meritokrasi hakkında ne düşünüyorsunuz. sizce insanlar her bakımdan eşit midir yoksa yeteneğine, kültürüne, çalışkanlığına ve zekasına göre toplumsal bir hiyerarşiye mi sahip olmalıdır?
bence her insanı eşit kabul etmek insanın eğitim seviyesini, genel kültür düzeyini ve toplumu dönüştürme yetisini inkar etmek olur. o yüzden insanlar zekasına ve çalışkanlığına göre toplumsal statüye sahip olmalıdır. mesela üniversite mezunu kişilerin oyu, eğitim almamış kişilerle aynı değerlendirilmemelidir.
tabiki bunu söylerken toplumun alt tabakası olacak kişilerin dışlanmasını savunmuyorum. herkes için yeterli koşulun ve fırsat eşitliğinin sağlanması ve bunun üstüne emek ve çalışma ile bir yerlere gelinmesini savunuyorum. meritokratik düzenin tüm sorunu çözeceğini düşünmüyorum ama bence dünyanın ihtiyacı olan bir ideoloji.
Teknoseyir gündemi
#TeknoYardım#wolverine#DubleksPC#AceCombat8#gog#THERMALTAKE#ILL#GOW#şirket#control#GodOfWarRagnarokSon bir saat içinde 127 ziyaretçi, 111 kayıtlı kullanıcı giriş yaptı.
- © 2026 TeknoSeyir
- Hakkımızda
- İletişim
- Kullanım Koşulları
- Gizlilik Politikası
- Sosyal Ağ Kuralları
- RAM desteği bilendenal.com tarafından sağlanmaktadır.
- Sunucu desteği DGN Teknoloji tarafından
sağlanmaktadır.
e-kitap varsa güzel yoksa bildiğin gomünistlik 🙂
@aytacesmebasi illegal yok dostça paylaşım var 😬
Ben bu olaya katılmıyorum açıkçası. İnsanların eşitliğine aykırı bir durum. Sonuçta kimin ne kadar okuyup kendini ne kadar geliştirdiğini bilemezsin.
hiyerarşilerin tamamı insanlığa zararlı... tüm imkanlar tüm insanlara eşit dağıtıldığında bu soruyu tekrar konuşalım... her imkan aynı olacak ama anne ve baba'nın sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel imkanları da dahil... mümkün mü?
Bu düşüncenin monarşiden farkı ne ? İki düşüncede sonuç olarak aynı yere çıkıyor. Dediğiniz sistemde kimi başa getireceğiz peki ? En iyi matematik bileni mi, yoksa tarih bileni mi? Bize gerekli olan toplumun tüm kesimlerini eşit oranda temsil edebilecek bir yönetim şekli.
Bütün yönetim şekilleri gibi bunun da güzel yönleri gibi bir sürü saçma ve pratikte uygulanması imkansız yönleri var.
Daha önce de söylemiştim. Bu eşitlik olayı doğal yollarla ortaya çıkmalıdır. Yani bireyin kendisine, ortamına ve imkanlar dahilinde oluşması gereken bir olay. Ancak, bu şu anlama gelmemelidir. O bireyin kendisinden, ortamından ve imkanlardaki varlık yokluk ilkesinden yola çıkarak, olana daha çok olmayana daha az imkan sunulmamalıdır. Bu kesinlikle olmamalıdır, bana göre de gerçek anlamıyla eşitlikten söz etmek için bu şekilde hareket edilmemelidir. Gerçek eşitlik budur.
Ya da farklı davranılmamalıdır. Gerçek eşitlik budur, yoksa para parayı çekiyor diye paralıya daha iyi davranıp, parasıza daha kötü davranılmamalıdır. İşi daha iyi yapıyor diye daha çok maaş kötü yapıyor diye daha az maaş verilmemelidir. Okuyor diye daha çok bilgi sağlayıp, daha az okuyor diye bilgiyi saklamamalıdır. Herkesin farklı bir bakış açısı vardır.
Öğrenim seviyesi, kalitesi problemi çözüldüğünde, an itibari ile sorun olan birçok şey ortadan kalkmış olacaktır. Önce onu düzeltmeden yapılan her değişiklik tuhaf sonuçlar doğuracaktır.
Günümüze kadar kast sistemi kullanan bir sürü toplum hayat buldu, hala da buluyor ama toplumun huzurlu olup olmadığını sorgulamıyor. Her türlü kast sistemi enin de sonun da elde patlar.
Oy örneğine gelirsek, burada bir sürü etken var ki en önemlisi yukarıda bahsettiğim olaydır. Yani bilgiyi saklamaktır. Bunu bizim siyasetçilerimiz çok güzel yapmaktadır örneğin. 90 yaşında, okumamış adama her şeyi açık açık anlatırsan o da doğru oyu kullanacaktır. Ancak, bilgi saklanmaktadır. Çok güzel bir örnek ise termik santral vak'asıdır.
Ne yaparsanız yapın, o bacadan tüm zararlı partikülleri süzemeyeceğiniz açıktır (bu bir doğa kanunudur). Kömürün verimsiz, lüle taşının da önemli bir maden olduğu açıktır ki en önemli konu ekilebilir alan kaybı yaşanacaktır. Üstelik, bir sürü alternatif çözümü var iken neden bölgedeki kömürün işletilmek istendiği anlatılmalıdır. Madem böyle bir kaynak vardı, neden doğal gaza geçildiği de anlatılmalıdır. Kaldı ki, bölgenin güneşlenme oranı da iyidir. Neden güneş enerjisi santrali kurulmadığı da anlatılmalıdır.
Bu kadar bilim dalı doğru bilgiyi edinebilmek için ortaya çıkmıştır. Eğer gerek olmasaydı, bunca yıl, bunca insan neden kafayı patlatıyor?
Eşitlik, her şey gerçek eşitliğe dayanır. Bilgi hiç bir zaman saklanmamalıdır.
Meritokrasi eşit hak olmuyor muydu ya? Çoban çocuğu ile ağa çocuğu aynı yerden başlayıp yükselebiliyor filan. Yükselemezse toplum baskısı altında kalıyor. Beceriksiz denebiliyor.
"..... 90 yaşında, okumamış adama her şeyi açık açık anlatırsan o da doğru oyu kullanacaktır. Ancak, bilgi saklanmaktadır." Önce bunu yazayım.
Çünkü kararı toplum değil, birey veriyor. Toplum, bireylerden oluşur. Bireyi refaha kavuşturursan, toplum da refaha kavuşacaktır. Bilgiyi toplum değil, birey öğrenir. Öğrendiğinde toplumda öğrenir. Ayrıca refah eşitlikle olur, sen refaha ulaşacak olanağı eşit olarak verirsin. Gerisi birey kalmıştır.
Loto'dan 2 milyon kazanan adama kim gerekli bilgiyi verdi de yanlış kullanan oldu.
Bireye eşit bilgiyi veriyor musun, eşit imkanı sunuyor musun, eşit davranıyor musun? Hani nerede ne zaman davranıldı? Yüzyıllar boyu sömürülen Afrika'nın ne suçu vardı da fakir yaşamaya mahkum?
Bunca yüzyıl Afrika'ya gerekli bilgi sağlansaydı ne olurdu acaba?
@ermanyurdakann; Siz beni yanlış anlıyorsunuz, eşitlik denen kavran sağlanması gereken şeylerde olmalı ile bireyler arasında olmalı arasında fark var. İmkanlar eşit dağıtılmalı, bireyler eşit olmalı değil. Kaldı ki doğanın kanunlarına aykırı, refah imkanların eşit dağıtılmasıyla ortaya çıkar. Ha tonla para kazanır (refah içinde yaşar) çöp toplar (küçük görmek anlamında söylemiyorum, sonuçta alın teri ile para kazanıyor, yanlış anlaşılmasın); zekidir, okuyup öğrenmiştir çöpçünün 100 katı kazanır ama yine refah içinde yaşar. Dolayısı ile toplum, refah ve huzur içinde yaşar. Önemli olan bireylerin eşitliği değil ki zaten mümkün değil (doğaya aykırı). Ama imkanlar eşit olmalıdır. Sadece parası olan adalete, sağlıka, eğitime, eğlenceye sahip olmamalıdır. Fakiri de zengini de sahip olmalıdır, refah ancak böyle sağlanır.
"mesela üniversite mezunu kişilerin oyu, eğitim almamış kişilerle aynı değerlendirilmemelidir." demişsiniz ancak bu yanlış bakış açısına sahip bu güne kadar ne insanlar (serseriler / soytarılar) gördüm okumuş olduğuna şahit ister ama mezun ve enazından iki senelik bir universite bitirmek çok zor bir iş değil günümüzde.
Bir insanın sadece diplomasına bakarak alınacak kararda hatalı olacaktır, okumuş her insanıda, okumamış her insanıda aynı kefeye koymak da hatalı olacaktır.
Örneğin köy yerlerindeki okumamış insanların, kurulacak çevreye zararlı yada felaket halinde çevreyi kireletecek fabrikaların ve santrallerin kurulmasını istememesi gibi ...
Örneğin hazırlık okuyup ardından 4 yıllık hukuk fakültesini bitirecek ardından 1 senede staj yapacak olan yani toplamda 6 sene okul okuduktan sonra ve ezberide iyi ise sınavdan geçecek bir insanı ele alalım. Bu kişinin yazılı sınavdan ve mulakattan sorulara doğru cevaplar vererek başarılı olduğunu ve sonucunda hakim yada savcı olduğunu düşünelim.
Bu kadar çetrefilli yollardan geçerek gelinen bu durumda bile, bir hakim yada bir savcının önüne gelecek olan davalarda insanı kararlar vermesi ile üniversite mezunu olması arasında hiç bir bağlantı olmayacağınında dikkatini çekerim.
Bu ve çoğaltabileceğim binlerce örnek nedenden ötürü görüşünüze katılmadığımı bilmenizi isterim.
slaytlarla, derleme kitaplarla, öğretme yeteneğinden yoksun, tembel akademisyenin oyu çalışkan ve ahlaklı bi garsonun oyundan daha mı değerli olmalı? neden?
bence herkesin işini doğru yapmaya zorlandığı bir sistem doğru olandır, ki buna politikacılar da dahil olacağından sorun tepeden tırnağa çözülmüş olur.
zeka-çalışkanlık kıstasında yükselenler gerçekten insanlığa fayda sağlamak için mi uğraşıyot sence? yoksa nasıl dah çok para kazanırım, ya da nasıl patronuma daha fazla kazandırırım a mı uğraşıyor? bu motivasyonu yadırgamıyorum ama bi idealim olacaksa onu böyle bi temele oturtmazdım.