Motor Takip Sistemi

Merhaba arkadaşlar,

Geçen hafta motosikletime GPS tabanlı araç takip sistemi taktırdım ve deneyimlerimi sizinle paylaşmak istedim. Konu ile ilgili pek fazla kaynak yok çünkü.

İlk olarak nedir bu cihaz? Araç Takip Sistemi olarak adlandırılan, piyasada bir çok firma tarafından hizmeti verilen bir sistem. En basit anlatımla aracınıza SIM kartlı bir elektronik devre takılıyor ve bu sayede anlık olarak aracınızın nerede olduğunu görebiliyorsunuz. Bahsedeceğim cihazda bu sistemin motosikletlere özel hale getirilmişi.

Dediğim gibi piyasada benzer bir çok ürün var, Turkcell bile böyle bir hizmet sunuyor. Benim MTS Filoyu seçme nedenim hem ekonomik, hem de Türk mühendislerinin ürünü olması oldu.

Cihazın kutusunu açınca iki parçadan oluştuğunu gördüm. Bir parça GPS ve SIM kart devresi öteki ise motor stop rölesi. Kutu içinden herhangi bir kurulum talimatı veya kitapçık çıkmıyor. Cihazın en büyük eksisi bu. Neyseki web sitesindeki numarayı aradığınızda telefona cevap veren Ümit Bey ilgili birisi. Hangi kabloyu, motosikletinizde nereye takacağınızı anlatıyor. Elim bu işlere yatkın olmadığı için cihazla birlikte Ankara'da kendi ustama gittim. Cihazı gösterdim, Ümit Bey'in telefondan desteği ile 30 dakikada montajı hallettik. Montajdan sonra tekrar Ümit Bey'i arayarak aktivasyonumu yaptırdım ve kullanıcı adı ve şifremi aldım. Play Store'dan MTS Filo yazılımını indirip giriş yaptığımda harita üzerinde hemen motosikletimin yerini gördüm.

Yazılım arayüzü sade ve basit. İlk giriş ekranında size motosikletinizin yeri gösteriliyor. Bu arada cihazın dahili bataryası var ve şarjı 2 güne kadar dayanıyormuş. Yer gösteren noktanın üzerine tıkladığınız zaman o gün gittiğiniz rota ekrana geliyor. Nereden, ne zaman, hangi hızda geçtiğinizi görebiliyorsunuz. Aynı ekranın sol üstünde bir anahtar simgesi var. Bu simgeye tıkladığınızda uzaktan motosikletinizin motorunu durdurabiliyorsunuz. Tekrar bu butona basarak açmadan motosikletiniz çalışmıyor.

Giriş ekranındaki menü altında yer alan Bildirimler bölümüne girdiğinizde telefonunuza gelecek olan bildirimleri açıp kapatabiliyorsunuz. Bildirimler;

  • Kontak Açık: Kontak açıldığı zaman bildirim geliyor.
  • Kontak Kapalı: Kontak kapandığı zaman bildirim geliyor.
  • Kontak Kapalı Hareket: Motosiklet kontak açılmadan hareket ederse alarm veriyor. Hırsızlık için önemli. Alarm hareketten 10-15 saniye içinde telefonunuza düşüyor.
  • Hız Limiti Aşımı: Haritadaki hız limitini aşınca bildirim geliyor.
  • Titreşim: Motosiklette titreşim olursa alarm veriyor.
  • Sıcaklık: Motosiklette sıcaklık sensörü varsa aktif oluyormuş. Bende yok, o yüzden çalışmıyor.
  • Diğer Bildirimler: Ümit Bey'den aldığım bilgiye göre ileride yazılıma eklenecek bildirimler. Şarj oluyor, pilde çalışıyor vb.

Bunlardan Titreşim ve Kontak Kapalı Hareket bildirimleri yüksek sesli, diğerleri ise telefonunuzun standart bilgilendirme sesi ile uyarıyor.

MTS üç farklı rapor sunuyor.

  • Tarih-Mesafe: İki tarih arasında kat edilen yol raporu.
  • Saat-Mesafe: İki saat arasında kat edilen yol raporu. Bu sayfa bende düzgün görünmüyor. Bu yüzden saat ve tarih seçimi yapamıyorum. Umarım sonraki versiyonlarda düzeltilir.
  • Araç Günlük Özeti: Seçtiğiniz tarihteki sürüşünüz ile ilgili istatistikler.

Ben Android uygulamasını kullandım ancak iOS için uygulama mevcutmuş.

Cihazın fiyatı 550 TL, yıllık data ücreti ise 200 TL. İlk defa alırken 750 TL ödüyorsunuz, sonraki yıllarda ise bu rakam 200 TL'ya düşüyor. Aklınızda bulunsun kendiniz takmak istemezseniz servise de para vermek durumunda kalıyorsunuz. İnternette çok daha ucuza çözümler satılıyor ancak onlarında web ortamında anlık izleme yeteneği yok. SMS attığınız zaman size bulunduğu koordinatı geri döndürüyor. Yer altı otoparkı vb yerlerde tespit etme şansınız olmuyor. Anlık takip yapılan cihazlarda ise sinyalin son kesildiği yeri yazılımdan görebiliyorsunuz.

Ben MTS Filo'yu daha yeni kullanmaya başladım, şu ana kadar memnunum, beklentilerimi karşıladı.  Motosikletimi görüş alanım dışında bir yere park ettiğim zaman artık kafam daha rahat oluyor. Sorularınız olursa elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım. Gözden kaçan noktalar veya yeni tespitlerim olursa güncelleme yapmaya çalışacağım. Tekeriniz düz bassın..

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Tesla @tesla

    Haritada takip edebilmek güzel. Ben Çin'den araç takip cihazı aldım ve motosikletime monte ettim. Elimde kullanılmayan turk telekom hazır kart vardı ve bununla sistemi çalıştırdım. Onda da hareket, kontak, belli bölge dışına çıkınca alarm ve becerebilirseniz kontak kapatma gibi özellikler vardı ama ben o karta data paketi satın almak istemediğim için sadece GPS + SMS yoluyla konum özelliğini kullandım. Harita için data hattı şart.Sizin paketteki yıllık 200 TL data paketi süper uygun mevcut tarifelere göre. Lakin ilk satın alma ücreti aşırı pahalı bence. Tabi ki kar etmeleri şart ama daha az özellik sunulan, sadece güvenlik amaçlı bir cihaz sunulsa ben de yerli olana yönelmek isterim. NOT: Benim aldığım cihazın dahili pili var ve su geçirmez. Ve satın alırken mutlaka satıcıya elinizde kullanmadığınız bir telefonun IMEI numarasını yollamalısınız yoksa cihaz SIM kart takıldıktan 20 gün sonra devre dışı kalıyor.

  • Batuhan @achfighter

    En son çalıştığım yerde Vodafone ile Arvento kullanıyorduk. Arvento da Vodafone da müşteri hizmetleri bakımından rezalet. Kesinlikle önermiyorum.

Asustor AS-7004T

Evimde fotoğraf ve videolarımı saklamak için uzunca bir süredir NAS cihazı kullanıyorum. İlk göz ağrım olan Zyxel ‘in iki diskli modelini uzun bir süre kullandım. Performansı hayal kırıklığı yaratmıştı. Sonra WD’in My Cloud Live’ı ile tanıştım. Tek diskli olan modelini evimde uzun bir süre kullandım. Çok memnun kaldım; bu yüzden iş yerinde de RAID-1 modu ile My Book Live Duo’yu tercih ettim. Özellikle evde kullandığım tek diskli modelin Twonky DLNA yazılımı ile filmlerimi ağ üzerinden herhangi bir medya oynatıcıya ihtiyacım olmadan seyretme imkânım olmaya başladı. Tek endişem, cihaz içinde tek disk olduğu için verilerimin güvende olmaması konusuydu. Tam o sırada TeknoSeyir’de WD EX-4 tanıtımı yapıldı. Biraz da kurcalama imkânım oldu. Çok beğendim ve 16 TB modelini evime kurdum. Cihazın içinden 4 adet 4 TB kapasiteli WD Red disk çıktı. Hemen RAID-5 olarak ayarladım ve ev ağıma dâhil ettim.
WD’ın arayüzü çok güzel tasarlanmış, çok sade ve her şey yerli yerinde. Kafa karıştıran hiç bir şey yok. Üzerine bir de torrent ve dropbox uygulamalarını da kurunca tam ihtiyacımı karşılayacak duruma geldi. Mobil uygulamaları sayesinde FTP ile uğraşmadan, ev dışından dosyalarınıza ulaşıp yedekleme yapabilmek çok büyük rahatlık. Dosya yazma hızı 50-60 MB/sn; okuma hızı ise 80 MB/sn civarlarındaydı. Piyasada daha iyi rakamlar mevcut, bu bakımdan WD EX-4 ortanın üstü seviyelerde diyebilirim.

2015 yılında ise daha profesyonel bir ürün olan Asustor AS-7004T NAS cihazına terfi ettim. 1 yıldır Asustor AS-7004T kullanıyorum; Deneyimlerimi ve EX-4 ile kısa bir karşılaştırmasını paylaşmak istedim.

Dış görünüş olarak EX-4’den daha iri. Buna karşılık arka tarafında daha fazla USB portu var. EX-4’de olmayan e-sata, optik ses ve HDMI çıkışları mevcut. HDMI çıkışı 4K (2160p) görüntü verebiliyor. HDMI portuna TV veya monitör bağladığınızda Asustor Portal adı verilen ekran ile karşılaşıyorsunuz. Kurduğunuz bazı programlar bu ekrana ekleniyor ve yalnızca TV/Monitör bağladığınız zaman kullanabiliyorsunuz (Örn: Kodi, Chrome, Spotify, VitualBox). Ön tarafında 4 adet çekmeceli disk yuvası, 2 satır ekranı, menü tuşları, 1 adet USB 3 portu ve bildirim ledleri mevcut. RAID yapınız uygun ise diskleri sistem çalışırken çıkarıp takmanız mümkün. Arka tarafta gigabit ethernet (x2), HDMI, S/PDIF (7.1 ses), e-sata portları var. Ethernet portlarını yedekli veya yük dağılımı şeklinde kullanmak mümkün. WD EX-4’ün ethernet portlarında da aynı özellik vardı fakat onda yük dengeleme için Link Aggregation desteği olan switch gerekiyordu. Asustor’un yük dengeleme işini özel switch gerektirmeden yapabildiği 2 farklı modu daha var. Her iki markada da Jumbo Frame desteği mevcut.

WD EX-4 üzerinde çift çekirdekli 2.0 GHZ işlemci bulunduruyordu. Asustor AS-7004T ‘de ise işlemci olarak Intel i3 4330 işlemci kullanılmış. EX-4 512 MB DDR3 bellek ile gelirken Asustor AS-7004T kutudan 2 GB DDR3 bellek ile çıkıyor. RAM slotlarının teki hemen kapağın altında. Böylece tek slotu upgrade etmek pek sorun olmuyor. Diğer slot ise anakartın işlemci tarafında ve üzerinde 2 GB modül takılı. Bu slotun modülünü değiştirmek için anakartı sökmek gerekiyor ve cihazı garanti kapsamı dışında bırakıyor. Bunu göze alırsanız cihaz 16 GB belleğe izin veriyor. VirtualBox ile işletim sistemi kurmayacaksanız bu kadar belleğe gerek yok. İşlemci üzerinde pasif soğutma kullanılmış. Buna karşılık arka tarafa yerleştirilen fan son derece güçlü ve işlemciyi yeterince zorlamanız durumunda inanılmaz derecede ses çıkartabiliyor. Film seyretme, kopyalama gibi rutin işlemlerde ise fan sesi zor duyuluyor. Yazılım üzerinde fan devrini ayarlama imkânı mevcut. WD EX4’de ise fan sesi çok daha az. Öyle ki çalışıp çalışmadığı belli değildi.

Arayüzü Türkçe hazırlanmış, kullanması kolay. Birçok ekranda açıklayıcı notlar var. Dahili FTP, VPN, SQL, web, iTunes, DLNA sunucusu var. Apple için Time Machine desteği mevcut. En büyük özelliği içerisindeki Uygulama Merkezi sayesinde cihaz bir çok özellik kazanabiliyor. VirtualBox ile sanal işletim sistemi kurup TV/monitör bağlayarak erişilebiliyor. Bir sürü download ve torrent yazılımı mevcut. Uygulamalar kurarak Nintendo ROM’larını çalıştırabilir, Plex Medya Oynatıcı ile film arşivinizi yönetebilir, Avast Antivirus ile NAS üzerinde anlık virüs koruması sağlayabilir, e-posta sunucusu ile kendi e-posta servisinizi oluşturabiliyorsunuz. Php BB, Joomla vb sunucular, hatta kullanıcıların online mağaza açılabilmesini sağlayan uygulamalar mevcut. Bunlar cihazın kullanım alanını çok genişletiyor. WD EX-4 ‘ünde uygulama merkezi var fakat Asustor’un yanında çok zayıf kalıyor. Bazı uygulamaları kullanmak için lisanlarını satın almanız gerekebiliyor (Örn: owncloud).

RAID 0-1-5-6-10 ve JBOD dizilerini destekliyor. iSCSI desteği mevcut. Aynı diziler WD EX-4 tarafından da destekleniyor. Dosya sistemi olarak EXT4 biçimini kullanıyor. Online, bulut, harici, dahili yedeklemeler yapılabiliyor. Zamanlı yedekleme yapmak mümkün. Uygulama mağazasındaki yedekleme yazılımları ile daha birçok kombinasyon mümkün olabiliyor.

İşlemci gücü sayesinde okuma ve yazma hızları inanılmaz rakamlara çıkıyor. Özellikle sıralı okuma ve yazma hızları konusunda en hızlı NAS’lar arasında. Büyük dosyaları okuma hızı 110 MBPS, yazma hızı ise 100 MBPS altına düşmüyor (RAID-5 dizisi ve TP-Link Archer C7 router kullanıyorum). Tercihimde en önemli nedenlerden biri bu olmuştu. Birçok inceleme sitesinde ilk 5’e giren NAS cihazları arasında yer alıyor. USB portuna Wifi dongle takarsanız kablosuz ağ özelliği de kazanıyor.

WD EX-4’de olduğu gibi klasör erişimlerini yetkiye bağlayabiliyorsunuz. Yetki grupları oluşturmakta mümkün oluyor. Ağınızda Active Directory kullanılıyorsa aynı şekilde entegre çalışabiliyor.

Appstore ve Play Store üzerinde birçok mobil uygulaması var. Bunlar sayesinde herhangi bir yerden dosyalarınıza erişmek mümkün. Aynı zamanda Asustor Portalı kolay kullanmak için mobil cihazınızın ekranını Mouse pad’e çeviren bir uygulaması da mevcut. Daha kolay olsun isterseniz piyasadan Asustor AS-7004T için uzaktan kumanda bulmanız da mümkün. Bu kumanda kutu içerisinden çıkmıyor.

Güç tüketimi WD-EX4’ e göre biraz daha yüksek. Bunu zaten cihazın genelde sıcak olan üst kısmına dokununca tahmin edebiliyorsunuz. EX-4 daha soğuk çalışıyordu. Bu arada EX4’de çift adaptör girişi vardı. Kutudan çıkan tek adaptörü bu güç girişlerinden birine bağlamak yetiyordu. Asustor’da ise tek giriş var o da 220V. Güç kaynağı kasa içinde, yani cihaz dışında ayrıca bir adaptör bulunmuyor.

Özetlersem eksi olarak fan sesini ve ekstra kart ile genişletilememesini sayabilirim. NAS cihazına göre fiyatı biraz yüksek. Bu yüzden takılacak ek kartlarla yeni özellikler kazanabilmesi gerekirdi diye düşünüyorum (Örn: 10 Gbit ethernet). Fiyatı yüzünden tek yıldızı vermiyorum.

Kafanıza takılan sorularda elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışacağım. Görüşmek üzere.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 7
  • Denizmavisi @denizmavisi

    Özgür Bey, incelemeniz mükemmel. My Cloud bu serinin sanırım en hesaplı parçası. My Cloud'da 3. parti eklentileri konusunda hangi seçenekler var? Örneğin bir Utorrent tarzı bir eklenti var mıdır? Bu arada aktarım hızları anlamında my cloud live ile Asustor'u nasıl kıyaslarsınız?

  • ozgurcaliskaner @ozgurcaliskaner

    Merhaba, My Cloud Live 'da herhangi bir uygulama veya eklenti kurma imkanı yok. Aynı şekilde My Cloud Live Duo için de geçerli. Yalnızca "Media" başlığı altında bulunan DLNA özelliğini aktif hale getirirseniz önceden yüklenmiş Twonky Media Server aktif oluyor.
    Aktarım hızı olarak Tek diskli My Cloud Live için büyük dosyalarda saniyede 60-65 MB civarında aktarım hızı gördüğümü hatırlıyorum. My Book Live Duo için net bir şey diyemem çünkü sürekli 100 Mbps hızındaki bir ağda kullandım; hiç gigabit ağ üzerinde kullanma imkanım olmadı. Olsa da büyük ihtimalle My Cloud Live Duo ile yakın bir sonuç vereceğini tahmin ediyorum çünkü RAID-1 modunda kullanıyorum ve iki model içerisinde de aynı disk kullanılmış (WD Red).
    Asustor'un tek veya iki diskli modellerini kullanmadığım için karşılaştırma yapmam mümkün değil. Buna karşılık WD EX-4 ile Asustor 7004 arasında açıkça fark edilebilir düzeyde hız farkı olduğunu söyleyebilirim.

  • ozgurcaliskaner @ozgurcaliskaner

    Cihazı 3 yıldır kullanıyorum, bir güncelleme geçmek istedim.
    1) Cihazın belleğini 16 GB'a (2x8) yükselttim. Normalde tek yuvada toplam 2 GB RAM ile geliyor. Dış taraftaki modülü çok rahat değiştirebiliyorsunuz ancak iç tarafta kalan bellek modülünü sökmek için anakartına kadar her şeyi sökmek ve cihazın garanti etiketini yırtmak gerekiyor. Anakartı sökünce bir sürpriz sizi karşılıyor; Bellek modülü sokete silikon benzeri bir madde ile yapıştırılmış. Bir yandan söverken, maket bıçağı ile ufak ufak kazıyarak çözüme ulaştım. Halbuki dokümanlarda ve youtube videolarında böyle anlatmıyor.
    2) Uygulama marketinden indirdiğim VirtualBox’ta ki sanal makineme 12 GB bellek ayırdım. Hayatımın bir parçası oldu. RDP ile herhangi bir yerden bilgisayarıma erişebiliyorum. Ancak 3-4 ay önce bir güncelleme sonrası VirtualBox bir ay kadar çalışmadı. Zor bir aydı, güncelleme ile düzelttiler. Oyun için PlayStation tercih ediyorum, dolayısıyla performansı her işime yetti.
    3) ADM 3.0 versiyonundan sonra işlemci ısısında ciddi bir artış oldu. Önceden 400-500 rpm çalışan fan, güncelleme sonrası sık sık 1500-1600 devirlere çıkmaya başladı. Ses rahatsız edici boyutlara ulaşmaya başladığı için cihazı yaşam alanından uzak bir yere taşımam gerekti.
    4) Nedenini bilmiyorum ancak HDMI portu artık görüntü vermiyor. Çok kullandığım bir özellik değildi ancak artık istesem de Kodi kullanamıyorum. Neyse ki Plex harika çalışıyor.
    5) Uygulama marketinde 14 Mart 2018 itibariyle 231 uygulama var.
    6) Halen İstanbul’un saat dilimi +2 görünüyor. Düzeltmediler.
    7) Kendi içindeki yedekleme özelliği iyi çalışıyor. İstediğim klasörlerin incremental yedeklerini USB diskime belli aralıklarla kopyalayabiliyorum. Telefonumda kullandığım FolderSync uygulaması ile güzel bir ikili oldular.
    8) Disk olarak 4x4GB WD Red disk kullanıyorum. Garanti süresi kapsamında diskin teki bozuldu, ücretsiz değiştirdiler. RAID 5 olduğu için verilerime bir şey olmadı.
    Sonuç olarak fan sesi dışında halen çok memnunum.

Cosa Akıllı Kombi Kiti

Merhaba arkadaşlar,

Havaların soğumasıyla birlikte doğalgaz faturalarında bir artış olmaya başladı. Tüketimi düşürmek için sabah çıkarken kombiyi kısıp, akşam gelince dereceyi arttırmak gibi yöntemler denedim. Bu sefer eve gelince içerisi soğuk oluyor, ısınana kadar da çok gaz harcıyordu. Sürekli sabit sıcaklıkta tutmayı denedim; gün içerisinde boşuna yanıyor bu sefer. Evimde Demirdöküm Nitron kombi kullanıyorum (Hermatik). Kombinin LCD panelinde basit anlamda programlanabilen bir ara yüzü var; fakat bu kombinin ne zaman çalışıp, ne zaman kapanacağını ayarlamaktan öteye gidemiyor.

Öğrendim ki kombilere termostat takılabiliyormuş. Kablolu, kablosuz, LCD ekranlı vb. bir sürü çeşidi var. Araştırırken Google’ın Nest adlı bir termostatı olduğunu gördüm. Maalesef Türkiye’de satılmıyor ve şu an için 110 V ‘dan başka seçeneği yokmuş (275$). Şans eseri Cosa’nın web sitesine denk geldim. Biraz araştırdım; İTÜ Teknokent’te Nuvia adlı bir firmanın ürettiğini ve tamamen yerli tasarım olduğunu öğrendim. Doğrusu ilk başta fiyatından ötürü güvenmekte zorlandım; vadettiği işe göre piyasanın altında bir fiyatı vardı (Başka bir marka için 990 TL + kurulum isteyen oldu). Hatta satın aldığımda arkadaşlarım kutunun içinden salatalık çıkacağını iddia ettiler. İlk önce müşteri hizmetlerine kullandığım kombi ile uyumlu olup olmadığını sordum. Olumlu yanıt gelince şansımı denedim ve siparişi verdim.

Geçen hafta içinde kargo elime ulaştı. Kutunun içinden kombiye takılan cihaz, internete bağlantı kuracak ana ünite, detaylı kullanım ve montaj kitapçıkları, kablolar, adaptör ve montaj için gerekli aparatlar (çift taraflı bant, dübel vida) çıktı. Ana ünite ve kombi alıcısının plastik kalitesi hoşuma gitti. Adını bilmiyorum ama şu süet gibi his bırakan mat plastikten yapılmış, siyah ve turuncu renkli, şık görünüşlü bir cihaz. Üzerinde LCD ekran yok, led ışıklar ile durumu hakkında bilgi veriyor. Ayrıca fatura ile birlikte ıslak imzalı bir garanti belgesinin de geldiğini belirteyim.

İlk iş montaj için destek servisini arayıp randevu aldım. Teknik servisteki arkadaş tam saatinde geldi. Kombinin kapağını açtı; kutu içinden çıkan kabloyu ilgili yere taktı (Kombide loop yapan bir port var. Soketin sağ deliğinden çıkıp, sol deliğine giriyor. Bu kablonun yerine taktı). Diğer ucu ise Cosa’nın alıcısına, alıcıyı da prize bağladı. Standart 40 derece de çalışan kombinin ısısını, kombinin panelinden 55 dereceye çıkardı. Böylece evi kısa sürede ısıtacakmış.

Ardından internet bağlantısı ile çalışan ana üniteyi kutudan çıkardık. Sıcaklık algılayıcısı bu ünite üzerinde, dolayısıyla ısı yayan nesnelerden uzağa yerleştirmek gerekiyor. Adaptörü cihaza bağladık. Cihaz açılınca altında bulunan eşleştirme butonuna basarak alıcı ve ana ünite bağlantısını sağladık. Telefonuma Cosa’nın yazılımını indirdim (Şu anda Cosa yazarak aratınca Play Store’da 16. sırada çıkıyor). Mobil cihazımda Kablosuz Ağ bağlantılarını aratınca Cosa_XXXX adında bir ağ gördüm. Bu kablosuz ağa bağlandıktan sonra Cosa’nın yazılımını çalıştırdım. Yazılım, modemin SSID ve şifresini sordu. İlgili yerleri doldurup, kaydettikten sonra ana ünite internete erişti. Yine mobil yazılım üzerinden e-posta adresim ile bir kullanıcı oluşturdum ve yazılıma giriş yaptım (Kurulum kitapçığında hepsini anlatıyor).

Ev sıcaklığı, sıcaklık sınırı, kombinin durumu ve çalışma modunu gösteren ana ekran açıldı. Çalışma mantığı kısaca şöyle; ortam ısısı, belirtilen sıcaklık sınırının altına düşerse kombi çalışarak evi ısıtıyor. Ev içi ve uyku modunun alt sınır derecelerini belirttikten sonra kurcalamaya başladım.

3 adet çalışma modu var; Ev içi, ev dışı ve uyku. Manuel, Haftalık program, lokasyon tabanlı ve kapalı olmak üzere, toplam 4 adet de çalışma şekli var. Manuel çalışmada ev içi, ev dışı ve uyku modları arasında kullanıcının geçiş yapması gerekiyor.

Haftalık Program da ise, haftanın her günü için 15 dakikalık aralarla ev içi/dışı veya uyku modu ayarlanabiliyor. Bu ekranın bir sihirbazı var, çok hoşuma gitti. Uyandığım, evden çıktığım, geri döndüğüm ve uyuduğum saatleri sordu. Buna göre otomatik haftalık programı oluşturdu. Bu program üzerinde detayları ben kendim ayarladım.

Sistem mobil cihazın lokasyonuna göre de kombiyi ev dışı olarak ayarlayabiliyor. Evimden belirlediğim mesafe kadar uzaklaşınca sistem otomatik ev dışı konumuna geçiyor.

Son olarak kapalı modu ise kombiyi 5 derecenin altına düşene kadar kapalı tutuyor. Sıcaklık 5 derecenin altına düşerse donmayı önlemek için kısa süre çalıştırıyormuş.

Cosa’nın internet bağlantısı kesilirse haliyle ortam ısısı mobil cihaz üzerinden yönetilemiyor. Bu gibi durumlar için bir önlem almışlar. Ana ünitenin üstünde cihazın hangi modda çalıştığını gösteren ışıklı alanda gizlenmiş bir buton var. Bu butona her basıldığında ev içi/dışı veya uyku modları arasında geçiş yapıyor. Herhangi bir nedenle Cosa’yı kullanmaktan vazgeçerseniz, kombinizden sökmeden devre dışı bırakmak içinde bir butonu var. Bu durumda kombi, Cosa takılmadan önceki gibi çalışmaya başlıyor.

Yazılım üzerinden daha fazla kullanıcı eklenebiliyor. Ben eşimin telefonuna da yükledim, o da sıcaklığı takip ederek müdahale edebiliyor.

Ana üniteyi sabitlemek gerekmiyor. Priz olan ve kablosuz ağ sinyali alan herhangi bir yere taşınabiliyor. Ben Cosa’yı evimin en zor ısınan yerine taktım. Bana göre en ideali bu oldu.
Sıcaklığı 0,5 derece hassasiyetle ayarlayabiliyorsunuz. Evimde bulunan bebek odası derecesi ile de test ettim, cihazın ölçtüğü ortam ısısında farklılık yok.

Gelelim tasarruf konusuna. Kartlı sayaç kullanıyorum, sabah evden çıkarken 292.3 metreküp gazım vardı. Akşam geldiğimde sayaçta 291,5 yazıyordu ve ev sıcaktı. Ertesi sabah aynı saatte çıkarken sayaçta 284,7 metreküp gaz kaldığını yazıyordu. Yani 24 saatte 7,6 metreküp harcamış. Hava sıcaklığı Ankara’da AccuWeather’a göre gece -3 dereceydi. Cosa öncesinde kombiyi sabit 40 derecede çalıştırdığım zaman (hava sıcaklığı sıfırın altında ise) 8-9 metreküp kullanıyordum. Belki ince ayarla biraz daha verim sağlayabilirim, çünkü akşam ev normalden daha sıcaktı. Aralık 2014 itibariyle 1 metreküp gazı 1.19 TL’ya aldım. Böylece 1 günlük ısınma bana 9.05 TL’ya mal oldu. Basit hesapla, ayda 30 TL civarında kar edeceğim. 5 ay sonra cihaz kendi parasını, 7 ay sonra ise cihaz + montaj parasını çıkaracak gibi görünüyor.
Fiyat olarak uygun bir ürün olduğunu düşünüyorum. 31 Aralık tarihine kadar olan kampanya ile 149 TL fiyat ile satın aldım. Kurulum için 49 TL daha verdim (Kombi tarafında kendime güvenemedim, hâlbuki çok kolaymış).

Cosa yazılımı Google Play’de mevcut. iPad’ime yüklemek istediğim de ise AppStore’da bulamadım. Buna karşılık Cosa’nın web sitesinden her hangi bir tarayıcı ile giriş yapılarak ortam ısısı değiştirilebiliyor.

Cosa’yı çok beğendim, iş yerinde arkadaşlarıma tavsiye ettim. Önü açık bir teknoloji olduğunu düşünüyorum, sonuçta her şey yazılıma bağlı. Umarım daha da geliştirirler. Bu cihazın Türkiye’de tasarlanıp, üretilmesi de ayrıca çok hoşuma gitti. Telefonda görüştüğüm müşteri hizmetlerindeki arkadaş kafama takılan her soruyu cevapladı. Montaj için gelen teknik eleman benim dediğim saatte geldi. Hizmetin tamamından memnun kaldım, bu yüzden TeknoSeyir’deki yazılarımda ilk defa 10 yıldız veriyorum. Umarım böyle devam eder.

Olumsuz olarak yazabileceğim şey ise firmanın dükkânı kapatması durumunda yapacak bir şey yok; bulut tabanlı bir yazılım olduğu için sistem çalışmayacak.

Sorularınız olursa elimden geldiğince cevaplamaya çalışacağım. İyi günler diliyorum.

11 ay sonra düzeltme: Ben ilk çıkan Cosa'ya sahibim; dolayısıyla yaptığım inceleme de ilk Cosa'nın incelemesidir. Gördüğüm kadarıyla güncelleme sonrası ikinici modelde sorun yaşayan birçok kişi olmuş. İnsanları yanlış yönlendirmemek için bu açıklamayı yapmak istedim. Cihazımı android üzerinden kontrol ediyorum ve halen çok memnunum.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 28
  • Yalçın Altay @yaltay

    Aynen katılıyorum güncelleme tam bir fiyasko. Ben de kendi sitelerinden 350 TL'ye alırsam güya yeni seride nem ölçme özelliği eklendiğini söylediler aldım. Uygulama güncellenince uygulamayı her seferince çalıştıramıyorum, donup duruyor ve kaldırıp yeniden kurmadan da düzelmiyor. Nem değeri olarak da sürekli aynı değeri gösteriyor oda nemlendirici cihaz ile odayı nemlendirdiğim halde. Raporlama özelliği web arayüzünde vardı ve telefona da gelecek dendi ama şimdi ikisinde de yok. Sıcaklık değerleri de bende 2 tane faklı digital termometre var ve onlardan farklı değer gösteriyor. Müşteri hizmetlerini aradığımızda hatta bekletme yerine direk sesli mesaj bırakın geri döneriz deniyor ama kimse dönmüyor ve sürekli arayıp başka müşteri var mı yok mu hatta diye kontrol etmek gerekiyor ulaşabilmek için. Bu yüzden ben de almayı düşünenlere hele de bu fiyatlara tavsiye etmiyorum. Ben de iade için email gönderdim bakalım ne geri dönüş yapacaklar. Büyük ihtimal iade süreniz dolmuş vs diyecekler. Test etmeden yarım yamalak uygulama yayınlarlarsa böyle olur. Uygulama güncellemesini de kış yerine yazın yapsalar kış günü sorun yaşamamış oluruz. Neyse ben iade alırlarsa başka cihaz alacağım.

  • Leventturk @leventturk

    Tamamen katılıyorum. İade etmek istiyorum diyorum kaydınızı alıyoruz demekten başka bişey yapmıyorlar. Eğer iade almazlarsa Noterden tebligat göndererek iadesini isteyeceğim.

  • Yalçın Altay @yaltay

    Mod değişimi yapınca, örneğin dışarı modunu seçtiğimde eve gelince ev modunu seçince cihaz çalışmıyor, kırmızı ışık yanıyor ve fişi çıkarıp takmadan da düzelmiyor. Her seferinde aynısı oluyor. Güncellemeden önce bu tarz sorunlar yoktu en azından. Test etmeden direk yayınlamışlar güncellemeyi. Ayrıca bu tarz yazılım güncellemelerini bu aylarda değil de yaz sonu yapsalar bu tarz sorunlar kış günü yaşamamış oluruz. Zaten uygulama iPhone'da çalışmıyor donup kalıyor kaldırıp kurmadan düzelmiyor ve ikinci açışta tekrardan donuyor. İade için email yazdım kimse geri dönüş yapmadı daha. İade alıp almayacaklarını bilmediğim için yeni termostat da alamıyorum. Kimseye tavsiye etmiyorum bu cihazı. Ne yapalım doğru dürüst çalışmayan sürekli hata veren sözde akıllı bir cihazı. Gider Honeywell vs termostat alırım takarım daha iyi internet erişimi olmasa bile sorunsuz çalışır en azından.

  • Hüseyin Büdüş @hbudus

    Boşuna Para Vermeyin - cihaz çalışmıyor, donuyoruz evde ama destek alamıyoruz!

    16 şubat 2017'de aldığım cosa akıllı kombi kiti devamlı internet ile bağlantısı kesiliyor. bu çağrı ile ilgili defalarca ekran görüntüleri ile mail atmama rağmen, defalarca aramama rağmen döneceklerini söylüyorlar fakat geri dönüş yapan olmuyor.

    bu problemi her defasında cihazı resetleyerek çözmek zorunda kalıyorum. zaten cihazı dışarıdayken kombiyi yönetmek amacıyla aldım, ama ne zaman lazım olsa cihaz çalışmıyor.

    bunu geçtim, bugünden beri oda sıcaklığını 22,5 dereceye ayarlamama rağmen cihaz 5 derecede takılı kaldı ve ısıtmıyor. ev buz gibi oldu fakat hiçbir şekilde mail veya telefon yoluyla destek alamadım. karşımda bir türlü muhatap bulamıyorum.

    kesinlikle boşuna para vermeyin....

Pronet Plus Akıllı Güvenlik Sistemi

Merhaba arkadaşlar,
3 yıldır evimin güvenliği için kullandığım Pronet Güvenlik Sistemi güncellenip, Akıllı Güvenlik Sistemi adı ile sunulmaya başlanmış. Merak ettim, müşteri hizmetleri ile görüştüm. İstersem 1 ay ücretsiz deneyebileceğimi; beğenmezsem kullandığım eski sistemime geri dönebileceğimi söylediler. Kabul ettim; gelip yeni cihazı taktılar. 1 haftadır kullanıyorum, izlenimlerimi paylaşmak istedim.

Öncelikle çok kısa olarak Pronet güvenlik sisteminden bahsedeyim. En basit olarak evinize sizden habersiz biri girer veya bir hareket olursa sesli alarm veriyor. Bunun yanında bu sistem Pronet merkezi ile takip ediliyor ve alarm durumunda 15 saniyenin altında bir sürede sizi cep telefonunuzdan arayarak “polise haber verelim mi?” diye soruyorlar. Kiraladığınız donanıma göre güvenlik seviyenizi değiştirebiliyorsunuz; mesela gaz sensörü kullanırsanız, bu sefer gaz kaçağı var diye sizi arıyorlar. Ulaşamazlarsa daha önce bildirdiğiniz diğer numaraları arıyorlar. Kimseye ulaşamazlarsa da karakola bilgi veriyorlarmış (Hiç başıma gelmedi). 3 yıldır Pronet’in alarm sisteminden memnunum. Bu süre içerisinde karşı komşuma, üst komşuma hırsız girdi. Giriş katta oturuyorum, yine de kafam rahat.

Hafta başında Pronet Plus kurulumu için teknik servisten bir arkadaş geldi. Mevcut GPRS modülünü çıkarıp, 3G modülü ile değiştirdi. 15 dakika süren çalışma sonrasında bana kullanıcı adı ve şifre tanımladı (Bir kez giriş yaptıktan sonra, belirlediğiniz 4 basamaklı PIN ile oturum açmanız da mümkün). Uygulama açıldı ve evimdeki Pronet cihazıma komutlar gönderip almaya başladım. Yeri gelmişken, alarm cihazının 3G bağlantısı için ek para ödemiyorsunuz fakat cihazın aylık kirası var (Yazının sonunda detaylarına değineceğim). Güvenlik nedeniyle evinizde internet olsa bile Pronet’i bağlamıyorlar.

Telefonum Android (KitKat) işletim sistemli olduğu için Play Store’dan Pronet Plus uygulamasını kurdum. Aynı uygulama iOS, Windows Phone ve Blackberry için de mevcut.
Uygulamayı kullanmaya başlayınca sistemin bulut tabanlı çalıştığını fark ettim. Alarm.com 'un altyapısını kullanıyorlar. Evinizde internet bağlantınızın olması şart değil, ama mobil cihazınızın internet erişiminin olması gerekiyor.

Bu uygulama ile evinizin güvenlik sistemini ev içinden veya uzak bir yerden aktif/pasif yapabiliyorsunuz. Kendimden örnek vereyim; tatile gittiğinizde çiçekleri sulamak için eve girmesi gereken kişi apartmanı ayağa kaldırmadan, sizin kontrolünüzde eve girip çıkabilir. Çıkarken “Acaba alarmı kurabildi mi?” diye de endişe etmenize de gerek kalmıyor. Siz mobil cihazınız ile alarmı kontrol edebiliyorsunuz.

Alarm kurulu olmasa bile algılayıcıların durumuna göre senaryolar yaratabiliyor ve hem bildirim hem de e-posta olarak gelmesini sağlayabiliyorsunuz. Mesela hafta içi saat 16:00-16:30 arasında giriş kapısı açılırsa mobil cihazıma ve e-posta adresime uyarı gönder şeklinde ayarlarsanız, çocuğunuzun okuldan gelişini takip edebilirsiniz. Çocuğunuz kapıyı kapatmayı unutursa veya belirlediğiniz bir süre boyunca kapı kapanmazsa yine bir uyarı alabilirsiniz. Bildirilerin geçmişini yine uygulama üzerinden veya web sitesi üzerinden görebiliyorsunuz. Elektrik kesintisi, zayıflayan akü vb gibi durumlarda da bildirim geliyor. Bildirimlerin tamamını haftanın günü ve saati şeklinde ayarlamanız mümkün. Uyarı sesini mobil cihazınızda değiştirebiliyorsunuz. Önemli durumlar için daha duyulabilir sesler seçebilirsiniz.

Cihazınızın konum özelliği varsa uygulama yerinizi tespit edebiliyormuş. Ben Samsung Note 3’de konum bildirimlerini alamadım. Teknik servisin bana anlattığı, eğer evinizin bulunduğu bölgeden alarmı açmadan uzaklaşırsanız, size otomatik bildirim gönderiyor. Çok deneme yaptım ama bir türlü hatırlatma gelmedi. Bildirim yapılacak bölgenin yarıçapını web sitesi üzerinden Here Maps haritası üzerinden belirliyorsunuz. Bu işlemi mobil cihazdan yapamıyorsunuz. Yeri gelmişken; mobil uygulama üzerinden sadece alarm kurma/kapatma, algılayıcı durumları ve geçmiş olaylar görüntüleniyor. Detaylı ayarlamalar web sayfası üzerinden yapılabiliyor.

Web sitesinden kullanıcı oluşturup Yönetici, Standart veya Salt Okuma gruplarına atayabilirsiniz. Uğraşmak isterseniz Özelleştirilmiş Grubu ile tüm yetkileri tek tek belirlemeniz mümkün. Bu sayede eşinize, çocuğunuza, istediğiniz kişiye güvenlik sisteminize erişim yetkisi verebilirsiniz. Bu kişiler mobil cihazlarını kaybederse hesaplarını kapatmanız mümkün.
Pronet Plus sistemi ileride evinizin ısıtma, aydınlatma, görüntüleme, akıllı kilit vb gibi sistemlerine de entegre olabilecekmiş. Böylece evden çıkarken ütüyü fişte unutursak, ilgili prizin elektriğini mobil cihazımız ile kesebilecekmişiz. Şu an için bu hizmet verilmiyor.

Gelelim ücretlendirmeye. Pronet gibi, Pronet Plus’da abonelik sistemi ile çalışıyor. Aralık 2014 itibariyle altyapı ücreti olarak 100$ alıyorlar; bunu 9 taksitte ödeyebiliyorsunuz. Böylece ileride ısıtma, aydınlatma, görüntüleme vb gibi sistemlere de entegre olmak istediğinizde sadece cihaz kirası ödüyorsunuz.

Yazımın başında 3G modülün internet bağlantısı için sizden para talep etmiyorlar demiştim, buna karşılık cihaz kirası olarak aylık 12$ talep ediyorlar.

Sistem benim hoşuma gitti. Yine de şu an için aldıkları 100$ altyapı ücretinin çok fazla olduğunu düşünüyorum. Belki gelecekteki projeleri hayata geçtiğinde bu miktar uygun olabilir. Bu yüzden 1 aylık deneme sonunda Pronet Plus sistemimi iade edip, Pronet ile devam etmeye karar verdim.

Akıllı evler yavaş yavaş hayatımıza girmeye başlıyor, sevindirici bir durum. Saatimiz ile kombiyi ayarladığımız, gözlüğümüz ile çocuk odasını takip edeceğimiz günler pek uzakta değil. Sorularınız olursa elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışacağım.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

ELM327 Çipli Bluetooth OBD-2 Adaptörü

Merhaba arkadaşlar,

2009 yılından daha yeni bir arabanız varsa büyük ihtimalle aracınızda OBD-2 portu vardır. Bu portu kullanarak yetkili servis, aracınızın ECU (Engine Control Unit) birimine bağlanarak oluşan hataları görüp teşhisi daha kolay koyabiliyor.

E-Bay’de bu portu kullanan ve aracınızın ECU birimindeki çeşitli bilgileri mobil cihazınız üzerinden takip etmeye yarayan ELM327 çipli, Bluetooth adaptörü gördüm. İlgimi çekti, yaklaşık 6 kadar önce satın aldım. Gittigidiyor gibi sitelerden de bu cihazı bulabiliyorsunuz, yalnız fiyat farkı çok fazla. Ben bluetooth modelini 7.20 dolara (ücretsiz kargo) aldım; gittigidiyor’da aynısı 30 TL fiyattan satılıyor. Bütçeniz rahat ise ve aracınızda OBD-2 portu sıkışık bir alanda değilse aynı adaptörün WiFi bağlantısını kullanarak iletişim kuran modellerini de alabiliyorsunuz.

Siparişi verdikten 13 gün sonra cihaz elime geçti. Paketin içinden bir de CD çıktı. İçinde adaptöre bağlanmak için PC ve Mac’de kullanılabilecek ücretsiz yazılımlar olduğunu gördüm. Açıkçası pek kullanışlı değiller, Appstore veya Google Play ‘de daha iyileri var.
Ben android için Torque adlı yazılımı kullanıyorum. Ücretsiz olan Lite sürümü de bulunmakta, beğenirseniz Pro sürümünü 10 TL’ya alabiliyorsunuz.

Adaptörü paketinden çıkartıp aracımın OBD-2 portuna taktım. Kontak kapalı olduğu halde cihazın ışıkları yanmaya başladı. Android cihazıma Torque Lite yazılımını indirdim ve telefonumun bluetooth bağlantısını açtım. Telefonumda bluetooth cihazlarını arattığım zaman hemen OBD-2 adaptörünü buldu ve eşleştirdi. Eşleştirme sırasında herhangi bir PIN kodu girmek gerekmedi. Hemen başka bir telefonda eşleştirmeyi denedim, onda da PIN kodu sormadı. Bu demek oluyor ki bluetooth üzerinden çevrenizdeki herkes aracınızın ECU birimine erişebilir. Bu yüzden kullanmadığınız zaman adaptörü çıkarmayı unutmayın; kontak kapalı bile olsa adaptör ile eşleştirme yapılabiliyor.

Eşleştirmenin ardından telefonumda Torque Lite programını çalıştırdım. Program kayan ekranlardan oluşuyor ve her ekrana farklı göstergeler ekleyebiliyorsunuz. Ayarlar butonuna dokunun, ardından Add Display ‘e dokunun; size ne tür gösterge eklemek istediğinizi soruyor (Sayısal, grafik ve kadran). Aracınızın ECU birimine bağlı olarak gösterilebilen bilgi sayısı değişiyor. Chevrolet Aveo aracımda;
• Motor devri
• Hız
• İvme
• Soğutma suyu sıcaklığı
• Yakıt miktarı
• Turbo basıncı
• Yakıt basıncı
• Motor zamanlaması
• Voltaj
• Anlık yakıt tüketimi (Ayarlardan motor hacmi ve ağırlık bilgilerini girmeniz gerek)
• Ortalama yakıt tüketimi
• Motora giren hava sıcaklığı
• Hava akış oranı
• Gaz pedalı pozisyonu bilgilerini telefonumda anlık görebildim.

Buna ek olarak yazılım üzerinden aracınızın hata kodlarını görüp silebiliyorsunuz. Örnek olarak; aracınızın motor arıza ışığı yanıyor ise yazılım size arızanın nerede olduğunu söylüyor. Eğer bu uyarıyı silerseniz aracınızın motor arıza ışığı da sönüyor (Tabii onarılmadığı sürece arıza devam ediyor).

Seyahate başlamadan önce yazılımın loglama özelliğini aktifleştirirseniz, aracınızın ürettiği tüm verileri anlık olarak kaydediyor. Seyahat bitince log dosyasını isterseniz e-posta ile gönderebiliyorsunuz.

Cihazı kendim Chevrolet Aveo’da kullanıyorum. OBD-2 portu pedalların üzerindeki kısma konumlandırıldığı için takılan adaptörün boyu pek önemli olmuyor. Bir başka arkadaşım Ford Fiesta’da denedi; OBD-2 portu bir kapağın altında kaldığı için adaptörü taktığında kapak kapanmıyor ve aşağı sarkıyor. Dolayısıyla adaptörü almadan önce aracınızın OBD-2 portunun yerini öğrenip adaptör takmak için yeterli yer var mı diye kontrol edin derim. Özellikle Wifİ bağlantısı kullanan cihazların boyutları biraz iri.

Merak edenler olabilir, cihaz aracın garantisini bozuyor mu? Aracımın garantisi henüz bitmedi ve daha yeni servise götürüp bakımını yaptırdım. Kimse bir şey demedi, demek ki serviste fark edilen bir şey değil.

Son olarak Torque Lite ile Torque Pro arasındaki en büyük farkın grafiklerin akıcılığı olduğunu söyleyebilirim. Lite sürümünde her gösterge de kullanılamıyor. Ücretsiz yazılımların vazgeçilmezi reklamlarda ekranın altında çıkıyor.

Bu günlük de bu kadar. Sorusu olanlara elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışacağım. İyi günler diliyorum.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 42

Turkcell TV+ IPTV

Merhaba arkadaşlar,

Geçtiğimiz günlerde Superonline müşteri hizmetlerinden bir bayan beni arayarak Turkcell TV+ IPTV hakkında bilgi verdi. Tahmin ettiğiniz gibi ürünün ne kadar mükemmel, ne kadar gelişmiş olduğu konusunda anlatılanlardan sonra faturamda ve internet bağlantımda hiç bir şeyin değişmeyeceğini; 2 yıl taahhüt karşılığında Turkcell TV+ ‘ı ücretsiz kullanabileceğimden bahsetti. Superonline’ın hizmetinden memnun olduğum için olumlu yanıt verdim. Tek şartım vardı; “Abonelik ile birlikte verilen Huawei router dışında TP-Link marka başka bir router kullanıyorum. Bu router’ı kullanmaya devam etmek istiyorum” dedim. Telefondaki bayan “Tabii ki kullanabilirsiniz, router üzerinde ethernet kablosu takacak boş port olsun yeter” şeklinde cevap verdi. Yayınları internet üzerinden izleyebilecek, ayrıca bağlantı hızımı ve kotamı etkilemeyecekmiş. Kaydımı aldı ve teknik ekiplerini yönlendirdi.

Ekip cumartesi günü akşam 17:30’da geldi. Superonline’ın Huawei marka router’ı sordular. O router’ı kullanmadığımı, kendi aldığım ve daha çok özelliği olan TP-Link Archer C7 ‘yi kullandığımı söyledim. Ekipteki arkadaşlar anlayışlı insanlarmış olmaz demediler. Deneyelim bakalım diyerek cihaz kurulumuna başladılar. Onlarda ilk defa abonelik ile birlikte verilen cihaz dışında bir router’a bağlantı yapacaklarmış.

Kutuyu açtık. Turkcell TV+ cihazı siyah renkli, kare şeklinde bir kutu. Önünde güç düğmesi, 1 adet USB port ve kumanda için infrared alıcı var. Arka kısmında güç girişi, ethernet portu, USB portu, HDMI girişi, optik ses çıkışı ve analog video girişleri mevcut. USB portları 2.0 standardında, ethernet portu ise 100 Mbps hızında. Kutu içinden güç adaptörü, uzaktan kumanda, ethernet kablosu ve Scart-Lale çevirici kablo çıkıyor.

Uzaktan kumandası ilgi çekiyor. Beyaz renkli ve alt yüzünde de Türkçe destekli klavyesi var. İleride Smart TV gibi uygulamalarında geleceğini öğrendim; o yüzden bu tip bir kumanda seçmişler.

Turkcell TV+ IPTV kutusunu benim TP-Link Archer C7 router’a bağlayıp güç düğmesine bastık. İlk açılış 2-3 dakika sürüyor; sonrasında kumanda düğmesine basar basmaz açılıyor. Cihazın gücünü keserseniz yine ilk açılışı 2-3 dakika sürüyor. Cihaz açılınca internet bağlantısını kurdu, firmware güncellemesi varmış; indirip kurulumu yaptı. Buraya kadar sorun yok, fakat buradan ileriye gidemedik. Şifre ekranı bir türlü gelmedi. Kuruluma gelen teknik ekipteki arkadaş “Ben bir Superonline’dan destek alayım.” diyerek cep telefonundan bir numara çevirdi; sesi de hoparlöre verdi. Telefondaki destek personeline “Müşterimiz kendi router’ını kurmuş, IPTV cihazını nasıl kurabiliriz?” şeklinde soru sordu. Aldığımız cevap aynen şu oldu: “Bizim cihazımız dışında başka bir router kullanımı yasaktır. Teknik servis olarak hizmet verdiğiniz yerde bu tür bir uygulama gördüğünüzde, kullanıcının router’ını iptal ederek Superonline’ın router’ını çalıştırmalısınız. Buna göz yuman teknik servislere para cezası uygulanır. Farklı router’lar bizim tanımladığımız VLAN’lara zarar veriyor, bu yüzden kullanımı yasaktır.” Yani sonuç olarak Turkcell TV+ ‘ı kullanmak için abonelik ile birlikte verilen dandik Huawei router’a ihtiyacınız var. Enayi gibi Superonline’a kendimi ihbar ettiğim için dolabın derinliklerinden Huawei router’ı buldum. Turkcell TV+ ‘ı takar takmaz şifre ekranı açıldı. Şifre almak için 0532 755 22 22 ‘ye SIFRE yazıp mesaj atıyorsunuz. Hemen size şifreniz geliyor. Bu şifre ile admin olarak cihazı açabiliyorsunuz. Abone olduğunuz pakete göre farklı sayıda profil (kullanıcı) yaratmanız mümkün. Bana gelen Ev paketinde en fazla 2 profil oluşturabiliyorum.

Kanal sayısı henüz çok fazla değil. Ulusal kanallar mevcut. Discovery yok, National Geographic var. 6 adet Sinema kanalı var. Bunların kaliteli filmler oynatan 3 tanesi için ek paket satın almanız gerekiyor. HD kanal sayısı da fazla değil. Zaman içerisinde güncellenecek ve sayıları artacakmış. Görüntü kalitesi kanala göre değişiyor. Bazı kanallar çok net ve kaliteli görüntü verirken bazı kanallar sanki fazla sıkıştırılıp gönderiliyormuş gibi geliyor. Böyle olduğunda renklerde solgunluk fark ediliyor. Tam kanal listesini internet sayfalarında bulabilirsiniz.
Yayını durdurup geri alabiliyorsunuz. Yine abone olduğunuz pakete göre yayını kaydedebiliyorsunuz. Ev paketinde en fazla 50 saat kayıt yapılıyor. Yeri gelmişken belirteyim, cihaz içinde sabit disk yok. Kayıtları bulut üzerinde yapıyor. Seyretmek istediğinizde ise bulut üzerinden oynatıyor.

Yayın akışını gösteren başarılı bir rehberi var. Ben çok beğendim, gayet anlaşılır ve hızlı. Kanal geçişleri Digitürk’ten hızlı. Genel olarak cihazın tepkisi de hızlı, o konuda sıkıntı yok diyebilirim. Rehber de seyretmek istediğiniz filmleri seçip hatırlatma ekleyebiliyorsunuz. Beğendiğiniz filmleri favorilerinize eklemeniz mümkün. Bu filmlerin bilgilerini kullanarak Turkcell TV+ size film önerebiliyor. Bunları My TV ekranından yönetebiliyorsunuz.

Market başlığından film veya ek paketler alabiliyorsunuz. Burada bulunan filmlerden yakın tarihli olanları ve dizileri seyretmek için plus abonesi olmanız gerekiyor.

Sosyal ağlar ekranından seyrettiğiniz filmin adını facebook veya twitter’da paylaşabiliyorsunuz. Bunun için turkcelltvplus.com.tr adresine login olup facebook ve twitter hesabınızı Turkcell TV+ ile ilişkilendirmeniz gerekiyor. Ben bu işlemi yaparken son adımda ekrana “İlk paylaşım ücretlidir. Sonraki paylaşımlarda para alınmaz” diye bir uyarı geldi. Seyrettiğim filmin adını facebook’da paylaşmak için para vermek hoşuma gitmediği için herhangi bir sosyal ağ ilişkilendirmesi yapmadım. Ne kadar bir ücret kesileceği de belirtilmemiş; çok saçma bir uygulama yapmışlar. Yeri gelmişken turkcelltvplus.com.tr sayfalarından da birçok işlem yapılabiliyor. Siteye girerken web tv adlı bir uzantı kurulması gerekiyor. Maalesef bu yazılımın Mac sürümü olmadığı için Mac OSX işlemi sistemi üzerinden sayfaya girilemiyor.

Medya Oynatıcı başlığı altından, USB portlara takılan disklerde bulunan filmleri oynatabiliyorsunuz. Resim, Müzik yanında MKV ve altyazı desteği var. Altyazı dosyaları ANSI değilse Türkçe harfler bozuk çıkıyor. Medya oynatıcı piyasada satılanların arasında ortalamanın altında kalıyor. DTS veya passthrough özelliği yok. Ağ üzerinden NAS cihazına bağlanma veya ağ üzerinden video oynatma özellikleri yok. Kullandığım exFat formatlı usb diski görmedi. NTFS ‘de sorun yok. 8 Gb boyutlu bir mkv dosyasını takılmadan oynattı.

Ayarlar altında çok fazla bir seçenek yok. Cihazın ağ ayarlarını göremiyorsunuz. Varsayılan olarak çıkışı 720p geliyor. 1080’e almanızı öneririm.

Filmleri Google Play Store’dan indirebileceğiniz Turkcell TV+ uygulaması üzerinden de seyredebiliyorsunuz. Mobil cihazınızdan My TV ‘ye eklediğiniz filmleri daha sonra evdeki cihazınızdan da seyretmeniz mümkün. Digiturk dilediğin yerde uygulamasından daha kullanışlı geldi.

Özetlersem; Turkcell TV+ hizmetini parasız olduğu için kullanıyorum. Ücretli olsaydı şu an için Digiturk daha ağır basardı. Cihazın ekran geçişi Digiturk’un DvDigi ekranlarından çok daha hızlı. Ev paketi için yeterli kanalı yok ve yayın kalitesinin biraz daha artması gerek diye düşünüyorum. WiFi özelliği olmadığı için televizyonunuzun yanına ethernet kablosu çekmeniz veya powerline ürünlerinden kullanmanız gerekiyor.

Başta değinmiştim; müşteri hizmetlerinden arayan bayan internet bağlantımda hiç bir şey değişmeyecek demişti diye. Ertesi gün Superonline Online Hizmetler sayfasından kota bilgilerimi kontrol ettim. Turkcell TV+ öncesi 20 Mbps, 100 GB A.K.K. için 69 TL ödüyordum. Mevcut internet bağlantı paketimi, 3’ü Bir Yerde paketi ile değiştirip hızımı 25 Mbps, A.K.K. kotamı ise 75 GB olarak değiştirmişler. Bunun içinde 69 TL yerine 59 TL ödeyecekmişim. 150 GB A.K.K. istersem 69 TL ödemem gerekiyormuş.

Superonline’ın Huawei router’ı yerine kendi aldığım TP-Link Archer C7 router ne oldu peki? Meraklılar için biraz değineyim. Superonline kullanıcı adı ve şifrenizi biliyorsanız; birde router’ınızı MAC klonlamayı destekliyorsa internete bağlanmak için kendi router’ınızı kullanabilirsiniz. Gerekli ayarları yaptıktan sonra Superonline’dan gelen ethernet kablosunu router’ınızın WAN portuna takmanız yeterli. Ben bu şekilde kullanıyordum. Şu anda Huawei router’ı da kullanmam gerektiği için Superonline’dan gelen kabloyu Huawei router’ın (Huawei LAN IP 192.168.0.1)WAN portuna taktım. Huawei’nin DHCP özelliğini kapattım. Huawei’nin LAN portlarından birini ise TP-Link’in WAN portuna bağladım. TP-Link’in WAN IP adresini statik olarak 192.168.0.2 ayarladım. TP-Link’de DHCP özelliğini aktif ettim. Kısaca ev ağı TP-Link üzerinde işliyor, internet ise Huawei üzerinden geçiyor. Bu yüzden mevcut port yönlendirmelerinizi de değiştirmeniz gerek. İşin angarya kısmı burada başlıyor. Mesela ev dışından bilgisayarıma uzak masaüstü bağlantısı yapmak için ilk önce Huawei router’ın portunu, TP-Link’e; ardından TP-Link’in portunu bilgisayarın 3389 portuna yönlendirmem gerekti. Angarya olmayan yöntem ise @cculha arkadaşımızdan geldi. Onun tavsiyesine uyup Huawei üzerinde DMZ' yi açıp IP olarak TP-Link'in WAN IP'sini girince eski yönlendirmeler aynen çalışmaya devam etti. Sıkıcı bir başka nokta ise masa üzerinde bir router daha yer kaplamaya başladı.

Bahsettiğim yönlendirmeleri yaparken Huawei router üzerinde benim yaptıklarımın dışında bir port yönlendirmesi olduğu ve IP adresinin Turkcell TV+ cihazı olduğu gördüm. Aynı yönlendirmeyi TP-Link router üzerinde yaparsam çalışabilir diye düşünüyorum. Bunu da deneyip daha sonra bilgi vereceğim.

Sorularınız olursa elimden geldiğince yanıtlamaya çalışacağım. İyi günler diliyorum.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 98

Playstation 4 Disk Değişimi

Merhaba arkadaşlar,
Birçoğunuz biliyorsunuzdur Sony, Playstation 4 ‘de de cihazın sabit diskini kolaylıkla ve garantisini bozmadan değiştirebileceğimiz bir tasarımla devam etti. Bende bir süredir kullandığım Playstation 4’ün diskini SSD ile değiştirdiğimde hız farkı olup olmayacağını merak ediyordum. Elbette PC’de SSD büyük fark yaratıyor fakat PS4 ‘ün içinden çıkan diskin SATA II olması ve Sony’nin sitesinde PS 4’ün SATA standardı konusunda net bir kaynak bulamadığım için şüphelerim vardı. Sonunda kullandığım PS 4’ün diskini SSD ile değiştirdim ve izlenimlerimi sizinle paylaşıyorum.

Başlamadan önce dikkat etmeniz gereken önemli bir iki nokta var. Öncelikle Playstation.com ‘dan sistem yazılımını indirmeniz gerekiyor (http://us.playstation.com/support/systemupdates/ps4/#update-computer) . Böylece yeni diskimize sistem yazılımını kurabiliriz. İndirdiğiniz dosyayı bir USB disk içinde \PS4\UPDATE\ klasörüne kopyalayın. Benim kullandığım USB disk exFat dosya sistemini kullanıyordu, yine de güncellerken sıkıntı yaşamadım. Önemli bir hatırlatma; eski tarihli bir sürümü yüklemenize izin verilmiyor. Yani disk değişimi öncesi 1.76 sürümündeyseniz, disk değişimi sonrası 1.75’i yükleyemiyorsunuz.

Disk değişeceği için tüm oyunları ve kayıtlı verilerinizi kaybediyorsunuz. Yeni diski takınca oyunları tekrar kurmanız gerekiyor. Elinizde Bluray diskleri varsa çok sorun olmaz ama Playstation Store’dan aldığınız oyunları tekrar indirmek Adil Kullanım Kotanızı zorlayabilir.

Oyunları en baştan oynamamak içinde Kayıt Noktalarının yedeğini almanız gerekiyor. Bunun için Ayarlar menüsünde Sistem Depolama Alanında Kayıtlı Veriler başlığı altından oyunların kayıtlı verilerini USB diske veya PSN+ üyesi iseniz bulut ortamına alabiliyorsunuz. Başka bir önemli nokta; eğer PS 4’ünüzde birden fazla kullanıcı varsa, her kullanıcının hesabına girerek bu yedek alma işlemini yapmanız gerekiyor.

Sıra geldi disk değişimine. Takacağınız diskin 9mm ‘den yüksek olmaması gerekiyor. Boyutu da en az 160GB olmalı. Ben Sandisk Extreme Pro 480GB model SSD tercih ettim. 7 mm yüksekliği var. İhtiyaç olursa diye içine SSD yüksekliğini 9 mm ‘ye tamamlayan bir aparat koymuşlar.

Diski değiştirmeden önce tavsiyem elektrik bağlantısını sökün. Çıkaracağımız kapak dokunmatik açma/kapama düğmesine çok yakın olduğu için mutlaka dokunuyorsunuz ve cihaz açılıyor.

Diski değiştirmek için PS 4’ün parlak kısmını yana doğru ittirin. Hafif bir zorlama sonrası açılacaktır. Üzerinde üçgen, kare, daire ve çarpı işaretlerinin olduğu vidayı sökün. Diski tutan metal çerçeveyi tutup çekin; kolayca gelecektir. Ardından diskin etrafındaki 4 vidayı da söküp, diski metal çerçeveden ayırın (Sökme işlemi iFixit ‘de adım adım çok güzel anlatılmış: https://www.ifixit.com/Guide/PlayStation+4+Hard+Drive+Replacement/24717 ).
Çıkan disk HGST marka. Web sitesinden bakınca WD’e ait olduğunu öğrendim. Ayrıca üzerinde 500GB 5400 RPM ve SATA 3.0 Gb/s yazısını görüyoruz.

Yeni SSD’yi metal çerçeveye 4 vida ile tutturup, çerçeveyi az önce çıkardığımızın aksine, iterek yerine yerleştiriyoruz. Üzerinde üçgen, kare, daire ve çarpı işaretlerinin olduğu vida ile çerçeveyi de kasaya sabitledikten sonra yalnızca parlak kapağı yerine oturtmak kalıyor. Benim zamanımı en çok bu kısım aldı, plastik kapağı oturtmak pek pratik değil.

PS 4’e elektrik bağlantısını yapıp açmadan önce içinde sistem yazılımı olan USB diski öndeki portlardan birine takın. PS 4’ü çalıştırın. Otomatik olarak güvenli modda açılacaktır. Menüden System Software Update ‘i seçin. Tahmin edebileceğiniz gibi yükleme esnasında cihazın gücünü kesmeyin. Yükleme bitince PS 4 kapanıp tekrar açılacak ve aldığınız ilk günkü gibi ayarları yapmanızı isteyecek.

Oyunları kurup, Ayarlar menüsünde bulunan Sistem Depolama Alanında Kayıtlı Veriler başlığını kullanarak oyunlarınızın kayıtlı verilerini de sistem hafızasına attıktan sonra işimiz bitiyor. Kurmadığınız oyunun kayıt dosyalarını yükleyemiyorsunuz.

Son olarak aklınızda bulunsun, sistem yazılımı sürümünü değiştirmediğiniz sürece eski diskinizi takıp değişim öncesi kaldığınız yerden devam edebiliyorsunuz.

Peki, performans olarak değişen bir şey oldu mu? Diski değiştirmeden önce Killzone Shadow Fall’un 8. bölümünün yüklenme süresini ölçmüştüm. Yükleme butonuna tıkladıktan sonra ekrana oyun görüntüsünün gelmesi arasında 1 dakika 28 saniye geçti. SSD taktıktan sonra aynı süre 48 saniye sürdü. Infamous Second Son’da ise bölüm yüklemelerinde fark edilir bir hızlanma oldu, ama açıkçası ben daha iyi bir performans beklerdim. PS 4’ün açılış süresi zaten fazla değildi, şimdi de pek bir fark hissetmedim açıkçası.

Kafanıza takılan sorularda elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışacağım. Herkese iyi günler diliyorum.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 5
  • Tirido @tirido

    Sata 2 darboğazı olduğundan performans değil de fiyat öncelikli SSD'ler tercih edilmeli demek ki. Teşekkürler inceleme için.

  • KontDRACULA @kontdracula

    Teşekkürler güzel ve açıklayıcı bir yazı olmuş. PS4'üm olmamasına rağmen okudum.

  • ozgurcaliskaner @ozgurcaliskaner

    Konuyu hortlatıyorum 🙂
    Geçen 1 yıl içerisinde 480 GB'lık Sandisk SSD doldu taştı, yer kalmadı. SSD'yi, 1 TB kapasiteli Seagate SSHD (1 TB 5400 Rpm + 8 GB SSD) ile değiştirdim.

    Açılış hızında bir fark hissetmedim.
    GTA V'in yüklemesi 4 sn daha uzun sürdü.
    Driveclub'da pist yüklenirken, yükleniyor logosu 2 sn daha uzun süre duruyor.
    Diablo 3 ve Fifa 14'de fark hissetmedim.

    Silmiş olduğum Killzone ve Infamous'ı tekrar yükleyince yukarıdaki sayılara göre tekrar karşılaştırma yapacağım.

    Bu arada PS 4 'e 2.5 sürümü ile gelen sistem yedeğini alma ve geri yükleme özelliği disk değiştirme gibi işleri çok kolaylaştırmış.

  • Aykut Elmas @aykutelmas

    üst sınır var mı? mesela 8 gb hdd taksak olur mu?

RAID-5 Disk Dizisi

Merhaba,
Çoğumuz RAID-1 ve RAID-0 ‘a aşina; fakat ev ortamında pek kullanılmadığı için RAID-5 pek fazla bilinmiyor. Bugün yaşadığım bir olay ile RAID-5 disk dizisine basitçe değinmek istedim.
Sabah ofise geldiğimde uygulama sunucumuzun normalden yavaş çalıştığını fark ettim. Sistem odasına girince gördüm ki sunucu üzerindeki disklerden bir tanesi arızalanmış. Disk üzerinde bulunan durum LED’i kırmızı yanıyordu (Resim-1). RAID yapısı olmayan bir PC kullanıyor olsaydım büyük ihtimalle sistem kilitlenmiş olurdu. Verilerimi de büyük ihtimalle kaybeder veya geri getirmek için çok fazla zaman harcamam gerekirdi. Biliyorsunuz şirketler için zaman kaybı, para kaybı anlamına geliyor.

Neyse ki sunucuyu kurarken disk dizisini RAID-5 olarak ayarlamıştım. Bu sayede arızalı diski çıkarıp yerine yenisini takmam yeterli oldu (Resim-2). Hatta disk değişim işlemini sunucu açık ve uygulamalar çalışırken yaptım (Resim-3). Böylece kullanıcılar hiçbir şeyden habersiz rutin çalışmalarına devam ettiler.

RAID-5 kullandığınızda toplam disk kapasitenizin, bir disk kadar olan alanını kullanamıyorsunuz. Buna karşılık sistem tek diski çıkarsanız bile sorunsuz çalışmaya devam ediyor. Yeri gelmişken, RAID-6 kullanılması durumunda aynı anda iki disk arızası oluşsa bile sistem çalışmaya devam edebiliyor.

Yeni diski takar takmaz sistem hemen kendine gelmiyor (Resim-4). RAID kontrolörü ilk önce yeni takılan diski diğer diskler ile senkronize ediyor. Bu işlemin tamamlanmasının ardından sunucu normale dönüyor.

RAID-5 kullanabilmek için ana kartınızda RAID kontrolcüsü olması; yoksa ayrı bir kontrolör almanız gerek. Bunun yanında RAID-5 dizisi kurmak için 3 adet (aynı model ve aynı kapasite olması tercih edilir) diske ihtiyacınız var. Performansı RAID-0 kadar hızlı olmasa da ona yakın değerlere ulaşabiliyor. Bunun yanında verilerinizi de olası disk arızalarına karşı koruyor.
Merak edenler için; fotoğraflardaki sunucu HP ProLiant DL380 G5, disk ise HP 146GB 10000Rpm 2,5” SAS disk. Bozulan disk 2009 yılının mart ayında çalışmaya başladı ve bu sabaha kadar hiç durmadı. Diski Ankara’da 250$+KDV fiyatla alabiliyorsunuz.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

LifeSize Passport

Merhaba arkadaşlar,
Bu sefer kurumlara yönelik profesyonel bir video konferans sistemi hakkında deneyimlerimi paylaşmak istedim. Ürünün adı Lifesize Passport. Bu sistemi 1.5 yıldır kullanıyorum, biraz eski sayılabilecek bir model. Buna karşılık haftaya yeni modellerden Lifesize Icon 600 elime ulaşacak. Onu da biraz kullanıp, bir karşılaştırmasını hazırlamayı düşünüyorum.

Lifesize markasını, çoğumuzun iyi bildiği Logitech’in video konferans cihazlarını üreten marka olarak tanımlayabiliriz. Paket içeriğinden uzaktan kumanda, güç adaptörü, cihaz, HD kamera, mikropod (basık, çok hassas bir mikrofon) ve 5 metre uzunlukta Firewire kablo çıkıyor.

Kurulumu yaparken dikkat etmeniz gereken nokta, güç kablosunu en son takmanız olmalı. Cihazın açma kapama düğmesi olmadığı için prize taktığınız anda açılıp 7/24 çalışmaya başlıyor. Cihazın açılıp kullanılır hale gelmesi yaklaşık 5 dakikayı buluyor.

Cihazın dışı mat siyah renkli. Arka yüzünde reset butonu, 19 V güç girişi, 100Mbps Ethernet bağlantı portu, USB 2.0 portu, havalandırma fanı, HDMI çıkışı, Firewire kamera portu (Kamera dışında başka bir cihaz takamıyorsunuz.), ses çıkışı ve mikrofon girişi mevcut. Dijital ses çıkışı veya girişi bulunmuyor. USB portu ise sadece komut satırına ulaşmak için kullanılıyor; harici disk vb takılamıyor. HDMI çıkışı ile TV, projeksiyon cihazı vb. görüntü verebiliyorsunuz. Çok ısınmamasına rağmen sessiz çalışan küçük bir fanı var. Kitapçığında normal şartlar altında 75.4 watt, maksimum ise 91.5 watt güç çektiği yazıyor. Bu arada maalesef kutudan çıkan dokümantasyonda Türkçe yok.

Kamera uzaktan kumanda ile x-y ekseninde hareket ettirilebiliyor. 10X optik yakınlaştırma özelliği var. Alt modelin yakınlaştırma gücü ise 3X ile sınırlı. Hareket yeteneği 245 derece yatay, 102 derece dikey şeklinde belirtilmiş kitapçığında. Sesin geldiği yöne doğru otomatik yönlenme özelliği ise mevcut değil. Buna karşılık kumanda da bulunan 0-9 arası tuşlara 10 adet kamera pozisyonu kaydedilebiliyor. Bu sayede kamera tek tuşla ve hızlı şekilde daha önce kaydedilmiş pozisyonlara çevrilebiliyor. Kamera cihaza 5 metrelik bir Firewire kablo ile bağlanıyor. Düşük ışıklarda görüntü fena değil, yalnız arkadan ışık geldiğinde ortam yeterince aydınlık değil ise kişiler tanınmaz oluyor. Bu durumda kişilere zoom yaparak biraz daha iyi sonuç alabiliyorsunuz.
Kamera 720p çözünürlükte ve 30 fps kayıt yapabiliyor. Görüntü 16/9 formatında. Ek olarak kitapçığında yazan bazı teknik detaylar ise; Diyafram Açıklığı: F/2.8—F/4.2, Sensör: CMOS, Efektif Piksel Sayısı: 2,073,600, Odaklama mesafesi: 30 cm.

Cihaz, Lifesize’ın micropod dediği basık, çok hassas bir mikrofona sahip. 3-4 metre çapında konuşulanları rahatlıkla alabiliyor. Üzerindeki buton ile mikrofonu sessiz moda alabiliyorsunuz. Ayrıca yankı engelleme ve otomatik ses ayarı özelliği var. Geniş alanlarda çok işe yarayan 7.5 metrelik bir kablo ile geliyor.

Kullanıma gelirsek; öncelikle cihazın Türkçe desteği yok. Çok detaylı hazırlanmış kalite ve akış ayarlamaları bulunuyor. Kullanılacak bant genişliği, ses/video kalitesi, tercih edilecek codec gibi ayarları ince ince oynayabiliyorsunuz. Cihaz 128 Kbps ile 2 Mbps arası video aktarımı yapabiliyor. Bunlarla uğraşmak istemezseniz varsayılan olarak tüm ayarlar otomatik olarak geliyor. Bu durumda internet bağlantınızın kapasitesine göre video ve ses kalitesi anlık değişiyor. H.264, H.263, H.261 ve H.239/BFCP video standartlarını destekliyor. Bağlantı kurmak için kumandasından bağlanacağınız diğer Lifesize cihazının IP adresini yazıyorsunuz. Arama butonuna basınca bağlantı sağlanıyor. Yazdığınız IP adresi Geçmiş Bağlantılar listesine kaydediliyor. Böylece her seferinde IP adresi yazmanıza gerek kalmıyor. Ayrıca bir adres defteri de mevcut. Bu arada cihazın Skype desteği de mevcut fakat hiç kullanmadım.

Birebir görüşmelerde 1 Mbps’lik bir internet bağlantısı yeterli oluyor; tam performansı 2 Mbps’lık bağlantı ile alabiliyorsunuz. Bu konuda firmanın önerisi konferansa katılan cihaz başına 1,5 Mbps’lık bir bağlantı olması yönüne.
Çoklu konferanslar için bir açıklama yapmam gerekiyor. Çoklu görüşme yapacaksanız taraflardan bir tanesinin Multipoint (MCU) özellikli olması gerekiyor. Bu cihazda bu özellik bulunmuyor. Daha basit şöyle anlatayım. Bu cihaz çoklu video konferans odası açamıyor, açılmış olan odalara girebiliyor. Çoklu konferans yapacaksanız ve katılımcı başına 1,5 Mbps’lik kullanılmayan internet hattınız varsa görüntü ve ses HD film seyrediyormuşsunuz gibi oluyor. Ben 10 şubenin katıldığı toplantılarda, cihaza ayrılmış 15 Mbit Metro Ethernet bağlantısı ile en üst performansı yakaladım. 10 şubenin 2 Mbit ile görüştüğü toplantılara da katılma şansım oldu. Karşıdaki kişileri ancak seslerinden ve hareketlerinden tanıyabiliyorsunuz. Yeri gelmişken önemli bir nokta; cihazın kullandığı ağın başka cihazlar ile paylaşılması görüntü performansını etkiliyor. Stabil hızda bir bağlantınız yoksa görüntü kalitesi sürekli değişiyor. Bir süre sonra da gözlere rahatsızlık veriyor. Bu yüzden imkânınız varsa video konferans için ayrı bir hat kullanılmasını öneriyorum.

Kutudan çıkmayan, Lifesize sitesinden ücretsiz indirilebilen Virtual Link adlı bir uygulaması var. Bu uygulamayı kurduğunuz PC’nin ekran görüntüsünü sunabiliyorsunuz. PC ile Lifesize cihazının aynı ağ üzerinde olması zorunlu. Bu arada Virtual Link programı Adobe Air istiyor aklınızda olsun. Yazılım ile yaptığınız sunumlar karşıya 4-5 saniye gecikmeli gidiyor. Görüntü kaliteside vasat diyebilirim. Yeni modellerde yazılıma ihtiyaç yok, DVI girişi mevcut.

Cihazın şu anki fiyatı 5,150$ + Kdv. Hem fiyat, hem kullanım açısından ev kullanıcıları için uygun bir ürün değil. Bu cihazı kullanmadan önce şubelerde çalışan yöneticiler rutin olarak İstanbul’a toplantıya giderdi. Video konferans sistemini kurduktan sonra hem zamandan, hem yol parasından tasarruf etmeye başladık. Üstelik toplantılara çok daha fazla kişi katılmaya başladı. Yani bir süre sonra verdiğiniz parayı çıkartıyor.

LifeSize Passport sıklıkla kullandığımız ve sorunsuz bir cihaz olsa da size yeni çıkan LifeSize Icon modellerini tavsiye ederim. Passport modelini piyasada bulmak güçleşti. Onun yerini Icon serisi almak üzere. Farklı lokasyonlarda şubeleri olan kurumlara yönelik, piyasada birçok alternatif mevcut. Bende 1.5 yıldır sorunsuz kullandığım LifeSize Passport deneyimlerimi aktardım. Sorularınız olursa elimden geldiğince yanıtlamaya çalışacağım.

Herkese iyi günler diliyorum.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

HP 2920-24G Switch

Bahsedeceğim cihaz daha çok kurumsal amaçlara yönelik olan Layer 3 özelliklere sahip HP 2920 switch. Elbette normal bir ev kullanıcısı da bu cihaz ile evine sağlam bir ağ altyapısı kurmak isteyebilir; fakat çıkardığı ses ve fiyatı göz önünde bulundurmak gerek. Piyasada 24 ve 48 portlu 2 modeli var. Bu modellerde kendi içerisinde PoE desteği olan ve olmayan diye ayrılıyor. Size anlatacağım cihaz 24 portlu, Poe desteği olmayan J9726A modeli.

Donanım özelliklerine giriş yapalım. Cihaz içinde 626 MHz hızında ARM1176 işlemci mevcut. Yanında 512 MB SDRAM bellek var. Switch’in tüm portları 10/100/1000Mbps destekli. Ön paneldeki küçük butonu kullanarak hangi portların, hangi hızda çalıştığını görebiliyorsunuz. Ayrıca 4 adet 10 Gbit SFP+ portu mevcut (Fiber için gerekli modüller buraya takılıyor). MAC tablosunda 16000 kayıt tutabiliyor ve toplam çıkış kapasitesi 128 Gb/sn. Güç kaynağı kolayca değiştirilebilir, fakat yedek güç kaynağı bulunmuyor. Güç kaynağı da dahil toplam 4 adet küçük fanı olduğundan dolayı çıkardığı ses oda içerisinde rahatsız edici. İçinden çıkan belgelerde 57 dB gürültüsü ve en fazla 58 Watt güç çektiği yazıyor.

Cihazın kutusundan 1 adet switch, 1 adet güç kablosu, 1 adet konsol erişim kablosu, 1 takım kabin montajı için gerekli aparat ve işe yaramaz 1-2 sayfa kâğıt çıkıyor. Cihaz varsayılan olarak 127.0.0.1 IP adresi ile geliyor. Ayarları yapmak için birlikte gelen konsol kablosunun bir ucunu bilgisayarınızın seri portuna, diğer ucunu ise cihazın Console portuna takıp Putty gibi bir yazılım ile yönetim arabirimine bağlanmanız gerekiyor.

Bağlandıktan sonra terminal ekranında setup yazıp enter’a basıyoruz. Karşımıza switch’in temel ayarlarını yapabileceğimiz bir ekran geliyor. Buradan IP yapılandırmasını yapıp kaydediyoruz. Artık atadığımız IP adresini kullanarak web tarayıcı üzerinden diğer ayarlamalarımızı daha kolay yapabiliriz. Şunu belirteyim; tüm ayarları web arabiriminden yapamıyorsunuz. Örneğin saat ve tarih ayarını Konsol bağlantısı üzerinden yapmanız gerek. Yine de ayarların çok büyük bir kısmı web arabiriminden yapılabilmekte. Varsayılan olarak yönetici kullanıcı adı manager, şifre ise boş olarak geliyor.

Biraz da cihazın diğer özelliklerine göz atalım. Çift portlu 40 Gbit stacking modül takılabiliyor. Bu sayede birden fazla switch'i (max. 4 adet) birbirine bağlayıp tek switch gibi kullanabiliyorsunuz. Ön tarafta bulunan her bir porta hız limiti koymak mümkün. Qos altından 8 seviyeli trafik önceliği belirlenebiliyor. OpenFlow 1.3 desteği var (Kısaca farklı network cihazlarının birbirleri arasında haberleşmesini sağlayan bir teknoloji. Detaylı bilgi: https://www.opennetworking.org/). Olmazsa olmaz VLan, Jumbo frame ve Spanning Tree desteği mevcut. Statik IP yönlendirme yapmakta mümkün. Son olarak ertesi gün teslim olarak ömür boyu garantisi var. Cihaz arızalandığı zaman HP müşteri hizmetlerini arıyorsunuz, size başka bir switch gönderiyorlar. Arızalı cihazı ise gelen kuryeye veriyorsunuz.

Uzun bir süre HP’nin 2620 model switchlerini kullandım. Web ara yüzünü bu cihaz ile kıyaslarsam oldukça başarılı diyebilirim. Gri renkten kurtulmuş, daha renkli ve düzenli bir ara yüz gelmiş. Java ihtiyacı ortadan kalmış.

WD My Book Live 2 TB ve WD My Book Live Duo 6 TB ile yaptığım basit transfer hızı testini paylaşayım. İlk önce tek diskli My Book Live içindeki 8 GB’lık bir dosyayı Windows 8.1 işletim sistemli bilgisayarıma kopyaladım; en yüksek 74,9 MB/sn değerini gördüm. İkinci olarak RAID 0 yapısında çift diske sahip olan My Book Live Duo ‘da aynı dosyayı 77,4 MB/sn ile bilgisayarıma kopyaladım.

Son olarak cihazı Ankara’da 1.400$ + KDV fiyatla aldım. Yerel ağınızda kesintisiz çalışmak istiyorsanız güzel bir ürün olduğunu düşünüyorum. Çok uzun zamandır HP ağ ürünleri ile çalışıyorum, beni hiçbir zaman yarı yolda bırakmadılar.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 10
  • Zibrokan @zibrokan

    Ben de HP JE006A V1910-24G almayı düşünüyorum ev için. Evdeki bilgisayarımda dual gigabit LAN bağlantım var. Ayrıca Synology NAS cihazım var yine dual gigabit LAN bağlantılı. Bu switch hakkında sizin de düşüncenizi alabilir miyim? Evdeki tüm cihazları CAT6 kabloyla yönetilebilir switche bağlamak istiyorum. http://www8.hp.com/emea_africa/en/products/networking-switches/product-detail.html?oid=4177643#!tab=features

    • Hasan Alp İNAN @hainan

      Cat6 ile 1Gbit/sn bağlantı sağlarsınız. Yönetilebilir alma sebebiniz nedir? VLan, ACL, QoS veya L3 routing özelliklerine mi ihtiyacınız var? Eğer bunlara ihtiyacınız yoksa boşa para verirsiniz. Eğer ısrarla kaliteli, HP switch almak istiyorum diyorsanız; HP 1410-16G Switch (J9560A) modelini almanızı öneririm. 23.8Mpps (Million packets per second) throughput ile evde ihtiyaç duyacağınız trafiği fazlasıyla karşılayacak bir cihazdır. Yönetilebilir bir cihaz değil. O nedenle fiyatı çok daha uygundur diye tahmin ediyorum.

    • ozgurcaliskaner @ozgurcaliskaner

      Ev kullanımı için SFP portları gereksiz olacaktır. Bunun yanında fanlı modellerin sesi ev ortamında rahatsızlık yaratabilir. Küçük bir kabin içine monte etmeyi düşünebilirsiniz.

  • Zibrokan @zibrokan

    Bana yönetilebilir switchlerde performans daha iyi diye söylendi. Birde bahsettiğim gibi dual lan kullanmak istiyorum. Yani 1 Gbit değil 2 Gbit kullanmak istiyorum hem pc bağlantımda hem de NAS cihazında. Bunu her switch kaldırmaz dendi. Bahsettiğiniz switch 16 portmuş ki bana yetmiyor. 24 port ancak yetiyor. 24 portlusu da satılıyormuş. http://www.istanbulbilisim.com.tr/ntwswi24hpj9561a-hp-switch-en-ucuz-fiyatlari%2C62724.html?ref=akakce&v=1.87 Bu linkteki sanırım benim ihtiyacımı görür.

  • Zibrokan @zibrokan

    NAS cihazımla switch için hem NAS tarafında hem de switch tarafında iki portun Trunk çalışması için yönetilebilir switch gerekmiyor mu? Yoksa bir önceki mesajımda belirttiğim switch ile trunk çalıştırıp 2 Gbit olarak kullanabilir miyim*

    • M.AKYUZ @akyuznet

      trunk terimi aslında yanlıs. HP nin getirmis oldugu terim. "trunk" kelimesinin cisco karsiligi "tagged" port anlamına gelmekte. network elemanları karıstırabilir. iki porttu tek port gibi calistima ya "link aggregation" ve "NIC teaming" denilmekte. link aggregation icin IEEE standardi olan "LACP" protokolu kullanılmaktadır.

      sorunuza cevap verecek olursak, yönetilemeyen swtichlerde link aggregation yapma imkanı yoktur.

      diger yanlis bililnen gercegi duzelteyim. link aggregation yaparak data transfer hızını iki kata cikarmak mumkun degildir. bir PC den NAS a olan baglanti hizi bir portun hizinni kesinlikle gecmez. link aggregation calisması icin birden fazla PC den NAS a kopyalama olması olması gerekli.

      son not: "nic teaming" genel bir terim. eger LACP (802.3ad) kullanılıyor ise kapasite artisi olur, yok ise yedekli port gibi kullanılır.

  • M.AKYUZ @akyuznet

    Güzel bir inceleme olmuş. #HP #cisco nun tahtini sallamaya başladı. 2013 de finans kurumlarına ve büyük şirketlerin datacenter larına girmeyi başardı. Bunun arkasında #3COM u satin alıp, üzerinde geliştimeler yapması yer alıyor. #HP next genereation networking konsepti olan SDN software defined networks) de llider durumda.