zaman böyle olmasını gerektiren bir şart yok. Bu işin doğru yapılması ciddi tecrübe ve bilgi birikimi gerektirir.
Dışarıda ekzost sisteminde rahatlama sağladıktan sonra motorunu haşat eden turbo araç sahiplerinden, yanlış amortisör tercihleri yüzünden aks bilyasını mahfedene, yanlış filtre uygulaması yüzünden güç, yakıt, ve maf sensör bozulması yaşayan inanılmaz sayıda hatalı uygulamalar var.
Ekzost rahatlatmak için katalizatör söken bir camia var dışarıda High Flow Cat'lerden bihaber... Hal böyle olunca Türkiyedeki yanlış uygulamaların oluşturduğu çöplük haliyle modifiyeyi bedeli ödenmesi gereken bir sıkıntı olarak gösteriyor insanlara.
Bir konuda ortak görüşe sahibiz ki o da Türkiye'nin daha fazla pistlere ihtiyacı var. İnsanların, aracı modifiyeli olsun ya da olmasın araçlarını sert kullanabilecekleri KONTROLLÜ ve TRAFİĞE KAPALI alanlara ihtiyaçları var.
Yazıyı okuyanları ya da hiç kimsenin kanmasını gerektiren bir durum yok;
modifiyeli aracımda ateşleme ilgili bir güc almak maksatlı ignition advance'lerimde hiç makas atarak ve ya başkalarını taciz ederek test yapmadım hayatımda. Fast&Furious filmlerinden siz de çok etkilenmiş olmalısınız ki kafanızda canlanan bu...
Yazdıklarımda da yanlış kullanan insanları görmezden gelmedim, bir daha okuyun. Şunu vurguluyorum trafikte terör estirmek için ihtiyaç duyulan güçlü motor değil, güçlü motora sahip bir aracı olan bireyler azınlıkta kalıyor bu ülkede maddi sebeplerden ötürü. Megane 1.5 dci'dan 1.6lt şahine. 1.3lt cdti corsaya kadar her araçta birer trafik canavarı rahatlıkla bulunabiliyor günümüzde ki ben bunlar tarafından taciz edilmekten yoruldum şahsen. Bu bilinç vergileri arttırarak yerleşmeyecek. Alacak olan, aradaki farkı yine temin eder, yine alır. Vergi bir engel değil.
Modifiyeyi kötü göstermek, modifiyecileri genellemek te bilinç oluşturmak değildir.
Modifiyeli bir araç ya da STi kullanıyor olmam beni sizin genellemelerinizle zan altında bırakmamalı. Modifiyeli araç kullanmak hiç kimseyi trafik canavarı adı altında bırakmamalı.
Kıstas başkalarını tehdit edecek şekilde araç kullanmak olmalı...
Sizin anlattığınız durumda kıyasladığınız kimseler benim savunduğum bir çevre değil ki... Modifiyeli araç sahibi olmak teknik bilgi birikimi ve sorumluluk ister. Yanlış yapılan modifiye de kazaya davetiye çıkarır. Fabrikasyon araba ile elbette trafikte terör estirilir ama biz bunu görmezden gelmiyor ya da doğrulamıyoruz ki...
Trafik kurallarına uymayan herkes suçludur. O ayrı bir konu, arabasına modifiye yapıp deneyecek kontrollü ortam bulamayan ve akan trafikte maymunluk yapan bir kitle de var. Bu inkar edilemez. Sizin kendinizi anlatmaya uğraştığınız konuda sıkıntıya düşmenizin sebebi müstesna bir kullanıcı olduğunuzu fark etmiyor olmanız kanımca.
Ben gördüklerimi söylüyorum... El freni ile viraj dönenleri, caddeye yanlayarak çıkanları, son ses müzik açık makas deneyenleri modifiyeli ve modifiyesiz arabalarıyla defalarca kez gördüm...
Modifiye denen işlem standart arabadan farklı sonuç beklentisine soktuğu için kullanıcıyı ve dinamometre de pahalı geldiği için açık trafikte, gece geç vakitte deneme yapmaktan çekinmeyen birçok insan var. Türkiye ithalat konusunda sıkıntı olmayan fakat yapılan işlemin yerini bulamadığı bir ülke tuning sektörü adına.
Standart spor arabalarıyla riskli manevraya girişenlerin yaşama şansı kesik yaylı araç sahibine oranla daha yüksek...
Bir "camia"yı karalayarak çıkar elde etme peşinde değiliz, gerçekten kötü niyetli olsam susarım. Bu mevzuu hiç ağzıma almam, yanlış yapanların tek tek ölmelerini beklerim...
Durum bu kadar ciddi iken trafikte fantezi peşinde kendilerinin ve masum insanların sağlığını riske atan kullanıcıları görmezden gelemiyorum malesef.
fun
Helal olsun teknoseyire, Hep kaliteli adamlar burada toplanmış
rehaguner
Ben size söyleyeyim. Türkiye'de bir kurala uyana teşvik verilmez, uymayana ceza verilir. Bu yüzden emisyon bazlı vergi uygulamasına geçilirse ancak daha fazla vergi toplarlar. 😀
b.korun
bizim memlekette abs, esp, ars gibi yardımcı GÜVENLİK sistemleri bile lüks sayılıyor ve ondan bile vergi alınıyor. öte yandan sgk'da yapılan değişiklikle artık araban ne kadar yeni modelse o kadar çok sigorta parası yatıracaksın yada kesilecek. bi yerden veriyor öteki yerden gani gani alıyor.
Tolga Yörük
Elbette düzenleme güzel yeni arabalar bilinçli insanlar falan ama gerçek olan tek şey var ki ülkemizdeki ailelerin gelir düzeyi malum herkes iyi arabaya da binmek ister ama yeni arabaya teşvik için sonradan gelen ötv bir süre kaldırılmalı 5 sene gibi bunu devlet istemez çünkü kaldırdığı anda ithal ettiğimiz araba sayısı artarken cari açık da artar vergiyle desteklenen bu açık alınmayınca iyice büyür gider birde uygun koşullu kredi vermeleri lazım fakirde zaten para yok vergi kalksada alamaz büyük ihtimal vergiyi ödeyemeyecek fakir kesimler borçlar altında daha da ezilecektir büyük ölçüde ekonomik daralma bile yaratabilir sonuç olarak ülkenin reel gelir seviyesi düştükçe uygulamak da çok güç büyük cesaret ister. Devlet de her zaman kısa vaadeli baktığı için (oy kaygısı) var ve bu onlar için en büyük sıkıntı yoksa çoktan hayata geçmişti bu paket biz üretmedikçe ab vergi sistemi ab ye uygun olur sadece bu kadar net ayrıca az emisyon değeri aracın da az yakması demektir ki bu sefer açığı mazottan lpg den vergi zammıyla vururlarlar ve çevre vergisi tarzında yeni vergi kalemleri çıkar ki bu herkese uygulanır fakir daha fakir zengin daha zengin olur ekonomik durumu kötü olan vergilerle başedemeyeceği için arabasını satmak zorunda kalır kredilerini de büyük ihtimal ödeyemeyeceği için araç fiyatları da iyice düşecektir ki yani örneğin 30 bin kredi çeken bir vatandaş krediyi ödeyemeyince aracını ucuza satar ama krediyi hala faiziyle 30 bin üzerinden ödemeye devam eder bu büyük bir ekonomik krize yol açabilir ve bu yüzden devletin nasıl bir paket geliştireceğini bende merak ediyorum ama birilerinin canı fena yanacak bana göre bakalım. Hurda indirimi ancak 3 5 milyarlık araçlar için uygun olacaktır yoksa devlet her arabadan 10 kağıt içeri girerse zaten kredilerin ödenmemesi gibi bi durum ortaya çıkacaktır ki öyle bi açığı kapatamazlar arkadaşlar dediğim gibi kapatmak için de zaten vergiler malum ki bu vergilerin çok daha artırılacağı kesindir ki halk üzerindeki yükü çok can yakar bence devlet de vergiyle ayakta duracak yine yoksa kimse cebinden para vermiyo arkadaşlar devlet fazladan bişeyler yapıyosa bilin ki daha fazla da vergi alıyordur almak zorundadır zaten halkın cebindeki para yokken dar boğazda kalır ekonomi e halk devletten önce kendini düşüneceği için maalesef iktidar oy kaybıyla karşı karşıya kalacaktır ki onlar da bunu bildiğiniz gibi istemez bu vergi paketini çıkaranın işi çok zor gerçekten nasıl bir paket sunacaklarını merak ediyorum açıkçası 2008 deki krizden beri daraltıcı bi politika izleyen devlet için bu uygulama şuan için zaten cari açık iyice artmışken(tüik den verilere bakabilirsiniz) sıkıntı yaratabilir .( Ekonomist bakış açısıyla kendimce açıklamaya çalıştım aslında daha çok şey var ama kaba hatlarıyla bu nevi şeyler olacaktır şahsi fikrim)
İşte tam da bu yüzden "çılgıncasına" yerli otomobil istiyor hükümet. Yapılan birkaç tane çalışma da var seri üretim öncesi test aşamasına kadar gelen... Yakında gökten inmiş gibi lanse edildiklerinde şaşırmayın. 🙂
Araba sahibi olmak sorumluluk gerektiren bir olgu iken sahip oldukları aracın modern trafik standartlarını karşılaması için gereken bakımların idamesini üstlenemeyecek kadar dar gelirli insanların toplu ulaşıma sevk edilerek içinde bulunduklarının farkında olmadıkları hayati tehlikeden kurtarılmaları temennim.
Yeni otoseyirler ne zaman gelicek acaba?
Z SAMSA
harika bir iş yapıyorsunuz ben tesadüfen gördüm bu siteyi tebrik ediyorum verdiğiniz bilgiler için teşekkürler emeğinize sağlık süpersiniz