Hibrid otomobil nedir nasıl çalışır avantajları nedir?
Hibrid otomobiller hayatımıza alınabilir düzeyde girdiler ama kullanıcıların kafasında birçok soru işareti var. Bu bölümde hibrid otomobilleri masaya yatırıp, merak edilen noktaları aydınlatıyoruz.
Sertac Aygun
Can Bey'e kişisel olarak sormak isterim;
Melez olsun olmasın, Ford marka otomobiller hakkında ne düşünüyor ? Özellikle Avrupa için. Araçların kişilikleri, alım ve alım sonrası masrafları, diğer markalara göre olumlu ve olumsuz yanları... (Ford hastalığı vardır bende 2-3 seneden beri, otomobilleri Ford ile sevdim nedendir bilmiyorum)
Video ile ilgili olarak, Chevy Volt en mantıklısı gibi geliyor hibrit araçlarda. Bu arada, benzin yerine turbo dizel daha mantıklı olmaz mı ? Çok mu karışık, çok mu yer kaplayan bir durum turbo dizel ?
Bir Ford hastalığı aldı başını bende gitti. Ellerinize saglık bu arada.
Can Akbulut
Kuzu kurdun, yollar Ford'un... 😛
Şaka bir yana 80'lerin başından 90'ların sonuna kadar üretilen modelleri ile hem Avrupa, hem de Amerika ayağında binek modellerde başarısız olan bir markaydı Ford Motor Company. Bu durumu değiştirmek adına ilk kıvılcımı mk1 Mondeo'nun güvenilir bir araba olabilmesi ile çaktılar, sonra new edge tasarım felsefesi ile Ka modelinin satış başarısı geldi.
1998 yılında tanıtılan Focus ise markanın tarihindeki sayılı köşe taşlarından biri oldu. Hem F1'den devşirilen zetec motor teknolojisi, hem de çok kollu bağımsız arka süspansiyonu pahalı bir direksiyon kutusuyla kombine ederek o klasmanda daha önce görülmemiş bir sürüş keyfi sunabildiler... Bugün yollarda gördüğümüz bütün önden çekişli Ford'lar mk1 Focus parçalarını kullanıyor.
Amerika pazarında ise lokomotif model F serisi kamyonetler olduğundan mütevellid, binek modeller 2. planda kalmaya devam etti. Aynı isimle satılan modellerin bile Avrupa'dan bir iki gömlek kalitesiz oluşunun sebebi budur. Kar amaçlı üretim. Zaten yollar dümdüz, kurallar çok katı; niye pahalı süspansiyon parçalarına yatırım yapılsın ki?
Bugün ise batmanın eşiğinden dönebilmek için "one Ford" düsturu üzerine hareket edilmeye başlandı. Yani artık üretilecek bütün Ford modelleri pazara özgü olmak yerine küçük donanım farklarıyla bütün dünya pazarlarında satılacak şekilde üretiliyor.
Artık Avrupa'da da "adam gibi" ticari ve arazi araçları sıralarken Ford modelleri sayabileceğiz. Veya yeni dünyalılar "adam gibi" yol konforu ve stabil viraj alabilen arabalarla tanışacaklar. 😉
Tabi bazı noktalarda yeni modellerin safkan Avrupalı seleflerinden daha düşük kalite sunmasına da göz yummak söz konusu olabilir bu işin tabiatı gereği 🙂
Atmosferik motorlar kağıt üzerinde aşırı beslemeli alternatiflerinden daha başarısız gibi gözükseler de gerçek hayatta bambaşka parametreler devreye giriyor...
Hareketli parça sayısı ve bu parçaların yüksek hararet seviyesi nedeniyle Tourboşarj sistemleri atmosferiklerden daha kısa sürede yağ değişimi ne ihtiyaç duyar. Dizeller özellikle turbo desteğiyle ani ve yüksek tork ürettiklerinden dolayı aktarma sistemine benzinli eşdereinden çok fazla yük bindirip daha erken yıpratır...
Dizel motorların blokları yüksek sıkıştırma oranına dayanmak zorunda olduğundan dolayı mecburen ağır alaşımlardan çeperli olarak üretilirler. Bu da 100 kiloya varabilen safra ağırlık demektir benzinli hacimdaşına göre.
Bunlar ve diğer bazı sebepler göz önünde bulundurularak tercih yapıldığında "verimli" gözüken alternatifin gerçek dünyada hiç de kağıtta durduğu gibi durmadığını gözlemleyebiliriz 😀
Chevrolet Volt tipi "range extender" tabir edilen termik jeneratörlü hibritler, pil teknolojisi gelişip de günümüzdeki lityum polimer bataryaların 10 katı kapasite verebilen florid piller piyasaya çıkana kadar en mantıklı çözüm olarak gözüküyor.
Zaten yeni seri şehir hatları ve arabalı vapurlar da bu teknolojiyi kullanıyor hal-i hazırda. Vapurun bacasından duman çıktığını görmelerine rağmen dev kütlenin hiç sarsıntısız harekete geçişine akıl sır erdiremeyenlere gelsin bu göz kırpması 😉
Şaban Gül
Can bey de tamda Ford çu tipi vardı zaten başından beri anlamıştım.Fordçu fordçuyu hemen tanır.
Can Akbulut
Yükselenim de Tifosi ona göre 😀
Şaban Gül
Bence Özkan Bey ile Can Bey çok uyumlu olmuşlar.Sanki Murat Bey leyken heyecanlanıyordu cümleleri daha kesik kısaydı bu sefer tam tatmin edici olmuş animasyonlu anlatımda çok iyi olmuş.
Alışıyor kameraya 🙂 Yoksa Can'ın benim karşımda heyecanlanması teknik olarak mümkün değil 🙂
Can Akbulut
😀
Sertac Aygun
Can bey, destanınıza kurban :)))
O zaman "life extender" melez araçları, dizel lokomotiflere benzetebilir miyiz ? Gerçi onlarda pil yok, dizel motor bir alternatöre bağlıdır, alternatör de direk motorlara.
Can Akbulut
Aynen. Motoru kapatarak "sıfır emisyon" modu sunabilmek için otomobillerdeki motor sürekli merkez aküyü şarj ediyor, voltaj belli değerin altına düştüğü anda (performans isteği, yüke binip aşırı amper çekimi gibi) ateş alıp şarja başlıyor. Voltaj seviyesi ve gaz konumu dikkate alınarak termik motor durdurulup hiç yakıt harcanmadan bir müddet devam edebiliyor. Uzatmadım bu sefer 🙂
birkan
cok guzel harika
Hibrid teknolojisi güzel de, bana sanki biraz teknolojik gözdağı, biraz da ABD'de yürürlüğe girecek CAFE standartlarına uyma çabası gibi geliyor bu arabalar. Hala pillerde, elektrik motorlarında ve jeneratörlerde istenilen verim yakalanabilmiş değil. Zaman içinde olacak belki, ama o zamanda zaten hibrid araba manasız kalacak. Batarya teknolojisi geliştiğinde saf kan elektrikli arabalar daha cazip olacak. Şu anda yeni nesil dizel otomobiller aynı büyüklükteki hibrid otomobillere göre daha verimliler. Hibrid otomobillerin normalden daha ağır olması verimli çalışmalarını engelliyor. Aynı hafif gövde yapısına sahip dizeller daha az yakıyorlar. Bunu ben demedim, Volkswagen R bölümü yöneticileri söyledi. 🙂
Bence asıl üzerinde durulması gereken şey enerjinin geri kazanılması, yani rejeneratif frenleme. Bu teknoloji artık sadece elektrik destekli otomobillere özgü değil. Volvo ve ABD'li üreticilerden biri (hangisi olduğunu hatırlayamadım) normal arabalarda da büyük volanlar ve yaylar kullanarak fren esnasında ortaya çıkan gücü depolamak üzerine çalışıyorlar. Bu güç daha sonra kalkışta tekerleklere iletilerek hızlanma sırasında motora binen yük azaltılacak, kalkış performansı artacak ve yakıt tüketimi düşecek. Tabi bu o kadar basit birşey değil, bunları seri üretim arabalarda görmek için biraz daha beklememiz lazım. Mazda da i-ELOOP diye bir sistem duyurdu geçtiğimiz günlerde. Bu sistem de frenleme sırasında ortaya çıkan enerjiyi kapasitörlerde depolayarak daha sonra arabanın elektrikle çalışan aksamlarına aktarma prensibine dayanıyor. Kışın çok fark yaratmasa da yazın, klimanın yoğun kullanıldığı durumlarda işe yarayabilir.
http://goo.gl/fb/CUs3g
Otomobillerle ilgili programlar çok faydalı oluyor, geçen hafta yayınlanmayınca baya canım sıkılmıştı. Elinize sağlık. 🙂
Can Akbulut
Yukarıda benzin - turbodizel karşılaştırmasını yaparken hibrit için jenaratör ünite kapsamında ele almıştım mevzuyu 🙂 Şimdi sizin yazıyı da okuyunca çok net ifade etmemiş olduğumu fark ettim.
Fren enerjisini mantıklı yollarla geri kazanmak trafik şartlarında pek mümkün gözükmüyor güncel teknolojiyle. KERS gibi bir sistemi Porsche denedi geçen sene ve test gününde sistem aşırı ısınıp bozulmanın eşiğinden dönmüş... Sebebi gazetecilerin yeterince "sert" fren yapamaması. Trafikte sürekli 2 - 2,5G ile fren yapmaya çalışan bir arabanın arkasında gitmek pek keyifli olmazdı herhalde 🙂
Fren enerjisinden en güzel istifade edecek araçlar şehir içi otobüsler. Özellikle de metrobüsler. Çünkü frenleme esnasında normal araba boyutuyla çalışanların hayal bile edemeyeceği kadar güç açığa çıkıyor. Sabit süratte ve kalkışta da desteği en güzel kullanacak taşıt metrobüs trafikten bağımsız olduğu için.
Tıpkı hibrid sistemler gibi KERS sistemi de henüz tam olarak olgunlaşmadı. Zaman içinde o da oturur. Bugün her arabada bulunan sistemler (elektrik destekli direksiyon, hidrolik fren, otomatik şanzıman, vs.) ilk çıktıklarında problemliydi, ama şimdi güvenle kullanıyoruz.
Eaukkesh
Evrende hiç bir sistem %100 enerji dönüşümü yapamaz = dönüşüm yapmak için mutlaka bir miktar enerji kaybetmek "zorundasınız". Örneklendirmek gerekirse:
Nükleer, kömür veya doğalgaz santrallerinin dev bacalarını biliriz. Buradan çok sıcak gazlar çıkar. Peki neden bu sıcak havayıda elektrik için değerlendirmek yerine atmosfere salıyoruz?
HES lerde kapakları açıp suyun potansiyel enerjisini kinetiğe çeviriyoruz. Ama kapaklardan boşa akan su hala çok hızlı ve enerji değeri yüksek. Ne varki bu su tekrar kullanılmaz.
Bacadan cikan gazın haricinde atomu parçaladığımız anda bile %4 enerji kaybı var (antinötronlar).
Özet olarak söylemek istediğim harhangi bir enerji formunu başka bir forma dönüştürmek istendiğinde mutlaka kayıp yaşanır.
Saf benzinli araçlarda --> Benzini oluşturan molekülleri yakıp (oksijenle tepkimeye sokup) ısı elde ederiz. Isınan gazın basıncı artar buda silindirleri hareket ettirir.
Hybridlerde ise bu dönüşümlere ek olarak jeneratör çevilirip değişen manyetik alandan elektrik üretiriz, bunu bataryalarda depolayıp tekrar elektrikli motorları çevirmek için kullanırız. Yani çok daha fazla dönüşüm yapıyoruz = daha fazla enerji kaybı.
Peki neden daha ekonomikler? Çünkü benzinli araçlarda boşa giden frenleme, trafikte bekleme ve sık sık dur-kalk gibi durumlarda hybridler daha az enerji "israf" eder.
Sonuç olarak söylemek istediğim hybridler enerjiden kar etmez, ekonomik olmalarının sebebi zararı kısmaları.
Bugün hala yakıt tüketim değerlerinin "kokluyor" diyebileceğimiz seviyelere inmemesinin nedeni de budur.
Diğer bir konuda çevrecilik meselesi. Saf elektrikle çalışan bir araba alıp Türkiyede kullanırsanız çevreye daha çok zarar verirsiniz çünkü ülkemizde enerjinin çok büyük bir kısmı fosil yakıtlardan elde ediliyor. Yani sizin aracınızda yakmadığınız fosil yakıt kilometrelerce uzaklıktaki bir santralde sizin yerinize yakılıyor, elektrik dağıtım ve sarj sırasında kaybolan enerjiyide hesaplarsak hiç bir esprisi kalmıyor.
Neyse yine çok uzattım 🙂 Bir fizikçi olarak bir kehanetle bitireyim yazımı: önümüzdeki 50 yılda da çok birşey değişmeyecek. Artı eksi birkaç litreden öteye gitmez.
Eaukkesh
Kehanetimi açıklama gereği hissettim 🙂
1300kg lık bir aracın A noktasından B noktasına gitmek için ihtiyaç duyduğu enerji bellidir. (ivmelenme,hava şartları ve boşa giden enerjiler gibi parametrelerin hepsi hesaplanabilr).
Sizin deponuzdaki kurşunsuz benzinin birim hacmindeki potansiyel enerjide bellidir. (kaç oktan olduğu veya nerden aldığınızda sorun değil, kalorimetre kabıyla hesaplanabilir.)
Benzindeki potansiyel enerji = Yol almak için gereken enerji+boşa giden enerji.
Bu denkleme bakılınca yukarıdaki mesajimin özeti ortaya cikar. Denklemde değiştirebileceğiniz tek parametre boşa giden enerjidir. Hybridler daha az enerjiyi boşa harcar. Gerisi sabit.
Can Akbulut
Şöyle bir husus var gözden kaçan ki:
Gaz tepkisi çok yavaş olduğu ve yük altında aşırı yakıt harcadığı için kara taşıtlarında pek tercih edilmeyen gaz türbinleri jenaratör olarak kullanılınca çok ekonomik bir alternatif olabiliyor. MTT Y2K ve Jaguar c-x75 modellerini incelerseniz aradaki farkı göreceksiniz. Sanırım siz fizik jargonunda yer alan verimliliğin ekonomik verim manasında kullanılmasını yadırgadınız... Haklısınız da 🙂 Bunu da böyle düzeltmiş olalım.
Öte yandan güç iletim sistemlerinin iç sürtünmeleri ve dönme momentumlarından kaynaklanan sürüş dinamiğini etkileyen olumsuzluklarının hepsini bertaraf ediyor termik jeneratörlü hibritler. Bu da ayrı bir güzellik.
Bende mesajımı buraya yazmayı uygun gördüm çünkü Eaukkesh'in değindiği hususlar dikkatimi çekti.
Bence enerjiyi başka bir forma dönüştürüp kaybı en aza düşüren ve düşürecek olan bir ülkeden, Fransa'dan örnek verebiliriz. Fransa enerjisinin yaklaşık %80'inini nükleer enerjiden elde ediyor. Nükleer'in yatırım ve işletme maliyetleri fosil yakıt kullanan enerji üretim şekilleriyle karşılaştırıldığında ne kadar fazladır bilemem ama tam kapasiteyle çalıştırmadıkları santrallerinden bile üretim fazlasını komşu ülkelere ihraç ediyorlar ki bu da yatırım ve işletim maliyetlerini azaltıp fosille rekabet edebilir hale getiriyordur. Ayrıca Fransızlar Avrupa'nın en ucuz elektriğini kullanmaktalar, belirtmiş olalım.
Yani Fransa örneğinden yola çıkarsak, Renault-Nissan ve PSA gruplarının hybrid ve elektrikli araçlara verdiği devlet destekli önemi anlayabiliyoruz. Renault'nun seri üretim aşamasına getirdiği Fluence Z.E. ve Kangoo Z.E. gerek pilleri, gerek menzilleri, gerek üretim maliyetleri, gerekse işletim maliyetlerini göze alırsak yollarda gerçekleşecek önemli devrimlerden biri gibi (bana göre öyle). Daha şimdiden bir kaç büyük şirket Fluence ve Kangoo'lardan oluşan büyük filo siparişlerini vermeye başlamışlar. Diğer yandan elektrik şarj istasyonları gün geçtikçe artıyor, Renault grubunun patentini elinde bulundurduğu 3 dakika da arabanın bataryasının dolu olanı ile değiştirildiği teknolojiyi barındıran istasyonların sayısı da artıyor.
Bence elektrikli araçların yaygınlaşması hususunda " sattırmazlar petrolü elinde bulunduran ülkeler, savaş çıkar" vb. klişeler çok yakın zamanda isabetsiz iddialar olarak hatırlanacaklar.
c00L
Teknoseyir'i seviyorum ve sıkı takipçisiyim. Şahsen, bu bölüm ile ilgilenmiyorum.
yine güzel bir bölüm olmuş tebrikler emeğinize sağlık
Hibrit araçlar tamamen ticari bir girişimdir. Bence hiç bir avantajı da yok. GM 90'larda ürettiği Ev1 isimli elektrikli araçları kiraladığı sahiplerinden zorla aldı ve arizona çölünde pressledi. Bu araçların hiç bir sorunu yoktu. Amaç para kazanmak doğayı insanları düşünen yok. Who Killed Electric Car? isimli belgeseli izlemenizi tavsiye ediyorum. Bu arada video'yu izleyemedim yorumum video'da anlatılanlardan bağımsızdır.
Can Akbulut
O olay tamamen dönemin stratejik istikrarsızlığından kaynaklanan bir hadisedir. Mercedes de aynı şekilde NECAR projesini erteledi... Bugün yeni bir petrol kaynağı bulunur ve akaryakıt yine ucuzlarsa alternatif yakıt projeleri yine rafa kalkacak, tükaka edilecek 😀
Çevre gerçekten önemseniyor olsa bugün hiç gündemde olmayan tedbirler alınırdı...
Motor elektrikli olup da onu besleyen jeneratörün dizel olma kombinasyonu bana mantıklı geliyor. Dizel motorun her zaman çalışmayacağını düşünürsek sessiz bir kullanım sunacaktır.
Hybrid araçlar gereksiz değil, elektrikli araçların menzili 500 km üstüne çıkana kadar.
Şahsen, 300 km'de bitecek bir menzili olan Fluence kullanmak istemiyorum, bu menzil normal kullanımda 200 km olacaktır, 150 km yol yaptıktan sonra "bitiyor" diye telaşlanmak? İstanbul'da Hadımköy-Kurtköy yapın, anlarsınız ne dediğimi 🙂
Bilmiyorum, menzil arttırılmadıkça tam elektrikli çok önemli değil. Menzil artsın, düşünürüz 🙂
Can Akbulut
Yabancı kaynaklarda bulamayacağınız,Türkiye'ye özgü bazı gerçeklerden bahsetme vakti geldi sanırım 😉
Sırf menzil değil, batarya yenileme maliyeti önemli bir soru işareti uzun vadeli kullanımda ortaya çıkacak olan. Renault tedbir olarak kiralanan batarya sistemine bel bağladı ama bunun da kullanışlılık eksiği oluşturduğu gerçeği söz konusu. (İç hacimden feragat ediliyor.)
Piller belli sayılarda şarj deşarj döngüsünü verimli olarak tamamlar. Bundan sonra kapasiteleri hızla düşer; rektifiye için 3000 TL ayıramayan kullanıcıdan 10 yaşındaki arabasına 20000 TL pil değişim ücreti talep etmek trajikomik olacaktır.
Termik jeneratör pil yenileme maliyetini minimize ettiği için avantajlı. Motor da basit tercih edilirse (gaz türbini mesela) uzun vadede hibritlere birçok kişi tarafından öngörülenden daha uzun bir kariyer sunabilir. En azından ülkemizdeki eski araba kullanmaya teşvik eden vergilendirme sistemi yürürlükte kaldıkça...
Kaya
Video için teşekkürler güzel bir konuyu ele almışsınız...
Can beye konuyla alakası olmayan bir sorum olacak çünki soracağım başka bu konularda bilgi sahibi olan kişi yok... Ben Fiat Doblo sahibiyim aracımın cinsi ruhsatta Kamyonet, kullanım amacı ise Hususi-Yük taşımacılığı olarak gözüküyor. Ben aracımı iş amaçlı kullanmıyorum normal otomobil gibi aile amaçlı kullanıyorum... Fakat benim K2 belgesi almam gerektiğini söylüyorlar sebebide ruhsatta "yük taşıma" ibaresinin bulunması ve araç cinsinin kamyonet olmasıymış... 2012 yılıyla birlikte trafik polisleri bu tip araç kullananlardan K2 belgesi isteyecekmiş... Bu konudaki bilgilerinizi bizimle paylaşırsanız sevinirim...
Can Akbulut
Öncelikle şunu belirteyim; vergilendirme mevzuatı ve sigorta incelikleri benim hobimin dışında kaldığı için bilmeye mecbur olduğum kadarını biliyorum bu hususlarda...
Ancak siz aracınızla ne yaparsanız yapın sonuçta ruhsatta yazan ibare bağlayıcı olacaktır... Sonuçta sizin aracınızın türdeşleri İstanbul'da birinci köprüden yüksüz, yolcularıyla geçerken yakalanırsa ne taşıdığına bakılmaksızın ceza uygulanıyor.
Binek ruhsatlı aracınızla istihap haddine kadar portakal yüklü geçseniz bile aynı köprüden, yine arabanızda taşıdığınıza değil, ruhsatta ne yazdığına bakılarak cezai işleme tabi tutulmuyorsunuz...
Hususi araç gibi kullanmanıza rağmen her sene muayeneye girdiğinize göre alacaksınız demek ki belgeyi de... Meblağın insafsız oluşu hafif ticari araçları binek kullanmanın kökünü kurutacağa benziyor.
Kaya
Can bey cevap için teşekkür ederim aydınlatıcı oldu... Aracı satıp otomobile dönmeyi düşünüyorum bakıcaz artık...
Fitzgerald
Hibrit arabalar bir ara çözüm bile olsa Avrupalı devletler bunu gerçeğe çevirmişler, onlar için bilim dergilerinde yer alan, çalışmaları gelecekte meyvelerini verecek bir konu değil (elbette ileride gelişecektir), şimdiden insanlar bu tür arabaları satın alıp kullanıyorlar. Bize ise çok uzak.
Orophin Ancalimë
OtoSeyir bölümleri, sevgili Can'ın hafif nükteli, güzel ve detaylı anlatımıyla ayrı bir izlenmeye değer oluyor. Her seferinde izledikten sonra kendimi, iş yerinde elimde kahve google'da araştırma yaparken buluyorum. 🙂
Örneğin bugün 1958 Ford Nucleon'la ilgili, bir Fallout hayranı olarak onlarca İngilizce makale okudum. 🙂
Kendisine TeknoSeyir ekibine yaptığı katkı adına teşekkür ediyorum.
Can Akbulut
Teveccühünüz, rica ederim. 😀
turbolog
Hybrid otomobil: VW Caddy. Hem binek hem ticari 😉 O değil de madem o kadar çevreciyiz neden CNG kullanmıyoruz yıllardır?
Can Akbulut
Doğa dostu yeşil Ikarus'ları ne çabuk unuttunuz 🙂
turbolog
IETT ye bak neler yapmış zamanında. Vallahi hiç görmedim o otobüsleri.
Can Akbulut
Özellikle Anadolu yakasında halen geziniyorlar... Tabi geçmişteki temiz günlerinin acısını mazot + motor yağı yakarak mavi duman ata ata çıkardıklarını da belirteyim.
Venator
Bence dünyanın genel manada bir enerji devrimine ihtiyacı var. Fizikçi arkadaşında dediği gibi sonuçta elektrik üretmek içinde başka enerji kaynaklarına ihtiyaç duyuyoruz. Fosil yakıtlarında hızla rezervleri tükendiğine göre, bu devrim bazıları istemesede gerçekleşecek. Ben geleceği nükleerde görüyorum .Hele bizim gibi enerjide dışa bağımlı ülkeler için olmazsa olmaz. Her ne kadar alternatif kaynaklar yaratılsa bile, dünyayanın sürekli artan enerji ihtiyacını karşılamaya asla yetmiyecektir. Gerekli güvenlik önlemlerininde geliştirilmesiyle nükleer geleceğin enerji kaynağı olacak.
Iron Man filmimdeki ARC jeneratörü icat edilmeden saf elektrikli araçlar hayal bence 🙂
Ve tabi ki pil teknolojisi. Sanırım dünyada en yavaş gelişen (hatta gelişmeyen) teknoloji bu. Sabırsızlıkla (sadece araba için değil telefon, tablet, notebooklar için de) bu teknolojinin gelişmesini bekliyorum.
asdkrl
İçten yanmalı motor ve hibrit araçlarda aracın içini kışın sıcak yazında serin tutmak problem olmasa da tamamen elektrikli araçlarda bu sorunlar nasıl aşılıyor yada aşılması planlanıyor acaba.
Can Akbulut
Günümüzde de birçok termik motorlu araçta elektrik sobası mevcut. Motor ısınana kadar çalışıyorlar.
Daha çok süre, daha çok anlatım, daha çok konu, daha daha daha... 4 saat anlatsanız dinlerim. Otoseyir bölümü uzasın bence.
İlgilenmeyenler varmış ama...
Ben de TV'deki magazin programlaryla ilgilenmiyorum. İlgilenmediğim için izlemiyorum olup bitiyor. Çözümü basit yani. 🙂
can abi inan çok faydalı bir program yapıyorsunuz iyi hoş güzel ama özellikle dikkatimi çeken kulağımı tırmalayan bir durum söz konusu oldu özellikle de bu programda. önceki bölümlerde de hiç yapmıyordun bunu ama bu programda konuşma aralarında "ııı" "eee" demen çok dikkatimi çekti belirtmeden edemedim. olumsuz bir eleştiri olarak görme ama kusura bakma demeden geçemedim. önceki bölümlere yorum olarak yazacaktım çok akıcı konuşuyorsun bilgi sahibi olduğun belli oluyor konuşmandan diye ama nazar değmesin hasta olmasın da sesi kısılmasın diye yamadım (: saygılarımı sunarım..
Nazik uyarı için teşekkür ederim 🙂 Mitinglerdeki yahut haber bültenlerindeki gibi cama yansıtılan metinden kopya çekme lüksüm henüz yok 😀
İrticalen konuşurken zaman baskısı yaşamak özellikle benim önceden planladığım rotanın dışına çıkan soru ile karşılaştığımda; olabilecek en kısa cevap metnini kafamda hazırlarken hııımm, eeeerr gibi gürültü çıkarttırabiliyor evet 🙂
Öte yandan 87 model olduğum için bebeyken çok Mesut Yılmaz'lı açık oturum dinlemiş olmak da işlemcimde tahribata sebep olmuş olabilir 😀
bu sitenin sunucuları neden toyotaya karşı gıcık bir türlü anlamış değilim.. toyotanın hybridine eski diyorsunuz.. toyota şu an da neredeyse 10 yıldır bu deneyimi kullanan bir marka.. ve resmi sitesinde yakıt tüketimi 3.9 lt görünüyor ş.içi.. siz diyorsunuz çoğu dizelden yüksek.. nerde çoğu dizelden yüksek olacak.. youtubede yakın ağırlıkta ve benzer mantıkla yapılmış auris modelini incelemişler... test sonucu 3 küsür litre çıkıyor.. elektrikli motorun 82 hp olması sayesinde güzel bir tasarruf sağlanabiliyor.. ne sanıyorsunuz toyotayı anlamış değlim.. ayrıca 200 bin km batarya ömrü veriyor bu marka.. hondanın civic için geliştirdiği hybrid modeli 25 hp güç üreten elektrik motoruna sahip ve bu motor ana motora yardımcı şekilde çalışıyor.. ayrıca ş.içi tüketimi 7 lt olarak belirtilmiş resmi sitesinde.. bırakın bu işleri.. madem bilmiyorsunuz yorum yapmayın... söylediğiniz 508 hybrit modelide 35hp elektrik motoruna sahip.. tek avantajı dizel olması olacak.. fakat gözle görünür yakıt tasarrufu sağlamayacak... siz araştırmalarınızı geniş çaplı yapın biraz..
http://www.youtube.com/watch?v=k3W7hqnM0q0
Toyota ile alıp veremediğimiz yok, teknoloji gelişiminde önemli pay sahibi olan, dünyanın en büyük otomobil üreticisi ünvanına da sahip güzide bir marka 🙂
En büyük ünvanını kazanmak için GM ve VW ile baş edebilme uğruna son 10 yılda çıkardığı modellerin tasarımı ve geliştirmesine eskisi kadar özenilmediğini de hatırlatmak isterim. Birinci öncelikleri üretim hacimlerini arttırmaktı zira ve sonsuz gibi gözüken (hala) güvenilrlik kredisinden de bir miktar yedi bu uğurda.
Son tsunami ardından Japonya ayağında sıkıntı yaşaması da küresel bazda kemer sıkma planlarının biraz daha uzayabileceği gerçeğine işaret ediyor. Yakinen ve severek takip ediyoruz kendilerini 😉
Kıyasladığınız modeller doğrudan rakip değiller. Kaldı ki öyle bile olsalar Prius daha iyisi yapılabileceği halde, Amerikan pazarında daha fazlasına gerek olmadığı için güncel şekliyle üretiliyor. Maksat bu modelle prestij kazanmak yerine para kazanmak... Ki suni bir prestij algısı da sağlanıyor o ayrı bir konu! Bu hususta tenkitlerini esirgemeyenler tek biz değiliz, işi bilen herkes durumun farkında. Halefinin bizim de işaret ettiğimiz eksikliklerini giderme adına daha iyi hazırlandığı da gelen haberler arasında 🙂
Tüketim hesabını litre bazında ele alırsanız özellikle hibrid ve elektrikli modellerde kafa karıştırıcı sonuçlar alırsınız... Bahsettiğiniz testler ve tüketim verileri sadece İLK 100 KM İÇİN geçerldir... Ölçüm standardında depo doldurulup teste başlandığı için hibrid araçlarda pil de dolduruluyor. 100km test esnasında batarya yardımıyla normalden daha az tüketim hesaplanıyor ve rapor yazılıyor. Oysa test devam etse mütakip kilometrelerde yeterli şarj olmadığı için bütün yük termik motorda olacak ve günlük kullanımda mikro dizellere göre müsrif 1.8lt benzin motoru haline dönüşecekti... Biz bundan yakınıyoruz. Amerika pazarında zaten Prius muadili araçlar 2,5lt ve üzeri hacimde teknoloji fukarası modeller olduğundan dolayı ekonomik açıdan kimse katalogdaki değerleri yakalayamadığına üzülmüyor orada... Yine de "çevreci" oldukları halüsilasyonuna inandırılmış, tebessüm eşliğinde geziniyorlar.
Henüz bu alanda çok ciddi bir pazar payına sahip olmadığı için elektrikli araçlar, yasal boşluk düzeltilmedi. Sizin kafanızı karıştırıp ön yargılara sevk eden de bu durumun yanıltıcılığı olsa gerek 😉
SimitVesson
Can bey birşey sorucam.
Cadillac Escalade Hybrid' ler nasıllar? Bunlardaki hybrid teknolojisi nedir? Genel olarak değerlendirebilir misiniz?
6 Litre GM V8 üzerine pasif elektrik motoru desteği alarak çalışır. Yani sıfır emisyon modu yok fakat fren enerjisi geri kazanımı var.
Hızlanmalarda alınan elektrik desteğinden ziyade V8'in 4 silindir çalışabilme yeteneği ön planda yakıt ekonomisi adına.
Dikkat etmeniz gereken önemli husus AWD versiyon olup olmadığı. Çünkü sadece arkadan itişli üretimi de mevcut. Bu zaten sıkıntılı olan sürüş dinamiğinin özellikle ıslak, bozuk veya gevşek yollarımızda berbat hale gelmesi demek...
Çağdaş
Bu konu hakkında tüm yazılarınızı okudum işime yarayacak çok özel bilgiler var ben üniversite makine mühendisliği öğrencisiyim ve şöyle bir sorum olacak bu hibrit otomobillerin bir de elektrik devresini açıklayabilirmisiniz yani fren sayesinde depo edilebildiğini okudum bunun dışında başka neler var ? Kısaca normal arabadan farklı olarak nasıl bir elektrik devreye ihtiyaç var. Umarım sorumu açıklayabilmişimdir.Teşekkürler.
Tolga 1.6 D
Hibrid arabalar 1.6 lt nin üstünde üretildiği için ülkemize gelemiyor
Mesela Peugeot 3008 hybrid 4 2000 cc ve üstelik dizel hibrit
ama şu bizim vergi sistemimiz yüzünden gelemiyor
Ama volskwagen golf de 1.4 tsi benzinli hibrit üretimine başlıyor ayrıca Subaru 1.6 dizel hibrit konseptini viziv 2 yi tanıttı bu son derece heyecan verici en azından Astronomik fiyatlar olmaz ve Türkiye ye gelmesi için bir manide kalmaz
Böylece istanbulda kmde 8 10 krs gibi rakamlara ulaşırim
Çünkü yılda 40.000 km yol yapıyorum